Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Geçmişten, 4,5 milyar yıl öncesinden hareket etmiş bir trenin yolcularıyız. Her nedense, bir trende olduğumuzu gösteren hiçbir işaret yok. Acaba neden?

Dünya'mızın dönüşünü hissetmiyoruz; zira atmosfer, karalar, dağlar ve Dünya üzerinde geriye kalan her şey, aynı sabit hızla dönmeye devam ediyor.

Ama şunu anlamak gerekiyor: Dünya, saniyede 460 metre hızla dönüyor olsa da, 12.742 kilometrelik çapa sahip devasa bir gök cismi için bu hızın yüzeydeki açısal hızı aşırı küçüktür. Ne kadar küçük? Şöyle düşünün: Dünya, tüm hızına rağmen, öyle yavaş dönüyor ki, 1 tam turunu tamamlaması tam 24 saat sürüyor!

Yani Dünya'nın dönüşünü hissetmemizin ana sebebi, esasında dönüşün açısal olarak aşırı yavaş olmasıdır. Dünya'nın kendi etrafında 1 saniyede sadece 0.00416666654 derece döner (1 tam dönüş 360 derecedir). Bu da 1 saatte 15 derece civarı eder. Bu da, muhtemelen şu anda baktığınız bilgisayar ekranının bir kenarından, diğer kenarına kafanızı 1 saatte çevirmenize eşdeğer bir hızdır!

Dünya Dönüyorsa Neden Hiç Hissetmiyoruz?

Bu, bizler bir otomobile ya da uçağa bindiğimizde yaptığımız yolculuk ile konsept olarak aynı şeydir. Yakın bir örnek vermek gerekirse, bir jumbo jet (büyük jet uçağı), Dünya'mızın Ekvator'da ölçülmüş kendi etrafındaki dönüş hızının yaklaşık yarısı kadar bir hızda (800 km/h) yolculuk yapabilir. Bu hızı ikiye katladığımızda, yine uçağın içindeki biz, bir şey hissetmeyecektik.

Gözlerimizi kapattığımızda, hiç de uçuyormuşuz gibi hissetmeyecektik. Uçuş görevlisi, çayımızı ya da eğer ağzımızın tadını biliyorsak, frambuaz ve ananas karışımı meyve suyumuzu getirdiğinde, bardak ya da karışımın bulunduğu kap, uçağın arkasına uçup duvara yapışmayacaktı. Bunun sebebi, bardağın, karışımın bulunduğu kabın, görevlinin ve sizin aynı oranda hareket ediyor olmanızdır.

Aynı şekilde, Dünya da belirli bir hızda hareket ediyor ve hepimiz ona ayak uyduruyoruz. Şimdi jumbo jet örneğine geri dönelim. Pilot, uçağa aniden hız versin ve aniden yavaşlatsın. Önce koltuğumuza yapışırız (bu sırada meyve suyumuz ve elbisemiz için mutluluklar dileriz) ve sonra koltuğumuzla aramıza belli bir mesafe girer. Bu değişimler, eğer Dünya da aynı şekilde hızlanıp yavaşlayabilseydi, tarafımızdan kesinlikle hissedilecekti! Ancak söylediğimiz gibi, Dünya, Güneş etrafındaki hareketine düzenli biçimde devam ettikçe, biz de bir yolcu gibi davranmaya devam edeceğiz.

Eğer Dünya birden hızlansaydı, belki ayakta olan bizler, birden, trajik bir biçimde yere yapışabilirdik. Ayakta kalabilmemiz içinse, eğilip bükülerek dengemizi sağlamamız gerekirdi.

Antik çağlarda yaşamış olan insanlar, Ay'ın, Güneş'in ve diğer yıldızların, Dünya ''üzerinde'' bulunduklarını düşünmüşlerdi. Bunun sebebi, bu insanların Dünya'nın hareketinden habersiz olmalarıydı. Onlara göre Dünya sabitti ve gök cisimleri, Dünya üzerinde hareket ediyordu. Bu, bir anlamda, Dünya'mızın, evrenin merkezi olduğu inancının türevidir.

Evrimsel Biyolojinin Bu İşte Parmağı Var mı?

Bu duruma katkı sağlayan bir diğer süreç de, biyolojiden bahsederken her zaman düşünmek zorunda kaldığımız evrimsel süreçlerdir. Beyinlerimiz, hızı ve ivmeyi (hızlanma miktarını) hissedebilecek şekilde özelleşmiştir; zira bu şekilde avlanırız, hareketlerimize yön veririz, çevremize adapte oluruz. Elbette bir bakterinin veya solucanın hız ve ivme algısıyla, bizlerinki, kartallarınki, çitalarınki, ayılarınki aynı değildir. Ancak her biri, evrimsel süreçte kendi ortamlarına en uygun olacak şekilde seçilmişlerdir ve beyinleri de buna göre özelleşmiştir.

Canlılığın başlangıcından beri Dünya, giderek yavaşlamaktadır; ancak bu yavaşlama hızı (yavaşlamanın ivmesi) inanılmaz derecede düşüktür. Örnek vermemiz gerekirse, Dünya'nın oluşumu sırasında Dünya biraz daha hızlı döndüğü için, günler daha kısaydı. Örneğin, yapılan hesaplamalara göre, günümüzden 650 milyon yıl önce Dünya'da 1 günün uzunluğu 19.9 saat civarındaydı. 400 milyon yıl öncesine geldiğimizde yıllar 1 günün uzunluğu 21 saate çıkmıştı, yıllar ise 410 gün idi. Günümüzde 1 günün uzunluğu 23 saat 56 dakika 4 saniyedir ve 1 yıl, 365 gün 5 saat 46 dakikadır. Yani Dünya yavaşladıkça, 1 gün uzamakta, dolayısıyla 1 yıla sığan gün sayısı azalmaktadır. Ancak bu değişim o kadar yavaş olur ki, hissetmemiz mümkün olmamaktadır ve evrimsel süreç buna adapte olabilir. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 7
  • Tebrikler! 4
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • M. Williams. The Orbit Of Earth. How Long Is A Year On Earth?. (2014, Kasım 21). Alındığı Tarih: 19 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Universe Today
  • F. Cain. How Long Is A Day On Earth?. (2015, Kasım 05). Alındığı Tarih: 19 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Universe Today
  • A. K. Chen. Has The Earth's Rotational Period Always Been 24 Hours? If Not, What Was It Before, And What Caused The Change?. (2011, Ağustos 18). Alındığı Tarih: 19 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Quora
  • H. Post. Extra Second Added To Clocks As Earth Slows Down. (2012, Haziran 30). Alındığı Tarih: 19 Temmuz 2019. Alındığı Yer: HuffPost

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/11/2019 14:19:56 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/871

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar zalimken kuzu, boyun eğerken kurt gibi gözükür.”
Carl von Doren
Geri Bildirim Gönder