İnsanlar Maymundan Geliyorsa Şimdiki Maymunlar Neden İnsan Olmuyor?

Yazdır İnsanlar Maymundan Geliyorsa Şimdiki Maymunlar Neden İnsan Olmuyor?

Evrimle doğrudan ilgisi olmayan herkesin yakından tanıdığı bir sorudur bu: "Madem insanlar maymundan geliyor, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?" Soru, evrimle ilgili o kadar ikonik ve komik bir hale geldi ki, internette şunun gibi oldukça ilginç videolar bulmak bile mümkün:

Buna rağmen, soru aslında son derece önemli ve bilgilendirici. Ancak bu soruyu art niyetli amaçlarına, kendi öznel emellerine ve şahsi inançlarına alet eden evrim karşıtları ve bilim düşmanları, soruyu o kadar fazla "ayağa düşürdü" ki, evrime yeni giriş yapan birçok insan soruyu sormaktan ve cevabını aramaktan çekiniyor. Halbuki bu soruyu anlamak, evrimin "insan-maymun ilişkisi"nden ibaret olmadığını anlamak açısından büyük öneme sahiptir. İşte bu yüzden biz, bu makalemizde, hem bu soruyu hem de sorunun özünde yer alan "İnsanlar maymunlardan mı evrimleşmiştir?", "Maymunlar neden insana evrimleşmiyor?" gibi sorulara modern bilimin bulguları ışığında net cevaplar vermeye çalışacağız. Umuyoruz ki tüm okurlarımıza faydalı olacaktır. 

 

İnsan-Maymun İlişkisini Anlamak İçin "Evrim Ağacı"nı Anlamak...

Evrimsel süreç içerisinde bütün canlılar tek bir atadan dallanarak evrimleşmiştirler. Her yeni türün farklı popülasyonları, nesiller içerisinde, daha fazla sayıda türün evrimine neden olmuştur. Evrim, bu şekilde dallanarak, her bir türden, yüz binlerce ve milyonlarca yıl içerisinde yeni türlerin evrimleşmesiyle ilerleyip gitmektedir. Basit yapılı canlılardan, kademeli olarak, seçilim mekanizmalarının etkisi altında giderek karmaşık türler evrimleşmiştir. İnsan, şempanze, martı, orkide, çam ağacı, Platypus, gergedan gibi oldukça karmaşık türlerin evrimleşmesi, tüm türlerin ortak atası olan tek hücrelilerden sonra milyarlarca yıl almıştır ve bu süreçte on milyonlarca tür yok olmuş, farklılaşmış, türleşmiştir. Aslına bakarsanız, var olmuş bütün türlerin %99.9 civarının yok olduğu düşünülmektedir. Yani gezegenimizdeki 8.7 milyon ökaryotik ve milyonlarca prokaryotik tür, bugüne kadar var olmuş bütün türlerin %0.1 civarını temsil etmektedir! Evrim tarihi, evrimleşmeler tarihinden ziyade, yok oluşlar tarihidir! 

Var olan ve var olmuş bütün türlerin birbirleriyle farklı seviyelerde akrabalık ilişkisi bulunmaktadır. Tıpkı kardeşlerinizi, anne-babanızı, amcanızı, halanızı, kuzenlerinizi, dede ve ninelerinizi içeren aile ağaçlarını çıkarıp, bunların birbirinden farklı uzaklıktaki akrabalık ilişkilerini tek bir ağaç üzerinde ifade edebilmeniz gibi, türleri de birbirlerinden farklı uzaklıklarda akrabalık ilişkilerine göre bir ağaç üzerine yerleştirmeniz mümkündür. İlkine "Soy/Aile Ağacı" deriz. İkincisine ise "Evrim Ağacı". Evrimsel Biyoloji'de türler arasındaki ilişkiler genetik, morfolojik, fizyolojik, anatomik, davranışsal, gametik, embriyolojik ve daha nice farklı analiz sonucunda ortaya çıkarılır. Nefes kesici olan, bir tür için, bu farklı veri hatlarının her birinin aynı Evrim Ağacı'nı doğruluyor olmasıdır. Örneğin morfolojik analiziniz bir ağaç verirken, genetik analiziniz bambaşka bir ağaç vermez. Ne kadar fazla veri hattı kullanırsanız, o kadar gerçeğe yakın ağaçlar elde edersiniz ve bulgularınızı bir o kadar fazla desteklemeniz mümkün olur. Modern bilim içinde evrimin bu kadar kıymetli ve güçlü olması bu nedenledir. Türler arası akrabalık ve evrimsel ilişkileri ortaya koyma konusunda tartışmaya yer olmayan bir güce ve açıklığa sahiptir.

Bu evrim ağaçlarını takip ederek türlerin birbirleriyle olan her türlü ilişkisini tespit etmeniz mümkündür. Hatta evrim ağaçları ile soy ağaçlarını birbirine bağlamak da mümkündür! Tipik bir evrim ağacı üzerindeki her bir dala, eğer ki yüzlerce ve binlerce kat yakınlaşacak ("zoom yapacak") olursanız, o dalların aslında milyonlarca bireyin birbirleriyle akrabalığını gösteren karmakarışık soy hatlarından oluştuğunu görürsünüz. Soy hatlarındaki dallanmalar, uzun vadede evrim ağacı üzerindeki dallanmalara neden olur! Yani birkaç nesil geriye giderek büyükbabalarınızı ve ikinci derece kuzenlerinizi tespit edebilirsiniz. Bu noktada, evrimsel olarak yeterli geçmişe gitmiş olmazsınız. Ancak birkaç yüz nesilde, yeryüzünde yaşayan bütün insanların yine insan olan ortak atalarına ulaşırsınız. Bir Zimbabweli veya bir Avustralya yerlisiyle ortak dedeleriniz ve ninelerinize yani! Bunu daha da geriye devam ettirecek olursanız, diğer türlerle olan ortak olan, artık "insan" olmayan ortak dede ve ninelerimize ulaşırsınız. İşte evrim ağaçları bu yüzden etkileyici ve güçlüdür. Bu ağaçların nasıl yaratıldığıyla ilgili olarak ""Evrim Ağacı" Nedir, Nasıl Tasarlanır? Soy Ağaçları ile Evrim Ağacı Arasındaki İlişki Üzerine..." ve "Evrim Ağacı Nasıl Yaratılır?" başlıklı makalelerimizi okuyabilirsiniz.

Örneğin insanlar ve yaşayan en yakın akrabalarının Evrim Ağacı'nı şöyle verebiliriz:

İnsanlar ve Yakın Akrabaları
Kaynak: Evrim Ağacı

 

Görüldüğü gibi biz Homo sapiens, en sağ taraftayız. En yakın akrabalarımız arasında Homo habilis, Homo erectus, Homo neanderthalensis gibi türler yer almaktadır. Dikkat edebileceğiniz gibi, bunların isimleri de bizler gibi Homo ile başlamaktadır. Bu sözcük, Latincede "insan" demektir. Bunun ne kadar büyük bir farkındalık olduğunu bir düşünün: Türümüz, var olmuş tek "insan" türü değil! Tarihte, bizler gibi başka insan türleri de var oldu. Ancak bunların soyu tükendi ve geriye sadece bizler kaldık. Şu anda Dünya üzerinde var olan bütün insanlar, tek bir istisnası bile olmaksızın, Homo sapiens türüne aittir. Ancak bu her zaman böyle değildi. Bir zamanlar türümüz, başka insan türleriyle bir arada yaşadı; hatta Homo neanderthalensis (Neandertal İnsanları) ile çiftleştik bile! Bunların detayları başka yazılarımızın konusu; ancak insanın tek "insan" türü olmadığını anlamak bile hayat görüşünüzü kökünden değiştirecek bir konudur. 

Homo cinsi içerisindeki türlerden sonra, bize en yakın olan türler ağaç üzerinde sırayla, sağdan sola verilmiştir: Ardipithecus, Australopithecus ve Kenyanthropus gibi cinsler (ve bu cinsler altındaki birçok diğer tür), insan değildir ama "insansı" türlerdir. Bunlardan ilerleyen kısımlardan bahsedeceğiz. Ne yazık ki bu kuzenlerimiz ve atalarımız da artık aramızda bulunmamaktadır. "Kuzenlerimiz ve atalarımız" diyoruz; çünkü Australopithecus gibi bazı cinsler, biz insanların doğrudan atasıdır. Kenyanthropus gibi cinsler ise atamız değil, sadece kuzenimizdir. Tıpkı dedenizin sizin atanız olması; ancak amca kızınızın kuzeniniz olması gibi...

Bir basamak daha öteye gittiğimizde, artık aramızda halen bulunan kuzenlerimize ulaşırız: Pan cinsine... Yani şempanzelere (Pan troglodytes) ve bonobolara (Pan paniscus). Sonrasında ise sırasıyla goriller (Gorilla), orangutanlar (Pongo), Gibonlar (Hylobates) gelir. Sonrasında ise örümcek maymunları gibi kuyruklu maymunlar, daha sonraysa lemurlar gibi ön maymunlar... Görebileceğiniz gibi, insandan uzaklaştıkça, türlerin insana benzerliği de giderek azalmaktadır. Aslına bakarsanız, bu süreci bir miktar daha devam edecek olursanız, primatlardan tamamen çıkarak kemirgen-benzeri sürüngenlere ulaşırsınız. Bu canlılar, artık maymun görünümlü canlılar bile değildir! Ancak yine de bizim akrabalarımızdır. Neden? Çünkü var olmuş ve var olan bütün türler birbiriyle çeşitli derecelerde akrabadır. Bir Amerika Yerlisi'nin size benzer deri rengine ve saç yapısına sahip olmaması, onunla akrabalığınız olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Benzer şekilde, bir balığın ilk etapta bize benzer olmaması, akraba olmadığımız anlamına gelmez. Zaten eğer ki yeterince dikkatli ve eğitimli bir şekilde bakacak olursanız, balıklar ile insanlar arasındaki sayısız benzerliği de görmeye başlarsınız. Bu benzerlik, akrabalık ilişkisinin bir sonucudur. Bu konuyla ilgili olarak Neil Shubin'in İçimizdeki Balık başlıklı kitabını tavsiye ederiz. Canlıların birbirine benzer olmasının neden evrimsel akrabalık ilişkisi anlamına geldiğini öğrenmek içinse aşağıdaki videomuzu izlemenizi tavsiye ederiz:

Uzun lafın kısası, farklı türler arasındaki evrimsel ilişkiyi bir evrim ağacı figürüne bakarak anlayabilirsiniz. Geriye doğru gittikçe, bu türlerin yukarıda bahsettiğimiz analizleri giderek birbirlerine benzer olur ve sonunda tek bir ortak atada buluşurlar. Unutmamak gerekiyor ki evrim ağaçları üzerinde tüm ortak atalar ve bütün türler yazılmaz. Bu durum, söz konusu ortak ata ve geçiş türlerinin bilinmediği anlamına gelmez. Tek amaç, ağacı fazla kalabalıklaştırmadan gerekli bilgileri aktarabilmektir. Örneğin insanlar ile şempanzelerin son ortak atası Orrorin tugenensis isimli bir maymun türüdür. Onun en yakın akrabalarından birisi Sahelantropus tschadensis isimli bir diğer türdür. Bunların her ikisi de günümüzden yaklaşık 6 milyon yıl önce Afrika'da yaşamıştır. Bu ortak ata yaşarken, gezegen üzerinde ne insanlar vardı, ne de şempanzeler... Ortak atalar, torun türlerin evrimini mümkün kılacak ara basamaklardır. Gerçekten de, Orrorin cinsinin Afrika'daki popülasyonunun izolasyon mekanizmaları ve sonrasında gelen seçilim mekanizmalarıyla birbirinden ayrışması sonucu, 6 milyon yıllık bir süre zarfı sonunda "insan" ve "şempanze" dediğimiz türler evrimleşmiştir. Ve tabii ki "insan" altındaki 14 farklı tür de bu süreçte evrimleşmiştir. Yani bu evrimleşme süreci bir anda olmamıştır. Örneğin Orrorin dediğimiz ortak atadan, insana giden yolda şu anda 30 farklı tür bilmekteyiz (bunların 14 civarı doğrudan insan türleri!) ve muhtemelen daha fazlası da zaman içerisinde keşfedilecek. Bunlardan anlaşılabileceği gibi, evrimsel süreçte birçok dallanma ve birçok yeni tür oluşur, birçokları başarısız olarak elenir, sadece bazıları günümüze ulaşabilir. Örneğin insana giden kolda sadece "modern, düşünen insan (Homo sapiens)" türü hayatta kalmışken, şempanzelere giden kolda 2 tür, Pan troglodytes (şempanze) ve Pan paniscus (Bonobo) hayatta kalabilmiştir. Daha iyi anlamanız için, o 6 milyon yıl önceki atadan, sadece insana giden kola dair bir görsel sunalım. 

Modern İnsana Giden Soy Hattındaki Diğer İnsanlar ve İnsansılar...
Kaynak: Language Evolution

 

Hatırlayacak olursanız, ilk görselde şempanzeler ile insanın ortak atasından, insana giden kol tek bir çizgi olarak gösterilmekteydi. Çünkü Evrim Ağacı'nın o dalına yeterince yakınlaşılmamış, yeterince detay aranmamaktaydı (ağaçların tek bir ekrana sığdırılabilmesi için). Ancak o Evrim Ağacı dalına daha yakından bakacak olursanız, yani adeta o kol içerisine "zoom" yaparak girecek olursanız, yukarıdakine benzer daha detaylı bir ağaç göreceksinizdir. Bu, son 6 milyon yıldaki insan türlerinin bir kısmını göstermektedir. Ki burada, birçok türe yer verilmemiş, sadece meşhur ve evrimsel biyoloji camiasında genelgeçer kabul gören türler gösterilmiştir. Eğer 30 tür konulacak olsaydı, ağacın okuması zor olabilirdi. İşte birkaç paragraf geride, eğer Homo sapiens'e giden tekil dala daha da yakınlaşırsak ("zoom" yaparsak), bugüne kadar yaşadığı tahmin edilen 109 milyar insanın birbirine bağlı soy hatlarını görürüz dememiz de bundandı. Bu kadar çok bireyin hepsinin tek bir ekranda gösterilmesi imkansız olduğu için (ve tabii ki, henüz tüm insanları birbirine bağlayan eksiksiz bir soy ağacı inşa edilmediği için), tüm Homo sapiens bireyleri Evrim Ağacı üzerinde tek bir dal olarak gösterilir. Hem her bir canlı türünün her bir bireyi, hem de o türlerin kendileri, zamansal ve akrabalık ilişkilerine bağlı olarak birbirine harika bir şekilde bağlanıyor. Büyüleyici, öyle değil mi? Evrimsel biyoloji olmasaydı, bu gerçeklerin hiçbirini anlamlandırmamız mümkün olmazdı.

Yani insan türü evrimleşene kadar, sadece birkaç milyon veya birkaç on milyon öncesine kadar gidecek olursak bile, birçok ara tür evrimleşmiştir ve çeşitli sebeplerle (iklim, avcılar, adaptasyon sorunları, diğer türlerin etkisi, biz modern insanların etkisi, hastalıklar, vs.) yok olmuşlardır. Eğer evrim tarihi için önemsenmeyecek kadar kısa, insan yaşamı için akıl almaz derecede uzun bir zaman dilimi olan 6 milyon yıl öncesine kadar gidecek olursak, yolda toplamda 30 civarında insan ve insansı tür ile karşılaşırız. Homo sapiens bu süreçteki şimdilik en başarılı türdür, bu yüzden hayatta kalmıştır. 20 milyon yıl kadar geriye gidersek, ortak atalarımızdan ayrılan bazı diğer türlerin de, birçok ara türden geçtikten sonra günümüze kadar ulaştığını, "başarılı" olduğunu görürüz: şempanzeler, goriller, orangutanlar bunlardan bazılarıdır. Bir diğer makalemizde açıkladığımız üzere insanın evrimi özellikel Doğal Seçilim mekanizması açısından dikkate değer miktarda yavaşlamış olsa da, durmuş değildir. Türümüz de önünde sonunda değişecek, ciddi çevresel değişimler ve hatta diğer gezegenlerin kolonize edilmesi sırasında yaşanacak tür içi izolasyonlar nedeniyle yeni türlere evrimleşecektir. Muhtemelen bu yeni insan türlerinden sadece bir kısmı başarılı olacak ve evrim bu şekilde sürüp gidecektir. Bu açıdan bakıldığında görüleceği üzere, modern insan türü olan Homo sapiens de bir "ara tür"dür. Esasında, bu videomuzda, bu makalemizde ve bu yazımızda açıkladığımız gibi, zaten her tür bir "ara tür"dür. Bir çilek bitkisi de, yoldan geçen kirpinin türü de, biz modern insanlar da, evlerimizdeki köpekler de...

Dolayısıyla, zaman geçip, nesiller değiştikçe türler evrimleşir. Bu evrimsel sürecin "şimdiki zamanı" ile "geçmiş zamanı" arasındaki zaman diliminde, sayısız ara tür evrimleşir ve yok olur. Yok olan türler, günümüze kadar ulaşamayan türlerdir. Bunlar, evrim ağacının en dış katmanlarına ulaşamayan dallar olarak gösterilirler. Bu türlerin her biri, kuzen ve ata ilişkileriyle birbirine bağlıdır. İşte bu bağ, görsele dönüştürüldüğünde, bize de adını veren "Evrim Ağacı" (veya "Yaşam Ağacı", "filogenetik ağaçlar") denen ağaçlar elde edilir. Örneğin aşağıdaki görselde, çok sayıda tür grubunun birbirleriyle olan evrim ilişkilerine tek bir görselde yer verilmektedir. Unutmayın ki bu tür grupları altında da (örneğin "akciğerli balıklar" veya "kaplumbağalar" altında da) sayısız tür bulunur. Eğer ki ağacın o kısımlarına "zoom" yapacak olursanız, bu türlerin de birbirleriyle ilişkilerini görürdünüz. O türlerden herhangi birinin evrim ağacı üzerindeki tekil dalına da yakınlaşacak olursanız, bu durumda o türün tüm popülasyonları içerisindeki her bir bireyin birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerini görmeniz, teorik olarak mümkün olurdu. Bu devasa ağacı takip ederek, birçok tür grubu arasındaki ilişkiyi ve yaklaşık zamanlarını okuyabilirsiniz:

 

Kaynak: Evrim Ağacı

 

Burada o kadar fazla tür vardır ki, isimleri en uca yazılmış olmasına rağmen görmekte zorlanabilirsiniz. Yüksek çözünürlükte birçok görsel bulunabilir, burada bir tanesini vermiş olalım. Ancak önemli olan şudur: Bu devasa ağaçta, her canlının bir diğeriyle farklı bir ortak atası bulunmaktadır. Bu ata, o ikisinin karışımı şeklinde değildir. Genellikle, evrimsel süreçte birbirinden çok ayrılmış iki türü (örneğin muz bitkisi ve insan türünü) ve bunların ortak atasını inceleyecek olursanız, Evrim Ağacı üzerinde oldukça geriye gitmeniz gerekir. Örneğin muz ile insanın ortak atası, günümüzden yaklaşık 1.5 milyar yıl önce yaşamış basit yapılı bakterilerdir. 1.5 milyar yıl öncesinden, bu iki türe ulaşana kadar binlerce, on binlerce ara tür var olmuş ve yok olmuştur; bu ara türlerden evrimleşen başka ara türler, günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bugüne ulaşabilen bu türler, muz bitkisine ve insana farklı uzaklıkta akrabalığa sahiptirler. Bu, yaşayan (ve yaşamış) her iki tür için aynen geçerlidir.

Elbette, evrim ağacı üzerinde birbirine daha yakın yerleştirilen türler, daha yakın akraba olan türlerdir. Soy ağacınız üzerinde kardeşinizin, amca kızınızdan daha yakın olması gibi... Buna bir örnek, şempanzelerle ortak atamız olan Orrorin sp. ("sp." kısaltması, "bahsedilen cinse ait herhangi bir tür" demek için kullanılır) türü ile, insanın ve şempanzenin büyük oranda birbirine benziyor olmasıdır. Muz bitkisi ile insanın ortak atası milyarlarca yıl önce yaşamış, çok daha basit yapılı hücrelerken; insan ile şempanzelerin ortak atası, bu iki türe çok daha fazla benzeyen bir diğer maymun türüdür. Modern insan (bizler) ile Neandertal İnsanları'nın ortak atası olan Homo heidelbergensis türü ise bize, Orrorin'in bize benzediğinden kat kat fazla benzemektedir, çünkü bu kuzenlerimiz sadece birkaç yüz bin yıl önce yaşamıştır. Orrorin ise 6-7 milyon yıl önce... Sadece insan ve şempanze için değil. Örneğin serçe ve martının ortak atası olan tür, serçeye ve martıya, serçe ve iguananın ortak atası olan türden çok daha benzerdir. Serçe ve iguananın ortak atası ise bir serçeye, serçe ile karanfilin ortak atasından kat kat fazla benzeyecektir; çünkü serçe ve karanfilin ortak atası gene milyarlarca yıl önce yaşamış tek hücreliler olacaktır (belki de biz ile muzun ortak atası ile aynı canlı türü, veya ona çok yakın bir tür bile olabilir!). 

Tüm bunların sebebi şudur: Evrimsel süreçte ele aldığınız türlerden başlayarak, evrim ağacı üzerinde geriye gidersiniz ve dalların kesiştiği nokta, türün ortak atasına işaret eder. Evrim ağaçları, ya da filogenetik ağaçlar, bu şekilde okunur ve yüz binlerce bilim insanı, onlarca ve yüzlerce yıldır bütün türleri bünyesinde barındıran evrim ağacını tamamlamak için çalışmaktadırlar. Daha çok yolumuz var; ancak kat ettiğimiz yol baş döndürücüdür.

Son verdiğimiz evrim ağacından yapabileceğimiz bir diğer önemli çıkarım da, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türlerin ortak atasının 3.8 milyar yıl önce yaşamış ilkin yapılı bir canlı (muhtemelen bir arke veya bir bakteri) olduğudur. Bu canlılara biz "koaservatlar" (ya da "ön hücreler") diyoruz. Bunun nasıl cansızlıktan doğal süreçlerle evrimleştiğini merak ediyorsanız, Makale Arşivi'mizdeki Abiyogenez yazı dizisini okumanızı tavsiye ederiz. 

 

Maymun Nedir?

 

Bu konuyu etraflıca aşağıdaki videomuzda izah ettik, öncelikle onu izlemenizi tavsiye ederiz:

 

 

Şu ağaca bir göz atalım:

 

Eskiden yaygın olarak kabul edilen bir ekole göre "maymunlar", taksonomi dahilinde parafiletik bir grupturlar. Parafiletik gruplar, ortak bir ataya ait tüm torun türleri içerisine almayan taksonomik gruplardır. Yukarıdaki görselde bu görülmektedir. Görselde Eski Dünya Maymunları (Cercopithecoidea) ile Yeni Dünya Maymunları'na (Platyrrhini) hep birlikte "maymun" adı verilmekte, "İnsansı Maymunlar" veya daha doğru bir şekilde "Kuyruksuz Maymunlar" olarak bildiğimiz Hominoidea ise bunun dışında bırakılmaktadır. İşte bu yüzden, böyle bir dışlanma yapıldığı için maymunların "parafiletik" bir taksonomi grubu olduğu söylenmektedir. Yani incelenen grupların ortak atasından evrimleşmiş tüm torunlar aynı gruba alınmamaktadır (bu durumda kuyruksuz maymunlar dışlanmaktadır). 

Bu ekole göre "İnsansılar" veya "İnsansı Maymunlar" veya kısaca "İnsaymunlar" (Ape) olarak bilinen ama daha doğru isimlendirmenin "Kuyruksuz Maymunlar" olacağı Hominoidea; yani insanlar, insansı ataları ve yakın akrabaları (şempanzeler, bonobolar, goriller, orangutanlar) birer maymun değildir! Biz her ne kadar bir şempanzeye düşünmeden "maymun" diyor olsak da, eskiden yaygın olarak kabul edilen bilimsel terminoloji açısından şempanze de, tıpkı insan, orangutan ya da goril gibi bir maymun değildir. Bunlar "insansı maymun" olarak bilinirler. Evet, "maymun" değil, "insansı maymun". Hani adeta bu ekolü savunan bilim insanları, "Tamam, insanın, şempanzenin, gorilin, orangutanın da maymun olduğunu biliyoruz ama, biraz ayrı tutalım onları, böyle biz de varız ya içerisinde, daha bir üstün olmalıyız sanki?" demektedirler. Açıkçası Evrim Ağacı olarak biz, pek bir bilimsel arkaplanı olmayan, halk tepkisini önlemeye yönelik bu "korkak" tutumu bilim insanların yakıştıramamaktayız.

Eskiden yaygın olarak kabul edilen, günümüzde giderek terk edilmekte olan bu aynı ekole göre, Yeni Dünya Maymunları arasında bulunan marmosetler, tamarinler, kapuçin maymunları, sincap maymunları, baykuş maymunları, titiler, saki maymunları, uakariler, örümcek maymunları, bağıran maymunlar; Eski Dünya Maymunları arasında bulunan babunlar, makaklar, vervetler, kolobus maymunları, lutunglar, surililer, langurlar, doklar, proboskisler, domuz-kuyruklu maymunlar isimlerinden de anlaşılabileceği üzere birer maymundur. Bunlardan başka onlarca maymun türü bulunmaktadır, biz sadece bazı örnekler verdik.

Ne var ki, bu kullanım kafaları karıştırabilmektedir. Çünkü insanların dahil olduğu İnsaymunlar (İnsansı Maymunlar veya Kuyruksuz Maymunlar), Eski Dünya Maymunları ile yakın, Yeni Dünya Maymunları ile daha uzak akrabadır. Dolayısıyla, Eski Dünya Maymunları ve Yeni Dünya Maymunları içine alan "maymun" sözcüğü, insanları ve yakın akrabaları olan Kuyruksuz Maymunları dışlamaktadır (her ne kadar "insansı maymun" derken "maymun" sözcüğünü kullansak da). Modern taksonomide sınıflandırmalar en küçük gruptan başlayarak, en yakın akrabaları içine alarak genişleyerek yapılmaktadır; buna rağmen "maymun" sözcüğü bu genel yaklaşıma ters bir isimlendirme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bunun sebebi, ne yazık ki bilim insanlarının günümüzden on yıllar önce şahsi görüşlerinin yanılgılarına düşmeleridir. Tıpkı bilim düşmanı olan kitlelerin kendi düşüncelerinden yola çıkarak doğayı kafalarına göre yorumlayıp isimlendirme merakları gibi, bu şekilde çok çok nadir de olsa bilimin içerisinden gelen insanlar da, düşünceleri, ahlaki yaklaşımları, şahsi inançları ve kimi zaman da insanları korkutup galeyana getirmeme meraklarından ötürü bilimsel tarafsızlıklarını yitirmektedirler. İnsanları, "maymun" olarak saymamak ve isimlendirmemek adına, maymun sözcüğü insanları içine alan bir grup olarak kullanılmamış ve tamamen anlamsız ve kafa karıştırıcı bir şekilde sadece Eski Dünya Maymunları ile Yeni Dünya Maymunları'nı kapsamıştır. Bunun kültürel sebepleri oldukça anlaşılırdır; ancak bilimsel bakıldığında bu tam bir saçmalıktır.

Bunun bir diğer sebebi de, genetik bilimi güçlenmeden önceki zamanlarda yapılan taksonomik sınıflandırmaların sadece kemiklere ve antropolojiye göre yapılmış olmasıdır. Ancak sonradan genetiğin güç kazanması ve yaygınlaşmasıyla, evrimsel biyoloji ile bir araya gelmesiyle birlikte, gerçek çok net bir şekilde ortaya çıkmıştır: insanların da içerisinde bulunduğu İnsansu Maymunlar da, Eski Dünya Maymunları ve Yeni Dünya Maymunları ile birlikte bir bütün olarak "Maymunlar" infratakımının bir üyesidirler. Dolayısıyla biyolojik olarak bir insan Memeli (Memeliler Sınıfı'ndan) olduğu kadar, Hayvan (Hayvanlar Alemi'nden) olduğu kadar, bir Maymun'dur da (Maymunlar infratakımından)... Bu gerçeğe alışmakta fayda var.

Ancak neyse ki bilim hatalarından ders almayı bilen ve kendini geliştirmekten çekinmeyen bir bilgi türü olduğu için günümüzde, modern ve gerçekçi bilim insanları, bu kavramı değiştirmeye başlamışlardır. Evrim Ağacı olarak biz de, bu korkusuz, gerçekçi ve modern bilim insanları arasında, onlara destek olmaktayız. Yazılarımızda insanın bir "maymun türü" olduğunu açıkça belirtmekteyiz, çünkü bu sadece bir isimlendirmedir ve "maymun" kelimesi sanılanın ve düşünülenin aksine bir hakaret değil, bilimsel bir terimdir.

Maymun kelimesi günümüzde artık parafiletik bir grubu değil, monofiletik bir grubu ifade etmektedir (ki evrimsel biyolojide ulaşılmak istenen hedef tüm grupları monofiletik olarak gruplandırabilmektir): yani tüm ataları ve torunlarıyla birlikte, evrimsel süreçteki birbiriyle yakın akraba olan türlerin, hiçbiri dışlanmaksızın tamamı aynı gruba dahildir. Filogenetik olarak anlamlı olabilmesi için "Simiyen" (Simiiformes = Simiyen) infratakımı ile eşanlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yukarıdaki fotoğrafta Simiiformes'in kapsadıklarını görebilirsiniz. Bu sayede "maymun" sözcüğü, Eski Dünya Maymunları, Yeni Dünya Maymunları ve İnsansı Maymunlar gruplarını kapsayacak hale gelmiştir. Evrim Ağacı olarak bizler, bu bilimsel duruşun Türkiye'de yayılmasını sağlayacak kaynak olmak üzere çalışıyoruz.

İnsan türü olarak, kendimizi diğer hayvanlardan ve maymunlardan dışlamaya çalışmanın anlamı yok. İnsan türü, yeni gelişen ve benimsenen bilimsel terminolojiye göre bir primattır, bir "maymun" türüdür ve daha spesifik olarak bir İnsansı Maymun'dur. Bunda alınacak, darılacak, bozulacak bir taraf bulunmamaktadır ve bulunmamalıdır da. Böylece insanın maymunlardan gelmediği, diğer maymunlarla ortak atası bulunduğu ve kendisinin de zaten bir maymun türü olduğu daha net anlaşılabilecektir. Eğer çok rahatsız oluyorsanız, kendinizi bir "insansı maymun" olarak görebilir ve diğer "aşağılık, zavallı, acınası, tipsiz, şebelek" hayvanlardan ayırabilirsiniz. Ancak sizin duygularınızın kırılması veya rahatsız olmanız, ne yazık ki gerçekleri değiştirmeyecektir.

Bu taksonomiyle ilgili daha fazla bilgi alabilmek için "İnsanlar ve Yakın Akrabalarının Taksonomik Sınıflandırılması Üzerine..." başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Yani insan zaten maymundur. İnsanın "geldiği" yer, şempanze ile ortak atası olan Orrorin'dir. Hatta daha yakın zamana gidilecek olursa, yukarıdaki ikinci Evrim Ağacı'ndan görülebileceği gibi, Neandertaller ile ortak atası olan Homo heidelbergensis'ten gelmektedir. Bunlar, şempanzelerden çok daha uzak olan, insana oldukça benzeyen canlılar olmakla birlikte, halen Simiiformes (Maymunlar) infratakımı altındadırlar.

 

 

Peki İnsan Bir Maymun Türü İse, Diğer Maymun Türleri Neden İnsan Olmuyor?

İlk olarak, bilmeniz ve hatırlamanız gereken nokta şudur: İnsan günümüzdeki hiçbir maymundan gelmemektedir. Hiçbir bilim insanı bunu iddia etmemiştir, etmeyecektir ve böyle bir düşünce, komik olmanın yanısıra Evrim Kuramı'yla, dolayısıyla Biyoloji ile, dolayısıyla da bilim ile çelişmektedir. Çünkü maymunlar, bizden daha az "modern" olan canlılar değillerdir. Şu anda var olan bütün canlılar moderndir ve hiçbiri, bir diğerinden meydana gelmemiştir, gelmeyecektir. Çünkü bu canlıların tamamı, aynı zaman diliminde varlıklarını sürdüren canlılardır. Modern türler birbirlerinden evrimleşmezler; sadece ortak birer ataya sahiptirler. Dolayısıyla insan da, günümüzdeki maymunların hiçbir türünden gelmemektedir

 
 

 

İnsanın yaşayan en yakın kuzenleri, bonobo maymunları ve şempanzelerdir. Günümüzde yaşamayan türler arasındaki en yakın kuzenleri ise Neandertaller gibi diğer insan türleridir. Ancak genellikle yaşayan türlerden bahsedildiği için, insanın ismi şempanzelerle birlikte anılır. Daha sonra goriller gelir ve bu böyle, geriye doğru gider. İnsan, muz bitkisiyle de, kaplanla da, kaplumbağa ile de kuzendir. Ancak bu, teyzenizin halasının babasının anneannesinin 6. göbekten kuzeninin kardeşinin 7. dereceden kuzeninin görümcesinin baldızı gibi bir durumdur. Çünkü herhangi bir bitki ile (örneğin papatyalar ile) olan atamız, hayvanlarla bitkilerin ortak atası olan ve en son, milyarlarca yıl önce yaşamış olan bir ilkel bakteridir. Günümüzde bu bakteriler ve onlardan evrimleşmiş torunları, binbir farklı türün evrimine sebep olmuşlardır ve artık yaşamazlar. Ancak onlara ait iki devasa kol (daha doğrusu krallık, kingdom), "hayvanlar" ve "bitkiler", binbir türü içerisinde barındıracak şekilde, varlığını sürdürmektedir. Benzer şekilde, kaplanlarla da ortak atamız vardır ve bu ata, papatyalarla olan ortak atamızdan çok daha yakın bir zamanda yaşamıştır (yine de bu ata için yüz milyonlarca yıl önceye gitmemiz gerekir). 

Maymunlardan geriye doğru gidersek, dört ayaklı başka canlıların, en sonunda da küçük, fareye benzeyen ve 65 milyon yıl önce yaşayan atalarımızın (Teinolophos, Thrinaxodon, vb.), bütün memelilerin atası olduğunu görebiliriz. Kısacası, var olan bütün canlılar ile ortak atamız mevcuttur ki bunlar arasındaki ilişkiye biz, "Evrim Ağacı" (Darwin "Yaşam Ağacı" demiştir) diyoruz. 

 

 

 

Peki, maymunlar neden insana evrimleşmemektedir? Buna bir miktar cevap verdik (modern maymunlar, modern insanın atası değildir ve modern maymunlar da en az insanlar kadar modern türlerdir). Şimdi bu cevabı şu soruyla biraz daha geliştirelim ve irdeleyelim: Neden evrimleşsinler ki? 

İnsana evrimleşmek veya insanların özelliklerini kazanmak evimsel açıdan ekstra bir avantaj mı sağlamaktadır? İnsanlar, bir şempanze gibi ağaca tırmanabilir mi? Kaç tane insan, saatte onlarca kilometre hızla bir ağaçtan diğerine sıçrayarak avcıdan kaçabilir? Kaç tane insan, orman dokusunda bir maymun kadar iyi saklanabilir? Kaç tane insanın vücudu, maymunların yaşam ortamında yaşamaya elverişlidir (anatomi, fizyoloji, vb. açılardan)? Bunların cevabı açıktır: neredeyse hiçbiri. Bu durumda, evrim neden bu tür bir evrimi, istisnasız her tür için desteklesin ki? Her canlı, yaşadığı ortama ve o ortamın zaman içerisinde değişen koşullarına adapte olacak şekilde evrimleşir. İnsanların ataları da, Orrorin tugenensis gibi bir atadan ayrıldıktan sonra, değişen çevreyle birlikte belli bir yönde evrim geçirmişlerdir ve bu evrimin sonucunda bizler, Homo sapiens ortaya çıkabilmiştir. Ancak bu evrim, her diğer türde aynı şekilde gerçekleşmez ve gerçekleşmek zorunda da değildir. Bunun neden böyle olduğunu "İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?" başlıklı makalemizde detaylarıyla ele almaktayız.

İnsana evrimleşmek, evrimin nihai bir amacı değildir. Bu, böyle görüldüğü müddetçe, tüm canlıların yöneldiği noktanın insan olduğu yanılgısına düşülür. Halbuki evrimsel süreçte bir toprak solucanı ne ise, insan da odur. Beynimizin gelişmesinin evrim ya da doğa açısından hiçbir önemi veya faydası yoktur (hatta görüldüğü üzere, çok ciddi düzeyde zararı vardır), zaten evrimin "kendisine yararlı olan türler üretmek" gibi bir amacı da yoktur. Hatta basitçe, evrimin bir amacı bile yoktur. 

Dolayısıyla, hiçbir maymun insana evrimleşmez ve evrimleşmeyecektir! İnsan bir türdür, diğer modern maymunlar başka türlerdir ve birinin bir diğerine evrimleşmesini sormak, bilimsel bir soru dahi değildir, çünkü Evrim Kuramı'nın anlaşılmadığını gösterir. Evrimsel Biyoloji'de, aynı çağda yaşayan çağdaş türler birbirlerine evrimleşemezler!

 

Özet

Kısaca özetleyecek olursak, tek bir soru sorulur: "Neden evrimleşsinler ki?" Yukarıda anlattıklarımız anlaşıldığında, insan ile şempanzenin (ve gorilin ve orangutanın ve gibonun ve diğer türlerin) arasında ata-torun değil, kuzen-kuzen ilişkisi olduğu görülecektir. Bu da, maymunların, örneğin şempanzelerin neden insana evrimleşmediğini net bir şekilde gösterecektir: Çünkü onlar farklı türdürler ve insana evrimleşmek gibi bir amaçları bulunmamaktadır! Onlar bizim filogenetik (evrimsel) kuzenlerimizdirler ve doğrudan bizimle bir ilgileri yoktur. Bir ayı, bir ata neden evrimleşmiyorsa, bir şempanze de bir insana o yüzden evrimleşmemektedir ve asla da evrimleşmeyecektir! 

Şempanzeler, gelecekte belki bizler kadar zeki olabilirler. Ancak o zaman bile "insan" olarak anılmayacaklardır. İnsandan farklı, yeni bir türe evrimleşmiş olacaklardır; bu durumda "Artık insan gibi zeki iki tür var." denilecektir, "Şempanzeler artık insan oldu." denmeyecektir. Tarihte, insana oldukça yakın zekaya sahip birçok ata ve kuzen türü bulunmuştur (Neandertaller, Heidelberg insanı, Erectus, Ergaster, vs.). Ancak bunların hiçbiri Homo sapiens değildir. Homo sapiens de onlar değildir, onların torunları veya kuzenleridir. Bu atasal türler de "İnsan" olarak anılırlar, ancak "İnsan" kelimesi bile, tıpkı "Maymun" kelimesi gibi bir gruba işaret eder: Homo cinsinin tamamı "insan"dır. Bizler, var olmuş tek insan türü değiliz. Onlardan sadece bir anesiyiz. Bir zamanlar, diğer insan türleri ile (özellikle Neandertaller, Denisovanlar ve Heidelberg insanı ile) bir arada yaşadık, veri aktarımında bulunduk, mücadele ettik. Ancak onlar, tamamen farklı insan türleriydi!

İşte Evrimsel Biyoloji'nin bize kattığı bilgiler, böylesine derin bir anlayışı kazandırmış ve bin yıllardır sorulan "Biz nereden geldik?" sorusuna tek bilimsel ve tek gerçek ve tek tatmin edici cevabı verebilen dal olmuştur.

Umarız açık ve net olmuş, bu sorunun tamamen ve sonsuza kadar cevaplanmasını sağlamıştır.
  


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Ana Görsel: Journaling Blog

  2. Understanding Evolution

  3. Talk Origins

  4. Life Map

  5. Proceedings of the National Academy of Sciences

  6. PRB

  7. Ataların Hikayesi, Richard Dawkins (2004)

  8. Groves, C. P. (2005). Wilson, D. E.; Reeder, D. M. eds. Mammal Species of the World (3rd ed.). Baltimore: Johns Hopkins University Press. pp. 181–184.

  9. Andrew Hill & Steven Ward (1988). "Origin of the Hominidae: The Record of African Large Hominoid Evolution Between 14 My and 4 My". Yearbook of Physical Anthropology 31

  10. Srivastava (2009). Morphology Of The Primates And Human Evolution. PHI Learning Pvt. Ltd. p. 87

  11. Watson, E. E. et al. (2001). "Homo genus: a review of the classification of humans and the great apes". In eds. Tobias, P. V. et al.. Humanity from African Naissance to Coming Millennia. Florence: Firenze Univ. Press. pp. Pp. 311–323.

  12. Schwartz, J.H. (2004b) Issues in hominid systematics. Zona Arqueología 4, 360-371

  13. Heyes, C. M. (1998). "Theory of Mind in Nonhuman Primates". Behavioral and Brain Sciences 21

0 Yorum