Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
123.5K UP
İnceleyen10 1 gün önce
19. yüzyılda yaşayan bir insandır Graham. Günlerce uykusuzluk sorunu yaşadıktan sonra nihayet uyumayı başarır ancak öyle bir uyur ki... Tam iki asır boyunca uyanamaz. Uyandığında ise dünya artık bambaşkadır. 200 yıl boyunca banka hesabına işleyen faizler sayesinde zenginleşen Graham artık Dünyanın Efendisidir.

1899 yılında yazılan ve edebiyatın ilk distopyası olarak kabul edilen bu eserde, distopyayı var eden totaliter bir devlet değildir. Aksine vahşi kapitalizm, işçileri karşı konulamaz güçleriyle ezen şirketler vardır. Daha doğrusu tekel olmuş bir şirket: Emek Şirketi. İşçilerin tek umudu ise Efendileridir, uykuda olan, serveti başkaları tarafından yönetilen ve bir gün uyanacağını umdukları.

Peki Graham omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu hissedip harekete mi geçecek? Yoksa konfora kendisini teslim edip, uyanmasına umut bağlayan kalpleri hiçe sayarak güç sahipleri tarafından ona hazırlanan tahtta esaretine mi devam edecek?

Distopya türünün kült eserleri arasında adının geçmemesine oldukça şaşırıyor ve kitabın hakkının yendiğini düşünüyorum. 1984, Cesur Yeni Dünya, Biz gibi kitapların yanına yazılmalı Uykudaki Uyanıyor. (Bir diğer ismiyle Efendi Uyanıyor). Günümüzde dahi geçerliliğini koruyan birçok politik ve toplumsal tespiti olduğu gibi teknolojik öngörüleriyle de zamanının ötesinde bir eser.
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Efendi Uyanıyor: İki Asırlık Uykudan
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
162.3K UP
İnceleyen 2 gün önce
Merhaba
Bazen bir kitabı okumaya başlamadan önce, onunla kavga edeceğimi hissederim. Daha kapağını açmadan içimde hafif bir gerilim olur. Çünkü bazı metinler sadece bilgi vermez; insanın inandığı, tutunduğu, hatta sığındığı yerlere dokunur. İnancın Sonu tam da böyle bir kitap. Okurken sadece satırları değil, kendi zihnimi de tarttım. Nerede savunmaya geçiyorum, nerede susuyorum, nerede hak veriyorum diye.

İnancın Sonu, Sam Harris’in inanç ile aklı bir düelloya çıkardığı metni. Bu kitapta uzlaşma yok. Yumuşatma yok. Harris, modern dünyanın en büyük sorunlarından birinin sorgulanmayan dini inanç olduğunu söylüyor ve bunu neredeyse bir cerrah soğukkanlılığıyla masaya yatırıyor.

Kitabın ruhunu taşıyan cümlelerden biri olan “Dini inançlar eleştiriden muaf tutulduğu sürece, insanlığın ilerlemesi her zaman tehlike altında olacaktır.” Bu cümle bir iddia değil sadece; bir meydan okuma. Çünkü Harris’e göre din, diğer tüm düşünce sistemleri gibi eleştirilebilir olmalı. Bilim hata yapabilir, siyaset yanlışlanabilir, felsefe çürütülebilir. Ama din çoğu zaman “kutsal” olduğu için tartışma dışı bırakılır. O ise tam tersini yapıyor: Kutsalın üzerine ışık tutuyor.

Bir başka bir ifadede ise şunu söyler . “İnsanlar, kanıt olmadan inanmayı bir erdem haline getirdiler.”
Burada durup düşünmemek zor. Çünkü gerçekten de birçok kültürde “iman”, sorgulamamakla eş anlamlıdır. Oysa Harris için kanıtsız inanç bir erdem değil; epistemolojik bir boşluk. Ona göre akıl, insanlığın en güçlü aracıdır ve bu araç, inanç söz konusu olduğunda askıya alınmamalıdır.

Kitap özellikle dini şiddet üzerinden çarpıcı bir analiz yapar ve şu cümleyle hafızayı kazımaya çalışır .
“İntihar bombacısını motive eden şey umutsuzluk değil, cennete olan inancıdır.” Bu söz ürpertici. Çünkü burada din, teselli veren bir sistem değil; eylemi, hatta ölümü anlamlandıran bir güç olarak resmedilir. Harris’e göre iyi niyetli insanlar, kutsal bir amaç uğruna korkunç şeyler yapabilir. Bana kalırsa en çok tartışılması gereken cümle şudur. “İyi niyetli insanların kötü şeyler yapabilmesi için din gerekir.” Bu iddia abartılı mı? Belki. Ama insan tarihi düşünüldüğünde tamamen yabana atılacak bir söz de değil. İnanç, insanı yüceltebildiği kadar, körleştirebilir de. İşte Harris bu kör noktaya bakıyor. Kitap boyunca hissettiğim bir eksiklik var: İnancın içsel, varoluşsal boyutu. Mesela Søren Kierkegaard inancı bir “atlayış” olarak tanımlar; aklın ötesine geçen ama insanın varoluşunu derinleştiren bir deneyim olarak görür. Ya da William James, dini deneyimi psikolojik gerçeklik üzerinden anlamaya çalışır. Harris ise daha keskin bir yerde durur. Onun için soru nettir: “Doğru mu, yanlış mı?”

Ama insan sadece doğru veya yanlış çizgisinde yaşamıyor. Bazen inanmak, anlam arayışıdır. Bazen yalnızlığa karşı bir dirençtir. Bazen ölüm korkusuna karşı sessiz bir cevaptır. Harris bu duygusal ve sembolik alanı pek dikkate almaz; o daha çok inancın toplumsal ve politik sonuçlarına odaklanır.
belki de kitabın en çarpıcı yanı burada , İnancı kutsallıktan indirip tartışılabilir bir nesne haline getirmesi. Bu kolay değil. Hele inancın kimlik haline geldiği toplumlarda hiç değil. İnancın Sonu bir saldırı mı, yoksa bir uyarı mı? Belki ikisi de. Okurken insan ya savunmaya geçiyor ya da düşünmeye başlıyor. Ama kayıtsız kalmak mümkün değil.

Ben kitabı kapattığımda şunu düşündüm: İnanç ile mantık gerçekten düşman mı? Yoksa biz mi onları düşmanlaştırıyoruz? Belki mesele inancın varlığı değil, sorgusuz kabul edilişi. Belki de asıl korkulan şey, Tanrı’nın değil, soruların gücü. Bazen bir kitap, cevap vermek için değil, insanın içindeki sessiz çatışmayı görünür kılmak için yazılır. Bu kitap tam olarak bunu yapıyor sanırım.
Puan Ver
İNANÇ VE MANTIĞIN KAFA KAFAYA ÇARPIŞMASI
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Zcn Ymncn
İnceleyen 3 gün önce
Harika bir film: İzlediğinizde, " Neden daha önce seyretmedim ? " diye düşüneceksiniz. Geç izlemiş olmanız sizde zaman kaybettiğiniz hissi yaratacak.
9.6/10
(96 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : The Shawshank Redemption
Yönetmen: Frank Darabont
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
123.5K UP
İnceleyen9 5 gün önce
Bilimkurgunun tarihçesini araştıranlar, türe ismini (sciencefiction, sci-fi) verenin Hugo Gernsback olduğunu okumuşlardır. Peki Gernsback'ten yaklaşık çeyrek asır önce türü tanımlamak için makaleler yazan bir yazar ve kuramcı olduğunu söylesem...

Maurice Renard. Bilinmeyen olguların bilimle fethedildiği kurgulara, yani bugün bilimkurgu dediğimiz türe önceleri "olağanüstü-bilimsel roman", sonra da "varsayım romanı" ismini veren Fransız yazar, makaleler yazarak türün edebiyat dünyasında ciddi bir konuma gelmesine katkıda bulunmuş. Yalnız onun olağanüstü-bilimsel roman tanımı bugünkünden biraz farklı. Mesela bilimkurgunun temel taşlarından kabul ettiğimiz Jules Verne'i türe dahil etmiyor. Çünkü Verne zaten denizaltı yolculuğu gibi döneminde araştırılan, icat edilmesi muhtemel şeyleri yazıyordu. Renard'a ise olağanüstü görünene, mucize sayılana alan açmak önemliydi.

Kitapta Renard'ın üç önemli makalesi yer almakta. Birisi "Olağanüstü-Bilimsel Roman ve İlerleme Tasavvuruna Olan Etkisi" başlığını taşıyor ve kitabın en uzun makalesi. Burada, Edgar Allan Poe ve H. G. Wells'in yapıtlarından örnekler vererek türü tanımlayan yazar, ardından türün temellerini tanımlar. "Dayanağı akıldan başkası olmayan sağlam bir temele sırtını dayadığını", "bilgelik ve hünerin bir deri olarak giydirildiği bir beden"le karşı karşıya olduğumuzu söyler. Hatta bu türdeki eserler ona göre "sahnelenmiş felsefe ve tiyatroya uyarlanmış mantık"tır.

Evreni "bilmediklerimiz, varlığından şüphe duyduklarımız, varlığına emin olduklarımız" şeklinde üç bölüme ayıran yazar bilimin gelişmesiyle ilk iki alanın geriye çekilebileceğini ancak her şeyi bilmemiz imkansız olduğu için daima var olacaklarını söyler. Başka bir açıdansa bilimin gelişmesi aslında bilmediklerimizin de sayısını artırabilir, çünkü neyi bilmediğimize ancak bir miktar bilgiyle vakıf olabiliriz. Olağanüstü-bilimsel roman ise hammaddesini bilinmeyenlerden ve şüphelilerden almaktadır Renard'a göre.

İlerlemek halk kitlelerinin gözünde refahımızın artması anlamına gelse de, hatta bir icada gösterilen ilgi de onun gündelik hayata etkisiyle doğru orantılı olsa da (Yazar burada x ışını ve uçağın icadını örnek verir. X ışınının keşfedilmesi profesyonel alanda kullanıldığı için fazla bir heyecan yaratmamıştır ama uçağın icadı, insanın uçabilmesi anlamına geldiği için çok büyük bir ilgiye mazhar olmuştur) olağanüstü-bilimsel roman bizi konfor alanımızdan çıkarır, bilinmeyenin saf dehşetini ve merakını yükler, böylece bilimsel düşünceyi insanmerkezci eğilimden arındırıp başka bakış açılarıyla düşünmeye iter.

İkinci makale "Varsayım Romanı" başlığını taşır. Okurun bir eseri sadece anlayarak değil, hissederek okumasının önemine değinen yazar burada tür için "varsayım romanı" ismini daha uygun bulduğunu söyler. Varsayımlar bilinmeyenin karanlığıyla bilinenin aydınlığı arasındaki o loş bölgedir. Burada doğan eserler hayal gücümüzü, bilme umudumuzu harekete geçirecektir.

Yine bu makalede Renard, varsayım romanını -kitabın kapağında da bulunan- Merkür heykelinde somutlaştırır. Heykelin kanatları hem onu hayal dünyasına ait kılmakta hem de ucube değil zarif bir görünüm vermektedir. Bir yanda göğe yükselir diğer yandan ayak parmağının ucuyla gerçeğin üstüne basar. İşte bu yazara göre varsayım romanının da özellikleridir.

Üçüncü makale "Sinematografın Öncüsü" başlığını taşır ve kitaptaki en kısa makaledir. Villiers de L’Isle-Adam'ın 1800'lerin sonunda kaleme aldığı Geleceğin Havva'sı adlı romanından bir pasajı alıntılayan yazar, sinemanın -üzerinde henüz ciddi bir bilimsel araştırma yokken- nasıl öngörüldüğünü ve bunun hayranlık verici olduğunu anlatır.

"Mucizelere ne kadar çabuk alışıyoruz!" der Renard ve ekler, "Şimdilerde pek hoş gelir bize sinema; yine de siz onun zarafetini, bir de yirmi sekiz yıl önce görseydiniz!"

Bir asır öncesine gitmek ve henüz o dönemler emekleme aşamasında olan bilimkurguya katkı sağlayan bir yazarın yazdıklarını okumak güzeldi.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Amin Mehtiyev
Amin Mehtiyev
50.3K UP
İnceleyen 6 gün önce
Filmi çok sevdim. Film, haksız yere hapsedilen Andy Dufresne'nin hayatını anlatıyor. Hapisteyken bile hayata olan umudu hiç sönmedi. Andy'nin zekice planı, sabırlı davranışı ve iradesi onu adım adım özgürlüğe doğru götürdü. Film bize insan ruhunun zor koşullarda bile hayatta kalabileceğini gösteriyor.

Filmin ana mesajı, umudun insanı hayatta tutan en güçlü duygulardan biri olduğudur. Özgürlük sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel bir kavramdır. Uzun bir hapis hayatı bazı insanları değiştirebilir, ancak Andy gibi insanlar kimliklerini korumayı başarırlar.
9.6/10
(96 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : The Shawshank Redemption
Yönetmen: Frank Darabont
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)