Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
10,000 ATP Ödüllü Soru: Ekonomik yetersizlik ruh sağlığını nasıl etkiler ve bununla baş etmek için neler yapılabilir? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Gözlemi
Murat Kiri
Murat Kiri
131.1K UP
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, Amasya
Boraboy gölü tabiat parkında gözlemlenmiştir.
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İmparatorluklar Düşledin Sen
“NEREDEYSE HALÜSİNATİF BİR CANLILIĞI VAR.” –GUARDIANİspanyol keşif ekibinin başkomutanı Hernán Cortés, 1519 yılında bir sabah Aztek İmparatorluğu’nun görkemli şehri Tenochtitlan’a adım atar. Seferi...
Devamını Göster
₺330,00 ₺0,00
İmparatorluklar Düşledin Sen
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
217.1K UP
İnceleyen 3 hafta önce
Merhaba
Nagazaki'ye atom bombası atıldığında radyolog olarak çalışan Takaşi Nagai'nin o dönemleri anlattığı otobiyografik Japon edebiyatı klasiğidir. ilk etki, yardım süreci, bir milletin yaşadığı travma ve radyasyon için uyguladıkları tedaviler gibi değişik konular ele alınmaktadır. ayrıca yazıldığı yıl Amerikan işgali altında olduğundan Japonya'da yayımlanmasına ancak 1949'da izin verilmiştir.

Nagazaki'nin Çanları üzerine düşündüğümde, aklıma ilk gelen şey şu oluyor: Bu kitap bir felaketi anlatmaktan çok, felaketin içindeki insanı anlatıyor. Takashi Nagai sadece Nagasaki’ye atılan atom bombasını ve onun yarattığı yıkımı aktarmıyor; o yıkımın içinde bir insanın nasıl ayakta kalmaya çalıştığını, nasıl anlam aradığını ve nasıl kabullendiğini anlatıyor.
Yazarın dili çok sade, hatta yer yer neredeyse çıplak. Ama bu sadelik metni zayıflatmıyor, tam tersine daha etkili hale getiriyor. Çünkü anlatılan şey zaten çok ağır. Süslenmiş cümlelere ihtiyaç yok. Her cümlede yaşanmışlık hissi var; sanki bir roman değil de birinin iç döküşünü okuyorsun. Bu da metni daha samimi ve daha sarsıcı yapıyor.

Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, böylesine büyük bir yıkım karşısında öfke yerine daha çok bir kabulleniş ve anlam arayışı olması. Normalde böyle bir olaydan sonra nefret, isyan ya da suçlama beklersin. Ama Nagai daha farklı bir yerde duruyor. O, yaşananları anlamlandırmaya çalışıyor. Acıyı inkâr etmiyor ama onun içinde bir anlam bulmaya çabalıyor. Bu yönüyle metin sadece bir tarihsel tanıklık değil, aynı zamanda felsefi ve hatta biraz da spiritüel bir metin haline geliyor.
Eşini kaybetmesi, yaşadığı fiziksel ve ruhsal yıkım, hastalığı ve tüm bunlar metnin duygusal derinliğini artırıyor. Ama yazar hiçbir zaman melodrama kaçmıyor. Acıyı abartmıyor, olduğu gibi bırakıyor. Bu da okur üzerinde daha güçlü bir etki yaratıyor. Çünkü anlatılan şey yapay değil, gerçek.

“Çan” metaforu da kitabın en güçlü imgelerinden biri. Çanlar bir yandan ölüler için çalıyor gibi, ama bir yandan da yaşayanlara sesleniyor. Sanki geçmişi unutmamak, hatırlamak ve belki de değişmek için bir çağrı yapıyor. Kitap, sadece Nagazaki'ye yaşananları öğrenmek için okunacak bir metin değil. Daha çok, insanın en zor koşullarda bile nasıl ayakta kalabildiğini, acıyla nasıl birlikte yaşayabildiğini ve inanç ya da anlam duygusunun insanı nasıl taşıyabildiğini görmek için okunmalı. Okuduktan sonra insanın içinde bir sessizlik kalıyor. Gürültülü bir etki bırakmıyor; daha çok içe işleyen, yavaş yavaş düşündüren bir iz bırakıyor.
8.5/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 長崎の鐘 (Nagasaki no Kane)
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 4 gün önce 6:15
Bin bir badire atlatarak uzaya gönderilmeyi başaran James Webb Uzay Teleskobu, ilk renkli derin uzay fotoğrafını gönderdi. Aşağıdaki fotoğrafın kenarında...
5
İnceleme
Elif Nur Ergüç
Elif Nur Ergüç
50.5K UP
İnceleyen8 19 saat önce
Antik uygarlıklardan beri varlığını sürdüren vampirler, geçmişin izlerinde mit ve folklorik canlılar olarak karşımıza çıkarken edebiyatın ve sinemanın da işin içine girmesiyle popüler kültürün vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir.
Babillerde; Lilitu, Lamashtu, Ekimmu gibi şeytani varlıklar vampir mitinin ilk kökenlerinden biridir. Lilitu, Lilith mitinin erken bir versiyonu olmakla beraber geceleri dışarı çıkıp genç erkek ve çocukları kanlarını ve yaşam enerjilerini emmesiyle bilinir. Lamashtu da benzer özellikler sergileyen bir şeytandır; tüm insanlara musallat olabilir, çocukların kanını içip onları hasta ettiğine inanılır. Ekimmu, ölülerin huzur bulamayan ruhları olarak bilinir; mezarlarından çıkarak yaşayanlara musallat olduğuna inanılır.
Antik Yunan ve Roma'da; Empusa, Lamia ve Strix gibi yaratıklar vampir mitiyle örtüşmektedir. Bu yaratıkların ortak özellikleri kan emmeleridir. Lamia ve Lilitu, çocukların kanlarını emmeleri ve onları öldürmeleriyle paralellik gösterir. Strix ve Lamashtu kan emen hayvan benzeri yaratık olmalarıyla benzerlik içerir.
"Eminim Aşağı ve Yukarı Styria'da, Moravya'da, Silezya'da, Türk hakimiyeti altındaki Serviya'da, Polonya'da ve hatta Rusya'da hayli yaygın olan bir batıl inanıştan, vampirlerden bahsedildiğini duymuşsunuzdur." syf121.
Slav mitolojisi, modern anlamda vampir mitinin oluşum kaynağıdır. Upyr / Upiór, Vampir, Strzyga / Strigoi isimli yaratıklar vampir tanımına uymaktadır. Upyr / Upiór, mezarından çıkarak yaşayanların kanını emen ölü bir varlık olarak tasvir edilir. Vampir, ölülerin mezarlarından çıkarak kan emdiğine inanılan varlıklara verilen addır ayrıca modern vampir kelimesinin kökenidir. Strzyga / Strigoi, yaşayan ölüler veya kötü ruhlar olarak tanımlanır ve gece boyunca dolaşarak insanlara zarar verirler.
Upyr / Upiór, vampir; geceleri baykuş ya da kurt şeklinde gezinen, insanları ve hayvanları öldüren kötü büyücü ya da cadı cesedi. Ondan kurtulmak için mezarını kazmak ve cesedini kazıkla delmek gereklidir. Bu tanım Türk mitolojisindeki Ubır inancıyla benzerdir. Ubır, Rus ve Türk mitolojisi ve halk inancında Vampir anlamına gelir. Günahkar kimseler mezarda bir hayvan şekline bürünür ve Ubır haline gelir. İri başlı, uzun kuyruklu bir varlıktır. Genellikle ölen büyücüler Ubıra dönüşür. Ağzından ateş püskürür. Günlerce hatta aylarca hareketsiz kalabileceği gibi istediğinde uçabilir de. Hiç kimseden korkmaz. Etrafına bulaşıcı hastalık yayar. Ne bulursa yer. Obur olduğu anlaşılan bir ölünün mezarı açılıp çivi çakılır. İstediğinde istediği şekle girebilir. Kurt veya yaban köpeği kılığına girip koyunları parçalar. Tarihte Türk-Slav ilişkileri kültürel alışverişe yol açmıştır. Upyr / Upiór kelimelerinin kökeni de Türk mitindeki Ubır olduğu düşünülür.
"Mircalla, Kontes Karnstein yazıyor, üzerinde de küçük bir aile arması var, onun altında da MS 1698 tarihi yazılı" syf 51.
Vampir inanışı insanlar arasında gerçekliğini korumuş hatta tarihin bazı dönemlerinde insanlar vampir avına çıkmıştır. Bununla ilgili kayıtlarda 1200 yıllarında İngiltere'de Galli bir din adamı olan Walter Map bir vampirin bütün bir köy ahalisinin kanlarını emmek suretiyle öldürdüğünü iddia etti. Map'ın iddiasına göre köyde sağ kalan son kişi kılıcını çekip kana susamış cehennem yaratığının kafasını ensesine kadar ikiye bölmüş ve tehlikeyi sona erdirmiştir. Özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda, Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde yaşanan vampir avı olayları kaydedilmiştir. Bu dönemlerde vampir olduğuna inanılan kişilerin mezarlarının açılması, cesetlerinin kazıklanması ve yakılması gibi uygulamalar yaygınlaşmıştır.
Carmilla ismiyle bilinen Karnstein Kontesi Mircalla'nın portresinde düşülen yıl (1698) vampir avlarının ayyuka çıktığı 17. ve 18. yüzyılları arasında kalmakta. Bu da, Sheridan Le Fanu'nun yazdığı hikayenin gerçekçiliğini korumak için vampir mitinin ve etkilerinin bir araştırmasını yapmış olduğunu düşündürtüyor.
"Kendini otantik vampir geleneğinin araştırılması gibi kimilerine göre garip ve önemsiz gelen işlere adamıştır." syf 124.
1718 Pasarofça Anlaşması’yla Romanya, Kuzey Sırbistan ve Bosna’nın bazı bölgeleri, Avusturya’nın denetimine girmiştir. Bölgede asayişi sağlamakla yükümlü Avusturyalı subaylar, Gradiç bölgesindeki vampir inanışlarına sebep olan bazı olayları bizzat gözlemlemiş, rapor etmiş ve resmî olarak kayıt tutmuşlardır. Rahipler, bilim adamları ve tıp doktorları tarafından tutulan bu raporlar, kitapçık veya bilimsel dergilerde makale olarak da yayımlanmış; Batı Avrupa’da felsefeciler, teologlar, şairler ve bilim adamları vampirlerin varlığına dair tartışmalara katılmışlardır.
Hikayesini kendisinden dinlemiş olduğumuz ana karakter Laura'nın bahsetmiş olduğu bu kişi Baron Vordenburg'dur. Kendisi aynı ismi taşıdığı atasının hatasını düzelmek için hayatını vampir araştırmalarına adamıştır.
Mircalla'nın kurbanlarına bakan bazı doktorların vampirlerin varlığından haberdar olması ve aileleri din adamlarına yönlendirmesi vampir varlığına dair tıbbi raporlara gir gönderme içeriyor.
Vampir varlığına inanan bilim insanları vampirlerin kendilerince belirlenen özelliklerini şöyle özetlemişlerdir: Acıyı en az düzeyde hissederler, vücutlarında özellikle de yüzlerinde çürüğe dayalı hafif çukurluklar ve izler bulunur, göz renkleri sürekli değişim içindedir ve iki göz asla aynı renkte bulunmaz. Beklenmedik zamanda, fark edemeyeceğiniz kadar hızlı ve bir o kadar da güçlü tepkiler verebilirler. Ten ısıları sürekli değişiklik içindedir. Gün ışığından etkilenmezler. Düşünce okuyabilirler, bu nedenle onlara karşı koymak imkânsız gibidir. Zekalarını ve güçlerini asla bir kitlenin anlayacağı bir şekilde dışarıya vurmazlar. Bahsedildiği gibi köpek dişleri ilgi çekici büyüklükte değildir.
"Bir kişinin vampir olduğunun belirtilerinden biri de çok güçlü ellere sahip olmasıdır... Bu güç anlık bir sıkma kuvvetiyle de sınırlı kalmaz, yol açtığı uyuşukluk hissi bir süre devam eder." syf 127
Carmilla bu vampir özelliklerinin bazılarını karşılamakta. Laura'nın gözünden bir bakış attığımızda Carmilla, aşırı güzellikte olan bir kadın; ince, zarif, cildi duru ve parlak, yüz hatları düzgün ve orantılı; iri, parlak, koyu renk gözlere sahip. Verilen özellikteki gibi çürüğe dair izler bulunmuyor. Laura Carmilla'nın güzelliğinden bahsederken gün ışığının güzelliğinden hiçbir şey eksiltmediğini söyler. Hızlı ve güçlü tepkiler fiziksel olarak algılansa da Carmilla gün içinde aniden değişen ruh haline sahip, bir farkla, bu fark ediliyor.
"Başlangıçta bu tür vampirlerin hiç olmadığı bir yer düşünün. Nasıl başlıyor, nasıl yayılıyor? Ben size anlatayım: İyi ya da kötü bir adam kendi hayatına son veriyor. Belirli şartlarda intihar eden bir kişinin vampire dönüşmesi mümkündür. Onun hayaleti başka insanları uykularında ziyaret ediyor, bu kişiler öldüklerinde istisnasız hemen hepsi vampire dönüşüyor. Bu vampirlerden birinin ziyaret ettiği güzel Mircalla'nın da başına aynısı geldi." syf 126.
Gerek şeytanlar olsun gerek insanlar hepsinin ortak noktası birer günahkar olmaları. Burada intihar eden birisinin vampire dönüşmesi hayatı bahşeden Tanrıya karşı işlenmiş bir günah olarak ele alınıyor. İşlenmiş birçok günah varken intihar edenin ne cennete ne cehenneme alınması ona verilen bir ceza oluyor. Hayatta kalmak için insan kanına muhtaç olmaları kurbanların yakınlarında korku-nefret-öfke üçlüsünü uyandırıyor. Ceza kısmı da tam olarak bu: yakalandıklarında canlıyken kalplerine bir kazık çakılıyor, tüm acıyı kemiklerine kadar hissediyorlar; kafalarını enselerine kadar ikiye bölüp sonra da tüm bedeni yakıyorlar.
"Herkes ölür, ölünce çok daha mutlu olur insanlar." syf 41.
Laura inançlı bir Hristiyan, akşam dualarına katılır, cenazaye saygıda bulunmak için ayağa kalkıp ilahi söyler. Bu yaptığına Carmilla tiksinti içinde cevap veriyor. Tanrı'ya karşı nefretini ve öfkesini görüyoruz. O sırada yukarıdaki sözler çıkıyor ağzından. Tanrı'nın vermiş olduğu cezadan bahsetmiştim ama o ceza vampir kimliği ortaya çıktığında olacak şeylerdi. Kitabın birçok noktasında Carmilla'nın melankolik bir hal içinde olduğundan bahsediliyor. Ölüme olan özlemine bir gönderme içeriyor.
"Elimde değil; sana doğru çekildiğimi hissediyorum. İleride sen de başkaları tarafından çekildiğini hissedecek ve aşk denen o zalim duyguyu tadacaksın." syf 37.
Carmilla'nın Laura için söylemiş olduğu sözler. Anlaşıldığı üzere Carmilla lezbiyen. Sheridan Le Fanu, yazdığı döneme göre oldukça cesur bir karakter işleyişinde bulunuyor. Yer yer tensel dokunuşlar mevcut. Bir açıdan oldukça korkunç bir özellik katıyor bu Carmilla'ya. Ne kadar başka bir vampir yüzünden vampire dönüşse de vampir olmanın ilk sebebi intihar eden insandı, yani günahkar. Bu zaten başlı başına korkunç bir olayken Tanrı'nın kesinlikle onaylamadığı eşcinsellik de katılınca Carmilla vampirler arasında en günahkar olanı oluyor. Şöyle bir bakalım:
İşte böylece Tanrı onları utanç verici tutkulara teslim etti. Kadınları bile doğal ilişki yerine doğal olmayanı yeğlediler. Aynı şekilde erkekler de kadınla doğal ilişkilerini bırakıp birbirleri için şehvetle yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanç verici ilişkilere girdiler ve kendi bedenlerinde sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar. (Romalılar 1:25:32)
Kendi bedenlerine yaraşan karşılığı aldılar, bundan kasıt çok farklı bir şey fakat bunu Carmilla'nın vampir olarak yaşamasına bağlayabiliriz.
"Sen benimsin, benim olacaksın, sen ve ben sonsuza kadar birlikte olacağız." syf 39.
Kitabın bir noktasında kurbanlarına sahte aşk gösterilerinde bulunurlar deniyor vampirler için. Ben bunun bir sahte aşk göstermesi değil gerçek bir aşk bulundurduğunu düşünüyorum. Vampirler, intihar dışında, bir vampirin rüyalarını ziyaret etmesiyle ve sonucunda kesinlikle vampir olarak geri dönmesiyle de çoğalıyorlardı. Carmilla Laura daha çocukken rüyasına girmiş ve onu ısırmıştı. Aslında Laura en sonunda öldüğünde bir vampire dönüşecekti ve tıpkı dediği gibi sonsuza kadar birlikte olacaklardı.
Yazarın, kurbanları kadın olarak seçmesi okurken beni şaşırtmış ve farklı bir şey okumanın heyecanını kazandırmıştı. Ben kadın bir vampirin erkek kurbanlar üzerinden işleneceğini düşünüyordum. Sadece vampir hikayesi işlemekle kalmayıp okuyucuya vampirler hakkında basıl çıktıklarını ve tarihte nerelerde görülüp nasıl öldürüldüklerine dair bilgi de vermesi okuyucuya haz ve merak kazandırıyor. İncelemenin bu kadar uzun olmasını yazarın uyandırdığı bu meraka bağlayabiliriz. Sayesinde vampir miti hakkında bilgi sahibi olmakla kalmayıp Türklerdeki kökenini de öğrenmiş oldum. Bu konuda araştırılacak çok şey var. Mesela, Osmanlı’nın bilinen ilk vampir fetvasını duymuş muydunuz?
“Bazı kimseler fevt olup defn olunduktan sonra, kabrinde kefenin yırtıp azasına kan gelip bedenini humret ihata etmiş bulunsa, bu vech üzere olmasına bir sebep var mıdır?"
Bizzat şeyhülislam Ebussuud Efendi’ye sorulan sorular üzerine verilen bir fetva bu. Okuyunca ve Türklerin de vampir avına çıktığını öğrenince çok şaşırdım. Böylesi bir şeyi beklemiyordum.
Daha uzamadan, merakımı uyandırdığı ve yazdığı eserle keyifli vakit geçirmemi sağladığı için yazara teşekkürü borç biliyorum.
Ayrıca ,belirtmek isterim ki, yapmış olduğum bu inceleme-araştırma yazısı eserin başka bir yayınevinden yayımlanan basımı üzerine ortaya çıkmıştır. Çeviride farklılıklar olabilir.
Kitap
7.7/10
(6 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
205.9K UP
Türü Ekleyen 2 gün önce
Danainae, Nymphalidae familyası içerisinde yer alan ve özellikle kimyasal savunma mekanizmaları, yavaş uçuş stilleri ve belirgin uyarı renklenmeleriyle tanınan büyük bir kelebek alt familyasıdır. Bu grup, dünyadaki en tanınmış kelebeklerden bazılarını içerir ve özellikle toksik bitkilerle olan evrimsel ilişkileriyle dikkat çeker.

Bu alt familyanın üyeleri genellikle larva döneminde Apocynaceae ve Asclepiadoideae gibi toksik bileşikler içeren bitkilerle beslenir. Larvaların aldığı kardiyak glikozitler ve benzeri toksinler erişkin bireylerin dokularında depolanır. Böylece kelebekler birçok avcı için tatsız veya zehirli hale gelir. Bu nedenle Danainae üyelerinde sıklıkla parlak, kontrastlı ve dikkat çekici renk desenleri görülür. Bu biyolojik strateji “aposematizm” yani uyarı renklenmesi olarak bilinir.

Fizyolojik açıdan bakıldığında, bu alt familya üyeleri toksinlere karşı gelişmiş biyokimyasal tolerans mekanizmalarına sahiptir. Birçok canlı için ölümcül olabilecek bitki bileşikleri, Danainae larvaları tarafından metabolik olarak tolere edilebilir. Bu durum bitkiler ve böcekler arasındaki ortak evrimsel yarışın önemli örneklerinden biri kabul edilir.

Davranışsal olarak Danainae üyeleri çoğu zaman sakin, yavaş ve süzülmeye benzer uçuşlar sergiler. Bunun temel nedeni, güçlü kimyasal savunmaları sayesinde sürekli kaçış odaklı davranmak zorunda olmamalarıdır. Özellikle büyük kanatlı türlerde enerji verimli uçuş stratejileri dikkat çeker.

Diğer Nymphalidae alt familyalarıyla karşılaştırıldığında Danainae;

Daha belirgin kimyasal savunmaya,
Daha güçlü aposematik desenlere,
Daha yavaş ve kontrollü uçuşlara,
Daha yüksek toksin toleransına

sahiptir.

Bu alt familya içerisinde en bilinen cinslerden bazıları:

Danaus
Idea
Tirumala
Euploea

olarak sıralanabilir.

Ekolojik açıdan Danainae üyeleri tropikal ve subtropikal ekosistemlerde önemli polinatörler arasında yer alır. Ayrıca birçok avcı tür için “öğrenilmiş kaçınma davranışının” gelişmesinde etkili olmuşlardır; çünkü avcılar bu kelebekleri tükettikten sonra kötü deneyim yaşayarak benzer desenli türlerden uzak durmayı öğrenebilir.

Bu grubun en ünlü temsilcilerinden biri olan Danaus plexippus (monark kelebeği), uzun mesafeli göç davranışlarıyla biyolojide özel bir yere sahiptir.

Danainae, yalnızca renkli tropikal kelebeklerden oluşan bir grup değil;
kimyasal savunma, ortak evrim ve görsel uyarı stratejilerinin en başarılı örneklerinden birini temsil eden dikkat çekici bir evrimsel alt familyadır.

🌍 Yayılım Alanı

Bu alt familya üyeleri başlıca:

Güneydoğu Asya
Afrika
Avustralya
Kuzey ve Güney Amerika
Tropikal ve subtropikal bölgelerde

yayılım gösterir.

Bazı türler göçmen davranış sergileyebilir.

🔬 Ayırt Edici Özellikleri
✔️ Kimyasal Savunma
Bitki toksinlerini depolama
Avcı caydırıcılığı
Toksin toleransı
✔️ Uyarı Renklenmesi
Kontrastlı desenler
Parlak renkler
Aposematik görünüm
✔️ Uçuş
Yavaş
Süzülmeli
Enerji tasarruflu
2
Yusuf Asaf Güven
4 gün önce
Malcolm X… Bugün izlediğim tiyatronun merkezinde onun hayatı vardı. Amerika’daki siyahi haklarını ve bir insanın yokluğun içinden nasıl bir fikre dönüşebileceğini anlatıyordu. Bir zamanlar imkânsızlıkların içinde yaşayan bir adam, öyle bir noktaya geliyor ki adı devrimle, öfkeyle ve değişimle anılıyor. Hatta bir Amerikan başkanının, Kennedy'nin ölümüyle ilgili tartışmaların merkezine kadar taşınıyor. 

Devrimler önce sokaklarda değil, insanların zihninde başlar. Bir fikir doğar, yayılır ve ardından bir harekete dönüşür. Bu yüzden insan, ne kadar dipte olursa olsun umudunu kaybetmemelidir.
 Necmettin Erbakan: “Bir çiçekle bahar olmaz, ama her bahar bir çiçekle başlar.”

2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Rasyonalist Bilim
Yazar 3 gün önce 3 dk.

Daha önce yörüngeye uzanan bir asansör hayal etmiş miydiniz? Yuri N. Artsutanov bunu düşledi. Hem de 1960'lı yıllarda. Peki böyle bir şey gerçekten mümkün mü? Şimdilik teoride olsa da konuyla ilgili çalışmalar çoktan başladı. Bu hayali gerçekleştirmek için en önemli aşama, belki de insanlığın bildiği en sağlam malzemeyi üretebilmekte. Bunun yolu da nanoteknolojiden geçiyor.

Bilimle ilgisi olsun olmasın hemen herkes, nanoteknoloji sözcüğünü bir yerlerden duymuştur. Her geçen gün hayatımıza daha fazla giren bu kavramın ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Gözlerinizin göremeyeceği kadar küçük bir dünyanın içinde, kısa bir yolculuğa çıkalım.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Emircan Direbol
Emircan Direbol
104.4K UP
Üye 2 gün önce
Her türlü yönden ele alabilirsiniz.
2 Cevap
Geçmişi  hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi?
Geçmişi hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi?
Cevap Ver 10.0K UP
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eyüp Akman
Eyüp Akman
129.9K UP
Çeviren 9 Mayıs 2025
Temmuz 1997 tarihli bu görüntü, Mars yüzeyinin bu 3B stereo görünümünde Pathfinder iniş aracının rampasını, Sojourner robot gezginini, sönmüş iniş hava yastıklarını, “couch”u, Barnacle Bill’i ve Yogi Kayası’nın da birlikte göründüğünü gösteriyor. Barnacle Bill, ev kedisi boyutlarındaki, güneş panelli Sojourner’ın hemen solundaki kaya. Yogi ise sağ üstte duran, iri ve sevimli görünümlü kaya bloğu. “Couch”, ortalara yakın, ufuk çizgisi üzerinde seçilen köşeli kaya şekli. Etkileyici 3B derinlik hissini yakalamak için görüntüye kırmızı/mavi gözlükle bakın (ya da sol gözünüzün önüne şeffaf kırmızı bir plastik, sağ gözünüzün önüne de mavi veya yeşil bir plastik tutmanız yeterli). Bu stereo görünüm, olağanüstü Imager for Mars Pathfinder (IMP) kamerasıyla kaydedildi. IMP, stereo görüntüleme ve mesafe ölçümü için iki ayrı optik yola sahipti; ayrıca tayfsal analiz için bir dizi renk filtresiyle donatılmıştı. Mars’taki ilk astronomik gözlemevi gibi çalışarak Güneş’in ve Mars’ın iki küçük uydusundan en küçüğü olan Deimos’un da görüntülerini kaydetti.
0
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 14 Şubat 2019
Prensip sahibi insanlar daima cesurdur; ancak bunun tersi her zaman geçerli değildir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
23
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Abdullah Derda Alkazak
İnceleyen10 8 Haziran 2023
📚 Platon, Aristoteles gibi Antik Yunan filozoflarının; İbn-el Heysem, Kemaleddin el-Farisi gibi İslam düşünürlerinin; Isaac Newton, Christiaan Huygens gibi Batılı matematikçilerinin ve Max Planck, Albert Einstein gibi 20. yüzyıl fizikçilerinin ışığın doğasına dair ortaya attığı açıklamaların harika bir kronolojik derlemesi...

Işık ve ışık kuramlarının tarihi hakkında daha fazla şey bilmeniz gerektiğini bu kitabı okurken anlayacaksınız.
10.0/10
(7 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eyüp Gassaloğlu
İnceleyen5 2 gün önce
Bana hitap eden bir kitap değildi. Bugün televizyonda gördüğümüz zengin oğlan, fakir ama gururlu kız veya önce nefret edip sonra aşık olma temalı tüm o entrikaların patentinin Jane Austen'da olduğunu bu kitapla net bir şekilde anladım. Bende bıraktığı his, gereksiz yere uzatılmış bir yaz dizisi maratonundan farksızdı. Balo salonlarında "Kimin yıllık geliri kaç pound?" ekseninde dönen o steril aristokrasi draması ve aşk meşk işleri, karanlık hikayelere alışkın bünyemde tam bir sabır testine dönüştü.

Peki hiç mi dişe dokunur yanı yok? Var elbette. Austen’ın dönemin evlilik piyasasını tiye alan toplumsal hicvi ve bazı zekice yazılmış muhabbetler fena değildi. Ama bence kitap gereksiz yere uzundu.

Özetle toplumsal analizi ve laf sokma sanatı dönemine göre oldukça sağlam; ama günün sonunda şık porselen fincanlarda sunulan, iki asırlık, bayık bir pembe diziden ötesi değil. Benim gibi aşk hikayelerinden uzak duranlar için koca bir vakit kaybı.
5.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Pride and Prejudice
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Cemre Avci
3 gün önce
Zurnaya gel 
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Halkın bilimi anlamasına engel olmak, kendimize verdiğimiz en büyük zarardır."
Eugene Clark
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)