Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 25 Nisan 2014 8 dk.

"Kendi kendinize mi konuşuyorsun sen? Deli misin?"

Bu lafı çok sık duyuyoruz. Sahi, kendi kendine konuşan insanlara neden deli diyoruz, olmadık yakıştırmalar yapıyoruz? Kendi kendinize konuşuyor olmanız, gerçekten deliliğe bir işaret mi? Yoksa tam tersine, kendi kendine konuşmak, sağlıklı bir aklın işareti olabilir mi? Gelin bir bakalım...

92
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Ekim 2022 54 dk.

Bell Teoremi (veya "Bell'in Eşitsizlik Teoremi" veya "Bell Eşitsizliği Teoremi") olarak bilinen matematiksel teorem, kuantum mekaniğinin doğası gereği olasılıkçı (probabilistik) olduğunu doğrulayan matematiksel bir teoremdir ve aynı zamanda bu teoremden yola çıkarak geliştirilmiş fiziksel deneylerin sonuçlarına işaret etmekte de kullanılır. Bell Teoremi ve bu teorem sayesinde geliştirilmiş olan fiziksel deneyler, Evren'in kuantum ölçekte olasılıkçı olduğunu göstermiş, Evren'in bu olasılıkçı doğasına işaret eden gözlemleri deterministik yöntemlerle açıklamaya çalışan "yerel gizli değişken" teorilerinin verilerle uyumsuz olduğunu ortaya koymuştur. Bu başarıya giden yoldaki en önemli deneyleri yapan Alain Aspect, John Clauser ve Anton Zeilinger üçlüsü, 2022 Nobel Fizik Ödülü ile taçlandırılmıştır.

Bu bağlamda "yerel" sıfatı, klasik fiziğin ve görelilik teorilerinin önemli bir parçası olan yerellik prensibini kastetmektedir. Bu prensibe göre parçacıklar, sadece yakın civarlarındaki konumda olan bitenden etkilenebilirler ve sadece yakın civarlarındaki nesneleri etkileyebilirler; uzak mesafelerde etkiye sahip olamazlar. Yerellik prensibi, aynı zamanda fiziksel alanlar yoluyla aktarılan bilginin ışık hızından daha hızlı gidemeyeceğini de söyler.

185
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Itamar Shatz
Itamar Shatz
500.0K UP
Yazar 23 Aralık 2022 22 dk.

Cımbızlama safsatası (İng: "cherry picking", Tür: "kiraz toplama"), birisi yalnızca kendi duruşunu destekleyen kanıtlara odaklandığında ve kendi duruşuna ters kanıtları görmezden geldiğinde yaşanan bir safsatadır. Bu bağlamda cımbızlama safsatasına başvuran bir kişi, belli bir konuda yayınlanmış tüm araştırmaların sadece küçük bir kısmından bahsetme yoluyla savunduğu görüşe ilişkin bilimsel görüş birliği varmış izlenimini yaratmaya çalışır.

Cımbızlama safsatası, insanların sunduğu aldatıcı retoriklerden içsel akıl yürütme süreçlerini nasıl yürüttüklerine kadar birçok unsuru etkileyen, birçok alanda sıklıkla karşımıza çıkan bir safsatadır ve bu nedenle iyi anlaşılmalıdır. Bu makalede cımbızlama safsatası hakkında daha fazla bilgi edinecek, insanların bu safsatayı nasıl kullandığına dair örnekler ve başkaları tarafından kullanıldığında nasıl karşılık verebileceğinizi görecek, bu safsatanın tuzağına düşmekten kaçınmak için neler yapabileceğinizi öğreneceksiniz.

104
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sıla Gürçınarlı
Çeviren 5 gün önce 10 dk.

Her yıl, geleceğin bilim iletişimcilerine sözde bilim hakkında konuşmak üzere Ottawa Üniversitesinde davetli konuşmacı olarak yer alıyorum. Öğrencilere bilim ve sözdebilim arasında net bir sınır olmadığını, bunun daha çok bir spektrum olduğunu ve bir şeyin nerede yer aldığını belirlemenin zor olabileceğini göstermek için giderek daha karmaşık örnekler kullanıyorum.

Osteopati, bu spektrumda konumlandırılması zor olan karmaşık örneklerden biridir. Sahte bir bilim mi? Henüz oluşum aşamasındaki bir bilim mi? Yoksa, bilim felsefecisi Paul Thagard'ın sözde bilimsel olduğu açıkça ortaya çıkmadan önce astrolojiye de yapıştırılabileceğini söylediği "umutsuz bir proje" mi?

14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Emrah Uzuçar
Gözlemi Yapan 3 gün önce
"Mekan, içine nesnelerin yerleştiği durağan bir boşluk değil; ışığın zaman ipliğiyle dokuduğu, her an yenilenen bir 'vücud' hırkasıdır. İbnü'l Arabî’nin 'Halk-ı Cedid' (Sürekli Yeniden Yaratılış) ilkesinde işaret ettiği gibi; evren her an yok oluş ve var oluşun sınırında dans eder. Bizim 'genişleme' olarak adlandırdığımız olgu, aslında ışığın l = c \cdot t uyarınca her an yeni bir 'mekan tecellisi' (a = l^2) inşa etme çabasıdır. Ancak bu devasa dokuma, sonsuz bir pürüzsüzlükle değil; her varlığın aslındaki o 'eksiklik' ve %1'lik 'kavrama sapması' (Fazz-4) ile maluldür. Elinizdeki bu çalışma; evreni sadece bir makine değil, her zerrede kendi noksanlığını tamamlamaya çalışan ama nihayetinde asimptotik bir sınıra çarparak durmaya mahkum olan devasa bir 'Nur' ve 'Bilgi' girdabı olarak yeniden tanımlamaktadır."
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Ali Döke
Mehmet Ali Döke
19.7K UP
Yazar 25 Mart 2015 16 dk.

Avusturyalı hayvan davranış bilimcisi (etolog) Karl Ritter von Frisch, 1927 yılında "Aus dem Leben der Bienen" (Dans Eden Arılar) adlı kitabını yayınladığında çağdaşları tarafından kuşku ile karşılanmıştı. Oysa kendisini tam anlamıyla çağının ötesinde bilimsel çalışmalar yürüten bir bilim insanıydı ve arılarda koku duyusu, görsel algı, yön bulma, polarize ışık ile konumlandırma, güneş takibi, iç saat, manyetik alanın petek örümüne etkisi ve düşey (ya da yerçekimi) algısı üzerine muhteşem çalışmalar yapmıştı. İlkin biraz anlaşılamamış olsa da tekrarlanan denylerle haklılığı pekişen von Frisch, büyük buluşundan 46 yıl sonra, 1973'te Fizyoloji alanında Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Bal arıları, hep birlikte ve iletişim içinde çalışan, koloniler halinde varlıklarını sürdüren canlılardır. Koloniler içerisinde iş bölümü vardır ve yaşa bağlı olarak işçi arılar önce kovan içindeki görevlerde çalışırken daha sonra "tarlacı" dediğimiz ünvanı alırlar ve kovana su, nektar, polen gibi kaynakları getirirler.

63
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zişan Işık
Zişan Işık
109.5K UP
Yazar 1 gün önce 5 dk.

Nöronların aktivitesini dışarıdan kontrol etmek, modern nörobilimin en temel hedeflerinden biridir. Beynin hangi devrelerinin hangi davranışları ürettiğini anlayabilmek, yalnızca nöronların doğal aktivitesini gözlemlemekle değil, bu aktiviteye nedensel biçimde müdahale edebilmekle mümkündür. Bu nedenle nöron kodlama yaklaşımları, günümüzde nörobilim araştırmalarının merkezinde yer almaktadır.

Nöron kontrolünde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Çoğunluğu ışık temelli yaklaşımlar olsa da bu teknikler her deneysel koşul için ideal değildir. Beyne fiber optik yerleştirilmesi, ışığın biyolojik dokuda sınırlı yayılımı, uzun süreli ve sürekli modülasyon gereksinimi gibi durumlar; farklı kontrol mekanizmalarına duyulan ihtiyacı artırmıştır. Özellikle davranışsal deneylerde veya saatler süren devre manipülasyonlarının gerekli olduğu çalışmalarda ışık temelli yöntemler pratik sınırlamalarla karşılaşabilir.

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
134.2K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhabalar. Kafka'nın bilinen tüm kitaplarını yıllar evvel okumuş ve kendime ait bir sayfada kendimce yorumlamış biri olarak burada da tekrar bir incelemek yazmak güzel bir duygu. İncelememi okuyacak herkese ve eseri paylaşan arkadaşımıza teşekkür ederim. Kafka’nın Davasını okurken insanın aklına ilk gelen cümle şu oluyor:

“Ben ne yaptım da buradayım?”
Ama mesele şu. Kimse sana ne yaptığını söylemiyor. Hatta belki hiçbir şey yapmadın. Josef Kafka'nın başına gelen tam olarak bu. Bir sabah uyanıyor ve suçlu olduğunu öğreniyor ama suç yok, dosya yok, açıklama yok. Sadece bitmeyen bir yargılanma hâli var. Ve bu hâl, insana tuhaf biçimde tanıdık geliyor. Kafka burada dev bir mahkeme anlatmıyor aslında. Daha çok insanın kendi içine kurulmuş bir mahkemeyi gösteriyor. Herkes biraz yargıç, herkes biraz sanık. Josef Kafka kaçmaya çalışmıyor, isyan etmiyor, “Bu saçma” diye masayı devirmiyor. Tam tersine, sistemi anlamaya çalışıyor. İşte asıl tuzak da burada. Çünkü bu sistem, seni anlamaya değil, seni oyalamaya kurulmuş.

En rahatsız edici tarafı şu, Kafka masum olduğunu kanıtlamaya çalıştıkça daha da batıyor. Çünkü bu dünyada masumiyet bir savunma değil. Her kapıyı çaldığında “henüz değil”, “üst merciler”, “dosyanız ileride” gibi cümlelerle karşılaşıyor. Tanıdık mı? Bürokrasi, toplum, düzen, beklentiler… Hepsi bir ağızdan şunu söylüyor: “Bir sorun var ama adını biz koyarız.”

Kafka’nın asıl dehası burada. Sana korku filmi izletmiyor, gündelik hayatı biraz fazla net gösteriyor. İş, kariyer, aile, toplum… Hepsi seni sessizce yargılıyor. Kimse “suçlusun” demiyor ama herkes sana suçluymuşsun gibi davranıyor. Sen de bir noktadan sonra gerçekten suçlu olabileceğini düşünmeye başlıyorsun.

Dava’nın en ağır tarafı, sonu değil. Asıl ağır olan, Josef Kafka'nın sona gelene kadar hâlâ bir açıklama beklemesi. Bir gerekçe, bir mantık, bir adalet kırıntısı ama Kafka şunu fısıldıyor ,bazı düzenlerde açıklama gelmez. Sadece sonuç gelir.

Bu yüzden Dava bir roman değil sadece; bir ruh hâli. Modern insanın iç sesi. Sürekli kendini savunan, ama neye karşı savunduğunu tam bilmeyen insanların kitabı. Ve belki de en can yakıcı soru şu oluyor:

“Ya gerçekten suç yoksa… ama yine de yargılanıyorsak?”
Kitap
9.1/10
(16 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Der Prozess
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.3K UP
Türü Ekleyen 5 gün önce
Caryophyllales, çiçekli bitkiler (Angiospermler) içinde morfolojik, fizyolojik ve ekolojik açıdan son derece geniş bir çeşitliliğe sahip olan bir bitki takımıdır. Bu takım, hem klasik otsu ve odunsu bitkileri hem de çevresel koşullara son derece özelleşmiş etçil, sukulent ve halofit türleri bünyesinde barındırır. Özellikle besin fakiri, tuzlu, kurak veya ekstrem yaşam alanlarına uyum sağlamış bitkiler, Caryophyllales içinde yoğun şekilde temsil edilir.

Takımın ayırt edici özelliklerinden biri, birçok üyesinde görülen betalain pigmentleridir. Bu pigmentler, antosiyaninlerin yerini alarak bitkilere kırmızı, mor ve sarı renkler kazandırır ve Caryophyllales’i diğer çiçekli bitki takımlarından kimyasal olarak ayıran önemli bir özelliktir. Yaprak yapıları genellikle basit, kenarları düz ve stipulasızdır; gövde ve kök yapıları ise çevresel streslere dayanıklılığı artıracak şekilde özelleşmiştir.

Caryophyllales, çok farklı yaşam stratejilerine sahip familyaları içerir. Bu takım içerisinde karnivor bitkiler (Droseraceae), sukulentler (Cactaceae), tuzcul bitkiler, süs bitkileri (Caryophyllaceae) ve tarımsal açıdan önemli türler (Amaranthaceae) birlikte yer alır. Bu çeşitlilik, takımın evrimsel olarak esnek ve adaptasyon kapasitesi yüksek bir yapı sergilediğini gösterir.

Ekolojik açıdan Caryophyllales, toprak stabilizasyonu, böcek popülasyonlarının düzenlenmesi, çöl ve yarı kurak ekosistemlerde primer üretimin sürdürülmesi gibi önemli roller üstlenir. Aynı zamanda etçil ve ekstrem koşullara uyumlu bitkileri içermesi nedeniyle bitki evriminde çevresel baskıların nasıl yenilikçi çözümler doğurduğunu gösteren temel taksonomik gruplardan biri olarak kabul edilir.
0
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Ekleyen 23 Ocak 2020 57 dk.

İlk olarak 17 Kasım 2019 tarihinde Çin'in Wuhan kentinde görülmüştür. Şiddetli akut solunum yetmezliği ile ilişkilendirilen virüs, 2020 yılının ilkçeyreğinde tüm dünyaya yayılıp pandemiye yol açmıştır. 26 Haziran 2022 itibariyle yaklaşık 6 milyon 300 bin ölüme neden olan COVID-19'un en belirgin semptomları arasında akut solunum yetmezliğinin yanısıra, atipik pnömoni, ateş, öksürük ve tat-koku kaybı bulunmaktadır. 

İlk ortaya çıktığında "2019 Yeni Koronavirüsü" (İng: "2019 novel CoronaVirus") anlamında 2019-nCoV adı verilen, sonradan "Ağır Akut Solunum Sendromu Koronavirüsü 2" (İng: "Severe Acute Respiratory Syndrome CoronaVirus 2") anlamında SARS-CoV-2 adı verilen virüs, pozitif polariteli tek zincirli bir RNA virüsüdür.[1][2][3] Virüs, insandan insana bulaşabilen bir solunum yolu hastalığı olan Koronavirüs Hastalığı 2019'a (COVID-19) sebep olmaktadır.[4]

191
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 12 Haziran 2024 3 dk.

2.000'den fazla ergenlik öncesi çocuğun beyin taramaları, erken yaşta sıcak ve soğuğa maruz kalmanın özellikle daha fakir mahallelerde yaşayan çocuklarda beynin beyaz madde mikro yapısında kalıcı etkiler yaratabileceğini gösteriyor. Nature Climate Change dergisinde yayımlanan bu çalışma, fetüslerin ve çocukların aşırı sıcaklıklara karşı savunmasızlığını ortaya koyuyor.[1]

Mevcut iklim acil durumunda, aşırı sıcaklıkların insan sağlığı üzerindeki etkisi bilim topluluğu ve toplum için büyük bir endişe kaynağıdır. Özellikle çocuklar, termoregülasyon mekanizmaları henüz olgunlaşmadığı için sıcaklık değişimlerine karşı daha çok savunmasızdır. ISGlobal, Erasmus MC ve CIBERESP araştırmacısı Mònica Guxens şöyle söylüyor:

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Seslendiren 25 Ağustos 2019 39:36
Görelilik! Bulunduğumuz çağı bundan daha iyi simgeleyen başka bir sözcük var mı? Artık hiçbir şeyin kesinliğinden emin olamıyoruz. Her şeye göreliliğin...
79
Dilan Ateş
Dilan Ateş
20.0K UP
3 gün önce
Türcülük, kişinin sadece türü temel alarak kendi türünden olan fertlerin çıkarları lehine ve diğer türlerden olan fertlerin aleyhine önyargılı veya taraflı olmasıdır. İkincil biçimi ise belli türlere ait hayvanlardan bazılarının (örneğin köpeklerin) çıkarlarına, benzer çıkarları olan ama farklı türden gelen domuz gibi hayvanlardan daha çok ağırlık verildiğinde ortaya çıkar. 
37 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nda yayınladığımız bilim haberlerini anlık olarak Bundle üzerinden de okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

Söz
Rabia O.
Rabia O.
20.1K UP
Alıntıyı Ekleyen 2 gün önce
Her insanın ölünceye kadar yapabileceği birşeyler vardı. Her insan da, kör topal bunu yapıyordu. Mesele iyiyi kötüden ayırabilmekte idi ve her şeyin, ama herşeyin iyisi de, kötüsü de oluyordu.
Kaynak: Küçük Ağa
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanPsikolojik Yardım ve Terapi
Klinik Psikolog Filiz Er
İlanı Ekleyen 4 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz5 Ocak
Erişilebilir Terapi Hizmeti
05 Ocak 2026 11:22 tarihinden 15 Nisan 2026 11:23 tarihine kadar.

Emdr 2. Düzey Eğitimimin süpervizyonu kapsamında uygun ücretli terapi hizmeti sunacağım.Yönlendirme ve başvuru için iletişime geçebilirsiniz.

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Emre Kılıçaslan
Blog Yazarı 6 dk.

Fatih, sefer için 25 Nisan 1481'de Üsküdar'a geçmişti. ordu konaklamak için Gebze yakınlarındaki Tekfur Çayırı'nda (ya da Hünkar Çayırı) durdu. Zaten diğer çoğu Osmanlı Padişahı gibi nikris (goutte) hastalığına sahip olan Fatih, buradayken 1 Mayıs'ta şiddetli karın ağrılarına tutuldu. Eski hastalıklarının yanında (romatizma ve nikris) yeni hastalıklar baş göstermişti.

Fatih'in tedavisine Laristanlı Acem Hamideddin El-Lari başladı. Acem Lari tedavide başarısız olunca eski hekimbaşı Yakup Paşa tedavi ile görevlendirildi. Ama Yakup Paşa da daha önce hekim Lari'nin yanlış bir ilaç verdiğini ve artık onun etkisinden kurtulunamayacağını, söylüyordu. Diğer tabipler de tedavide çaresiz kalınca ağrılarını azaltmak için Yakup Paşa Fatih'e şurup içirtmiştir. Bu şurup işe yaramadığı gibi Fatih de kısa bir komadan sonra 3 Mayıs 1482'de ölmüştür.[1]

20
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close