Burada mekanik terimlerle ifade etmeye çalıştığım bu en uygun olanın hayatta kalması, Bay Darwin'in "doğal seçilim ya da yaşam mücadelesinde kayırılan ırkların korunması" dediği şeydir.
Evet, maalesef dokunabilir ve durum sandığınızdan çok daha ciddidir. Sultan papağanı gibi ortalama 80 ila 100 gram ağırlığındaki minik bir canlı için sizin ufak gördüğünüz tek bir ısırık veya kırıntı bile toksik doz sınırını kolayca aşabilir.
Çikolatanın içinde bulunan teobromin ve kafein, metilksantin grubu alkaloidlerdir. Kuşlar bu maddeleri memelilere kıyasla çok daha yavaş metabolize eder ve vücutlarından hızlıca uzaklaştıramaz. Özellikle bitter veya kakao oranı yüksek çikolatalarda teobromin yoğunluğu çok daha fazladır, fakat sütlü çikolatanın içindeki miktar dahi bu boyuttaki bir kuşun kalbini ve merkezi sinir sistemini altüst etmeye yeter.
O meraklı bakışlara kıyamayıp tabağınızdakini paylaşmak istemenizi çok iyi anlıyorum, her gün klinikte benzer telaşları dinliyoruz ama bu minik gövdeler insan atıştırmalıklarını kaldıracak fizyolojiye sahip değil. Zehirlenme tablosunda huzursuzluk, kanat titremesi, kusma, ishal, kalp atımında tehlikeli hızlanma ve ilerleyen saatlerde nöbetler görülebilir. Üstelik kuşların metabolizma hızı sebebiyle hasar bazen dışarıdan fark edilmeden organ düzeyinde aniden ilerler.
Evde yoğurt vermek veya kuşu kusturmaya çalışmak gibi müdahaleler hava keselerine kaçma riski yüzünden durumu doğrudan ölümcül hale getirir. Yediği çikolatanın paketini ve tahmini miktarını yanınıza alarak vakit kaybetmeden kanatlı sağlığından anlayan bir veteriner hekime ulaşmanız, kuşu da nakil sırasında loş ve ılık bir kutuda stresten uzak tutmanız gerekir.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.