Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 29 Nisan 2011 1 sa.

Genel olarak, fosiller üzerinden ilerleyeceksek, bilmemiz gereken şey, yer kabuğunda derinlere indikçe, zamanda geriye gittiğimizdir. Çünkü ilk fosilleşen kemikler, yer katmanlarının en altında yer alır, fosilleşmenin gerçekleşmesinden sonra günümüze kadar, o katmanın üzerine birçok yer katmanı oluşmuştur. Bu sebeple derinlerden yüzeye yaklaştıkça, zamanda yolculuk yapıp geçmişten günümüze ulaşırız. Bugünün kemikleri de, geleceğin yeryüzü için derin katmanlarda yer alacaktır. Bunu bilmekte fayda var. Ayrıca arkeoloji, paleontoloji ve paleoantropoloji son derece yavaş ilerleyen, sonuçların çok uzun sürelerde alınabildiği bilim dallarıdır. Filmlerden veya çeşitli kaynaklardan sanıyoruz izlemişsinizdir, ancak devasa bir dinozorun kemikleri veya antik bir buluntunun yeryüzüne çıkarılabilmesi için diş fırçalarına benzer çok ufak ve yapıya zarar vermeyecek aletlerle, milim milim kazmak gerekmektedir.

Çok yavaş ilerlemek zorundalar, çünkü fosiller çok hassastırlar ve kolayca dağılabilirler. Üstelik sadece kazı işleri de değil; fosiller çıkartıldıktan sonra laboratuvarlara taşınması, onlarca farklı test ve analizden geçirilmeleri, test sonuçlarının başka bilim insanlarınca tekrarlanıp onaylanması süreci oldukça sancılıdır. Bu da, bilim insanları olarak bizlerin evrimsel kanıtlara ulaşma hızımızı düşürmektedir. Bu sebeple muhtemelen gezegenimiz içerisinde bulunabilecek fosillerin milyonda birine bile henüz ulaşabilmiş değiliz. Orada bir yerlerde, sayısız fosil yüzeye çıkmayı bekliyor. Ancak bu, elbette evrimsel analiz açısından çok büyük bir dert değildir, çünkü eldeki verilerle dahi sayısız türün evrimi kolaylıkla ispat edilebilmekte, bilip bilebileceğiniz neredeyse her türün evrimsel geçmişine dair iyi kötü bazı fosil izleri elimizde bulunmaktadır. Kimi zaman bu fosiller eksiksiz geçişleri göstermekteyken, kimi zaman aradaki bazı basamaklar henüz keşfedilmemiş olabilir. Ancak bu ikinci gruptaki evrimsel örnekler dahi, aradaki evrimsel geçişi (eksikliklerden ötürü biraz sıçramaları olsa bile) net bir biçimde gözler önüne sermektedir. Kısaca evrim, aklınıza gelebilecek her tür ve bu türlerin atalarına ait fosil kayıtlarıyla gösterilebilmektedir. Hele ki söz konusu tür grubu insansılar, yani günümüz modern insanları ve atalarıysa...

379
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Sıla Gürçınarlı
Çeviren 3 gün önce 10 dk.

Her yıl, geleceğin bilim iletişimcilerine sözde bilim hakkında konuşmak üzere Ottawa Üniversitesinde davetli konuşmacı olarak yer alıyorum. Öğrencilere bilim ve sözdebilim arasında net bir sınır olmadığını, bunun daha çok bir spektrum olduğunu ve bir şeyin nerede yer aldığını belirlemenin zor olabileceğini göstermek için giderek daha karmaşık örnekler kullanıyorum.

Osteopati, bu spektrumda konumlandırılması zor olan karmaşık örneklerden biridir. Sahte bir bilim mi? Henüz oluşum aşamasındaki bir bilim mi? Yoksa, bilim felsefecisi Paul Thagard'ın sözde bilimsel olduğu açıkça ortaya çıkmadan önce astrolojiye de yapıştırılabileceğini söylediği "umutsuz bir proje" mi?

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Prof. Dr. Kerem Cankoçak
Yazar 17 Kasım 2014 25 dk.

Evrim Ağacı olarak Yıldızlararası (Interstellar) isimli filmin bilimsel bir analizini buradaki yazımızda sunmuştuk. Ancak ülkemizin en önde gelen fizikçilerinden olan Doç. Dr. Kerem Cankoçak tarafından daha da teknik bir analiz kaleme alındı ve buradaki blogunda yayınlandı. Kerem hocamızın bu makalesinde, filmde yer alan çok sayıda fizik ve astrofizik kuramına detaylıca yer veriliyor ve tarihi arka planıyla birlikte ele alınıyor. Dolayısıyla bu analiz, sadece bir "film analizi" olmaktan öte, modern bilimin bir kısmının harika bir özeti görevi görüyor! Biz de, Evrim Ağacı olarak sevgili Kerem hocamız böyle bir analiz hazırlamışken, birçok konuyu öğrenip irdeleyebileceğiniz bu harika makaleyi okurlarımızla paylaşmak istedik. 

Umarız faydalı olur, iyi okumalar.

161
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Sadık Berk Evren
Çeviren 21 Mayıs 2023
Yakında bulunan bir yıldız patladı ve insanlığın teleskopları onu izlemek için dönüyor. SN 2023ixf olarak isimlendirilen süpernova, Japon astronom Koichi Itagaki tarafından üç gün önce keşfedildi ve ardından Zwicky Geçici Tesisi'nden alınan otomatik fotoğraflarda bulundu. SN 2023ixf, yalnızca yaklaşık 21 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan fotojenik Fırıldak Galaksisi M101'de meydana geldi ve bu onu; son beş yılda görülen en yakın süpernova, son 10 yılda meydana gelen en yakın ikinci süpernova ve son 15 yılda M101'de bulunan ikinci süpernova yapıyor. Hızlı takip gözlemleri, SN 2023ixf'in büyük bir yıldızın nükleer yakıtını bitirip çökmesinin ardından meydana gelen bir patlama olan Tip II süpernova olduğunu gösteriyor. Bu fotoğraf, ana sarmal galaksinin dikkat çekici süpernova ile iki gün önceki görüntüsünü gösterirken diğeri, aynı galaksinin bir ay önceki halini gösteriyor. SN 2023ixf, muhtemelen giderek parlaklaşacak ve aylarca teleskoplar tarafından görülebilecek. Böylesine yakın ve genç bir Tip II süpernovayı incelemek, büyük yıldızlar ve nasıl patladıkları hakkında yeni ipuçları verebilir.
8
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.3K UP
Türü Ekleyen 4 gün önce
Bacilli, Gram-pozitif bakteriler içerisinde yer alan, morfolojik ve metabolik çeşitliliği yüksek bir bakteri sınıfıdır. Bu sınıfın üyeleri genellikle çubuk (basil) veya küresel (kok) şekilli hücrelere sahiptir ve spor oluşturan ya da oluşturmayan türleri kapsar. Hücre duvarlarında kalın peptidoglikan tabakasının bulunması, Bacilli üyelerinin çevresel streslere karşı dayanıklılığını artıran temel yapısal özelliklerden biridir.

Bacilli sınıfına ait bakteriler aerobik, anaerobik veya fakültatif anaerobik yaşam biçimleri sergileyebilir. Bu esneklik, onların toprak, su, bitki yüzeyleri, fermente gıdalar ve hayvan sindirim sistemleri gibi çok farklı ekolojik ortamlarda yaygın olarak bulunmasını sağlar. Özellikle karbonhidrat metabolizması ve fermantasyon yetenekleri, bu sınıfın biyolojik ve endüstriyel önemini artırır.

Bu sınıf içerisinde yer alan Lactobacillales takımı, laktik asit fermantasyonu ile tanınırken; Bacillales takımı ise spor oluşturabilen ve çevresel koşullara son derece dayanıklı türleri kapsar. Bu durum, Bacilli’nin hem gıda mikrobiyolojisi hem de çevresel mikrobiyoloji açısından merkezi bir konumda yer aldığını gösterir.

Bacilli, ekosistemlerde organik maddenin parçalanması, besin döngülerinin sürdürülmesi ve mikrobiyal toplulukların dengelenmesinde önemli roller üstlenir. Aynı zamanda bazı üyeleri probiyotik, bazıları endüstriyel olarak yararlı, bazıları ise fırsatçı patojen özellikler gösterebilir. Bu yönüyle Bacilli sınıfı, bakteriler âleminde ekolojik işlevselliği ve evrimsel çeşitliliği bir arada barındıran temel gruplardan biridir.
0
Eric Rose
Eric Rose
209.2K UP
Yazar 17 Temmuz 2018 11 dk.

20. yüzyıl bilimin yüzyılıydı. Bu yüzyılda bilim, insan toplumuna entegre olarak ilerliyor ve gelişiyordu. Albert Einstein’ın bu yüzyılda zihnini gelişime açması, bilimsel olguların derinlerini incelemesini ve merakı olan fiziğin bütün tanım, postulat ve teorilerinin temellerini sorgulamasının zorunlu olduğunu gösterdi. Bilgi neydi? Bilgiye erişim imkanı neydi ve fizik bilimi ne kadar doğanın gerçekliği üzerineydi? Tüm bu sorular Albert Einstein’ın büyük atılımı için temel bir bilim ve bilgi felsefesi merakının doğmasına sebep oldu. Albert Einstein’ın felsefe öncülleri oldukça basitti:

Bu üç basit felsefi argüman, Isaac Newton Klasik Fiziğine vurulan büyük darbenin öncülleriydi. Isaac Newton dönemine göre oldukça tutarlı ve güçlü bir bilimsel alan oluşturmuştu. 1686 tarihinde yayınlanan kitabı Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri), klasik mekaniğin temelini atmıştır ve tarihin en önemli bilimsel kitaplarından biri olmuştur. Bu kitabın bilimsel önemi dışında altında yatan felsefi sunuşu da görmek oldukça kolaydır:[1]

115
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 28 Haziran 2011 31 dk.

Ekim-Kasım 2014 aylarında o kadar fazla ve o kadar kaliteli bilim kurgu filmleri çıktı ki, hepsine yetişip kapsamlı analizler yapmamız oldukça güç oluyor. Yıldızlararası (Interstellar) için yazdığımız detaylı analiz, sadece birkaç haftada binlerce defa paylaşıldı ve hatta StumbleUpon'da da karşımıza çıkan bir içerik haline geldi. Ancak Yıldızlararası'nın etkisine kapılıp, bilim kurgunun bir diğer önemli eserini es geçmemek gerekiyor: dilimize tuhaf bir şekilde Evrim olarak çevrilmiş olan, aslında "üstünlük, aşkınlık" anlamına gelen, orijinal adı Transcendence...

Yıldızlararası bizi Evren'in ve modern fiziğin sınırlarına götürürken, Transcendence bizleri beynimizin müthiş dünyasına çekiyor, nanoteknolojiden gücünü alan yapay zekanın gelecekte ne seviyeye gelebileceğine dair net bir görüntü sunuyor. Tıpkı Yıldızlararası gibi, Transcendence da çok uzak olmayan bir gelecekte geçiyor. Peki filmde gösterilenler ne kadar gerçekçi? Yapay Zeka gerçekten bu kadar zincirlerini kırıp, sınır tanımaz hale gelebilir mi? Beynimizi bir makinaya indirgemek mümkün mü? Anılarımız, bir USB bellek ile kıyaslanabilir özellikte midir? Nanoteknoloji, hiper-hızlı kendi kendini yenileme ve hiper-hızlı kendi kendine organizasyon gibi teknolojileri mümkün kılabilir mi? Kuantum bilgisayarlar, bugüne kadar var olmuş bütün insanların toplam zekasından kat kat daha zeki hale gelebilir mi? Bir makina hissedebilir, şahsi emellerine göre tercihlerde bulunabilir, duygulara sahip olabilir, insanları kontrol edebilir ve hepsinden önemlisi, kendine ait bir "benliğe" sahip olabilir mi? Bu yazımızda bu sorulara değinecek ve modern bilimin ışığında bazı bilgiler vereceğiz. 

151
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Melis Ö.
Melis Ö.
22.0K UP
21 Ağustos 2023
Yıllardır okulda özellikle diretilen "ünvan"ın yazımı "unvan" iken "ünvan" olarak sağolsun yine TDK tarafından değiştirildi.Aklınızda bulunsun:)
TDK neden sürekli kelimelerin yazılışını değiştiriyor merak ediyorum fakat bunu doğrulayabilecek bir kaynak yok.Özellikle belli bir sınıf kademesini bitirmediyseniz her yıl 100 tane kelime yazıyoruz.Türkçe yerinde duruyor,kelimeler değişiyor? "Yeşil zeytin"den ne istediniz;)
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

İnceleme
Davut Öz
Davut Öz
25.6K UP
İnceleyen10 28 Mart 2023
Kuantum fiziği ve bilim'in diğer önemli konuları hakkında çokça kaliteli video izlemek isteyenler ve bilimi merak edenler için harika kaliteli bir kanal.
Youtube Kanalı
9.6/10
(455 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
11
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alican Anlayan
Alican Anlayan
111.6K UP
Yazar 20 Ocak 2021 2 dk.

Kopernikyum, sembolü "Cn" ve atom numarası 112 olan sentetik bir kimyasal elementtir. Kopernikyum, hakkında çok az şey bilinen bir elementtir. Metal olarak sınıflandırılır ve oda sıcaklığında katı halde bulunacağı tahmin edilir. Bilinen izotopları son derece radyoaktiftir ve hepsi, sadece laboratuvar ortamında üretilmiştir. En kararlı izotopu olan kopernikyum-285, yaklaşık 28 saniyelik bir yarı ömre sahiptir. Kopernikyum, ilk olarak 1996 yılında, Almanya, Darmstadt yakınlarındaki Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi'nde üretilmiştir. İsmini, gökbilimci Nicolaus Copernicus'dan almıştır.

Kopernikyum, kütle numaraları 277'den 285'e kadar olan 5 izotopa sahiptir. İnsan yapımı transuranyum elementlerin atom ağırlığı, o elementin en uzun ömürlü izotopuna bağlıdır. Gelecekte daha uzun yarı ömürlü yeni bir izotop üretilebileceğinden, bu atom ağırlıkları geçici kabul edilmektedir.[1] Kopernikyum izotoplarının hiçbiri kararlı değildir. İçlerindeki en kararlısı, yarı ömrü 34 saniye olan 285Cn'dir.[2]

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
23
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Mart 2015 2 dk.

2003 senesinde, Endonezya'nın Flores Adası'nda 9 ayrı bireyin kısmi kafatası fosillerine ulaşıldı. Ancak bu kafataslarında bir tuhaflık vardı: her ne kadar yetişkin bir Homo bireyine ait özelliklere sahip olsa da, kafatası olması gerekenden çok küçüktü! Yapılan analizler, bulunan kafataslarının ortalamada 1.1 metrelik insanlara ait olduğunu göstermekteydi. Üstelik bu canlılar, günümüzden "sadece" 12.000 yıl önce hayattalardı! Peki ama, neden bu kadar küçüklerdi?

Onlarca farklı araştırmacı kafataslarını inceledi ve birçok farklı çalışmada bu kemikler didik didik edildi. Önceleri bu bireylerin biz modern insanlarda da nadiren de olsa görülen "mikrosefali", yani "küçük kafalılık" gibi bir hastalığı olabileceği, aslında bizim türümüzden hastalıklı bireyler oldukları iddia edildi. Ancak 2005 ve 2007 yıllarında yapılan kapsamlı analizler, her türlü patolojik durumu masadan kaldıracak şekilde olasılıkları eledi. Sonradan bulunan 3 parça bilek kemiği, şempanzelerinkine benzer yapılı olmasına rağmen Australopithecus gibi erken insanları daha fazla andıracak özelliklere sahip olduklarını gösterdi.

39
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Çınar Civan
Çınar Civan
622.7K UP
Üye
Evrim Ağacı çıktığı yolculukta bir sürü hayatları etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Gerek genç gerek yetişkin bireylerin bilimle tanışmasını ve özellikle akademik makale yeterliliği çok az iken böyle kıymetli makaleleri değerli bilim severler ile paylaşması bilimin geleceği için çok değerli. Aynı zamanda bir üye olarak Evrim Ağacı’nın parçası olmak gerçekten güzel bir duygu. Nice yaşlara Evrim Ağacı!
Sema Tezel
Seslendiren 21 Ocak 2024 4:31
Meşhur soruyu bilirsiniz: "Bir kilo demir mi ağırdır, bir kilo pamuk mu?"Bu soru geldiğinde, şöyle bir gerindikten sonra gururla cevap veririz:...
51
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Blog Yazısı
Bahar Patlar
Bahar Patlar
136.2K UP
Blog Yazarı 2 dk.

Canlıların çoğalması, çoğunlukla dişinin yumurtası ile erkeğin sperminin bir araya gelerek döllenmenin gerçekleştiği, bu nedenle eşeyli üreme dediğimiz bir süreçtir, yani iki eşeyin birlikte yeni canlılar üretmesi. Bazı canlılar ise hem eşeyli hem eşeysiz ürer, yani eşeyler bir araya gelmeden de tek bir eşeyin varlığı ile yeni bireyler üretilebilmesi durumudur. Arılarda partenogenez bunun bilinen en iyi örneklerinden biri. Kraliçe çiftleşme gerçekleşmeden, yani bir erkek arıya ihtiyaç olmadan yeni bireyler üretebilir. Dikkat ederseniz, üreyebilir demedim, çünkü buna direkt olarak üreme demek çok da doğru olmaz, zira arılar bu yolla yalnızca erkek arıları dünyaya getirebilir. Bir yandan devam eden eşeyli üreme ile dişi arılar ve yeni kraliçeler ortaya çıkmazsa, yalnızca partenogenezle erkeklerin üremesi neticede bir kara son olurdu, popülasyonun ölümü! Eşeyli ve eşeysiz üreme ve evrimi hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için Evrim Ağacı'nın konuyla ilgili yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Benim burada bugün bahsetmek istediğim ise oldukça ilginç olan yeni bir bilimsel makalede rastladığım eşeyli ve eşeysiz üreme ile ilgili bir çalışma. 28 Temmuz'da Current Biology dergisinde yayınlanan makaleye göre bilim insanları ilk kez, sadece eşeyli olarak üreyen bir hayvanda - ki bu hayvan genetik ve davranış çalışmalarının ünlü gözdesi, meyve sineği Drosophila melanogaster'dir - eşeysiz üremeyi tetikledi. Yalnızca eşeyli üreme özelliği gösteren bir türde, türün bireyleri herhangi bir malformasyon veya milyarda bir gözlenecek bir etken sonucu partenogenez gibi bir yolla yeni bireyler oluşturmamış ise, bunun olması pek mümkün değildir. Ama Caltech, Cambridge ve Tennesse Üniversite'lerinin birlikte ve Alexis Sperling önderliğinde yaptığı çalışmada bilim insanları mümkün olmayanı laboratuvarda başardı[1].

28
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikSeminer
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İstanbul₺250,0017 Ocak
Egzersiz Üzerine: Hareketin Evrimi ve Modern Hareketsizlik
17 Ocak 2026 14:00 tarihinden 17 Ocak 2026 17:00 tarihine kadar.

İlk insanların doğal olarak hareketli yaşam tarzından modern dünyanın uzun süreli oturmaya dayalı düzenine geçişi ele alınacaktır. Hareketsizliğin omurga, eklem ve kas sistemi üzerindeki etkileri; ağrı, fonksiyon kaybı ve postür bozuklukları gibi sonuçlar bilimsel veriler ışığında incelenecektir. M.Sc. Egzersiz Uzmanı Doğa Altıntaç’ın sunumuyla doğru egzersiz prensipleri, hareket kalıpları ve günlük yaşamda uygulanabilir çözümler üzerinde durulacaktır.

Tarih: 17 Ocak 2026, Cumartesi
Saat: 14.00 – 17.00
Yer: Vogs Coffee, Bahariye

Katılımcılar için temel amaç: vücut farkındalığı kazanmak, hareketsizliğin fizyolojik etkilerini anlamak ve bunlarla başa çıkmak için uygulanabilir, bilim temelli stratejiler edinmek.

Devamını Göster
25
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Vedat Koçoğlu
Vedat Koçoğlu
112.1K UP
6 gün önce
Deve kuşu çizdim
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yüzerken de terliyor muyuz dersiniz?
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close