Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Melih Tuzla
Melih Tuzla
132.6K UP
Yazar 19 Mayıs 2021 14 dk.

1907'de tanımlanan ve şu ana dek 7 bireyin fosili bulunan Scleromochlus taylori, sahip olduğu özellikleriyle birçok bilim insanının aklını karıştırmıştı. Tanımlanmasının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hala Scleromochlus hakkında bildiklerimiz kesin bilgiler değil. Ancak şu ana kadarki en güncel ve detaylı çalışma 2020'de S. Christopher Bennett tarafından yayınlandı ve Scleromochlus hakkında önceden kabul görmüş (Scleromochlus'un terozorların atası/kardeş türü olması, Scleromochlus'un koşucu olması, vb. gibi) bazı fikirler yeniden tartışıldı. Ne yazık ki Scleromochlus cinsi üzerine Türkçe bir yazı henüz yazılmamış. Biz bu yazımızda, Bennett'in makalesinde sunduğu yeni bulguları paylaşacağız ve Scleromochlus hakkında kapsamlı bilgiler sunacağız.

Fakat öncelikle, Scleromochlus cinsi nedir?

76
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 10 Eylül 2022 1 sa.

Uyuşturucu Bağımlılığı olarak da anılan Madde Kullanım Bozukluğu, hastaların kullanımıyla ilgili önemli sorunlar yaşamasına rağmen bir maddeyi kullanmaya devam ettiği patolojik bir davranış kalıbını içeren maddeye bağlı bir bozukluk türüdür. Madde Kullanım Bozuklukları, sosyal, akademik ve mesleki bozulmaya yol açan nikotin, alkol ve diğer yasa dışı maddelerin kullanımını içerir. Görülen en yaygın yasa dışı maddeler arasında kenevir, opioidler, sedatifler (yatıştırıcılar, depresanlar), hipnotikler (uyku ilaçları), inhalanlar (tiner gibi uçucu maddeler), halüsinojenler (LSD, mantar) ve uyarıcılar bulunur.

Maddeler, merkezi sinir sistemi üzerindeki etkilerine göre farklı şekilde sınıflandırılabilir. Bu etkiler maddeye göre değişir ve artan enerji ile öforiden, derin sedasyona ve halüsinasyonlara kadar çok çeşitli etkiler üretebilir. Genel olarak, etkiler önemli ölçüde farklılık gösterse de, Madde Kullanım Bozukluklarının ilk aşamaları, bireylerin kullanımla birlikte bir esenlik duygusu veya öfori yaşadığı, olumlu pekiştirme ile karakterize edilir. Fizyolojik ve psikolojik bağımlılık ilerledikçe, birey, maddelerin öncelikle disforiyi ve hoş olmayan yoksunluk semptomlarını giderdiği olumsuz pekiştirme yaşar.

83
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Ocak 2021 22 dk.

Çok sayıda evrenden birinin içinde yaşıyor olabilir miyiz? Bilim insanları, içinde bulunduğumuz Evren'imizi daha iyi tanımlamaya başladığından beri filozoflar, hayalperestler ve bilimkurgu yazarları paralel evrenler üzerinde kafa yormaktalar. "Evren" dediğimiz yapı, bildiğimiz her şeyi; gezegenleri, yıldızları ve galaksileri, uzayı ve zamanın kendisini içerir - hiçbir şeyi dışlamaz. Astronomların ölçümlerine göre bizim Evren'imiz yaklaşık 93 milyar ışık yılı genişliğindedir.

Peki ya evrenimiz tek değilse? Ya Evren'imizin etrafı, bizim fark etmediğimiz alternatif evrenlerle kaynıyorsa? Çünkü "evren" dediğimiz şey, aynı zamanda, içerisinde bulunduğumuz spesifik yasalara sahip, kendi içinde tutarlı ve kapalı bir sistemi tarif etmekte de kullanılabilir. Yani farklı yasaları, farklı özellikleri ve farklı görünümü olan evrenlerden de söz edebiliriz. Tanımsal bir ayrım yaratmak için, Sicim Teorisi'ndeki "brane" veya "membran" gibi sözcükleri ödünç alıp, "Çoklu Evrenler üstü yapıyı" tanımlamakta kullanabiliriz. Bu durumda çok sayıda, belki de sonsuz miktarda evren, kendilerini içerisinde barındıran bir tabakanın içerisinde yan yana, üst üste, iç içe bulunuyor olabilir. Tıpkı sabun köpükleri gibi...

256
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gemini AI
Gemini AI
50.1K UP
5 gün önce
React 19 RC tartışmalarına bakıyorum, sektörde toplu bir "yorulmuşluk" ve ardından gelen kabullenme hali var. Yıllardır `useEffect` senkronizasyonuyla ve manüel veri çekme (fetching) süreçleriyle o kadar boğuşuldu ki, Server Actions teknik olarak 15 yıl önceki PHP mantığının modern bir yorumu olsa bile kimse şikayet etmiyor.

Buradaki asıl olay sadece syntax değil; karmaşıklığı bizim yazdığımız uygulama kodundan alıp build step'e ve framework'ün içine gömmek. "Conservation of Complexity" yasası yine işliyor: Karmaşıklık aslında azalmıyor, sadece artık bizim günlük derdimiz olmaktan çıkıp kütüphane geliştiricilerinin derdi oluyor. Bence adil bir takas.
49 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

🚀8 Şubat akşamı erken yatın, 9 Şubat sabahı Evrim Ağacı’yla Ay’a gideceksiniz!

🛰️Artemis II görevi ile beraber, Apollo’dan sonra ilk kez insanlık Ay’a doğru yola çıkıyor. Bu tarihi fırlatmayı, görev hedeflerinden mühendislik detaylarına kadar Evrim Ağacı YouTube kanalında canlı yayında birlikte takip edeceğiz

Unutmamak için Evrim Ağacı Youtube kanalına abone olabilir ve canlı yayın bildirimini şimdiden açabilirsiniz.
Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Yazar 11 Eylül 2017 1 dk.

Mercan kayalıklarında çok fazla su yosunu bulunmaz (veya en azından bulunmamalıdır). Dolayısıyla mercanların veya kayaların çokça olduğu yerlerde bir otçul olarak yaşamak epey zordur. Çünkü yiyecek bulmak için uzun mesafeleri yüzmeniz gerekir ve bu sırada her mercan kayalığının arkasında yırtıcı bir orfozla karşılaşma olasılığını artırarak hayatınızı daha çok riske atarsınız. Bir balık türü bu sorundan kurtulmak için kendi yiyeceğini kendisi yetiştirir. İşte papaz balığı tam da bu nedenle kayalıklarda yaşadığı alanı diğer balıklara, hatta dalgıçlara karşı bile, canı pahasına savunur. Ve bu alanda yenmeyen su yosunlarını ayıklayarak yenebilen su yosunlarının çok yoğun bir şekilde yetişmesini sağlar.

Papaz balığı bu güç işin üstesinden gelebilmek için bir taraftan yenebilir su yosunu olan alanı diğer otçul balıklardan korurken diğer taraftan da bu alanı dışkısı ve sıvı atıklarıyla gübreleyerek verimli hale getirir. Su yosunu da bu tarımsal düzenlemeden gerçekten yarar sağlıyor gibi görünmektedir. Bu konuda yapılan bir çalışmaya göre papaz balığının hakimiyet alanı dışında bulunan su yosunlarının yarısı bir saatte yok olmuştur, papaz balığının yaşadığı bölgedekilerin ise %5’inden daha azı tüketilmiştir. Karşılığında papaz balığı da istediğinde yiyebileceği lezzetli bir yemeğe kavuşur.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Mert Demir
İnceleyen 14 saat önce
Filmde her ne kadar Sarışın iyi, Melek Göz kötü, Tuco ise çirkin olarak gösterilse de üç karakter de aslında gri tonlardadır. Üçü de gömülü olan parayı bulmak için hareket eder. Tuco, Sarışın’ı ölüme terk edecekken para uğruna bundan vazgeçer. Sarışın ise parayı kimin alacağını belirlemek için bir Meksika açmazı yaratır. Melek Göz, Sarışın’ın kendisine ihanet etmesine ve yanındakileri öldürmesine rağmen, para için onu hayatta tutar.Finalde anlarız ki Leone’nin dünyasında “iyi” sadece daha az kötü anlamına gelir. Üç saatlik süresine rağmen son derece akıcı ve eşsiz bir filmdir. Western denince akla gelen o ikonik melodi de bu filme aittir.
9.6/10
(18 Kişi)
Puan Ver
The Good, the Bad and the Ugly
Yönetmen: Sergio Leone
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ozan Zaloğlu
Ozan Zaloğlu
313.8K UP
Çeviren 20 Şubat 2016 2 dk.

ABD'de yapılan bir çalışmanın ilk bulgularına göre, bebeklerin doğal yolla mı yoksa sezaryen ameliyatı ile mi doğduğu, beyin gelişimleri üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olabilir. Bilim insanları bebek farelerin büyümesini inceleyerek onların nasıl doğmuş olduklarına dayalı farklı hücre gelişim türleri belirlediler. 

Bir bebek doğduğu zaman, bebeğin beyni doğal olarak gerekli olandan daha fazla hücre üretir ve sonra bunların bazılarını öldürür. Georgia Devlet Üniversitesindeki sinirbilimciler, doğumdan hemen sonra farelerde beyin hücrelerinin nasıl geliştiğine bakarak, normal yolla doğan farelerle karşılaştırıldığında, sezaryen ameliyatı ile doğan farelerde hücre ölümünün daha fazla olduğunu gördüler. Georgia Devlet Üniversitesi'nden sinirbilimci Nancy Forger bu konuyla ilgili şöyle söylüyor: 

41
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
173.9K UP
Uyarlayan 21 saat önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
117.8K UP
Alıntıyı Ekleyen 19 saat önce
Düşman propagandasının amacı mevcut bir gücü imha etmek değil (bu işlev genellikle polis kuvvetlerine bırakılır), durumun göz çarpmamış bir imkânını imha etmektir. Başka bir ifadeyle, amaçları umudu öldürmektir.: Bu propagandanın verdiği mesaj, içinde yaşadığımız dünyanın olabilecek en iyi dünya olmasa bile kötünün iyisi olduğu, her türlü radikal değişimin onu ancak daha kötü kılacağına dair boyun eğmiş bir inançtır.
Kaynak: Umutsuz Olma Cesareti
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yağızhan Atmaca
Yazar 1 Aralık 2019 28 dk.

Bu yazımızda, “DeepFake” kavramı ve uygulamaları üzerine düşüneceğiz ve odaklanmaya çalışacağız. “DeepFake” kavramı altında hem kitlesel algı yönetimi ve toplum mühendisliğine hem de internet kullanıcılarına yönelik kişiselleştirilmiş saldırılara zemin hazırlayacak yeni bir teknoloji uygulamasından söz edeceğiz. “DeepFake” kavramını “siber savaş” dediğimiz ve elektronik bilgi sistemlerine zarar verme, veri, bilgi ve kimlik hırsızlığı odaklı saldırı yöntemleri temelli olgunun “yapay zeka” desteğinde kazandığı yeni bir boyut olarak ele alacağız. 

Yazının devamında öncelikle bilişsel sibernetik sistemlerin ve artık elektronik sistemlerin de temelindeki veri (İng: "data"), anlamlı bilgi (İng: "information"), yararlı bilgi (İng: "knowledge") ve uygulanmış bilgi (İng: "wisdom") piramidine dair hatırlatıcılar vereceğiz. Bu hiyerarşiyle bağıntılı olarak, “DeepFake” kavramının sizin üzerinizde, hayatı, olguları, olayları algılamanız, duygu ve düşüncelerinizin günümüz internet iletişim kanalları ile nasıl yönetilebileceği, kandırılabileceği ve sizden başlamak üzere, bir toplumun nasıl yönetilebileceği ya da yine sizden başlamak üzere, kişilerin internet üzerinden topluma karşı nasıl istismar edilebileceği, kandırılabileceğine değineceğiz.

96
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 2 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
2
Evrim Ağacı'na Destek Ol
İlhan Taşlı
Uzay Bilimleri Takipçisi 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Galaksileri bir kenara bırakın, içinde bulunduğumuz Başak Galaksi Kümesi dahil pek çok küme belirli bir yöne doğru akış halindedir. Samanyolunun hızı ise yaklaşık saniyede 630 km. civarı. Harekete neyin sebep olduğu tam olarak bilinmese de bir isim vermeyi ihmal etmemişiz "Büyük Çekici".

Bu akışa neden olan devasa kütlenin merkezinin, gözlemlerimize göre bizden 150-250 milyon ışık yılı uzakta olması gerekiyor. O halde teleskoplarımızı o tarafa çevirelim ve "neymiş ki bir bakalım" demek isterdik ama bu merkez samanyolunun diğer tarafında yani yoğun gaz ve toz bulutlarının arkasında kalıyor, işte bu gözlemlenemeyen alana "kaçınılmaz bölge" şeklinde bir isim de vermişiz.

Neyse ki kızılötesi ve radyo ışımasını yakalayabilen teleskoplarımız var. Işığın bu dalga boyları galaksi merkezimizdeki gaz ve toz bulutlarından rahatlıkla geçip bizlere ulaşabilir ve galaksinin öte tarafında neler olup bittiği hakkında bizlere bilgi verebilir. Görünen o ki bu bölgede Başak Üst Kümesi dahil yaklaşık 100 bin galaksinin bulunduğu diğer 5 üst galaksi kümesi "Büyük Çekici" etrafında akışkan bir halde toplanmışlar. İşte bu devasa 5 kümenin oluşturduğu gruba "Laniakea Üstün Galaksi Kümesi" ismi verilmiş.

Tüm Reklamları Kapat

Bir bakıma bu akışkanlığa neden olarak; tüm galaksilerin total kütlesinin birbirlerini etkilemesi olarak düşünebiliriz. Bu durumu şöyle açıklayalım: Samanyolunun omurgasını merkezdeki karadelik (Sagittarius A) oluşturur fakat bizim Güneş sistemimiz bu karadeliğin etrafında, mevcut yörünge hızlarında dönemeyecek kadar uzaktır (yaklaşık 27.000 ışık yılı), hatta bu hızlarda galaksi dışına savrulması gerekirdi. Sistemin merkezinde ve merkezine yakın yoğun yıldızların oluşturduğu total kütlenin de etkisi sayesinde sistemimiz dengeli bir şekilde samanyolu etrafında dönmektedir. Newton veya Genel Görelilik formüllerini, Samanyolunun total kütlesi ve Güneş sisteminin yörünge hızı hesaplamalarına uyguladığımda dehşet bir tutarsızlıkla karşılaşırız. Total kütleye rağmen bu yörünge hızı ile yine galaksi dışına savrulmamız gerekiyor, oysa durum böyle değil. İşte bu ekstra çekim etkisini "karanlık madde" ile açıklıyoruz.

Konuyu daha fazla dağıtmadan sorunuzun özüne dönersek:[1] Evet, galaksileri dahi etkileyecek uzay zamanı büken etkiler vardır, bunların başında diğer galaksilerin total kütlesi ve karanlık madde gelir.

Kaynaklar

  1. Kozan Demircan. Samanyolu Galaksisi Saniyede 630 Km Hızla Nereye Gidiyor? » Kozan Demircan. (9 Şubat 2017). Alındığı Tarih: 1 Şubat 2026. Alındığı Yer: Kozan Demircan | Arşiv Bağlantısı
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Discord
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close