Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 14 Aralık 2013 1 dk.

Bu fotoğrafta gördüğünüz, "uçan bir aslan"dır!

Evrimsel süreçte sadece avcılarda değil, avlarda da çok kapsamlı adaptasyonlar ortaya çıkar. Bu kimi zaman "silahlanma yarışı" olarak betimlendiği şekliyle, boynuzlar, toynaklar, dişler, elektrik, zehir, vb. olabilecekken, kimi zaman da davranışsal adaptasyonlardır: örneğin, süründen birini kurtarmak gibi...

22
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 3 gün önce 53:10
Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl...
11
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Ekim 2014 14 dk.

Bilimle ve özellikle de evrimle ilgili tartışmalarda sıklıkla karşılaşırsınız: Geçmişte veya bugün, halihazırda gerçekleşmiş, olmuş, bitmiş olayların matematiksel gerçekleşme ihtimallerinden söz ederek bunların ne kadar sıra dışı olduğunu ve dolayısıyla doğal yollarla var olamayacağı iddia edilir; yaratılışçılık gibi bilim dışı akımların primi/reklamı bu şekilde yapılır. Çoğu zaman bu hesaplar zaten hatalı bir şekilde yapılmaktadır; ancak doğru yapılsa bile, bu yaklaşım tamamen hatalıdır ve size doğayla ilgili hiçbir bilgi veremez! İzah edelim:

Olasılık ve istatistik matematiğinin kötüye kullanılmasın ne kadar yaygın olduğunu, Mark Twain tarafından meşhur edilen ve muhtemelen ilk olarak İngiliz eski başbakanı Benjamin Disraeli tarafından sarfedilen şu sözlerden anlayabilmekteyiz:

147
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 24 Mart 2013 37 dk.

Balina ve yunusların ataları dört üyeli (tetrapod) ve karalarda yaşayan hayvanlardı. Bu hayvanlar, günümüzden 54 milyon yıl kadar önce su yaşantısına geri dönmeye başladılar ve buna bağlı olarak arka bacaklarını yitirmeye başladılar.[1][2][3][4][5][6][7] Bu makalemizde, balina ve yunusların evrimini inceleyecek ve bugüne kadar en detaylı olarak çözmeyi başardığımız evrimsel patikalardan birini aydınlatacağız.

Balinalar ve yunuslar, denizlerde yaşayan memeli hayvanlardır. Yani onlar da bizler gibi yavrularını sütle beslerler, bizler gibi hava solurlar, bizler gibi iç kulak kemiklerine ve en azından yavruyken kıllara sahiptirler, ana rahminde yavruları plasenta sayesinde beslenir ve yavrular doğduktan sonra annelerinin memelerini emerler.[8][9][10] Yani memeli bir hayvan olmak bakımından bizden tamamen farksızdırlar.

142
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Ardil Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
paradigma değişimleri sancılıdır ama insanlığı bir üst seviyeye taşır.
Kaynak: Evren hakkındaki fikirler
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Taner Beyter
Taner Beyter
402.8K UP
Yazar 18 Eylül 2019 20 dk.

Zaman Felsefesi diğer felsefe disiplinleriyle farklı türden ilişkiler kuran bir çalışma alanıdır. Dil-zaman ilişkisi, fenomenoloji, din felsefesi ve fizik felsefesi gibi alanlardaki zaman tartışmaları tarihsel olarak güncelliğini bir şekilde korumaya devam etmektedir. Ancak biz çağdaş tartışmaları tanıtarak analitik zaman felsefesindeki A ve B serisi yaklaşımlarını kısaca tanıtmayı amaçlıyoruz.

Zaman felsefesinin hem diğer alanlarla ilişkisine dair en güzel örneklerden biri hem de felsefe tarihindeki konumu Augustinus’un idrak etmeyi şimdiki zaman, hatırlamayı geçmiş zaman ve beklentiyi gelecek zamanla ilişkilendirmesi olabilir. Bilişsel süreçler ile zaman arasında böylesi bir ilişki kurmak dönemin şartlarına göre bir hayli heyecan verici. Bu ilişki kurma tarzı farklı biçimlerde modern dönemde de devam edecektir. Ancak yazımız içerisinde bu tarz zaman felsefesi çalışmalarından söz etmeyeceğiz. Bu nedenle profesyonel felsefeyle ilgilenmeyen Türk okuyucular Heidegger, Bergson, Husserl ya da Paul Ricoeur gibi filozofların olmadığı bir zaman felsefesi çalışmasının nasıl mümkün olacağını merak edebilir. Özellikle McTaggart ile başlayan analitik zaman felsefesi hakkında bir giriş yazısı yazmayı amaçladığımız notunu özellikle düşelim. 

146
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Atilla Avcı
Atilla Avcı
126.5K UP
Psikolojik ve kişisel yorumlar 13 saat önce Sen de Cevap Ver

Öncelikle konuya ilgisi olanların, Jean-Jacques Rousseau'nun yazdığı "Toplum Sözleşmesi" kitabını okumadılar ise okumalarını tavsiye ediyorum.

Aynı türden canlılarda gruplaşmalar ve savaşlar olmuştur. Ancak insanda bu gereksiz nefretçilik, ırkçılık ve soykırım gibi etik dışı dediğimiz sınırlarımızı aşmıştır. Bilmemiz gerek ki etik çizgisi diğer canlılarda bulunmamakla beraber sadece insanlarda empatinin ve vicdanın bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Peki neden düşünebilen bir insan etik sınırlar benimsemesine rağmen ırkçılık yapmaya özellikle böyle bir dönemde devam edebiliyor. Cevap açıkcası tarihseldir. Canlılar birbiriyle zaten hayatta kalabilmek için savaş içindedir. İnsan gibi düşünebilen bir canlının "fikir" dediğimiz kavrama bile şiddetle düşmanlık gösterebilirken, insanlar arasında sınırların konulması bence yapılabilecek en barışsever hareketti. Çünkü insanlar hayatta kalabilmek için sadece kendi grubuna değil kendi grubundakilerinin düşüncelerinede mesafeli olabiliyorlardı. Bu mesafeler grup içinde grupları doğurdu.

Tüm Reklamları Kapat

Sadece ırksal değil fikirsel bir ön yargıya sahipken dünyayı çevreleyebilecek bir türün grupları arasında sınır çekmesi belkide o anki en akıllıca seçimdi. Çünkü ya canlı tehtit olarak gördüğü türü yok eder ya da iş birliği yapar (tit-for-tat yani kısasa kısas ilkesi). Bu sayede sınır çizmek barışı için tek seçenekti.

Bu kısma kadar sınırların neden gerektiğini anlattım ama eğer olmasaydı 2 seçenek olurdu: Ya insanlık ön yargı kavramını kendi genetiklerinden kısmen silecekti. (Dip not: Irkçılık aslında ön yargı kavramından gelir bu da aslında canlıların besinlere veya çevreye hızlı tepki vermeleri için elzemdir.) Ki bu ihtimalin gerçekleşmesi eski çağ insanı için neredeyse "itopik, mucizevi" olurdu. Ya da insanlar arasında ne zaman farklı bir tür ve fikir kısaca bir grup oluştu o zaman güçlü olan o diğer grubu yok etmeliydi. 2 seçenek dışında insan daha akıllıca bir yol izleyip kısa kısas ilkesini benimsemiş olacak ki sınırları var etti. Tabii ki Jean-Jacques Rousseau'nun bahsettiği "özel mülkiyetin çıkışı" hatta sizin sorduğunuz üzere grup mülkiyetin çıkışının bile aslında barışcıl bir nedeni vardır.[1][2]

Kısacası, Irkçılık sınırlarla değil ön yargıyla var oldu. Eğer sınırlar olmasaydı ya itopik ya da her yeni fikirde fikri yok eden distopik bir dünyada olurduk. Gerçekçi olmak gerekirse cevabım budur.

Kaynaklar

  1. Jean-Jacques Rousseau. The Social Contract & Discourses By Jean-Jacques Rousseau. Alındığı Tarih: 14 Şubat 2026. Alındığı Yer: Gutenberg | Arşiv Bağlantısı
  2. J. Rousseau. (2006). Toplum Sözleşmesi. ISBN: 9789754589481. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Meriç Öztürk
Meriç Öztürk
332.9K UP
Uyarlayan 23 Eylül 2015 2 dk.

260 milyon yıl önce yaşamış bir ön-sürüngen olan Bunostegos akokanensis, bir inek ya da su aygırı gibi dört ayağı üzerinde durarak yürüyebilen ilk canlı olabilir!

Bugüne kadar, Permian Çağı'nda (son 250 milyon yılda) süper kıta Pangea üzerinde dolaşan pareiasaurlar hakkında tek bildiğimiz şey, ön uzuvlarının dirsekten altının eğik olduğuydu; tıpkı şimdiki sürüngenler gibi... Ancak Morgan Turner'ın Journal of Vertebrate Paleontology dergisinde yayınlanan bir çalışması, bir türün ön üyelerinin bize farklı bir hikaye anlattığını söylüyor. Turner şöyle konuşuyor:

22
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Emir Bozoğlu
4 gün önce
Bir film var ki izlemiş olduğum ve en çok akıl yormamı sağlayan film “INCEPTİON” bu filmin konusu rüya içinde rüya görmek 
26 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nadir Kerem Dağ
Çeviren 1 gün önce 2 dk.

Araştırmacılar, 15 Ocak'ta Cell Communication and Signaling dergisinde yayınladıkları bir çalışmada, farelerde ağızda bulunan bir bakterinin mevcut tümörlerin boyutunu şişirebildiğini ve hatta kanser öncesi oluşumların ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini bildiriyor.

Çalışma, ağızdaki zararlı bakterilerin kana karışarak meme dokusuna ulaşabildiğini ve burada sağlıklı hücrelere ciddi zarar verebildiğini ortaya koyuyor. Daha önceki çalışmalar ağız hastalıkları ile meme kanseri arasında bağlantılar ortaya koymuştu ancak Johns Hopkins Tıp Fakültesi'nde onkoloji araştırmacısı olan Dipali Sharma, "Şimdi doğrudan bir bağlantımız var," diyor.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Rüveyda Ayvaz
Rüveyda Ayvaz
72.7K UP
İnceleyen 4 gün önce
Yutan Eleman 2'de çok güzeldi ama bütün macera bu kitapta başladı herkese tavsiye ederim...
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 27 Ocak 2013 25 dk.

Onu görürsünüz... Gözlerine baktığınızda, kokusunu duyduğunuzda, tenine dokunduğunuzda içiniz içinize sığmaz. Kalp atışlarınız hızlanır, yüzünüz pembeleşir, göğüs kafesiniz üzerinde bir yumru hissedersiniz, karnınızın burulduğunu, içerisinde "kelebeklerin uçuştuğunu" hissedersiniz. Eğer etki yeterince güçlüyse dizleriniz zayıflar ve ağırlığınızı taşıyamamaya başlar. 

Sadece bu kadar değil! Terlersiniz, göz bebekleriniz büyür. Koltuk altlarınızdan ve cinsel organından etrafa, ter kokunuz ile karışacak şekilde düşük miktarda koku hormonları (feromonlar) saçmaya başlarsınız. Bunların miktarı, etkilendiğiniz kişinin çevresinde kalmayı sürdürdüğünüz müddetçe gidere artar. Bu sırada iştahınız kapanır ve mideniz ile bağırsaklarınız daha yavaş çalışmaya başlar, ağzınız kurur. Çünkü vücut hayatta kalmaya yönelik fonksiyonlardan, üremeye (sekse) yönelik fonksiyonlara yönelir. Erkekseniz penisiniz sertleşir, dişiyseniz vajinanız ıslanır ve kabarır. Beyninizin aktivitesi artar, vücut, var olma amacını gerçekleştirmek üzere hazır hale getirilir. 

396
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Ekin Baran Sunar
Seslendiren 28 Ağustos 2019 2:26
Kafası vücudundan ayrı şekilde bulunan, keşfedilen ilk tam boyutlu Pleistosen kurdu fosili Kuzey Yakutya'nın Abyisky bölgesinde gün yüzüne çıkarıldı.Bölge...
29
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
188.2K UP
Türü Ekleyen 4 gün önce
Macropus, Macropodidae (Kangurugiller) ailesi içinde yer alan ve “gerçek kangurular” olarak tanımlanan türleri kapsayan merkezi bir cinstir. Bu cins, evrimsel olarak zıplayıcı lokomosyonun en ileri düzeyde uzmanlaştığı memeli gruplarından birini temsil eder. Macropus üyeleri; morfoloji, kas-iskelet sistemi, enerji kullanımı ve davranışsal adaptasyonlar açısından son derece belirgin ve ayırt edici özellikler gösterir.

Cinsin en temel karakteristik özelliği, arka ekstremitelerin aşırı gelişmişliği ve bu yapıların zıplamaya biyomekanik olarak optimize edilmiş olmasıdır. Uzamış tibia ve femur kemikleri, yüksek kas kütlesi, elastik tendon sistemleri ve gelişmiş kalça eklemi yapısı sayesinde, Macropus türleri yalnızca hareket eden canlılar değil, enerji verimli hareket sistemleri haline gelmiştir. Bu yapı sayesinde uzun mesafeler düşük enerji tüketimiyle aşılabilir; zıplama yalnızca lokomosyon değil, metabolik ekonomi stratejisidir.

Kuyruk, bu cins için yalnızca denge sağlayıcı bir organ değil, aynı zamanda statik pozisyonlarda üçüncü bir destek uzvu gibi çalışan fonksiyonel bir yapıdır. Oturma, beslenme ve yavaş hareket sırasında kuyruk aktif bir taşıyıcı rol üstlenir. Bu özellik, Macropus’u diğer birçok keseli memeliden morfolojik olarak ayırır.

Beslenme açısından Macropus türleri yüksek lifli bitkisel diyete adapte olmuş otçullardır. Sindirim sistemleri, düşük besin değerine sahip otları ve bitkisel materyali parçalayabilecek şekilde evrimleşmiştir. Bu özellik, onları yalnızca tüketici değil, habitat yapısını şekillendiren ekolojik aktörler haline getirir. Otlatma davranışları bitki örtüsünün dağılımını, yenilenmesini ve tür kompozisyonunu doğrudan etkiler.

Üreme biyolojileri, keselilere özgü ileri adaptasyonlar içerir. Kısa gebelik süresi, gelişimini tamamlamamış yavrunun keseye geçmesi ve uzun süreli emzirme süreci, çevresel koşullara karşı yüksek uyum kapasitesi sağlar. Dişilerde görülen embriyonik diapoz mekanizması sayesinde, çevresel koşullar elverişsiz olduğunda embriyo gelişimi biyolojik olarak durdurulabilir. Bu sistem, Macropus cinsinin değişken iklim koşullarında popülasyon sürekliliğini koruyabilmesini sağlayan kritik bir adaptasyondur.

Ekolojik dağılım açısından Macropus türleri; açık savanlar, bozkırlar, yarı kurak alanlar ve çayırlık ekosistemlerde yoğunlaşır. Bu cins, özellikle açık alan ekosistemlerinde alan hakimiyeti, kaynak kullanımı ve mekânsal organizasyon açısından baskın bir rol üstlenir. Sosyal yapıları hiyerarşik olabilir ve bireyler arasında alan paylaşımı davranışsal düzenlemelerle sağlanır.

Macropus, yalnızca bir kanguru grubu değil;
hareket biyomekaniği, enerji ekonomisi, çevresel adaptasyon ve üreme stratejilerinin entegre olduğu evrimsel bir model sistemdir.
Bu yönüyle cins, memeli evriminde lokomosyon temelli adaptasyonun en sofistike örneklerinden biri olarak kabul edilir.
1
Doğukan İstanbul
Çeviren 11 Eylül 2022 3 dk.

Güneş Sistemi dışında keşfedilen TOI-1452 b adlı bir gezegen, yakın zamanda Montreal Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrencisi ve Ötegezegenler Araştırma Enstitüsü (iREx) üyesi Charles Cadieux liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi tarafından keşfedildi. Bu olası "Süper Dünya" hakkındaki bulguları The Astronomical Journal'da yayınlandı.[1]

NASA'ya göre, Güneş Sistemi dışındaki gezegenler veya ötegezegenler, Güneş Sistemimizin ötesindeki gezegenlerin genel adıdır. Çoğu ötegezegen, Dünya'nın Güneş etrafında yaptığına benzer bir şekilde, diğer yıldızların yörüngesinde döner; ancak serbest hareket eden ötegezegenler (veya "başıboş gezegenler") galaktik merkezin yörüngesinde döner ve herhangi bir yıldıza bağlı değildir.

28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Louise Shoulder
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, Antalya
Ilıca Mahallesi, Manavgat, Antalya. Just appeared on my raised balcony. There has been recent flooding in the area and drains are overflowing. May be coincidence.
8
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close