Bağırsağınızın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin hepsi aynı DNA'yı taşıyor ama aynı genleri aynı şekilde kullanmıyor. Bu farkların yaşlandıkça biriktiği düşünülürdü. Yeni bir çalışma, büyük kısmının anne karnına uzandığını gösteriyor.
Farklar DNA dizisinde değil, DNA'nın üzerindeki kimyasal işaretlerde. Bunların en bilineni metilasyon: DNA'da C harfinin ardından G geldiği noktalara (CpG) bir metil grubu takılıyor. Bu işaret genellikle yakındaki genin daha az okunmasına, yani bir anlamda kısılmasına yol açıyor. Hücre bölünürken işaretler de yeni hücreye kopyalanıyor.
Araştırmacılar 16 kişinin kalın bağırsağından alınan hücreleri tek tek laboratuvarda çoğalttı. Tek bir hücreden türeyen bu topluluklara klon deniyor ve her klon, kaynak hücrenin DNA'sını ve metilasyon haritasını (metilom) okunabilecek kadar çoğaltıyor. 406 klonun ikisi de baştan sona çıkarıldı.
Sonuç: 60 yaşına gelmiş bir bağırsak hücre soyu, dokunun ortak işaret düzeninden yaklaşık 1,2 milyon noktada ayrışmış durumda. Genomda 28 milyon civarında CpG noktası olduğunu düşünürseniz, bu küçük bir sapma değil. Asıl şaşırtıcı olan, bu farkların yaklaşık %60'ının erken embriyo döneminde kurulup ömür boyu hücreden hücreye aktarılması. Üstelik rastgele dağılmıyorlar; genomun belirli bölgelerinde kümeleniyor ve tekrar ediyorlar.
Yani aynı dokudaki hücreler arasındaki çeşitliliğin çoğu yıpranmanın izi değil, gelişimin ilk günlerinden kalan bir miras. Hücre farklarını yaşlanmanın göstergesi olarak okurken bu başlangıcı hesaba katmak gerekiyor. Bu farkların kansere ya da başka hastalıklara etkisini ise çalışma söylemiyor; sonuçlar 16 kişiyle sınırlı ve makale henüz hakem denetiminden geçmemiş bir ön baskı. 🧬
10 görüntülenme