Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
1,550 ATP Ödüllü Soru: Radyo dalgaları ışık hızında gidebiliyorsa neden ses dalgaları ışık hızına asla ulaşamaz? Hemen cevapla! Okan Alver'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Cansu Demir
Seslendiren 17 Eylül 2020 4:17
Metrolardaki yürüyen merdivenler sık sık bozulur. Bir sakatlığınız veya ağır çantalarınız olduğunda bu durum oldukça rahatsız edici bir hal alabilir....
24
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Gözlemi
. .
. .
1,056 UP
Gözlemi Yapan 20 Şubat 2025 Türkiye, Osmaniye
Kabuk koleksiyonum için Burnaz Sahili'ne gitmiştim. Bulduğum canlı kalıntılarını kataloglamayı severim. mikroskop ile kumu incelerken foraminifera ve diğer kabuklardan farklı bir kabuk gördüm. İnternette aradım, ChatGPT bile kullandım ama bunun türünü bir türlü bulamadım. Bu konuda yardım edebilirseniz sevinirim.
11
1 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
138.9K UP
İnceleyen9 4 gün önce
Salah Birsel’le tanışmama vesile olan bu kitap ile kendine has bir deneme evrenine girdim. Kitap, İstanbul sokaklarından edebiyat dedikodularına, ağaçların sonbahar serüveninden tarihi ihbarnamelere uzanan 20 farklı denemeden oluşuyor.

Yazar dili adeta bir enstrüman gibi çalıyor. Sokak ağzını ya da Türkçenin kenarda köşede kalmış kelimelerini metinlerine öyle bir kıvraklıkla yediriyor ki, küfür veya kaba saba durmak şöyle dursun, dilin neşesi ortaya çıkıyor. Metinde acayip canlı bir hava var. Başta birçok kelimeyi anlamadım, ne oluyoruz dedim ama sonra dile alıştıkça tat verdi.

İlk denemelerde kendimi İstanbul’un hiç bilmediğim sokaklarında, bir çınar ağacının altında buldum. Birsel’in doğaya ve özellikle ağaçlara dair gözlemlerini okurken insan bir an durup doğaya karşı ne kadar körleştiğimizi düşünüyor. Günlük koşturmaca içinde yanından geçip gittiğimiz bir yaprağın meğer ne çok hikâyesi varmış diyorsunuz. Bazı sokakları internetten aratıp gözümde daha iyi canlandırmaya çalıştım. Bahsettiği ağaçların fotoğraflarına bakarken bir deneme kitabı okurken botanik bilgimin genişleyeceğini de düşünmezdim.

Gözlemlemek, duyumsamak, ayrıntıyı fark etmek ve bütün bunları okura yaşatabilmek; yazarlık bu demek sanırım. İstanbul’a yolum yeniden düşerse, kitapta adı geçen sokaklara uğramak istemem de biraz bundan.

İlerleyen denemelerde ise edebiyat tarihinin kamera arkası diyebileceğimiz nefis anekdotlar başlıyor. Çehov’un Tolstoy’a duyduğu o devasa hayranlığı, Tolstoy’un Çehov’un “Duşeska” öyküsünü kahkahalarla dört kez okumasını ya da James Joyce’un tek bir cümlenin ritmini tutturabilmek için saatlerce tek bir kelime üzerinde durmasını okurken yazarların da bizler gibi insanî tutkuları, takıntıları olduğunu hissediyorsunuz.

Kitaba adını veren en sondaki “Amerikalı Tolstoy” denemesi ise işin rengini biraz daha değiştiriyor. II. Abdülhamid döneminin sivil polis raporlarına, hafiyelik teşkilatına ve dönemin absürt kaçan ihbar mekanizmalarına odaklanıyor. Tarihsel gerçekleri ve biyografik detayları, Salah Birsel o mizahi ve hafif alaysı süzgecinden geçirerek anlatınca ortaya okumaya doyulmaz bir deneme çıkmış. Kitabın en uzun denemesi ama en hızlı okuduğum da bu.

İstanbul’a, edebiyata, tarihe ve gündelik hayata yeni bakış açılarıyla bakmayı öğreten bir deneme kitabı. Ben sevdim.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
A. Ömer Yiğit
A. Ömer Yiğit
71.3K UP
5 gün önce
Çekirge istilasının sürdüğü şu günlerde makro fotoğrafçılık açısından pek başarılı sayılamayacak birkaç çekirge karesi. Yine de sığ alan derinliğinin yarattığı soyut doku kadraja hoş bir tat katmış. İlk karede üç fotoğrafı istifleyerek bir focus stacking denemesi de yaptım ancak beklediğim keskinliği yakalayamadım. Makro çekim gerçekten tatmin olmak için bir miktar ekipman ve bol bol deneyim istiyor.
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Seyit Ali Taş
Seyit Ali Taş
56.6K UP
İnceleyen10 3 Haziran 2023
Bu kitap her çocuğun içindeki hayal gücünün nasıl zamanla yok edildiğini anlatıyor ve insanların nasıl kendi benliklerine kapıldıklarını, yani demem o ki bir şey kaybetmiceksiniz sadece 5 dk geçmişe gidip çocukluğunuzu düşünüp bir ''ah'' çekeceksiniz.
9.6/10
(170 Kişi)
Puan Ver
The Little Prince
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
11
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
138.9K UP
İnceleyen9 3 gün önce
Bir insan neden kendisine iyi davranan birinden uzaklaşır? Neden bazı insanlar tehlike ortadan kalktıktan yıllar sonra bile hâlâ tehlikedeymiş gibi yaşar? Neden bazı acılar anlatılamaz, hatta hatırlanamaz?

Bu kitap, travma konusunda oldukça güçlü bir kaynak. Van der Kolk, travmayı yalnızca zihinde olup biten bir şey olarak değil bedenin, beynin, ilişkilerin ve kişinin dünyayı algılama biçiminin tamamını değiştiren bir deneyim olarak anlatıyor.

Kitabın ilk kısmında travmanın ne olduğuna ve insan beyninde neleri değiştirdiğine bakıyoruz. Burada beni en çok etkileyen şeylerden biri, travma yaşayan insanların davranışlarını dışarıdan değerlendirmenin ne kadar kolay, anlamanın ise ne kadar zor olduğuydu. Oltaya yakalanmış bir balığın çırpınışlarını gören arkadaşları onun çıldırdığını düşünür ama balık aslında hayatını kurtarmaya çalışmaktadır.

Travma da öyle. Travma geçirmiş bir insanın öfkesi, kaçışı, donup kalması ya da kendisini sabote etmesi de bazen dışarıdan anlamsız görünebilir. Oysa beden hâlâ geçmişteki tehlikeye cevap veriyor olabilir. İnsan kendisine “Artık geçti” diyebilir ama beden buna her zaman inanmayabilir.

İkinci kısım, “Travma Altındaki Beyin” başlığını taşıyor. Nörobilimin ve modern görüntüleme teknolojilerinin sunduğu veriler ile yazar, beynimizin alt merkezleri olan amigdala ile mantıksal kararlar alan prefrontal korteks arasındaki iletişimin travma anında nasıl koptuğunu beyin görüntüleriyle aktarıyor.

Beyin taramaları gösteriyor ki dehşet anında beynin konuşma merkezi adeta felç oluyor. Geçmiş ile bugün arasındaki köprü yıkıldığında kişi, olay kırk yıl önce de yaşansa sanki şu anda oluyormuş gibi tehlike alarmı vermeye devam ediyor. Travma zamansız ve sözsüz bir deneyim. İyileşme ise geçmişle bugün arasında yeniden bir köprü kurmayı gerektiriyor.

Kitap ilaçları bütünüyle reddetmiyor ama iyileşmenin yalnızca belirtileri gidermek olarak görülmesine itiraz ediyor. Çünkü mesele yalnızca kaygıyı, uykusuzluğu ya da öfkeyi azaltmak değil, kişinin kendisiyle yeniden ilişki kurabilmesi.

Kitabın üçüncü kısmı ise erken çocukluk döneminde güvenli bağlanma kuramlarına ve gelişimsel travmaya ayrılmış. Yazarın bu kısımdaki tespitleri içimde derin bir sızı bıraktı. Çünkü mutlu bir çocukluk geçirip daha sonra travmatik bir olay yaşayan yetişkin bir birey eski mutlu anılarına tutunabilirken, istismar deneyimi olan çocukların iyileşmesi daha zor. Çünkü ne güvendikleri biri olabilmiş ne de mutlu anıları.

Çocuklukta güvenli bir liman bulamayan, ihmal veya istismara uğrayan bireylerin öz farkındalık yetilerini nasıl kaybettiklerini sarsılarak okudum.

“Kronik çocukluk dönemi travması yaşayan bireylerdeki öz farkındalık eksikliği bazen öyle şiddetli olmaktadır ki aynaya baktıklarında kendilerini tanıyamazlar.”

Büyüdüğümüz ev, güvenliğimizi inşa ettiğimiz ilk yer. Fakat o ev kâbusun kaynağına dönüştüğünde beden de zihin de savunma mekanizması olarak kapatıyor kendini.

Dördüncü kısım olan “Travmanın Etkisi”, belleğin doğasını ve travmatik anıların normal anılardan nasıl ayrıştığını inceliyor. Normal bir anı zamanla silikleşip bir hikâyeye dönüşebilirken, travmatik bellek zamansızdır, beden o anı hiç bitmemiş gibi taşır. İnsan yaşadığı o tarifsiz dehşetten sonra dünyayı güvenli bir yer olarak görmeyi bırakıyor.

Kitabın en dürüst ve cesur yanlarından biri de yazarın travmanın sosyo-politik boyutlarına değinmesidir. Van der Kolk, travmayı siyasetten veya toplumsal adaletsizlikten ayıramayacağımızı net bir dille ifade eder: “Günümüz dünyasında posta kodunuz, genetik kodunuzdan daha fazla bir şekilde güvenli ve sağlıklı bir hayat sürüp süremeyeceğinizi belirliyor.”

Yoksulluk, güvensizlik ve sosyal izolasyon travmayı çoğaltır çünkü incinen insanlar, kendi acılarıyla yüzleşemedikçe diğer insanları incitmeye devam ederler.

Son kısım olan "İyileşmeye Giden Yollar" ise tüm bu karanlık tablonun ardından derin bir nefes aldırıyor ve umudun kapısını aralıyor.

Van der Kolk, sadece klasik konuşma terapilerinin veya ilaç tedavisinin travmayı iyileştirmede yetersiz kaldığını dile getiriyor. Zira ilaç sektörü devasa bir kâr kapısı olduğu için tıp dünyası ilaca dayanmayan yöntemleri çoğunlukla “alternatif” diyerek kenara itmektedir.

Oysa travma bedene kazındığı için, iyileşme de beden üzerinden gerçekleşmelidir. EMDR, yoga, tiyatro, nefes egzersizleri ve neurofeedback gibi yöntemlerin beyni ve bedeni nasıl yeniden yapılandırdığını gerçek vaka örnekleriyle anlatıyor. İyileşmenin özü, kişinin kendi bedeninde yeniden güvende hissetmesidir.

Xhosa dilindeki o muazzam kelimeyle, Ubuntu anlayışıyla bitiriyor sözünü yazar: “Benim insanlığım senin insanlığına ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.”

İnsan tek başına değil ancak ortak kaderi, güveni ve paylaşımı hissettiğinde iyileşir.

Kitabı okuma nedenim, bir roman yazarı olarak, karakterlerimi daha iyi anlamak, özellikle onların geçmişte yaşadıkları şeylerin bugünkü davranışlarına nasıl sızdığını görebilmekti. Bitirdiğimde ise sadece kurgusal karakterlerime değil, sokakta yanımdan geçen insanlara ve en çok da kendime bambaşka gözlerle bakmaya başladım. Kitap boyunca yazarın ne kadar sade, yargısız ve insan sıcaklığıyla dolu bir dille vakalarına yaklaştığını görmek beni etkiledi.

Gerçekten de “çektiğimiz ıstırabın en önemli kaynağı kendimize söylediğimiz yalanlar” ve kendimize söylediğimiz yalanları bırakıp bedenimizin tuttuğu kayıtlarla yüzleşmek büyük bir cesaret gerektiriyor. İnsanı, insanın acısını ve o acının bedendeki sessiz yankılarını anlamak isteyenler için uzun süre akılda kalacak bir kitap.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Yaşam Ağacı Türü
Tahir Gün
Tahir Gün
115.8K UP
Türü Ekleyen 4 gün önce
Makroheterocera, kelebekler ve makro güvelerle yakından ilişkili olan, iyi desteklenen bir güve kladıdır.
1
İnceleme
Esat Kudret
Esat Kudret
801.6K UP
İnceleyen 19 Kasım
Mekaniklik nedir, olay ve olguları mekanik kavrayış nedir, zaman ve mekân neden her tür akıl yürütmenin olmazsa olmazıdır vb. nice sorunun pratikteki cevabıdır Yoldaş Pançuni. Ve belki de en önemlisi, hayatın her alanında "somut koşulların somut tahlili"nin ne denli yaşamsal oluşunun tersinden hikayesidir Yoldaş Pançuni.
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eren Gökırmak
Eren Gökırmak
103.4K UP
Yazar 2 gün önce 7 dk.

Bir internet sitesinde gezerken beğendiğiniz bir ürünü düşünün. Bir ilanda sadece "129 TL" yazıyor, bir diğerinde ise "400 TL" yazısının üzeri çizilmiş ve yanında "129 TL" var. Hangisini almayı tercih etme olasılığınız daha yüksek?

İki ürünün fiyatı aynı. Ama çoğu insan ikincisini daha cazip bulur. Çünkü ikinci fiyatın yanında bir referans değeri vardır. Davranışsal ekonomide bu referans noktasına çıpa (İng: "anchor"), ondan kaynaklanan yargı sapmasına ise çıpa etkisi (İng: "anchoring effect") denir.[1]

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Sahtebilim, virüs gibidir. Düşük dozda zararsız olabilir; ancak belli bir seviyeye ulaşınca mide bulandırır."
Phil Plait
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)