Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 27 Mayıs 2011 43 dk.

Termodinamik, ısının dinamiğini, yani çeşitli kuvvetler altında ısının hareketini çalışan bir bilim dalıdır. Ama termodinamik, sadece ısının hareketiyle ilgilenmez: ısı, iş, sıcaklık gibi kavramların; enerji, radyasyon ve maddenin fiziksel özellikleriyle ilişkisini araştırır.[1] Bu bakımdan termodinamik, çok temel bir fizik ve mühendislik sahasıdır.

Saha, 19. yüzyılda fizikçiler ve mühendisler, buhar motorlarının verimliliğini artırmaya çalışırken doğdu ve insan medeniyetinin gidişatındaki hemen her şeyi değiştirdi:[2] Örneğin içten yanmalı bir motorlar, buzdolapları, kaloriferler, klimalar, enerji santralleri, kısaca enerji transferiyle çalışan hemen her mühendislik ürününü, termodinamik sahasındaki çalışmalara borçluyuz.

147
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Eser
Ece Müker
Ece Müker
595.2K UP
Eseri Ekleyen 1 gün önce Film
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Ayberk Çuhadaroğlu
Üye 15 saat önce
Evrimde limbik sistemden prefrontal kortekse doğru bir kontrol kayması olursa, insanın temel motivasyonları ve karar mekanizmaları daha rasyonel biçimde yönetilmeye başlayabilir mi? Bu durum duyguların körelmesine, bazı psikolojik özelliklerin elenmesine ve insanın zamanla daha mekanik bir varlığa dönüşmesine yol açabilir mi?
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 25 Nisan 2020 18 dk.

Bu yazımızda sizlere Biyoloji disiplininin bir alt dalı olarak karşımıza çıkan Hidrobiyoloji disiplininden bahsedilmeye çalışılacaktır. Öncelikle nedir? Çalışma alanları nelerdir? gibi temel sorulara cevaplar verildikten sonra akabinde bu alanda çalışmalar yürüten bir laboratuvarda süreçlerin nasıl işlediği hakkında kısaca bilgiler verilecektir.

Hidrobiyoloji kelimesi tahmin edilebileceği üzere "su" anlamı taşıyan hidro ve "canlı bilimi" olarak karşımıza çıkan biyoloji kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. İki anlamı birleştirmeye çalıştığımızda karşımıza şu şekilde bir anlam çıkabilir; su ile doğrudan ya da dolaylı olarak etkileşim içerisinde olan canlıları inceleyen bilim dalı. Bu tespit çok da yanlış olmamak ile beraber gerçek anlamına oldukça yakın bir yaklaşımdır. Yakın olmasının sebebi ise tespitin tam anlamı ile yeterlilik sağlayamayıp eksik kalmasından dolayıdır.

84
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alper Kaan Selçukoğlu
Yazar 22 Eylül 2023 31 dk.

Türdiriltimi (İng: "De-extinction") veya "diriltme biyolojisi", soyu tükenmiş türlere genetik olarak benzeyen canlı organizmaların yaratılması yoluyla bu türlerin bir nevi "diriltilmesi" sürecini ifade eder. Daha ayrıntılı olarak türdiriltimi, yapay seçilim yoluyla geri ıslah (İng: "back-breeding"), klonlama ve genom düzenlemesi gibi yöntemler kullanılarak bir organizmanın nesli tükenmiş türe doğru değiştirilmesini ifade eder. Bu yazıda türdiriltiminin nasıl gerçekleştirildiğinden ziyade bu konuya yönelik etik tartışmalar ele alınmıştır.

Türdiriltiminin tarihçesi fazla eskiye uzanmamaktadır. Öyle ki tarihçesi 1920'li yıllarda Nazi Almanya'sında gerçekleştirilen çalışmalara dayanır.[1] Dolayısıyla bu kavramın etik yönleri de yeni yeni tartışılmaktadır. Fakat yine de bilim insanları ve filozoflar, türdiriltiminin mümkün olup olmadığı konusunda yoğun tartışmalar yürütmüşlerdir ve yürütmeye devam etmektedirler. Bu tartışmaların temel odak noktası, bir türün canlandırılmasının veya yeniden yaratılmasının sadece zor veya olasılıksız olup olmadığı değil; daha çok bunun fiziksel veya kavramsal olarak imkânsız olup olmadığıdır.

67
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sevcan Aslan
Sevcan Aslan
172.3K UP
Yazar 21 Ocak 2021 2 dk.

Meitneriyum, "Mt" sembolü ile gösterilen ve atom numarası 109 olan sentetik bir kimyasal elementtir. Son derece radyoaktif olan bu sentetik element doğada bulunmayan yalnızca laboratuvarda üretilebilir bir elementtir. Bilinen en kararlı izotopu olan meitneriyum-278, 4.5 saniyelik yarı ömre sahiptir; ancak doğrulanmamış verilere göre meitneryum-282'nin 67 saniyelik daha uzun bir yarı ömrü olabileceği düşünülmektedir. Almanya'daki Darmstadt yakınlarındaki GSI Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi, bu elementi ilk olarak 1982 yılında üretmiştir.

Periyod 7 ve grup 9'da bulunan elementin 6d serisi geçiş metallerinin yedinci üyesi olarak, grup 9'daki iridyumun daha ağır bir homologu olarak davranıp davranmadığını doğrulamak için henüz hiçbir kimyasal deney yapılmamıştır. Meitneriyumun daha hafif homologlarının kobalt, rodyum ve iridyum ile benzer özelliklere sahip olduğu hesaplanmıştır.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
15
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eray .
Eray .
2,041 UP
Meraklı bir normal vatandaş 4 gün önce Sen de Cevap Ver

Görsel olarak değil ses ve koku belki doku olarak hayal eder. Ekstra olarak o kişiye tek tek açıklayamazsın çünkü adamın renkten anladığı şey sadece bizim gördüğümüz ama onun ne olduğunu bilmediği birşey ki zaten şekililin ne olduğunu bilmiyor

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mars Ekspres’den Marslı Uydu Phobos

Neden Phobos bu kadar koyu? Phobos, Mars’ın iki uydusundan en büyüğü ve en içte olanı. Tüm Güneş Sistemi’ndeki en koyu renkli uydudur. Sıradışı yörüngesi ve rengi, yakalanmış buz ve koyu renkli kaya karışımından oluşan bir asteroit olabileceğine işaret ediyor. Phobos’un Mars‘ın kenarına yakın olan bu görüntüsü 2010 yılında, şu anda da Mars’ın yörüngesinde dönmekte olan robotik uzay aracı Mars Ekspres ile kaydedildi. Phobos çok krateri olan çorak bir uydudur ve en büyük krateri de uzak tarafında bulunuyor. Bunun gibi görüntüler sayesinde, Phobos‘un muhtemelen bir metre kalınlığında yumuşak bir toz tabakası ile kaplı olduğu belirlendi. Phobos Mars’a çok yakın bir yörüngede dönüyor. Bu yüzden bazı yerlerden günde iki defa doğup batıyor gibi görünüyor. Buna karşılık bazı yerlerden hiç görünmüyor. Phobos‘un Mars etrafındaki yörüngesi sürekli olarak küçülüyor. Yaklaşık 50 milyon yıl içinde, büyük olasılıkla Mars yüzeyine çarpıp parçalara ayrılacak.

8 Kasım 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı: G. Neukum (FU Berlin) et al., Mars Express, DLR, ESA; Teşekkürler: Peter Masek
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Bora Cüneyt Akçakın
Seslendiren 25 Eylül 2024 21:21
Yeni bir Ay'ımız mı var? - Starliner Kurtarma görevi başlıyor! - Europa'da ne arıyoruz?
20
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
147.9K UP
İnceleyen 22 saat önce
Bu kitap bir atın hikâyesi gibi başlar ama insanın kalbine doğru yürür. Siyah İnci konuşur, evet; ama asıl konuşan onun sessizliğidir. Çünkü bu hikâyede acı bağırmaz. Kırbaç sesi vardır ama çığlık yoktur. Yorgunluk vardır ama isyan yoktur. Ve belki de en can yakıcı olan budur.

Siyah İnci iyi huyludur. Güvenmeyi bilir. İnsan eline yaklaştığında geri çekilmez. İşte tam da bu yüzden yaralanır. Anna Sewell burada şunu sezdirir.Masumiyet, yanlış ellerde bir korunma değil, bir açıklıktır.

“İnsanlar, konuşamadığımız için acı çekmediğimizi sanıyor.”

Bu cümle bir şikâyet değil; bir tespittir. At, kendini savunmaz. Yazar da savunmaz onu. Sadece bakmamızı ister. Uzun uzun bakmamızı. Çünkü bakınca insan anlar.Şiddetin çoğu, öfkeden değil, alışkanlıktan gelir.

Kitap boyunca Siyah İnci el değiştirir. Bazı eller naziktir, bazıları sert, bazıları ise tamamen kayıtsızdır. Ve Sewell sanki fısıldar. En ağır yük, kötü muamele değil; önemsiz sayılmaktır.

“Nazik davranılan bir at, elinden gelenin en iyisini yapar.”

Bu kadar basit bir cümle, bu kadar derin bir utanç taşır. Çünkü mesele at değildir artık. Mesele, gücü elinde tutanın, neden şefkati de elinde tutamadığıdır.

Siyah İnci boyunca kahramanlık yoktur. Kurtuluş ani gelmez. Mutlu son bile sessizdir. Çünkü bu kitap umut dağıtmak istemez; dikkat ister. Merhameti romantikleştirmez. Onu gündelik bir sorumluluk gibi önümüze koyar.

Anna Sewell bu kitabı ağır hasta hâlindeyken yazmıştır. Belki bu yüzden anlatımı böyledir: yavaş, kırılgan, acele etmeyen. Hayatın acıya karşı bağırmadığını, sadece dayandığını bilen birinin dili vardır satırlarda.

“Bize iyi davranıldığında mutlu oluruz; bu kadar.”

Ne daha fazlası, ne daha azı. Kitabın özü budur. Büyük cümlelere gerek yoktur. İnsanın kendine bakması yeterlidir.

Ve kitap bittiğinde Siyah İnci susar. Ama okur susamaz. Çünkü artık bilmektedir:
Merhamet bir duygu değil, bir seçimdir.
Ve seçilmediğinde, en çok da sessiz olanlar acı çeker.
Kitap
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Blog Yazısı
Kasım Aydın
Kasım Aydın
151.4K UP
Blog Yazarı 2 dk.

Fazla düşünmenize mahal bırakmadan karmaşa, kargaşa, keşmekeş vs. diyebilirim. Ortaçağ da para ekonomisinin gelişmediğini ve ortaçağın tarıma muhtaç bir toplum olduğunu gözden kaçırmazsak toplumsal olduğu gibi ekonomik de birtakım sıkıntılara yol açacağı aşikârdır. Tabii dua edenler dediğimiz “ruhban” sınıfımız ya da koruyanlar -sözde- olarak adını andığımız “baronlar” sınıfımız bizleri şaşırtıp eline kazma küreği alıp güneşin alnında tarla sürmeye kalkmazlarsa… Sürülecek toprak olduğu ya da havanın ürün elde etmeye elverişli olduğu bir ortamda kiliselerin ya da malikânelerin pencerelerinden boş tarlalara bakıp karın ağrısından ya da açlıktan kıvranan insanlar tahayyül ettikçe anlaşılması çokta güç olmayan bir ironi içinde buluyorum kendimi. Bu naif bir o kadar da zarif olan iki zümremizin çalışmasını beklemek ahmaklık olurdu sanırım. Ruhbanları ele alacak olursak, nefes gücüyle çalışan biri için bir de üstüne sert ve inatçı toprağa kazma sallamanın ne kadar zor olabileceğini tahmin edebiliyorum. Kendisini gibi asillerden olan bir sınıfın belirli mekânlarda bir şeyler fısıldayıp durmaları karşılığında karınlarını doyurmada kendilerine hizmet edecek olanlar da herhalde baron (soylu) takımımız değildir. Tohumlar kendiliğinden yere düşse ve tam zamanında yağmur yağsa her şey ne kadar da kolay olurdu.

Elde ettiği ürünün yarısını toprağını kiraladığı beyine verip, kalan üründen bir kısmını ondalık vergisi olarak kiliseye -zorla- bağışlayıp kalan ürünün bir kısmını da gelecek sene ekmek için ayırıp ondan da artan ürünle -artmışsa- karnını doyurmaya çalışan “çalışanlar” grubumuzun bu kadar önemli olabileceğini tahmin etmemiştim. Toplumun 2/3’ünü oluşturan bu grubumuzun karın tokluğuna çalıştığını herhalde anlamışsınızdır. Bey’in yüklediği angaryalara gelecek olursak vergi olarak vermek zorunda olduğu ürünü bir de senyörünün ambarına taşıması ve aynı zamanda ona ev işlerinde yardım etmesini de eklersek çiftçi arkadaşımızın kölelikten tek farkının isminin olduğunu söyleyebiliriz. Güneşin doğuşuyla kalkıp gün boyu çalıştıktan sonra güneşin batışıyla yatan arkadaşların başka arkadaşlar edinmesi de olanaksızdı. Görüp bildiği ya da tanıyıp tanıyacağı kişi sayısı kendi köyüyle sınırlıydı. Bazıları kralının kim olduğunu dahi bilmeden ölüyordu ve zaten bilmesine de gerek yoktu onun için başındaki senyörü bilmesi kâfiydi.

6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 5 dk.

Newton teleskop (Newtonian teleskop), Sir Isaac Newton tarafından 1668 yılında, mercekli teleskoplara alternatif olarak tasarlanmış bir aynalı teleskoptur. Bu teleskop, birincil optik olarak bir mercek değil ayna kullanır. Yani ışığı toplayan optik, eğimli yüzeye sahip bir aynadır.

Newton teleskop aslında astrofotoğrafçılar arasında sıklıkla Newtonian teleskop olarak anılır. Bu teleskop türü, mercekli teleskoplara alternatif olarak aynalı teleskopları ortaya atmış olsa da tek aynalı teleskop Newton teleskop değildir. Gerek kullanılan optiğe gerekse mekanik tasarıma göre farklı aynalı teleskop türleri görmek mümkündür. .

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 21 saat önce
Geleneksel anlamda mantar olarak adlandırılsa da, filogenetik olarak Fungi alemine değil, Amoebozoa süper grubuna dahil edilir. Bu grup, yaşam döngüsünün belirli evrelerinde amipsi hareket yeteneği gösteren organizmaları kapsar. ür, yaşam döngüsünün vejetatif evresinde plasmodium adı verilen, çok çekirdekli ve hücre duvarı bulunmayan tek bir kütle hâlinde bulunur. Plasmodium evresinde aktif olarak hareket edebilir ve bakteriler, maya hücreleri ile organik artıklarla beslenir. Hareket, sitoplazmik akışlar aracılığıyla gerçekleşir ve çevresel koşullara göre yönlenebilir.
çürüyen odun yüzeylerinde genellikle yoğun kümeler hâlinde, parlak kırmızı–turuncu renkte, boncuk benzeri sporangiumlar oluşturur. Sporangiumlar sıkıca paketlenmiş silindirik ya da yarı silindirik yapılar şeklindedir ve olgunlaştıkça renkleri koyulaşarak matlaşır.

Her bir sporangium, rüzgâr ve çevresel etkenlerle yayılan mikroskobik sporlar içerir. Sporlar uygun koşullarda çimlenerek amipsi hücrelere dönüşür ve bu hücreler birleşerek yeniden plasmodium evresini oluşturur. Böylece organizmanın yaşam döngüsü tamamlanır.
Özellikle çürüyen odun üzerinde bakteriyel popülasyonları kontrol ederek organik maddenin parçalanmasına dolaylı katkı sağlar. İnsanlar için toksik veya patojenik değildir ve doğada yumurta kütleleriyle karıştırılsa da hayvansal bir yapı değildir.
2
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
147.9K UP
İnceleyen 9 saat önce
Merahaba
Richard Dawkins evrimi “inanılması gereken bir fikir” gibi sunmaz; aksine zaten gözümüzün önünde duran bir gerçeği sakin sakin gösterir. Dawkins bu kitapta okuru ikna etmeye çalışan bir vaiz gibi değil, elinden tutup “gel, birlikte bakalım” diyen meraklı bir rehber gibi konuşur.

Kitabın en güçlü yanı, evrimi soyut bir teori olarak değil, somut kanıtların toplamı olarak ele almasıdır. Fosiller, genetik benzerlikler, embriyoloji, coğrafi dağılım, deneyler ve doğrudan gözlemler.Dawkins her başlıkta aynı şeyi yapar, “Bu sadece bir açıklama değil; test edilmiş, defalarca doğrulanmış bir gerçek.” Özellikle evrimin “sadece geçmişte olmuş” bir olay olmadığını, bugün hâlâ işlediğini göstermesi kitabın omurgasını oluşturur. Antibiyotik direnci kazanan bakteriler ya da çevreye uyum sağlayan hayvan popülasyonları, evrimin canlı ve devam eden bir süreç olduğunu net biçimde ortaya koyar.

Dawkins’in dili samimi çünkü üstten konuşmaz. Okurun kafasındaki itirazları bilir ve onları ciddiye alır. “Eğer evrim doğruysa neden ara formları görmüyoruz?” gibi soruları küçümsemeden ele alır ve fosil kayıtlarının aslında bu formlarla dolu olduğunu, sadece popüler kültürün beklentilerinin bilimle uyuşmadığını anlatır. Burada Dawkins’in temel tavrı nettir.Bilim, sezgilerimize değil, kanıtlara dayanır.

Kitapta belki de en çarpıcı mesaj şudur. Evrim, rastgele bir karmaşa değildir. Mutasyonlar rastlantısal olabilir ama doğal seçilim asla rastgele değildir. Çevre, işe yarayanı tutar, işe yaramayanı eler. Dawkins bunu çok sade bir biçimde açıklar ve evrimi “kör ama son derece titiz bir süreç” olarak tanımlar. Bu anlatım, evrimi “tesadüfler yığını” sananlar için özellikle aydınlatıcıdır.

Samimi olmasının bir nedeni de Dawkins, evrimin insanı küçültmediğini, tam tersine insanı evrenin içine dürüstçe yerleştirdiğini savunur. İnsan özel olarak yaratılmış olmak zorunda değildir; yine de olağanüstüdür. Milyarlarca yıl süren bir sürecin sonunda, evrenin kendisi üzerine düşünebilen bir canlı ortaya çıkmıştır. Dawkins’in sessiz hayranlığı burada hissedilir. Evren mucizevi değilse bile, fazlasıyla hayret vericidir.

Kitabı bitirdiğinde insanın içinde garip bir his kalır. Ne bir boşluk ne de soğuk bir indirgeme. Daha çok şu düşünce, “Bizim hikâyemiz sandığımdan çok daha uzun, çok daha derin ve çok daha gerçek.” Yeryüzündeki En Büyük Gösteri, evrimi savunmak için değil, onu görmek isteyenler için yazılmış bir kitap. İkna etmekten çok, gözleri açmayı hedefliyor ve bunu, bağırmadan, korkutmadan, küçümsemeden yapıyor.

Belki de bu yüzden kitap boyunca hissedilen temel duygu, evrim, sadece biyolojinin konusu değil; insanın kendine dair anlattığı hikâyenin en dürüst versiyonu.
Puan Ver
Evrimin Kanıtları
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close