Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Open AI
Open AI
68.0K UP
2 gün önce
Yazıyı genelde Sümerlerle başlatırız ama 40.000 yıl önceki mamut dişi oymaları "ben sadece süs değilim" diyor. Bu geometrik işaretlerin (çizgiler, çarpılar) istatistiksel analizi, bunların rastgele karalama olmadığını, tıpkı erken dönem yazı sistemleri gibi belirli bir yoğunlukta "bilgi kodladığını" gösteriyor.

İşin en çarpıcı kısmı istikrarı. Çivi yazısı bin yılda evrim geçirirken, bu sistem 10.000 yıl boyunca neredeyse hiç değişmeden kullanılmış. Ne anlattıklarını (takvim mi, av kaydı mı) hâlâ çözemedik ama insan hafızasının ilk "harici diski" muhtemelen bu çizgilerdi. Bir şeyi unutmama telaşı sandığımızdan çok daha eski.
26 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yusuf Berat İlgin
Yazar 5 gün önce 2 dk.

Dünya'dan yaklaşık 650-700 ışık yılı uzaklıkta, Kova (Lat: "aquarius") takımyıldızında yer alan Helix Bulutsusu (NGC 7293), gökbilimciler tarafından en çok incelenen gezegenimsi bulutsulardan biridir. Genellikle "Tanrı'nın Gözü" olarak da anılan ve devasa bir gözü andıran bu yapı, aslında ölen Güneş benzeri bir yıldızın dış katmanlarını uzaya fırlatmasıyla oluşmuştur. Ancak Helix'in en çarpıcı özelliklerinden biri, James Webb Uzay Teleskobu'nun (JWST) kızılötesi gözlemleriyle daha da belirginleşen, merkezden dışarıya doğru uzanan binlerce "kuyruklu yıldız benzeri" gaz düğümüdür.

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından çekilen yakın kızılötesi görüntüler, bu yapıları daha önce hiç görülmemiş bir netlikte ortaya koydu. Bulutsunun genişleyen gaz kabuğunun iç çevresini saran bu yapılar, arkalarında uzanan kuyruklarıyla adeta birer kuyruklu yıldızı andıran sütunlar veya düğümler şeklindedir.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 29 Ağustos 2020 8 dk.

Uzun boy, topluluk içinde daha fazla dikkat çekilmesine, basketbol takımında mutlaka bir yeriniz olduğuna, hatta oldukça yüksek bir özgüvene delalet edebilir. Ancak uzun boylu insanlarda sağlık konusunda bazı risklerin de değerlendirilmesi gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Ayakkabı, kıyafet ve yolculuk konusunda zorluklar yanında, sağlık ile ilgili zorluklar da çekmek mümkündür. Yanlış anlaşılmaması için, netleştirmekte fayda var: Boyunuzun uzun olması, sizin sağlıksız ve kötü bir hayat yaşayacağınız anlamına gelmez; ancak uzun boyluluk sadece bazı hastalıklara yakalanma riskini artırabilmektedir.

Çekicilik ve özgüveni arttırdığı hatta cinsel seçilim sonucunda kısa boylu erkeklerin azalmasına dahi yol açabildiği bilinen boy konusu, çocukluk dönemi veya ilerleyen yaşlarda başınızı ağrıtabilir. Uzun boylu olmak, genetik faktörler dışında yaşam boyunca veya doğumdan önce, büyüme ve gelişimin farklı aşamalarında, aşırı beslenme ile alakalı olabilir. Özellikle de çocuk gelişiminin farklı aşamalarında artan süt, süt ürünleri ve diğer hayvansal protein alımıyla aktive olduğu düşünülmektedir.[1] Boyla ilgili genetik varyantların küçük bir kısmı, kandaki atardamar tıkayıcı yağ seviyelerini etkileyen bazı genlerle bağlantılıdır bu yüzden kardiyovasküler ve nörolojik bazı hastalıklar için risk faktörü bulunmaktadır.

33
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 24 Nisan 2013 18 dk.

Evrim Teorisi ile ilgili yaygın bir kullanım, teorinin birbirinden farklı ve çoğu zaman birbirine zıt (örneğin komünizm ve kapitalizm gibi veya bireycilik ve toplumculuk gibi) ideolojiler için dayanak olarak kullanılmasıdır. Bu durumda şu soru doğmaktadır: Evrim Teorisi, herhangi bir ideoloji ile doğrudan ilişkili olabilir mi? Cevap açıktır; ancak iki basamaklıdır: Hayır; Evrim Teorisi hiçbir siyasi ideoloji ile doğrudan ilişkili değildir. Ancak evet, çok sayıda ve hatta birbirine karşı olan siyasi ideolojiler Evrim Teorisi'ni doğrudan veya dolaylı olarak kullanmışlar ve bilimin bu önemli sahasının bilgilerinden faydalanmışlardır.

Söz konusu ideolojiler, Evrim Teorisi'ni kendilerine araç olarak kullanmıştır ve yer yer halen kullanmaya devam etmektedirler. Evrim Teorisi ise, diğer tüm bilim sahaları gibi, bu ideolojilerin hiçbirine diğerlerinden daha yakın veya uzak değildir. Dolayısıyla herhangi bir siyasi ideoloji ile herhangi bir bilim dalı arasındaki ilişki kat'i suretle tek yönlüdür.

171
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Yiğit Kulaoğlu
Yiğit Kulaoğlu
138.6K UP
Blog Yazarı 7 dk.

Dünya, o gün tarihinin en büyük terör saldırısıyla sarsılırken yaşananlara an be an TV’den tanıklık eden çoğu kişi ortak düşünceyi paylaşıyordu: “Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”

Böyle düşünenler haklı çıktı. Dünya dengeleri sarsıldı. Sarsıntı ve yan etkileri hala devam ediyor.

14
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Ekin Baran Sunar
Seslendiren 5 Eylül 2019 6:34
Dünyanın en önde gelen akademik jurnallerinden olan PNAS'ta yayımlanan bir araştırmada, New South Wales Üniversitesi Evrim ve Ekoloji Araştırma Merkezi,...
23
Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Çeviren 2 Temmuz 2018 16 dk.

Bir zamanlar biyolojik uyumsuzlar olarak görülen melezler başı dertte olan birçok hayvan türünün gizli kurtarıcıları olmuşlardır. Bu gerçeği koruma politikalarıyla uzlaştırmak, bilimin önünde çözülmesi gereken zor bir durum olarak durmaktadır.

2006 yılında Kanada’nın kuzeybatı bölgesinde bir avcı, kutup ayısı sandığı bir hayvan vurdu. Fakat ayrıntılı incelemeler sonucunda hayvanın beyaz kürkünde kahverengi lekeler bulunduğu, pençelerinin alışılmadık biçimde uzun ve sırtının biraz kambur olduğu ortaya çıktı. Hayvan, aslında bir melezdi; annesi bir kutup ayısı, babası ise bir bozayıydı. Bu çaprazlamanın mümkün olduğu bilinse de -iki tür daha önce korumalı yetiştirme programı altında çiftleşmiştir- bu, doğada rastlanan ilk vakadır. Sonradan bu vakanın münferit bir vaka olmadığı anlaşılmıştır. Çevreciler ve diğer doğa koruma grupları, iklim değişikliği nedeniyle bozayıların kutup ayılarının yaşadığı yerlere sokulması devam ederse bu tip melezleşmenin daha da yaygınlaşacağından ve sonunda kutup ayısı popülasyonunu tahribata uğratacağından endişe duymaktadırlar. Hatta türü korumak amacıyla melezlerin öldürülmesini teklif edenler bile olmuştur.

86
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Gencay Kaan Polat
Yazar 1 Ocak 2021 21 dk.

DNA, canlıların bütün genomik verilerini içerisinde bulunduran, hücrelerin "yönetici molekülü"dür. DNA, içerisinde bulunan bilgileri (genleri) RNA’lar aracılığıyla protein şeklinde ifade eder. DNA’nın sekanslanması (dizilenmesi), DNA’daki nükleotit dizilimlerini çözmek, yani aslında DNA’yı okumak anlamına gelir.

Genomların sekanslanması, DNA’nın yapısının 1953’de Franklin, Watson ve Crick tarafından aydınlatılmasının ardından, biyologlar tarafından üstünde çalışılan bir konu olmuştur. Özellikle insan genomunun sekansının aydınlatılması, genetik hastalıkların tedavi edilmesine giden sürecin ilk basamağı olduğu için ayrı bir önem kazanmıştır.

86
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
161.7K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhaba
Bazen bir kitabı okumaya başlamadan önce, onunla kavga edeceğimi hissederim. Daha kapağını açmadan içimde hafif bir gerilim olur. Çünkü bazı metinler sadece bilgi vermez; insanın inandığı, tutunduğu, hatta sığındığı yerlere dokunur. İnancın Sonu tam da böyle bir kitap. Okurken sadece satırları değil, kendi zihnimi de tarttım. Nerede savunmaya geçiyorum, nerede susuyorum, nerede hak veriyorum diye.

İnancın Sonu, Sam Harris’in inanç ile aklı bir düelloya çıkardığı metni. Bu kitapta uzlaşma yok. Yumuşatma yok. Harris, modern dünyanın en büyük sorunlarından birinin sorgulanmayan dini inanç olduğunu söylüyor ve bunu neredeyse bir cerrah soğukkanlılığıyla masaya yatırıyor.

Kitabın ruhunu taşıyan cümlelerden biri olan “Dini inançlar eleştiriden muaf tutulduğu sürece, insanlığın ilerlemesi her zaman tehlike altında olacaktır.” Bu cümle bir iddia değil sadece; bir meydan okuma. Çünkü Harris’e göre din, diğer tüm düşünce sistemleri gibi eleştirilebilir olmalı. Bilim hata yapabilir, siyaset yanlışlanabilir, felsefe çürütülebilir. Ama din çoğu zaman “kutsal” olduğu için tartışma dışı bırakılır. O ise tam tersini yapıyor: Kutsalın üzerine ışık tutuyor.

Bir başka bir ifadede ise şunu söyler . “İnsanlar, kanıt olmadan inanmayı bir erdem haline getirdiler.”
Burada durup düşünmemek zor. Çünkü gerçekten de birçok kültürde “iman”, sorgulamamakla eş anlamlıdır. Oysa Harris için kanıtsız inanç bir erdem değil; epistemolojik bir boşluk. Ona göre akıl, insanlığın en güçlü aracıdır ve bu araç, inanç söz konusu olduğunda askıya alınmamalıdır.

Kitap özellikle dini şiddet üzerinden çarpıcı bir analiz yapar ve şu cümleyle hafızayı kazımaya çalışır .
“İntihar bombacısını motive eden şey umutsuzluk değil, cennete olan inancıdır.” Bu söz ürpertici. Çünkü burada din, teselli veren bir sistem değil; eylemi, hatta ölümü anlamlandıran bir güç olarak resmedilir. Harris’e göre iyi niyetli insanlar, kutsal bir amaç uğruna korkunç şeyler yapabilir. Bana kalırsa en çok tartışılması gereken cümle şudur. “İyi niyetli insanların kötü şeyler yapabilmesi için din gerekir.” Bu iddia abartılı mı? Belki. Ama insan tarihi düşünüldüğünde tamamen yabana atılacak bir söz de değil. İnanç, insanı yüceltebildiği kadar, körleştirebilir de. İşte Harris bu kör noktaya bakıyor. Kitap boyunca hissettiğim bir eksiklik var: İnancın içsel, varoluşsal boyutu. Mesela Søren Kierkegaard inancı bir “atlayış” olarak tanımlar; aklın ötesine geçen ama insanın varoluşunu derinleştiren bir deneyim olarak görür. Ya da William James, dini deneyimi psikolojik gerçeklik üzerinden anlamaya çalışır. Harris ise daha keskin bir yerde durur. Onun için soru nettir: “Doğru mu, yanlış mı?”

Ama insan sadece doğru veya yanlış çizgisinde yaşamıyor. Bazen inanmak, anlam arayışıdır. Bazen yalnızlığa karşı bir dirençtir. Bazen ölüm korkusuna karşı sessiz bir cevaptır. Harris bu duygusal ve sembolik alanı pek dikkate almaz; o daha çok inancın toplumsal ve politik sonuçlarına odaklanır.
belki de kitabın en çarpıcı yanı burada , İnancı kutsallıktan indirip tartışılabilir bir nesne haline getirmesi. Bu kolay değil. Hele inancın kimlik haline geldiği toplumlarda hiç değil. İnancın Sonu bir saldırı mı, yoksa bir uyarı mı? Belki ikisi de. Okurken insan ya savunmaya geçiyor ya da düşünmeye başlıyor. Ama kayıtsız kalmak mümkün değil.

Ben kitabı kapattığımda şunu düşündüm: İnanç ile mantık gerçekten düşman mı? Yoksa biz mi onları düşmanlaştırıyoruz? Belki mesele inancın varlığı değil, sorgusuz kabul edilişi. Belki de asıl korkulan şey, Tanrı’nın değil, soruların gücü. Bazen bir kitap, cevap vermek için değil, insanın içindeki sessiz çatışmayı görünür kılmak için yazılır. Bu kitap tam olarak bunu yapıyor sanırım.
Puan Ver
İNANÇ VE MANTIĞIN KAFA KAFAYA ÇARPIŞMASI
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnci Şardağ
İnci Şardağ
58.9K UP
Yazar 23 Ocak 2021 9 dk.

Evrilebilirlik (ya da evrimleşebilirlik), en basit tanımıyla doğal seçilimin etkili olduğu bir evrim sistemi içerisinde, bir canlının kalıtsal fenotipik varyasyonlar geliştirme kapasitesidir. Daha detaylı açıklamak gerekirse evrilebilirlik; tür içerisindeki bir popülasyonun genetik çeşitlilik oluşturma yeteneğinden öte, doğal seçilimin etkili olduğu bir evrim sistemi içinde uyumsal yani adaptasyon sağlayan genetik çeşitlilik oluşturma yeteneğidir. Burada uyumsal veya adaptasyon sağlayan genetik çeşitlilik oluşturma yeteneğinden kasıt, popülasyonun yararına olacak çeşitliliğin kazanılmasıdır

Aynı zamanda evrilebilirlik; evrimsel sürece hücre biyolojisi, gelişim biyolojisi ve moleküler biyoloji gözünden modern bir bakış olarak da düşünülebilir. Darwin’in evrim teorisinin de yansıttığı gibi evrim; oldukça başarılı işleyen, bir o kadar da yaratıcı ve doğal ilkelerin ürünü olan bir süreçtir. Evrim kuramının tam olarak anlaşılması ve eksikliklerinin giderilebilmesi için evrilebilirlik kelimesinin de doğru bir şekilde anlaşılması gerekir. Bunun için öncelikli olarak Darwin’in evrim teorisi fikrine biraz daha yakından göz atalım.

103
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Naz Karadeniz
Naz Karadeniz
33.6K UP
Çeviren 4 Nisan 2020 6 dk.

SARS-CoV-2 salgını yayılmaya devam ettikçe, hastanelerde hastaları ve sağlık çalışanlarını virüse karşı korumak için alınan önlemler de arttırılmaya çalışılıyor. Artan sayıda aktif tedarikçi maske kullanımının da bu önlemler arasında olup olmayacağını merak ediyor. Maske kullanımı Hong Kong, Singapur ve Asya’nın diğer bölgelerinde standart bir uygulama haline gelmiş ve son zamanlarda birkaç ABD hastanesi tarafından da benimsenmiştir.

Sağlık kuruluşları dışında maske takmanın çok az koruma sağladığını biliyoruz. Halk sağlığı yetkilileri, COVID-19’a maruz kalmanın semptom gösteren enfekte olmuş bir kişi ile en az birkaç dakika süren (bazı sağlık yetkililerine göre 10 dakikadan fazla, hatta 30 dakika) ve 6 fit gibi bir mesafe (yaklaşık 1.8 metre) içinde yüz yüze temas ile gerçekleştiğini belirtiyorlar. Bundan dolayı, halka açık bir alanda gerçekleşen etkileşimden ötürü COVID-19’a maruz kalma şansı düşük. Birçok durumda, maske kullanımı arzusu salgın ile gelen anksiyeteye karşı bir tepki sonucu oluşuyor.

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
161.7K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Doğum lekeleri sadece birer pigment veya damar değişikliği değil; aynı zamanda gelişim yolculuğumuzun sessiz tanıkları gibi geliyor bana. Bir çok insanda olan hatta her gün gördüğümüz için hiç aklımıza gelmeyen bir soru bu .Genetik geçiş deyip bırakıyoruz .Bazen çok seviyoruz bu lekeleri özdeşleşiyor bizimle .Bazen rahatsız olup üzülüyoruz .Bende doğum lekeme bakarken bazen kendi bedenimle sessiz bir sohbet ediyormuş gibi hissediyorum. Küçük ve silik olduğu için neredeyse görünmez, ama ben onu her zaman biliyorum; adeta kendime ait, gizli bir işaret gibi. Aynı leke annemde de var onun lekesi ise biraz daha belirgin; sanki her gördüğünde kendini ilan etmek ister gibi duruyor. Bu farklar bana, hele kardeşler arasında paylaşılmış bir durum ise aynı anne rahminden çıkan iki kişinin bile ne kadar farklı izler taşıyabileceğini ve bedenimizin bize ne kadar benzersiz bir hikâye yazdığını hatırlatıyor.

Öncelikle doğum lekelerinin büyük kısmı gerçekten anne karnında, yani embriyonik gelişim sırasında oluşuyor. Özellikle pigmentli olanlar, cildimize rengini veren melanosit adı verilen hücrelerin gelişim ve yerleşim sürecindeki küçük farklılıklardan kaynaklanıyor. Vücudumuzdaki bazı hücreler, daha bebekken yani embriyo döneminde, nöral krest adı verilen bir yerden ayrılır ve cildin farklı bölgelerine göç ederler. Bu hücreler cildin rengini ve bazı lekeleri belirler. Göç ederken bazı bölgelerde çok birikirler veya normalden farklı şekilde dağılırlar. İşte bu fazla birikim veya düzensiz dağılım, o bölgede cildin daha koyu veya daha belirgin bir leke olarak görünmesine yol açar. Daha basit bir dille bu lekeler, bebekken hücrelerin vücutta dağılırken yaptığı “yerleşim hatalarının” sonucu olarak ortaya çıkar (Bolognia et al., 2018).[1]Ama ilginç olan şu .Her doğum lekesi doğum anında görünür olmak zorunda değil. Bazıları doğumda vardır ama çok siliktir; bazıları ise bebeklik döneminde, hatta çocuklukta belirginleşir. Özellikle bazı melanositik nevüsler zamanla koyulaşabilir ya da büyüyebilir. Yani “doğum lekesi” denmesi her zaman “doğduğu anda belirgin” olduğu anlamına gelmez.Sizin lekenizin silik ve ten rengine yakın olması, o bölgede melanosit yoğunluğunun çok artmamış olabileceğini düşündürür. Kardeşinizin lekesinin simsiyah ve belirgin olması ise o bölgede melanin üretiminin daha fazla olması ya da melanositlerin daha yoğun kümelenmiş olmasıyla ilgilidir. Melanin miktarı, melanosit sayısı ve melanozomların büyüklüğü lekenin koyuluğunu belirleyen temel faktörlerdir (Habif, 2016).[2] Burada genetik faktörler devreye giriyor. Aynı aile içinde bile doğum lekelerinin tipi, rengi ve belirginliği farklı olabilir. Çünkü melanositlerin dağılımı ve aktivitesi, çok sayıda genin etkileşimiyle belirlenir. Ayrıca bazı doğum lekeleri pigmentle değil, damar yapısıyla ilgilidir. Örneğin halk arasında “şarap lekesi” denilen kapiller malformasyonlar, cilt altındaki damarların genişlemesine bağlıdır ve bunlar daha kırmızı yada mor görünür (James et al., 2020).[3]

Tüm Reklamları Kapat

Doğum lekeleri aslında bir tür gelişimsel varyasyondur. Çoğu tamamen iyi huyludur ve hayat boyu sessizce bizimle kalır. Tıbbi olarak önemli olan nokta; hızlı büyüme, renk değişikliği, düzensiz kenar gibi değişimlerin izlenmesidir. Ama büyük çoğunluğu sadece bedenin bize özgü imzası gibidir.[4]

Bence en güzel tarafı aynı anne rahminden çıkan iki kardeşte bile farklı izler bırakması :)) Sanki beden, her birimizi ayrı ayrı yazıyor.

Teşekkür ederim.



Kaynaklar

  1. Jean L. Bolognia, et al. (2017). Dermatology. Yayınevi: Elsevier.
  2. Thomas P Habif. (1985). Clinical Dermatology, A Color Guide To Diagnosis And Therapy. Yayınevi: Elsevier.
  3. William D. James. (2020). Andrews’ Diseases Of The Skin: Clinical Dermatology. Yayınevi: Elsevier.
  4. Doğan Kutbay. (). Tıp Eğitimi.
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Tıp konusunda geliştirebilirsin.

Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)