Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Çeviren 19 Eylül 2010
Auroralar gökyüzünde nefes kesici manzaralar yaratabilir. Geçen hafta sonu yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi, dalga dalga akan çok renkli auroralar Troms, Norveç semalarında hareketli bir gökyüzünü aydınlatmaya yardımcı oldu. Fotoğrafçı, yukarıdaki gösterişli auroraya ek olarak, üç uydu izi, bir uçak izi ve aynı manzarayı yakalamaya çalışan bir arkadaş da görüntüledi. Auroralar ilk bakışta Ay ışığıyla aydınlanmış bulutlar gibi görünebilir. Oysa gökyüzüne yalnızca ışık eklerler; arkadaki yıldızları perdeleyip görünmez kılmazlar. Kuzey yarımkürede kuzey ışıkları diye anılan auroralar, manyetosfer kaynaklı yüklü parçacıkların Dünya atmosferinin üst katmanlarındaki hava molekülleriyle çarpışması sonucu oluşur. Uzaydan bakıldığında auroraların X-ışını ve morötesi ışıkta da parladığı görülebilir. Öngörülebilen auroralar, Güneş üzerinde güçlü bir manyetik olay gözlendikten birkaç gün sonra ortaya çıkabilir.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Poyraz Savaş
Poyraz Savaş
122.7K UP
Çeviren 17 saat önce 6 dk.

Kelly Anderson, ragdoll kedisi Chai 5 yaşındayken beklenmedik bir şekilde vefat ettiğinde yıkılmıştı. Başka bir tüylü arkadaş sahiplenmek istemiyordu, Chai'yı geri istiyordu.

''O benim ruh ikizim gibiydi,'' diyor Anderson. ''Hayatımda hiç beni onun gibi doğuştan anlayan bir hayvana, hatta bir insana, sahip olmadım. Sanki onunla olan zamanlarım çalınmış gibi hissettim.''

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
242.6K UP
Çeviren 1 saat önce 7 dk.

Evimizin etrafına baktığımızda hayatımızı kolaylaştıran sayısız harika icat görebiliriz; hatta şu an bu yazıyı muhtemelen onlardan biri üzerinde okuyorsunuz. Ancak her icat o kadar da iyi düşünülmüş ve faydalı değildir. Bazıları amacına uygun değildir, bazıları ise yünden yapılmış bir denizaltı kadar işlevseldir. Kimi icatlar iyi niyetle doğarken, kimileri de sadece biraz para kazanma umuduyla aslında var olmayan bir boşluğu doldurmak için yaratılmıştır.

Asıl mesleği terzilik olan Franz Reichelt, motorlu insanlı uçuşun ilk günlerinde pilotlar tarafından paraşüt olarak kullanılabilecek bir elbise tasarlamak için ilham almıştı. Cansız mankenler kullanarak yaptığı ilk testlerin ardından tasarımının işe yarayacağından o kadar emindi ki 1912 yılında Fransa'nın başkenti Paris'teki Eyfel Kulesi'nin alt katından atlayarak bunu test etmeye karar verdi.

0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Dilan Demir
Dilan Demir
57.2K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Dışardaki hayvanlar,bir domuzların yüzlerine,bir insanların yüzlerine bakıyor;ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
Kaynak: Hayvan Çiftliği
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Okan Alver
Okan Alver
232.1K UP
Mec.Eng. 1 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Fizikte yük dediğimiz şey, aslında maddenin elektromanyetik etkileşimlere katılma biçimini belirleyen temel bir özelliktir. Zira kütle nasıl yerçekimiyle ilişkiliyse, yük de elektromanyetik alanlarla olan ilişkiyi tanımlar. Bu yüzden elektrik alanı “birim yüke etki eden kuvvet” olarak tanımladığımızda, oradaki yük soyut bir muhasebe birimi değil doğrudan fiziksel bir özelliğin ölçüsüdür. Yükün doğasına gelecek olursam: Artı ve eksi olarak iki tür yük olduğunu biliyoruz ve bu ayrım keyfi değildir. Keza deneysel olarak gözlenen iki farklı etkileşim davranışına karşılık gelir. Aynı işaretli yükler birbirini iterken, zıt işaretli olanlar birbirini çeker. Bu davranış, elektromanyetik etkileşimin temel simetrisinden gelir. Sizin sorduğunuz kritik noktaya değinelim: Yükün artı veya eksi olması doğrudan proton ve elektron sayılarıyla ilişkilidir lakin nötronlarla değil. Protonlar pozitif, elektronlar negatif yük taşır ve nötronlar ise elektriksel olarak nötrdür. Dolayısıyla bir cismin net yükü, basitçe proton ve elektron sayıları arasındaki farktan doğar. Keza eğer proton sayısı elektron sayısından fazlaysa sistem pozitif, tersi durumda negatiftir. Daha temel düzeye indiğimizde, yük dediğimiz şey parçacıkların doğuştan sahip olduğu bir özelliktir. Misal bir elektronun yükü her zaman aynıdır ve bu değer doğada “kuantalanmış”tır yani belirli bir temel birimin katları şeklinde gelir. Bu da bizi elektromanyetik etkileşimin daha derin teorik çerçevesine, yani alan teorilerine götürür.[1] Umarım açıklayıcı olmuştur ve anlatabilmişimdir. Saygılarımla

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum Ve Aldığım Eğitim.
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 4 gün önce İstanbul₺350,00 - ₺550,002 Mayıs
Yapay Zeka Destekli Kodlama - İlk Uygulamanı Tasarla!
02 Mayıs 2026 14:00 tarihinden 02 Mayıs 2026 17:00 tarihine kadar.

Yapay zeka araçlarını kullanarak, saatler içinde çalışan web sitenizi veya uygulamanızı yapmaya hazır mısınız? Eyüp Can Akman (Software Architect @ Evrim Ağacı) tarafından yönetilecek olan bu workshop'ta sizi neler bekliyor? Sıfır ön bilgiyle, kodlama bilmenize gerek kalmadan, yapay zekayı bir kodlama asistanı gibi kullanmayı ve yönlendirmeyi öğrenip, ücretsiz araçlarla profesyonel sonuçlar almanın yollarını keşfedeceğiz. Teorik bilgiyle kalmayıp, kendi bilgisayarlarımızda uygulama geliştireceğiz. Günün sonunda kendi yaptığınız uygulamayı internette canlıya alıp, linkini paylaşabileceksiniz. Kontenjan sınırlıdır, yerinizi hemen ayırtın. Not: Katılım için herhangi bir yazılım veya teknik bilgi geçmişi gerekmemektedir. Kendi laptopunuzu getirmeniz yeterlidir.

Devamını Göster
9
2 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.8K UP
4 gün önce
Bugün tesadüfen Odalarda Işıksızım çaldı… “Tesadüfen” diyorum ama sanki algoritma değil de kader DJ’lik yapıyordu. Çünkü insan durduk yere bu kadar içlenmez; evren “al bakalım biraz duygulan” diye playlist hazırlamış resmen.
 Şarkı başladı. Ben başladım düşünmeye. Oda zaten loş, bu saatte neden loş sabah olmuş insanın haberi olmuyor bu yeni karartma türü perdelerden bir de Kayahan girince sahneye, ruh halim otomatik olarak “dramatik Türk filmi yan karakteri” moduna geçti. Bir an camdan dışarı bakarken kendimi yakaladım  perdeler uçuşmuyor ama ben yine de içimden “rüzgar varmış gibi yapayım” dedim. Tam bir performans.
 Kayahan’ın o sakin ama içe işleyen sesi var ya insanı alıp “gel bakalım, yüzleşeceğiz biraz” diye kolundan tutuyor. Hani insan bazen hiçbir şey yokken bile üzgün hisseder ya, işte o hissin CEO’su bu şarkı. Sebep yok, çözüm yok, ama duygu tam kapasite çalışıyor ve fark ettim ki ben aslında yalnız değilim baktım çevreme kedilerim Gülce ve onun minik yavrusu Putin yanımda sadece beynim bana dramatik senaryolar yazmayı çok seviyor. Yani ortada terk edilme yok ama ben yine de “beni kimse anlamıyor” diye iç monolog yapıyorum. Netflix bana senaryo sorsa hazır metin var.
 Ama işin güzel tarafı şu bu şarkılar insanı biraz dağıtıyor, sonra tekrar topluyor. Hani evi temizlerken önce her şeyi ortalığa saçarsın ya işte ruhun da aynısını yapıyor. Kayahan geliyor, içini karıştırıyor, sonra “hadi bakalım, toparla kendini” deyip gidiyor. Ben şunu anladım  :))bazen odalar gerçekten ışıksız olmuyor  biz ışığı kapatıp duygusallık yapıyoruz. Elektrik faturasından değil, tamamen dramatik sebepler. Şarkı bittiğinde ise içimde hafif bir gülümseme kaldı. Çünkü insan kendi haline biraz gülmeyi öğrenince, o “ışıksız oda” bir anda sahneye dönüşüyor. Sen hem oyuncusun, hem seyirci. Kısacası bugün biraz duygulandım, biraz güldüm, biraz da kendimle dalga geçtim. Kayahan sağ olsun, terapiyi Spotify’dan verdi :)) Ankara'da böyle bir hafta sonu yapacak onca iş yazacak ,okunacak onca şey varken benim uğraştığım şeyler... öyle işte… günlük gibi oldu :)) 

25 görüntülenme
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Emir Mert Polat
Emir Mert Polat
101.9K UP
İnceleyen9 16 Kasım
National Geographic’teki uzay programlarından , StarTalk ve Kozmos, tanıdığımız ve astronomi denilince akla gelen Neil deGrasse Tyson‘ın merak uyandıran aynı zamanda da oldukça düşündüren kitabı. Başından sonuna kadar oldukça sürükleyici olan bu kitap, evren ve evrendeki yerimizle ilgili hem bilimsel hem de düşünsel konular içeriyor. Özellikle bazı bölümleri kafa karıştırıcı ve sorgulatıcı olsa da genel olarak mükemmel bir ahenk içinde işlenmiştir.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Cosmic Queries: StarTalk's Guide to Who We Are, How We Got Here, and Where We're Going
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Sizden Gelenler
Hayatımın, karanlık bir çok noktasını aydınlattığınız ve bunu bu kadar sade, anlaşılması kolay ve bizim seviyemize inerek yaptığınız için teşekkür ederim. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. İyi ki varsınız!
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.8K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhaba
René Descartes’ın Meditasyonlar adlı eseri, modern felsefenin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir ve temel amacı kesin, şüphe götürmez bilgiye ulaşmaktır. Descartes bu hedefe ulaşmak için “metodolojik şüphe” adını verdiği bir yöntem geliştirir. Bu yönteme göre, en küçük bir şüphe ihtimali taşıyan tüm inançlar geçici olarak reddedilmelidir. Duyuların zaman zaman bizi yanılttığını gözlemleyen Descartes, dış dünyaya dair bilgilerin güvenilirliğini sorgular. Hatta daha ileri giderek, rüya görüyor olabileceğimizi ve tüm deneyimlerimizin bir yanılsama olabileceğini öne sürer. Bu radikal şüphe, aslında bilgiyi tamamen yıkmak için değil, sağlam bir temel bulmak için kullanılan sistematik bir araçtır.

Bu şüphe süreci içinde Descartes, şüphe etmenin kendisinin bile bir kesinlik içerdiğini fark eder. Çünkü şüphe eden bir özne vardır ve bu öznenin varlığı inkar edilemez. Böylece ünlü “Düşünüyorum, öyleyse varım yani Cogito, ergo sum sonucuna ulaşır. Bu önerme, yalnızca bireysel varoluşun kanıtı değil, aynı zamanda bilginin özne merkezli olarak kurulmasının başlangıcıdır. Artık bilgi, dış dünyadan değil, düşünen öznenin bilincinden temellendirilir. Bu yaklaşım, modern felsefede öznenin merkezi rolünü belirleyen önemli bir kırılma noktasıdır.

Descartes, bu temel kesinlikten hareketle daha geniş bir bilgi sistemi kurmaya çalışır. Bu noktada Tanrı’nın varlığı önemli bir rol oynar. Descartes’a göre, insan zihninde bulunan “mükemmel varlık” fikri, kusurlu bir varlık olan insan tarafından üretilemez; bu fikir ancak gerçekten var olan mükemmel bir varlık tarafından zihne yerleştirilmiş olabilir. Bu nedenle Tanrı vardır ve aldatıcı değildir. Tanrı’nın aldatıcı olmaması, insanın açık ve seçik olarak kavradığı bilgilerin doğru olduğunun garantisi olarak görülür. Ancak bu argüman, Descartes’ın Tanrı’yı bilginin garantisi olarak kullanırken yine açık ve seçik algılara dayanması nedeniyle “döngüsellik” eleştirisine maruz kalmıştır.

Descartes’ın bir diğer önemli katkısı zihin ve beden arasında yaptığı ayrımdır. Ona göre zihin, düşünen ve bilinçli olan bir tözdür; beden ise uzamda yer kaplayan, maddi bir varlıktır. Bu iki töz birbirinden tamamen farklıdır ve farklı özelliklere sahiptir. Bu görüş, düalizm olarak adlandırılır ve modern zihin felsefesinin temel problemlerinden birini ortaya çıkarır: Zihin ve beden birbirinden tamamen farklıysa, nasıl etkileşime girerler? Descartes bu etkileşimi tam olarak açıklayamaz ve bu durum onun sisteminin zayıf noktalarından biri olarak görülür.

Descartes, Tanrı’nın varlığını ve güvenilirliğini kabul ettikten sonra dış dünyanın varlığını yeniden temellendirir. Artık duyular tamamen güvenilmez değildir; doğru kullanıldıklarında bilgi sağlayabilirler. Böylece Descartes, şüpheden kesinliğe, özneden dış dünyaya doğru ilerleyen bir bilgi sistemi kurar.

Descartes'in tüm bu açıklamalına karşı çıkan yorum yapan bir çok düşünür vardır. İlk olarak John Locke, Descartes’ın doğuştan fikirler anlayışına karşı çıkar. Descartes’a göre bazı temel fikirler (örneğin Tanrı fikri) zihinde doğuştan bulunur. Locke ise zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur. Ona göre tüm bilgi deneyimden gelir. Bu bağlamda Locke, Descartes’ın rasyonalizmine karşı ampirizmi geliştirerek güçlü bir alternatif sunar.

Bir diğer önemli eleştirmen David Hume’dur. Hume, Descartes’ın kesin bilgi arayışını fazla iyimser bulur. Ona göre insan zihni, neden-sonuç ilişkileri gibi temel kavramları bile kesin olarak bilemez; bunlar alışkanlıkların ürünüdür. Bu açıdan Hume, Descartes’ın ulaşmaya çalıştığı kesinlik idealini ciddi biçimde sarsar ve daha radikal bir şüpheciliğe yönelir.

Immanuel Kant ise Descartes ile Hume arasında bir sentez kurmaya çalışır. Kant, Descartes’ın akla verdiği önemi kabul eder, ancak bilginin yalnızca akıldan değil, aynı zamanda deneyimden de beslendiğini savunur. Ona göre zihin, deneyimi şekillendiren bazı apriori (deneyim öncesi) kategorilere sahiptir. Kant böylece Descartes’ın özne merkezli yaklaşımını geliştirir, fakat Tanrı gibi metafizik iddiaların kesin olarak kanıtlanamayacağını ileri sürer.

Baruch Spinoza ise Descartes’ın düalizmini eleştirir. Descartes zihin ve bedeni iki ayrı töz olarak görürken, Spinoza bunların aslında tek bir tözün (Tanrı ya da doğa) farklı görünümleri olduğunu savunur. Bu yaklaşım, düalizmin yarattığı zihin ve beden etkileşim problemini aşma girişimi olarak değerlendirilebilir.

Son olarak Friedrich Nietzsche, Descartes’ın “düşünen özne” anlayışını kökten sorgular. Nietzsche’ye göre “ben” dediğimiz şey sabit ve temel bir öz değil, dilin ve alışkanlıkların bir ürünüdür. Bu nedenle “Düşünüyorum, öyleyse varım” ifadesi bile yanıltıcıdır; çünkü ortada sabit bir “ben” olduğu varsayımına dayanır.

Meditasyonlar, aslında bilginin temellerini sorgulayan, özneyi merkeze alan ve aklı en güvenilir bilgi kaynağı olarak gören rasyonalist bir yaklaşım sunar. Bununla birlikte, Tanrı’nın varlığına dair kanıtların ikna ediciliği, zihin ve beden etkileşiminin açıklanamaması ve bireysel bilince aşırı vurgu yapılması gibi yönleri nedeniyle eleştirilmiştir. Buna rağmen eser, modern felsefenin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamış ve sonraki filozoflar için vazgeçilmez bir tartışma zemini oluşturmuştur.
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Meditasyonlar - Gassendi'nin Meditasyonlar'a İtirazı ve Descartes'in Bu İtirazlara Yanıtı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
137.5K UP
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, Çankırı
Yapraklı ilçe merkezinde kaydedilmiştir.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Aslı Reyyan
Üye 5 gün önce
Bir münazara yarışması olduğunu düşünün bir takım kişiyi suça iten toplumduru savunur diğer takım ise kişiyi suça iten kendisidiri savunur. Siz birinci takımdasınız kişiyi suça iten toplumduru savunuyorsunuz nasıl savunursunuz. ?
168 görüntülenme
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 19 Ocak 2019
Ortasında ölecek olsanız bile buna değecek kitaplar okuyun.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
32
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Büyük botanikçi Bichat'nın da dediği gibi, eğer ki herkes birebir aynı kalıptan çıkmış olsaydı, 'güzellik' diye bir şey var olmazdı. Eğer bütün kadınlarımız Venus de' Medici kadar güzel olsaydı, belki bir süre etkilenirdik; ancak kısa bir süre sonra gözlerimiz çeşit arardı. Ve çeşitliliği bulduğumuz anda, belirli özelliklerin, o anda var olan standartların ötesinde, birazcık daha abartılmasını görmek isterdik."
Charles Darwin
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)