Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Bilimdeki Son Gelişmeler
Akış
İçerikler
Gündem
Tarih
Gıda Güvenliği
Hızlı
Süt
Köpek
Tıp
Onkoloji
Sperm
Araştırmacılar
Hastalık Dağılımı
Şizofreni
Nöron
Teleskop
Gün
Periyodik Tablo
Evrim
Goril
Araştırma
Ses Kaydı
Karanlık
Sosyal Psikoloji
Diş Hekimi
Antibiyotik
Veri
Maske
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
648.6K UP
4 saat önce
NASA'nın yörüngesi hızla alçalan Neil Gehrels Swift Gözlemevi'ni kurtarma çabası önemli bir aşamaya ulaştı. 12 Haziran'da Virginia'daki Wallops Uçuş Tesisi'nde mühendisler, Northrop Grumman'ın Pegasus XL roketini şirketin değiştirilmiş L-1011 uçağı Stargazer'a bağladı. Roketin içinde, Katalyst Space'in geliştirdiği robotik servis aracı LINK bulunuyor.
 
Düşük Dünya yörüngesindeki tüm uzay araçları atmosferik sürtünme nedeniyle yörünge kaybediyor; bu etkiyi telafi edecek itme sistemi olmayan araçlar zamanla alçalıyor. Güneş'teki son aktivite artışı, Swift'in yörünge kaybını beklenenden çok daha hızlı hale getirdi. Katalyst, LINK'in zamanında ulaşabilmesi için Pegasus XL'i en uygun fırlatma seçeneği olarak belirledi.
 
LINK, bu ay içinde Güney Pasifik'teki Kwajalein Atolü'nden fırlatılacak. Aracın görevi, gamma ışını patlamaları ve evrenin en güçlü patlamalarını inceleyen Swift'in yörüngesine kenetlenerek onu yeniden yükseltmek.
 
Bu görev, NASA'nın daha önce açıkladığı gibi, maliyetler düşürülebilirse Hubble Uzay Teleskobu için de benzer bir yörünge yükseltme stratejisinin önünü açabilecek bir model niteliği taşıyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
648.6K UP
4 saat önce
Science dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir çalışma, ilk kara omurgalılarının (tetrapodların) yaşam döngüsüne ilişkin onlarca yıllık bir varsayımı kökünden sarsıyor. Field Müzesi'nden araştırmacıların İllinois'teki ünlü Mazon Creek fosil yatağında buldukları yavru "embolomere" fosilleri, bu erken tetrapodların modern amfibilerdeki gibi bir kurbağa larvası evresi geçirmediğini ortaya koyuyor.
 
Embolomereler, 350-280 milyon yıl önce nehir, göl ve bataklıklarda yaşamış timsah benzeri üstün avcılardı; yetişkinlikte 3 metreyi aşan boyutlara ulaşabiliyorlardı. Mazon Creek'te bulunan örnekler ise yalnızca birkaç santimetre uzunluğunda yavrulara ait. Field Müzesi'nden Jason Pardo ve Arjan Mann, on yıl boyunca inceledikleri bu fosillerin tarama elektron mikroskobuyla analizinde şaşırtıcı bir bulguya ulaştı: Yavru tetrapod, gelişimi sırasında bacak kazanmış olsa da modern kurbağa larvalarına özgü dış solungaçlar gibi temel amfibi özelliklerini taşımıyordu.
 
Araştırmacılar, fish-tetrapod geçişini temsil eden farklı türlerden yavru fosillerinin hiçbirinde kurbağa larvasına benzer bir yapı bulamadı. Pardo'nun ifadesiyle: "Kurbağa larvası yoksa metamorfoz da yok. Bu erken tetrapodların yaşam döngüsü, amfibilerden çok bizimkine ya da balıklara benziyor."
 
Bu bulgu, sürüngenlerin ve memelilerin amfibi benzeri atalardan evrildiği yönündeki yaygın kabul görmüş hipotezi de geçersiz kılıyor. Çalışma, Kuzey Illinois Yer Bilimleri Kulübü ve gönüllü vatandaş bilimcilerin yıllar süren katkılarıyla mümkün oldu; araştırmacılar bu keşfin onların desteği olmadan gerçekleşemeyeceğini vurguluyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
648.6K UP
1 gün önce
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir Imperial College London çalışması, bir sonraki nesil kuantum dedektörlerin temelindeki kritik bir prensibi gerçek dünya koşullarında ilk kez başarıyla kanıtladı. Bu gelişme, karanlık maddenin ve evrenin erken dönemlerinden gelen yerçekimi dalgalarının tespitine kapı aralıyor.
 
Uzun temel hatlı atom interferometreleri, lazerlerle atom bulutlarını ayırıp tekrar birleştirerek hareketteki en küçük değişimleri ölçen son derece hassas aletler. Ancak ciddi bir sorun var: Deneyi kontrol eden lazer, ölçülmek istenen sinyallerden çok daha büyük bir faz gürültüsü üretiyor; bu gürültü, aranan sinyalleri tamamen örtüyor.
 
AION işbirliği kapsamındaki araştırmacılar, bu sorunu çözmek için iki interferometreyi karşılaştırma yöntemini test etti. Ultra soğuk stronsiyum-87 atomlarından oluşan iki ayrı bulut, tek bir ultra kararlı lazerle sorgulandı. Araştırmacılar sistemine kasıtlı olarak büyük miktarda ek faz gürültüsü ekleyerek gelecekteki büyük ölçekli dedektörlerin koşullarını simüle etti. Tek başına her interferometrenin sinyali gürültü altında tamamen kayboldu; ancak iki interferometre karşılaştırıldığında altta yatan sinyal net biçimde geri kazanılabildi.
 
Ekip bir adım daha ileri giderek, geçen bir yerçekimi dalgası ya da karanlık madde alanının üretebileceği türde salınımlı bir sinyal ekledi. Bu sinyal, tek başına hiçbir interferometrenin kullanılabilir bilgi içermediği koşullarda bile net biçimde tespit edilebildi.
 
Bu prototip, Fermilab'daki MAGIS ve CERN'de önerilen AICE gibi uluslararası büyük ölçekli projelere zemin hazırlıyor. Araştırmacılar, bu teknolojinin gelecekte milyonlarca yıl önce birleşen kara deliklerden gelen sinyalleri ve karanlık maddenin doğasını araştırmak için kullanılabileceğini öngörüyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
648.6K UP
1 gün önce
Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni bir Texas A&M Üniversitesi çalışması, memelilerde uzuv yenilenmesi yeteneğinin tamamen kaybolmadığını, sadece kapatılmış olabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, iki aşamalı bir tedaviyle farelerin amputasyon sonrası kemik, eklem, bağ ve tendonlarını yeniden büyütmeyi başardı.
 
VTPP Bölümü'nden Dr. Ken Muneoka liderliğindeki ekibin geliştirdiği yöntem, vücudun normal yara iyileşme mekanizmasını yeniden yönlendiriyor. Memeliler yaralandığında genellikle fibroblast hücreleri hızla yara izi dokusu oluşturuyor; semenderlerde ise aynı hücreler "blastema" adı verilen yeni doku büyümesinin temelini oluşturan bir yapıya dönüşüyor. Araştırmacılar, yara tamamen kapandıktan sonra önce fibroblast büyüme faktörü 2'yi (FGF2) uygulayarak hücreleri yara izi yerine blastema benzeri bir yapıya yönlendirdi. Birkaç gün sonra kemik morfogenetik proteini 2'yi (BMP2) ekleyerek bu hücrelere yeni doku inşa etme sinyali verdiler.
 
Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, bu sürecin dışarıdan kök hücre eklemeye gerek duymaması. Araştırmacı Dr. Larry Suva'nın ifadesiyle: "Programlanamaz sandığımız hücreler aslında programlanabiliyor; kapasite yok değil, sadece gizli." Yeniden büyütülen dokular orijinal anatominin birebir kopyası olmasa da kemik, tendon, bağ ve eklem yapıları doğal düzene benzer biçimde oluştu.
 
Tedavinin klinik uygulamaya geçişi nispeten kolay olabilir; çünkü BMP2 zaten FDA onaylı bazı tıbbi kullanımlara sahip, FGF2 ise halihazırda çeşitli klinik denemelerde test ediliyor. Araştırmacılar, bu yaklaşımın tam yenilenme mümkün olmadan önce bile yara izi oluşumunu azaltarak doku onarımını iyileştirebileceğini vurguluyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
648.6K UP
2 gün önce
Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında yıllardır tartışılan "panspermi" (yaşamın uzaydan gelmesi) hipotezi, şimdi ilginç bir "ters panspermi" senaryosuyla gündemde. Tiflis Özgür Üniversitesi’nden Zaza Osmanov’un International Journal of Astrobiology dergisinde yayımlanan yeni çalışması, Dünya'dan uzaya savrulan bakterilerin Jüpiter'in buzlu uydusu Europa'ya ulaşmış ve oradaki okyanuslarda hayata tutunmuş olabileceğini öne sürüyor.

International Journal of Astrobiology dergisinde yayımlanan çalışma, Dünya'dan uzaya savrulan toz parçacıklarının içine hapsolmuş bakterilerin, milyarlarca yıl içinde Jüpiter'in uydusu Europa'ya ulaşıp ulaşılamayacağını inceledi. Hesaplamalar, yüz milyonlarca parçacığın saniyede Europa'ya inebileceğini ve uydunun gelgit hareketleriyle oluşan buz çatlakları sayesinde bu mikropların buz altındaki okyanusa sızmış olabileceğini gösteriyor. 2027'de fırlatılması planlanan özel Europa iniş aracı, bu iddiaları test etmek için uydunun buz kabuğunu delerek okyanusta yaşam belirtisi arayacak.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 21 Mart 1 dk.

Japonya’da keşfedilen bir ada kuşu türü, yaklaşık 1000 kilometre uzakta yaşayan benzer bir türle neredeyse tamamen aynı görünüyor. Ancak genetik analizler, bu iki grubun milyonlarca yıldır birbirinden izole olduğunu ortaya koyuyor.

Takema Saitoh, Per Alström ve meslektaşları; Japonya’daki Tokara Adaları’nda yaşayan küçük, böcekle beslenen bir ötücü kuş türünü tanımladı. Tokara yaprak ötücü kuşu olarak adlandırılan bu tür (Lat: "phylloscopus tokaraensis"), zeytin yeşili sırtı ve gümüşümsü gri göğsüyle dikkat çekiyor.

25
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Veli Sarıgül
Veli Sarıgül
157.7K UP
Aktaran 23 Şubat 3 dk.

Dinozor temalı film ve dizilerin vazgeçilmez figürlerinden biri olan, paleontoloji tutkunlarının adeta göz bebeği hâline gelmiş Spinosaurus’a ait yeni bir türün keşfedildiği duyuruldu. Keşif haberi sosyal medyada öylesine hızlı yayıldı ki kısa süre içinde hemen her platformda Spinosaurus’a dair sayısız meme ve haberle karşılaşmak mümkün hâle geldi. Ancak ayrıntılara geçmeden önce, söz konusu dinozoru genel hatlarıyla ele almak yerinde olacaktır.

Spinosaurus yaklaşık 100 milyon yıl önce Geç Kretase'de Kuzey Afrika'nın mangrow ormanlarında varlığını sürdürmüş olan theropod takımına ait, amfibi niteliklere sahip ve en karakteristik özelliği sırtında yer alan yüzgeçimsi yapı olan bir dinozordur. Sözü açılmışken yaklaşık 1,5 metreyi bulan bu yapının neden evrimleştiği meselesine değinmeden geçmemek gerekir. Bu konuda kesin bir uzlaşı bulunmamakla birlikte birkaç hipotez öne sürülmektedir: Yapının termoregülasyonda rol oynamış olabileceği, eş seçiliminde etkili olduğu ya da hidrodinamik dengeye katkı sağladığı düşünülmektedir. Nitekim 2025 yapımı Jurassic World: Rebirth filminde de bu yapı, suda hareketi destekleyen bir unsur olarak tasvir edilmiştir.

34
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 26 Ocak 2 dk.

Oval ve simetrik, az sayıda çıkıntılı lobu olan karaağaç veya elma yaprakları hızla düşer ve bu da onların ağacın dibine yakın bir yerde son bulma olasılığını artırır. Ancak yapraklara loblar eklemek ve onları asimetrik hale getirmek düşüşlerini yavaşlatır. Bu durumda daha uzağa savrulmalarına neden olur. Fizikçi Matthew Biviano ve Kaare Jensen, 7 Mayıs’ta Journal of the Royal Society Interface dergisinde yayımladıkları çalışmada bunu rapor ediyor.

Yaprak döken ağaçlar her yıl yapraklarını döker. Yaprakların dökülme sürecinde biriktirdikleri karbon ve besin maddelerinin yaklaşık %40’ına veda ederler. Ancak bu kaynakların hepsinin kaybolması gerekmez. Eğer yapraklar ağacın dibine yakın düşerse ağaç, çürüyüp parçalandığında bu besinlere yeniden erişebilir. Yaprakların nereye düşeceğini ise rüzgâr, hava koşulları ve yaprak şekli belirler.

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 16 Ocak 2 dk.

Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, toprakta yeterli azot bulunması durumunda tropikal ormanlar, ormansızlaştırmadan sonra iki kat daha hızlı toparlanabiliyor.

University of Leeds liderliğindeki bir bilim insanı ekibi, besin maddelerinin ormanların yeniden büyümesini nasıl etkilediğini incelemek amacıyla dünyanın en büyük ve en uzun süreli deneyini gerçekleştirdi. Çalışma, ağaç kesimi ve tarım gibi faaliyetler nedeniyle temizlenmiş alanları kapsıyor.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Bol
Hatice Bol
52.7K UP
Aktaran 31 Aralık 2 dk.

Oxford University Press tarafından Molecular Biology and Evolution dergisinde yer alan yeni bir makaleye göre İtalya'da çok sayıda köyün bulunduğu bölgelerde yaşayan ayılar evrim geçirerek daha küçük ve daha az saldırgan hale geldi.

İnsanoğlu, içinde yaşadığı çevreyi uzun zamandır kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirirken ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği de kökten değiştiriyor. İnsan faaliyetlerinin yaban hayatı üzerindeki sarsıcı etkileri arasında yer alan yaşam alanı kaybı ve kaynakların aşırı kullanımı, popülasyonların azalmasına ya da seçilim baskılarının yön değiştirmesine neden olarak türlerin evrimsel rotasını doğrudan etkilemektedir.

76
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Mümkün olan şeylerin sınırları; yalnızca onların ötesine, yani imkansızın sınırlarına geçerek tanımlanabilir."
Arthur C. Clarke
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)