Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
750 ATP Ödüllü Soru: Matematiksel yasalar evrenin keşfedilmeyi bekleyen bir parçası mı, yoksa bizce kurgulanmış bir dil mi, Evren bu denklemlerle mi örüldü, yoksa bu sadece zihnimizin bir yansıması mı? Hemen cevapla! Esat Kudret'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Bilimdeki Son Gelişmeler
Akış
İçerikler
Gündem
Diyet
Ağaç
Tohum
Viral
Tüyler
Molekül
Argüman
Cihaz
Köpekbalığı
Robot
Kromozom
Vaka
Foton
Halk Sağlığı
Acı
Saat
Kafatası
Kırmızı
Karar Verme
Balık
Ölümden Sonra Yaşam
Enfeksiyon
Konuşma
Savaş
Genel Görelilik Teorisi
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
651.3K UP
9 saat önce
The Astrophysical Journal dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, 2013'ten bu yana astronomları şaşkına çeviren "Pembe Gezegen" GJ504b hakkındaki en kapsamlı bilgileri sunuyor. Northwestern Üniversitesi'nden Aneesh Baburaj liderliğindeki ekip, James Webb Uzay Teleskobu'nun kızılötesi spektrum verileriyle bu esrarengiz nesnenin atmosferinde tuz bulutları buldu; bu, bu türden bir keşfin ilk örneği.
 
GJ504b, Güneş'e benzer bir yıldızı Dünya-Güneş mesafesinin 40 katından fazla uzaklıktan ve hatta Plüton'dan bile daha uzak bir yörüngede dolaşıyor. Yaklaşık 60 ışık yılı mesafede bulunan bu nesne, Jüpiter'den yüzde 10 daha küçük ama 25 kat daha kütleli. Sıcaklığı yalnızca yaklaşık 290 santigrat derece; bu, benzer büyük cisimlerin çok altında bir değer ve nesnenin 2,5 ila 4,5 milyar yıl yaşında olabileceğini düşündürüyor.
 
Araştırmacılar, JWST verilerini astrofizik modellerine uydurmaya çalışırken atmosferde tuhaf bir ısıl anomali keşfetti. Bu anomali ancak tuz bulutu simülasyonu eklendiğinde ortadan kalktı; potasyum klorür veya çinko sülfit gibi bileşiklerden oluşan bu bulutlar, derinlerdeki moleküler imzaları gizliyor. Atmosferde ayrıca su, karbonmonoksit, metan, amonyak ve hidrojen sülfür karışımının varlığına ilişkin kanıtlar da elde edildi.
 
Nesnenin gezegenlerden zengin kimyasal profili, onu başarısız bir yıldız değil bir gezegen olarak konumlandırıyor; tıpkı Jüpiter gibi protostellar disk enkazından oluşmuş olabileceğine işaret ediyor. Baburaj bu keşfin, soğuk ve donuk gezegen kütleli cisimlerin tarihini aydınlatmak için JWST'nin ne denli güçlü bir araç olduğunu kanıtladığını vurguluyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
651.3K UP
9 saat önce
arXiv'de yayımlanan yeni bir çalışma, Mayıs 2026'da duyurulan ve büyük ilgi gören bir keşfi geçersiz kılıyor: Büyük Magellan Bulutu'nda tespit edildiği iddia edilen ilksel kara delik, gerçekte sıradan bir değişken yıldız.
 
Özgün çalışmada araştırmacılar, Dark Energy Camera (DECam) ile milyonlarca yıldızı izlerken bir saatin altında süren ani bir parlaklık artışı gözlemlediler. Bu çok kısa süreli parlamayı, Ay kütlesine yakın ilksel bir kara deliğin yol açtığı gravitasyonel mikro mercekleme olayı olarak yorumladılar. İlksel kara delikler (PBH), evrenin erken döneminden kalma hipotetik nesneler; bunların karanlık maddeyi oluşturduğu öne sürülüyor.
 
Varşova Üniversitesi'nden Andrzej Udalski ve Przemek Mróz, aynı DECam verilerini ve 2020-2021 yıllarından elde edilen ek gözlemleri bağımsız biçimde yeniden inceledi. Bulgular çarpıcı: "Phoebe" yıldızı yıllar içinde en az üç kez parladı. Oysa gerçek bir mikro mercekleme olayı, tek bir geçen nesneyle ilişkili olduğundan tekrar etmez. Ayrıca yıldızın ortalama parlaklığı zamanla değişiyor; bu da onun doğal olarak değişen bir yıldız olduğuna işaret ediyor. Yakınındaki iki benzer yıldız ise bu süreçte sabit parlaklık sergiledi; bu da değişimin sahici olduğunu kanıtladı.
 
Üstelik OGLE (Optik Gravitasyonel Mercekleme Deneyi) anketi, yıllarca aynı bölgeyi yüksek hassasiyetle izledi; ay kütlesinde ilksel kara delikler gerçekten var olsaydı, benzer yüzlerce hatta binlerce olayın gözlemlenmesi gerekirdi. OGLE'da böyle bir şey yok. Araştırmacılar, kısa süreli izleme çalışmalarının değişken yıldızları ile gerçek mikro mercekleme olaylarını birbirinden ayırt etmekte yetersiz kalabileceğini vurguluyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
651.3K UP
2 gün önce
NASA'nın 2004'te fırlatılan ve gama ışını patlamalarını izleyen Neil Gehrels Swift Gözlemevi, güneş fırtınaları nedeniyle beklenenden hızlı yörünge kaybediyor ve yıl sonuna kadar atmosfere girecek. Bunu önlemek için NASA, Arizona merkezli Katalyst Space firmasına tam olarak 9 ay önce, Eylül 2025'te Swift'i kurtarma görevi verdi; 30 milyon dolarlık bu sözleşme, uzay tarihinde eşi görülmemiş bir girişimi başlattı.
 
Katalyst'ın geliştirdiği "Link" adlı buzdolabı büyüklüğündeki uzay aracı, üç iyon motoru, üç robotik kol ve kapsamlı sensörlerle donatılmış. Sıfırdan tasarlanıp bir yıldan kısa sürede fırlatmaya hazır hale getirilmesi, uzay araçları için olağanüstü kısa bir geliştirme süresi. Görev 30 Haziran'da, Marshall Adaları'ndaki Kwajalein Atolü'nden, Northrop Grumman'ın hem son Pegasus XL roketi hem de son L-1011 Stargazer uçağıyla gerçekleşecek. Link, birkaç hafta yörünge testi yaptıktan sonra Swift'e yanaşacak, robotik kollarıyla kavrayacak ve üç aya kadar sürecek yavaş bir yörünge yükseltme manevrası yapacak.
 
Swift'in vazgeçilmezliği, Hubble ya da Webb'in yapamadığı bir yetenekte gizli: Gama ışını patlaması tespit edildiğinde dakikalar içinde yeniden yönlendirebiliyor. Bu patlamalar, güneşin tüm ömrü boyunca üreteceğinden daha fazla enerjiyi saniyeler içinde açığa çıkarıyor. Swift'in gözlemleri, altın ve platin gibi ağır elementlerin nötron yıldızı çarpışmalarında üretildiğini kanıtladı; 2022'de ise "BOAT" (Brightest of All Time) lakaplı tarihin en güçlü uzay patlamasını yakaladı. Görev başarılı olursa Swift en az 5 yıl daha bilim üretecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
651.3K UP
2 gün önce
NASA, 37 Amerikan şirketinden gelen 41 teklife yeşil ışık yaktı. 2025 İşbirliği Fırsatı Duyurusu (ACO) kapsamında seçilen bu projeler; uzay ulaşımı, gezegensel yüzey operasyonları ve Ay yüzey altyapısı alanlarında kritik teknolojileri olgunlaştırmayı hedefliyor.
 
ACO ortaklıkları fon transferi içermiyor; şirketler NASA'nın uzmanlarından, tesislerinden, yazılımından ve donanımından yararlanırken karşılığında kendi kaynaklarını da masaya yatırıyor. NASA'nın sağladığı yaklaşık 30 milyon dolarlık kaynak, sektörün 32 milyon dolarlık katkısıyla birleşiyor. Projelerin süresi 12 ila 24 ay arasında değişecek.
 
Seçilen projeler arasında üç tanesi özellikle öne çıkıyor: Lockheed Martin, Ay'ın kalıcı gölge bölgelerinde uzun süreli güç üretimini mümkün kılacak modüler, kompakt bir enerji sistemi geliştiriyor; fiber lazer tabanlı kablosuz güç aktarımı bu sistemin merkezinde yer alıyor. Kall Morris Inc., "Asteria" adını verdiği bir ekler sistemini hayata geçiriyor; bu sistem, önceden altyapı kurulumu gerektirmeksizin mevcut veya gelecekteki uydulara yapışabilen ve yörüngesel varlıkların ömrünü uzatmayı hedefleyen bir teknoloji. Moonprint Solutions ise Ay ve Mars'taki aşındırıcı tozdan kritik donanımları koruyacak esnek izolasyon örtüleri geliştiriyor.
 
2015'ten bu yana 110'dan fazla projeyi destekleyen ACO programı, NASA'nın ticari sektörü uzay keşfinin aktif ortağı haline getirme stratejisinin temel araçlarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
651.3K UP
3 gün önce
Avrupa Uzay Ajansı'nın Euclid uzay teleskobu, galaksimizin kalabalık merkezinin şimdiye kadar çekilen en büyük ve en ayrıntılı fotoğrafını üretti. Mart 2025'te 26 saatlik gözlemle elde edilen ve dokuz ayrı fotoğrafın birleştirilmesinden oluşan mozaik, yaklaşık 60 milyon yıldızı tek karede yakalıyor.
 
Samanyolu'nun ortasında yer alan "şişkinlik" (bulge), milyarlarca eski ve serin yıldızı barındıran dev bir yapı. Euclid bu bölgeyi, başlangıçtaki karanlık madde ve karanlık enerji araştırma hedeflerinin dışına çıkarak görüntüledi; ancak sonuç olağanüstü oldu. Görüntü, Canada-Fransa-Hawaii Teleskobu'nun renk verileriyle zenginleştirildi.
 
Bu fotoğrafın bilimsel değeri yalnızca estetik değil; Euclid'in gerçek gücü mikro mercekleme tekniğinde yatıyor. Bir yıldız başka bir yıldızın önünden geçtiğinde arka plandaki yıldızın ışığını büküp parlatıyor. Bu yıldızın yörüngesinde gezegen varsa, onun yerçekimi de ışıkta küçük bir değişime yol açıyor; bu değişim gezegenin varlığını ele veriyor. Son 20 yılda bu teknikle yaklaşık 300 dışgezegen keşfedildi; tümü galaksi merkezine yönelik çalışmalarla bulundu. Yeni Euclid görüntüsü, 51 bilinen gezegen sistemini içeriyor ve ileride keşfedilecek daha pek çok sistemin kütlesini ölçmek için de kullanılacak.

38 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 21 Mart 1 dk.

Japonya’da keşfedilen bir ada kuşu türü, yaklaşık 1000 kilometre uzakta yaşayan benzer bir türle neredeyse tamamen aynı görünüyor. Ancak genetik analizler, bu iki grubun milyonlarca yıldır birbirinden izole olduğunu ortaya koyuyor.

Takema Saitoh, Per Alström ve meslektaşları; Japonya’daki Tokara Adaları’nda yaşayan küçük, böcekle beslenen bir ötücü kuş türünü tanımladı. Tokara yaprak ötücü kuşu olarak adlandırılan bu tür (Lat: "phylloscopus tokaraensis"), zeytin yeşili sırtı ve gümüşümsü gri göğsüyle dikkat çekiyor.

25
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Veli Sarıgül
Veli Sarıgül
157.7K UP
Aktaran 23 Şubat 3 dk.

Dinozor temalı film ve dizilerin vazgeçilmez figürlerinden biri olan, paleontoloji tutkunlarının adeta göz bebeği hâline gelmiş Spinosaurus’a ait yeni bir türün keşfedildiği duyuruldu. Keşif haberi sosyal medyada öylesine hızlı yayıldı ki kısa süre içinde hemen her platformda Spinosaurus’a dair sayısız meme ve haberle karşılaşmak mümkün hâle geldi. Ancak ayrıntılara geçmeden önce, söz konusu dinozoru genel hatlarıyla ele almak yerinde olacaktır.

Spinosaurus yaklaşık 100 milyon yıl önce Geç Kretase'de Kuzey Afrika'nın mangrow ormanlarında varlığını sürdürmüş olan theropod takımına ait, amfibi niteliklere sahip ve en karakteristik özelliği sırtında yer alan yüzgeçimsi yapı olan bir dinozordur. Sözü açılmışken yaklaşık 1,5 metreyi bulan bu yapının neden evrimleştiği meselesine değinmeden geçmemek gerekir. Bu konuda kesin bir uzlaşı bulunmamakla birlikte birkaç hipotez öne sürülmektedir: Yapının termoregülasyonda rol oynamış olabileceği, eş seçiliminde etkili olduğu ya da hidrodinamik dengeye katkı sağladığı düşünülmektedir. Nitekim 2025 yapımı Jurassic World: Rebirth filminde de bu yapı, suda hareketi destekleyen bir unsur olarak tasvir edilmiştir.

34
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 26 Ocak 2 dk.

Oval ve simetrik, az sayıda çıkıntılı lobu olan karaağaç veya elma yaprakları hızla düşer ve bu da onların ağacın dibine yakın bir yerde son bulma olasılığını artırır. Ancak yapraklara loblar eklemek ve onları asimetrik hale getirmek düşüşlerini yavaşlatır. Bu durumda daha uzağa savrulmalarına neden olur. Fizikçi Matthew Biviano ve Kaare Jensen, 7 Mayıs’ta Journal of the Royal Society Interface dergisinde yayımladıkları çalışmada bunu rapor ediyor.

Yaprak döken ağaçlar her yıl yapraklarını döker. Yaprakların dökülme sürecinde biriktirdikleri karbon ve besin maddelerinin yaklaşık %40’ına veda ederler. Ancak bu kaynakların hepsinin kaybolması gerekmez. Eğer yapraklar ağacın dibine yakın düşerse ağaç, çürüyüp parçalandığında bu besinlere yeniden erişebilir. Yaprakların nereye düşeceğini ise rüzgâr, hava koşulları ve yaprak şekli belirler.

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 16 Ocak 2 dk.

Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, toprakta yeterli azot bulunması durumunda tropikal ormanlar, ormansızlaştırmadan sonra iki kat daha hızlı toparlanabiliyor.

University of Leeds liderliğindeki bir bilim insanı ekibi, besin maddelerinin ormanların yeniden büyümesini nasıl etkilediğini incelemek amacıyla dünyanın en büyük ve en uzun süreli deneyini gerçekleştirdi. Çalışma, ağaç kesimi ve tarım gibi faaliyetler nedeniyle temizlenmiş alanları kapsıyor.

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Bol
Hatice Bol
52.7K UP
Aktaran 31 Aralık 2 dk.

Oxford University Press tarafından Molecular Biology and Evolution dergisinde yer alan yeni bir makaleye göre İtalya'da çok sayıda köyün bulunduğu bölgelerde yaşayan ayılar evrim geçirerek daha küçük ve daha az saldırgan hale geldi.

İnsanoğlu, içinde yaşadığı çevreyi uzun zamandır kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirirken ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği de kökten değiştiriyor. İnsan faaliyetlerinin yaban hayatı üzerindeki sarsıcı etkileri arasında yer alan yaşam alanı kaybı ve kaynakların aşırı kullanımı, popülasyonların azalmasına ya da seçilim baskılarının yön değiştirmesine neden olarak türlerin evrimsel rotasını doğrudan etkilemektedir.

77
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bilim, bir şeyleri bulma işidir. Bu açıdan tarih, bir bilimdir."
Robin G. Collingwood
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)