Evrim Ağacı
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Narsisizm ne sadece genetik bir hastalıktır ne de tamamen kötü bir çocukluk geçirmenin sonucudur. İkisinin birleşimiyle ortaya çıkar.
Genetik bize bir altyapı verir. Bilimsel araştırmalar, bazı insanların onay aramaya, bencil davranmaya veya empati eksikliğine doğuştan daha yatkın olduğunu gösteriyor. İkizler üzerinde yapılan çalışmalar, narsistik özelliklerin genetik geçiş oranının oldukça yüksek olduğunu kanıtlıyor.
Ancak genetik yatkınlık tek başına kimseyi narsist yapmaz. Asıl belirleyici olan çevredir, özellikle de ilk çocukluk yıllarındaki ebeveyn tutumlarıdır. Eğer genetik olarak bu yapıya yatkın bir çocuk, "sen en özelsin, herkesin üstündesin" diyerek hiçbir sınır konulmadan büyütülürse, bu yatkınlık narsisizme dönüşür. Bunun tam tersi olan duygusal ihmal, sevgisizlik ve sürekli eleştiri de aynı etkiyi yaratır. Çocuk, içindeki değersizlik hissini ve acıyı bastırmak için dışarıya karşı yıkılmaz, kusursuz ve devasa bir ego maskesi takar.
Yani genetik durumu zemin hazırlar, çocuklukta yaşanan ebeveyn deneyimleri ise bu durumu kalıcı bir kişiliğe dönüştürür.
Büyük Evrimsel Geçişler etkinliğimiz 12 Aralık 2026 tarihinde saat 16.00’da başlayacaktır.
Etkinliğimizde Büyük Evrimsel Geçişler konusunun bilimsel olarak inceleneceği 40 dakikalık 3 ayrı oturum yapılacaktır.
Üçüncü 40 dakikalık kısımda konu üzerine tartışma paneli yapılacaktır.
Evrim tarihi, yalnızca mevcut yapıların zaman içinde küçük iyileştirmelerle değişmesinden ibaret değildir. Bazı süreçler ise kendilerinden önce gelen yapılardan kategorik ve niteliksel olarak farklı yeni organizasyon biçimlerinin ortaya çıkmasına yol açar. Literatürde “büyük evrimsel geçişler” olarak adlandırılan bu tür dönüşümler, evrimsel sürecin en dikkat çekici kırılma noktalarını oluşturur.
Bu seminerde, evrimi yalnızca varyasyon-seleksiyon mekanizmalarıyla açıklamanın ötesine geçerek, bu büyük geçişleri ve ardındaki temel dinamikleri ele alacağız. Bu bağlamda, bireyselliğin farklı düzeylerde nasıl ortaya çıktığı ve evrildiği, bilginin nasıl aktarıldığı, otonomi ve motivasyon gibi kavramların evrimsel süreçteki rolünü inceleyeceğiz. Ayrıca, evrimsel sürecin yönlülüğü ve insanlığın bu büyük evrimsel geçişler bağlamında yeni bir aşamayı nasıl temsil ettiği gibi temel soruları tartışacağız.
Konuşmacı:
Dr. Zeki Doruk Erden
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde lisans eğitimini tamamlamıştır. Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) Yapay Zeka laboratuvarında yapay zeka üzerine yüksek lisans ve doktorasını tamamlamıştır. Sabancı Üniversitesi’nde akademik çalışmalarına devam etmektedir.
Etkinlik Detayları:
Etkinlik aşağıdaki 3 adet 40 dakikalık bilimsel sunum ile başlayıp, ardından 45 dakikalık tartışma paneli ile devam edecektir:
Etkinliğimiz, 30 kişilik kontenjan ile sınırlıdır.
Fiyatlandırma Bilgisi
Etkinliğimiz öğrenci ve tam bilet olmak üzere 2 fiyat uygulamasına tabiidir.
Aktif olarak bir eğitim kurumunda öğrenim gören kişiler “öğrenci” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır. Diğer kişiler ise “tam” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır.
Derse öğrenci bileti alan kişilerin girişte öğrenci belge veya kimliklerini göstermeleri zorunludur.
Öğrenci Bileti: 420 ₺
Tam Bilet: 670 ₺
Konum Bilgisi
Etkinlikler, Coffee de Madrid 100.Yıl konumunda yapılacaktır.
Adres: İşçi Blokları Mahallesi Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi No: 59/D Çankaya, Ankara
Konum bilgisi için: https://maps.app.goo.gl/REcgQLU49Ydz9doCA?g_st=iw
Ulaşım için Söğütözü Metro İstasyonundan kalkan EGO otobüslerinden 133, 134 ve 136 numaralı Özel Halk otobüslerini kullanabilirsiniz.
Evrim Ağacı bilim severlerin destekleri ile faaliyetlerini sürdürmektedir.
Asistanın makalelerimizi senin için arar, okur ve kaynak gösterir. Claude, ChatGPT, Grok veya Muse ile kullanabilirsin.
Orhun Yazıtları, İkinci Türk Kağanlığı döneminden kalan ve bugün Moğolistan'ın orta kesimindeki Orhun Vadisi'nde duran yazılı taş anıtlardır. Bu kağanlığın dönemi 682 ile 745 yılları arasına tarihlenmektedir.[3] Anıtların en büyük ikisi Kül Tigin ile kardeşi Bilge Kağan'ın anısına dikilmiş ve bu taşların Türkçe yüzleri, bugün Eski Türk yazısı (İng: "Old Turkic") ya da runik Türk yazısı diye anılan bir alfabeyle yazılmıştır.[4][5] Ancak taşlarda sadece Türkçe metin yoktur. İki büyük anıtın birer yüzünde Çince yazıtlar da bulunmaktadır.
Bu taşlar karşısında iki soru öne çıkmaktadır. Birincisi taşların ne anlattığı, ikincisi ise okuma anahtarı ancak 1893'te bulunan bu alfabenin nasıl çözüldüğüdür. Anahtarı bulan kişi Vilhelm Thomsen olmuştur. Ne var ki iki soruya verilen yanıtlarda bazı noktalar sık sık karıştırılmaktadır. Aynı anıt için verilen farklı tarihlerin birbirine karıştırılması, Çince yüzün Türkçe metnin çevirisi sanılması ve bu taşların Türkçenin ilk yazılı örnekleri sayılması bunların başında gelmektedir.
Mars ta termal ölüm gerçekleşmiştir basit bir dille anlatmak isterim.
Mars dünya ya kıyasla çok küçük bir gezegendir bu küçüklükten kaynaklı iç sıcaklıklarını çok çabuk bir şekilde kaybetmiştir(Küçük gezegenler, büyük gezegenlere kıyasla iç ısılarını çok daha hızlı kaybederler ve daha çabuk soğurlar)ve bu soğuma işlemi kısa sürede ve kalıcı olarak değişmiştir. Dünya nın içinde güneş kadar sıcak bir çekirdek vardır (6000 c ) bu aşırı sıcaklık çekirdekteki sıvı demirin sürekli kaynamasına(konveksiyonel akımlara )neden olur.Mars ın içinde sıvı metallerini kaynatacak bir sıcaklık değeri olmadığı için ısı farkı bittiği için motor durmuştur bu motoru doğal yollarla ısıtmak içeride kaynama işlemini bir konveksiyonel etkıleşim olusturmak dogal yollarla mümkün değildir.Akışkanlık ve hareket olmadığı için de elektrik akımı dolayısıyla manyetik alan oluşmaz.
Kimyasal tepkime (İng: "chemical reaction") veya kimyasal değişim (İng: "chemical change"), başlangıçtaki maddelerden farklı kimyasal kimliğe sahip bir veya daha fazla yeni madde türünün oluşmasıdır. Bu dönüşüm sırasında maddelerin taneciklerini bir arada tutan mevcut kimyasal bağlar kırılmakta ve atomların yeniden düzenlenmesiyle yeni bağlar kurulmaktadır. Hiçbir atom yok olmamaktadır. Dolayısıyla dönüşümün öncesindeki ve sonrasındaki toplam kütle değişmemektedir. Kimyasal tepkimeler, tepkimeye girenlerdeki ve ürünlerdeki atom sayılarının eşitlendiği kimyasal denklemlerle gösterilmektedir.
Ancak kağıt üzerindeki bir denklemde veya günlük gözlemlerde bu nicel denge ilk bakışta fark edilmeyebilir. Örneğin 2 su molekülü ayrıştığında 2 hidrojen ve 1 oksijen olmak üzere toplam 3 molekül ortaya çıkmaktadır.[4] Çalışan bir sobada ise odun yandıktan sonra geriye az miktarda kül kalmaktadır.[9] İlk bakışta tanecik sayıları ve kütleler birbiriyle uyuşmuyormuş gibi görünmektedir. Oysa korunan nicelik toplam molekül sayısı değil, her bir elementin atom sayısı ve kapalı sistemdeki toplam kütledir. Bu yazımızda fiziksel ve kimyasal değişim ayrımından başlayarak başlıca tepkime türleri, denklem dili ve tanecik sayılarındaki görünür çelişkileri gideren denkleştirme adımları ele alınmaktadır.
İki kategorik değişkenli veriler, sayısal bir ölçüm ölçeğine dayanmayan iki ayrı nitel özelliğin aynı araştırma birimleri üzerinde sınıflandırılarak satır ve sütunlarda birlikte özetlendiği veri yapılarıdır.[1][12] Bu yaklaşımın tarihsel temeli Karl Pearson'ın 1904 tarihli olumsallık çalışmasına uzanmaktadır. Çapraz tabloda her gözlem iki özelliğin kesiştiği hücreye yerleştirilmekte ve ortaya çıkan sayılar ortak, marjinal veya koşullu oranlara dönüştürülerek değişkenler arasında bir bağımlılık bulunup bulunmadığı incelenmektedir.
Farklı büyüklükteki grupları sadece ham gözlem sayılarıyla karşılaştırmak ya da bir yüzdelik oranın paydasını gözden kaçırmak, gündelik hayatta sık karşılaştığımız istatistiksel yanılgılardandır. Örneğin kişilerin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf olarak dört gruba ayrıldığı bir veri kümesinde dördüncü sınıftakilerin %81'i kredi kartı sahibidir, ancak tüm kart sahipleri içinde bu sınıfın oranı yaklaşık %32'de kalmaktadır.[7] Aynı hücre, farklı paydalarla iki ayrı gerçeği anlatmaktadır. Üstelik bir tabloda iki değişken arasında gerçek bir oran farkı yakalansa bile, bu bağımlılığın rastgele dalgalanmadan mı yoksa gizli bir üçüncü değişkenden mi kaynaklandığını ayırt etmek ayrı bir denetim gerektirmektedir.[9][10][11]
/event/b1918fbc-7844-45d9-9b7f-2fc66741738b.jpeg)
/post/3f1df11e-17fc-4d94-97a4-2581beb821c9.jpeg)
/content/44dbae2c-a641-46ed-979c-9edd6ef1a30c.jpeg)
/studio/d3711d0b-ec3f-474e-8b07-aa2dd9dc08e6.jpg)
/content/96afc15a-7097-473f-8cbd-ed352bc2bca1.jpeg)
/content/e01ead95-3bd6-447a-936a-bfb0ac0ee6b1.jpeg)