Soru & Cevap

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Evrim Ağacı'nın site üzerinde bağımsız okur etkileşimini gerçekleştirmeyi mümkün kılan ilk dijital projesidir. Birçok diğer projenin öncülüdür. Bu kılavuz, kullanıcılara yol göstermesi ve sık sorulan bazı soruları yanıtlaması için hazırlanmıştır.

Sık Sorulan Sorular ve Cevaplar

Bu fikir nereden çıktı?

Bu konuyla ilgili temel bilgileri buradaki Patreon yazımızdan görebilirsiniz.

Profilimde çıkan puanlar ne anlama geliyor?

Bu konuyla ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Uyum Puanı'mı gizleyebilir miyim?

Evet. Evrim Ağacı profilinizin gizlilik ayarlarına giderek "Profilimde UP Göster" seçeneğini değiştirebilirsiniz. Bu durumda siz hariç kimse Uyum Puanı'nızı göremeyecektir.

Sorular için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Soruların oy puanı pozitif oy sayısından negatif oy sayısının çıkarılmasıyla hesaplanmaktadır.

Cevaplar için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Cevapların oy puanı sadece pozitif oy sayısı üzerinden hesaplanmaktadır. Negatif oy vermek yerine beğendiğiniz diğer cevaplara pozitif oy verebilir veya kendi daha iyi olan cevabınızı girebilirsiniz.

Sorularımı yeni cevaplara kapatabilir miyim?

Evet; ancak belirli koşulların sağlanması gerekiyor. Sorunuzu cevaplara kapatabilmeniz için:

  • En az 5 cevap gelmiş olması, veya
  • Kabul edilen cevap seçmiş olmanız, veya
  • Öne çıkarılan bir cevap seçilmiş olması gerekmektedir.

Sorularımı sonradan düzenleyebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu ilettikten sonraki ilk 30 dakika içinde düzenleyebilirsiniz. Bundan sonra herhangi bir düzenleme yapamazsınız. Eğer çok önemli bir değişiklik gerekiyorsa bize e-posta yoluyla ulaşabilirsiniz.

Sorularımı silebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu sorduktan sonra hiç cevap girilmemiş olması gerekmektedir. Kimi zaman cevap göremeseniz de silemeyebilirsiniz; çünkü onaylanmayı bekleyen (moderasyon denetimine düşmüş) yanıtlar girilmiş olabilir. Ayrıca isim açık şekilde sorduğunuz sorunuzu silmeniz halinde 35 UP, anonim sorduğunuz bir soruyu silmeniz halinde 20 UP kaybedeceksiniz.

Bilimsever Kitleye Sor nedir?

Burası, Evrim Ağacı üyesi olup da cevap vermek konusunda engellenmemiş tüm Evrim Ağacı ailesi üyelerinin sorulara yanıt verebileceği kısımdır. Eğer sorunuzun herhangi bir bilimsever tarafından yanıtlanmasını istiyorsanız buradaki kategorileri kullanmalısınız.

Bir Bilene Sor nedir?

Burası, Evrim Ağacı'na ve Türkiye'deki bilim algısına katkı sağlamak isteyen uzmanların, akademisyenlerin, doktora veya yüksek lisansını almış, belli bir alanda yetkinliğini ispatlamış kişilerin kendilerine özel alanlarının olduğu kategoridir. Eğer bir uzmana spesifik bir soru sormak istiyorsanız bu kategoriyi kullanmalısınız. Unutmayın ki buraya sorulan sorulara, o uzmandan başka hiç kimse yanıt verememektedir. Bu konuda daha fazla bilgiyi bu videomuzun 36. saniyesinden itibaren alabilirsiniz.

Puan Ver
6
Puan Ver
20k
Serhat İbin
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bu, insanların metabolizmasının hayvanlardan daha verimli olması ile ilgili bir bilginin, Matrix yaratıcılarının imgelemine misli ile yansıması ile ilgili bir şey.

Kısaca: Wachovski kardeşler bir yerde şu bilgiyi okuyorlar. 

"İnsan metabolizması pek çok hayvan metabolizmasından daha verimli çalışır."

veee..... Dink!!!!

Wachovskilerin beyninde bir şimşek çakıyor... "Evreka!" 

Robotlar insanları pil olarak kullanabilir!!!!!

Ve gerisi geliyor tabi...

Her neyse... Biz şimdi bu argüman doğru mudur yanlış mıdır ona bakalım. 

Evet, doğrudur...

Çünkü insan bir attan daha Güçlüdür... çünkü metabolizması daha verimli çalışır... :D 

Bunun gerçek olup olmadığını bilmiyorum ama şunu biliyorum ki antik yunanda uzak mesafelere haberci gönderileceği zaman atlı değil yaya insanlar kullanılıyordu. Çünkü yaya insanlar haberi daha çabuk ulaştırıyordu. At hızlı koşsa da çabuk tükeniyor ve atı değiştirmek gerekiyordu. Oysa insan kaplumbağa misali, kolay kolay yorulmadan, daha yavaş ama daha istikrarlı bir şekilde yürüyerek, uzun mesafeleri attan daha çabuk kat edebiliyordu.

Bu olayın gerçek olup olmadığını, bilim adamlarının bu konuda araştırma yapıp yapmadıklarını şu an bilmiyorum. Ama böyle bir şey olabilir, çünkü tarih boyunca insanlar her işlerini hayvanlardan ziyade kölelere yaptırmışlardır. Kölecilik, hayvan kullanımından daha yaygın bir şey olmuştur. Çünkü kölelerin beyni vardı ve onlardan ne istediğimizi anlayabiliyorlardı. Dolayısı ile bir çok iş için daha uygundular. üstelik hayvandan daha sıkı çalıştırabiliyordunuz insanları.

Kısaca efsanenin kaynağı budur. VAkit olsaydı biraz daha bilimsel yanıt verebilirdim, ama şimdilik bu kadar.

Devamını Göster
Puan Ver
30
Puan Ver
20k
Serhat İbin
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
12
Puan Ver
Mustafa İnanç, Öğrenci (Fizik bölümü)

Aslında istediğin gibi hareket edebilirsin ama bu seni ne kadar tatmin eder bilemem. Uzay-zaman iç içedir. Yani 3 boyutta yaptığın hareket diğer bir boyut olan zamanı etkiler. Bir benzetmeyle kolayca anlaşılabilir. Doğu doğrultusunda 300 km/s hızla giden bir araç düşün. Şimdi de kuzeydoğu doğrultusuna 300 km/s hızla giden bir araç düşün. Kuzeydoğuya doğru giden aracın hızının kuzeyde ve doğuda iki bileşkesi vardır. Elbette bu bileşkeler 300 km/s hızdan daha az olacaktır. Yani kuzeydoğuya 300 km/s hızla giden bir aracın doğu bileşkesinin hızı 300 km/s den daha az olacaktır. Boyutlarla ilişkisine gelecek olursak dediğim gibi uzay-zaman iç içedir. Tıpkı kuzey ve doğu gibi ilişkileri vardır. Kuzeye uzay doğuya zaman dersek eğer uzayda hareketsizsen tüm hareketin doğuya doğrudur yani zaman olduğu gibi ilerler. Fakat uzayda hareket halindeysen artık sadece doğuya değil kuzeye doğru da hareket ediyorsun demektir ve bu bir bileşke oluşturur. Zamanın hızının azalmasına sebep olur. Yeterince hızlı hareket edersen (hızını ne kadar çok kuzeye yöneltirsen doğudaki hızını o kadar azaltırsın) zamanı neredeyse durma eşiğine getirebilirsin.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Kenan Günan
Aslında sorum Evrim Ağacı yöneticilerine yönelik ama böyle bir seçenek bulamadım. Soruya gelince, her türlü konuya septik ve bilimsel yaklaşımınızı takdir ediyorum ancak neden DİN ve TANRI İNANCI konularında bırakın makale yazmayı ağzınızı açmaya korkuyorsunuz? Bilimsel yöntemle düşünen bir birey olarak bu husustan çok rahatsız oluyorum.
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Walter Bishop
Hiçbir şekilde düşünmeyen bir insan fmrı cihazının içindeyken ona kırmızı bir ışık gösterdik diyelim. Bu ışık onun için hiçbir çağrışım oluşturmucayacaksa fmrı bunu algılayabilir mi? Hiçbir şekilde düşünmeyen bir insanın düşünmediğini hangi görüntüleme aleti ile kanıtlayabiliriz? Teşekkürler
Puan Ver
0
Puan Ver
455
Esra Metin
Örneğin "tanışmak" yerine "taşınmak" demek, "bagaj" yerine "baraj" demek...
Puan Ver
1
Puan Ver
5k
Rıdvan Arslan
Eğer öyleyse kütlenin olmadığı bir yerde zaman da yok denilebilir mi ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Özgür Aras, Fizikçi, Yazılımcı ve Felsefeci

Değildir.

Zaman, Kütle ve Uzam (Uzunluk) ile birlikte fizikteki 3 temel bileşeni oluştururlar. Einstein'ın Genel görelelik teorisine göre külte çekimi uzay-zaman dokusu olarak bilinen 4 boyutlu yapıyı eğip bükmektedir. Yıldızlararası uzayda uzay-zaman dokusu neredeyse tamamen düzdür ve zaman normal bir şekilde akmaktadır.

Kütlenin fazla olması uzay dokusunu esnetmekte, dolayısı ile zamanın akış hızında da değişikliğe sebep olmaktadır. Yani sadece etkilemektedir. Kütle olmayan yerde zaman da yoktur demek şu an için anlamsızdır.

Kaynaklar

  1. Space.com Uzay-Zaman ve Genel Görelelik
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
260
Bekir Kadak
Moleküler ayrıştırıcı ile bir insanı ayrıştırıp sonra birleştirme olayı
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Özgür Aras, Fizikçi, Yazılımcı ve Felsefeci

Evet ama bu sonsuza yakın enerji gerektirir.

Entropi ısı ölümü olarak bilinir ve tersinmez bir süreçtir.

Bir cam bardağı kırabilirsiniz fakat tersi biçimde parçalarını tamamen bir araya getirmeniz ve molekül düzenini eski haline sokmanız imkansızdır. Bu sonsuza yakın bir enerji gerektirir. Ya da baradağı yeniden üretirsiniz fakat bu eski bardak olmayacaktır.

Bir insanı da tabii ki moleküllerine ayırabilirsiniz fakat onun konformal yapısını tekrar bir araya getirmek inanılmaz bir bilgi işlem süreci gerektirir. Entropik olarak bu tür süreçleri tamamen eski haline çevirmeniz imkansızdır.

Sadece zamanın tersine işlediği süreçlerde olabilir. Fakat entropi zaman tersine işlese bile yine de artar. Açığa çıkacak enerji ve radyasyon miktarı yapılacak işi tamamlanamaz hale getirir. Bu nedenle zamanı tamamen geriye çevirmek yine imkansızdır.

Kaynaklar

  1. Wikipedia Entropi
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
260
Bekir Kadak
Yani evrenin bir tarafından diğer tarafına solucan delikleri sayesinde gidebilir miyiz
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Ali Rıza Gündüz, Evrim Ağacı Okur Grubu Moderatörü

https://evrimagaci.org/solucan-deligi-nedir-solucan-delikleri-gercek-mi-3048 Bu linkten alıntı yapıyorum.

"Solucan delikleri Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi sayesinde mümkün olmuştur. Yani teorik bir temelde mümkündür. Ancak gerçekte var olup olmadıklarına dair kimsenin en ufak bir fikri yoktur. Ama ola ki varlarsa, kendi üzerlerine çökmemeleri için yapılarının çok özel (egzotik) bir madde formuyla kaplı olması gerekir. Yoksa, teorik olarak mümkün olsalar da, sırf malzeme hatasından ötürü pratik olarak var olamazlar. Dolayısıyla bunun fiziğin oldukça spekülatif bir sahası olduğunu biliniz."

Cevabıma gelecek olursak, bir solucan deliği oluşturmak için çok yüksek miktarlarda kütle çekimi gerekmektedir. Dolayısıyla da bir o kadar enerjiye ihtiyacımız var. Zaten bunları sağlamak oldukça zor iken bir de şu egzotik madde olayı var. Öyle bir madde var mı bilmiyoruz. Onun dışından hali hazırda bir solucan deliği de keşfetmiş değiliz. Yukarıdaki alıntıya dayanarak ne yazık ki şimdiki imkanlarımızla uzayda solucan deliği oluşturamayız. İleride gerekli imkanlara sahip olduktan sonra oluşturabilir miyiz? Büyük ihtimalle. Ancak o imkanlara sahip olup olamayacağımız hakkında hiçbir fikrim yok. Gelecek gösterecek.

Evrenin diğer tarafına solucan deliği kullanarak gidebilir miyiz? Eğer bulursak veya yapabilirsek gidebiliriz diyebilirim. Çünkü teoride mümkün. Gerçekte mümkün mü bilemiyoruz çünkü hiç dene(ye)medik.

Bu yazıyı okumanızda da fayda gördüğüm için ekliyorum. https://www.kozmikanafor.com/gelecegin-itki-sistemleri-8-solucan-delikleri/

Bu yazıyı ise kara delik ve karanlık madde kullanarak solucan deliği oluşturma ile ilgili olduğu için ekliyorum. https://bilimfili.com/solucan-deligi-olusturmak-icin-kara-delik-ve-karanlik-madde-kullanilabilir/

Umarım yardımcı olabilmişimdir. İyi okumalar.

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı - Solucan Deliği Nedir? Solucan Delikleri Gerçek Mi? Alıntı yaptığım için ve iddiamı alıntı üzerinden geliştirdiğim için ekledim.
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
125
Deniz Brnn
Bazı Sokak kendilerini insanlar ne kadar evcilleştirmeye çalışsalar kedilerin insanlardan kaçtığı oluyor ama bazı kedilerin insanların pek ilgilenmediği halde insanların yanına korkusuzca geldiği oluyor. Bunun nedeni nedir? Kediler bir şekilde insana tamamen alışacak şekilde evrim mi geçiriyor
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Eğer zamanında birileri onlara şiddet içerikli davranışlarda bulunduysa insancıl olmazlar. Eğer büyüdükleri yerde sevildilerse daha yakın davranıyorlar. Kendilerini koruma iç güdüsü olabilir diye düşünüyorum.

Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Bazı platformlarda karşılık beklemeksizin yetkili olmak için can atan kişileri görüyorum. Yetkili olmak aslında büyük bir sorumluluk getiriyor, uğraş gerektiriyor. Peki neden bunu çok istiyoruz?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Yetkiliden kastın görev almak mı yoksa üst kademelerde yer edinmek mi ? Ben görev almak olarak ele aliyorum. Görev almak (yetkili olmak) evet sorumluluk almaktır. Senin düsüncene göre sorumluluk almak sanırım riske değer bir durum değil. Sorma biciminden bunu anlıyorum :).

Sorumluluk almak evet risklidir. Işimi iyi yapamayıp insanları mağdur edebilirsin mesela. Ama sorumluluk almak kendini ispatlamaktır. En başta kendine sonra da diğer insanlara kendini kanıtlayabilirsin. Bu insana inanılmaz haz verir. Beyin dopamin salgılar ve kişi bu sorumluluk alma eylemini yapmaya devam eder.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
3,210
Helin Polat
Uyku hemen hemen her hayvanda görülen bir eylem ve uzun vadede eksikliği ölüme dek götürüyor.Uykunun gerekliliği, eksikliği ve fazlalığının nörolojik olarak etkileri nedir ?
Puan Ver
3
Puan Ver
105
Hamza Bora Devecier
Mars büyüklüğün de bir Ayımız olduğunu varsayalım. Dünyanın kütlesinin yaklaşık %75'ine sahip bir Ay dünya ya olabildiğince yakın. Bu ay'ın altında dünya da tartıldığımız da 60 kg oluyoruz. İki olasılık için değişkenler nelerdir. (Ayın olup olmadı durum için. )
Puan Ver
2
Puan Ver
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
9
Puan Ver

Türkiye üzerinden örnek vermek gerekirse kafamıza göre tl basamayız para basımını merkez bankası kontrol eder ve o da kafasına göre para basamaz karşılığında hazinesinde o kadar altın bulunması gerekir dünyada ülkeler arası ticarette en çok kullanılan para birimi dolardır yani siz dolar borcunuzu tl ile ödeyemezsiniz bunu da geçtim eğer çok fazla para basar ve piyasaya sürerseniz piyasadaki tl miktarı artacağından dolayı TL'nin değeri düşecektir ve enflasyon artacaktır bu yüzden elinizde çok para olsa bile enflasyon yüksek olduğundan dolayı parayı basmadan önceki halinizden farkınız olmayacaktır hatta daha beter bile olabilir.

Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Merhaba,

Koku Nedir ve Nasıl Oluşur?

Koku, havadaki bir çok farklı molekülün içerisinde yer alan, algılandığı vakit koku olarak beyinde yorumlanan işlemin sonuç bulmuş hâlidir. Yani, aslında -genel kullanım içerisinde- koku alma duyusu yolu ile gerçekleşen duyusal işlemin oluşturduğu ana maddeye denir. Koku dediğimiz his/duyu, hava içerisinde taşınabilen genellikle çok küçük yoğunluklarda bulunan kimyasal maddelerin, başka bir ifadeyle koku moleküllerinin çözünmesi ile algılanır. Bu koku moleküllerinin ağırlıklı olarak algılandığı yer, burnumuzda yer alan bu moleküllere duyarlı olacak şekilde evrilmiş reseptörlerdir. Koku oluşumda etken moleküller, öncelikle burnumuzda yer alan mukus tabakasında çözünürler, daha sonra ilgili reseptörlere/almaçlara ulaşırlar. Bu evrede mukus çok önemli bir rol oynar.

Kokuyu algılamak ve etkisini "anlamak" tek fazda gerçekleşen bir süreç değildir. Temel olarak, iki süreçte ele alınır:

  1. Fizyolojik Faz: Kokunun daha fiziksel olarak işlendiği süreçtir. Burunda bulunan stimulus bölgesi (uyaranların/reseptörlerin bulunduğu bölge) boyunca bulunan nöronların, mukus tarafından çözünen molekülleri algılayıp beyne iletmesi evresidir. Beyne ulaşan sinyaller, beyin tarafından yorumlanarak duruma göre "respond", yani yanıt verilir.
  2. Psikolojik Faz: Kokunun psikolojik açıdan algılanması evresi en çok ilgi gören ve evrimsel gelişime en çok destek veren fazlardan biri olarak bilinmektedir. Stimuluslar, yani uyarıcılar, beynin koku algılamadan sorumlu bölgesi tarafından uyarılarak çalışması sağlanır. Aynı şekilde, beyin de uyarılmış olur ve kaçınma, yaklaşma, tetikte olma, cinsel açıdan uyarılma, uyanıklığı arttırmak, kaygıyı azaltmak, özgüveni etkilemesi hatta yine belirli kokuların güvenli sekse hazırlaması gibi pek çok yaşamsal faaliyetin mümkün mertebe etkin şekilde çalışması için oluşan ve/veya oluşacabilecek durumlar adına beynin ilgili merkezlerine iletilen sinyaller aracılığıyla bir nevi yönetim aracı görevi görür.

Koku öylesine güçlü bir duyudur ki yaşadığımız süreçte bunu anlayamasak bile (anlayamıyoruz çünkü evrimsel süreçte, beyin mümkün mertebe enerji kaybına engel olacak şekilde evrimleşmiştir; yani, çok uzun zaman önce öğrenilen/kazanılan "yetiler/davranışlar" genlerimize kazınmış olur ki gereksiz yere işlem yaparak enerji kaybı yaşanmasın ve hayatta kalma ihtimali her yönden artsın; bu sebeple çoğu şey, biz fark edemeden otomatik olarak beyinde işlenmiş veya hafızada yer etmiştir) ciddi bir evrimsel avantaj kazandırmıştır; bundan dolayı, bazı kokuların hayatta kalma ihtimalini artırmasına yönelik hafızada yer etmesi ihtiyacı duyulmuş ki beynimizde ilgili bölgeler gelişirken -hafıza ile ortaklaşa çalışmasının çok daha etkili bir avantaj hâline gelmesi kaçınılmaz bir durum olarak- beyinde, koku ve hafıza birbirine o kadar yakın ve yer yer neredeyse içe içe geçmiştir. Böylelikle koku hafızası yada Proust hafızası (veya istemsiz hafıza) denilen olgu meydana gelir. Bu olayda, uyarana çok kısa bir süre/derecede maruz kalmak, otomatik olarak geçmişe dair güçlü hafızayı tetikler. Proust için bu, çaya batırılmış çöreğin, teyzesini evine dair detaylı hafızayı harekete geçirmiş olmasıydı.

Pek çoğumuz benzer deneyimler yaşarız: bir koku duyarız ve aklımızda, çağrıştırılan anılar canlanır veya bir şeyi duyumsarız. Bu belirli bir yemeğin veya içeceğin kokusu, geçmişe dair tanıdığınız bir insanın kokusu da olabilir. Kokularla duygular arasındaki bu ilişkinin, kokuların işlenmesinde rol oynayan beyin bölgesinin, duygularla bağlantılı olan limbik sistemde yer alması olduğu düşünülüyor.

Kokular Ölçülebilir Mi?

Günümüzde ışık ve sesin aksine kokunun yayılma hızını kabaca söylemek bile pek mümkün olamamaktadır. Çünkü kokuların yayılma hızları, o kokulara neden olan kimsalların içinde çözündükleri madde içerisindeki efüzyon hızlarına bağlıdır. Bu da, içinde bulunulan ortamın sıcaklığına, basıncına, dış kuvvetlerin fiziksel özelliklerine, yayılacak olan kimyasalın moleküler boyutlarına ve daha nice değişkene bağlıdır. Kokuların hareketlerinin fiziksel olarak hesaplanması, Graham'ın Efüzyon Yasası ile belirlenir. Bu yasa dahilinde moleküllerin birbirleriyle çarpışma miktarları en üst düzeyde öneme sahiptir. Bu yasa sayesinde farklı kimyasalların birbirlerine oranla ne hızla yayılacaklarını tespit edebilmekteyiz. Dolayısıyla bu yasa dahi bir kokunun yayılma hızını net olarak belirleyememektedir.

Günümüzde bazı yeni araştırmalarla kokuların yayılma hızını belirleyebilmenin teorik yolları aranmaktadır. Elbette bir kokunun belirli bir ortamdaki yayılım hızı pratik olarak ölçülebilir. Ancak teorik yöntemlerle henüz genel geçer olarak kabul edilen bir yöntem keşfedilememiş olsa da, bilimin gelişmesi, evrenin sırlarının çözülmesi ve kimyasalların daha iyi tanınmasıyla bunun mümkün olacağı düşünülmektedir.

Kokunun algılanmasının psikolojik boyutu, toplumsal ortak psikolojilerin yanı sıra, her bireyin kendi yaşamları tarafından şekillendirilen psikolojileri her kokunun da özgün olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır ki kokunun objektif ve analitik olarak ölçülmesini oldukça zorlaştırır.

Ayrıca, Evrim Ağacı'nın Makale Arşivi'nde yer alan şu makale konuyla bağlantılı olarak temel ihtiyacınızı karşılayacaktır diye düşünüyorum.

Kaynaklar

  1. Cosmos The Strange Sicience of Odour Memory
  2. Sage Journals Smells Like Safe Sex
  3. NCBI Singe-Probe Serial Position Recall: Evidance of Modularity For Olfactory, Visuals, and Auditory Short-Term Memory
  4. Evrim Ağacı Koku Yayılma Hızı Tespit Edilebilir Mi?
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
3,302
Adem Emre
Gözyaşının sözsüz bir iletişim olduğunu ve bilinçli olarak algılanamayan farklı farklı kokuları olduğunu (ağlarkenki gözyaşı yada esnediğimizdeki gözyaşı vs.) okumuştum. Sizin de bildiğiniz evrimsel süreçte işe yarar faydaları var mıdır?
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Cehennem, diğer insanlardır.”
Jean-Paul Sartre
Geri Bildirim Gönder