Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Sonuçları Filtrele Seçki
Soru & Cevap Nedir?

Neler Yeni?

3 Temmuz 2020: UP Sıralamasındaki hatalar giderildi.

30 Haziran 2020: Soru birleştirme ve soru yönlendirme raporlarındaki sorunlar giderildi. Soru birleştirme raporu oluştururken artık sadece URL girerek de soruyu bulmanız mümkün. Ayrıca liderlik sıralamasına aylık lider ve geçen haftanın lideri de eklendi.

29 Haziran 2020: Haftalık UP sıralaması paneli eklendi. Masaüstü kullanıcılarında Seçki filtresi altında sağ panele son sorular eklendi.

21 Haziran 2020: Filtreler geri getirildi, hız optimizasyonu yapıldı. Yeni tasarım geliştirmelerine başlandı.

17 Haziran 2020: Bir geliştirme projesinin uzantısı olarak Soru & Cevap Platformu'ndaki filtreler geçici olarak kaldırıldı. İşlem tamamlanınca geri getirilecekler.

15 Haziran 2020: Sorulara görsel ekleme özelliği getirildi. Yeni kategoriler eklendi. Tespit edilen bazı diğer sistemsel hatalar giderildi.

11 Haziran 2020: Bazı cevap girişleri sırasında sistemin hata verip, okurların cevabını sildiği bildirilmişti. Bu hatanın kaynağı tespit edildi ve giderildi. Uzmanlara sorma özelliği, bilimseverlere sorma özelliği ile birleştirildi. Tasarım sadeleştirmeleri ve geliştirmeleri yapıldı.

***

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Evrim Ağacı'nın site üzerinde bağımsız okur etkileşimini gerçekleştirmeyi mümkün kılan ilk dijital projesidir. Birçok diğer projenin öncülüdür. Bu kılavuz, kullanıcılara yol göstermesi ve sık sorulan bazı soruları yanıtlaması için hazırlanmıştır.

Sık Sorulan Sorular ve Cevaplar

Bu fikir nereden çıktı?

Bu konuyla ilgili temel bilgileri buradaki Patreon yazımızdan görebilirsiniz.

Profilimde çıkan puanlar ne anlama geliyor?

Bu konuyla ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Uyum Puanı'mı gizleyebilir miyim?

Evet. Evrim Ağacı profilinizin gizlilik ayarlarına giderek "Profilimde UP Göster" seçeneğini değiştirebilirsiniz. Bu durumda siz hariç kimse Uyum Puanı'nızı göremeyecektir.

"Kabul Edilen Cevap" nedir?

Soruyu soran kişi, verilen cevaplar arasından bir tanesini en tatmin edici, doğru, isabetli, iyi araştırılmış bulursa, onu "Kabul Edilen Cevap" olarak seçebilir. Bu cevap, diğer cevaplara göre daha yukarıda gösterilecektir ve hem soruyu sorana, hem de cevabı verene UP verecektir. Soruyu soran, bir cevabı kabul edilen olarak işaretledikten sonra geri alamaz veya değiştiremez. Moderatörler veya yöneticiler, cevabın isabetli olmadığına kanaat getirecek olursa kabul edilen cevabı geri alabilirler.

"Öne Çıkarılan Cevap" nedir?

Moderatörler veya yöneticiler, verilen cevaplar arasından bir tanesini en tatmin edici, doğru, isabetli, iyi araştırılmış bulursa, onu "Öne Çıkarılan Cevap" olarak seçebilir. Bu cevap, diğer cevaplara en üstte gösterilecektir ve cevabı veren kişiye UP verecektir.

Sorular için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Soruların oy puanı pozitif oy sayısından negatif oy sayısının çıkarılmasıyla hesaplanmaktadır.

Cevaplar için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Cevapların oy puanı sadece pozitif oy sayısı üzerinden hesaplanmaktadır. Negatif oy vermek yerine beğendiğiniz diğer cevaplara pozitif oy verebilir veya kendi daha iyi olan cevabınızı girebilirsiniz.

Cevaplara yorum veya cevap girebilir miyim?

Hayır. Soru & Cevap Platformu'nun amacı, bir soruya gelen cevaplar arasında münakaşa veya fikir alışverişi yaratmak değil, soru sahibinin spesifik bir sorusunu veya merak ettiği bir konuyu cevaba kavuşturmaktır. Faydalı bulduğunuz bir cevap gelene kadar oylama tuşlarıyla gelen cevapları oylayabilirsiniz ve uygun olduğunu düşündüğünüz cevabı "Kabul Edilen Cevap" olarak işaretleyebilirsiniz. Konuyla ilgili ek sorularınız için yeni sorular oluşturabilirsiniz.

Bilimseverler arası daha aktif fikir alışverişlerinin yapılabileceği platformlar geliştirmekteyiz; takipte kalınız.

Sorularımı yeni cevaplara kapatabilir miyim?

Evet; ancak belirli koşulların sağlanması gerekiyor. Sorunuzu cevaplara kapatabilmeniz için:

  • En az 5 cevap gelmiş olması, veya
  • Kabul edilen cevap seçmiş olmanız, veya
  • Öne çıkarılan bir cevap seçilmiş olması gerekmektedir.

Soruyu yeni cevaplara kapattığınız zaman, okurlar o noktaya kadar gelen cevapları görmeye devam edeceklerdir; ancak yeni cevap ekleyemeyeceklerdir. Var olan cevapları oylamaya ve cevap sahiplerine teşekkür etmeyi de sürdürebilirler.

Sorularımı veya cevaplarımı sonradan düzenleyebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu veya cevabınızı ilettikten sonraki ilk 30 dakika içinde düzenleyebilirsiniz. Bundan sonra herhangi bir düzenleme yapamazsınız. Eğer çok önemli bir değişiklik gerekiyorsa bize e-posta yoluyla ulaşabilirsiniz. Lütfen soru veya cevap göndermeden önce, içeriğinden tamamen tatmin olduğunuzdan emin olunuz.

Sorularımı silebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu sorduktan sonra hiç cevap girilmemiş olması gerekmektedir. Kimi zaman cevap göremeseniz de silemeyebilirsiniz; çünkü onaylanmayı bekleyen (moderasyon denetimine düşmüş) yanıtlar girilmiş olabilir. Ayrıca isim açık şekilde sorduğunuz sorunuzu silmeniz halinde 35 UP, anonim sorduğunuz bir soruyu silmeniz halinde 20 UP kaybedeceksiniz.

Bilimsever Kitleye Sor nedir? (Kaldırılmış özellik)

Burası, Evrim Ağacı üyesi olup da cevap vermek konusunda engellenmemiş tüm Evrim Ağacı ailesi üyelerinin sorulara yanıt verebileceği kısımdır. Eğer sorunuzun herhangi bir bilimsever tarafından yanıtlanmasını istiyorsanız buradaki kategorileri kullanmalısınız.

11 Haziran 2020 itibariyle tüm soru sorma yöntemleri birleştirilmiştir. Bazı kategoriler, sadece belirli kişilerce yanıt girilebilir biçimde ayarlanmış olabilir; fakat soru sorma sistemi tek bir yönteme indirgenmiştir.

Bir Bilene Sor nedir? (Kaldırılmış özellik)

Burası, Evrim Ağacı'na ve Türkiye'deki bilim algısına katkı sağlamak isteyen uzmanların, akademisyenlerin, doktora veya yüksek lisansını almış, belli bir alanda yetkinliğini ispatlamış kişilerin kendilerine özel alanlarının olduğu kategoridir. Eğer bir uzmana spesifik bir soru sormak istiyorsanız bu kategoriyi kullanmalısınız. Unutmayın ki buraya sorulan sorulara, o uzmandan başka hiç kimse yanıt verememektedir. Bu konuda daha fazla bilgiyi bu videomuzun 36. saniyesinden itibaren alabilirsiniz.

11 Haziran 2020 itibariyle tüm soru sorma yöntemleri birleştirilmiştir. Bazı kategoriler, sadece belirli kişilerce yanıt girilebilir biçimde ayarlanmış olabilir; fakat soru sorma sistemi tek bir yönteme indirgenmiştir.

Cevaplara matematik formülü girebilir miyim?

Evet, Evrim Ağacı'nda kullandığımız metin editörü, matematiksel formülleri desteklemektedir. Ancak bunun için bir miktar TeX dili bilmeniz gerekmektedir (bu ilk etapta ürkütücü olabilse de, 5-10 dakikada çözebileceğiniz çok basit bir sistem). Metin editöründeki fxf_x ikonuna basarak TeX formatını kullanarak matematik formüllerini girebilirsiniz. Kullanabileceğiniz bütün kodları buradan görebilirsiniz.

Devamını Göster
235
Emir Kaan Cati
Teşekkür (2)
Hatırla (2)
Takip
Paylaş
Bilim Teknikte dünya buzul çağına girdikten sonra hayvanların kuzeyden güneye göç ettiğini okudum.Fakat bitkiler soğuktan kaçamayacağı için soğuktan donmaları,ölmeleri gerekirdi.Bu nasıl olmadı?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Emre Ayhan , Ziraat mühendisliği-öğrenci

Bilim insanları, yüzyıllar önce "Küçük Buzul Çağı" döneminde donan bazı bitkilerin yeniden yeşerdiğini açıkladı.

400 yıllık karayosunu örneklerinin laboratuar koşullarında canlandığı görüldü.

Araştırmacılar bunun, döngüsel uzun buzul çağlarının ardından ekosistemlerin yeniden nasıl canlandığına dair önemli işaretler içerdiğine inanıyor.

Kanada'nın kuzey kutup bölgesindeki Teardrop Buzulu civarında araştırma yapan Alberta Üniversitesi ekibinin elde ettiği bulgular, ABD'deki Ulusal Bilimler Akademisi yayın organında yayımlandı.

Bölgedeki buzullar 2004'ten bu yana artan bir oranda yılda 3-4 metre küçülüyor.

Buzulların erimesi nedeniyle bazı topraklar, yaklaşık olarak 1550-1850 yılları arasında yaşanan ve Küçük Buzul Çağı olarak adlandırılan dönemden bu yana ilk kez günışığına maruz kalıyor.

Puan Ver
3
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş

Kaynaklar

  1. BBC
Devamını Göster
Reklamı Kapat
995
Hibrit Usta
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Her canlı besin zincirinin bir halkası olduğuna göre,bir hayvanın neslinin tükenmesi ile gezegendeki besin zinciri bozulmuş olmuyor mu ? Veya başka bir durum mu bulunmaktadır? Bu konu hakkında bilgilendirme yapar mısınız ?
Cevap
Hypatia Yaşıyor , Safsata Avcısı Amatör Antropolog

Her canlı türü sadece tek bir tür besin ile beslenmek zorunda değil.

Söz gelelim biz insanlar keçi,koyun ve atlardan güvercinlere, lahanlardan , brokoliye yüzlerce farklı besi türü ile besleniyoruz . Dünyadaki bütün keçiler ya da brokoliler yok olsa bile yine tüketebileceğimiz pek çok besin türü var.

Mesela söz gelelim planktonlarla beslenen balinaların tükettiği planktonlardan sadece tek bir tür bu gün yok olsa , balinalar başka planktonlarla beslenmeye devam edebilir.

Ya da tek bir adada tek bir böcek türünün yok olması kuşların diğer böceklerle karnını doyurmasına engel değildir.Hatta , adadaki etçil diyete daha uygun kuş popülasyonlarının , adadaki etçil diyete uygun besinlerin azalması ile hepçil veya otçul diyete daha uygun kuş popülasyonlarına evrimleşmesi bile mümkün.

Çünkü adadaki etçil diyete uygun besinlerin azalması, daha ziyade otçul beslenen bireyleri avantajlı kılacak ve bu şekilde adadaki kuş popülasyonunun nesiller içerisindeki gen ve özellik dağılımı nesiller içerisinde değişecektir. İşte biz buna evrim diyoruz.

Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş

Kaynaklar

  1. 1 Numara
Devamını Göster
Reklamı Kapat
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Cevap

ALINTIDIR

İleri derecede çürük ve periodontal (diş eti) hasar nedeniyle karşı karşıya kalınabilecek bir durumdur. Hayvanınızın diş sorunları ve oluşturacağı ağrılar gözle görülebilir huzursuzluklara neden olacaktır.

Aşırı salivasyon (salyada artış), ağrıya bağlı kambur durma, yemek yeme isteğine rağmen gerçekleştiremez veya çiğnemeden yutma şekillenir. Yemek yiyemediği için zayıflama , çiğnemeden yutuğunda ise mide ve bağırsak problemlerine yol açabilir.

Ağız muayenesi yapıldıktan sonra sebep belirlenir.

Ancak konservatif tedavilerle(diş dokusunu korumaya, çürüğü engellemeye yönelik tedavi) çözüm sağlanamadığında radikal bir tedavi türü olan diş çekimi uygulanmaktadır.

Burada koruyucu hekimliğin önemi ortaya çıkmaktadır. Düzenli kontroller ve erken tanı–tedavi yöntemleriyle madde kayıpları telafi edilebilir ve diş çekimi önlenebilir. Konservatif tedaviyle kurtarılamayan, çarpma sonucu kırık oluşan , tedavisi mümkün olmayan, düşmesi gerektiği halde düşmemiş süt dişleri, kanal tedavisine rağmen kurtarılamayan, apseli, ileri derecede dişeti iltihabı nedeniyle sallanan dişler ilk müdahale ile çekilen dişler arasındadır.

Diş çekimi yapılışı: Öncelikle hasta sahibinden anamnez (durumu ile ilgili ) bilgiler alınır. Ağız içi muayenesi gerçekleştirilir. Genel sağlık durumu kontrol edilip kan tahlilleri incelenmelidir. Ancak sağlık durumu uygunsa anesteziye alınır. Anestezik maddelerin içerisinde aneljezik etken maddelerinde bulunmasından dolayı huzurlu uyuyacak ve ağrı hissetmeyecektir.

Diş, elavatör adı verilen bir alet yardımıyla, diş etinden gevşetilir ve davye ile çekilir.

İltahap, kist vs gibi durumlar söz konusu ise öncelikle antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır!!!

Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş

Kaynaklar

  1. Alıntı
Devamını Göster
25
Teriyaki God
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
yani insanın kendini her şekilde hissetmesi ruhla ilişkili mi yoksa beyin ve sinirler tek başına mı yapıyor
235
Emir Kaan Cati
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Birde telefonu sürekli cebimizde taşımak spermlerin mutasyona uğramasına veya kısırlığa sebep olur mu?
Reklamı Kapat
31K
Hypatia Yaşıyor
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Sizce estetik Platonun iddia ettiği gibi evrensel bir kavram mıdır ?
245
Oktay Mumcu
Teşekkür (1)
Hatırla (2)
Takip
Paylaş
Şöyle ki suyun altında bile duyamadıkları(?) halde senkronize şekilde hareket edilmesini veya müzikte ritim tutulmasını sağlayan (metronom) nerdedir? Öyle değilse bunu sağlayan nedir?
33K
Ecem Kaya
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap

Evrim Ağacı bu konuda da gerçeklik analizi yapmış, ona geçmeden önce biraz bilgi vereyim:

Hacamat (Arapça: حجامة, Hijamah, hajamat), deriden ufak ensizyonlardan vakum yolu ile kan alınmasıdır. Genellikle iki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından yahut vücudun herhangi bir yerinden bardak veya boynuzla alınır. Argoda hafif yaralama olarak kullanılmaktadır.

Hacamat modern tıpta sözdebilim olarak karakterize edilir, yapılışı ise sahte doktorluk olarak değerlendirilir. Sağlığa olumlu bir etkisi olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur, zarar verme olasılığı vardır.

Hacamat yönteminden, Milattan önceki dönemlerden kalma Hint tıp yöntemleri olan Ayurveda metinlerinde bahsedilmiştir. Antik dönemlerde Mezopotamya, Mısır ve Yunanistan'da uygulanmıştır. Hacamat, İslam dininde Muhammed'in tavsiye ettiği bir sünnet olarak kabul görür. Çeşitli hadisler buna kaynak gösterilir.

Hacamat derinin bir neşter yardımıyla çizilip ağzı geniş olan bir bardak, boynuz ya da şişe gibi aparat ile oluşturulan emme gücüyle kanın çekilmesi şeklinde yapılır. Çay bardağı ve yakılan bir pamuk ile aynı emici basınç gücü de oluşturulabilir. Geleneksel olarak ağrı, sızı veya hastalık olan organa yakın yerlere yapılır. İlk seferde üst sırt bölgesindeki bazı noktalara yapılması tavsiye edilir, kafaya yapılması tavsiye edilmez.

Bu konuda Evrim Ağacında yapılan gerçeklik analizinde gerçeklik oranı 0/10 olarak verilmiş.

İddia

Hiç öyle tıbba falan gerek yok. Hacamat delilikten cüzzama, gece körlüğünden baş ağrısına, diş hastalıklarından göz hastalıklarına, kanserden kısırlığa, mideden romatizmaya, bağırsaklara, böbreklere ve zihinsel hastalıklara kadar 70'ten fazla hastalığın tek başına tedavisidir!

Gerçek Ne?

Hacamatın bugüne kadar istikrarlı bir şekilde tedavi edebildiği herhangi bir hastalık tespit edilememiştir. Olumlu etkiye sahip olduğu sanılan hastalıklarda plasebodan fazla bir etki gözlenememiştir. Hacamatla ilgili söylenenler sadece şehir efsaneleri ve anekdotal anlatımlardır. Bunların bilimsel hiçbir geçerliliği olmadığı gibi, hacamatı geçerli bir tedavi yöntemi olarak sunmak için kullanılamazlar.

İddianın Kökeni

Hacamatın işe yaradığı iddiası, diğer sahtebilim uygulamalarında da olduğu gibi, halk arasında yayılan hatalı inançların plasebo etkisinden (tedavi gördüğünü düşündüğünüz için iyileşmekten) kaynaklanmaktadır.

Bilgiler

Hacamat, ya da kan kupalama (bardak çekme, kupa çekme) tedavisi, içerisindeki hava ısıtılmış ya da emilmiş kapların vücuda yerleştirilmesi sonucunda oluşan basınç farkından ötürü kanın kılcal damarların çatlamasıyla deriden dışarı sızması yöntemiyle yapılan antik bir "alternatif tıp" (sahtebilim) yöntemidir. Vücuda yerleştirilen bardak benzeri kaplar çeşitli bölgelerde 5-15 dakika boyunca bırakılır ve bu süre boyunca kişi, söz konusu kapların içerisine doğru yavaşça kanar. Bu kanama sayesinde bağ doku ve kaslar gibi yapıların iyileştiği iddia edilmektedir. Kanamanın varlığına veya yokluğuna bağlı olarak "kuru" veya "ıslak" hacamat yöntemleri bulunmaktadır. Hacamat, Arapçadaki el-hacm, yani "emmek" sözcüğünden türetilmiştir.

Her ne kadar din tüccarları tarafından dini bir uygulama gibi pazarlanmaya çalışılsa da, söz konusu sahte tedavi yönteminin tarihi Milattan Önce 3000'li yıllara kadar, yani modern zamanlarda kabul gören dinlerin yaratılmasından çok daha önceye kadar girmektedir. En güvenilir kanıtlar arasında, hacamat uygulamasının MÖ 1550 yılında Antik Mısır'da uygulandığına dair bilgiler barındıran Ebers Papirüsleri bulunmaktadır. Ayrıca Çin'de MÖ 1000'li yıllarda bile bu yöntemin uygulandığına dair arkeolojik kanıtlar bulunmaktadır. Antik Yunan'da Hipokrat'ın MÖ 400 yılında iç hastalıkları ve yapısal problemleri tedavi etmek için hacamat yöntemine başvurduğu bilinmektedir. İslam coğrafyasında ise hacamatın tavsiyesine dair ilk izlere MS. 7. yüzyılda İbn-Abbas'a kadar gitmektedir.

Hacamata Yönelik Erken Araştırmalar

Hacamatın tıbbi faydaları olup olmadığı konusu, yöntemi ciddiye alıp da hakkında araştırma yapan bilim insanı sayısının oldukça az olmasından ötürü bir miktar muğlaktır. Dahası, böyle bir metodun etkili olup olmadığını anlamakta kullanılan çifte kör testinin uygulanması da mümkün değildir; zira terapistin böyle bir konuda "kör" olarak araştırma yapması imkansızdır. Ancak 2008 yılında Viyana Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü eski başkanı ve Exeter Üniversitesi Tamamlayıcı Tıp Bölümü eski profesörlerinden olan akademik hekim ve araştırmacı Edzard Ernst'ün kaleme aldığı "Kandır ya da Tedavi Et" başlıklı kitapta anlatıldığı üzere, hacamatın herhangi bir tıbbi fayda sağladığına dair bugüne kadar ortaya konmuş hiçbir bilimsel araştırma bulunmamaktadır. Kitapta, bugüne kadar yapılan konuyla ilgili tek kontrollü deney sonucunda, hacamatın ağrı ve acıda herhangi bir azalmaya neden olmadığının tespit edildiğini ilan etmektedir. Amerikan Kanser Derneği, hacamatın kanseri tedavi etmek bir yana dursun, herhangi bir sağlık faydası olduğuna dair hiçbir bilimsel veri olmadığını ilan etmiştir. Dahası, söz konusu uygulamanın deride yanıklara neden olarak hastalara daha fazla zarar verebileceği konusunda da halkı uyarmışlardır.

Hacamat Savunucularının Favori Araştırması

Hacamat savunucularının bilimsel arenada kendilerine yer bulabilmek adına en sık kullandıkları kaynak, 2012 yılında yapılan ve PLOS One dergisinde Huijian Cao, Xun Li ve Jianping Liu tarafından yayınlanan "Hacamatın Verimliliğine Dair Güncellenmiş Bir Araştırma" başlıklı makaledir. Söz konusu makalede, hacamatın birkaç tıbbi sorunu tedavi ettiğine dair bulgular ortaya konmuştur. Her ne kadar hacamat savunucuları bu veriye heyecanla sarılmış olsalar da, makalenin tümünü okumamış olmalarından kaynaklı bir sorun bulunmaktadır. Araştırmacılar, bulgularının istisnasız her birinin çok yüksek miktarda istatistiki önyargı riski taşıdığını, dolayısıyla nihai bir cevap bulmanın mümkün olmadığını makalelerinde belirtmişlerdir.

Bunun nedeni şu: Araştırmacılar, pasif kontrol grubu denen bir grup kullanmak durumunda kalmaktadırlar. Bu kişilere hiçbir tedavi uygulanmamaktadır, sahte bir kupalama girişimi bile yapılmamaktadır. Ancak bu durumda, hacamat yaptırılan kişilerin gerçekten hacamatın etkileri nedeniyle mi, yoksa sadece plasebo etkisi dolayısıyla mı iyileştikleri tespit edilememektedir. Bu da, hacamatın işlevselliğine yönelik istatistikleri kuşkuya düşürmektedir.

Öte yandan bilimsel araştırmaların olmazsa olmazı olan kör test de uygulanamamaktadır. Kör testte denekler, tedavi alıp almadıklarını bilmemelidirler. Hacamatta kör test uygulanamaz; çünkü hastaya kupalama yapıp da, tedavi almadığını söylemek mümkün değildir. Dahası, kupalama yapılan bireylerin fiziksel görünümünde bariz değişimler (meşhur mor yuvarlaklar) oluşmaktadır. Bu durumda bir grup deneğin kör olarak test edilmesi imkansız olmaktadır.

Bunun üstesinden gelmeye çalışan uzmanlar, sahte tedavi denen bir yönteme başvurarak, hacamatın işlevselliğini teste tabi tutmaya çalışmışlardır. Bu yöntemde, kontrol grubu olan ve gerçek tedavi almayacak olan hastalara da kupa bağlanmıştır; ancak bu kupaların tepesinde bir delik vardır ve gerçek anlamda hacamat uygulaması yapılamaz. Yine de kişiler derilerinin çekildiğini ve tedavinin uygulandığını sanarlar. Ne var ki böyle yapılan çalışmalar da sonuçsuz kalmıştır; çünkü 2015 yılında Almanya'da yapılan bir çalışmada, sahte tedavi alan kişilerin neredeyse her seferinde sahte tedavi aldıklarını fark ettikleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla kör test burada da işlevsiz kalmıştır.

Ayrıca yapılan bazı diğer araştırmalar, hacamatın çok zayıf veya obez insanlarda son derece riskli bir uygulama olduğunu göstermektedir.

Hacamatın Olası Yararları

Bugüne kadar etkili bir şekilde hiç gösterilememiş olsa da, hacamat gibi kan akıtma yöntemlerinin faydaları arasında olan tek unsur, ağrıların azaltması olabilir. Burada olan etki, masaj yoluyla kas ağrılarının azaltılmasından çok farklı değildir. Kupalanan kaslar, masajda olduğu gibi sündürülüp gerdirildiği için kişide gevşemeye neden olabilir. Yerel olarak kan akışının artmasının iltihaplanmalara iyi geldiğine dairse herhangi bir mantıklı açıklama bulunmamaktadır - ve böyle bir ilişki bugüne kadar gösterilememiştir. Mayo Clinic Tamamlayıcı ve Entegratif Tıp Programı direktörü Dr. Brent Bauer şöyle diyor:

Bence hacamatın nasıl çalıştığının bilimi henüz çözülebilmiş değil. Bu yöntem kısmen daha güvenli olduğu için, egzersiz, beslenme, yaşam biçimi müdaheleleri gibi diğer kapsamlı tedavi yöntemleri arasında uygulanabilir. Eğer bu yöntem bana fayda sağlıyorsa, eğer acımı dindiriyorsa, o zaman hastalara bir miktar tercih hakkı bırakmakta ve açık fikirli olmakta fayda var gibime geliyor.

Hacamatın Yan Etkileri

Her gerçek tedavi yönteminin olduğu gibi, bu tarz bilimsel olmayan sözde-tedavi yöntemlerinin de yan etkileri bulunmaktadır. Hacamatın yan etkileri arasında baş dönmesi, halsizlik, terleme, mide bulantısı, kupalanan bölgede açık yaraların oluşmasına bağlı bakteriyel enfeksiyonlar, deri yaralanmaları ve hematom bulunmaktadır. Özellikle de hijyensiz bir şekilde yapılan hacamat işlemi sırasında hepatit ve HIV gibi hastalıklar hastada oluşacak açık yaralarla bulaşabilir.

Güncel Çalışmalar, Hacamatın İşlevsiz Olduğunu Gösteriyor

Hacamat ile ilgili günümüze kadar yapılmış en kapsamlı araştırma 2014 yılında yapılmıştır. Bu araştırmada, Klinik Uygulama Yönergesi (KUY) takip edilerek o tarihe kadar konuyla ilgili yapılmış sistematik inceleme ve meta-analiz sonuçları değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan toplamda 13 KUY'dan sadece 1 tanesi hacamatın işlevsel olabileceğini ileri sürerken, 12 tanesi ya tamamen işlevsiz olduğu ya da herhangi bir şey belirtmek için yeterli veri bulunmadığı sonucuna varmıştır. University College London'dan farmakoloji profesörü David Colquhoun şöyle söylemektedir:

Hacamatın hiçbir mantığı bulunmamaktadır. Kanamayla tedavi etmek, 18. yüzyılda yaygın olarak kullanılan bir yöntemdi. Ta ki, bu yöntemin zararlı olduğu tespit edilene kadar! Vücudunuza bir emme kabı koymak derinin sıkışmasına neden olur ve bu da kan akışını arttırır. Ancak bunun herhangi bir hastalığı tedavi ettiğini düşünmek gülünçtür. Bunun hiçbir geçerli yolu bulunmamaktadır ve insanları kandırarak onların paralarını çalmak için uydurulmuş dahiyane yöntemlerden bir diğeridir.

Plasebo, Tedavi Yöntemi Demek Değildir!

Aslında hacamat uygulama olarak işe yaramamaktadır; ancak bunun işe yaradığına fazlasıyla inanan (veya işe yaramasına umut bağlayan) insanlar tarafından bu tedaviye başvurulduğu için, hiç tedavi olmamaya göre kısmen yüksek bir iyileşme oranı görülmesi olasıdır. Lakin bir yöntemin tıbbi olarak geçerli bir tedavi yöntemi olabilmesi için, sadece tedavi olmamaya nazaran daha yüksek iyileşme oranlarına sahip olması yeterli değildir. Zira bunu herhangi bir plasebo yöntemiyle rahatlıkla başarabiliyoruz. Bir metodun geçerli bir tıbbi tedavi yöntemi olması için, o metodun plasebo tedavisinden de en azından istatistiki olarak dikkate değer bir miktarda daha etkili olması gerekmektedir. Hacamatın bu şekilde bir yöntem olduğuna dair hiçbir güvenilir bilimsel veri bulunmamaktadır. Dolayısıyla hacamatın işlevsel bir tıbbi tedavi yöntemi olduğunu düşünmek tamamen hatalıdır. Prof. Dr. Edzard Ernst şöyle söylemektedir:

Hacamatın herhangi bir hastalığı tedavi ettiğine dair hiçbir iyi kanıt bulunmamaktadır. Tabii ünlülerin dikkat çekme merakını tatmin etmekten başka...

Anekdotal Anlatımlar Kanıt Değildir!

Bu tip konulardaki en yaygın itiraz, "Ama ben (eşim, kaynım, nenem, arkadaşım, dostum, vs.) yaptırdım, harika çalıştı, her türlü şikayetim (migrenim, baş ağrım, kas ağrım, fıtığım, vs.) geçti!" şeklindeki iddiadır. Hatta internetin bu tarz görgü şahitliğine dayalı sesleri katlayarak arttırması sayesinde bu iddialar kolaylıkla destekçi de bulabilir.

Ancak bir şeyi denediğinizde sizin için çalışmış olması, o şeyin gerçekten çalıştığı anlamına gelmemektedir. Bilim, "Bir kere çalıştıysa kesinlikle çalışıyordur." şeklinde bir yaklaşıma sahip değildir. Keza, görgü şahitliği bilimsel kanıt seviyesinin en düşük seviyeli olanıdır; "Ben gördüm." ya da "Bende çalıştı." demenin neredeyse hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur.

Evet, sizde çalışmıştır. Belki plasebo etkisinden ötürü, belki henüz keşfedilmeyen bir faydası olduğundan ötürü... Ancak her iki durumda da, kulak vermemiz gereken, kontrollü bir şekilde yapılmış ve çok sayıda deneği/denemeyi içeren çalışmaların sonuçlarıdır. Çünkü bu çalışmalara katılan insanların %90'ında bu işe yaramamış olabilir; ancak o %10'luk dilim halen vardır. Bu %10, çeşitli diğer sebeplerle de iyileşiyor olabilir ve siz, o diğer sebeplere sahip kişilerden biri olabilirsiniz! Bu demek değil ki hacamat çalışmaktadır veya normal bir tıbbi prosedür olarak tavsiye edilmelidir. Önemli olan, %90'da çalışmıyor olmasıdır. Dahası, plasebo etkisi gibi etkileri görmezden gelecek olursanız, istatistiki önyargılar dolayısıyla çok hızlı bir şekilde tamamen hatalı sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Bilim insanları, kör bir şekilde bu tarz "alternatif tedavi" yöntemlerini reddetmemektedirler. Alanda yeni araştırmalar yapıldıkça, bilim de görüşlerini günceller ve gerçeğe en yakın görüşü doğru kabul eder. Eğer bir gün hacamatın müthiş işlevsel olduğunu keşfedecek olsak bile, şu anki veriler ve bilgiler ışığında tamamen işlevsiz olduğunu söylemek durumundayız. Çünkü akademik çalışmalar bunu gösteriyor. Yanlış bir tıbbi tavsiyenin, kişilerin hayatlarını karartabileceğini asla unutmayınız.

118 görüntülenme
Puan Ver
3
Puan Ver
Teşekkür (2)
Paylaş
Devamını Göster
245
Oktay Mumcu
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
2. soruma verilen yanıta karşılık vermek istiyorum. yapamadım? Nasıl yapmalıyım?
Cevap

Cevaplara yorum veya cevap girebilir miyim?

Hayır. Soru & Cevap Platformu'nun amacı, bir soruya gelen cevaplar arasında münakaşa veya fikir alışverişi yaratmak değil, soru sahibinin spesifik bir sorusunu veya merak ettiği bir konuyu cevaba kavuşturmaktır. Faydalı bulduğunuz bir cevap gelene kadar oylama tuşlarıyla gelen cevapları oylayabilirsiniz ve uygun olduğunu düşündüğünüz cevabı "Kabul Edilen Cevap" olarak işaretleyebilirsiniz. Konuyla ilgili ek sorularınız için yeni sorular oluşturabilirsiniz.

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
8K
Alperen Yılmaz
Teşekkür (2)
Hatırla
Takip
Paylaş
Google Map'ten dünya haritasını inceleyecek olursanız eğer şunu görürsünüz; Greenland'ın orta kısımları sarp karlar ve buzlar ile kaplı iken kıyıları daha çok yaşamaya elverişli düzeyde diyebileceğimiz yeşilliklerle kaplı : Neden?
Cevap
Yiğit Arpacı , İnsan Hakları Aktivisti

Aslında Çok yakın bir zamana kadar öyle değildi çok basit bir cevabı var.

Küresel Isınma ve ona bağlı olarak İklim Değişikliği Malesef bu ileridede değişecek gibi gözükmüyor biz nasıl küresel ısınmayı durduruz diye düşünürken Trump gibi insanlar hala oranın yer altı kaynağı derdindeler

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
Devamını Göster
Reklamı Kapat
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Şimdi, uydu interneti ürünlerinde ör;(İridyum Go) cihaza sim kartı eklemeniz gerekiyor internet erişimi için ve bu (Uydu interneti oluyor) fakat gsm modul ile internet erişimin de sim kartı ile olmasına rağmen bu uydu interneti olmuyor ve kapsama alanı sınırlı oluyor(gsm modulde) , (uydu interneti denen cihazda ise kapsam sınırlı değil) ?
8K
Alperen Yılmaz
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Arkadaşlar fotoğrafta gördüğünüz üzere Gıbbonların el iskeleti insanların el iskeletinden daha ince.Aksine insanlar daha karmaşık işleri yerine getirebildiği için insanların el iskeleti daha ince olması gerekmez mi? Fotoğraf evrim ağacı sitesinden alınmıştır.
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip (2)
Paylaş
Örneğin bir aslan bir aslanı beslenmek için yer mi hayır/evet ise neden veya insan için de aynı soru geçerli
Reklamı Kapat
33K
Ecem Kaya
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Paylaş
Güvenli bir kaynaktan olursa sevinirim , haber sitelerine pek güvenemiyorum . Şimdiden teşekkürler .
Reklamı Kapat
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Yaklaşık 10 yıldır 3d yapay organlar üretilmeye çalışılıyor, fakat neden kullanılamıyor ? şuan ki mevcut teknolojide ne eksikte yapay organlar kullanılamıyor? Organlar vücutla beraber büyüyor e peki 5 yaşında bir çocuğa takılan biyonik kalp 30 yaşında nasıl işlevsel olacak ? (bu 3d yazıcı ile basılan yapay organların boyutu aynı kalmayacak mı ?)
Reklamı Kapat
490
Taha Kaya
190 görüntülenme
Teşekkür (1)
Hatırla (1)
Takip
Paylaş
İnsanlar enselerini yıkadıkları zaman ya da denizi izledikleri zaman rahatladıklarını söylerler bunun sebebi nedir? Bir şeye sadece bakmak bile neden insanları rahatlatıyor?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap

Denizleri ve okyanusları düşünmek ve hayaller kurmak bize hem neşe hem de sakinlik getirir. Bu okyanus ve deniz alıntıları bize gücümüzü ve dayanıklılığımızı, sevgimizi ve kırılganlıklarımızı hatırlatıyor. Zorlu havaların ve zorlukların üstesinden gelmemize yardımcı olurlar, sakin denizlerin yakında fırtınanın yerini alacağını bilirler.

Uçsuz bucaksız denizlerin beynimizi nasıl etkilediğini hiç düşündünüz mü? Güzel gezegenimiz dünyanın yaklaşık % 80’ini kaplayan bu tuzlu su kütleleri, bizlere muazzam bir dünya sunuyor.

Dünyanın en iyi yazarlarından birisi olan Charles Baudelaire, denize karşı her zaman saygı duyardı. Kaleminden “özgür adam, denizi her zaman seveceksin!” gibi denizle alakalı unutulmaz cümleler dökülmüştür. Hiç şüphesiz, İnsanlar ve içerisinde barındırdığı hayvanlar için böylesine özel bir yere sahip olan bu muazzam derya, sadece çok büyük bir su kütlesinden ibaret de değildir. Deniz, göz açıp kapayıncaya kadar saniye de şiddetlenip, bir saniye sonra kuzu gibi sakinleşen bir devdir.

“Okyanus, hayatında şimdiye kadar gördüğü en büyük şeylerden biriydi – hayal ettiği her şeyden daha büyük ve daha derindi. Ona baktıkça, zamana, mekana ve havaya göre rengi, şekli ve ifadesi değişti.” – Haruki Murakami

Deniz Beynimizi Nasıl Etkiler?

Birçok nöro-bilimci, denizin beynimizi nasıl etkilediği hakkında incelemelerde bulunmuştur. M. Rudd, R.A. Baron ve M.C. Diaomond gibi araştırmacılar, bu konu hakkında ün yapmış bilim insanlarıdır. Her biri aklımızdaki o muazzam mavi okyanus ile ilgili çeşitli araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalardan ne tür sonuçlar çıktığını hayal edebiliyor musunuz?

Eğer bir şey kesin ve gerçek ise, denizin, duygu durumumuz üzerindeki etkilerinin genellikle olumlu olmasıdır. Bize her zaman ilham veren romantizm ve özgürlük arzusu göz ardı edilecek bir güç olmamakla birlikte, bilim tarafından da desteklenen bulgulara sahiptir.

“Dalgalarla dans et, denizle hareket et, suyun ritmini ruhunu serbest bırak.” – Christy Ann Martine

Maviliklerin Hayranlık Uyandıran Etkisinin Sebebi Nedir?

Minnesota ve Stanford üniversitelerinde görevli olan birçok psikolog, denizin insan beyni üzerindeki etkileri üzerine bir çalışma gerçekleştirmiştir. Elde ettikleri sonuçlardan biri de; denizin ortaya çıkardığı yoğunluğun, bizim ruhumuzda bir tür hayranlık ve şaşkınlık uyandırmasıdır.

Aslında bu süreç bize rahatlama sağlıyor. Ve bu denli muazzam bir şeyin, bizi tek bir dalga ile öldürebileceği ihtimali bile gerçekten çok şaşırtıcıdır. Bununla birlikte, içimizde uyandırdığı duygular sebebiyle, deniz ve okyanusları anlamaya çalışan beynimiz sayesinde, ruhumuza güzellikler katmaktadır.

Mesela deniz, yaratıcılık anlamında daha cömert davranmamızı sağlayarak, karakterimizde ve aldığımız kararlarda büyük değişiklere temel hazırlamaktadır. Aynı zamanda deniz, zaman algımızı da değiştirmekte de ustalaşmıştır.

Deniz, Beyni Yaratıcı Olmaya İter

Genelde çalışırken, konuşurken ya da çocuklarımız ile ilgilenirken, insan beyni bir şekilde “meşgul” durumuna girer. Bununla birlikte, deniz bu durumu büyük ölçüde değiştirir ve zihinsel süreçlerimizi rahatlatır.

Bir kere rahatladığımız zaman, sinir bağlarımız temel ölçüde aktive edilir. Denizin yoğunluğunun neden olduğu genel manadaki sakinlik ve esenlik halinde, aklımıza en yaratıcı, en parlak ve özgün fikirler gelir.

Gerçekte, bu işlemin anlaşılması oldukça kolaydır. Gevşeme moduna girdiğimiz zaman, endişelerimiz ortadan kalkar. O anda beynin prefrontal alanı kontrol altına alınır ve bu nedenle yaratıcılık, hayal kurma gücü deyim yerindeyse ‘büyülü düşüncelerimiz’ serbestçe akmaya başlar. Dolayısıyla, düşüncelerimiz daha orijinal, daha az eleştirel ve çok daha açık hale gelir.

Sakinlik Veren Denizler

Denizin zihnimiz üzerinde olumlu etkileri vardır. Örneğin meditasyonun, insan beyninde faydaları kanıtlanmış eski bir tekniktir. Meditasyon hali, beyin dalgalarının uyarılmasını arttırır ve hatta bunları değişebilir.

Bu durumda, dikkatimizi bir üst seviyeye çıkaran şeylerin başında denizin dalgaları gelmektedir. Dalgaların sesinin üzerimizdeki etkisi, eforla bağlantılı olan alfa beyin dalgalarının yanı sıra, gevşeme ve huzurlu bir hal ile, çevremizdeki her şeyi ortadan kaldırma gücüne sahiptir.

Daha önce de söylediğimiz gibi, deniz, insan beynini yaratıcı bir hale getirmekte oldukça ustadır. İlginçtir ki yapılan çalışmalar denizin zihinsel berraklık durumunu sağlayan alfa beyin dalgaları ile de ilgili olduğunu da ortaya koymuştur. Artık hepimiz denizin beynimizi nasıl etkilediği hakkında biraz daha bilgi sahibi olduk. Eğer bir gün fırsat bulursanız, tek yapmanız gereken sadece haliyle bu güzelliğin tadını çıkarmaktır.

237 görüntülenme
Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (3)
Paylaş

Kaynaklar

  1. 1 Numara
Devamını Göster
Reklamı Kapat
478
İlkay Melih Aksu
295 görüntülenme
Teşekkür (1)
Hatırla (2)
Takip
Paylaş
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap

Evrim yavaş bir doğa olayı ama kendi ömrümüzde bile birçok gözlemini yapabileceğimiz bir doğa olayıdır.

Öncelikle virüs olayını netleştireyim. Virüsler, canlı varlıklar olmasalar bile, genetik materyale sahip oldukları ve bu bilgiyi kopyalayabildikleri için doğadaki evrim yasasının şartlarını sağlıyorlar; dolayısıyla evrimleşmek zorundalar. Dolayısı ile şu an bile evrimi gözleyebilmekteyiz. Hatta virüsün evrim ağacı bile çıkarıldı. Buraya tıklayıp görebilirsiniz.

Evrimi laboratuvarda şu anda gözleyebiliyoruz. Bakteriler, yepyeni özellikler kazanıyor. 2012 senesinde Minnesota Üniversitesi'ndeki bir laboratuvarda, tek hücreli maya mantarları yapay seçilim yoluyla olan evrim sayesinde çok hücreli yapılara evrimleşti! Hem de sadece 60 günde! Bu tip yepyeni özellikler, uzun vadede bir araya gelerek yepyeni canlı türlerini yaratmak zorundadır; çünkü canlı türleri ve çeşitleri, birbirinden genetik, ekolojik ve eşeysel gibi çeşitli biçimlerde ayrılan canlılar olarak tanımlanırlar. Yeterince özellik bir bakteri türü üzerinde ufak ufak ama kademeli bir biçimde biriktiğinde, yeni bir canlı türü türleşmiş olacaktır. Çünkü o yeni özelliklerle donanmış canlı, deneyin başlangıcındaki atasından genetik, ekolojik ve eşeysel olarak farklı yapıda olacaktır. Bu yüzden laboratuvar deneylerinde gözlediğimiz değişiklikler, evrimin gözlenebilir kanıtlarıdır.

Benzer şekilde... Doğaya bakıp, hem günümüzde süregelen evrimsel değişimleri görebiliyoruz. Örneğin dikensırtlı balıklar, gölün farklı bölgelerinde farklı balık türlerine evrimleşiyorlar. Galapagos Adaları'nda yeni bir ispinoz türü evrimleşti.

Bunun gibi birkaç örneği alta link olarak bırakıyorum:

https://evrimagaci.org/galapagos-adalarinda-sadece-2-nesilde-yeni-bir-darwinin-ispinozu-evrimlesti-7309

https://evrimagaci.org/bir-balik-turu-gozlerimizin-onunde-superhizli-sekilde-2-yeni-ture-evrimlesiyor-4278

https://evrimagaci.org/tek-hucreliligin-cok-hucrelilige-evrimi-videoya-kaydedildi-7627

https://evrimagaci.org/turlesme-8-evrim-devam-ediyor-guncel-turlesme-ve-evrim-ornekleri-161

https://evrimagaci.org/esek-arilari-gozumuzun-onunde-yeni-bir-ture-evrimlesiyor-3924

https://evrimagaci.org/evrimin-gozumuzun-onundeki-ornekleri-halka-turler-340

https://evrimagaci.org/modern-turlesme-timsah-sirtli-kaplumbagalar-yakin-zamanda-3-ture-ayrildi-2273

https://evrimagaci.org/deneysel-evrim-lenskinin-uzun-donem-e-coli-deneyi-207

https://evrimagaci.org/sarscov2-secilim-baskisi-altinda-ve-koronavirus-gozumuzun-onunde-evrimlesiyor-8367

https://evrimagaci.org/bir-koronavirusun-evrimi-yarasalardan-insanlarin-akcigerlerine-sarscov2-nasil-evrimlesti-8425

474 görüntülenme
Puan Ver
6
Puan Ver
Teşekkür (5)
Paylaş
Devamını Göster
Reklamı Kapat
60
Mert Saner Deniz
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Paylaş
2016 yılından itibaren bu alanda ilgi ve çalışmalar artmış. Vücudumuzda zamanla evrimleşip bize de zarar vermeye başlayabilirler mi? Benzer örnekleri Covid-19 ve H1N1 'de görülmemiş miydi?
Reklamı Kapat
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir tutam onur, her türlü kariyere yeğdir.”
Ralph W. Emerson
Geri Bildirim Gönder