Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Beste Zorlu
Beste Zorlu
151.1K UP
Yazar 10 Şubat 2025 5 dk.

Mavi deniz salyangozunun boyutu, tipik olarak 6 santimetreyi bulabilir. Koyu mavi bir rengi vardır. Dünyanın tüm okyanusları ve tropikal sularında yaşar. Yamyamlık davranışı gösterebilir. Hermafrodittir ve çiftleşme sırasında şerit şeklinde yumurtalar üretir. Bu türün sahip olduğu "radula" oldukça keskindir ve güçlü bir çene ile bağlantılıdır, bu da avını kavraması konusunda canlıya rahatlık sağlar.

Nudibranchia takımının bir üyesi olan bu tür, parmaklı yüzgeçlere sahiptir. Bu yüzgeçlerde "cerata" adı verilen ve canlının nefes almasına yardımcı olan, aynı zamanda da sindirime destek sağlayan organları vardır. Ceratalar zehirlidir ve üreme döneminde erkek kendini bu cerata yapısından korumak için daha kancalı ve büyük bir üreme organı geliştirmiştir.

40
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 7 Ağustos 2018 12 dk.

Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi ve Kuantum Teorisi, Evren’in nasıl işlediğini açıklayan iki temel kuramdır. Büyük ölçekli Evren’i açıklayan Genel Görelilik Kuramı’nda Einstein, uzay-zamanı bir kumaşa benzetir. Nasıl ki dört tarafından tutularak gerilmiş bir kumaşın ya da bir örtünün üzerine ağır bir cisim bırakırsanız kumaş ağırlıktan dolayı eğilir, işte kütle de uzay-zaman dokusunu benzer şekilde eğer. Buna “kütleçekimi” denir. Daha doğrusu, cisimlerin bu bükülmüş uzay-zaman dokusu içerisinden geçerken birbirlerine doğru hareket etme meyline "kütleçekim" denir. Yani, Evren’deki her şeyin kütleçekimi sebebiyle bir diğerinin üzerine düştüğünü söyler. Örneğin, topu bıraktığınızda, Dünya’nın yerçekiminden (kütleçekiminden) dolayı onun yere düşeceğini bilirsiniz. Ve bu size hiç de garip gelmez. 

Diğer taraftan, atomun ve atom altı parçacıklarının davranışlarını açıklayan Kuantum Teorisi’nde olaylar böyle işlemez. Daha açıklayıcı olmak için, örneğimizdeki topun atom altı bir parçacık olan bir elektron olduğunu düşünün. Atom altı dünyada bu topun konumu için “burada” veya “şurada” diyemezsiniz çünkü o “aynı anda” “her yerde”dir. Gelin bu durumu, atom altı dünyasından çıkarıp kendi dünyamıza taşıyalım. Diyelim ki şu anda, evinizdesiniz. Eğer atom altı bir parçacık olsaydınız aynı anda evde, işyerinizde, Everest’in tepesinde, kısacası her yerde, olabilirdiniz.

221
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mahmut Serdar Keskin
Seslendiren 1 Mayıs 2020 37:07
Post truth kavramı Türkçeye hakikat sonrası, hakikat ötesi anlamında çevrilmiş olup bu tanımlamalar post truth kavramını tam olarak yansıtmamaktadır....
25
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 17 Mart 2021 18 dk.

Darwin, evrimle ilgili dört temel iddiada (postülatta) bulunmuştur. Bu iddiaların her biri doğrulandığında (postülatlar sağlandığında), evrimin gerçekleşmek zorunda olduğunu ileri sürmüştür. Bu dört iddia şu şekilde sıralanabilir:

Bu iddialar ve bunların doğrulanması sonucunda evrimin gerçekleşmek zorunda olduğu, son derece bariz ve anlaşılırdır. Ancak yine de, bu iddiaların bilimsel olarak deneylerle doğrulanması gerekmektedir. Gelin, bilim insanlarının çıktıkları keşif yolculuğuna hep birlikte çıkalım ve Darwin’in söz konusu iddialarını bilimin sınavına tabi tutalım.

233
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Ocak 2021 22 dk.

Çok sayıda evrenden birinin içinde yaşıyor olabilir miyiz? Bilim insanları, içinde bulunduğumuz Evren'imizi daha iyi tanımlamaya başladığından beri filozoflar, hayalperestler ve bilimkurgu yazarları paralel evrenler üzerinde kafa yormaktalar. "Evren" dediğimiz yapı, bildiğimiz her şeyi; gezegenleri, yıldızları ve galaksileri, uzayı ve zamanın kendisini içerir - hiçbir şeyi dışlamaz. Astronomların ölçümlerine göre bizim Evren'imiz yaklaşık 93 milyar ışık yılı genişliğindedir.

Peki ya evrenimiz tek değilse? Ya Evren'imizin etrafı, bizim fark etmediğimiz alternatif evrenlerle kaynıyorsa? Çünkü "evren" dediğimiz şey, aynı zamanda, içerisinde bulunduğumuz spesifik yasalara sahip, kendi içinde tutarlı ve kapalı bir sistemi tarif etmekte de kullanılabilir. Yani farklı yasaları, farklı özellikleri ve farklı görünümü olan evrenlerden de söz edebiliriz. Tanımsal bir ayrım yaratmak için, Sicim Teorisi'ndeki "brane" veya "membran" gibi sözcükleri ödünç alıp, "Çoklu Evrenler üstü yapıyı" tanımlamakta kullanabiliriz. Bu durumda çok sayıda, belki de sonsuz miktarda evren, kendilerini içerisinde barındıran bir tabakanın içerisinde yan yana, üst üste, iç içe bulunuyor olabilir. Tıpkı sabun köpükleri gibi...

257
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
114.5K UP
Gözlemi Yapan 14 saat önce Germany, Land Baden-Wurttemberg
Ocak 2026'da, Mannheim'da kaydedilmiştir. Latince tür adı "Alopochen aegyptiacus", Türkçe adı "Mısır kazı" imiş.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yusuf Berat İlgin
Yazar 5 gün önce 2 dk.

Dünya'dan yaklaşık 650-700 ışık yılı uzaklıkta, Kova (Lat: "aquarius") takımyıldızında yer alan Helix Bulutsusu (NGC 7293), gökbilimciler tarafından en çok incelenen gezegenimsi bulutsulardan biridir. Genellikle "Tanrı'nın Gözü" olarak da anılan ve devasa bir gözü andıran bu yapı, aslında ölen Güneş benzeri bir yıldızın dış katmanlarını uzaya fırlatmasıyla oluşmuştur. Ancak Helix'in en çarpıcı özelliklerinden biri, James Webb Uzay Teleskobu'nun (JWST) kızılötesi gözlemleriyle daha da belirginleşen, merkezden dışarıya doğru uzanan binlerce "kuyruklu yıldız benzeri" gaz düğümüdür.

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından çekilen yakın kızılötesi görüntüler, bu yapıları daha önce hiç görülmemiş bir netlikte ortaya koydu. Bulutsunun genişleyen gaz kabuğunun iç çevresini saran bu yapılar, arkalarında uzanan kuyruklarıyla adeta birer kuyruklu yıldızı andıran sütunlar veya düğümler şeklindedir.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
162.7K UP
İnceleyen 2 gün önce
Merhaba
Bazen bir kitabı okumaya başlamadan önce, onunla kavga edeceğimi hissederim. Daha kapağını açmadan içimde hafif bir gerilim olur. Çünkü bazı metinler sadece bilgi vermez; insanın inandığı, tutunduğu, hatta sığındığı yerlere dokunur. İnancın Sonu tam da böyle bir kitap. Okurken sadece satırları değil, kendi zihnimi de tarttım. Nerede savunmaya geçiyorum, nerede susuyorum, nerede hak veriyorum diye.

İnancın Sonu, Sam Harris’in inanç ile aklı bir düelloya çıkardığı metni. Bu kitapta uzlaşma yok. Yumuşatma yok. Harris, modern dünyanın en büyük sorunlarından birinin sorgulanmayan dini inanç olduğunu söylüyor ve bunu neredeyse bir cerrah soğukkanlılığıyla masaya yatırıyor.

Kitabın ruhunu taşıyan cümlelerden biri olan “Dini inançlar eleştiriden muaf tutulduğu sürece, insanlığın ilerlemesi her zaman tehlike altında olacaktır.” Bu cümle bir iddia değil sadece; bir meydan okuma. Çünkü Harris’e göre din, diğer tüm düşünce sistemleri gibi eleştirilebilir olmalı. Bilim hata yapabilir, siyaset yanlışlanabilir, felsefe çürütülebilir. Ama din çoğu zaman “kutsal” olduğu için tartışma dışı bırakılır. O ise tam tersini yapıyor: Kutsalın üzerine ışık tutuyor.

Bir başka bir ifadede ise şunu söyler . “İnsanlar, kanıt olmadan inanmayı bir erdem haline getirdiler.”
Burada durup düşünmemek zor. Çünkü gerçekten de birçok kültürde “iman”, sorgulamamakla eş anlamlıdır. Oysa Harris için kanıtsız inanç bir erdem değil; epistemolojik bir boşluk. Ona göre akıl, insanlığın en güçlü aracıdır ve bu araç, inanç söz konusu olduğunda askıya alınmamalıdır.

Kitap özellikle dini şiddet üzerinden çarpıcı bir analiz yapar ve şu cümleyle hafızayı kazımaya çalışır .
“İntihar bombacısını motive eden şey umutsuzluk değil, cennete olan inancıdır.” Bu söz ürpertici. Çünkü burada din, teselli veren bir sistem değil; eylemi, hatta ölümü anlamlandıran bir güç olarak resmedilir. Harris’e göre iyi niyetli insanlar, kutsal bir amaç uğruna korkunç şeyler yapabilir. Bana kalırsa en çok tartışılması gereken cümle şudur. “İyi niyetli insanların kötü şeyler yapabilmesi için din gerekir.” Bu iddia abartılı mı? Belki. Ama insan tarihi düşünüldüğünde tamamen yabana atılacak bir söz de değil. İnanç, insanı yüceltebildiği kadar, körleştirebilir de. İşte Harris bu kör noktaya bakıyor. Kitap boyunca hissettiğim bir eksiklik var: İnancın içsel, varoluşsal boyutu. Mesela Søren Kierkegaard inancı bir “atlayış” olarak tanımlar; aklın ötesine geçen ama insanın varoluşunu derinleştiren bir deneyim olarak görür. Ya da William James, dini deneyimi psikolojik gerçeklik üzerinden anlamaya çalışır. Harris ise daha keskin bir yerde durur. Onun için soru nettir: “Doğru mu, yanlış mı?”

Ama insan sadece doğru veya yanlış çizgisinde yaşamıyor. Bazen inanmak, anlam arayışıdır. Bazen yalnızlığa karşı bir dirençtir. Bazen ölüm korkusuna karşı sessiz bir cevaptır. Harris bu duygusal ve sembolik alanı pek dikkate almaz; o daha çok inancın toplumsal ve politik sonuçlarına odaklanır.
belki de kitabın en çarpıcı yanı burada , İnancı kutsallıktan indirip tartışılabilir bir nesne haline getirmesi. Bu kolay değil. Hele inancın kimlik haline geldiği toplumlarda hiç değil. İnancın Sonu bir saldırı mı, yoksa bir uyarı mı? Belki ikisi de. Okurken insan ya savunmaya geçiyor ya da düşünmeye başlıyor. Ama kayıtsız kalmak mümkün değil.

Ben kitabı kapattığımda şunu düşündüm: İnanç ile mantık gerçekten düşman mı? Yoksa biz mi onları düşmanlaştırıyoruz? Belki mesele inancın varlığı değil, sorgusuz kabul edilişi. Belki de asıl korkulan şey, Tanrı’nın değil, soruların gücü. Bazen bir kitap, cevap vermek için değil, insanın içindeki sessiz çatışmayı görünür kılmak için yazılır. Bu kitap tam olarak bunu yapıyor sanırım.
Puan Ver
İNANÇ VE MANTIĞIN KAFA KAFAYA ÇARPIŞMASI
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Zcn Ymncn
İnceleyen 4 gün önce
Harika bir film: İzlediğinizde, " Neden daha önce seyretmedim ? " diye düşüneceksiniz. Geç izlemiş olmanız sizde zaman kaybettiğiniz hissi yaratacak.
9.6/10
(97 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : The Shawshank Redemption
Yönetmen: Frank Darabont
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
6 gün önce
Square, Cash App ve Tidal gibi dev şirketlerin sahibi Block'ta çalışan **tam 4000 beyaz yaka, 1 gecede işlerini yapay zekaya kaybetti. ** CEO Jack Dorsey'in açıklaması çok net:

"Artık bir şeyler değişti. (...) Yapay zeka araçları, bir şirket kurmanın ve yönetmenin anlamını değiştirdi. Bunu şimdiden şirket içinde görüyoruz. Oluşturduğumuz araçları kullanan, çok daha küçük bir ekip daha fazlasını ve daha iyisini yapabiliyor. Yapay zeka araçlarının yetenekleriyse her hafta daha da hızlı artıyor.

Çoğu şirketin geç kaldığını düşünüyorum. Önümüzdeki yıl içinde, çoğu şirketin aynı sonuca varacağını ve benzer yapısal değişiklikler yapacağını düşünüyorum. Tepkisel olarak buna zorlanmaktansa, dürüstçe ve kendi şartlarımızla bu noktaya gelmeyi tercih ederim."

122 görüntülenme
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 10 Temmuz 2021
Bir çukur kazana, bir ağaç dikene, onu sulayana ve hayatta kalmasını sağlayana kadar, hiçbir şey yapmadın demektir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
37
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 6 Temmuz 2017 5 dk.

Bilindiği üzere, her ne kadar Anaksimander gibi büyük Antik Yunan filozofları evrime dair öngörüler sunmuş olsa da, Plato ve ekolü bunu sonradan silip atmıştır. Anaksimander'in doğaya yönelik tespit ve öngörüleri öylesine güçlüdür ki, canlıların ilk olarak suda var olduğunu, sonradan karaya çıktıklarını bile ileri sürmüştür! Plato ve sonrasında öğrencisi Aristo ise bu "evrimsel" değişimi reddetmiştir. Değişen, farklılaşan, evrimleşen türler yerine, hiyerarşiye dayalı bir "Büyük Varlık Zinciri" geliştirmişlerdir.

Belki de Antik Yunan'da yeşeren evrim görüşünü görmezden gelinmeyecek olsaydı var oluşumuza yönelik geliştirdiğimiz bilimsel açıklamalar çok daha erken yükselişe geçecekti, kim bilir? Çünkü Plato'nun ekolünün felsefe ve erken bilim tarihinde yer etmesi, asırlar, hatta milenyumlar boyunca var oluşumuzu sorgulamamıza engel olmuştur.

29
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Veli Sarıgül
Veli Sarıgül
156.8K UP
İnceleyen7 30 Mayıs
Hikayeyi bir kenara bırakıp yalnızca Tom Cruise’un manyaklık yaptığı sahneler için bile gidilir. Herif delirmiş! Biraz duygusallığın yanı sıra damardan aksiyon sahneleri de bana yetti de arttı. Senaryo hâlâ Mission: Impossible çizgisinde, yani mantıktan çok momentumla ilerliyor.

Aksiyonu her ne kadar iyi olsa da, senaryo biraz dağınık. Hem senaryo hem hikaye bakımından Fallout ve Rogue Nation’ın biraz gerisinde kalıyor. Christopher McQuarrie yönetmen koltuğuna oturduğundan beri M:İ bambaşka bi’ seyirde ilerliyor. Ama hayır, iyi bir bağlamda değil, seyir zevki yüksek olsa da bu abinin gelmesi hiç yaramadı bize.

Mantık aramaya gelmediysen, “adamlar bu sahneyi nasıl çekmiş yahu?” diye ağzın açık kalmaya razıysan ve iki saatten fazla koltukta ter içinde kalmaya hazırsan, al sana yılın saf aksiyon deneyimi.

Part One’da ağzımıza bir parmak bal çalmışlardı, bunda da kaşıklıyorlar.
5.9/10
(7 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Mission: Impossible - The Final Reckoning
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Esin Çelik
Esin Çelik
3,935 UP
Çeviren 15 Ağustos 2019 1 sa.

Genel anlamıyla yaratılışçı, dünyanın ve cenneti hiç yoktan, mutlak bir şekilde yaratan tanrıya özgür iradesiyle inanan kimseye denir. Böylesi bir tanrının genellikle "mevcut" olduğuna inanılır. Yani yaratılanlarla sürekli ilgilenen, gerekli olduğunda müdahale eden bir yapıda olduğu düşünülür. Eğer yaratıcı, yarattıklarıyla sürekli alakadar olmazsa, yaratılmış bu şeylerin sona ereceği veya yok olacağına inanılır. Hristiyan, Yahudi ve Müslümanların tamamı, bu bağlamda yaratılışçıdır. Bu gruplar teist olarak bilinirler. Bu "mevcudiyet" inancı onları, üzerinde çalıştığı materyali (maddeyi) yaratmış olsa da, olmasa da, yaratma eylemi tamamlanır tamamlanmaz yarattıklarına artık müdahale etmeyen bir yaratıcıya inanan deistlerden ayırır. 

Bu makalede ele alacağımız tartışmanın odağı, yaratılışçılığın daha sınırlı bir bağlamındadır. Bu bağlam, popüler yazılarda (özellikle de Amerika’da) yaygın olarak kullanılan bağlamdır: Yaratılışçılık, İncil’in özellikle Başlangıç (Genesis) kısmının ilk bölümlerini, biz insanlar da dahil olmak üzere Evren'in ve Dünya'nın tarihini anlatan literal [E.N. metaforik olmayan, gerçeği anlatan] anlatılar olarak algılamak demektir.

187
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Bilgisayar Bilimleri konusunda geliştirebilirsin.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)