Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Obezite
Hastalık Yayılımı
Virüsler
Nanoteknoloji
Genetik Mühendisliği
İletişim
Test
Neandertaller
Aşırı
Bitki
Şehir
Dalga
Köpek
Doğal Seçilim
Optik
Botanik
İfade
Algı
Kütleçekimi
İngiltere
Nötron
Yiyecek
Doğal
Obstetrik
Bilişsel
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Tüm Reklamları Kapat
Şubat 2024’te İran’ın güneydoğusunda keşfedilen küçük bir taş şişe içinde, 4.000 yıl önce dudak boyası olarak kullanılmış olması muhtemel olan kırmızı bir kozmetik ürünü bulundu.

Analiz edilen örneğin %80’inden fazlası, başta “hematit” olmak üzere koyu kırmızı renk üreten minerallerden oluşuyor. Karışım ayrıca koyu tonlara sahip minerallerin izlerini ve sebze vb. organik maddelerden yapılan mumsu maddeleri de içeriyor.

Hematit kullanımı, geç Neolitik döneme ait taş kozmetik paletlerde ve eski Mısır kozmetik kaplarında belgelenmişti. Ancak bu son buluntu, bilimsel olarak belgelenmiş ve analiz edilmiş en eski ruj örneği olabilir.

Şunu da belirtelim:

Şişe, modern bir ruj tüpüne benziyor olsa bile; araştırmacılar bu “kozmetik ürününün” allık olarak yanaklara renk vermek için veya başka bir amaçla kullanılmış olabileceğine de ihtimal veriyorlar.

Trilobitler, evrimin en nadide ve ilgi çekici örneklerinden birçoğunu bünyelerinde taşıyor olmalarına rağmen, birçok sefer bilim düşmanları tarafından evrime karşı birer araç haline getirilmeye zorlanıyorlar. Tabii ki neredeyse her zaman tutarsızlık abidesi olan bu girişimler, trilobitlerle ilgili gerçekleri değiştirmeye asla yeterli olmayacak. Ancak özellikle trilobitlerin gözleriyle ilgili birçok hatalı bilgiyi bu makalemizde düzeltmek ve sizlere bu hoş canlıları tanıtmak için bazı önemli bilgiler vermek istiyoruz.

Trilobitler, Dünya'mızın antik sularında 520 milyon yıl kadar önce yaşamış olan sert kabuklu, segmanlı vücutlara sahip baş döndürücü hayvanlardır. Dinozorların evrimleşmesinden çok önce soyları tükenmiştir ve Paleozoik Çağ'ın anahtar öneme sahip hayvanlarından birisidirler. Bu çağ, basit vücut planlarına sahip canlılardan karmaşık canlıların evriminin yaşandığı ve dolayısıyla günümüz yaşantısının ortaya çıkması konusunda belkemiği olan sayısız canlının evrimleştiği dönemdir. Bu açıdan, trilobitlerin evrimlerinin incelenmesi, basitten karmaşığa giden evrimsel sürecin önemli bir basamağını aydınlatmamızı sağlamaktadır. Gerçekten de, bugüne kadar trilobit evrimi üzerine yapılan tüm araştırmalar, evrimsel biyolojinin temellerinin oluşturulmasında önemli roller oynamıştır ve bu açıdan her biri çok önemlidir.

83
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Bu yazımızda okurlarımızın sıklıkla sorduğu ve cevaplarının anlaşılması durumunda evrimsel biyolojinin anlaşılmasında büyük adımlar atılabileceği iki soru üzerinde durmak istiyoruz: "İnsan zekası nasıl evrimleşmiştir?" ve "Neden sadece insan bu kadar zekidir?" Aslında bu iki soru, doğayı yeterince gözlemlemiş, yeterince belgesel izlemiş, Evrimsel Biyoloji konusunda belirli bir düzeyin üzerinde bilgiye sahip ve bu konuda belirli bir miktar kafa yormuş herkesin cevaplayabileceği, hatta kolayca cevaplayabileceği bir sorudur. Ancak yine de bilimsel bir destek olması ve çok yönlü analizlerinize katkı sağlayabilmesi adına, bu yazımızın tüm okurlarımıza ve düşünür arkadaşlarımıza faydalı olacağını umuyoruz.

İlk olarak şu soruya bir cevap vermemiz gerekiyor: "İnsanı, diğer hayvanlardan farklı kılan -varsa- nedir?" Bu soru, yüzlerce, hatta binlerce yıldır insan türünün kafasını kurcalayan bir mevzu olmuştur. Kimi bu soruya "ruh" cevabını vermiştir; kimi "edep" veya "ahlak" demiştir, kimi "düşünce" demiştir. Hatta herkesin kendince bir cevabı bile olabilir: sanat, din, müzik, felsefe, vs. Ancak bilimin cevabı, gerçeğe ulaşmak için olması gerektiği gibi, edebiyattan, laf oyunlarından, gevelemelerden uzaktır; açık ve nettir: "İnsanı diğer hayvanlardan ayıran birincil özellik, diğer hayvanlara göre daha büyük olacak şekilde evrimleşmiş beyin kapasitesidir." ya da biraz daha sade kelimelerle "fazlasıyla gelişmiş zeka düzeyidir". Dikkat edecek olursanız diğer kişilerce verilen tüm cevapların bu öncül cevaptan doğduğu görülecektir. Çünkü beynimiz haricindeki hiçbir özellik bizi tek başına diğer hayvan türlerinden ayırmaya yetmezken, beynimizin evrimi olmaksızın sayılan bilim, sanat, felsefe gibi daha soyut sebeplerin de geliştirilmesi asla mümkün olamayacaktı. Dolayısıyla odaklanılması gereken nokta, beynimizin neden bu şekilde evrimleştiğidir.

286
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arda Berk Kırım
10.sınıf öğrencisiyim

Aslında o kadar fazla çalışmana gerek yok genellikle benimde ve diğer öğrencilerinde zorlandığı "kümeler" konusundan 2-3 soru çöz yeter. Okula başladığında da derslerden sonra eve gelip 15-45 dakika konu tekrarı ve soru çözümü yap. Bunlara rağmen kendini yetersiz buluyorsan o zaman biraz daha fazla soru çözebilirsiniz. Eğer yeterliyse ileride göreceginiz konulara çalışabilir siniz önceden.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir

Evrim Teorisi ile ilgili yaygın bir kullanım, teorinin birbirinden farklı ve çoğu zaman birbirine zıt (örneğin komünizm ve kapitalizm gibi veya bireycilik ve toplumculuk gibi) ideolojiler için dayanak olarak kullanılmasıdır. Bu durumda şu soru doğmaktadır: Evrim Teorisi, herhangi bir ideoloji ile doğrudan ilişkili olabilir mi? Cevap açıktır; ancak iki basamaklıdır: Hayır; Evrim Teorisi hiçbir siyasi ideoloji ile doğrudan ilişkili değildir. Ancak evet, çok sayıda ve hatta birbirine karşı olan siyasi ideolojiler Evrim Teorisi'ni doğrudan veya dolaylı olarak kullanmışlar ve bilimin bu önemli sahasının bilgilerinden faydalanmışlardır.

Söz konusu ideolojiler, Evrim Teorisi'ni kendilerine araç olarak kullanmıştır ve yer yer halen kullanmaya devam etmektedirler. Evrim Teorisi ise, diğer tüm bilim sahaları gibi, bu ideolojilerin hiçbirine diğerlerinden daha yakın veya uzak değildir. Dolayısıyla herhangi bir siyasi ideoloji ile herhangi bir bilim dalı arasındaki ilişki kat'i suretle tek yönlüdür.

131
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
1 dk.
Ayse Zuhre
Ayse Zuhre
1,215 UP
Blog Yazarı

Merhaba öncelikle ben ne bir fizikçiyim ne de bu konu hakkında çok bir bilgim olduğunu söyleyebilirim olabildiğince öğrenmeye çalışıyorum ama çevremde bu konuları tartisavilecegim ve sorularima cevap verebilecek kimse yok hataları mı lütfen düzeltin amacım kafamdaki sorulara cevaplar aramak ve bir kaç gündür düşündüğüm bu konu hakkında bilgi sahibi olmak öncelikle evrenin genişlediği bir gerçek değil mi. Ve genişleme bir sinir belirlemez mi her an genisliyorsa her an siniri ve alanı artmiyormudur sinir ve alan artisi bir hiçlikte olamaz içini dolduracak bir maddeye bir enerjiye ihtiyaç duymaz mı Buda evrenin (kara maddesini ) (boşluğunu ) çoğalan bir yapı yapmaz mı bu çoğalma üreme olayı olarak “boşluğu “ bir canlı olması ihtimalini ortaya koymaz mı ve yine burada okuduğum bir bloga yazılan bir cevapta canlılık yasalarinin(üreme ,solunum v.b) evrende olmadığını belirtmiş ti biri bizim bu kanıya varmamız bence pek de mümkün bir şey değil çünkü evrenin tam olarak neresinde olduğumuzu bilmiyoruz onun canlilik yasalarına uyup uymadigi kanisina küçük gozlemlerimizle varmamız ne kadar uygun ve evrenin yeni yıldızlar oluşması sürekli bir yaratma icerisinde olması bu yeteneğe sahip olması onu canlı bir varlık yapmaz mı Yasim küçük ve dediğI’m gibi pek bir bilgim yok ama öğrenmek merak etmek sorularimin cevaplarini bulmak istiyorum benim hatalarimi duzletir benim sorunlarıma yanıtlar verirseniz çok sevinirim şimdiden teşekkürler

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
  • Dış Sitelerde Paylaş
Tüm Reklamları Kapat
Alıntı & Aforizma
Devrim Palaz
Devrim Palaz
21K UP
Alıntıyı Ekleyen
Kimya basit, insan olmaksa zor.
Kaynak: Nobelli Hayatlar - Nobel Kimya Ödülü sahibi
13
1 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Yaşam Ağacı Türü
Ahmet Öztekin
Türü Ekleyen
Apis mellifera anatoliaca, Türkiye'ye özgü bir bal arısı alt türüdür. Bu arı türü, özellikle dayanıklılığı ve hastalıklara karşı direnci ile bilinir. Anadolu'nun çeşitli iklim koşullarına uyum sağlamış olan bu arılar, yüksek bal verimliliği ve güçlü kovan savunma özellikleriyle dikkat çeker.
2
  • Raporla
  • Dış Sitelerde Paylaş
Ece Müker
Ece Müker
334K UP
Astronot Matthew Dominick, Dünya'nın yaklaşık 28.000 kilometre üzerinde seyrederken, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan nadir görülen yanardöner bulutların fotoğrafını çekti. Bu bulutlar, noktilüsent bulutlar olarak bilinir ve Dünya yüzeyinden yaklaşık 80 kilometre yukarıdaki mezosfer katmanında oluşur. Dominick, sosyal medyada "Son zamanlarda muhteşem gece bulutlarıyla birlikte pek çok harika gün doğumu yaşadık" diyerek bu eşsiz manzarayı paylaştı. Bu bulutlar, yaz aylarında Kuzey ve Güney Kutupları yakınlarında alacakaranlıkta ve şafakta parıldar. 2007'de NASA'nın Mezosferdeki Buzun Aeronomisi (AIM) görevi, bu bulutların meteor dumanı üzerinde yoğunlaşan buz kristallerinden oluştuğunu keşfetti. AIM, gece bulutlarının "yaşam döngüsünü" belgeledi ve bulutların sabah fırlatmaları ile güçlü bir bağlantısı olduğunu gösterdi. Görev, planlanan iki yılın ötesinde 16 yıl boyunca veri sağladı. Baş araştırmacı yardımcısı Cora Randall, AIM verilerinin analizinin devam edeceğini ve yeni keşifler yapılabileceğini belirtti.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Buğra Ünal
Seslendiren
Oyun indirme derdine AMD'den çözüm - Intel'den DDR4'e veda - ⁠OpenAI, Recall'a rakip! - ⁠Google'dan yenilenebilir enerji yatırımı
7
  • İndir
  • Dış Sitelerde Paylaş
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Alıntı & Aforizma
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen
Bilimin sahtebilimden çok daha şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum. Hem bilimin sahtebilim üzerine ek bir özelliği daha vardır: Gerçektir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
26
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close