Karl Popper ve Evrim Karşıtlığı: Evrim Bilimsel Olmayan Bir Totoloji midir?

  • Bu yazıyı 15 dakika 24 saniyede okuyabilirsiniz. Bu yazı 2,143 defa görüntülenmiştir.
Karl Popper ve Evrim Karşıtlığı: Evrim Bilimsel Olmayan Bir Totoloji midir?

Giriş

Eğer ki Evrim Kuramı'na, dolayısıyla evrimsel biyolojinin bir bilim dalı olmasına karşı duran biriyle konuşacak olursanız, muhtemelen laf dönüp dolaşıp önce dine, sonra eğer ki kişi biraz din ile bilimin taban tabana zıt olduğunu biliyorsa felsefeye ve sonunda, en nihayetinde, yine bu kişinin bilgisi dahilinde Karl Popper'a gelecektir. Zira Karl Popper'ın felsefi bakış açısı dahilinde söylediği sözler, evrim karşıtları için güzel malzemeler oluşturur. Popper'ın felsefi düzlemdeki bazı söylemleri, bilim camiasından evrim karşıtlığı konusunda hiçbir destek bulamayan bazı kesimler için oldukça kullanışlı içeriklere dönüşmüştür. Az sonra göstereceğimiz üzere, Karl Popper aslında evrimi reddetmiyordu! Daha eski tarihli kitaplarında evrime dair bilgisi aşırı kısıtlı olduğundan, analizleri de kısıtlı ve bol miktarda hatalıydı. Ancak ilerleyen dönemde yazdığı kitaplarda, evrimi sadece kabul etmekle kalmadığı, aynı zamanda çok daha yakından çalışıp konuyu kavradığı görülmektedir. Ancak buna rağmen internet üzerinde Karl Popper'ın evrimi geçersiz kılıyormuş gibi gözüken eski sözlerine sıklıkla rastlamak mümkündr.

Bu yazıda sürekli Popper'ın hatalarından ve konu dahilindeki bilgisizliklerinden bahsederek onu eleştirmeyeceğiz. Zira Popper, bir bilim insanı değil, bir filozoftur. Dolayısıyla, profesyonel mesleği gereği, bilimden gelen verileri yorumlama görevine sahiptir. Bilim felsefesi için Popper'ın birçok görüşü çok kıymetli olsa da, çok yönlü bir filozofun her alanda her akademik gelişmeyi ve bu gelişmelerin evrimsel biyolojinin temellerine yönelik önemi konusunda yeterli ve geçerli düzeyde bilgi sahibi olması beklenemez. Dolayısıyla, bilimi ve bilimsel gelişmelerin anlamını mümkünse bilim insanlarından öğrenmek daha sağlıklı olacaktrır. Bu yapıldığında, evrimle ilgili olarak hiçbir bilimsel şüphe olmadığı görülebilir. Ancak bir filozof olarak Popper'ın evrim hakkındaki hatalı görüşlerini düzeltmek, evrimsel biyolojiyi yeni yeni anlamaya çalışan insanlara evrimi öğretmek için faydalı bir pratik olacaktır.

 

Popper'ın Evrimle İlgili Hatalı Görüşleri

Popper'ın, evrime yönelik insanların sandığından çok detaylı ve karmaşık olan felsefi tutumunu, 1981 yılında ünlü evrim karşıtı Duane Gish, Science Digest dergisindeki makalesinde şöyle özetler:

Evren'in başlangıcını gören hiçbir şahit yok, canlılığın başlangıcını veya ilk canlının ortaya çıkışını gören kimse de yok. Bunlar, eşsiz ve tekrar edilemez, laboratuvarda yaratılamaz olaylardır. Dolayısıyla ne yaratılış ne de Evrim Kuramı bilimsel teoriler değildir ve ikisi de inanca dayalıdır. Bilimsel filozof Bay Karl Popper'ın dediği gibi, Evrim test edilebilir bir teori değildir ve metafiziksel bir araştırma programıdır.

Evrim Ağacı olarak bugüne kadar biriktirdiğimiz ve yayınladığımız popüler bilim arşivi ve bugüne kadar yayınlanmış yüz binlerce, hatta milyonlarca evrimsel biyoloji makalesi, Popper ve Gish'in görüşlerini tek başına çürütmeye yetecektir. Eğer ki evrimsel biyoloji modern bilim dahilindeki akademik bir çalışma sahası değilse, dünya çapındaki yüz binlerce ve milyonlarca evrimsel biyolog neyin araştırmasını yapmakta, nasıl olup da insanlığın en saygın akademik çalışmalarını bünyesinde toplayan Nature ve Science gibi jurnallerde akademik yayınlar yapabilmekte; ve hatta evrimsel biyoloji çalışmalarına tekrar tekrar Nobel Ödülü verilebilmektedir (öyle ki 1955-2005 arası verilen 50 Nobel ödülünden 47'si evrimsel olan veya evrimi doğrudan ilgilendiren araştırmalara verilmiştir)? Evrim, dini inançların olduğu gibi metafiziksel ve inanca dayalı bir araştırma sahası değildir. Felsefi veya bireysel bir görüş değil; şahsî bir inanç değildir. Bir doğa yasasıdır. Bilim insanları, bu doğa yasasını Evrim Kuramı (Teorisi) denen bir bilimsel teoriyi kullanarak çalışırlar. Bu teorinin öngörüleri bugüne kadar moleküler, anatomik, fizyolojik, jeolojik, genetik, vb. onlarca farklı akademik gözlem aracılığıyla ve gerek laboratuvar ortamında, gerek doğada yapılan incelemelerle doğrulanmıştır. Aktif olarak yüzbinlerce bilim insanının üzerinde çalıştığı, araştırmalarında kullandığı, mühendisliğe ve mimarlığa kadar sayısız alana nüfuz etmeyi başarmış bir bilimi, "metafiziksel bir araştırma programı" olarak tanımlamak, Dünya'nın en ünlü bilim insanı, en ünlü filozofu, en saygın düşünürü bile olsanız, ancak ve ancak eksik bilgiden, yani konu hakkındaki cehaletten kaynaklanabilir. Zaten Popper'ın görüşlerinin zamanla değişmesi de, konu hakkındaki bilgisinin artıp, algısının derinleşmesinin bir ürünüdür. Buna az sonra geleceğiz. Öncelikle, bazı sözlerinden yola çıkarak neden hatalı olduğunu tek tek izah edelim.

 

Popper Evrimi Reddediyor Muydu?

Öncelikle, şu konuyu netleştirelim: Popper'ın evrimi bir bütün olarak reddettiğini düşünmek de pek sağlıklı bir görüş olmayacaktır. Popper, 1978 öncesi yazdığı yazılarında evrimi anlamadığı için reddetmiş, sonradan yaptığı incelemeler ışığındaysa görüşlerini değiştirmiş bir filozoftur (ki bu son derece takdire şayan bir harekettir ve keşke daha fazla kişi yapsa!).

Dolayısıyla Popper'ın sözlerini tarihsellikleri ve kronolojik önemleri çerçevesinde değerlendirmekte fayda vardır. Doğrudan kendisinden alınmış birkaç cümleyle bu fikir değişimini gösterelim. 1957 tarihli The Poverty of Historicism kitabının 106. sayfasında şöyle yazar (bu yazıdaki alıntılardaki kalın vurguların tamamı bize aittir):

Gerçekten de, tarihçiliğin yakın zamandaki popülerliği, evrimciliğin popülerliğinin bir parçası olarak görülebilir. Yani tarihçilik, Dünya'daki hayvanlar ve bitkiler gibi sayısız türün tarihini açıklayan muhteşem bir bilimsel hipotez ile, bir dini görüşün bir parçası haline gelmiş metafiziksel bir teori arasındaki çatışmadan etkilenmiştir. Bizim "evrimsel hipotez" dediğimiz, bol miktarda biyolojik ve paleontolojik gözlemi açıklamaya yaramaktadır. Bu gözlemler arasında, örneğin, çeşitli türler ve cinsler arasında neden benzerlikler bulunduğu sorusu bulunur. Evrim, bunu ilişkili formların ortak kökeni ile açıklar. (...) Ben, modern Darwinizm'i bu konuyla ilgili gerçekleri en yüksek başarıyla açıklayan açıklama olarak görüyorum.

Her ne kadar "Darwinizm" olarak adlandırdığı, Doğal Seçilim yoluyla olan Evrim Teorisi'ni canlılığı en başarıyla açıklayan teori olduğunu kabul etse de, bu sözüyle ilgili hatalı olan kısmı, evrimi bir hipoteze indirgemesidir. Hipotezler, test edilmeyi bekleyen, henüz teste tabi tutulmamış, etrafımızdaki gözlem ve süreçlere yönelik tahmini açıklamalarımızdır. Evrim bir hipotez değildir. Devam edelim. 1963 tarihli Conjectures and Refutations isimli kitabının 340. sayfasında şöyle der:

Evrim yasası diye bir şey yoktur. Yalnızca, bitki ve hayvanların değiştiğine, veya daha isabetli olarak, bu canlıların değişmiş ve değişmekte olduğuna yönelik tarihsel bir gerçek vardır.

Yine Popper, evrimin "tarihsel bir gerçek" olduğunu doğru bir şekilde tespit etse de, bu sözündeki hatası, "evrim yasası diye bir şey olmadığı" iddiasıdır. Gözlemsel bir gerçek olarak evrim bir doğa yasasıdır; değişebilir kalıtsal birimlere (örneğin genlere) sahip varlıkların popülasyonlarının nesiller içinde değişmek zorunda olduğunu söyleyen doğa yasası evrimdir. Bu değişimin nasıl ve neden olduğunu açıklamak ise, Evrim Teorisi'nin görevidir. Konuyla ilgili şu videomuzu izlemenizi tavsiye ederiz:

Popper, 1976 tarihli Unended Quest: An Intellectual Autobiografy isimli otobiyografisinin 167. sayfasında şöyle yazmaktadır:

Evrim teorisi benim hep aşırı fazla ilgimi çekmiştir. Evrimi bir gerçek olarak kabul etmeye fazlasıyla hazırım.

Görülebileceği üzere Popper, evrime karşı kişisel bir saldırı içinde değildi; sadece konuyu anlamlandırmaya çalışıyordu. Bu gayet normal; zira Evrim Teorisi, modern bilimin en önde gelen teorilerinden birisi olarak pek tabii anlaşılması kolay olmayan bir araştırma sahasıdır. 1978 tarihli Natural Selection and the Emergence of Mind isimli kitabının 344. sayfasında ise şunu yazar:

Modern Darwinizm'in Mendelci temelleri ile; tüm karasal yaşantının birkaç ilkin tek hücreli organizmadan, hatta belki de sadece bir iki adet tekil organizmadan evrimleştiğini söyleyen evrim teorisi, son derece iyi bir şekilde test edilmiştir. 

Bu son iki alıntı, Popper'ın zaman içinde evrime yönelik görüşlerinin değiştiğini ve bunun nedeninin evrimsel biyolojiyle ilgili bilgisinin arttığının en net göstergesi olarak görülebilir. Daha eski tarihli kitaplarında bariz bilgi eksikleri sezilirken, bu son cümle, konuyu kavramaya başladığının net bir göstergesidir. Gerçekten de, felsefe tarihi açısından incelendiğinde, 1978 yılındaki bu kitabı, Popper'ın evrimle ilgili görüşlerinin tamamen değiştiği nokta olarak görülür. Ne yazık ki Popper'ın bu gerçeği kavramak konusunda çok geç kalmış olması, evrim karşıtlarının eline bol miktarda koz geçmesine neden olmuştur. Buna ve Popper'ın entelektüel camiadan dilediği özre az sonra geleceğiz.

Ama burada şunu vurgulamak istiyoruz: Tam olarak anlamadığımız konular hakkında büyük yorumlarda bulunmak ve geri dönüşü çok zor olan yargılarımızı açıkça ilan etmek, ifade özgürlüğünün kullanılmasının güzelliğinden ziyade, toplumsal zarara neden olan bir felakete dönüşebilir. Örneğin Popper'ın geçici bir süre devam etmiş de olsa tüm bilim ve felsefe camiasınca etkileri hissedilmiş olan, bilim dışı evrim karşıtlığı, 1982 yılında ABD'de süregelen okullarda biyoloji derslerinde evrim ve yaratılışın eşit miktarda okutulması gerektiğini iddia eden bilim düşmanlarınca delil olarak kullanılmaya çalışılmıştır. Yüksek profilli ve saygın bir filozof olan Popper'ın görüşlerini doğru ifade etmesi çok önemliydi. Evrim karşıtı yaratılışçılar, mahkemede yaptıkları savunmada, Popper'ın hatalı görüşlerine işaret ederek "evrimin biliminin de yaratılış bilimi gibi mantıksal olarak yanlışlanamayacağını" ileri sürmüşlerdir. Halbuki evrim ve yaratılış ikilisinden sadece ve sadece ilki bilimsel gerçektir.

 

Popper'ı Savunan Yaratılışçılar

Bu noktada açılabilecek bir yan parantez, evrim karşıtı yaratılışçıların Popper savunusundaki gülünçlüktür. Popper'ın yaratılışçıların bir alt başlığı oldukları teizm hakkında söyledikleri, kimi ateistlerin bile söylemekten geri durduğu düzeydedir. Öyle ki, 1978 tarihli kitabının 342-343. sayfalarında, neredeyse Richard Dawkins ile aynı noktaya ulaşmayı başarmıştır:

Darwin'in bize gösterdiği, doğal seçilimin prensip olarak Yaratıcı'nın faaliyetleri ve O'nun amacı ve tasarımını simüle edebileceği gerçeğidir. Dahası, belli bir amaç veya hedefe yönelik rasyonel insan davranışlarını da simüle edebilir.

172. sayfada ise şöyle demiştir:

[Darwin'in] adaptasyon teorisi, ikna edici olan ilk non-teistik açıklamaydı. Teizm, bir başarısızlık abidesinden bile beter duruma düştü; çünkü nihai açıklamaya ulaşmayı başardığı izlenimini yaratmıştı.

Çok önemli olmasa da, 1983 yılında John C. Eccles ile yazdığı The Self and its Brain: An Argument for Interactionism makalesinde şöyle yazmaktalar:

Bizlerden biri (Eccles) Tanrı'ya ve doğa ötesi olan şeylere inanıyor; diğeri ise (Popper) bir agnostik olarak tanımlanabilir.

Dolayısıyla yaratılışçıların evrim karşıtlığı tamamen geçersiz olsa da anlaşılabilirdir; fakat Popper'ı bu hatalı argümanlarına alet etmeleri, ateizm karşıtı açıklamalarında evrimi rehin tutarken bir yandan da teist olmayan Popper'a işaret etmeleri tutarlı bir yaklaşım değildir.

 

Karl Popper, Metafizik ve Totoloji: Evrim, Metafizik ve Döngüsel midir?

Kimi zaman, evrimin "Döngüsel Mantık Safsatası" denen, kimi zaman da "Totolojik Açıklama" gibi isimlerle anılan bir safsataya sahip olduğu iddia edilir. Bu argümanın felsefi kökenlerini Popper'a kadar takip etmek mümkündür. Popper, evrimi anlamadığı dönemlerde, Evrim Kuramı'nın her şeye cevap olmasından ötürü, aslında hiçbir şeye cevap olmadığını, dolayısıyla da bilimsel olmadığını düşünüyordu. 1972 tarihli Objective Knowledge: An Evolutionary Approach isimli kitabında, evrimin kalbinde yer alan "en uyumlunun hayatta kalması" ilkesinin "neredeyse tamamen totolojik ve dolayısıyla test edilemez" olduğunu iddia ediyordu. Dahası, evrimin veya doğal seçilimin bilimsel değil de, "metafiziksel" olduğunu iddia ediyordu. Ne var ki bu iddialarının bir kısmı hatalı, bir kısmı yanlış anlaşılmış, büyük bir kısmı ise Popper'ın ta kendisi tarafından sonradan düzeltilmiştir.

Bu iddialarına bir bakalım.

 

"Metafiziksel" Evrim?

İlk olarak, 1976 tarihli Unended Quest: An Intellectual Autobiography kitabının 168. sayfasında şöyle diyor:

Darwinizm'in test edilebilir olmayan bir bilimsel teori olduğu sonucuna vardım. Darwinizm, daha ziyade metafiziksel bir araştırma programıdır. Test edilebilir bilimsel teoriler için olası bir çerçevedir.

Filozofların yazıları çok daha dikkatli analiz edilmelidir; çünkü filozoflar, bilim insanları da dahil olmak üzere insanlığın geri kalanına nazaran terimlere ve terminolojik farklılıklara çok daha büyük önem verirler. Gerçekten de, bu alıntıda dikkat edilmesi gereken nokta, Popper'ın evrimden değil, Doğal Seçilim'den bahsettiğidir. Yani Popper'ın bilimsel olmadığını düşündüğü şey, canlıların evrimleştiği gerçeği değil, Doğal Seçilim'in bu süreci açıklamak için ileri sürdüğü açıklamanın bilimsel olmadığı yönündedir. Elbette ki bu da tamamen hatalıdır; ancak açıklamasını az sonra yapacağımız için, bu noktadak Popper'ın evrimden değil de, Doğal Seçilim'den bahsettiğini nasıl anladığımıza yer verelim. Kitabın konuya giriş yaptığı 151. sayfasında şöyle diyor:

(...) çünkü doğal seçilim teorisinin test edilebilir bir bilimsel teori değil de, metafiziksel bir araştırma programı olduğunu iddia edeceğim.

Filozofların kullandıkları kelimelerle neler kastettiklerinin ve bu anlamların bizim sandığımızla paralel olup olmadığının çok iyi anlaşılması gerektiğini söylemiştik. Mesela, "metafiziksel bir araştırma programı" kalıbı, biz bilim insanlarına ilk etapta rahatsız edici bir aşağılama gibi gelse de, Popper gibi bir filozof için bu kullanımda hiçbir sakınca yoktur; tam tersine, metafiziksel araştırma programları Popper için modern bilimin vazgeçilmez bir parçasıdır ve tahminlerde bulunmamızı sağlayarak yeni araştırmalar üretmemizi sağlar. 1976 tarihli otobiyografisinin 171-172. sayfalarında bunu şöyle açıklıyor:

Tüm bunlara rağmen, [doğal seçilim] teori[si] paha biçilemez bir değere sahiptir. Bu teori olmaksızın, Darwin'in zamanından beri bilgi birikimimizin nasıl büyüyebileceğinin bir yolunu göremiyorum. Örneğin penisilin gibi ilaçlara adapte olan bakterilerle ilgili deneyleri açıklarken, doğal seçilim teorisinin müthiş derecede katkı sağladığı oldukça açıktır. Her ne kadar metafiziksel olsa da, sağlam ve pratik araştırmalar üzerine güçlü bir ışık tutmaktadır. Penisilin basılmış ortamlar gibi yeni ortamlara adaptasyonu mantıklı bir şekilde anlamamızı sağlamaktadır. Adaptasyon mekanizmalarının varlığını göstermektedir ve bu mekanizmanın iş başındayken detaylarını çalışabilmemizi sağlamaktadır. Dahası, bu teori, bugüne kadar bunu yapmayı başaran tek teoridir.

 

"Totolojik (Döngüsel)" Evrim?

Popper, 1978 tarihli Natural Selection and the Emergence of Mind isimli eserinin 339-355'inci sayfaları arasında şu paragraflara yer veriyor:

Darwin'in evrim teorisine en büyük katkısı olan doğal seçilim teorisini test etmek güçtür. Bazı testler vardır; hatta bazıları deneyseldir de. Hatta bazı durumlarda, örneğin meşhur "endüstriyel melanizm" örneğinde, doğal seçilimin gözlerimiz önünde yaşandığını görebiliriz. Ve yaşanmıştır da! Buna rağmen, doğal seçilim teorisinin güçlü bir şekilde test edildiği durumlara nadiren rastlarız. Bu tip teorilerin fizik ya da kimyadaki eşlerine yönelik zorlu testler çok daha sık görülür.

Doğal seçilim teorisinin test edilebilmesindeki zorluklar, anti-Darwinistleri ve hatta bazı büyük Darwinistleri, bu teorinin totolojik olduğunu düşünmeye itmiştir. "Tüm masalar masadır." gibi totolojiler, elbette ki, test edilebilir değildir. Dahası, herhangi bir açıklayıcı güçleri de bulunmaz. Dolayısıyla bazı büyük çağdaş Darwinistlerin "en çok döl veren bireyler en çok döl verir" gibi bir totolojiye dayanan bir açıklama yapması şaşırtıcıdır. C. H. Waddington, bir yerlerde (ki kendisi bu görüşü başka yerlerde de savunmuştur) şöyle der: "Doğal seçilim, anlaşılıyor ki, bir totolojidir." Ancak kendisi de, aynı kaynakta, bu teorinin "aşırı yüksek bir açıklama gücü bulunduğunu" yazmaktadır. (Bu alıntı aşağıda devam edecek)

Bir diğer deyişle Popper, evrimin şu şekilde bir döngüye sahip olduğuna inanıyordu:

-  Bir canlının X özelliği var. Neden?

+ Çünkü bu X özelliği o canlı için avantaj sağlıyor.

-  Peki X özelliği neden bu canlı için avantaj sağlıyor?

+ Çünkü X özelliği bu canlıda evrimleşebilmiş.

 

Net bir örnek üzerinden gidelim:

-  Bir canlının daha fazla üreyebiliyor. Neden?

+ Çünkü daha fazla üreme özelliği avantajlıdır.

-  Peki daha fazla üremek canlıya neden avantaj sağlıyor?

+ Çünkü canlı daha fazla üreyebilecek şekilde evrimleşmiş.

 

Bu, Popper'ın evrimin totolojik olduğunu düşündüğü zamanlarda, teorinin temellerini anlamadığını çok net bir şekilde göstermektedir. Günümüzdeki evrim karşıtları da, Popper'ın söylediklerini tekrar ederek, "Her özellik avantaj sağladığı için var diyorsunuz. Bu bir açıklama değil." gibi argümanlar ileri sürmektedirler. 

Evrimsel biyolojinin ne olduğunu, bu sözde döngüsel mantık üzerinden izah edelim. Evrimsel biyoloji, birçok mekanizma sonucu popülasyon içerisinde oluşan çeşitliliğin, yine birçok mekanizmanın etkisi altında belli yönlerde (bu yönler doğanın parametrelerine göre rastgele değişir) seçilmesi sonucunda, nesiller içerisinde meydana gelen dağılımsal değişimi inceleyen bilim dalıdır. Dolayısıyla yukarıdaki döngü iddiası doğru değildir. Eğer ki sadece avantajlı olan bireylerin var olduğu varsayımı üzerinden yorum yapılırsa, elbette döngüsel bir durum çıkar; çünkü sanki popülasyon içinde yalnızca avantajlı bireyler varmış ve bunun nedeni de evrimmiş gibi bir mantıksal döngü oluşmuş olur. Ancak gerçekte bir popülasyon içinde sadece avantajlılar yoktur! Doğada çeşitlilik vardır, ölüm vardır. Bu ölüm, yaşlanma sonucu geldiği gibi, doğa içerisindeki mücadeleden de gelmektedir. Yani canlıların özelliklerini belirleyenler, yalnızca canlıların veya popülasyonların içsel karakteristikleri değil, çevrenin onlar üzerinde dikte ettiği şartlardır da! Yani bir canlı türünde hangi özelliklerin evrimleşeceğini belirleyen şey, dış çevre şartlarıdır! Bu durum, döngüselliği kırmaktadır. Yukarıdaki soru-cevap dizgisini gerçeği yansıtacak şekilde düzeltecek olursak:

-   Bir canlının X özelliği var. Neden?

+ Çünkü belli bir zamanda, belli bir popülasyon içerisinde edinilmiş X özelliğini (daha fazla ya da tamamen) taşıyan canlılar, bu özelliği (hiç) taşımayanlara göre, o dönemde var olan çevresel koşullar altında avantaj sağlamışlar ve daha kolay hayatta kalıp, daha kolay üremişler. Bu sebeple kendilerine X özelliğini, dolayısıyla da avantajı veren genleri yavrularına daha sık aktarabilmişlerdir. Böylece bir sonraki nesilde, o avantajlı X özelliğine sahip bireylerin sayısı artmıştır. Bu şekilde, nesiller içerisinde o popülasyonda, eskiden çok daha seyrek olan X özelliği baskın hale ve hatta "norm" haline gelmiştir. İşte bu yüzden o canlıda X özelliği var.

-  Peki X özelliği neden bu canlı için avantaj sağlıyor?

+ Çünkü her canlı farklı ortamlarda bulunur ve her ortam farklı özelliklerin avantajlı ya da dezavantajlı olabileceği niteliktedir. Genler, sürekli olarak farklı kombinasyonlarda karışarak, az ya da çok farklı yavruların doğmasını sağlar. Bu sebeple, belli bir zamanda, belli bir kombinasyonun şans eseri bir canlıda var olması, X özelliğini o canlıya kazandırıyor ve bu X, yaşanan dönem içerisinde o canlıya avantaj sağlıyor. Aynı özellik, başka bir zamanda, başka bir canlıda olsaydı dezavantaj da sağlayabilirdi, bu unutulmamalı.

 

İşte sorulara doğru cevaplar verilecek olursa, Evrimsel biyolojinin ne olduğunun anlaşılmaması için hiçbir sebep olmadığı kolayca görülebilecektir.

Gerçekten de, Popper'ın görüşleri 1978 yılında tamamen değişmiştir! Popper, 1978 yılında yayınladığı kitabında hatalı olduğunu kabul etmiştir. İlk olarak, yukarıdaki totoloji açıklamasının devamını verelim; çünkü bilim karşıtları alıntıyı bizim de kestiğimiz noktada bırakarak Popper'ın iddialarını olduğundan farklı bir kalıba sokmaya çalışmaktadırlar.

(yukarıdaki alıntı devam ediyor)

Madem ki totolojinin açıklama gücü yoktur dedik; bu durumda burada bir hata olmalı! 

Buna rağmen, Ronald Fisher, J. B. S. Haldane, George Gaylord Simpson ve diğer Darwinistlerin çalışmalarında da buna benzer yazılara rastlamak mümkündür.

Bu problemden burada bahsediyorum, çünkü ben de suçlulardan biriyim. Bazı uzmanların söylediği şeylerden etkilenerek, ben de bu teoriyi [doğal seçilim teorisini] "neredeyse totolojik" olarak tanımladım. Hatta, her ne kadar bilimsel olarak büyük öneme sahip olduğunu söylesem de, doğal seçilim teorisinin nasıl test edilemez olduğunu (ve bir totoloji olduğunu) açıklamaya çalıştım. Doğal seçilim doktrini ile ilgili çözümüm, onun çok başarılı bir metafiziksel araştırma programı olduğu yönündeydi. Birçok sahada detaylı problemleri doğuruyordu ve bu sorunların çözümünün neye benzeyebileceğini söylüyordu.

Halen doğal seçilim teorisinin bu tip bir araştırma programı olduğuna inanıyorum. Ancak teorinin test edilebilirliğine dair görüşlerimi değiştirdim. Benzer şekilde, doğal seçilim teorisinin mantıksal durumuna yönelik fikirlerim de değişti. Sözümü geri alabilme imkanım olduğu için mutluyum. Bu konudaki sözlerimi geri almam, umuyorum ki doğal seçilimin durumuna yönelik anlayışa birazcık da olsa katkı sağlayacaktır.

 

1981'de New Scientist dergisine yazdığı mektupda ise şunları söylüyor:

Bazı insanların, benim paleontoloji gibi bazı tarihsel bilimlerin veya Dünya'da yaşamın evrimsel tarihi gibi tarihsel konuların bilimsel karakterini reddettiğimi düşündüğünü görüyorum. Bu bir hatadır. Burada net olarak belirtmek isterim ki, bunlar ve diğer tarihsel bilimler bana göre bilimsel bir karaktere sahiptir ve hipotezleri de birçok durumda test edilebilirdir.

 


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. TalkOrigins
  2. Evolution is a Winner — for Breakthroughs and Prizes, Author(s): James McCarter Volume: 25 Issue: 3–4 Year: 2005 Date: May–August Page(s): 38–39
  3. Asimov, I., and Gish, D. T. October 1981. "The Genesis War: A Debate." Science Digest, p. 82.
  4. Darwin, C. (n.d.) On the Origin of Species and the Descent of Man. New York: Modern Library.
  5. Halstead, B. 1980. "Popper: Good Philosophy, Bad Science?" New Scientist, 87: 215-217.
  6. Mayr, E. 1970. Population, Species, and Evolution. Cambridge, MA: The Belknap Press.
  7. Mayr, E. 1963. Animal Species and Evolution. Cambridge, MA: The Belknap Press.
  8. Popper, K. R. 1981. Letter. New Scientist, 87:611.
  9. Popper, K. R.  1978. "Natural Selection and the Emergence of Mind." Dialectica, 32:339-355.
  10. Popper, K. R. 1976. Unended Quest. An Intellectual Autobiography. LaSalle, IL: Open Court.
  11. Popper, K. R. 1972. Objective Knowledge: An Evolutionary Approach. Oxford: Clarendon Press.
  12. Popper, K. R. 1963a. "Science: Problems, Aims, Responsibilities." Federation Proceedings, 22:961-972.
  13. Popper, K. R. 1963b. Conjectures and Refutations. London: Routledge and Kegan Paul.
  14. Popper, K. R. 1957. The Poverty of Historicism. Boston: The Beacon Press.
  15. Stebbins, G. L. 1977. Processes of Organic Evolution, third edition. Englewood Cliffs, NJ: Prentice-Hall.
0 Yorum
Çağrı Mert Bakırcı
Çağrı Mert Bakırcı
Kurucu, Baş Editör
Profil Patreon
Geri Bildirim

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close