Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 13 Ağustos 2018 13 dk.

Schrödinger'in Kedisi, büyük fizikçi Erwin Schrödinger tarafından geliştirilmiş meşhur bir düşünce deneyidir. Schrödinger, bu düşünce deneyini Kopenhag Yorumu olarak bilinen ve modern fizikçilerin çoğu tarafından kabul edilip kullanılan bir kuantum mekaniği yorumuna tepki olarak geliştirmiştir.

Kopenhag Yorumu'na göre Evren'deki tüm temel parçacıklar, bir dalga fonksiyonu tarafından tanımlanan olasılıklar çerçevesinde belli bir hız ve konuma sahiptir. Yani atom etrafındaki bir elektron, aslında belirli bir noktada değildir; belirli bir olasılıkla belirli bir noktada ve hızda bulunur. Ancak biz, bunu kesin olarak bilemeyiz. Ta ki gözlem (ölçüm) yapana kadar. Heisenberg'in Belirsizlik Kuramı çerçevesinde, gözlem yapsak bile hız ve konumu aynı anda tespit edemeyiz; ancak en azından bir tanesini ölçmemiz mümkündür. Ancak nasıl olur da belirli olasılıklar çerçevesinde herhangi bir konumda ve hızda bulunabilecek olan bir elektron, gözlem yapıldığı anda belirli bir konuma veya hıza sahip olur? Eğer ki gözlem öncesinde bu elektronun pozisyonu ve hızı belirsiz ise, gözlem sonrasında bu pozisyon veya hızdan en azından 1 tanesi nasıl belirli hale geçer?

196
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Sosyal Bilimler konusunda geliştirebilirsin.

Discord
Evrim Ağacı
Yazar 15 Ekim 2020 5 dk.

Sadece 1 ve 2'lerden oluşan bir sayı dizisi hayal edin: Örneğin 1 1 1 2 1 2 2 1 1 2 2... diye giden bir seri... Ya da 2 2 1 2 2 2 2 1 1 1 1 2 1 gibi... Şimdi, öyle bir seri oluşturun ki, yani bu 1'ler ve 2'leri öyle bir sırada yazın ki, arka arkaya gelen 1'lerin sayısını ve 2'lerin sayısını ayrı bir seri olarak yazdığınızda, ilk seriyle birebir aynı seriye ulaşalım. Karmaşık mı oldu?

Rastgele yazdığımız ilk seriyi ele alalım: 1 1 1 2 1 2 2 1 1 2 2...

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mücahid Köse
Yazar 6 Kasım 1 sa.

İnsan düzeyinde yabancı bir zekanın ortaya çıkışı, sadece bilimkurgu anlatılarının sınırları içerisinde olmaktan çıkarak, artık bilimsel araştırmalar ve disiplinlerarası çalışmalarla desteklenen somut bir öngörü haline gelmektedir.[1][2][3][4][5][6][7][8] Yapay zeka alanındaki araştırmaların ve OpenAI, Google, xAI, Meta gibi büyük teknoloji şirketlerinin öncelikli hedeflerinden biri, yapay genel zekayı geliştirmektir.[9][10][11][12] 2020 yılında yayımlanan bir çalışmada, dünya genelinde 37 farklı ülkede sürdürülen toplam 72 aktif yapay genel zeka araştırma ve geliştirme girişimi saptanmıştır.[13] Yapay zeka araştırmalarında ulaşılan nokta, hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler ve yapılan büyük yatırımlar göz önüne alındığında, bilim komünitesinin önemli bir kısmı, bu yeni zekanın ortaya çıkışının çok uzak olmayan bir gelecekte gerçek olabileceğini düşünmektedir.[14] Öte yandan, daha ihtiyatlı olan bazı tahminler ise bu sürecin biraz daha uzun sürebileceğini ve belki de hiçbir zaman mümkün olmayabileceğini ileri sürmektedir.[15][16]

Bu yeni zekanın doğasına dair bazı belirsizlikler bulunsa da, insanlardan morfolojik, fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak önemli ölçüde farklı olacağını söylemek mümkündür.[17] Bu farklılıkların tam olarak ne olacağını başlangıçta kavramsallaştırması zor olabilir; zira, yapay genel zeka olarak adlandırılan bu sistemin sahip olacağı bilişsel kapasitenin, tarih boyunca var olmuş en üstün insan zekalarının toplamından bile daha yüksek olması öngörülmektedir.[18]

109
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 3 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 12 Nisan 2021
Temel parçacıklar ne kadar hızlı yalpalar? Görünüşte önemsiz görünen bu sorunun şaşırtıcı cevabı, ABD New York’taki Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’ndan 2001 yılında geldi ve fizikte yaydın olarak benimsenen parçacık fiziğinin Standart Modelinin eksik olduğunu gösterdi. Daha spesifik konuşmak gerekirse, ağır elektron ile benzerlikler gösteren parçacık yani müon, g-2 olarak bilinen bir dizi deneyde incelendiği sırada nispeten büyük bir yalpalamaya sahipti. Brookhaven’ın bulguları, dünyanın dört bir yanındaki diğer deney gruplarını, çalışmayı onaylamaları için harekete geçirdi ve teorisyenlere bunu daha iyi anlamaları için baskı yaptı. Geçtiğimiz hafta, Illinois’deki Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı‘nda (Fermilab) yürütülen ve burada gösterilen en hassas müon yalpalama deneyi de Brookhaven’ın sonucuyla aynı fikirde. Beklenmedik bu yalpalama hızı, şimdiye kadar var olmuş olan sanal parçacık denizinin şu anda bilinmeyen türleri içerdiğini gösterebilir. Alternatif olarak, karmaşık teorik öngörü hesaplamalarında kusurların var olduğunu gösterebilir. Fermilab’ın g-2 deneyinde yapılacak olan çalışmalar, ölçtüğümüz evren ile anladığımız evren arasındaki istatistiksel farkı daha da artırabilir.
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 20 Ocak 2015 6 dk.

Hepimiz Güneş Sistemi'ndeki 8 gezegenin ismini Güneş'e olan sırasıyla sayabiliriz. En azından öyle umuyoruz; eğer emin değilseniz, sırası şöyle: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve son olarak, Neptün. Ancak bu gezegenlere neden bu isimlerin verildiğini çoğu insan tam olarak bilmiyor. Biz de bu sorunu çözerek, gezegenlerin isimlerinden kısaca bahsetmek istedik. 

Öncelikle genel bir kuraldan bahsedelim: teleskop tam olarak icat edilene kadar bilinen 5 gezegene (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn) Romalılar hep kendi tanrılarının isimlerini vermişlerdir. Sonradan keşfedilen gezegenlerden olan Neptün'e de Roma Tanrısı'nın adı verilmiştir. Tabii günümüzde bu tanrılara artık inanan pek kimse kalmadığı için, onlara "mitolojik tanrılar" adı verilmektedir. Bunun haricinde bu tür isimlendirmenin yalnızca 2 adet istisnası vardır: Dünya ve Uranüs. Bunların hepsini sırasıyla izah edeceğiz. Şimdi isimlerin nereden geldiğine, baş döndürücü fotoğraflarıyla birlikte, tek tek bakalım:

174
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Beste Zorlu
Beste Zorlu
151.1K UP
Uyarlayan 9 Haziran 3 dk.

Doğada canlı gruplarının avcılarına karşı geliştirdiği farklı savunma mekanizmaları mevcuttur; kamuflaj, mimikri, çeşitli özelleşmiş yapılar ve zehir bu savunma başında gelir. Bu mekanizmaların arasında doğası sebebiyle en çok çalışılan ve merak uyandıran başlık zehirdir.[1][2]

Özellikle bazı canlı grupları zehirleri nedeniyle "en çok korkulan", "en tehlikeli" gibi isimlerle anılır olmuştur. Bazı böcekler, örümcekler, kurbağalar, yılanlar, kaplumbağalar zehirlidir ve her biri yaşadığı habitatın coğrafyasına göre farklı kimyasal içerikli zehirlere sahiptir. Bu başlıklar içerisinde yılanların zehirleri en tehlikelilerden biri olarak kabul görür.

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zelal Karakaş
Zelal Karakaş
20.3K UP
6 gün önce
tüm zincirlerimizden kopmalıyız,beynimize çivi gibi saplanan önyargılardan,korkulardan,zaaflardan,öylesine özgür olmalıyız kendimizi duymak için illa o sesi duymak için sessizliğe ihtiyaç bulunmamalı,çok gürültülü bir an da bile duymalı, içselleştirmeli,dokunabilmeli gerekirse sımsıkı,
49 görüntülenme
3
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 1 Kasım 2014 16 dk.

Her ne kadar halk arasında ayıp olarak görülüp utanç kaynağı olsa da, penis, vajina, meme ve testis gibi organların türümüz ve genel olarak hayvanların var oluşu için ne kadar önemli araçlar olduğu aşikardır. Dolayısıyla bu tabuları yıkıp, son derece doğal ve sıradan bir olgu olan, biyolojik varlığımızın yegâne kaynağı olan seksin detaylarından haberdar olmamız gerekiyor. Örneğin penis ile ilgili benzer bir içeriğimizi buradan görebilirsiniz. Cinsellik ile ilgili tüm yazılarımızı buradan görebilirsiniz. Konuyla ilgili bir yazı dizimizi buradan okuyabilirsiniz.

Eğer cinsel organlardan söz edilmesi sizi rahatsız ediyorsa, bu noktada okumayı kesmenizi tavsiye ederiz. Ancak eğer ki varlığımızın nadide sebeplerinden biri olan bu organı tanımak istiyorsanız, faydalı olacağını umduğumuz bu yazımızı okuyabilirsiniz. İyi okumalar.

302
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Blog Yazısı
Derya Çağatay Kayış
Blog Yazarı 13 dk.

Doğal kaynaklarımız, dünya nüfusundaki artış, denetimsiz sanayileşme, tüketim alışkanlıklarının değişmesi ve dolayısıyla tüketilen malzeme miktarındaki artışla birlikte gün geçtikçe azalmaktadır.

Küresel ısınmanın olduğu çağımızda doğayı korumanın kavranması daha da önem kazanmıştır. Geri dönüşüm, en önemlisi doğal kaynaklarımızın tasarruflu kullanılması olmakla birlikte, ekonomiye olan katkısı, enerji kaynaklarının verimli kullanılmasına da olan olumlu etkisiyle desteklenmektedir. Bazı ülkeler geri dönüşümü zorunlu kılmışlardır.

10
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Küresel Yıldız Kümesi 47 Tuc

Küresel yıldız kümesi 47 Tucanae, güney göklerinin bir mücevheridir. NGC 104 olarak da bilinen küme, diğer 200 küresel yıldız kümesi ile birlikte Samanyolu Galaksisi’nin halesinde gezinir. Dünya gezegeninden görülen en parlak ikinci küresel yıldız kümesi (Omega Centauri‘den sonra) olan 47 Tuc, yaklaşık 13.000 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Tukan (Toucan) Takımyıldızı’ndaki Küçük Macellan Bulutu‘na yakın bir bölgede çıplak gözle görülebilir. Bu yoğun küme, sadece yaklaşık 120 ışık yılı genişliğe sahip bir hacimde yüz binlerce yıldız barındırıyor. Teleskoptan alınan bu keskin görüntüde, kümenin eteklerindeki kırmızı dev yıldızlar sarımsı renkleriyle kolayca seçilebiliyor. İyice sıkıştırılmış küresel küme 47 Tuc, aynı zamanda şimdiye kadar bildiğimiz bir kara deliğe en yakın yörüngede dönen bir yıldıza da ev sahipliği yapıyor.

24 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı & Telif Hakkı: Jose Mtanous
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Söz
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
102.1K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Bütün canlılar evrenin çarkında iç içe geçmiş dişlilerdir. ⚙️
Kaynak: Tesla - Aforizmalar
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

İnceleme
Hero Hero
İnceleyen10 5 gün önce
Kuzey şençiçek seviyorsa mid dir
10.0/10
(3 Kişi)
Puan Ver
Yönetmen: Peter Hausner
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Volkan Demirci
Volkan Demirci
130.0K UP
Üye
Türkiye'ye Bilim'in gelişmesi için katkıda bulunan harika bir platformsunuz iyiki varsınız.Sizden çok şey öğrendim öğrendiğim kadarda öğretmeye çalışıyorum çevreme ve Bilime merakı olan kişilere. 💜⚛️
Ardil Yıldırım
2 gün önce
Adalet bir ihtiyaç değil zorunluluktur!
44 görüntülenme
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Okan Alver
Okan Alver
203.9K UP
Mec.Eng. 3 gün önce Sen de Cevap Ver
Eğer bir evrende fizik yasaları matematiksel olarak ifade edilebiliyorsa, bu onun simülasyon olduğu ihtimalini artırır mı, azaltır mı?
Eğer bir evrende fizik yasaları matematiksel olarak ifade edilebiliyorsa, bu onun simülasyon olduğu ihtimalini artırır mı, azaltır mı?

Merhaba

Bu soruyu uzun süredir düşünüyorum ve kendi vardığım sonuç şu: fizik yasalarının matematiksel olarak ifade edilebilir olması, evrenin simülasyon olduğu ihtimalini tek başına ne artırıyor ne de azaltıyor. Ama bu yargıya, matematik = kod sezgisini ciddiye alarak ulaşıyorum.

Şöyle ki:

Tüm Reklamları Kapat

Matematiğin doğayı bu kadar isabetli betimleyebilmesi gerçekten çarpıcı. Lakin bu durum, simülasyondan çok daha eski bir problemi öne çıkarıyor. Matematik evrene mi ait, yoksa evreni anlamak için kurduğumuz bir dil mi? Benim sezgime göre burada belirleyici olan nokta bu ayrım. Eğer matematik evrenin ontolojik bir parçasıysa, o zaman hem gerçek hem de simüle edilmiş bir evren zaten matematiksel olmak zorundadır. Bu durumda matematiksel düzen, simülasyon lehine özel bir delil üretmez. Eğer matematik bizim bilişsel soyutlama aracımızsa, o zaman gördüğümüz düzen büyük ölçüde zihinsel bir seçiciliğin sonucudur ve düzensiz olanı yasa olarak adlandırmıyoruz. Evren yazılmış gibi hissi bana göre bilimsel bir çıkarımdan çok, çağımıza özgü bir metafor. Zira saat metaforu, makine metaforu gibi bugün de bilgisayar metaforu baskın haldedir. Bu yüzden matematiksel yasalar bize kod çağrışımı yapıyor. Benim düşünceme göre burada kritik ayrım şu: matematik evrenin ontolojik bir özelliği mi, yoksa bizim bilişsel epistemik bir aracımız mı? Eğer matematik evrenin kendisine özgü, Platoncu anlamda orada olan bir yapıysa, o zaman simülasyon varsayımı özel bir avantaj kazanmaz. Çünkü simülasyon da simüle edilen gerçek evren de zaten matematiksel olmak zorundadır. Kodlanmış bir evren matematiksel olur evet, ama matematiksel olan her evren kodlanmış değildir. Öte yandan, eğer matematik temelde bizim soyutlama kapasitemizin bir ürünü ise yani düzenli olanı seçip ayıklama, gürültüyü dışarıda bırakma ve tekrar eden örüntüleri sembolleştirme biçimimizse zira o zaman matematiksel ifade edilebilirlik, evrenin yapısından çok bizim evrenle ilişki kurma tarzımızı yansıtır. Bu durumda kod hissi büyük ölçüde zihinsel bir projeksiyon olur. Düzen görüyoruz çünkü düzensiz olanı zaten fizik yasası olarak adlandırmıyoruz. Sonuç olarak kendi kanaatim şu: matematiksel düzen, simülasyon hipotezinin kanıtı değil aksine insan zihninin düzenle kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Bu bağlantı ontolojik olmaktan çok epistemolojiktir ve şimdilik sezgisel bir yankı olarak kalır.[1] Saygılarımla

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Furkan Arduç
Eseri Ekleyen 18 Mart 2022 Dizi
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Agent Carter
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close