Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Emre Nur
Emre Nur
1,146 UP
İnceleyen 1 gün önce
Töre Sivrioğlu, doğa tarihi merakı ve çizim yeteneğiyle bu eşsiz esere imza atmış. Eser; doğaya, hayvanlara, fosillere meraklı herkesi tatmin edecektir. Sade ve ilgi çekici bir üslupla yazılmış, yazarın kendi kalemiyle resimlenmiş bu kitap; yüz milyonlarca yıl önceden yüz yıl öncesine kadar değişen zamanlarda soyu tükenmiş otuz muhteşem hayvanı kısa kısa ele alıyor. Her hayvanın keşfedilişine, tür özelliklerine, evrim ağacındaki konumuna ve yok oluş nedenlerine değiniyor. Her sayfası bilgi dolu. İşte kitapta geçen o otuz muhteşem hayvan:
* Pteraspis: İlk balık türlerinden biri. Ön kısmı zırhla kaplıydı. Fena bir yüzücü olmadığı düşünülüyor. Çenesi olmadığı için küçük canlıları süzerek besleniyordu.
* Megalodon: M.Ö. 10.000'lere kadar yaşamış, iri cüsseli bir köpek balığı türü. Şimdilik sadece dişleri ve çenesi ele geçtiği için tam olarak neye benzediğinden emin değiliz.
* Meganeura (Dev Yusufçuk): Karbonifer Dönem'deki oksijen bolluğundan yararlanarak devleşen böceklerden biri dev yusufçuklardı.
* İhtiyostega: İlk tetrapod (dört ayaklı) omurgalılardan biri. Balıklardan amfibilere geçiş türü.
* Diadectes: İri cüsseli bir amfibi. Farklı amaçlar için özelleşmiş dişlere sahipti.
* İhtiyozor: Karalardan denizlere dönmüş bir sürüngen. Görünüşü balığa benzemesine rağmen sürüngen atalarının özelliklerini de bünyesinde taşıyordu. Bu yüzden onu bulan ilk fosil meraklılarının kafasını karıştırmıştı.
* Plesiyozor: Uzun boyunlu deniz sürüngeni.
* Pterozorlar: Uçmayı öğrenen sürüngen ailesi. Kimisinin iyi uçucu olduğu, kimisinin yalnızca süzülebildiği, kimisinin de -deve kuşu gibi- kanatlı olmasına rağmen uçma yetisini yitirdiği sanılıyor.
* Megalozor: Keşfedilen ilk dinozor türü. Megalozoru keşfedenler, onun file ya da gergedana benzediğini düşünmüşlerdi, bugün bunun doğru olmadığını biliyoruz.
* İguanodon: Keşfedilen ikinci dinozor. Bu dev hayvanın arka ayaklarının üstünde dimdik durduğu sanılıyordu, ama bugün böyle bir davranışı olmadığını biliyoruz.
* Hadrozor: Amerika kıtasında keşfedilen ilk dinozor. Dinozorlar çağının sonlarında ortaya çıkmış, kuş kalçalı bir dinozor.
* Sauropodlar: Dört ayaklı, otçul, dev dinozorlar ailesi. Bu ailenin üyeleri, karada yaşamış en büyük hayvanları barındırıyor.
* Triseratops: Üç boynuzlu ve farbalalı bir dinozor türü. Farbalası sayesinde boynunu etçil avcılardan koruyabiliyordu.
* T-Rex: Tüylü, etçil, iri beyinli, hızlı bir avcı. Dinozorların en meşhuru.
* Troodonlar: En zeki dinozor ailesi. Büyük felaket yaşanmasaydı acaba Troodonlar insan gibi zeki bir türe evrilebilir miydi?
* Arkeopteriks: Tamamen tüylerle kaplı küçük bir dinozor.
* Dimetrodon: Sırtında koca bir yelpaze taşıyan bir sinapsid türü. İlk bulunduğunda sürüngen olduğu sanıldı ama sonra sinapsid sınıfına dahil edildi. Sinapsidlerin bugün yaşayan tek temsilcisi memeliler.
* Trinaksodon: Bir terapsid türü. Terapsidler, memelileri ve yakın akrabalarını barındıran bir sinapsid grubudur. Bu yüzden bir terapsid fosiline baktığınızda onu kurt iskeletine benzetebilirsiniz. Dinozor çağları boyunca trinaksodon gibi terapsidler, dinozorlardan saklanan küçük canlılar olmaya mecbur kaldılar.
* Rutiodon: Timsah gibi ama timsahın atası değil. Yalnızca uzak bir akraba.
* Gastornis: Dinozorların yok olduğu ve memelilerin yeterince güçlenmediği bir çağda karalara hükmeden dev kuşlardan biri.
* Atın ataları (Eohippus, Orohippus, Epihippus, Mesohippus, Miohippus, Merychippus, Dinohippus): Atların, günümüz boyutlarına ulaştıkları evrimsel yolculuklarındaki ilk ataları 30 cm boylarındaydı.
* Paraceratherium: Yaşamış en büyük karasal memelilerden biri. Günümüzdeki gergedan akrabalarının aksine boynuzsuzlar.
* Chalicotherium: Tuhaf bir kolaj çalışması gibi duran bu toynaklı hayvan; gorili, ayıyı, atı ve daha başka birçok hayvanı çağrıştırabilir.
* Mastodon: Fillerin ve mamutların akrabası. Yaklaşık 11 bin yıl önce, mamutlar gibi yok oldular.
* Mamut: Yok olmuş canlıların en meşhurlarından. Muhtemelen buzul ikliminin sona ermesi ve insan faktörü yüzünden yok oldular.
* Kılıç dişli kaplan: Namıdiğer smilodon. Bir Amerikalı. 20 santimlik köpek dişleriyle düşmanlarına korku salıyordu.
* Megatherium: Amerikan megafaunasından bir tembel hayvan. Dev pençelerine bakıldığında onun vahşi bir etçil olduğu sanıldı ama tamamıyla otçul olan bu dev tembel hayvan, pençelerini ağaç kabuğu kazırken, dalları aşağı çekerken ya da kendini avcılara karşı savunurken kullanıyordu.
* Batı Asya fili: Muhtemelen insan eliyle Hindistan fillerinden çoğaltılmış bir tür. Türkiye'de de yaşamış.
* Moa: Yeni Zelanda'nın uçamayan dev kuşu. 500 yıl öncesine kadar yaşıyordu. Yok oluşlarının en büyük şüphelisi insan.
* Dodo: Hint Okyanusu'ndaki adalarda yaşayan, uçamayan, ağır bir güvercin türü. Muhtemelen insanlardan kaçmadığından dolayı aptal olarak nitelenmişti. Soylarının insanlar tarafından tüketildiği kesin.
* Amerikan göçmen güvercini: Çok acıklı bir yok oluş hikayesi olan bu kuşun son bireyi 1914'te öldü.
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Emre Gök
Emre Gök
104.5K UP
Yazar 21 Haziran 2022 30 dk.

Bireyin yaşantıları, gelecekte kendini gösteren izler bırakır. Kalıcı öğrenmeyi gerçekleştirebilmenin en etkili yollarından biri de yaşantılara dayalı öğrenme yoludur. Yaratıcı drama özellikleri, çok yönlü işlevselliği nedeniyle sınıf dışındaki amaçlara uygun her türlü ortamlarda özellikle yaşantılara dayalı Öğrenmeyi gerçekleştirmede etkili bir yöntem ve disiplindir.[1] Bu anlamda, eğitim programlarından çıkartılmış olsa da bilimsel düşünmeye bir temel sağlayacak olması nedeniyle önem taşıyan evrim teorisinin okul dışı ortamlarda öğretilmesi gerekmektedir. Böylece insanın nasıl yaratıldığına ilişkin görüşlere bir alternatif daha eklenmiş olacağı gibi insanlar da kendi var oluşları hakkında daha eleştirel düşünebileceklerdir.

Evrim teorisi okulöncesinden yükseköğretime, oradan yaygın eğitime kadar her insanın öğrenmesi gereken bir düşünce sistematiğidir. Kendi var oluşuna yönelik sorgulamalar yapan her insan, evrim teorisi eğitiminin olası öğrencisi olabilir. Edinecekleri mesleklerle geleceğin toplumunu inşa etmede önemli rol oynayacağı söylenebilecek üniversite öğrencileri, yoğun bir bilgi bombardımanıyla tamamladıkları, akademik başarı odaklı ilk ve orta öğretimden sonra geldikleri üniversitede mesleki uzmanlık kazanmanın yanında sosyal ve kültürel gelişim sağlayacakları olanaklarla da karşılaşırlar. Üniversite öğrencilerinin sosyal ve kültürel gelişimlerinin desteklenmesi edindikleri mesleği daha yaratıcı, insani ve estetik icra etmelerini sağlayabilir.

52
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eftal Oturakçıibogil
İnceleyen10 29 Temmuz 2022
İçerisinde mantık safsatalarından bahsedildiği ve birçok komplo teorisinin (ikiz kuleler, düz dünya, 21 gram, Antik Mısırda helikopter teklonojisi var mıydı?, Ufolar 51. Bölgede mi? ...) hangi kısımlarda yanlış olduğundan bahsedildiği güzel, akıcı ve yararlı bir kitap.
Safsataların hayatınızda ne gibi yerlerde karşınıza çıkabileceğinden güzel örnekler de verilmiş.
Yazarlara ayrıca teşekkür ederim :)
9.9/10
(197 Kişi)
Puan Ver
Bilgi Çağında Gerçeği Bulmak
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
14
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 15 Ağustos 2014 18 dk.

Bilimsel yöntem, en azından 17. yüzyıldan bu yana bilimin gelişimini karakterize eden, Evren'e dair bilgi edinmeye yönelik, sistematik bir yaklaşımdır. Bilimsel yöntemin basamakları; genel olarak gözlem yapmayı, bir hipotez oluşturmayı, deneyler yapmayı ve bu deneyler yoluyla toplanan kanıtlara dayanarak sonuçlar çıkarmayı içermektedir. Bilimsel yöntemin basamakları şunlardır:

Elbette, bilimsel yöntemin bütün aşamaları boyunca eleştirel düşünme, şüphecilik ve etik hususlar esastır. Bilim insanları, bilimsel yöntemin her bir basamağında, kanıtlarla çelişen hipotezleri bir kenara atmaya veya revize etmeye istekli olmalı ve çalışmalarını sorumlu ve etik bir şekilde yürütmelidir.

224
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Kerem Girgin
Kerem Girgin
138.8K UP
Yazar 1 gün önce 11 dk.

Paleontoloji literatüründe "Kambriyen Patlaması" olarak bilinen dönem (yaklaşık 541 milyon yıl önce), Dünya'daki yaşamın aniden ve çarpıcı bir şekilde çeşitlendiği bir aralığı tanımlar. Uzun bir mikrobiyal egemenliğin ardından, günümüzdeki birçok ana hayvan gruplarının ataları, jeolojik zaman ölçeğinde bir göz açıp kapama süresi sayılabilecek bu aralıkta ortaya çıkmıştır.

Literatürde ve çeşitli tartışma bloglarında bu patlama, yaratılışçı argümanları desteklemek için sıklıkla Evrim Teorisi'ne karşı bir argüman olarak sunulsa da bilimsel veriler bunun bir yoktan varoluş olmadığını göstermektedir. Aksine bu olay, değişen ekolojik koşulların tetiklediği hızlı bir evrimsel çeşitlenmedir. Bu nedenle sorulması gereken soru "Neden bu kadar çok tür ortaya çıktı?" değil, "Bu türlerin bu kadar hızlı ve radikal biçimlerde evrimleşmesini tetikleyen çevresel veya ekolojik baskı neydi?" olmalıdır.

5
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pırıl Okay
Pırıl Okay
93.2K UP
Çeviren 10 Ekim 2023 15 dk.

Geçtiğimiz yüzyılda, yüksek gelirli ülkelerde, ücretli işlerde çalışan kadınların sayısı üç katına çıktı. Bu, modern zamanların işgücü piyasasındaki en büyük toplumsal ve ekonomik değişimlerinden biridir; ancak ne yazık ki işgücünde önemli cinsiyet ayrımları hâlâ devam etmektedir. Bir araştırmacının bu farklılıkların kaynağını açıklamaya yönelik kapsamlı bir yaklaşımı benimsemesi ise ilk kez 1980'li yıllarda gerçekleşti. Claudia Goldin'in çalışmaları bize kadınların işgücü piyasasındaki tarihi ve modern rollerine ilişkin yeni ve çoğu zaman şaşırtıcı olan bir bakış açısı kazandırdı.

Dünya genelinde kadınların yaklaşık yarısı ücretli işlerde çalışmaktadır, erkeklerde ise bu rakam yüzde seksendir. Güncel durumda çalışan kadınlar genellikle erkeklerden daha az kazanmaktadır. Kadınlar ve erkeklerin istihdam ve kazanç düzeylerinin nasıl ve neden farklılaştığını anlamak hem kısa hem de uzun vadede sosyoekonomik nedenlerden dolayı önemlidir; çünkü konu, toplumun kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasıyla ilgilidir.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sertaç Oral
22 saat önce
Senin cehaletin, tanrının varlığını da yokluğunu da ne ispat eder ne de ortadan kaldırır.
Senin ulaştığın her rasyonel çıkarım, yalnızca senin zihinsel sınırlarının ve yaşadığın dönemin düşünsel imkânlarının ürünüdür.

0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Özge Uysal
Özge Uysal
104.3K UP
Bu soruyu merak edip araştıran bir öğrenci 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Aslında bakım ürünlerindeki “kıvırcık saç için”, “yüz kremi”, “göz çevresi kremi” veya “saç dökülmesine karşı” gibi ifadelerin ne kadar gerçek olduğu, tamamen o kategorinin arkasındaki bilime bakınca netleşiyor. Bazıları gerçekten bilimsel temele dayanıyor, bazıları ise daha çok pazarlama havasında. Mesela “kıvırcık saç için” yazan ürünler çoğu zaman boş bir iddia değil. Çünkü saç bilimiyle ilgili çalışmalar kıvırcık saçın yapısının düz saçtan belirgin şekilde farklı olduğunu gösteriyor: daha poröz, daha kuru ve kırılmaya daha yatkın (Robinson, 2010). Bu yüzden kıvırcık saç ürünlerinde daha yoğun nemlendirici maddeler, yağlar ve daha yumuşak temizleyiciler kullanılması tamamen mantıklı. Hatta kıvrımı koruyan bazı polimerlerin gerçekten işe yaradığına dair kozmetik bilim literatüründe çalışmalar var (Esposito et al., 2021). Yani burada etiket çoğu zaman gerçek bir formül farkını yansıtıyor; tabii ki her marka gerçekten bu farkı yapıyor mu, orası ayrı bir konu

Yüz kremi ve vücut kremi arasındaki fark ise tamamen bilimsel. Yüz derisi vücuda göre çok daha ince, daha hassas ve iritasyona açık (Loden & Maibach, 2000). Bu yüzden yüz kremleri daha hafif formüllere sahip, parfüm oranı düşük ve komedojenik olmayan bileşenler kullanılıyor. Vücut kremleri ise daha yoğun, daha yağlı ve daha az “ince işçilik” gerektiriyor. Dermatoloji kaynakları zaten vücut kremlerinin yüze sürülmesinin akne ve irritasyon riskini artırabileceğini söylüyor (Draelos, 2012). Yani bu ayrım tamamen pazarlama değil, gerçekten cilt anatomisine uygun.

Göz çevresi kremi kısmı biraz gri alan. Göz çevresi cildi gerçekten daha ince ve daha kırılgan; bunu gösteren çalışmalar var (Wang et al., 2018). Bu yüzden burada kullanılan içeriklerin daha az tahriş edici olması önemli. Kafein gibi şişlik azaltıcı maddeler veya belirli peptitler göz çevresi için daha uygun olabilir. Ama işin pazarlama tarafı şu: piyasada satılan birçok göz kremi, aslında sıradan bir nemlendiriciden neredeyse farksız formülde oluyor — sadece daha küçük ambalaj ve daha büyük fiyat etiketiyle. Dermatolog Draelos’un çalışması da göz kremlerinin etkinliğinin büyük kısmının içerikten çok tahriş etmeden nemlendirmeye bağlı olduğunu gösteriyor. Yani bu kategori biraz gerçek, biraz pazarlama karışımı.

Tüm Reklamları Kapat

Gelelim “saç dökülmesine karşı” ürünlere… Burada işin bilimi çok net: kozmetik şampuanlar veya kremler saç köküne etki edecek kadar derine nüfuz etmiyor. Üstelik ürün saçta sadece birkaç dakika kalıyor. Bilimsel olarak saç dökülmesini gerçekten azaltabilen tek topikal bileşenler minoksidil gibi ilaç kategorisinde olan maddeler (Sinclair, 2015). Kafein gibi içeriklerin laboratuvar ortamında hücre düzeyinde bazı olumlu etkileri var (Fischer et al., 2007), ama gerçek hayatta sonuçları oldukça sınırlı. “Dökülme karşıtı” olarak satılan çoğu ürün aslında saçı daha kalınlaştırıp daha hacimli gösteren film oluşturan maddeler içeriyor. yani dökülmeyi durdurmuyor, sadece görüntüyü iyileştiriyor.

Kısacası, bu tarz etiketlerin bazıları gerçekten bilimsel karşılık buluyor (mesela “kıvırcık saç için” veya “yüz kremi”), bazıları ise bilimsel bir zemine otursa bile pazarlama tarafı daha baskın olabiliyor (örneğin “göz çevresi kremi”). “Saç dökülmesine karşı” ürünlerde ise pazarlama bilimin önüne geçiyor. Bu yüzden en doğrusu, etiketlere değil içerik listesine, özellikle de aktif maddelerin konumuna ve ürünün gerçekten cilt ya da saç anatomisine uygun olup olmadığına bakmak

[1]

[2]

Kaynaklar

  1. Draelos, Z. D.. (2012). Cosmetic Dermatology: Products And Procedures.
  2. Loden, M., & Maibach, H.. (2000). Dry Skin And Moisturizers: Chemistry And Function.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 4 gün önce
Physarum polycephalum, Amoebozoa üst âlemine bağlı Myxogastria sınıfının bir tür sümüksü küf (plasmodial slime mold) türüdür. Gerçek bir küf ya da mantar değildir. Ökaryotik, çok çekirdekli ve amöboid yapıda bir protisttir. En karakteristik yaşam evresi olan plasmodium çevresindeki ortamı tarayarak ilerleyen, yüzey üzerinde ağsı damarlar oluşturan ve sitoplazmik akışla besin maddelerini hücre boyunca dağıtan büyük, koenositik bir yapıdır. F. polycephalum’un çevresel uyaranlara verdiği tepkiler oldukça gelişmiştir. Işıktan kaçınan (fotofobik) bir türdür ve organik maddece zengin, nemli, gölgeli mikrohabitatları tercih eder.
Bu süreçte oluşturduğu damar ağı, kaynaklar arasında en kısa ve enerji açısından en verimli yolları seçmesiyle dikkat çeker. bu yönüyle tür, biyolojik hesaplama ve ağ optimizasyonu çalışmalarına model olmuştur. spor üretmek amacıyla sporokarp adı verilen yapıları oluşturur. Bu yapılar içinde gelişen sporlar rüzgarla veya temasla yayılır.
emin ve organik döküntünün yoğun olduğu parklar, ormanlık alanlar, yosunlu kütükler, çürümekte olan yaprak yığınları ve hatta nemli duvar boşlukları gibi mikrohabitatların yaygın olmasına bağlıdır. Ilıman iklim, özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında plasmodium evresinin sık görülmesini sağlar.
3
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

📡 ABD Maryland eyaletindeki Goddard Space Flight Center, uzay biliminin en önemli merkezlerinden biri olarak yıllarca görev yaptı.
🔭 Ancak son dönemde ajansın bazı bölümleri sessizce kapatılıyor ya da taşınıyor; bir zamanlar çalışan laboratuvarlar, dev teleskoplar ve araştırma ekiplerinin yer aldığı alanlar artık terk edilmiş görünüyor.
⚠️ Öne çıkan sorunlar arasında bütçe kısıtlamaları, önceliklerin Mars ve Ay’a yönelmesi ile yerleşik merkezin günümüz teknolojisine hızla adapte olamaması yer alıyor.
🌍 Bu durum, uzay araştırmalarındaki “fırsat maliyeti” dışında, mevcut altyapının sürdürülebilirliği ve bilimsel kapasitenin korunması açısından da kritik bir sorgulamayı gündeme getiriyor.
📉 Bilimsel kurumların tarihî birikimi zamanla kaybolma riski altında olabilir; bu da bilimsel mirasın ve insanlığın uzaya dair birikiminin gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Yazar: Ece Mürker
ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Discord
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Bilal Yaman
Bilal Yaman
101.9K UP
Üye 3 gün önce 1 Cevap
Tıp fakültesi birinci sınıf öğrencisiyim. Biyokimya dersinde glikoliz ve krebs döngüsünü görüyoruz. Konuyu mantığı ve mekanizmasıyla öğrenmeye çalışıyorum. İlk prokaryotlar glikoliz veya ona benzer bir metabolik faliyet yapıyor muydu merak ediyorum.
453 görüntülenme
Cevap Ver 500 UP
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Gurer
İnceleyen10 4 gün önce
Dr.Jekyll ve Bay Hyde severek okuduğum bir kitaptır.Hem içeriği hem de içerdiği mesajlar bakımından modern klasiklerde bir demirbaştır diyebiliriz.Ana karakterimiz Dr.Jekyll'ın iki farklı kişiliğe sahip olup ikisinde birbirinden farklı hayatlar yaşaması ve sonuç olarak kendisine çok büyük bir hezimete uğratması kitabın sonundan başına süren kadar içeriğin ana konusudur.Sabahları tanınmış,ününe ün katmış bir doktor;akşamları ise kimsenin tanımadığı Soho'nun sokaklarında dolaşan bir canavar tiplemesi.Yazar Robert L.S. ,burada aslında sıradan bir kişinin kendisi içindeki iki farklı kişiden bahseder.Bu tahminmce her insanda hayli hazırda bulunur ama kitaptaki kadar birbirinden uzaklaşmış yahut soyutlaşmış değildir.Yine insan bu iki farklı( ya da ikiden fazla da diyebiliriz)kişiliği arasında bir denge kurmaya çalışır.Bu dengeyi ise yaşadığı yer ve kendini hissedebildiği yerde bulur.Dr.Jekyll ise bu dengeyi sağlayamamış biri olarak bir doktor olarak değil de kokuşmuş bir serseri tipli Bay Hyde olrak can verir.Son olarak benim bu kitaptan çıkardığım öğüt(yahut hayat felsefesi)insan kendiniyaşadığı yere göre şekillendirip ona göre hayata devam etmelidir.İki farklı kişiliğini de yaşamak isterse kendisine hakim olmalıdır eğer olmazsa sonu Dr.Jekyll dan farksızdır.
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara₺310,00 - ₺450,006 Aralık
Estetiğin Biyolojik Kökenleri
06 Aralık 2025 13:30 tarihinden 06 Aralık 2025 17:00 tarihine kadar.

Estetiğin Biyolojik Kökenleri, 6 Aralık 2025 tarihinde saat 13.30’da başlayacaktır.

Seminer İçeriği:
Estetik algısı; sadece kültürel değil, aynı zamanda biyolojik temellere sahip karmaşık bir kavramdır. Sanatta biyolojik unsurlardan kaynaklanan duygusal etkiler, izleyici üzerinde derin etkiler bırakarak, sanat eserlerinin gücünü artırabilmektedir. Estetik algının yalnızca sanata içkin bir unsur olarak değil, aynı zamanda evrimleşmiş ve işlevsel bir özellik olarak düşünülebileceği bu etkinliğimizde ortaya koyulacaktır.

Konuşmacı: Dr. Babür Erdem, Evrim Ağacı Ortak Kurucusu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Biyolojik Bilimler Bölümü’nde doktorasını tamamlamıştır. Araştırma alanları davranış biyolojisi, hesaplamalı biyoloji ve evrimsel biyolojidir ve bu konularda yayımlanan çeşitli makaleleri vardır. Ayrıca TÜBİTAK destekli projelerde yürütücülük yapmış ve birçok projede yer almıştır. Şu anda ODTÜ Robotik ve Yapay Zekâ Merkezi’nde arılar ve davranışları üzerine araştırmacı olarak çalışmaktadır.

Dersler, 40 kişilik kontenjan ile sınırlıdır. 40 kişiye ulaşılması durumunda kayıtlar kapanacaktır. Kontenjan dolduktan sonra yatırılan ücretler iade edilecektir.

Fiyatlandırma Bilgisi
Dersler, öğrenci ve tam olmak üzere iki fiyatlandırmaya tabi olacaktır. Aktif olarak bir eğitim kurumunda öğrenim gören kişiler “öğrenci” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır. Diğer kişiler ise “tam” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır.
Ayrıca bankanıza bağlı olarak İYİZİCO üzerinden eğitimlerimize taksit imkanı bulunmaktadır.

Devamını Göster
12
0 Yorum
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close