Bir çoğumuz çocukluk dönemlerimizde yaşadığımız olayları hatırlamakta zorlanırız. Travmalar ve büyük duygu değişimi yaratan olaylar haricinde o yılları düşünmeye başladığımızda, yaşanan olayları silik ve bölük bir şekilde hatırladığımızı hemen fark ederiz. Bu durumun nedenin, hatırlamanın gerektirdiği biyolojik donanımın yeterince gelişmiş olmaması olduğu düşünülüyor. Peki bu biyolojik donanım da nedir?
Duyu organlarımızdan gelen veriler bize çıktı olarak bir tecrübe oluştururlar. Etrafımızdaki objeler, ışığın parlaklığı, ortamın ısısı, az önce içtiğimiz kahvenin ağzımızda bıraktığı tat ve daha bir çok algılanabilen veri bu tecrübelerden bazılarıdır. Beynimiz adeta çevremizden gelen verilerin bombardımanı altındadır. Beynimiz için böyle bir durumda her veri eşit derecede önemli değildir. Örneğin ertesi gün gireceğimiz ve bizim için çok önemli olan o sınava çalışırken, çalıştığımız odanın duvarlarının ne renk olduğu ve üzerimizdeki kıyafetlerin dokusunu duyumsamayız bile.