Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Leyla Nil Geçkin
Seslendiren 29 Nisan 2024 10:16
Beynimiz düşündüğümüz kadar basit çalışmıyor. Geçtiğimiz birkaç yıl, tuhaf şeylere inanmanın oldukça yaygın olduğunu henüz fark etmeyen insanlar için...
35
Tüm Reklamları Kapat
Alper Kaan Selçukoğlu
Yazar 22 Kasım 2023 14 dk.

Davranışların incelenmesi, bize organizmaların çevrelerine nasıl yanıt verdiği ve bu yanıtların evrimsel kökenleri hakkında derinlemesine bilgiler sunar. İnsanlar söz konusu olduğunda, psikoloji ve sosyoloji gibi bilimler davranışın temel bileşenlerini ve bu davranışların bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerini anlamamıza yardımcı olur. Öte yandan etoloji ise, insan harici hayvanlar aleminin davranışsal dinamiklerini ve bu davranışların ekolojik ve evrimsel bağlamlarını inceler. Bu disiplinler, hayvanların ve insanların dünyalarını daha iyi anlamamız ve birbirimizle ve doğal dünya ile olan ilişkilerimizi daha iyi yönetmemiz için önemli araçlar sağlar.

Nesli tükenmiş hayvanlar söz konusu olduğunda, onların davranışları hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır çünkü bu hayvanları doğal ortamlarında doğrudan gözlemleme fırsatımız yoktur. Fakat gözlem şansı olmasa da epey kapsamlı tahminler mevcuttur. Kalıntıları bulunan ve Kik adı verilen yünlü mamut bireyi, Buzul Çağı'ndan kalan ve hikayesi bilinen ender memeli hayvanlardan biridir. Kik, yaklaşık 17.100 yıl önce, Alaska'nın iç kesimlerinde, kuzeyde Brooks Sıradağları ve güneyde Alaska Sıradağları arasında dünyaya gelmiştir. O dönemde, bu bölge, Bering kara köprüsü üzerinden Sibirya'ya ve Batı Avrupa'ya kadar uzanan soğuk ve kuru bir çayırlık olarak karşımıza çıkar. Bu geniş bölgeye, bölgenin en ikonik hayvanlarından dolayı "mamut stepleri" adı verilmiştir.[1]

68
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 11 saat önce
Kınkanatlı böcek cinsidir. 10-15 mm boyutlarındadır ve genellikle göğüs, kanat örtüsü ve karın bölgesinde beyaz noktalar veya çizgiler bulunan siyah renktedir. her türün kendine özgü bir deseni vardır. Genellikle çiçekler üzerinde beslenirken bulunur.
0
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
143.2K UP
İnceleyen 1 gün önce
Böyle Söyledi Zerdüşt okurken insanın başına gelen şey şudur. Bir kitap okumazsın; biri gelir, karşına dikilir ve sana “Sen kimsin?” diye sorar. Üstelik cevabı da senin yerine vermez. Nietzsche’nin en acımasız ama en dürüst tarafı budur.

Bu kitap bir roman gibi akmaz, bir felsefe metni gibi de öğretmez. Daha çok, dağdan inmiş bir adamın iç konuşmaları gibidir. Zerdüşt konuşur, bağırır, susar, tekrar konuşur. Okur olarak bazen hayran kalırsın, bazen sinirlenirsin, bazen de “bunu bana niye söylüyorsun?” dersin. Nietzsche zaten tam da bunu ister.
“İnsan, aşılması gereken bir şeydir.” Bu cümle kitap boyunca insanın ensesinde dolaşır. Nietzsche’nin derdi insanı küçümsemek değil; insanın yerinde saymasına tahammül edememesidir. Alışkanlıklara, hazır doğrulara, sürü ahlakına karşı neredeyse alerjisi vardır. Bu yüzden Zerdüşt kalabalıklara konuşur ama kimse onu gerçekten dinlemez. Çünkü çoğu insan, gerçeği değil, konforu ister.

Kitaptaki “üstinsan” fikri çok yanlış anlaşılmıştır. Burada kastedilen, başkalarından üstün olan biri değil; kendi korkularını, tembelliğini ve ezberlerini aşabilen insandır. Yani mesele güç değil, sorumluluk meselesidir. Kendi hayatının yükünü taşıyabilmek.

“Uçuruma bakarsan, uçurum da sana bakar.” Bu söz, kitabın ruhunu çok iyi özetler. Nietzsche, insanın karanlığıyla yüzleşmeden olgunlaşamayacağını söyler. Acıdan, yalnızlıktan, çelişkiden kaçan birinin “kendisi” olamayacağını ima eder. Bu yüzden Zerdüşt sık sık yalnızdır. Çünkü kendi yolunu yürüyen herkes, bir noktada yalnız kalır.

Alt başlıktaki o meşhur ifade boşuna değildir. “Herkes ve hiç kimse için bir kitap.” Herkes içindir, çünkü insan olmaya dair konuşur. Hiç kimse içindir, çünkü çoğu insan duymak istemez.

Bence bu kitap bir “hayat rehberi” değil. Daha çok, rahatını bozan bir ayna. Kendine bakmaya cesareti olan için çok şey söyler; olmayan için sadece tuhaf ve rahatsız edici bir metin olarak kalır.

Sonunda şunu hissedersin. Nietzsche sana “beni anla” demez. Sana şunu der.
“Beni bırak, ama kendinden kaçma.”

Bu yüzden Böyle Söyledi Zerdüşt, sevilen bir kitap olmaktan çok, insanı dönüştüren bir kitaptır.
9.6/10
(102 Kişi)
Puan Ver
Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi CLVI (156) - Almanca Aslından Çeviren: Mustafa Tüzel
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hüseyin Güngör
İnceleyen7 22 Temmuz 2024
Gaspar Noe, Climax filminden bilirsiniz ki ben de o filmle tanımıştım. Sayko fragmanını izledikten sonra üstümde istemediğim bir etkisi olmasından endişelenip sinemada izleyip izlememek konusunda açıkçası kararsız kaldığım bir filmdi. Bu ise en bilindik ve en iyi olarak görülen filmidir. Kendisi Fransa'da yaşayan Arjantin uyruklu bir sanat filmi yönetmenidir. Avrupa film kültürünü filmlerinde görebilirsiniz. Renklerin canlı kullanımıyla duyulara çalışan ve filmde bir şey anlatmayı değil göstermeyi seven bir yönetmen. Bu erotik filmde de aşk gibi yoğun duyguları irdeliyor. Ortada çalkantılı aşk hayatlarıyla birbirlerine bağlı kalmaya çalışan aşık bir keş çift var. Hassas oldukları, aşkın uç göstergesi bir sınırı yanlışlıkla geçmesi sonucu aşkını kaybeden erkeğin gözünden onun anılarını ve belki biraz da hayallerini izliyoruz. Gittikçe açılan film yaşamın ve insan olmanın ne kadar zor olduğunu da hatırlatıyor. Çok güzel soft pornografik sahneleri ve sahne geçişleri var. Epileptik sahneler konusunda da uyarmak gerek. Normal film anlatımında olmadığı için izlemek biraz zor olabiliyor ama izledikçe film içine çekip karakterde olduğu gibi bazı hisleri hatırlatıyor. Ayrıca Fransız ve Amerikan olmak üzere iki kültürü de hafif eleştiren replikleri var.
Film
4.3/10
(6 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ali Gazi Kavak
Ali Gazi Kavak
76.7K UP
Gözlemi Yapan 1 gün önce Türkiye, Hatay
Hatay/Antakya'da yaklaşık 15 yıllık bir üzüm ağacının nemli gövdesinde tarafımca gözlenmiştir. Ortam yaklaşık 4 gündür aralıksız yağış almaktadır.Mantarın görüntüsünden hangi mantar olduğunu bilemediğimden türü net söyleyemiyorum ancak sanırım ağaç kulağı mantarı olabilir.Ortam sıcaklığı yaklaşık 5 derecedir. Kakaolu pudink gibi bir yapısı vardır. Kulak memesi gibi esnektir.
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 14 Aralık 2015 10 dk.

Canlılığın en temel yapıtaşı olan hücrelerin yuvarlak olma davranışını/eğilimini anlamak için, canlılığın kökenlerine inmemiz gerekiyor. Canlılığın başlangıcına... Yani, "cansız" olarak tanımladığımız kavramların, belirli çevre şartları altında kademeli değişerek "canlı" olarak tanımlayacağımız kavramların ortaya çıkışına... Bunu inceleyen teori, Evrim Teorisi değil, Abiyogenez Teorisi'dir.

Abiyogenez Kuramı dahilinde cansız varlıklardan, yaklaşık 500 milyon yıl süren bir deneme-yanılma süreci sonucunda, ilk defa canlı varlıkların kimyasal evrim yoluyla oluştuğunu biliyoruz. Bu sürecin en önemli basamaklarından birisi, belki de canlılık tarihinin en önemli olayı olan "bölünme" ("üreme") olayıdır. Bu ilk bölünme, günümüzde de prokaryotik canlılarda görebildiğimiz "amitoz bölünme" (binary fission) ile olmuştur. Yani hücre, yaklaşık olarak ortadan, mümkün olduğunca eş (ancak içerikler heterojen olarak dağılabilir) bir şekilde ikiye bölünmüştür. İyi ama... Neden? Neden bir varlık "bölünme" ihtiyacı duysun ki? Canlılar, üremeden de evrimleşemezler miydi?

145
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Bizler, yaban hayatta bir fil görme ihtimali olan son nesil olabiliriz; çünkü kaçakçılar, dişleri için filleri muazzam bir hızla öldürüyorlar. Neden?
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 3 gün önce
Okuduğum en iyi kitaplardan biri. Eğitimsiz ve yoksul bir insan olan Martin Eden, kendisinden bambaşka bir sosyal sınıfa ait bir kıza âşık olur. Bu aşk, onun hayatını değiştirme isteğini doğurur. Entelektüel, eğitimli ve kültürlü insanların bir araya geldiği bu dünyaya dâhil olmak ister. Yeteneği, zekâsı ve insanüstü çabası sayesinde, bir zamanlar onu hor gören insanların hayranlıkla baktığı ünlü bir yazara dönüşür.
Ancak bu çevrenin içine girdikçe, örnek aldığı insanların ne kadar yapmacık ve bu sınıfın ne kadar yozlaşmış olduğunu fark etmeye başlar. Canını dişine takarak başarıya ulaşsa da, zamanla her şey ve herkes anlamsızlaşır. Kazandıkça aslında çok şey kaybettiğini anlar. Hayalinin içinde kaybolur adeta. Aşkını, yaşama sevincini ve inancını yitirir. Bir zamanlar daha yoksulken çok daha mutlu olduğunu dehşetle fark eder. Bildikçe, yükseldikçe tükenmiştir Martin Eden.
Kitap
9.8/10
(104 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Kadir Çiçek
Kadir Çiçek
104.0K UP
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Doğayı anlamaya çalışan insan, kendi aklının doğanın bir parçası olduğunu da anlamalıdır
Kaynak: Bu düşünce, 17. yüzyıl filozofu Baruch Spinoza’nın Ethica (Ethics) adlı eserinde geçer. Spinoza’ya göre insan zihni, doğadan bağımsız değil; doğanın zorunlu bir sonucudur. Bilmek, evrenin kendi kendini bilmesidir. (Spinoza – Ethics (Part II, Proposition 11))
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
592.1K UP
3 gün önce
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) 25 yıllık sürekli insanlı görevler tarihinde ilk kez bir astronot, tıbbi bir gerekçeyle erken tahliye edildi. Ocak 2026’da yaşanan olay sonrası SpaceX Dragon kapsülü, Crew-11 görevindeki dört astronotu Dünya’ya geri getirdi. NASA, mürettebatın mahremiyeti nedeniyle tıbbi ayrıntıları açıklamadı; ancak olay, uzayda sağlık hizmetlerinin nasıl yürütüldüğü ve bu tür tahliyelerin neden son derece nadir olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Astronotlar göreve seçilmeden önce kapsamlı tıbbi ve psikolojik taramalardan geçiyor ve görev boyunca hem uzayda hem de Dünya’daki ekipler tarafından sürekli izleniyor. Her görevde bir “Crew Medical Officer” bulunuyor ve bu kişi temel muayeneleri yapabiliyor, ilaç uygulayabiliyor ve Dünya’daki uzmanlarla tele-tıp yoluyla bağlantı kurabiliyor. Modeller ISS’de her birkaç yılda bir ciddi tıbbi olay beklenebileceğini öngörse de, pratikte bu tür durumlar oldukça seyrek yaşanıyor.

Uzayda en sık görülen sağlık sorunları arasında cilt tahrişleri, sıvıların baş bölgesine kaymasına bağlı burun tıkanıklığı ve baş ağrıları, uyku bozuklukları ve egzersiz kaynaklı kas-iskelet yaralanmaları yer alıyor. Mikro yerçekimi kemik yoğunluğunda aylık yaklaşık %1 kayba yol açabildiği için astronotlar günde ortalama iki saat egzersiz yapmak zorunda kalıyor; ancak bu egzersizler de yaralanma riskini artırabiliyor. Ayrıca SANS olarak bilinen, görme değişikliklerine yol açan nöro-oküler sendrom gibi yalnızca uzay uçuşuna özgü sağlık sorunları da bulunuyor.

Crew-11’in erken dönüşü, uzay ajanslarının mürettebat güvenliğini her şeyin önünde tuttuğunu gösteriyor. Aynı zamanda, görevlerin Dünya yörüngesinin ötesine taşınmasıyla birlikte, yapay zekâ destekli ve Dünya’dan bağımsız çalışabilen yeni tıbbi yaklaşımlara duyulan ihtiyacın arttığını da ortaya koyuyor. Bu ilk tıbbi tahliye, uzay tıbbının bugüne kadar ne kadar etkili olduğunu kanıtlarken, insan biyolojisi için uzayın hâlâ zorlu bir ortam olduğunu hatırlatıyor.

169 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Esra Akkoyun
Esra Akkoyun
3,500 UP
Çeviren 14 Ağustos 2018 11 dk.

Bir kişinin genlerinin davranışı sadece genlerin DNA dizilimine bağlı değildir, epigenetik faktörler de gen davranışlarını etkiler. Bu faktörlerdeki değişiklikler hastalıkta önemli bir rol oynayabilir.

Dış çevrenin genler üzerindeki etkisi hastalığa yol açabilir ve bu etkilerin bazıları insanlarda kalıtsal olabilir. Çevresel faktörlerin bir bireyin yavrusunun genetiğini nasıl etkilediğini araştıran çalışmalar tasarlamak zordur. Fakat toplumsal düzenin oldukça merkezileştirilmiş olduğu bazı bölgelerde, aileleri etkileyebilecek çevresel bilgi elde edilebilir. Örneğin İsveç bilim insanları son zamanlarda beslenmenin kalp ve damar hastalıkları ve diyabetle ilişkili ölüm oranını etkileyip etkilemediğini ve bu etkilerin ebeveynlerden çocuklara ve torunlara geçip geçmediğini inceleyen araştırmalar yürüttüler (Kaati et al., 2002). Bu araştırmacılar İsveç’teki ailelerin 1980’lerden başlayarak üç nesil boyunca yıllık mahsullerinin ve yiyecek fiyatlarının kayıtlarını inceleyerek bireylerin yiyeceğe ne kadar erişimi olduğunu tahmin ettiler. Araştırmacılar, bir babanın ergenliğinden hemen önceki gelişiminde kritik bir dönem boyunca yeteri kadar yiyeceğe erişimi olmadığı durumlarda, erkek evlatlarının kalp ve damar hastalıklarından ölme olasılığının daha düşük olduğunu buldular. Baba tarafından büyükbaba için bu kritik dönem boyunca yiyeceğin bol olması durumunda, çocukların diyabetle ilişkili ölümleri önemli ölçüde artıyordu. Aşırı yiyeceğin babanın dönemine denk düşmesi durumunda ise çocukların diyabetle ilişkili ölümleri azalıyordu. Bu bulgular, diyetin bir ailedeki erkekler tarafından nesilden nesile aktarılan  gen değişikliklerine sebep olabildiğini ve bu değişikliklerin bazı hastalıklara karşı hassasiyeti etkileyebildiğini göstermektedir. Peki, bu değişiklikler nelerdir ve nasıl hafızada tutulur? Bu tarz soruların cevapları epigenetik kavramının içinde yer alır.

100
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 1 gün önce 8 dk.

Teleskop denilince akla ilk gelen mercekli teleskoplar olsa da aynalı teleskoplar göreli daha düşük maliyetleri sebebiyle çok daha fazla tercih edilir. Aynı mercek/ayna çapına sahip kaliteli bir mercekli teleskop, kaliteli bir aynalı teleskoptan çok daha pahalıdır. Aynalı teleskoplarda ışığı toplayan birincil ayna bir çukur aynadır. Bu nedenle ışığı mercekli teleskoptaki gibi kırmadan (refraktör) yansıttığı için reflektör olarak da adlandırılır.

17. yüzyılda Isaac Newton tarafından, mercekli teleskoplara alternatif olarak geliştirilmiştir. O dönemlerde mercekli teleskoplar özellikle renk sapıncından (İng: "chromatic aberration") dolayı çok problem yaşıyordu. Günümüzde bu problemin çözümü olsa da hâlâ mercekli teleskoplar oldukça pahalıdır. Bu nedenle diğer birçok nedenden de ötürü, aynalı teleskoplar daha sık tercih edilir.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Serkan Yasin Dirice
İnceleyen10 22 Ocak 2022
Rocky Balboa'nın sinema dünyasına giriş filmi olan Rocky (1976), "seri" şeklinde yayınlanan filmler arasındaki en iyi giriş filmlerindendir. Sylvester Stallone'un kaleme aldığı Rocky, benim en sevdiğim film karakterlerinden birisidir. Rocky, birçok insan için cesaretin, azmin ve dayanıklılığın sembolüdür. Bu arada atlamadan geçmemek gerekir; filmin senaristi ve başrol Rocky'yi canlandıran Sylvester Stallone kendine has konuşma tarzı, beden dili ve mimikleriyle adeta döktürmüştür. 1976 senesinde çekilen bu muazzam filmi herkese tavsiye ederim. Özellikle motivasyonunuz düştüğünde izlerseniz daha etkili olacaktır. 9/10
Film
9.6/10
(25 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 26 Nisan 2021 34 dk.

Eğer Schrödinger'in Kedisi gibi düşünce deneylerini veya Çift Yarık Deneyi gibi gerçek deneyleri daha önceden duyduysanız, kuantum fiziğinin gerçek dünya deneyimlerimizden ne kadar farklı olduğunun haberdarsınızdır. Schrödinger'in Kedisi isimli düşünce deneyinde, kutunun içinde olduğu hayal edilen bir kedi, kutu açılana kadar hem ölü hem diridir ve kutuyu açtığımız anda bu birden fazla olasılıktan sadece bir tanesi gerçekliğe dönüşür. Çift Yarık Deneyi'nde ise iki ufak yarığa doğru tek tek fırlatılan elektronlar, gözlenmediklerinde bir dalga gibi davranarak girişim deseni oluştururlar, gözlendiklerindeyse bir parçacık gibi davranarak iki basit çizgi oluştururlar. Her iki deneyde de sorun, yapılan gözlem veya ölçüm ile gözlenen/ölçülen şeyin davranışları arasında bir ilişki olduğu fikridir. Schrödinger'in Kedisi örneğinde, farklı olasılıklara sahip iki durumdan biri, ölçüm anında %100 ihtimale dönüşüvermektedir. Çift Yarık Deneyi'nde ise elektron ve foton gibi parçacıklar, gözlenip gözlenmemelerine bağlı olarak davranışlarını değiştirmektedirler.

Klasik ve geleneksel fizik bilgilerimiz ışığında, gözlemci veya bilinç gibi kavramların Evren fiziği üzerinde özel bir yere sahip olmasını beklemeyiz. Benzer şekilde, ölçüm araçları elbette ölçülen unsurun davranışlarını değiştirebilecek olsa da, bilinçli bir gözlemin veya kuantum düzeyde yapılacak bir ölçümün, deney sonuçlarını bu kadar köklü bir biçimde değiştirmesi, izahı ve ek sorgulamayı hak eden bir soru işareti yaratmaktadır. İşte Ölçüm Problemi adı verilen bu problemi izah edebilmek için, bugüne kadar çok sayıda açıklama geliştirilmiştir. Bu açıklamaların araştırıldığı sahaya Kuantum Mekaniğinin Yorumları denmektedir. Bu yazımızda, bunlardan bir tanesi olan Paralel Evrenler (İng: "many-worlds") yorumuna bir bakış atacağız.

172
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 25 Ocak 2019
Güneşte yanmayan, gölgenin kıymetini bilmez.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
30
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nda yayınladığımız bilim haberlerini anlık olarak Bundle üzerinden de okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

Alperen Karaçor
Alperen Karaçor
67.5K UP
Öğrenciyim, ilgimi çeken konularda araştırma yapmayı seviyorum. 8 saat önce Sen de Cevap Ver

Hayır tamamen yalan, böyle bir şey bilimsel olarak da mümkün olamaz.

Dünya’nın yerçekimi, doğrudan Dünya’nın kütlesinden kaynaklanır. Yerçekiminin 7 saniyeliğine bile “kaybolması” için Dünya’nın kütlesinin o süre boyunca yok olması gerekiyor ki bu da fiziksel olarak imkansız.

"Güneş tutulmasından dolayı böyle olacak" tarzı şeyler falan hepsi yalan ve tamamen saçmalık.

Tüm Reklamları Kapat

Bunlar tamamen internette etkileşim almak için uydurulmuş asılsız haberlerden ibaret.

Sağlıcakla kalın[1]

Kaynaklar

  1. spaceplacenasagov. What Is Gravity? | Nasa Space Place – Nasa Science For Kids. Alındığı Tarih: 25 Ocak 2026. Alındığı Yer: spaceplacenasagov | Arşiv Bağlantısı
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 25 Ocak 2019
Jeolojik kayaçlar, Dünya'nın yazdığı epik bir şiir gibidir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
21
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close