Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Baran Kasımoğlu
İnceleyen9 17 saat önce
Öncelikle, kitap oldukça etkileyici ve yapısıyla diğer birçok romandan farklı. Tolstoy'un neden önemli bir yazar olduğunu kitabı bitirdiğinizde anlıyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim. 

Kitabı kendime göre kısaca açıklamam gerekirse:

Savaş ve Barış bana göre 5 üzerinden 5 değil 4,5 puan çünkü kitapta halkın durumunu asla yansıtmamış ve olayları aristokratların hayatları açısından irdelemiş. Bunu da kendi kabul ediyor: "Eserimde sadece prensler, Fransızca konuşan ve yazan kontlar vb. yer alıyor, sanki o dönemin Rus hayatı bu insanlarda yoğunlaşmış gibi. Bunun inandırıcı ve liberal olmaktan uzak olduğunu biliyorum ve buna karşı tek ama karşı çıkılmaz bir yanıt vereceğim. Memurların, tüccarların, üniversitelilerin ve mujiklerin yaşamı benim için ilgi çekici değil ve yarı yarıya da anlaşılmaz bir yaşam, ama o dönemin aristokratlarının yaşamı, o dönemin anıtları ve başka nedenler sayesinde, benim anladığım, ilgimi çeken ve sevdiğim şeyler."

Savaş ve Barış, Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sı gibi bir roman değil çünkü hikayenin mutlu ya da mutsuz denebilecek bir sonu yok. Hikayesi ile edebi bir yönü var elbette ancak tarihi ve felsefi tespitler ile değerlendirmeler de var. Kitapta yer alan savaşları tarihi akışını bozmadan hayal ürünü kişi ve ailelerin hayatları ile harmanlamış ve birbirleri arasında neredeyse hiçbir bağlantı olmayan bu insanları kitap boyunca akıcı şekilde ilişkilendirmiş Tolstoy. 

Kitabın sonundaki "Epilog" bölümünde hikayeyi muğlak şekilde sonlandırmış, kitaptaki savaşları ve Avrupa ile Rusya başta olmak üzere insanlık tarihini iktidar ve büyük toplumsal olaylar çerçevesinde felsefi, psikolojik ve bilimsel açılardan değerlendirmiş.
8.7/10
(3 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Война и миръ (Voyná i Mir)
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
129.3K UP
İnceleyen 1 gün önce
Edgar Allan Poe’nun Bir Kudüs Öyküsünü okurken insan kendini tuhaf bir gülümseme ile hafif bir rahatsızlık arasında yakalıyor. Poe burada alıştığımız o karanlık, gotik korkudan biraz uzaklaşıyor ama zihinsel bir huzursuzluğu yine elden bırakmıyor. Bu kez korkutmuyor; iğneliyor.

Öykü ilk anda sade ve hatta neredeyse alaycı bir tonda ilerliyor. Anlatıcı sakin, olaylar sıradan gibi. Ama Poe’yu tanıyorsan biliyorsun: Bu sakinlik hayra alamet değil. Satır aralarında bir gariplik, bir yapaylık dolaşıyor. İnsanların inançları, kesin doğruları ve büyük lafları ince ince sorgulanıyor.

Poe burada kutsal olanla insan aklının kibri arasında sessiz bir gerilim kuruyor. Kim haklı, kim gerçekten biliyor, kim sadece inanmak istediği şeye tutunuyor — bunu yüksek sesle söylemiyor ama okura hissettiriyor. Ve bunu yaparken parmak sallamıyor, bağırmıyor; hafifçe gülümsüyor.

Öykü bittiğinde şunu hissediyorsun: Poe seni korkutmadı ama rahatlattı da sayılmaz. Çünkü aklına şu soru düşüyor: “Ya emin olduğum şeyler sandığım kadar sağlam değilse?”

Bir Kudüs Öyküsü, Poe’nun insan zihnini karanlıkla değil, ironiyle yokladığı metinlerden biri. Sessiz, kısa ama düşündürücü. Bitince insan bir an duruyor, bildiklerini yeniden tartıyor. Ve belki de tam bu yüzden etkisini uzun süre koruyor.
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : A Tale of Jerusalem
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
129.3K UP
İnceleyen 1 gün önce
“Cherien Dabis’in Senden Geriye Kalan’ını izledim… ama sanki bir filmden çok bir hayat parçasıydı,” diyorsun.
— “Aynen öyle,” diyorum, “izlemiyorsun, tanık oluyorsun.”

— “Hiç dramatik numara yapmıyor.”
— “Çünkü Dabis acıyı süslemiyor,” diyorum. “Acı zaten yeterince ağır.”

Film boyunca karakterler büyük sözler söylemiyor, ama her susuş bir şey anlatıyor.
— “Bu kadar sade anlatılınca daha mı acıtıyor?”
— “Evet,” diyorsun, “çünkü gerçek hayat da böyle. Kimse uzun tiratlar atmıyor.”

— “Film sanki ‘kayıp’ kelimesinin içini açıyor.”
— “Ama sadece ölümü değil,” diyorum. “Göçü, aidiyeti, yerinden edilme hissini de.”

Bir yerde şunu fark ediyorsun:
— “Geride kalan olmak, suçluluk da demek.”
— “Evet,” diyorsun, “yaşadığın için bile.”

— “Umut var mı peki?”
— “Var,” diyorum, “ama yüksek sesle değil. Bir pencere aralığında, küçük bir nefeste.”

Film bitince içsesim ve ben biraz sessiz kalıyoruz.
Çünkü Senden Geriye Kalan, insana şunu hissettiriyor:
Bazı hikâyeler anlatılmaz, yaşanır. Ve bazı filmler, insanın içinden sessizce geçer.
Puan Ver
Orjinal Adı : All That's Left of You, Allly baqi mink
Yönetmen: Cherien Dabis
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
129.3K UP
İnceleyen 1 gün önce
insan kitap okurken kendi kendine içten içe sorular sorup cevap verip yorumlar sizde nasıl bilmiyorum ama bende böyle .inceleme metnini yazarken içimden geçen bu konuşma ve yorum anını aktardım sizlere de. :))))

— “Frankenstein’ı bitirdim… ama aklımda bir korku hikâyesi kalmadı,” diyorsun.
— “Evet,” diyorum, “insanın içini üşüten bir yalnızlık kaldı daha çok.”

— “Canavar sandığımız şey aslında o kadar da korkunç değil sanki.”
— “Hiç değil,” diyorum. “Korkunç olan, ona kimsenin bakmaması.”

Bir noktada yaratık konuşmaya başlayınca her şey değişiyor.
— “Ben kötü doğmadım,” dediğinde…
— “İşte orada,” diyorsun, “hikâye kırılıyor.”

— “Victor daha suçlu gibi gelmedi mi sana?”
— “Çok,” diyorsun. “Yapıyor, yaratıyor ama sonra yüzünü çeviriyor. Sanki sorumluluk almaktan kaçan herkes gibi.”

— “Bence kitap tam da bunu soruyor,” diyorum. “Bir şey yaratmak mı zor, yoksa ona sahip çıkmak mı?”
— “Sahip çıkmak,” diyorsun hiç düşünmeden.

— “Yaratık şiddetli oluyor ama…”
— “Ama önce sevilmek istiyor,” diyorsun. “Bir insan gibi.”

Kitabı kapatırken ikimiz de aynı yerde duruyoruz:
— “Asıl canavar kimdi?”
— “Bence,” diyorum, “yarattığından korkup kaçan akıldı.”

Ve sessizlik oluyor. Çünkü Frankenstein bitince insan şunu fark ediyor:
Canavarlar bazen doğmaz. Terk edilerek yapılır.
Kitap
9.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
129.3K UP
İnceleyen 1 gün önce
Yüksel Aksu’nun Bak Postacı Geliyor’unu konuşurken sanki filmi değil de, tanıdık bir kasabayı ve içindeki insanları anıyormuşuz gibi oluyor. :)))

— “Bu film niye bu kadar tanıdık?” diyorsun.
— “Çünkü Ege’de geçmesinden değil sadece,” diyorum, “bizim içimizden geçiyor.”

Yüksel Aksu bağırmadan anlatıyor. Postacı geliyor ama aslında kimseye bir müjde getirmiyor; herkes kendi içinden bir şeyler bekliyor. Mektuplar var, evet… ama daha çok söylenemeyenler var. O yüzden filmde sessizlikler çok konuşuyor.

— “Bir şey olacak sandım hep.”
— “Oluyor zaten,” diyorum, “ama sinemada değil, insanların içinde.”

Aksu’nun sineması tam burada duruyor işte. Büyük çatışmalar, keskin dönüşler yok. Kasabanın gündelik hali, küçük kırılmaları, hafif gülümseten ama iç burkan anları var. Postacı bir karakterden çok bir hatırlatma: Beklemek, umut etmek, vazgeçememek…

— “Hüzünlü müydü sence?”
— “Biraz,” diyorum, “ama Ege hüznü bu. Güneşin altında sessiz sessiz duran.”

Bak Postacı Geliyor, bana göre Yüksel Aksu’nun en sahici işleri gibi; insanı izlerken değil, bittikten sonra yakalıyor. Kapı kapanıyor, postacı gidiyor ama insanın içinde bir cümle kalıyor: Beklediğin şey gelmese bile, beklemek seni değiştirmiş oluyor.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close