Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ece Müker
Ece Müker
598.4K UP
1 gün önce
Bilim dünyasında çığır açan yeni bir araştırma, hayal gücü ve rol yapma yeteneğinin sadece insanlara özgü olduğu yönündeki asırlık inancı temelinden sarstı. Johns Hopkins Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen ve Science dergisinde yayımlanan çalışmada, 43 yaşındaki bonobo Kanzi ile "hayali bir çay partisi" düzenlendi. Deneyler sırasında Kanzi, boş bir sürahiden dökülen hayali meyve sularının ve kaplara konulan hayali üzümlerin yerini tutarlı bir şekilde tespit ederek, zihninde var olmayan nesneleri canlandırabildiğini kanıtladı.

Bu keşif, maymunların bilişsel dünyasının sadece "şu an" ile sınırlı olmadığını, zengin bir hayal gücüne sahip olduklarını gösteriyor. Uzmanlara göre bu yetenek, yaklaşık dokuz milyon yıl önceki ortak atalarımıza kadar uzanan derin bir evrimsel geçmişe sahip olabilir. Kanzi'nin hem hayali nesneleri takip etmesi hem de gerçek bir seçenek sunulduğunda gerçeği tercih etmesi, onun kurgu ile gerçek arasındaki farkı net bir şekilde bildiğini de ortaya koyuyor. Bu çarpıcı bulgular, insanı diğer türlerden ayıran "özel" yeteneklerin yeniden tanımlanmasını ve hayvanların karmaşık zihinsel kapasitelerine daha derin bir saygı duyulmasını zorunlu kılıyor.

64 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
173.9K UP
Uyarlayan 22 saat önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Efe
Betül Efe
11.2K UP
Yazar 14 Ocak 2021 3 dk.

Dünya üzerinde tüm canlı varlıklar, yaşamlarına devam etmek için, bulundukları coğrafyaya uyum sağlamak zorundadırlar. Bunu sağlayan şey, doğal seçilim yoluyla meydana gelen adaptif evrimsel değişimlerdir (bunlara "adaptasyon" deriz). Kamuflaj yeteneği, adaptif evrimin en güzel örneklerinden birisidir. Kamuflaj yeteneği, durup dururken, bireyin kendisinde ortaya çıkan bir özellik değildir; popülasyon içerisindeki belirli gen ve özellik kombinasyonlarının seçilmesiyle, nesiller boyunca, kademeli bir şekilde olur. Her nesilde ortama en uygun renklere ve desenlere sahip bireyler daha kolay hayatta kalıp, daha çok üredikçe, nesiller içerisinde gen ve özelliklerin frekansları değişmeye başlar ve bu sürece evrimsel adaptasyon deriz. Bunun sonucunda, atalarından oldukça farklı görünümlü ancak bulundukları çevreye son derece uyumlu olan torun türler evrimleşebilir.

Bu canlılardan biri olan Fritillaria delavayi çiçeği, kamufle olmak için yeşil ve parlak sarıdan taşların rengine uyum sağlayacak biçimde evrimleşmiştir. Ancak bu evrimi tetikleyen unsur taşların kendisi değildi.

34
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🌳 Ormansızlaştırılmış alanlarda ormanların yeniden büyüme hızı her bölgede aynı değil. Bazı alanlarda bitkiler ve genç ağaçlar kısa sürede gelişirken bazı bölgelerde bu süreç belirgin biçimde daha yavaş ilerliyor. Bu farkın arkasında yatan etkenlerden biri, topraktaki azot miktarı olabilir.

🧪 Bu konuyu ele alan yeni bir araştırmada, ormansızlaştırılmış alanlarda yeniden büyüyen ormanlar inceleniyor ve azot açısından daha zengin topraklara sahip bölgelerde yeniden büyümenin daha hızlı gerçekleştiği görülüyor. Özellikle genç ormanların ilk yıllarında, azotun büyümeyi sınırlayan temel faktörlerden biri hâline gelebildiği belirtiliyor.

🌱 Azot; bitkilerin yaprak, gövde ve kök gelişimi için gerekli temel bir besin elementi. Araştırmada, azotun bol olduğu alanlarda bitkilerin daha kısa sürede biyokütle oluşturabildiği; azotun sınırlı olduğu bölgelerde ise büyümenin daha yavaş seyrettiği vurgulanıyor. Bu durum, yeniden ormanlaşma sürecinde erken evrelerin neden kritik olduğunu da gösteriyor.

🌍 Bununla birlikte yeniden büyümenin tek başına azotla açıklanamayacağı da açık. Toprağın genel yapısı, geçmişteki arazi kullanımı ve çevresel koşullar gibi etkenler de sürecin nasıl ilerleyeceğini belirliyor. Ancak araştırma, azotun özellikle toparlanmanın hızını belirleyen kilit unsurlardan biri olabileceğine işaret ediyor.

🌿 Kısacası, ormansızlaştırılmış alanların ne kadar hızlı yeniden ormanlaşacağı, yalnızca ağaç dikimine değil; toprağın besin dengesine ve bu dengenin genç bitkileri ne ölçüde desteklediğine de bağlı olabilir.

Aktaran: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
İnceleme
Alperen Karaçor
İnceleyen 5 gün önce
1984 ,Okyanusya adlı totaliter bir rejimde geçer.
Gözetimin, doğruyu manipüle etmenin ve bireysel özgürlüğü kısıtlanması kitabın ana temasıdır.
George Orwell bu kitabı yazarken "Gelecek böyle olacak." değil "Böyle gidersek bu şekilde olabilir." demek istemiştir.
Kitapta Büyük Birader adlı bir İktidar Sembolu vardır, gerçek bir kişi mi yoksa propaganda yüzü mü olduğu bile belirsizdir.
Onun dışında aynı anda iki çelişkili düşünceyi doğru kabul edebilme yetisinin olduğu , dilin düşünmeyi azaltmak için bilinçli olarak kısıtlandığı ve düşünmenin bile suç kabul edildiği bir dünyadır burası.
Kitap
9.6/10
(453 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Kasım 2020 19 dk.

Depremler, yeryüzündeki en güçlü, potansiyel olarak en ölümcül doğa olaylarından birisidir. Ayaklarımızın altındaki yer sarsılır, içinde yaşadığımız binalar (veya atalarımız için konuşuyorsak, mağaralar) sallanır ve çöker, depremlerle tetiklenen tsunami ve heyelan gibi olaylar dolayısıyla ek yıkımlar yaşanır. Bu ürkütücü ve olası bir felakete en iyi şekilde hazırlık yapmak haricinde üzerinde hiçbir kontrolümüz olmayan doğa olayını izah etme güdüsü, en temel merak dürtümüzden kaynaklanmaktadır. Depremler gibi devasa güçte olayların, hiç beklenmedik anlarda yaşanıp, bir ömür boyu canla başla inşa ettiklerimizi yok edivermesini anlamlandırmak isteriz. Bunu yapamadıkça veya bilimsel yöntemlerle yapılan izahları belki rasyonel olarak değil ama, duygusal olarak tatmin edici bulmadığımızda, bilim dışına yöneliriz.

Bu yönelmenin bir boyutu ruhanidir/dinidir: Depremler, tarih boyunca bir çeşit "cezalandırma" ve "tanrıların öfkesi" olarak görülmüştür. Belirli ahlaki normlara uymayanların cezalandırılmasının veya belirli buyrukların dışına çıkılması sonucu inanılan bir tanrının öfkelenmesinin, yerin sallanması ile bize bildirildiğine inanılmıştır. Bu yorum günümüzde her ne kadar oldukça azalmışsa da, halen felaketler sonrasında "karşı taraftan", "öteki gruptan" veya "dış gruptan" olan bireylerin sırf farklı oldukları için cezalandırıldığını ve "Tanrı'nın gazabına uğradığını" iddia eden insanlar bulmak mümkündür. Bu tür bir yorum, modern bilimin sınırları dışında kaldığı için, burada detaylandırılmayacaktır.

123
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Sena Küçükkıvanç
Aktaran 2 Kasım 2022 3 dk.

NASA'nın James Webb Uzay teleskobu, Neptün'e dair gönderdiği ilk görüntülerle kendi "mahallemize" yönelik kabiliyetini de gözler önüne seriyor. Webb, sadece bu uzak gezegenin halkalarının en net görüntüsünü 30 yılı aşkın bir süre sonra yakalamakla kalmadı; aynı zamanda kameraları, buz devini yepyeni bir perspektifte ortaya çıkardı.

Webb'in yeni görüntüsünde göze en çok çarpan şey, gezegenin halkalarının canlı görünümüydü. Neptün'ü gözlemleyen ilk uzay aracı olan NASA'nın Voyager 2'sinin 1989'daki uçuşundan bu yana, halkalardan bazıları tespit edilememişti. Birkaç parlak, dar halkaya ek olarak, Webb görüntüsü Neptün'ün daha soluk toz bantlarını da açıkça gösteriyor. Neptün sistemi uzmanı ve Webb misyonunda disiplinlerarası bilimci olan Heidi Hammel şöyle söylüyor:

73
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Ocak 2019 40 dk.

Toplumsal eşitsizliğin tarihi engindir. Zenginler ve fakirler, kadınlar ve erkekler, siyasetçiler ve yönetilenler... İnsan doğası kusursuz olmadığı için, insanların inşa ettikleri sistemler de kusursuz olamamaktadır. Buna rağmen, atalarımız her gün bir yandan av olmadıklarından emin olup, bir yandan avcılık ve toplayıcılık ile karınlarını doyurmak zorunda kalırken, günümüzde köşebaşındaki marketten karnımızı doyuruyoruz. Toplumsal buhranın sebep olduğu beklenmedik bir cinayete kurban gitme olasılığımız da ziyadesiyle düşük. Demek ki biyolojik tarihimizden gelen sorunların üstesinden istediğimizde gelebiliyoruz. Çözümlerimiz de inşa ettiğimiz sistemlerin kendisi kadar kusursuz olamıyor; ancak kabul edilebilir düzeyde çözümler üretebiliyoruz. İş kadın-erkek eşitliğine geldiğinde bunu neden hala yapamadık? Ve bu yönde atılan adımlar neden güçlü bir ayak direyiş ile karşılanıyor?

Bunun elbette birçok nedeni var. Kimisi feministler tarafından verilen mesajları isabetsiz buluyor. Kimisi ortada herhangi bir eşitsizlik problemi olmadığı kanaatinde... Kimisi, yöntemin feministlerinkinden farklı olması gerektiğini düşünüyor. Kimisi tamamen alakasız ve yanlış konulara odaklanıldığı düşüncesinde... Ancak bu ve bunun gibi düşünen gruplar azınlıkta. Geri kalan herkes kadın-erkek eşitsizliğinin kabul edilemez ama çözülebilir bir problem olduğunda hemfikir. İşte bu büyük kitlenin problemi ise susmak... Uğraşmak istemiyorlar, tartışmalara girmek istemiyorlar, konu hakkında bilgisiz olduklarını düşünüyorlar, toplumda daha büyük problemler olduğuna kanaat getirmiş durumdalar... Dolayısıyla susuyorlar. Bu da, özellikle de internetin gericiliği ve popüler fikirlerin yerilmesini ön plana çıkaran yorum/beğeni sistemleri ve algoritmaları ışığında, azınlığın sesinin, bir gürültü olarak da olsa, çoğunluğun sessizliğinin yerini almasına neden oluyor.

497
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 1 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Bora Cüneyt Akçakın
Seslendiren 27 Kasım 2024 19:54
Starship 6. kez Fırlatıldı! Gelecekteki İstasyonlar ve Ay Planları
19
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 30 Mart 2014 11 dk.

Önceki yazılarımızda Hardy-Weinberg Dengesi'ni tanımladık ve sonrasında bu dengenin kurallarını bozarak, matematiksel analizlerimizi ideal popülasyonlardan gerçek popülasyonlara doğru genişletmeye başladık. Bir önceki yazımızda, mutasyonların tek başına evrimin ana mekanizması olamayacağını, çünkü bunu başarabilmek için çok seyrek meydana geldiklerini ve yarattıkları değişimin oldukça sınırlı olduğunu gördük. Şimdi, Hardy-Weinberg Dengesi'nin bir diğer kuralını bozarak, ortaya çıkan durumu matematiksel olarak analiz edeceğiz. Öncelikle, bu dengenin kurallarını tekrardan hatırlayalım:

Kırmızıya boyadığımız kısımdan da görebileceğiniz gibi, artık Doğal Seçilim'i popülasyonlarımıza dahil ederek Hardy-Weinberg Dengesi'nin bundan nasıl etkilendiğine bakmaya başlayabiliriz. Fakat öncelikle bunu neden yaptığımızı anlayarak başlayalım.

78
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufku Aylin Kılıç
Çeviren 27 Aralık 2017 10 dk.

Bütün hayvanların hayatında diğer canlılarla iletişim kurma becerisi kritik bir rol oynar. Güvelerin eşini nasıl etkilediklerini, tarla sincaplarının çevredeki yırtıcılar hakkında nasıl bilgi aktardıklarını ya da şempanzelerin egemenlik hiyerarşisindeki konumlarını nasıl sürdürdüklerini incelerken iletişim sistemleri de konuya dahil olur. Burada sizlere, iletişim sinyallerinin çeşitleri ve bunların rol oynadığı çeşitli işlevler hakkında bir ön bilgi sunacağız.

Hayvan iletişimi klasik olarak şöyle tanımlanır:

71
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mert Karagözoğlu
Çeviren 1 Haziran 2024 13 dk.

İlaç sektörüne yönelik endişe ve şikayetler sosyal medyada geniş bir alan kaplamaktadır. Gerek Instagram influencer'larının "İlaçları bırakın, doğal olana dönün." telkinlerinde, gerek Facebook'ta karşımıza çıkan "Büyük İlaç'ın gözü sizin cebinizde." tartışmalarında, podcastlerde, internet sitelerinde ve onca videoda reçeteli ilaç sektörünün güvenilmez olduğu iddia edilir. Bir osteopat olan ve "her derde deva ilaç alternatifleri" pazarlayarak bir server kazanan Joe Mercola, internet sitesinde "Açıkçası, ilaç endüstrisi dünya çapında ölüm ve sakatlıkların birinci nedeni haline gelmiştir." sözlerine yer vermiştir.[1]

Tüm bu şikayetler ağır ve çok çeşitli iddialar içermektedir. Bu iddiaların bir kısmı diğerlerine kıyasla daha temelli ve inandırıcıdır ve tam da bu inandırıcı iddialar komplo teorilerinin afiyetle yenilmesine sebep olmaktadır.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Evrim Ağacı'na Destek Ol
Tüm Reklamları Kapat
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close