Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
1,000 ATP Ödüllü Soru: ALS hastalarında miyelin kılıfların hasar görmesiyle birlikte sinirsel uyartılar ve fonksiyonların giderek körelmeye başlaması, yapılan zekâ testleri sonuçlarını etkiler mi? Hemen cevapla! 250 ATP Ödüllü Soru: Evrim Ağacı Youtube Kanalı Kaynakları Nelerdir? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Çınar Civan
Çınar Civan
623.6K UP
İnceleyen10 17 saat önce
The Sopranos klasik bir mafya yapımı değildir. Godfather gibi epik bir yapım da değildir. En salt gerçekliğiyle insanın değişemeyişini anlatan derin bir psikolojik yapıttır. Televizyon tarihinde kötü ana karakter, yani anti-hero devrimini başlatan ve Breaking Bad gibi devasa yapımlara ilham olan eserdir. Godfather, gücün insanı nasıl değiştirebildiğini ve ailenin önemini (başka bir bakış açısıyla da aile değerlerinin nasıl yok olduğunu) işler. Sopranos ise yüksek sosyopatların ne yaparsa yapsın değişemediklerini ve mafyanın epik anlatısının çöküşünü işler. Vito Corleone ailenin önemini vurgular, aileyi her şeyden üstte tutar ve sadık baba imajı çizer. Tony Soprano ise ailesini kaybetme korkusu içerisinde yaşarken, her gün farklı bir metresiyle yatan, ekibine biz bir aileyiz imajı çizerken tek gözü kendi çıkarlarını gören bir insandır. Her bir cümlesiyle derinlemesine incelenecek bir dizidir Sopranos. Bir başyapıttır. Bana kalırsa televizyon tarihinin en iyi dizisidir. Pek çok açıdan devrim yaratmış cesur bir yapımdır. Televizyon dizilerinde senaristlerin önemini artırmış bir yapımdır. Yavaş işleyen bir yapısı (slow burn) vardır, ani aksiyonlar veya havada kalmış bölüm/sezon finalleri yoktur. İzleyiciyi televizyona kitleme niyeti yoktur, bunu istemsizce başarır. Başlangıcından finaline kadar sanatsal bir anlatım işler ve her sezonunda kaliteyi giderek artırabilen belki de tek yapımdır. Pek çok dizinin final sezonu ve bölümü o dizi için en kötü puanlamayı alırken, Sopranos ise televizyon tarihinin belki de en cesur finalini yapmasına rağmen aynı zamanda en yüksek puanlı final bölümlerinden birisine sahiptir. Oyunculuk noktasında ise kusursuz bir kadroya sahiptir. Başrol James Gandolfini o kadar etkileyici bir iş çıkarmıştır ki FBI dinlemelerinde gerçek mafya üyelerinin diziden bahsettiği ve aralarına köstebek girip girmediğini tartıştıklarına şahit olunmuştur. Kesinlikle izlemenizi öneriyorum.
10.0/10
(15 Kişi)
Puan Ver
Orijinal Adı : The Sopranos
Yönetmen: David Chase
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Rustin Cohle
Rustin Cohle
50.7K UP
İnceleyen10 1 gün önce
Bu kitabı üçüncü kez elime aldığımda anladım ki Scott D. Sampson’ın Dinozorların Destansı Yolculuğu (Dinosaur Odyssey) eseri, popüler kültürün bize dayattığı o yüzeysel "kükreyen dev canavarlar" illüzyonunu kökünden yıkan devasa bir derin zaman manifestosu. Sampson, okuru fosil kemiklerinin soğuk dünyasından çıkarıp biyoenerji, ekolojik ağlar ve levha tektoniğinin muazzam dansına davet ediyor. Sayfalar ilerledikçe Mesozoik Çağ’ın sadece dev yırtıcılardan ibaret olmadığını; toprağın, yaprağın ve görünmez ayrıştırıcıların inşa ettiği devasa bir canlı piramidi olduğunu kavramaya başlıyorsunuz.
Sampson’ın kurduğu büyüleyici anlatı, enerjinin ilk kaynağına, yani Mesozoik florasına inerek başlıyor. Triyas ve Jura dönemlerinin yeşil örtüsünü oluşturan Sikadlar (Cycadophyta), Bennetitler (Bennettitales), Mabet ağaçları (Ginkgoales), iğne yapraklı kozalaklılar (Coniferales ailesinden Araucariaceae, Podocarpaceae, Taxodiaceae) ve taban florayı kaplayan dev ağaç eğreltileri ile atkuyrukları (Equisetales), dönemin enerjisini depolayan ana makinelerdir. Kretase Dönemi’ne gelindiğinde ise ilk manolyamsı bitkiler, defnegiller ve su zambaklarıyla başlayan kapalı tohumlu Çiçekli Bitkiler Devrimi (Angiospermler) yaşanır. Bu devrimle birlikte polenleyici kınkanatlılar, ilk arı ve kelebek benzeri böcek gruplarının ko-evrimi tetiklenir. Yüzeyde yaşanan bu muazzam biyokütle üretiminin besin döngüsünü sağlayan ve ekosistemin sürdürülebilirliğini üstlenen gizli kahramanlar ise termitler, gübre böcekleri (coprophagous beetles) ve mantar topluluklarından oluşan ayrıştırıcılardır.
Bu ekolojik sahnenin üzerinde yükselen Archosauria (Hakim Sürüngenler) klanı, Pseudosuchia (timsah çizgisi) ve Avemetatarsalia (kuş çizgisi) olarak iki dev kola ayrılır. Sampson, dinozorların doğrudan öncelleri olan basal Dinosauromorpha üyelerini (Marasuchus, Lagerpeton, Silesaurus) incelerken, dönemin gökyüzünü ve denizlerini paylaşan diğer sürüngen gruplarını da unutmaz. Gökyüzünde uzun kuyruklu Rhamphorhynchoidea öncülerinden, ibikli Tapejara, devasa Pteranodon ve kütlesel Quetzalcoatlus gibi gelişkin Pterodactyloidea üyelerine uzanan Pterosauria ailesi süzülür. Denizlerde ise balık biçimli Ichthyosauria, uzun boyunlu Plesiosaurus, apex yırtıcı Pliosaurus ve Geç Kretase sularını domine eden Mosasauridae klanı hüküm sürer.
Dinozorlar âleminin evrimsel yelpazesi ise kalça kemiklerinin yapısına göre Saurischia (kertenkele kalçalılar) ve Ornithischia (kuş kalçalılar) olmak üzere iki ana takıma ayrılır. Saurischia takımının teropod kollarında gezinirken; basal formlar Herrerasaurus, Eoraptor ve Coelophysis’in ardından güney kıtalarının hakimi Abelisauridae üyeleri Majungasaurus ile Carnotaurus’a ve sıradışı diş yapısıyla Masiakasaurus’a rastlarız. Suda avlanmaya uyum sağlamış konik dişli yelkenliler Spinosaurus ve Baryonyx, dev karasal avcılar Allosaurus, Carcharodontosaurus, Giganotosaurus ve Acrocanthosaurus ile devam eden bu çizgi; Coelurosauria grubunda apex yırtıcılar Tyrannosaurus rex, Gorgosaurus ve Tarbosaurus’a ulaşır. Bu gruptaki Compsognathidae üyeleri, dev pençeli otçul teropod Therizinosaurus, kuşsı yapılı Chirostenotes ve Oviraptor, ölümcül ayak pençeleriyle Dromaeosauridae üyeleri (Deinonychus, Velociraptor, Utahraptor), zeki Troodon ve kuşların doğrudan öncülü Avialae üyesi Archaeopteryx bu evrimsel çeşitliliğin zirvesidir. Saurischia’nın diğer kanadı Sauropodomorpha ise ilksel Plateosaurus ve Riojasaurus gibi prosauropodlardan, devasa Neosauropodlara (Diplodocus, Apatosaurus, Camarasaurus, Brachiosaurus) ve Geç Kretase’nin zırhlı titanlarına (Argentinosaurus, Puertasaurus, Saltasaurus, Rapetosaurus) uzanır.
Kuş kalçalı Ornithischia takımı ise tamamen farklı bir otçul savunma stratejisi geliştirmiştir. Zırhlı Thyreophora grubunda plaklı Stegosaurus ve Kentrosaurus başı çekerken; Ankylosauria klanı kuyruk topuzuna sahip Ankylosauridae (Ankylosaurus, Euoplocephalus) ve kuyruk topuzu bulunmayıp belirgin omuz dikenleri taşıyan Nodosauridae (Edmontonia, Nodosaurus, Sauropelta) olarak ayrışır. Marginocephalia grubunda kubbe kafataslı Pachycephalosaurus ve Stegoceras ile ilksel Psittacosaurus’tan yaka ve boynuz harikası devlere (Centrosaurus, Styracosaurus, Triceratops, Torosaurus) uzanan Ceratopsia üyeleri bulunur. Ornithopoda hattında ise çevik Hypsilophodon, ardından Iguanodon ve Tenontosaurus gibi geçiş formları yer alırken; ördek gagalı Hadrosauridae ailesi düz kafataslı Saurolophinae (Edmontosaurus, Saurolophus) ve kafataslarında oyuklu ibikler taşıyan Lambeosaurinae (Parasaurolophus, Corythosaurus, Lambeosaurus) olarak çeşitlenir.
Sampson’ın kendi araştırma kariyerinin odağı olan Madagaskar Mahajanga Havzası çalışmaları, kitaba adeta gerilim dolu bir saha günlüğü havası katar. Gondvana’nın parçalanma sürecinde izole olan bu adada, kendi türüne ait diş izlerini taşıyan fosiliyle yamyamlığı (cannibalism) kesinleşen apex yırtıcı Majungasaurus crenatissimus, yatık dişli Masiakasaurus knopfleri, tüy adaptasyonlu avialan Rahonavis ostromi, küt burunlu otçul timsah Simosuchus kurri ve dev yılan Madtsoia gibi sıra dışı türler gün yüzüne çıkarılır. Sampson, bu bulgulardan yola çıkarak kıtaların ayrılmasında canlıların coğrafi izolasyonla farklılaşmasını savunan Varyans (Vicariance) hipotezi ile ada zincirleri üzerinden göçü açıklayan Dağılım (Dispersal) hipotezini karşılaştırır.
Eser, paleontolojinin bir dedektiflik sanatı olduğunu kanıtlayan mikro bulgularla doludur. Karen Chin’in T. rex koprolitleri (fosil dışkı) üzerindeki çalışmaları, etçillerin avlarının kemiklerini kırıp iliğini dahi sindirebildiğini ortaya koyarken; otçul dışkılarındaki bitki kutikula parçaları ve sporangiumlar beslenme tercihlerini belgeler. Sauropod ve Ceratopsian karınlarında bulunan cilalı gastrolitler (mide taşları), selülozun dişlerle değil midede öğütüldüğünü doğrular. Fosil kemiklerdeki ısırma izleri av-avcı ilişkilerini çözerken, Hadrosaurid ve Ceratopsian’ların yüzlerce dişten oluşan diş bataryaları üzerindeki mikroskobik aşınma analizleri, sert angiosperm liflerinin nasıl işlendiğini gösterir.
Bütün bu verileri sentezleyen Sampson, üç temel hipotezle tezini tamamlar. İlk olarak dinozorların ne soğukkanlı kertenkeleler ne de standart sıcakkanlı memeliler olduğunu; kemik histolojisindeki büyüme halkalarının gösterdiği üzere Mesotermi veya dev boyutların sağladığı ısıl kararlılık olan Gigantotermi metabolizmasına sahip olduklarını savunur. İkinci olarak çiçekli bitkiler ile gelişkin otçul diş bataryalarının birlikte evriminin enerjiyi üst basamaklara daha verimli aktardığını ve bu trofik akışın Tyrannosauridae gibi devasa apex yırtıcıları beslediğini açıklar. Son olarak, Ceratopsian yakaları, Hadrosaurid ibikleri ve Stegosaur plaklarının sanıldığı gibi birincil olarak savunma ya da ısı ayarı için değil; tür içi tanıma, sosyal hiyerarşi ve cinsel seçilim sergileri için evrimleştiğini vurgular.
Scott D. Sampson’ın bu başyapıtı, derin zamanın kapılarını aralayıp gezegenimizdeki yaşamın kırılgan ama bir o kadar da muhteşem dengesini kavramak isteyen herkes için benzersiz bir başucu eseri.
10.0/10
(6 Kişi)
Puan Ver
Orijinal Adı : Dinosaur Odyssey: Fossil Threads in the Web of Life
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
240.5K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhaba
Orhan Kemal, asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü olan, Türk edebiyatının önemli toplumcu gerçekçi yazarlarından biridir. 1914 yılında Adana’da doğmuş, 1970 yılında Sofya’da hayatını kaybetmiştir.

Eserlerinde işçileri, yoksulları, köyden kente göç eden insanları ve geçim mücadelesi veren aileleri sade, canlı ve gerçekçi bir dille anlatmıştır. Karakterlerini yalnızca iyi ya da kötü olarak değerlendirmemiş; onları yaşadıkları toplumun şartları içinde ele almıştır.

Murtaza, Bereketli Topraklar Üzerinde, Hanımın Çiftliği ve 72. Koğuş en tanınmış eserlerindendir. Orhan Kemal, sıradan insanların yaşamındaki acıları, umutları ve insanlık hâllerini güçlü gözlemleriyle edebiyata taşıyan bir yazardır. Orhan Kemal’in Murtaza romanı, görev duygusunun vicdan ve merhametten uzaklaştığında nasıl katı bir itaate dönüşebileceğini anlatır. Murtaza dürüst ve çalışkan bir insandır; ancak kuralları yaşamın ve insanın önüne koyduğu için farkında olmadan en yakınlarına bile zarar verir.Eserde mizah ile hüzün iç içedir. Murtaza’nın kendine özgü konuşmaları önce gülümsetirken davranışlarının acı sonuçları okuyucuyu derinden düşündürür. Bana göre Murtaza kötü bir insan değil, doğruluğun yalnızca kurallara bağlı kalmak olduğuna inanan trajik bir karakterdir. Roman, insanın görevini yerine getirirken vicdanını susturmaması gerektiğini hatırlatır. Çünkü merhametten yoksun bir doğruluk, zamanla iyilik olmaktan çıkar; insanın hem çevresine hem de kendi ruhuna kurduğu görünmez bir hapishaneye dönüşür.
Kitap
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
İlhan Taşlı
İnceleyen 3 gün önce
İyilik ve kötülük nedir? Ahlaklı veya ahlaksız olmak hangi davranışlarımızın bir sonucu olarak değerlendirilebilir? Mesela; bir babanın yeni doğmuş çocuğunu öldürüp arkadaşları ile bir mağarada yaktığı ateşte pişirip yemesi hangi ahlak ve iyilik kıstası ile açıklanabilir? Aynı şekilde bir annenin yeni doğmuş çocuğunu boğması...? Veya yaşlanmış olan anne babamızı ıssız bir ortamda terk etmek veya aç-susuz bırakmak veya ciddi ciddi çıplak ellerimizle boğmak iyilik midir? Yeni doğmuş bir kız çocuğunu bir domuz karşılığında evlenme taahhüdünde bulunup, ilk adeti gerçekleştikten sonra evlendiren ebeveynler ahlaklı mıdır? Veya domuzu verip satın alan kişi...?

Bu sitede iyi kötü beni tanıyanlar bu sorulardan sonra "yaşlandıkça bunama belirtileri göstermeye başladı galiba" yakıştırmalarından önce şunu bilmelerini isterim ki; atalarınız binlerce hatta onbinlerce yıl boyunca bu şekilde yaşadı ve o dönemki yargımıza göre yukarıda saydığım eylemleri yapan insanları bırakın dışlamayı veya cezalandırmayı "onurlandırıyorlardı veya olması gerekeni yapıyordu" şeklinde tavır sergiliyorlardı.
Evet "Düne Kadar Dünya" bizi bize anlatan muhteşem bir eser. Yazarın araştırmalarının yanı sıra, dünyaca ünlü antropologların çalışmalarının derlendiği; Ache, Kung, Aka pigmeleri, Yeni Gine yerlileri, Kaoling, Agta ve daha pek çok avcı-toplayıcı veya yarı yerleşik kabilelerin; savaş-barış, ticaret, dost-düşman, aile, adalet, yönetim, din ve daha pek çok alanda anlayış ve kültürlerini ortaya koyuyor.
Benim kişisel tespitime göre: Bu kabilelerin davranışsal özellikleri ile geçmiş dönemlerimize ait kültürel antropoloji buluntuları arasında da birbirleriyle örtüşen pek çok nokta var. Örneğin; 30.000-40.000 yıl öncesine dayanan ve insan aktivitelerinin bulunduğu mağaralarda pek çok pişirilmiş yeni doğan kemiğinin bulunması gibi.

Elbette günümüzde bize korkunç görünen bu eylemlerin o dönem yapılmasının bir anlamı var. Anlamını merak ediyorsanız Jared Diamond'un bu kitabı dahil tüm kitaplarını öneririm.
Puan Ver
Gleneksel Toplumlardan Ne Öğrenebiliriz?
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Okan Alver
Okan Alver
283.6K UP
İnceleyen 4 gün önce
Bence Cevaplardan Çok Düşünmeye Sevk Eden Bir Kitap
Allah, Felsefe ve Bilim, inanç ile bilimin mutlaka çatışmak zorunda olmadığını felsefi bir zeminde ele alan, üzerine düşünülerek okunması gereken bir eser. Zaten Caner Taslaman, sevdiğim bir akademisyen ve yazar. Keza görüşlerini yalnızca inanç üzerinden değil; felsefe ve bilimsel argümanlarla da desteklemeye çalışıyor. Elbette her savına katılmak zorunda değilsiniz. Lakin bence kitabın değeri, okuru tek bir sonuca yönlendirmekten çok farklı bakış açılarını değerlendirmeye teşvik etmesinde yatıyor. Ben okurken özellikle bazı bölümlerde durup kendi düşüncelerimi sorguladım. İyi bir kitabın insana yaptığı şey de biraz budur. Size ne düşüneceğinizi söylemez; nasıl düşünebileceğiniz konusunda yeni kapılar aralar. Katılsanız da katılmasanız da, bu yönüyle okunmayı hak eden eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Felsefi İncelemeler
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Ölüm bir mühendislik problemidir."
Bart Kosko
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)