Yeryüzündeki hayvan türlerinin ezici çoğunluğu böcekler, örümcekler, solucanlar ve sümüklüböcekler gibi omurgasızlar. Buna rağmen biyologların dikkati tüylü, kürklü ve bize benzeyen hayvanlarda toplanıyor. Üstelik bunun nedeni bilimsel değil, duygusal olabilir.
Araştırmacılar 600'den fazla dergide yayımlanan yaklaşık 1,4 milyon ekoloji ve evrim makalesini taradı. Bu yanlılık ilk kez 20 yılı aşkın süre önce belgelenmişti; aradan geçen zamanda düzelmemiş, bazı alanlarda kötüleşmiş bile. Deniz ve tatlı su araştırmalarında balıklara odaklanan makalelerin oranı 2001'de %35,8 iken 2025'te %49,7'ye çıktı. Bu artış, suların en kalabalık canlı grubu olan yumuşakçalar, kabuklular ve mercanlar gibi omurgasızların aleyhine oldu.
Ekip ayrıca 868 hayvan davranışı uzmanına bir anket yaptı. Kuşlar ve memeliler, özellikle örümceğimsilere kıyasla çok daha olumlu değerlendirildi. Hayvanlara bakışımız erken çocuklukta şekilleniyor ve hangi hayvanın sevimli olduğuna dair toplumdaki kabuller, insanlar bilim insanı olduğunda da ortadan kalkmıyor.
Bu, sadece bir sevimlilik meselesi değil. 1980'lerde zehirli bir kertenkele olan Gila canavarının tükürüğü üzerine yapılan araştırmalar, Ozempic gibi kilo verme ilaçlarına zemin hazırladı. Bir denizanasında keşfedilen yeşil floresan protein ise hücreleri tek tek işaretlemeyi mümkün kıldı ve 2008'de Nobel Kimya Ödülü'nü getirdi. Böcek popülasyonları hızla azalırken çoğu böcek türü hakkında ya çok az şey biliyoruz ya da hiçbir şey; birçoğu daha tanımlanmadan yok olabilir.
İyi haber şu: Bir hayvan grubuyla doğrudan çalışan araştırmacılar, zamanla bu gruba çok daha olumlu bakmaya başlamış. Yani tanıdıkça seviyoruz. 😊
✏️ Çeviren: Özge Can · Editör: Damla Şahin Uçar
27 görüntülenme