Bu romanın en rahatsız edici tarafı şu:
Acı artık dramatik değil, normalleşmiş. Dostoyeveski'nin suç ve ceza romanında dediği gibi ' aşağılık insan oğlu zamanla her şeye alışır.' bu roman bu sözün adeta bir tezahürü gibidir. Fugui sürekli kaybeder: para, statü, aile… ama yaşamaya devam eder. Bu kitap “mutluluk” değil, yaşamın çıplak hali ile ilgilenir. Kitaptaki karakterlerin hepsine birbirinden absürt ölümler yazılmış.
Okurken şunu fark ediyorsun: İnsan her şeye alışıyor. Ben bu kitabı okurken kendime defalarca şu soruyu sordum: “Hayatın ne kadarı senin kontrolünde?”
Bu eseri bitirdiğimde sessizce boğazıma oturmuştu. Yazar absürt melankoliyi öyle bir işlemiş ki şu ana kadar okuyup ağladığım tek romandır (özellikle çocuğun kanını şırınga ile çeke çeke , yavaş yavaş soğukça öldürüldüğü sahnede delirmiştim.)
BU ROMANDAN ANLADIKLARIM
“İnsan yaşamak için yaşar, başka hiçbir şey için değil.”
“Hayatın ne getireceğini bilmezsin, ama yine de yaşamaya devam edersin.”
“İnsan en çok sevdiklerini kaybederek büyür.”
“Acı zamanla azalmaz, sadece alışkanlığa dönüşür.”
“Zenginlik insanı güçlü yapmaz, sadece kırılganlığını geciktirir.”
“Ölmek zor değildir; zor olan yaşamaya devam etmektir.”
“Kader, insanın kaçamayacağı tek şeydir.”
“Bir insanın başına ne gelirse gelsin, sonunda yine hayatta kalır.”
“Eskiden neden yaşadığımı bilirdim, şimdi sadece yaşıyorum.”
“İnsan bazen hiçbir şeyi kalmasa bile yaşamaya devam eder.”
ROMANDAN ALINTILAR
'Ne kadar acı çekersen çek, sabah yine güneş doğuyor'
'Düşünmek yüreğimi öyle acıttı ki, ağlayamadım bile.'
'Uzun zaman önce, Xu ailesinin ataları sadece bir tavuk beslerdi. O tavuk büyüyünce kaz oldu, kaz kuzuya döndü ve o kuzu öküz oldu. Ailemiz böyle zenginleşti.Babamın sesi fısıltıya dönmüştü. Birkaç dakika sustu ve sonra tekrar devam etti: "Sıra bana geldiğinde, Xu ailesinin öküzü kuzuya döndü, sonra kuzu eridi kaza döndü. Sıra sana geldiğinde, kaz tavuğa döndü ve şimdi bir tavuğumuz bile yok.'
'Kendi kendime, babamın benden yapmamı istediği şeylerin, onun yapamadığı şeyler olduğunu düşündüm'
'Yürürken ağladım ağlarken yürüdüm'
'Erkekler açgözlü kedilere benzer!'
'Beni dövmeyeceğini biliyordum ama sözleri ölümden beterdi. Başım sanki kör bir bıçakla doğranmıştı ama hala omzumun üzerinde duruyordu.'
'İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır: Yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme, elini yanlış cebe atma.'