Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
2,650 ATP Ödüllü Soru: Saçkıranla bölgesel tüy kontrolü mümkün mü? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Hayatta kalmak için anlam aramaya gerek yok, bakteriler milyarlarca yıldır onsuz başarılı. Peki doğal seçilim insandaki bu derin anlam ihtiyacını neden seçti? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Bilimdeki Son Gelişmeler
Akış
İçerikler
Gündem
Antibiyotik
Ötegezegen
Hidrojen
Yemek
Metal
Değişim
Hastalık
Transkripsiyon
Hastalık Kataloğu
Karar
Optik
Dağılım
Sağlık Personeli
Diş Gelişimi
Madde
Genel Görelilik Teorisi
Yakınsak Evrim
İklim Değişimi
Kelebek
Stephen Hawking
Erkek
Uluslararası Uzay İstasyonu
Malzeme
Nükleer Enerji
Konuşma
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
639.4K UP
14 saat önce
NASA'nın yeni bir çalışması, Kızıl Gezegen'in geçmişteki yaşanabilirliğini anlamak için demir oksit minerali hematit içindeki kristallerin şekil ve yapısını mineralojik bir belirteç olarak kullandı. Bulgular, Mars'taki sıcak ve nemli koşulların daha önce öngörülenden çok daha uzun süre varlığını koruduğuna işaret ediyor.
 
NASA araştırmacısı Tanya Peretyazhko, Gale Krateri'nin farklı yüksekliklerinden alınan 20 örneği inceledi. Kraterin katmanlı duvarları Mars'ın iklim geçmişini adeta bir arşiv gibi saklıyor; derin katmanlar gezegenin en erken dönem koşullarını yansıtıyor.
 
Bulgular ilginç bir tablo ortaya koyuyor: Üst katmanlardaki hematit kristalleri küçük ve gelişmemiş; bu da soğuk ve su bakımından yetersiz koşulları işaret ediyor. Oysa daha derin katmanlardaki kristaller çok daha büyük; bu boyuta ulaşmaları için uzun süreli, sıcak ve bol sulu koşulların varlığı gerekiyor. Peretyazhko'nun ifadesiyle, bu derin kayalar Mars iklimi soğumaya başlamasına rağmen uzun süre sıcak ve nemli kalmayı sürdürmüş.
 
Demir oksitler, geçmişteki su aktivitesinin güvenilir göstergeleri olarak kabul ediliyor. Bu mineralojik yaklaşım, Mars yüzey görüntülerinin işaret ettiği antik nehir ve göl kalıntılarıyla da örtüşüyor. Araştırma, Mars'ın geçmişte mikrobik yaşamı desteklemiş olabileceği zaman diliminin sanılandan geniş olduğunu düşündürüyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
639.4K UP
14 saat önce
30 Mayıs 2026 Cumartesi günü saat 14:06'da, kuzeydoğu Massachusetts ve güneydoğu New Hampshire üzerinde bir meteor atmosfere girerek patladı. NASA, olayın 300 ton TNT'ye eşdeğer enerji açığa çıkardığını doğruladı.
 
NASA'nın açıklamasına göre meteor, 64 kilometre yükseklikte saatte yaklaşık 120.000 kilometre hızla ilerlerken parçalandı. Patlama, bölgede evleri sallayan ve geniş bir alana yayılan güçlü patlamalar sesi yarattı; sosyal medyada binlerce kişi olayı paylaştı.
 
NASA, nesnenin herhangi bir aktif meteor yağmuruyla ilişkili olmadığını, tamamen doğal bir uzay kayası olduğunu ve uydu ya da uzay aracı enkazıyla ilgisi bulunmadığını vurguladı.
 
Bu olay, yılın başından bu yana ABD semalarında yaşanan çok sayıda ateş topu olayı serisinin son halkası. Mart ayında Ohio, Texas (Houston) ve Oregon'da da benzer olaylar yaşanmış; bilim insanları "ilkbahar ateş topları" olarak adlandırılan bu mevsimsel artışın Dünya'nın yörünge pozisyonuyla ilişkili olabileceğini belirtmişti. 2013'teki Çelyabinsk meteoruyla kıyaslandığında bu olay çok daha küçük kaldı; o patlamada 440.000 ton TNT eşdeğeri enerji açığa çıkmış ve 1.600'den fazla kişi yaralanmıştı.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
639.4K UP
1 hafta önce
Amerikan Doğa Tarihi Müzesi Bülteni'nde yayımlanan yeni bir çalışma, bugünkü Kuzey Teksas'ın üzerini kaplayan sığ Kretase denizinde yaşamış dev bir deniz sürüngenini yeni bir tür olarak tanımladı: Tylosaurus rex. SMU, Perot Müzesi ve Amerikan Doğa Tarihi Müzesi araştırmacılarının ortaklaşa yürüttüğü çalışmada bu canlı, boyutu ve güçlü yapısıyla "denizin T. rex'i" olarak nitelendiriliyor.
 
Yaklaşık 7,5 ila 13,5 metre uzunluğa ulaşan T. rex, 66 milyon yıl önce asteroid çarpmasıyla yok olan mosazorların en geç dönem türlerinden biri. Daha önce Tylosaurus proriger olarak sınıflandırılmış olan bu fosil, tırtıklı biftek bıçağı dişleri, daha büyük vücut yapısı ve belirgin biçimde gelişmiş çene ile boyun kaslarıyla ayrışıyor.
 
Hikâyenin ilginç bir boyutu da keşif süreci: Tanımlayıcı fosil, 1979'da Lake Ray Hubbard'da tekne gezisine çıkan bir ailenin çocukları tarafından tesadüfen bulundu. Araştırmacılar onlarca yıl sonra bu fosilin farklı bir tür olduğunu fark etti. Dahası, bir SMU doktora öğrencisi 1960'larda bu hayvanlara gayri resmi olarak "deniz tiranı" adını takmıştı; bu not, araştırmacılardan biri tarafından tamamen başka bir şey ararken tesadüfen bulundu.
 
"The Black Knight" lakabıyla bilinen başka bir T. rex fosili ise kırık çene ve eksik burun kısmı gibi ağır yaralanmalar taşıyor; bu düzeyde zarar verebilecek tek canlının aynı türden bir birey olduğu düşünülüyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
11
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
639.4K UP
1 hafta önce
Science dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, kuantum bilgisayar araştırmacıları arasında büyük yankı uyandırdı: Simons Vakfı'nın Flatiron Enstitüsü'ndeki fizikçiler, Mart 2025'te bir kuantum bilgisayarın "klasik bilgisayarların eşleşemeyeceği" iddiasıyla çözdüğünü duyurduğu kuantum dinamiği problemini, kişisel bir dizüstü bilgisayarla yeniden çözdü.
 

Problemin zorluğu kuantum dolanıklığından kaynaklanıyor: Yüzlerce kübit birbirine bağlı olduğunda sistemi tanımlayan dalga fonksiyonu üstel biçimde büyüyor ve doğrudan bilgisayarda depolanamaz hale geliyor.

 

CCQ'dan araştırmacılar bu engeli "tensör ağları" adı verilen ileri matematiksel araçlarla aştı. Tensör ağları, dalga fonksiyonunu birbiriyle bağlantılı küçük sayı tablolarından oluşan sıkıştırılmış bir yapıya dönüştürüyor; tam bir zip dosyası gibi. Araştırmacılar ayrıca 1980'lerden kalma "inanç yayılımı" algoritmasını üç boyutlu kuantum sistemlerine uyarladı. Bu eski ama verimli yöntem sayesinde hesaplamalar hem daha hızlı hem de çok daha skaler hale geldi.

 

Sonuçlar kuantum bilgisayarın bulduklarıyla örtüştü; ancak kuantum donanımı gerekmedi. Araştırmacılar iki yaklaşım arasında bir çatışma değil, sinerji görüyor: Klasik simülasyonlar, hangi problemlerin gerçekten kuantum üstünlüğü gerektirdiğini belirlemeye yardımcı oluyor.

 

Ekip şimdi yöntemlerini kübitlerin ötesine, süperiletkenler gibi kuantum malzemelerin modellenmesinde kritik olan elektron dinamiği problemlerine uygulamayı hedefliyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
639.4K UP
1 hafta önce
Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, James Webb Uzay Teleskobu'nun infrared gözlemlerine dayanarak Neptün'ün üçüncü büyük uydusu Nereid'in kökenine ilişkin şaşırtıcı bir hipotez ortaya koyuyor: Nereid, Neptün'ün milyarlarca yıl önce sahip olduğu ilk uydu sisteminin tek sağlam kalıntısı olabilir.
 
Hikâye Triton'la başlıyor. Neptün'ün en büyük uydusu olan Triton, gezegenin dönüşünün tersine yörüngede ilerliyor; bu, onu Güneş Sistemi'ndeki tüm büyük uydular arasında benzersiz kılıyor. Astronomlar, Triton'un yaklaşık 4 milyar yıl önce Kuiper Kuşağı'ndan Neptün'ün yerçekimi tarafından yakalandığını düşünüyor. Bu yakalanma, Neptün'ün orijinal uydularını büyük olasılıkla paramparça etti; mevcut yedi iç uydu bu çarpışmadan geriye kalan enkaz yığınlarından oluşuyor.
 
Caltech'ten doktora öğrencisi Matthew Belyakov ve ekibi, yalnızca 10 dakika 40 saniyelik Webb gözlemiyle Nereid'in yüzeyinin Kuiper Kuşağı cisimlerine değil, Uranüs'ün düzenli uydularına benzer bir bileşim sergilediğini keşfetti: yüksek su-buz içeriği, parlak yüzey ve CO₂ izi. 54 Kuiper Kuşağı cismiyle yapılan karşılaştırma bu farklılığı kesin biçimde ortaya koyuyor.
 
Bilgisayar simülasyonları da hipotezi destekliyor: Triton'un Neptün sistemiyle çarpışma senaryolarının yaklaşık yüzde 25'inde bir ya da daha fazla ay uzak yörüngede hayatta kalabiliyor. Eğer bu doğruysa Nereid, 4,5 milyar yıllık Güneş Sistemi tarihinden günümüze ulaşan ve bize Neptün'ün ilk halini anlatan nadir bir "canlı fosil" niteliğinde.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
12
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 21 Mart 1 dk.

Japonya’da keşfedilen bir ada kuşu türü, yaklaşık 1000 kilometre uzakta yaşayan benzer bir türle neredeyse tamamen aynı görünüyor. Ancak genetik analizler, bu iki grubun milyonlarca yıldır birbirinden izole olduğunu ortaya koyuyor.

Takema Saitoh, Per Alström ve meslektaşları; Japonya’daki Tokara Adaları’nda yaşayan küçük, böcekle beslenen bir ötücü kuş türünü tanımladı. Tokara yaprak ötücü kuşu olarak adlandırılan bu tür (Lat: "phylloscopus tokaraensis"), zeytin yeşili sırtı ve gümüşümsü gri göğsüyle dikkat çekiyor.

24
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Veli Sarıgül
Veli Sarıgül
157.6K UP
Aktaran 23 Şubat 3 dk.

Dinozor temalı film ve dizilerin vazgeçilmez figürlerinden biri olan, paleontoloji tutkunlarının adeta göz bebeği hâline gelmiş Spinosaurus’a ait yeni bir türün keşfedildiği duyuruldu. Keşif haberi sosyal medyada öylesine hızlı yayıldı ki kısa süre içinde hemen her platformda Spinosaurus’a dair sayısız meme ve haberle karşılaşmak mümkün hâle geldi. Ancak ayrıntılara geçmeden önce, söz konusu dinozoru genel hatlarıyla ele almak yerinde olacaktır.

Spinosaurus yaklaşık 100 milyon yıl önce Geç Kretase'de Kuzey Afrika'nın mangrow ormanlarında varlığını sürdürmüş olan theropod takımına ait, amfibi niteliklere sahip ve en karakteristik özelliği sırtında yer alan yüzgeçimsi yapı olan bir dinozordur. Sözü açılmışken yaklaşık 1,5 metreyi bulan bu yapının neden evrimleştiği meselesine değinmeden geçmemek gerekir. Bu konuda kesin bir uzlaşı bulunmamakla birlikte birkaç hipotez öne sürülmektedir: Yapının termoregülasyonda rol oynamış olabileceği, eş seçiliminde etkili olduğu ya da hidrodinamik dengeye katkı sağladığı düşünülmektedir. Nitekim 2025 yapımı Jurassic World: Rebirth filminde de bu yapı, suda hareketi destekleyen bir unsur olarak tasvir edilmiştir.

33
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 26 Ocak 2 dk.

Oval ve simetrik, az sayıda çıkıntılı lobu olan karaağaç veya elma yaprakları hızla düşer ve bu da onların ağacın dibine yakın bir yerde son bulma olasılığını artırır. Ancak yapraklara loblar eklemek ve onları asimetrik hale getirmek düşüşlerini yavaşlatır. Bu durumda daha uzağa savrulmalarına neden olur. Fizikçi Matthew Biviano ve Kaare Jensen, 7 Mayıs’ta Journal of the Royal Society Interface dergisinde yayımladıkları çalışmada bunu rapor ediyor.

Yaprak döken ağaçlar her yıl yapraklarını döker. Yaprakların dökülme sürecinde biriktirdikleri karbon ve besin maddelerinin yaklaşık %40’ına veda ederler. Ancak bu kaynakların hepsinin kaybolması gerekmez. Eğer yapraklar ağacın dibine yakın düşerse ağaç, çürüyüp parçalandığında bu besinlere yeniden erişebilir. Yaprakların nereye düşeceğini ise rüzgâr, hava koşulları ve yaprak şekli belirler.

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 16 Ocak 2 dk.

Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, toprakta yeterli azot bulunması durumunda tropikal ormanlar, ormansızlaştırmadan sonra iki kat daha hızlı toparlanabiliyor.

University of Leeds liderliğindeki bir bilim insanı ekibi, besin maddelerinin ormanların yeniden büyümesini nasıl etkilediğini incelemek amacıyla dünyanın en büyük ve en uzun süreli deneyini gerçekleştirdi. Çalışma, ağaç kesimi ve tarım gibi faaliyetler nedeniyle temizlenmiş alanları kapsıyor.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Bol
Hatice Bol
52.7K UP
Aktaran 31 Aralık 2 dk.

Oxford University Press tarafından Molecular Biology and Evolution dergisinde yer alan yeni bir makaleye göre İtalya'da çok sayıda köyün bulunduğu bölgelerde yaşayan ayılar evrim geçirerek daha küçük ve daha az saldırgan hale geldi.

İnsanoğlu, içinde yaşadığı çevreyi uzun zamandır kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirirken ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği de kökten değiştiriyor. İnsan faaliyetlerinin yaban hayatı üzerindeki sarsıcı etkileri arasında yer alan yaşam alanı kaybı ve kaynakların aşırı kullanımı, popülasyonların azalmasına ya da seçilim baskılarının yön değiştirmesine neden olarak türlerin evrimsel rotasını doğrudan etkilemektedir.

75
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Her şey, başarılana kadar imkansızmış gibi gözükür."
Nelson Mandela
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)