Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Yaratılış Nedir? Bilim ve Yaratılış Çelişir mi?

Evrim ve Yaratılış: Bilim ve Din Arasındaki Çekişme, İnsanlığın İlerleyişi Açısından Ne Kadar İşlevsel?

Yaratılış Nedir? Bilim ve Yaratılış Çelişir mi? Test Everything
23 dakika
95,209
  • Evrimsel Biyoloji
  • Din Felsefesi
Evrim Ağacı Akademi: Evrim, Bilim ve Din Yazı Dizisi

Bu yazı, Evrim, Bilim ve Din yazı dizisinin 11. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Teistik Olasılık Skalası (Dawkins Skalası) ve Alternatif Din Felsefesi Tutumları" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al

Tüm Dünya'da modern bilimin en önemli parçalarından biri olan evrimin kabul edilirliği giderek artıyor. İnsanlar evrimsel biyolojinin detaylarını öğrendikçe, yıllar yılı meydanları dolduran "yaratılışçı" ve evrim karşıtı akımların hiç de söyledikleri gibi bir kavram olmadığını, son derece basit ve anlaşılır bir doğa gerçeği olduğunu kavramaya başladılar. Bu da, akıllarda şu önemli sorunun doğmasına neden oluyor:

Eğer evrim gerçekse, yaratılış yalan mı? Yani biz "yaratılmadık" da, "evrimleştik" mi?

Bu sorunun altında yatan ana sorunun kaynağı, aslında bir "yaratıcı süpergücün" (kısaca "tanrı"nın) varlığı ile ilişkilendirilir. Çünkü "Eğer yaratma olayı varsa, bir yaratıcı da olmalıdır." düşüncesi, teolojinin asırlardır kullandığı felsefi bir argümandır. Her ne kadar yaratılma olayı ile yaratıcı arasında kısmen bir ilişki olsa da, yaratılma sözcüğünün özünde ifade ettiği eylem ile yaratma eyleminde bulunduğu iddia edilen süpergüç arasındaki ilişki, evrim karşıtlarının halka yansıttığı kadar sıkı olmayabilir. İzah edelim:

Tüm Reklamları Kapat

Yaratılışçılık Nedir?

"Yaratılışçı" olarak tanımlanan insanların savunduğu "yaratılışçılık" akımını tanımak için, öncelikle bu akımın "yaratılış" denen olayı nasıl tanımladığını iyi anlamamız gerekiyor. Bu akım çerçevesinde yaratılış; Evren'in, Evren içindeki bütün sistemlerin ve bunun bir uzantısı olarak tüm canlı çeşitliliğinin, günümüzde var oldukları (son) haliyle, bir anda, mucizevi bir şekilde, yoktan var oluvermesidir. Bu inancı taşıyan kişiler, bu yaratılış sürecinin bir tanrı tarafından yapıldığına inanırlar. Aşağıda göreceğimiz üzere, modern zamanlarda "yaratılış" kavramını bambaşka şekillerde tanımlayarak bilimle uygun hale getirmeye yönelik çabalar vardır; yok değil. Ancak yaratılma, bu yazımızın ana konusu olan evrimsel biyoloji karşıtlığı bağlamında ele alındığında, "her şeyin (ve özellikle de canlı türlerinin) yoktan, birdenbire, tek seferde ve bilinçli bir yönlendirme ile var edilivermesi" anlamında kullanılmaktadır. Daha modern ve reformize edilmiş tanımları ele alabilmek için, öncelikle bu ana tanımı iyi anlamamız gerekiyor.

Burada karşımıza çıkan ilk gerçek şudur: "Yaratılışçı olmak" ile "inançlı olmak" ile eş anlamlı değildir! Her yaratılışçı bir çeşit dini inanca sahip olsa da; her inançlı kişi, yaratılışçılığa inanmak zorunda değildir. Eğitim düzeyi yüksek, bilimsel gerçeklerden haberdar olan inançlı kişiler, yaratılış mitine inanmamaktadırlar. Bu, onları inançsız kılmamamaktadır. Yaratılışçılığa, yani her şeyin bir anda var ediliverdiğine inanmıyorsunuz diye, din veya tanrı inancınız olamaz diye bir kaide yoktur!

Tüm Reklamları Kapat

Elbette ki dini kaynakları şu veya bu şekilde yorumlayan yaratılışçı kişi, grup, örgüt ve organizasyonlar, kendi yorumlarının mutlak doğru olduğu yönünde ısrar edecek ve "yaratılışa inanmak" ile "inançlı olmak" arasında tartışması olmayan bir ilişki kurmaya çalışacaklardır. Ama ne onların din ve tanrı yorumu mutlak ve tek gerçek yorumdur; ne de yaratılış ile inançlılık arasında kurmaya çalıştıkları bağ bilimsel ve felsefi anlamda sağlam veya gerçektir.

Nedeni ise basit: Modern bilimin asırlardır ortaya koyduğu üzere, Evren içindeki hiçbir yapı son haliyle, birdenbire, yoktan var oluvermemiştir. Hepsi, belirli süreçlerden geçerek, daha basit yapıtaşlarının değişmesiyle bugünkü hallerini almıştır ve halen değişmeyi sürdürmektedir. Bu bir gerçektir. Tartışması yoktur. Evren'de son haliyle, birdenbire var olan kuantum düzeydeki bazı tartışmalı olgular hariç tek bir adet mikro, mezo veya makro boyutta varlık yoktur! Her şey; ama her şey süreçlerden geçerek var olur! İnceleyelim:

  • Galaksiler yoktan, birdenbire var oluvermez. Kendilerinden daha yaşlı olan yıldızların süpernova yoluyla patlaması sonucu oluşan akıl almaz miktarda malzemenin kütleçekimiyle bir araya gelmesiyle oluşur.
  • Gezegenler yoktan, birdenbire var oluvermez. Galaksiler gibi, gezegenler de yıldızların etrafında biriken toz ve taş parçalarının kütleçekiminin etkisiyle bir araya gelmesiyle oluşur.
  • Atomlar yoktan, birdenbire var oluvermez. Kendilerinden önce gelen yıldızların çekirdeklerinde kuarkların birbirine bağlanması yoluyla, uzun süreli süreçlerden geçerek var olurlar.
  • Kimyasallar yoktan, birdenbire var oluvermez. Daha basit yapılı atomların bir araya gelmesiyle ve elektronlar aracılığıyla bağlar kurma süreciyle oluşur.
  • Kıtalar ve okyanuslar yoktan, birdenbire var oluvermez. Tektonik plakaların milyonlarca yıl içinde her yıl milimetrik düzeyde hareket etmeleri sonucunda bugünkü hallerini alırlar. Bu süreçte açılan boşluklara sular zamanla dolar ve göller, denizler, okyanuslar oluşur.
  • Canlılık yoktan, birdenbire var oluvermez. Kendilerinden önce gelen organik yapılı kimyasal bileşiklerin çeşitli koşullar altında bir araya gelmesiyle, en azından Dünya'da 400 milyon yıl süren bir süreçten sonra var olurlar.
  • Canlılar yoktan, birdenbire var oluvermez. Kendilerinden önce gelen daha basit yapılı canlıların nesiller içinde çeşitlilik ve seçilim mekanizmalarıyla değişmesi sonucu bugünkü hallerini alırlar.
  • Dahası, yukarıdaki süreçlerin her biri, kendisinden önceki süreçlere bağlıdır. Yani yeni bir kimyasal molekülün oluşabilmesi için atomlar gerekir; atomların oluşabilmesi için elementler gerekir, elementlerin oluşabilmesi için yıldızlar gerekir, yıldızların oluşabilmesi için kütleçekimi etkisi altında bulunan daha antik gaz ve toz bulutu gerekir; elementlerin yapısına katılacak kuarkların ilk etapta oluşabilmesi içinse ne gerekiyor bilmiyoruz; ama en azından bir uzay-zaman veya bir Evren gerekiyor olabilir. Bu "ilk var olan şey"e, yani "sınır koşul" konusuna döneceğiz.
  • Sonuç olarak: Evren içindeki varlıkların hiçbiri "puf" diye var olmamıştır. Hepsi, belirli süreçlerden geçerek var olmuşlardır.

Peki bu var oluşu sürdüren yasalar veya süreçler nereden geldi? Natüralistler ve bilim insanları için yanıt "Bilmiyorum; bilmiyorsun; bilmiyoruz."dur (bu konuda şu yazımızı okumanızı veya bu videomuzu mutlaka izlemenizi tavsiye ederiz). Teistlere veya genel olarak dindar kişilere göre ise yanıt "Tanrı."dır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bunun sizin için tatmin edici bir cevap olup olmadığına sadece siz karar verebilirsiniz. Bilimsel anlamda ise bu iki cevap arasında dikkate değer herhangi bir fark yoktur. Ancak buna geçmeden önce, peşinen şunu söylemekte fayda var: Yukarıda listelediğimiz tüm olay, olgu ve süreçlerin bir yaratıcısı olduğuna iman etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Tarih boyunca insanlar, sayısız tanrı ve tanrılara inanmışlardır; bu geleneği sürdürmek önünde bilimsel bir engel yoktur. Bilim veya bilim insanları, gerçekleri nasıl yorumlamanız gerektiği konusunda size pek fazla bilgi veremezler. Size gerçeği söylerler; onu hayat görüşünüze adapte etmek sizin sorumluluğunuzdur. Gerçeklere yönelik seçici bir tutum sergilemediğiniz, yani gerçekleri şahsi beğeninize göre seçip elemediğiniz ve her bilimsel gerçeği hayatınıza entegre etmeye çalıştığınız sürece, bunlardan nasıl bir iç dünya görüşü inşa ettiğiniz size kalmıştır.

Yaratılışçılıkla ilgili sorun, şurada başlar: Şahsi inancın bir uzantısı olarak, Evren'deki varlıkların hiçbir süreçten geçmeksizin, yoktan, birdenbire var olduğuna inanmanın bilimsel hiçbir tarafı bulunmamaktadır. Evren'deki canlıların veya diğer "şey"lerin yoktan, birdenbire, son halleriyle var olduğu iddiası tamamen hatalıdır. Çünkü canlılık da dahil her şeyin, kimyasalların, gezegenlerin, yıldızların, galaksilerin istisnasız her birinin, kademelerden ve süreçlerden geçerek var olduğu bilinen bir gerçektir. Tartışmalı olan bir kavram değildir.

Dolayısıyla bir yaratıcıya inanabilirsiniz; ancak bu yaratıcının her şeyi yoktan, birdenbire, son haliyle var ettiğine inanamazsınız - en azından gerçeklere değer veriyorsanız, inanmamalısınız. Çünkü bunun gerçek olmadığını bilmekteyiz. Biyolojik, jeolojik, kimyasal veya astronomik evrimin yaşanmadığını söylemek, annenizin karnından çıktığınızdan beri hiç büyümediğinizi, şu andaki yaşınızda var oluverdiğinizi iddia etmek gibidir.

İşte bu nedenle doğadaki olay, olgu ve süreçlerin nasıl yaşandığını izah etmeyi es geçip, sadece salt bir inanç propagandasından ibaret olan yaratılışçılık gibi akımlar, okullarda bilim derslerinde okutumamalı, tanıtılmamalı, bilimin alternatifi olarak lanse edilmemelidir. Bilimin amacı, ister bir yaratıcıya inanın, ister inanmayın, etrafımızda gördüğümüz her şeyin neden ve nasıl var olduğunu açıklamaktır. Dilerseniz evrimi, levha tektoniğini, yıldız oluşum süreçlerini "yaratıcının yaratma yöntemleri" olarak görebilirsiniz - ki bunu yapan ilk kişi olmazdınız, son da olmayacaksınız. Buna inanmak sizi bir "yaratılışçı" yapmaz, "inançlı bir birey" yapar. Ancak bilimin veya bilimsel bir eğitimin amacı, bireysel inançlarımızı çocuklara aktarmak değil; onlara gerçekleri en yalın halleriyle sunup, eleştirel düşünme tekniklerini öğretip, bu çerçevede kendi dünya görüşlerini ve felsefelerini inşa etmelerine yardımcı olmaktır. Yaratılışçılık bireysel inançlardan beslendiği için bilimsel bir argüman olarak ele alınamaz.

Uzun lafın kısası yaratılış; anlamı gereği, çeşitli süreçlerden geçerek var olma değil, yoktan, birdenbire, son haliyle var olma demektir. Bu tip bir var oluşun hiçbir bilimsel kanıtı olmadığı gibi, var oluşun bu şekilde gerçekleşmediğini net olarak bilmemizi sağlayan bol miktarda kanıt bulunmaktadır. Dolayısıyla evrim, levha tektoniği, yıldız dinamiği gibi doğal gerçeklerin "yalan" olduğunu iddia etmek, bilimde bu gerçeklerin alternatifleri varmış gibi bir tutum sergilemek, bilim dışıdır, akla aykırıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Yaratılışçılık ile ilgili çok daha kapsamlı ve felsefi bir tartışmayı buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz.

Peki bu bilimsel gerçekleri kabul edeceksek, yaratılışı nereye koyacağız?

Yaratılış Nedir?

Öncelikle, yaratılış sözcüğünün sözlük anlamına bakalım. Türk Dil Kurumu, sözcüğü şu iki şekilde tanımlamaktadır [kalın vurgu bize ait]:

  1. isim: Yaratılma işi
  2. isim, din bilgisi: Tanrı tarafından yoktan var edilme işi

Olmayan Bir Şeyi Yoktan Var Etmek?

Yukarıda bolca yer verdiğimiz için, tanımlardan ikincisiyle başlayalım. İşte bilimsel bir perspektiften bakıldığında sorunlu olan tanım, bu ikinci tanımdır. Bir şeyi yoktan var etmek, genellikle o şeyin "birdenbire, puf diye, süreçlere tâbi olmaksızın var olmasını sağlamak" anlamında kullanılmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Sözcük, internette kolayca bulabileceğiniz evrim ve bilim karşıtı yaratılışçı akımların kullandığı bu anlamıyla kullanılıyorsa, bilimsel olarak geçersizdir. Çünkü yukarıda izah ettiğimiz gibi, Evren'deki unsurların yoktan, birdenbire var olmadıklarını biliyoruz. Cansız veya canlı bütün varlıkların çeşitli doğa yasaları çerçevesinde ilerleyen süreçlerden geçerek var olduklarını biliyoruz. Bu durumda, eğer ki yaratılış sözcüğü bu tanımıyla kullanılıyorsa, bilimsel gerçekler ve verilerle çelişen bir argüman sürdürülüyor demektir. Bu anlamıyla yaratılışın gerçek-dışı bir iddia olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Klasik Anlamıyla Yaratılış Bilim Dışıdır!

Yaratılışın bilim-dışı bir iddia olmasının bilim uygulamaları çerçevesinde de basit bir nedeni vardır: Bir şeyin var olmasından ötürü var edildiğini söylemek, o şeyin nasıl ve neden var olduğunu izah etmeye yaramamaktadır. "İnsan yaratılmıştır." demek, "İnsan vardır." demekten farksızdır. Bu ifade; bir gözlemdir, bir tespittir, bir gerçektir.

Ancak gerçekler (veya doğa yasaları, kanunlar), buradaki yazımızda da izah ettiğimiz gibi, bize fazla bir bilgi vermezler. Sadece var olanın gözleminden ve ifadesinden ibarettirler. Çünkü bilimde sadece tespitlerde bulunmayız. Bir tespitte bulunduktan sonra, o tespitin öznesinin neden ve nasıl o şekilde olduğunu izah etmeye çalışırız. Yani teoriler geliştiririz; yasa ve kanunların ötesine geçer, onların neden ve nasıl çalıştığını anlamaya çalışırız.

İşte bir unsurun yaratılış ile izah edilmesi, bu temel bilimsellikten yoksundur; çünkü yoktan ve birdenbire var oluş yoluyla yaratılışa inanmak; bir mekanizma, bir yöntem, bir süreç tanımlamayı imkansız kılar. Bu nedenle yaratılış, bilimsel bir açıklama olarak kabul edilemez. Bilimin amacı sadece gözlem yapıp "X vardır." demek değildir; "X, şu nedenle ve şu yollardan geçerek var olmaktadır." şeklinde bir açıklama geliştirmektir. Yani "Andromeda Galaksisi vardır." demek yetmez. Eğer bilimsel bir açıklama geliştireceksek, bu galaksinin (ve genel olarak tüm galaksilerin) objektif niteliklerini, var oluşsal nitelikleriyle bir arada açıklamak zorundayız.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Bak Şu Gezegene

Haydi, muhteşem bir yolculuğa çıkalım,
gökyüzünde parlayan GEZEGENLERLE tanışalım.
Madem oralar arabayla gidemeyecek kadar uzak, biz de ROKETE atladığımız gibi uçarız, çabucak!

Çok satan çocuk kitaplarının ödüllü yazarı Caryl Hart’tan, kafiyeli anlatımı ve göz alıcı çizimleriyle, geleceğin ASTRONOTLARI için MUHTEŞEM bir resimli kitap!

Serinin diğer kitabı Bak Şu Okyanusa‘yı incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Göster
₺75.00
Bak Şu Gezegene

Sonsuz "Neden?" Soruları

Şöyle düşünün: Hayatınızda mutlaka bir çocuğun ardı arkası kesilmeyen "Neden?" sorularını duymuşsunuzdur. "Bir kuş ötüyor." gibi basit bir gözlemden yola çıkarak, durmaksızın bu soruyu sorabilirsiniz. "Kuş neden ötüyor?" Dişilerini etkilemek için. "Neden dişilerini etkilemek zorunda?" Üremek için. "Neden ürüyor?" Varlığını sürdürmek için. "Neden varlığını sürdürüyor?" Canlılığın en temel özelliklerinden birisi olduğu için. "Neden canlılık var?" İnorganik kimyasalların organik ve karmaşık yapılı kimyasallar üretebiliyor olmasından ötürü. "Neden inorganik kimyasallar var?" Yıldızların var olmasını sağlayan süreçlerde çok çeşitli elementler oluşabildiği için. "Neden yıldızlar var?" Evren'deki madde, kütleçekimi etkisiyle belirli noktalarda öbeklendiği için. "Neden kütleçekimi var?" Evren'deki uzay-zaman dokusunun büyük kütleli cisimler etkisiyle büküldüğü için. "Neden uzay-zaman dokusu var?" Evren'in var oluşundan ötürü. "Neden Evren var?"

Hangi gözlemden başlarsanız başlayın, durmaksızın "Neden?" veya "Nasıl?" sorusunu soracak olursanız, Evren'in başlangıcına ve temellerine kadar ulaşabilirsiniz. Bu noktada ise bilimin şimdilik sağlam şekilde verebildiği cevapların sonuna geliriz. O noktadan sonra kimisi "Bilmiyorum." der, kimisi ise "Tanrı yarattı." der.

Bu iki cevap arasında, bilimsel anlamda dikkate değer pek bir fark yoktur. Ancak ikinci cevabın bilimsel bir sorunu vardır: Bu cevabı vermek için, illâ bu kadar geriye gitmeye gerek yoktur. "Kuş neden ötüyor?" sorusundan hemen sonra "Tanrı öyle yarattı." cevabı verilebilir, geriye kalan soru silsilesi sonlandırılabilirdi. Ama bunu yapacak olursak, bilimsel araştırma ve sorgulamanın tamamını çöpe atmamız gerekirdi. Çünkü her sorunun cevabı, birebir aynı yanıt olurdu: "Tanrı öyle yarattı."

Bunun kabul edilemez olduğu; kabul edilmesi durumunda hayat kurtarıcı tıptan, uzayın derinliklerine uzanan teknolojiye kadar bilimsel bilgi birikiminin ürünü olan her şeyin çöpe atılması gerektiği anlaşılır. Çünkü temel meraklarımız ve bu meraklardan yola çıkarak icra ettiğimiz bilim olmasaydı, günümüzdeki hiçbir teknoloji ve ürün mümkün olmazdı. Bir timsahın derisindeki kimyasalların neden o şekilde olduğuna dair saf ve bir ürün üretme amacı gütmeyen bilimsel merakımızın, kanserin tedavisi olma potansiyeli olan ilaçlara dönüştüğü düşünülecek olursa (daha fazla bilgi için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz), en temel "Neden?" sorularının modern teknolojimizi ve medeniyetimizi inşa ettiğini anlayabiliriz.

Bu durumda, herhangi bir evrede verilen "Tanrı öyle yarattı." cevabı, sadece işlevsiz değildir; aynı zamanda bilimsel ilerlemeyi engellemesi bakımından gerici akımların önünü açan bir cevaptır. Bu konuyla ilgili olarak aşağıdaki videomuzu izlemenizi tavsiye ederiz:

Tam da bu nedenlerle, bilimin gerçeklere yaklaşımının temelinde boş hipotez isimli bir kavram vardır. Bilimde, önümüze pozitif bir iddia konduğunda ("X, vardır." veya "Y, bu problemi çözer." gibi), bunu otomatik olarak reddederiz; sonra bu reddimizi çürütmeye çalışırız. İşte bu "varsayılan tutum olarak reddediş"ten doğan argümana boş hipotez denir. Bu kavramı anlamak, bilimi ve bilimin şahsi inançlara dayalı argümanlara nasıl yaklaştığını anlamanızı müthiş bir düzeyde kolaylaştıracaktır. Bunu yapmak isterseniz, buradaki yazımızı mutlaka okumanızı tavsiye ederiz.

Yaratılışı Bilimle Sınamak...

Eğer dürüst bir şekilde bilimsel olmak istiyorsak, "Tanrı öyle yarattı." sorusuna ilaveten şu soruları (ve hatta çok daha fazlasını) da sormalıyız:

Tanrı neden öyle yarattı? Yaratılma eylemi nasıl çalışmaktadır? Yaratma eylemini test etmek mümkün müdür? Farklı bir yaratma mümkün müdür? Yaratma eyleminde hayal gücü, düşünce, fikir gibi nörobiyolojik temeller bulunmakta mıdır? Yaratma eylemi durdurulabilir mi? Yaratma eyleminde bulunan da yaratılmış mıdır? Onu yaratan da yaratılmış mıdır? Yaratılmışları yaratan yaratılmadıysa, yaratılmışların yaratıldığından nasıl emin olabiliriz? Yaratılışın sınırları var mıdır? Varsa nedir? Neden sınırları vardır? Sınırları yoksa, sınırları olmadığını nasıl bilebiliriz ve test edebiliriz? Yaratılış tekrar edilebilir mi? Şu anda yaratılmakta olan şeyler var mıdır? Bu şeylerin yaratılma sıklığı nedir? Şeylerin yaratılmasının lokasyona göre dağılımı nedir? Yaratılışta ölçek var mıdır; yani devasa şeyler bir anda var oluverir mi? Bunun örneği var mıdır? Yoksa, neden yoktur?

Yaratma eylemini yoktan, birdenbire var etme şeklinde algılayacaksak, kuşun ötmesi konusunda olduğu gibi, bu yaratma eylemini de bu ve bunun gibi yüzlerce soruyla irdelemeli, deneyler yapmalı, testler üretmeli, tüm detaylarını anlamaya çalışmalıyız. Ancak bunu yapamamaktayız; çünkü yaratılış bilimsel bir temele sahip olmadığından, test edilebilir ve yanlışlanabilir bir argüman da değildir.

Bu nedenle yaratılış, her daim din ve felsefe gibi bilim harici alanların ilgi alanında olmuştur. Eğer bir kişi, bu felsefi bir pozisyon olarak görüyor ve bilimsel gerçeklerin önüne geçirmiyorsa, elbette sorun yoktur. Sonuçta bir kişinin iç dünyası, sadece o kişiyi ilgilendirir.

Ne yazık ki yaratılışın yoktan, birdenbire, puf diye var etme anlamı, geleneksel olarak bilime karşı bir argüman haline getirilmiş, evrim gibi temel gerçeklerin halk tarafından anlaşılmasının önüne geçmek için bir araç olarak kullanılmıştır. İşte bu da, çok temel birçok sorunun önünü açmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

"Evrim teorisinin gerçeklerle yeterince desteklenmediğini düşüncesizce savunanlar, kendi teorilerinin hiçbir gerçekle desteklenmediğini unutmuş görünüyorlar." Herbert Spencer (İngiliz filozof, biyolog, sosyolog ve politik teorisyen)

Boşlukların Tanrısı

Geleneksel yaratılış algısı, sadece bilimsel olmamakla kalmamaktadır; aynı zamanda tanrı kavramının altını oymaktadır. Zira yaratılışı "nasıl var olduğunu bilmediğimiz bir şeyin yoktan, birdenbire yaratılması" olarak kabul etmek, Tanrı kavramını ister istemez "bilim tarafından henüz bilinmeyenleri açıklamak için kullanılan joker cevap" olgusuna, yani boşlukların tanrısı kavramına itmektedir.

Şöyle düşünün: Kuşun ötmesinden yola çıkarak başladığımız silsileyi herhangi bir noktada "Tanrı öyle yarattı." ile durdurabileceğimizi söylemiştik. Bu, kendi başına gerçek bir cevap olmasa da, soru sorma ilgisini köreltip, silsileyi durdurmak için yeterlidir. Ancak aynı şey, "(Henüz) Bilmiyorum." cevabı ile de yapılabilirdi. Bir şeyi bilmiyorsanız, karşınızdaki kişi size onunla ilgili soru sormayı bırakacaktır.

Bu durumda, "Tanrı öyle yarattı." ile "Henüz bilmiyoruz." cevabı eşlenik cevaplar olmaktadır. Bu da, kendisine fazlasıyla anlam yüklenen ve sayısız kültürel inancın temelini oluşturan yaratıcı tanrı kavramının, sadece bir şeyin nasıl olduğunu bilmediğimizde kullanılabilecek bir cevap haline gelmesine neden olmaktadır.

Felsefede buna boşlukların tanrısı adı verilmektedir. Nerede bir boşluk, bir bilinmez varsa; onu "yaratıcı" ile ilişkilendirip, merakın peşinden gitmek yerine işin içinden sıyrılmak mümkündür. Bu yapıldığında, cevap verilmiş olmaz. Cevap ötelenmiş olur. Bu durum, birçok filozof ve bilim insanı tarafından tanrı kavramının altını boşaltan, modern olmayan bir yaklaşım olarak görülmektedir. Buna az sonra döneceğiz.

Tüm Reklamları Kapat

İşte daha modern düşünce akımları, bu antik yaklaşımın ötesine geçme çabasına girmişlerdir. Kişiler, yaratılış sözcüğünün anlamını değiştirerek, kendi iç dünyalarında bilim ile yaratılışı buluşturma yoluna gitmişlerdir. Gelin biraz bunun nasıl yapıldığına bakalım:

Yaratılış ile Bilimi (ve Evrimi) Buluşturma

Geleneksel yaratılış algısı ile bilim arasındaki uyuşmazlığın yarattığı temel ve büyük sorunların farkında olan modern din felsefecileri, bu tanımın bilimsel gerçeklerle uyumsuz ve eski bir tanım olduğunu kabul etmeye başlamışlardır. Bunun yerine yaratılışı, her nasıl olursa olsun varlık haline geçme şeklinde daha genel ve varoluş süreçlerini dışlamayan bir düzleme çekme çabasına girmişlerdir.

Bunu anlamanın güzel bir yolu, yaratma sözcüğünün ne anlama geldiğine bakmaktır. Türk Dil Kurumu şöyle diyor:

  1. Olmayan bir şeyi var etmek
  2. Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şeyi ortaya koymak, yapmak
  3. Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak

TDK, sözcüğün yaygın olarak kullanılan tüm anlamlarını doğru bir şekilde tespit edip ayrıştırmayı başarmış. Bu üç tanım üzerinden giderek, sorumuza yanıt bulmak mümkün. Sözcüğün tanımlarından ilki, yukarıda ele aldığımız yaratılış sözcüğü ile benzerdir. Genellikle; yoktan, birdenbire var etme şeklinde kullanılmaktadır. Bu anlamıyla yaratılma, bilim ile tamamen uyumsuz ve düpedüz yanlıştır.

Tüm Reklamları Kapat

Sözcüğün ikinci tanımı, daha ziyade sanat ve bilim gibi entelektüel uğraşların ürünlerini kastetmek için kullanılmaktadır. Konumuzla doğrudan alakası olmadığı için bunu atlıyoruz.

Ancak sözcüğün giderek revaçta olmaya başlayan üçüncü tanımı, yaratılış ile evrimi illâ buluşturmak isteyenler için bir kapı aralamaktadır.

Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak

Bu tanım, bir şeyin var olmasını mümkün kılacak süreçlerin ne olduklarını söylememektedir. Yaratılma eyleminde bulunan yaratıcının sadece ilk eylem tarzı bir rolü olduğunu, o noktadan sonra doğa yasalarının süreçleri kontrol edip, son ürünleri ürettiğini ima etmektedir. Bir diğer deyişle, Tanrı her bir varlığı tek tek ve ayrı ayrı "yaratmamıştır"; onun yerine, bu varlıkları ortaya çıkaracak olan süreçleri veya bu süreçleri kontrol eden doğa yasalarını yaratmıştır. Ürünlerin ortaya çıkması ise, bizim bugün doğal süreçler dediğimiz bu süreçler ve onları dikte eden doğa yasaları sayesindedir.

Bu yaklaşım, teistik bir Tanrı anlayışından uzaklaşarak, deistik bir Tanrı anlayışını kullanmak suretiyle, din felsefesini bilimsel gerçeklere uygunlaştırmak çabası olarak görülebilir.

Tüm Reklamları Kapat

Hayat görüşlerinin bilimsel analizi pek mümkün olmadığı için, bu yaklaşımların geçerli olup olmadığını düşünmeyi size bırakıyoruz. Bizim için önemli olan tek şey, bilimsel sorgulama ve araştırmanın önünün kapatılmamasıdır. Bu yaklaşım, bilimsel gerçekleri daha fazla kucaklaması bakımından, bilimsel ilerleyiş için geleneksel yaklaşıma göre çok daha tercih edilirdir.

Ancak bu görüş bile, bazılarınca boşlukların tanrısından ibaret olarak görülmektedir. Çünkü tanrıyı "yasaları yaratma" noktasına indirgememizin sebebi, yasaların nereden geldiğini bilmiyor oluşumuzdur. Doğadaki yasaları belki de gerçekten bilinçli bir süpergüç yaratmıştır. Ancak ya durum bu değilse? İşin aslını öğrendiğimizde, yukarıdaki yaratıcı güç kavramını, yeni keşfimizden doğan gizemleri tanımlamak için öteleyecek miyiz? Eğer öyleyse, bu yaratıcı güç kavramı işlevsel midir? Bu sorular, birçok filozofun ve bilim insanının da aklını kurcalayan sorulardır.

Ama ne olursa olsun (ve bu gerçekleri hayatınıza nasıl entegre ederseniz edin) ana akım yaratılışçılık akımlarının bilim dışı olduğu konusunda en ufak bir şüphe bulunmamaktadır. Bunu, aşağıdaki olay da güzel bir şekilde gösteriyor

Nobel Ödüllü Bilim İnsanları Hemfikir: Yaratılış, Bilim Değildir!

Dünya'nın en önde gelen bilim dergisi olan Science'ın 29 Ağustos 1986 tarihli başlığı, aynen böyle diyor: Nobel Ödüllü Bilim İnsanları ''Yaratılış Bilimi''ne Karşı Birleşti! 

Tüm Reklamları Kapat

Bilim harici meselelerde aynı görüşü paylaşan Nobel Ödüllü iki bilim insanı bulmak zordur; çünkü her birinin kendi hayat görüşü, doğruları, perspektifi vardır. Ancak Caltech fizikçisi Murray Gell-Mann, 18 Ağustos 1986'da ABD Anayasa Mahkemesi'ne sunulan hukuki bir bildiri özetine, Nobel Ödüllü 72 bilim insanının imza atmasını sağlamayı başarmıştır. Bu bildiride, ABD'nin Louisiana Eyaleti'nde geçirilen ve devlet okullarında "yaratılış biliminin" evrim ile eşit miktarda okutulmasını zorunlu kılan bir yasanın reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır. 

1981 yılında geçirilen yasa, bir federal mahkeme tarafından zaten anayasaya aykırı olarak görülmüştür. Mahkeme, yasanın ABD'nin düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili birinci yasasını çiğnediğini, devletin dini inançların reklamını yapamayacağını söylemiştir. Temyize giden davada, 3 kişiden oluşan bir mahkeme heyeti, alt mahkemenin kararını onamıştır. Bu kararı da temyize götüren kişiler, bir üst mahkemede de 8'e karşı 7 oy ile davayı kaybetmişlerdir. 5 Mayıs 1986'da ise, en üst merci olan Anayasa Mahkemesi davayı görmeyi kabul etmiştir.

Nobel Ödüllü bilim insanlarının imzaladıkları bildiri, "yaratılış bilimi" denen şeyin, dini inançların bilim olarak süslenip satılmaya çalışmasından ibaret olduğu, dolayısıyla okullarda okutulmaması gerektiği yönündedir. Gell-Mann, Anayasa Mahkemesi'nin davayı göreceğini bildirmesi üzerine, "mahkeme dostu" bildirisi için destek toplamaya başlamıştır. Washington'da düzenlenen bir basın toplantısında, Harvard Üniversitesi'nden Stephen J. Gould şöyle demiştir:

Yaratılış bilimi, bir kalıp olarak oksimorondur. Kendisiyle çelişir ve hiçbir anlamı yoktur. Amerika'daki ufak, spesifik ve azınlık bir dinî inanç olan 'İncil'i literal olarak yorumlama' inancının süslenmiş bir halinden ibarettir.

Açık bir şekilde Hristiyan olan, Davis'teki Kaliforniya Üniversitesi'nden Francisco Ayala ise şöyle diyor:

Tüm Reklamları Kapat

İncil'in Yaratılış bölümündeki ifadeleri bilimsel gerçekler olarak almak, var olan bütün kanıtları reddetmek demektir. Bu ifadeleri okullarda bilimmiş gibi okutmak, ifade edilemeyecek miktarda hasara neden olacaktır.

Anayasa Mahkemesi, 19 Haziran 1987'de kararını açıklamıştır: Yaratılış bilimi, spesifik bir inancın reklamını yapmak suretiyle ifade ve inanç özgürlüğü ile çelişmektedir ve devlet okullarında bilim olarak okutulamaz.

"İnsanlık tarihinde Kopernik, Galileo ve Darwin gibi öncülerin önemini biliyoruz. Bu tür kişiler gelecekte de çıkacaktır, elbet. Onları çalışmalarında engellemek ve tuttukları ışığı söndürmek yaşam ortamımızı çoraklaştırmakla kalmaz, bizi yeni bir karanlık çağa sokar. Tıpkı, parlak Antik Çağ’ı, bildiğimiz Karanlık Çağ’ın boğması gibi. Yeni gerçeklerin ortaya çıkması pek çok kimsenin, özellikle iktidar sahiplerinin rahatını kaçırır, dahası tepkisine yol açar. Öyle de olsa, sürüp gelen bağnazlığın militan fanatizmi karşısında en büyük umut dayanağımız bilgelikle birleşen bilgidir. Bilgi edinmede bilimsel yöntem dışında izlenecek başka bir yol yoktur. Bilimin erişemediği bir şeyi bildiğimiz savı, bir safsata olmaktan ileri gidemez." - Bertrand Russell (Filozof, 8 Mayıs 1872 - 2 Şubat 1970)

Sonuç

Sonuç olarak, elimizde inanç gibi öznel ve bilim gibi nesnel iki kavram vardır. Denklemin içinde öznellik bulunuyorsa, en nihayetinde kişisel tercih kavramı ortaya çıkmaktadır. "Bence" diyebildiğimiz her şey, kendi iç dünyamızın, kendi entelektüel birikimimizin bir yansıması olmak durumundadır. Buna bağlı olarak, yaratılış inancı ile evrim gerçeğinin nasıl bağdaştırılacağı, en nihayetinde kişinin kendi içinde biten bir çelişkidir. Bilim ve din arasındaki çekişmeyi bilim veya din çözemez; kişinin kendisi çözmek durumundadır.

Yukarıdaki açıklamalarımızda olabildiğince nesnel ve objektif olmaya çalıştık. Bir yaratıcının varlığına inanmak, bilimsel bir yaklaşım olmasa da, kültürümüzün bir parçasıdır. Göz ardı etmek, toplum arasında bu yaklaşımın yaygın olarak var olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Dolayısıyla bilim insanlarına düşen, bu toplumsal yargıyı yönlendirmek değil; tıpkı diğer bilimsel gerçekler/tespitler gibi bu toplumsal yargının neden ve nasıllarını inceleyip, kişilere nesnel ve objektif dayanak noktaları sunmaktır. Bu yazımızda da güttüğümüz amaç budur.

Genel bir tavsiye olarak, öznel inançlar konusunda sürü davranışından olabildiğince uzaklaşmak önerilebilir. Çünkü kitleler birebir aynı şeye ve aynı şeyin farklı versiyonlarına inandıklarında, onun temellerini sorgulamaktan uzak durmaktadırlar. "Bunca diğer insan inanıyorsa doğru olmalıdır." şeklindeki mantık safsatası (buna "çoğunluğa başvurma safsatası" denir), yaygın bir yanılgı halini almaktadır. Bunun yerine, bilimin gerçeklere en çok yaklaşabilen entelektüel çaba olduğu gerçeğini unutmadan, kendi iç dünyamızı bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu bulgu ve gerçekler ışığında şekillendirmek en modern ve sağlıklı yöntem olacaktır.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak bu, "Yanılmışım." veya "Artık öyle düşünmüyorum." gibi yüksek erdem gerektiren pozisyon değişimlerini kaçınılmaz kılmaktadır. Bunu yapabilmek için de kişi, öncelikle kendisi ve dünya görüşü ile barışık olmalıdır. Bilimsel veriler ışığında güncellenen iç dünya görüşümüz, nihayetinde tutarlı hale gelecek ve giderek artan bir tatmin duygusu yaratacaktır.

Bu konularda genel olarak art niyet ve gizli ajandalar peşinde olan kişi ve gruplardan uzak durup, sosyal medya gibi halka açık ve kuru gürültü dolu alanlarda değil de, kendimizle başbaşa kaldığımızda yaptığımız analiz ve düşünceler, bizi nihayetinde doğru yola götürecektir.

İnsan, diğer tüm memeli hayvanlar gibi son derece meraklı bir hayvan türüdür. Ancak diğer hayvan türlerinin aksine, bu merakını sonuna kadar götürüp, gerçeğe en çok yaklaşma potansiyeli olan bir türdür de...

Bunu dürüst ve azimli bir şekilde kullandığımızda, gerçeklere ulaşmamız da kaçınılmaz olacaktır.

doi: 10.47023/ea.bilim.7381

Alıntı Yap
Okundu Olarak İşaretle
Evrim Ağacı Akademi: Evrim, Bilim ve Din Yazı Dizisi

Bu yazı, Evrim, Bilim ve Din yazı dizisinin 11. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Teistik Olasılık Skalası (Dawkins Skalası) ve Alternatif Din Felsefesi Tutumları" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
157
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

İçerikle İlgili Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 60
  • Muhteşem! 29
  • Merak Uyandırıcı! 23
  • Bilim Budur! 17
  • İnanılmaz 10
  • Umut Verici! 8
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 7
  • Güldürdü 2
  • Üzücü! 2
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 04/02/2023 04:46:48 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7381

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Beslenme Davranışları
Yok Oluş
Kuş
Hormon
Makroevrim
Genetik Mühendisliği
Doğa Gözlemleri
Eşey
Antikor
Biyocoğrafya
Doğa Yasası
Böcek Bilimi
Hız
Vejetaryen
Bilim İnsanı
Besin
Köpekgil
Kozmoloji
Radyasyon
Komplo
Kromozom
Bakteri
Robot
Enerji
Epidemik
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Alıntı Yap
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
Ç. M. Bakırcı. Yaratılış Nedir? Bilim ve Yaratılış Çelişir mi?. (29 Ağustos 2018). Alındığı Tarih: 4 Şubat 2023. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/7381 doi: 10.47023/ea.bilim.7381
Bakırcı, Ç. M. (2018, August 29). Yaratılış Nedir? Bilim ve Yaratılış Çelişir mi?. Evrim Ağacı. Retrieved February 04, 2023. from https://doi.org/10.47023/ea.bilim.7381
Ç. M. Bakırcı. “Yaratılış Nedir? Bilim ve Yaratılış Çelişir mi?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 29 Aug. 2018, https://doi.org/10.47023/ea.bilim.7381.
Bakırcı, Çağrı Mert. “Yaratılış Nedir? Bilim ve Yaratılış Çelişir mi?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, August 29, 2018. https://doi.org/10.47023/ea.bilim.7381.

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'ndaki reklamları, bütçenize uygun bir şekilde, kendi seçtiğiniz bir süre boyunca kapatabilirsiniz. Tek yapmanız gereken, kaç ay boyunca kapatmak istediğinizi aşağıdaki kutuya girip tek seferlik ödemenizi tamamlamak:

10₺/ay
x
ay
= 30
3 Aylık Reklamsız Deneyimi Başlat
Evrim Ağacı'nda ücretsiz üyelik oluşturan ve sitemizi üye girişi yaparak kullanan kullanıcılarımızdaki reklamların %50 daha az olduğunu, Kreosus/Patreon/YouTube destekçilerimizinse sitemizi tamamen reklamsız kullanabildiğini biliyor muydunuz? Size uygun seçeneği aşağıdan seçebilirsiniz:
Evrim Ağacı Destekçilerine Katıl
Zaten Kreosus/Patreon/Youtube Destekçisiyim
Reklamsız Deneyim
Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Moderatöre Bildir

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya size sunulan (oylama gibi) diğer araçlar ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Öncül Ekle
Sonuç Ekle
Mantık Hatası Seç
Soru Sor
Aşağıdaki "Soru" kutusunu sadece soru sormak için kullanınız. Bu kutuya soru formatında olmayan hiçbir cümle girmeyiniz. Sorunuzla ilgili ek bilgiler vermek isterseniz, "Açıklama" kısmına girebilirsiniz. Soru kısmının soru cümlesi haricindeki kullanımları sorunuzun silinmesine ve UP kaybetmenize neden olabilir.
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.