Barış Özcan’ı izlemek, karmaşık bir konuyu derinlemesine araştırmak yerine o konunun üzerindeki entelektüel tozları alıp size estetik bir tepside sunan, oldukça özenli bir "vitrin" izlemek gibidir. Bence izlenir; çünkü çoğu insanın hayatın koşturmacası içinde vakit ayırıp okumayacağı, araştırmayacağı veya bağlantı kurmayacağı konuları, o kendine has sakinliği ve görsel estetiğiyle bir pazar sabahı kahvesi keyfine dönüştürmeyi başarıyor. Anlatım tarzında "her şeyi bilen bilge" edasından ziyade, sürekli öğrenen ve keşfettiklerini hevesle paylaşan bir arkadaşın samimiyeti var; bu da teknik bilgilerin bile bir hikaye akışına sahip olmasını sağlıyor.
Ancak öznel bir eleştiri getirmem gerekirse, bazen görselliğin ve kurgunun gücü, anlatılan konunun teknik ağırlığının önüne geçebiliyor; yani bazı videolar "bilimsel bir makale" değil de "bilimsel bir edebi metin" tadında kalıyor. Eğer beklentiniz derinlemesine bir akademik analizse hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, ancak amacınız zihninizde yeni bir pencere açmak, daha önce düşünmediğiniz açılardan dünyaya bakmak ve bu süreci görsel bir estetikle taçlandırmaksa, Barış Özcan şu an dijital dünyada yapabileceğiniz en iyi "zihinsel yatırım"lardan biridir. Kısacası, bir şeyleri öğrenmekten çok, öğrenmeye karşı duyulan o tutkuyu tetiklemek için izlenmesi gereken bir kanal.