Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Batuhan Piren
Batuhan Piren
207.8K UP
2 gün önce
Her süreç insanı kendine getirir. Kaybettik sanarız ama çoğu zaman kazanacağımız şey daha büyüktür. Bittiğimizi zannederiz; oysa önümüzde uzun yıllar vardır. Yaşananların çoğu zihnin acımasız oyunudur. Bu oyunu bozmanın yolu her şeyi fazla umursamamaktır.
37 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz28 Şubat
Dünü ve Bugünüyle Antroposen
28 Şubat 2026 13:00 tarihinden 28 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Okan Nurettin Okur’un hazırlayıp sunduğu Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni bölümünde, Doç. Dr. Celal Yeşilçayır ile insan üzerine felsefi bir analizden Antroposen Çağı’na; doğanın çağrısından transhümanizm ve posthümanizme uzanan derin bir sohbet gerçekleştireceğiz. Davetlisiniz. Daha fazla felsefi yayın için kanalımızı ziyaret edebilirsiniz.

Devamını Göster
2
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 22 Ocak 2012 25 dk.

Öncelikle, bu makalemizin, "Evrim Ağacı" Nedir, Nasıl Tasarlanır? Soy Ağaçları ile Evrim Ağacı Arasındaki İlişki Üzerine... başlıklı yazımızın içerisinde geçen bir kısmın oldukça geliştirilmiş ve zenginleştirilmiş hali olduğunu belirtmek isteriz. Ancak burada daha geniş bir şekilde işlememizin, okurlarımızın evrimi kavraması açısından çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz. Üstelik bu yazı dizimizi toparlayacak ve konuyla ilgili son noktayı koyacak bir yazı olması açısından önem arz etmektedir. Umuyoruz ki tüm okurlarımıza faydalı olacaktır. Hemen, o kışkırtıcı soruyla başlayalım:

İlk olarak, konu hakkında uzman olmayan kişiler tarafından yönlendirilen bu tür yargılayıcı soruların neredeyse her zaman hatalı olduğunu belirterek başlayalım. Örneğin, soru içerisinde "şöyle böyle, dolayısıyla evrimin gerçekleşmesi mümkün değildir." kalıbı, soruyu baştan sona hatalı kılmaktadır; çünkü soru sahipleri, konuyu tam olarak kavrayamadan yargılara varmaktadırlar. Yani soruya anlam yüklemektedirler. Bu da, bilimsel açıdan hatalı bir yaklaşımdır. Çünkü az sonra göreceğimiz gibi, bir neslin önceki ve sonraki neslinin kendisiyle aynı türden olmasının evrime engel olan hiçbir tarafı yoktur; tam tersine, evrimin öngördüğü zaten kısa nesillerde fiziksel değişim ve dolayısıyla bariz türleşmelerin yaşanmasının pek mümkün olmadığıdır. Ancak öncelikle bazı bilgiler vermemiz gerekmektedir.

125
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eyüp Akman
Eyüp Akman
128.8K UP
Çeviren 22 Eylül 2014
Bu bir gün batımı değil. Hemen üstündeki o ince kırmızı çizgi de bir güneş sütunu değil. Ufuktaki kırmızı parıltı bir volkanik patlamadan geliyor; kırmızı çizgi ise, titreşip duran atmosferik buz kristallerinin patlamanın ışığını yansıtmasıyla oluşuyor. Bu sıra dışı volkanik ışık sütunu, bu ayın başlarında İzlanda üzerinde görüntülendi. Öne çıkan sahne, Jkulsrln'dan kuzeye bakarak, Holuhraun lav sahasındaki patlamakta olan Brarbunga yanardağına uzanıyor. Ön plandaki gökyüzü bile kartpostallık: alt atmosferde dokulu gri bulutlar, üst atmosferde titreşen yeşil aurora ve çok uzakta pırıl pırıl yıldızlar. Holuhraun'daki son patlama 1797'de olsa da, günümüzdeki volkanik etkinlik sürüyor.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mücahid Köse
Aktaran 15 Eylül 2024 3 dk.

ChatGPT'nin yaratıcısı olan OpenAI şirketi; 12 Eylül 2024 tarihinde yaptığı açıklamada, zor problemleri çözmek için sorgulara yanıt vermeden önce daha fazla zaman harcayacak şekilde tasarlanmış "Strawberry (Q*)" serisinin ilk yapay zeka modellerini piyasaya sürdüğünü duyurdu.[1]

Yapay zeka şirketi tarafından hazırlanan blog yazısında, yeni modellerin karmaşık görevlerde akıl yürütebildiği ve bilim, kodlama ve matematikte önceki modellere göre daha zorlu problemleri çözebildiği belirtiliyor.[2] OpenAI, proje için dahili olarak Strawberry kod adını kullanırken, yeni duyurulan modellere "o1" ve "o1-mini" isimlerini verdi.

35
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tuğçe Barut
Tuğçe Barut
128.4K UP
Yazar 18 Aralık 2021 21 dk.

Canlı yaşamının devamı, canlının kendisini oluşturan bir veya birden çok hücrenin bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Hücre bütünlüğü ise, entropi yasası gereği, zamanla bozulma eğilimi göstermektedir; fakat canlılık, bu bozulmayı çeşitli metabolik aktiviteler ile geciktirmeye, bir diğer tabir ile hayatta kalmaya çalışır. Hayatta kalmaya yönelik gerçekleştirdiği metabolik aktiviteler, yapım ve yıkım tepkimelerinin toplamına karşılık gelir.

Tahmin edebileceğiniz üzere her iki tepkime türünde de yoğun miktarda enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat tek başına enerji yeterli değildir. Tepkimelerin gerçekleşmesi ve canlılığın devamlılığını sağlayabilmesi için, belli başlı diğer maddelere de ihtiyaç duyulur. Bu maddelerin önemli bir kısmını vücudumuzda birçok görevi üstlenen mineraller ve tuzlar oluşturur.

93
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Nevzat Keskin
Seslendiren 3 Kasım 15:59
Birçok insan, genetiği çok tekdüze zanneder: iki ebeveynin gözleri "baskın" olarak bilinen kahverengi ise, çocukları da öyle olmak zorundadır...
11
Bu, Clypeasteroida ailesinden bir deniz bisküvisi.
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 8 Ağustos 2022 25 dk.

Kuantum dolanıklık (kısaca "dolanıklık" veya "dolaşıklık"), bir grup parçacığın her birinin kuantum durumunun, parçacıklar birbirinden çok uzak mesafeler boyunca ayrılmış olsalar bile, diğerlerinin durumundan bağımsız olarak tanımlanamayacağı şekilde oluşturulduğu, etkileştiği veya uzamsal yakınlığı paylaştığı zaman meydana gelen, fiziksel bir olgudur. Daha kısa tabiriyle kuantum dolanıklık, iki veya daha fazla parçacığın fiziksel özelliklerinin ("kuantum durumlarının") aralarındaki mesafeden bağımsız olarak birbirini etkileyebilmesidir. Kuantum dolanıklık konusu, klasik fizik ile kuantum fiziği arasındaki uyumsuzluğun merkezinde yer alır: Dolanıklık, klasik mekanikte bir karşılığı olmayan ama kuantum mekaniğinde yer alan ana özelliklerden biridir.

Kuantum dolanıklık, aslında sadece atom altı parçacıklara özgü bir özellik değildir; fakat dolanıklığın yeterince uzun süreler ve yeterince uzak mesafeler boyunca korunmaya devam edebilmesi için, dolanık parçacıkların olabildiğince küçük seçilmesi gerekmektedir. Parçacıklar büyük seçilecekse de dolanıklığın bozulmayacağı şartların genellikle laboratuvar ortamında hassas bir şekilde yaratılması ve korunması gerekmektedir. Bugüne kadar bu şartlar altında kuantum dolanıklık, deneysel olarak, hem fotonlar gibi kütlesiz parçacıklar, hem nötrinolar ve elektronlar gibi hafif parçacıklar hem de buckyballs gibi büyük moleküller ve hatta küçük elmaslar ile gösterilmiştir.[7][8][9][10][11] Kuantum dolanıklık; iletişim, hesaplama ve kuantum radarı gibi birçok sahada aktif olarak araştırılmakta ve geliştirilmektedir.

215
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKonferans
Boray Yıldırım
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & ÇevrimiçiÜcretsiz21 Şubat
19. Aykut Kence Evrim Konferansı
21 Şubat 2026 08:45 tarihinden 22 Şubat 2026 16:30 tarihine kadar.

ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu olarak 20 yıldır halka evrimi anlatmak, evrim hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve evrimsel biyoloji ile akademik olarak ilgilenen insanları bir araya getirmek amacıyla Aykut Kence Evrim Konferansı’nı düzenliyoruz. Konferans, hocamız Aykut Kence’nin emekleriyle Ulusal Evrim Konferansı olarak başlamış olup vefatının ardından öğrencileri tarafından hatırasını yaşatmak amacıyla ‘Aykut Kence Evrim Konferansı’ adını almıştır.

Ülkemizde evrim karşıtlığının ne kadar fazla olduğunu bilmekle beraber bu görüşlerin sonucunda ortaya atılmış bütün propagandaların da farkındayız. Bunları yapan zihniyetin  karşısında bir öğrenci topluluğu olarak kâr amacı gütmeden yalnızca bilimi yaymak adına düzenlediğimiz Aykut Kence Evrim Konferansı’nı 20 yıldır birçok sorunla karşılaşılmasına rağmen başarı ile düzenlenmeye devam ediyoruz. Bu sene de konferansımızı 21-22 Şubat 2026’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenleyeceğiz. 

Konferansımız genel oturum ve akademik oturum olmak üzere iki oturum içermekte olup genel oturumumuz her kesime hitap eden bir oturumdur. Genel oturum sunumları eş zamanlı olarak Aykut Kence Evrim Konferansı YouTube kanalında yayınlanacaktır.

Kayıt linkimiz: https://www.biletimgo.com/etkinlik/19-aykut-kence-evrim-konferansi-22005

Akademisyenlerin sunumlarının yanı sıra aralarda jeolojik devirler ve primat evrimi ekiplerimizin sunumları olacaktır. Ayrıca fuaye alanımızda çeşitli ikramlarımız olacaktır.

Konferans bitiminin ardından aktif katılım gösteren katılımcılarımıza sertifika verilecektir.

ODTÜ dışı kayıtlarımız 15 Şubat günü saat 13.00'te kapanacaktır. Bunun sebebi, ODTÜ dışından gelecek katılımcılarımızın konferans günü kampüse girişte sorun yaşamamaları için katılımcı listelerinin gerekli yerlere iletilmesidir. 

Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmenleri, [email protected] mail adresine öğretmen olduklarını gösteren belgeyi attıkları takdirde konferansımıza ücretsiz katılabilirler.

Konferansımıza topluluk kaydı yapmak isteyen üniversite toplulukları ve liseler [email protected] üzerinden bize ulaşabilirler.

Genel ve akademik oturum programlarımız ve duyurularımız sosyal medya hesaplarımızdan paylaşılacaktır. Bizi takip etmeyi unutmayınız.

Devamını Göster
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Özgür Umut Onar
İnceleyen9 4 gün önce
tarihle beni bu kanal tanıştırdı. biraz argo ve mizahi bir anlatımı olsada çok akıcı ve küçük yaştaki insanlara tarihi sevdiriyor. eğer 9-13 arası bir yaşta iseniz bu kanal size göre
Youtube Kanalı
8.7/10
(126 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Open AI
Open AI
67.9K UP
1 gün önce
Acı biber yediğinizde aslında bir "tat" almıyorsunuz, sadece beyniniz vücut ısınız değişmediği halde yandığınızı sanıyor. Biberdeki kapsaisin, normalde kaynar su gibi tehlikeli sıcaklıklara duyarlı TRPV1 reseptörlerini hackliyor. İşin asıl ironisi şu: Bitkiler bu savunma mekanizmasını sırf memeliler tohumlarını dişleyip ezmesin diye geliştirdi. Kuşlar ise bu acıyı hiç hissetmiyor, tohumları bütün yutup yayıyorlar. Yani doğanın milyonlarca yıllık "benden uzak dur" tabelasını inatla görmezden gelip baharat niyetine kullanan tek tuhaf tür biziz.
31 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
158.0K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 1 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu konuyu ben biraz daha geniş bir çerçevede ele almak istiyorum.. Kilo verme isteği, doyduğunu hissedememe ve yemek seçicilik sadece bireysel bir “irade meselesi” değildir. Evrimsel, antropolojik, psikolojik ve sosyolojik katmanları olan bir durumdur.

Evrimsel açıdan bakarsak insan türü kıtlık koşullarında evrimleşti. Avcı-toplayıcı atalarımız için temel problem “fazla yemek” değil “yeterli yiyecek bulamamaktı. Bu nedenle insan beyni enerji yoğun, şekerli ve yağlı besinleri ödül olarak kodladı. Modern ortamda ise gıda kıt değil; aksine sürekli erişilebilir. Evrimsel olarak hızlı enerjiye yönelme eğilimimiz bugün dezavantaja dönüşüyor. Özellikle yüksek kalorili yiyecekler dopamin sistemini güçlü biçimde aktive ediyor. Bu, biyolojik olarak mantıklı ama modern dünyada kilo artışına açık bir mekanizma.

Tüm Reklamları Kapat

Bilişsel düzeyde ise doyma ve yeme isteği aynı şey değildir. Kent Berridge ve Terry Robinson’un geliştirdiği ödül modeli, beyindeki dopamin sisteminin “isteme” (wanting) ile “beğenme”yi (liking) ayırdığını gösterir [1]. Kişi fizyolojik olarak doymuş olsa bile isteme sistemi aktif kalabilir. Bu nedenle bazı insanlar gerçekten tok oldukları halde yemeye devam etmek isterler. Bu durum bir karakter zayıflığı değil, nörobiyolojik bir mekanizmadır.Hormonel sistem de burada önemli rol oynar. Jeffrey Friedman’ın çalışmaları leptin hormonunun yağ dokusundan salgılanarak beyne enerji durumu hakkında bilgi verdiğini göstermiştir . Ancak bazı durumlarda leptin direnci gelişebilir. Yani vücutta yeterli enerji olmasına rağmen beyin “enerji yetersiz” sinyali alır. Bu da doyma hissinin zayıflamasına neden olabilir. Ghrelin hormonunun yani bu hormonu açıklayacak olursak midede üretilen ve salgılanan aynı zamanda açlık hormonu olarak da bilinen bir peptit hormonu dur.( vücutta hormon üretimini ve salgılanmasını düzenlemede rol oynar. Kan şekerinin dengelenmesin etkilidir) Midenin boş olduğu zamanlarda mide tarafından üretilerek beyne sinyal gönderir. Yemek yeme dürtüsünü tetikleyen ghrelin hormonu, mide dolu olduğu zamanlarda azalır ve artışı da açlık hissini güçlendirir. Özellikle uykusuzluk ghrelin seviyelerini artırabilir, leptini azaltabilir; bu da biyolojik olarak daha fazla yeme isteği yaratır.

Ayrıca Psikolojik açıdan bakıldığında ise yeme davranışı sadece açlıkla ilgili değildir. Michael Macht’ın modeli, duyguların yeme davranışını farklı biçimlerde etkileyebileceğini gösterir. Stres, sıkıntı ya da zihinsel yorgunluk, kısa vadeli rahatlama sağladığı için yüksek kalorili yiyeceklere yönelimi artırabilir. Kelly McGonigal stres hormonlarının özellikle enerji yoğun besinlere yönelimi artırabildiğini belirtir. Bu durumda kişi “doymuyorum” diye düşünebilir ama aslında aradığı şey fizyolojik enerji değil, duygusal düzenlemedir. Antropolojik açıdan insan “hepçil” bir türdür. Bu biyolojik esneklik avantajdır ama modern dünyada aşırı seçenek bolluğu karar yükü yaratır. Michael Pollan şunu modern endüstriyel gıdanın insan beslenme örüntülerini radikal biçimde dönüştürdüğünü savunur.[2] Sidney Mintz ise şeker tüketiminin tarihsel ve kültürel olarak nasıl yaygınlaştığını gösterir. Yani bugün tercih ettiğimiz birçok yiyecek yalnızca biyolojik değil, tarihsel ve ekonomik süreçlerin ürünüdür der.

Sosyolojik açıdan mesele daha da karmaşıktır. Pierre Bourdieu (1984), beslenme tercihlerinin kültürel sermaye ve toplumsal konumla ilişkili olduğunu ortaya koyar. Modern toplum hem yüksek kalorili gıdaları sürekli pazarlamakta hem de zayıf bedeni idealize etmektedir. Bu çelişki bireyde suçluluk ve kontrol kaybı hissi yaratabilir. Kişi hem tüketime teşvik edilir hem de tükettiği için yargılanır. Bir de bilişsel boyut vardır. Suzanne Higgs’in çalışmaları, yemek yerken dikkat dağınıklığının daha fazla tüketimle ilişkili olduğunu göstermiştir. Eğer kişi ekran karşısında, otomatik pilotta yemek yiyorsa, beyin o yeme deneyimini zayıf kodlar. Daha sonra tekrar yeme isteği oluşabilir çünkü zihinsel olarak “yemiş olma” hissi yeterince oluşmamıştır. Bütün bu katmanları bir araya getirdiğimizde şunu görüyoruz: doyma hissi sadece mide doluluğu değildir. Evrimsel programlama, hormonlar, ödül sistemi, stres düzeyi, kültürel alışkanlıklar ve toplumsal normlar birlikte çalışır. Bu nedenle kilo verme sürecini yalnızca kalori hesabına indirgemek eksik bir yaklaşımdır.

Eğer kişi doyduğunu hissedemiyorsa, bu biyolojik sinyallerin modern çevreyle çatışmasının sonucu olabilir. Çözüm genellikle daha sert diyet değil; uykuyu düzenlemek, yeme hızını azaltmak, dikkatli yemek, stres düzeyini azaltmak ve sürdürülebilir küçük değişiklikler yapmaktır. Vücut tehdit altında olmadığını hissettiğinde düzenleme sistemleri daha dengeli çalışmaya başlar.

Tüm Reklamları Kapat

Ben her hamilelikte 28 kilo alıp vermiş biri olarak ne zayıflama hapları ne iğneler ne katı diyetler bir işe yaramadığı gibi o kilolar geri dönüyor insana. Ben 20 kiloyu verirken hemen hemen her şeyi yedim şekerli ve paket ürünler hariç .bolca su ve hareket ettim .Şayet kronik bir rahatsızlık yoksa bu yolla kilo verdiğinize hem kalıcı oluyor hemde insan eziyet çekmiyor. Kronik yada genetik bir rahatsızlık varsa doktor kontrolünde vermekte mümkün.

Üzülerek şunu söylemek isterim .Sosyal çevre ve kapitalist sistem, zayıflık ve dış görünüş üzerinden güçlü bir norm üretir. Medya, reklam ve tüketim kültürü bir yandan yüksek kalorili ürünleri sürekli pazarlarken diğer yandan ince, fit bedeni başarı, disiplin ve değerle eşleştirir. Bu çelişkili yapı bireyi hem tüketime teşvik eder hem de tüketimin sonuçlarından sorumlu tutar. Böylece beden, biyolojik bir varlıktan çok toplumsal bir proje haline gelir; kişi kilo vermeyi sağlık kadar sosyal kabul, statü ve görünürlükle ilişkilendirir. Sonuçta zayıflama baskısı yalnızca bireysel bir tercih değil, ekonomik ve kültürel sistemin ürettiği bir beklenti olarak karşımıza çıkar maalesef.

Teşekkür ederim.

Kaynaklar

  1. Kent C Berridge 1, Terry E Robinson. Parsing Reward. Alındığı Tarih: 17 Şubat 2026. Alındığı Yer: National Library of Medicine doi: 10.1016/S0166-2236(03)00233-9. | Arşiv Bağlantısı
  2. MICHAEL POLLAN. (2006). The Omnivore's Dilemma. Yayınevi: THE PENGUIN PRESS.
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Taci Rüzgar Aşkan
Türü Ekleyen 6 gün önce
Amanita phalloides, Amanitaceae familyasından olan ve dünyadaki en zehirli mantar türlerinden biri olarak kabul edilen, halk arasında "Köygöçüren" adıyla bilinen bir mantardır. Genellikle zeytin yeşili veya sarımsı bir şapkaya sahip olan bu tür, yapısında bulunan alfa-amanitin maddesi nedeniyle karaciğer ve böbrek yetmezliğine yol açarak ölümcül sonuçlar doğurabilir. Geniş yapraklı ağaçlarla simbiyotik bir ilişki içinde yaşayan bu mantar, beyaz lamelleri ve sap tabanındaki belirgin volvası ile ayırt edilir ancak benzer yenilebilir türlerle karıştırılma riski hayati tehlike taşır.
1
Yusuf Berat İlgin
Yazar 20 saat önce 4 dk.

NASA’nın Artemis programı, 1972 yılında sona eren Apollo döneminden bu yana insanlığı ilk kez Ay’ın ötesine taşımaya hazırlanıyor. Artemis II, insanları Ay yüzeyine indirmeyi ve nihayetinde Mars’a ulaştırmayı hedefleyen "Ay'dan Mars'a" stratejisinin önemli bir noktasıdır. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan bu görev, dört astronotu Ay’ın çevresinde dolaştırarak derin uzay sistemlerinin insan yaşamını destekleyip destekleyemeyeceğini kanıtlamayı amaçlamaktadır. Görev, NASA'nın şimdiye kadar inşa ettiği en güçlü roket olan Space Launch System (SLS) ile Orion uzay aracının mürettebatlı ilk sınavı olacaktır.

Görevin başarısı, mürettebatı taşıyacak olan ve şimdiye kadar derin uzay keşfi için yapılmış en karmaşık araçlardan biri sayılan Orion uzay aracının performansına bağlıdır. Orion, işlevleri hayati önem taşıyan iki ana modülün entegre çalışmasına dayanır. Aracın üst kısmında yer alan ve NASA tarafından geliştirilen Mürettebat Modülü, astronotların görev boyunca yaşayacağı, çalışacağı ve Dünya'ya dönerken atmosferin zorlu koşullarından korunacağı tek alandır.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Tıp konusunda geliştirebilirsin.

Ashlee Lane Bakırcı-Taylor
Yazar 13 Aralık 2019 5 dk.

İstilacı türler ve kanser, alakasız gibi gözüken iki ayrı sorun. Ne var ki gelişimleri birbirine oldukça benzer. İkisi de eğer kontrol edilmezlerse büyük alanları istila eder, büyür ve yayılır!

Bir tür, yerleştiği çevreden başka bir çevreye (tekneyle sürüklenme ya da Kuzey Amerika'nın erken dönemlerinde sömürgecilerin atlara yaptığı gibi, kasti olarak) taşındığı zaman "istilacı tür" olarak adlandırılır. Tür, bu yeni çevrede (açlık ya da uygun olmayan ortam koşulları) nedeniyle hayatta kalamayabilir; ama eğer kalırsa, araştırmacıların "bekleme/gecikme süreci" dedikleri bir sürece girer. Bu süreç birkaç yıl da sürebilir, birkaç on yıl da... Bu süre içinde istilacı tür, popülasyonunu büyütür ve ortama uyum sağlar. Bu büyüme sonunda, o ekosistemde yaşayan, insan da dahil bütün türler için sonuçları olan ekolojik bir etkiye sebep olur. 

30
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Je Vole
Je Vole
26.2K UP
Alıntıyı Ekleyen 10 Nisan 2023
Jan Valjan'ın yaratılışı kederli değil, düşünceli idi. Bu da sevmeye yetenekli yaratılışta olan adamlara hastır.
Kaynak: Sefiller
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)