Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
123.5K UP
İnceleyen 4 gün önce
Thor Hanson’un Yanı Başımızdaki Doğa adlı kitabı, doğayı yalnızca uzak coğrafyalarda, el değmemiş ormanlarda ya da belgesellerde aranan bir olgu olmaktan çıkararak, insanın gündelik yaşamının tam ortasına yerleştiren incelikli bir doğa anlatısıdır. Hanson, bu eserinde doğayı “keşfedilecek” bir alan değil, zaten içinde yaşadığımız bir ilişki ağı olarak ele alır. Kitabın temel iddiası, doğanın kaybolmadığı; aksine bizim onu görme ve duyma yetimizi büyük ölçüde yitirdiğimizdir.

Hanson, anlatısını büyük ekolojik felaketlerden ya da dramatik çevre söylemlerinden çok, küçük ama anlamlı gözlemler üzerine kurar. Bir kuşun uçuş biçimi, bir böceğin gündelik ritmi ya da bir ağacın mevsimlere verdiği tepkiler, kitabın sayfalarında bilimsel bilgiyle edebi bir duyarlılığın birleştiği sahnelere dönüşür. Bu yaklaşım, doğayı romantize etmeden, ama onu sıradanlaştırmadan anlatma başarısını getirir. Doğa, burada ne yüceltilmiş bir mit ne de yalnızca korunması gereken bir kaynak olarak görünür; yaşanan, paylaşılan ve sürekli dönüşen bir varlık alanıdır.

Yanı Başımızdaki Doğa, modern insanın doğayla ilişkisini sorgularken özellikle dikkat kavramı üzerinde durur. Hanson’a göre doğayla bağımızı koparan asıl unsur mesafe değil, dikkatsizliktir. Beton, asfalt ya da kent yaşamı doğayı tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca onu görmemizi zorlaştırır. Bu nedenle kitap, okuru doğaya doğru uzun yolculuklara değil, pencere kenarına, apartman bahçesine ya da yürüdüğü sokağa bakmaya çağırır.

Kitabın bilimsel yönü, Hanson’un bir biyolog olarak sahip olduğu derin bilgi birikiminden beslenir; ancak bu bilgi didaktik bir dille sunulmaz. Bilim, anlatının arkasında duran sessiz bir zemin gibidir. Okur, öğrenirken farkında olmadan düşünmeye başlar. Bu yönüyle eser, doğa yazını ile popüler bilimi ustalıkla birleştirir.

Yanı Başımızdaki Doğa aynı zamanda dolaylı bir modern yaşam eleştirisi sunar. Sürekli hız, üretkenlik ve verimlilik üzerine kurulu bir dünyada, doğanın ritmiyle bağ kurmak giderek zorlaşmıştır. Hanson, bu kopuşun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda insani bir kayıp olduğunu ima eder. Doğadan uzaklaşmak, insanın kendi bedeninden, zaman duygusundan ve sınırlarından da uzaklaşması anlamına gelir.

Sonuç olarak Yanı Başımızdaki Doğa, doğayı yeniden sevdirmekten çok, onu yeniden fark ettirmeyi amaçlayan bir kitaptır. Thor Hanson, okuru doğaya hayranlık duyan bir izleyici olmaktan çıkarıp, onunla aynı mekânı ve zamanı paylaşan bir tanığa dönüştürür. Bu kitap, doğanın hâlâ yanı başımızda olduğunu; asıl mesafenin bakışlarımızda olduğunu hatırlatan sakin, düşünceli ve kalıcı bir anlatıdır.
8.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Görmeyi, Keşfetmeyi, İyileştirmeyi Öğrenmek
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Uyarlayan 22 Ekim 2020 20 dk.

Fosiller, evrim tarihini keşfetmenin en heyecan verici yöntemlerinden birisidir. Bugüne kadar keşfedilen on binlerce fosil, evrim tarihindeki birçok detayı aydınlatmakla birlikte, istisnasız olarak her biri, evrimsel biyolojinin öngörülerini doğrulayacak kanıtlar olarak kayda geçmiştir. Bu açıdan evrimsel biyoloji ile, fosilleri gün yüzüne çıkan paleontoloji ve antropoloji arasında çok yakın bir ilişki olduğu söylenebilir. Evrimsel biyoloji, türlerin tarihini aydınlatma konusunda bakmamız gereken detaylar açısından yön gösterir, paleontoloji ve antropolojinin çıkardığı fosiller, evrimsel öngörüleri sınamak adına bu potansiyel fosilleri arar ve bulur. Tabii ki fosil araştırmalarının tek amacı evrimsel geçmişi aydınlatmak değildir; türlerin biyolojisine, fizyolojisine, anatomisine yönelik birçok detayı keşfetmemizi ve bir yerde "kendimizi daha yakından tanımamızı" da sağlar.

Dünya’nın yüzeyi sabit gibi görünse de geçen 4,6 milyar yıl içerisinde ciddi ölçüde değişmiştir. Dağlar oluşmuş ya da aşınmış, kıtalar ve okyanuslar kaymış ve Dünya kimi zaman çok soğuk ve tamamen buzlarla kaplı kimi zaman da daha sıcak ve buzların yok olduğu dönemler geçirmiştir. Bu değişiklikler o kadar yavaş gerçekleşir ki bir insanın yaşamı boyunca fark edilemezler, ancak şu anda bile Dünya’nın yüzeyi hareket etmekte ve değişmektedir. Bu değişiklikler olurken, organizmalar evrim geçirmiş ve bazılarının kalıntıları fosil olarak korunmuştur.

150
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bunu sadece Evrim Ağacı'nın eskileri bilir. 2010 yılında kurulan Evrim Ağacı'nın en önemli parçalarından biri, evrim ve ilgili konularda ürettiğimiz devasa Makale Arşivi'mizdi. Bu arşivimiz, her geçen gün daha da büyüyen şekilde yoluna devam ediyor. Nostalji yapmak isteyenlere önerilir!

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 16 Ağustos 2020 33 dk.

Diyelim ki hayatınızla ilgili veriler toplamayı seven birisiniz ve içtiğiniz kahve miktarını gün gün takip ediyor, notlar alıyorsunuz. Ayrıca, işe gitmek için harcadığınız süreyi de her gün ölçüyor ve not alıyorsunuz (veya akıllı telefonunuz bunu sizin için yapıyor). Aradan 3 ay geçtikten sonra, hayatınızla ilgili topladığınız verilere dönüp baktığınızda, ilginç bir gerçekle karşılaşıyorsunuz: Kahve içme miktarınız arttıkça, trafikte geçirdiğiniz süre de artıyor! Hmm, demek ki kahve içmenizi azaltarak, trafikte kaldığınız süreyi azaltmanız mümkün!

Yukarıdaki paragrafta sondan ikinci cümlede ("Kahve içme miktarınız arttıkça, trafikte geçirdiğiniz süre de artıyor!"), bir korelasyon (ilişki) ifadesi mevcut. Eğer ki veri toplama yönteminizde bir hata yoksa, yani yanlış ölçümler yapıp, yanlış notlar almadıysanız, tartışmasız bir gerçekten söz ediyorsunuz demektir: Kahve miktarınız ile trafikte geçirdiğiniz süre koreledir (ilişkilidir). Bu ölçüm, başlı başına bir gerçektir ve ek bir kanıtı gerektirmez (tabii daha fazla veri toplayarak, bu ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu daha iyi tespit edebilirsiniz).

104
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
123.5K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Gürültü kirliliği, istenmeyen ya da zararlı seslerin insan yaşamını ve çevresini olumsuz etkileyecek düzeyde sürekli veya yoğun biçimde var olmasıdır. Günümüz kentlerinde trafik, sanayi, inşaat faaliyetleri ve kalabalık sosyal alanlar gürültü kirliliğinin temel kaynaklarını oluşturmaktadır. Gürültü, çoğu zaman yalnızca rahatsız edici bir unsur olarak algılansa da bilimsel çalışmalar bunun ciddi ve çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir.

Dünya Sağlık Örgütü, çevresel gürültüyü Avrupa’da sağlığı tehdit eden en önemli çevresel risklerden biri olarak tanımlamaktadır. WHO’nun değerlendirmesine göre çevresel gürültü, hava kirliliğinden sonra insan sağlığı üzerinde en büyük olumsuz etkiye sahip faktörlerden biridir (World Health Organization, 2011). Bu tespit, gürültünün yalnızca bireysel bir rahatsızlık değil, toplumsal ölçekte ele alınması gereken bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Bilimsel literatürde gürültünün insan sağlığı üzerindeki etkileri hem işitsel hem de işitsel olmayan etkiler olarak ele alınmaktadır. Basner ve arkadaşları, gürültünün biyolojik olarak anlamlı bir stres etkeni olduğunu ve yalnızca işitme kaybına yol açmakla kalmadığını vurgulamaktadır. Araştırmacılar, gürültüye maruz kalmanın stres hormonlarını artırarak kardiyovasküler hastalık riskini yükselttiğini belirtmektedir (Basner et al., 2014). Bu bulgular, gürültünün uzun vadede hipertansiyon ve kalp hastalıklarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.

Gürültü kirliliğinin en yaygın ve çoğu zaman fark edilmeyen etkilerinden biri uyku üzerindeki olumsuz etkileridir. Muzet, çevresel gürültünün uyku evrelerini bozduğunu ve birey farkında olmasa bile uyku kalitesini ciddi biçimde düşürdüğünü ifade etmektedir (Muzet, 2007). Uyku bozuklukları ise dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve genel yaşam kalitesinde düşüş gibi dolaylı sonuçlara yol açmaktadır.

Gürültü kirliliğinin çocuklar üzerindeki etkileri, konunun eğitim ve bilişsel gelişim boyutunu da gündeme getirmektedir. Stansfeld ve Clark, okul çevresindeki trafik ve uçak gürültüsünün çocukların okuma becerileri ve hafıza performansı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ortaya koymuştur (Stansfeld & Clark, 2015). Bu bulgular, gürültünün yalnızca fiziksel sağlıkla değil, bilişsel gelişimle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.

Toplumsal açıdan bakıldığında gürültü kirliliği, çevresel adalet sorunu olarak da değerlendirilebilir. Gürültüye maruz kalma düzeyi çoğu zaman sosyoekonomik koşullarla ilişkilidir. Yoğun trafik ve sanayi bölgelerine yakın yerleşim alanlarında yaşayan bireyler, gürültünün olumsuz etkilerine daha fazla maruz kalmaktadır. Bu durum, gürültü kirliliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda politik ve toplumsal bir mesele olduğunu göstermektedir.

Tüm Reklamları Kapat

Sonuç olarak gürültü kirliliği, modern yaşamın kaçınılmaz bir yan ürünü olarak kabul edilmemesi gereken ciddi bir çevresel ve sağlık problemidir. Bilimsel çalışmalar, gürültünün beden ve zihin üzerinde derin etkiler yarattığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu nedenle gürültü kirliliğiyle mücadele, bireysel önlemlerle sınırlı kalmamalı; kent planlaması, ulaşım politikaları ve kamusal alan düzenlemeleriyle bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

Vakit ayırıp okuyacak herkese teşekkür ederim.[1]

Kaynaklar

  1. Basner et al, et al. (2026). Auditory And Non-Auditory Effects Of Noise On Health. ResearchGate. doi: 10.1016/S0140-6736(13)61613-X. | Arşiv Bağlantısı
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Aslan
Burak Aslan
100.5K UP
Üye 3 gün önce 1 Cevap
Lise ders kitaplarından birisinde şöyle bir cümle geçiyor "Izafiyet teorisi, Einstein teorisi olarak bilinir oysa bu teori ilk defa islam filozofu Kindi tarafından ortaya konmuştur." Bu bilgi ne kadar doğru aklım almıyor 9. Yüzyılda nasıl izafiyeti ortaya koymuş olabilir?
376 görüntülenme
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikSeminer
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 hafta önce İstanbul₺250,0017 Ocak
Egzersiz Üzerine: Hareketin Evrimi ve Modern Hareketsizlik
17 Ocak 2026 14:00 tarihinden 17 Ocak 2026 17:00 tarihine kadar.

İlk insanların doğal olarak hareketli yaşam tarzından modern dünyanın uzun süreli oturmaya dayalı düzenine geçişi ele alınacaktır. Hareketsizliğin omurga, eklem ve kas sistemi üzerindeki etkileri; ağrı, fonksiyon kaybı ve postür bozuklukları gibi sonuçlar bilimsel veriler ışığında incelenecektir. M.Sc. Egzersiz Uzmanı Doğa Altıntaç’ın sunumuyla doğru egzersiz prensipleri, hareket kalıpları ve günlük yaşamda uygulanabilir çözümler üzerinde durulacaktır.

Tarih: 17 Ocak 2026, Cumartesi
Saat: 14.00 – 17.00
Yer: Vogs Coffee, Bahariye

Katılımcılar için temel amaç: vücut farkındalığı kazanmak, hareketsizliğin fizyolojik etkilerini anlamak ve bunlarla başa çıkmak için uygulanabilir, bilim temelli stratejiler edinmek.

Devamını Göster
13
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ela Kursak
Seslendiren 9 Kasım 2022 12:43
Ela ile Eddie, Bu Bölümde Galaksi Nedir, Onu Öğrenoyorlar!
42
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Şubat 2016 42 dk.

Allen Beyinbilim Enstitüsü’nden Bilimsel Çalışmalar Şefi Dr. Christof Koch, “Beyin, bilinen evrendeki en karmaşık nesnedir.” der [1]. Son derece karmaşık olan beyin yapısı dünyasına giren kişinin hayret etmemesi mümkün değildir. İnsan beyninde 100 milyar kadar nöron vardır ve bunların her biri en az bir başka nöronla bağlantı kurar [2]. Bu bağlantılara sinaps denir. Beynin fazlasıyla girift olan bu yapısı, yüz milyonlarca bilgisayarı anlaşılması zor bir ağla birbirine bağlayan internete benzetilebilir. Tıpkı bir bilgisayarın kolayca bağlantısını değiştirip başka bir bilgisayarla iletişim kurabilmesi gibi nöronlar da tamamen dinamik bir şebeke oluştururlar. Komşu nöronlarla yaptıkları bağlantıları sürekli değiştirirler [3]. Hayvanların, özellikle de insanların görünürde basit, ancak gerçekte çok karmaşık davranışlarının arkasında bu vardır.

Beyin hakkında bilmediklerimiz hâlâ bildiklerimizden daha çoktur. Nöronlar sürekli farklı sinapslar oluştururken beynin değişik bölümleri nasıl hâlâ bu kadar uyumlu çalışabilir? Belleğimiz bilgileri ve anıları nasıl saklar? Elektrik sinyalleri nasıl canlı görüntülere, seslere, duygulara vs. dönüşür? Yine de beyin hakkında olağanüstü bir şey biliyoruz: Beyin, yaklaşık 500 milyon yıl önce solucanlarda evrimleşmiş ve o zamandan beri de evrimleşmeye devam eden bir organdır [4]. Beyin, hayvan evrimsel geçmişinin ilk evrelerinde ortaya çıktığından (genellikle beyni de içerecek şekilde) gelişmiş bir sinir sistemi olan modern türlerin çoğu beyni olan ortak bir atadan gelmektedir. Bu durum bize diğer türleri ve onların geçirdikleri evrimi inceleyerek kendi beynimizi anlama fırsatı verir.

74
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 5 gün önce 18:36
Türler arası melezleşmenin mümkün olduğu; katırlar, "çakupek", "kaslan", "grolar", "leopan" veya melezleşerek türleşen ispinozlar[14] gibi sayısız canlı...
21
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'na katkı sağlamanın bir yolu, Agora Bilim Pazarı'na uğrayarak, burada bilimseverlerle buluşturduğumuz bilim kitapları, ders kitapları, hediyelik eşyalar ve diğer ürünlerden satın almak. Bir göz atın, hoşunuza giden bir şeyler bulacağınıza hiç kuşkumuz yok!

Sibel Özkan
Sibel Özkan
172.2K UP
Yazar 2 gün önce 17 dk.

Oyun tabanlı öğrenme öğrenciler arasında motivasyonda artış; eleştirel düşünme, anlamlandırma gibi bilişsel becerilerin gelişimine aynı zamanda takım oyuncusu olabilme, oyunda girişkenlik gibi davranışsal becerilerin gelişiminekatkı sağlayarak öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır.

Sudoku gibi basit görünen ancak karmaşık çözüm algoritmalarına sahip oyunlar; farklı yaşlarda birçok kişinin kodlama, optimizasyon, programlama gibi konuları anlamalarına yardımcı olurken bu konularda uygulama imkanı da sunmaktadır. Bu yönüyle oyun, bilim ve eğitim dünyasının birleştiği nokta olarak görülebilir. Biz yazımızda Sudokunun, matematikte görünenden çok daha derin köklere ve dallara sahip olduğunu detaylandıracağız.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Develer hörgücünde su depoladığı büyük bir yalan...
İnceleme
Deniz Acar
Deniz Acar
20.4K UP
İnceleyen8 3 gün önce
Psikoloji için bir baş yapıt. Başlangıcı ve ilk bölümler o kadar ilgi çekici gelmedi bana ama yine de hikaye gelişimi için önemli. Bir sürü hristiyan sembolizmi olsa bile bu animeyi asıl öne koyan faktör ergen, yetiştkin, insan dışı şeyler ne olursa olsun bunların psikolojisini çok güzel yansıtıp bu karakterleri çok insancıl gösterebilmesi. Gerçekten muazzam bir anime.
9.5/10
(41 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 新世紀エヴァンゲリオン - Shin Seiki Evangerion
Yönetmen: Hideaki Anno
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Söz
Sena Küçükkıvanç
Alıntıyı Ekleyen 9 Aralık 2024
Korkularına boyun eğmeden yaşa, sözlerini sakınmadan konuş ve geride anlatılmaya değer bir hikâye bırak.
Kaynak: Ivan King - Without Fear
32
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İmkânsız Yaratıklar (Sert Kapak)

WATERSTONES YILIN KİTABI ÖDÜLÜ

Benzersiz Katherine Rundell, ödül ve övgülere boğulan kitabı İMKÂNSIZ YARATIKLAR’da bizi efsanelerdeki tüm o yaratıkların hâlâ yaşadığı vahşi ve büyüleyici bir yere götürüyor.

Büyükbabasının sözünü dinlemeyip boğulan bir griffin yavrusunu gizli gölden kurtardığı gün Christopher’ın hayatı sonsuza dek değişti.

O gün Christopher, hiçbir haritada görünmeyen takımadaların varlığını öğrendi: Hiç var olmadıklarını ya da çoktan yok olduklarını sandığımız tüm efsanevi yaratıkların yaşadığı yer, ARŞİPELAGO. Ve aynı gün, uçan paltolu Malu’yla tanıştı. Peşindeki katilden kaçarken evinden fazlaca uzaklaşmış bu çaresiz kızı yalnız bırakamazdı. Üstelik katil, çok daha büyük bir kötülüğün parçasıydı.


İkili, deniz canavarları, ölümcül bilmeceler, yırtıcı yaratıklar, meymenetsiz tiplerle dolu vahşi bir yolculuğa çıkacak; yolda sfenkslere danışacak, krakenlerle savaşıp ejderhalarla pazarlık etmek zorunda kalacak.

Dünyanın kaderi bu iki çocuğun ellerinin arasında.

“Önce Tolkien vardı, sonra Pullman ve şimdi artık Katherine Rundell var.” —Michael Morpurgo



“Katherine Rundell bir dâhi. Her yaştan ve her türden okuru memnun eden özgün ve heyecan veren kitaplar yazıyor.” —Neil Gaiman


“Günümüzün en yetenekli hikâye anlatıcılarından birinin elinden çıkmış bir klasik, âdeta bir mucize.” —Katherine Applegate

Devamını Göster
₺415.00
İmkânsız Yaratıklar (Sert Kapak)
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close