Bugüne kadar keşfedilen bütün türlerin ve bütün fosillerin ara geçiş türü olduğu tespit edilmiştir!
"Bir dakika! Nasıl yani? Nasıl tüm fosiller ara geçiş türü olur? Hatta sadece fosil bile demiyorsunuz, türler diyorsunuz!"
Bugüne kadar keşfedilen bütün türlerin ve bütün fosillerin ara geçiş türü olduğu tespit edilmiştir!
"Bir dakika! Nasıl yani? Nasıl tüm fosiller ara geçiş türü olur? Hatta sadece fosil bile demiyorsunuz, türler diyorsunuz!"
Kelime cambazlığı yapmak (İng: "equivocation"), başkalarını kandırmak veya belli bir duruş sergilemekten kaçınmak amacıyla muğlak ve belirsiz konuşmaktır. Örneğin birine doğrudan bir evet-hayır sorusu sorulduğunda bu kişi muğlak bir cevap veriyorsa kelime cambazlığı (veya kelime oyunu) yapıyor olabilir.
Kelime cambazlığı safsatası ise, bir kelimenin farklı anlamlarını, onları içeren argümanı hatalı kılacak şekilde değiştirmeyi içeren bir mantıksal safsatadır. Örneğin "Her istediğimi söylemeye hakkım var, yani bunu yapmakta haklıyım." cümlesi yanıltıcıdır; çünkü "hak" kelimesi iki farklı anlamda kullanılmıştır: İlkinde, bir şeyi yapmak konusunda izinli olmak, ikincisinde, bir şeyin ahlaki olarak iyi olması anlamında...
Nitrit, azot döngüsünde yer alan ve bakteriyel nitrifikasyon/denitrifikasyon işlemlerinin önemli parçası olan bileşiklerden biridir. Özellikle yeni kurulmuş akvaryumlarda henüz tam olarak istenilen dengeye gelmemiş bakteri kültürü sonucunda nitrit birikmesi/patlaması yaşanabilir. Bu durum, balıklar için toksik bir etkiye neden olmaktadır ve nitrit zehirlenmesi (nitrit patlaması) olarak adlandırılır.
Sağlıklı bir akvaryumda nitrit seviyesi mikromolar seviyelerinin dahi altında olmalıdır (neredeyse hiç olmamalıdır). Yükselen nitrit konsantrasyonları çeşitli balık türleri için ciddi sorunlara neden olur. Bu nedenle nitritle başa çıkmak için gerek kimyasal kullanımı gerekse etkinlik yönünden çeşitli eylemler belirlenmiştir.
İsrail'in güneyindeki Negev çölü, M.Ö. 3. binyıldan beri benzersiz kaya sanatıyla ünlüdür. Negev'de dolaşan avcılar, çobanlar ve tüccarlar kayalara binlerce oyma (petroglifler) bırakmışlardır. Bu figürler çoğunlukla doğal olarak oluşan ince siyah bir kaplama olan çöl cilasına oyulmuştur. Çoğu; dağ keçileri, keçiler, atlar, eşekler ve evcil develer gibi hayvanları temsil etse de soyut formlar da görülür.
Frontiers in Fungal Biology dergisinde yayınlanan bir çalışma, petrogliflerin nadir görülen mantar ve liken türlerine ev sahipliği yaptığını ortaya çıkardı.[1] Ne yazık ki bu türler uzun vadede kaya sanatı için ciddi bir tehdit oluşturabilir. Çalışmanın baş yazarı ve Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'nde doktora öğrencisi olan Laura Rabbachin şöyle diyor:
Evrende gördüğümüz birçok yapı, disk şeklinde bulunmaktadır. Bu disk oluşumu çok temel fizik yasalarının sonucunda gerçekleşir. Disk benzeri yapılardan belki de en dikkat çekici olanı spiral (Tür: "sarmal") galaksilerken Güneş sistemi gibi yıldız sistemlerindeki gezegenler de yıldızın doğumu sırasında oluşan bir disk üzerinde doğmuştur.
Böylesine disk benzeri yapıların görülmesinin ardındaki fiziksel sebep, gündelik hayattan da tecrübe ettiğimiz bir etkiye dayanır: merkezkaç etkisi. Arabayla hızla giderken aniden bir virajdan döndüğünüzde, adeta yan taraflara savrulursunuz. Burada hissettiğiniz şey, aslında eylemsizliktir. Hareketinizin bir vektörü (yönü) vardır ve vektörler daima doğrusaldır. Fakat dönüş yaptığınız için vektörünüzün yönü değişmektedir. Eylemsizlik ise tam olarak sizin mevcut hareket vektörünüzü korumak istemenizdir. Bu sebeple vektör değiştikçe siz de savrulmayı hissedersiniz.
Hortumlar, havanın çok hızlı bir şekilde dönmesi sonucu oluşan dikey, huni yapılı hava akımlarıdır. Hortumlar içerisindeki rüzgarlar saatte 400 kilometre hıza ulaşıp, 1.5 kilometre genişliğindeki 80 kilometrelik bir koridor boyunca önüne çıkan tüm engelleri parçalayabilir. Hortumlar, ortalamada 1000'de 1 ihtimalle süperhücre adı verilen müthiş doğa olaylarına dönüşerek, normalde olandan bile yıkıcı hâle gelebilmektedir (ayrıca her 5-6 süperhücreden birinde en az 1 hortum oluşur)!
Hortumlar, fırtınalar içerisinde meydana gelen, bulutlardan yere doğru uzanan ve son derece hızlı bir şekilde dönebilen, vahşi hava sütunlarıdır (ateş girdapları da benzerdir; ancak fırtınalardan bağımsız olarak oluşabilir). Hortumlar oluştuğu zaman gökyüzü çoğu zaman koyu, yeşilimsi bir renge bürünür ve etrafında çok koyu, siyah bulutlar oluşur. Ayrıca kimi durumda hortumlar sırasında çapı 23 santimetreye varabilen dolu yağışı görülebilir.
Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki rüya görmemek mümkün değildir, sadece akılda kalıcılık vardır. Öte yandan sabahları beyin açık olduğu için her şeyi kayıt altına alır. Geceleri ise beyin yenileme çalışmaları içerisinde rüyada önemli bir şey olmadıkça beyin kayıt altına almaz.
Saygılarımla...
Evcilleştirme sendromu; insanlara yakın, sosyal bağlar kurabilme yeteneğine sahip olan, bazı durumlarda da psikolojik destek sağlayabilen evcil canlılarda görülen, evcilleştirilen canlıların fenotipik ve psikolojik özelliklerinde değişimler yaşanmasına sebep olan evrimsel bir fenomendir. Kurtların köpeklere evrimleşmesi sonucu ortaya çıkan ağır başlılık, itaatkarlık, dişlerin küçülmesi ve kürklerdeki renk değişiklikleri gibi özellikler; evcilleştirme sendromunun bir örneğini oluşturur.
Yaklaşık 140 yıl önce Charles Darwin, evcil canlılarda, atalarında gözlenmeyen sarkık kulaklar, beyaz kürk lekeleri, daha küçük beyin ve dişler, uysallık gibi fenotipik ve psikolojik farklılıklar bulunduğunu fark etmiştir. Evcilleştirme sendromunda görülen bu tür değişimler, genelde canlıyı yırtıcılıktan uysallığa doğru değiştirir ve türün insanlarla sosyal bağlarını kuvvetlendirir. Köpeklerin bugün insanların en yakın dostlarından biri olmasının sebebi budur.
Öncelikle şunu belirterek başlamakta fayda var: Elbette ki günümüzden 2 milenyum önce yaşadığı iddia edilen bir şahsın gerçekten var olup olmadığını kesin bir şekilde ifade etmenin pratik bir yolu yok. Bu nedenle bu yazımızdaki amaç İsa'nın var olmadığını ispatlamak ya da var olduğunu ortaya koymak değil. Buradaki amaç, popüler medyada görülebilecek, İsa'nın tarihselliğini reddeden kaynakların kusursuz olmadığı ve onların muadili olan karşıt kanıtların (yani İsa'nın varlığını ileri süren kaynakların) akademik literatürde rahatlıkla bulunabildiği gerçeğini göstermek.
İsa’nın var olmadığı ya da varlığına dair kanıt olmadığı iddiaları batıdaki ateist bloglardan ve bazı ateist tarihçilerden Türkiye’ye ulaşmış durumda. Bunların özellikle Zeitgeist ve Religulous gibi popüler, popülist ve özellikle Zeitgeist örneğinde olduğu gibi baştan sona birçok hata ile dolu nonteist “belgeseller” tarafından yayıldığını görüyoruz. İddiaların Türkiye’deki ateistler için cazibesini anlamak zor değil. Eğer İsa var olmamışsa, İsa’nın varlığını varsayıyormuş gibi görünen İslam da otomatik olarak yanlışlanmış olur. Dolayısıyla İsa yaşamamışsa bu Türkiye ateistlerinin eline İslam’a karşı çok güçlü bir koz verir. Her ne ateist düşünce akımları açısından bu iddianın doğru olması arzulanır olsa da, İsa'nın gerçekten var olmadığına yönelik iddiaların birçok ciddi kusuru var.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.