Albert Bayet ,Bilim Ahlakı, bilimi yalnızca bilgi üreten bir etkinlik olarak değil, ahlaki sorumluluk taşıyan bir insan pratiği olarak ele alan erken ve önemli bir metindir. Bayet’nin temel iddiası şudur: Bilim, yöntemsel olarak tarafsız olabilir; ancak bilimi yapan insan tarafsız değildir ve bu nedenle bilim, etik sorumluluktan azade düşünülemez.
Bayet, bilimin ilerlemesini mutlak bir iyilik olarak görmez. Aksine, bilimsel bilginin hangi amaçlarla, kimlerin yararına ve hangi güç ilişkileri içinde üretildiğini sorgular. Ona göre bilimsel başarı, ahlaki ilerleme ile otomatik olarak örtüşmez. Bilim, eğer etik bir bilinçle yönlendirilmezse, insanlığı özgürleştirmek yerine onu daha derin eşitsizliklere ve yıkımlara sürükleyebilir. Bu düşünce, özellikle 20. yüzyılın savaşlar, teknolojik yıkımlar ve kitlesel şiddet deneyimleri düşünüldüğünde son derece çarpıcıdır.
Bilim Ahlakı’nın ayırt edici yönlerinden biri, bilimi bireysel bir entelektüel faaliyet değil, toplumsal bir kurum olarak ele almasıdır. Bayet’ye göre bilim insanı, yalnızca laboratuvarında çalışan bir uzman değildir; ürettiği bilginin toplumsal sonuçlarından sorumlu bir yurttaştır. Bu bakış, bilimin “kendi kendini düzenleyen” nötr bir alan olduğu fikrine güçlü bir itirazdır.
Bayet, bilim insanının ahlaki sorumluluğunu yalnızca sonuçlara değil, niyetlere ve süreçlere de bağlar. Bilimsel araştırmanın hangi sorularla başladığı, hangi varsayımları normalleştirdiği ve hangi sessizlikleri ürettiği, en az elde edilen sonuçlar kadar önemlidir. Bu yönüyle Bayet, günümüzde bilim felsefesinde tartışılan değer yüklülük (value-ladenness) meselesini erken bir tarihte sezmiş görünür.
Eleştirel açıdan bakıldığında Bayet’nin yaklaşımı, bilimi aşırı ahlaki bir çerçeveye hapsetme riski taşıyabilir. Bilimsel yöntemin özgüllüğü ile etik denetim arasındaki sınır her zaman net değildir. Ancak Bayet’nin amacı bilimi yavaşlatmak değil; onu insani sorumlulukla birlikte düşünmeye zorlamaktır.
Bilim Ahlakı, bilimi ilerleme mitinden ayırarak, onu etik bir sorgulamanın nesnesi hâline getirir. Albert Bayet, bilimin ne yaptığı kadar, ne yapmaması gerektiği sorusunu da sormamız gerektiğini hatırlatır. Bu yönüyle eser, bugün yapay zekâdan biyoteknolojiye uzanan güncel tartışmalar için hâlâ canlı ve kışkırtıcı bir düşünsel kaynak olma özelliğini korur.