Ara Geçiş Fosilleri Nedir? Ara Türler ile İlgili Yalanlar ve Gerçekler...

Ara Geçiş Fosilleri Bulunamadı mı Diyorsunuz?

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Merhaba,

Buradasınız, çünkü muhtemelen internette birilerine "Evrim yok, ara türler de zaten keşfedilemedi. Bir tane bile ara geçiş fosili yok!" tarzı bilimsel olarak geçersiz bir argüman ileri sürdünüz.

Önemli değil, bu hatalı bilginizi düzeltmek elinizde! Homo sapiens olan atalarımızın da dediği gibi: "Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır." Sizin, öğrenmemek kadar bayağı bir hataya düşmeyeceğinizden eminiz. Gelin bu konudaki bilgi dağarcığımızı birazcık geliştirelim:

Ara Geçiş Fosilleriyle İlgili Yalanlar ve Gerçekler

Evrimsel biyolojinin en çok ilgi gören konularından birisi, "ara geçiş formları" ya da "ara geçiş türleri" olarak bilinen fosillerdir. Birçok insan, eğer ki evrim gerçekse, bu süreçte ata ile torun türler arasında bir başka tür olması gerektiğini bilir. Bu doğrudur da!

Sıkıntı, bilim karşıtları bu ara tür konusunu abartarak, evrime karşı bir araç olarak kullanmaya çalıştığında ortaya çıkar. Öncelikle, aşağıdaki videomuzu izlemenizi tavsiye ediyoruz:

Ara Türler "Özel" Canlılar Değillerdir!

Ara tür, evrimsel biyolojide veya evrim tarihinde "özel" bir canlı demek değildir! Her tür, durmaksızın devam eden evrimsel süreç içerisinde, bir önceki tür ile bir sonraki tür arasında bir geçiş türüdür. Yani her tür, aslında bir ara türdür!

Bir düşünün: Biz insanlar da dahil olmak üzere şu ana kadar var olmuş bütün canlılar, kendilerinden önce gelen türlerden evrimleşerek var oldular. Hiçbir tür "puf" diye yoktan var olmadı.

Ayrıca her tür, durmaksızın evrimleşmektedir ve yeterince süre tanınırsa (özellikle de vahşi doğa şartları altında) yeni türlere evrimleşecektir. Yani türleşecektir. Bu durumda biz insanlar da, Australopithecus gibi milyonlarca yıl önce yaşamış olan atalarımız ile, gelecekte bizlerden evrimleşecek türler arasında bi geçiş türüyüz. Tabii bu şekilde bir evrim yaşanmadan önce kendimizi yok etmemeyi başarırsak...

Yani anlayacağınız, "tür" sözcüğü ile "ara tür" sözcüğü arasında pratik olarak hiçbir fark yoktur. Peki bu durumda hangi türlere "ara tür" deriz? Bu bizi ikinci noktamıza götürüyor:

Ara Tür Ne Demek?

Akademik literatürde ara tür; kendisinden önce gelen atalar ile kendisinden sonra evrimleşen torun türlerin ayırt edici özelliklerini bir arada gösteren, evrim tarihini anlamamız açısından önemli olan fosil türlerdir.

Bilim insanları, "geçiş türü" veya "ara form" derken, önemli ve kritik canlı grupları arasındaki geçişi kastederler: Örneğin, balıklardan amfibilere, sürüngenlerden memelilere, dinozorlardan kuşlara, maymunlardan insanlara, vb. Bu büyük geçişler arasında hangi türlerin bugüne kadar keşfedildiğini görmek ve evrim tarihindeki bazı büyük geçiş gruplarını tanımak isterseniz buradaki yazı dizimize göz atmanızı tavsiye ederiz. Spesifik olarak insan-maymun meselesiyle ilgileniyorsanız; onun hakkında bilgi almak için buraya tıklayınız.

Aslında her türde evrime dair etkileyici örnekler bulmak mümkündür; ancak "ara tür" dediğimiz bu türler, bu geçişleri çok daha net bi şekilde gösterirler ve evrimsel biyolojinin ihtişamını gözler önüne sererler.

Örneğin tek açıklıklılardan olan Ornitorenk (ya da Platypus), teknik olarak bi memelidir; çünkü memelilerin ayırt edici özelliği olan kıllara ve süt bezlerine sahiptir. Ancak memelilerin atası olan sürüngenlere ait bir özellik olan yumurtlama yoluyla ürerler! Yani plasentalı ya da keseli memeliler gibi doğurmazlar; yumurtaları vardır! İşte bu, hem ataya hem de torunlara ait özellikleri bir arada taşıması dolayısıyla Platypus'u harika bir ara geçiş türü örneği yapmaktadır.

Platypus
Platypus
Medical News Today

Ayrıca bi parantez açalım: Platypus örneğinden de göreceğimiz gibi, ara geçiş türlerinin hepsi soyu tükenmiş canlılar değildir. Bazıları, günümüzde halen yaşamaktadır! Bu antik ve kadim türlere kimi zaman "yaşayan fosil" adı verilir.

Yılanların atası olan, arka bacakları bulunan bir tür. Kredi: Dave Martill, University of Portsmouth
Yılanların atası olan, arka bacakları bulunan bir tür. Kredi: Dave Martill, University of Portsmouth
The Conversation

Yani bilimde sözünü ettiğimiz "ara tür", öyle kediyle köpek, at ile fare, denizyıldızı ile çam ağacı arasında olan türler değildir. Evrim, böyle bir geçişten söz etmez. Modern/çağdaş (aynı zamanda yaşayan) türler, birbirlerine evrimleşemezler. Atasal türler, torun türlere evrimleşirler.

Ara tür, bu değil!
Ara tür, bu değil!

Şunu çok iyi anlamak gerkeir: Birbirinin çağdaşı olan türler, birbirlerinden evrimleşmemişlerdir. İnsanlar şempanzelerden evrimleşmemiştir. Atlar ayılardan, timsahlar kurbağalardan, kartallar köpekbalıklarından evrimleşmemiştir ve asla evrimleşemezler de. Evrim, büyük (makro) ölçekte bir türün bir diğerine dönüşmesi demek olsa da, buradaki türlerden kasıt, o anda var olan türlerin birbirine dönüşümü demek değildir. Bu sadece çizgi filmlerde olur.

Evrimde olan, zamanın akış yönünde, önceki popülasyonlardaki varyasyonların sürekli olarak değişen çevre koşulları etkisi altında seçilmesiyle, en uyumluların hayatta kalması ve üremesi sonucunda canlıların fiziksel özelliklerinin yavaş yavaş belirli yönlerde değişmesidir. Dolayısıyla evrim, aslında anlaması çok kolay bir olgudur. Sorun, 1 milyon yıl gibi evrimsel açıdan kısacık, insan hayatı açısındansa tahayyül edilemeyecek kadar uzun zaman dilimlerini kavrayamıyor oluşumuzdur. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Yavaş Süreçleri Anlamak...

Yavaş süreçleri anlamamak gayet normaldir; çünkü bizler, ömrümüz boyunca geçen süreyle kıyaslanabilir miktardaki zaman dilimlerini algılayabilecek şekilde evrimleşmişizdir. Yani bize 1 saniye veya 1 yıl anlam ifade eder; bunlarla ilgili kıyaslarımız vardır, gözümüzün önüne belli bir süre zarfı gelir. Ancak 1 pikosaniyeyi veya 1 milyar yılı algılamakta zorlanırız. Bunu uzunluk ölçülerinde de görebiliriz: 1 santimetre ya da 100 kilometre bizim için anlamlıdır; ancak 1 nanometre veya 1000 ışık yılını hayal dahi etmekte güçlük çekeriz, gözümüzün önüne herhangi bir kıyas birimi gelmez. Tüm bunlar, beynimizin bu ölçülere uygun olarak evrimleşmemiş olmasındandır. Dolayısıyla bu kadar yavaş gerçekleşen veya bu kadar uzun sürelerde gerçekleşen olayları idrak etmekte güçlük çekeriz.

İşte insanlar bu açıdan başarısız beyinlerimiz sebebiyle kıtaların hareketini, evrimi ve iklim değişimlerini reddederler. Neyse ki bilim, siz ona inansanız da, inanmasanız da gerçektir.

Ara tür konusuna dönecek olursak... Anlayacağınız, nasıl tanımlarsanız tanımlayın, evrimi göstermek için ihtiyacımız olan bütün ara formlara ve fosillere sahibiz; ek olarak tek bir türün bile keşfedilmesine gerek yok; ancak her yıl sayısız yeni ara tür keşfediliyor.

İyi ama, Platypus ile insan arasındaki ara tür nerede? Platypus ile çam ağacı arasındaki? Neden vücudunun yarısı çam ağacı, diğer yarısı tembelhayvan olan bir ara tür yok? Neden ördek ile muz arasında bir geçiş türü yok? Evrim çöktü mü?

Elbette hayır!

Rastgele Türler Arası Geçiş Türleri Aramak...

Rastgele aldığınız iki canlı türü arasında bir ara tür bulmayı bekleyemezsiniz! Ara tür kavramı, tarihsel sürekliliği olan bir kavramdır. Eğer ki ara türlerden söz etmek istiyorsanız ele almanız gereken canlılar, tarihsel olarak birbirinden farklı dönemlerde var olmuş ve aralarında ata-torun ilişkisi olan canlılar olmalıdır.

Günümüzde aynı anda yaşayan iki canlıyı, mesela bir timsah ile ördeği alıp da aralarındaki ara geçiş türünü arayamazsınız. Zira yukarıda da anlattığımız gibi, evrimsel biyolojinin hiçbir noktasında timsahtan ördeğin evrimleştiğini iddia eden biri var olmamıştır. Bilim düşmanları, kafalarına göre bir "ara tür" tanımı yaparak, bilimi kendi çarpık görüşlerine göre sınamaktadırlar. Eğer ki bilim tartışılacaksa, akademik literatürde sözü edilen tanımlar üzerinden bir tartışma yürütülmelidir.

Şunu unutmayın: Günümüzde yaşayan, halen var olan canlılar birbirleriyle kuzendir. Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Sizinle amcanızın oğlu veya halanızın kızı arasında olan, yarısı amcaoğlunuz yarısı siz olan bir "ara geçiş bireyi" yoktur. Bu kişilerle sadece kuzensinizdir. Ancak dedeniz ile sizin aranızda bir geçiş canlısı vardır: babanız, veya anneniz! Dolayısıyla ara tür kavramı çok iyi anlaşılmalıdır. Ara tür kavramı, tarihsel bir kavramdır. 

İyi tamam, sürüngenler ile memeliler arasında geçiş türü olarak Platypus örneğini verdik. Peki Platypus ile memeliler arasındaki tür nerede? O tür ile memeliler arasındaki? Onunla bizim aramızdaki?

Sonsuz Ara Türler...

Ara tür arayışınızı teknik olarak sınırsız olarak sürdürebilirsiniz; ancak bir yerde tıkanmanız normaldir.

Evrim karşıtları, durmaksızın "Şununla bunun arasındaki ara tür nerede?" diye sorarlar. Bu aslında yerinde ve araştırmayı tetikleyici bir sorudur... Elbette iyi niyetle sorulduğu ve bilimin sınırları anlaşıldığı müddetçe!

Ara türler, tarihsel olmaları nedeniyle neredeyse her zaman fosil olarak bulunurlar; çünkü yüz binlerce, milyonlarca, hatta yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılardır. Ancak fosilleri, günümüze kadar ulaşabilmiştir. Ne var ki fosilleşme, aşırı nadir olan bir olaydır. Tam sayıyı bilmek imkansız; ancak 1999 yılında Donald Prothero tarafından yazılan bir makaleye göre, yaşamış bütün bitki ve hayvanların sadece %1'inden azı fosilleşmiştir! Bunlarınsa çok ufak bir kısmını biz insanlar keşfedebilmekteyiz; çünkü fosil bulmak, doğru zamanda doğru yere bakmayı gerektiriyor.

Ancak bu zorlu araştırmada, evrimsel biyoloji düşmanımız değil, dostumuz. Bize tutarlı bir yaşam tarihi sunduğu için, evrimsel biyolojiden gelen verilere bakarak doğru zamanda doğru yere bakmayı bilebiliyoruz. Örneğin, evrimsel biyoloji olmasaydı, karasal omurgalıların ilk olarak nerede evrimleştiğini asla bilemezdik. Evrimden ve jeolojiden gelen bilgilerimiz sayesinde Neil Shubin ve ekibi doğru zaman diliminde, doğru yere bakarak Tiktaalik fosilini keşfettik. Tiktaalik, denizel omurgalılar ile karasal omurgalıların özelliklerinin bir karışımı gibidir! Tam bir ara geçiş formudur!

Tiktaalik
Tiktaalik
The Academy of Natural Sciences

Ancak yine de fosilleşme ve o fosil kalıntıları bulmak aşırı zor bir iştir. Bu nedenle, atasal A türü ile ile torun Z türü arasında bulunan M türünü sorgulayabilirsiniz. Bu bir ara geçiş türüdür. Bu türü keşfetmeyi kafaya koyarsanız, bilimsel yöntemin alet çantasına sahipseniz ve yeterince uğraşırsanız, M türünü bin bir zahmetle de olsa keşfedersiniz. Ancak şimdi, 2 adet boşluk oluşmuştur. A ile M türleri arasındaki G türü... Ve M ile Z türü arasındaki T türü...

Bilim insanları bin bir çaba gösterip bu iki türü de keşfederler. Ancak bilime düşman kişiler, oturdukları yerden, "Peki, onu da buldunuz. Peki A türü ile G türü arasındaki fosiller nerede? G ile M arasındaki? M ile T arasındaki? T ile Z arasındaki?" diye sorarlar. 

Bunu durmaksızın devam ettirebilirsiniz ve bilim insanları da zaten sizin daha sormanıza gerek kalmadan bu canlıları merak edip araştıracaktır. Ancak bu fosilleri bulmak her zaman kolay bir iş değildir ve bir noktadan sonra durup, eldeki fosillere bakarak büyük resmi görmeyi başarmak gerekmektedir. Sonuçta türümüzün evrimsel tarihinde koskoca bir beyin boşuna evrimleşmedi, öyle değil mi?

Amerikalı ses sanatçısı, aktör, yazar ve yapımcı Seth Macfarlane, 6 Ekim 2011’deki
Amerikalı ses sanatçısı, aktör, yazar ve yapımcı Seth Macfarlane, 6 Ekim 2011’deki "Piers Morgan Tonight" şovunda… Görsel düzenlemeyi yapan Zafer Latif'e teşekkür ederiz.

Eğitimli ve donanımlı bir göz, A, G, M, T, Z türlerini keşfettikten sonra, aradakilerin neye benzemesi gerektiğini ve sürecin nasıl işlediğini tespit edebilecektir. Çünkü evrim, uzun bir video gibidir. Fosillerse, o uzun videodan alınan ekran görüntüleridir. Bu ekran görüntülerine bakarak, videonun neyi anlattığını ve ne gibi bir sürece tabi olduğunu anlamak mümkündür. Bilim insanlarının yaptığı da tam olarak budur! Fosillere ve eldeki diğer verilere bakarak evrim tarihini parça parça bir araya getirirler.

Zaten bilim de bununla ilgilidir. Sadece evrim sahasında değil, astrofizikten moleküler genetiğe, biyokimyadan mikrobiyolojiye kadar her bilimde boşluklar vardır ve bunları bilimsel araştırmalar ve düşünce sistemi doldurur. Her bir nesle ait fosil bulmamız imkansızdır. Ancak var olan fosillerin bariz bir şekilde anlattığı hikayeyi anlamıyorsanız, sorunlu olan bilim değildir. Bu durumu şuna benzetebiliriz:

Bu konuda daha fazla bilgi almak için
Bu konuda daha fazla bilgi almak için "Evrim Ağacı" yazısına tıklayın.
Evrim Ağacı

Bu kısımdan da görebileceğiniz gibi, bilim ile bilim karşıtlığı arasında sadece eğitim ve bilimsel algı konusunda bir uçurum yoktur. Emek konusunda da bir uçurum vardır. Gerçekleri ortaya çıkarmak aşırı zor bir iştir ve bunu bilim insanları özverili çabaları sayesinde yaparlar. Bilimle uzaktan yakından alakası olmayan insanlarsa, bu verilere bakarlar ve kafa karıştırıcı bir manipülasyon aracına dönüştürürler. Oturdukları yerden bilim eleştirisi yapabileceklerini sanarlar. Bu tip kimselere kanmayınız.

Evrimi Görmek İçin Gereğinden Fazla Ara Tür Fosiline Sahibiz!

Bugüne kadar binlerce ara geçiş formu tespit edilmiştir. Bunlar, akademik makaleleri yayınlanmış, sayısız bilim insanı tarafından kontrol edilmiş ve bin bir farklı açıdan incelenmiş fosillerdir. Peki bunlar hangileri? 

Videonun mizacı genel olarak sert; çünkü video bize ait değil. Bu bir çeviri. Üstelik orijinalinin "yumuşatılmış" bir versiyonu! İngilizce orijinalini kaynaktaki bağlantıya tıklayarak izleyebilirsiniz.
King Crocoduck

Evet; görüyorsunuz. Aklınıza gelemeyecek kadar çok sayıda ara tür fosili çoktan keşfedildi. "Üst üste fotoğrafları göstermekle ispat olmaz!" gibi şeyler söylemeyin; çünkü her şeyi tek bir videoda anlatmak imkansız. Hem bu lafınız bir çürütme de olmuyor. İddia, bunların ara form olduğu yönünde ve bunların akademik kaynakları da mevcut. Size düşen, omuz silkip ayak diremek değil; neden ara tür olarak görülemeyeceklerini akademik olarak ispatlayabilmek.

Çünkü dürüst olalım, size meydan okuyoruz: Dilerseniz bu videoda gösterilen türlerden herhangi birini veya hepsini Google Scholar gibi bir akademik arama motorunda aratarak, ara form olup olmadığını kendiniz de kontrol edin! Durmayın; bilim insanlarının gerçekleri ortaya çıkarmaktan korkusu yoktur. Sizin de yoksa, tek tek makaleleri okuyalım; bakalım ne tür geçiş özellikleri gösteriyorlar.

Bunu yaptığınızda göreceksiniz ki, bilim insanları bunlardan gerçekten de geçiş fosili (transitional fossil) ya da ara tür (transitional form) olarak bahsetmektedir. Yani iddianız hatalıdır: Olmadığını iddia ettiğiniz ara türler keşfedilmiştir!

Buna rağmen bilime düşman olan, kendilerini "evrim karşıtı" olarak tanımlayan kişi ve grupların en sık tekrar ettikleri şiar, "Ara geçişleri gösteren fosiller bulunamadı." lafıdır. Bunu tamamen ezbere bir şekilde, ardı arkası kesilmeksizin, tekrar tekrar söyleyebilirler. Ne var ki bu argüman, sadece bu formların keşfedilmiş olmasından değil, aynı zamanda ara tür kavramının ne olduğunun bu kişilerce anlaşılmaması gibi diğer nedenlerle de hatalıdır.

Ayrıca şu yazı dizimizi okuyarak yüzlercesiyle tanışabilir, fosillerini ve kabaca neye benzediklerini (rekonstrüksiyonlarını) görebilirsiniz.

Evrimi İspatlamak İçin Fosillere İhtiyacımız Bile Yok!

Son olarak, fosiller sadece doğrulayıcı görevdedir. Evrimin gerçek olduğunu anlamak için, fosillere ihtiyacımız bile yoktur. Şu anda, elimizde tek bir fosil bile bulunmasaydı, yine de evrimin nasıl işlediğine dair güvenilir bir fikrimiz olurdu.

Fosiller; genlerden, anatomiden, fizyolojiden, popülasyon genetiğinden, vb. bilimlerden yola çıkarak ileri sürdüğümüz evrimsel çıkarımları doğrulayan birer araçtırlar. Tiktaalik, bunun en hoş örneklerinden biridir. Amfibilerin balıklardan evrimleştiğini birçok farklı bilim dalının ortaklaşa çalışması sayesinde keşfeden bilim insanları, bu geçişe ait türlerin yaşadıkları coğrafyayı belirlemişlerdir ve yaklaşık bir alan belirledikten sonra, kazılar yaparak tam da aradıkları gibi, hem sucul, hem karasal canlılara ait örnekler gösteren geçiş fosilini bulmuşlardır. Bu ve bunun gibi binlerce fosil, evrimsel çıkarımlarımızı doğrulamaktadır. Fosiller, evrimin kaynağı değil, destekleyicisidirler. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Sonuç

Ara türlerden söz etmek, evrim karşıtları için yapılabilecek en masrafsız ve en basit tartışma bulandırma yöntemidir. Bu nedenle çok sık duyarsınız. Çünkü kendilerinin hiçbir şey yapmasına gerek yoktur: Tüm fosiller oradadır; tek yapmaları gereken omuz silkip bunların ara form olmadığını söylemektir.

Ancak bilim böyle çalışmaz. Bilim, eldeki verileri analiz edip, bunlardan anlamlı sonuçlar çıkarıp, daha sonra bu sonuçları bağımsız diğer yöntemlerle test etme işidir. Bunu yaptığımızda, evrimin tartışmaya yer bırakmayan bir gerçek olduğunu görmekteyiz.

Ara geçiş türleri evrimle ilgili bize enfes bilgiler veren bulgulardır. Lütfen şunu unutmayın: Evrimin geçerliliğini anlamak için bu geçiş fosillerine ihtiyacımız yoktur. Matematik, simülasyonlar, doğadan gelen gözlemler, genetik araştırmalar, karşılaştırmalı morfoloji çalışmaları ve daha nicesi, evrimi sayısız farklı açıdan zaten ispatlamaktadır!

Ancak bu ara geçiş formlarını bulabiliyor olmamız, evrimin gerçekliğini gösteren bir diğer bulgudan ibarettir.

Yine de evrimin kendi inanç sistemlerine karşı olduğuna kanaat getirmiş bazı kişi ve gruplar, bilimsel gerçekleri kendi inançlarının propagandası doğrultusunda çarpıtmaktadır. Halbuki evrim, inanç sistemleriyle evrensel olarak çelişmez. Bilim insanları, dini argümanları çürütmek için bilim yapmazlar; çünkü zaten yarısı kadarı inançlı insanlardır. Bilimde, şahsi inançlara yönelik açıklamaları reddetme nedenimiz bu inanç sistemlerinin altını oymak değil; bilimin metodolojisinin bireysel görüşleri ve ispatsız argümanları otomatik olarak reddetme yaklaşımındandır. Ancak bunları anlamayan kişiler, size yalan söylemekte ve hatta evrimin tanımı gibi çok temel kavramları bile hatalı empoze etmeye çalışmaktadır. Bir yandan bunu yaparken, bir yandan da türlerin var oluşuna ve çeşitliliğine dair getirdikleri açıklamalar bilimsel değildir ve hatalıdır.

Bunları öğrenmek elinizde... Görmezden gelmek de elinizde... Ancak akademi dünyasında tartışmasız bir şekilde kabul edilen bir gerçeğe ayak diremek ne kadar akıllıca, onu sadece siz bilebilirsiniz.

Ola ki fikriniz değişirse; siz de sosyal medyada veya internetin ücra köşelerinde karşınıza "Ara türler nerede, hiçbiri bulunamadı?!" gibi tamamen asılsız ve hiçbir bilimsel dayanağı bulunmayan, kulaktan dolma bir iddia ile karşılaşacak olursanız, onları bu yazıya ve videoya yönlendirebilirsiniz. Böylece uğraşmanıza gerek kalmayacaktır.

Çünkü öğrenmek istemeyen birine kimse yardım edemez.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 2
  • Tebrikler! 4
  • Bilim Budur! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/12/2019 12:01:47 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7724

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir hükümet, içindekiler ne kadar iyiyse o kadar iyidir.”
Drew Pearson
Geri Bildirim Gönder