Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
117.5K UP
İnceleyen 5 gün önce
Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı romanı, insanın doğayla, gelenekle ve kendi vicdanıyla kurduğu ilişkinin yavaş yavaş çözülüşünü anlatan, sessiz ama sarsıcı bir metindir. Roman, dışarıdan bakıldığında küçük bir çocuğun dünyasına odaklanıyor gibi görünse de, aslında modernleşmenin ve körleşmiş otoritenin, kadim değerleri nasıl aşındırdığını anlatan derin bir trajedidir.

Hikâye, Issık Göl yakınlarında, dağların arasında, medeniyetten uzak bir orman işletmesinde geçer. Romanın merkezinde yer alan küçük çocuk, yetişkinlerin sert, bencil ve çoğu zaman acımasız dünyasıyla baş edemeyen bir bilinçtir. Onun hayal gücü, gerçekliğin sertliğine karşı kurduğu tek sığınaktır. Beyaz Gemi, çocuk için yalnızca uzaklardan geçen bir vapur değildir; kurtuluşun, ait olmanın ve başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair umudun simgesidir. O gemiye ulaşmak, aslında bu dünyadan kaçmak istemenin saf ve çaresiz bir ifadesidir.

Romanın en çarpıcı unsurlarından biri, Maral Ana efsanesidir. Bu efsane, Kırgız halkının doğayla kurduğu kutsal bağın ve kolektif hafızanın bir yansımasıdır. Maral Ana, sadece bir mit değil, insanın doğaya karşı sorumluluğunu temsil eden ahlaki bir figürdür. Ancak yetişkinler dünyasında bu efsane, anlamını yitirir; gelenek, çıkar uğruna çiğnenir. Orozkul’un maralları öldürmesi, yalnızca bir av sahnesi değildir; insanın, kendi köklerini ve vicdanını bilinçli biçimde yok edişinin simgesidir.

Mümin Dede karakteri, romanın ahlaki merkezlerinden biridir. Gelenekleri yaşatmaya çalışan, efsanelere inanan, merhametli ama güçsüz bir figürdür. Onun trajedisi, iyiliğin bu dünyada çoğu zaman korunamamasıdır. Mümin Dede, doğayla barışık bir yaşamın temsilcisiyken, modern dünyanın zorbalığı karşısında suskunlaşır. Bu suskunluk, romanın en ağır yüklerinden biridir; çünkü kötülük çoğu zaman bağırarak değil, iyiliğin sessizliğiyle büyür.

Beyaz Gemi’de çocuk, masumiyetin son kalesidir. Yetişkinlerin dünyası ise düzen, otorite ve çıkar üzerine kuruludur. Bu iki dünya arasındaki uçurum giderek derinleşir ve sonunda kapanamaz hâle gelir. Romanın finali, bu nedenle sarsıcıdır. Çocuğun kendini suya bırakması, yalnızca bireysel bir kaçış değil; insanlığın vicdanını yitirdiği bir dünyaya yöneltilmiş sessiz bir çığlıktır. Bu sahne, okuru rahatlatmaz; aksine uzun süre zihinde kalan bir ağırlık bırakır.

Aytmatov, Beyaz Gemi’de doğrudan öğüt vermez; suçlamaz, bağırmaz. Onun anlatımı dingin ama acımasızdır. Doğanın güzelliğiyle insanın zalimliği arasındaki karşıtlık, metnin her satırında hissedilir. Roman, ilerlemenin her zaman insanileşme anlamına gelmediğini, aksine bazen ruhsal bir yoksullaşmaya yol açtığını gösterir.

Sonuç olarak Beyaz Gemi, çocukluğun masumiyeti ile yetişkinliğin yozlaşması arasındaki çatışmayı, doğa ve mit üzerinden anlatan evrensel bir romandır. Umudun, inancın ve merhametin yok sayıldığı bir dünyada, hayatta kalmanın bedelini sorgular. Okur romanı bitirdiğinde, Beyaz Gemi hâlâ uzakta bir yerlerde geçip gider; ama artık onun bir kurtuluş değil, kaybedilmiş bir insanlığın hayali olduğunu bilir.
Kitap
9.8/10
(28 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Hatice Bol
Hatice Bol
52.3K UP
Aktaran 2 gün önce 2 dk.

Oxford University Press tarafından Molecular Biology and Evolution dergisinde yer alan yeni bir makaleye göre İtalya'da çok sayıda köyün bulunduğu bölgelerde yaşayan ayılar evrim geçirerek daha küçük ve daha az saldırgan hale geldi.

İnsanoğlu, içinde yaşadığı çevreyi uzun zamandır kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirirken ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği de kökten değiştiriyor. İnsan faaliyetlerinin yaban hayatı üzerindeki sarsıcı etkileri arasında yer alan yaşam alanı kaybı ve kaynakların aşırı kullanımı, popülasyonların azalmasına ya da seçilim baskılarının yön değiştirmesine neden olarak türlerin evrimsel rotasını doğrudan etkilemektedir.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Nuri Demirkoparan
Alıntıyı Ekleyen 2 gün önce
Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niçin bugünden başlamıyorsun?
Kaynak: / Vaktinden Önce Mutsuz Olma = 66 /
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Analist 16 Şubat 2019 11 dk.

Bilimde gerçekler çoğunluk ile belirlenmez. Buna rağmen eğer ki iddia, evrimin gerçekliğini sorgulayan bilim insanlarının çoğunlukta olması veya sayılarının dikkate değer bir düzeyde olması ise, sayısal bir analiz yapılması gerekmektedir.

Bilim insanları arasında, biyologların yaklaşık %99'u, biyoloji ve ilgi alanlardaki bilim insanlarının yaklaşık %95'i, tüm bilim insanlarının ise yaklaşık %85-90'ı evrimi bir gerçek olarak kabul etmektedir. Konuyla ilgili tüm çalışmalara buradan ulaşabilirsiniz.

112
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Damla Şahin Uçar
Yazar 4 gün önce 7 dk.

Efes Antik Kenti kültürel bakımdan çok önemli eski bir Yunan şehri olup Efes'te yerleşimin izleri MÖ 7000'lere kadar dayanmaktadır. Antik kent, halihazırda İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunmaktadır. Bölgede Çukuriçi Höyük gibi Neolitik yerleşimin izlerine rastlanmaktadır. Kaystros (Küçük Menderes) deltası ve kıyı çizgisi zamanla değiştiği için hem yerleşim yeri hem de liman alanlarının zaman içinde farklı konumlara kaymıştır.[1]

Efes, Helenistik ve Roma İmparatorluk dönemlerinde oldukça önemli bir liman kentiydi. Bu nedenle çağının önde gelen ticaret ve politika merkezleri arasında yer alıyordu. Ayrıca Anadolu'nun yerel ana tanrıça geleneklerinden etkiler taşıyan Artemis Ephesia kültürünün büyük tapınağı Artemis Tapınağı gibi yapılara sahip olması, Efes'in kültürel bağlamda da özel bir kent olmasını sağlamıştır.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Tayfun İnci
Tayfun İnci
3,480 UP
Çeviren 14 Ağustos 2018 11 dk.

Tavus kuşlarının neden böylesine gösterişli kuyrukları var? Bu hantal özellik erkek tavus kuşlarının hayatta kalma şanslarını oldukça azaltıyor. Böyle bir kuyruğun varlığının tek sebebi taşıyıcısına, üreme yarışındaki başarı oranlarını arttırarak avantaj sağlaması.

Charles Darwin yaşayan bütün türlerin aslında ortak bir atadan geldiği fikrini ortaya sürmüştür. Bu iddiasını açıklamak için kullandığı başlıca mekanizma ise yaşadıkları ortama daha iyi adapte olan canlıların diğerlerine göre daha kolay hayatta kalabileceklerini gösteren doğal seçilimdir. Fakat Darwin, aynı zamanda hantal, yaşadıkları ortama adapte olma amacı taşımayan ve taşıyıcısının hayatta kalma olasılığını arttırmayan cinsel özelliklerin de olduğunu belirtmiştir. Darwin, bu tür cinsel anlamda “seçilmiş” özelliklerin hayatta kalma şansını düşürseler bile üreme şansını arttırdıkları sürece evrilebileceğini öne sürdü. (Darwin 1871)

95
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Size "60 yıldır uyumayan adamın hikayesi"ni anlatmıştım. Bu mümkün mü?
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 30 Eylül 2013 9 dk.

Sucul Maymun Teorisi (veya daha doğru ismiyle Sucul Kuyruksuz Maymun Hipotezi), diğer kuyruksuz maymunlardan ayrıldıktan sonraki 6 milyon yıllık insansı (hominid) evriminin bir noktasında (veya hipotezin bazı savunucularına göre tamamında), atalarımızın denizlerde yaşayacak biçimde evrimleştiğini ileri süren bir hipotezdir. Bu hipotez, iddialarını, sadece insanlarda ve sucul hayvanlarda görülen bazı anatomik ve fizyolojik özelliklere dayandırır. Bu özelliklerin yalnızca insan atalarının su ortamında evrimleşmiş olmasıyla açıklanabileceğini ileri sürer.

İlk olarak planktonlar konusunda uzman deniz biyoloğu Sir Alister Hardy tarafından 1960 yılında İngiliz Sualtı Kulübü'nde verdiği bir konuşma sırasında ileri sürülen hipotez, 1 ay sonra New Scientist dergisinde "İnsanlar Geçmişte Daha Sucul muydu?" başlığıyla yayınlanmıştır. Sonrasında, Oxford Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü yüksek lisans mezunu ve bir televizyon senaristi olan Elaine Morgan, 1982 yılında yazdığı The Aquatic Ape isimli kitabında hipotezi savunmuştur. Bu teorinin halk arasında meşhurlaşmasını sağlayan olay ise, 2009’da Elaine Morgan'ın verdiği şu TED konuşmasıdır:

26
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Özgür Abacı
Seslendiren 22 Kasım 2019 5:30
Gemiyle seyahat ettiğiniz bir arkadaşınıza şöyle dediğinizi hayal edin (daha da etkili hale getirmek için, batmakta olan bir gemide bunu sorduğunuzu hayal...
27
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Canberk Çolak
Canberk Çolak
297.3K UP
Yazar 19 Haziran 2020 4 dk.

Hibrit (melez) meyve ve sebzeler, tek bir ürün içerisinde 2 veya daha fazla sayıda meyve ve sebzeden alınan dokulara ve lezzetlere sahip ürünlerdir. Bu teknoloji, son birkaç on yılda biyoteknoloji alanında yapılan atılımlar sayesinde mümkün olmuştur. Peki bu tarz ürünler nasıl elde edilmektedir? Daha da önemlisi, elde edilen ürün "sağlıklı" mı? Gelin bu soruların cevaplarına bir bakış atalım.

Sanılanın aksine melezleştirme yeni bir yöntem değildir ve sadece insanlar aracılığıyla gerçekleşmez. Melezleşme, yüzlerce yıldır doğada gerçekleşen, doğal bir süreçtir. Doğada melezleşme; rüzgarın, arıların veya herhangi bir diğer böceğin/unsurun etkisi ile farklı türden bitkilerin polenlerinin çaprazlaşması ile oluşur.

28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 14 Aralık 2015 10 dk.

Canlılığın en temel yapıtaşı olan hücrelerin yuvarlak olma davranışını/eğilimini anlamak için, canlılığın kökenlerine inmemiz gerekiyor. Canlılığın başlangıcına... Yani, "cansız" olarak tanımladığımız kavramların, belirli çevre şartları altında kademeli değişerek "canlı" olarak tanımlayacağımız kavramların ortaya çıkışına... Bunu inceleyen teori, Evrim Teorisi değil, Abiyogenez Teorisi'dir.

Abiyogenez Kuramı dahilinde cansız varlıklardan, yaklaşık 500 milyon yıl süren bir deneme-yanılma süreci sonucunda, ilk defa canlı varlıkların kimyasal evrim yoluyla oluştuğunu biliyoruz. Bu sürecin en önemli basamaklarından birisi, belki de canlılık tarihinin en önemli olayı olan "bölünme" ("üreme") olayıdır. Bu ilk bölünme, günümüzde de prokaryotik canlılarda görebildiğimiz "amitoz bölünme" (binary fission) ile olmuştur. Yani hücre, yaklaşık olarak ortadan, mümkün olduğunca eş (ancak içerikler heterojen olarak dağılabilir) bir şekilde ikiye bölünmüştür. İyi ama... Neden? Neden bir varlık "bölünme" ihtiyacı duysun ki? Canlılar, üremeden de evrimleşemezler miydi?

143
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
164.1K UP
Uyarlayan 3 gün önce 5 dk.

Güneş Sistemindeki gezegenler, bileşimlerine göre genellikle üç kategoriye ayrılır: dört karasal kayalık gezegen (Merkür, Venüs, Dünya ve Mars), ardından iki gaz devi (Jüpiter ve Satürn) ve son olarak iki buz devi (Uranüs ve Neptün). Teknik olarak gaz devleri olmalarına rağmen, Uranüs ve Neptün, bileşimleri nedeniyle “buz devleri” olarak adlandırılır. Bu, Uranüs ve Neptün'ün daha büyük muadillerine (Jüpiter ve Satürn) göre daha fazla metan, su ve diğer uçucu maddelere sahip olduğu gerçeğine işaret eder. Gezegenlerin iç kısımlarındaki basınç koşulları göz önüne alındığında bu elementler katı hale, esasen “buz” haline gelir.

Ancak Zürih Üniversitesi (UZH) ve Ulusal Araştırma Yetkinlik Merkezi (NCCR) PlanetS'in yeni araştırması, bu gezegenlerin iç bölgeleri hakkındaki bilgimizi sorguluyor. Uranüs ve Neptün'ün çekirdekleri daha kayalık ve önceden düşünülenden daha az “buzlu” olabilir. Ayrıca araştırmaları, iç kısımlarında maddenin sabit kalmak yerine (Dünya'da tektonik aktiviteyle olduğu gibi) döngüsel hareketler yaşadığını gösteriyor. Araştırmacılar, bu olasılıkların “buz devleri”nin daha gizemli özelliklerinin bazılarını açıklayabileceğini belirtiyor.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Nisan 2011 52 dk.

Bu yazımızda okurlarımızın sıklıkla sorduğu ve cevaplarının anlaşılması durumunda evrimsel biyolojinin anlaşılmasında büyük adımlar atılabileceği iki soru üzerinde durmak istiyoruz: "İnsan zekası nasıl evrimleşmiştir?" ve "Neden sadece insan bu kadar zekidir?" Aslında bu iki soru, doğayı yeterince gözlemlemiş, yeterince belgesel izlemiş, Evrimsel Biyoloji konusunda belirli bir düzeyin üzerinde bilgiye sahip ve bu konuda belirli bir miktar kafa yormuş herkesin cevaplayabileceği, hatta kolayca cevaplayabileceği bir sorudur. Ancak yine de bilimsel bir destek olması ve çok yönlü analizlerinize katkı sağlayabilmesi adına, bu yazımızın tüm okurlarımıza ve düşünür arkadaşlarımıza faydalı olacağını umuyoruz.

İlk olarak şu soruya bir cevap vermemiz gerekiyor: "İnsanı, diğer hayvanlardan farklı kılan -varsa- nedir?" Bu soru, yüzlerce, hatta binlerce yıldır insan türünün kafasını kurcalayan bir mevzu olmuştur. Kimi bu soruya "ruh" cevabını vermiştir; kimi "edep" veya "ahlak" demiştir, kimi "düşünce" demiştir. Hatta herkesin kendince bir cevabı bile olabilir: sanat, din, müzik, felsefe, vs. Ancak bilimin cevabı, gerçeğe ulaşmak için olması gerektiği gibi, edebiyattan, laf oyunlarından, gevelemelerden uzaktır; açık ve nettir: "İnsanı diğer hayvanlardan ayıran birincil özellik, diğer hayvanlara göre daha büyük olacak şekilde evrimleşmiş beyin kapasitesidir." ya da biraz daha sade kelimelerle "fazlasıyla gelişmiş zeka düzeyidir". Dikkat edecek olursanız diğer kişilerce verilen tüm cevapların bu öncül cevaptan doğduğu görülecektir. Çünkü beynimiz haricindeki hiçbir özellik bizi tek başına diğer hayvan türlerinden ayırmaya yetmezken, beynimizin evrimi olmaksızın sayılan bilim, sanat, felsefe gibi daha soyut sebeplerin de geliştirilmesi asla mümkün olamayacaktı. Dolayısıyla odaklanılması gereken nokta, beynimizin neden bu şekilde evrimleştiğidir.

336
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
585.0K UP
6 gün önce
NASA’nın yeni yöneticisi Jared Isaacman, Çin’in Tiangong Uzay İstasyonu’nda kullanılan hava fritözü/uzay fırınını “bir yükseltme” olarak nitelendirdi. Bu örnek üzerinden NASA’nın geçmişte katı kalan bazı uygulamalarını yeniden değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Isaacman’a göre artan küresel rekabet ve ticari ortaklıklar, ajansın risk algısını ve çalışma alışkanlıklarını güncellemesini zorunlu kılıyor.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Şüphecinin El Kitabı: Bilgi Çağında Gerçeği Bulmak
Bilim kitaplarına alışığız; evrim, kuantum fiziği, tıp, botanik, kozmoloji, jeoloji, kimya, sinirbilim ve daha nicesi… Ancak bilimin kalbinde yatan en temel felsefi duruşa, yani bilimsel şüpheciliğe dair donanımımız ne düzeyde? Gerçek olan ile olmayanı ayırt etmek konusunda ne kadar iyiyiz? Bilimle ilgili konularda doğru ile sahteyi, gerçek ile zırvayı birbirinden ayırmayı biliyor muyuz? Yoksa sadece “içgüdülerimize”, yani önyargılarımıza mı güveniyoruz? Bu kitabın en temel amacı, sizi bilimsel şüphecilik kültürüyle donatmak ve böylece bilimin baş döndürücü dünyasına yapacağınız yolculukta, alet çantanızın çok daha zengin ve çeşitli olmasını sağlamak…
  • Yazar: Arsel Berkat Acar & Çağrı Mert Bakırcı
  • İlk Yayın Tarihi: 08.11.2019
  • Baskı Sayısı: 4. Baskı
  • Sayfa Sayısı: 424
  • Cilt Tipi: Karton Kapak
  • Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı
  • Boyut: 16 x 24 cm
  • ISBN: 9786058023116
Devamını Göster
₺450.00
Şüphecinin El Kitabı: Bilgi Çağında Gerçeği Bulmak
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close