Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
1,000 ATP Ödüllü Soru: “İnsanların başkalarını mutlu etmeye çalışması evrimsel açıdan gerçekten faydalı bir davranış mıdır, yoksa günümüz toplumunun yarattığı bir alışkanlık mıdır? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen8 1 saat önce
Karartma Geceleri, toplatılan bir kitap yüzünden gelişen olayları anlatır; ironik olan şu ki, yayımlandığı dönemde kendisi de toplatılmıştır. Rıfat Ilgaz, baskının, korkunun ve sansürün gündelik hayatta nasıl bir boğulma hissi yarattığını sade ama sert bir dille gösterir.

Romanın sinema uyarlaması Karartma Geceleri, “daha güzel bir dünya kurma yolunda paylarına acı düşenlere” ithafıyla başlar; haliyle o da sansür kuruluna takılır. Kitapla film arasındaki bu kader ortaklığı, anlatılanların kurgu değil, yaşanmış bir hakikat olduğunun en güçlü kanıtıdır.

Karartma Geceleri, sadece bir dönemi değil; düşüncenin suç sayıldığı her zamanı anlatır.
8.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen8 1 saat önce
Kendine Ait Bir Oda, düşüncenin özgürleşmesi için maddi bağımsızlıkla zihinsel cesaretin birlikte var olması gerektiğini bu kadar sade ve sarsıcı anlatabilen ender metinlerden biridir.
8.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 1 saat önce
Romandaki köy düzeni, Şeyh Bedreddin’in özlemini duyduğu eşitlikçi dünyayı çağrıştırır. Fakir Baykurt, köylülerle kaplumbağalar arasında bilinçli bir benzerlik kurar. Kendi yolunda ağır ağır ilerleyen bir kaplumbağanın dışarıdan gelen tek bir müdahaleyle ölmesiyle, yeşermeye başlamış bozkırın devlet bürokrasisinin eliyle mahvolması arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Baykurt’un anlattığı şey nettir: Doğal olan, paylaşarak ve birlikte ilerleyendir; yıkım ise çoğu zaman yukarıdan, müdahale adı altında gelir. Bu yüzden roman, “yarin yanağından gayrı her yerde, her şeyde hep beraber” diyenlerin edebiyattaki en sahici karşılıklarından biridir.
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
İrem Kaplan
İrem Kaplan
193.0K UP
İnceleyen 16 saat önce
2023 yılında yazdığım filme dair eleştirimi bu platformda da paylaşmak istedim. İyi okumalar

Gerçek olamayacak kadar güzel olan Barbie esasında gerçek. Biliyorum inanması güç ama Barbie, Barbara Handler adlı bir kız çocuğundan esinlenerek yaratıldı. Ayrıca Barbie’nin kökeni, müstehcen bir Alman çizgi roman karakteri olan Bild Lilli’ye dayanıyordu! Her zaman çalınan fikirler daha çok ilgi görür, popüler olur ve orijinallerini unutturur. Lilli’yi unuttuğumuz gibi. Hikayeyi başa saralım.
1950’lerin başında annesi Ruth Handler kızının yetişkin gibi görünen bebeklere ilgisinin normal bebeklere olan ilgisinden çok daha fazla olduğunu farketmiş. Kızı oyuncak bebeklere hep yetişkin rolleri veriyormuş. Ama yetişkinleri temsil eden hiçbir oyuncak yokmuş. Çünkü o dönemde yetişkin bebekler sadece kartondan yapılıyormuş. Böylelikle eşi Mattel’in kurucu ortaklarından olan anne, piyasada büyük bir açıklık görüyor ve durumu izah ediyor. Herkes fikrin asla tutmayacağını söylüyor ve Ruth İsviçre’ye tatile gidiyor. İşte o zaman Lilli ile karşılaşıyor.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra erkekler arasında popüler olan çizgi romanın, oyuncak bebekleri de yapılmıştır. O yıllarda oyuncakları hem erkekler birbirlerine hediye edermiş hem de çocuklar arasında da gittikçe popüler olmuş. Amerika’ya döndüğünde Mattel’i ikna etmiş ve kızı Barbara’nın isminden ilham alarak Barbie’yi 9 Mart 1959’da piyasaya sürmüş. Bu bebek üç boyutlu, doksan altmış doksan, kusursuz bir bebek. Onunla oynayan çocukları çirkin hissettiren, güzellik algılarını bozan, yıllar sonra estetik yaptırmalarına sebep olan, kaburgalarını aldıran, bellerini bir sıkımlık yaptıran, gözlerini solucan deliği gibi genişletip burun deliklerini nefes alamama pahasına küçülttüren bir bebek.
1961’de “Barbie’nin erkek arkadaşı yok mu?” sorularına yanıt olarak, oğlu Kenneth’dan ismini alan Ken bebek gelmiş. Lilli’nin üreticileri 1960’larda Barbie’ye dava açsa da Mattel, Lilli’nin bütün haklarını satın almış. Nitekim de hayalleri gerçek olmuş. Barbie’nin üretilmesinden bu yana güzelliğin kriteri ulaşılması zor o betimden aşağı taşamamış. Ne kadar kısa boylu, göbekli, çirkin, çarpık bacaklı versiyonları çıkmış olsa da. Ama ben en çok Barbara Handler’a üzülüyorum. Psikolojisi acayip bozuk değilse ben de İrem değilim.
Aslında bir kısım çocuk için doğru. Bizim jenerasyonda renkli lens kullanan da çoktur mesela mavi göz takıntısı yüzünden. Sırf Barbie gibi gözükebilmek için yemek yememe hastalığına yakalandılar. Ben etkilenmedim ama internet üzerinde öyle hikayelerle karşılaştım ki… Ne kadar doğru bilemem ama etkilenmediyseniz çok güzel bir şey. Ama tabi etkilenen çocuklar bundan etkilenmese başka bir şeyden etkilenecekti. Olumlu yönleri de yoktu diyemem, mesela şu an birçok aile ve bir çok öğretmen için sorun olan bir konu: Oyun kurma. Biz çocukken oyuncak ile oyun kurmayı öğrendik. Hayal kurduk, kendi dünyamızı kurduk. Şimdi ki çocuklar tabletler ile hazır oyunları oynuyor ama bu başka yazının konusu… Barbie bende hiç güzellik algısı oluşturmadı sadece hayal kurdurttu ve Barbie, Winx gibi yapımlar bana ilham oldu özgüvenimi geliştirdi her şeyi yapabileceğime onlar inandırdı. Çünkü benim kurduğum dünyada aklıma geleni yapmam mümkündü ve yapamadığım yerde de bir şekilde onu yapılabilecek hale sokardım. Bu sebeple de oyuncaklarım, oyunlarım iyi ki varlardı. Barbie ne kadar güzellik algısı ile ünlü olsa bile aynı zamanda kızlara hem feminen olup hem de her şeyi yapabileceklerini gösteriyor, "Barbie ile her şey mümkün" sloganı buradan geliyor. Bir yerde doktor, bir yerde savaşçı bir yerde peri, prenses oluyor. Bazen seyahate çıkıyor. Bazen anne oluyor… Barbie bir devrimdir. Bu devrimin gelin bir de filmine bakalım:
Barbie filmi tüm dünyada pembe boya kıtlığına sebep oldu, biliyor muydun? Yönetmen sette her şeyin pembeye boyanması konusunda epey ısrarcı olmuş. Bunun nedeni pembenin çocuksuluğu koruyacağı düşüncesiyle ve yönetmene göre çocuksuluğu korumak diğer her şeyden daha da önemliydi. Yapım ekibinin görevi pembe aksesuarlar, giysiler ve film çerçevesine yerleştirilmiş pembe olan her şeyden oluşan bir dünya yaratmaktı. Bu durum da tüm pembe boyaların tükenmesine neden oldu. Bu yeri göğü pembe dünyayı görmek için sabırsızlananlar filmin gişe rekorlarını kırdı. Çok abartıldığı için birçok kişi hüsrana uğradı. Çok beğenenlerin yanında keşke çizgi film olarak kalsaydı diyenler de oldu. Ayrıca film yer yer pembeden nefret ettirip dünyamız ne güzelmiş dedirtti, yer yer de çocukluğumdaki hayallerin hala aşırı güzel ve imkansız olduğunu hatırlattı.

Benim bu filmden beklentim gerçekten yüksekti. Belki de az önce de dediğim gibi sebep sadece aşırı abartılması ve aylarca hakkında konuşularak devasa reklamının yapılmasıydı ama ben de hüsrana uğradım. Ben de pembe, şeker gibi görünen bu yapının aslında cesur ve sert bir hikaye sunacağı izlenimini uyandırmıştı bende. Hedef kitlesini geniş tutmaya çalışıp hem çocukluğunu Barbie bebekleriyle geçiren orta yaş izleyicilere göz kırpması hem de 13 yaşındaki izleyicilere hitap etme çabası arasında denge sağlamakta zorlanmış gibi geldi. Barbie bebek üzerinden toplumun ve kadının belli bedensel ve toplumsal kalıplara hapsedilmesini eleştiren film bu eleştiriyi erkek izleyicilere de empati yaptırabilecek bir bakış açısıyla sunuyordu. Margot Robbie ve Ryan Gosling’in Barbie ve Ken rolleri için yaratıldığına eminim. Margot plastik bir bebek olan Barbie’nin kusursuzluğunu ve zamanla insana dönüşen karakterini harika bir şekilde ayırt ederek doğallıkla sunuyor. Ryan ise beklenmedik derecede komikti. Ryan için birçok laf yapıldı, yok yaşlıymış, olmamış, bilmem ne… Bu adamın bir işe girip de kötü olması imkansız. Özellikle yaptığı mimikler yeterdi. Yönetmen ise popüler kültüre ve Hollywood filmlerine yerinde göndermeler yaparak izleyicileri gülümsetmeyi başardı. Ancak bu detayları spoiler vermeden anlatmam mümkün değil bu sebeple filmin en iyi yanına geçiyorum: Yaratılan atmosfer. Gerçekten Barbie’nin diyarını ziyaret ettiriyor gibi hissettiriyor.

Özetle bu film genel olarak ortalama bir gişe filmi olabilir ancak ele aldığı temalar ve yapılan cesur tercihlerle dikkat çeken bir film oldu.

Değinmek istediğim bir diğer konu daha var. Aylarca medya pompalanarak hedef kitle arttırılmaya çalışıldı. Oppenheimer’in yönetmenlerinin çok meşhur olmasından dolayı prim yapılmaya çalışıldı. Aynı kategoride bile olmayan iki apayrı film sürekli gereksiz yere kıyaslandı. Bu da iki film için beklentiyi yükseltti ve vermek istedikleri mesajı verememelerine sebep oldu. Bu bağlamda bakıldığında izleyici Barbie’den beklediğini alamadı zaten bence pek de sonuçlanmadı film. İkinci bölüme olması gereken olayları ikinci yarıya sığdırdılar. Bu da kısıtlı sürede alelacele bir şeyler anlatmayı gerektirdiği için yaratıcılığı öldürdü. Ayrıca da finali de çöktürdü. Çok eğlenceli ve yaratıcı olması gereken film ikinci yarıda mesaj bombardımanına döndü. O kadar çok mesaj vardı ki hiçbirini anlamamayla sonuçlandı. O yüzden Greta Gerwig Barbie gibi bir markadan efsane bir sinema yapıtı yaratmayı başaramadı. En azından eğlenceli olabilirdi, o da maalesef olmadı.

Hiç izlemeyenler için verdiği mesajlara dair de bir açıkla yapmak istiyorum. Film başta Barbie dünyasındaki her şeyin kadın elinde olduğu bir görüşü anlatıyor. Dünya’ya geldiklerinde ise bunun tam tersi bir dünya ile karşılaşıyorlar ve Barbie dünyasını Ken, ataerkil hale getiriyor. Sonra kadınlar tekrar gücü ellerine alıyorlar ve mutlu son ama bence mutsuz son. Bizim eksiğimiz kıyas yapmak zaten. Az önce de dedim. Apayrı iki şeyi kıyaslamaya bayılıyoruz. Ya kadının yeterlilikleri belli erkeğin belli. Neden birini diğerinden daha baskın yapmaya çalışıyoruz? Bence filmin varması gereken son, iki cinsiyetin de eşit olduğu bir dünya olmalıydı.

Ben bir kadın olarak yapıma dair eleştirimi bu cümleyle bitirmek istiyorum: Kadınların yaşadığı zorlukları ve erkekler üzerindeki gereksiz baskıyı anlatmanın en pembe haliydi, hüzünlü bir şekilde ayrıldım sinemadan. Gerçekler yüzüme vurdu, dışardan bir göz olarak dünyayı izledim.
Film
6.0/10
(29 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Tahsin Karademir
İnceleyen10 1 gün önce
Joe Navarro’nun "Beden Dili" kitabını okumak, aslında çevrenizdeki dünyayı "yüksek çözünürlüklü" görmeye başlamak gibidir; çünkü yazar, kelimelerin bittiği yerde vücudun nasıl dürüstçe konuşmaya devam ettiğini eski bir FBI ajanının keskin gözlemleriyle ve limbik sistemin biyolojik gerçekleriyle harmanlayarak sunar. Kitabın en güçlü yanı, analize genellikle ihmal edilen ayaklardan başlayarak "en dürüst uzuvlar" hiyerarşisini kurması ve karmaşık psikolojik süreçleri her an uygulanabilir pratik ipuçlarına dönüştürmesidir; ancak bu durum, bazen okuyucuda her küçük hareketi kesin bir yargıya varma yanılgısına sürükleyebilecek kadar keskin bir özgüven yaratabilir. Her ne kadar yer yer benzer kavramların tekrarına düşse ve kültürel farklılıkları bazen göz ardı etse de, teknik dil yerine anlaşılır bir anlatım benimseyerek herkese yönelik bir rehber olması kitabın en büyük artılarından biridir; bu nedenle, sosyal zekasını geliştirmek isteyen herkes için bu eser benim fikrimce kesinlikle okumaya değer ve insan ilişkilerinde fark yaratacak bir başucu kaynağı niteliğindedir.
Kitap
9.9/10
(19 Kişi)
Puan Ver
- Eski FBI Ajanından İnsanların Bedenini Okuma Rehberi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Eğer tarih tekerrürden ibaretse ve beklenmedik şeyler olmaya devam ediyorsa, bu, insanın deneyimlerinden ne kadar az öğrendiğini gösterir."
George Bernard Shaw
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)