Avustralya'nın güneyindeki ıssız ovalarda, sivri kulakları, ipeksi kuyruğu ve krem rengi karınlı küçük bir yaratık koşuşturuyor. Ekolog Steve Morton, bu yaratığı "olağanüstü bir güzellik" olarak tanımlıyor.
Peki pek de güzel olmayan adı? Ova sıçanı.
Avustralya'nın güneyindeki ıssız ovalarda, sivri kulakları, ipeksi kuyruğu ve krem rengi karınlı küçük bir yaratık koşuşturuyor. Ekolog Steve Morton, bu yaratığı "olağanüstü bir güzellik" olarak tanımlıyor.
Peki pek de güzel olmayan adı? Ova sıçanı.
Yapay zeka şirketi OpenAI, 20 Aralık 2024'te yeni yapay zeka modeli o3'ü duyurdu.[1] o1 modelinin ardından gelen bu model (o2 adlandırması es geçildi), insan düzeyinde yapay zekayı ifade eden bir yapay genel zeka sistemine yönelik geliştirilen ve prestijli bir test kabul edilen ARC-AGI Testi'nde ("Abstraction and Reasoning Corpus - Artificial General Intelligence Challenge" / Tr: "Soyutlama ve Akıl Yürütme - Yapay Genel Zeka Testi") yüksek bir puan elde ederek test rekorunu kırmayı başardı!
Yapay zeka alanında ses getiren bu başarı, yapay zeka meraklılarının o3 modelinin yapay genel zekaya ulaştığına dair spekülasyonlarda bulunmasına neden oldu. Ne var ki ARC-AGI Testi'ni yaratan bilim insanları, o3 modelinin bir yapay genel zeka olmadığını ancak bu yolda önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilebileceğini ifade ediyor.
Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.
İnsan çiftleşme sisteminin en iyi nasıl karakterize edileceği, yoğun ve kutuplaşmış bir tartışma konusudur:
Her iki yaklaşım için de çeşitli dayanak noktaları ve kaynaklar bulunduğu göz önüne alındığında, insanlarda çiftleşme modellerinin en iyi nasıl tanımlanacağı konusunda akademik camiada bir anlaşmazlık olduğu söylenebilir. Özellikle zor olan, türe özgü bir stratejinin, üzerinde anlaşmaya varılmış bir tanımını oluşturmaktır - ki yapılacak bu tanım, karşılaştırmalı çalışmalarda yaygın bir kullanıma sahip olacaktır.
Malign Melanom olarak da adlandırılan Melanom, öncelikle melanin pigmentini üreten hücreler olan melanositleri etkileyen bir cilt kanseri türüdür. Ayrıca, gözün koroid tabakasında, leptomeninkslerde (pia veya araknoid mater) ve tırnak yataklarında da gelişebilir. Primer yeri bilinmeyen metastatik melanom sadece lenf nodlarında bulunabilir.
Melanomun birincil nedeni, cilt pigmenti melanin düzeyi düşük olanlarda ultraviyole ışığa maruz kalmaktır. Çok sayıda beni olanlar, etkilenmiş aile üyeleri öyküsü ve zayıf bağışıklık fonksiyonu olanlar daha büyük risk altındadır. Tanı, potansiyel olarak kanserli olma belirtileri gösteren herhangi bir cilt lezyonunun biyopsisi ve analizi ile konulur.
İskoçya'nın kayalıklarla çevrili bir plajında, şiddetli bir fırtınanın ardından köpeklerini gezdiren bir çift, nemli zeminde alışılmadık işaretlere rastladı. Bu desenler, eski insan ve hayvan ayak izlerini andırıyordu.
Bu keşif, izlerin dalgalar arasında kaybolmadan önce belgelenmesi ve incelenmesi için zamana karşı bir arkeolojik yarış başlattı. Aberdeen Üniversitesinden arkeolog Kate Britton, bulguyla ilgili yayınlanan bir videoda durumu şöyle ifade ediyor:
Masal sonlarında dendiği gibi, sonsuza dek mutlu mesut yaşamak mümkün mü? Bunu en çok sağlayabileceğini düşündüğümüz sıra dışı bir duruma bakalım: Piyangoda büyük ikramiyeyi kazandınız! Artık hiçbir sıkıntınızın kalmayacağını varsayabilirsiniz. Hayatınızın geri kalanında istediğinizi yer içer, istediğiniz yere gider, istediğiniz her şeyi alırdınız. Eh, bu durumda artık sürekli mutlu bir insan olurdunuz…
Bir de bu durumun duygusal olarak tam tersi bir şey düşünelim: Bir kaza sonucu bacaklarınız felç oluyor ve artık yürüyemeyeceğinizi öğrendiniz. Bu durumda, kalan hayatınızda sizi sürekli bir mutsuzluğun bekleyeceğini düşünebilirsiniz. Öyle ya, sadece bir hayatınız var ve dünyadaki sürenizin kalanında hayattan tat almanızı engelleyecek çok travmatik bir deneyim yaşadınız.
Bilim dendiğinde aklımıza deneycilik (empirizm) gelir; çünkü deney yapmak, bilimin temelinde yatar.[1] Newton, Galileo, Curie, Einstein, Darwin gibi isimler; sanrılar, şahitlik veya vahiy gibi araçlarla kendilerine "bilgi aktarılması" yoluyla değil, gözlem, deney ve muhakeme yoluyla gerçekleri ortaya çıkarmayı başarmışlardır. Bunu yapabilmelerini sağlayan şey, Evren'e "bilim" dediğimiz perspektiften bakıp, onun metodolojisine uygun sorular sorup, onun araçlarını kullanarak, bu sorulara dürüst cevaplar aramaları olmuştur. Büyük fizikçi Max Planck, meşhur bir şekilde şöyle der:
Deneyciliğin (empirizm) bilimin temelinde yattığı açıktır; ancak bilim, sadece laboratuvarda yapılan deneylerden ibaret de değildir. Eğer öyle olsaydı, teorik fizik, antropoloji ve sosyoloji gibi sahaları bilimin dışına itmemiz gerekirdi. Öyleyse bilimin sınırlarını nasıl çizeriz? Onu nasıl tanımlarız? Bilimin uygulama alanı ne olmalıdır?
Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.