Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Betül Parlak
Seslendiren 2 gün önce 53:10
Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl...
8
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Haziran 2014 6 dk.

Pandalar genellikle sevimli suratları ve "şabalak" olarak nitelendirebileceğimiz komik fotoğraflarıyla, sürekli bambu gövdeleri yerken bilinen hayvanlar oldukları için, hiçbir savunma sistemi olmayan, "kafasına vur, ekmeğini al" şeklinde yaşayan canlılar olarak kafamızda yer etmişlerdir. Bu aşırı hatalı sayılmaz. Çünkü pandalar, gerçekten de son derece sakin, avlanmaya pek fazla zahmet etmeyen, pek öfkelendikleri görülmeyen hayvanlardır. Ancak bu sizi yanıltmasın: pandalar, gerektiği zaman son derece saldırgan hale gelebilirler ve ölümcül yaralara neden olabilirler. 

Av olabilen hayvanlarda avcılarına yönelik genellikle iki strateji bulunur: savaşmak veya kaçmak. Birçok av, avcılarından kaçmayı tercih eder, çünkü çoğu zaman avcılar, avlarına göre çok daha karmaşık ve ölümcül silahlarla donanmışlardır: pençeler, dişler, kaslar ve benzeri... Ayılarda alıştığımızın aksine, pandalar da "av" konumuna düşebilen hayvanlardır. Normalde diğer ayı türlerinin hiçbir doğal avcısı bulunmaz. Ancak pandalar, özellikle çakallar ve leoparlar tarafından avlanabilirler. Panda yavruları kimi zaman ağaç sansarları tarafından yakalanıp parçalanabilirler. Bunun haricinde koca cüssesiyle bir pandaya yanaşmaya cesaret edecek çok fazla avcı bulunmaz.

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 8 Mayıs 2014 42 dk.

Bilimle ve evrimle ilgili konularda iki argümanın sesi çok gür çıkar: İlki, bilimde "tesadüf" kavramına mutlak suretle yer olamayacağı iddiasıdır. Yani bazı insanlar, doğada hiçbir şeyin rastgele, tesadüfen, şans eseri olamayacağına inanır. Bu sanrı öylesine güçlüdür ki, bilimsel bir meselede bir olayın "şans eseri" o şekilde yaşandığı söylendiğinde, sanki bilimin sınırlarından çıkılmış da, imkansız bir olaydan bahsediliyormuş gibi tepkiler gösterirler. Bu, Evren'de her şeyin önceden belirlenmiş kurallara ve katı bir mutlakiyete dayalı olduğu görüşünün hatalı bir uzantısıdır. Buna az sonra döneceğiz.

Argümanlardan ikincisi ise, evrimin "tesadüflerle dolu" olduğu ve daha önemlisi, evrimsel biyolojinin her şeyi "tesadüfler" ile açıkladığıdır. Yani bu kişilere göre evrim, Evren'in başlangıcından tutun da, insanların kararlarına kadar her şeyin tesadüf eseri var olduğunu ileri sürmektedir. Halbuki sırf evrime özgü bir "tesadüf" tanımı yapmak ve diğer doğa yasalarından ayırmak büyük bir hatadır. Evrim, diğer doğa yasaları ne kadar tesadüfiyse o kadar tesadüfidir. Buna da az sonra döneceğiz.

178
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gürhan Öztürk
Gürhan Öztürk
104.0K UP
Yazar 15 Aralık 2013 27 dk.

Evrimsel sürecin en ilginç adaptasyonlarından birisi çeşitli hayvanlarda evrimleşen zehirdir. Bu makalemizde bu konuya değinecek ve kafanızda oluşabilecek soru işaretlerini gidermeye çalışacağız. Umarız faydalı olacaktır.

Yılan ısırığı (halk arasında "yılan sokması" olarak da bilinir) yaygın ve sıklıkla tahrip edici çevresel faktörlü veya mesleki bir hastalıktır, bilhassa gelişmekte olan tropik ülkelerin kırsal alanlarında görülür. Yılan ısırığının halk sağlığındaki yeri genelde tıbbi bilim tarafından önemsenmemiştir. Yılan zehirleri, doku reseptörlerinin büyük bir alanı için özgünlüğü olan protein ve peptit toksince zengindir. Bu da onları klinik açıdan zorlayıcı ve bilimsel açıdan hayranlık uyandırıcı hale getirir. Özellikle ilaç tasarımında bu böyledir. İnsanın yılan ısırığına karşı çektiği nitelenebilir tüm yükü belirsizliğini koruyor olmasına rağmen, yüz binlerce insanın her yıl zehirlendiği ve onbbinlercesinin yılanlar yüzünden öldüğü veya sakat kaldığı bilinmektedir. Önleyici çabalar uygun ayakkabıların kullanımı için etkilenen toplumların eğitilmesine doğru hedeflenmelidir ve yılanların davranışlarının anlaşılmasıyla yılanlarla temas riskinin en aza indirilmesine çalışılmalıdır. Zehir tedavisinde, panzehirin üretimi ve klinik kullanımı geliştirilmelidir. Klinikçiler, epidemiyologlar ve laboratuvar toksinologlar arasında artan işbirliği zehirlenmenin teşhisini ve tedavi edilmesini arttırmalıdır.

128
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Aras Gülten
Aras Gülten
51.2K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Eğer insanlar insan haklarının sadece hayallerinde yaşadığını fark ederse toplumumuzun çökme ihtimali ortaya çıkmaz mı?
Kaynak: Sapiens Hayvanlardan Tanrılara S. 122
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.6K UP
Türü Ekleyen 2 gün önce
Macropus, Macropodidae (Kangurugiller) ailesi içinde yer alan ve “gerçek kangurular” olarak tanımlanan türleri kapsayan merkezi bir cinstir. Bu cins, evrimsel olarak zıplayıcı lokomosyonun en ileri düzeyde uzmanlaştığı memeli gruplarından birini temsil eder. Macropus üyeleri; morfoloji, kas-iskelet sistemi, enerji kullanımı ve davranışsal adaptasyonlar açısından son derece belirgin ve ayırt edici özellikler gösterir.

Cinsin en temel karakteristik özelliği, arka ekstremitelerin aşırı gelişmişliği ve bu yapıların zıplamaya biyomekanik olarak optimize edilmiş olmasıdır. Uzamış tibia ve femur kemikleri, yüksek kas kütlesi, elastik tendon sistemleri ve gelişmiş kalça eklemi yapısı sayesinde, Macropus türleri yalnızca hareket eden canlılar değil, enerji verimli hareket sistemleri haline gelmiştir. Bu yapı sayesinde uzun mesafeler düşük enerji tüketimiyle aşılabilir; zıplama yalnızca lokomosyon değil, metabolik ekonomi stratejisidir.

Kuyruk, bu cins için yalnızca denge sağlayıcı bir organ değil, aynı zamanda statik pozisyonlarda üçüncü bir destek uzvu gibi çalışan fonksiyonel bir yapıdır. Oturma, beslenme ve yavaş hareket sırasında kuyruk aktif bir taşıyıcı rol üstlenir. Bu özellik, Macropus’u diğer birçok keseli memeliden morfolojik olarak ayırır.

Beslenme açısından Macropus türleri yüksek lifli bitkisel diyete adapte olmuş otçullardır. Sindirim sistemleri, düşük besin değerine sahip otları ve bitkisel materyali parçalayabilecek şekilde evrimleşmiştir. Bu özellik, onları yalnızca tüketici değil, habitat yapısını şekillendiren ekolojik aktörler haline getirir. Otlatma davranışları bitki örtüsünün dağılımını, yenilenmesini ve tür kompozisyonunu doğrudan etkiler.

Üreme biyolojileri, keselilere özgü ileri adaptasyonlar içerir. Kısa gebelik süresi, gelişimini tamamlamamış yavrunun keseye geçmesi ve uzun süreli emzirme süreci, çevresel koşullara karşı yüksek uyum kapasitesi sağlar. Dişilerde görülen embriyonik diapoz mekanizması sayesinde, çevresel koşullar elverişsiz olduğunda embriyo gelişimi biyolojik olarak durdurulabilir. Bu sistem, Macropus cinsinin değişken iklim koşullarında popülasyon sürekliliğini koruyabilmesini sağlayan kritik bir adaptasyondur.

Ekolojik dağılım açısından Macropus türleri; açık savanlar, bozkırlar, yarı kurak alanlar ve çayırlık ekosistemlerde yoğunlaşır. Bu cins, özellikle açık alan ekosistemlerinde alan hakimiyeti, kaynak kullanımı ve mekânsal organizasyon açısından baskın bir rol üstlenir. Sosyal yapıları hiyerarşik olabilir ve bireyler arasında alan paylaşımı davranışsal düzenlemelerle sağlanır.

Macropus, yalnızca bir kanguru grubu değil;
hareket biyomekaniği, enerji ekonomisi, çevresel adaptasyon ve üreme stratejilerinin entegre olduğu evrimsel bir model sistemdir.
Bu yönüyle cins, memeli evriminde lokomosyon temelli adaptasyonun en sofistike örneklerinden biri olarak kabul edilir.
0
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Ögetay Kayalı
Uyarlayan 3 gün önce 6 dk.

Nitrit, azot döngüsünde yer alan ve bakteriyel nitrifikasyon/denitrifikasyon işlemlerinin önemli parçası olan bileşiklerden biridir. Özellikle yeni kurulmuş akvaryumlarda henüz tam olarak istenilen dengeye gelmemiş bakteri kültürü sonucunda nitrit birikmesi/patlaması yaşanabilir. Bu durum, balıklar için toksik bir etkiye neden olmaktadır ve nitrit zehirlenmesi (nitrit patlaması) olarak adlandırılır.

Sağlıklı bir akvaryumda nitrit seviyesi mikromolar seviyelerinin dahi altında olmalıdır (neredeyse hiç olmamalıdır). Yükselen nitrit konsantrasyonları çeşitli balık türleri için ciddi sorunlara neden olur. Bu nedenle nitritle başa çıkmak için gerek kimyasal kullanımı gerekse etkinlik yönünden çeşitli eylemler belirlenmiştir.

5
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
601.0K UP
Eseri Ekleyen 1 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
İnceleme
Dwae8Bin ★
İnceleyen10 2 gün önce
İlk öncelikle söylemeliyim ki çok güzel bir filmdi. İzlerken uğraşıldığını ve emek sarf edildiğini hissettim. Bir müzik grubu için gayet güzel bir filmdi. Bence filme gitmek için grubu tanımaya gerek yok, filmi izlerken salondaki insanlardan zaten hazır bir elektrik alıyorsunuz. Özellikle filmde üyelerin sözleri bazen insanı düşündürüyor; "benim sevdiğim grup neler yaşıyor?" veya "bu grubu sevmeli miyim?". Herkesin gitmesini tavsiye ederim, ama bu benim şahsi görüşüm. Hareketli, rock tarzı, EDM türü müzikler seviyorsanız gidebilirsiniz. Seviyorsanız yeni bir grup keşfetmiş olursunuz. Umarım yorumum bazı insanları düşündürür -iyi veya kötü yönlü olsa da- iyi günler :)
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Stray Kids: The dominATE Experience
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Kaan Ekinci
2 gün önce
Hiç kimse aynı nehre iki kez girmez çünkü bu aynı nehir değildir ve o da aynı adam değildir. Herakleitos 
23 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ahmet Hakan Er
Ahmet Hakan Er
70.4K UP
Üye 3 gün önce
Örneğin atmosferdeki oksijen oranının %20lerden %10lara düştüğü ama besinin bol olduğu bir dünyada; doğal seçilim bizleri daha küçük ve az enerji tüketen insanlara mı dönüştürür yoksa daha büyük akciğerlere ve devasa göğüs kafeslerine sahip devlere mi?
2 Cevap - 367 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Onur Özer
Onur Özer
12.4K UP
Çeviren 18 Mayıs 2018 10 dk.

Moleküler evrim hızı, bir popülasyon içerisinde DNA veya protein dizilerindeki mutasyonların ne sıklıkla sabitlendiğini (yani popülasyondaki bireylerin çoğunda gözlendiğini) ölçer. Mutasyon hızı ise belirli bir zaman aralığında DNA veya protein dizisinde meydana gelen değişim miktarını tanımlar. Birbirine sıkı sıkıya bağlı bu iki kavram, moleküler evrim anlayışımızın temelini oluşturur.

Örneğin moleküler saat kuramı (Zuckerkandl ve Pauling 1962), zaman ilerledikçe bir protein dizisinde sabitlenen amino asit mutasyonlarının miktarının da artacağını öngörür. Bu durumda, eğer mutasyon hızının belirli bir proteinin evrimsel soy hatları boyunca aynı olduğu varsayılırsa, moleküler evrim hızının da sabit olması beklenir (Görsel 1).

60
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Nisan 2011 11 dk.

Evrimsel biyolojiyle derinlemesine ilgilenmeye başlayan birçok kişi, bir süre sonra bayağı sorulardan kurtularak evrimin özünü anlamaya yarayacak, birçok mekanizmanın işleyişinin kavranmasını sağlayacak, türler ve çevre arasındaki karşılıklı ekolojik ilişkileri algılamaya yarayacak sorular sormaya başlayacaktır. Bu soruların etraflıca irdelenmesi ve cevaplanması, modern bilimin en güçlü teorilerinden biri olan Evrim Teorisi'nin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, bir evrim konferansında anlatılanlar üzerine akla şöyle bir soru takılabilir:

Bu, elbette ki buna benzer olabilecek devasa bir soru grubunun bir örneği olarak seçilmiştir. Özünde sorulan soru şudur:

94
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikEğitim
Fırat Gümüştekin
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce İstanbul₺500,0016 Şubat
Sinematografik Anlatıda İleri Seviye Kurgu: Final Cut Pro Eğitimi
16 Şubat 2026 18:00 tarihinden 16 Şubat 2026 21:00 tarihine kadar.

"Bir yönetmen gözüyle, ham görüntülerin nasıl profesyonel bir hikayeye dönüştüğünü keşfedin. Bu eğitimde sadece Final Cut Pro'nun teknik araçlarını değil; kurgu ritmi, renk derecelendirme (color grading) ve görsel devamlılık gibi sinematografik unsurları nasıl bilimsel bir titizlikle işleyeceğimizi öğreneceğiz. Özellikle bilimsel belgeseller ve kısa filmler için etkili kurgu tekniklerine odaklanacağız."

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Özge Uysal
Özge Uysal
114.0K UP
İnceleyen10 3 gün önce
Bence Mezarlık, Türk dizi tarihinde yapılmış en cesur ve en nitelikli işlerden biri.Sadece bir polisiye ya da suç dizisi değil; aynı zamanda toplumun çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih ettiği meseleleri cesaretle ele alan güçlü bir anlatı. Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, adalet mekanizmasının zaman zaman yetersiz kaldığı noktalar ve toplumsal sessizlik… Mezarlık bunları romantize etmeden, doğrudan ve sarsıcı bir şekilde izleyiciye sunuyor.

Dizinin bence en güçlü yanı, izleyiciyi pasif bir konumda bırakmaması. İzlerken rahatsız oluyorsun, durup düşünüyorsun ve sorgulamaya başlıyorsun. Çünkü anlatılanlar soyut bir kurgu gibi değil; aksine günlük hayatta karşılaşılabilecek kadar tanıdık. Bu da diziyi klasik bir suç hikâyesinin çok ötesine taşıyor ve toplumsal bir anlatıya dönüştürüyor.

Karakterler son derece özenli ve derinlikli yazılmış. Özellikle kadın karakterlerin güçlü ama aynı zamanda kırılgan yönleriyle ele alınması, Türk dizilerinde pek sık rastlanmayan bir gerçekçilik sunuyor. Hiçbir karakter tek boyutlu değil; herkesin bir geçmişi, bir yükü ve bir iç dünyası var. Bu da anlatıyı daha inandırıcı ve etkileyici kılıyor.

Teknik açıdan da bence çok başarılı bir yapım. Atmosfer, renk kullanımı, müzik ve tempo hikâyenin ağırlığını taşıyabilecek şekilde kurgulanmış. Hiçbir sahne gereksiz hissettirmiyor; her detay anlatının bütünlüğüne hizmet ediyor. Bu da dizinin ne kadar titizlikle hazırlandığını açıkça gösteriyor.

Bu nedenle bence Mezarlık, Türk yapımı en iyi diziler arasında rahatlıkla ilk 5’e girebilecek bir yapım. Hatta daha da net söyleyebilirim: Benim için Türk yapımı en iyi dizi. Çünkü yalnızca iyi anlatılmış bir hikâye sunmakla kalmıyor, aynı zamanda izleyiciyi düşünmeye ve fark etmeye davet eden bir duruş sergiliyor.

Kısacası Mezarlık, bence cesareti, anlatımı ve bıraktığı etkiyle uzun süre hatırlanacak, referans alınacak bir yapım. Ve tam da bu yüzden sadece “iyi” değil, çok özel bir dizi.
Dizi
9.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
155.4K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba, bazen aklımıza “Bir tür tamamen yok olursa geri getiremez miyiz?” gibi biraz bilim kurgu kokan ama aslında oldukça ciddi sorular geliyor. Nesli tükenen canlıları gerçekten sonsuza kadar mı kaybediyoruz, yoksa genetik bir yedek plan mümkün mü?

Hiç mantıksız bir soru değil, tam tersine bayağı iyi bir merak bu. İnsan “madem yok olma riski var, neden bir yedek kopyasını saklamıyoruz?” diye düşünüyor.

Önce şunu söyleyeyim. Evet, gerçekten de nesli tükenmekte olan birçok hayvanın DNA’sı, doku örnekleri, hatta sperm ve yumurtaları özel merkezlerde saklanıyor. Buna gen bankası ya da “frozen zoo” deniyor. Mesela San Diego’daki Frozen Zoo projesinde yüzlerce türden hücre örnekleri sıvı azotta saklanıyor. Amaç tam da senin düşündüğün şey: Eğer bir tür doğada yok olursa, elimizde genetik materyal olsun. Peki koruma altındaki bir tür yine de tamamen tükenebilir mi? Maalesef evet. Koruma altında olmak riski azaltır ama sıfırlamaz. Habitat kaybı, iklim değişimi, genetik çeşitliliğin düşmesi, hastalıklar. Küçük popülasyonlarda “genetik darboğaz” dediğimiz bir durum olur. Çeşitlilik azalınca tür kırılgan hale gelir. Bazen sayıları artmış gibi görünse bile genetik olarak zayıflamış olabilirler.

Tüm Reklamları Kapat

Gelelim en heyecanlı kısma. Elimizde DNA varsa aynı canlıyı yeniden oluşturabilir miyiz? Teorik olarak bazı durumlarda evet, ama pratikte iş o kadar kolay değil. 1996’da Dolly isimli koyun klonlandı. Yani yetişkin bir hücrenin çekirdeği alınıp başka bir yumurtaya yerleştirildi ve genetik olarak aynı bir birey üretildi. Bu, “aynı DNA ile aynı canlı” fikrinin mümkün olduğunu gösterdi. Ama burada kritik nokta DNA tek başına yeterli değil. Canlının gelişmesi için uygun bir yumurta hücresi, uygun bir taşıyıcı anne (yakın akraba bir tür olabilir) ve doğru epigenetik koşullar gerekiyor. Ayrıca klon başarı oranı çok düşük ve süreç oldukça riskli.

Mesela yünlü mamut üzerine çalışmalar var. Ama plan tam olarak mamutu geri getirmek değil; mamut DNA’sının bazı kısımlarını Asya filine aktararak mamut benzeri özelliklere sahip bir fil üretmek. Bu “diriltme” değil, daha çok genetik mühendislik. Bir de önemli olan şu , diyelim ki genetik olarak birebir kopya ürettik. Bu gerçekten “aynı canlı” mı olur? Genetik olarak evet, ama deneyimleri, çevresi, sosyal öğrenmesi farklı olur. Yani birey olarak aynı olmaz. Daha çok genetik bir ikiz gibi düşün. Daha önemli bir mesele vardır. Tür sadece DNA’dan ibaret değil. Ekosistem ilişkileri, davranış kalıpları, mikroorganizmaları. Bir türü laboratuvarda üretmekle doğaya geri kazandırmak aynı şey değil. Eğer yaşam alanı yok olmuşsa, geri getirmek anlamsız olabilir.

O yüzden bilim insanları genelde şunu söyler “Diriltme teknolojisine yatırım yapmak yerine, mevcut türleri korumaya yatırım yapmak daha mantıklı.”

Dürüst olayım, insanın içini kıpırdatan bir fikir bu. Yok olmuş bir türü yeniden görmek. Bir yandan büyüleyici, bir yandan da biraz ürkütücü. Sizce bu daha çok “doğayı onarma” çabası mı olurdu yoksa insanın kontrol etme arzusunun bir uzantısı mı? :)))

Teşekkür ederim.[1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Antik Dna Çalışmaları.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close