Puan Ver
2
Puan Ver
125
Mehmet Pürselim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanlar el ve ayak gibi bakışımlı uzuvlarda bir tarafı da çok kullanıyor. Biyolojik ve evrimsel bir açıklaması olmalı.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Merhaba,

Sağ veya sol uzuvlarımızın baskınlığı beynimizin yapısı ve işleyişi ile alakalı bir durumdur. Yaptığımız her şey beynimizin sağ ve sol yarımküresinde gerçekleştirilmektedir. Beynimizden vücudumuza giden ve vücudumuzdan da beynimize gelen sinirler beynimizin medulla oblongata bölgesinde çaprazlanmaktadır (deküzasyon), bunun sonucu olarak da sağ elimiz, sağ bacağımın gibi vücudumuzun sağ kısmı sol yarımküre tarafından, vücudumuzun sol kısmı ise sağ yarımküre tarafından kontrol edilmektedir. Bu iki yarımküre bir araya gelerek tüm vücut fonksiyonlarımızı oluştururlar. *¹

İnsanların %74-%96'sı sağ elini baskın olarak kullanmaktadır.

Ayakta duran ilk hominid(insansı) olan Australopithecus anamensis'ten tam dik yürüyen Homo habilis'e ve ondan da bizlere kadarki süreçte şuan el olarak kullandığımız uzuvların fonksiyonu ve beyindeki yerleri farklılıklar göstermiştir. Bu farklılıklar beyin büyüklüğünü olumlu yönde etkilemiştir. *²

Peki ya insanlar neden sağ elini baskın olarak kullanmaya başlamıştır?

Sağ elliliğin 500.000 yıllık bir baskınlık durumu olduğu biliniyor olsa da bu soru henüz tam olarak cevaplanamamıştır, üzerinde hâlâ çalışmalar devam etmektedir. Uzmanlar, dilden kaynaklı bir sağ el baskınlığı süreci olmuş olabileceği hakkında görüşler bildirmişlerdir. Yani dilin sol yarımküre ile yönetiliyor olmasının sonucu olarak, bir yan etki, hatta biraz da tesadüfi olarak sağ el baskın gelmiş olabilir. *³

Ayrıca sol yarımkürenin, konuşma, anlama, akıl yürütme, problem çözme, işitme, okuma gibi birçok motor işlevler açısından", sağ yarımkürenin de duygusal ve düşünsel işlevler açısından daha baskın olduğu bilinmektedir (solaklık durumunda motor fonksiyonlar sağ yarımküre tarafından kontrol edilir, bu ufak farklılığın nedeni halen tam olarak anlaşılmış değil). Dikkat edilirse rutin işlerimizin tamamı sol yarım küre tarafından yönetilmektedir. Yani sol yarımkürenin baskınlığının avantajı olarak beynimiz, daha az maliyetle, daha maharetli ve daha hızlı bir şekilde rutin işlerimizi gerçekleştirmektedir. Sağ yarımkürenizi kullanıp, yazı yazarken, okuma yaparken her harfi düşünmek, konuşurken her harfi planmak zorunda kaldığınızı düşünün; yazmada, okumada ve konuşmada ilk düzeyinizden öteye geçemezdiniz. İşte sol yarımkürenin dolayısıyla sağ uzuvlarımızın baskınlığının nedeni, işlevlerin daha hızlı ve daha az maliyetle yapılması amacı olabilir (Canan, 2019, ss. 239,240,241). *⁴

Bilimle kalın.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Sinirlerin çaprazlanması
  2. İlk kez ayağa kalkan ve dik yürüyen türler Açıklanmış olan türlerin daha detaylı bir şekilde araştırılması gerekmektedir.
  3. İnsanların çoğu neden sağ elini kullanıyor?
  4. Canan, S. (2019). Değişen Be(y)nim. İstanbul: Tuti İçerik kopyala-yapıştır biçiminde yazılmamış, yorumlanmıştır.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
180
Cihat Öksüm
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yapay seçilim ise; bizden önce evrilen biri düzenledi. Doğal seçilim ise; işlevsel bir organ (fittest) neden kaybolur.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba,

Atalarımızın kuyruğunun varlığının bilinmesi fakat bizim kuyruğa sahip olmamamız, doğal seçilimin bir ürünüdür.

Kuyruk, birçok hayvanda denge ve kimi zaman tutunma amaçlı kullanılan bir organ olup genellikle yerden yüksekte yaşayan hayvanlar tarafından kullanılmaktadır.

Kuyruk, atalarımız olan insansı maymunların ağaçlardan inmeye başlamasıyla birlikte yitirilmeye başlanmıştır. Bu süreç içerisinde de kuyruğa ihtiyaç kalmaması, kuyruk üretiminin ve kuyruğa sahip olmanın enerji kaybı olması dolayısıyla kuyruk, doğal seçilim ile evrimsel süreçte yok olmuştur.

Bilimle kalın.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
6k
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bu şekilde birkaç haber var. Bunların doğruluğu nedir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Gün içerisinde defalarca, farkında olarak ya da olmayarak hipnotik etkiye gireriz. Tv izlerken, otobüste giderken, kitap okurken, vs vs. Hipnotik etki, bilinçaltı kapılarının dış uyaranlarla olan kalın izolasyonunun azalması demek oluyor kabaca. Yatmadan önceki bir saatlik dilim de, yüksek oranda hipnoz olduğumuz bir süre. Yatmadan önce okunan kitap, ders çalışma, izlenenler, vs, daha kalıcı olarak hafızaya geçer, bilinçaltı etkisi nedeniyle rüya olarak karşımıza çıkabilir. Bilinçaltının anlam dünyası bilince yabancı olduğu için, çoğu rüya hipnotik dönemde etkilerin sonuçlarıdır. Ancak bunu anlayamıyoruz bilinçaltı kodlarımızı, yorumlama biçimimizi bilmediğimiz için.

Soruda, yatmadan önce yapılan bir faaliyetin etkisini, daha sonra yapılan etkisiz bırakır mı, ya da etkisini azaltır mı şeklinde sanırım. Aslında burada sonuç öznel olacaktır daha çok. Teorik olarak son yapılan faaliyetin etkisi fazla olmalıdır, ancak kişi bir öncekinde yoğunlaşmış, duygu yükselmesi olmuş ise vs ilk faaliyetin etkisi yoğun olacaktır.

Özellikle -hala izleyen kaldıysa- tv izlerken farkında olmadan dalıp gittiğimiz anlar olur, işte o sırada ne izlediğimiz bilinçaltı açısından önemlidir. Haber, siyasi, şiddet gibi olumsuz içeriklerin etkilerinden kendimizi korumak zorundayız.

Özellikle çocukların ilk yaşlarda beyin kaydının derin seviyede yapılması nedeniyle, ne izlettiğimizin önemi, çoğu zaman ona ne öğrettiğimizden bile önemli olacaktır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Srcngncl Srcngncl
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Hatta bu davranışı açıklayan bir sav vardı onunda adını verirseniz sevinirim( savın açıklaması bir güvercinin yaptığı tuhaf bir davranış üzerinden anl
Puan Ver
0
Puan Ver
300
Serhat Altuncan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ayı herhangi bir bombayla vurarak yok edebilir miyiz, eğer ki bunu başarırsak dünyada ne değişir.
Puan Ver
1
Puan Ver
75
Pınar Şakarcan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örneğin, algı merkezimizi aşan ama ölçmek için cihaz geliştirmediğimiz bir doğa olayı, bize görsel, işitsel, manyetik vs. yolla ilham verebilir mi?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Henüz kendi boyutumuzdaki etkileşimleri anlamaktan aciziz. Higgs bozonu gibi maddeye kütlesini veren en temel bozonu bile yeni bulabildik. Fizik evrenin yüzde 4-5 kadarından sadece haberimiz var. Anlayamadık. Geri kalan kısmından bir bilgiye sahip değiliz. Bu nedenle, kendi boyutumuza ait - ait olduğunu düşündüğümüz-, tüm fenomenler bile tam olarak anlaşılabilir açıklanabilir değil şimdilik. Neden.

Bir sonuç üzerinde konuşurken, o sonucu oluşturan nedenler faktörleri analiz ederiz. Bu açıdan gidebildiğimiz maksimum bir sınır var. Ancak, açıklanabilen ile açıklanamayanın arasındaki bu sınır, bizim UMWELTimizin de sınırları aynı zamanda. Fizik evrende açıklanan fenomen, olayların temel oluşum işleyiş etkileşim biçimlerini büyük resimden görme ihtimalimiz şimdilik yok, belki de ışık ve elektron gibi bu boyutla uyumlu olmayan bir çok fenomen, üst başka bir boyuttaki bir varlığın bu boyuttaki kayba uğramış hali olabilir. Büyük patlamada oluşması beklenen süper simetri kırılmasının açıklanamıyor olması bilimsel açıdan yetersizliğimiz, ancak boyutlar arası etkileşim asla olamaz demek tutuculuk olur. Çünkü büyük patlamada sadece bizim evrenimiz oluşmuştur, başka hiçbir evren oluşmamıştır da denemez, başka evrenler yoktu, büyük patlama ile bizimki oluştu da. Çünkü bilmiyoruz.

Bir çok teorik yaklaşım, bütün olasılıkların eşzamanlı olarak zaten var olduğunu, irade nin kendi elektromanyetik alanı - bilinç düzeyi üzerinden bunlardan tercihte bulunduğu şeklinde. Yani paralel evrenlere tekabül eden, zannettiğimiz gibi tekil, tekdüze, sınırlı bir varoluşun olmadığı şeklinde. Şahsen bunu daha olası bulmak mümkün.

Aynı şekilde farklı boyutların kendi kurallarının birbirini etkilemesi de -tabii ki asla anlayamacağımız şekilde- gayet mümkün. Ancak bunu teorik, felsefi zeminde ifade edebiliriz. Bilimsel bir zeminde ele almamız şimdilik mümkün değil.

Bir dönem Boltzmann ın atom teorisini ortaya atmasından dolayı bütün bilim dünyasınını onunla dalga geçmesi, ardından intiharından 2 yıl sonra teorisinin gerçekliğinin anlaşılması gibi farklı bakış açılarını yargılamamalı, açık olmalıyız.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Oktay Cevik
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Evrim milyonlarca yıl süren bir süreç ise yumurtlamadan doğurarak üremeye geçiş nasıl olmuştur?Balinalar nedn yumurlayacak şekilde evrimleşememiştir?
Puan Ver
0
Puan Ver
795
Fırat Oğhan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Felsefeci ve filozof arasındaki fark tam olarak ne? Kime filozof denir, filozof olmak için ne yapmak gerekir?
Puan Ver
1
Puan Ver
130
Mehmet Ali Gençay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
uyduyu yörüngesinden saptırıp hareketini kontrol etmek için nasıl bir yok izlenmeli ? ve ne gibi zorluklarla karşılaşabiliriz ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Başlangıçta gezegeni yıldızlararasında yolculuk yapabilecek kadar dayanıklı bir hale getirmemiz gerekirdi. Meteor gibi materyallerden azami hasarı alabilecek şekilde gezegeni toparlamalıyız. İlk sıkıntılarımız burada başlıyor. Uyduyu kontrol eden mürettebatı veya uydudaki popilasyonu korumak gerekiyor. insanları korumanın bence 3 yolu var. 1. yol herkesi merkeze yakın noktalara yerleştirmek. 2. yol herkesi yeryüzündeki dayanıklı bir yere yerleştirmek. 3. ve kullanmak istediğim yol ise taşımam gereken popilasyonu yeraltına koyup mürettebatı yeryüzündeki dayanıklı bir yere yerleştirmek olur. Daha sonra uydunun her yerinden anlık bir bilgi akışı gerçekleştirmemiz gerekir. Uydunun bir bölümündeki hasar ana merkeze anlık olarak ulaşabilmeli ve hızlı bir şekilde müdahale edilebilmeli. Sonra atmosferi uyduda koruyabilmek için bir tabaka sermeliyiz. Eğer o tabakayı sermezsek atmosferimizi aniden kaybederiz. Sonra hammadde ve kaynak sağlayabilmek için hızlı ve verimli bir uydu dışı aktarım merkezi yapmalıyız. Uydunun bakımını yapabilmek ve hammadde bulabilmek için buna ihtiyacımız var. Uyduyu yörüngeden çıkarmadan önceki son adım ise gezegeni hareket ettirecek ve her yöne dönebilecek ana ve yan motorlar yapmak.Ana motorlar yavaş ama güçlü yan motorlarda hızlı ama zayıf olacaklar. Ana motorları ekvatora yan motorları ise kutuba yakın yerlere yerleştirmek mantıklı olacaktır. Çünkü ana motor özellikle uyduyu yörüngeden çıkarabilmek gibi güç isteyen işleri yaparken yan motorlar hareket kabiliyetini arttırabilmek için ve yörüngeden çıktıktan sonra istenilen yöne hızlıca dönebilmek için kullanılacak. Ama bu motorlar gerçekten çok ciddi bir boyutta olacak ve yüksek ihtimal motor için gereken hammaddeyi ve yakıtı gezegen dışı bir yerden elde etmemiz gerekir. Bu yakıtta güçlü bir yakıt olmalıdır. Yakıt kaynağı olarak füzyon reaktörü tarzı bir şey ancak işimizi görür. Motor ve yakıt düzeneği gezegenin önemli bir alanını kaplayacak. Bence artık uydumuzu yörüngeden çıkarabiliriz. Uyduyu yörüngeden çıkarmak için içinde bulunduğumuz yıldızın çekim kuvvetine 90o'lik bir açıyla uzaklaşmalıyız ve bunu yaparken yavaş olmalıyız çünkü gezegenin hızına ciddi bir etkide bulunmamalıyız. Sadece yönünü değiştirmeliyiz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
130
Mehmet Ali Gençay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Memeli hayvanların üreme etkinliği ni kasıtlı ve ya kasıtsız yok edebilecek bir kimyasal karım (sentez) var mı ? yada bunun başka bir yolu var mı ?
Puan Ver
0
Puan Ver
130
Mehmet Ali Gençay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bir şekilde bir popülasyon üreme ektinliğinden yoksun kalsa fakat ölümsülük kazansalar evrim sürecini teknoloji ve kültürel olarak nasıl etkiler ?
Puan Ver
2
Puan Ver
1,053
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
8.999 da bu arlıkta ama sonu dokuzla biten ve virgül den sonra 8 içermeyen değerleri bir türlü elde edemiyorum (sınır değerden bahsediyorum) neyi gözden kaçırıyorum mesela yukarıdaki örnekte 8,9 8,99 8,99999 gibi değerleri nasıl elde edeceğim hazır bunu sormuşken (a,b)+(c,d)=(a+c,b+d) eşitliğinin kanıtlayabilir misiniz
Puan Ver
0
Puan Ver
5k
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Halk arasında yaygın olarak ''bunun metabolizması hızlı'' tarzı tabirlerin bilimsel olarak karşılığı nedir ?
Puan Ver
5
Puan Ver
175
Mert Duran
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kitapta geçen paragrafın linki alttadır.İnternette araştırdım fakat bu ders kitaplarından başka "Karakter Kayması" teriminin geçtiği bir yer bulamadım
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Sorunuz ile ilgili Evrim Ağacı Twitter hesabında bir tweet dizisi paylaştı. https://twitter.com/evrimagaci/status/1218864655231258625

Bu arada evet. Bildiğiniz evrim. Galapagos adalarındaki ispinozlar ile ilgili Evrim Ağacı Youtube kanalında yayınlanan bir video da bırakıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=oHimewueh5k

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
5k
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Makro ve mikro evrenlerin kendi yasaları bulunmaktadır. Peki biz bir maddeyi 2 evrenden birine koymak için hangi sabiti kullanıyoruz?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Evrendeki işleyişi ve olayları anlamak için "makro evren" ve "mikro evren" dediğimiz iki terimimiz var. İşe bunları tanımlamakla başlayalım. Görece kütlesi büyük ve görece hızı (ışık hızına oranla) düşük olan sistemlere "makro evren" derken, bunun tam tersi olan görece kütlesi küçük ve görece hızı büyük olan sistemlere "mikro evren" diyoruz. Herbirinde işleyen fizik yasaları farklı olmasına rağmen iki sistemde de "limit" durumlarında bu yasalar birbirleriyle çelişmez. (Tabii istisnalar var.) Örneğin Klasik fizikteki hareket yasalarıyla, Einstein'ın rölativistik denklemleri limit durumlarında çok çok küçük farklarla aynı sonucu verir.

Anladığım kadarıyla soru şu: tam olarak nerede klasik fizik yasaları yerini kuantum fizik yasalarına bırakır? Bunun için kısa cevap şu olacaktır: Metrenin 10 milyarda 1'inde artık kuantum mekaniksel etkiler kendini göstermeye başlar. Biz bu ölçeğe 1 Angstrom diyoruz. (1 Angstrom = 10^ -10 metre). Makro ve mikro ayrımı burada başlıyor diyebiliriz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Introduction to Solid State Physics Charles Kittel ISBN: 978-0-471-41526-8
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
22k
Ufuk Derin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Doğada asla böyle bir şey olmadığı "insan dışında" örneği olmadığı, evrimcilerin uydurması olduğunu söyleyen biri ile karşılaştım.
Puan Ver
0
Puan Ver
5k
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ortalama insan uzunluğuna 1.75 metre, genişliğine de 1metre desek. Neden 40.000 kilometre uzunluğunda bir kılcal damar yapısına ihtiyaç duyuyoruz
Tüm Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İyi bir kahkaha ve insanlara yönelik merhametli olmak, erişebileceğimiz en üst bilgi seviyesidir.”
Richard Feynman
Geri Bildirim Gönder