Merhabalar. Kafka'nın bilinen tüm kitaplarını yıllar evvel okumuş ve kendime ait bir sayfada kendimce yorumlamış biri olarak burada da tekrar bir incelemek yazmak güzel bir duygu. İncelememi okuyacak herkese ve eseri paylaşan arkadaşımıza teşekkür ederim. Kafka’nın Davasını okurken insanın aklına ilk gelen cümle şu oluyor:
“Ben ne yaptım da buradayım?”
Ama mesele şu. Kimse sana ne yaptığını söylemiyor. Hatta belki hiçbir şey yapmadın. Josef Kafka'nın başına gelen tam olarak bu. Bir sabah uyanıyor ve suçlu olduğunu öğreniyor ama suç yok, dosya yok, açıklama yok. Sadece bitmeyen bir yargılanma hâli var. Ve bu hâl, insana tuhaf biçimde tanıdık geliyor. Kafka burada dev bir mahkeme anlatmıyor aslında. Daha çok insanın kendi içine kurulmuş bir mahkemeyi gösteriyor. Herkes biraz yargıç, herkes biraz sanık. Josef Kafka kaçmaya çalışmıyor, isyan etmiyor, “Bu saçma” diye masayı devirmiyor. Tam tersine, sistemi anlamaya çalışıyor. İşte asıl tuzak da burada. Çünkü bu sistem, seni anlamaya değil, seni oyalamaya kurulmuş.
En rahatsız edici tarafı şu, Kafka masum olduğunu kanıtlamaya çalıştıkça daha da batıyor. Çünkü bu dünyada masumiyet bir savunma değil. Her kapıyı çaldığında “henüz değil”, “üst merciler”, “dosyanız ileride” gibi cümlelerle karşılaşıyor. Tanıdık mı? Bürokrasi, toplum, düzen, beklentiler… Hepsi bir ağızdan şunu söylüyor: “Bir sorun var ama adını biz koyarız.”
Kafka’nın asıl dehası burada. Sana korku filmi izletmiyor, gündelik hayatı biraz fazla net gösteriyor. İş, kariyer, aile, toplum… Hepsi seni sessizce yargılıyor. Kimse “suçlusun” demiyor ama herkes sana suçluymuşsun gibi davranıyor. Sen de bir noktadan sonra gerçekten suçlu olabileceğini düşünmeye başlıyorsun.
Dava’nın en ağır tarafı, sonu değil. Asıl ağır olan, Josef Kafka'nın sona gelene kadar hâlâ bir açıklama beklemesi. Bir gerekçe, bir mantık, bir adalet kırıntısı ama Kafka şunu fısıldıyor ,bazı düzenlerde açıklama gelmez. Sadece sonuç gelir.
Bu yüzden Dava bir roman değil sadece; bir ruh hâli. Modern insanın iç sesi. Sürekli kendini savunan, ama neye karşı savunduğunu tam bilmeyen insanların kitabı. Ve belki de en can yakıcı soru şu oluyor:
“Ya gerçekten suç yoksa… ama yine de yargılanıyorsak?”