Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Öne Çıkan EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İzmir₺20.500,00 - ₺21.900,0017 Mayıs
Evrim Ağacı - Doğa ve Tarih Gezileri Serisi 2
17 Mayıs 2026 08:00 tarihinden 19 Temmuz 2026 21:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Doğa ve Tarih Gezileri Serisine Başlıyor!

Birbirinden çekici rotalarda bilim ve tarihi bir araya getirecek ve milyonlarca yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar doğanın ve insanlığın tarihini beraber gezerek öğreneceğiz. 


Gezilerimiz 2 ayrı seriden oluşmaktadır: 

2. Serimizde: 

- Magnesia’dan Miletos’a - 17 – 18 – 19 Mayıs 2026 (2 gece konaklama) 

- Göbeklitepe’den Mardin’e - 26 – 27 – 28 Haziran 2026 (2 gece konaklama) 

- Assos’tan Pergamon’a - 17 – 18 -19 Temmuz 2026 (2 gece konaklama)  turlarımız olacaktır. 



İletişim Bilgileri ve Kayıt:

Keşfet 101, Evrim Ağacı iletişim hattı: 0543 232 73 92

  1. Turlarımız için buluşma noktaları belirtilen tarihlerde tarafınıza mail ile iletilecektir. 
  2. Serimiz için ulaşım bilgileri tarafınıza mail ile iletilecektir. 

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir. 

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir. 

Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir. 

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Bilime Dair Her Şey konusunda geliştirebilirsin.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim ve bilimseverler sıkıcı değildir! Evrim Ağacı Etkinlik Platformu'nu kullanarak bulunduğun şehirde veya internet üzerinde toplantılar, etkinlikler, buluşmalar düzenleyebilir, diğerlerinin düzenlediği etkinliklere katılabilirsin. Ayrıca eğer bilimle ilgili bir iş, staj, burs veya eğitim arıyorsan veya bu pozisyonları dolduracak bilimseverler, bilim insanları ve öğrenciler arıyorsan, Evrim Ağacı İlan Platformu'nu kullanarak Türkiye'deki ve Dünya'nın her yanındaki bilimseverlerin oluşturduğu ağa katılabilir, bu ağa güç katabilirsin!

Ferit Görür
Ferit Görür
248.3K UP
6 gün önce
Şehirde kuşlarla sık sık iç içeyiz, değil mi? Güvercinler, serçeler... Peki bizi nasıl görüyorlar dersiniz? Geçenlerde dikkatimi çeken bir bulgu var: Şehir kuşları, kadınlar yaklaştığında erkeklere göre daha erken kaçıyormuş. Sanki cinsiyetimize göre bize farklı bir "mesafe" biçiyorlar gibi! Bu durum beni hem şaşırttı hem de düşündürdü. Neden böyle? Yürüyüş şeklimiz mi, vücut kokumuz mu, yoksa bambaşka bir şey mi? Henüz kesin bir cevabı yok, araştırmalar sürüyor. Ama bir gerçek var: Hayvanlar, şehir hayatında sandığımızdan çok daha incelikli algılara sahip. Bizim 'nötr' duruşumuz bile onlar için bir anlam ifade edebiliyor.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İrem Kaplan
İrem Kaplan
201.9K UP
Yazar 4 gün önce 3 dk.

Evinizin içi lavanta gibi kokuyor olabilir; ancak bu durum soluduğunuz havanın gerçekten temiz olduğu anlamına gelmez. Temizlik sonrası oluşan ferah koku, limonlu oda spreyi ya da vanilyalı mumlar, koku duyusunu olumlu etkilerken aynı anda iç mekân havasında kimyasal açıdan karmaşık ve potansiyel olarak zararlı bir ortam oluşturabilir. Bu durum yalnızca teorik bir risk değildir; son yıllarda yapılan deneysel çalışmalar, özellikle kokulu tüketim ürünlerinin iç mekân havasında beklenenden çok daha yoğun kimyasal reaksiyonlara neden olabildiğini ortaya koymuştur.[1]

Sanayi bacaları, egzoz dumanı ve sigara gibi kaynaklar hava kirliliği denildiğinde akla ilk gelen unsurlardır. Oysa Purdue Üniversitesi tarafından yürütülen ve ScienceDaily üzerinden yayımlanan güncel bir çalışma, evimizde ya da ofisimizde “temiz” olarak algıladığımız havanın, belirli koşullar altında dış ortam havasından daha kirli olabileceğini göstermektedir.[2] Bunun temel nedeni, iç mekânda kullanılan ürünlerin yalnızca doğrudan kirletici yaymakla kalmayıp aynı zamanda havadaki diğer bileşenlerle etkileşime girerek yeni ve daha reaktif kimyasallar üretmesidir.

11
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
119.8K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Acı çekmeyi reddediyor, kendi acına bir saat bile katlanamıyorsan; çekebileceğin bütün sıkıntıları önlemeye çalışıyorsan; acıyı, hoşnutsuzluğu nefret edilecek, kötücül, yok edilmesi gereken şeyler olarak algılıyor, bunları yaşantının kusurları gibi görüyorsan, o zaman rahatlık dinine inanıyorsun demektir. Siz rahatlık düşkünleri, insan mutluluğuyla ilgili ne az şey bilirsiniz. Mutluluk mutsuzluğun kardeşi, hatta ikizidir. Bu ikisi ya bir arada büyür ya da sizin yaşantınızda olduğu gibi hiç büyümez; hep küçük kalır.
Kaynak: Felsefenin Tesellisi
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Sefa Polat
Sefa Polat
103.7K UP
Türü Ekleyen 5 gün önce
Tatlı Su Timsahı, Avustralya'nın kuzey bölgelerinin yerlisi Crocodylus cinsi bir timsah türüdür. Yakın akrabaları ve komşuları Tuzlu Su Timsahının aksine tuzlu suya karşı dirençleri yoktur ve aktif olarak insan avlamazlar. Erkek bireyler uzunluk olarak 2.3-3 metreye kadar çıkabilir iken dişiler görece daha küçüktür ve 2 metreye kadar uzayabilirler. Yakın zamana kadar sayıları asgari endişe düzeyindeydi ancak son yıllarda istilacı tür Kamış Kurbağası (Rhinella marina) sebebiyle sayılarında büyük bir düşüş yaşandı. Zehirli olan bu tür onları avlayan Tatlı Su Timsahlarının ölümüne sebep oluyor.
10
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
213.2K UP
İnceleyen 6 gün önce
Merhaba
The Spear, the Scroll, and the Pebble: How the Greek City State Developed as a Male Warrior-Citizen Collective

Richard A. Billows’un kaleme aldığı ''Mızrak, Parşömen ve Çakıl Taşı: Yunan Şehir Devleti’nin Erkek Savaşçı, Vatandaş Topluluğu Olarak Nasıl Geliştiği'' adlı eseri, Yunan polisinin(şehir devleti) sadece bir siyasi kurum olarak değil, savaş, okuryazarlık ve ortak yurttaşlık kimliğinin şekillendirdiği sıkı bir şekilde örgütlenmiş bir topluluk olarak nasıl ortaya çıktığına dair ilgi çekici bir yeniden yorum sunuyor.
Bu kitapta Billows, Yunan şehir devletinin, savaşa ve siyasi hayata katılımın derin bir şekilde birbirine bağlı olduğu erkek savaşçı vatandaş fikri etrafında geliştiğini savunur. “Mızrak” askeri yükümlülüğü, “parşömen” okuryazarlığı ve idareyi, “çakıl taşı” ise oy kullanma uygulamalarını simgeler; bu üçlü birlikte sivil yaşamın temelini oluşturur. Bu üçlü, tezinin merkezinde yer almaktadır polis denilen şehir devleti sadece bir yer değil, askeri hizmet, siyasi katılım ve kültürel uyumu birleştiren bir sistemdi.
Kitabın en güçlü yönlerinden biri, kolektif kimliğin nasıl inşa edildiğine yaptığı vurgudur. Vatandaşlar sadece sakinler değildi; savunma ve yönetişimdeki rolleri aidiyetlerini belirleyen aktif katılımcılardı. Bu bakış açısı, yalnızca siyasi kurumları veya ekonomik faktörleri vurgulayan daha geleneksel görüşlere meydan okur ve bunun yerine polisin sosyal ve ideolojik boyutlarını öne çıkarır.
Billows ayrıca Yunan şehir devletinin gelişimini daha geniş bir tarihsel bağlamda ele alarak, savaş alanındaki değişikliklerin, özellikle de hoplit falanksının ( Antik Yunan'da MÖ 7. yüzyıldan itibaren kullanılan, Hoplit adı verilen ağır zırhlı piyadelerin, hoplon kalkanlarını birleştirerek oluşturdukları, yan yana ve art arda sık saflar halinde mızraklarla savaştıkları disiplinli bir askeri düzen ve taktikti. Genellikle sekiz sıra derinliğinde olan bu formasyon, savunma ağırlıklı ve yavaş hareket eden ancak karşı konulmaz bir itme gücüne sahip bir duvardı.) yükselişinin, daha eşitlikçi yine de dışlayıcı bir vatandaşlık biçimine nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir. Ancak bu “eşitlikçilik” öncelikle erkek vatandaşlar için geçerliydi; kadınlar, köleler ve vatandaş olmayanlar siyasi topluluğun dışında bırakılıyordu. Bu dışlanma kritik bir noktadır ve polis 'in birliğinin açıkça tanımlanmış sınırlara bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.
Daha geniş bir analitik perspektiften bakıldığında, kitap siyasi sistemlerin sosyal uygulamalara ve iktidar yapılarına ne kadar derinlemesine kök saldığını gösterdiği için değerlidir. Yunan polis'i, salt kurumsal bir gelişmeden ziyade, işbirliği, çatışma ve ortak ideolojinin bir ürünü olarak ortaya çıkmaktadır.
Genel olarak, The Spear, the Scroll, and the Pebble, antik Yunan siyasi yaşamına dair anlayışımızı yeniden tanımlayan, iç görülü ve düşündürücü bir eserdir. Savaş, vatandaşlık ve sosyal örgütlenmenin kesişim noktasıyla ilgilenen okuyucular için özellikle yararlı olan kitap, tarihin en etkili siyasi biçimlerinden birinin nasıl ortaya çıktığına dair incelikli bir bakış sunmaktadır.
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
How the Greek City-State Developed as a Male Warrior-Citizen Collective
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gülin Çavuş
Gülin Çavuş Seslendiren 26 Kasım 2021 1:09:18
Son dönemlerde hem ülkemizde hem de dünyada etkisini arttıran şüpheli bilgilerin doğruluğunu araştıran fact-checking organizasyonlarından Teyit.org'un...
29
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Yaşam Ağacı Gözlemi
Zeynep Özel
Gözlemi Yapan 1 gün önce Türkiye, Çanakkale
Bozcaada, Baytur Sitesi. Site bahçesine ekilmiş, Mayıs ayında çiçekleniyor. Geniş alanları kaplıyor.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yasin Kayalar
Yasin Kayalar
215.0K UP
Bilim ve felsefe okuru 18 Nisan 2022 Sen de Cevap Ver

Bence sorun daha çok insanlarda değil de insan olarak iletişim teknigimizin dil olmasında. Dil konusunda ise herkesin zihninde dil ve kavram kalıpları altında öznel bir 'sözlük' olduğunu daha da öteye 'gidersek' öznel bir düşünce dünyası olduğunu çok açık görebiliriz. Hepimiz birşeyi tanımlarken dilin sözcük kapasitesine göre aynı veya benzer kelimeleri kullanmak zorunda olmamıza rağmen düşünce dünyasındaki durum son derece öznel bir durumda olabilir. Yani kişinin algılama biçimi,düşünce biçimi kelimelere her zaman tam biçimiyle yansımaz. Bu yüzden dil üzerine sorgulama yapmayan ve kendi zihnindeki kavramları, algılama biçimini, bir kavramın kendisi için ne ifade ettiğini veya ne anlama geldiğini sorgulamayan kişiler kendi zihinlerini kavram şartlanmalarına mahkum etmiş olurlar. Çünkü kavramların üzerine gidince insan görür ki kavramların altında bir çok mutlak gibi algılanan sınır, kategorileştirme veya anlam silikleşmeye başlar. Çünkü dilin kullanımı özünde çok naif ve esnektir. Ve her insanın öznel deneyim ve düşünce dünyasına göre kavramların tetiklediği ve harekete geçirdiği anlam farklıdır.

Örneğin ;

'Hücre' kelimesini duyan bir biyolog için bu hemen kendi deneyimleri nedeniyle (deneyimle şekillenmiş özgün zihin yapısı) biyolojik hücreyi ifade eder.

Tüm Reklamları Kapat

"Hücre' kelimesini bir gardiyan duysa onun öznel deneyimi nedeniyle bu 'hapishane hücresi' anlamını baskın olarak tetikleyecektir muhtemelen.

Bu örnek bizim için dil ve kavram konusunda öznel algılama biçimimizin ve düşünce dünyamızın ne kadar belirleyici olabileceğini göstermektedir. Dil bilimciler de bu özelliğe tamamlayıcılık derler. Çünkü burada aslında beyin mesela ikinci örnekte bir 'tamamlama' yapmakta 'hücre' dendiğinde bunun başına kendi yapısına göre aslında 'hapishane' kavramını 'gizlice' eklemiş olmaktadır. Gördüğünüz üzere zihin dili düşünce dünyası için oldukça farklı şekilde kullanmakta ve işlemekte. Bu o kadar ki başta dediğim gibi o kişinin zihninde özgün bir 'sözlük' yaratacak kadar etkili bir durum. Her zihnin öznel durumu veya yapısı parmak izlerimiz kadar aslında özel bir tablo çiziyor.

Bu açıdan kelimelerin kendi zihnimizde hangi anlamı tetiklediğini, hangi anlam yankısına neden olduğunu iyi keşfetmemiz ve 'kendimizi' tanımamız gerek. Kendimizi kendimiz tanımadan başkasına doğru zaten anlatamayız ve kendimizi kendimiz bile aslında doğru tanımlamamış durumda oluruz. Üstelik işin daha ironik ve kronik hali kişiler kendilerini ifade ederken sadece kalıba soksalar iyi. Yani sadece ifade ederken kalıba soksalar iyi bir çok insan kendini bu kalıplara gerçekten de mahkum ediyor farkında olmadan. Çünkü 'fikir ve kavram gelenekciligi' çok çok yaygın bir durumda insanoğlu arasında. Yani bir konuyu değerlendirken başkaları gibi düşünmek, onlar gibi algılamak, onların algılama biçimini o konuda mutlak kabul etmek, onların algılama ve düşünce şeklini kriter veya referans almak. Bu çok büyük bir hatadır. Çünkü onların algılama biçimi hiç bir biçimde mutlak bir kriter değildir. Bu basit gibi görünen hatayı bir çok insan farkında dahi olmadan yapar.

Kısacası sorunun esas kökeni aslında dil ve kavramların düşünme biçimimiz açısından oldukça belirleyici olabilmesi (hem ifade eden bakımından hem de karşıdaki kişi açısından. ) Özellikle kavram sınırlarına kendini mahkum eden kişi için kavramlar direk belirleyici hale gelmiş oluyor. Yani bu kişinin düşüncelerini kavramlar ve kavramların o kişide ne ifade ettiği belirlemeye başlıyor. Çünkü o yukarıdaki örnekteki gibi kendi deneyimlerine (buna düşünce deneyimleri de dahil) dayalı kavram sınırlarına kendini hapsetmiş oluyor. Oysa bilinç için doğru olan sıralama bilinç için kavramların belirleyiciliği değil onların sadece bir araç olduğu esas olanın bilincin onları kontrol etmesi, denetlemesi, kullanması ve belirlemesi olmalıdır. Unutmamak gerekir ki bilinç zaten gerçekte 'kullanan' durumunda. Yani biz düşüncelerimizi onlara yansıtmaya çalışan durumundayız. Gerçek işleyiş ve durum zsten bu. Ama onların belirleyici olduğu durumda artık bilinci onlar ve onların sınırları yönetmeye başlamış olur. Bu ise kişinin bir çok konuda yanılmasına sebep olabilecek bir durumdur.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Fikrimi çalmış olmaları umrumda değil. Umrumda olan, kendilerine ait hiçbir fikirlerinin olmaması."
Nikola Tesla
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)