Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 29 Ağustos 2018 23 dk.

Tüm Dünya'da modern bilimin en önemli parçalarından biri olan evrimin kabul edilirliği giderek artıyor. İnsanlar evrimsel biyolojinin detaylarını öğrendikçe, yıllar yılı meydanları dolduran "yaratılışçı" ve evrim karşıtı akımların hiç de söyledikleri gibi bir kavram olmadığını, son derece basit ve anlaşılır bir doğa gerçeği olduğunu kavramaya başladılar. Bu da, akıllarda şu önemli sorunun doğmasına neden oluyor:

Bu sorunun altında yatan ana sorunun kaynağı, aslında bir "yaratıcı süpergücün" (kısaca "tanrı"nın) varlığı ile ilişkilendirilir. Çünkü "Eğer yaratma olayı varsa, bir yaratıcı da olmalıdır." düşüncesi, teolojinin asırlardır kullandığı felsefi bir argümandır. Her ne kadar yaratılma olayı ile yaratıcı arasında kısmen bir ilişki olsa da, yaratılma sözcüğünün özünde ifade ettiği eylem ile yaratma eyleminde bulunduğu iddia edilen süpergüç arasındaki ilişki, evrim karşıtlarının halka yansıttığı kadar sıkı olmayabilir. İzah edelim:

318
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Develer hörgücünde su depoladığı büyük bir yalan...
Mert Karagözoğlu
Çeviren 10 Haziran 2024 1 sa.

Randy Haas, Peru'da bulunan And Dağları'nda 9 bin yıl önce ölmüş ve av malzemeleriyle gömülmüş bir insanın iskeletine rastlar. İskelet, genç bir kadına aittir ve beraberinde bazı sorular getirir; insanlık tarihi boyunca gerçekten yalnızca erkekler mi avlanmıştır?[1]

Daniel Miller, Brezilya, Kamerun, Şili, Çin, İrlanda, İtalya, Japonya, Doğu Kudüs ve Uganda dahil olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde insanların akıllı telefonlarını nasıl kullandıklarını araştıran küresel bir araştırma ekibinin bir üyesidir. Araştırma, akıllı telefonların farklı kültürel bağlamlarda yerine getirdiği fonksiyonları aydınlatmayı hedeflemektedir. İrlanda'ya odaklanan Miller da akıllı telefonlarımızın bireysel bir avatara dönüştüğünü; telefonu kullanan kişinin sosyal kimliğinin ifade edilmesinde ve canlandırılmasında rol oynadığını öne sürer.[2]

43
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
587.2K UP
1 gün önce
NASA Dünya Gözlemevi’nin 8 Ocak 2026 tarihli Günün Resmi çalışması, Antarktika’dan 1986’da kopan ve şimdiye kadar izlenen en büyük ve en uzun ömürlü buzdağlarından biri olan A-23A’nın son evresine girdiğini gösteriyor. Yaklaşık 40 yıl sonra Güney Atlantik’te sürüklenen dev buzdağı, yüzeyinde biriken mavi eriyik su gölcükleri nedeniyle belirgin biçimde renk değiştirmiş durumda ve tamamen dağılmaya çok yakın.

Başlangıçta Rhode Island’ın neredeyse iki katı büyüklüğünde (yaklaşık 4.000 km²) olan A-23A’nın alanı, 2025 boyunca yaşanan büyük kopmaların ardından 2026 başında 1.182 km²’ye kadar küçüldü. NASA’nın Terra uydusundaki MODIS sensörü ve ISS’teki astronotlar tarafından çekilen görüntüler, buzdağının yüzeyindeki çatlakları zorlayan eriyik suyun, yapıyı içeriden zayıflattığını ortaya koyuyor. Bilim insanları, “rampart–moat” olarak bilinen kenar bükülmeleri ve “blowout” adı verilen su boşalmalarının, parçalanmanın hızlandığına işaret ettiğini belirtiyor.

Araştırmacılara göre A-23A, yaklaşık 3 °C sıcaklıktaki daha ılık sulara sürükleniyor ve bu koşullarda günler ya da haftalar içinde tamamen dağılması bekleniyor. Onlarca yıl süren sıra dışı yolculuğu, dev buzdağlarının davranışı ve erime süreçlerine dair bilimsel anlayışı önemli ölçüde geliştirmiş olsa da, A-23A da diğer Antarktik buzdağları gibi kaçınılmaz sonuna yaklaşmış durumda.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Onur Göksel Yokuş
Yazar 16 Temmuz 2019 44 dk.

Zihin felsefesi denildiği zaman, pek çok kişi, Descartes'ın yıllar yılı dillendirilen ama derinine pek inilmeyen "Düşünüyorum, o halde varım." sözünü anımsayabilir. Nitekim Descartes, modern felsefenin kurucusu olarak ve zihin felsefesiyle ilgili en önemli problemlerden birisi olan zihin-beden ayrımı sorununu ortaya atarak da, bu alanın ortaya çıkışında önemli ölçüde etkili olmuştur. 

Descartes'ın bu girişimi, alanla ilgili ilk gözle görülür çalışmayı başlatması anlamında önemliydi. Lakin bugün "zihin felsefesi" denildiği zaman, bu disiplin içerisinde çalışan kişilerin aklına Descartes ve düalizmden çok daha fazlası gelmektedir. Kavram olarak zihin dediğimiz zaman, onu teşkil eden unsurlar, zihin felsefesini ana hattan ilgilendiren bir tartışma olarak zihinsel dediğimiz şeyin kendisinin fiziksel olup olmadığı ve zihnin kendisini açıklamaya çalışan teoriler bu alanın çalışanları tarafından farklı şekillerde ele alınarak tartışılır. Bundan beş yüz sene öncesine kıyasla bugün, zihin kavramını ele almak ve irdelemek için çok sayıda düşünsel yapı geliştirildiği söylenebilir.

220
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 16 Haziran 2019 5 dk.

Ülkemiz hakkında yazılmış akademik makalelerin tarihini incelediğimizde, en eski kayıtlardan birisinin 30 Mayıs 1667 tarihinde, Kraliyet Cemiyeti'nin (Royal Society) Philosophical Transactions (Felsefe Tutanakları) isimli dergisinin 1. cildinin 20. sayısında rastlamaktayız.

Bu tarih öylesine eski ki... Şöyle izah edelim: İnsanlık tarihindeki ilk akademik yayın, 5 Ocak 1665 tarihinde Amsterdam'da Journal des sçavans ismiyle yayımlandı. Bu yayında ünlü isimlerin ölümlerinden, kilise tarihinden, yasal raporlardan bahsedilmekteydi. Bundan çok kısa bir süre sonra, 6 Mart 1665 tarihinde Philosophical Transactions of the Royal Society, yani Türkiye ile ilgili makalenin yer aldığı bu dergi yayın hayatına başladı. Birçok uzman, yayın hayatına halen devam eden bu dergiyi insanlık tarihinin ilk bilimsel jurnali olarak kabul eder. Zaten makale formatının ne kadar farklı olduğundan, zamanın eskiliğini ve "akademik makale" kavramının atalarının neye benzediğini göreceksiniz.

90
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Eric Rose
Eric Rose
209.2K UP
Yazar 27 Temmuz 2018 2 dk.

Atlas Agena hedef aracı Gemini VIII misyonu için 10 Mart 1966'da saat 16.00’da başarıyla başlatıldı. Uzay aracı Komuta Kompleksi ertesi gün saat 11:41'de, komutan pilotu Neil A. Armstrong ve pilot David R. Scott tarafından harekete geçirildi. Misyonun görevi uzay araçları arasında gerçekleşecek olan kenetlenme üzerineydi. Bu kenetlenme görevi ilerideki misyonların yakıt, cihaz ve besin takviyeleri konularında önemliydi.

O dönem Ay yarışı kızışmış ama henüz hiçbir insan Ay’a ulaşamamıştı. Gemini VIII misyonu 1966 yılındaydı, yani 1969 yılında Apollo 11 misyonuyla Ay’a giden komutan Neil Armstrong, komuta modülü pilotu Micheal Collins ve Ay modülü pilotu Edwin Buzz Aldrin'den oluşan üç astronottan ikisinin Ay’a ayak basmasından önceydi.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Kreasus ödemesini iptal edemiyorum
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Maymun soyundan gelen atalarım olduğu için değil, elindeki zenginlikleri gerçeği karartmak için kullanan bir insanla akraba olduğum için utanıyorum.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
31
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Sibel Özkan
Sibel Özkan
172.4K UP
Yazar 6 gün önce 17 dk.

Oyun tabanlı öğrenme öğrenciler arasında motivasyonda artış; eleştirel düşünme, anlamlandırma gibi bilişsel becerilerin gelişimine aynı zamanda takım oyuncusu olabilme, oyunda girişkenlik gibi davranışsal becerilerin gelişiminekatkı sağlayarak öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır.

Sudoku gibi basit görünen ancak karmaşık çözüm algoritmalarına sahip oyunlar; farklı yaşlarda birçok kişinin kodlama, optimizasyon, programlama gibi konuları anlamalarına yardımcı olurken bu konularda uygulama imkanı da sunmaktadır. Bu yönüyle oyun, bilim ve eğitim dünyasının birleştiği nokta olarak görülebilir. Biz yazımızda Sudokunun, matematikte görünenden çok daha derin köklere ve dallara sahip olduğunu detaylandıracağız.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 3 Şubat 2019
Bir fanatik, fikrini ve konuyu değiştiremeyendir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
28
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Begüm Çağatay
Çeviren 20 Ocak 2020 12 dk.

Hipnoterapi tarihi, sahtekârlar ile dolu olsa da; hipnoz uygulaması, kilo kaybından ağrıyı yönetmeye kadar gerçek faydalar sağlayabilir. Bu nedenle modern tıbbın, hipnozu ciddiye almaya başladığı söylenebilir.

Bu sözlerin sahibi, yakın zamanda doğurduğu kızının doğum anları hakkında konuşan Shona. Sırrı ne mi? Hipnoz. Hamileliği sırasında kendisini doğum acısını minimize eden bir bilinç durumuna sokacak şekilde hipnoz etmeyi öğrendi ve kendi sözleriyle "doğumun keyfini çıkardı."

93
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 7 Nisan 2014 14 dk.

Bir önceki yazımızda, diğer yazı dizilerimizde daha genel kapsamda ele aldığımız seçilim olgusunun daha akademik detaylarına girmiştik ve farklı sayıdaki lokus sayısıyla ifade edilen özelliklere göre geliştirilen farklı modellerin varlığından söz etmiştik. Ancak daha önemlisi, mutasyonların evrimin ana mekanizması olamayacağı gerçeğini matematiksel olarak ispatladıktan sonra, mutasyonların yarattığı varyasyonlar üzerine etki eden seçilimin ne kadar önemli bir evrimsel kuvvet olduğunu sözel olarak açıklamış, örnekler vermiştik. Şimdi ise bu konunun matematiğine girerek, mutasyonlara kıyasla seçilimin ne kadar hızlı bir şekilde evrimi tetikleyebileceğini göstereceğiz. Böylece matematik alet çantamıza yeni formüller ekleyerek, Hardy-Weinberg Dengesi'nin ikinci kuralı olan "Dengenin var olması için seçilim olmayacak." ilkesini bozsak bile popülasyonların evrimsel analizi nasıl yapabileceğimizi göreceğiz.

Öncelikle, herkesin genel hatlarıyla bildiği seçilim olgusunu sayısal bir düzleme oturtalım: Yine tek lokuslu (2 alelli) bir model kullanacağız, en basitini yani. Alellerimizin adı B1 ve B2 olsun bu defa. Tıpkı A ve a gibi; ancak farklı harflere ve isimlendirmelere de alışın diye böyle yapmayı uygun görüyoruz. Hemen bir başlangıç frekansı tanımlayalım:

90
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Talha Çakırca
Seslendiren 3 Mart 2024 7:16
Siz de, kalemleri çiğnemekten, kendi derinizi, hatta etinizi yemeye ne zaman terfi ettiğinizi hatırlayamıyor musunuz? Parmaklarınızı, özellikle tırnağınızın...
50
İnceleme
Fatih Oğulcan Kaya
İnceleyen10 8 Ekim 2023
Hayat üzerine çok fazla çıkarımda bulunduğum bir filmdir kendisi. Film hakkındaki düşüncelerimi yazmadan önce filmi ilk izlediğim zamanları paylaşmak isterim. Üniversite hazırlık yıllarımdı, topluluk arkadaşlarımdan film önerileri toplamaktaydım. Kimya mühendisliği okuyan tiyatro arkadaşım İmgesu, okuyacağım bölümü bildiği için bu filmi önermişti ve kesin izle demişti. Dün gibi hatırlıyorum resmen. İyiki de önermiş.

Film için yaptığım çıkarımlara gelirsek. Ben metafor bir dünya olarak algılıyorum filmi. Film aslında hayatı anlatıyor bizlere. Hayatta herkes kendini ispat etmek için çabalar, mücadele eder ve tek hakkı vardır. Her sınavda tek geçme hakkı vardır. Sınavlar aslında kolay gibi gözükür ama oldukça meşakkat gerektirir. Hayaline gitmek için benim çıkarımım 4 tane büyük sınav vardır: Bilgi, Sağlık, İlişkiler ve Aile olarak algılıyorum. Her sınavın sorusu başkadır, çözümünü bulmakta başka metodoloji gerektirir ve tek giriş hakkı bulunmaktadır. Kendinin en hazır halinde adımı atmak gerekir, ne erken ne geç. Sınavları düşünme, "gökyüzüne bak hayalini hatırla."

Filmde en çarpıcı sahnelerden birisi gibi ansızın aile sınavıyla burun buruna gelirsin, çözdüm zannedersin ama o senin karşına çıkar ve "gücünü dönmek için kullanmaman" gerekir. Filmde "yüzme metaforuyla" çok güzel işlenmiş. Sakın ola vazgeçip dönme, Temel Fıkrasına dönebilir hayatın.

En çarpıcı bir nokta daha var. Eksikleri göz ardı et. İnsanların değiştiremedikleri şeyleri değil, değiştirebildikleri ve mücadele ettikleri şeyleri görmeye odaklan. Özetle, ne zaman "üzgünüm, rüzgar uçurdu" demeyi öğren.

ve son olarak sakın unutma. İlk günden beri senin geleceğin noktayı bilen bir kişi elbet vardır. Sana her daim inanan, sen farkında olmadan seni kollayan. Onu sadece utandırma, o senin sınava sokmayacak zaten. Yani filmdeki bir detay gibi: "Doktor hep biliyordu."

*Tırnak içine aldığım yazılar filmin içinde yer yer duyacağın sözler veya izlediğiniz detayları içermektedir.
Film
9.9/10
(45 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
15
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
587.2K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Simay Aladağ
Simay Aladağ
189.1K UP
Çeviren 23 Mart 2014
Eğer böyle bir gökyüzü görürseniz mutlaka onun fotoğrafını çekin. Bir ay önce İzlanda'da maceraperest bir fotoğrafçı aurorayla dolu gökyüzüne rastladığında tam olarak bunu yaptı. Ön planda Rfajkull Yanardağı yer alıyor. Arka planda ise diğer tüm gökyüzü harikalarının yanı sıra, auroranın hemen solunda görülebilen Orion takımyıldızı bulunuyor. Auroralar, Güneş'ten gelen enerji yüklü parçacıkların Dünya çevresindeki manyetik alanla etkileşime girmesiyle ortaya çıkar.  Ortaya çıkan elektron ve proton gibi enerji yüklü parçacıklar Dünya'nın kutupları yakınına düşerek havayı etkileyebilir. Etkilenen hava moleküllerinden uyarılmış elektronlar elde edilir ve oksijen moleküllerindeki elektronlar temel hallerine geri döndüklerinde yeşil ışık yayarlar. Auroraların birçok şekli ve rengi olduğu bilinmektedir.
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Ömür
Sena Ömür
100.4K UP
Yazar 6 Ağustos 2023 7 dk.

Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tanımına göre iklim değişikliği; doğal olayların ve insan faaliyetlerinin bir sonucu olarak iklimde zaman içinde meydana gelen değişikliklerdir. İklim değişikliği, 20. yüzyılın ortalarından itibaren büyük bir hız kazanmıştır. Küresel iklim değişikliğindeki bu hızlanma CO2, CH4 ve O3 gibi sera gazlarının artışından etkilenmiştir. İnsan faaliyetleri devam ettikçe CO2 salınımı ve gezegenin sıcaklığı artmaya devam edecektir. Sıcaklık artışının önüne geçilmezse bu yüzyılın sonunda sanayi öncesi dönemdeki sıcaklıklara göre 5°C ve üzeri sıcaklık artışı beklenmektedir. Ancak sera gazı emisyonlarının önüne geçecek müdahaleler ile sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme göre 2°C'lik bir artış ile sınırlandırılması mümkündür.[1]

Beslenme şeklimiz, CO2 emisyonlarını etkileyen önemli faktörlerdendir. Dolayısıyla sağlıklı beslenme kılavuzları, hastalık riskini azaltmanın yanında CO2 emisyonlarını en az düzeyde etkileyecek ve aynı zamanda sürdürülebilirliği destekleyecek diyetleri araştırmaktadır. Bu yazımızda çevre dostu diyetleri, bu diyetlerin insan sağlığına etkilerini ve uygulanabilirliğini inceleyeceğiz.

28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Kuzey Saykı
Kuzey Saykı
24.1K UP
Öğrenci 15 saat önce Sen de Cevap Ver

Gözlemlenemeyen birşeyi sırf denklemlerimiz kurtulsun diye kabul etmek başlı başına bir problem. Sunduğunuz seçeneklerin ikiside bilimsel ancak karanlık madde fikri bence daha ağır basıyor ve henüz bulunmadı ama çelişki yaratmıyor. Yerçekimini değiştirmek bazı şeyleri güzel açıklayabilir ama hepsini değil. Başka bir seçenekte ikisininde yanlış olması, bilim tarihine baktığımızda bunun birçok örneği var karanlık madde çok daha derin bir teorinin geçici tanımı olabilir. Bilimin eli kolu bağlı şekilde bir dahi beklemekten başka seçeneği olduğunu sanmıyorum bu durumda.

Kaynaklar

  1. A. J. Yeager. (2021). Bright Galaxies, Dark Matter, And Beyond: The Life Of Astronomer Vera Rubin. ISBN: 9780262046121.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Eseri Ekleyen 19 Mart 2022 Kitap
10.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
Şu Anda Burada mıyız?

…Suzan diye ne kaldıysa kendinde serbest bırakıyor, tarihin başka bir cildinde ölmüş sualtı canlıları kadim bir denizin tabanında sıkışarak taşa dönmüş, aralarından aşağı akıyor, çok yavaş ama bilmediği başka bir hızla süzülüyor, milyonlarca yıl önce birbiriyle çarpışmış plakalar okyanusların ve karaların yeni düzenini oluştururken gezegenin dış yüzünden kaçmak isteyenler için böyle çatlaklar bırakmış, o kadar dar ki bu aralıklar, üst dünyanın yavaşça öldüren yapıştırıcılarla kabuğuna eklediği parçalar sığmıyor, onlar geride kalıyor, bu basınç miktarıyla mutlu mikroorganizmalar var etrafında, belki annesi sesleniyor şu anda, Suzan yok, telefonu çalıyor, başvurunuz için çok teşekkürler, başka bir adayla devam etmeye karar verdik, Suzan uzayın diğer ucunda, geçmişi ve geleceği buluşturan bir kavuşma anında, indikçe magmayla aynı kıvama geliyor, Suzan gibi ama değil gibi, yıldızların devrini tamamlayan çemberin, derin zamanın, belki ilk kez dünyanın parçası oluyor Suzan, merkezin kendine has akıntılarına kapılıyor, o ivmeye bırakıyor kendini, dönüyor, kaldırım taşlarının yüzlerce kilometre altında dans ediyor…

Bir gece, sekiz kişi, genleşen zamanda derinlere, yabancılaşmanın ve yalnızlaşmanın çekirdeğine doğru bir yolculuk. Etrafında konuşulanlar ve konuşulmayanlarla kendi dilini yaratan bir masa. Her şey fazlasıyla gerçek, kendiliğinden gerçeküstü. Taşlar, sığırcıklar, kırılan CV’ler, içimizdeki fosiller, derimizden geçen nötrinolar, hiç geçmeyen günler; kendini dünyanın tüm haritalarında kaybolmuş hissedenlerin dünden ve yarından koparak âna sıkışan hikâyeleri… Pınar Öğünç ilk romanı Şu Anda Burada mıyız?’da bu çağın insanlarının zihninde, kalbinde, damarlarında dolaşıyor; prekarya kozmosunu kendine özgü bir bakış ve ustalıklı bir üslupla yazıyor.

Devamını Göster
₺170.00
Şu Anda Burada mıyız?
Özgür Odabaşı
Araştırmacı 20 Nisan 2024 Sen de Cevap Ver

18 yaşını dolduran ve akıl sağlığı yerinde olan herkes organ bağışçısı olabilir. Gönüllülük esasına dayalı olan organ bağışında bağışçı olmak için sağlık müdürlüklerine, devlet ve özel hastanelerin organ bağışı koordinatörlerine ya da sağlık ocaklarına başvurulmalıdır. Bu noktalarda organ bağışı formu doldurulduktan sonra bağışçıya organ bağış kartı verilir. Kişinin bağışçı olduğuna dair bilgi, Sağlık Bakanlığı Organ ve Doku Bağışı Bilgi Sistemi'ne girilir. Bağışçının beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından son kararı aile vereceğinden organ bağışçısının, doku ve organlarını bağışlamak istediğine dair bilgiyi ailesi ile paylaşılması da son derece önemlidir. Kişi dilediği zaman aynı kurum ve kuruluşlara başvurarak organ bağışçısı olmaktan vazgeçebilir. Her yıl 3-9 Kasım tarihlerinde kutlanan organ bağışı haftası, toplum bazında organ bağışının öneminin anlatıldığı ve toplum bilincinin artırılmasının hedeflendiği bir dönemdir.

Organların bir kısmı ya da tamamı, beyin ölümünden sonra başka kişilerin tedavisinde kullanılmak üzere bağışlanabilir. Bunun için kişinin 18 yaşını doldurmuş olması ve kendi hür iradesiyle organ naklini istiyor olması yeterlidir. Bağış için kişi, sağlık müdürlüklerine, yetkilendirilmiş özel ve devlet hastanelerine ya da sağlık ocaklarına başvurabilir. Organ bağışı formunun doldurulmasının ardından kişiye organ bağışçısı olduğuna dair kart verilir ve bu bilgi, Sağlık Bakanlığı'na ait Organ ve Doku Bağışı Bilgi Sistemi'ne girilir. Bu bilgiye bakanlık yetkilileri haricinde kimse ulaşamaz. Ancak organ bağışı kartının, tek başına bir hükmü yoktur. Kişinin bağışçı olması ve bağış kartını yanında taşıması, organ naklini gerçekleştirmeye yeterli değildir. Kişinin beyin ölümünden sonra yetkililer sistem üzerinden kişinin bağışçı olup olmadığını sorgular. Eğer kişi bağışçı ise, kartın varlığına bakılmaksızın doku ve organlar, diğer hastaların hayatını kurtarmak üzere kişinin ailesinden talep edilir. Ailenin kararı, bağışın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin kesin hükmüdür. Ancak kişinin organ bağışçısı olması, aile için vasiyet niteliğinde olduğundan genellikle ailenin karar vermesini kolaylaştırır.

Ayrıca organ bağışlayacak kişinin kronik enfeksiyonel, diyabet, kanser vb. hastalıklarının olmaması gerekmektedir.

Tüm Reklamları Kapat

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close