Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Alper Kaan Selçukoğlu
Yazar 30 Temmuz 2023 26 dk.

Türdiriltimi (İng: "De-extinction") veya "diriltme biyolojisi", soyu tükenmiş türlerin bireylerine (genellikle genetik olarak) benzer canlı organizmaların yeniden oluşturulma sürecini ifade eder. Daha uzun tanımıyla türdiriltimi; soyu tükenmiş bir türün yapay seçilim yoluyla geri ıslah (İng: "back-breeding"), klonlama ve genom düzenlemesi gibi teknikler kullanılarak canlı bir organizmanın nesli tükenmiş türe doğru değiştirilmesidir.

Yani türdiriltimi, türlerin neslinin tükenmesine sebep olan faktörleri anlamak ve bu türleri yeniden canlandırmak amacıyla bir dizi teknik ve yöntem kullanılan çok kapsamlı bir süreçtir. Her ne kadar kulağa ilk etapta Jurassic Park ve Frankenstein esintilerine sahip ütopik bir olgu gibi gelse de aslında nesli tükenmiş türleri geri getirme çabalarını bir araya getiren bir bilim dalıdır.

108
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Fatih Birinci
Fatih Birinci
400.7K UP
Yazar 11 Şubat 2019 9 dk.

Özellikle son yıllarda kadınlara yönelik taciz olayları hem artış gösterdi hem de kadınların kendilerini cesurca ifade edebilmesi nedeniyle toplumun iliklerine işlemiş olan kadın şiddeti problemi daha görünür hale geldi. Doğal olarak da tacizci/tecavüzcü erkeklerin neden bu davranışları sergilediği daha sık araştırılmaya başlandı.

Bilindiği gibi insan; biyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir varlıktır ve varlığın bu üç boyutu birbiriyle yoğun ve girift bir ilişki içindedir. Bu yüzden konuyla ilgili farklı disiplinleri bir araya getiren, geniş perspektiften çalışmalar yapılmaktadır. Bu üç alandan birden gelen veriler bir bütün olarak değerlendirilmediği müddetçe, eldeki sorunla ilgili tam bir çerçeve elde etmek mümkün değildir. Buna rağmen, bilgi yoğunluğu gözetilecek olursa, bu alanlardan sadece birinden gelen verilere odaklanmak, o alandaki bilgilerimizin sağlamlaşması ve diğer alanlardaki bilgilerimizi yorumlama başarımız açısından faydalıdır.

543
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 2 gün önce 2 dk.

Oval ve simetrik, az sayıda çıkıntılı lobu olan karaağaç veya elma yaprakları hızla düşer ve bu da onların ağacın dibine yakın bir yerde son bulma olasılığını artırır. Ancak yapraklara loblar eklemek ve onları asimetrik hale getirmek düşüşlerini yavaşlatır. Bu durumda daha uzağa savrulmalarına neden olur. Fizikçi Matthew Biviano ve Kaare Jensen, 7 Mayıs’ta Journal of the Royal Society Interface dergisinde yayımladıkları çalışmada bunu rapor ediyor.

Yaprak döken ağaçlar her yıl yapraklarını döker. Yaprakların dökülme sürecinde biriktirdikleri karbon ve besin maddelerinin yaklaşık %40’ına veda ederler. Ancak bu kaynakların hepsinin kaybolması gerekmez. Eğer yapraklar ağacın dibine yakın düşerse ağaç, çürüyüp parçalandığında bu besinlere yeniden erişebilir. Yaprakların nereye düşeceğini ise rüzgâr, hava koşulları ve yaprak şekli belirler.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 1 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz30 Ocak
Felsefede Yeni Bir Bakış: Antropontoloji
30 Ocak 2026 13:00 tarihinden 30 Ocak 2026 15:00 tarihine kadar.

Ankara Felsefe Radyosu’nun bir sonraki yayın konuğu Prof. Dr. Betül Çotuksöken. İnsanın nasıl bir varlık olduğunu; onun söylemini ya da tarihselliğini ihmal etmeden, varlığın bilgisine yönelimini ifade eden antropontoloji kavramını ele alacağız. Davetlisiniz.

Devamını Göster
4
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 6 saat önce 13 dk.

Dünya'nın atmosferi, belirli enerjilere sahip fotonlar için geçirgen değildir. 1015 ile 3x1016 Hz arasında enerjiye ve 10 nm ile 300 nm arasındaki dalga boyuna sahip moröte de bunlardan biridir. Atmosferimizde bulunan moleküller, bunlardan başlıcası ozon, morötenin atmosferden geçmesine izin vermez. Elbette bu, tüm moröte dalgaların engellendiği anlamına gelmemektedir. Bu sebeple özellikle yaz günleri, Güneş ışığı altında uzun süre kalmak, oldukça fazla moröteye maruz kalmak anlamına gelir. Fakat geçen bu moröte miktarı, atmosfere gelen ile kıyaslandığında oldukça azdır. Dolayısıyla morötede astronomik gözlemler yapabilmek için atmosferin dışına, uzaya çıkmalıyız.

Moröte astronomi, evrendeki en sıcak ve en enerjik fiziksel süreçleri anlamaya destek olur. Yıldızların üst atmosferleri, yıldız rüzgârları, sıcak beyaz cüceler, genç yıldızların çevresindeki akresyon diskleri ve yıldızlararası ortamın iyonize bileşenleri moröte dalga boylarında güçlü tayfsal izler bırakır.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Işın Altınkaya
Yazar 7 Nisan 2016 18 dk.

Bu yazıyı okuyan her 2 erkekten birinin saçları 20'li yaşlarından itibaren dökülmeye başlayacak ve 50'li yaşlarında saçları büyük oranda veya tamamen dökülecek. Tabii erkeklerde saç kaybına aşinayız, dolayısıyla bu belki de pek şaşırtıcı değil. Ama aynı zamanda bu yazıyı okuyan her 5 kadından 1'inin saçları yaşa bağlı olarak zamanla dökülecek, her 2 kadından 1'inin saçları 50 yaşından sonra kafa derisi görülebilecek düzeyde azalacak. Yani hangi cinsiyetten ve hangi ülkeden olursanız olun, az ya da çok miktarda saçlarımızı yitireceğiz. Tabii ki bunun en ileri formu, erkeklerde görülen tam kellik. İyi ama neden? Neden kıllarımızı kaybediyoruz?

Mısır’dan elde edilen verilere göre, yaklaşık 5000 yıldır insanların kelliğe çare aradığı tahmin ediliyor. Yaşlanma nedeni ile erkeklerin yaklaşık %50'sinde, kadınların ise yaklaşık %20'sinde saç dökülmesi gözleniyor. Öte yandan saçımızın dökülüp dökülmeyeceğinin sırrı, atalarımızın genlerinde saklı.

99
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Oğuz Ursus Bolgi
Çeviren 20 Kasım 2011 3 dk.

Güneş enerjisi kullanımının son noktası: Bir bitki ye, fotosentetik ol. Araştırmacılar tam da bunu yapan bir hayvanın bunu nasıl becerdiğini keşfettiler. 

Elysia chlorotica, jelatinimsi bir bitkiye benzeyen vücudu ile ABD nin Atlantik kıyısında yaşayan oldukça çarpıcı bir yeşil deniz sülüğü. Onu diğer deniz sülüklerinden ayıran nokta ise güneş enerjisini kullanabilmesi. Maine Üniversitesinden Mary Rumpho, E. chlorotica uzmanı, bu deniz sülüğünün bu özelliği nereden kazandığını keşfetti: Sülüğümüz, besin olarak tükettiği alglerdeki fotosentez genlerini “çalarak” fotosentez yapıyor.

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Resmedilen Elli Kütle Çekimsel Dalga Olayı

Şimdiye kadar ellinin üzerinde kütle çekimsel dalga olayı tespit edildi. Bu olaylar, iki kara deliğin, bir kara delik ve bir nötron yıldızının veya iki nötron yıldızının uzaklarda gerçekleşen şiddetli çarpışmalarına işaret ediyor. 50 olayın çoğu, 2019 yılında ABD‘deki LIGO kütle çekimsel dalga dedektörleri ve Avrupa‘daki VIRGO dedektörü ile tespit edilmiştir. İllüstrasyon, ilk 50 olayın kütlelerini özetliyor. Mavi noktalar daha yüksek kütleli kara delikleri gösterirken turuncu noktalar daha düşük kütleli nötron yıldızlarını gösteriyor. Astrofizikçiler şu anda, ortada iki ve beş Güneş kütlesi arasında görünen beyaz ile işaretlenmiş olayların doğası hakkında belirsizlik içindeler. Görünür ışıkta gece gökyüzüne, insanlığın varoluşundan bu yana bilinen parlak gezegenler ve yıldızlar hakimdir. Bunun aksine gökyüzü, kütle çekimsel dalgalar açısından incelendiğinde, yalnızca beş yıldan kısa bir süredir bilinen uzaklardaki kara deliklerin hakimiyetindedir. Bu karşıtlık aydınlatıcıdır. Kütle çekimsel dalgalarda gökyüzünü anlamak şimdiden insanlığın bilgisini şekillendiriyor. Evrenin tamamında gerçekleşen sadece yıldız doğumu ve ölümü olaylarını değil aynı zamanda evrenin kendisinin özelliklerini de anlamamızı sağlıyor.

4 Kasım 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı: LIGO Virgo Collaborations, Frank Elavsky, Aaron Geller, Northwestern U.
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Emre Çalışan
Emre Çalışan
51.2K UP
3 gün önce
14 :)
23 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 1 Aralık 2020
Kim kimi seyrediyor? Ay’ın bir kaya duvarındaki boşluktan görülen bu görseli, size doğru bakan dev bir göz gibi görülüyor. Ekim ayının sonlarında çekilen bu görsel ikiliyi kaydetmek için sadece tek bir pozlama gerekse de, çok fazla planlamaya ihtiyaç vardı. Fotoğrafçının hedefine hassas zamanlama sayesinde ulaşıldı. Neredeyse dolunay olan Ay’ın, göz şeklindeki yaydan görünmesi için hassas konumlandırma gerekiyordu. Ay’ın açısal boyutunun, kayadan yayın içine sığması iyi bir şans eseriydi. Tüm planın çalışması için ise açık bir gökyüzüne ihtiyaç vardı. Görünürde tesadüf gibi görünen bir araya gelme durumu, aslında üç akıllı telefon uygulaması yardımıyla tasarlandı. Görseldeki erozyonla oyulmuş kumtaşı kemer, milyonlarca yıl yaşında ve ABD, Utah, Moab yakınlarında bulunan Arches Ulusal Parkı‘nda bulunan binlerce doğal kaya kemerlerinden yalnızca biri. Bunun aksine görseldeki Ay, Dünya üzerindeki her yerden gökyüzüne bakıldığında bulunabilir.
8
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mustafa Altıparmak
Üye 1 gün önce Henüz cevap yok.
Bilinçten kastım aynaya bakınca kendimizi tanıma yetisi, eğer analogsa atalarımızda yarı-bilinçli canlılar nasıl sınıflandırıldı? Eğer dijitalse bir canlının anası babası bilinçsizken çocukları bir anda bilinçli mi doğdu?
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 28 Şubat 2021 2 dk.

Helsinki Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, tarımsal faaliyetin doğada bitki hastalıklarının oluşumunu düzenleyen mekanizmaları karıştırdığını gösteriyor. Araştırmaya göre tarım alanlarına yakın olan çayırlarda, doğal çevrede bulunanlara göre daha geniş çeşitlilikte virüs türü bulunuyor; ancak bu çalışmada, bitki türlerinin zenginliğinin/çeşitliliğinin, virüs türlerinin sayısı üzerinde bir etkisi olmadığı görüldü. Ancak uzmanlar buna rağmen biyoçeşitliliği korumamız gerektiğini vurguluyor; çünkü çalışmalarında, bitki zenginliğinin çayırlardaki viral enfeksiyonların sayısını azalttığını gördüler.

Küresel arazi alanının artan payı nedeniyle, "tarımsal-ekolojik (agro-ekolojik) arayüz" olarak da bilinen, tarımsal arazi ve doğal arazi arasındaki sınırda kalan alanlar, tarımsal amaçlar için giderek daha fazla kullanılmaktadır. Aynı zamanda biyoçeşitlilik daralmakta ve salgınlar; insanları, hayvanları ve bitkileri tehdit etmektedir. Vahşi doğada türler birbirleriyle etkileşime girerek belirli bir alandaki konakçı türlerin zenginliğini ve dağılımını patojenlerin oluşumu da etkiler.

15
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close