Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
173.9K UP
Uyarlayan 1 gün önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 5 gün önce
Homo Sapiens, insanlık tarihini “ne oldu?”dan çok “neden böyle oldu?” sorusuyla okuyan bir kitap. Harari, insanı diğer türlerden ayıran şeyin yalnızca zekâ ya da alet yapma becerisi olmadığını; ortak hikâyelere inanabilme kapasitesi olduğunu savunur. Din, para, devlet, hukuk ve ideolojiler bu anlamda biyolojik değil, zihinsel icatlardır ama dünyayı gerçek biçimde şekillendirirler.

Kitabın gücü, okuru rahatsız etmesinde yatar: Tarım devrimi gerçekten ilerleme miydi, yoksa kitleler için daha ağır bir yük mü? İnsan mutluluğu tarih boyunca artıyor mu, yoksa sadece biçim mi değiştiriyor? Harari, insan merkezli anlatıyı bilinçli biçimde sarsar ve “ilerleme” kavramını sorgulatır.

Bilim, tarih ve felsefeyi akıcı bir dille birleştiren Homo Sapiens, kesin cevaplar sunmaz; ama okurun artık eski soruları eskisi gibi soramamasını sağlar. Bu yönüyle bir tarih kitabından çok, insanın kendisiyle yüzleşmesidir.
9.5/10
(194 Kişi)
Puan Ver
İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 15 Temmuz 2018 10 dk.

Bilime ve bilimsel gerçeklere karşı kuşku uyandırmaya çalışan kişilerin en sık gündeme getirdikleri konulardan birisi, bilimin sıklıkla kendini yenilediği, bundan birkaç sene önce "doğru" dediğine şimdi "yanlış" diyebilmesi, yani zaman içinde güncellenmesidir. Bu şekilde sürekli değişen ve kendini yenileyen bilime güvenebilir miyiz? Şu anda "doğru" kabul ettiğimiz şeylerin, bundan birkaç on sene sonra "yanlış" olmadığını nereden bilebiliriz?

İlk olarak şunu net olarak söyleyerek başlayalım: Evet, bilime güvenebiliriz! Hatta öyle ki, bilime güvenme nedenlerimizin başlıcası, bilimin kendini yeniliyor ve güncelliyor olmasıdır. Bir diğer deyişle, tam da bu "yenilenme" özelliği nedeniyle bilime güvenmeliyiz. İzah edelim:

183
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Melih Tuzla
Melih Tuzla
132.6K UP
Ekleyen 1 Ağustos 2021 23 dk.

Pedofili, yetişkin veya daha yaşlı bir ergenin, sadece veya büyük oranda ergenlik-öncesi yaştaki bir çocuğa (veya çocuklara) cinsel ilgi duymasına neden olan psikiyatrik bir bozukluktur.[1][2] Ergenlik-öncesi yaş, kızlar için tipik olarak 10-11 yaş, oğlanlar için 11-12 iken, resmi hastalık katalogları pedofilide aranan ergenlik-öncesi yaşın 13 ve altı olduğunu söylemektedir.[3][4] Bir kişinin "pedofil" sayılabilmesi için en az 16 yaşında olması ve kendisinden en az 5 yaş küçük bir ergenlik-öncesi çocuğa/çocuklara ilgi göstermesi gerekmektedir.

13 yaş ve altındaki çocuklara cinsel ilgi duyma bozukluğuna pedofili denirken, 5 yaş ve altındaki çocuklara cinsel ilgi duyma bozukluğuna infantofili veya nepiyofili, 11-14 yaş arasındaki ergen çocuklara cinsel ilgi duyma bozukluğuna hebefili denmektedir.[5][6][7] Ancak hebefili ile pedofili bozukluklarının ayrı bozukluklar mı olduğu, yoksa aynı bozukluk mu oldukları henüz net değildir.[8][9]

81
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Gonca Çelik
Gonca Çelik
166.9K UP
Yazar 11 Haziran 2019 10 dk.

Escherichia coli (yazıda E. coli olarak kısaltılacaktır) ilk olarak 1885’te Dr. Theodor Escherich tarafından sıcakkanlı organizmaların sindirim sisteminde fekal kontaminasyonun indikatörü olarak tespit edilmiştir. Fekal kontaminasyon, gıda bilimi ve teknolojisinde ham maddenin veya son ürünün dışkı ile kirlenmesi demektir. Buradaki ham madde ve ürün süt ve yoğurt gibi besinler olabilir. E. coli’nin indikatör olarak kullanılmasının sebebi, kendisinin de dışkı kaynaklı bir mikroorganizma olmasıdır. Dolayısıyla bir gıdada, ham madde veya bir gıda araç-gerecinde E.coli’ye rastlanılması durumunda, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak buralara dışkının bulaştığını anlarız.

Bir bakteriyi fekal indikatör olarak seçebilmemiz için kendisinin diğer bakterilere göre bazı farklı özelliklere sahip olması gerekmektedir. Öncelikle bağırsak kökenli olmalıdır. Dışkıdan izole edilebilmelidir, çevresel koşullara karşı dayanıklı olmalıdır ve gıdalarda çok düşük düzeylerde bulunsalar bile tespit edilebilir olmalıdırlar. 

57
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Göksün
Ege Göksün
64.6K UP
Yazar 31 Aralık 2021 5 dk.

Kapibaralar, özellikle ılık ve oldukça nemli bölgeleri seven, dış görünüşü itibariyle fazlasıyla büyük bir hamsterı andıran ve Güney Amerika’ya özgü olan, günümüzde hâlen hayatta olan en büyük kemirgen türüdür. Boyutları kimi yerlerde iri bir köpek kadar olan bu kemirgenler, aynı zamanda oldukça dayanıklılardır.

Kapibaralar bir kemirgen olmasına karşın diğer kemirgenler arasında kendisine en yakın yaşayan tür gine domuzlarıdır (ya da bir diğer bilindik isimleriyle, "kobay fareleri"). Bu benzerlik, özellikle iki türün de dış görünüşlerine bakıldığında ortaya çıkar. Boyuttaki fark gözardı edilirse yüz ve özellikle burun çevresi bu iki tür arasında genetik olarak büyük benzerlik olduğunu gözler önüne serer.

27
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 4 dk.

3D yazıcı, bilgisayar ortamında oluşturulan tasarım dosyalarını alıp elle tutulur gerçek nesnelere çeviren bir tür makinedir. Çok çeşitli tipleri bulunsa da günümüzde en yaygın olarak kullanılanı Fused Deposition Modeling (FDM) tipi yazıcıdır. Bu tür yazıcılar basit bir şekilde, verilen plastik materyali alır ve sıcak bir uçta eriterek arzu ettiğiniz nesneyi katman katman yazarak bir bütün haline getirir. Bu yazıda yazıcılardan bahsederken FDM tipi olanları kast ediyor olacağız.

Öncelikle yapılması gereken, elde bir tasarım dosyasının bulunmasıdır. Bunu SolidWorks gibi CAD programları kullanarak kendiniz tasarlayabileceğiniz gibi, 3D tarayıcı kullanarak bir nesneyi taratarak da elde edebilirsiniz. Yani ya gerçek bir nesneyi taratmanız ya da sanal bir nesneyi kendiniz bilgisayarda oluşturmalısınız. Buna bir diğer alternatif ise başkalarının yaptığı tasarımları ilgili platformlarda (GrabCad, Thingiverse gibi) aratarak indirmektir. Özetle, elinizde bir tasarım dosyası bulunmalıdır. Dosyanın formatı ise STLolmalıdır.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj
Teşekkürler, G. Deniz Salalı!

Evrim Ağacı'na bugüne yaptığın tüm katkılar için çok teşekkürler! Evrim Ağacı'nda yayınladığın veya yayınlanmasına katkı sağladığın 3 içerik sayesinde Türkiye'de bilimsel bilgiye erişim bir o kadar kolay. Hep birlikte, daha da güzel işler başarmaya devam!

Devamını Göster
Teşekkürler, G. Deniz Salalı!
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'na katkı sağlamanın bir yolu, Agora Bilim Pazarı'na uğrayarak, burada bilimseverlerle buluşturduğumuz bilim kitapları, ders kitapları, hediyelik eşyalar ve diğer ürünlerden satın almak. Bir göz atın, hoşunuza giden bir şeyler bulacağınıza hiç kuşkumuz yok!

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Ocak 2013 1 dk.

Günümüzde insanın son 6 milyon yıllık evrimsel geçmişine ait 30 civarında tür (ya da daha ayağa düşmüş terimiyle "ara tür" veya "geçiş türü") bilmekteyiz. Bunların bazılarının analizi halen sürse de, ve bir kısmı tartışmalı olsa da, insan evriminin köşebaşı konumundaki türlere dair verilerimiz oldukça fazla sayıda ve evrimsel değişimin nasıl gerçekleştiğini net bir şekilde görmemiz için fazlasıyla yeterli.

Görselde, bu köşebaşı türlerin yeniden canlandırılmalarını görüyorsunuz. Elbette bu canlıların tüm detaylarını tam olarak bilemiyoruz; ancak zaten sakallarının rengi ya da yanaklarının ne kadar dolgun olduğu çok önemli değil. Önemli olan, evrimsel tarihte geriye gittikçe bu atalarımızın bizlerden kademeli olarak daha farklı göründükleri gerçeği... Bu basamaklardan yola çıkarak evrimi anlamak hiç de zor değil. 

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Buğra Ünal
Seslendiren 28 Ekim 2024 35:43
-Qualcomm'dan bir iyi bir kötü haber -Apple'dan beklenen duyurular
15
İnceleme
Esra Yıldız
İnceleyen 2 gün önce
Ilk film fazlasıyla klasik kıyamet filmi havasindaydi ancak ikinci film fragman bizi yaniltmayacaksa dehşet olaylar olacak........
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eylül Boğatekin 2
Üye 6 gün önce
Spinoza’nın katı determinizmi doğrudan Ethica’da temellendirilirken, modern fizikteki nedensellik anlayışıyla paralellik daha çok çağdaş yorumcular ve bilim felsefesi literatürü üzerinden kurulmaktadır. aralarında anlamlı bir paralellik kurulup kurulamayacağını tartışmayı hedeflemektedir.
174 görüntülenme
Spinoza’nın katı determinizmi ile modern fizikteki nedensellik anlayışı arasında bir paralellik kurmak mümkün mü?
Spinoza’nın katı determinizmi ile modern fizikteki nedensellik anlayışı arasında bir paralellik kurmak mümkün mü?
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.4K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Little Amélie or the Character of Rain, Amélie et la métaphysique des tubes
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Arif G.
Arif G.
111.3K UP
5 gün önce
Yaşadığım sim kart problemleri yüzünden e-sime geçmek için şubeye gittim. Dedim e-sime geçmek istiyorum. Alaycı bir tavırla 'sistem izin vermiyor, sorun yaşarsınız' dediler. Ne gibi sorun, teknik kısım ne dediğimde 'yurt dışı cihazlarda e-sim desteklenmiyor' dedi. Bu tavrından dolayı terk ettim şubeyi. Başka şubeye geldim, isteğimi aynen belirttim. Aynı cevap, 'geçemezsiniz.' Bu sefer direkt şöyle dedim 'yurt içi cihaz kullanıyorum.' Tabii hemen işlemlere başlayalım dedi. Arkadan bir ses yükseldi. 'Geçemezsin, cihazın destekliyor mu' diye. Cevap olarak 'destekliyor' dedim ama karşı taraf 'ama yine sorun yaşarsın' neden dediğimde yurt dışı cihazlarda her zaman sorun olur dedi. Cevabımı tekrarladım, 'cihaz yurt içi.' Bu yaşananlardan sonra da başka bir zaman diyerek çıktım. Başka şube kalmadı, aslında bir dolu şube var ama kullanıcı odaklı ve kaliteli hizmet veren zaten iki şube kalmıştı. Son çare şube müdürlüğüne gittim, aynı beyanlarımı sundum ve hemen işlemler başladı. Ücret sorduğumda ise "180" gibi ücret çıkardılar. O an şoklar içindeydim, niye mi? Bu iki şube bana "500" rakamını çıkardılar. Yani sonuçta ülkemizde yaygın bir teknoloji olmadığı için sorgulamadan uygun fiyat algısına kapıldım doğal olarak.
Her şerde bir hayır vardır derler ya, tam onu yaşadım. Güzel bir tavırla karşılasalardı beni o fahiş fiyatı ödemiştim çoktan. Yani bu olaydan çıkarılacak ders her zaman SORGULA. Bilgili olalım ya da olmayalım en azından o konu ile küçük bir araştırma ile de fiyat bilgileri hakkında bilgi edinebilirdim. Konu burada hiçbir zaman ücret olmadı. Konu ne biliyor musunuz; bizim aptal yerine konmamamız. Şube müdürlüğünün varlığını ve bu hizmeti vermesini yeni öğrenmiştim. Çünkü bize her zaman her yerde gördüğümüz bu şubeler, bizden başka hizmet veren yok, bize sadık kalın, mesajını aşıladılar. Çağrı merkezleri de aynı durum, bir kere bile şube müdürlüğünün lafı edilmedi. Neyse takıldığım bir konu ise bu yurt dışı cihaz kullanıcıları şubeleri nasıl uğraştırdıysa, herkesi onlar sanıyorlar. Burada da derin bir konu var ama başka zaman anlatayım..
52 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Discord
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
151.2K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu soru ilk bakışta “insan zekâsı” gibi çok tanıdık bir yere çıkıyor ama biraz durup baktığımızda asıl farkın başka bir yerde gizlendiğini fark ediyoruz. İnsan türünü diğer canlılardan ayıran şey, tek tek bireylerin olağanüstü zekâsı değil; birlikte hayal kurabilme ve bu hayallere gerçekten inanabilme yeteneği. Bir şempanze problem çözebilir, bir yunus iletişim kurabilir, bir karga alet yapabilir. Ama hiçbiri, var olmayan bir şeye milyonlar halinde inanıp onun uğruna fedakârlık yapamaz.

Yuval Noah Harari’nin çok net söylediği gibi “İnsanlar büyük sayılar hâlinde ancak ortak mitlere inanarak işbirliği yapabilirler.” Dinler, para, hukuk, devlet, millet ya da şirketler .Bunların hiçbiri doğada taş ya da ağaç gibi kendiliğinden var olmaz. Para, sadece üzerinde uzlaştığımız bir hikâye olduğu için paradır. Devlet, milyonlarca insan onun var olduğuna inandığı için vardır. Harari’nin ifadesiyle bunlar “nesnel gerçeklik” değil, “ortak hayal gücünün ürünleri”dir.

Tüm Reklamları Kapat

Buradaki kritik nokta şu insan beyni evrimsel olarak mucizevi bir sıçrama yapmış olabilir ama bu sıçrama tek başına matematik çözme ya da daha hızlı düşünme anlamına gelmez. Asıl sıçrama, başkalarının zihninde de aynı hikâyenin dolaşabileceğini sezebilmemizdir. Dil bu yüzden hayati önemdedir. Dil, sadece bilgi aktarmak için değil, hayali gerçekmiş gibi paylaşmak için vardır. Bir aslan “burada tehlike var” diyebilir, ama “bu topraklar kutsaldır” diyemez.

Bireysel zekâ çoğu zaman kırılgandır; bir insan yanılabilir, hata yapabilir, hatta kandırılabilir. Ama kolektif hayal gücü, inanılmaz derecede dayanıklıdır. Binlerce yıl boyunca değişen tanrılar, imparatorluklar ve ideolojiler olmuştur ama “inanılan hikâyeler etrafında birleşme” kapasitesi hiç kaybolmamıştır. Émile Durkheim’ın dediği gibi “Toplum, bireylerin toplamından daha fazlasıdır.” İnsan tek başına akıllı olabilir, ama birlikte inandığında tarih yapar.

Bu yüzden insanı insan yapan şey sadece zekâ değil; zekânın sosyal bir bağlamda, ortak anlamlar üretmek için kullanılabilmesidir. Biz dünyayı yalnızca olduğu gibi algılamayız, aynı zamanda ona anlam yükleriz. Ve bu anlamlar paylaşıldığında gerçekliğin kendisini şekillendirir. Bir bayrak, bir anayasa ya da bir para parçası. Hepsi, üstünde anlaştığımız hikâyeler sayesinde milyonları harekete geçirebilir.

Belki de rahatsız edici ama dürüst cevap şudur bence ; İnsan, en rasyonel canlı olduğu için değil, en ikna edici masalları anlatıp onlara inanabildiği için gezegene hâkim oldu. Zekâmız bu masalları kurmamıza yardım etti; ama bizi biz yapan, o masalları birlikte ciddiye alabilmemizdi.[1]

Teşekkür ederim.

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close