Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 6 gün önce
Denemeler, insanın kendini anlamadan başkasını anlayamayacağını savunan metinlerin belki de en sahicisidir. Montaigne, “Her insanda insanlığın bütün hâlleri vardır” der; bu yüzden kendini anlayan kişinin herkesi anlayabileceğini düşünür. Kendi gözleminde o kadar ileri gider ki, rüya görürken bile kendini yakalayabilmek için hizmetçilerine gecenin bir vakti onu ansızın uyandırmalarını emreder.

Bu kitap, başkasını anlatıyor gibi yaparken sürekli kendini açan, okuru da bu açıklığa davet eden bir metindir. Hâlâ okumadıysanız, zaman ayırmaya fazlasıyla değecek bir eserdir.
Kitap
9.8/10
(37 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Les Essais
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Io Gerçek Renkleriyle

Güneş Sistemi’nin en tuhaf uydusu parlak sarıdır. Burada görülen görüntü, Io’nun ortalama bir insan gözünün algılayabileceği “gerçek renklerde” nasıl görüneceğini göstermeye yönelik bir deneme. Fotoğraf, 1995–2003 yılları arasında Jüpiter’in yörüngesinde dolaşan Galileo uzay aracı tarafından 1999 Temmuz’unda çekildi. Io’nun renkleri kükürt ve erimiş silikat kaya kaynaklıdır. Io’nun sıra dışı yüzeyi, etkin volkanlardan oluşan sistemi sayesinde sürekli tazelenir; bu yüzden de çok “genç” kalır. Jüpiter’in güçlü gelgit çekimi, Io’yu esnetir ve Jüpiter’in diğer Galile uydularının yol açtığı sallantıları bastırır. Bunun ürettiği sürtünme, Io’nun içini büyük ölçüde ısıtır; erimiş kayaçlar da yüzeyi yarıp patlayarak dışarı fırlar. Io’nun volkanları o kadar etkindir ki, adeta tüm uyduyu tersyüz ederler. Hatta Io’daki bazı volkanik lavlar öylesine sıcaktır ki karanlıkta bile ışıldar.

20 Ocak 2026 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kredisi: NASA, JPL, Galileo Project
Çeviren: Eyüp Akman

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 5 gün önce
Hasretinden Prangalar Eskittim, Deniz Gezmiş’in cezaevindeyken babasına yazdığı mektuplarda alıntı yaptığı ve idamından sonra ailesine teslim edilen eşyalar arasında yer alan kitaptır. Bu bilgi bile, kitabın edebî olduğu kadar tarihsel ağırlığını da anlatmaya yeter.

1974 yapımı Arkadaş filminde unutulmaz bir sahne vardır: Yılmaz Güney, Melike Demirağ’a bu kitabı uzatır ve okumasını tavsiye eder. Belki de bu sahne, kitap için yapılmış en sahici ve en güçlü “reklam”dır.

Bu şiirler tanıtıma ihtiyaç duymaz; yaşanmışlıktan, hasretten ve direnişten konuşur. Okuyanı değil, okuru seçen kitaplardan biridir.
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zişan Işık
Zişan Işık
109.5K UP
Yazar 4 gün önce 5 dk.

Nöronların aktivitesini dışarıdan kontrol etmek, modern nörobilimin en temel hedeflerinden biridir. Beynin hangi devrelerinin hangi davranışları ürettiğini anlayabilmek, yalnızca nöronların doğal aktivitesini gözlemlemekle değil, bu aktiviteye nedensel biçimde müdahale edebilmekle mümkündür. Bu nedenle nöron kodlama yaklaşımları, günümüzde nörobilim araştırmalarının merkezinde yer almaktadır.

Nöron kontrolünde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Çoğunluğu ışık temelli yaklaşımlar olsa da bu teknikler her deneysel koşul için ideal değildir. Beyne fiber optik yerleştirilmesi, ışığın biyolojik dokuda sınırlı yayılımı, uzun süreli ve sürekli modülasyon gereksinimi gibi durumlar; farklı kontrol mekanizmalarına duyulan ihtiyacı artırmıştır. Özellikle davranışsal deneylerde veya saatler süren devre manipülasyonlarının gerekli olduğu çalışmalarda ışık temelli yöntemler pratik sınırlamalarla karşılaşabilir.

9
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Anonim
Anonim Üye 30 Ekim 2024 1 Cevap
Sosyal medyada gördüğüm bir videodan ötürü bunun mümkün olup olmadığını merak ediyorum.
349 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'na katkı sağlamanın bir yolu, Agora Bilim Pazarı'na uğrayarak, burada bilimseverlerle buluşturduğumuz bilim kitapları, ders kitapları, hediyelik eşyalar ve diğer ürünlerden satın almak. Bir göz atın, hoşunuza giden bir şeyler bulacağınıza hiç kuşkumuz yok!

Evrim Ağacı
Yazar 25 Nisan 2020 18 dk.

Bu yazımızda sizlere Biyoloji disiplininin bir alt dalı olarak karşımıza çıkan Hidrobiyoloji disiplininden bahsedilmeye çalışılacaktır. Öncelikle nedir? Çalışma alanları nelerdir? gibi temel sorulara cevaplar verildikten sonra akabinde bu alanda çalışmalar yürüten bir laboratuvarda süreçlerin nasıl işlediği hakkında kısaca bilgiler verilecektir.

Hidrobiyoloji kelimesi tahmin edilebileceği üzere "su" anlamı taşıyan hidro ve "canlı bilimi" olarak karşımıza çıkan biyoloji kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. İki anlamı birleştirmeye çalıştığımızda karşımıza şu şekilde bir anlam çıkabilir; su ile doğrudan ya da dolaylı olarak etkileşim içerisinde olan canlıları inceleyen bilim dalı. Bu tespit çok da yanlış olmamak ile beraber gerçek anlamına oldukça yakın bir yaklaşımdır. Yakın olmasının sebebi ise tespitin tam anlamı ile yeterlilik sağlayamayıp eksik kalmasından dolayıdır.

84
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 31 Mayıs 2018 46 dk.

Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl gidilebileceği, bu çalışmalar için paranın nereden bulunacağı, nasıl burs alınabileceği, not ortalamasının ne olması gerektiği, TOEFL ve GRE gibi sınavlara ne zaman girilmesi gerektiği, ne zaman ve nasıl çalışılması gerektiği, vb. sorular. Bu kılavuzda, bu konularla ilgili en temel bilgileri, çok basit ve kısa notlar halinde sizlere sunacağız. Umuyoruz birçok soru işaretinin temizlenmesine yardımcı olacaktır.

Hazırsanız, başlayalım:

196
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arif G.
Arif G.
109.6K UP
5 gün önce
'Doblo ön sağ farı mıyız' bilmiyorum ama
Bazen kendimizi ayrı bir tür gibi hissettiriyoruz.
Garip bir milletiz. En çok yükü taşıyana idare eder deyip, en çok gürültü çıkaranı merkeze koyabiliyoruz.
Normal olanı sıradan, sorunlu olanı marifet sanma konusunda epey istikrarlıyız.
Kurala uymayı enayilik sayan, yanlışta ısrar edip özürden kaçan, her şeyi kadere bağlayarak sorumluluktan sıyrılan bir refleksimiz var. Eleştiriyi kişisel saldırı gibi algılıyor, soru sormayı cehaletle eş tutuyoruz.
Biz böyleyiz bahanesiyle düşünmeyi askıya alıyor, bilgiyi değil ezberi güvenli buluyoruz.
Bu yüzden çoğu şey ilerlemiyor değil dönüp dolaşıp aynı yerde sayıyor. Değişmesi gereken davranışlar konuşuluyor ama alışkanlıklar kutsanıyor.
Yanlışlar eleştiriliyor düzeltme zahmetine girilmiyor. Herkes bir şeylerden şikayetçi fakat kimse aynaya bakmak istemiyor. En çok da sessizce işini yapanlar görünmez oluyor. Gürültü çıkaranlar ise haklı sanılıyor. Böyle olunca mesele imkan eksikliği değil tutum meselesi haline geliyor.

Ve bütün bunlar zamanla bize normal geliyor.
Asıl tuhaf olan da bu.
Belki de mesele kim olduğumuz değil, kim olmamakta direndiğimizdir.

27 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Moderatör Uyarısı
Yetersiz Kaynak 1 moderatör tarafından eklendi
Konu ile ilgili akademik veya güvenilir kaynak sunulmamış.
0
İbrahim Gökten
Üniversite Öğrencisi 1 Temmuz 2024 Sen de Cevap Ver

[1]Aşılması mümkün olmayan ışık hızı gibi fiziksel kısıtlamaları bir kenara bırakırsak, anlık iletişim kurmanın mümkün olduğu bir senaryoda, veri, ışık hızını aşarak anında gönderilir. Örneğin, görüntülü ve sesli konuşma gerçek zamanlı olurdu. Şu anda aynı Dünya üzerinde konakladığınız bir insan ile normal bir şekilde sesli veya görüntülü konuşmak gibi.

Kaynaklar

  1. İbrahim Gökten. (). Kendim.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Sibel Özkan
Sibel Özkan
175.3K UP
Uyarlayan 5 gün önce 8 dk.

Matematiksel nominalizm; matematiksel nesnelerin, ilişkilerin ve yapıların ya hiç var olmadığını ya da soyut nesneler olarak var olmadığını (ne uzay-zamanda yer alırlar ne de nedensel güçlere sahiptirler) savunan bir görüştür. Genel olarak matematiksel nominalizmin iki biçimi vardır: Matematiksel nesnelere bağlılıktan kaçınmak için matematiksel (veya bilimsel) teorilerin yeniden formüle edilmesini gerektiren görüşler ve matematiksel veya bilimsel teorileri yeniden formüle etmeyen, bunun yerine bu teoriler kullanıldığında matematiksel nesnelere bağlılığın söz konusu olmadığını açıklayan görüşler.

Daha önce matematiksel Platonizm hakkındaki yazımızda nominalizm ile platonizmin kısa bir karşılaştırmasını yapmıştık. Bu yazımızda detaylandıracak olursak matematik hakkındaki ontolojik tartışmalarda bu iki görüşün ön plana çıktığını söyleyebiliriz.

19
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Arif Emre
Arif Emre
50.0K UP
Üye
Sadece teşekkür etmek istiyorum. Umarim birgün maddi açıdan da destek olabilirim.
Evrim Ağacı
Çeviren 17 Ağustos 2017 12 dk.

Ekolojik fırsat, türlerin farklılaşmasında hayati bir öneme sahip olup adaptif yayılmanın başlamasında anahtar bir rol oynamaktadır.

Özellikle evrimin işlevsel sürecinin Darwin (1859) tarafından tanımlanmasından bu yana, türlerin gezegenimizde nasıl çoğaldığı uzun bir süredir biyologların ilgisini çekmektedir. İnsanlar, dünyanın birçok bölgesinde farklı ekolojiye ve biçimlere sahip benzer organizmaların çeşitliliğini gözlemleyebilirler. Örneğin; Kuzey Amerika’da biçim, renk ve vücut uzunluklarına göre belirgin bir biçimde farklılaşan Lampropeltini (Görsel 1) familyasına ait 35 keme yılanı türünden herhangi birisiyle kolaylıkla karşılaşabilirsiniz. Bu grup içerisindeki türler; beslenme alışkanlığı olarak sürüngen yumurtaları, diğer yılanları, kertenkeleleri, kuşları ve küçük memeleri ve ayrıca yaşam alanı olarak da çölleri, otlak alanları, tropik yağmur ormanları ve yaprak döken kuzey ormanlarını içeren geniş bir yelpazedeki ekolojiyi tercih etmektedirler. Biçim ve ekolojideki bu aşırı farklılık karşısında, tüm bu çeşitlenmelerin zaman içerisinde nasıl ortaya çıktığını sorabilirsiniz. Tüm bu türlerin biçimsel ve ekolojik farklıkları standart ve değişmeyen bir hızda mı başlayıp çoğalmakta yoksa uygun, boş bir ortam ortaya çıktığında mı hızlı bir biçimde bu alanı doldurmaktadırlar?

59
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
136.2K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba bir çok kez aklıma gelen bir soru ve araştırdığım bir konuydu açıkçası .Evrim gerçekse meyveler nasıl oldu sorusu aslında çok insani bir yerden geliyor. Çünkü meyveler bize “hazır”, “tamamlanmış” ve hatta biraz da bilinçli yapılmış gibi görünür. Oysa biyoloji bize şunu söylüyor ,meyveler bir anda ortaya çıkmadı, bitkilerin üreme mücadelesi içinde yavaş yavaş şekillendi.

Meyve dediğimiz yapı, bilimsel olarak bakıldığında çiçekli bitkilerde döllenmeden sonra çiçeğin yumurtalığının olgunlaşmış hâlidir. Yani meyve, bitkinin üreme organının bir sonucudur; başlı başına ayrı bir varlık değildir (Sattler, 1973). Evrimsel açıdan bakıldığında bu çok önemlidir, çünkü meyve “tasarlanmış” bir ödül değil, tohumu koruma ve yayma işlevi kazanan bir yapıdır.

İlk kara bitkileri ve erken tohumlu bitkiler meyve üretmiyordu. Tohumlar çoğunlukla çıplaktı ve rüzgâr ya da suyla yayılıyordu. Ancak Kretase Dönemi’nde çiçekli bitkilerin (angiospermler) ortaya çıkmasıyla birlikte, tohumun etrafında onu saran ve zamanla etli ya da sertleşmiş yapılar gelişti. Bu yapılar, tohumu hem çevresel etkilere karşı korudu hem de başka canlılarla etkileşime girmesini sağladı (Friis et al., 2011).

Tüm Reklamları Kapat

Buradaki kırılma noktası şudur; h[1][1][1]ayvanlar. Renkli, kokulu ve tatlı yapılar hayvanların ilgisini çekti. Hayvan meyveyi yedi, tohumu ya düşürdü ya da sindirim sisteminden geçirerek başka bir yere bıraktı. Böylece tohumu daha uzağa taşıyan bitkiler, taşınamayanlara göre daha fazla üreme şansı yakaladı. Bu da doğal seçilimin devreye girdiği yerdi (Herrera, 2002). Yani meyve, “yenilmek için” değil, tohumun hayatta kalma ihtimalini artırmak için evrimleşti.

Tatlılık, renk ve koku gibi özellikler de bu süreçte rastgele ortaya çıkan varyasyonların seçilmesiyle güçlendi. Daha parlak renkli ya da daha besleyici meyveler daha çok tüketildi; bu bitkiler daha çok çoğaldı. Zamanla bu özellikler popülasyon içinde baskın hâle geldi. Evrim burada sessizce çalıştı: kimse karar vermedi, kimse plan yapmadı; sadece işe yarayan kaldı (Darwin, 1859).

İnsan işin içine girdiğinde süreç daha da hızlandı. Bugün yediğimiz elma, muz ya da portakalın vahşi ataları çok daha küçük, sert ve çoğu zaman acıydı. İnsanlar binlerce yıl boyunca daha tatlı, daha büyük ve daha az çekirdekli meyveleri seçerek çoğalttı. Bu yapay seçilim, evrimin insan eliyle yönlendirilmiş bir biçimidir (Zohary et al., 2012). Yani meyveler sadece doğanın değil, bizim de tarihimizin bir parçasıdır.

Kısacası şunu söylemek mümkün: meyveler evrimle “oldu” çünkü bitkilerin buna ihtiyacı vardı. Evrim burada estetik bir amaç gütmedi; ama ortaya çıkan sonuç estetik oldu. Tatlı bir meyve yediğimizde aldığımız haz, aslında milyonlarca yıllık bir karşılıklı uyumun yan ürünüdür. Meyve, bitkinin “beni taşı” deme biçimidir. Biz de farkında olmadan bu çağrıya cevap veririz.

Elimden geldiğince okuyup araştırdıklarımı aktarmak istedim. Soruyu hazırlayan arkadaşıma ve verdiğim cevabı vakit ayırıp okuyacak herkese çok teşekkür ederim.

Kaynaklar

  1. John Murray. Details - On The Origin Of Species By Means Of Natural Selection, Or, The Preservation Of Favoured Races In The Struggle For Life - Biodiversity Heritage Library. Alındığı Tarih: 17 Ocak 2026. Alındığı Yer: biodiversitylibrary doi: 10.5962/bhl.title.68064. | Arşiv Bağlantısı
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Dünya dışında yaşam olmadığını mı iddia ediyorsunuz? Bu, okyanustan aldığınız bir kap suya bakarak okyanusta balinaların yaşamadığını iddia etmeye benziyor!
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
24
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 hafta önce Ankara₺1.100,00 - ₺2.000,0024 Ocak
Evrim Ağacı Ankara - Antik Ankara Gezisi
24 Ocak 2026 10:30 tarihinden 24 Ocak 2026 16:30 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Antik Ankara Gezisi etkinliği 24 Ocak 2026 Cumartesi tarihinde saat 10.30’da başlayacaktır. 
 

Etkinlikte:

Anadolu Medeniyetleri Müzesi 

Ankara Kalesi ve Surları

Ankara Roma tiyatrosu

Roma Hamamı

Augustus-Roma Tapınağı gezilecektir.   

Tur Rehberi: Timuçin Alp Aslan, MA. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih bölümünden lisans derecesini aldı. Bologna Üniversitesi’nde Latince, Koç Üniversitesi Kapadokya Okulu, Nümizmatik okulu ve Çevresel Arkeoloji programları gibi uluslararası etkinliklerde yer aldı. Ankara Çayyolu Höyük, Muğla – Milas Labraunda antik kutsal alanı ve Yunanistan’da Büyük İskender’in ilk başkenti Pella’da alan çalışmalarında bulundu. 

Aynı zamanda Ankara Turist Rehberleri Odası’na kayıtlı profesyonel turist rehberi olarak çalışmaktadır. 


 Etkinlik, 20 kişilik kontenjan ile sınırlıdır. 

Katılımcıların gezi öncesi Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir.

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir.

Öğle yemeği ücreti katılımcılara aittir.  

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.
 

Devamını Göster
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Yusuf Taha Yılmaz
İnceleyen9 24 Ağustos 2024
Siyah beyaz bir film olmasına rağmen modern hissettiren bir yapımdır. Çok basit bir şüphenin 12 jüryi nasıl bir değişikliğe ittiğini harika bir şekilde ve güzel diyaloglarla anlatılmış. Felsefi bir altyapısı olan bir film. Sürü psikolojisine karşı aklındaki şüpheye dayanarak bir davanın seyrini değiştiren ve bunu geri kalan 11 jüriye karşı tek başına yapan bir karakter olmasına rağmen bu karakter öylesine heybetli falan değildir, hatta onun da aklında "acaba bu çocuk gerçekten suçlu mu?" sorusu geçmektedir. Zaten filmin sonunda da net bir sonuç seyirciye beyan edilmez. Çocuğun suçlu olup olmadığı kesin olarak bilinmez.

Filmin belki de en sevdiğim özelliği sadeliğidir: Çok fazla mekan ve olay yoktur. Bu sayede jürilerin arasındaki konuşmalara daha yakından bağlanırız ve toplandıkları masada sanki biz de varmışız gibi hissedebiliriz.

Eski bir yapım olmasına karşın kesinlikle izlenmesi gereken yapımlardandır. İyi seyirler.
9.8/10
(164 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 12 Angry Men
Yönetmen: Sidney Lumet
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Mert Intze Memet
Mert Intze Memet
50.9K UP
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
İnsanın kendi icadı olan paraya köle olması yanlış.
Kaynak: Karl Marx (Karl Marx)
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 1 gün önce 7:44
Eminiz ki okurlarımız arasında hatırı sayılır bir çoğunluk merakla Breaking Bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur....
2
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close