Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Kasım 2020 19 dk.

Depremler, yeryüzündeki en güçlü, potansiyel olarak en ölümcül doğa olaylarından birisidir. Ayaklarımızın altındaki yer sarsılır, içinde yaşadığımız binalar (veya atalarımız için konuşuyorsak, mağaralar) sallanır ve çöker, depremlerle tetiklenen tsunami ve heyelan gibi olaylar dolayısıyla ek yıkımlar yaşanır. Bu ürkütücü ve olası bir felakete en iyi şekilde hazırlık yapmak haricinde üzerinde hiçbir kontrolümüz olmayan doğa olayını izah etme güdüsü, en temel merak dürtümüzden kaynaklanmaktadır. Depremler gibi devasa güçte olayların, hiç beklenmedik anlarda yaşanıp, bir ömür boyu canla başla inşa ettiklerimizi yok edivermesini anlamlandırmak isteriz. Bunu yapamadıkça veya bilimsel yöntemlerle yapılan izahları belki rasyonel olarak değil ama, duygusal olarak tatmin edici bulmadığımızda, bilim dışına yöneliriz.

Bu yönelmenin bir boyutu ruhanidir/dinidir: Depremler, tarih boyunca bir çeşit "cezalandırma" ve "tanrıların öfkesi" olarak görülmüştür. Belirli ahlaki normlara uymayanların cezalandırılmasının veya belirli buyrukların dışına çıkılması sonucu inanılan bir tanrının öfkelenmesinin, yerin sallanması ile bize bildirildiğine inanılmıştır. Bu yorum günümüzde her ne kadar oldukça azalmışsa da, halen felaketler sonrasında "karşı taraftan", "öteki gruptan" veya "dış gruptan" olan bireylerin sırf farklı oldukları için cezalandırıldığını ve "Tanrı'nın gazabına uğradığını" iddia eden insanlar bulmak mümkündür. Bu tür bir yorum, modern bilimin sınırları dışında kaldığı için, burada detaylandırılmayacaktır.

123
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
🌲 Ayılar, eskiden yalnızca geniş, doğal habitatlarda yaşayan geniş çaplı yaban hayatı türleriydi; ancak son yüzyılda insanların yaşam alanlarını genişletmesiyle birlikte bu türlerin yaşamları da değişmeye başladı. Bazı araştırmalar, insanların yoğun olduğu bölgelerde yaşayan ayı popülasyonlarının hem davranışsal hem de genetik açıdan farklılaşabileceğini düşündürüyor.

⚠️ Özellikle insan yerleşimleri yakınında besin kaynaklarını değerlendiren ayılar, daha önce nadiren sergiledikleri davranış modellerini daha sık gösterebiliyor. Örneğin çöp alanlarına ya da kamp yerlerine yaklaşma eğilimindeki artış, klasik yaban davranışlarından farklı stratejilere işaret edebilir. Bu durum, sadece davranışsal bir uyum değil; zamanla seçilim baskısıyla genetik düzeyde bir değişimi tetikleyebilir.

🧬 Bazı popülasyonlarda yapılan genetik analizler, insan etkisinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayan ayıların moleküler işaretlerinde farklılıklara işaret ediyor. Bu farklılıklar, çevresel baskı ve kaynak erişim stratejileriyle bağlantılı doğal seçilim süreçlerinin bir parçası olabilir; yani insanlara yakınlık, seçilim baskısı yaratmış olabilir.

🧠 Böyle bir süreç, “insan-ayı etkileşimi”ni sadece anlık davranış değişiklikleriyle değil; uzun vadede ayı popülasyonlarının evrimsel yönelimleriyle ilişkilendirilebilecek bir olasılık hâline getiriyor.

Aktaran: Hatice Bol
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Nevzat Keskin
Seslendiren 3 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
8
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Ocak 2014 6 dk.

Aşağıda göreceğiniz, evrimin nasıl işlediğini öğretmek amacıyla hazırladığımız bir metindir. Lütfen üşenmeden, baştan sona kadar okuyunuz. Ayrıca lütfen bu yazıyı okurken sitemizi Gece Modu'nda kullanmadığınızdan, yani sadece bu yazıya mahsus olmak üzere içeriği Gündüz Modu'nda okuduğunuzdan emin olunuz. Yan veya alt menülerimizi kullanarak gece/gündüz modunu değiştirebilirsiniz.

Eğer başta kıpkırmızı renkte bir metne sahipsek ve metnin rengini her harfte azıcık değiştirmeye karar verirsek, bu renk değişimi çok çok az fark edilebilir olabilir; ama bu, yine de ölçülebilir bir değişimdir! Örneğin, metindeki harflerin HEX kodlarına veya RGB değerlerine bakarak, istediğiniz iki harf arasındaki farkın ne kadar olduğunu tam olarak ölçebilirsiniz. Yazı renginin bu noktaya kadar halen kırmızı olduğunu düşünebiliriz; ancak ortada bir renk değişimi olduğu bellidir. Eğer yazmayı yeterli uzunlukta sürdürürsek, bu yazıya dışarıdan bakan biri tam olarak hangi harfte rengin kırmızı olmayı bırakıp, kahverengi olduğunu tespit edebilir miydi? Metin devam ettikçe, harf rengi de "mikroevrimleşmeye" devam ediyor; ancak göreceğiniz üzere, kırmızıyla tamamen alakasız bir renge ulaşacağız!

242
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Şafak Aki
Şafak Aki
117.8K UP
6 gün önce
"Sürekli olarak yanlış adama, yanlış zamanda ve yanlış yerde aşık olma gibi bir yeteneğim var."
The Apartment
Yönetmen Billy Wilder

ABD, 1960



33 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Arif G.
Arif G.
111.3K UP
1 gün önce
Evet, unutmadık. Ama unutmadığımızı hem kendimize hem de başkalarına kanıtlamak istercesine, medyada göze sokmak zorundayız değil mi? Bir görüntü buluyoruz, kime ait olduğu bilinmeyen, bağlamı koparılmış bir görüntü. Arkaya bir de fon müziği, duyguyu tamamlasın, sahneyi ağırlaştırsın diye. Peki o karede kimin canının yandığını, kimin hayatta kalıp kimleri toprağa verdiğini gerçekten düşünüyor muyuz? Yoksa yalnızca 'hatırladığımızı' gösterecek daha etkili bir sunum mu arıyoruz?
Bir kare düşünün, enkazın başında oturan biri. Yüzü kadrajda yok, adı yok, hikayesi yok. Ama o kare paylaşılıyor, beğeniliyor, altına birkaç kelime yazılıyor ve akış devam ediyor. O kişinin o an ne düşündüğünü, hangi sesi hala kulağında çınladığını, hangi boşluğun içine düştüğünü merak eden var mı? Yoksa acı yalnızca tüketilecek bir içerik mi?
Bir video düşünün, ağlayan bir çocuk. Nerede çekildiği belirsiz, ne zaman olduğu muğlak. 'Savaşın masum yüzü' diye etiketleniyor. O çocuğun bugün hayatta olup olmadığını kim biliyor? O görüntünün, çocuğun ömrü boyunca sırtında taşıyacağı bir damga olabileceğini düşünen var mı? Yoksa empati yalnızca birkaç saniyelik bir duraksama mı?

Siyah beyaz bir fotoğraf. Toplu bir cenaze, üst üste dizilmiş tabutlar. Rakamlar konuşuyor 'Şu kadar kayıp.' Ama o rakamların her biri bir ses, bir alışkanlık, bir eksiklik demek. Sabah kahvesini aynı saatte içen bir baba, akşam kapıyı aynı şekilde kapatan bir anne, odasında yarım kalmış bir defter. Sayılar bunları taşımaz, biz taşımak istemediğimiz için sayılara sığınırız.
Algoritmanın önümüze düşürmediği acılar yok sayılır. Kameraya girmeyen yas, kayda alınmayan çığlık sanki hiç yaşanmamış gibi olur. Görünmeyen unutulması daha kolaydır, unutulan ise bir daha hiç hatırlanmaz.
Asıl soru şu: Hatırlamak gerçekten istemediğimiz için mi bu kadar yüzeyde kalıyoruz, yoksa hatırlamanın bedelini ödemeye hazır olmadığımız için mi? Çünkü hatırlamak yalnızca bakmak değildir, sorumluluk ister, rahatsızlık ister, konforun bozulmasını ister. Ve belki de en zor olanı o acının bize ait olmadığını düşünerek geçip gitme lüksünden vazgeçmeyi ister.
23 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 30 Mart 2014 11 dk.

Önceki yazılarımızda Hardy-Weinberg Dengesi'ni tanımladık ve sonrasında bu dengenin kurallarını bozarak, matematiksel analizlerimizi ideal popülasyonlardan gerçek popülasyonlara doğru genişletmeye başladık. Bir önceki yazımızda, mutasyonların tek başına evrimin ana mekanizması olamayacağını, çünkü bunu başarabilmek için çok seyrek meydana geldiklerini ve yarattıkları değişimin oldukça sınırlı olduğunu gördük. Şimdi, Hardy-Weinberg Dengesi'nin bir diğer kuralını bozarak, ortaya çıkan durumu matematiksel olarak analiz edeceğiz. Öncelikle, bu dengenin kurallarını tekrardan hatırlayalım:

Kırmızıya boyadığımız kısımdan da görebileceğiniz gibi, artık Doğal Seçilim'i popülasyonlarımıza dahil ederek Hardy-Weinberg Dengesi'nin bundan nasıl etkilendiğine bakmaya başlayabiliriz. Fakat öncelikle bunu neden yaptığımızı anlayarak başlayalım.

78
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eylül Badak
Üye 6 gün önce
157 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
173.9K UP
Uyarlayan 1 gün önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Gülsevinç Ay
Gülsevinç Ay
25.5K UP
Çeviren 23 Mart 2018 12 dk.

Hayvanlar çevrelerinden aldıkları bilgileri bir yere hareket etmek, aktiviteleri için zamanlarını ayarlamak, miktarı değerlendirmek veya geçmişi hatırlamak için nasıl kullanırlar?

Bir kovanın derinliklerinde, bir bal arısı (Apis mellifera) çılgınca dans eder. O dans ettikçe diğer bal arıları arka ayakları ve antenleri ile onun vücuduna dokunarak çevresine toplanır. Daha sonra bu gözlemciler birer birer dansı bırakır, kovan girişine yönelir ve aynı yöne doğru uçarlar. Çünkü dans eden arı bol yiyecek kaynağına olan mesafeyi ve besin kaynağının yönünü onlara bildirmiştir (Görsel 1). Bir saat içerisinde işçi (yiyecek toplayıcı) arılar dönerler ve kendi dansları ile diğer işçi arılara yiyecek kaynağının yerini göstermeye hazırdırlar.

91
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alperen Karaçor
Öğrenciyim, ilgimi çeken konularda araştırma yapmayı seviyorum. 3 gün önce Sen de Cevap Ver
157 görüntülenme
Buna sürekli bakmak halüsilasyon yapar mı?
Buna sürekli bakmak halüsilasyon yapar mı?

Bu bahsettiğiniz şey. Lentiküler baskı'dır , bakış açın değiştikçe görüntünün de değişmesini sağlayan bir baskı tekniğidir.

Üstte lentikül denen çok ince, paralel plastik mercek şeritleri bulunur. Altında ise tek bir resim değil, şerit şerit bölünmüş birden fazla resim vardır. Gözün hangi açıdan bakıyorsa mercek sadece o açıya denk gelen şeritleri gösterir

Sizin dediğiniz halüsinasyon meselesine gelirsek.

Tüm Reklamları Kapat

Bu sadece bir görsel illüzyondur, buna uzun süre bakarsan en fazla Göz yorgunluğu, Baş ağrısı, Hafif baş dönmesi ve Kısa süreli odak kayması tarzı problemler oluşturur, yani sıfırdan psikolojik bir problem yaratmaz.

3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ali Aziz Derviş
Ali Aziz Derviş
3,883 UP
Üye 3 Mayıs 2020
Mesela durağan bir madde soğuduğunda neden kırağılaşma veya donma eğilimi gösterir? Bir madde neden donar? Neden buz tutar?
1 Cevap - 1,325 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close