Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Taner Beyter
Taner Beyter
399.8K UP
Yazar 2 gün önce 13 dk.

Her yıl en az 60 milyar hissedebilen canlıyı (yüz tanıyan, rüya gören, sosyalleşen, bir dereceye kadar akıl yürütebilen, acı kaynağından kaçan ve çığlık atan, iletişim kuran, sosyalleşen, favori oyun ve yemeği olan) yemek için öldürüyoruz. Bunların çok büyük bir kısmının fiziksel ve psikolojik acı çektiği açıkça görünüyor. Yalnızca tabağımızda yemek olarak değil; kıyafet, kozmetik, yarışlar ve sirkler, deneyler vb. birçok alandaki hayvan kullanımı modern toplumların temel mekanizmasının çekirdeğinde yer alıyor gibi duruyor. Bu ahlaken tartışmaya değer bir mesele ki bundan ötürü felsefecilerin uygulamalı etik başlığında en çok tartıştığı konu başlıklarından biri hayvan hakları olmaya devam ediyor.

Hayvan hakları meselesi; ahlak felsefesi, hukuk, bilişsel bilimler, psikoloji, dinler tarihi, antropoloji ve daha birçok entelektüel alanla temas eden ve ilk bakışta görüldüğünden çok daha kapsayıcı, belirleyici ve mühim olan bir konuma sahip. Bu nedenle hayvan hakları ve etiğine yönelik kitapları okuyarak bu konuda daha fazla bilgilenmek son derece önemli.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ozan Zaloğlu
Ozan Zaloğlu
313.5K UP
Çeviren 18 Aralık 2014 2 dk.

Avustralya'daki Queensland Üniversitesi'nden bilim insanları mantis karidesinin inanılmaz kullanışlı bir yeteneğe sahip olduğunu keşfettiler: Deniz canlıları vücudumuzun içindeki kanser çeşitlerini görebiliyorlar. Şimdi, bu yeteneği sonunda bir akıllı telefona konulabilecek bir kameraya uyarladılar.

Mantis karidesi kanseri ve sinirlerimizin hareketini görebiliyor, çünkü ağıl gözler olarak bilinen eşsiz gözlere sahipler. Bu göz tipi kutuplaşmış ışığı tespit etmeye harikulade şekilde uyumlu. Bu ışık türü kanserli veya sağlıklı doku dahil olmak üzere farklı doku türlerini farklı şekilde yansıtıyor. Queensland Üniversitesi'ndeki Queensland Beyin Enstitüsü'nden Justin Marshall bir basın toplantısında şöyle söyledi: 

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
💉 Tip-1 diyabet, pankreasın insülin üreten hücrelerini yok eden otoimmün bir hastalık. Şimdi bilim insanları bu süreci tersine çevirebilecek bir adım attı.
🔬 Vertex Pharmaceuticals tarafından yürütülen yeni bir klinik deneyde, hastalara laboratuvar ortamında üretilmiş pankreas adacık hücreleri tek bir infüzyonla nakledildi. Bu hücreler, hastanın vücudunda insülin üretimini yeniden başlattı.

📊 İlk sonuçlara göre, 12 katılımcıdan 10’u tedavi sonrası tam bir yıl boyunca insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duymadan kan şekeri dengesini koruyabildi.
🧬 Bu tedavi, kök hücre tabanlı adacık hücrelerinin, bağışıklık sistemi tarafından yok edilmeden uzun süre işlevini sürdürebileceğini gösteriyor.
Ancak hâlâ immün baskılama gereksinimi ve üretim ölçeklendirmesi gibi önemli zorluklar mevcut.
🌍 Yine de bu çalışma, diyabet tedavisinde “yaşam boyu insülin bağımlılığı” anlayışını kökten değiştirme potansiyeline sahip.
Bilim, artık yalnızca kan şekerini dengelemekle değil, vücudun kendi insülinini yeniden üretebilmesini sağlamakla ilgileniyor.
Yazar: Fatma Nur İnakçı
Editör: Damla Şahin Uçar
ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 10 Mayıs 2024 37 dk.

16 Ocak 2003 tarihinde Doğu Standart Saati ile 10:39'da Columbia uzay mekiği Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'ndeki 39A pistinden havalandı. Kalkıştan bir buçuk dakika sonra, 81.7'inci saniyede, turuncu dış tanktan bir parça yalıtım köpüğü koptu ve saatte en az 640 km/saat hızla yörünge aracının sol kanadının ön kenarına çarptı. Columbia, sorunsuz bir şekilde yörüngeye doğru tırmanmaya devam etti.

Köpük çarpması canlı olarak gözlemlenmedi. Ancak mekik Dünya yörüngesine girdikten sonra NASA'nın fırlatma görüntülerini rutin olarak incelemesi sırasında kanadın isabet aldığı ortaya çıktı. Fırlatma sırasında köpük çarpması o kadar da nadir görülen bir olay değildi ve bu nedenle, mekik programı yöneticileri, Columbia'nın yörüngedeki fotoğraflarını çekip de olası bir hasarı görsel olarak değerlendirmeyi gerekli görmedi. Bunun yerine NASA'nın Enkaz Değerlendirme Ekibi köpük çarpmasını matematiksel olarak modelledi, ancak mekiğin kanadının durumu hakkında kesin bir sonuca ulaşamadı. Bunlar ışığında, göreve devam edildi.

41
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye İnceleyen10 4 Aralık 2023
Kimya bilimine ilgim arttı. İçeriklerini keyifle izliyorum.
Youtube Kanalı
8.7/10
(112 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
22
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nihal Günay
Nihal Günay
24.4K UP
Çeviren 4 gün önce 11 dk.

Soru dilenmesi (petitio prensibi ya da hatalı döngüsel nedensellik), bir argümanın önermesi, sonuca bağlı ya da sonucun dengi olduğunda ortaya çıkan safsatadır. Başka bir deyişle, eğer önermelerin bir tanesi bile tartışmanın sonucunu zorunlu olarak doğru varsayıyorsa bu önerme sonucuna muhtaçtır.

Örnek vermek gerekirse “Küçük çocukların argo içeren kitaplar okuması yanlıştır, demek ki çocukların argo içeren kitaplar okumasına izin vermek etik değildir!” argümanı, Soru dilenmesi safsatasına düşmektedir çünkü yapılan önerme (küçük çocukların argo içeren kitaplar okuması yanlıştır) aslında sonucun (çocukların argo içeren kitaplar okumasına izin vermek etik değildir) başka şekilde ifade edilmiş halidir.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 22 Nisan 2013 9 dk.

Hazırladığımız bu görsele iyi bakın. Sizce buradaki canlılar birbirlerine ne kadar benziyorlar? Eğer ki bu bilgilere erişiminiz olmadan bu bitkileri görseniz, aynı tür, hatta aynı cinste olduklarını düşünür müydünüz?

Muhtemelen cevabınız koca bir "hayır" olacaktır. Bilimsel (yani "teknik") olarak yanılıyor olsanız da, pratik olarak oldukça haklısınız. Bu canlıların birbirlerine benzer neredeyse hiçbir tarafları yoktur. Ancak bu canlılar, evrimsel mekanizmalar arasında en güçlülerden biri olan yapay seçilim kullanılarak insan tarafından tek bir türden evrimleştirilerek yaratılmış türlerdir ve aynı tür içerisinde sayılacak kadar yakın akrabadırlar! 

19
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 12 Ağustos 2018 33 dk.

Modern bilim çerçevesinde evrimin nasıl gerçekleştiğini çok net bir şekilde bilmekteyiz. Ancak her bilim dalında olduğu gibi, oldukça iyi bildiğimiz süreçleri daha yakından inceledikçe, onlara dair çok daha ilginç ve ilk bakışta gözden kaçabilecek detayları keşfetmeye başlarız. İşte evrimsel biyoloji dahilinde Moleküler Evrimin Nötral Teorisi ya da kısaca Nötral Teori olarak bilinen teori, bu ilginç detayların en önemlilerinden birisidir. Ayrıca bu teori, Evrim Teorisi dediğimiz teorinin tek taraflı bir teorik altyapıdan gelmediğini, çok sayıda teorinin bir araya gelip, bir bütün olarak çalışarak, canlıların bugünkü çeşitliliğine nasıl ulaştığını açıklamamızı mümkün kıldığını göstermektedir. Bu da, Evrim Teorisi'nin bu kadar güçlü bir teori olmasının nedenlerinden sadece bir tanesidir.

Genel evrimsel süreci bilirsiniz, biz de bolca anlattık. Evrimin tamamını iki büyük aşamaya ayırmak mümkündür: Çeşitlilik Mekanizmaları ve Seçilim Mekanizmaları. İlki, popülasyon içinde durmaksızın çeşitlilik yaratan mekanizmalardır. Bunlar arasında mutasyonlar, kromozom çaprazlanması (crossing-over), yatay gen transferi gibi birçok mekanizma bulunur. Bunlar gerçekleştikçe, popülasyon içindeki genlere yeni varyantlar (çeşitler) katılır veya var olan varyantlar birbirleriyle karışır. Bu varyantlar, genler ve bu genlerin değişimi/karışımı yoluyla oluşur. Böylece popülasyon içi çeşitlilik dağılımı rastgele bir şekilde değişir. Ancak bu rastgeleliği eleyip, düzenli bir forma sokan ikinci basamak Seçilim Mekanizmaları'dır. Söz konusu var olan ve durmaksızın değişen çeşitlilik, çevresel etmenlere karşı her an sınava tabi tutulur. Kimi çeşitlilik, diğerlerine göre daha avantajlıdır ve o çeşitliliğe sahip bireylerin daha kolay hayatta kalmasına ve/veya daha kolay üremesine yardımcı olur. Böylece bu çeşitliliğe rastgele bir şekilde sahip olan bireyler daha kolay hayatta kalır ve/veya ürerler; bu sırada da kendilerini avantajlı kılan genleri gelecek nesillere daha sık aktarırlar. Bazı genlerden doğan bazı varyantlar ise, popülasyonun içinde bulunduğu çevre şartlarında diğer bireylere göre daha dezavantajlı konumda kalırlar. Bunlar ya daha az hayatta kalır ve/veya ürerler, ya da hiç hayatta kalamaz ve/veya hiç üreyemezler. Bu durumda, onları zayıf kılan dezavantajlı genler de gelecek nesillere ya hiç aktarılmaz ya da daha seyrek aktarılır. Böylece bu şekilde bol çeşitli varyantlar arasından, içinde bulunulan çevreye en uyumlu olan varyantların sayısı her nesilde birazcık artar; uyumsuz olanların sayısı ise her nesilde birazcık azalır. Böylece canlıların popülasyonunun geneli, çevrelerine giderek daha uyumlu hale gelecek biçimde değişir.

98
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Felsefe konusunda geliştirebilirsin.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Deha Kaykı
Deha Kaykı
199.3K UP
Yazar 21 Ocak 2024 33 dk.

Günümüzde gerçekleşen habitat kayıpları biyoçeşitliliğin hızla azalmasına neden olmaktadır. Nesli tükenmekte olan türler; iklim değişikliği, avlanma, kirlilik ve habitat kaybı gibi birçok faktöre maruz kalarak dünya üzerindeki varlıklarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Özellikle de yaşanan habitat kayıpları birçok türün neslinin tükenme tehlikesi altına girmesinin başlıca nedenlerinden biridir. Bu durum, türlerin göç yollarını keserek ve nüfuslarını azaltarak onları olumsuz etkilemektedir. Bu sorunların ortaya çıkmasındaysa insan etkisi önemli bir yer tutmaktadır. Hızla artan nüfus ve talepler, doğal kaynakların aşırı kullanımına ve ekosistemlerde daha fazla baskıya neden olmaktadır.

Dolaysıyla nesli tükenmekte olan türleri ve habitat kayıplarını durdurmak için eyleme geçilmesi gerekmektedir. Koruma çabalarını, doğal yaşam alanlarının sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek ve nesli tükenmekte olan türleri korumak için stratejiler geliştirmek üzerine odaklanılmalıdır. Bu durum, koruma projelerine ve stratejilerine var olan ihtiyacı artırarak ekosistemlerdeki türlerin genetik çeşitliliği, doğal yaşam alanlarını ve ekosistem işlevselliğini koruma çabalarını içeren koruma biyolojisi (İng: "conservation biology") alanın doğmasını sağlamaktadır. Koruma biyolojisi kapsamında koruma projelerini gerçekleştiren bilim insanları, bazı durumlarda ekosistemleri ya da ekosistem birimlerini incelemek ve bunların tamamını korumaya yönelik tedbir almak yerine belirli bir ekosistem bütününü temsil eden temsilci türlere (İng: "representative species") odaklanmaktadır. Bu makalede koruma planlamaları, koruma planlamalarında kullanılan tür çeşitleri, koruma biyolojisi ve koruma biyolojisinin alt araştırma alanları gibi konular ele alınacaktır.

27
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Mete Aşan
Mete Aşan
102.4K UP
Blog Yazarı 19 dk.

Sonsuzun, analizin içinde çok fazla karşılaşılan bir kavram olduğunu biliyorsunuzdur. Oldukça önemli bir kavram olmasına rağmen, çoğu zaman yeterince önemsenmez. Bu durum, sonsuzun çoğu konuya göre daha soyut bir kavram olmasından kaynaklanıyor. Çoğu kaynağa göre soyut konular çok aşikâr ve bu yüzden üzerinde durmaya gerek yok. Belki “kalkülüs” dersi için bu doğru olabilir ama kalkülüs yerine analiz öğrenmek istiyorsanız işler değişiyor. Yeterince anlamadığınız, üzerinde çok durmadığınız bir şeyi analiz edebilir misiniz? Ya da bu kadar matematikçi analiz kelimesini kullanırken, kelimenin anlamına hiç dikkat etmeden mi kullanıyor?

İsminden de anlamışsınızdır ki sonsuz sonlunun zıttıdır. Bu yüzden sonsuzu, üzerinde işlem yapılabilecek bir sayı gibi hayal etmek hatalıdır. Ama bu hata sadece sonsuz tek başına kullanıldığında yaşanır. Yani sonsuz, limitin içindeyken normalde olduğundan farklı bir anlam kazanır.

9
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Ertuğrul Genç
Ertuğrul Genç
474.5K UP
İnceleyen 14 Aralık 2022
Kozmos: Yeni Dünyalar, Carl Sagan ve Ann Druyan’ın birlikte başladıkları destanın heyecan verici yeni halkasıdır. Druyan’ın Emmy ve Peabody ödüllü Kozmos: Bir Uzay Serüveni adlı belgeseli, 181 ülkede gösterilmiş küresel bir fenomendir. Druyan şimdi de Yeni Dünyalar’la sizi, 14 milyar yıllık kozmik evrimin ve doğanın en mahrem girintilerine sürükleneceğiniz bu çarpıcı maceraya davet ediyor.
9.5/10
(41 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
14
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 4 Mart 3 dk.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 280 milyondan fazla insan depresyonla birlikte hayatına devam ediyor. İnsanlar bu durumu çok farklı şekillerde deneyimliyor hatta bazıları semptomlarla başa çıkma konusunda diğerlerine göre daha iyi bir durumda olabiliyor.

2024 yılında Clinical Psychological Science dergisinde yayınlanan bir çalışmada, Temple Üniversitesi'nden Thomas Olino ve ekibi, bireyin kişiliğinin depresyona yönelik yaşadığı deneyimi etkileyip etkilemediğini araştırdı.[1] Patoplastik model olarak adlandırılan bu teori, bireylerin kendilerine özgü kişilik özelliklerinin psikopatolojilerini yönetme şeklini etkileyebileceğini öne sürüyor. Bu modele göre örneğin, depresyonu olan dışadönük bireylerin enerji seviyeleri, içe dönük depresif bireylere kıyasla daha yüksek olabilir. Olino, bir röportajda bu teorinin on yıllardır ilgisini çektiğini belirtiyor:

48
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 31 Ağustos 2021 34 dk.

Vücut geliştirme, vücuttaki kas ve tendonları kademeli bir şekilde artan dirence maruz bırakarak, yani giderek daha ağır yükler altına sokarak, iskelet kaslarının büyüklüğünü ve gücünü arttırmayı hedefleyen bir güç antrenmanıdır.

Çoğu durumda bu gelişmeyi sağlamak için, kütleçekim kuvvetinden faydalanılır: Büyük kütleler, Dünya'ya doğru daha büyük bir kuvvetle çekildiği için, bu kütlenin altına giren veya onu kaldırmaya çalışan kişiler daha büyük bir ağırlık kuvveti hissederler. Bir dambıl veya halterin yaptığı, kişinin kaslarıyla dengelemeye çalışacağı büyük bir kütle (dolayısıyla yere doğru büyük bir ağırlık kuvveti) görevi görmesidir. Düzenli olarak bu tür bir yük altına giren kaslar, burada detaylarını izah ettiğimiz fizyolojik süreçlerden geçerek irileşir ve güçlenirler.

240
5
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Fatih Bahçe
İnceleyen3 3 gün önce
Dizi eğerki 14 15 yaşında yada o civarda izleyen biri iseniz beğene bilirsiniz. Bence çok fazla yan karakter ve yan hikâye var ana konuya veya ana karaktere odaklanma az. Sitilinski olmasa dizide hiçbir olay çözülmez 1 2 bölüm yoktu karakter kimse hiçbir şeyden şüpheleniyor yada ilgilenmiyor. Ana karakter aşırı vasıfsız yan karakterler olmasa bin defa ölmüştü.
Dizi
5.2/10
(6 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yasin Kayalar
Yasin Kayalar
213.4K UP
5 gün önce
Dillerin temelinde yapısının temelini oluşturan belirli mantık kalıpları ve örüntüleri olduğunu görüyoruz. Sanki çıkış yada başlangıç mantığı üzerine bina edilmiş sistemsel yapılar. 
İşin en tuhaf ve acayip tarafıda kimse bilinçli belirlemese de dillerin bu şekilde 'doğal bir bilinç' üzerine inşaya kavuşuyor olması. Doğada ve gerçelikte de bunu görüyoruz. 

1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Seslendiren 25 Ağustos 2019 38:43
Görelilik! Bulunduğumuz çağı bundan daha iyi simgeleyen başka bir sözcük var mı? Artık hiçbir şeyin kesinliğinden emin olamıyoruz. Her şeye göreliliğin...
79
Yusuf Asaf Güven
Üye 3 gün önce 1 Cevap
Kapkaranlık bir yerdesiniz, süzülüyorsunuz o karanlıkta belki düşüyor belki uçuyorsunuz ama bilmiyorsunuz. Gözleriniz kapalı sağ eliniz sol omzunuz da sol eliniz sağ omzunuzda. Kulaklarınız duymuyor, deriniz bir soğukluk algılamıyor belki de algılıyor serin bir yer. Yalnız başınasınız dünyadan uzak, dünya dertlerinden uzak, insanlardan uzaksınız. Yalnızca... Yalnızca siz varsınız. Peki ya neden çok yorulduğumuz da böyle bir ortamda bulunmak isteriz?
351 görüntülenme
Huzur neden karanlıktadır?
Huzur neden karanlıktadır?
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz30 Kasım
Alman İdealistlerinde Yeni Platoncu İzler
30 Kasım 2025 09:00 tarihinden 30 Kasım 2025 11:00 tarihine kadar.

Bu yayın, Ankara Felsefe Radyosu tarafından düzenlenecek olup belirtilen tarih ve saatte aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz.

https://www.youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu

Devamını Göster
5
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close