Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
G. Deniz Salalı
Yazar 6 Kasım 2020 9 dk.

Pandemiyi önlemedeki en büyük umudumuz, COVID-19’a karşı başarılı bir aşı geliştirilmesi olarak görünüyor. Ancak başarılı bir aşının geliştirilmesi tek başına yeterli olmayacak. Bir aşının başarılı olup sürü bağışıklığının sağlanması için, toplumda yeterli sayıda insanın aşılanması gerekiyor. Bunun için aşı temini kadar, insanların aşı yaptırmaya karşı olan tutumları da önemli.

İnsanların neden bazı inanç ve fikirleri diğerlerinden daha çekici bulduğu, birçok evrimsel davranış bilimci gibi benim de hep ilgimi çekmiştir. Pandeminin başlangıcından beri birçok insanın yeni koronavirüsün kökeni hakkında farklı teorilere inandığını gözlemledim. Bu nedenle, Dokuz Eylül Üniversitesi'nden meslektaşım sosyal psikolog Mete Sefa Uysal ile birlikte, yeni koronavirüsün kökeni ve insanların potansiyel COVID-19 aşısı hakkındaki görüşleri üzerine bir araştırma yapmaya karar verdik. Türkiye'den 3936 katılımcıya ve Birleşik Krallık’tan 1088 katılımcıya potansiyel bir COVID-19 aşısına ilişkin aşı olma isteklerini ve virüsün kökenine yönelik inançlarını [doğal (örn. vahşi yaşamdan kaynaklanan) / yapay (örn. bir laboratuvarda üretilen) / emin değil)] sorduk.

75
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Çeviren 5 Aralık 2020 2 dk.

Toprak, besin döngüsü ve karbon depolaması için gerekli olan yaşamla doludur. Toprak, mikroorganizma ve makroorganizmalarla dolu canlılar dünyasını içerir ve toprak bu organizmalara yaşam ortamı sağlar.

Bunun nasıl işlediğini daha iyi anlamak için, EMBL ve Tartu Üniversitesi (Estonya) liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, topraktaki bakteri ve mantarlarla ilgili ilk küresel çalışmayı gerçekleştirdi. Elde ettikleri sonuçlar, bakteri ve mantarların besin elde etmek için sürekli rekabet halinde olduklarını ve birbirlerine göre daha avantajlı olabilmek için bir antibiyotik direnci ürettiklerini gösteriyor. Bu çalışma, ayrıca iklim değişikliğinin toprak üzerindeki etkisini tahmin etmeye yardımcı olabilir ve tarımda doğal toprak bileşenlerini daha iyi kullanmamıza yardımcı olabilir.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 19 Mayıs 2011 52 dk.

Ölüm, kendimizi bildik bileli anlamlandırmaya çalıştığımız ürkütücü bir olgudur.

Bir düşünün: Evren'in var olduğu o ilk andan, yani Büyük Patlama'dan beri geçen 13.82 milyar yıl boyunca, neredeyse 1 saniye bile var olmadık. Büyük Patlama'dan, doğduğumuz âna kadar geçen zamana dair en ufak bir anımız, bilincimiz, algımız yok; halbuki en azından son 4 milyar yıl içinde, biz doğmadan önce milyarlarca insan, hayvan ve diğer canlı türü yaşadı. Onların bilinci vardı, o dönemlerin en azından bir kısmına dair algıları vardı. Yani Evren, biz yokken de vardı!

194
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arya Elçi
Arya Elçi
63.4K UP
Yazar 5 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 19 Aralık 2020
Büyük Kavuşum’u nerede görebilirim? Güneş’in battığı yere yakın konumda. Jüpiter ile Satürn‘ün bu yakın geçişi, güneybatı yönünde gerçekleşecek. Gezegen çifti, Güneş ve Dünya neredeyse düz olan geometrik bir çizgi üzerinde bulunuyorlar. Bu yüzden, Dünya’nın her yerinden gezegenlerin de Güneş’in battığı yerden battığı görülecektir. Büyük Kavuşum’u ne zaman görebilirim? Gün batımından hemen sonra. İki gezegenin bulunduğu yön Güneş’e çok yakın olduğu için, her zaman gökyüzünde Güneş’in yakınında görünürler. Ancak en iyi şekilde, Dünya Güneş’i kapattığında ve gezegenleri henüz kapatmadığı sırada yani gün batımında görünürler. Kısa süre sonra, Jüpiter ile Satürn de batacak, bu yüzden geç kalmayın! Yarın, Büyük Kavuşum’u görebileceğim tek gece mi? Yarın gece gaz devleri birbirlerine en yakın konumda görünecek olsalar da önümüzdeki birkaç gün içinde de olağandışı biçimde yakın olacaklar. Teknik olarak, en yakın geçiş 21 Aralık’ta saat 18.20 UTC’de gerçekleşecek. Ufukta Büyük Kavuşum’un yakınında patlayan bir yanardağ olacak mı? Evet, örneğin bu görselin çekildiği Guatemala‘da yaşıyorsanız. Diğer türlü, hayır. Geçen hafta çekilen bu fotoğrafta, Jüpiter ile Satürn sağ tarafta ağacın hemen üzerinde görünüyor ve zodyak ışığının dağılmış parıltısı ile yıkanıyor.
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
111.7K UP
İnceleyen10 1 gün önce
Fen Bilgisi Öğretmenliği Lisans Programı'nda almış olduğum "Astronomi" dersinde kullandığımız kaynaktı.

Evrenin oluşumu, kozmoloji, yıldızlar, galaksiler ve temel astronomi kavramlarını matematiksel detaya boğmadan, anlaşılır bir dille aktarmasıyla özellikle lisans seviyesindeki öğrenciler için oldukça erişilebilir bir eser. Astronomiye yeni başlayan bireyler için sağlam bir kavramsal temel oluşturur. Görsel anlatımlar ve örnekler, soyut kavramların zihinde canlandırılmasını kolaylaştırmaktadır.

Öte yandan, kitabın bu giriş seviyesi yaklaşımı, konulara derinlemesine ilgi duyan ya da ileri düzey fizik ve matematik altyapısı arayan okurlar için sınırlı kalabilir. Bazı başlıklar yüzeysel ele alınmakta ve teknik ayrıntılar bilinçli olarak dışarıda bırakılmaktadır. Bu nedenle eser, ileri düzey bir referans kitabından çok, temel bir başlangıç ve yönlendirici kaynak olarak değerlendirilmelidir.

Genel olarak Evren 101, astronomiye ilgi duyan öğrenciler, öğretmen adayları ve bilim okuryazarlığını geliştirmek isteyen okurlar için başarılı bir giriş kitabıdır. Daha derin akademik kaynaklara geçmeden önce okunması, kavramsal altyapıyı güçlendiren faydalı bir adım olacaktır.
Kitap
8.5/10
(6 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Astronomy 101
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.6K UP
Türü Ekleyen 1 gün önce
Macropus, Macropodidae (Kangurugiller) ailesi içinde yer alan ve “gerçek kangurular” olarak tanımlanan türleri kapsayan merkezi bir cinstir. Bu cins, evrimsel olarak zıplayıcı lokomosyonun en ileri düzeyde uzmanlaştığı memeli gruplarından birini temsil eder. Macropus üyeleri; morfoloji, kas-iskelet sistemi, enerji kullanımı ve davranışsal adaptasyonlar açısından son derece belirgin ve ayırt edici özellikler gösterir.

Cinsin en temel karakteristik özelliği, arka ekstremitelerin aşırı gelişmişliği ve bu yapıların zıplamaya biyomekanik olarak optimize edilmiş olmasıdır. Uzamış tibia ve femur kemikleri, yüksek kas kütlesi, elastik tendon sistemleri ve gelişmiş kalça eklemi yapısı sayesinde, Macropus türleri yalnızca hareket eden canlılar değil, enerji verimli hareket sistemleri haline gelmiştir. Bu yapı sayesinde uzun mesafeler düşük enerji tüketimiyle aşılabilir; zıplama yalnızca lokomosyon değil, metabolik ekonomi stratejisidir.

Kuyruk, bu cins için yalnızca denge sağlayıcı bir organ değil, aynı zamanda statik pozisyonlarda üçüncü bir destek uzvu gibi çalışan fonksiyonel bir yapıdır. Oturma, beslenme ve yavaş hareket sırasında kuyruk aktif bir taşıyıcı rol üstlenir. Bu özellik, Macropus’u diğer birçok keseli memeliden morfolojik olarak ayırır.

Beslenme açısından Macropus türleri yüksek lifli bitkisel diyete adapte olmuş otçullardır. Sindirim sistemleri, düşük besin değerine sahip otları ve bitkisel materyali parçalayabilecek şekilde evrimleşmiştir. Bu özellik, onları yalnızca tüketici değil, habitat yapısını şekillendiren ekolojik aktörler haline getirir. Otlatma davranışları bitki örtüsünün dağılımını, yenilenmesini ve tür kompozisyonunu doğrudan etkiler.

Üreme biyolojileri, keselilere özgü ileri adaptasyonlar içerir. Kısa gebelik süresi, gelişimini tamamlamamış yavrunun keseye geçmesi ve uzun süreli emzirme süreci, çevresel koşullara karşı yüksek uyum kapasitesi sağlar. Dişilerde görülen embriyonik diapoz mekanizması sayesinde, çevresel koşullar elverişsiz olduğunda embriyo gelişimi biyolojik olarak durdurulabilir. Bu sistem, Macropus cinsinin değişken iklim koşullarında popülasyon sürekliliğini koruyabilmesini sağlayan kritik bir adaptasyondur.

Ekolojik dağılım açısından Macropus türleri; açık savanlar, bozkırlar, yarı kurak alanlar ve çayırlık ekosistemlerde yoğunlaşır. Bu cins, özellikle açık alan ekosistemlerinde alan hakimiyeti, kaynak kullanımı ve mekânsal organizasyon açısından baskın bir rol üstlenir. Sosyal yapıları hiyerarşik olabilir ve bireyler arasında alan paylaşımı davranışsal düzenlemelerle sağlanır.

Macropus, yalnızca bir kanguru grubu değil;
hareket biyomekaniği, enerji ekonomisi, çevresel adaptasyon ve üreme stratejilerinin entegre olduğu evrimsel bir model sistemdir.
Bu yönüyle cins, memeli evriminde lokomosyon temelli adaptasyonun en sofistike örneklerinden biri olarak kabul edilir.
0
Deha Kaykı
Deha Kaykı
199.4K UP
Yazar 24 Aralık 2023 11 dk.

Dünya'nın iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi sorunlarla karşı karşıya olduğu günümüzde, bilim insanları çeşitli inovatif çözümler aramaktadır. Bu bağlamda, uzayın soğuk ortamının gezegenimizin ısınmasını kontrol etmede etkili olabileceği düşünülmektedir. Bu inovatif fikirleri gerçeğe dönüştürmek isteyen araştırmacılar; çevresinden aldığı ısıyı uzaya gönderen plastik malzemeler, boyalar ve ahşap malzemeler geliştirmeye çalışmaktadır. Bu malzemeleri üretebilmenin yolu ise pasif ışınımlı soğuma (İng: "Passive radiative cooling") isimli bir teknolojiden yararlanmaktır. Bu makalede pasif ışınımlı soğuma teknolojileri, bu teknolojinin temel prensipleri ve farklı alanlardaki uygulamaları incelenecektir.

Pasif ışınımlı soğuma, bir cismin kızılötesi radyasyon aracılığıyla ısı kaybetmesi prensibine dayanmaktadır. Bu temel prensip; malzeme seçimi, yüzey tasarımı ve atmosfer koşulları gibi faktörlere bağlı olarak optimize edilebilmektedir. Atmosferdeki gazlar, moleküler vibrasyon ve rotasyon gibi içsel enerji seviyelerine bağlı olarak belirli dalga boylarındaki elektromanyetik radyasyonu soğurmaktadır. Bu da belirli atmosferik katmanlarda enerji dağılımında farklılıklara yol açmaktadır. Ancak atmosferdeki gazların hiçbiri, dalga boyu 8-13 mikrometre olan ışık ışınlarını soğuramamaktadır. Bu dalga boyuna sahip ışınlar, ışıma yaptıklarında atmosferin içinden geçerek uzaya gidebilmektedir. Bu durum da sıcaklığın ortam sıcaklığının altına düşmesini sağlayarak pasif ışınımlı soğuma teknolojisinin çalışma prensibini oluşturmaktadır.[1]

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🧠 Osteopati, vücudun kas-iskelet sistemine odaklanan bir manuel terapi yaklaşımıdır. Osteopatik uygulamalar; eklem mobilizasyonu, yumuşak doku teknikleri ve vücut bütünlüğünü gözeten dokunma temelli müdahaleler gibi yöntemleri kapsar.

🔬 Bununla birlikte, osteopatinin bilimsel olarak etkinliği ve mekanizmalarının ne ölçüde kanıtlandığı konusu uzun süredir tartışmalı. Bazı çalışmalar, belirli kas-iskelet ağrısı ve fonksiyon bozukluklarında olumlu sonuçları gösterirken; diğer çalışmalar bu yöntemlerin etkinliğini destekleyecek yeterli bilimsel kanıtın henüz mevcut olmadığını vurguluyor.

📊 Özellikle bel ve boyun ağrısı, baş ağrısı ve bazı eklem problemleri gibi durumlarda osteopatik müdahalelerin etkisi üzerine çeşitli araştırmalar yapılmış olsa da, bunların sonuçları arasında tutarlı ve geniş çapta genellenebilir bir bilimsel destek düzeyi konusunda fikir birliği bulunmadığı belirtiliyor. Yani bu alanın daha net kanıtlar için araştırma ihtiyacı taşıdığı düşünülüyor.

🧪 Osteopatinin farklı tekniklerinin karmaşık yapısı, kontrol grubu oluşturma ve plasebo etkilerini ayırt etme gibi metodolojik zorluklar nedeniyle sistematik değerlendirmeleri zorlaştırabiliyor. Bu da, elde edilen sonuçların genel popülasyona nasıl uygulanabileceği konusunda belirsizliklere yol açıyor.

💡 Özetle, osteopati bazı kişilerde fayda sağlayabilir; ancak genel olarak bilimsel kanıtlar daha geniş ve güçlü çalışmalara ihtiyaç duyduğunu düşündürebilir. Bu nedenle bu yaklaşımın etkinliği ve kapsamı hâlen bilimsel çalışmalarda daha net belirlenmeye çalışılıyor.

Yazar: Jonathan Jarry M.sc
Çeviren: Sıla Gürçınarlı
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
İnceleme
Önder Altunlu
Önder Altunlu
50.4K UP
İnceleyen4 6 gün önce
gerçekçi olmayan diyaloglar vs.. berbattı kısaca
Film
8.6/10
(7 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Cemre Güneş
Gözlemi Yapan 20 Haziran Türkiye, Ankara
Ev ortamında iki kez karşılaştım, ilkinde tavandan ağ ile sarkıyordu , ikincisinde de fotoğraf makinemin şarjı bittiğinden hemen telefon ile bu fotoğrafları çektim. Yakalayabilirsem minik bir yaşam alanı oluşturup bu sefer kameramla çekerim. Pek bilimsel olmadı ama neyse.
4
1 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 14 saat önce 53:10
Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl...
4
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 13 Nisan 2019 28 dk.

Kara delikler, uzayda yol alan hiçbir maddenin ve ışık da dahil hiçbir radyasyonun kaçamayacağı kadar büyük kütleçekim alanlarıdır. Astronomik tanımıyla bir kara delik, büyük kütleli yıldızların süpernova patlamasıyla ölmesi sonucunda oluşan, bilinen en sıkışık (kompakt) gök cismidir. Yani kara delikler, aslında ölü yıldızlardır; çünkü yeterince büyük kütleli yıldızların yakıtı bittiğinde, kendi üzerine çökerler ve bir kara delik oluştururlar. Kara deliklerin olay ufku denilen bölgelerinde kütleçekim kuvveti öylesine güçlüdür ki bu noktadan itibaren ışık dahi kara deliğin çekiminden kaçamaz. Işığın kaçamaması sebebiyle, bir renkleri veya gözle görünür ışımaları yoktur ve bu nedenle "kara" olarak adlandırılırlar.

Birçok bilimkurgu filmine de konu olan, oldukça popüler bir konu olmasının yanı sıra, bilim dünyasında da hala sıcak bir araştırma konusudur. Şartların ekstremliği ve bildiğimiz fiziğin sınırlarını zorlaması onu oldukça ilgi çekici bir gök cismi haline getirir. Bu nedenle herkes tarafından çokça dile getirilmiş olması, onun hakkında birçok yanlış bilginin de yayılmasına neden olmuştur.

499
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hüseyin Güngör
İnceleyen5 5 Kasım 2024
Gerekli bir yapım mıydı? Evet. Olmasa da olur mu? Olur... Wanda Vision'da tanıttıkları ve sevilen karakter Agatha'nın üstüne de eğilmeliyiz dediler ve doğru yaptılar. Marvel elindeki her karakteri kullanmaya çalışıyor, yani ne kadar çok yapım o kadar iyi gibi kendisine yakışır bir ticari kafayla hareket ediyor bence. Jac Shaeffer da Black Widow filminde Black Widows filmi çektiği gibi Agatha dizisinde de yine başka bir karakterin dizisini çekmiş. Sloganı iddialı ama fazla kaliteli bulmadım. Wanda Vision bile ite kaka işlenmişti. Dizinin vurucu tek bir elementi vardı bence ki onu bile muazzam kullanmışlar diyemem. Sağlam bir cadı dizisi de diyemem. Farklı bir ton olması güzel sadece. Bu arada Wanda Vision'ı tekrar ediyor da çok rahatlıkla diyebilirim. Özetle olmasa da olur ama meraklısı izleyebilir.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 23 Eylül 2021 17 dk.

Beyin çipi, çoğunlukla felçli hastalarda uygulanmak üzere; oldukça küçük bir tasarıma sahip olan ve beyin yüzeyine yerleştirilen cihazlardır. Bu cihazlar sayesinde beyinde gerçekleştirilen aktivitelerin izlenmesi amaçlanır.

2016 yılında Elon Musk’ın kurduğu Neuralink şirketi ile birlikte sıklıkla konuşulmaya başlayan beyin çipleri aslında ilk defa gerçekleştirilmiş bir çalışma değildir. Aksine, 1960’lı yıllardan itibaren bu konuda yapılmış birçok çalışma bulunmaktadır. Bu konudaki ilk çalışmalar, beyindeki aktiviteleri takip edebilmek ve bunları belirli komutlara dönüştürebilmek için maymunlar üzerinde gerçekleştirildi. Günümüzde beyin çipleri ile ilgili yapılan çalışmalar genellikle 1970’li yılların başlarında ortaya çıkan "beyin-makine arayüzü" terimi ile anılmaktadır.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
105
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Yusuf Sarıgöz
Yusuf Sarıgöz
127.0K UP
Blog Yazarı 1 dk.

Öncelikle belirtmek isterim ki yazılanlar benim şahsi fikirlerimdir. Kısa bir öz eleştiri yaparsak ahlakın zamanla değiştiğini görürüz. Buna bir örnek gösterelim 7 yaşında ki bir çocuk için küfür etmek ahlaka aykırı olarak düşünülebilir. Bu çocuk için 10 yıl sonra küfür etmek bir ahlaksızlık olarak algılanmayabilir.

Bunu iddia etmek yanlış bir düşünce yapısıdır. Buna bir örnek verelim. Bir kişi ahlakın aile tarafından öğrenilen ve o şekilde kalan bir olgu olarak savunduğunu var sayalım bu hatalıdır. Çünkü ahlak dediğimiz şey kişinin yaşadıkları ve edindiği bilgi birikimi ile çevresini değerlendirdiği bir bakış açısıdır.

25
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Erdem Kentel
5 gün önce
Bence bilim mutlak doğru değil.şuan işe yarayan en iyi açıklamadır.zamanın şartlarında en makul olandır.
32 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
EtkinlikEğitim
Fırat Gümüştekin
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce İstanbul₺500,0016 Şubat
Sinematografik Anlatıda İleri Seviye Kurgu: Final Cut Pro Eğitimi
16 Şubat 2026 18:00 tarihinden 16 Şubat 2026 21:00 tarihine kadar.

"Bir yönetmen gözüyle, ham görüntülerin nasıl profesyonel bir hikayeye dönüştüğünü keşfedin. Bu eğitimde sadece Final Cut Pro'nun teknik araçlarını değil; kurgu ritmi, renk derecelendirme (color grading) ve görsel devamlılık gibi sinematografik unsurları nasıl bilimsel bir titizlikle işleyeceğimizi öğreneceğiz. Özellikle bilimsel belgeseller ve kısa filmler için etkili kurgu tekniklerine odaklanacağız."

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 21 Ocak 2019
Bir çiçeğin ardındaki bilimi bilmek ona sadece heyecan ve gizem katar. İnsanlar bunun ondan bir şey çaldığına nasıl inanır, anlamıyorum.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
31
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj
Teşekkürler, Suat Ayöz!

Evrim Ağacı'na bugüne yaptığın tüm katkılar için çok teşekkürler! Evrim Ağacı'nda yayınladığın veya yayınlanmasına katkı sağladığın 27 içerik sayesinde Türkiye'de bilimsel bilgiye erişim bir o kadar kolay. Hep birlikte, daha da güzel işler başarmaya devam!

Devamını Göster
Teşekkürler, Suat Ayöz!
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close