Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
5,000 ATP Ödüllü Soru: Su Olan Herhangi Bir Gezegende Tarım Yapılabilir Mi? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: "Onun gibi düşünmeyi bilmek isterdim" Dediğiniz biri/birileri var mı? Hemen cevapla! Hatice Kutbay'ın cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Tüm Reklamları Kapat
İsmail Okur
2 saat önce
 fizikçi,kimyaci,matematikçi v.s her kim yada  herhangi bir ülkee bulun şu sonsuz enerjiyide çağ değişsin artik...
Zamanı geldi bence

0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
244.7K UP
Çeviren 2 gün önce 3 dk.

Romantik partnerimiz bize bir sorunundan yakınıyorsa, mantıken ona yardım etme zorunluluğu hissederiz. Sevdiğimiz birinin üzülmesini istemeyiz; bu yüzden sorunu çözmeye, tavsiye ve öneriler sunarak üzüntünün kaynağını ortadan kaldırmaya çalışırız.

Ancak bunu yapmaya çalıştığımızda, partnerimiz muhtemelen rahatsız olacak, hüsrana uğrayacak ve hatta öfkelenecektir. Bu pek de mantıklı bir tepki değildir. Eğer bunu deneyimlediysek, yalnız değiliz. Şimdiye kadar kullandığımız kilit kelime mantıktı. Fakat gerçek insan ilişkileri hiçbir zaman tamamen mantıksal olmamıştır.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
204.0K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merhaba
Aristotles’in Retorik adlı eseri, ikna sanatını sistematik biçimde inceleyen ilk kapsamlı çalışmalardan biridir ve yalnızca hitabet tekniklerini değil, insanın düşünme, karar verme ve toplumsal ilişkiler kurma biçimlerini de analiz eder. Aristoteles bu eserinde retoriği, “her durumda mevcut olan ikna araçlarını görme yetisi” olarak tanımlar. Bu tanım, retoriği sadece güzel konuşma sanatı olmaktan çıkarır ve onu akıl yürütme ile doğrudan ilişkilendirir.

Eserde retoriğin üç temel ikna unsuru üzerinden işlediği belirtilir. Ethos (konuşmacının karakteri), Pathos (dinleyicinin duyguları) ve Logos (mantıksal argümanlar). Aristoteles’e göre etkili bir söylem, bu üç unsurun dengeli kullanımını gerektirir. Bu yaklaşım, iknanın yalnızca mantıksal doğrulara dayanmadığını, aynı zamanda güven ve duyguların da belirleyici olduğunu gösterir. Dolayısıyla retorik, insanın hem rasyonel hem de duygusal yönlerini hesaba katan bütüncül bir iletişim teorisi sunar.

Aristoteles ayrıca retoriği üç türe ayırır. Politik (deliberatif), adli (yargısal) ve törensel (epideiktik) retorik. Bu ayrım, söylemin bağlama göre nasıl şekillendiğini anlamak açısından önemlidir. Politik retorik geleceğe yönelik kararları etkilerken, adli retorik geçmişteki eylemleri yargılar; törensel retorik ise değerleri ve erdemleri öne çıkarır. Bu sınıflandırma, retoriğin yalnızca dilsel bir beceri değil, aynı zamanda toplumsal bir pratik olduğunu ortaya koyar.

Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, retoriği sofistlerin yaptığı gibi yalnızca bir manipülasyon aracı olarak görmemesidir. Sofistler, MÖ 5. yüzyılda Antik Yunan'da (özellikle Atina'da) para karşılığında hitabet, siyaset ve erdem dersleri veren gezgin felsefecilerdir. Bilginin göreceli (rölativist) ve şüpheci olduğunu savunan bu düşünürler, doğru bilginin mümkün olmadığını, felsefenin odağını doğadan insan ve topluma çevirerek savunmuşlardır. Aristoteles, retoriği etik bir çerçeveye yerleştirir ve onun doğruyu savunma potansiyeline sahip olduğunu vurgular. Ancak bu noktada bir gerilim de ortaya çıkar. Retorik hem hakikati savunabilir hem de yanıltıcı olabilir. Bu ikili yapı, retoriğin doğası gereği tarafsız bir araç olduğunu, değerinin kullanım biçimine bağlı olduğunu gösterir.

Eleştirel açıdan bakıldığında, Aristoteles’in retoriği sistemleştirmesi büyük bir teorik katkı olmakla birlikte, ikna sürecinde duygulara verilen önem bazı düşünürler tarafından problemli bulunmuştur. Çünkü duyguların manipülasyona açık olması, retoriğin etik sınırlarını tartışmalı hale getirir. Bununla birlikte eser, günümüzde siyaset, hukuk, medya ve iletişim alanlarında hâlâ geçerliliğini koruyan temel kavramlar sunar.

Retorik, yalnızca antik döneme ait bir hitabet kılavuzu değil, insanın nasıl ikna olduğu ve nasıl ikna ettiği üzerine derin bir analizdir. Aristoteles bu eserinde dili, düşünceyi ve toplumu birbirine bağlayan güçlü bir kuramsal çerçeve kurmuş ve retoriği felsefi bir disiplin haline getirmiştir. Aristoteles, retoriği etik bir çerçeveye yerleştirir ve onun doğruyu savunma potansiyeline sahip olduğunu vurgular. Ancak bu noktada bir gerilim de ortaya çıkabilir .Retorik hem hakikati savunabilir hem de yanıltıcı olabilir. Bu ikili yapı, retoriğin doğası gereği tarafsız bir araç olduğunu, değerinin kullanım biçimine bağlı olduğunu gösterir.

Teşekkür ederim.
Kitap
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Beyza Ogmen
Beyza Ogmen
2,905 UP
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, Ankara
ODTÜ Kampüsü, Çarşı yanı
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Yaşam Ağacı Türü
Çınar Civan
Çınar Civan
623.3K UP
Türü Ekleyen 28 Ağustos 2022
Bu takıma bağlı olan türlerin neredeyse hepsi karada yaşamaktadır. Boyları kısa veya orta boy olarak değişiklik göstermektedir. Gagaları kısa ve güçlüdür. Gagalarının ucu genellikle aşağıya doğru kıvrıktır.
2
Tüm Reklamları Kapat
Nevzat Keskin
Seslendiren 2 gün önce 30:48
Giderek artan bir endişe: Büyük İstanbul Depremi. Tarihin en yıkıcı depremlerinden birisinin İstanbul'da yaşanması bekleniyor. Büyük sayılabilecek bir...
12
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 6 Kasım 2019
Bu, bir insan için küçük, insanlık için büyük bir adım.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
26
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Rasyonalist Bilim
Yazar 6 gün önce 7 dk.

Elektrikli itki sistemleri; uzay araçlarının yörünge hareketlerini ayarlamak, araçları belli yörüngede tutmak ve uzayın derinliklerine yolculuk yapmak gibi beliren ihtiyaçlardan ortaya çıkmıştır. Kimyasal roketlere göre daha az maliyetlidir ve daha uzun süre yolculuk yapmaya izin verir. Genellikle kimyasal itki sistemleri, araçların Dünya'dan gönderilmesi için kullanılır. Ancak ana iticinin yapamayacağı, daha düşük güçlü işlemleri gerçekleştirecek başka sistemlerinin de uzay aracına eklenmesi gerekir.[1] Güneş panelleri ile depolanan veya nükleer döngülerle elde edilen enerji, bu düşük güçlü sistemleri harekete geçirmeye yetmelidir. Elektrikli sistemler işte bu ek işlemleri gerçekleştirmek için iyi bir alternatiftir ve özgül itkileri (İng: "specific impulse") diğer itki sistemleri ile karşılaştırıldığında çok daha yüksektir.

Elektrikli sistemler, kendi içinde farklı kaynaklarla desteklenir. Temelde hepsinin mantığı benzerdir. Bir şekilde iyonlaştırılan nötr gaz, genellikle iyonlaşma enerjisi yüksek bir soy gaz, elektrik alan ile hızlandırılarak atılır. Kullanılan tipe göre, sadece pozitif iyonlar atılır veya ısıtılan gaz, pozitif ve negatiflerle birlikte atılır. Yeni elektrikli sistemlerde "iyodin" de kullanılmaya başlanmıştır. İyodin katı halde depolanır, oda sıcaklığında gaz haline gelir ve iyonlaşma süreci benzer şekilde devam eder.

7
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim ve bilimseverler sıkıcı değildir! Evrim Ağacı Etkinlik Platformu'nu kullanarak bulunduğun şehirde veya internet üzerinde toplantılar, etkinlikler, buluşmalar düzenleyebilir, diğerlerinin düzenlediği etkinliklere katılabilirsin. Ayrıca eğer bilimle ilgili bir iş, staj, burs veya eğitim arıyorsan veya bu pozisyonları dolduracak bilimseverler, bilim insanları ve öğrenciler arıyorsan, Evrim Ağacı İlan Platformu'nu kullanarak Türkiye'deki ve Dünya'nın her yanındaki bilimseverlerin oluşturduğu ağa katılabilir, bu ağa güç katabilirsin!

İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
204.0K UP
İnceleyen 6 gün önce
Merhaba
René Descartes’ın Meditasyonlar adlı eseri, modern felsefenin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir ve temel amacı kesin, şüphe götürmez bilgiye ulaşmaktır. Descartes bu hedefe ulaşmak için “metodolojik şüphe” adını verdiği bir yöntem geliştirir. Bu yönteme göre, en küçük bir şüphe ihtimali taşıyan tüm inançlar geçici olarak reddedilmelidir. Duyuların zaman zaman bizi yanılttığını gözlemleyen Descartes, dış dünyaya dair bilgilerin güvenilirliğini sorgular. Hatta daha ileri giderek, rüya görüyor olabileceğimizi ve tüm deneyimlerimizin bir yanılsama olabileceğini öne sürer. Bu radikal şüphe, aslında bilgiyi tamamen yıkmak için değil, sağlam bir temel bulmak için kullanılan sistematik bir araçtır.

Bu şüphe süreci içinde Descartes, şüphe etmenin kendisinin bile bir kesinlik içerdiğini fark eder. Çünkü şüphe eden bir özne vardır ve bu öznenin varlığı inkar edilemez. Böylece ünlü “Düşünüyorum, öyleyse varım yani Cogito, ergo sum sonucuna ulaşır. Bu önerme, yalnızca bireysel varoluşun kanıtı değil, aynı zamanda bilginin özne merkezli olarak kurulmasının başlangıcıdır. Artık bilgi, dış dünyadan değil, düşünen öznenin bilincinden temellendirilir. Bu yaklaşım, modern felsefede öznenin merkezi rolünü belirleyen önemli bir kırılma noktasıdır.

Descartes, bu temel kesinlikten hareketle daha geniş bir bilgi sistemi kurmaya çalışır. Bu noktada Tanrı’nın varlığı önemli bir rol oynar. Descartes’a göre, insan zihninde bulunan “mükemmel varlık” fikri, kusurlu bir varlık olan insan tarafından üretilemez; bu fikir ancak gerçekten var olan mükemmel bir varlık tarafından zihne yerleştirilmiş olabilir. Bu nedenle Tanrı vardır ve aldatıcı değildir. Tanrı’nın aldatıcı olmaması, insanın açık ve seçik olarak kavradığı bilgilerin doğru olduğunun garantisi olarak görülür. Ancak bu argüman, Descartes’ın Tanrı’yı bilginin garantisi olarak kullanırken yine açık ve seçik algılara dayanması nedeniyle “döngüsellik” eleştirisine maruz kalmıştır.

Descartes’ın bir diğer önemli katkısı zihin ve beden arasında yaptığı ayrımdır. Ona göre zihin, düşünen ve bilinçli olan bir tözdür; beden ise uzamda yer kaplayan, maddi bir varlıktır. Bu iki töz birbirinden tamamen farklıdır ve farklı özelliklere sahiptir. Bu görüş, düalizm olarak adlandırılır ve modern zihin felsefesinin temel problemlerinden birini ortaya çıkarır: Zihin ve beden birbirinden tamamen farklıysa, nasıl etkileşime girerler? Descartes bu etkileşimi tam olarak açıklayamaz ve bu durum onun sisteminin zayıf noktalarından biri olarak görülür.

Descartes, Tanrı’nın varlığını ve güvenilirliğini kabul ettikten sonra dış dünyanın varlığını yeniden temellendirir. Artık duyular tamamen güvenilmez değildir; doğru kullanıldıklarında bilgi sağlayabilirler. Böylece Descartes, şüpheden kesinliğe, özneden dış dünyaya doğru ilerleyen bir bilgi sistemi kurar.

Descartes'in tüm bu açıklamalına karşı çıkan yorum yapan bir çok düşünür vardır. İlk olarak John Locke, Descartes’ın doğuştan fikirler anlayışına karşı çıkar. Descartes’a göre bazı temel fikirler (örneğin Tanrı fikri) zihinde doğuştan bulunur. Locke ise zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur. Ona göre tüm bilgi deneyimden gelir. Bu bağlamda Locke, Descartes’ın rasyonalizmine karşı ampirizmi geliştirerek güçlü bir alternatif sunar.

Bir diğer önemli eleştirmen David Hume’dur. Hume, Descartes’ın kesin bilgi arayışını fazla iyimser bulur. Ona göre insan zihni, neden-sonuç ilişkileri gibi temel kavramları bile kesin olarak bilemez; bunlar alışkanlıkların ürünüdür. Bu açıdan Hume, Descartes’ın ulaşmaya çalıştığı kesinlik idealini ciddi biçimde sarsar ve daha radikal bir şüpheciliğe yönelir.

Immanuel Kant ise Descartes ile Hume arasında bir sentez kurmaya çalışır. Kant, Descartes’ın akla verdiği önemi kabul eder, ancak bilginin yalnızca akıldan değil, aynı zamanda deneyimden de beslendiğini savunur. Ona göre zihin, deneyimi şekillendiren bazı apriori (deneyim öncesi) kategorilere sahiptir. Kant böylece Descartes’ın özne merkezli yaklaşımını geliştirir, fakat Tanrı gibi metafizik iddiaların kesin olarak kanıtlanamayacağını ileri sürer.

Baruch Spinoza ise Descartes’ın düalizmini eleştirir. Descartes zihin ve bedeni iki ayrı töz olarak görürken, Spinoza bunların aslında tek bir tözün (Tanrı ya da doğa) farklı görünümleri olduğunu savunur. Bu yaklaşım, düalizmin yarattığı zihin ve beden etkileşim problemini aşma girişimi olarak değerlendirilebilir.

Son olarak Friedrich Nietzsche, Descartes’ın “düşünen özne” anlayışını kökten sorgular. Nietzsche’ye göre “ben” dediğimiz şey sabit ve temel bir öz değil, dilin ve alışkanlıkların bir ürünüdür. Bu nedenle “Düşünüyorum, öyleyse varım” ifadesi bile yanıltıcıdır; çünkü ortada sabit bir “ben” olduğu varsayımına dayanır.

Meditasyonlar, aslında bilginin temellerini sorgulayan, özneyi merkeze alan ve aklı en güvenilir bilgi kaynağı olarak gören rasyonalist bir yaklaşım sunar. Bununla birlikte, Tanrı’nın varlığına dair kanıtların ikna ediciliği, zihin ve beden etkileşiminin açıklanamaması ve bireysel bilince aşırı vurgu yapılması gibi yönleri nedeniyle eleştirilmiştir. Buna rağmen eser, modern felsefenin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamış ve sonraki filozoflar için vazgeçilmez bir tartışma zemini oluşturmuştur.
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Meditasyonlar - Gassendi'nin Meditasyonlar'a İtirazı ve Descartes'in Bu İtirazlara Yanıtı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Aysel Kulup
2 gün önce
Zamanında bir hızı varsa ve biz bu hızı geçersek zamanından daha hızlı gider miyiz ve biz bu hızdan daha yavaş kalırsak zamanında geriye gider miyiz bu mümkün müdür
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Belli bir zaman ve mekandaki ahlak nedir? Çoğunluğun o zamanda ve mekanda sevdiği neyse odur."
Alfred North Whitehead
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)