Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Sertaç Oral
11 saat önce
Bu dünyadaki acılar, eğer ruh ebediyse ve daha büyük bir bütün içinde dönüştürülecekse, “nihai kötülük” olmayabilir. İçkin düzeyde (yani şu anki bilinç ufkumuzda) kötü görünen şey, aşkın düzeyde (ebedi bütünlük içinde) farklı bir anlam kazanabilir.
20 görüntülenme
1
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nadir Kerem Dağ
Çeviren 4 gün önce 2 dk.

Araştırmacılar, 15 Ocak'ta Cell Communication and Signaling dergisinde yayınladıkları bir çalışmada, farelerde ağızda bulunan bir bakterinin mevcut tümörlerin boyutunu şişirebildiğini ve hatta kanser öncesi oluşumların ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini bildiriyor.

Çalışma, ağızdaki zararlı bakterilerin kana karışarak meme dokusuna ulaşabildiğini ve burada sağlıklı hücrelere ciddi zarar verebildiğini ortaya koyuyor. Daha önceki çalışmalar ağız hastalıkları ile meme kanseri arasında bağlantılar ortaya koymuştu ancak Johns Hopkins Tıp Fakültesi'nde onkoloji araştırmacısı olan Dipali Sharma, "Şimdi doğrudan bir bağlantımız var," diyor.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 11 Nisan 2013 2 dk.

Manchester Üniversitesi'nden araştırmacıların keşfettikleri yeni bir fosilin analizi, sulardan karalara geçen evrimsel süreçte yürümenin evrimine ait önemli bir keşfe imza atıldığını ortaya çıkardı.

Yaşam Bilimleri Fakültesi'nden Dr. Robert Sansom'ın analiz ettiği, günümüzden 370 milyon yıl önce denizlerde yaşamış olan Euphanerops cinsi çenesiz balığa ait fosilde çift halinde yüzgeçler tespit edildi. Bu fosil yüzgeçler, bacaklar ve kollar gibi uzuvların ilk defa görüldüğü organizma olma özelliğini taşıyor. 

23
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Şubat 2017 1 dk.

Belki siz de düşünmüşsünüzdür: Gezegenimiz üzerindeki bilim şu anda aşırı karmaşık ve ileri boyuttadır. Kimi zaman herhangi bir saha bulup o sahada tam hakimiyete erişmek aşırı zor gözükmektedir. Buna karşılık, Evren'i keşfetmek ve en yakın gezegenlere yayılmak için bile var olan teknolojimiz aşırı ilkeldir! 

Biz genel olarak 20-21. yüzyıl geçişinde yaşayan insanlar, bu bakımdan hem şanslı, hem şanssızız. Şanslıyız, çünkü birkaç nesil önceki atalarımız günümüzde çok basit bir şekilde tedavi edilen hastalıklar sebebiyle ölürken ve cep telefonu ile internet gibi çok basit teknolojilerden bile yoksunken, bizler istediğimiz bilgiye anlık olarak erişebilmekteyiz ve birçok hastalığı kolaylıkla tedavi edebilmekteyiz.

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Betül Parlak
Seslendiren 6 gün önce 53:10
Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl...
13
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 26 Ekim 2014 12 dk.

Türev ve integral, matematiğin en önemli konseptlerinden ikisidir. Günümüzde okullarda (liselerde) bu ikili çok yüzeysel bir şekilde ve çoğunlukla tamamen ezbere dayalı olarak anlatılmaktadır. Özellikle de bu kavramların ne anlama geldiği öğrenciye anlatılmadan, sadece nasıl çözüleceği üzerinden anlatım yapılmaktadır. Örneğin türev için "sayının üssünü katsayı olarak önüne al ve üssü 1 azalt" denmekte, integrali anlatmak içinse "üssü 1 arttırıp, aynı sayıyı payda olarak sayının altına yaz" gibi kalıp halinde ve algılamanın imkansız olduğu bir biçimde anlatılmaktadır.

İyi, bu işlemleri yapalım da... Neden? Ne işe yarıyor? Ya da öğrencilerin daha sık sorduğu şekliyle: Gerçek hayatta ne işimize yarayacak?

414
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 26 Haziran 2016 10 dk.

Evrim süreci boyunca kuşlar farklı tüy renklerine, desenlerine ve yumurta renk örüntülerine sahip oldular. Renklere dayalı bu farklılıklar kuşlara taklitçilik, gizlenme, avlanma, avcıdan kaçınma, kimlik ayırt etme ve partnerine kalitesini belli etme gibi sayısız işlev kazandırdı (Hill & McGraw 2006). Madem bu renk örüntüleri kuşlarda böylesine bir iletişim kabiliyetine neden oluyor, o halde onların bu karmaşık örüntülerini anlayabilmelerini sağlayan algılama sistemlerini de çözmemiz gerekir, öyle değil mi? İşte günümüz teknolojisindeki ilerlemeler ve bu alandaki teorik gelişmeler, "kuş bakışını" anlayabilme yolunda bir devrim yaratmış halde; zira artık opsin genlerinin genetik dizilemesini kontrol ederek ışık reseptörlerinin hassasiyet parametrelerini değiştirebiliyoruz. Bu da kuşların dünyayı nasıl gördüklerine yönelik bir algı modeli kurmamıza olanak veriyor. Bu modeller sayesinde görsel ekolojinin, başta yumurta mimikrisi (taklitçiliği), UV ışık hassasiyeti olmak üzere kuş iletişim ve tanıma sistemlerinin evriminde, ve kuşlar arasında ortaya çıkan davranışsal farklarda oynadığı rolü daha iyi anlıyoruz (Hubbar et al. 2010). 

Kuş yumurtaları çok çeşitlidir. Kimisi tamamen beyaz, kimisi parlak renkli, kimisi biraz, kimisiyse fazlaca benekli. Peki neden? Neden kuş yumurtaları bu kadar çeşitli renk ve desenlere sahipler? Farklı kuş familyalarına ait yumurta kabuğu örüntülerini karşılaştıran araştırmacılara göre, bu çeşitliliği ortaya çıkaran başlıca faktörlerden birisi "kuluçka asalaklığı" (Kilner 2006). Kuluçka asalağı olarak adlandırılan türler, yumurtalarını başka türlerin yuvalarına bırakır ve yavrularını konak türe büyütürler. Yani konağı kendisine ait olmayan bir civcivi yetiştirme maliyetiyle karşı karşıya bırakırlar (Davies 2000). Konağın bu maliyeti yüklenip yüklenmeyeceği, yabancı yumurtanın renk veya desenine bağlıdır. Örneğin Avrupa'da yaşayan karabaşlı yalı bülbülü (Syliva atricapilla), asalak guguk kuşunun (Cuculus canorus) konak olarak bellediği bir türdür. Normalde bu kuş, kendi yumurtalarına benzemeyen (mimetik olmayan) tüm yumurtaları yüksek bir kesinlikle reddeder (Honza et al. 2004). Lakin -deneysel bir çalışmadan elde edilen sonuçlara göre-, karabaşlı yalı bülbülü kendi yumurtalarına çok benzeyen (mimetik) yumurtaların tamamını ayırt edemez ve ancak %36'sını reddedebilir (Polacikova et al. 2007). %100’lük başarıyla kıyasla bu oran biraz düşükmüş gibi görünebilir; ancak konağın genetik olarak kendiyle ilgisiz, bambaşka türe ait bir yavruyu yetiştirmek için harcama riskiyle karşı karşıya kaldığı zaman ve enerjinin miktarı düşünülürse, bu başarı bile önemli bir adaptasyon anlamına gelir.

72
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
157.7K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba, antropoloji eğitimi alana kadar bende bazen haritaya bakıp şunu düşünmeden edemiyordum Afrika ile Güney Amerika arasında koskoca bir okyanus var. Bugün bile geçmesi zor bir mesafe. Milyonlarca yıl önce küçük primatların bunu nasıl başarmış olabileceğini hayal etmek ilk bakışta neredeyse imkânsız görünüyor. Ama evrimsel biyoloji bana hep şunu hatırlatıyor doğa plan yapmaz, ama zaman ona inanılmaz olasılıklar sunar. Düşük ihtimalli olaylar, jeolojik zaman ölçeğinde gerçekleşebilir ve bütün bir kıtanın biyolojik tarihini değiştirebilir. Yeni Dünya maymunlarının hikâyesi de tam olarak böyle bir olasılığın bilimsel olarak izini sürme meselesidir. Yeni Dünya maymunları dediğimiz grup (örneğin kapuçinler, örümcek maymunları, uluyan maymunlar) yalnızca Orta ve Güney Amerika’da yaşar. Buna karşılık Eski Dünya maymunları Afrika ve Asya’dadır. Genetik çalışmalar bu iki grubun tamamen ayrı yaratılmış değil, ortak bir atadan türemiş olduğunu gösteriyor. DNA karşılaştırmalarına dayanan “moleküler saat” yöntemi (yani genetik farklılıkların zaman içinde birikme hızına bakarak ayrışma zamanını hesaplama tekniği), Yeni Dünya maymunlarının Afrika’daki erken primatlardan yaklaşık 35–40 milyon yıl önce ayrıldığını gösteriyor (Perelman et al., 2011; Schrago & Russo, 2003). Bu dönem, jeolojik olarak Geç Eosen–Erken Oligosen olarak adlandırılır.

Burada kritik soru Afrika’dan Güney Amerika’ya nasıl geçtiler? Bilindiği üzere O dönemde Güney Amerika ile Afrika bugünkü kadar uzak değildi, fakat arada yine de okyanus vardı. En güçlü açıklama “rafting” olarak bilinen pasif taşınma modelidir. Pasif taşınma, canlıların bilinçli bir göç yapmadan, doğal yollarla sürüklenmesi anlamına gelir. Tropikal bölgelerde büyük fırtınalar ve nehir taşkınları, ağaçları ve yoğun bitki kütlelerini kökleriyle birlikte koparabilir. Bu bitki kütleleri su üzerinde haftalarca hatta aylarca kalabilir. Üzerlerinde küçük memeliler de bulunabilir. O dönem Atlantik daha dardı ve akıntılar batıya doğruydu; bu da Afrika’dan Güney Amerika’ya doğru sürüklenmeyi mümkün kılıyordu. Bu model sadece maymunlar için değil, Güney Amerika’daki bazı kemirgenlerin Afrika kökenini açıklamak için de kullanılmaktadır. Yani bu olay tekil bir “mucize” değil, biyocoğrafik açıdan tutarlı bir örüntüdür. Fosil kayıtları da bu görüşü destekler. Güney Amerika’daki en eski maymun fosilleri yaklaşık Oligosen dönemine aittir ve Afrika’daki erken primatlarla bazı diş ve kafatası benzerlikleri gösterir. Bu morfolojik (yapısal) benzerlikler, ortak köken fikrini güçlendirir.

Burada bir diğer önemli kavram “kurucu popülasyon ”dur. Kurucu popülasyon, yeni bir bölgeye ulaşan az sayıdaki bireyden oluşan başlangıç grubudur. Eğer Afrika’dan sürüklenen küçük bir primat grubu Güney Amerika’ya ulaştıysa, orada izole bir şekilde çoğalmış ve zamanla farklı türlere evrimleşmiştir. Güney Amerika o dönemde uzun süre diğer kıtalardan izoleydi. Bu izolasyon, türleşmeyi (yeni türlerin ortaya çıkması) hızlandırabilir. Evrim biyoloğu Ernst Mayr’ın vurguladığı gibi, coğrafi izolasyon türleşmenin en önemli mekanizmalarından biridir. Bugün Güney Amerika’daki maymun çeşitliliği (örneğin geniş burunlu maymunlar olarak bilinen platyrrhinler) büyük olasılıkla bu erken kurucu grubun milyonlarca yıl süren evrimsel çeşitlenmesinin sonucudur. Bu sürece “adaptif radyasyon” denir; yani bir atadan gelen türün, farklı çevresel koşullara uyum sağlayarak birçok türe ayrılması. Alternatif bir görüş, maymunların Kuzey Amerika üzerinden kara bağlantılarıyla geçmiş olabileceğini öne sürmüştür. Ancak zamanlama, fosil eksikliği ve genetik veriler bu modeli daha zayıf kılmaktadır. Mevcut kanıtlar Afrika’dan doğrudan okyanus geçişini daha tutarlı göstermektedir.

Tüm Reklamları Kapat

Yazılan paylaşılan bilgilere dayanarak şunu söylemek mümkün .Yeni Dünya maymunlarının ataları büyük olasılıkla yaklaşık 35–40 milyon yıl önce Afrika’dan doğal bitki kütleleri üzerinde pasif olarak Güney Amerika’ya taşındı. Bu olay düşük olasılıklı görünse de, milyonlarca yıllık jeolojik zaman diliminde mümkündür ve hem genetik hem de fosil kanıtlarla desteklenmektedir.

Bilim değişkendir bilindiği üzere yeni kanıtlar bulunana kadar sanırım kabul edilecek görüşler bunlar.Kim bilir belki bir gün farklı yaklaşımlarda olur bu konuda .

Teşekkür ederim.[1][1][1][1]

Kaynaklar

  1. Carlos G Schrago, et al. Timing The Origin Of New World Monkeys. Alındığı Tarih: 11 Şubat 2026. Alındığı Yer: NATİONAL LIBRARY OF MEDİCİNE doi: 10.1093/molbev/msg172. | Arşiv Bağlantısı
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 10 Nisan 2011 18 dk.

Ota Benga, 1883 (veya 1884) yılında doğmuş ve 20 Mart 1916 yılında intihar ederek ölmüş, bugünkü Kongo Demokratik Cumhuriyeti (o zamanki "Kongo Özgür Devleti") topraklarında yaşamış siyahi bir Mbuti pigmesidir. Mbuti insanları Kongo'da yaşayan yerli bir kabiledir ve pigmedirler; yani popülasyonlarının boy ortalaması 150 santimetrenin altındadır.

Bu kabileden olan Ota Benga'yı meşhur yapan konu ise, 1904 yılında ABD'nin Missouri Eyaleti'nin St. Louis kentinde düzenlenen Louisiana Alım-Satım Sergisi'nde, sonrasındaysa 1906 yılında Bronx Hayvanat Bahçesi'nde açılan ve büyük tartışmalar yaratan "İnsanat Bahçesi"nde sergilenmesidir.

107
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eylül Badak
Üye 3 gün önce
Bu soru artık rüyalarıma girmeye başlayacak
1 Cevap - 250 görüntülenme
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Salih Öztürk
Salih Öztürk
100.7K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Kaynak: Apologia
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Nisan 2015 3 dk.

Avustralya halkı arasındaysa "cimpi cimpi" ("gympie gympie" ya da "gimpi gimpi") olarak bilinen, bilimsel tür adı Dendrocnide moroides olan bu bitkinin kalp şeklindeki yapraklarına ve dikenli gövdesine dokunacak olursanız, acı içerisinde kusabilirsiniz. Bitkinin etkisi öylesine güçlü ve neden olduğu acı öylesine dayanılmaz ki, tarihte bazı insanlara şaka olsun diye "tuvalet kağıdı" olarak verilen bu bitkinin, acı nedeniyle şaka kurbanlarını öldürdüğü bile iddia ediliyor. Efsaneler ve raporlar arasında bitkiyle temasa geçen atın acıya dayanamayarak bir tepeden aşağı atladığı ve bir polis görevlisinin de acıya dayanamayarak intihar ettiği de bulunuyor. Gerçekten de hiç şakası olan bir bitki değil.

Bitki bazı botanikçiler tarafından "Dünya'nın en korkulu bitkisi" olarak tanımlanıyor. Oldukça hafif ve geniş yapraklı olan bitki, aynı zamanda çok hızlı bir şekilde büyüyebiliyor. Ne yazık ki alçak bölgelerdeki yağmur ormanlarında yaşayabilen bu bitkinin soyu, küresel iklim değişimi nedeniyle tehdit altında bulunuyor.

36
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKonferans
Boray Yıldırım
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & ÇevrimiçiÜcretsiz21 Şubat
19. Aykut Kence Evrim Konferansı
21 Şubat 2026 08:45 tarihinden 22 Şubat 2026 16:30 tarihine kadar.

ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu olarak 20 yıldır halka evrimi anlatmak, evrim hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve evrimsel biyoloji ile akademik olarak ilgilenen insanları bir araya getirmek amacıyla Aykut Kence Evrim Konferansı’nı düzenliyoruz. Konferans, hocamız Aykut Kence’nin emekleriyle Ulusal Evrim Konferansı olarak başlamış olup vefatının ardından öğrencileri tarafından hatırasını yaşatmak amacıyla ‘Aykut Kence Evrim Konferansı’ adını almıştır.

Ülkemizde evrim karşıtlığının ne kadar fazla olduğunu bilmekle beraber bu görüşlerin sonucunda ortaya atılmış bütün propagandaların da farkındayız. Bunları yapan zihniyetin  karşısında bir öğrenci topluluğu olarak kâr amacı gütmeden yalnızca bilimi yaymak adına düzenlediğimiz Aykut Kence Evrim Konferansı’nı 20 yıldır birçok sorunla karşılaşılmasına rağmen başarı ile düzenlenmeye devam ediyoruz. Bu sene de konferansımızı 21-22 Şubat 2026’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenleyeceğiz. 

Konferansımız genel oturum ve akademik oturum olmak üzere iki oturum içermekte olup genel oturumumuz her kesime hitap eden bir oturumdur. Genel oturum sunumları eş zamanlı olarak Aykut Kence Evrim Konferansı YouTube kanalında yayınlanacaktır.

Kayıt linkimiz: https://www.biletimgo.com/etkinlik/19-aykut-kence-evrim-konferansi-22005

Akademisyenlerin sunumlarının yanı sıra aralarda jeolojik devirler ve primat evrimi ekiplerimizin sunumları olacaktır. Ayrıca fuaye alanımızda çeşitli ikramlarımız olacaktır.

Konferans bitiminin ardından aktif katılım gösteren katılımcılarımıza sertifika verilecektir.

ODTÜ dışı kayıtlarımız 15 Şubat günü saat 13.00'te kapanacaktır. Bunun sebebi, ODTÜ dışından gelecek katılımcılarımızın konferans günü kampüse girişte sorun yaşamamaları için katılımcı listelerinin gerekli yerlere iletilmesidir. 

Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmenleri, [email protected] mail adresine öğretmen olduklarını gösteren belgeyi attıkları takdirde konferansımıza ücretsiz katılabilirler.

Konferansımıza topluluk kaydı yapmak isteyen üniversite toplulukları ve liseler [email protected] üzerinden bize ulaşabilirler.

Genel ve akademik oturum programlarımız ve duyurularımız sosyal medya hesaplarımızdan paylaşılacaktır. Bizi takip etmeyi unutmayınız.

Devamını Göster
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Efecan Arslan
Efecan Arslan
20.1K UP
İnceleyen10 3 gün önce
Bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap olmuş. Kitapta otoritenin ve işkencenin vücut bulmuş hali olan bir subayın, yabancı bir gezginin, bir mahkumun, bir gardiyanın ve hapishane müdürünün konuşmalarından oluşan, okurken alıp başını gittiğin aynı zamanda ürkünç bir kitap. Tek kötü tarafı kısa olması!
9.5/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : In der Strafkolonie
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🍁 Ağaçlar her yıl yaprak döker ve bu kayıp, onların karbon ve besin stoklarının önemli bir kısmını yeryüzüne bırakır. Ancak yaprakların nerede yere düştüğü de bu döngünün verimliliğini değiştirebilir.

🌬️ Fiziksel süreçler ve çevresel koşullar, yaprak düşüşü sırasında önemli rol oynar. Ancak son çalışmalar yaprağın geometrisinin (özellikle simetrisi ve lob sayısı) bu sürecin dinamiklerini etkileyebileceğini düşündürüyor.

📉 Yaprak şekli, düşüş hızını belirleyen faktörlerden biridir. Simetrik ve lob sayısı az yapraklar daha hızlı düşme eğilimindeyken asimetrik veya çok loblu yapraklar daha yavaş düşebilir, bu da onların ağacın gövdesinden daha uzağa savrulmasına neden olabilir.

🌳 Bu durum besinlerin ağacın çevresinde yayılmasını veya ağaçların kendi çevresinde kalmasını değiştirerek ekosistem içi besin döngüsünü etkileyebilir. Böylece sadece rüzgâr ve fiziksel süreçler değil, yaprakların kendi şekilleri bile besin geri kazanımı üzerinde bir etkiye sahip olabilir.

🔬 Elbette yaprak şeklinin evrimi sadece aerodinamikle açıklanmaz; iklim, besin ulaşılabilirliği, su durumu ve fotosentez gibi çevresel faktörler de bu sürecin bir parçası olabilir.

Aktaran: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)