Merhaba
Her kitabını büyük bir heyecanla okuduğum bir yazar. Geçen yıl Ankara'da yayıncı bir arkadaşım sayesinde tanıştığım küçük dev adamdı benim için o .İstanbul Hatırası aslında sadece bir polisiye değil; İstanbul’un hafızasına yazılmış bir ağıt gibi. Ahmet Ümit burada cinayeti bir araç olarak kullanıyor, ama derdi katili bulmaktan çok daha derin. “Bu şehir neyi unuttu?” sorusunu sordurmak.
Roman boyunca Komiser Nevzat’ın peşinden giderken bir yandan da İstanbul’un katman katman geçmişine iniyorsun. Her cinayet, aslında bir döneme açılan kapı gibi; Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan bugüne uzanan bir tarih yürüyüşü. Özellikle Yerebatan Sarnıcı gibi mekânlar sadece fon değil, neredeyse romanın karakterleri haline geliyor. İstanbul burada yaşayan bir varlık gibi kırgın, yorgun ama hala büyüleyici.
Dili sade ama etkisi yoğun. Okurken bir yandan “katil kim?” diye merak ediyorsun, ama diğer yandan şehrin uğradığı tahribat, kaybolan değerler, betonlaşma ve unutkanlık içini sıkıştırıyor. Yani klasik polisiye temposu ile kültürel bir hüzün iç içe geçiyor.
En etkileyici taraflarından biri şu roman sana İstanbul’u sevdirmekten çok, ona karşı bir sorumluluk duygusu yüklüyor. Sanki kitap bitince dışarı çıkıp şehre biraz daha dikkatli bakman gerekiyormuş gibi hissediyorsun. Bir köşe başında geçmişin izlerini aramak, eski bir duvara bakarken “burada kimler yaşadı?” diye düşünmek.
Kendi içimde okurken şöyle bir his oluşmuştu. Bu kitap, katili bulduğunda bitmiyor. Asıl mesele, o cinayetlerin arkasındaki nedenleri fark ettiğinde başlıyor. Çünkü Ümit’in ima ettiği şey çok net bazen suç, tek bir insana ait değildir; bir şehrin, hatta bir toplumun yavaş yavaş unutmasıyla büyür.
İstanbul Hatırası polisiye seven için sürükleyici, ama asıl gücünü İstanbul’a yazılmış melankolik bir mektup olmasından alıyor. Okuyup kapattığında aklında katilden çok şehir kalıyor. Bir de sevdiği kadını Evgenia yayı betimleyişi ona olan sevgisini anlatması bir başka güzel sizce de öyle değil mi ?Evgeniayanın hayata bakış açısı ,sevdiği adama desteği ,anlayışı insanın içini ısıtıyor ne güzel :))