Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Evrime gözlenebilir bir kanıt sunabilir misiniz?

Bir düşünün, bu soru size birden sorulsa, nasıl cevap verirdiniz? Evrimden bir nebze anlıyorsanız, aklınıza tipik olarak şu iki örnekten biri gelecektir: Fosil kayıtları... Veya günümüzde yaşanan ve gözlenen evrim örnekleri...

Diyelim ki karasal memelilerden balinaların evrimini fosiller üzerinden anlatmaya kalktınız. Sonuçta çok iyi bilinen bir evrimsel süreç bu. Ama daha "50 milyon yıl kadar önce..." diye lafa başladığınız anda lafınız kesiliyor. "50 milyon yıl önce mi? O zaman bunu gözleyemem. Ben sizden gözlenebilir bir kanıt istemiştim!"

Pekala, o zaman laboratuvarlarda veya doğada gözlenen binlerce evrim örneğinden birine bakalım. Mesela Lenski'nin uzun dönem bakteri deneyine... Ya da Alaska'nın Loberg Gölü'nde bulunan dikensırtlı balıkların evrimine... Ya da Darwin'in ispinozlarına... Ama daha bunlardan birini izah etmeye başladığınız anda sözünüz gene kesiliyor... Bu defa itiraz şu: "Bu deneylerde türler birbirine dönüşmüyor. Bakteri hala bakteri... Balık hala balık... İspinoz hala kuş... Demek ki bu da kanıt değil."

Durun bir saniye! Darwin yok, evrim yalan mı?

Gerçeği Cehalete Gömmek...

Bu sözünü ettiğimiz, internette bolca dolaşan bir videodan kısa bir kesit, aşağıdan tümünü izleyebilirsiniz:

Bu, Ray Comfort isimli bir yeni dünya yaratılışçısının hazırladığı, "Evrim Tanrı'ya Karşı" (Evolution vs. God) isimli sahte-belgeselin bir kısmı...

Yeni Dünya yaratılışçısı ne mi demek? İncil'deki ve Tevrat'taki tarihlerden yola çıkarak, Dünya'nın 10.000 yıl civarında bir yaşı olduğunu iddia edenler! Evet, yanlış duymadınız. Tüm bilimsel verilerin aksine, bu kişiler Dünya'nın 4.54 milyar yıl değil de, sadece 10.000 yıl yaşında olduğunu söylüyorlar. Aynı kişiler, dinozorlara ait kemiklerin, insanları kandırmak için şeytan tarafından yerleştirildiğini ileri sürüyorlar! Daha fazla bilgiyi buradan, buradan veya buradan bulabilirsiniz.

Sahte-belgeselin yapımcısı Hristiyan evanjelisti Comfort'ın meşhur iddialarından biri ise şu: "Bir muza bakın, elime ne harika bir şekilde oturuyor! Üzerinde de adeta bir açacak var, kolayca açabiliyorum. Demek ki muz evrimleşmiş olamaz, evrim yalan!" Argümanının tamamını buradan izleyebilirsiniz (İngilizce):

Daha önceden bu iddia, muzun insanın başka yerlerine de kusursuz bir şekilde oturabileceğini söyleyen biyologlar tarafından alaya alınmıştı. Ama şaka bir yana, ülkemizdeki birçok insan bu tip videoları izleyip, bilimle uzaktan yakından alakası olmayan bu şarlatanın argümanlarına inanıyor. Gerçekten de evrimin gözlenebilir bi kanıtı olmadığına inanıyorlar!

Konuyu anlamak için, size şunu soralım: Bize Dünya'nın döndüğüne dair gözlenebilir bir kanıt sunabilir misiniz? Hadi ama, hemen şimdi! Gösteremiyor musunuz? Güneş'e mi işaret edeceksiniz? Ya Güneş, Dünya'nın etrafında dönüyorsa... Ne bileceğiz?

Peki, kıtaların hareketinin gözlenebilir bir kanıtını sunun! Hadi, bekliyoruz! Jeolojik kayıtlardan, kıtaların birbirine bakan taraflarındaki fosillerin örtüşmesinden, uydulardan çekilen uzun dönem fotoğraflardan mı söz edeceksiniz? Üzgünüz, bunlar gözlenebilir kanıtlar değiller. Ya eskiye aitler, ya da uydurma fotoğraflar olabilirler.

Peki, iklim değişikliğinin kanıtlarını gösterin? Hani, dışarı bakıyoruz, iklim değişmiyor? Buzulların merkezinde hapsolmuş oksijen izotoplarından mı bahsedeceksiniz? Fosil polenlerden mi? Göl ve okyanus birikintilerinden elde edilen kanıtlardan mı? Üzgünüz, onlar milyonlarca yıl öncesine ait, yani gözlenebilir değiller.

Peki, bir yıldızın oluşumunun gözlenebilir bir kanıtını sunun... Sonuçta yıldızların süpernova sonucunda oluşan bulutsulardan arta kalanlar olduğunu iddia ediyorsunuz. Hadi, nerede kanıtınız? Teleskoptan bakacağız da, milyonlarca yıl öncesinin ışığını göreceğiz de... Büyük Patlama'ya da kanıtınız, milyonlarca yıl öncesinden kalma radyasyondur kesin. Reziller, bilim dedikleri şeye bak!

Ne yaptığımızı (daha doğrusu yaptıklarını= görüyor musunuz? Bilimin "gözlenebilir ve test edilebilir olmasıyla" ilgili temel ilkesini kullanıyoruz, evet. Ama bu "gözlenebilirliği", şu anda, anlık olarak gözleyebileceğimiz şeylerle kısıtlıyoruz. Test edilebilirliği de, sadece şu anda olup biteni test etmekle sınırlandırıyoruz. Böylece tek bir hamleyle jeolojiyi, kozmolojiyi, kuantum fiziğini, iklimbilimi, paleobiyolojiyi, minerolojiyi ve daha nice bilimi silip atmış olduk.

Neden? Çünkü bu bilim dallarında, örneğin kütleçekiminin etkilerini gözlemek istediğimde yaptığımız gibi, anlık olarak bir topu yere bırakıp da düştüğünü göremiyoruz. Demek ki bunların hiçbiri kanıt değil! Bilimlerin yarısı çöpe gitti!

Cehaleti Yenip, Gerçeği Görmek...

Böyle bir şey elbette ki söz konusu değil. Evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi olarak tanımlanmaktadır. Yani tanımı, bir türün diğerine dönüşmesi değildir. Ancak popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi, uzun vadede türlerin yeni türlere evrimleşmesiyle de sonuçlanır, evet. Ancak bu tip bir makroevrim, tanımı gereği uzun zaman dilimlerinde olan bir süreçtir. Tıpkı yıldız ve galaksilerin oluşumu gibi... Diğer kozmolojik olayların uzun zaman dilimlerinde gerçekleşmesi gibi.... Tıpkı iklim değişikliğinin, kıtaların hareketinin, astronomik cisimlerin hareketinin aşırı uzun zaman dilimlerine yayıldığında net bir şekilde gözlenebilmesi gibi... Ancak örneğin birkaç gün boyunca Dünya'nın Güneş'e ve diğer yıldızlara göre olan konumunu bir teleskopla takip edecek olursanız, yörüngesinin ufak bir kısmını gözleyebilirsiniz. Bu demek değil ki yörüngenin tamamını bilemeyiz. Sadece çok uzun zaman dilimlerinde gözlemeniz gerekmektedir.

Dolayısıyla size "Evrime gözlenebilir tek bir kanıt sunabilir misiniz?" diye sorulduğunda, fosil kayıtlarından, genlerden, laboratuvar deneylerinden, doğadaki gözlemlerden örnekler vermenizde hiçbir sakınca yok. Yani verdiğiniz cevap doğru! Karşı taraf, sözcüklerin anlamlarını değiştirip, gerçeklerin içini boşaltarak sahtekarlık yapıyor. Ya da bir laboratuvar deneyinde ya da doğa gözleminde bir türün diğerine dönüşmüyor olması, evrimin olmadığı anlamına gelmiyor.

Kıtaları uyduyla gözlerken de 2-3 santimetrelik hareket görüyoruz. Hiçbir zaman kıtaların bundan 200 milyon yıl önce Pangaea denen tek bir kıta olduğunu uydu verilerine bakarak görmeyeceğiz. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Benzer şekilde, bundan 10 milyon yıl sonraki kıta konumlarını da, 10 milyon yıllık bir gözlem haricinde doğrudan bilmenin bir yolu yok. Ya da bundan 20 milyon yıl öncesinin ikliminin neye benzediğini... Ya da Samanyolu Galaksisi oluşurken tam olarak olan her şeyi...

Zaten bilim, işte burada devreye giriyor. Zeki ve çalışkan insanlar tarafından sürdürülen analizler sayesinde, bugünkü ufak değişimlere bakarak, doğadan ve laboratuvarlarımızdan elde ettiğimiz verileri inceleyerek, geçmişe ve geleceğe dair çok isabetli tespitlerde bulunabiliyoruz.

Daha önceden ele aldığımız üniformitaryanizm ilkesi çerçevesinde, günümüzde gözlediğimiz doğa yasalarının, milyonlarca yıl önce de bu şekilde olduğunu, milyonlarca yıl sonra da bu şekilde olacağını öngörüyoruz. Şu anda topu bıraktığımızda yere düşüyor. 200 milyon yıl öncesine gidip topu bıraksanız da yine yere düşecekti. Çünkü bu tip yasalar, Evren'in dokusundan kaynaklanan doğa yasalarıdır. Evren'in dokusu ve yapısı değişmedikçe, bu yasalar da değişmeyecektir.

Evrimi laboratuvarda şu anda gözleyebiliyoruz. Bakteriler, yepyeni özellikler kazanıyor. 2012 senesinde Minnesota Üniversitesi'ndeki bir laboratuvarda, tek hücreli maya mantarları yapay seçilim yoluyla olan evrim sayesinde çok hücreli yapılara evrimleşti! Hem de sadece 60 günde! Bu tip yepyeni özellikler, uzun vadede bir araya gelerek yepyeni canlı türlerini yaratmak zorundadır; çünkü canlı türleri ve çeşitleri, birbirinden genetik, ekolojik ve eşeysel gibi çeşitli biçimlerde ayrılan canlılar olarak tanımlanırlar. Yeterince özellik bir bakteri türü üzerinde ufak ufak ama kademeli bir biçimde biriktiğinde, yeni bir canlı türü türleşmiş olacaktır. Çünkü o yeni özelliklerle donanmış canlı, deneyin başlangıcındaki atasından genetik, ekolojik ve eşeysel olarak farklı yapıda olacaktır. Bu yüzden laboratuvar deneylerinde gözlediğimiz değişiklikler, evrimin gözlenebilir kanıtlarıdır.

Benzer şekilde... Doğaya bakıp, hem günümüzde süregelen evrimsel değişimleri görebiliyoruz, hem de geçmişte olanları... Örneğin dikensırtlı balıklar, gölün farklı bölgelerinde farklı balık türlerine evrimleşiyorlar. Galapagos Adaları'ndaki ispinozlar, bundan milyonlarca yıl önce farklı kuş türlerine evrimleştiler. Fosil kayıtlarına bakıp, balinaların karasal memelilerden nasıl evrimleştiğini tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda balinaların iskeletlerine bakarak, bu evrimin izlerini halen vücutlarında bir damga gibi taşıdıklarını görüyoruz. İnsanın genlerine bakıyoruz ve 48 kromozomlu atalarından kalma izleri sentromerlerinde görebiliyoruz. Canlıların davranışlarına, fizyolojilerine, anatomilerine, genlerine, fosil kayıtlarına bakıyoruz ve bu farklı kanıt tipleri, aynı tarihi, bambaşka açılardan doğruluyor. Eğer ki bu kadar farklı açıdan, her seferinde aynı sonuca ulaşamıyor olsaydık, belki de tekil benzerlikler yüzeysel kalacaktı. Ancak daha önceden de işlediğimiz üzere, bu benzerlikler yüzeysel değil! Tutarlı ve birbirini bütünleyen bir biçimde...

Hatta tüm bunları geçtik, canlıların vücutlarına bakıp da görebileceğiniz her bir özellik, evrimin gözlenebilir birer kanıtıdır! Zira, örneğin bundan 375 milyon yıl önceki atalarınızda görülen 5, 6 ve 7 parmaklılık arasından 5 parmaklılık seçilmemiş olsaydı, bugün bir elinizde 5 parmağınız olmayacaktı. Tıpkı tüm karasal omurgalı kuzenlerinizde olduğu gibi... Ancak amfibilerde, balıklarda veya bitkiler gibi diğer alemlerde bu özelliğe rastlamıyoruz, çünkü ortak atamız 5 parmaklılığın ortaya çıkmasından öncesine dayanıyor, sonrasına değil! Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Sonuç

Unutmayın! Bilim sadece şu anda, anlık olarak, sürecin bütünün bir anda gözleyebildiğiniz şeylerle ilgili değildir. Bilim, gerçekte var olanı sistemli bir şekilde gözleyerek, deneye tabi tutarak, inceleyerek ortaya çıkarma sanatıdır. Bunun metodolojisi, yüzlerce yıllık bilim tarihinde, milyonlarca bilim insanının zorlu emekleri sayesinde geliştirilmiştir. Sahip olduğumuz her şeyi, sadece telefonlarımızı, internetimizi, arabalarımızı değil, evrimsel tarihimize dair tüm bildiklerimizi bilime ve metodolojisine borçluyuz.

Aksini iddia eden muz-adamlara kanmayın... Çünkü Richard Dawkins'in, en başta sözünü ettiğimiz Ray Comfort için sarf ettiği şu sözleri asla unutmayın:

"Şu ana kadar Evrim Kuramı'nı çürütebilen bir argüman var olmadı. Ancak eğer ki bir gün olursa, bunu keşfeden bir bilim insanı olacaktır, bir aptal değil." - Richard Dawkins

Oldukça haklı olduğu söylenebilir.

Bilim çerçevesindeki her teori değiştirilebilir, geliştirilebilir, hatta çürütülebilir. Bu hiç kolay bir iş değildir; zira yeni ileri sürülecek teorinin, çürüttüğü teorinin açıklayabildiği her şeyi eşit başarıyla açıklayabilmesi gerekir. Bu nedenle bilimde özellikle fazlasıyla güçlenmiş ve bol miktarda kanıt ve çok sayıda bilim dalından gelen veriyle desteklenen teoriler kolay kolay tamamen çürümez; genellikle değişir, farklılaşır, hatalarından ayıklanır, bu sayede daha da güçlenir. Ya da yeni ileri sürülen teoriler genellikle kendisinden önce gelenleri de kapsayacak şekilde geliştirilir, böylece eski teorinin etki alanı kısıtlanmış olur.

Ancak modern bilimin teorilerine ne olursa olsun, bu önemli atılımları yapanlar bu işe yıllarını harcayan, son derece titiz bir şekilde çalışan ve konu hakkında gerçekten donanımlı olup alanlarında bol miktarda mesai harcayıp sorunlara kafa yoran bilim insanlarıdır.

İfademizi mazur görün ama, aptallar değil. 

Bu konuyla ilgili çok daha detaylı bir analiz için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 7
  • 8
  • 5
  • 4
  • 3
  • 1
  • 5
  • 4
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/10/2019 05:41:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2392

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Merak, bilginin tohumudur.”
Francis Bacon
Geri Bildirim Gönder