Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Taner Beyter
Taner Beyter
399.9K UP
Yazar 27 Mayıs 2019 1 sa.

Bir disiplini tanımlamak, onun konusunu, yöntemini, amacını ve diğer disiplinlerle olan benzerliği ve farklılığını ortaya koymayı da içermelidir. Bunlar yapılmadıkça disiplini tanımlama girişimi kendi içinde birçok potansiyel sorun ortaya çıkarabilir. Din felsefesini tanımlama girişimleri çoğu zaman bu potansiyel sorunları gözden kaçırabilmektedir.

Din felsefesinin konusunu din, yöntemini ise felsefe oluşturmaktadır. Dine dair tüm kavram ve çalışma alanlarını felsefi yöntem ve perspektifle ele alan bu disiplin; bilişsel bilimlerin inancı (İng: faith) ele alan çalışma alanlarıyla beraber din psikolojisi, din antropolojisi ve din sosyolojisi de dahil olmak üzere son yılların en hızlı gelişen alanlarından biridir. 60 yıl öncesine kadar din felsefesinde uzmanlaşmış profesyonel felsefeci sayısı görece az iken, bugün birçok alanda aynı anda hatırı sayılır çalışma yapan felsefeciler mevcuttur. (Graham Oppy, Paul Draper, Micheal Martin, William Lane Craig, Richard Swinburne, Alvin Plantinga vb.) Öyle ki din felsefesi, felsefenin en geniş kapsamlı alanlarından biri gibi görünmektedir. Din felsefesinin zihin felsefesi, bilim felsefesi, epistemoloji, etik ya da metafizik gibi diğer felsefi alanlarla doğrudan olarak; fizik, nöroloji gibi felsefe dışı disiplinlerle de dolaylı olarak ilişki içinde olmaması neredeyse imkansızdır. Bu nedenle din felsefecileri asgari düzeyde bahsedilen diğer alanlara dair de bilgi sahibi olmak konusunda dikkatli davranmışlardır. 

320
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Taner Beyter
Taner Beyter
399.9K UP
Yazar 3 Ekim 2022 31 dk.

Felsefede ne gibi yaklaşım ve gelenekler vardır? Bu, epey zor ve geniş kapsamlı bir yanıt gerektiren sorudur. Antik Yunan'dan bugüne birçok felsefe hareketi ve geleneği olduğunu söylemek mümkündür. Bu gelenekler, belirli coğrafya ve kültürlerde entelektüel olarak kısmen daha baskın hale gelmiştir: Alman İdealizmi'nin Batı ve Orta Avrupa'da etkili olması gibi. Bu, bir anlamda oldukça beklendik bir durumdur; en nihayetinde felsefenin toplumsal koşullardan tümüyle bağımsız olduğunu iddia etmek epey hatalı olurdu. Bu anlamda Analitik Felsefe ve Kıta Felsefesi geleneklerini bu türden coğrafi ve toplumsal koşullar etrafında ele almak yararlı olacaktır.

Batı felsefesinde genel anlamda dört felsefe geleneği olduğu iddia edilir:

34
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Taner Beyter
Taner Beyter
399.9K UP
Yazar 2 gün önce 13 dk.

Her yıl en az 60 milyar hissedebilen canlıyı (yüz tanıyan, rüya gören, sosyalleşen, bir dereceye kadar akıl yürütebilen, acı kaynağından kaçan ve çığlık atan, iletişim kuran, sosyalleşen, favori oyun ve yemeği olan) yemek için öldürüyoruz. Bunların çok büyük bir kısmının fiziksel ve psikolojik acı çektiği açıkça görünüyor. Yalnızca tabağımızda yemek olarak değil; kıyafet, kozmetik, yarışlar ve sirkler, deneyler vb. birçok alandaki hayvan kullanımı modern toplumların temel mekanizmasının çekirdeğinde yer alıyor gibi duruyor. Bu ahlaken tartışmaya değer bir mesele ki bundan ötürü felsefecilerin uygulamalı etik başlığında en çok tartıştığı konu başlıklarından biri hayvan hakları olmaya devam ediyor.

Hayvan hakları meselesi; ahlak felsefesi, hukuk, bilişsel bilimler, psikoloji, dinler tarihi, antropoloji ve daha birçok entelektüel alanla temas eden ve ilk bakışta görüldüğünden çok daha kapsayıcı, belirleyici ve mühim olan bir konuma sahip. Bu nedenle hayvan hakları ve etiğine yönelik kitapları okuyarak bu konuda daha fazla bilgilenmek son derece önemli.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cansu Erdem
Cansu Erdem
172.8K UP
Uyarlayan 23 Nisan 2019 2 dk.

Prosopagnozi, kişinin beyninde yüzleri tanımakla görevli olan bölgenin gelişmediği veya sonradan bir hasara maruz kaldığı nörolojik bir bozukluktur. Prosopagnozi terimi, Yunanca’da “yüz” ve “bilgi eksikliği” anlamına gelen “prosopo” ve “agnosia” sözcüklerinden türemiştir. Ayrıca kelime anlamı olarak “yüz körlüğü” şeklinde ifade edilebilir.

Prosopagnozi sanıldığının aksine hafıza kaybı, görme bozukluğu veya öğrenme güçlüğü ile bağlantılı değildir. Kişilerde bu özellikler etkilenmemiştir. Ancak yapılan son çalışmalar, otizm ve Asperger Sendromu’na sahip hastalarda prosopagnoziye rastlama oranının yüksek olduğunu göstermektedir.

120
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pedram Türkoğlu
Yazar 25 Temmuz 2018 7 dk.

Süha Derbent'in Evrim Ağacı'na katkı sağladığı muhteşem dağ gorili (Gorilla beringei beringei) gözlemlerinden birkaç tanesine tanıklık ediyorsunuz! Kendileri, Orta Afrika'nın doğu kesimlerinde fotoğraflandı.

Şempanze ve bonobodan sonra insanlara en yakın (%98 DNA benzerliği) olan ve aynı zamanda yaşayan en büyük primatlardır. Geniş vücutları, uzun kolları ve büyük kafaları ile karakterize iri insansı maymun (ape) türüdür. Burunları yassı ve burun delikleri (nostril) geniştir. Yüzler, eller, ayaklar ve göğüsler kılsızdır. İnsanlar gibi kompleks bilişsel yeteneklere sahiptirler. Bu konu hakkındaki kapsamlı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Öyle ki alet kullanma, karar verme, düşünme, kin tutma, gülme ve hatta dini ritüeller içeren davranışlar sergilerler. O kadar ki Koko isimli meşhur batı gorili, işaret dili öğrenerek insanlarla iletişim dahi kurabiliyordu.

65
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanAraştırma Anketi
Ufuk Balkan
Ufuk Balkan
103.9K UP
İlanı Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz20 Kasım
İş Yerinde Usulsüz Durum Bildirimi Konusunda Karar Verme Süreçlerine Yönelik Araştırma
20 Kasım 2025 16:28 tarihinden 01 Aralık 2025 16:31 tarihine kadar.

Bu anket, çalışanların iş yerlerinde usulsüz durum bildirimi konusunda karar verme süreçlerini inceleyen, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde yürütülen bilimsel bir çalışmanın parçasıdır.

Çalışmada asistan araştırmacı olarak veri toplama sürecine katkı sağlamaktayım.

Yanıtlarınız tamamen anonimdir. Doğum tarihi, telefon numarası, IP adresi gibi hiçbir kişisel veri toplanmamaktadır.

18 yaşını doldurmuş ve en az bir yıllık iş tecrübesine sahip olan kişiler ankete katılım göstererek çalışmaya katkı sağlayabilirler.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ozan Zaloğlu
Ozan Zaloğlu
313.5K UP
Çeviren 23 Ekim 2016 3 dk.

Fizikçiler, yeni bir atomsal çekirdek şeklinin varlığını onayladılar ve bunun simetrik olmadığı gerçeği, Evren'imizi açıklayan temel fizik kuramlarına meydan okuyor. Fakat bu kulağa geldiği kadar kötü değil, çünkü keşif, bilim insanlarına kuramsal fizikteki en büyük gizemlerden birini (bütün bu karanlık maddenin nerede olduğunu) çözmelerinde yardımcı olabilir ve ayrıca zamanda geriye gitmenin neden aslında imkansız olabileceğini açıklayabilir. İskoçya'daki West Üniversitesi'nden Marcus Scheck, BBC News'a şöyle konuşuyor: 

Yakın zamana kadar, atom çekirdeklerinin sadece üç şekle sahip olduğu sanılıyordu: küresel, disk veya oval şeklinde. Bu şekiller, çekirdek içinde bulunan elektrik yükünün dağılımı ile oluşturuluyor ve belirli bir atom türündeki proton ve nötronların özel birleşimleri tarafından belirleniyor, bu ister bir hidrojen atomu, çinko atomu, ister laboratuvarda oluşturulmuş karmaşık bir izotop olsun. Bütün bu üç şeklin sahip olduğu ortak etmen, bunların sahip oldukları simetri ve bu, parçacık fiziğinde CP-Simetrisi olarak bilinen bir kuramla mükemmel şekilde birleşiyor. CP-Simetrisi, Evren'de var olduğu düşünülen iki simetri olan C-Simetrisi ile P-Simetrisi'nin birleşimidir.

23
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Uğurcan Sakızlı
6 gün önce
Ultrason ile nöron aktivasyonu çalışmaları hız kazanıyor!
Profesör Martin Monti'nin grubunun başını çektiği bu yeni teknoloji, düşük güçlü ultrason dalgalarının beynin içindeki bazı bölgelere odaklanıp oradaki nöronları aktive ya da inhibe etme prensibine dayanıyor. Tam olarak nasıl çalıştığı henüz anlaşılmış değil fakat 50-100 Hz frekansındaki dalgaların gönderilme aralıklarıyla ilgili olabileceği düşünülüyor. 
0
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İstanbul₺600,0030 Kasım
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Gezisi
30 Kasım 2025 10:00 tarihinden 30 Kasım 2025 16:00 tarihine kadar.

30 Kasım 2025 Gezisi Hakkında

30 Kasım 2025 Cumartesi saat 10.00’da Sultanahmet Meydanı Yılanlı Sütun önünde buluşulacaktır.
Gezi bu konumdan başlayacak ve sırası ile:

– Roma İstanbul’u
– Sultanahmet Meydanı (At Meydanı – Hipodrom)
– İstanbul Arkeoloji Müzeleri

rotasını takip edecektir.
Gezi saat 16.00’da Arkeoloji Müzeleri gezisinin tamamlanması ile sona erecektir.

Kontenjan 30 kişi ile sınırlıdır.

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir.

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir.
Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir.

Öğle yemeği ücrete dahil değildir.

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
8
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 18 Aralık 2019 30 dk.

Evren'deki her şeyin, ama her şeyin nereden geldiği sorusu, binlerce yıldır insanların sormakta olduğu ve halen tam olarak yanıtlanamamış bir sorudur. Antik Yunan'dan, hatta öncesinden beri birçok düşünür, bu soruya çeşitli yanıtlar aramıştır.

Bu yanıtların en meşhuru, kuşkusuz ki yaratıcı bir süpergücün her şeyi belli bir plana veya isteğe göre yaratmış olmasıdır. Eğer her şey, o "her şey"den üstün ve onların var olmasını arzu eden bir yaratıcı gücün eseri ise, her şeyin var olması son derece beklendiktir. Bu durumda insanlara düşen, her şeyin nasıl var olduğu sorusuna değil, neden var olduğu sorusuna kafa yormak olacaktır. Yani var oluşun süreçleri ve mekanizmaları üzerine kafa yormak (bilimin yaptığı) bir "hobi" olarak keyifli olabilir; ancak aslolan, bizim bu çerçevede/resimde var oluş sebebimizdir.

401
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Blog Yazısı
Sercan Hatun
Sercan Hatun
61.9K UP
Blog Yazarı 1 dk.

Narsizm tarih boyunca çokça araştırılan ve merak edilen bir konu olmuştur kökeninin Yunan efsanelerine dayandığı düşünülün narsizm'in efsanesi şöyledir; Echo denen zarif kadının Narcissus denilen adama aşık olmasıyla başlar Narcissus Echoyu reddeder bunun üzerine Echo Gün geçtikçe zayıflamaya üzülmeye ve erimeye başlar ve sonuç olarak vefat eder bunun üzerine tanrılar Narcissusa bir ceza vermek ister ve günlerden bir gün Narcissus nehre su içmeye gittiğinde suyun üstünde kendi yansımasını görür Su Perisi sanıp aşık olur ve o da aynı Echo gibi üzüntüden bertaraf olup vefat eder Narsizm bir bakıma insanlarda var olan sağlıklı yapıya işaret ederken rahatsızlık noktasına gelinince ve çevresini ilişkilerini kötü etkileyen noktaya gelince patolojik narsizliğinden bahsedilir. Narsist kişiler sınırsız güç başarı ve zeka hayal ederler kendilerini özel eşi bulunmaz kabul görülemez kadar severler ve herkesten üstün görürler. Narsist kişiler onaylanmayınca çok büyük bir hayal kırıklığı alır ama hayal kırıklıkları üzüntüye değil öfkeye dönüşür. Narsist kişilikler ilişkilerinde onaylanmaya sürekli aşırı ilgi görmeye muhtaç kişilerdir. Bu yüzden de partnerinin asla neye inandığına görüşlerinin ne olduğunu nasıl biri olduğuna dikkat etmezler. Çünkü ilişkide sadece kendisi vardır onun için. Sıklıkla tedavi nedenleri zaten ilişki sorunlarıdır. Partnerlerini aşağılarlar partnerlerine değersiz hissettirirler ve bu yüzden de çoğu zaman ilişki sorunlarını yaşarlar. Narsist kişiler eşlerinin ünlü kariyer sahibi veya çok güzel kendileri gibi üstün olmasını isterler. Aynı zamanda narsistlerin aldatma seviyeleri çok yüksektir. Çünkü narsis kişiler cinselliği kendileri için önem verirler ve aşırı derecede cinsellikte partnerlerini aşağılarlar. Peki ya narsiz kişiler aşık olamaz mı ? diye sorulacak olursa. Narsist kişiler de aşık olur. Fakat kendilerini her zaman bir adım önde görürler, onların sevme şekilleri de diğer insanlara göre farklıdır nedeniyse şöyledir. Narsist kişiler severken kendilerine ne kadar zarar veriyorlarsa sevdiklerine de o kadar zarar verirler. Bu yüzden ilk önce bir tedaviye ihtiyaçları vardır ve asla hor görülmemeleri gerekir. Çünkü her psikolojik sorunun altında yatan başka nedenler vardır. Bu onların elinde olan bir şey değil ama tedavi olmak veya çevrenizdeki böyle kişileri bilinçlendirmek sizin elinizde. Okuduğununuz için teşekkür ederim. Bir şeyler katabildiysem ne mutlu bana.[1]

Sercan Hatun

17
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mahir Gül
Mahir Gül
73.4K UP
Normal vatandaş. 25 Ekim 2022 Sen de Cevap Ver

Araştırma yapmak istediğiniz konuyu seçmiş olduğunuzu veya ilgi ve alak düzeyinize göre belli bir konuyu araştırmayı seçtiğinizi düşünerek yazıyorum.

Bilimsel araştırma metodları veya yöntemleri şeklinde googleda bir araştırma yaparsanız aşağıda gönderdiğim şekilde bir çok makale bulabiliyorsunuz.

https://static.ohu.edu.tr/uniweb/media/portallar/fenbilimlerienstitusu/duyurular/1471/b1go2ixd.pdf

Tüm Reklamları Kapat

Bu yöntemleri kullanarak bilimsel araştırmalar yapabilirsiniz.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nihal Günay
Nihal Günay
24.4K UP
Çeviren 4 gün önce 11 dk.

Soru dilenmesi (petitio prensibi ya da hatalı döngüsel nedensellik), bir argümanın önermesi, sonuca bağlı ya da sonucun dengi olduğunda ortaya çıkan safsatadır. Başka bir deyişle, eğer önermelerin bir tanesi bile tartışmanın sonucunu zorunlu olarak doğru varsayıyorsa bu önerme sonucuna muhtaçtır.

Örnek vermek gerekirse “Küçük çocukların argo içeren kitaplar okuması yanlıştır, demek ki çocukların argo içeren kitaplar okumasına izin vermek etik değildir!” argümanı, Soru dilenmesi safsatasına düşmektedir çünkü yapılan önerme (küçük çocukların argo içeren kitaplar okuması yanlıştır) aslında sonucun (çocukların argo içeren kitaplar okumasına izin vermek etik değildir) başka şekilde ifade edilmiş halidir.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Bilim, hatalarla doludur. Ancak faydalı hatalarla... Çünkü o hatalar, gıdım gıdım birikerek bizi gerçeğe ulaştırır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
31
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İstanbul₺600,0030 Kasım
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Gezisi
30 Kasım 2025 10:00 tarihinden 30 Kasım 2025 16:00 tarihine kadar.

30 Kasım 2025 Gezisi Hakkında

30 Kasım 2025 Cumartesi saat 10.00’da Sultanahmet Meydanı Yılanlı Sütun önünde buluşulacaktır.
Gezi bu konumdan başlayacak ve sırası ile:

– Roma İstanbul’u
– Sultanahmet Meydanı (At Meydanı – Hipodrom)
– İstanbul Arkeoloji Müzeleri

rotasını takip edecektir.
Gezi saat 16.00’da Arkeoloji Müzeleri gezisinin tamamlanması ile sona erecektir.

Kontenjan 30 kişi ile sınırlıdır.

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir.

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir.
Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir.

Öğle yemeği ücrete dahil değildir.

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
8
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Ekin Baran Sunar
Seslendiren 7 Ekim 2019 13:54
Ötücü kuşlar, bölgelerini savunmak ve eşlerinin dikkatini çekmek için çetrefilli ötüşler kullanır. Yavru kuşlar daha küçükken bu şekilde ötmeyi nasıl...
25
💉 Tip-1 diyabet, pankreasın insülin üreten hücrelerini yok eden otoimmün bir hastalık. Şimdi bilim insanları bu süreci tersine çevirebilecek bir adım attı.
🔬 Vertex Pharmaceuticals tarafından yürütülen yeni bir klinik deneyde, hastalara laboratuvar ortamında üretilmiş pankreas adacık hücreleri tek bir infüzyonla nakledildi. Bu hücreler, hastanın vücudunda insülin üretimini yeniden başlattı.

📊 İlk sonuçlara göre, 12 katılımcıdan 10’u tedavi sonrası tam bir yıl boyunca insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duymadan kan şekeri dengesini koruyabildi.
🧬 Bu tedavi, kök hücre tabanlı adacık hücrelerinin, bağışıklık sistemi tarafından yok edilmeden uzun süre işlevini sürdürebileceğini gösteriyor.
Ancak hâlâ immün baskılama gereksinimi ve üretim ölçeklendirmesi gibi önemli zorluklar mevcut.
🌍 Yine de bu çalışma, diyabet tedavisinde “yaşam boyu insülin bağımlılığı” anlayışını kökten değiştirme potansiyeline sahip.
Bilim, artık yalnızca kan şekerini dengelemekle değil, vücudun kendi insülinini yeniden üretebilmesini sağlamakla ilgileniyor.
Yazar: Fatma Nur İnakçı
Editör: Damla Şahin Uçar
ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Tüm Reklamları Kapat
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close