Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
1,000 ATP Ödüllü Soru: Radyo dalgaları ışık hızında gidebiliyorsa neden ses dalgaları ışık hızına asla ulaşamaz? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
138.2K UP
İnceleyen9 2 saat önce
Salah Birsel’le tanışmama vesile olan bu kitap ile kendine has bir deneme evrenine girdim. Kitap, İstanbul sokaklarından edebiyat dedikodularına, ağaçların sonbahar serüveninden tarihi ihbarnamelere uzanan 20 farklı denemeden oluşuyor.

Yazar dili adeta bir enstrüman gibi çalıyor. Sokak ağzını ya da Türkçenin kenarda köşede kalmış kelimelerini metinlerine öyle bir kıvraklıkla yediriyor ki, küfür veya kaba saba durmak şöyle dursun, dilin neşesi ortaya çıkıyor. Metinde acayip canlı bir hava var. Başta birçok kelimeyi anlamadım, ne oluyoruz dedim ama sonra dile alıştıkça tat verdi.

İlk denemelerde kendimi İstanbul’un hiç bilmediğim sokaklarında, bir çınar ağacının altında buldum. Birsel’in doğaya ve özellikle ağaçlara dair gözlemlerini okurken insan bir an durup doğaya karşı ne kadar körleştiğimizi düşünüyor. Günlük koşturmaca içinde yanından geçip gittiğimiz bir yaprağın meğer ne çok hikâyesi varmış diyorsunuz. Bazı sokakları internetten aratıp gözümde daha iyi canlandırmaya çalıştım. Bahsettiği ağaçların fotoğraflarına bakarken bir deneme kitabı okurken botanik bilgimin genişleyeceğini de düşünmezdim.

Gözlemlemek, duyumsamak, ayrıntıyı fark etmek ve bütün bunları okura yaşatabilmek; yazarlık bu demek sanırım. İstanbul’a yolum yeniden düşerse, kitapta adı geçen sokaklara uğramak istemem de biraz bundan.

İlerleyen denemelerde ise edebiyat tarihinin kamera arkası diyebileceğimiz nefis anekdotlar başlıyor. Çehov’un Tolstoy’a duyduğu o devasa hayranlığı, Tolstoy’un Çehov’un “Duşeska” öyküsünü kahkahalarla dört kez okumasını ya da James Joyce’un tek bir cümlenin ritmini tutturabilmek için saatlerce tek bir kelime üzerinde durmasını okurken yazarların da bizler gibi insanî tutkuları, takıntıları olduğunu hissediyorsunuz.

Kitaba adını veren en sondaki “Amerikalı Tolstoy” denemesi ise işin rengini biraz daha değiştiriyor. II. Abdülhamid döneminin sivil polis raporlarına, hafiyelik teşkilatına ve dönemin absürt kaçan ihbar mekanizmalarına odaklanıyor. Tarihsel gerçekleri ve biyografik detayları, Salah Birsel o mizahi ve hafif alaysı süzgecinden geçirerek anlatınca ortaya okumaya doyulmaz bir deneme çıkmış. Kitabın en uzun denemesi ama en hızlı okuduğum da bu.

İstanbul’a, edebiyata, tarihe ve gündelik hayata yeni bakış açılarıyla bakmayı öğreten bir deneme kitabı. Ben sevdim.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Sonya Demirboğa
Sonya Demirboğa
83.7K UP
İnceleyen9 1 gün önce
Beyaz Geceler, Rus edebiyatının şüphesiz en değerli yazarlarından biri olan Dostoyevski'nin 20'li yaşlarının sonuna doğru yazdığı kısa öyküsüdür. Dostoyevski, Beyaz Geceler'de melankolinin romantizmle beraber ele alındığı bir atmosfer yaratır.

Beyaz Geceler, Dostoyevski’nin gençlik yıllarının romantik coşkusunu, St. Petersburg’un o meşhur alacakaranlık geceleriyle harmanladığı bir başyapıttır. Roman, kalabalıklar ortasında büsbütün yalnız kalmış isimsiz bir Hayalperest ile kalbi başka biri için çarpan Nastenka’nın dört geceye sığan kısacık karşılaşmasını ve ayrılığını anlatır.

Eserin odak noktasında yer alan Hayalperest, Dostoyevski edebiyatında ilerleyen yıllarda sıkça karşılaşacağımız, o odasına kapanan, toplumdan izole olmuş içsel insan tipinin ilk somut örneğidir. Gerçek dünyada kendine bir yer bulamadığı için kendi zihnindeki kurgusal evrene sığınan bu genç adam, Nastenka ile karşılaştığında ilk kez somut bir insanla bağ kurar ve hayal dünyasından gerçekliğe doğru bir adım atar. Ancak bu temas, ne yazık ki karşılıksız bir aşk olarak kalır. Nastenka’nın kalbi, kendisini bir yıl önce bırakan ve dönmeye söz veren eski kiracısındadır. Hayalperest, karşısındaki kadına derin bir tutkuyla bağlansa da onun bekleyişine, umutlarına ve nihayetinde sevdiğine kavuşma anına tanıklık etmek zorunda kalır.

Romanı sıradan bir aşk hikâyesinden ayıran asıl unsur, finaldeki kabulleniştir. Nastenka, eski sevgilisi çıkıp geldiğinde Hayalperest'le evlilik hakkında konuşup ona umutlar vermesine rağmen onu ardında bırakıp gider. Fakat Hayalperest, bu duruma öfkelenmek, sitem etmek ya da intikam duygularıyla dolmak yerine son derece anlayışlı bir tavır sergiler. Sevdiği kadının mutluluğunu kendi kırgınlığının üstünde tutar. İşte bana göre kitabın en etkileyici kısmı da burası; çünkü Hayalperest, sevginin bencil bir sahip olma arzusu değil, karşındakinin mutluluğuna sevinebilme erdemi olduğunu bize kanıtlıyor.

St. Petersburg’un beyaz geceleri de hikâyenin duygusal derinliğine katkıda bulunur. Gecenin getirdiği geçici aydınlık, karakterlerin umutlarını ve hayal kırıklıklarını simgeler. Roman, sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda insanın hayaller ile gerçekler arasında sıkışıp kalmasının trajik bir portresidir. Dört gecelik o tatlı rüya bittiğinde geriye soğuk bir sabah ve yine aynı yalnızlık kalır. Yine de yazarın da dediği gibi, koca bir insan ömrü düşünüldüğünde, bir anlık tam ve katıksız bir mutluluk az şey değildir.
7.3/10
(10 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Çağan Mert Odabaş
İnceleyen9 2 gün önce
Nebulith kanalı hak ettiği değeri kesinlikle görmeyen bir kanal. İçerikleri çok kaliteli. Kanalı diğer kanallardan ayıran özelliği , kendisi gibi kanalların kendilerini diğer kanallardan ayırdığı özelliklerinden çok daha farklı.
Örnek olarak A kanalı daha gerçekçidir, B kanalı daha eğlencelidir, C kanalı da her ikisidir. Fakat Nebulith içeriklerinin yanı sıra anlaşılır ve üretken bir kanal.
Peki puanı nereden kırdım?
İçerikleri harika fakat her kitleye hitab edebilmesi için biraz disiplin, biraz uzun video, en fazla da ciddiyet gerekiyor. Bu özelliklerin hepsini gelecekte bu kanalda görüp izlemek çok isterim ve bu kadar kaliteli içeriği gördükten sonra da beklerim.
Youtube Kanalı
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Çağan Yetkin Seyit
İnceleyen10 2 gün önce
Çıktığı gün filmi izledim. Ve sizi bilmem ama ben filme bayıldım! Ben bu filmi kusurlarıyla sevdim. Gerçekten! Peter'ın yalnızlığı ve arkadaşı Ned'i, eski sevgilisi MJ'i sürekli araması... Olağanüstü. Filmde net olarak bir kötü yok. Hatta çizgi romanlardan bildiğimiz kötüler ilk sahnelerde Spider-Man onlar önceden haklamış olarak gösteriliyor. Jean DeWolff ile bağı çok güzeldi. Sanki yeni May hala gibiydi ve DeWolff sayesinde de Peter'ın otorite kazanması ve bir durum olduğunda korunması farklı hissettirdi. Ve polisler ona karşı çıkmak, mızmızlık etmek yerine Spider-Man'i dinlemeleri de farklı ve gerçekten güzel hissettirdi. Sonrasında Punisher var tabii. Harikaydı! Zaten "Punisher: One Last Kill" filminin de incelemesini yapmıştık. O da Peter için baba gibiydi. Baba gibi kısmına gelecek olursak zaten çizgi romanlarda bir noktadan sonra ortaklık kuruyorlardı, ben de buna yönelik bir teori atmıştım ve evet teorim tuttu. Ve Spider-Man ile Punisher sahneleri komik tasarlanmıştı. Bazıları da duygusal. Şimdi Sadie Sink'e gelelim. Zaten kendisini Stranger Things'den biliyorum ve takip ediyorum. Harika bir aktris ve rolünü de harika yapmış. Umarım gelecek Doomsday filminde olur. Gerçi garip olan şey şu ki filmde Jean'in ablası rolündeki Olivia Booth-Ford 16 yaşında, Sadie Sink 24 yaşında! Neyse ki Sadie daha genç durmuş. Peter'a üzülüyorum. Bu MJ seni zaten Spider-Man olduğun için sevmişti. Sen aşk rüzgarlarına kapılıp neden peşindesin hâlâ! Peter'ın Jean'i korumak için önüne atılması biraz klişe bir sahneydi ama olsun yine duyguyu verebildi. Marisa Tomei yeni çekimler için geri dönmesi harikaydı. İlk başta "Oynamamıştır ya, eski flashbackleri koyar geçerler" dedim ama bravo Marvel yani. Şimdi bir sürü kusur bulan var. Evet arkadaşlar gerçekten kusurlar ve istenmeyen şeyler eksikler var. Ama şunu anlayın ki bu bir geçiş filmi, bence bir geçiş filmine göre çok iyi hatta! Film genel olarak çok fazla çizgi roman referansı içeriyordu ve izlerken çizgi roman okur gibi oldum. Ve film doğal hissettirdi. Neden mi? Çünkü CGI çok az kullanıldı. Gerçek bir kostüm kullanıldı ve dahası. Ve en önemlilerden biriyse post-credit sahnesi oldu. Dedik ya geçiş filmi diye, işte bu film Doomsday'e bir geçiş. Saçmalık olan şey izlediğimiz salonda tüm salon post-credit için tüm jeneriğin bitmesini bekledi. Ama değdi. Sadece Joe Keery'nin Harry Osborn'u oynamasını, Matt Murdock'un hapishaneden kaçışını, Black Cat'in gelişini beklerdim ama olsun. Benden bu kadar. Puanım 10/10!
8.3/10
(3 Kişi)
Puan Ver
Orijinal Adı : Spider-Man: Brand New Day
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Kağan Nayır
Kağan Nayır
101.0K UP
İnceleyen9 2 gün önce
Net The shiningden sonraki Kubrick babamızın en iyi ikinci filmidir.

Fark ettiğim şeyler Shining girişinde sarı bir beetle ile uzak metraj giriş yaparken bu filmde de malikaneye gelirken uzak metraj range roveri çeker yaani şu demek:
Bu karakterde bir şeyler olacak bak dikkat et demektir

Zaten film çıkar çıkmaz öldürüldü öyle böyle mesajlar içermiyor net izleyin çok güzel filmdir
9.5/10
(23 Kişi)
Puan Ver
Orijinal Adı : Eyes Wide Shut
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Ezilmişler eşit olabilmek, eşitler üstün olabilmek için baş kaldırır."
Aristoteles
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)