Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Burak Albayrak
Burak Albayrak
355.9K UP
Ekleyen 18 Ekim 2023 49 dk.

Prader-Willi Sendromu; metabolik, endokrin, nörolojik sistemler üzerinde sayısız etkileri olan, davranışsal ve zihinsel zorluklarla seyreden nadir ve karmaşık bir genetik hastalıktır. Prader-Willi Sendromu temel olarak yaşamın ilk yıllarında beslenme güçlükleri ve hipotoni ile karakterizedir. Sendromdan etkilenen birçok hasta büyüme hormonu eksikliği nedeniyle boy kısalığı gösterir.

Bu bireyler aynı zamanda hipotalamik disfonksiyona sahiptir ve bu da hipogonadizm, hipotiroidizm, merkezi adrenalin yetmezlik ve düşük kemik mineral yoğunluğu gibi çeşitli endokrinopatilere yol açar. Bu nedenle bu hastaların yaşamları boyunca bir endokrinolog tarafından yakından takip edilmesi gerekir.

49
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 11 Nisan 2014 1 dk.

Asteroidler birçok farklı boyutta olabilmektedir. Bazıları yüzlerce kilometre uzunluktaki çapa sahiptirler; yani koca bir şehir büyüklüğünde kaya parçaları uzayda serseri kurşun gibi gezmektedir! Kimisi ise 1 metreden bile ufak çapa sahip olabilir. Uzay boşluğundaki ufak asteroidlerin sayısı, büyüklere göre daha fazladır. Bir sayı vermek gerekirse, her 1 adet 1 kilometre çaplı göktaşı için uzayda 100 civarı 100 metre çapında, 10.000 civarında 10 metre çapında ve 1.000.000 civarında 1 metre çapında göktaşı bulunur. Tabii ki bu sayılar kesin sayılar değildir, sadece bir fikir vermek amacıyla verilmiştir.

Neyse ki, büyük asteoridleri tespit etmesi çok zor değildir. Ancak orta ve küçük boyutlardaki asteroidlerin bazıları çok koyu renktedir ve uzayın siyah arkaplanı içerisinde, göğe dikilmiş yüzlerce teleskobu atlatabilir. En nihayetinde teleskopların birçoğu özel amaçlarla kurulmuştur ve her şeyi göremezler. Amatör astronomların da teleskoplarının taradıkları alan, göğün genişliği yanında önemsenmeyecek kadar küçüktür. Bu da, nereden geldiğini anlamadan, dev bir göktaşı tarafından gezegenimizin isabet almasına neden olabilir.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye Bilimsever 29 Temmuz 2022 Sen de Cevap Ver

Maymunlardan geliyoruz ama bu maymunlar günümüzdeki maymunlar değil. İnsan şimdi hala yaşayan hiçbir türden gelmemiştir. Hatta hiçbir tür aynı zamanda yaşayan hiçbir türden gelmemiştir çünkü diğer türler de bu süreçte evrim geçirmişlerdir. Yani şimdiki maymunlardan değil, şimdiki maymunlarla ortak atadan geldik. Bu ortak ata da bir maymun olduğu için maymundan geldik diyebiliriz. Bunun dışında, insan(homo sapiens) zaten bir kuyruksuz maymun türüdür. Yani sadece maymundan gelmedik, aynı zamanda maymunuz.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ali Kaya
Ali Kaya
365.5K UP
Çeviren 16 Nisan 2024
Geçen haftaki tam Güneş tutulması sırasında Güneş'in yakınında bir değil, iki kuyruklu yıldız belirdi. Beklenen kuyrukluyıldız 12P/Pons-Brooks Kuyrukluyıldızıydı fakat birçok kişinin umduğundan sönük olması hayal kırıklığı yaşattı. Bununla birlikte pek bilinmeyen SOHO-5008 Kuyrukluyıldızı da uzun süreli kamera pozlarında göründü. Bu kuyrukluyıldız, ESA ve NASA'nın Güneş yörüngesindeki SOHO uzay aracı tarafından çekilen görüntülerde tespit edilen 5008. kuyrukluyıldızdı. Muhtemelen çok daha küçük olan SOHO-5008 Kuyrukluyıldızı, Güneş'in yakınından geçerken saatler içinde parçalara ayrıldı. Görsel, bir tutulma sırasında iki kuyrukluyıldızın yakalanması açısından sıra dışı olmasının yanında aynı zamanda bir sungrazer kuyrukluyıldızın Dünya yüzeyinden fotoğraflandığı nadir zamanlardan birisini gösteriyor. Görselde ayrıca Güneş'in genişleyen koronası ile solda Merkür ve sağda Venüs de görülebiliyor. Bu gezegen ve kuyruklu yıldızlardan sadece Venüs, 8 Nisan'da Kuzey Amerika'yı boydan boya geçen Ay'ın karanlık gölgesinde milyonlarca insan tarafından rahatlıkla görülebiliyordu.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 23 Ağustos 2011 4 dk.

"Mantık hatası" kalıbı, tıpkı "teori" sözcüğü gibi günümüzde, günlük dilde farklı, bilimde ve felsefede ise farklı anlamlarda kullanılan bir kalıptır. Günlük yaşantımızda genellikle anlayamadığımız ya da anlayamayacağımız kadar karmaşık olan olaylar için “Bu işte bir mantık hatası var.” deriz. Ancak bilim dünyasında mantık hataları, günlük dildeki kullanımı kapsamakla birlikte, burada göreceğiniz gibi çok daha geniş bir alanı içine almaktadır.

Mantık Hatası (İng: "Logical Fallacy"), isimden de anlaşılabileceği gibi, temel olarak, mantıklandırma sürecinde yapılan her türlü hata anlamına gelmektedir. Ancak mantık hataları, olgusal (gerçeksel) hatalardan (İng: factual error) farklıdır. Örnekleyelim:

177
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 2 gün önce 8 dk.

FDM tipi 3D yazıcı kullanılanların başına en çok gelen problemlerden biri Z yalpalamasıdır. Bu problem, kartezyen yazıcılarda Z eksenine bağlı mille ilişkilidir. Ortalıkta bu problemin çözümüne dair hatalı birçok açıklama olması sebebiyle soruna çözüm arayanlar bir türlü bu basit problemin üstünden gelememektedir. Bu yazıda Z yalpalaması sorununun ne olduğuna, nasıl çözüleceğine ve neden diğer çözümlerin işe yaramadığına değineceğiz.

Kartezyen tipi yazıcılarda ya yatak yukarı aşağı hareket eder ya da yazıcı ucu taşıyan başlık yukarı aşağı hareket eder. Yani Z ekseni boyunca tek bir motor (bazen çift motor) bu hareketi sağlar. Söz konusu eksen, yapılan hareket yer çekimine karşı yapıldığından genellikle kayış kullanılmaz. Kayış kullanılması durumunda sistemin taşıdığı ağırlık, step motorun ivmesi altında esnemeye başlar, bu da hassasiyeti bozar ve dalgalanma oluşturur. Lakin bu dalgalanma, mil kullanması durumunda da gerçekleşmektedir. Kartezyen olmayan yazıcılarda kayış kullanılmasına rağmen bu sorun yaşanmayabilir, onların tasarımı daha farklı olduğu için bu yazıda onlara değinmeyeceğiz.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Genellikle yapraksı (foliose) tallus yapısına sahiptir. Tallus, yassı, loblu ve dallanmış bir görünüme sahiptir. yüzeye tamamen yapışık değildir ve alt yüzeyinde rizina adı verilen ipliksi yapılarla substrata tutunur. Üst yüzey çoğunlukla gri, gri-yeşil veya sarımsı tonlarda olup, çevresel koşullara bağlı olarak renk değişimi gösterebilir. ağaç kabukları, kayalar ve odunsu yüzeyler üzerinde yaygın olarak bulunur. Özellikle temiz hava koşullarına duyarlı olmaları nedeniyle, Parmelia türleri biyolojik hava kalitesi göstergesi olarak değerlendirilir. Hava kirliliğinin yüksek olduğu alanlarda gelişimleri sınırlıdır.
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Samet Atdağ
Samet Atdağ
53.8K UP
Yazar 26 Ocak 2020 27 dk.

Dyson Lin'in deprem tahmin yöntemlerinin bilimsel veya işlevsel olduğunu söylemek mümkün değildir. Dyson Lin'in kullandığı yöntemin bilimsel hiçbir tarafı olmadığı gibi, satışını yaptığı (veya üretilmesini önerdiği) cihazların da iddia ettiği şekilde çalışması mümkün değildir. Dahası, Dyson Lin'in ileri sürdüğü deprem tahminleri aşırı genel ve kullanışsızdır; çünkü gerçek bir tahminde bulunmamaktadır, rastgele depremler tahmin etmekte ve tahmininin tutmasını ummaktadır. Tutmayan sayısız tahmini unutulup gitmekte, "tuttuğu" sanılan birkaç tanesi popüler olarak şahsa ün getirmektedir. 

Dyson Lin'in yaptığı, belirsiz sonuçlar ve sinyal gürültüsü üreten kaynaklardan (Air-2 gibi) veya çok sayıda nedenden ötürü veri alınamayabilen ve bu hataların belli düzeyde rastgeleliği olan IRIS sensörleri gibi kaynaklardan aldığı muğlak verileri farklı şekillerde ve geniş coğrafyalarda yorumlamaktadır. Bu belirsizlikleri deprem gerçekleşme ihtimali ile ilişkilendirmektedir. Bu, rastgele ve muğlak şekilde dağılan kahve artıklarından fal bakmaktan tamamen farksızdır. Lin, sonuçları beklediği gibi çıkmayınca coğrafyayı ve/veya deprem büyüklüğünü ve/veya deprem zamanını değiştirmekte, genişletmekte ve böylece isabet ihtimalini arttırmaktadır. Ancak bu tarz bir tahmin, bilimsel bir öngörü değil, basit istatistiğin manipüle edilmesi yoluyla halkın aldatılmasıdır.

66
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Fatih Birinci
Fatih Birinci
400.7K UP
Yazar 3 Aralık 2018 10 dk.

Sabah gün daha tam ağarmadan uyanmışsınız. Yağan yağmuru görüp hayıflanıyor, ne giymeniz gerektiğine karar vermeye çalışıyorsunuz. Geçici bir süreliğine girdiğinizi düşündüğünüz işte 5. yılınızı doldurmuşsunuz. Evden çıkmaya hazır hale geldiğiniz on beş dakika içinde aynı rutinler, aynı beğenmediğiniz sistem, aynı sıkıcı ve boş günlük yaşam meşgaleleri zihninize boca oluyor. Zaten kahvaltı yapmıyorsunuz. Giderken bir simit alır, iş yerinde de bir hazır kahve içersiniz olur biter. Esasında kahvaltıyı seviyorsunuz ama bu şekilde değil. Hafta sonundaki geç ve uzun kahvaltılara bayılıyorsunuz. Zaten düşündüğünüzde, yapmaktan zevk aldığınız hemen her şeyi hafta sonu yapıyorsunuz. O bile tam değil, çünkü pazar günü öğleden sonra başlayan pazartesi sendromu, o gününüzün de yarısını götürüyor.

“Bir buçuk gün” diye düşünüyorsunuz, “tüm hafta yaptığım her şey, katlandığım her şey, her sıkıntı bir buçuk günümü kazanmak için.”

184
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Söz
Orhan Alp Cingöz
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
Tabi siz anneleri tarafından size emanet edilen çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik etmesine şiddetle karşısınız ama.
Kaynak: Aşk-ı Memnu
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🚀8 Şubat akşamı erken yatın, 9 Şubat sabahı Evrim Ağacı’yla Ay’a gideceksiniz!

🛰️Artemis II görevi ile beraber, Apollo’dan sonra ilk kez insanlık Ay’a doğru yola çıkıyor. Bu tarihi fırlatmayı, görev hedeflerinden mühendislik detaylarına kadar Evrim Ağacı YouTube kanalında canlı yayında birlikte takip edeceğiz

Unutmamak için Evrim Ağacı Youtube kanalına abone olabilir ve canlı yayın bildirimini şimdiden açabilirsiniz.
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 3 Şubat 2019
Sıradan insanların sıradışı olmayı seçebileceklerini düşünüyorum.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
27
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cansın Hazan Bayrak
Seslendiren 12 Eylül 2021 19:34
Kadınların regl dönemlerini; kasık ağrısı, iştah değişimi, beslenme alışkanlıklarında değişiklik, halsizlik, stres, sinirlilik hali, duygu durum değişimleri...
33
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen9 1 gün önce
Açlık romanını okurken, kahramanı ister istemez Tabutta Rövaşata’daki Mahsun’a benzettim. Elbette iki eser birebir aynı şeyleri anlatmıyor; bu benim kişisel çağrışımım. Ancak her ikisinde de yoksulluk, insanı küçülten değil, tuhaf bir onur ve iç direnç yaratan bir durum olarak sunuluyor. Açlık ve yoksunluk, karakterleri edilgenleştirmiyor; aksine onları sessiz, kırılgan ama inatçı bir varoluşa itiyor. Bu benzerlik, Açlık’ın bende bıraktığı etkiyi daha da derinleştirdi.
Kitap
7.8/10
(4 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Sult
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Psikoloji konusunda geliştirebilirsin.

Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
149.5K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu anlattığınız hikâye aslında tek bir çocuğun öyküsü gibi görünse de çocukluk çağlarında benim de inandığım bir olgu ,aslına bakarsak arkasında çok daha büyük ve tanıdık bir toplumsal mesele duruyor. “Aptallaşma” kelimesi sert, kırıcı ve ayrıca bilimsel değil; ama çoğu zaman insanlar, gözlerinin önünde yaşanan bir zihinsel ve davranışsal değişimi başka türlü adlandıramadıkları için bu kelimeye sarılıyor. Özellikle çocukluk gibi beynin en hızlı geliştiği bir dönemde yaşanan şiddet, sadece beden üzerinde değil, zihnin yapılanışı üzerinde de derin izler bırakabiliyor. Bu yüzden meseleye sadece “bilim ne diyor?” diye değil; insan ne görüyor, toplum ne anlıyor ve kültür bunu nasıl adlandırıyor? diye bakmak gerekir.

Bilimsel açıdan baktığımızda beyin, özellikle çocukluk döneminde son derece hassas ve şekillenmeye açık bir organdır. Çocuk beyni hâlâ gelişim hâlindedir; sinir bağlantıları kurulmakta, dil, dikkat, muhakeme ve duygusal düzenleme sistemleri olgunlaşmaktadır. Bu dönemde tekrarlayan kafa darbeleri, travmatik beyin hasarı riskini ciddi biçimde artırır. Bu hasar her zaman dramatik bir şekilde ortaya çıkmaz; bazen mikroskobik düzeyde olur ama etkisi davranışta, konuşmada ve düşünme biçiminde görülür. Konuşma bozuklukları, dikkat dağınıklığı, mantık kurmada zorlanma, dürtüsellik ve saldırganlık gibi belirtiler, özellikle frontal ve temporal lobların etkilenmesiyle ilişkilidir. Yani bilimsel olarak şunu söylemek mümkündür. Bir çocuğun kafasına sürekli vurulması, onun bilişsel ve davranışsal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ancak burada çok kritik bir nokta var. O çocuğun yaşadığı şey yalnızca fiziksel darbe değildir. Aynı zamanda sürekli korku, tehdit, aşağılanma ve güvensizliktir. Modern nörobilim bize şunu açıkça gösteriyor ki kronik stres ve şiddet ortamı, beyin gelişimini en az fiziksel travma kadar bozar. Kortizol gibi stres hormonları uzun süre yüksek kaldığında, hafıza ve öğrenmeden sorumlu beyin bölgeleri baskılanır. Çocuk düşünmeyi, anlamayı, sorgulamayı değil; hayatta kalmayı öğrenir. Bu durumda dışarıdan bakan biri için çocuk “mantıksız konuşan, saldırgan, sorunlu” biri gibi görünür. Oysa bu bir zekâ eksikliği değil, travmaya uyum sağlamış bir zihnin sonucudur.

Tüm Reklamları Kapat

Toplumsal ve kültürel açıdan bakıldığında ise annenizin ve çevrenin “kafasına vurulduğu için aptallaştı” demesi, bilimsel bir teşhis değil ama sezgisel bir yorumdur. Anadolu kültüründe ve birçok toplumda baş, aklın ve insanın özüyle ilişkilendirilir. “Başına vurulmuş”, “aklına vurmuş”, “kafası çalışmıyor” gibi ifadeler, davranıştaki bozulmayı bedensel bir nedene bağlama çabasıdır. Bu, bugün bize sert ve haksız gelebilir ama aslında gözlenen bir değişimi açıklama girişimidir. İnsanlar şunu görür .Aynı çocuk, zamanla daha da içine kapanır ya da daha saldırgan olur, konuşması bozulur, düşüncesi dağılır. Bunun adını koyarken de en kaba ama en anlaşılır kelimeye başvururlar.

Sosyal boyutta ise mesele daha acıdır. Şiddet gören çocuklar çoğu zaman “sorunlu çocuk” etiketiyle damgalanır. Oysa sorun çocukta değil, çocuğun maruz kaldığı ilişkidedir. Sürekli dövülen bir çocuğun zihni, dünyayı güvenli ve anlamlı bir yer olarak kuramaz. Bu da öğrenmeye, ilişki kurmaya ve kendini ifade etmeye doğrudan zarar verir. Yani toplum, önce çocuğun zihnini kırar, sonra da kırık hâlini “aptallık” diye adlandırır.

Sonuç olarak, annenizin ve çevrenin söylediği şey bilimsel bir dille ifade edilmemiş olsa da, tamamen temelsiz değildir. Bir çocuğun kafasına sürekli vurulması, hem doğrudan beyin dokusuna zarar verebilir hem de dolaylı olarak zihinsel gelişimini baskılar. Bu durum “aptallaşma” değildir; yaralanmış, korkmuş ve gelişimi sekteye uğramış bir zihin hâlidir. Belki de en acı gerçek şudur O çocuk gerçekten daha az zeki olduğu için değil, daha az güvende olduğu için öyle görünmüştür. Ve bu, bireysel bir trajedi olduğu kadar, şiddeti normalleştiren toplumların ortak sorumluluğudur.[1]

Teşekkürederim...

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Düşüncem Ve Sosyal Antropolji Okumaları.
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close