Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ögetay Kayalı
Yazar 3 gün önce 3 dk.

Özellikle bitkili akvaryumlarla uğraşanlar için ışık konusu son derece hassastır. Işığın fazla olması, en temel problemlerden biri olan yosun çoğalmasına neden olarak bitkilerin ölümüne sebebiyet verebilir, keyifle başlayan bir hobiyi çileye dönüştürebilir. Fakat sorun şu ki her bitkinin ışık ihtiyacı farklıdır. Bunu akvaryum içinde bazılarını gölgelere koyarak çözebilseniz de çoğunlukla gözden kaçan bir problem vardır: Işık şiddetinin mesafeyle azalması.

Bu dünyanın Ferrarisi olarak bildiğimiz ADA markasının Solar RGB modelinin tavandan asıldığı ve akvaryum yüzeyinden de oldukça yüksekte bırakıldığı dikkatinizi çekmiştir. Başka markaların suyun yüzeyinden 10-15 cm yüksekte olan modellerini de görmek elbette mümkün. Hatta iyi kabul edilen modellerin çoğu, daima bir tavan askısını tasarıma dahil eder. ADA gibi markaların bu şekilde hareket etmesinin özel bir nedeni var ve burada anlatacağımız olay, kalitenin ne demek olduğunu, detay bilgilerin nasıl fark yarattığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Hüseyn Qəhrəmanov
İnceleyen7 2 gün önce
Uzun zamandır dublajlı versiyonunu beklediğim filmi altyazılı izlemek zorunda kaldım. Ballerina, bir kızın babasını öldürenlerden intikam alma hikayesini anlatıyor. Filmi harika yapan şey, John Wick dünyasında geçmesi. Balerin ve John arasındaki dövüş sahneleri de mükemmeldi (Spoiler: Tabii ki, Baba Yaga her zamanki gibi dövüşü kazandı). Bu intikam hikayesi aynı zamanda Balerin'in iç dünyasında yaşanan savaşı de bize aktarmaya çalıştı. John ve Balerin arasındaki sahnelerin filmin büyük bir bölümünü kaplamasını isterdim, ancak ana karakterimiz Balerin olduğu için malesef. İzlemeye değerdi...
Film
5.3/10
(10 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Akın K
23 saat önce
Sudan karaya geçiş ve onurgalı canlıların ortak atasının balıklar olduğu ile ilgili açıklayıcı ve bb konuyu anlatan bir video çok güzel olurdu. Özellikle bu sürecin neden ve nasıl gerçekleştiriyor ilgili olursa süper olur. Hatta videoda dünyad ayaşamın nasıl başladığı ile ilgili konuyada değinilirde mükemmele olur. Şimdiden elinize sağlık
48 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Erdal Kart
Erdal Kart
57.4K UP
Yazar 15 Haziran 2018 9 dk.

Hayatımızın bir parçası haline gelen medya, gündelik hayatımızın merkezine yerleşmiştir. Dünyada ve çevremizde yaşanan gelişmeleri takip etmek için medyadan yararlanırız. Günün her anında etkileşim içerisinde olduğumuz medyanın en sık başvurduğumuz içeriği haber metinleridir. Medyanın en çok yararlandığımız, gelişen teknoloji, görsel ve tasarımsal tekniklerle süslenen haber metinlerini anlamak için haber kavramını iyice irdelememiz gerekmektedir.

Literatürde haber tanımlarına ilişkin çok sayıda değerlendirmeler mevcuttur. Bu değerlendirmelerde ortak bir görüş ve tanım bulunamamıştır. Araştırmacıların haber tanımı konusunda görüş birliği sağlayamamış olsa da birçok tanım literatüre girmiştir. İlk yapılan haber tanımlarında “olan her şey haberdir”, “dün bilmediğiniz haberdir”, ”insanların üzerinde konuştuğu haberdir”, “haber okuyucuların öğrenmek istedikleridir” şeklinde tanımlar dikkat çekmektedir (Tokgöz, 2013: 52-53).

36
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 2 gün önce 5 dk.

Çoban Yıldızı, gökyüzüne bakan muhakkak herkesin hayatının bir döneminde duyduğu, oldukça parlak bir gök cismidir. O kadar parlaktır ki mutlaka dikkat çeker. Bu nedenle büyük bir çoğunluk bunun kutup yıldızı olduğunu düşünür. Lakin Çoban Yıldızı olarak adlandırdığımız bu gök cismi aslında bir yıldız bile değildir. Güneş sisteminin ikinci gezegeni olan Venüs'tür.

Çoğunlukla gökyüzüne gün batımında baktığımız için özellikle bu zamanlarda fark edilse de gün doğumları sırasında da görünür. Fakat gecenin ilerleyen saatlerde görme şansınız yoktur. Bunun ardında aslında oldukça basit bir prensip yatar.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
M Уединение
İnceleyen7 4 gün önce
Yazıma başlamadan belirtmeliyim ki, Midnight Express yalnızca gerçek olaylardan etkilenerek yazılmış bir film değil; aynı zamanda bir ülkenin itibarının sinema yoluyla nasıl temsil edilebileceğine dair üretilmiş en korkunç ve etkili örneklerden biridir, bu etkisiyle tabulaşmayı başarmıştır Türkiye’de. Film, 1977’de bizzat başkarakter Billy Hayes tarafından kaleme alınan kitaptan esinlenmiştir ve senaryosu, Hayes’in başından geçen gerçek olayları dramatize ederek sunar. 1978 yılında Cannes Film Festivali’nde gösterime giren ve Türkiye’de yasaklanan film, Türk-Amerikan ilişkilerinin zayıf olduğu bir dönemde büyük yankı uyandırmıştır.

Filmin ilk sahnelerinde İstanbul’un silüeti, camiler; kalabalık, gelişmemiş sokaklar ve arkada çalınan Türk müziğiyle, yönetmen izleyiciye oryantalizmin ve yabancılık duygusunun sinematik bir örneğini sunar. Hayes’in havalimanındaki sahneleri, dilini anlamadığı bir ülkenin yabancılığını ve yakalanma stresini hissettirmek için özenle tasarlanmıştır. Bu sahneler, seyircinin Billy ile empati kurmasını sağlarken, aynı zamanda Türkiye’yi yabancı seyircinin bilinçaltında “tehditkar ve yabancı bir yer” olarak kodlamayı başarır.

Film, Hayes’in yakalanması ve hapishane sürecine girişiyle, gerilimi ve karakterin psikolojik çöküşünü yoğunlaştırır. Gardiyan Hamido’nun acımasızlığı, Rıfkı’nın sadizmi ve savcının kin dolu tavrı üzerinden film, Türk karakterleri tek boyutlu ve olumsuz biçimde sunar. Neredeyse tek bir iyi niyetli Türk karakter olmaması; Halihazırda yabancı görülen Türk insanını, Batılı izleyicinin gözünde saf kötü hale getirir. Buradaki sorun, yalnızca dramatik etki değil; aynı zamanda kolektif bir stereotipin yaratılmasıdır. Hayes’in cezasının 4 yıldan 30 yıla çıkarılması ve mahkemede Türk halkını hedef alarak hakaret etmesi, psikolojik çöküşünün dışavurumudur. Artık Hayes “mantıklı bir özne” değildir; ruhsal çöküşü ve çaresizliği, seyirciler tarafından açıkça hissedilir. Tek bir kurtuluş yolu vardır artık Hayes'in.

Billy’nin Rıfkı’ya karşı gösterdiği şiddet, öfke ve cinnet duygularının sinemada gördüğümüz en ham ve gerçekçi temsilidir. Bu sahneler, Hayes’in insanlıktan kopuşunu dramatik bir biçimde yansıtırken, film bir yandan da seyirciyi psikolojik gerilimin içine çekmeyi başarır. Brad Davis film boyunca, özellikle duygusal olarak yoğun sahnelerde Hayes’in duygularını epey başarılı yansıtmış.

Akıl hastaları koğuşuna düşmesiyle Billy’nin tamamen çökmüş hâli temsil edilir. Koğuşta yaratılan boğucu atmosfer, seyircinin karakterin zihinsel yıkımını iliklerine kadar deneyimlemesini sağlar.

Filmin ilerleyen sahnelerinde, Billy diğer akıl hastası mahkumlarla birlikte bir sütunun etrafında yürür. Bu sırada Ahmet adlı bir mahkum, Billy’ye her insanın bir makine olduğunu, bazılarını bozuk olarak fabrikadan çıkardıklarını ve işte bozuk makinelerin buraya hapsedildiğini anlatır. Billy, bunun üzerine mahkumların döndüğü yönün tersine yürüyerek diğer "bozuk makineler" gibi olmadığını ispatlamaya çalışır kendince. Ahmet, ona iyi bir Türk’ün sağdan yürüdüğünü, ters yönde yürüyenlerin komünizm yanlısı olduğunu hatırlatır. Bu uyarı, Billy’nin artık bu "bozuk makineler"den oluşan sistemin parçası olmadığını fark etmesini sağlar; kendi bilincini ve yönünü yeniden kazanır.

Son sahnelerde Hayes’in sevgilisinin ziyareti ve Hamido’yu alt ederek hapishaneden kaçışı, bir kurtuluş anı sunar. Ancak bu “mutlu son”, filmin karanlık, rahatsız edici atmosferini tamamen ortadan kaldırmaz. Film, izleyicide hâlâ güçlü bir gerilim ve rahatsızlık bırakır; Türkiye’ye dair yaratılan imaj ise günümüzde dahi sürecektir. İzleyici ise Hayes’in kurtuluşuna sevinmelidir.

Özetle söylemeliyim ki, Midnight Express sinematografik olarak ve müzik tasarımı açısından çok etkileyici, psikolojik gerilimi başarıyla işleyen bir yapım. Ancak filmdeki tek boyutlu saf kötü Türk karakterleri ve mekanlar, tarihsel ve kültürel bağlamda Türkiye’yi problemli hatta "medeniyetsiz" denilebilecek bir şekilde temsil ediyor. Bu yönleriyle film hem büyüleyici hem rahatsız edici bir deneyim sağlıyor. Türk izleyiciler olarak bu temsili kesinlikle eleştirme hakkına sahibiz; ancak sinema açısından bakıldığında; gerilimi, karakter psikolojisi, sahne tasarımı ve başarılı film müzikleri ile ölmeden izlemenizi kesinlikle tavsiye ettiğim bir film. Kimisi için Türkiye’nin karanlık geçmiş dönemlerinin temsili; kimisi için düşmanca ve ırkçı bir propaganda filmidir Midnight Express…

Puanım: 7/10.
5.8/10
(8 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Midnight Express
Yönetmen: Alan Paker
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Emre Demir
Çeviren 6 Mart 2014
1 Mart sabahının erken saatlerinde parlak Venüs ve Samanyolu'nun merkezi bu deniz ve gökyüzü manzarasında yükseliyor. Sahne Dünya gezegeninde, ABD'nin New Jersey eyaletindeki Sea Isle City'deki bir plajdan görünüyor. Elbette Dünya, Güneş Sistemi'nin yaşanabilir bölgesinde, yani Güneş'e ne çok yakın ne de çok uzak olan ve yüzey sıcaklıklarının sıvı suyu destekleyebildiği "Goldilocks" bölgesinin içinde dönüyor. Yaşamaya elverişsiz kız kardeş gezegenimizden gelen ışığın sulu yansıması, sakin ve soğuk bir okyanus ve alçak bulut kümesi boyunca görülmektedir.
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Kasım 2014 14 dk.

Türler arası melezleşmenin mümkün olduğu; katırlar, "çakupek", "kaslan", "grolar", "leopan" veya melezleşerek türleşen ispinozlar[14] gibi sayısız canlı sayesinde net bir şekilde bilinmektedir. Bu, ilginç bir soruyu doğurmaktadır: İnsan, diğer hayvanlarla melezleşebilir mi? Daha spesifik olarak, insan, şempanzeler veya bonobolar gibi çok yakın akrabalarıyla melezleşebilir mi?

İnsan-şempanze veya şempanze-bonobo gibi birbirinden ayrı olan ama evrimsel açıdan çok yakın akraba türlerin verimli döller verecek (veya vermeyecek) biçimde çiftleşip, yavrular üretme ihtimali (yani "melezlenme ihtimali") üzerinde durmadan önce, ayrı türleri yaratan evrimsel mekanizmaları ve türleşme kavramını kısaca hatırlamamız gerekiyor.

155
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 22 Aralık 2014 15 dk.

Bilim insanları arasında türlerin standart bir şekilde isimlendirilmesi iletişimin kolaylaşması bakımından büyük öneme sahiptir. İşte bu nedenle, sınıflandırma bilimi olarak da bilinen "taksonomi", bir dizi kurallar bütününe sahiptir.

Sınıflandırma ve isimlendirme çok önemlidir. Çünkü bilim, belirli kavramlar üzerinden binlerce bilim insanının birbiriyle anlaşabilmesi ve farklı dillerde konuşuyor olsalar bile, aynı şeyi birbirlerine anlatabilmelerini gerektirir. Bu sebeple, canlılar bilimi olan biyoloji dahilinde, her canlının belirli bir sistem dahilinde sınıflandırılması ve isimlendirilmesi gerekmektedir. Sınıflandırmanın bir diğer gereksinimi de, evrim bir doğa gerçeği olduğu için, gerçekten de bu fenomene bağlı olarak birbirlerine benzeyen ve benzemeyen pek çok canlı bulunmasıdır. Bu benzerliklerin de kendi içerisinde gruplandırılması, taksonomi, yani sınıflandırma bilimini doğurur.

195
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Kadir Çiçek
Kadir Çiçek
103.9K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
En anlaşılmaz olan şey, evrenin anlaşılabilir olmasıdır
Kaynak: Bu söz, Albert Einstein’ın bilimin en derin mucizesini anlattığı düşüncelerinden biridir. Evrenin kaotik değil, matematiksel olarak çözülebilir bir yapıya sahip olması, insan aklının evrenle aynı dilde konuşabildiğini gösterir. Bilimin var olabilmesinin kendisi, başlı başına bir mucizedir. (Albert Einstein – On the Comprehensibility of the Universe)
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
Eseri Ekleyen 1 saat önce Film
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Nevzat Keskin
Seslendiren 3 gün önce 7:44
Eminiz ki okurlarımız arasında hatırı sayılır bir çoğunluk merakla Breaking Bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur....
5
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Ekim 2019 9 dk.

Daha önceden bilim insanları arasındaki ateizm oranlarını buradaki yazımızda anlatmıştık. Bu yazımızda, evrimsel biyologlar arasındaki ateizm oranlarına bakış atacağız:

American Scientist tarafından yapılan bir araştırmada, evrimsel biyologların inançları araştırılmıştır. Gregory W. Griffin ve William B. Provine tarafından yürütülen ve 149 profesyonel evrimsel biyolog üzerinde yapılan araştırma, ilginç sonuçlar çıkarmıştır.[1] Bu bilim insanları toplamda 28 farklı saygın ulusal akademiye üyedirler. Deneklerin uzmanlıkları şu bilim dallarından en az birini içermektedir: evrim, filogenetik, popülasyon genetiği, paleontoloji, paleoekoloji, paleobiyoloji, sistematik, organizma düzeyinde adaptasyon veya uyum başarısı.

297
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Öne Çıkan İnceleme
Eda Alparslan
İnceleyen10 9 Ekim 2023
Feminist akımların nasıl ve neden ortaya çıktığını merak edenler için güzel bir eser. Yazar her cümlesinde nesnel kalmaya ve çağın şartlarını göz önünde bulundurmaya dikkat ediyor, bu da tarihi bir kitap için oldukça önemli. Kadının ve diğer toplumsal cinsiyetlerin farklı toplumlardaki yerini farklı bakış açılarından incelemesiyle geniş bir bakış açısı sunuyor. Her bölümün sonundaki kaynakça ve ileri okumalar da konuyla ilgilenenler için bulunmaz bir hazine.
10.0/10
(20 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Gender in History
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
Bu inceleme Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
26
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanYazı Yarışması
Sultan Doe
İlanı Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz1 Şubat
Kitap Okuma Challenge
01 Şubat 2026 22:36 tarihinden 04 Ocak 2027 22:29 tarihine kadar.

Habitify’da kitap okuma challenge’ı başlattım.

Challenge detayı:

  • Her gün minimum 30 dakika kitap okuma
  • Tür serbest
  • Günlük check-in Habitify üzerinden
  • Amaç: zinciri bozmadan okuma alışkanlığı kazanmak
     

Katılmak isteyenler aşağıdaki link üzerinden dilediği zaman challenge’a dahil olabilir. Challenge başlamış olup istediğiniz zaman katılabilirsiniz

Birlikte motive olalım.

#kitapokuma #habitify #readingchallenge

Devamını Göster
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ozan Zaloğlu
Ozan Zaloğlu
313.8K UP
Çeviren 26 Mart 2016 1 dk.

İnsanların her gün 10 milyon Blu-ray diskinin saklama kapasitesine eşit veri ürettiği tahmin ediliyor. İşte, tüm bu birlerin ve sıfırların bir yerlerde saklanması gerekiyor ve İngiltere'deki araştırmacılar, 360 terabaytlık veriyi aşağı yukarı 13,8 milyar yıl boyunca saklayabilen beş boyutlu bir dijital veri diski tasarlayarak bunu yapmanın yolunu bulmuş olabilirler.

Southampton Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, veri diskini oluşturmak için, “femtosaniye lazer yazımı” adı verilen ve kısa ama yoğun ışık atımları üreten ultra hızlı bir lazer kullanarak küçük cam diskler oluşturan bir işlem gerçekleştirdiler. Bu atımlar, 5 mikrometreyle (0,005 mm) ayrılmış üç katmandan oluşan nanoyapılı noktalara veri yazabiliyor.

28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İbrahim Halil Bağmancı
Uzm. Prf. Dr. İbrahim Halil Bağmancı BİYOLOG 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Soğuk bir zemine bastığımızda vücudumuz bunu tehdit olarak algılar ve tamamen içgüdüsel bir tepki verir. Ayağımız üşüdüğünde parmak ucuna kalkmamız ya da basış şeklimizi değiştirmemiz bilinçli bir karar değildir; beden kendini korumaya çalışır. Çünkü ayağın tamamı zemine temas ettiğinde ısı kaybı artar, temas alanı küçüldüğünde ise soğuk daha yavaş hissedilir. Bu yüzden refleks olarak ayağın yalnızca belli noktalarına yük biner.

Parmak ucunda durduğumuzda ya da tabanı kasarak bastığımızda ayakta oluşan basınç artar. Beyin aynı anda gelen bu güçlü basınç sinyaline öncelik verir ve soğuk hissini ikinci plana iter. Yani zemin hâlâ soğuktur, fakat sinir sistemi soğuğu değil, basıncı “önemli” kabul eder. Bu durum, soğuğun yok olması değil, algının geçici olarak bastırılmasıdır.

Aynı zamanda kasların kasılması ayaktaki kan dolaşımını anlık olarak değiştirir. Kaslar aktif hâle geldiğinde derin dokular bir miktar daha korunur ve soğuğun iç kısımlara yayılması yavaşlar. Beyin bu süreçte adeta “durumu idare et” komutu verir ve rahatsızlık hissini kısa süreliğine azaltır. Bu tamamen hayatta kalmaya yönelik bir savunma mekanizmasıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Flamingolarda görülen tek ayak üzerinde durma davranışı da bu mantığa benzer. Tek ayağı soğuk suya sokarak temas alanını azaltırlar ve ısı kaybını minimuma indirirler. Bizde bu mekanizma sınırlıdır, onlarda ise biyolojik olarak gelişmiştir. Sonuç olarak, soğuk zeminde parmak ucunda ya da farklı bir basışla yürüdüğümüzde soğuğu daha az hissetmemizin nedeni, vücudun kendini korumak için algıyı ve duruşu değiştirmesidir.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close