Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
500 ATP Ödüllü Soru: Atomların çekirdekleri ve elektronları arasındaki kısımda ne var? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ferit Görür
Ferit Görür
242.3K UP
Çeviren 4 gün önce 13 dk.

İngiltere'nin Cornwall bölgesindeki huzurlu bir vadide, devasa baloncuklu naylon tabakalarından yapılmış gibi görünen devasa kubbeler yer alıyor. Bu kubbeler, dünyanın dört bir yanından gelen bitkileri barındırıyor ve Eden Projesi (İng: "Eden Project") olarak bilinen botanik bahçesinin imza niteliğindeki özelliğini oluşturuyor. Eden Projesi'nin hemen yanında, yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğündeki asfaltlı bir arazide, zararsız görünen birkaç adet 10 metre uzunluğunda depolama konteyneri ve 3 metre yüksekliğinde kırmızı metal bir yapı bulunuyor.

Bu yapının hemen altında, Dünya'nın kabuğunun 5,3 kilometre derinliğine inen küçük bir delik var. Yaklaşık bir pizza genişliğinde olan 25 santimetrelik çapıyla, sadece iki boruyu barındıracak kadar geniş bir alan sunuyor. Bu borulardan daha geniş olan dış boru soğuk suyu aşağı pompalamak, içteki çekirdek boru ise sıcak suyu yüzeye geri pompalamak için kullanılıyor. Elde edilen bu sıcak su, kubbelerin içindeki bitkilerin ihtiyaç duyduğu tropikal sıcaklıkları korumak amacıyla Eden Projesi'ni ısıtmak için kullanılıyor.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Rasyonalist Bilim
Yazar 20 saat önce 7 dk.

Elektrikli itki sistemleri; uzay araçlarının yörünge hareketlerini ayarlamak, araçları belli yörüngede tutmak ve uzayın derinliklerine yolculuk yapmak gibi beliren ihtiyaçlardan ortaya çıkmıştır. Kimyasal roketlere göre daha az maliyetlidir ve daha uzun süre yolculuk yapmaya izin verir. Genellikle kimyasal itki sistemleri, araçların Dünya'dan gönderilmesi için kullanılır. Ancak ana iticinin yapamayacağı, daha düşük güçlü işlemleri gerçekleştirecek başka sistemlerinin de uzay aracına eklenmesi gerekir.[1] Güneş panelleri ile depolanan veya nükleer döngülerle elde edilen enerji, bu düşük güçlü sistemleri harekete geçirmeye yetmelidir. Elektrikli sistemler işte bu ek işlemleri gerçekleştirmek için iyi bir alternatiftir ve özgül itkileri (İng: "specific impulse") diğer itki sistemleri ile karşılaştırıldığında çok daha yüksektir.

Elektrikli sistemler, kendi içinde farklı kaynaklarla desteklenir. Temelde hepsinin mantığı benzerdir. Bir şekilde iyonlaştırılan nötr gaz, genellikle iyonlaşma enerjisi yüksek bir soy gaz, elektrik alan ile hızlandırılarak atılır. Kullanılan tipe göre, sadece pozitif iyonlar atılır veya ısıtılan gaz, pozitif ve negatiflerle birlikte atılır. Yeni elektrikli sistemlerde "iyodin" de kullanılmaya başlanmıştır. İyodin katı halde depolanır, oda sıcaklığında gaz haline gelir ve iyonlaşma süreci benzer şekilde devam eder.

4
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.5K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

“Evrim canlıların kendini geliştirme sürecidir” ifadesi kulağa doğru gibi gelse de aslında bilimsel olarak yanıltıcıdır. Evrim bir ilerleme ya da mükemmelleşme süreci değil, çevreye uyum sağlama sürecidir. Bu yüzden bütün canlıların “çok gelişmiş” olmaması bir çelişki değil, evrimin tam da nasıl çalıştığını gösteren bir durumdur.

Öncelikle evrim, bir hedefe doğru ilerleyen bilinçli bir süreç değildir. Doğal seçilim yoluyla işler; yani belirli bir ortamda hayatta kalmayı ve üremeyi kolaylaştıran özellikler korunur. Bu özellikler “daha gelişmiş” olmak zorunda değildir sadece o anki çevrede işe yaraması yeterlidir. Örneğin bakteriler, milyonlarca yıldır neredeyse aynı temel yapıda varlıklarını sürdürürler. Çünkü zaten bulundukları ortama mükemmel derecede uyumludurlar; daha karmaşık olmalarına gerek yoktur (Futuyma, 2013).

Tüm Reklamları Kapat

Burada önemli bir kavram da Uyum (adaptation)dur. Evrim, organizmaları “en karmaşık” hale getirmez, “en uygun” hale getirir. Bir parazit için basit bir yapı avantajlı olabilir; çünkü enerji harcamaz ve hızlı çoğalır. Buna karşılık bir memeli için karmaşık bir sinir sistemi avantajlıdır. Yani karmaşıklık eşittir üstünlük değildir (Ridley, 2004).

Ayrıca evrimsel süreçte kısıtlamalar vardır. Canlılar sıfırdan tasarlanmaz; var olan yapıların üzerine küçük değişikliklerle evrimleşirler. Bu yüzden bazı “kusurlu” görünen yapılar korunur. Örneğin insan gözündeki kör nokta ya da omurganın bel ağrısına yatkın yapısı, evrimin mükemmel değil, “yeterince iyi” çözümler ürettiğini gösterir (Dawkins, 2009).

Bir diğer önemli nokta, evrimin çok dallı bir ağaç gibi işlemesidir. Evrimsel ağaç üzerinde tüm canlılar farklı yönlere dallanır. İnsanlar bu dallardan sadece biridir; “en üst nokta” değildir. Bugün yaşayan her tür, kendi çevresi için aynı derecede “başarılıdır ”aksi halde zaten yok olurdu (Gould, 1996).

Son olarak, çevre sürekli değiştiği için “en gelişmiş” diye sabit bir durum da yoktur. Bir ortamda avantajlı olan özellik, başka bir ortamda dezavantaj olabilir. Bu nedenle evrim, durağan bir mükemmellik değil, sürekli bir uyum sürecidir. Kısacası, bütün canlıların “çok gelişmiş” olmamasının nedeni evrimin hedefinin gelişmişlik değil, uyum ve hayatta kalma olmasıdır. Aslında bakarsan, bugün yaşayan her canlı ster bakteri olsun ister insan kendi koşulları içinde zaten “başarılı ”dır. Umarım soruyu soran öğretmeniniz için bu açıklama yeterli gelir. Kolaylıklar dilerim.

Teşekkür ederim.

6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Söz
Ali Kaya
Ali Kaya
365.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 20 Nisan 2024
Matematiğin temellerine ilişkin sorular, son zamanlarda birçok kişi tarafından ele alınmış olsa da, hala tatmin edici bir çözümden yoksundur. Dilin muğlaklığı felsefenin ana sorun kaynağıdır. Bu nedenle kullandığımız sözcükleri dikkatle incelemek son derece önemlidir.
Kaynak: Arithmetices principia adlı kitabının açılışı
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
12
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bunu sadece Evrim Ağacı'nın eskileri bilir. 2010 yılında kurulan Evrim Ağacı'nın en önemli parçalarından biri, evrim ve ilgili konularda ürettiğimiz devasa Makale Arşivi'mizdi. Bu arşivimiz, her geçen gün daha da büyüyen şekilde yoluna devam ediyor. Nostalji yapmak isteyenlere önerilir!

Kerem Mollakerim
Kerem Mollakerim
50.2K UP
Üye 3 gün önce
Daha çok giriş seviyesinde matematik, fizik gibi bilim alanlarında ve İlber Ortaylı'nın "Bir Ömür Nasıl Yaşanır" kitapları gibi gelişim için olan kitap önerilerine açığım.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
242.3K UP
Çeviren 11 saat önce 18 dk.

Geleceği tahmin etmenin genellikle beyhude bir çaba olduğu düşünülür. Yine de önümüzdeki on yıllarda neleri konuşacağımızı merak etmekten kendimizi alamıyoruz. Belki de bunları, Ay'daki bir barda oturup yaşlanma karşıtı ve karanlık madde (İng: "dark matter") aromalı içeceklerimizi yudumlarken tartışıyor olacağız.

Bilim dünyasında her hafta yayımlanan yüzlerce yeni araştırma makalesi, yarının rüzgarlarının ne yöne eseceğini anlamamız için bize sayısız ipucu sunuyor. Biz de bu bilimsel verilerden yola çıkarak, geleceğin teknolojilerine dair en güçlü tahminleri bir araya getirdik. İşte bu veriler ışığında, 2050 yılında günlük hayatımızı doğrudan tanımlayacağını düşündüğümüz 10 devrimsel teknoloji.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.2K UP
4 gün önce
Science dergisinde yayımlanan çarpıcı bir Hokkaido Üniversitesi çalışması, ahtapotların evrim tarihini yeniden yazıyor: Geç Kretase döneminde, yaklaşık 100-72 milyon yıl önce, dev ahtapotlar okyanusların en üst avcıları arasında yer alıyordu.
 
Ahtapotlar yumuşak vücutlu olduğundan fosil kaydında nadiren iz bırakır. Araştırmacılar bu güçlüğü aşmak için yüksek çözünürlüklü öğütme tomografisi ve yapay zeka modeli kullanarak Japonya ve Vancouver Adası'ndan elde edilen kaya örneklerinin içinde gizli kalmış fosil çeneler tespit etti. Bu çeneler, günümüzde soyu tükenmiş yüzgeçli ahtapot grubu Cirrata'ya ait.
 
Çenelerin boyutu, şekli ve aşınma izleri analiz edildiğinde bu hayvanların toplam boyunun 20 metreye yaklaştığı hesaplandı; bu da aynı dönemin büyük deniz sürüngenlerini geride bırakabilecek bir ölçek. Çene yüzeyindeki yoğun kıymık, çizik ve parlatma izleri güçlü ısırma kuvvetine işaret ediyor; modern sert kabuklu avlanan kafadanbacaklılarda görülenden daha fazla çene aşınması gözlemlendi.
 
Bulgular iki açıdan son derece önemli. Birincisi, finli ahtapotların bilinen en erken kaydını 15 milyon yıl, genel ahtapot kaydını ise 5 milyon yıl geriye taşıyor. İkincisi, omurgasızların 400 milyon yıldır omurgalıların egemenliğinde olan deniz ekosistemlerinin zirvesine çıkabileceğinin ilk doğrudan kanıtını sunuyor. Çenelerde gözlemlenen asimetrik aşınma örüntüleri ise bu ilk ahtapotların bile gelişmiş sinir işleme kapasitesiyle bağlantılı davranışsal bir lateralizasyon sergileyebileceğine işaret ediyor.

144 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ezgi Çıtlak
Ezgi Çıtlak
4,254 UP
Anneyim, konuya dailr birçok araştırma okudum 28 Mart 2025 Sen de Cevap Ver
Evlenip çocuk yapmak kişinin hayatında kendine karşı bir teslim oluşu mudur?
Evlenip çocuk yapmak kişinin hayatında kendine karşı bir teslim oluşu mudur?

Öncelikle, bu sorunun kültürel arkaplandan bağımsız olarak ele alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğer, kültürel normlar ebeveynleri bahsettiğiniz şekilde zorluyor ve kendilerini bir kenara bırakmaları konusunda baskılıyorsa; Evet. Bu durumun sonucunda ya ebeveyn kendinden vazgeçip çocuğa odaklanmak ya da sürekli olarak kötü ebeveyn olma kaygısı ile yaşamak zorunda bırakılır. Ancak, mindful ebeveynlik olarak bilinen ve psikologlarca da önerilen yaklaşımlarda, ebeveynlerin kendilerini dinlemeleri, kendi ihtiyaçlarını değerlendirmeleri ve kendi istek, duygu ve düşüncelerini de gözeterek, davranmaları teşvik edilir. Bu yaklaşımlar yaygınlaştıkça ve kültürel olan yaklaşımın yarattığı baskıyı azalttıkça, ebeveynlikle birlikte gelen kimlik karmaşası ve kendinden vazgeçme hali de azalacaktır diye düşünüyorum.

Kaynak: Mindful Ebeveynlik[1]

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Belirtilmemiş. Mindful Ebeveynlik Nedir. Alındığı Tarih: 28 Mart 2025. Alındığı Yer: Budizzz App | Arşiv Bağlantısı
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.5K UP
İnceleyen 21 saat önce
Merhaba
René Descartes’ın Meditasyonlar adlı eseri, modern felsefenin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir ve temel amacı kesin, şüphe götürmez bilgiye ulaşmaktır. Descartes bu hedefe ulaşmak için “metodolojik şüphe” adını verdiği bir yöntem geliştirir. Bu yönteme göre, en küçük bir şüphe ihtimali taşıyan tüm inançlar geçici olarak reddedilmelidir. Duyuların zaman zaman bizi yanılttığını gözlemleyen Descartes, dış dünyaya dair bilgilerin güvenilirliğini sorgular. Hatta daha ileri giderek, rüya görüyor olabileceğimizi ve tüm deneyimlerimizin bir yanılsama olabileceğini öne sürer. Bu radikal şüphe, aslında bilgiyi tamamen yıkmak için değil, sağlam bir temel bulmak için kullanılan sistematik bir araçtır.

Bu şüphe süreci içinde Descartes, şüphe etmenin kendisinin bile bir kesinlik içerdiğini fark eder. Çünkü şüphe eden bir özne vardır ve bu öznenin varlığı inkar edilemez. Böylece ünlü “Düşünüyorum, öyleyse varım yani Cogito, ergo sum sonucuna ulaşır. Bu önerme, yalnızca bireysel varoluşun kanıtı değil, aynı zamanda bilginin özne merkezli olarak kurulmasının başlangıcıdır. Artık bilgi, dış dünyadan değil, düşünen öznenin bilincinden temellendirilir. Bu yaklaşım, modern felsefede öznenin merkezi rolünü belirleyen önemli bir kırılma noktasıdır.

Descartes, bu temel kesinlikten hareketle daha geniş bir bilgi sistemi kurmaya çalışır. Bu noktada Tanrı’nın varlığı önemli bir rol oynar. Descartes’a göre, insan zihninde bulunan “mükemmel varlık” fikri, kusurlu bir varlık olan insan tarafından üretilemez; bu fikir ancak gerçekten var olan mükemmel bir varlık tarafından zihne yerleştirilmiş olabilir. Bu nedenle Tanrı vardır ve aldatıcı değildir. Tanrı’nın aldatıcı olmaması, insanın açık ve seçik olarak kavradığı bilgilerin doğru olduğunun garantisi olarak görülür. Ancak bu argüman, Descartes’ın Tanrı’yı bilginin garantisi olarak kullanırken yine açık ve seçik algılara dayanması nedeniyle “döngüsellik” eleştirisine maruz kalmıştır.

Descartes’ın bir diğer önemli katkısı zihin ve beden arasında yaptığı ayrımdır. Ona göre zihin, düşünen ve bilinçli olan bir tözdür; beden ise uzamda yer kaplayan, maddi bir varlıktır. Bu iki töz birbirinden tamamen farklıdır ve farklı özelliklere sahiptir. Bu görüş, düalizm olarak adlandırılır ve modern zihin felsefesinin temel problemlerinden birini ortaya çıkarır: Zihin ve beden birbirinden tamamen farklıysa, nasıl etkileşime girerler? Descartes bu etkileşimi tam olarak açıklayamaz ve bu durum onun sisteminin zayıf noktalarından biri olarak görülür.

Descartes, Tanrı’nın varlığını ve güvenilirliğini kabul ettikten sonra dış dünyanın varlığını yeniden temellendirir. Artık duyular tamamen güvenilmez değildir; doğru kullanıldıklarında bilgi sağlayabilirler. Böylece Descartes, şüpheden kesinliğe, özneden dış dünyaya doğru ilerleyen bir bilgi sistemi kurar.

Descartes'in tüm bu açıklamalına karşı çıkan yorum yapan bir çok düşünür vardır. İlk olarak John Locke, Descartes’ın doğuştan fikirler anlayışına karşı çıkar. Descartes’a göre bazı temel fikirler (örneğin Tanrı fikri) zihinde doğuştan bulunur. Locke ise zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur. Ona göre tüm bilgi deneyimden gelir. Bu bağlamda Locke, Descartes’ın rasyonalizmine karşı ampirizmi geliştirerek güçlü bir alternatif sunar.

Bir diğer önemli eleştirmen David Hume’dur. Hume, Descartes’ın kesin bilgi arayışını fazla iyimser bulur. Ona göre insan zihni, neden-sonuç ilişkileri gibi temel kavramları bile kesin olarak bilemez; bunlar alışkanlıkların ürünüdür. Bu açıdan Hume, Descartes’ın ulaşmaya çalıştığı kesinlik idealini ciddi biçimde sarsar ve daha radikal bir şüpheciliğe yönelir.

Immanuel Kant ise Descartes ile Hume arasında bir sentez kurmaya çalışır. Kant, Descartes’ın akla verdiği önemi kabul eder, ancak bilginin yalnızca akıldan değil, aynı zamanda deneyimden de beslendiğini savunur. Ona göre zihin, deneyimi şekillendiren bazı apriori (deneyim öncesi) kategorilere sahiptir. Kant böylece Descartes’ın özne merkezli yaklaşımını geliştirir, fakat Tanrı gibi metafizik iddiaların kesin olarak kanıtlanamayacağını ileri sürer.

Baruch Spinoza ise Descartes’ın düalizmini eleştirir. Descartes zihin ve bedeni iki ayrı töz olarak görürken, Spinoza bunların aslında tek bir tözün (Tanrı ya da doğa) farklı görünümleri olduğunu savunur. Bu yaklaşım, düalizmin yarattığı zihin ve beden etkileşim problemini aşma girişimi olarak değerlendirilebilir.

Son olarak Friedrich Nietzsche, Descartes’ın “düşünen özne” anlayışını kökten sorgular. Nietzsche’ye göre “ben” dediğimiz şey sabit ve temel bir öz değil, dilin ve alışkanlıkların bir ürünüdür. Bu nedenle “Düşünüyorum, öyleyse varım” ifadesi bile yanıltıcıdır; çünkü ortada sabit bir “ben” olduğu varsayımına dayanır.

Meditasyonlar, aslında bilginin temellerini sorgulayan, özneyi merkeze alan ve aklı en güvenilir bilgi kaynağı olarak gören rasyonalist bir yaklaşım sunar. Bununla birlikte, Tanrı’nın varlığına dair kanıtların ikna ediciliği, zihin ve beden etkileşiminin açıklanamaması ve bireysel bilince aşırı vurgu yapılması gibi yönleri nedeniyle eleştirilmiştir. Buna rağmen eser, modern felsefenin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamış ve sonraki filozoflar için vazgeçilmez bir tartışma zemini oluşturmuştur.
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Meditasyonlar - Gassendi'nin Meditasyonlar'a İtirazı ve Descartes'in Bu İtirazlara Yanıtı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Bilgisayar Bilimleri konusunda geliştirebilirsin.

Emre Ozan Yıldız
Emre Ozan Yıldız Seslendiren 1 Mayıs 2019 11:21
Size büyük bir rastlantıdan bahsedeceğim… Bence gelmiş geçmiş bilim insanlarının en etkilisi ve en büyüğü, Galileo'nin hayata veda ettiği 1642 yılının...
38
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Öne Çıkan EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İzmir Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce İzmirÜcretsiz10 Mayıs
Astronomi Bilimine Sanatsal Dokunuş: Astrofotoğrafçılık ve Tutulmalar
10 Mayıs 2026 15:00 tarihinden 10 Mayıs 2026 18:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı İzmir Şehir Topluluğu olarak astrofotoğrafçılık alanındaki derin bilgi ve deneyimi ile Kubilay Akdemir konuğumuz olacak! Astronomi bilimine sanatsal bakış açısıyla yaklaşacağımız bu etkinliğe, astronomi ve fotoğrafçılık alanlarıyla ilgilenen herkes davetlidir! Etkinliğimiz ücretsiz bir etkinliktir.     

                                                                                                                                                                    

📍Cliff Venue Bahçe, Bornova, https://share.google/JOJlJr0yTLo4qITE4
⏱️10 Mayıs, Pazar, 15:00

📝Kayıf Formu: https://forms.gle/zmaaDScBkGe77yUi9

KONUŞMACI HAKKINDA

Kubilay Akdemir 1976 yılında Gaziantep’te Doğdu. İlk ve orta öğrenimini
doğduğu şehirde tamamladı. Gaziantep’te yerel yayın yapan GRT ve Yaprak
TV kanallarında program yapımcılığı yaptı. 1997-2005 yılları arasında Dokuz
Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümü’nde eğitim
gördü. 1996’dan beri gökyüzü fotoğrafçılığıyla uğraşmaktadır. 1996-2002 yılları
arasında Ege Mimarlık Dergisi’nde çalışmalar yaptı. Ege Üniversitesi Astronomi
Bölümü’nün düzenlediği yaz okullarında gökyüzü fotoğrafçılığıyla ilgili dersler
verdi. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen “Tam Güneş Tutulması”
Fotoğrafları Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi’nde yayınlandı. Canon, NTV,
CNNTÜRK, Atlas Dergisi, Magma Dergisi ve Tübitak gibi kurumların
destekleriyle Mısır, Güney Afrika, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Sri Lanka,
Suriye, Avustralya , Endonezya, ABD, Filipinler, Uganda, ve Türkiye’de belgesel
fotoğraf ve film alanında çalışmalar gerçekleştirdi. 2001 yılından beri ATLAS
Dergisi serbest fotoğrafçısı olarak görev almakta, 1996 yılından beri İzmir’de
bulunan Gölge Reklam Ajansında sanat yönetmenliği ve tanıtım/reklam filmleri
konusunda çalışmaktadır. Akdemir, “Tutulma Avcıları” adlı Güneş ve Ay
tutulmaları belgesel çalışmalarını 1999 Yılından beri sürdürmektedir. “Tutulma
Avcıları” adlı çalışma Güneş ve Ay tutulmalarının kültürler üzerindeki etkilerini
tarihsel süreçten günümüze kadar olan yansımalarını konu ediyor. Tutulma
tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din ve kültürler üzerindeki
etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyor.

Kubilay Akdemir’in ‘Tutulma Avcıları’ projesi, 1998 yılında
gökyüzü fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf çalışmalarıyla
başladı. Günümüzde de aktif olarak devam etmektedir.

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Hatice Yetişkin
Alıntıyı Ekleyen 2 gün önce
Sadece insan türünün erkeği dişisini öldürür.
Kaynak: Adem'den Önce
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bağırmanın olduğu yerde gerçek bilgi bulunmaz."
Leonardo da Vinci
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)