Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Arif G.
Arif G.
116.8K UP
5 gün önce
Hayatın sarp ve dikenli yolları olmuyormuş. 
Bu yollarda gezdikçe yolları sarp ve dikenli yapan insanlar oluyormuş ve suçu ne yazık ki hayata atıyorlarmış...

25 görüntülenme
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Hakan Orhan
Hakan Orhan
86.4K UP
Uyarlayan 4 gün önce 5 dk.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre; kırsal alanlarda yaşayan insanlar, Alzheimer hastalığı geliştirme açısından daha düşük risk altında olabilir.

Yeni Güney Galler’de yaşayan ve 45 yaşın üzerinde olan 260.000’den fazla yetişkinden elde edilen veriler analiz edildiğinde dikkat çekici bir sonuç ortaya çıktı. Buna göre, eyaletin kırsal ya da daha uzak bölgelerinde yaşayan kişilerin, şehirlerde yaşayanlara kıyasla 11 yıllık takip süresi boyunca Alzheimer hastalığı teşhisi alma riskinin %6 ile %19 arasında daha düşük olduğu görüldü.

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Zişan Işık
Zişan Işık
113.8K UP
Yazar 4 gün önce 6 dk.

Nöron kodlama denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak önceki makalelerimizde açıkladığımız ışıkla ya da kimyasal maddelerle yapılan müdahaleler gelir. Optogenetik ve kemogenetik yaklaşımlar, nöronların ne zaman aktif olacağını veya susturulacağını belirlememizi sağlar ancak bu yöntemlerin nöronun mevcut biyolojik altyapısını korumak gibi ortak bir özelliği vardır. Genetik kodlama ise bu noktada radikal biçimde ayrılır. Bu yaklaşımda amaç, nörona geçici bir kontrol mekanizması eklemek değil; nöronun hangi tür bir hücre olduğu, hangi proteinleri ürettiği, nasıl elektriksel davrandığı ve hangi sinyallere duyarlı olduğu gibi temel özelliklerini DNA düzeyinde yeniden tanımlamaktır.

Başka bir deyişle genetik kodlama, nöronun davranışını yönetmekten ziyade nöronun ne olduğu sorusuna cevap verir. Bu nedenle genetik kodlama, nöron programlamanın altyapısıdr.

14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Serdar Ölez
Serdar Ölez
108.8K UP
Türü Ekleyen 1 Ocak 2022
40 m kadar boylanabilen, 300 yıl kadar yaşayabilen iğne yapraklı bir ağaçtır. Gövde tilki kuyruğunu andırır alacalı sarı renkte, kabuk levhalar halindedir. Yapraklar tek kın içerisinde ikili iğne şeklinde, mavi-yeşil, kıvrık, sık dizilmiş, genellikle 4–5 cm uzunlukta, uçları sivridir. Yapraklar genellikle 2-3 yıl, nadir olarak da 4-5 yılda bir yenilenir. Tek evciklidir. Erkek çiçekler sürgün dibinde, sarı, turuncu, pembe renkte, kozalakcık demeti şeklinde, dişi çiçekler 2-4mm boyda, sürgün ucunda uzun saplı ve pembe renktedir. Kozalaklar mat gri-kahverengi, konik, kısa veya uzun saplı uçları aşağıya doğru, tek veya 2-3'ü bir arada, 3-7 cm uzunluk ve 2-4 cm genişliktedir. Tohumları gri veya siyahımsı yumurta biçimindedir.
0
İnceleme
Hüseyin Güngör
İnceleyen9 2 gün önce
Game of Thrones kurgu evreninin hikaye anlatıcılığını gördüklerimin en kompleksi olduğunu iddia ettiğim için o evrenden gelen bir yapıma da büyük bir heyecan duydum. GoT için de dediğim üzere, çok dallı budaklı bir yapım olduğu için oturması ve içine çekmesi vakit alıyor. Ayrıca daha önce pek görmediğimiz tarzda fars yani kaba bir komedi stili de var. Hani böyle MCU'nun inşa ettiği ciddiyeti She-Hulk, Deadpool gibi yapımlarla sabote etmek gibi. Bu yüzden arada birader bu ne dedirtiyor insana. Sulandırmayı pek seven birisi değilim. Tüm bunlarla birlikte düşününce ben ilk bölümlere karşı insanların heyecanına anlam veremedim. Bence tamamen "Uf, House of Dragon'da işlerin kızışmasına sabredemedik, bu yeni çıktı, ona karşı bunu övelim." motivasyonuyla yapılan bir hype.d

Sezon 6 bölümden oluşuyor. Olması gerektiği gibi 4. ve özellikle 5. bölüm efsane bir dokunuş yaptı. GoT demek ki aynı GoT, yatırım yapmaya değer dedirtti. Bir de bana kalırsa düşük bir açılıştan bu seviyeye çıkınca muazzam bir algı yarattı. Breaking Bad toksik hayranlarını da hareketlendirdiğini göz önünde tutmalıyız. İnsanların belki de Breaking Bad'i gereksiz şişirdiklerini zamanla fark etmelerine sebep olur. Şu an en iyi 62. dizi konumunda. Ben esas vurgunun yine derin görerek, dizinin potansiyel ilerleyiş şeklinden dolayı, Breaking Bad, Kurtlar Vadisi, Dune, SW gibi, hayatta ilerlerken "karanlıkla dans" temasından geleceğini düşünüyorum. Çünkü, denene göre dizi Egg'in, yani tatlı bir çocuğun, kral olma yolundaki hayatını sezonlar şeklinde ele alacak. Bu da, işaret ettiğim yapımlardaki gibi, kötüleşmese de antileşecek bir karakteri izleyeceğimiz anlamına gelir ve bu GoT gibi zaten muazzam dramatik olan bir evrenden gelecek. Oluşacak dramatik etkiyi hayal edemiyorum ama altından kalkılırsa sinemada seviye atlatır derim. İlk sezon işte tüm bunlara göz kırptı. Ben potansiyelinden heyecanlıyım ama şu an 9 seviyesinde derim. İlk Dune filmi için de aynılarını söylemiştim. Bu arada malum sahnedeki radikal çekim tekniği de çok iyi geldi. Bunlar klişeden kurtarıyor ve mesela kanlı bir orta çağ mücadelesini aktarmak için çok iyi oluyor.

Tüm bunların yanında, gelecekte kral olacak masum bir çocuğun gözlerindeki, inandığı değerlere bağlı kalarak masum insanları koruduğu için yargılanan bir şövalyenin yanında durmayı seçen prense olan hayranlığı izlemek çok daha keyifli. Bu kısımlara dikkat edelim. GoT evreninin iki farklı dokusunu bir araya getiriyor dizi ve bu sulandırma da biraz bundan olmalı. Bir tarafta ejderhalarını kaybeden kanlı bir hanedan, diğer tarafta halkın sefaletinden çıkıp gelen ve sisteme kafa tutan bir gariban. Bu iki kültürün temasını anlatıyor.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Çınar Civan
Çınar Civan
623.1K UP
Çeviren 25 Temmuz 2023
Antares'in güneyinde, bulutsu bakımından zengin Akrep takımyıldızının kuyruğunda, emisyon bulutsusu IC 4628 yer alır. Yakınlarda, milyonlarca yıllık genç, sıcak, büyük kütleli yıldızlar, atomlardan elektronları sıyırarak bulutsuyu görünmeyen ultraviyole ışıkla aydınlatır. Elektronlar sonunda atomlarla yeniden birleşerek kırmızı hidrojen emisyonunun hakim olduğu görünür bulutsu parıltısını ortaya çıkarır. Gösterilen bölge, tahmini 6.000 ışık yılı uzaklıkta, yaklaşık 250 ışık yılı genişliğinde ve gökyüzündeki üç dolunay kadar bir alanı kapsamaktadır. Bulutsu, ayrıca Avustralyalı astronom Colin Stanley Gum için Gum 56 olarak kataloglanmıştır. Ancak deniz ürünlerini seven derin gökyüzü meraklıları bu kozmik bulutu, Karides Bulutsusu olarak da biliyor olabilirler. Zarif renkli görüntü, nisan ayında birkaç gece boyunca Şili'deki Rio Hurtado bölgesinde çekilmiş yeni bir astronomik kompozisyondur.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
118.1K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Evin içine ve dışına cömertçe serpiştirilmiş bakımlı çiçeklerin, yalnızca renk ve kokularıyla sevinç saçtıklarını anlatmak, aslında hiçbir şey anlatamamaktır. Çünkü bu manzarayı arkadan asıl destekleyen duygu; devamlılık, yaşama bağlılık ve geleceğe dair umuttur. Bu çiçekler, sorumluluk alacak kadar iyi hissetmeyi, ilgiyi, yaşama evet demeyi, direnmeyi ve ayakta kalmayı simgeler. Tek tek ilgilenilmesi gereken yirmilerce, otuzlarca saksı çiçek en azından, başka canlıların sorunlarına zaman ayıracak kadar kendi sorunlarını çözebileceğine inanmış olmayı gerektirir. Evinin içini ve dışını kendi bakacağı çiçeklerle döşemek, insanın yerleşebilecek kadar huzurlu, cesur ve kararlı olduğu anlamlarını da taşır.
Kaynak: Kumral Ada Mavi Tuna
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
164.5K UP
İnceleyen 6 gün önce
Merhaba
Bazen bir kitabı okumaya başlamadan önce, onunla kavga edeceğimi hissederim. Daha kapağını açmadan içimde hafif bir gerilim olur. Çünkü bazı metinler sadece bilgi vermez; insanın inandığı, tutunduğu, hatta sığındığı yerlere dokunur. İnancın Sonu tam da böyle bir kitap. Okurken sadece satırları değil, kendi zihnimi de tarttım. Nerede savunmaya geçiyorum, nerede susuyorum, nerede hak veriyorum diye.

İnancın Sonu, Sam Harris’in inanç ile aklı bir düelloya çıkardığı metni. Bu kitapta uzlaşma yok. Yumuşatma yok. Harris, modern dünyanın en büyük sorunlarından birinin sorgulanmayan dini inanç olduğunu söylüyor ve bunu neredeyse bir cerrah soğukkanlılığıyla masaya yatırıyor.

Kitabın ruhunu taşıyan cümlelerden biri olan “Dini inançlar eleştiriden muaf tutulduğu sürece, insanlığın ilerlemesi her zaman tehlike altında olacaktır.” Bu cümle bir iddia değil sadece; bir meydan okuma. Çünkü Harris’e göre din, diğer tüm düşünce sistemleri gibi eleştirilebilir olmalı. Bilim hata yapabilir, siyaset yanlışlanabilir, felsefe çürütülebilir. Ama din çoğu zaman “kutsal” olduğu için tartışma dışı bırakılır. O ise tam tersini yapıyor: Kutsalın üzerine ışık tutuyor.

Bir başka bir ifadede ise şunu söyler . “İnsanlar, kanıt olmadan inanmayı bir erdem haline getirdiler.”
Burada durup düşünmemek zor. Çünkü gerçekten de birçok kültürde “iman”, sorgulamamakla eş anlamlıdır. Oysa Harris için kanıtsız inanç bir erdem değil; epistemolojik bir boşluk. Ona göre akıl, insanlığın en güçlü aracıdır ve bu araç, inanç söz konusu olduğunda askıya alınmamalıdır.

Kitap özellikle dini şiddet üzerinden çarpıcı bir analiz yapar ve şu cümleyle hafızayı kazımaya çalışır .
“İntihar bombacısını motive eden şey umutsuzluk değil, cennete olan inancıdır.” Bu söz ürpertici. Çünkü burada din, teselli veren bir sistem değil; eylemi, hatta ölümü anlamlandıran bir güç olarak resmedilir. Harris’e göre iyi niyetli insanlar, kutsal bir amaç uğruna korkunç şeyler yapabilir. Bana kalırsa en çok tartışılması gereken cümle şudur. “İyi niyetli insanların kötü şeyler yapabilmesi için din gerekir.” Bu iddia abartılı mı? Belki. Ama insan tarihi düşünüldüğünde tamamen yabana atılacak bir söz de değil. İnanç, insanı yüceltebildiği kadar, körleştirebilir de. İşte Harris bu kör noktaya bakıyor. Kitap boyunca hissettiğim bir eksiklik var: İnancın içsel, varoluşsal boyutu. Mesela Søren Kierkegaard inancı bir “atlayış” olarak tanımlar; aklın ötesine geçen ama insanın varoluşunu derinleştiren bir deneyim olarak görür. Ya da William James, dini deneyimi psikolojik gerçeklik üzerinden anlamaya çalışır. Harris ise daha keskin bir yerde durur. Onun için soru nettir: “Doğru mu, yanlış mı?”

Ama insan sadece doğru veya yanlış çizgisinde yaşamıyor. Bazen inanmak, anlam arayışıdır. Bazen yalnızlığa karşı bir dirençtir. Bazen ölüm korkusuna karşı sessiz bir cevaptır. Harris bu duygusal ve sembolik alanı pek dikkate almaz; o daha çok inancın toplumsal ve politik sonuçlarına odaklanır.
belki de kitabın en çarpıcı yanı burada , İnancı kutsallıktan indirip tartışılabilir bir nesne haline getirmesi. Bu kolay değil. Hele inancın kimlik haline geldiği toplumlarda hiç değil. İnancın Sonu bir saldırı mı, yoksa bir uyarı mı? Belki ikisi de. Okurken insan ya savunmaya geçiyor ya da düşünmeye başlıyor. Ama kayıtsız kalmak mümkün değil.

Ben kitabı kapattığımda şunu düşündüm: İnanç ile mantık gerçekten düşman mı? Yoksa biz mi onları düşmanlaştırıyoruz? Belki mesele inancın varlığı değil, sorgusuz kabul edilişi. Belki de asıl korkulan şey, Tanrı’nın değil, soruların gücü. Bazen bir kitap, cevap vermek için değil, insanın içindeki sessiz çatışmayı görünür kılmak için yazılır. Bu kitap tam olarak bunu yapıyor sanırım.
Puan Ver
İNANÇ VE MANTIĞIN KAFA KAFAYA ÇARPIŞMASI
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
114.5K UP
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, Çankırı
Yapraklı İlçesi kırsalında kaydedilmiştir.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Psikoloji konusunda geliştirebilirsin.

İnceleme
Utku Derin
Utku Derin
414.4K UP
İnceleyen 4 Eylül
Yaklaşık 1 yıl önce yazdığım bir incelemeydi. Burada da yazayım.

Spoilersız:
Açıkçası karakter gelişimleri, verdikleri kararlar, bu kararların sebepleri oldukça tutarlı.

Bazı platformlardaki yorumlara baktım. Sadece gözlerine batan 1 konuyla (eşcinsel ve zenci karakterlerin varlığı) o kadar çok ilgilenmişler, o kadar çok nefret kusmuşlar ki asıl olayı ve karakter gelişimlerini anlamamışlar. Anlamadıkları için yine yapıma nefret kusmuşlar.

Özetle; bir ana konu etrafında hikayesi olan dizilerin, tutarlılıklarla ve başlangıçtan farklı bir yerde bitmesi gayet güzel. Güzel bir dizi.

Spoilerlı:

Karakterlere gelince Catra'nın önce kötü olup sonra iyi olmasını tutarsızlık olarak görenler çok olmuş. Karakter gelişimi budur. Catra'nın kötü olmasının sebebi belliydi. Son bölümlere yakın double-trouble (şekil değiştiren eleman) anlattı zaten. "Sen kötü değilsin. İlgi görmek için, sana davrandıklarının karşılığı olarak kötüyü oynuyorsun." konuşmasıyla. Ki Horde Prime, Hordak gibi çıkmayıp sadece kendini düşünen biri olduğu için ondan bir fayda gelmez deyip vazgeçiyor Catra. Hordaktan vazgeçmemesinin sebebi de belli. Hordak ilgi gösterdi. Bencil değildi. Glimmer'ın "Hayatında bir kez olsun, iyi bir şey yap." konuşması ve Double-Trouble'ın konuşması ve Scorpia'nın "Sen dost değilsin." demesi, yaptıklarının nereye geldiğini ve sonuçlarını fark etmesini sağlıyor. Yani aniden de olmuyor. Gayet tutarlı bir şekilde işleniyor.

Entrapta'nın Hordak'ın yanında olması da ilk başta "Beni terk ettiler."den Hordak ile dostluğa dönüşüyor. Hordak da Hord Prime'ın ne olduğunu anlayınca (Catra'nın Hordak'la yaşadığı gibi.) O da iyilerin tarafına geçiyor. Hordak sadece kardeşini gururlandırmak istiyor ama onun umurunda olmadığını fark edince o da iyilerin tarafına geçiyor.

Bu farkındalıklar diziyi güzel yapan şey. "Farkında olmaları neden bu kadar uzun sürdü ki?" sorusunu şöyle cevaplayabilirim: Bazen bir şeye o kadar çok odaklanırsınız ki "Bunları yaparsam böyle olacak." diye sadece bir sonuç düşünürsünüz. Ve diğer sonuçları düşünmeniz için birisinin size söylemesi gerekir. O bir kıvılcım gelince farkına varırsınız.

Ayrıca dizide kimse mükemmel değildir mesajını da sevdim. Hordak sonlarda fark ediyor, Entrapta da "Herkes kusurları ile güzeldir." diyor. Aslında dizinin başında da Glimmer annesi gibi mükemmel olmak istiyordu. Ama ondan sonra öyle olmadığını kendisi söyledi.

Adora da "Ben fedakarlık yapayım ki her şey mükemmel olsun." diye düşünüyordu. Ama sonda Catra sayesinde ölmek zorunda olmadığını hep kendisinin fedakarlık yapması gerekmediğini anladı.

Dizide beğenmediğim tek taraf ise Catra ile Scorpia arasındaki ilişkinin sonuçlanmasının fazla ertelenmesi. Onun dışında sevmediğim bir olay olmadı.

24.08.2024
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : She-Ra and the Princesses of Power
Yönetmen: ND Stevenson
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)