Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Elif Nur Ergüç
Elif Nur Ergüç
51.4K UP
İnceleyen10 7 saat önce
Geri sara sara izlediğim mükemmel bir yapım.

Hannibal Lecter rolüyle Anthony Hopkins tek kelimeyle muhteşem. Gerilimin vücut bulmuş hali.

Buffalo Bill karakteri favori karakterlerimden biri ve bunda Hannibal'ın katkısı çok büyük. Hatta karakterin bu kadar derin gözükmesinin sebebi bizzat kendisi. Bill hakkında söylediği şeyler karakterin kendisine bir derinlik oluşturuyor. Bizlere Bill dümdüz bir seri katil olarak yansıtılır. Karakterin altında yatan hikayeyi bilmeyiz. Hannibal'ın anlattıklarıyla Bill'e bir hikâye biçilir.

Buffalo Bill'in favorim olması sebebi hikâyesi değil karakter üstünden işlenen günümüz insanının bir yansıması. Filmin en vurucu noktalarıydı kesinlikle.

İmrenmenin temelinde dönen insanın kendisine olan buhranı yansıtılıyor. Birçok kurbandan edindiği derilerle kendine yeni bir kişilik kazandırımı. Buradaki farklı kurbanlardan farklı derilerin birleşimi insanlara duyduğumuz imrenmenin bir sembolizmi. Kendimizi kabul edemeyişimiz farklı insanlarda bir benlik arayışına girmemizin bir alegorisi.

"Güvenin önemi değişimdir. Tırtıl, koza haline geliyor ve sonra güzelliğe dönüşüyor. Bizim Billy de değişmek istiyor. "

"Billy gerçek bir travesti değil. Ama olduğunu düşünüyor. Olmaya çalışıyor. Sanırım birçok şey olmaya çalışıyor."

"Çocuklukta şiddete bağlı ciddi davranış bozukluklarına bak. Billy suçlu olarak doğmadı, Clarice. Yıllarca süren sistematik kötü davranış sonucu bu hale geldi. Billy kendi kimliğinden nefret ediyor ve bunun kendisini travesti yaptığını sanıyor. Ama ondaki bozukluk bin kez daha acımasız ve daha korkutucu."

Bu analizlerden sonra Bill'in kurbanıyla olan sahnesi verilir. Bu sahne filmdeki en vurucu sahnedir. Kurbanın verdiği tepkiler Bill'in duygularının bir yansımasıdır. Bill'in bunlara göstermiş olduğu tepkiler de imrenme ve taklitten uzak gerçek duygularıdır. Ağlamamak için kendini tuttuğu ağız hareketlerinden anlaşılır. Kurbanıyla beraber attığı çığlık ise kimsenin görmediği ve gösteremediği çaresizliğidir.

Sahnenin vuruculuğunu sadece o an sağlamaz. Günümüz insanının dönüşmeye zorlandığı birçok şeye karşı sessiz bir çığlıktır ayrıca. Sistematik kötülüğe yenilmemizin bizleri aslında neye dönüştürdüğünün bir yansımasıdır. Sistematik kötülük sadece fiziksel ya da psikolojik şiddet olarak algılanmamalı. Sistemin bizlere dayattığı her türlü "ideal insan" tasvirini böyle tanımlayabiliriz. Zamanla sistemin kendisine dönüşmemiz Bill'in bir seri katile dönüşmesiyle aktarılır.

"Bay acherontia styx ile tanışın. Arkadaşları arasında ölü kafası güvesi olarak tanınır. Sadece Asya'da yaşarlar. Bunu biri büyütmüş. Onu balla beslemiş ve sıcak tutmuş. Biri sevmiş onu."

Burada "biri sevmiş onu" cümlesi vurgulanarak söylenir. Bill en başından beri bir güve olarak tasvir edilir. Burada güveye gösterdiği sevgi kendisine hissetmek istediği duygularıdır.

Bill bir güvedir. Hatta Acherontia styx yani ölüm başlı şahin güvesidir. Karakterin ilk görünümü gece vakti kamufle olmuş bir şekilde gece görüş dürbünüyle sunulur. Güveler aldığı desenler ve renklerden dolayı kamufle olma özelliğine sahiptir. Gece vakti aktif olan canlılardır. Güvelerin bu türü balla beslenir. Bala ulaşmak için arıların kokusunu taklit ederler. Güve arıyı taklit etse de günün sonunda yine güvedir tıpkı Bill'in değişmek için derilerden bir beden oluşturması gibi. Görünümü ne kadar değişirse değişsin yine aynı Bill'dir.

Acherontia styx güvesinin mitolojik kökeni filmde yansıtılır. Yunan mitolojisinde Styx Nehri ölüler nehridir. Ayrıca Acherontia, Styx Nehri'nin bir kolu olduğu söylenen Acheron nehrinden türemiştir. Bill kurbanlarının ağzına acherontia styx pupası yerleştirerek farklı nehirlere atar.

Bill'in güve olma arzusu ölümüne yansır. Clarice silahı ateşlediğinde Bill'in acıdan kasılan bedeni gösterilir. Ellerinin hareketi bir güveden daha çok ters dönmüş bir böceğin tepkilerine benzer. Bu da bir güveye dönüşmek isteyen bilin aslında ne olduğunu vurgular. Vahşice katlettiği insanların bir cezasıdır da.

"-Kuzuna ne oldu Clarice?
- Onu öldürüler.
-Halen bazen uyanıyorsun, değil mi?Karanlıkta uyanıyorsun ve kuzuların çığlıklarını duyuyorsun?
-Evet.
-Catherine'i kurtarırsan, bunların biteceğini düşünüyorsun, değil mi? Catherine yaşarsa, kuzuların o korkunç çığlıklarının seni karanlıkta uyandırmayacağını düşünüyorsun."

Kabul etmeliyim ki filmin odak noktası hiçbir zaman katiller ve kurbanları olmadı. Filmi izlediğim süreçte Clarice'in geçmişine ışık tutuldu. Duygusal zayıflığı ve tedavi süreci yansıtıldı. Tüm film Clarice'in psikolojik tedavi alma süreciydi ve psikiyatristi de Hannibal Lecter'dı. İpuçlarının hepsi ihtiyaç duyduğu haplardı ve sonunda tedavisini tamamladı.

"Nasılsın, Clarice? Kuzuların çığlığı bitti mi?"
9.7/10
(51 Kişi)
Puan Ver
Orijinal Adı : The Silence of the Lambs
Yönetmen: Jonathan Demme
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Çınar Kaya
Çınar Kaya
20.1K UP
İnceleyen10 15 saat önce
Çok haklısınız, felsefeye başlarken kafam karışıktı bu kanalı izledim ve felsefe ile fikir sahibi oldum.
Youtube Kanalı
9.7/10
(612 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Esat Kudret
Esat Kudret
784.0K UP
İnceleyen 2 gün önce
"Sorun sorunu görenindir"
Bu, bize şikayet etme hakkı tanımaz...
Cehaletin , hele ki örgütlü olanı kadar tehlikelisi yoktur ve fakat o da bu sorunu görenin sorunudur, cahil olanın yahut kılınanın değil.
Çok fazla ayrıntıya girmeden ve kitabın külliyatından ve amacından (niyetinden) bağımsız olarak ve dostça , bu gibi durumlarda olay ve olgulara nasıl bakmamız gerektiği konusunda ve özellikle adil olmak adına öznel düşüncelerimi daha önce bu sayfada ve blog olarak "Çobanın oyu" üzerinden paylaştığım yazımı yinelemek isterim. Sevgiyle...
Çoban, Bilge’den Her Daim Alacaklıdır!
Çoban İle Bilge’nin Oyu Eşit Olabilir Mi?
Akıllı insan soru sorar. Ya da daha doğru bir ifade ile insan soru sorduğu için akıllı olur. Çünkü soru sormanın temelinde cevap arayışı ve her cevap arayışının temelinde genellikle hakikate ulaşmak derdi vardır.
Çoban ile bilge meselesini bir de bu açıdan ele aldığımızda soracağımız ilk soru eylemin kendisine yönelik olur ve en basiti ile 5N1K şeklinde.
Eğer sorumuzun muhatabı eylemin kendisi ve nihai amacı yerine eylemin sayısal değeri ve vesilesi ile aracı olursa, hakikat şaşar ve haliyle çoban ile bilge kıyasında hem eşitliğin hem de vesilesi ile adaletin kendisi de şaşar ve şaşırtır.
Ancak doğru özneye doğru soruyu sorduğumuzda çoban ve bilge kıyası özelinde, öncesinde baş aşağı duran eşitlik ve adaleti ayakları üzerine oturtmuş oluruz.
Şimdi sağlamalarını yapalım:
Bir seçim sürecinde Çoban ile Bilgenin oyu bir olur mu?
Şayet oy verme işlemini salt sandığa atılan zarfların görece nitel değeri üzerinden ele alırsak, haliyle bir Çoban ile bir Bilge’nin zarflarının nitel değeri eşit var sayılamayacağı için, çünkü neticede bir ülkenin geleceği hakkında karar verilmektedir, adil de değildir.
Bu baş aşağı duran yorumdur çünkü soru hem hatalıdır hem de muhatabı üzerinden ona hatalı bir içerik atfedilmiştir. Aynı zamanda da niteliğin özne-zaman-mekan göreliliği yok sayılmıştır.
Oysa doğru soru şöyle olmalıdır: Bir Çoban en az bir Bilge kadar kendi hayatı üzerinde tasarrufta bulunma ve geleceği hakkında karar alma hakkına sahip olabilir mi?
Soru bu şekilde sorulduğunda cevabımız tereddütsüz evet olur. Çünkü oy verme işinin özü budur. Hiç bir Çoban hiç bir Bilge’nin ve hiç bir Bilge hiç bir Çoban’ın değil, her biri kendi geleceklerinin belirlenişinin kararını kendi çaplarınca ve sonuçlarına katlanmak üzere kendileri vermektedir. Bu, hem gerçek eşitliktir hem de tartışmaya yer vermeyecek denli adildir.
Burada kafamıza takılacak soru, Çoban’ın bilgiden ve gelecek öngörüsünün yetersizliğinden ya da daha cesur bir ifade ile asıl kastedilen olarak cehaletinden kaynaklı bireysel oyunun, Bilge’nin de geleceğini ve olumsuz yönde etkileyebilme olasılığına yönelik olur.
Böyle bir sorunun sayısız cevabı olur. Çünkü hem bilgi kimsenin tekelinde değil hem de hata salt cehalete özgü değil. Çünkü kimin kimin geleceğini nasıl olumsuz etkileyeceği göreli bir meseledir.
Diyelim ki somut olarak yukarıdaki cevapların tamamını eledik ve Çoban’ın verdiği oyun Bilge’nin de geleceğine olumsuz etkidiğine karar verdik. Yine de bu bizi haklı kılmaz.
Çünkü toplumsal yapı içinde, yaşamı ekonomi- politik kavrayış açısından farklı ve belirli bir kesime yönelik, , egemen olan karşıtı tarafından iradi, sürekli ve planlı bir baskı yok ise; Çobanlıktan ( cehaletten) Bilgeliğe değin geniş bir yelpaze içerisinde her birey, yetisi ölçeğinde o toplumda bir yetkiye sahip olur. Üstün olan, bu vasfının meyvelerini zaten yaşamın her alanında ayrıcalıklı yetki ve getirileri olarak yer ve yemektedir.
Yani özetle bu yelpazenin bir ucunda yer alan Çoban da öteki ucunda yer alan Bilge de yetileri oranında yetki adıyla payına düşen meyvesini yer. Burada bir adaletsizlik yoktur.
Bilge yaşadığı toplumda bilgeliğine eşdeğer, kullanıp meyvesini yediği yetkisi oranında da sorumludur. Çoban da ancak kendi yeti, yetki ve karşılığı yediği meyve oranında sorumludur. Yani toplumsal statülerinin onlara sağladığı olanaklar ve toplumsal kabul-saygınlık itibarı ile…
İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer burasıdır. Çünkü Bilge’nin kullandığı oyun sorumluluğu Çoban’ınkinden, kıyas kabul etmeyecek kadar, fazladır. Yani o toplumda Çoban’ın oyunun hükmü yok denecek kadar azdır.
Yani Çoban Bilge’nin değil, aksine Bilge Çoban’ın kaderini tayin olanağına ve önceliğine sahiptir ve sırf bu nedenle Bilge her daim Çoban’a borçlu olacaktır. Evet işte burada ne eşitlik ne de adalet yoktur.
Eşitlik yoktur çünkü ŞİKAYET EDEN Bilge bilgeliğinin meyvesini yetki olarak fazlası ile alır iken, onun gerektirdiği eşdeğer sorumluluğu üstlenmekten kaçınmaktadır. Oysa çoban bunu yapmamaktadır çünkü zaten yetkisi ve vesilesi ile meyvesi yok denecek kadar azdır. Fakat o azlığın aynı orandaki sorumluluğundan EN AZINDAN SESSİZLİĞİ İTİBARI İLE kaçmamaktadır.
Adalet de yoktur çünkü Çoban içinde bulunduğu durumdan, Bilge onun geleceğinde daha yetkili ve söz sahibi olmasına rağmen, Bilge’yi sorumlu tutmamaktadır. Oysa Bilge içinde bulunduğu durumdan, Çoban onun geleceğinde zerre kadar yetki ve söz sahibi olmamasına rağmen, oylarının eşit olamayacağı savunusu üzerinden Çoban’ı sorumlu tutmaktadır.
Yani Çoban alacaklıdır. Zira hiç bir bilge de böyle düşünmemektedir. Düşünüyorsa da Bilge değildir.
Şimdide baş aşağı duranı ayakları üstüne oturtalım: Evet, Bilge’nin oyu Çoban’ın oyuna eşit olamaz! Çünkü yetki ve eşdeğer sorumluluk dengesinde (ki buna adalet denir) alacaklı olan Çoban’dır. Sevgiyle…
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Alperen Karaçor
İnceleyen 2 gün önce
Celal Şengör'ün hayatını nasıl kurduğu, bilime nasıl merak saldığı ve bu yolda nasıl süreçlerden geçtiğini bilimsel bilgiler ile harmanlayarak anlatan güzel ve kolay okunan bir kitap, okunmasını tavsiye ederim.
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
135.5K UP
İnceleyen9 3 gün önce
Kitapta, yüzden fazla kadın matematikçinin biyografisi yer alıyor.

İlham verici bir derleme olmuş. Hepsini ayrı ayrı, heyecanla okudum. Her biri cinsiyet kaynaklı önyargılarla uğraşmış. Okumaları engellenmeye çalışılmış. Okuyanlara diploma verilmemiş. Akademisyen olabilen kadınlara da hak ettikleri kadrolar verilmemiş. Büyük mücadelelerle, tırnaklarıyla kazıyarak potansiyellerini ortaya koyup matematiğe katkı sağlamışlar. Bu önyargıları öyle çok eski zamanlara ait sanmayın. Daha geçen yüzyılda, 1900'lü yıllarda bile kadınlar engellerle karşılaşmış.

Eleştirmek istediğim küçük bir nokta var. Kitapta ele alınan neredeyse tüm matematikçiler Batılı. Doğu'dan da matematikçi kadın çıkıp çıkmadığını, hangi zorlukları aştıklarını okumak isterdim.

Kitabı herkese, özellikle bilimin bir dalıyla ilgilenen kadınlara tavsiye ediyorum. Her yorulduğunuzda, yıldığınızda, motivasyon aradığınızda dünyaya uğramış ve iz bırakmış hayatları okuyacak, yalnız olmadığınızı bileceksiniz.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Yaban hayattaki türler, henüz okunmamış bir kütüphane gibidir. Onları yok etmek, bir kütüphaneyi yakmaya benzer."
John Dingell
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)