Puan Ver
0
Puan Ver
120
Taha Aydın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsan eti yemek vücudumuza yarar veya zarar sağlar mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Uygun bakım ve hazırlık olmadan, Hepatit ya da Ebola gibi kanla bulaşan hastalıkları taşıyan kurbanların risklerini de alırsınız. Ecoli ya da diğer bağırsak bakterilerinden ölenlerden enfeksiyon riskini de taşırsınız.

Peki besin değeri?

Uyluğunuz yaklaşık 10.000 kalori, kalbiniz 700, ve tüm vücudunuz yaklaşık 81.000 kaloridir. Ancak bu kalorilerin yarısı yağlı ya da yağ dokudur bu nedenle diyet beslenme için en iyi seçenek değildir. Ayrıca anektodsal hesaba göre tadımız domuz ve buzağı arasında tanımlanıyor.

Hala Prion adı erilen büyük bir sorun var. Tam olarak anlaşılmasa da Prionlar normal proteinlerin şekli değişip özelliklerini kaybederek bulaşıcı hale gelirler. Bu biçimsiz proteinler diğer sağlıklı proteinlere etki eder ve onları değiştirerek zincirleme reaksiyon yaratarak hastalığa neden olurlar. Özellikle, Prion rahatsızlığı beyinde delikler açarak ona süngerimsi görünüme neden olarak sonunda ölüme neden olur. Fakat DNA or RNA içeren virüs, bakteri, mantar ya da bulaşıcı parazitlerin aksine Prionlar ısı ya da radyasyonlar ile ölmez.

Bu inanılmaz bulaşıcılar, organ ve kas içeren herhangi bir sinir sisteminde bulunabilir. Fakat beyinde ve omurilik sinir dokularında en yaygındır. Bunun anlamı Prion içeren bir et tüketirseniz, enfeksiyon kapma riskiniz yüksektir.

Beyin yemek bunun riskini daha da artırır. 1950'lerde araştırmacılar Papua Yeni Ginedeki Foray kabilesinin çeşitli üyelerinin, "Kuru" ya da "Gülme Hastalığı" adını verdikleri rahatsızlıktan muzdarip olduklarını buldular. "Kuru" hastalığının cenaze ritüelleriyle ilgili olduğunu buldular.

Foray insanları, sevdikleri insanların ölümden sonra yemenin böcekler ve solucanlar tarafından yenmesinden daha iyi olduğuna inanıyorlardı.

Bu ritüelin durduğu düşünülse de, Prion hastalığının kuluçka süresi 50 yıla kadar sürebilir bu da yeni vakaların hala görülebileceği anlamına gelir. İnsan eti yemek her zaman kötü olmasa da Prionlar yoksa bile, buna değmeyecek kadar yüksek bir risk taşırsınız.

Kuru hastalığının belirtilerini biraz daha açmak istiyorum. Belirtiler ortaya çıktıktan sonra, hem fizyolojik hem de nörolojiktirler ve genellikle üç faza ayrılırlar:

1) Ayakta durulabilen/gezilebilen evre:

Baş ağrısı

Eklem ağrısı

Sallanma

Denge kaybı

Konuşmanın bozulması

Azalan kas kontrolü

2) Yerleşik evre

Yürümekten acizlik

Kas koordinasyon kaybı

Şiddetli titreme

Duygusal dengesizlik - kontrol edilemeyen kahkahaların patlamasıyla depresyon.

3) Son evre

Desteklenmeden oturamama

Neredeyse kas koordinasyonu yok

Konuşamama

İdrarını tutamama

Yutma zorluğu

Çevreye duyarsızlık

Doku ölümü.

Genellikle hasta semptomların başlamasından itibaren 3 ay ile 2 yıl arasında ölecektir. Ölüm genellikle zatürree veya enfekte basınç yaraları nedeniyle oluşur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,895
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bıçağı soğanın üzerine vurup onu kestiğinizde, lakrimatör-faktör sentaz enzimini havaya saçarsınız. Bu enzim, soğan içerisindeki sülfoksitleri sülfenik aside dönüştürür. Dengesiz yapıda olan sülfenik asit, kısa sürede kendisini syn-propanethial-S-okside dönüştürür. Bu da havaya karışarak gözlerinize ulaşır. Bu kimyasal, gözlerinizi yakar ve buna engel olmak isteyen gözyaşı bezleri de çalışmaya başlayarak gözyaşlarını üretir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
40
Aytekin Karaca
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bugüne kadar insan harici herhangi bir maymun türünde din denebilecek davranışlar görüldü mü? İnsan harici maymun türlerinin tanrı inancı var mıdır?
Puan Ver
0
Puan Ver
375
Bekir Metin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Evren mevcut malzemeleriyle,mikro plandan bizim gibi bilinç formla lar seçebiliyorsa makro planda bize benzer bişeyler sözkonusumudur? Genimiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
1,895
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Shopenhauer, Seçkinlik ve Sıradanlık üzerine adlı kitabında insan çehresine bakılarak kişiliğin ortaya çıkabileceğini iddia ediyor. Bu doğru mudur?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Öncelikle fizyonomini tanımını açıklayayım ;Fizyonomi, vücutta bulunan kusurları uzmanca incelemeyi ifade etmektedir. Genellikle yüz okuma olarak bilinir. Özellikle insan yüzünde görünen özellikleri tanımlayıp soyut kavramları açıklamak olarak da özetlenebilir. Fizyonomi, cinsiyet, sınıf olgusu ve ait olunan ırk çevresinde gelişen bir beden biliminin geçerli durumda olduğunu savunmaktadır. Bu alanı bir bilim dalı olarak görmekten çok Richard Leppert gibi bir sanat uğraşı olarak görenler de vardır.

Hakkında

Fizyonomi en nesnel tanımı ile insan yüzündeki çizgilerin incelenerek kişinin ruhsal yapısının saptanması olarak bilinmektedir. Fiziki yapıya bakılarak ruhsal yapının anlaşılmasının ve bu ikili arasındaki ilişkinin açığa kavuşturulmasını amaçlayan girişimler genel olarak bilimsel değer taşımadığından fizyonomi uğraşı da falcılık, sahte bilimcilik veya şarlatanlık olarak görülmektedir. Bunun böyle olmasına karşın bazı fiziksel özelliklerin seçili ruhsal yapının tipik bir göstergesi olduğuna işaret eden kanıtlar da bulunmaktadır. Buna örnek olarak bireydeki zekâ gerilemelerinin, ruhsal ve davranışsal bozukluklarda görülen fizyonomik nedenler çoğu zaman psikolojisosyoloji ve tıpla bir uyum içerisinde incelenir. Nitekim Down sendromununcüceliğin ve galaktozemiden kaynaklanan zeka geriliği durumunun kalıtsal olarak insandan insana aktarıldığı belirlenmiştir.

İlk fizyonomik incelemeler Yunan filozof Aristoteles'den kalmıştır. Benzerlik yönüyle ilişki kurmaya dayanan bu çalışmalar yüz çizgilerinin belirli bir hayvana benzemesi ile birey ve hayvan arasında orantılı uyumluluk kurma düşüncesine dayanır. Örneğin buldog türü köpekler gibi güçlü çene yapısına sahip olan insanların güçlü ve oldukça dirençli oldukları ileri sürülmüştür. Bunun dışında bireyin beden yapısı da Hipokrat'dan günümüze fizyonomik çalışmalarda incelenerek farklı beden tiplerinin ruhsal özelliklerle olan uyumu irdelenmiştir. Bu irdelemeleri gerçekleştirenlerin başında Alman psikiyatr Ernst Kretschmer ve Amerikalı William Herbert Sheldon gelmektedir.[1]

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
115
Oğulcan Ünal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Günümüz kompleks iktisadi sorunsallarına çözümsel algoritmaları üretmek için, ''Neo-klasik iktisat'' mı yoksa ''Klasik iktisat'' anlayışını mı tercih etmeliyiz ? neden ?
Puan Ver
1
Puan Ver
115
Fatih Karakavak
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Duyularimiz araciligi ile diş dunyayi algilariz ,peki bu algilama beyinde nasil gerceklesiyor? Teşekkurler.
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Görgü kurallarının temelinde ahlak mı yatar? Eğer ahlak yatıyorsa görgü kurallarına uymamak bizi ahlaksız yapar mı?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Şunu bilmek gerekiyor ki, kültür geleneğin kökeni mağaraya dayanmakta. Ahlak görgü kuralı gibi bütün olgular, bunun üzerine bina ediliyor, eklemleniyor. Din de buna dahil.

Bu nedenle temelde daima kültür gelenek kural koyucu, yaşam şeklini belirleyicidir. Ahlak dediğimiz, topluma dahil olmada kullanılacak yöntemler bütünü aslında. Bunu da tamamen kültür gelenek belirler. Bu nedenle toplumdan topluma olan değişiklik, etik yönden uçlara ayrılacak kadar farklılaşabilmekte. Din ise, geleneği onaylayan, onu meşrulaştıran bir araç olarak -kullanılır- çoğu zaman. Daha önce avımız çok olsun, deremiz aksın, zararlı hayvanlardan korusun tanrımız iken, daha sonraları işimiz çok olsun, ticaretimiz şöyle olsun, kötü insanlardan zarar etmekten korusun vs ye dönmüştür. Dinler farklıydı bu iki örnekte. Ancak kullanılış şekli aynı.

Ahlak yapısının değişkenliği, etik insani değerlerin evrensel olmalarına rağmen toplumdan topluma değişiklik göstermesi de yine kültür geleneğin belirleyiciliğinden kaynaklanmakta.

Küreselleşme ile tek tipleşmenin yaygınlaşmasıyla, yavaş yavaş kültürel yapı ortak değerlere gitmekte. -Değer burada pozitif anlamda değil, genel anlamda-. Ahlak yapısı da kültür ve gelenek kökeninden kopmakta bu nedenle. Evrenselleşmiş etik insani değerler, ahlak konusunda referans olarak kabul edilirse, baskın kültürlerin yaygınlaşması yerine, daha insani bir yapıya geçmek mümkün olabilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,345
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Uzay-zaman bükülmesi burada da geçerli midir? Eğer geçerli ise, başka kuvvetler, etkenler de sayılabilir mi temas etme olayında? İlaveten şunu da dahil etmek isterim soruma; hiçbir şeye aslında dokunmuyor olmamız, sadece aynı yükte olan elektronların birbirini itmesi sebebiyle midir?
Puan Ver
0
Puan Ver
1,345
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela kuantum sıçraması olayı tespit edildikten sonra bundan istifade edildi mi teknoloji alanında?
Puan Ver
5
Puan Ver
2,620
Ömer Alpöz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bu rastgeleliğin sebebi bilim dünyasının henüz keşfedemediği farklı yasalar olamaz mı ? yani bilmediğimiz şeyler olduğu için bize rastgele gibi geliyor olamaz mı ?
Puan Ver
2
Puan Ver
1,641
Jimmy Braddock
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örnek olarak tırnak kenarları.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Bahsettiğiniz süreç immünolojide "inflamasyon" diye geçer. Bu sürecin 4 ana belirtisini, 1. yy'da Celsus isimli Romalı hekim öne sürmüştür. Bunlar sıcaklık (calor), ağrı (dolor), kızarıklık (rubor) ve şişme (tumor). Günümüzde ise bunların mekanizmalarını açıklayabilecek bilgi birikimine sahip olduk.

Bakteriler ile enfekte olmuş dokulara, o bölgedeki bağışıklık sistemi hücreleri tarafından antijen sunumu gerçekleşir. Kompleman dediğimiz hümoral bağışıklık sistemi aktive olur. Hem bağışıklık sistemi hücrelerinden, hem de bölgedeki dokuların bazılarından çeşitli sinyal molekülleri olan sitokin ve kemokinler salınır. Histamin gibi damar geçirgenliği artıran ajanlar sayesinde damar geçirgenliği artar. Çünkü damardan söz konusu bölgeye daha donanımlı bağışıklık sistemi hücreleri göç edecektir. Damardan dokulara hücreler sızarken, aynı şekilde sıvı geçirgenliği de artar. Bu da şişkinlik ve kızarıklık görünümü verir. IL-1 gibi sıcaklığı artıran sitokinler de salınınca, inflamasyon daha belirginleşir. Bu süreçler sırasında bölgedeki sinir uçları uyarıldığı için normalden daha çok ağrı hissederiz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Alpay Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bu konu, uzun yıllardır bilim insanlarının inceledikleri bir konudur. Açıkçası tam bir karara varılamamış olmakla birlikte, üzerinde durulan çok güçlü kuramlar bulunmaktadır. Bu kuramlar dahilinde birçok araştırma aralıksız sürdürülmektedir ve gün geçtikçe yeni bulgular ortaya çıkarılmaktadır. 

Eşeyli Üreme'nin evriminde araştırılmakta olan üç ana kuram bulunmaktadır:

Bu kuramlardan ilki, mayozun bakteriyel seks, yani transformasyonun özel bir türü olduğu ve bu üreme tipinin özelleşip evrimleşmesi sonucu oluştuğunu ileri sürmektedir. Bazı bakteriler, DNA'larını hücre dışına kelimenin tam anlamıyla "salarlar" ve bu gen, bir başka bakteri tarafından "yenerek" (endositoz ile) hücre içerisine alınır ve öz DNA ile entegre olur. Bu olaya transformasyon denir. Şimdiye kadar bu şekilde üreyen 67 farklı prokaryot türü tanımlanmıştır. Bu kuram sayesinde, prokaryotik eşeyli üreme ile ökaryotik eşeyli üreme arasında eksiksiz bir köprü kurulabilmektedir. Bakteriyel transformasyon ile ökaryotik eşeyli üreme arasında birçok benzerlik bulunmaktadır. Özellikle son zamanlarda keşfedilen G. intestinalis isimli bir tek hücreli protozoa türünde görülen üremede, neredeyse mayozdaki homolog kromozomların üretilme evresiyle birebir benzeşen bir ara basamak görülmüştür ve bu keşif, bu kuramı güçlendiren bir bulgu olmuştur.

İkinci bir kuram, mayoz ile mitozun ikisinin de bakteriyel transformasyondan paralel olarak evrimleştiği ile ilgilidir. Yani ilk başta bakteriler mitoz ile mayoz arası, ne karmaşık ne de basit olan, ancak mitoz kadar da, mayoz kadar da özelleşmemiş olan bir üreme tipine sahiptiler. Sonrasında ise evrim süreçleri sonucunda bir grup prokaryot mitozla bölünmeyi evrimleştirirken, bir diğer grup mayoz ile bölünmeyi evrimleştirmiştir. Bu kuram, günümüzde pek de üzerinde durulmayan, çok fazla kanıta dayanmayan; ancak yine de açıklama gücü açısından değerlendirmeye alınan bir kuramdır.

Son olarak, bizim de bilim camiasının geneli gibi daha muhtemel olarak gördüğümüz, üçüncü bir kuram vardır: Mitozdan Evrimleşen Mayoz. Bu kurama göre, anlaşılacağı üzere, öncelikle mitoz, amitoz gibi bir süreçten evrimleşmiş, sonrasında ise mayoz, mitotik bölünmeden evrimleşmiştir. 

Günümüzde mayoz ile üreyen canlılar, aynı zamanda mitoza da bağımlıdırlar. Çünkü mitoz, yukarıda açıklandığı gibi çok etkili bir üreme, en azından çoğalma sistemidir. Dolayısıyla doğa, ikisi arasında bir denge kurmuş ve ökaryotik canlıların birine mahkum olmaya zorlamamıştır. Kısaca ikisini dengeli bir şekilde kullanabilen canlılar doğada avantajlı konuma geçmişler ve çoğalmışlardır. Günümüzdeki ökaryotik canlıların çoğunda eşeysel üreme mekanizması mayozdur; ancak vücut hücreleri mitoz ile çoğalır. Yani bir ökaryotik bir hayvan türü olarak insanı ele alacak olursak, üreme organlarında mayoz ile üreme hücreleri üretilirken, geriye kalan bütün hücreleri mitoz ile üreyerek çoğalır. Dolayısıyla insanın fiziksel büyümesinin kaynağı mitozdur; ancak üreyebilmesinin tek yolu mayozdur. Hatta burada not düşmek gerekir ki, üreme organlarımız da mitoz bölünme ile oluşup çoğalır; ancak bu hücrelerin genlerinde okunan farklı bölgelerden ötürü, üreme hücrelerini üretmek üzere özelleşen hücreler mayoz bölünme geçirirler. Geri kalan her hücre mitoz ile çoğalır.

Mayozun mitozdan evrimleştiğini düşündüren bu gerçek, bilim insanlarını mayozun evrimleşebilmesindeki basamakların keşfine de itmiştir. Açıkçası bu aşırı kapsamlı bir konudur ve başlı başına yüzlerce sayfalık bir kitap edebilir. Dolayısıyla ne yazık ki burada tamamına girmemiz mümkün değildir. Ancak mayozun nasıl mitozdan evrimleştiğini anlayabilmeniz için basamak basamak geçilen aşamaları, çok da derine girmeden aktaracağız:

Mitozdan Mayoza Evrimde Geçilen Basamaklar:

1. Mitoz Bölünme: Normal bir şekilde canlıların büyük bir kısmı ilk etapta mitozla üremektedir. Bu süreçte, hemen her süreçte olduğu gibi birçok hatalı üreme olabilmektedir. Bunların büyük bir kısmı doğa tarafından elenmektedir. Ancak bir kısmı da "garip" özellikler taşısa da varlığını sürdürebilmektedir. Bunu, altı parmağa sahip olduran bir mutasyona sahip insan gibi düşünebiliriz. Evet, normların dışındadır; ancak mutasyonu ölümcül bir zarara sahip olmadığı için canlıyı yok etmez ve ölene kadar taşınabilir. Mitoz sırasında meydana gelebilecek herhangi bir hata sonucu oluşan "garip" formlar ya da süreçler de bu şekilde sürdürülebilir.

2. Diploid Hücre Oluşumu: Normalde, dediğimiz gibi prokaryotik bir canlıda tek set kromozom bulunmaktadır. Ancak hatalı bir mitoz sonucunda (ki bunun bir tipi "endomitoz" denen "iç mitoz"dur), hücre bölünmeden genler kopyalanır ve tek bir hücre içerisinde hapsolmuş iki kat hücre bulunur. Veya nadiren de olsa iki hücre birbirine "kaynar" ve genler tek bir bedende birleşerek iki katına çıkar. İşte bu şekillerde, haploid (tek set kromozoma sahip) bir canlıdan, diploid (çift set kromozoma sahip) bir canlı oluşur. Bu tip canlıların büyük bir kısmı bu iki setin birbirine bağlanma ve hücre içerisindeki konumlarına göre ölümcül özellikler kazanarak yok olacaktır. Ancak nadir durumlarda bu çok kromozomlu bireyler hayatta kalabilirler. Bunu da büyük bir skalada kromozomal eksikliklere ve fazlalıklara benzetebiliriz. Bir ya da iki kromozomu eksik ya da fazla olan insan bireyleri hayatta kalabilmektedir. Ancak insan gibi modern bir hayvan türü çok karmaşık olduğu için, aşırı kromozom eksikleri ya da fazlaları çok ciddi sorunlar yaratır. Ancak daha basit bir organizmada, kromozom sayısının artması ya da azalması aynı ciddiyette sorunlar yaratmayabilir. Sonrasında ise, mitoz bölünme ile bu çok kromozomlu bireyin sayısı popülasyonda artabilir. Bunun olması için çok uzun evrimsel süreç gereklidir.

3. Homolog Eşlenme: Bu hatalı mitotik bölünmeler sonucu oluşan bireyler içerisinde oluşturulan yeni kombinasyon sonucu var olabilen enzimler, özellikle de "kohezin" isimli kaynaştırıcı enzimler sayesinde bu iki genetik materyal birbiriyle eşlenecek özellikler kazanabilir. Bu, tamamen biyokimyasal bir süreçtir ve DNA'yı oluşturan nükleotitlerin kimyasal yapısı ile alakalıdır. Basitçe, farklı iki DNA'nın benzer kodları taşıyan kısımları, kimyasal çekim sayesinde bir araya gelir. Hatalı eşlenmelere sahip olan bireyler bu genetik kaynaşmayı başaramaz ve elenir. Başarılı olanlarsa yine mitotik bir şekilde çoğalarak ürer ve popülasyon içerisinde sayıları artar.

4. "Paramayoz": Bu şekilde eşleşmiş kromozomlara sahip bireylerin geçirdiği mitozlar sırasında, kaynaşma ya da endomitoz sonucu oluşan iki set önce kopyalanır, sonrasında ise iki hücreye eşit olarak dağıtılır. Daha sonra gelen mitoz sonucunda ise tekrar bir dağıtım olur ve 2 set kromozoma sahip bir bireyden tek setlere sahip 4 yavru üretilmiş olur. Tabii bu ilkin denemelerin büyük bir kısmı başarısızlıkla sonuçlanabilir; ancak uzun süreçler sonucunda tek bir nesil başarıya ulaşsa, bu başarı kalıcı olabilecektir.

5. Haploid Hücre Üretimi: Paramayoz isimli ilkin mayoz sonucunda, değinildiği gibi tek set hücreye sahip 4 yavru üretilir. 

6. Hücre Kaynaşması: Bu aşamada, 2. basamakta da görüldüğü gibi, halihazırda var olan hücreler birbiriyle kaynaşabilmektedirler. Eğer ki bu tek setli kromozomlara sahip olan hücreler, birbirine kaynamaya meyilli olurlarsa, işte o zaman farklı iki bireyden gelen "gamet" hücreleri birbirine kaynamış ve yeni bir ürün üretilmiş olur. Bu da, yukarıda mayozun avantajları olarak gösterdiğimiz sebeplerle doğa tarafından desteklenir. Böylece ilkin bir döllenme gerçekleşmiş olur.

7. Sürecin Döngüselleşmesi: Sadece bu olayı tekil olarak gerçekleştirebilen bireyler değil; aynı zamanda genetik yapısı buna müsaade eden, daha eğilimli olan bireyler de doğal süreçlerle seçileceklerdir. Bu sayede mayoz bölünmeyi daha kolaylıkla başarabilecek genetik materyale sahip canlılar sürekli olarak seçilirler. Bunun sonucunda da mayoz bölünme döngüsü, sürekli bir hal alabilir.

8. Ek Özelliklerin Kazanılması: Döngü bir defa başarıldıktan ve sonrasında sabitlendikten sonra, mayozun ek özellikleri de kademe kademe evrimleşebilecektir. Örneğin crossing-over olayı, mayozun evrimleşmesinden sonra, çeşitliliği arttırıcı bir mekanizma olarak avantaj sağlamış ve evrimleşmiş olabilir. Benzer şekilde sinaptonemal komplekslerin oluşumu, rekombinasyon nodülleri, retrotranspozon susturma etkisi gibi özellikler kademe kademe evrimleşebilecektir.

Tüm bu basamaklar göstermektedir ki, mitozdan başlayarak mayozun evrimleşebilmesi işten bile değildir. Elbette ki bunun oluşabilmesi için yeterince süre tanınması şarttır. Ayrıca burada dikkat edilmesi gereken en kritik unsur bu basamakların her birinde oluşan canlıların hayatta kalabilecek özelliklere sahip olabildiği gerçeğidir. Yani insanlar sanki "yarım bir mayoz" sonucu oluşan canlının hayatta kalamayacağını düşünmektedirler. Halbuki yukarıdaki her bir basamak sonucu oluşan canlı başarıyla hayatta kabilecektir. Dolayısıyla bu konuda herhangi bir sorunla karşılaşılmaz ve Evrim işlemeye devam eder.

Ek olarak: Neden Eşeyli Üreme Evrimleşmiştir?

Mitozun, yani aseksüel olarak üremenin belli başlı birkaç avantajı vardır:

  1. Çok hızlı bir üreme tipidir, kısa sürede birçok kopya üretilebilir.
  2. Oldukça düşük enerji sarfiyatı vardır. Yani kolaylıkla gerçekleşebilir.
  3. Karmaşık olmamasından ötürü süreç açısından riski düşüktür, nadiren hata oluşur (mutasyon açısından değil, sürecin ilerleyişindeki hatalar).
  4. Üretilen bireyler ata bireyle tıpatıp aynıdır, dolayısıyla eğer ki ata bireyler başarılıysa, yavrular da tam olarak başarılı/uyumlu (fit) özelliklere sahip olacaktır.

Ancak aynı zamanda mitoz risklidir çünkü aslında ata birey ile tıpatıp aynı genlere sahip olmak göründüğü kadar iyi değildir. Eğer ki popülasyon içerisine ölümcül bir virüs ya da salgın hastalık girecek olursa, genetik çeşitlilik neredeyse hiç olmayacağından, çok sayıda ölüm ve kitlesel yok oluş olacaktır. Elbette mitozla üreyen canlılarda da bir miktar çeşitlilik vardır; ancak çevrenin sürekli değişimi, çok daha yaygın bir çeşitliliği tetiklemektedir. Üstelik sadece bu da değil, bireylerden birinde meydana gelecek bir ölümcül ya da başarıyı etkileyen mutasyon, olduğu gibi, gelecek nesillere aktarılacak ve bir neslin hayatta kalma ve üreme şansını doğrudan olumsuz etkileyecek, belki yok edecektir. Çünkü mitozla üremede meydana gelen genetik hatalar neredeyse hiçbir zaman tam olarak düzeltilemez.

İşte çeşitliliğin hayati ve eşeysel önemi, bir grup canlı üzerinde seçilim baskısı yaratmıştır. Bunun sonucunda da, nesiller boyunca süren seçilim sonucunda eşeyli üreme evrimleşebilmiştir.

Eşeyli üreme, ya da mayoz, mitozdan biraz daha farklı bir süreçtir. Aslında bakıldığında, arka arkaya iki mitoz gibi gözükebilir; sadece kromozomların dağılımı ve çoğaltılması kademeleri farklıdır. Mayozda öncelikle her bir kromozom eşlenerek homolog kromozomlar üretilir, sonrasında mitoza oldukça benzeyen hücre bölünmesiyle öncelikle homolog kromozomlar farklı iki hücreye ayrılır, sonra yine mitoza oldukça benzeyen ikinci bir bölünmeyle kardeş kromatitler birbirinden ayrılarak toplamda 4 farklı hücreye dağılır. Böylece tek bir hücreden, 4 yeni hücre üretilebilmiş olur. Ana hücrede iki set kromozom bulunmaktayken, yavru hücrelerde birer set kromozom bulunur. Daha sonra bu bir set kromozom ile, karşı cinsten gelen bir set kromozom döllenme sayesinde birleşerek, iki set kromozomdan oluşan (tıpkı ana/baba hücreler gibi) bir canlı oluşturulur. 

Eşeylli üreme evrimleşebilmiştir çünkü belli başlı birçok avantajı vardır:

  1. İki farklı canlının genlerinin karışımından ötürü yüksek bir çeşitlilik potansiyeline sahiptir. Bu sayede her yavru, ebeveynlerinden birçok açıdan farklı olabilmektedir; ancak aynı zamanda ikisinden de bir parça taşımaktadır. Böylece hem güçlü özelliklerin aktarımı yapılırken, aynı zamanda bu özelliklerin üzerine ek birleşimlerin eklenmesi mümkün olmaktadır. Çünkü kimi zaman bir gen, tek bir alel olarak bir bireyde bulunurken deaktif olabilir; ancak eğer bu iki alel, bir yavruda birleşirse, aktive olarak yepyeni bir ürünün ortaya çıkmasını sağlayabilir.
  2. Eşeyli üremede rastlantısal bileşimlerin oranı daha yüksektir. Crossing-over denen olay sayesinde, iki taraftan (iki ebeveynden) gelen genlerin bir kısmı tamamen rastlantısal olarak karışır. Bu karışım, yepyeni özelliklere sahip bireylerin oluşabilmesi demektir. 
  3. Çeşitliliği arttırıcı özelliğinden ötürü farklı koşullara farklı şekillerde dayanıklı olabilen bireyler oluşabilmektedir. Bu sayede Evrimsel süreçte belirli genlere avantajlar sağlayabilir.
  4. Mitoz ile çoğalan popülasyonlar aşırı hızlı büyüyebilir, dolayısıyla kaynaklar çok hızlı tüketilebilir. Ancak mayoz ile üreyen bireylerde, üreme hızı çok daha sınırlandırılmıştır. Kısaca mitozla üreme hırçın bir şekilde ilerleyen bir toplum yaratırken, mayoz ile üreyen türler daha yavaş ama emin adımlarla ilerlerler ve çoğalırlar.
  5. Mayoz ile üreme (ya da genel olarak eşeyli üreme) daha yavaş bir süreçtir. Dolayısıyla sürecin hızından kaynaklanabilecek hataların önüne geçilmiş olur. Süreç sırasında meydana gelen gerek genetik, gerek süreçsel hatalar düzeltilebilir. Açıkçası Eşeyli Üreme sırasında ciddi bir hata ayıklama mekanizması da evrimleşebilmiştir.
  6. Mayozla üreme, daha uzun vadeli enerji planlaması yapılması gerekmektedir. Bu da canlılar üzerinde ilk bakışta olumsuz görünen, ancak aslında son derece faydalı olan bir seçilim baskısı yaratır. Canlılar, üremeye giden yolda ortama çok daha adaptif özellikler geliştirmek zorunda kalırlar. Mitozla üreyen canlılar genellikle çok kısa sürede üreme zamanına erişebildikleri için, fazla bir özellik geliştirmeleri gerekmez.

Mayoz ya da genel olarak eşeyli üreme ile ilgili olarak daha birçok olumlu yön saymak mümkündür; ancak bu kadarı yeterli olacaktır. Elbette ki eşeyli üremenin getirdiği bazı zorluklar da vardır:

  1. Mayoz ile üreme hızı mitoza göre daha düşük olmasının yukarıda sayılan bazı avantajları olsa da, kısa bir sürede üremek varken çok daha fazla enerji harcayarak üreme hücreleri üretilmektedir. Bu enerji sarfiyatı, yukarıda bahsedilen olumlu yanlarla aşılır.
  2. Eğer tür yeterince şanslıysa, mitoz ile çok kısa sürede başarılı bir genetik yapıya (genotipe), dolayısıyla fiziksel yapıya (fenotipe) sahip olunabilir. Ancak tabii yukarıda sayılan sebeplerle bu yapının yok olması da aynı derecede kolaydır. Mayozda ise elenen birçok fenotip olur, çünkü ciddi miktarda çeşitlilik üretilebilmiş olur. Ancak doğa, hisleri olan ve insani hisleri okşayacak bir yapı olmadığı için, vahşeti de gayet doğal bir şekilde bünyesinde barındırmaktadır. Bu yoğun çeşitlilik, ancak nadir uyumluluk hali (fitness), ciddi bir varolma mücadelesi yaratmaktadır. İşte Evrim'i tetikleyen en önemli unsurlardan biri budur (ki buna Doğal Seçilim diyoruz). Bu süreç sayesinde, bu zorluk da göz ardı edilebilecek bir bedel olmaktadır. Çünkü Evrim geçiriyor olmak, bir tür için iyi bir durumdur.
  3. Eşeyli üremenin bir diğer sıkıntısı, "eş bulma derdi"dir. Çünkü eşeysiz üremede birey kendiliğinden çoğalabilmekteyken, eşeyli üremede bir de karşıt cinsiyetten bir birey bulmak ve hatta çoğu durumda onu kendisiyle üremeye ikna etmek durumundadır. Bu da ciddi bir enerji sarfiyatı demektir. Ne var ki bu da Evrim'i tetikleyen mekanizmalardan biri olarak karşımıza çıkar (ki buna Cinsel Seçilim diyoruz). Cinsel Seçilim, Evrim'in en önemli unsurlarından biridir.
  4. Eşeyli olarak üreyebilmek için, eşey organlarının üretilmesi de ek bir yük getirmektedir. Ancak bir "organ"a sahip olan bir çok hücreliden bahsedebilmemiz için, mayoz bölünmenin sağladığı çeşitlilik ve dolayısıyla Evrim gerekmektedir. Bu sebeple üretilen ve ömür boyunca taşınan bu organ, ödenebilir bir bedeldir.

Görülebileceği gibi, eşeyli üremenin evrimleşebilmesi için birçok bedel ödenmiştir; ancak karşılığında alınanlar, tür için doğrudan ya da dolaylı olarak sayısız avantaj sağlamaktadır. Bu sebeple de doğa tarafından elenmemiş ve türler içerisinde tutulmuştur

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
29k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dolaylı olarak etki edebiliyor olsak da akıl kişilik cinsiyet ırk zeka düzeyi gibi temel faktörleri seçemiyor olmak bizi nitelik olarak yzeka dan ayr
Tüm Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Evrime inanmak diye bir şey yoktur; evrim bir gerçektir. Bir inanç meselesi değildir. Güneşi balçıkla sıvayamazsınız. Evrim vardır ve kim ne derse desin bu gerçek ortadadır.”
Aziz Sancar
Geri Bildirim Gönder