Puan Ver
2
Puan Ver
3,803
Turgay Aydın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
yapılan deneylerde bir koku koklatılırken elektrik verilen farelerin kokudan korktuğunu bu özelliğin yavrularındada olduğu gözlemlemlendi.Bu nasıl olabilir
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Normalde yavruya gen aktarımı yapılırken DNA ile yapılır. Ama ebeveyninin elektrikten korkup kokuyu tanıması RNA'ya kodlanır. Yavruya geçerken de türün devamlılığı için ebeveyninin doğduğu gibi zaten oluşmuş olan DNA degilde ileride canlının yararına olacak RNA da kodlanan bilginin türün yararına olacağı düşünülüyor.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ayberk Çıtak
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Somutlaştırmak gerekirse teknolojide bilgiler yanlış bilmiyorsam kodlarla depolanıyor. Peki beynimiz bu bilgileri nasıl saklıyor?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bilginin kaydediliş metodu, beyin için halen anlaşılamamış bir mekanizmadır. Yakın zamanda da anlamanın mümkün olamayacağı düşünülmekte otörler tarafından. Sadece bazı teoriler var. Nöronların şebekeler halinde çalışarak, dış uyaranların bizdeki etkisine göre farklı nöron ağlarında kodlandığı, bir nöronun birden çok şebekeye dahil olduğu gibi. Bir ŞEYin hatırlarken, ona ait hislerin, duyguların, etrafındakilerin de hatırlanıyor olmasının da bu iç içe geçmiş şebekelerin uyarılmasıyla ilgili olduğuna dair bu teori. Ancak, beynin bir bilgiyi kaydetme metodunu, yine beynin kendisiyle yapmaya çalışmak, üretilmiş bir sonucu, o sonuç referanslarıyla açıklamaya çalışmak olduğu için açıklamanın zorluğu artmakta. Günümüzde taklit edilmeye çalışılsa da, bilgisayarın dijital veri işleme metodlarının beyinle kıyaslanması temelde tamamen yanlış kabul edilmekte. Bir görüş de, konnektom un hafızayı oluşturduğu şeklinde. Beyin bağlantısal bütünselliği, hem bilince hem hafızaya dönüşen bir süreç olarak da görülmekte. Ancak araştırmalar devam etmesine karşın bilgi kaydı, ve bilginin hafızadan çağırılma süreçleri net bilinmemekte. Ayrıca hafızadan çağırmanın, kayıttan okuma şeklinde olmadığı, YENİDEN OLUŞTURMA ile bilince aktarıldığı bilinmekte. Bu nedenle geçmişe dair hatıralarda manipülasyon sık görülür. Aynı hatırayı farklı kişiler çok farklı hatırlayabilir. Kayıt metodu bilinmediği için, hafızadan çağırmanın mekanizması anlaşılamamakta, sadece işleyiş üzerinden çıkarıma gidilmekte henüz....

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
160
Ulaş Özdemir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Aksine karadelikler yaşam dahil herşeyin yok edildiği yerlerdir. Jet akımlarından gelen gamma ışınları ve Hawking radyasyonu bildiğimiz kadarı ile karadeliklerden kaçabilen az sayıda materyaldir ve ikisi de yaşam için ölümcüldür. Işığın bile kaçamadığı bir kütle çekim kuyusunun içinde hiç bir molekül birbirine bağlı kalamaz hatta bu basınç ve sıcaklık altında hiçbir atom çekirdeği bile bozunmadan duramaz.

Bir karadeliğin ömrünün ne kadar olduğunu bilmiyoruz ama Hawking'in çalışmaları doğrultusunda, çok uzun bir süre sonunda buharlaşarak yok olacaklarını düşünüyoruz. Bu süre yüz milyarlarca yıl sürebilir ve yaşam için hiç de teşvik edici br süre değildir.

Evrende yaşamı destekleyen yegane kütle yıldızlardır. Çok uzun bir süre sonra evrende sadece karadeliklerin kalacağını ve çok daha uzun süre sonra onların da buharlaşacağını düşünüyoruz. Böylece, her şey yıldızlarda oluşur ve karadeliklerde yok olur dememiz de, şu andaki evren modelimize göre yanlış olmayacaktır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
4,890
Furkan Aksüt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Orjinali İngilizce veya İngilizce'ye tercüme edilmiş olursa sevinirim.
Puan Ver
0
Puan Ver
1,477
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
üstlü sayıları " a^m = m tane anın çarpımı " şeklinde tanımladık yukardaki tanıma göre a^π ne demek ALİ NESİN " 1 tane 1/2 tane diye bir şey var ama π tane diye bir şey yok " demişti bu durumda a^π yi tanıma göre açıklamamız mümkün olamaz üstlü sayıları önce sayma sayılarına göre tanımlayıp sonra hiç tanım yapmadan nasıl rasyonel ve irrasyonel sayılarda kullanabiliyoruz tamam köklü sayılar diye bir şey var ama köklü sayıları üstlü sayı şeklinde yazıyoruz bu durumda a^(1/2) yani yukardaki tanıma göre çarpım durumunda 1/2 tane a gibi saçma ( bana göre ) bir durum ortaya çıkıyor. hadi 1/2 tane diye bir şey var ama π tane diye bir şey yok
Puan Ver
0
Puan Ver
52k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tek hücrelilerin ruhu var mı, ruh ne yolla geliyor, belli bir gelişim aşaması oluşmadan neden gelmiyor, neden ruhun varlığı sadece beden bütünlüğüne bağlı vs vs....
Puan Ver
0
Puan Ver
190
Yasin Şeker
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Uçukların virüs sonucu oluştuğunu biliyoruz. Peki halk arasındaki genel görüşe göre sıkıntıyla, stresle bir alakası var mı?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Bayhan Sünbül
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çoklu kişilik bozukluğuna sahip olan insanların zihninde, sahip olduğu kişiliklere ait ne kadar veri bulunabilir? Bu hastalığa sahip bireylerin zihninde oluşturduğu kişiliklere ait (geçmişe dönük) bebeklik, çocukluk, ergenlik, okul hayatı, ev hayatı gibi anıları var mıdır, bu anıları yaratırlar mı? yoksa bu kişilikler oluşturulduğu andan itibaren birden bire ortaya çıkmış ve geçmişe ait hiçbir anısı olmayan kişilikler midir?
Puan Ver
1
Puan Ver
518
Ahmet Akbulut
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sırasıyla belirtirseniz çok iyi olur.Evrim ağacı bununla ilgili bir video yapabilirmi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhabalar. Evrimi anlamak için öncelikle evrimin kanıtlarını bilmemiz gerekmektedir. Mesela osteoloji ve embriyoloji evrime birer kanıt niteliği taşımaktadır. Osteoloji atlası( insan ve diğer canlılara ait osteoloji atlası ) insan ve diğer canlılar arasındaki iskelet sisteminin benzerliklerini sana sunacaktır. Ben evrimi anlatan bir kitaptan bahsetmedim onu belirtmek istiyorum evrime kanıt niteliği taşıyan birşeyi ilk önce kavramalısınız o yüzden atlasları ilk önce incelemelisiniz. Başarılar dilerim.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
10
İhtiyar Hu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Nasıl bilebilirim yanılmadığımı nereden bilebilirim çünkü çok uzun zaman sarfında meydana gelen bir şey bu nasıl biliniyor? Mikro evrim gözlemlenebilir ama Makro evrim nasıl biliniyor "damlaya damlaya göl olur" mantığıyla varsıyılıyor mu yoksa?
Puan Ver
0
Puan Ver
1,477
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
P(ideal) = P(gözlenen) + a(n/v)^2 neden (n/v) değil de (n/v)^2 açıklama şu (n/v)^2 değeri arttıkça moleküller bir birbirini daha çok etkiliyor iyi tamamda n/v oranı arttıkça da bir birini daha çok etkiliyorlar o zaman bende n/v oranı arttıkça bir birlerini daha çok etkiliyorlar diye oraya n/v yazarım formül yanlış demiyorum ama açıklama yanlış değil mi bu formüllerin (tüm fizik ve kimya formülleri) daha matematiksel bir alt yapısı var mı yoksa bu artarsa şu da artar şeklinde sezgilere mi dayanıyorlar
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Berkay Kutsal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yüksek dereceli miyoptan muzdarip birinin vahşi yaşamda hayatta kalıp soyunu devam ettirmesi pek olası gözükmüyor. Öyleyse neden genetik görme bozuklukları elenmedi?
Puan Ver
4
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Değişir ise kazanılan kütle nereden gelir veya kaybedilen kütle nereye gider ? Sabit ise evren genişlediği halde kütle nasıl sabit kalır ?
Puan Ver
1
Puan Ver
90
Nesib Nesiboğlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Eğer olduysa canlıların 96sı öldükten sonra canlılık nasıl tekrar kendini toparladı?
Puan Ver
1
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Eğer bu sorunun cevabı vücudumuzun elektromanyetik dalgalar yollaması ise; jak girişi başka yüzeylere temas ettiğinde neden ses çıkıyor?
Puan Ver
1
Puan Ver
4,890
Furkan Aksüt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
5
Puan Ver

Çok çok nadir; belki yok denecek kadar az. Ancak felsefe ve bilimin kesiştiği noktalardan biri olan zihin felsefesi alanında evrimle ilgili tek bir soru işareti daha kaldı denebilir: Bilincin evrimi. Aslında evrimsel biyologlar bilincin de sıradan biyolojik bir olgu olarak evrimleşebileceğinde hemfikirler; ancak felsefede son dönemde yükselişe geçen panpsişizm (yani nesnelerin de bilinçli olabileceği ve bilincin Evren'de sonradan beliren değil, en baştan beri var olan bir özellik olduğu düşüncesi) dolayısıyla bilincin evrimleşebilirliğine bazı itirazlar var. Bunlar tabii ki evrim-karşıtı itirazlar değiller; tamamen metafiziksel (felsefi anlamda) itirazlar. Bilincin evrendeki konumunu sorguluyorlar; evrimin kendisini değil (günümüzde evrimin gerçekliğini ve canlı özelliklerini açıklayabilirliğini sorgulayan saygın pek bir isim kalmadı).

Sorgu da şu: Bilinç öylesine ilginç bir kavram ki, biyolojik bir amaca hizmet etmiyor gibi gözüküyor. Örneğin bilinç olmadan da canlılar tehlikelere tepki gösterebilir, eşlerini bulabilir, karmaşık davranışlar sergileyebilirlerdi; illa "bu deneyimleri dışarıdan bir göz ile deneyimleme hissine" sahip olmamıza gerek yoktu (sadece biz değil, diğer hayvanlarda da). Bunu söylüyorlar, çünkü genellikle bilincin evrimleşmesini mümkün kılan evrimsel avantajın çeşitli yönelimleri etkileme ve kontrol etme gücü olduğu söylenir. Fakat zihin filozoflarının bir kısmı (hepsi değil), bilince atfedilen işlevlerin bilincin kendisi olmadan da evrimleşebileceğini söylüyorlar. Amaçları da, dediğim gibi, bilinci Evren'de daha merkezi bir noktaya çekmek.

Bu çok tartışmalı bir iddia ve bilim camiasında pek kabul görmüyor (üzerinde duran pek kimse de yok). Ancak ilginç bir tartışma ve üzerinde düşünmeye değer. Onun haricinde balıkların desenleridir, atasal türlerin torun türlere evrimidir, türleşmedir, bunların gerçekliğini sorgulayan pek kimse kalmadı dediğim gibi, çünkü malum olanı tekrar tekrar ilan etmeye gerek yok. Evrim sıradan bir doğa yasası ve bu yasanın mekanizmalarını açıklayan Evrim Teorisi, türlerin bugünkü formlarına nasıl ulaştıklarını hiçbir zorlukla karşılaşmadan izah edebiliyor. Bilinç konusunda da sinirbilimde genel geçer kabul eden açıklamalar silsilesini buradan görebilirsiniz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
185
Halil Çiftçi
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Aşı yaptıran insanlar aşı yaptırmayanlardan etkilenebilir mi anlamama yardımcı olur musunuz?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
8
Puan Ver

Aşı yaptırmayan insanlar topluma karışmadığı müddetçe teknik olarak toplumu tehdit etmezler, sadece kendilerini tehdit ederler. Çünkü virüsler ve bakteriler açık camlar, kapıya gelen apartman görevlisi, marketten alınan cisimler, rüzgarlar, vb. nedenlerle evin içine ulaşıp kişiler dışarı çıkmasa bile hasta edebilirler; ancak bu çok sorun değil çünkü bir insan nasıl öleceğini kendisi seçebilir. Eğer aşılara güvensizlik nedeniyle önlenebilir bir hastalığa yakalanarak ölmek istiyorsa, bu kişinin tercihidir. Bunun etik tarafı ötenazi veya intihar gibi konularla aynı başlıklar altında, felsefi olarak tartışılabilir.

Sorun, (neredeyse) hiçbir insanın toplumdan izole yaşayamaması gerçeğinde başlıyor. Aşılara dayanaksız bir güvensizlik besleyen aşı karşıtları ve çocukları toplum içine çıktıklarında, aşılar sayesinde hastalıklara karşı ördüğümüz savunma duvarında delik açıyorlar. Neden? Çünkü toplum %100 aşılanamıyor (sadece aşı karşıtları dolayısıyla değil, teknik yetersizlikler gibi gerekçelerle de). Örneğin toplumun %15'i çeşitli nedenlerle aşısız olsa, Türkiye'de bu 12.450.000 civarı kişinin aşısız olması demektir. Bir salgında bu kişilerin her biri savunmasız demektir.

Ama bu kişilerin aşısız olma nedeni aşılara karşıt olmaları olmayabilir. Köyde, vs. yaşıyorlardır, sağlık hizmetlerine erişimleri olmayabilir. Bir aşının içindeki bir maddeye alerjileri vardır, ondan olamıyorlardır. Aşı olmalarını gerektiğini bilmiyorlardır, vs. Bu gibi milyonlarca kişi, aşı olmaları gerektiğini bilen, aşı olabilmeleri önünde hiçbir engel bulunmayan kişiler nedeniyle doğrudan doğruya virüslerin ve bakterilerin hedefi haline geliyorlar. İşte bu nedenle toplumda yeterince kişinin aşılanması çok önemli, çünkü kazanılan toplumsal direnç, aşı olmayan kişiler etrafında da duvar örüyor. Ama ne kadar çok insan aşısız olursa, toplum sağlığı o kadar tehdit altında oluyor.

Sadece bu da değil. Aşı olmadıkça, virüslere ve bakterilere bulaşabilecekleri alanlar sağlamış oluyoruz. Bu da, onların üreme döngülerini sürdürebilmelerini ve evrimleşmelerini mümkün kılıyor. Ama toplumun çoğu aşılandığında, sadece insanlara bulaşabilecek biçimde özelleşmiş virüs ve bakteriler çoğalamıyorlar/üreyemiyorlar ve dolayısıyla efektif olarak onları durdurmuş oluyoruz. Bu nedenle sebep oldukları hastalıklar toplumdan siliniyor, böylece yeni nesiller bu berbat hastalıkların neye sebep olduğunu hatırlayamıyorlar, "cool" olmak istedikleri için aşı karşıtlığı yapıyorlar ve toplumun geri kalanının sağlığını, antik ve bize yenilmiş hastalıklarla yeniden tehdit ediyorlar, böylece aşıların önemi bir kez daha anlaşılıyor, halkın bebekleri pıtır pıtır ölmeye başlayınca aşı karşıtları üzerinde baskı oluşuyor, toplum yeniden aşılanıyor ve hastalıklar (şanslıysak) yeniden siliniyor ve yeni nesil gene bu hastalık ve salgınların ne berbat şeyler olduğunu unutuyorlar ve döngü böyle devam ediyor.

Alternatifi, bilimi anlamak, bilime güvenmek ve rasyonel olmak. Aşılarla ve sözünü ettiğim hastalıklarla ilgili daha fazla bilgi burada.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Tüm Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer ki bir yetişkinseniz ve bilimsel gerçekleri kabul etmek istemiyorsanız, peki, öyle olsun. Ama lütfen çocuklarımızın gerçekleri öğrenmesinin ve onlardan kendi sonuçlarını çıkarmasının önüne geçmeyin!”
Bill Nye
Geri Bildirim Gönder