Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Ömür Özşenoğlu
İnceleyen9 9 Temmuz 2024
Moiya McTier'in "The Milky Way: An Autobiography of Our Galaxy" kitabı, Samanyolu Galaksisi'nin gözünden anlatılan büyüleyici bir hikayeyi sunuyor. Kitap, evrenimizin bu devasa yapısını insancıllaştırarak, galaksimizin doğuşundan günümüze kadar olan evrimini anlatıyor. McTier, astrofizik bilgisini ve yazım yeteneğini birleştirerek, karmaşık bilimsel kavramları herkesin anlayabileceği bir şekilde açıklıyor.

Kitap boyunca, galaksinin içinde barındırdığı yıldızlar, gezegenler ve diğer kozmik varlıklarla olan ilişkisini keşfederken, okuyucuları evrenin derinliklerine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. McTier'in anlatımı, bilimi eğlenceli ve erişilebilir kılarken, aynı zamanda okuyuculara Samanyolu'nun gizemli ve büyüleyici dünyasını keşfetme fırsatı sunuyor.

"Samanyolu: Galaksimizin Otobiyografisi", evrenimize dair bilgi edinmek isteyen herkes için harika bir kaynak. Hem bilim meraklıları hem de genel okuyucu kitlesi için ilgi çekici ve bilgilendirici bir kitap olan bu eser, kozmosun hikayesini, McTier'in benzersiz bakış açısı ve anlatım tarzıyla sunuyor.
Kitap
5.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Galaksinizin Otobiyografisi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Aralık 2019 25 dk.

Normalde aşina olduğumuz 3 uzaysal (uzamsal) boyutu bilirsiniz: En, yükseklik, derinlik... Sol-sağ, ileri-geri, yukarı-aşağı... Daha bilimsel tabiriyle x, y, z... Buna, 4. boyut olarak bilinen zaman boyutunu da eklersek, modern fiziğe ulaşıyoruz. Bu konularla ilgili bilgilerinizi tazelemek için Genel Görelilik Kuramı'nı okuyabilirsiniz. Konuya daha basit bir giriş içinse buradaki yazımıza göz atabilirsiniz.

Ancak fiziğin en büyük ve meşhur problemi şu: Kara delikler, yıldızlar ve gezegenler gibi çok büyük cisimlerin fiziği olarak bilinen Görelilik Teorisi ile, atom altı parçacıklar gibi çok küçük cisimlerin fiziği olan Kuantum Fiziği, daha spesifik olaraksa Kuantum Alan Teorisi arasında bir uyuşmazlık söz konusu. Bunlar, fiziğin iki ayrı alt dalı olarak incelendiğinde harika bir şekilde çalışıyorlar; ancak birbirleriyle bütünleşik olarak incelenmeye çalışıldığında çok ciddi problemler çıkıyor. İşin özünde, iki teori birbiriyle uyumlu değil gibi gözüküyor.

349
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 5 gün önce 2 dk.

Oval ve simetrik, az sayıda çıkıntılı lobu olan karaağaç veya elma yaprakları hızla düşer ve bu da onların ağacın dibine yakın bir yerde son bulma olasılığını artırır. Ancak yapraklara loblar eklemek ve onları asimetrik hale getirmek düşüşlerini yavaşlatır. Bu durumda daha uzağa savrulmalarına neden olur. Fizikçi Matthew Biviano ve Kaare Jensen, 7 Mayıs’ta Journal of the Royal Society Interface dergisinde yayımladıkları çalışmada bunu rapor ediyor.

Yaprak döken ağaçlar her yıl yapraklarını döker. Yaprakların dökülme sürecinde biriktirdikleri karbon ve besin maddelerinin yaklaşık %40’ına veda ederler. Ancak bu kaynakların hepsinin kaybolması gerekmez. Eğer yapraklar ağacın dibine yakın düşerse ağaç, çürüyüp parçalandığında bu besinlere yeniden erişebilir. Yaprakların nereye düşeceğini ise rüzgâr, hava koşulları ve yaprak şekli belirler.

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
414.3K UP
Aktaran 23 Ağustos 2024 3 dk.

Columbia Üniversitesi tarafından yapılan ve Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayınlanan bir çalışma, insanların ahlaki değerlerinde düzenli mevsimsel değişimler olduğunu ortaya koydu.[1]

Bu bulgu, siyasetten hukuka, sağlıktan sosyal ilişkilere kadar pek çok alanda önemli sonuçlar doğurabilir. Ayrıca bu araştırma, seçimlerin ve mahkemelerin zamanlaması gibi kritik süreçlerin yanı sıra, halkın sağlık krizlerine verdiği tepkilerin dahi bu mevsimsel değişimlerden etkilenebileceğine işaret ediyor.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 19 Ağustos 2011 15 dk.

Evrimsel süreçleri anlamaya başlayan bir kişinin karşılaşacağı soru işaretlerinden en yaygın olanı, yapı ve organların birbirleriyle nasıl uyum içerisinde evrimleştiği sorusudur. Bu özünde çok basit bir cevabı barındıran bir sorudur; ancak evrimsel biyolojinin detayları tam olarak anlaşılamadıysa, kafa karıştırıcı olabilir.

Örneğin bir birey, gözün daha basit yapılardan kademeli evrimini gayet iyi anlayabilir; ancak göz evrimleşirken beynin de gözden gelen verileri değerlendirebilecek şekilde nasıl evrimleştiğine anlam veremeyebilir. Benzer şekilde, derimizdeki sinir uçlarının evrimine bağlı olarak dokunma duyumuzun oluşumunu anlayabilir; ancak bunun beyinde değerlendirilecek şekilde bir evrimsel değişimin nasıl olduğunu ilk etapta anlayamayabilir.

92
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 5 Ekim 2022 17 dk.

Klasik koşullanma (veya tepkisel koşullanma), bilinçsiz veya otomatik olarak gerçekleşen bir öğrenme türüdür. Klasik koşullanma, doğal uyarıcılara verilen doğal bir tepkinin, yapay bir uyarıcı tarafından da uyarılır hale getirilmesini ifade eder. Rus fizyolog Ivan Pavlov tarafından keşfedildiği için Pavlovyen koşullanma olarak da bilinir. Davranışsal psikolojinin temelini oluşturduğu için genellikle psikoloji tarihindeki en önemli keşiflerden biri olarak kabul edilir.

Klasik koşullanmanın günümüzdeki en basit örneklerini reklamcılıkta görebiliriz. Örneğin, güzellik ürünleri satan firmalar, reklamlarında temiz ve pürüzsüz bir cilde sahip oyuncuları kullanır. Böylece reklamı izleyenler, ürünü "sağlıklı bir cilt" ile ilişkilendirir. Günlük hayatta klasik koşullanmanın bunun gibi birçok örneğini görmek mümkündür.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
149
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mert Karagözoğlu
Çeviren 12 Nisan 2014 1 dk.

Astronotlar, yıllar boyunca uzayın mikro kütle çekimli ortamını araştırmak ve yaşama fırsatını yakalamak için yıllarca çalışıyorlar, fakat uzay yolculuğu için gereken kalbe sahipler mi?

Redorbit’in raporuna göre yeni bir araştırma astronotların kalplerinin dış uzayda iken küresel bir biçime dönüşme eğiliminde olduğunu gösterdi. Bu, görevler sırasında kardiyovasküler problemlere sebep olabilir. Araştırma, uzay yolculuğuna dair fiziksel tehlikelere ışık tutuyor ve araştırmacılara astronotların –Mars yolculuğu gibi– uzun süreli uzay uçuşlarında sağlıklı kalmalarını sağlamak adına yeni egzersiz rejimleri oluşturmasında yardımcı olacak.

14
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 5 gün önce 5 dk.

Newton teleskop (Newtonian teleskop), Sir Isaac Newton tarafından 1668 yılında, mercekli teleskoplara alternatif olarak tasarlanmış bir aynalı teleskoptur. Bu teleskop, birincil optik olarak bir mercek değil ayna kullanır. Yani ışığı toplayan optik, eğimli yüzeye sahip bir aynadır.

Newton teleskop aslında astrofotoğrafçılar arasında sıklıkla Newtonian teleskop olarak anılır. Bu teleskop türü, mercekli teleskoplara alternatif olarak aynalı teleskopları ortaya atmış olsa da tek aynalı teleskop Newton teleskop değildir. Gerek kullanılan optiğe gerekse mekanik tasarıma göre farklı aynalı teleskop türleri görmek mümkündür. .

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
595.2K UP
3 gün önce
Groningen Üniversitesi öncülüğündeki uluslararası bir ekip, bilgisayar simülasyonlarıyla Samanyolu’nun ve Andromeda’nın bulunduğu Yerel Galaksi Grubu çevresindeki karanlık madde dağılımını inceledi. Çalışma, Yerel Grup’un hemen ötesindeki karanlık maddenin, on milyonlarca ışık yılına yayılan geniş ve “düz” bir tabaka halinde düzenlendiğini gösteriyor. Bu tabakanın üstünde ve altında ise büyük kozmik boşluklar bulunuyor. Araştırmacılara göre, yakın galaksilerin çoğunun Samanyolu’ndan uzaklaşması ve yalnızca Andromeda’nın bize doğru hareket etmesi, ancak bu büyük ölçekli karanlık madde düzlemi varsayımıyla tutarlı biçimde açıklanabiliyor. Simülasyonlar, gözlemlenen galaksi hızlarını ve dağılımını başarıyla yeniden üretirken, Yerel Grup’un kütlesine rağmen Hubble–Lemaître yasasından neden az sapma görüldüğüne de açıklık getiriyor. Bulgular, karanlık maddenin kozmik ağ içindeki rolünü ve Yerel evrenimizin yapısını anlamak açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
287 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 28 Şubat 2020 11 dk.

Dyson küresi, yıldızı çevreleyen yörüngelerde dönen, sık bir şekilde yerleşmiş platformlardan oluşan teorik bir mega mühendislik projesidir. Yaşam kurmak ve merkezdeki yıldızdan yayılan radyasyonları yüksek verimlilikle yakalamak için yaratıcılarına geniş yüzey alanı sağlayan, nihai uzayda yaşam ve enerji üretimi çözümüdür.

1960 yılında ilk kez bu varsayımsal yapılar hakkında kurguyu ortaya atan İngiliz-Amerikan asıllı teorik fizikçi Freeman Dyson’a göre, yerel yıldız mahallelerinde bazı uydulara ve gezegenlere yerleştikten sonra akıllı bir uzaylı türü, artan popülasyon nedeniyle çok daha fazla enerji tüketmeye başlayacak ve bunun sonucunda da böyle bir girişimde bulunmak isteyecektir.

69
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ela Kursak
Seslendiren 31 Mart 2024 3:42
Ela ile Eddie, Şubadap Çocuk'un "Dino'nun Şarkıları" Adlı Albümünü Dinliyorlar!
26
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 27 Mayıs 2011 43 dk.

Termodinamik, ısının dinamiğini, yani çeşitli kuvvetler altında ısının hareketini çalışan bir bilim dalıdır. Ama termodinamik, sadece ısının hareketiyle ilgilenmez: ısı, iş, sıcaklık gibi kavramların; enerji, radyasyon ve maddenin fiziksel özellikleriyle ilişkisini araştırır.[1] Bu bakımdan termodinamik, çok temel bir fizik ve mühendislik sahasıdır.

Saha, 19. yüzyılda fizikçiler ve mühendisler, buhar motorlarının verimliliğini artırmaya çalışırken doğdu ve insan medeniyetinin gidişatındaki hemen her şeyi değiştirdi:[2] Örneğin içten yanmalı bir motorlar, buzdolapları, kaloriferler, klimalar, enerji santralleri, kısaca enerji transferiyle çalışan hemen her mühendislik ürününü, termodinamik sahasındaki çalışmalara borçluyuz.

147
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yarım Güneş ile Fışkırma

Güneş’e neler oluyor? Açık bir biçimde, Güneş’in alt kısmı kalın bir bulut tabakasının ardında gizlenmiş. Yeryüzündeki birçok kara parçası için çok daha az olmasına rağmen, tüm Dünya üzerinde ortalamasını aldığımızda, bulutlar tüm zamanın 2/3’ünde Güneş’i kapatır. Güneş’in sağ üst köşesinde manyetik etkiyle yükselen sıcak gaz fışkırması görülüyor. Fışkırma küçük gibi görünse de Dünya’mızı kolaylıkla sarabilir ve bir aydan fazla bir süre devam edebilir. Paylaşılan görsel iki pozun birleşimidir. Biri bulutu ve fışkırmayı diğeri de Güneş’in dokusunu ortaya çıkartıyor. Her ikisi de aynı kamera ile Lynnwood, Washington, ABD’de aynı konumdan yaklaşık bir saat arayla çekildi. Güneş’in kromosferindeki kabarcıklı doku, belirli bir renkte ortaya çıkan bir atmosfer katmanıdır. Dokunun her yerdeki benzerliği, yüzeyin nispeten sakin olduğunu gösteriyor. Bu da Güneş’in 11 yıllık döngüsünde minimum seviyeyi henüz geçtiğine dair bir gösterge niteliğinde. Önümüzdeki yıllarda Güneş daha aktif bir döneme doğru ilerleyecek. Güneş lekelerinin, fışkırmaların ve kaçınılmaz olarak Dünya’daki kuzey ışıklarının daha yaygın olacağı Güneş maksimumuna doğru gelişme gösterecek.

2 Kasım 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı ve Telif Hakkı: Rainee Colacurcio
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Fazlı Kontaş
Fazlı Kontaş
23.6K UP
Mühendis 5 Nisan 2021 Sen de Cevap Ver

Karnivor bitkiler, çiçekli bitkiler soy ağacına mensup. Avustralya etçil bitkisi (Cephalotus follicularis), Amerika ve güneydoğu Asya'da bulunan diğer karnivor bitki türlerine göre yıldız meyvesi (Averrhoa carambola) isimli bitki ile daha yakın akrabalar. Öyle ki, muhtemelen yetiştirildikleri topraklarda besin azlığıyla ölmemek üzere bu etçilliğin bitkilerde tekrar tekrar evrimleşmesini gösteriyor. Sonuç olarak bitki, topraktan alamadığı azot, nitrojen, fosfor vb. avından almaya çalışmış.

Venus Flytrap, avını kapanlarıyla yakalayan ve günler sonunda sindiren bir bitki. Buna farkla keseli bitkiler avlarını vantuzları aracılığıyla emerek öldürüyor. Ek olarak Charles Darwin 1875 yılında çıkardığı "Böcekçil Bitkiler" kitabında Güneş Gülü bitkisinin avlarını hapsetmek için kullandığı dokunaçlarına dair detaylı çizimler gösteriyor. Aslında asıl ilginç olan bu karnivorların yetiştirilmesi hususu. Eğer ki süs bitkisi olarak günümüzde bir arz-talep durumu sağlıyorsa zamanla boyutlarında ciddi küçülmeler yaşayan karnivorlar göreceğiz.

Süreç içinde birbirinden bağımsız türlerin aynı av mekanizmaları ürettiğinden bahsedildi. Evrimsel biyoloji, bitkiye ait genotip ve fenotipleri incelemeye devam ettikçe bu evrim sürecini daha iyi anlayacağız çünkü yaşadığı topraklardaki besin kıtlığına bu şekilde karnivor cevaplar veren bitkiler yakınsak evrime güzel birer örnek.

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Ewen Callaway. How Plants Evolved Into Carnivores. (5 Nisan 2021). Alındığı Tarih: 5 Nisan 2021. Alındığı Yer: nature.com | Arşiv Bağlantısı
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
595.2K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Tallaani
Yönetmen: Khaled Marei
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Blog Yazısı
Ertuğrul Genç
Ertuğrul Genç
475.1K UP
Blog Yazarı 4 dk.

Artemis görevleriyle NASA, ay yüzeyini her zamankinden daha fazla keşfetmek için yenilikçi teknolojileri kullanarak Ay'a ilk kadını ve ilk siyahi insanı indirecek. Sadece Ay'a geri dönmek için değil oraya yerleşmek için de gidiliyor. Orion kapsülünü Ay'ın yaklaşık 65 bin kilometre ardına gönderecek olan Artemis 1 görevi, NASA'nın daha büyük Artemis programının ilk aşaması. Artemis 1'i sırasıyla 2025/2026 yıllarında Artemis 2 ve Artemis 3 görevleri takip edecek. Artemis 2, Artemis 1'in rotasını takip edecek ancak bunu rokette dört kişilik bir mürettebatla yapacak. Ve Artemis 3, Ay'a ayak basacak olan ilk kadını gönderecek. Nelson, Artemis 1 gecikmelerinin programın geri kalanını etkilemeyeceğini söyledi. Her Artemis görevi, en azından erken dönemde, yaklaşık 4 milyar dolara mal olacak. Bu görev, insanlığı Mars'a yapılacak uzun yolculuğa hazırlayacak ve sürdürülebilir bir ay ekonomisi kurmamıza yardımcı olacak. NASA, görevi gerçekleştirmek için uluslararası ve ticari ortaklarla çalışıyor.

Artemis 1 mürettebatsız görev olup, 50 yıl sonra Ay'a yapılacak ilk insanlı seferler için kritik teknolojiyi test edecek(birkaç kez ertelendi). Artemis 1 görevi NASA'nın Ay'a dönüşünü işaret eden bir dizi planlı görevin ilki. Bu görev Apollo'nun sona ermesinden bu yana uzaya insan göndermeye yönelik ilk çabadır.

16
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close