Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
10,000 ATP Ödüllü Soru: Geçmişi hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi? Hemen cevapla! 10,000 ATP Ödüllü Soru: Ekonomik yetersizlik ruh sağlığını nasıl etkiler ve bununla baş etmek için neler yapılabilir? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Siz spini nasıl hayal ediyorsunuz? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Kadiraras Türkmen
İnceleyen10 8 saat önce
İzlediğime deydi Ciden hem öğretici hemde eğlenceliydi öneriniz için teşekkürler
9.8/10
(138 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Cosmos: A Spacetime Odyssey
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Elif Nur Ergüç
Elif Nur Ergüç
50.5K UP
İnceleyen8 21 saat önce
Antik uygarlıklardan beri varlığını sürdüren vampirler, geçmişin izlerinde mit ve folklorik canlılar olarak karşımıza çıkarken edebiyatın ve sinemanın da işin içine girmesiyle popüler kültürün vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir.
Babillerde; Lilitu, Lamashtu, Ekimmu gibi şeytani varlıklar vampir mitinin ilk kökenlerinden biridir. Lilitu, Lilith mitinin erken bir versiyonu olmakla beraber geceleri dışarı çıkıp genç erkek ve çocukları kanlarını ve yaşam enerjilerini emmesiyle bilinir. Lamashtu da benzer özellikler sergileyen bir şeytandır; tüm insanlara musallat olabilir, çocukların kanını içip onları hasta ettiğine inanılır. Ekimmu, ölülerin huzur bulamayan ruhları olarak bilinir; mezarlarından çıkarak yaşayanlara musallat olduğuna inanılır.
Antik Yunan ve Roma'da; Empusa, Lamia ve Strix gibi yaratıklar vampir mitiyle örtüşmektedir. Bu yaratıkların ortak özellikleri kan emmeleridir. Lamia ve Lilitu, çocukların kanlarını emmeleri ve onları öldürmeleriyle paralellik gösterir. Strix ve Lamashtu kan emen hayvan benzeri yaratık olmalarıyla benzerlik içerir.
"Eminim Aşağı ve Yukarı Styria'da, Moravya'da, Silezya'da, Türk hakimiyeti altındaki Serviya'da, Polonya'da ve hatta Rusya'da hayli yaygın olan bir batıl inanıştan, vampirlerden bahsedildiğini duymuşsunuzdur." syf121.
Slav mitolojisi, modern anlamda vampir mitinin oluşum kaynağıdır. Upyr / Upiór, Vampir, Strzyga / Strigoi isimli yaratıklar vampir tanımına uymaktadır. Upyr / Upiór, mezarından çıkarak yaşayanların kanını emen ölü bir varlık olarak tasvir edilir. Vampir, ölülerin mezarlarından çıkarak kan emdiğine inanılan varlıklara verilen addır ayrıca modern vampir kelimesinin kökenidir. Strzyga / Strigoi, yaşayan ölüler veya kötü ruhlar olarak tanımlanır ve gece boyunca dolaşarak insanlara zarar verirler.
Upyr / Upiór, vampir; geceleri baykuş ya da kurt şeklinde gezinen, insanları ve hayvanları öldüren kötü büyücü ya da cadı cesedi. Ondan kurtulmak için mezarını kazmak ve cesedini kazıkla delmek gereklidir. Bu tanım Türk mitolojisindeki Ubır inancıyla benzerdir. Ubır, Rus ve Türk mitolojisi ve halk inancında Vampir anlamına gelir. Günahkar kimseler mezarda bir hayvan şekline bürünür ve Ubır haline gelir. İri başlı, uzun kuyruklu bir varlıktır. Genellikle ölen büyücüler Ubıra dönüşür. Ağzından ateş püskürür. Günlerce hatta aylarca hareketsiz kalabileceği gibi istediğinde uçabilir de. Hiç kimseden korkmaz. Etrafına bulaşıcı hastalık yayar. Ne bulursa yer. Obur olduğu anlaşılan bir ölünün mezarı açılıp çivi çakılır. İstediğinde istediği şekle girebilir. Kurt veya yaban köpeği kılığına girip koyunları parçalar. Tarihte Türk-Slav ilişkileri kültürel alışverişe yol açmıştır. Upyr / Upiór kelimelerinin kökeni de Türk mitindeki Ubır olduğu düşünülür.
"Mircalla, Kontes Karnstein yazıyor, üzerinde de küçük bir aile arması var, onun altında da MS 1698 tarihi yazılı" syf 51.
Vampir inanışı insanlar arasında gerçekliğini korumuş hatta tarihin bazı dönemlerinde insanlar vampir avına çıkmıştır. Bununla ilgili kayıtlarda 1200 yıllarında İngiltere'de Galli bir din adamı olan Walter Map bir vampirin bütün bir köy ahalisinin kanlarını emmek suretiyle öldürdüğünü iddia etti. Map'ın iddiasına göre köyde sağ kalan son kişi kılıcını çekip kana susamış cehennem yaratığının kafasını ensesine kadar ikiye bölmüş ve tehlikeyi sona erdirmiştir. Özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda, Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde yaşanan vampir avı olayları kaydedilmiştir. Bu dönemlerde vampir olduğuna inanılan kişilerin mezarlarının açılması, cesetlerinin kazıklanması ve yakılması gibi uygulamalar yaygınlaşmıştır.
Carmilla ismiyle bilinen Karnstein Kontesi Mircalla'nın portresinde düşülen yıl (1698) vampir avlarının ayyuka çıktığı 17. ve 18. yüzyılları arasında kalmakta. Bu da, Sheridan Le Fanu'nun yazdığı hikayenin gerçekçiliğini korumak için vampir mitinin ve etkilerinin bir araştırmasını yapmış olduğunu düşündürtüyor.
"Kendini otantik vampir geleneğinin araştırılması gibi kimilerine göre garip ve önemsiz gelen işlere adamıştır." syf 124.
1718 Pasarofça Anlaşması’yla Romanya, Kuzey Sırbistan ve Bosna’nın bazı bölgeleri, Avusturya’nın denetimine girmiştir. Bölgede asayişi sağlamakla yükümlü Avusturyalı subaylar, Gradiç bölgesindeki vampir inanışlarına sebep olan bazı olayları bizzat gözlemlemiş, rapor etmiş ve resmî olarak kayıt tutmuşlardır. Rahipler, bilim adamları ve tıp doktorları tarafından tutulan bu raporlar, kitapçık veya bilimsel dergilerde makale olarak da yayımlanmış; Batı Avrupa’da felsefeciler, teologlar, şairler ve bilim adamları vampirlerin varlığına dair tartışmalara katılmışlardır.
Hikayesini kendisinden dinlemiş olduğumuz ana karakter Laura'nın bahsetmiş olduğu bu kişi Baron Vordenburg'dur. Kendisi aynı ismi taşıdığı atasının hatasını düzelmek için hayatını vampir araştırmalarına adamıştır.
Mircalla'nın kurbanlarına bakan bazı doktorların vampirlerin varlığından haberdar olması ve aileleri din adamlarına yönlendirmesi vampir varlığına dair tıbbi raporlara gir gönderme içeriyor.
Vampir varlığına inanan bilim insanları vampirlerin kendilerince belirlenen özelliklerini şöyle özetlemişlerdir: Acıyı en az düzeyde hissederler, vücutlarında özellikle de yüzlerinde çürüğe dayalı hafif çukurluklar ve izler bulunur, göz renkleri sürekli değişim içindedir ve iki göz asla aynı renkte bulunmaz. Beklenmedik zamanda, fark edemeyeceğiniz kadar hızlı ve bir o kadar da güçlü tepkiler verebilirler. Ten ısıları sürekli değişiklik içindedir. Gün ışığından etkilenmezler. Düşünce okuyabilirler, bu nedenle onlara karşı koymak imkânsız gibidir. Zekalarını ve güçlerini asla bir kitlenin anlayacağı bir şekilde dışarıya vurmazlar. Bahsedildiği gibi köpek dişleri ilgi çekici büyüklükte değildir.
"Bir kişinin vampir olduğunun belirtilerinden biri de çok güçlü ellere sahip olmasıdır... Bu güç anlık bir sıkma kuvvetiyle de sınırlı kalmaz, yol açtığı uyuşukluk hissi bir süre devam eder." syf 127
Carmilla bu vampir özelliklerinin bazılarını karşılamakta. Laura'nın gözünden bir bakış attığımızda Carmilla, aşırı güzellikte olan bir kadın; ince, zarif, cildi duru ve parlak, yüz hatları düzgün ve orantılı; iri, parlak, koyu renk gözlere sahip. Verilen özellikteki gibi çürüğe dair izler bulunmuyor. Laura Carmilla'nın güzelliğinden bahsederken gün ışığının güzelliğinden hiçbir şey eksiltmediğini söyler. Hızlı ve güçlü tepkiler fiziksel olarak algılansa da Carmilla gün içinde aniden değişen ruh haline sahip, bir farkla, bu fark ediliyor.
"Başlangıçta bu tür vampirlerin hiç olmadığı bir yer düşünün. Nasıl başlıyor, nasıl yayılıyor? Ben size anlatayım: İyi ya da kötü bir adam kendi hayatına son veriyor. Belirli şartlarda intihar eden bir kişinin vampire dönüşmesi mümkündür. Onun hayaleti başka insanları uykularında ziyaret ediyor, bu kişiler öldüklerinde istisnasız hemen hepsi vampire dönüşüyor. Bu vampirlerden birinin ziyaret ettiği güzel Mircalla'nın da başına aynısı geldi." syf 126.
Gerek şeytanlar olsun gerek insanlar hepsinin ortak noktası birer günahkar olmaları. Burada intihar eden birisinin vampire dönüşmesi hayatı bahşeden Tanrıya karşı işlenmiş bir günah olarak ele alınıyor. İşlenmiş birçok günah varken intihar edenin ne cennete ne cehenneme alınması ona verilen bir ceza oluyor. Hayatta kalmak için insan kanına muhtaç olmaları kurbanların yakınlarında korku-nefret-öfke üçlüsünü uyandırıyor. Ceza kısmı da tam olarak bu: yakalandıklarında canlıyken kalplerine bir kazık çakılıyor, tüm acıyı kemiklerine kadar hissediyorlar; kafalarını enselerine kadar ikiye bölüp sonra da tüm bedeni yakıyorlar.
"Herkes ölür, ölünce çok daha mutlu olur insanlar." syf 41.
Laura inançlı bir Hristiyan, akşam dualarına katılır, cenazaye saygıda bulunmak için ayağa kalkıp ilahi söyler. Bu yaptığına Carmilla tiksinti içinde cevap veriyor. Tanrı'ya karşı nefretini ve öfkesini görüyoruz. O sırada yukarıdaki sözler çıkıyor ağzından. Tanrı'nın vermiş olduğu cezadan bahsetmiştim ama o ceza vampir kimliği ortaya çıktığında olacak şeylerdi. Kitabın birçok noktasında Carmilla'nın melankolik bir hal içinde olduğundan bahsediliyor. Ölüme olan özlemine bir gönderme içeriyor.
"Elimde değil; sana doğru çekildiğimi hissediyorum. İleride sen de başkaları tarafından çekildiğini hissedecek ve aşk denen o zalim duyguyu tadacaksın." syf 37.
Carmilla'nın Laura için söylemiş olduğu sözler. Anlaşıldığı üzere Carmilla lezbiyen. Sheridan Le Fanu, yazdığı döneme göre oldukça cesur bir karakter işleyişinde bulunuyor. Yer yer tensel dokunuşlar mevcut. Bir açıdan oldukça korkunç bir özellik katıyor bu Carmilla'ya. Ne kadar başka bir vampir yüzünden vampire dönüşse de vampir olmanın ilk sebebi intihar eden insandı, yani günahkar. Bu zaten başlı başına korkunç bir olayken Tanrı'nın kesinlikle onaylamadığı eşcinsellik de katılınca Carmilla vampirler arasında en günahkar olanı oluyor. Şöyle bir bakalım:
İşte böylece Tanrı onları utanç verici tutkulara teslim etti. Kadınları bile doğal ilişki yerine doğal olmayanı yeğlediler. Aynı şekilde erkekler de kadınla doğal ilişkilerini bırakıp birbirleri için şehvetle yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanç verici ilişkilere girdiler ve kendi bedenlerinde sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar. (Romalılar 1:25:32)
Kendi bedenlerine yaraşan karşılığı aldılar, bundan kasıt çok farklı bir şey fakat bunu Carmilla'nın vampir olarak yaşamasına bağlayabiliriz.
"Sen benimsin, benim olacaksın, sen ve ben sonsuza kadar birlikte olacağız." syf 39.
Kitabın bir noktasında kurbanlarına sahte aşk gösterilerinde bulunurlar deniyor vampirler için. Ben bunun bir sahte aşk göstermesi değil gerçek bir aşk bulundurduğunu düşünüyorum. Vampirler, intihar dışında, bir vampirin rüyalarını ziyaret etmesiyle ve sonucunda kesinlikle vampir olarak geri dönmesiyle de çoğalıyorlardı. Carmilla Laura daha çocukken rüyasına girmiş ve onu ısırmıştı. Aslında Laura en sonunda öldüğünde bir vampire dönüşecekti ve tıpkı dediği gibi sonsuza kadar birlikte olacaklardı.
Yazarın, kurbanları kadın olarak seçmesi okurken beni şaşırtmış ve farklı bir şey okumanın heyecanını kazandırmıştı. Ben kadın bir vampirin erkek kurbanlar üzerinden işleneceğini düşünüyordum. Sadece vampir hikayesi işlemekle kalmayıp okuyucuya vampirler hakkında basıl çıktıklarını ve tarihte nerelerde görülüp nasıl öldürüldüklerine dair bilgi de vermesi okuyucuya haz ve merak kazandırıyor. İncelemenin bu kadar uzun olmasını yazarın uyandırdığı bu meraka bağlayabiliriz. Sayesinde vampir miti hakkında bilgi sahibi olmakla kalmayıp Türklerdeki kökenini de öğrenmiş oldum. Bu konuda araştırılacak çok şey var. Mesela, Osmanlı’nın bilinen ilk vampir fetvasını duymuş muydunuz?
“Bazı kimseler fevt olup defn olunduktan sonra, kabrinde kefenin yırtıp azasına kan gelip bedenini humret ihata etmiş bulunsa, bu vech üzere olmasına bir sebep var mıdır?"
Bizzat şeyhülislam Ebussuud Efendi’ye sorulan sorular üzerine verilen bir fetva bu. Okuyunca ve Türklerin de vampir avına çıktığını öğrenince çok şaşırdım. Böylesi bir şeyi beklemiyordum.
Daha uzamadan, merakımı uyandırdığı ve yazdığı eserle keyifli vakit geçirmemi sağladığı için yazara teşekkürü borç biliyorum.
Ayrıca ,belirtmek isterim ki, yapmış olduğum bu inceleme-araştırma yazısı eserin başka bir yayınevinden yayımlanan basımı üzerine ortaya çıkmıştır. Çeviride farklılıklar olabilir.
Kitap
7.7/10
(6 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
217.1K UP
İnceleyen 22 saat önce
Merhaba
Kitabı paylaşıp okumama neden olan arkadaşımıza teşekkür ederim. Giordano Bruno (1548–1600), İtalyan filozof, düşünür, eski bir Dominiken rahibidir.

Dominican Order (Dominiken Tarikatı), 13. yüzyılda İspanyol rahip Saint Dominic tarafından kurulan Katolik bir dini tarikattır. Resmi adı “Vaizler Tarikatı”dır (Order of Preachers). Temel amaçları Hristiyanlığı öğretmek, vaaz vermek, eğitim faaliyetleri yürütmek ve dönemin “yanlış inanç” olarak görülen fikirlerine karşı dini savunmaktı. Dominikenler özellikle eğitimli rahipleriyle tanınırdı; üniversitelerde ders verir, felsefe ve teolojiyle ilgilenirlerdi. Bu yüzden birçok düşünür ve akademisyen bu tarikattan çıkmıştır. En bilinen isimlerden biri de Thomas Aquinas’tır. Ancak Dominiken Tarikatı’nın tarihindeki tartışmalı yönlerden biri, bazı üyelerinin Orta Çağ’daki Engizisyon mahkemelerinde görev almasıdır. Bu yüzden tarikat bazen dini otorite ve sorgulamalarla da anılır.

Yazar astronomiyle ilgilenen bir entelektüel ve Rönesans döneminin en sıra dışı isimlerinden biridir. En çok, dönemin kabul gören düşüncelerine karşı çıkması ve düşünce özgürlüğünü savunmasıyla tanınır. Ancak onu yalnızca “yakılarak öldürülen filozof” olarak görmek eksik olur; Bruno aynı zamanda evren, insan zihni, din, hafıza ve sonsuzluk üzerine oldukça cesur fikirler geliştiren bir düşünürdü.

Küllerin Şöleni, ilk bakışta sadece felsefi bir tartışma kitabı gibi görünse de aslında bir düşünce cesareti metni. Giordano Bruno burada yalnızca evreni değil, insanın düşünme biçimini de sorguluyor. Kitap, Kopernik’in Güneş merkezli evren anlayışını savunurken dönemin dar kalıplarına, dogmalarına ve düşünce korkusuna da sert bir eleştiri getiriyor. Ama bunu kuru bir bilim diliyle değil; zaman zaman alaycı, zaman zaman öfkeli, bazen de şaşırtıcı derecede insani bir anlatımla yapıyor.

Kitabı okurken insan şunu hissediyor. Bruno’nun derdi sadece “Dünya dönüyor mu?” sorusu değil. Onun asıl meselesi, insanların neden düşünmekten korktuğu. Çünkü Bruno’ya göre evren sandığımızdan çok daha büyük, insan bilgisi ise çoğu zaman kendi korkularının içine sıkışmış durumda. Özellikle kitabın diyaloglar üzerinden ilerlemesi, metni klasik bir felsefe kitabından daha canlı kılıyor; sanki bir masada oturmuş, dönemin insanlarının tartışmalarını dinliyormuşsunuz gibi.

Kendi adıma bu kitabı okurken en çok etkileyen şey, Bruno’nun yalnızlığı oldu. Çünkü bazen haklı olduğunu düşündüğünüz bir şeyi savunmak, çoğunluğun içinde tek başına kalmayı göze almak demektir. Bruno’nun satırlarında bir bilginin heyecanı kadar, anlaşılmamanın yorgunluğu da var gibi hissettim. Özellikle bugün bile farklı düşüncelerin kolayca dışlanabildiği bir dünyada, onun sözleri insanı ister istemez düşündürüyor.

Elbette kitabın zorlayıcı tarafları da var. Dil zaman zaman ağırlaşabiliyor; çünkü eser hem Rönesans dönemi tartışmalarını hem de dönemin bilimsel ve dinsel polemiklerini taşıyor. Eğer “akıp giden roman” beklentisiyle okunursa yorabilir. Ama biraz sabırla ilerleyince, metnin altında çok daha büyük bir soru beliriyor: İnsan gerçekten bildiğini mi savunur, yoksa alıştığını mı?

Sonunda bana kalan his şu oldu. Küllerin Şöleni, sadece astronomi veya felsefe kitabı değil; düşünce özgürlüğünün bedeli üzerine yazılmış bir metin gibi. Bruno sanki bize şunu anlatır “Evrenin büyüklüğünden korkmayın; asıl korkmanız gereken, zihninizi küçültmektir.” belki de bu yüzden kitap, yüzyıllar geçse bile hala güncel hissettiriyor. Bazen insan, geçmişte yaşamış bazı insanların bugünden daha cesur olduğunu düşünmeden edemiyor.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : La Cena De Le Ceneri
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Anıl Can Erdoğan
İnceleyen10 23 saat önce
Denis villeneneuve tarafından yöneltilmiş 2013 yapım bir başyapıt. Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal in oyunculuğu takdire şayan. Ve görüntü yönetmenliğini de Roger Deakins gibi bir efsane yapıyor. Ayrıca filmdeki alegorik anlatımlardan biri de (en gözden kaçanından bahsetmek istedim) ana karakterimizin mesleğinin marangoz olması (isa da marangozdur) ve baş düşmanımızın tanrıya savaş açmış olması (şeytan her ne kadar İslamda tanrıya savaştan ziyade itaatsizlik göstermiş olsada,incilde açıkça savaş açar ve kaybeder.) Bu saydığım sadece biri, film güzel ve her izleyişte farklı detaylar yakalayabileceğiniz bir film. İzleyin izlettirin.
Film
9.5/10
(6 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Prisoners
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Anıl Can Erdoğan
İnceleyen10 2 gün önce
Nolan ın bu nadide filmini seyretmemiş olan varsa lütfen seyretsin. Eğer bilim kurgu ve dram karışımı bir film istiyorsanız bulunmaz parçalardan. Benim için bir başyapıttır. Eğer daha sanatsal ve ikonik bir film daha isterseniz kubrick in 2001 a space odyssey filmini de öneririm. Şimdiden iyi seyirler.
9.8/10
(849 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar, Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar."
Halim Yağcıoğlu
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)