Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Apollo 14: Antares’ten Bir Manzara

Apollo 14’ün Ay Modülü Antares, 5 Şubat 1971’de Ay’a indi. Görev süresinin sonlarına doğru astronot Ed Mitchell, bir pencereden dışarı bakarken Ay yüzeyinin bir dizi fotoğrafını çekti. Bu kareler, Apollo Lunar Surface Journal editörü Eric Jones tarafından birleştirilerek bu ayrıntılı mozaik hâline getirildi. Görüntü, Apollo 14 astronotları ikinci ve son Ay yürüyüşlerini tamamladıktan sonra, iniş noktasının kuzeybatısındaki Fra Mauro yaylaları üzerinden uzanan manzarayı gösteriyor. Ön planda dikkat çeken araç, aletleri ve örnekleri taşımak için kullanılan, iki tekerlekli ve rikşayı andıran Modular Equipment Transporter. Ufka yakın, üst orta kısımda “Turtle rock” (Kaplumbağa kayası) adı verilen, yaklaşık 1,5 metre genişliğinde bir kaya var. Kaplumbağa kayasının altındaki sığ kraterde ise Mitchell’in cirit atar gibi fırlattığı örnekleme aletinin uzun beyaz sapı görünüyor. Mitchell’in Ay’daki yürüyüş arkadaşı ve uzaya çıkan ilk Amerikalı Alan Shepard da, derme çatma bir altı numara demirle iki golf topuna vurmuştu. Shepard’ın toplarından biri, Mitchell’in “ciriti”nin hemen altında beyaz bir nokta olarak zar zor seçiliyor.

17 Ocak 2026 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kredisi: Edgar Mitchell, Apollo 14, NASA; Mozaik - Eric M. Jones
Çeviren: Eyüp Akman

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Ögetay Kayalı
Yazar 21 saat önce 12 dk.

Bilimde sonuçlara nasıl ulaşıldığı oldukça önemlidir. Çünkü bir iddianın bilimsel olup olmadığını belirlemede iddianın hangi yöntemle üretildiği, hangi verilerle desteklendiği ve hangi koşullarda yanlışlanabileceği kritik rol oynar. Bu nedenle bilimsel düşünce, çoğu zaman gündelik sezgilerimizle çatışır ve bizi rahatsız edici belirsizliklerle yüzleştirir.

Popüler bilim anlatıları ise doğası gereği bu belirsizlikleri sadeleştirir hatta kimi zaman geri plana iter. Gerçekleştirilen sadeleştirme doğru yapıldığında bilime erişimi arttırma konusunda son derece önemli bir yere sahiptir. Ancak sınır çizilmediğinde popüler anlatı ile bilimsel yöntem arasındaki fark giderek silikleşebilir.

4
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Murat Koyun
Murat Koyun
31.4K UP
Aktaran 14 Temmuz 2021 4 dk.

Gökbilimciler, Jüpiter'in muhteşem X-ışını auroralarının emisyonunu onlarca yıldır incelemekteler. Bu auroraların X-ışını renkleri, Jüpiter'in atmosferine çarpan iyon adı verilen elektrik yüklü parçacıklar tarafından tetiklendiklerini göstermektedir. Ancak gökbilimciler, iyonların ilk etapta atmosfere nasıl ulaşabildiklerine dair hiçbir fikre sahip değillerdi.

Şimdiyse, ilk defa, iyonların Jüpiter'in manyetik alanında atmosfere doğru elektromanyetik dalgalarda gezindiğini gözlemlediler. Önemli ipuçları, Avrupa Uzay Ajansı'nın (İng: European Space Agency) XMM-Newton Teleskobu ve NASA'nın Juno uzay sondasından alınan yeni bir veri analizinden geldi.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sabri Küsüroğlu
Yazar 5 Aralık 2024 5 dk.

Kabul ve Kararlılık Terapisi (İng: "Acceptance and Commitment Therapy"), psikoterapide nispeten yeni bir yaklaşımdır ve psikolojik esneklik geliştirmeye odaklanır. Steven C. Hayes ve ekibi tarafından geliştirilen bu yöntem, bilişsel davranışçı terapilerle (BDT) benzer temellere dayansa da geleneksel terapilerden ayrılan özgün prensiplere sahiptir. ACT'nin amacı, bireylerin duygusal ve düşünsel deneyimlerinden kaçınmak yerine, bunları kabullenerek daha anlamlı ve değer odaklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olmaktır.[1][2]

Kabul ve Kararlılık Terapisinin temel ilkeleri, bireylerin yaşamla kurdukları ilişkiyi yeniden çerçevelemeye dayanır. Bu yaklaşım, insanların duygularını ve düşüncelerini bastırmak yerine kabul etmelerini, ardından kendi değerleri doğrultusunda harekete geçmelerini hedefler. ACT'nin altı ana ilkesi vardır: Kabul, bilişsel ayrışma, şimdiki ana odaklanma, değerlerin belirlenmesi, kararlılık ve benlik algısı. Bu ilkeler bir araya geldiğinde, bireyin yaşamın zorluklarına karşı daha dirençli bir tavır takınmasını sağlar.

15
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yasemin Akın
Yasemin Akın
207.1K UP
Çeviren 17 Şubat 2021 19 dk.

Birçok virüs, yüksek evrimleşme hızına sahiptir. Bu yüksek evrimleşme hızı, büyük popülasyon boyutlarına, kısa çoğalma sürelerine ve virüslerin mutasyon hızı bağlıdır. Özellikle mutasyon oranı, taksonlar arasındaki evrimleşme oranının önemli bir belirleyicisidir. Virüs bağlamında mutasyon oranı, viral genomun replikasyonu sırasında yapılan hataların oranıdır. Bu, bir popülasyonda mutasyonların sabitlendiği veya tüm bireylerde bu mutasyonun mevcut olduğu oran olan sabitlenme (İng: "substitution") oranının tersidir. Bir yavru popülasyonda üretilen genetik çeşitlilik miktarını tahmin etmek için mutasyon oranları kullanılırken, belirli bir soy ya da takson için evrim oranını tahmin etmek için sabitlenme oranı kullanılır.

Popülasyon genetiğinde önemli bir parametre, nükleotid bölge başına mutasyon oranının ve genom boyutunun bir ürünü olan genomik mutasyon oranıdır. Genomik mutasyon oranı, her yavrunun ebeveyn genomuna kıyasla sahip olacağı ortalama mutasyon sayısını belirtir. DNA virüsleri tipik olarak, bir hücre enfeksiyonuna (İng: "cell infection", "c") düşen nükleotid bölgesi (İng: "nucleotide", "n") başına sabitlenme (s/n/c) ölçeğinde, 10-8-10-6 sabitlenme düzeyinde bir mutasyon oranına sahiptir. Bununla birlikte RNA virüsleri 10-6-10-4 s/n/c arasında değişen daha yüksek mutasyon oranlarına sahiptir. Taksonomik alana bağlı olarak değişen oranlara rağmen daha küçük genomlu türler, genomik mutasyon hızları ve genom boyutları arasında negatif bir korelasyon sergiler. Öyle ki genom başına mutasyon oranları nispeten sabittir.

87
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Kadir Çiçek
Kadir Çiçek
103.7K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Önemli olan soru sormayı bırakmamaktır. Merakın var olmak için kendi nedeni vardır
Kaynak: Einstein’ın William Miller Jr.’a yazdığı mektuptan (1955). (Einstein on Curiosity and Questioning)
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnsanın tehlikeli bir durumda kafasına bir darbe almadan sadece Korku veya Başka sebeblerden kendi kendine bayılması bana çok garip geliyo çünkü tehlikeli bir durumda bayılmak yapılabilecek en kötü seçim bu olabilir ve bu durum herkes'dede olmuyor bunun sebebi,nedeni nedir?
102 görüntülenme
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 3 gün önce 2 dk.

Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, toprakta yeterli azot bulunması durumunda tropikal ormanlar, ormansızlaştırmadan sonra iki kat daha hızlı toparlanabiliyor.

University of Leeds liderliğindeki bir bilim insanı ekibi, besin maddelerinin ormanların yeniden büyümesini nasıl etkilediğini incelemek amacıyla dünyanın en büyük ve en uzun süreli deneyini gerçekleştirdi. Çalışma, ağaç kesimi ve tarım gibi faaliyetler nedeniyle temizlenmiş alanları kapsıyor.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Bora Cüneyt Akçakın
Seslendiren 17 Aralık 2024 19:46
Artemis görevleri ertelendi! Eski ile yeniyi nasıl karşılaştırmalıyız?
25
Yaşam Ağacı Gözlemi
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
168.0K UP
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İzmir
📍 Yer bilgisi: İzmir
📅 Tarih ve saat: Kasım ayı, 11:00–14:00 arası
🌡️ Hava durumu: Açık / güneşli
🌡️ Sıcaklık: ~16–20 °C
💧 Nem ve yağış durumu: Orta nem (%55–70), yakın zamanda hafif yağış almış
🌿 Habitat tipi: Taşlık–otluk doğal açıklık, Akdeniz florası
🪨 Zemin özellikleri: Taşlı, çakıllı, kireçli, iyi drene olan toprak
🧭 Yön / konum: Güney veya güneydoğu bakı
1
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 19 Temmuz 2022 26 dk.

İnsanların deri rengi, siyaha yakın bir kahverengiden beyaza yakın renklere kadar geniş bir yelpazede değişebilmektedir. İnsanlar arasındaki bu deri rengi (veya ten rengi) farklılığının yakın nedeni genetik faktörler ve/veya Güneş'e maruziyettir; ancak yaş, cinsiyet, hastalıklar, hormonlar, duygudurum gibi diğer faktörler de deri rengini kalıcı veya geçici olarak etkileyebilmektedir. İnsan popülasyonları arasındaki deri rengi farklılıklarının nihai sebebiyse, insan toplumlarının Dünya üzerinde farklı yaşam alanlarında yaşaması ve bu sırada deri altına ulaşabilen zararlı ultraviyole ışınlarının miktarının değişmesi nedeniyle, doğal seçilim yoluyla meydana gelen biyokimyasal bir adaptasyondur (evrimdir).[1]

İnsan derisinin farklı renklerine etki eden birçok etmen vardır. Bu faktörlerin bir kısmı kalıtsal ve kalıcı etkilere sahiptir (yani evrimsel nedenlerdir); diğerleriyse gelişimsel etkilere sahiptir ve duruma bağlı olarak kalıcı veya geçici etkilere sahip olabilirler. Aşağıda, bu faktörlerin bir listesini bulabilirsiniz.

223
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Aslı Eroğlu
Aslı Eroğlu
23.4K UP
Çeviren 12 Eylül 2018 12 dk.

Benzer türler kısıtlı kaynaklardan genellikle farklı şekillerde yararlanırlar. Bu şekilde bir kaynak paylaşımı, görünüşte birbirine benzeyen türlerin rekabet yoluyla birbirlerinin yok olmasına sebep olmadan aynı ekolojik toplulukta nasıl bir arada yaşayabildiklerini açıklamamıza yardımcı olur. Türler arasındaki kaynak paylaşımını anlamak, hala hayatta olan türlerinin sayısındaki azalmanın ekosistemin işleyişini nasıl etkileyeceğini tahmin etmemize yardımcı olabilir.

Dünya'daki yaşamın en çarpıcı özelliklerinden biri inanılmaz çeşitliliğidir. Aslına bakılırsa Dünya'da yaşayan o kadar çok tür vardır ki, yüzyıllardır farklı ekosistemleri incelememize, yeni türler tanımlamamıza ve onları sınıflandırmamıza rağmen türlerin toplam sayısını hala bilmiyoruz. Tahminler Dünya'da 5 ila 30 milyon tür yaşadığını öne sürüyor fakat biz henüz sadece 2 milyonluk bir kısmı (en kolay göze çarpanları!) adlandırdık ve tanımladık. Ekolojik toplulukların her biri inanılamayacak sayıda türe ev sahipliği yapabilir. Örneğin Fiji veya Hawaii'deki bir resif üzerinde 100'e yakın farklı mercan türünün ya da aynı mercanlar arasında barınan veya beslenen 150'ye yakın balık türünün bir arada yaşaması sıkça rastlanan bir olaydır. Bu biyoçeşitliliği yalnızca tropikal cennetlerde gözlemleyebileceğinizi düşünmeyin. Bir dahaki sefere işe veya okula giderken yanından geçtiğiniz parktaki kuş türlerine ya da bir hafta sonu arkadaşlarınızla pikniğe gittiğiniz göletteki balık türlerine daha yakından bakarsanız pek çok farklı türün yaşadığını fark edebilirsiniz.

85
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Bilgisayar Bilimleri konusunda geliştirebilirsin.

Discord
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
136.1K UP
İnceleyen 16 saat önce
Kızıl Veba’yı okurken insanın içine tuhaf bir sessizlik çöküyor. Çünkü Jack London burada sadece bir salgını anlatmıyor; uygarlığın ne kadar ince bir ipliğe bağlı olduğunu fısıldıyor. Bir gün kitaplar, üniversiteler, bilim,ertesi gün unutulmuş kelimeler, ilkel korkular ve hayatta kalma içgüdüsü. London’ın asıl tokadı tam da burada: Medeniyet sandığımız şey, aslında çok kırılgan bir alışkanlık.

Romanın yaşlı anlatıcısı Granser’ın geçmişe bakışı insanın içini burkuyor. Torunlarına anlatmaya çalıştığı dünya artık onlara masal gibi geliyor. Bilginin aktarılmadığı yerde hafızanın da öldüğünü hissediyoruz. Bir yerde şu cümle yankılanıyor (Türkçe yaygın çevirilerden) “Biz her şeyi biliyorduk, ama bildiklerimiz bizi kurtarmaya yetmedi.”

Bu cümle, bugün bile fazlasıyla tanıdık. Bilgi var, teknoloji var, ama kibir de var. London sanki zamanın içinden bize bakıp şunu söylüyor. İnsanı felakete sürükleyen cehalet değil sadece, kendini yenilmez sanması.
Kızıl Veba’nın en sarsıcı tarafı, insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü hatırlatması. Salgın geçiyor ama insanın içindeki vahşilik, bencillik ve unutkanlık kalıyor. Uygarlık çöküyor, fakat doğa sessizce yoluna devam ediyor. Roman boyunca insan şunu düşünüyor. “Biz gerçekten ilerledik mi, yoksa sadece daha karmaşık hale mi geldik?”
Kitabı kapattığımda içimde şu his kaldı: Kızıl Veba karamsar bir distopya değil, uyarı dolu bir mektup. Ve o mektup hâlâ açılmayı bekliyor. Çünkü Jack London’ın anlattığı gelecek, her an yeniden yazılabilecek kadar yakın.
Bu kitabı okurken sık sık durup etrafıma baktım. Sahip olduğum her şeyin ne kadar “geçici” olduğunu düşündüm. İnandığım düzenin, güvendiğim bilginin ve alıştığım konforun bir anda anlamsızlaşabileceğini hissettim. Kızıl Veba bana şunu hatırlattı: Asıl mesele hayatta kalmak değil, insan kalabilmek. Ve galiba en zor olan da tam olarak bu.

Eseri paylaşan arkadaşıma ve inceleme yazımı okuyan herkese teşekkür ederim.
Kitap
10.0/10
(10 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close