Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Arsel Berkat Acar
Yazar 11 Nisan 2013 27 dk.

UFO’lar (Tanımlanmamış Uçan Cisim) spesifik bir iddia değil, genel bir konudur. Los Angeles Savaşı, Kemerburgaz UFO ve Phoenix Işıkları gibi olaylar UFO’lar konusunda spesifik birer iddiadır. Bu sebeple böylesine geniş bir konuyu uzunca işlediğimiz için elbette her yönüne değinmemiz mümkün olmayacaktır.

Bu makalede; 51. Bölge, Ekin Çemberleri, Roswell Olayı, Antarktika’daki Naziler, Mars’taki Yüz, Reptilianlar gibi UFO komplolarıyla ilişkilendirilen birçok konuya değinmeden, UFO’lara dair bilimsel bir perspektif sunmaya çalışacağız.

69
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ögetay Kayalı
Yazar 3 gün önce 4 dk.

Evrende gördüğümüz birçok yapı, disk şeklinde bulunmaktadır. Bu disk oluşumu çok temel fizik yasalarının sonucunda gerçekleşir. Disk benzeri yapılardan belki de en dikkat çekici olanı spiral (Tür: "sarmal") galaksilerken Güneş sistemi gibi yıldız sistemlerindeki gezegenler de yıldızın doğumu sırasında oluşan bir disk üzerinde doğmuştur.

Böylesine disk benzeri yapıların görülmesinin ardındaki fiziksel sebep, gündelik hayattan da tecrübe ettiğimiz bir etkiye dayanır: merkezkaç etkisi. Arabayla hızla giderken aniden bir virajdan döndüğünüzde, adeta yan taraflara savrulursunuz. Burada hissettiğiniz şey, aslında eylemsizliktir. Hareketinizin bir vektörü (yönü) vardır ve vektörler daima doğrusaldır. Fakat dönüş yaptığınız için vektörünüzün yönü değişmektedir. Eylemsizlik ise tam olarak sizin mevcut hareket vektörünüzü korumak istemenizdir. Bu sebeple vektör değiştikçe siz de savrulmayı hissedersiniz.

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Şubat 2016 42 dk.

Allen Beyinbilim Enstitüsü’nden Bilimsel Çalışmalar Şefi Dr. Christof Koch, “Beyin, bilinen evrendeki en karmaşık nesnedir.” der [1]. Son derece karmaşık olan beyin yapısı dünyasına giren kişinin hayret etmemesi mümkün değildir. İnsan beyninde 100 milyar kadar nöron vardır ve bunların her biri en az bir başka nöronla bağlantı kurar [2]. Bu bağlantılara sinaps denir. Beynin fazlasıyla girift olan bu yapısı, yüz milyonlarca bilgisayarı anlaşılması zor bir ağla birbirine bağlayan internete benzetilebilir. Tıpkı bir bilgisayarın kolayca bağlantısını değiştirip başka bir bilgisayarla iletişim kurabilmesi gibi nöronlar da tamamen dinamik bir şebeke oluştururlar. Komşu nöronlarla yaptıkları bağlantıları sürekli değiştirirler [3]. Hayvanların, özellikle de insanların görünürde basit, ancak gerçekte çok karmaşık davranışlarının arkasında bu vardır.

Beyin hakkında bilmediklerimiz hâlâ bildiklerimizden daha çoktur. Nöronlar sürekli farklı sinapslar oluştururken beynin değişik bölümleri nasıl hâlâ bu kadar uyumlu çalışabilir? Belleğimiz bilgileri ve anıları nasıl saklar? Elektrik sinyalleri nasıl canlı görüntülere, seslere, duygulara vs. dönüşür? Yine de beyin hakkında olağanüstü bir şey biliyoruz: Beyin, yaklaşık 500 milyon yıl önce solucanlarda evrimleşmiş ve o zamandan beri de evrimleşmeye devam eden bir organdır [4]. Beyin, hayvan evrimsel geçmişinin ilk evrelerinde ortaya çıktığından (genellikle beyni de içerecek şekilde) gelişmiş bir sinir sistemi olan modern türlerin çoğu beyni olan ortak bir atadan gelmektedir. Bu durum bize diğer türleri ve onların geçirdikleri evrimi inceleyerek kendi beynimizi anlama fırsatı verir.

74
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 19 Ocak 2019
İnsan, bütün kibriyle, üstün bir yaratıcının müdahalesine layık olduğuna inanır. Daha alçakgönüllü ve bence daha doğru olan ise, insanın hayvanlardan yaratıldığıdır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
35
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alper Kaan Selçukoğlu
Yazar 25 Mayıs 2024 9 dk.

Evcil hayvanlar, neredeyse insanlık tarihinin başlangıcından beri yanımızda çeşitli amaçlarla bulunan canlılardır. Bu yazıyı okuyan bir kişinin muhtemelen bir evcil hayvanı veya evcil hayvana sahip bir tanıdığı bulunmaktadır. Evcil hayvanlar, birçok aile için önemli birer üye haline gelmiştir.

Hayvanlar dünyanın farklı coğrafyalarında, birden fazla hayvan türü farklı zaman dilimlerinde evcilleştirilmiştir. İlk köpeklerin yaklaşık 15.000 yıl önce Orta Asya'da evcilleştirildiği, kedilerin ise 9.000 yıl önce Mısır'da insanlarla yaşamaya başladığı bilinmektedir.

36
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 26 Haziran 2023 18 dk.

Cri Du Chat Sendromu, kromozom 5'in kısa kolundaki genetik materyalin kısmen veya tamamen silinmesinden kaynaklanan kromozomal bir bozukluktur. Sendromdan etkilenen bebekler genellikle kedi miyavlamasına benzeyen tiz bir ağlama sesine sahiptir.

Hastalığın klinik tablosu, şiddeti ve ilerlemesi; kromozomun silinen bölgesine bağlı olarak değişir. Yaygın semptomlar arasında bebeklik döneminde yetersiz büyüme, mikrosefali, yüz anormallikleri bulunur. Cri Du Chat Sendromu'nun teşhisi klinik muayeneye dayanır ve genetik test sonuçlarıyla doğrulanır. Cri Du Chat Sendromu için özel bir tedavi mevcut değildir ve tıbbi bakım destekleyicidir.

27
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nda yayınladığımız bilim haberlerini anlık olarak Bundle üzerinden de okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

Tüm Reklamları Kapat
Sena Küçükkıvanç
Uyarlayan 22 Temmuz 2022 40 dk.

Trans bireylerin, geleneksel olarak cinsiyete göre ayrılmış bir kurum olan rekabetçi sporlara katılımı, özellikle de trans kadınların geleneksel (cis) kadın sporlarına dahil edilmesi, tartışmalı bir konudur.[1]

Muhalifler, trans kadınların insan fizyolojisindeki cinsiyet farklılıkları nedeniyle rekabetçi sporlarda cis kadınlara karşı haksız bir avantaja sahip olduğunu ve bu durumun onların atletik başarısını tehlikeye atabileceğini ve bu farklılıkların trans bireylerin uyguladığı hormon tedavileri tarafından yeterince tersine çevrilmediğini savunmaktadırlar.

93
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
114.3K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Alkol az miktarda alındığında harika bir toniktir ama miktar arttığında, ister viskiyle alınsın, ister midede şekerden üretilsin, zehirleyici etki gösterir. 🥃
Kaynak: Tesla - aforizmalar
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Burak Özgan
Burak Özgan
59.2K UP
Gözlemi Yapan 9 saat önce Türkiye, Kocaeli
İzmitteki bir gölette kışlayan 12 Dikkuyruktan dişi bir birey
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arsel Berkat Acar
Yazar 2 Kasım 2018 3 dk.

İddialara göre Pompeii’deki insanlar çok günah işlediklerinden dolayı Tanrı’nın gazabıyla taşa dönüşmüşlerdir. Ancak bu iddianın neden doğru olmadığını anlamak için biraz tarihten bahsetmek gerekir. Pompeii, Campania’da (İtalya) bulunan devasa bir Roma şehridir. Özellikle 19 ile 20.yüzyıllarda yapılan kazılarda volkanik küllerden dolayı çok iyi bir şekilde korunduğu için Roma kültürüyle ilgili birçok bilgi edinmemizi sağlamıştır. Yakınında bulunan Mt. Vesuvius (Tr: Vezüv Yanardağı) adlı yanardağı oldukça aktiftir. Pompeii ile Herculaneum adlı şehirleri MS 79’da yok etmesiyle ünlüdür ve Dünya’nın en tehlikeli yanardağlarından birisidir. Geçmişte 20 senelik bir patlama döngüsüne sahip olduğu halde yaşanılan en son ciddi patlama 1944’de olmuştu. Bölgede sismik aktiviteler çok sık yaşandığından dolayı insanlar pek dikkate almamışlardı, ancak 24 Ağustos 79 tarihinde hazırlıksız yakalandılar. Kurbanların çoğu aşırı ısınan havanın akciğerlerini yakması ve kasların kasılmasıyla hızlı bir şekilde ölmüşlerdi (evlerindeki sıcaklık bile 300 derece santigrat üzerindeydi, bu da saniyeler içerisinde ölmelerine neden olmuştur), bu yüzden cesetlerin çoğu yarı-kıvrık hallerde bulunmuştur. Patlamanın kendisi o kadar şiddetliydi ki 1945’te Japonya'daki Hiroşima’ya atılan atom bombasından 100,000 kat daha kuvvetliydi! Küller, Pompeii’nin üzerine yağmaya başladı. Her biri oldukça hafiftir, ancak o kadar yoğundu ki sadece birkaç dakika içerisinde her yer birkaç santimetre külle kaplanmaya başlamıştı.

Öğleden sonra büyük bir patlama daha gerçekleşerek küller daha da yukarıya püskürtüldü ve taşlar kadar ağır olup şehrin üzerine yağmaya başladılar. Binalar çökmeye başladı ve küllerin yüksekliği metreleri buluyordu. Şehri terk edenler haricinde evlerinde kenarlara sığınıp korunmaya çalışan insanlar ne yazık ki kaçıp hayatta kalanlar kadar şanslı değillerdi. En değer verdikleri eşyalara ya da insanlara sarılı bir halde olup bitenlerin geçmesini bekliyorlardı. Geç saatte yanardağının üzerinde biriken bulut ağırlığından dolayı çökerek yüklü miktarda kül ve ısı dalgalarına neden olup şehri karanlığın içine gömdü. Kaybolan şehir Samo Kanalı’nın inşaatıyla 1775’te yeniden keşfedildi...

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ünsal Demirbaş
Ünsal Demirbaş
85.7K UP
Uyarlayan 3 Temmuz 2020 5 dk.

“Yeşil Peri” (Fr: "la fée verte") olarak da anılan Absent (veya orijinal ismiyle Absinthe), 1900’lerin başında Fransa, İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer birçok ülkede yasaklanmıştı. Yetkililer, bu yüksek alkollü içkiyi çocukları suçlulara dönüştürmek, ahlaksızlığa teşvik etmek ve cinayetlere ilham vermekle suçluyorlardı!

Buna sebep olan şeyin, Absent'in halüsinojen içerikli olduğu ve dolayısıyla insanlara gerçek olmayan şeyler (örneğin "periler") gösterdiği iddia ediliyordu. Bu durum, Absent'in popüler kültürde köklü bir yer edinmesine neden oldu. Örneğin Türkiye'de Behzat Ç. dizisinde de bir sahnede bu içkiye yer verildi:

86
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.6K UP
Türü Ekleyen 3 gün önce
Macropodidae, Diprotodontia takımı içerisinde yer alan ve evrimsel olarak zıplayıcı lokomosyon üzerine uzmanlaşmış en karakteristik keseli memeli ailelerinden biridir. Bu aile; kangurular, wallabiler, wallaroo’lar ve ağaç kanguruları gibi morfolojik ve ekolojik açıdan farklılaşmış birçok formu kapsar. Macropodidae üyeleri, yalnızca Avustralya faunasının simgesel canlıları değil, aynı zamanda biyomekanik evrimin en ileri örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Ailenin temel ayırt edici özelliği, arka ekstremitelerin aşırı derecede gelişmiş olmasıdır. Uzamış arka bacak kemikleri, kalınlaşmış kas dokusu ve yüksek elastik lif oranına sahip tendon yapıları sayesinde, bu canlılar zıplama hareketini yalnızca bir hareket biçimi olarak değil, enerji verimli bir ulaşım stratejisi olarak kullanır. Bu sistemde kaslar sadece kuvvet üretmez; aynı zamanda elastik enerji depolar ve bu enerji bir sonraki sıçramada geri kazanılır. Bu sayede uzun mesafeli hareketler düşük metabolik maliyetle gerçekleştirilebilir. Kuyruk ise denge organı olmanın ötesinde, hareket sırasında üçüncü bir destek noktası gibi işlev görerek vücut stabilizasyonunu sağlar.

Macropodidae üyeleri beslenme açısından yüksek lifli bitkisel diyete adapte olmuş otçullardır. Sindirim sistemleri, selüloz sindirimine uygun şekilde genişlemiş fermentasyon bölgeleri ve simbiyotik mikroorganizmalarla desteklenen bir yapı gösterir. Bu adaptasyon, düşük besin değerine sahip bitkisel kaynaklardan maksimum enerji elde edilmesini sağlar. Bu yönüyle kangurugiller, sadece tüketici organizmalar değil, bitki örtüsü yapısını şekillendiren ekolojik düzenleyiciler olarak da işlev görür.

Üreme biyolojileri, keselilere özgü gelişmiş adaptasyonları içerir. Kısa gebelik süresi, gelişimini tamamlamamış yavrunun keseye geçişi ve uzun süreli laktasyon süreci, çevresel koşullara karşı yüksek uyum kapasitesi sağlar. Dişilerde görülen embriyonik diapoz (gelişimin geçici durdurulması) mekanizması, olumsuz çevre koşullarında üremenin biyolojik olarak ertelenmesine imkân tanır. Bu sistem, Macropodidae’nin değişken iklim koşullarında tür devamlılığını sürdürebilmesini sağlayan kritik bir adaptasyondur.

Ekolojik dağılım açısından Macropodidae türleri; açık bozkırlardan yarı çöl ekosistemlerine, ormanlık alanlardan dağlık bölgelere kadar geniş bir habitat yelpazesinde bulunur. Bu çeşitlilik, ailenin yüksek adaptif radyasyon kapasitesini yansıtır. Aynı aile içinde hem yerde yaşayan, hem ağaçta yaşayan (tree-kangaroo) hem de yarı kurak alanlara uyum sağlamış türlerin bulunması, evrimsel esnekliğin güçlü bir göstergesidir.

Macropodidae, yalnızca kanguruları kapsayan bir aile değil;
hareket biyomekaniği, enerji ekonomisi, ekolojik mühendislik ve üreme stratejilerinin entegre olduğu evrimsel bir adaptasyon sistemidir. Bu yönüyle aile, modern memeli evriminde lokomosyon temelli adaptasyonun en net ve en sofistike örneklerinden biri olarak değerlendirilir.
1
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Genel Biyoloji konusunda geliştirebilirsin.

Dinçer Arslan
Seslendiren 5 Mayıs 2023 4:08
Balık ile yoğurdun bir arada tüketilmesinin zehirlenme ile hiçbir alakası yoktur. Birçok restoranda balıkla birlikte süt ve süt ürünleri (özellikle de...
80
İnceleme
Efecan Arslan
Efecan Arslan
20.1K UP
İnceleyen10 2 saat önce
Bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap olmuş. Kitapta otoritenin ve işkencenin vücut bulmuş hali olan bir subayın, yabancı bir gezginin, bir mahkumun, bir gardiyanın ve hapishane müdürünün konuşmalarından oluşan, okurken alıp başını gittiğin aynı zamanda ürkünç bir kitap. Tek kötü tarafı kısa olması!
9.5/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : In der Strafkolonie
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKonferans
Boray Yıldırım
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & ÇevrimiçiÜcretsiz21 Şubat
19. Aykut Kence Evrim Konferansı
21 Şubat 2026 08:45 tarihinden 22 Şubat 2026 16:30 tarihine kadar.

ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu olarak 20 yıldır halka evrimi anlatmak, evrim hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve evrimsel biyoloji ile akademik olarak ilgilenen insanları bir araya getirmek amacıyla Aykut Kence Evrim Konferansı’nı düzenliyoruz. Konferans, hocamız Aykut Kence’nin emekleriyle Ulusal Evrim Konferansı olarak başlamış olup vefatının ardından öğrencileri tarafından hatırasını yaşatmak amacıyla ‘Aykut Kence Evrim Konferansı’ adını almıştır.

Ülkemizde evrim karşıtlığının ne kadar fazla olduğunu bilmekle beraber bu görüşlerin sonucunda ortaya atılmış bütün propagandaların da farkındayız. Bunları yapan zihniyetin  karşısında bir öğrenci topluluğu olarak kâr amacı gütmeden yalnızca bilimi yaymak adına düzenlediğimiz Aykut Kence Evrim Konferansı’nı 20 yıldır birçok sorunla karşılaşılmasına rağmen başarı ile düzenlenmeye devam ediyoruz. Bu sene de konferansımızı 21-22 Şubat 2026’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenleyeceğiz. 

Konferansımız genel oturum ve akademik oturum olmak üzere iki oturum içermekte olup genel oturumumuz her kesime hitap eden bir oturumdur. Genel oturum sunumları eş zamanlı olarak Aykut Kence Evrim Konferansı YouTube kanalında yayınlanacaktır.

Kayıt linkimiz: https://www.biletimgo.com/etkinlik/19-aykut-kence-evrim-konferansi-22005

Akademisyenlerin sunumlarının yanı sıra aralarda jeolojik devirler ve primat evrimi ekiplerimizin sunumları olacaktır. Ayrıca fuaye alanımızda çeşitli ikramlarımız olacaktır.

Konferans bitiminin ardından aktif katılım gösteren katılımcılarımıza sertifika verilecektir.

ODTÜ dışı kayıtlarımız 15 Şubat günü saat 13.00'te kapanacaktır. Bunun sebebi, ODTÜ dışından gelecek katılımcılarımızın konferans günü kampüse girişte sorun yaşamamaları için katılımcı listelerinin gerekli yerlere iletilmesidir. 

Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmenleri, [email protected] mail adresine öğretmen olduklarını gösteren belgeyi attıkları takdirde konferansımıza ücretsiz katılabilirler.

Konferansımıza topluluk kaydı yapmak isteyen üniversite toplulukları ve liseler [email protected] üzerinden bize ulaşabilirler.

Genel ve akademik oturum programlarımız ve duyurularımız sosyal medya hesaplarımızdan paylaşılacaktır. Bizi takip etmeyi unutmayınız.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 3 gün önce 53:10
Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl...
10
İnceleme
Mehmet Emre Demir
İnceleyen10 1 Şubat 2024
İlk serideki hikaye yeni karakterle gelişmeye ve büyümeye devam ediyor. Şahin lakaplı Memed ağalara ve beylere karşı olan mücadelesine daha da güçlü bir şekilde devam ediyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
10.0/10
(3 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close