Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
1,000 ATP Ödüllü Soru: Radyo dalgaları ışık hızında gidebiliyorsa neden ses dalgaları ışık hızına asla ulaşamaz? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Kendimi Fransızca'da nasıl geliştirebilirim (lütfen açıklamayı okuyun)? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Rıfat Sinmeç
İnceleyen 3 saat önce
Kick buttowski tezcan
Youtube Kanalı
9.0/10
(11 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Okan Alver
Okan Alver
254.9K UP
İnceleyen10 11 saat önce
Bence bu kitap, bir fizik kitabı değil; merakın ve sorgulamanın insanı nereye götürebileceğini gösteren samimi bir yaşam hikayesi. Richard Feynman'ı okurken en çok hoşuma giden şey, olaylara alışılmışın dışında bakabilmesiydi. Zira onun için öğrenmek hiçbir zaman yalnızca akademik bir uğraş olmamış. Günlük hayattan müziğe, kasaları açmaktan fiziğe kadar her şeye aynı merakla yaklaşmış. Ve kitabı okurken sık sık gülümsedim, bazı yerlerde ise "Ben olsam bunu hiç düşünmezdim." dedim. Bana göre Feynman'ı özel yapan şey de tam olarak bu. Sadece büyük bir fizikçi olması değil, merak etmeyi hayatının merkezine koyması. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en önemli mesaj ise şuydu: Bilim, önce merakla başlar.
10.0/10
(22 Kişi)
Puan Ver
Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman - Meraklı Bir Şahsiyetin Maceraları
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Burak Aslan
Burak Aslan
101.5K UP
İnceleyen9 12 saat önce
Hem eğlendirip hem de popüler bilimi insanlara aşılayan güzel bir sitcom. İlk sezonların kalitesi yayınlandığı dönemdeki şartlardan dolayı kötü olsada sonraki sezonlarda görüntü kalitesi artıyor. Bence popüler bilime merakı olan herkesin izlemesi gereken bir sitcom.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
138.9K UP
İnceleyen9 2 gün önce
Bir insan neden kendisine iyi davranan birinden uzaklaşır? Neden bazı insanlar tehlike ortadan kalktıktan yıllar sonra bile hâlâ tehlikedeymiş gibi yaşar? Neden bazı acılar anlatılamaz, hatta hatırlanamaz?

Bu kitap, travma konusunda oldukça güçlü bir kaynak. Van der Kolk, travmayı yalnızca zihinde olup biten bir şey olarak değil bedenin, beynin, ilişkilerin ve kişinin dünyayı algılama biçiminin tamamını değiştiren bir deneyim olarak anlatıyor.

Kitabın ilk kısmında travmanın ne olduğuna ve insan beyninde neleri değiştirdiğine bakıyoruz. Burada beni en çok etkileyen şeylerden biri, travma yaşayan insanların davranışlarını dışarıdan değerlendirmenin ne kadar kolay, anlamanın ise ne kadar zor olduğuydu. Oltaya yakalanmış bir balığın çırpınışlarını gören arkadaşları onun çıldırdığını düşünür ama balık aslında hayatını kurtarmaya çalışmaktadır.

Travma da öyle. Travma geçirmiş bir insanın öfkesi, kaçışı, donup kalması ya da kendisini sabote etmesi de bazen dışarıdan anlamsız görünebilir. Oysa beden hâlâ geçmişteki tehlikeye cevap veriyor olabilir. İnsan kendisine “Artık geçti” diyebilir ama beden buna her zaman inanmayabilir.

İkinci kısım, “Travma Altındaki Beyin” başlığını taşıyor. Nörobilimin ve modern görüntüleme teknolojilerinin sunduğu veriler ile yazar, beynimizin alt merkezleri olan amigdala ile mantıksal kararlar alan prefrontal korteks arasındaki iletişimin travma anında nasıl koptuğunu beyin görüntüleriyle aktarıyor.

Beyin taramaları gösteriyor ki dehşet anında beynin konuşma merkezi adeta felç oluyor. Geçmiş ile bugün arasındaki köprü yıkıldığında kişi, olay kırk yıl önce de yaşansa sanki şu anda oluyormuş gibi tehlike alarmı vermeye devam ediyor. Travma zamansız ve sözsüz bir deneyim. İyileşme ise geçmişle bugün arasında yeniden bir köprü kurmayı gerektiriyor.

Kitap ilaçları bütünüyle reddetmiyor ama iyileşmenin yalnızca belirtileri gidermek olarak görülmesine itiraz ediyor. Çünkü mesele yalnızca kaygıyı, uykusuzluğu ya da öfkeyi azaltmak değil, kişinin kendisiyle yeniden ilişki kurabilmesi.

Kitabın üçüncü kısmı ise erken çocukluk döneminde güvenli bağlanma kuramlarına ve gelişimsel travmaya ayrılmış. Yazarın bu kısımdaki tespitleri içimde derin bir sızı bıraktı. Çünkü mutlu bir çocukluk geçirip daha sonra travmatik bir olay yaşayan yetişkin bir birey eski mutlu anılarına tutunabilirken, istismar deneyimi olan çocukların iyileşmesi daha zor. Çünkü ne güvendikleri biri olabilmiş ne de mutlu anıları.

Çocuklukta güvenli bir liman bulamayan, ihmal veya istismara uğrayan bireylerin öz farkındalık yetilerini nasıl kaybettiklerini sarsılarak okudum.

“Kronik çocukluk dönemi travması yaşayan bireylerdeki öz farkındalık eksikliği bazen öyle şiddetli olmaktadır ki aynaya baktıklarında kendilerini tanıyamazlar.”

Büyüdüğümüz ev, güvenliğimizi inşa ettiğimiz ilk yer. Fakat o ev kâbusun kaynağına dönüştüğünde beden de zihin de savunma mekanizması olarak kapatıyor kendini.

Dördüncü kısım olan “Travmanın Etkisi”, belleğin doğasını ve travmatik anıların normal anılardan nasıl ayrıştığını inceliyor. Normal bir anı zamanla silikleşip bir hikâyeye dönüşebilirken, travmatik bellek zamansızdır, beden o anı hiç bitmemiş gibi taşır. İnsan yaşadığı o tarifsiz dehşetten sonra dünyayı güvenli bir yer olarak görmeyi bırakıyor.

Kitabın en dürüst ve cesur yanlarından biri de yazarın travmanın sosyo-politik boyutlarına değinmesidir. Van der Kolk, travmayı siyasetten veya toplumsal adaletsizlikten ayıramayacağımızı net bir dille ifade eder: “Günümüz dünyasında posta kodunuz, genetik kodunuzdan daha fazla bir şekilde güvenli ve sağlıklı bir hayat sürüp süremeyeceğinizi belirliyor.”

Yoksulluk, güvensizlik ve sosyal izolasyon travmayı çoğaltır çünkü incinen insanlar, kendi acılarıyla yüzleşemedikçe diğer insanları incitmeye devam ederler.

Son kısım olan "İyileşmeye Giden Yollar" ise tüm bu karanlık tablonun ardından derin bir nefes aldırıyor ve umudun kapısını aralıyor.

Van der Kolk, sadece klasik konuşma terapilerinin veya ilaç tedavisinin travmayı iyileştirmede yetersiz kaldığını dile getiriyor. Zira ilaç sektörü devasa bir kâr kapısı olduğu için tıp dünyası ilaca dayanmayan yöntemleri çoğunlukla “alternatif” diyerek kenara itmektedir.

Oysa travma bedene kazındığı için, iyileşme de beden üzerinden gerçekleşmelidir. EMDR, yoga, tiyatro, nefes egzersizleri ve neurofeedback gibi yöntemlerin beyni ve bedeni nasıl yeniden yapılandırdığını gerçek vaka örnekleriyle anlatıyor. İyileşmenin özü, kişinin kendi bedeninde yeniden güvende hissetmesidir.

Xhosa dilindeki o muazzam kelimeyle, Ubuntu anlayışıyla bitiriyor sözünü yazar: “Benim insanlığım senin insanlığına ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.”

İnsan tek başına değil ancak ortak kaderi, güveni ve paylaşımı hissettiğinde iyileşir.

Kitabı okuma nedenim, bir roman yazarı olarak, karakterlerimi daha iyi anlamak, özellikle onların geçmişte yaşadıkları şeylerin bugünkü davranışlarına nasıl sızdığını görebilmekti. Bitirdiğimde ise sadece kurgusal karakterlerime değil, sokakta yanımdan geçen insanlara ve en çok da kendime bambaşka gözlerle bakmaya başladım. Kitap boyunca yazarın ne kadar sade, yargısız ve insan sıcaklığıyla dolu bir dille vakalarına yaklaştığını görmek beni etkiledi.

Gerçekten de “çektiğimiz ıstırabın en önemli kaynağı kendimize söylediğimiz yalanlar” ve kendimize söylediğimiz yalanları bırakıp bedenimizin tuttuğu kayıtlarla yüzleşmek büyük bir cesaret gerektiriyor. İnsanı, insanın acısını ve o acının bedendeki sessiz yankılarını anlamak isteyenler için uzun süre akılda kalacak bir kitap.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hüseyin Güngör
İnceleyen10 3 gün önce
İlk sezon için şunları yazmıştım: "Tabii ki bu evrenle ilgili herhangi bir yapıma hiçbir şey söylemeden tam puan vereceğim. Yine de neden sevdiğimi falan biraz anlatayım. Game of Thrones diğer kurgulardan çok başka bir tarza sahip. Başarısı da buradan geliyor. Oturması biraz vakit alıyor. Mesela bir üç sezon geçmeli diyebilirim. Çünkü çok fazla karakter ve iç içe geçmiş hikayeler çok kısa sürelerle ilerletiliyor. Doğal olarak hikayenin belli bir olgunluğa gelmesi ve bağ kurmak vakit alıyor. Ama tüm fantastik detaylarına rağmen en gerçekçi işlenen yapım ve hikaye oturduktan sonra o tüm radikalliği, cüretkarlığı, çarpıcılığı ve özetle dramayı görünce evrene aşık oluyorsun. Ben iddiamın hala arkasındayım, Sopranos gibi izlemediğim bazı dizileri bilemem ama kuvvetle muhtemel gelmiş geçmiş en iyi dizidir.

Tek bir hanedana odaklandığı için biraz farklı ilerleyen bir yapım oldu ama en nihayetinde olay iç savaşa dönüşeceği için yine ayı tada ulaşacaktır ki gerek de yok. Zaten GoT belli bir olgunluğa ulaştığı için bu yapım çok daha kaliteli ilerletilecektir ve belki çok daha dramatik bir yapım olacaktır. Rings of Power'a haksızlık ediliyor ama onunla kıyaslanarak daha da öne çıkması hoşuma gitti. Güçlü kurgusunun yanında diğer estetik detayları da muazzam. Yani şu anlık GoT en iyi dizi ama bakalım ilerleyen yıllarda ne olacak. Gelgelelim iki yıl beklemek bir zulüm olacaktır."

Bugün üçüncü sezon bitti ve genel olarak beni utandırmadı. Ne olması gerektiyse o oldu. Çok güzel ilerliyor. Evrenin temel ilkesi güçtür ve Dune serisi gibi GoT serisi de güç ilkesini çağın ötesinde ve zarafetle işleyen bir yapıt. Rhaenyra'ya bakıp işte o beklediğimiz gemileri yakma anı geldi dedik. Ejderha sonunda uyandı. Belki de hayatın güzel bir yansıması olan futbolda da görüldüğü gibi "kararsızlık ve tereddüt" hataya sürükler. Batfleck abimin de dediği gibi dünya sadece zorlarsan bir anlam ifade eder. Siyonizmin feminizm ile verdiği zehir de zaten bu irade yıkımı. İstiyorsan gider ve alırsın. Daemon'ın moral konuşmasını izleyince de, insan ilişkilerine bakarak bile bunun gereğini fark ediyorum dedim. Hayat toksik ve hepimiz de öyleyiz. Tamamen iyi niyetle hiçbir şey çözülmüyor. İnsanın doğasında güç istenci ve ego var. Çatışma, yıkım, karanlık hep var olacak. Bunun için kendimizi korumayı ve gerektiğinde çözüm için çatışmaya girmeyi öğrenmeliyiz. Savaş da bunun bir yansıması. Paşam hazretleri emeği geçen herkesten razı olsun.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Aranızda telekineziye inanan varsa elimi kaldırsın."
Kurt Vonnegut
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)