Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Z. Ceyda Can
Z. Ceyda Can
151.6K UP
4 gün önce
Evrim Ağacı Keşif listesinde "Bir uzak doğu restoranında çubuklarla ye" görevini tamamlamayı başardım en sevdiğim şeylerden biri.
İş birliği teklif et! Z. Ceyda Can'ın Keşif Listesi
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat
Serra Kutlu
Serra Kutlu
72.1K UP
Çeviren 3 gün önce 7 dk.

Freddie Chipres, dışarıdan bakıldığında “şükredecek çok şeye sahip” gibi görünen, hayatının kenarlarında dolaşan melankoliyi bir türlü üzerinden atamıyordu. Zaman zaman, özellikle evden çalıştığı dönemlerde, kendini yalnız hissediyordu. Evli, 31 yaşındaki ipotek danışmanı, bir şeylerin ters gittiğini düşünüyordu: Depresyonda olabilir miydi?

Chipers, terapiste gidip olumlu deneyimler yaşayan arkadaşlarını tanıyordu. Bu fikre her zamankinden daha açıktı ama bu aynı zamanda birini bulmayı ve randevu almayı gerektiriyordu. Aslında tek istediği, ruh sağlığı hakkında biraz geri bildirim almaktı.

33
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ertan Tiryaki
9 saat önce
Yaz dostum;
Bir dünya ki
Haklı haksız karışmış

3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 17 Ağustos 2017 12 dk.

Ekolojik fırsat, türlerin farklılaşmasında hayati bir öneme sahip olup adaptif yayılmanın başlamasında anahtar bir rol oynamaktadır.

Özellikle evrimin işlevsel sürecinin Darwin (1859) tarafından tanımlanmasından bu yana, türlerin gezegenimizde nasıl çoğaldığı uzun bir süredir biyologların ilgisini çekmektedir. İnsanlar, dünyanın birçok bölgesinde farklı ekolojiye ve biçimlere sahip benzer organizmaların çeşitliliğini gözlemleyebilirler. Örneğin; Kuzey Amerika’da biçim, renk ve vücut uzunluklarına göre belirgin bir biçimde farklılaşan Lampropeltini (Görsel 1) familyasına ait 35 keme yılanı türünden herhangi birisiyle kolaylıkla karşılaşabilirsiniz. Bu grup içerisindeki türler; beslenme alışkanlığı olarak sürüngen yumurtaları, diğer yılanları, kertenkeleleri, kuşları ve küçük memeleri ve ayrıca yaşam alanı olarak da çölleri, otlak alanları, tropik yağmur ormanları ve yaprak döken kuzey ormanlarını içeren geniş bir yelpazedeki ekolojiyi tercih etmektedirler. Biçim ve ekolojideki bu aşırı farklılık karşısında, tüm bu çeşitlenmelerin zaman içerisinde nasıl ortaya çıktığını sorabilirsiniz. Tüm bu türlerin biçimsel ve ekolojik farklıkları standart ve değişmeyen bir hızda mı başlayıp çoğalmakta yoksa uygun, boş bir ortam ortaya çıktığında mı hızlı bir biçimde bu alanı doldurmaktadırlar?

59
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
172.3K UP
Yazar 4 gün önce 17 dk.

Oyun tabanlı öğrenme öğrenciler arasında motivasyonda artış; eleştirel düşünme, anlamlandırma gibi bilişsel becerilerin gelişimine aynı zamanda takım oyuncusu olabilme, oyunda girişkenlik gibi davranışsal becerilerin gelişiminekatkı sağlayarak öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır.

Sudoku gibi basit görünen ancak karmaşık çözüm algoritmalarına sahip oyunlar; farklı yaşlarda birçok kişinin kodlama, optimizasyon, programlama gibi konuları anlamalarına yardımcı olurken bu konularda uygulama imkanı da sunmaktadır. Bu yönüyle oyun, bilim ve eğitim dünyasının birleştiği nokta olarak görülebilir. Biz yazımızda Sudokunun, matematikte görünenden çok daha derin köklere ve dallara sahip olduğunu detaylandıracağız.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Engincan Avcı
Engincan Avcı
33.0K UP
Yazar 1 Ekim 2021 13 dk.

Roketler, gerçekten de muhteşemler. Bizler zamanımızın şanslı nesilleri olarak günlük hayatımızda sık sık roket uçuşlarına şahit olabiliyoruz. Çoğumuz kendi gözlerimizle tanık olmasak da gelişmiş iletişim teknolojilerimiz sayesinde roketi uzaydayken bile naklen takip edebiliyoruz. Peki kaçıncı kez olursa olsun izlemesi hala nefes kesici olan bu roketlerin nasıl uçtuğunu gerçekten biliyor muyuz? Bu onlarca tonluk roketler, gerek atmosferimizde gerek uzay vakumunda Dünya'nın yorucu yerçekimini yenerek nasıl saatte 27 bin kilometre gibi inanılmaz süratlere ulaşabiliyorlar? Gelin bu devasa kompleks makinelerin ardındaki basit prensipleri beraber keşfedelim…

1900 yılının başlarında uzay yolculuğu imkansız gibi gözüküyordu. Uzayda dikkate değer miktarda gaz bulunmadığı için, havayı iten pervane tarzı araçlarla uzayda yolculuk imkansızdı. Bunu gerçekleştirebilmek için aracı parçacıklar yardımıyla iten bir mekanizma gerekiyordu. İşte bu noktada itici roket motorları geliştirildi. Az sonra daha detaylıca inceleyeceğimiz Newton'un 3. Yasası'na göre işleyen bu motorlar, bir yöne doğru yapılan bir etkinin, o yönün zıt yönüne doğru bir tepkiye neden olmasını sağlayarak büyük kütleli roketlerin havalanmasını ve uzaya doğru hareket etmesini sağlar.

49
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 2 Haziran 2013 39 dk.

Dünyanın dört bir yanındaki polisler, askerler ve güvenlik güçleri, isyan kontrolü (İng: "riot control") adıyla bilinen bir dizi protokole uymaktadırlar ve bu kapsamda birçok farklı yöntemle ülke yönetimlerinin hoşuna gitmeyen protesto, ayaklanma veya isyanları bastırmakta veya bastırmaya çalışmaktadırlar. Burada "isyan kontrolü" adıyla bahsedeceğimiz konu, illa bir "isyan" olması gerekmemekte, her türlü protesto, gösteri ve benzeri anayasa tarafından korunan ve hatta ödev olarak verilen hakları içermektedir (yani bir bir "şapka terim" olarak kullanacağız, kolaylık açısından). İsyan kontrolünün belli adımları bulunmaktadır ve en düşük şiddetten başlayarak giderek sertleşmektedir.

İsyan kontrolünün esasında ilk adımı, yüksek ve rahatsız edici sesler uygulamaktır. Çünkü insan beyni ani olarak sesle uyarıldığında ürkecek ve içinde bulunduğu durumu değerlendirerek kurtulma yolları arayacaktır. Bu psikolojik mücadele, çoğu zaman güvenlik güçleri tarafından es geçilir, çünkü neredeyse hiçbir zaman işe yaramaz. Bunun da sebebi isyanın amacına psikolojik olarak odaklanmış bir beynin, her hayvan türünde (dolayısıyla ve elbette insanda) gördüğümüz kaç veya savaş seçiminden ikincisine yönelmesi daha muhtemel olmaktadır. Öfke, azim, kararlılık, istek, vb. duyguların bunda etkisi büyüktür.

108
5
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 1 gün önce 11:43
Ocak ayına neden "ocak" deriz, hiç düşündünüz mü? Şubat, neden şubattır? Ekim gibi bir ay ismi, dilimize yüzlerce yıl önce mi girdi? Aralık'ın anlamı...
2
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
127.6K UP
İnceleyen 4 gün önce
Pelin Dilara Çolak (Dilozof), Türkiye’de dijital kamusal alanda felsefeyi “yüksek kürsü”den indirip gündelik hayata temas ettiren nadir figürlerden biri olarak okunabilir. Onun yaptığı şey klasik anlamda akademik felsefe üretmekten çok, felsefi duyarlılık kazandırmaktır. Bu ayrım önemli: Dilozof, kavram inşa eden bir teorisyen değil; kavramları yaşayan, onları güncel olaylar ve bireysel deneyimlerle ilişkilendiren bir kamusal düşünürdür.

Çolak’ın anlatı biçimi, felsefeyi “doğru cevaplar” alanı olmaktan çıkarıp doğru sorular sorma pratiği hâline getirir. Özellikle etik, özgürlük, anlam, benlik ve sorumluluk gibi temaları işlerken kullandığı dil, hem akademik jargona mesafeli hem de popülerliğin yüzeyselliğine düşmeyecek kadar yoğunlukludur. Bu yönüyle, Hannah Arendt’in düşünmeyi “eylemden kopuk bir etkinlik değil, dünyada olup bitenlere karşı sorumluluk alma biçimi” olarak tanımlayan yaklaşımıyla örtüşür.

Dilozof’un önemli bir katkısı da, çağdaş bireyin zihinsel sıkışmışlığını felsefi bir problem olarak ele almasıdır. Kaygı, tükenmişlik, anlam yitimi, hız ve performans baskısı gibi olgular, onun anlatılarında psikolojik sorunlar olarak değil; modern yaşamın etik ve varoluşsal sonuçları olarak görünür. Bu tavır, felsefeyi terapiye indirgemeden, terapötik bir derinlik kazandırır.

Eleştirel bir yerden bakıldığında ise, Dilozof’un üretimi bazen bilinçli olarak sistem kurmaktan kaçtığı için parçalı görünebilir. Ancak bu bir eksiklikten çok, dijital çağın dikkat ekonomisi içinde düşüncenin hayatta kalma stratejisi olarak da okunabilir. O, kapalı bir felsefi sistem sunmaz; okuru düşünmeye davet eden açık uçlu düşünce fragmanları üretir.

Pelin Dilara Çolak, Türkiye’de felsefenin kamusal görünürlüğü açısından önemli bir eşik temsil eder. Akademi ile gündelik hayat, soyut kavram ile somut deneyim arasında kurduğu köprü, felsefeyi “uzmanların alanı” olmaktan çıkarıp herkesin sorumluluğu olan bir düşünme biçimi hâline getirir. Bu yönüyle Dilozof, çağdaş anlamda bir “filozof”tan çok, düşünmenin kendisini kamusal bir eylem olarak savunan bir entelektüel aracıdır.
Youtube Kanalı
9.6/10
(163 Kişi)
Puan Ver
Dilozof - @pelindilaracolak
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Emre Odabaş
Emre Odabaş
96.8K UP
Yazar 1 gün önce 12 dk.

Fenoloji; bitkiler, hayvanlar ve diğer organizmaların mevsimsel döngülerini ve bu döngülerin çevresel faktörlerle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Bu disiplin; özellikle sıcaklık, ışık, yağış ve diğer iklimsel değişkenlerin organizmaların gelişim evreleri ve üreme biyolojileri üzerindeki etkilerini anlamak için kullanılır. Fenolojik olaylar arasında çiçek açma, yaprak dökme, meyve olgunlaşması, göç ve üreme dönemleri yer alır. Bu olayların sistematik izlenmesi, ekosistem dinamiklerinin ve iklim değişikliğinin biyolojik süreçler üzerindeki etkilerinin anlaşılmasını sağlar.[1]

Fenoloji çalışmaları, iklim değişikliğinin biyolojik zamanlamalar üzerindeki etkilerini ortaya koymak için kritik öneme sahiptir. Örneğin, küresel ısınma nedeniyle bazı bitki türlerinin çiçek açma dönemleri öne çekilmiş, bazı hayvan türlerinin göç zamanları değişmiştir. Bu tür değişikliklerin izlenmesi, ekolojik uyum mekanizmalarının ve biyoçeşitliliğin korunması için temel veri sağlar. Ayrıca tarım, ormancılık ve doğal kaynak yönetimi gibi uygulamalı alanlarda fenolojik gözlemler, üretim planlaması ve zararlı yönetimi için kullanılmaktadır.[2]

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 14 Aralık 2015 2 dk.

Günümüzde hala eşlerine kendilerine belli bir cinsiyetten çocuk "vermedi" diye (kimi zaman şakayla karışık olsa da) kızan erkekler var mıdır bilemiyoruz... Açıkçası bize inanılmaz çağ dışı geliyor. Ancak ola ki halen bunu uygulayan erkekler varsa varsa, durun deriz. Çünkü neresinden baksanız anlamsız bir iş yapıyorsunuz. İşin sosyolojik anlamsızlığı bir yana, biyolojik olarak da tamamen anlamsız bir iş yapıyorsunuz.

İnsan da dahil olmak üzere memeli hayvanların ezici çoğunluğunun cinsiyeti X-Y kromozom sistemiyle tanımlanır. Bu X ve Y kromozomlarının biri anneden, diğeri babadan yavruya geçer. İki taraftan da X kromozomu gelirse, bebek XX kromozomlarına olur. Bu, biyolojik olarak "dişi"dir. Eğer ki bir taraftan X, diğer taraftan Y gelirse, bebek XY kromozomlarına sahip olur. Bu, biyolojik olarak "erkek"tir.

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Mart 2014 13 dk.

Evrimden söz ederken aklımızda bulundurmamız gereken en önemli şey, bireylerin değil popülasyonların evrimleştiği gerçeğidir. Dolayısıyla evrimsel bir analizin ilk adımı, popülasyonları anlamak ve analiz etmekten geçer. İşte bu yazımızda, popülasyonları anlamak adına ufak bazı adımlar atacağız. Umuyoruz ki faydalı olacaktır.

İlk olarak bazı soru işaretlerini giderip, bazı gerçeklerden bahsedelim: hiçbir türün tekil birey evrimleşmez. Yani siz ya da ben asla evrimleşmeyeceğiz. Biz neysek, oyuz. Ömrümüz boyunca değiştik ve değişiyoruz, değişeceğiz de... Ancak bunların hiçbiri evrimsel değişimler değildir. Bunlar, ömrümüz içerisinde geçirdiğimiz gelişimsel değişimlerdir. Bu değişimlerin doğrudan evrimsel bir anlamı yoktur. Elbette dolaylı yoldan evrimsel gidişatı etkileyebilir; örneğin kas yapıyor olmanız, vahşi doğada hayatta kalma şansınızı kısmen arttırabilirdi. Ancak bu kaslı yapınız, evrimsel bir anlam taşımaz; çünkü neredeyse hiç kalıtsal değildir (epigenetik faktörleri şimdilik göz ardı ediyoruz). Dolayısıyla sizin kaslı olmanız, yavrularınızın da kaslı olacağı anlamına gelmez. İşte bireyin ömrü içerisinde geçici olarak edindiği bu değişimlere modifikasyon, bu modifikasyonların toplamında meydana gelen değişime ise gelişim denir. Modifikasyon, genellikle sonradan kazanılan ve geçici olan özellikler için kullanılır: kas yapma bir örnektir, diğer tipik örneği ise ten renginin güneş altında bronzlaşmasıdır. Bunlar, bu değişimlere neden olan faktörler ortadan kalkarsa zaman içerisinde yok olurlar: eğer ki güneş altında durmazsanız, teniniz eski rengine dönecektir. Kas yapmayı bırakırsanız, kaslarınız eski haline dönecektir. Ancak gelişimsel her değişim geri dönmez: ömrünüz boyunca boyunuz uzar, bilgileriniz artar, dişleriniz değişir, vs. Bunların hiçbiri zaman içerisinde geri dönmez. Fakat yine de bu değişimler evrimsel anlam ifade etmez, çünkü bu değişimler kalıtsal değildirler.

88
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 19 Ağustos 2011 15 dk.

Evrimsel süreçleri anlamaya başlayan bir kişinin karşılaşacağı soru işaretlerinden en yaygın olanı, yapı ve organların birbirleriyle nasıl uyum içerisinde evrimleştiği sorusudur. Bu özünde çok basit bir cevabı barındıran bir sorudur; ancak evrimsel biyolojinin detayları tam olarak anlaşılamadıysa, kafa karıştırıcı olabilir.

Örneğin bir birey, gözün daha basit yapılardan kademeli evrimini gayet iyi anlayabilir; ancak göz evrimleşirken beynin de gözden gelen verileri değerlendirebilecek şekilde nasıl evrimleştiğine anlam veremeyebilir. Benzer şekilde, derimizdeki sinir uçlarının evrimine bağlı olarak dokunma duyumuzun oluşumunu anlayabilir; ancak bunun beyinde değerlendirilecek şekilde bir evrimsel değişimin nasıl olduğunu ilk etapta anlayamayabilir.

92
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan İnceleme
Çınar Civan
Çınar Civan
622.6K UP
İnceleyen8 3 Ekim 2023
Zincire Vurulmuş Prometheus, Aiskhylos'un Prometheus konusunu işlediği üç tragedyadan birincisi ve günümüze kadar ulaşmış olan tek piyesidir. Bu tragedya, durum ve koşullar ne olursa olsun fikirleri savunmayı göstermektedir. Aslında, buradaki fikirlerden kasıt doğruları söylemektir. Prometheus, düştüğü durumda her koşulu göze alarak doğruları söylemeye ve savunmaya devam etmiştir. Tragedyayı okurken özellikle hoşuma giden detay bu oldu.

Basım ile ilgili bir sıkıntı yoktu ancak belirli bölümlerde açıklamalar verilebileceğini düşünüyorum. Kitabın önsözü oldukça güzel yazılmış, okumadan atlamanızı önermem. Ancak, bir sonnotlar bölümü olması iyi olabilirmiş. Tragedya içerisinde numaralandırılarak sonnotlarda açıklamalar verilmesi, okurken bir yandan da öğrenmenizi sağlıyor. Sonnotlar bölümünün hoşuma giden örneklerinden birisi; aynı dizinin (yani Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nin) Sokrates'in Savunması eseridir. Kitabın sonnotlar kısmı bana Antik Yunan hakkında yeni şeyler öğretmişti.

Sonnotlar bölümünün eksikliği dışında hoşuma giden bir detay oldu. Tragedya bittikten sonra "ekler" bölümü başlıyor ve burada tragedya dışında ek bölümlere yer veriliyor. Bu bölüm gerçekten çok iyi düşünülmüş ve eklenmesi isabetli olmuş.

Genel olarak güzel, okumaya değer bir tragedya. Ağır bir dili yok, çoğu kişinin kısa sürede okuyabileceğini düşünüyorum.
9.3/10
(16 Kişi)
Puan Ver
Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi CXCII (192) - Çevirenler: Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
Bu inceleme Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
12
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Uçak seferlerinde surekli asya uzerinden bu yerlere gidiliyor ve kutuplar kullanılmasına izin verilmiyor veya veriliyor mu? ya da kesin olarak kutuplara gidildi mi?
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İbrahim Halil Bağmancı
Bilim insanı 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Bence matematik ne tam anlamıyla bir keşif ne de klasik anlamda bir icat. Matematik, insanın zihninin dünyayı anlamlandırma biçimi. Yani dışarıda hazır duran bir şey değil ama tamamen uydurulmuş da değil. İnsan beyni, düzeni, örüntüyü ve ilişkiyi fark edecek şekilde çalışıyor; matematik dediğimiz şey de bu zihinsel düzen kurma sürecinin dili aslında.

Hatta simülasyon teorisi açısından bakarsak, matematik evrenin “gerçeği” olmaktan çok, bizim bu evrende çalışabilmemiz için kodlandığımız bir sistem gibi duruyor. Sanki biz, evreni matematikle okuyacak şekilde programlanmışız. Bu yüzden matematik varmış gibi geliyor ama belki de o sadece bizim algı filtremiz. Yani matematik evrenin kendisi değil, insan evrene bakarken kullandığı bir şey olabilir.

Bu yüzden “matematik keşif mi icat mı?” sorusu bana eksik geliyor. Matematik, insan zihninin içinde doğan ama dış dünyayla sürekli iletişim içinde olan bir şey. Ne tamamen dışarıda keşfediliyor ne de sıfırdan icat ediliyor; insanla birlikte ortaya çıkıyor.

Tüm Reklamları Kapat

Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye Gözlemi Yapan 3 Ocak 2024 Türkiye, Ankara
Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü, 39.927898 enlem ve 32.873276 boylam.
8
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Büyük düşler hayal edin. Ufak düşlerin büyüsü yok.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
25
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close