Aşı Nedir? Nasıl Çalışır? Aşılar Hayatımızı Nasıl Değiştirdi?

Aşı Karşıtlığı ve Aşılarla İlgili Yalanlara Kanmayın: Hekimler Tarafından Önerilen Aşılar Güvenlidir!

Gece Modu

Bu bir editör görüşü (editöryal) makalesidir. Makalelerimizin geri kalanı aksine, bu içerikte Evrim Ağacı editörleri ve/veya yöneticileri kendi görüşlerine yer vermektedir ve Evrim Ağacı'nın resmi pozisyonunu ilan etmektedir. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu içerik tıp ve sağlık ile ilişkilidir. Sadece bilgi amaçlı olarak hazırlanmıştır. Bireysel bir tıbbi tavsiye olarak görülmemelidir. Evrim Ağacı'ndaki hiçbir içerik, profesyonel bir hekim tarafından verilen tıbbi tavsiyelerin, konulan bir teşhisin veya önerilen bir tedavinin yerini alacak biçimde kullanılmamalıdır. Daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

Not: Bu yazı içindeki bazı görseller okurlarımız için rahatsız edici olabilir.

***

Evrim Ağacı olarak aşı konusundaki "tarafımız", bilimsel ortak görüşten yanadır: Aşıların faydaları ve zararları modern çalışmalar ışığında net olarak bilinmektedir. Bunlar, halka da açıktır. Aşılar, modern bilimin en büyük zaferlerinden birisidir!

Günümüzdeki sayısız komplo teorisyeni, binlerce bilim insanının ömürlerini adadıkları ilaç ve aşı sektörünün tamamının yalan söylediğini ileri sürmektedir. Bu, bilimsellikten ve rasyonel düşünceden uzak bir iddiadır; herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır. Bu art niyetli kişi ve gruplar tarafından günümüzde ortaya çıkan her salgın hastalık "Amerika'nın (veya İsrail'in) laboratuvar deneyi" olarak lanse edilmektedir.

Bu kişilerin bu hatalı tutumu, kitleleri yanlış bilgilere itmekte ve hatalı inançlar geliştirmelerine sebep olmaktadır. Hatta potansiyel olarak insanların kendileri ve yavrularının hayatlarıyla oynamakta, toplum sağlığını alenen tehdit etmektedir!

Londra'da bulunan Springfield Evi Açık Hava Okulu'nun avlusunda 1932 yılında çekilmiş bir fotoğraf. Verem hastası çocukların dışarıda uyuması isteniyordu; çünkü açık hava ve Güneş ışığının hastalığı iyileştirdiğine inanılıyordu. 20. yüzyılın başında her gün sadece ABD'de 450 kişi verem nedeniyle hayatını kaybediyordu. Bu dönemde verem,
Londra'da bulunan Springfield Evi Açık Hava Okulu'nun avlusunda 1932 yılında çekilmiş bir fotoğraf. Verem hastası çocukların dışarıda uyuması isteniyordu; çünkü açık hava ve Güneş ışığının hastalığı iyileştirdiğine inanılıyordu. 20. yüzyılın başında her gün sadece ABD'de 450 kişi verem nedeniyle hayatını kaybediyordu. Bu dönemde verem, "ölüm" ile eş anlamlı idi. Günümüzde ise basit bir aşıyla önlenebilecek, yakalanıldığı halde ise antibiyotik tedavisiyle yok edilebilen bir hastalık.
NPR

Basit Gerçekler: Mikropları Tanıyalım

Hastalıklara sebep olan temel unsurlar mikrop olarak anılır. En temel düzeyde, virüsler, bakteriler, mantarlar ve çeşitli mikroskobik hayvanlar (örneğin protozoalar) hastalıkların temel kaynağıdır. Bunları lise biyoloji laboratuvarlarında kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Üniversite düzeyinde ise bunlarla deneyler yaparak, bunların gerçekten de hastalıkların ana kaynağı olduğunu kendi kendinize ispatlayabilirsiniz. Mikropların hastalıkların ana nedeni olduğu gerçeği, tartışmalı bir konu değildir.

Bu canlıların (veya virüs ile prionlar gibi cansız varlıkların) çok yüksek üreme/çoğalma hızlarının olması, çok hızlı evrim geçirebilmelerine, dolayısıyla yepyeni özellikler kazanarak eskiden hasta etmeseler bile sonradan hastalık yapıcı (patojen) özellik kazanmalarına neden olmaktadır. Bir insan nesli ortalamada 20 yılda 1 defa ilerlerken, bir bakteri uygun şartlarda 20 dakikada 1 nesil atlayabilir; bir virüs bundan bile hızlı nesil atlayabilir! Bu nedenle patojenler; konakları olan insan, kedi, köpek, inek, kuş, domuz, vs. gibi canlılara göre çok daha hızlı evrimleşirler.

Sol tarafta çiçek hastalığı aşısı olmamış bir çocuk. Sağ tarafta ise aşıyı olmuş bir çocuk.
Sol tarafta çiçek hastalığı aşısı olmamış bir çocuk. Sağ tarafta ise aşıyı olmuş bir çocuk.
Snopes

İnsanın vücudunda, boyuta bağlı olarak 30-100 trilyon arasında hücre bulunmaktadır; buna karşılık, tek bir insanın vücudunda 1 katrilyon civarında mikrop bulunur. Bunlar “insan hücrelerinize” göre çok daha ufaktır; ama bazıları ölümcüldür! Yani şu anda devrilip ölmüyor olmanızın ana nedeni, evrimsel süreçte atalarınızın kazandığı ve size miras bıraktığı bağışıklık sistemidir. Bu sistemin önemli bir bölümü doğuştan, genlerle gelir; yani bir kısmını evrime borçluyuz. Bir kısmı, ana rahminde kazanılır. Bir kısmı doğumdan sonra maruz kaldığınız yeni patojenlerle mücadeleniz (“tanışmanız”) sonucunda kazanılır. Yani bağışıklık sistemi, düzenli olarak gelişen bir sistemdir.

Ne var ki her hastalığın patojeniyle (hastalık yapıcı faktörüyle), o hastalığa neden olan unsurla bizzat yüzleşerek tanışmak aşırı risklidir. Zaten bu nedenle atalarımızın yavrularının neredeyse hepsi ilk 5 yıl içinde ölüyordu. Bu yaşı aşabilenlerin çoğu da 30-40 yaşına kadar anca yaşayabiliyordu. Hem patojenler, hem de vahşi yaşam, onları tabiri yerindeyse "keklik gibi avlıyordu". Bu, evrimsel açıdan faydalı bir seçilim süreci olsa da, modern çağda artık bu şekilde bir bağışıklık edinimine ihtiyacımız yok. Her 5 yavrudan 4'ünün ölmesine gerek kalmadan da bağışıklık kazanmamız mümkün; tıpkı besinlerimizi avlayarak edinmediğimiz, doğumumuzdan sonra 50-100 kilometre çaptaki bir alanın içinde yaşamak zorunda kalmamamız gibi... Bilim ve teknolojinin nimetlerinden faydalanabilmeliyiz. İşte patojen bağışıklığı açısından bunu yapabilmek için, aşı adını verdiğimiz yöntemi uyguluyoruz.

Tetanoz. Çok daha fazla fotoğraf için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Tetanoz. Çok daha fazla fotoğraf için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Google Görseller

Aşı Nedir? "Mikropları Tanımak" Ne Demek?

Normalde vücudumuza giren hastalık yapıcı mikroplar hızla üreyerek, savunma sistemimiz genelde onları durduramadan önce savunma sistemi hücrelerimizin baş edebileceği sayıyı geçerler ve bizi hasta ederler. İşte aşı, çok düşük dozda, seyreltilmiş ve öldürülmüş/zayıflatılmış mikropları içeren kimyasallardır. Aşıdaki dozaj çok düşük olduğundan ve içindeki mikroplar da etkisiz hale getirilmiş olduğundan, kişinin savunma sistemi, hastalığı tam olarak geçirmek zorunda kalmadan mikroplarıyla tanışır. 

Aşılar, sezonluk aşılar gibi her sene mikropların her sene yeni evrimleşmiş soy hatlarına yönelik olabileceği gibi, kalıcı aşılar gibi daha yavaş evrimleşen ve büyük oranda kontrol altına aldığımız patojenlere yönelik aşılar da olabilir. Bunlar arasındaki farkı, aşının hedefindeki organizmanın özellikleri ve evrimleşme hızı belirler. Eğer aşının hedefindeki patojen aşırı hızlı evrimleşiyorsa, çok özelleşmemişse ve çok fazla soy hattına sahipse, sezonluk aşılara ihtiyaç duymaktayız; çünkü her sene hedefteki patojen evrimleşir. Eğer aşının hedefindeki patojen çok yavaş evrimleşiyorsa, aşırı özelleşmişse ve kısıtlı sayıda soy hattına sahipse, bir (veya sadece birkaç) kere aşı olmak yeterlidir. Yani bazı mikroplardan ya kalıcı aşılar yoluyla onları “tanıyarak”, ya da evrimleşmeleri halinde zaten bize bulaşamıyor olmaları yoluyla kurtulabilmekteyiz. Bu iki aşı türü arasındaki fark ile ilgili daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Örneğin grip aşısı sezonluk bir aşıdır; çünkü aşırı hızlı evrimleşir ve çok sayıda soy hattına sahiptir. "Ama ben grip aşısı oldum, buna rağmen aynı sene grip de oldum, demek ki işe yaramayabiliyor." diyor olabilirsiniz. Bu, çok basit ve evrimsel biyoloji çerçevesinde rahatlıkla açıklanabilir bir sebepten kaynaklanmaktadır. Normalde herhangi bir anda, bizim "grip" olarak tanıdığımız hastalığa neden olabilen yüzlerce virüs türü bulunabilir. Bunların hepsi, bir önceki senenin virüslerinden evrimleşmiştir. Tıp ve farmakoloji bilimleri, şimdilik bu evrim hızını yakalayamadığından ya da durduramadığından, sadece o senenin en yaygın virüsüne yönelik aşılar üretirler. Dolayısıyla siz bu virüs türünden grip kapmayacak şekilde donanımlanırsınız; ancak şanssızsanız, daha seyrek görülen bir diğer virüsü alarak grip olabilirsiniz. Bu, çok normaldir! Gribe ve grip aşısına yönelik daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Kızamık veya çocuk felci aşısı ise uzun dönem veya kalıcı aşılardır. Kalıcı aşıların mantığı şudur: Kimi hastalıkların patojenleri, ölümcül olsalar da bağışıklık sistemi tarafından tanındıkları sürece neredeyse hiçbir zaman bireye (veya yavruya) zarar veremezler. Çünkü bağışıklık sistemi patojeni bir kere tanıdıktan sonra, tekrar tekrar maruz kalsa bile her seferinde bu mikropları, mikroplar daha yayılamadan onları yok edebilirler. İşte bu nedenle de hastalığın tam gücüne savunmasızken maruz kalmaktansa; kontrollü bir şekilde zayıflatılmış mikroplara, kontrollü bir şekilde bir kere maruz kalmak ve savunma sistemine bu virüsleri “tanıtmak” mantıklı, bilimsel ve işlevseldir. Bu aşılar sizi ömrünüz boyunca korumaktadır. Aşı olmamayı seçmek, işi doğa yasalarına ve rastgele bir şekilde, kitlesel düzeyde insan (özellikle de bebek ve çocuk) ölümlerine bırakmak demektir. Modern çağda bu düzeyde bir gericilik kabul edilebilir değildir.

"Mikropları tanımak" ise şu demektir: Savunma sisteminin hücreleri, daha önceden karşılaşmadıkları bu zayıflatılmış mikropla tanıştığı anda, o patojene uygun savunma sistemi hücrelerini katlayarak çoğaltır. Böylece kanınızda, o mikrobu tanıyan milyarlarca savunma sistemi hücresi oluşur. Bu nedenle eğer o virüse tekrardan maruz kalacak olursanız, daha mikrop hastalığa neden olacak düzeye erişemeden savunma sisteminiz patojeni yok eder. 

Kabakulak
Kabakulak

Aşı Olarak Sadece Kendinizi Değil, İnsanlığı Koruyorsunuz!

İlaç almanın bir tercih olduğu aşikardır. Ancak söz konusu ilaçlar sadece sizi etkileyen hastalıklarla (baş ağrısı, öksürme, vb.) ilgili değil de, aşıların hedef aldığı salgınlara neden olan virüs ve bakterilerle ilgili olunca, aşı karşıtlığı ve "tercih" adı altında toplum sağlığını riske atma davranışı, milyonlarca insanın hayatını tehdit etmektedir.

Bu nedenle aşı olmamayı "tercih ediyorsanız", evinizden de çıkmamalı ve toplumla hiçbir şekilde fiziksel etkileşime geçmemelisiniz. Bunu yapacaksanız, toplum sağlığını dikkate almak zorundasınız ve aşılar, bu sürecin vazgeçilmez bir parçası. "Hem toplumun bir parçası olayım, hem de toplum sağlığını riske edeyim." gibi bir yaklaşım tamamen bencildir ve kabul edilemez. Nasıl ki yolda trafik kurallarına uyuyorsak, nasıl ki yolda yürürken sağa sola omuz atmıyorsak, solunum yolları, deri teması, vb. yollarla bulaşan hastalıkları taşımadığımızdan veya bunlara dirençli olduğumuzdan da emin olmak zorundayız. Eğer dış dünyayla tüm ilişkinizi kesecekseniz, aşı da olmamayı seçebilirsiniz. Bu, hem toplumu korumanızı sağlar, hem de toplumun aşısız ve savunmasız olan vücudunuza hastalığın bulaşmasına (büyük ihtimalle) engel olur. Böylece herkes kazanır.

Ancak o kapıdan adımınızı attığınız anda, aşılarınızın eksiksiz olduğundan emin olmak zorundasınız. Çünkü aşı olmak sadece bireysel bir korunma sağlamaz; aynı zamanda "sürüyü", yani tüm insan toplumlarının sağlığını korumuş olmaktasınız. Daha detaylı izah edelim:

Çeşitli bilgisayar simülasyonları ile, belirli büyüklüklerdeki ve aralarında belirli mesafeler bulunan hayvan grupları arasında mikropların yayılma hızı ve dinamiklerini incelemek mümkündür (bunu buradan, buradan, buradan veya buradan kendiniz de görebilirsiniz). Bunu yaptığımızda, popülasyonun genelinin aşılanmadığı durumlarda mikropların çok hızlı bir şekilde popülasyona yayılabildiğini görmekteyiz. Yani aşılar sadece sizi korumakla kalmaz, aynı zamanda sürü bağışıklığı denen kavram nedeniyle türümüzün genelini korur.

Yani bunun tersi de geçerlidir: Çeşitli önyargılar ve hatalı bilgilendirmeler nedeniyle kendilerini ve/veya yavrularını aşılamayan bireyler, sadece kendilerini değil, sizleri ve yavrularınızı da bizzat tehdit etmiş olmaktadır. Bu nedenle aşı karşıtlığı gibi bilimsel geçerliliği olmayan akımların önü ivedilikle kesilmeli, cımbızlayarak paylaştıkları hatalı bilgiler önlenmeli, popülasyonun geneli aşılanmalıdır. Toplum, kendi çocuklarının sağlığı için, aşı karşıtlığına direnç göstermeli, diğer tüm patojenlerin önünü açacak “aşı karşıtlığı virüsüne” ve bu “virüs”ün yaydığı yalanlara bağışıklık kazanmış olmalıdır. Bu da modern bilim, sorgulama, eğitim ile olur.

Aşılar Hayatımızı Nasıl Değiştirdi?

Aşağıdaki Görselde, Hastalık Kontrolü ve Önlemi Merkezi'nin hazırladığı ve New York Eyaleti'nin Purchase bölgesinde yaşayan Leon Farrant isimli birinin halkın anlayabileceği hale getirdiği istatistikler görülmektedir. Bu istatistikler, aşılar çıkmadan önce ve sonra, belli başlı hastalıklara yıllık yakalanma sayılarını ve bu sayıların aşılar sayesinde ne yüzdeyle engellenebildiğini göstermektedir. Burada sayılan hastalıkların hemen hepsinin ölümcül olduğunu belirtmekte fayda var.

Bu görselden de görebileceğiniz gibi sayılar, tartışmaya yer bırakmaz şekilde, son derece nettir.
Bu görselden de görebileceğiniz gibi sayılar, tartışmaya yer bırakmaz şekilde, son derece nettir.

Çocuklarımıza yapılan aşıların her birinin faydalı ve işlevsel olduğu, hem akademik araştırmalarca, hem de pratik ve klinik uygulamalarca tartışmaya yer olmayan bir şekilde gösterilmiştir. Aşıların neleri başardığını ne olur unutmayın.

Cochrane Araştırması Doğruluyor: Aşılar Hayat Kurtarır!

Aşılarla ilgili en büyük propaganda araçlarından birisi, bilimin araçlarını bilime karşı kullanmaktır. Yani cımbızla seçilmiş birkaç makaleden yapılan derlemeler, sanki araştırmaların geneli o çalışmaların bulgularıyla örtüşüyormuş gibi halka yansıtılmakta, bu şekilde bir "bilimsellik kisvesi" yaratılmaktadır.

Halbuki bilimsel araştırmalar 3 seviyede incelenebilir:

  • Tekil çalışmalar,
  • Sistematik inceleme makaleleri (systematik review)
  • Meta-inceleme makaleleri (meta-review)

Bunlardan ilki, bir araştırma grubunun tekil çalışmasıdır. Bu çalışmalar; deneklere, yönteme, vb. bağlı olarak birbiriyle çelişen sonuçlar verebilirler. Bunun güzel bir örneği, besin maddeleri ile kanser arasındaki ilişkiye yönelik araştırmalardır.

Dolayısıyla bilim insanları, aralıklarla o güne kadar yayınlanmış en saygın ve güvenilir makalelerin sonuçlarını bir araya getiren inceleme makaleleri yayınlarlar. Bunlar, çok sayıda metodolojiyi ve sonucu bir arada toparlayan, dolayısıyla bilimsel verilerin genel olarak neye işaret ettiğini gösteren "üst düzey" çalışmalardır.

Kızamıkçık
Kızamıkçık

Ama eğer bir alanda yeterince akademik çalışma biriktiyse, inceleme makalelerinin inceleyen meta-inceleme makaleleri yazılabilir. Bunlar, tekil çalışmaları inceleyen inceleme makaleleri arasından en saygınlarını ve güvenilirlerini ele alan "en üst düzey" çalışmalardır. Bunu tıbbi konularda kapsamlı bir şekilde yapan enstitülerden birisi, 130 ülkede 68.000 destekçi ve 11.000 üye ile sağlık araştırmaları yürüten Cochrane Kütüphanesi'dir.

Bu kütüphanede yayınlanan araştırmalara Cochrane Araştırması denir. Yani bu araştırmalar, tek bir akademik araştırmaya bakmak yerine, bir konuda yayınlanmış bütün akademik makalelere "meta" (bütüncül) düzeyde bakan, milyonlarca veriye dayanan çalışmalar, aşıların işlevini ispatlamaktadır; kendiniz okuyun

Örneğin, toplamda 14.7 milyon kişiyi kapsayan bir Cochrane çalışmasında, yaygın olarak uygulanan MMR aşısının %78-98 koruyuculuğa sahip olduğu ve kimilerinin iddia ettiğinin aksine otizm, astım, lösemi, tip-1 diyabet vb. hastalıklarla ilişkisi olmadığı gösterilmiştir. 

Aşı Karşıtlığının Yalancı Masumiyeti: Aşı Karşıtları Kimler?

Bu noktaya kadar, aşılara yönelik temel eleştirileri ele alarak neden yanlış olduğunu göstermeye çalıştık. Bunu yapmak faydalı olsa da, komplo teorilerine karşı bilimsel gerçekleri anlatmaya çalışmak, yani savunmaya geçmek, tam da sahtebilimcilerin ekmeğine yağ süren bir uygulama. Çünkü birçok kere gösterildiği ve Komplo Teorileri yazı dizimizde detaylıca ele aldığımız üzere, sahtebilim ile mücadele etmek, halk arasında bilimsel gerçeklerin hatırlanmasından ziyade, komploların hatırlanmasına sebep oluyor. Yani arzulanandan ters bir etkiye neden oluyor.

Bu nedenle, masayı tersine çevirmemiz gerekiyor: Bu "aşı karşıtlığı"nı savunan sahtebilimciler, ne kadar masum? Söyledikleri gibi "gerçeğin savunucuları" mı? Yoksa giderek zenginleşen bir sektörden pay kapmaya çalışan akıllı kapitalistler mi? Gelin aşı karşıtlığı örneği üzerinden, sahtebilimcilerin kim ve ne olduğuna bir bakış atalım:

Sahtebilim Sektörünün Ekmeğini Yiyenler: Aşılar "Kapitalizmin Bir Oyunu" mu?

Aşıların "kapitalist düzenin oyunu olduğu" hikayesi arkadaş ortamlarında muhabbet etmek için kullanılabilecek keyifli bir masal olsa da (ve hatta bunun geçerlilik payı olsa bile!), genel geçer olarak uygulanan aşıların ezici çoğunluğunun, günümüzün "geç dönem kapitalizmi"nden çok önce, bağımsız araştırmacılarca geliştirildiğini unutmayın!

Dahası kendinize şunu sorun: "Paranın işin içine dahil olmadığı herhangi bir sektör var mı?" Eğer ki işin içinde para veya "büyük firmalar" olması otomatik olarak bir uygulamanın "şeytani" olduğunu gösteriyorsa, modern tıbba alternatif olarak sunulan "alternatif tıp" veya "doğu tıbbı" gibi konularda yayınlar yapanlar, modern bilimi eleştiren kitaplar yazanlar, bunun üzerine inşa edilmiş kurum ve firmalar para üzerinden çalışmıyorlar mı? Size "alternatif tıp" olarak pazarlanan ürünler ücretsiz mi dağıtılıyor? Bunları üreten firmalar yok mu? Bunların amacı kâr maksimizasyonu değil mi? Bunları savunan kişi ve grupların amacı, kendi sosyal medya hesaplarını şişirmek ve takipçi kitlelerini arttırmak, kitaplarını satarak en fazla paraya ve popülerliğe erişmek değil mi? Bunların güya "modern tıbbın sinsi amaçlarından" farkı ne?

Aşı fiyatlarına gelince... Bunlar gizli olan bilgiler değil, basit bir aramayla, aşı karşıtları tarafından "şeytan" gibi gösterilmek istenen oluşumların sitelerinde dürüstçe yayınlanan bilgiler. Bu fiyatların yüksekliği, azlığı tartışılır. Konu, "Sağlık bir insan hakkı mıdır?" veya "Devlet teşviği ne düzeyde olmalıdır?" veya "Özel firmalar sağlık sektöründe bulunmalı mıdır?" gibi ekonomi-politik konularla ilgilidir.

Fakat aynı sorular, yukarıda da sorduğumuz gibi, modern bilime alternatif olarak sunulan "alternatif tıp" için de birebir aynı şekilde geçerlidir. Aşılara karşı ileri sürülen "alternatif tıp" yöntemleri için her yıl, sadece ABD'de 30.2 milyar dolar harcanmaktadır! Bunların 1.9 milyar doları 4-17 yaş arası çocuklar üzerine harcanmaktadır! Bunun 14.7 milyar doları, akupunkturcular, homeopatlar, naturopatlar, kelasyon terapistleri, zihin-beden "uzmanları", masaj terapistleri ve geleneksel şifacılar gibi hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan uygulamalara harcanmaktadır. Her yıl 12.8 milyar dolar, vitamin ve mineral takviyesi haricindeki "alternatif tıp ilaçlarına" harcanmaktadır! Bu alanda yazılan modern bilim karşıtı (ya da onların değimiyle "alternatifi") kitaplara ve eğitim materyallerine her yıl 2.7 milyar dolar harcanmaktadır.

Bu sayılar "modern tıbba göre" küçük mü sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Sahtebilim uygulamalarına harcanan paralar, reçeteli ilaçlara harcanan paraların %54'ü kadardır. Sahtebilimcilere yapılan ziyaretlere harcanan 14.7 milyar dolar, modern hekimlere yapılan ziyaretlerin 3'te 1'i kadardır! Ve tüm bu sayılar, sadece ABD'de! Dünya'yı hayal edin...

Yani aşı karşıtlığı gibi sahtebilim sahaları, sanmanız istenenin aksine hiç de "ufak bir sektör" değildir; her yıl büyüyen, milyarlarca dolarlık bir sektördür. Son derece kârlı bir iştir ve birçokları bu sektörün ekmeğini yemektedir. Üstelik bu sektör, komplo teorisyenlerinin aşılar üzerine düşürmeye çalıştığının aksine, aşı sektörüne göre çok daha az sayıda ve düşük çeşitlilikte aktör tarafından kontrol edilmektedir; yani "bireylerin şeytani emellerine" çok daha fazla açıktır!

Yoksa... Alternatif tıpçılar ve modern bilim karşıtları sizi önce hasta edip, sonra kendi ürünleriyle ve kitaplarıyla iyileştirmeye çalışıyor olmasın?

Komploların ve zırvaların sonu yok; hayal gücümüzü özgür bırakarak her türlü yalanı uydurup, onun üzerine masallar inşa edebiliriz. Gerçekleri öğrenin, modern bilimin elindeki en güncel ve güvenilir araçlara güvenin; çünkü an itibariyle yapabileceğimizin en iyisi bu.

Ve unutmayın: Bu sözde "alternatiflerin" ne güncelliği var, ne güvenilir araçları var. Sadece "ana akımın karşıtı olma" üzerinden ve kaynak cımbızlama ve algı yönetimi ile prim yapıyorlar, hepsi bu.

Tonsilit ve Difteri
Tonsilit ve Difteri

Şunu da hatırlatmak gerekiyor: Ana akım olan kabullenişlere aksi yönde açıklamalar, özellikle internet çağında fazlasıyla moda oldu. Ancak bu tip bilim karşıtlıklarının iddialarının asırlar öncesine dayandığı ve ihtiva ettiği argümanların pek değişmediği hatırlanmalıdır. Yani aşı karşıtlığı, sunulmaya çalışıldığı kadar yeni bir "farkındalık" değildir. Kitlesel paranoyanın var olduğu her dönemde var olmuştur ve tarih boyunca birçok salgının da önünü açmıştır.

Aşı Karşıtlığının Çifte Standardı: Neyi Başardığımızı Unut(tur)mak...

Bu yazının başında, yazı içindeki görsellerin rahatsız edici olabileceği konusunda uyardık. Olmalı da... Çünkü modern bilim sayesinde hayatın bu gerçeklerini unuttuk ve tam da bu nedenle günümüzde aşı karşıtlığı kendine oyun alanı bulabiliyor.

Yani bu durum, yukarıdaki "kapitalizm eleştirisi" konusunda da gördüğümüz gibi, bilim karşıtlarının keyifle uyguladığı ve üzerinden prim yaptığı çifte standardı göstermektedir: Bilim karşıtlarının kendilerine bu kadar fazla gündem yaratabiliyor olmalarının nedeni, söz konusu aşıların, söz konusu ölümcül hastalıkları hayatımızdan silmiş olmasıdır. Çocuğu, tanıdığı veya kendisi, aşağıdaki hastalıklardan herhangi birine yakalanan biri, bir anlığına bile aşı karşıtlığı yapamazdı.

Ancak aşılar sayesinde birçok ölümcül hastalığı unuttuk ve dolayısıyla bu unutkanlıktan maddi kazanç elde etmek kolaylaştı. Çocuklarımız kızamıktan ölmeye devam ediyor olsaydı (ve bu aşı karşıtlığı büyürse olacağı gibi, gözümüzün önünde ölmeye başladıklarında) sizce aşı karşıtlığına geçit verilecek mi?

Aynı kişiden çiçek hastalığı kapmış iki kız kardeş. Üstteki, çocukluğunda aşı olmuş, 21 yaşında bir genç. Alttaki ise küçüklüğünde aşı olmamış, 15 yaşında bir genç.
Aynı kişiden çiçek hastalığı kapmış iki kız kardeş. Üstteki, çocukluğunda aşı olmuş, 21 yaşında bir genç. Alttaki ise küçüklüğünde aşı olmamış, 15 yaşında bir genç.
Snopes

Aşı Karşıtlarının Yüzeyselliği: Öncül Semptomlara Aldanmayın!

Aşı karşıtlığının çifte standardının bir uzantısı da yine tıbbın iyileştirici gücünden kaynaklanmaktadır: Kızamık gibi ölümcül hastalıklara anında müdahale eden doktorlar, tıpkı aşılar gibi yöntemlerden geçerek üretilen ilaçları kullanarak hastalığın seyrini kontrol altına alabilirler. Bunu gören ebeveynler (veya genel olarak insanlar), sanki bu hastalıkların tek belirtisi, ilk anda kendini gösteren vücutta kızarıklık, halsizlik, ishal, ateş gibi "sıradan" semptomlar olduğunu sanırlar. Halbuki o semptomlar, ölümcül bir hastalığın seyrinin sadece başlangıcıdır. Ancak tıp sayesinde devamı görülmediği için, aşıların da "o kadar da önemli olmadığı" düşünülür.

Kızamık örneğinden gidecek olursak... MeV olarak da bilinen Measles morbillivirus isimli kızamık virüsü, bazı hastalarda beyne yerleşerek, SSPE adı verilen bir komplikasyona neden olur. Buna bağlı olarak beyin zarında enflamasyon görülür ve bu da, konuşma güçlüğü (kelime haznesi daralması), hesaplama güçlüğü, irkilmeler gibi nörolojik semptomlara sebep olur. Nihayetinde beyni tamamen hasara uğratan virüs, geri döndürülemez bir şekilde ilerliyor ve kısa bir süre içinde hastanın nöbetler geçirmesine sebep oluyor. Bazı hastalarda göz korneası yırtılıyor. Bazılarının akciğerleri ödemlenerek zatürree ile birlikte görülüyor. Bu şekilde kendini gösteren, ileri düzeye ulaşmış kızamığın bir tedavisi yok. Sonucu, ölüm. Aşağıda, 1 yaşında geçirdiği kızamık nedeniyle SSPE komplikasyonu görülen bir hastanın 15 yaşındaki halini izleyebilirsiniz:

Bu hastanın omurilik sıvısından alınan örneklerde yapılan analizler sonrasında kızamık kökenli SSPE tanısı konduktan 3 ay sonra hareket edememeye başladı (akinetik hale geldi) ve konuşma yetisini yitirdi. Bu hastaların beklenen ömrü: 1-3 yıl.

Ancak çoğu kızamık vakasına erken müdahale edildiği için, bu tarz ileri komplikasyonlar neredeyse hiçbir zaman görülmüyor. Ama bunu sağlayan da, o aşıları üreten tıbbın ta kendisi! Bu nedenle de söz konusu hastalıklar, insanlara tabiri yerindeyse "lay lay lom" geliyor. "Azıcık suratımız kızarır, biraz ateşimiz çıkar, ne olacak ki?" deyip, aşıların önlediği ölümcül hastalıkları küçümsüyorlar.

Aşı Karşıtlığının İki Yüzlülüğü: Bilimsel Dürüstlüğü Bilime Karşı Silah Olarak Kullanmak...

Aşılarla ilgili halk arasına yayılan en büyük yalan, aşıların yan etkilerinin onun ne kadar tehlikeli olabileceği ile ilgilidir. Komik bir şekilde insanlar, aşı prospektüslerinden çektikleri fotoğrafları "aşılara karşı kanıt" olarak sosyal medyada silaha dönüştürmektedirler. Bir örneği aşağıda görülebilir:

Difteri ve tetanoz aşısının
Difteri ve tetanoz aşısının "ani bebek ölümü"ne neden olabileceğine yönelik yan etki, prospektüsünden alınan bir fotoğraf ile servis ediliyor.

Ne tuhaftır ki güya insanlara zarar vermek isteyen hekimler ve ilaç üreticileri, her bir aşı kutusunun içine olası yan etkileri de dürüst ve açık bir şekilde yazmaktadırlar. Yazmamak daha kolay, şeytani ve sinsi olmaz mıydı?

Şaka bir yana, bilimsel dürüstlüğü, bilime karşı bir silah olarak kullanamazsınız. Her ilacın yan etkileri vardır. Çünkü bilim kesin sonuçlar üretebilen bir sistem değildir; insan yapımı hiçbir sistem kesin sonuçlar üretemez. Her bilimsel çalışmanın hata payı vardır; çünkü her bir olası ilacı, 8 milyar insanın her biri üzerinde her sene deneyip her sene %100 etki ölçümü yapmak imkansızdır. Bu nedenle belirli deney grupları kullanılır ve bunlardan istatistiki çıkarımlar yapılır. Her istatistiki çıkarım da, mecburen bir hata payı ile birlikte gelir. Bu hata payının yansıttığı şey, deneylerde aşırı nadir de olsa ortaya çıkan yan etkilerdir.

Fakat yan etkileri var diye aşıları "zararlı" olarak kategorize etmek tamamen hatalıdır. Çünkü günlük yaşantıda insanların "öylesine aldığı" her ilacın yan etkisi vardır:

Liste böyle uzayıp gider... Görebildiğiniz gibi, komplo teorisyenlerinin iddia ettiği gibi, aşıların yan etkileri öyle "gizli" ya da "sıra dışı" bilgiler değildir. Her ciddi tıp ve bilim oluşumunun sitesinde her birine, tüm detaylarıyla (ve akademik çalışma sonuçlarıyla birlikte), açıkça erişebilirsiniz.

Peki bu ne demek? Yan etkileri var diye hiçbir ilacı almamalı mıyız? Elbette hekim kontrolünde, denetimli bir şekilde almalıyız; çünkü tıp biliminin bir ürünü olan ilaçlar, modern çağdaki uzun yaşamın sağlayıcılarından birisi! Ve elbette gereksiz yere ilaç almamalıyız; zaten bu nedenle hekimler var, sizi kontrol ediyorlar, risk/zarar analizi yapıyorlar ve en uygun tedaviyi sunmaya çalışıyorlar. Tam da bu nedenle kafanıza göre "Aman canım 250 aspirin yutuvereyim, böylece ömür boyu bir daha hiç başım ağrımaz." gibi düşünceler işe yaramıyor.

Yukarıdaki difteri-tetanoz aşısı (Pediacel) örneğini ele alalım. Yan etkilerden birisi olarak "ani bebek ölümü" olabileceği ima ediliyor; ancak bununla ilgili olarak turuncuya alınmış alanda tam olarak şöyle söyleniyor: "DTsF aşısı verilmesi sonrasında bazı durumlarda ani bebek ölümü sendromu görüldü. Ancak sadece şans etkisiyle de aşı sonrasında bu durum görülebilmektedir."

Yani aşı ile "ani bebek ölümü" arasında nedensellik bulunmuyor; sadece yeterince çok bebekte aşı uygulandığı ve "ani bebek ölümü", aşılardan tamamen bağımsız şekilde oldukça sık görülüyor (bebeği oynarken fazla sarsmak bile bunu tetikleyebilir!). Dolayısıyla bazı bebeklerde aşı ile ani bebek ölümü bir arada görülebiliyor. Ancak bu, ilkinin ikincisine neden olduğu anlamına gelmiyor.

Arada nedensellik kurulmaksızın nedensellik iddia etmeye mantık felsefesinde post hoc safsatası deniyor. Yani "X, Y'den önce geldi, dolayısıyla X, Y'nin sebebi olmalıdır." şeklindeki mantık safsatası. Birden fazla bağımsız araştırmada, diğer faktörler de işin içine katıldığında, difteri ve tetanoz aşısının ani bebek ölümleri ile hiçbir ilgisi olmadığı gösterildi.

Elbette tüm bu yalın gerçeklere ve hekim tavsiyesine rağmen ilaç almamayı her zaman seçebilirsiniz. Sonuçta yaşam sizin, ölüm de sizin (veya adına kararlar aldığınız çocuğunuzun) olacak...

Aşı Karşıtlığının Tehlikesi: Sahtebilim Öldürür!

Aşı karşıtlığı gibi sahtebilim dallarına inanmak, son derece masum bir tercih gibi gelebiliyor. Tek sahtebilim türü aşı karşıtlığı değil, batıl inançların çok farklı çeşitleri var ve ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine inanmanın bir zararı yok gibi gelebiliyor. Bu da, diğer tüm sahtebilim türlerinin (örneğin astroloji veya aşı karşıtlığı gibi) masum olduğu yanılgısını doğurabiliyor.

Halbuki sahtebilim, inanılmaz büyük zararlara neden olan, hem cana hem de mala kıyan, çok büyük bir sektör. Yukarıda buna dair bazı sayılar vermiştik; ancak onlar, sahtebilime inanan insanların sırtından para kazananları gösteriyor. Buzdağının öteki yüzünü gizliyor: Bir de, sahtebilime inanma sonucunda kaybedilen muazzam miktarlarda yaşamlar ve paralar var.

Örneğin aşı karşıtı komplo teorileri nedeniyle her yıl 3 milyon insan hayatını kaybediyor; bunların 1.5 milyonu 5 yaşın altındaki çocuklar. AIDS'e yönelik komplo teorileri nedeniyle yüz binlerce insan her yıl hayatını kaybediyor. Sahtebilimin insanlara verdiği zararlarla ilgili olarak buradaki yazımızı veya Şüphecinin El Kitabı isimli kitabımızı okuyabilirsiniz.

Çiçek hastalığı... Çok daha fazla fotoğraf görmek için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.
Çiçek hastalığı... Çok daha fazla fotoğraf görmek için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.
Google Görseller

Aşıların Riskleri, Korudukları Hastalıkların Riskinden Kat Kat Düşük!

Yazılarımızda da anlattığımız gibi, aşılar kusursuz yöntemler değildir ve nadiren de olsa yan etkileri olabilir. Bu, söylediğimiz gibi, her ilaç için geçerlidir. Ancak şunu da unutmayın: Aşılar, ölümcül hastalıklara karşı alınan önlemlerdir. Yani inanılmaz şanssızsanız, bir aşının inanılmaz nadir yan etkilerinden birisine denk gelebilirsiniz. Ancak aşı olmazsanız, pek de şanssız olmaksızın, aşıların koruduğu hastalıklardan birine yakalanıp, kısa sürede ölebilirsiniz. Yani basit düzeyde bir fayda/zarar analizi bile, aşıların faydasının, olası zararlarından kat kat yüksek olduğunu net bir şekilde göstermektedir.

Yukarıdaki kızamık örneğinden gidelim... İlk dozu 12. ayda, ikinci dozu 3-4 yaş arasında yapılan MMR aşısı, hastalığı Dünya yüzeyinde %99 oranında silmeyi başarıyor! Üstelik yapılan çalışmalar, MMR aşısının sözde "yan etkilerinin" milyonda birden daha az (<0.0001) düzeyinde olduğunu gösteriyor.

Sadece bu da değil! Kızamık geçiren her 10 çocuktan 1'inde orta kulak iltihabı, her 20 çocuktan 1'inde zatürree, her 12 çocuktan 1'inde ishal görülüyor. Yapılan çalışmalar, her 1000 kızamık vakasından ortalamada 2 civarının yukarıdaki nörolojik ve solunum problemleri nedeniyle öldüğünü gösteriyor.

Şimdi soruyoruz: Milyonda bir ihtimalden düşük, potansiyel olarak ölümcül bile olmayabilen aşı yan etkilerini mi dikkate alacaksınız, her 500'de 1 ihtimalle çocuğunuzun kızamık nedeniyle ölmesini mi? En azından ilkokul düzeyindeki matematik, işte biraz da bu nedenle önemli. 2009 yılında yayımlanan bir makalede, İsviçre'deki Basel Çocuk Hastanesi Pediyatrik Enfeksiyon Hastalıkları Birimi'nden Dr. Ulrich Heininger şöyle yazıyor:

(...) Görünen o ki, aşıların yan etkilerine yönelik halk arasındaki gözlemlerin büyük bir kısmı, tesadüfi gözlemlerdir. Bunlar, Hib aşısı sonrası diyabet artışı, MMR sonrası otizm, Hepatit B aşısı sonrası demiyelanizasyon hastalıkları, çocukluk aşıları sonrası astım gibi örnekleri de içeren geniş bir gözlem grubudur. Vaka çalışmaları, kimi zaman hekimleri ve halkı endişelendiren hipotezleri doğurabilir; ancak suçlanan aşının gerçekten de suçlu olduğunun tespit edilmesi oldukça çok emek ve zaman isteyen bir süreçtir.

Bu açıdan, tesadüfler ile nedenselliği ayırt etmek büyük bir öneme sahiptir. Bu her zaman kolay değildir; özellikle de söz konusu olay nadir yaşanıyorsa ve kıyasalanabilecek bir arka plan verisi bulunmuyorsa. Örneğin eğer ki ben bazı vaka gözlemlerim sonrasında her gün 1 bardak portakal suyu içmenin Alzheimer'a neden olduğu hipotezini ileri sürseydim, bunun hızlıca çürütülmesi ve halkın portakal suyuna olan güvenini geri kazanmasını sağlamak nasıl mümkün olurdu? Hele ki bu "muazzam hipotezin" medya tarafından da yayıldığı düşünülecek olursa?

Uzun lafın kısası, yapılan araştırmaların hepsi aşıların faydalarını tartışmaya yer bırakmayan bir düzeyde göstermektedir. Bu konuda yapılan sayısız risk/zarar analizi, aşı olmanın faydalarının, aşılardan uzak durmaya neden olan potansiyel yan etkilerin olası zararlarına kıyasla çok ama çok daha üstün olduğunu göstermektedir. Dahası, aşı olmama nedeniyle yakalanılabilecek hastalıkların ölümcüllük oranı, aşıların aşırı küçük bir olasılıkla, nadiren olan yan etkilerinin potansiyel sonuçları yanında çok daha tehlikelidir.

Yani aşı olmayıp da bu hastalıklara yakalanmak, aşılardan doğabilecek aşırı nadir yan etkilerden çok daha tehlikelidir. Günümüzdeki aşıların yan etkilerinin spektrumu ve şiddeti çok iyi bir şekilde bilinmektedir.

Geçmişte, aşı yapımı ile ilişkilendirilen yan etkilerin ezici çoğunluğunun nedensellik ilkesine uymadığı (yani aşıların o yan etkilere neden olmadığı), daha ziyade geçici ve tesadüfi ilişkiler olduğu tekrar tekrar gösterilmiştir. Buna rağmen, elbette ki, risk/zarar analizleri sıklıkla tekrarlanmalı ve bilimin her alanında olduğu gibi bilimsel şüphecilik elden bırakılmamalıdır.

Aşı Karşıtlığı Bilimsel Olmayan, Temelsiz Bir İnanç Sistemidir!

Aşı karşıtlığı, tıpkı düz dünyacılık gibi, üzerinde düşünmesi ilgi çekici olsa da, %100 hatalı bir inançtan ibarettir. Hiçbir geçerli tarafı bulunmamaktadır. İnsanların bu tarz "sürüden ayrı olma" veya "uyanmış olma" merakını anlıyoruz; ancak bu inançların gerçekleri değiştirmediğini anlamak önemlidir. Bir bilginin sıra dışı olması, onu daha gerçek kılmaz. Bir diğer deyişle, "Ana akımın tersi doğru olmak zorundadır." görüşü, cehaletin en üst düzeylerinden birisidir ve sağlık gibi bir konuda asla kanılmamalıdır!

Bu harika karikatürde otizme sebep olan aşıların kocaayak, mistik cüceler, deniz kızı ve tek boynuzlu at gibi hayali karakterler arasında yerini aldığını görüyoruz.
Bu harika karikatürde otizme sebep olan aşıların kocaayak, mistik cüceler, deniz kızı ve tek boynuzlu at gibi hayali karakterler arasında yerini aldığını görüyoruz.

Tıbbi uygulamalar; sağlıklı bir bilimsel şüphecilik çerçevesinde, belli bir akademik algı ve biliş düzeyine eriştikten sonra, rahatlıkla sorgulanabilir. Bunda hiçbir sakınca yok! Halkımızı buna Evrim Ağacı olarak bizzat teşvik etmekteyiz: Sorgulayın!

Sakınca; bilimsel olarak yeterli donanım ve algıya erişmeden, bilimsel hiçbir temeli olmayan argümanlara başvurarak halk ve toplum sağlığını tehdit ettiğinizde başlamaktadır. Düşünce özgürlüğümüzün, diğerlerine zarar veren düzeye erişmediğinden emin olmalıyız.

Kızamık
Kızamık

Aşılarla İlgili Yaygın Yanlış İnançların Doğruları

Aşılarla ilgili şu yaygın inançlara kanmayın:

  • "Aşıların savunma sisteminize 'aşırı yükleme' yaptığı" iddiası tamamen hatalıdır. Tam tersine, hastalık sırasında aşırı miktarda yabancı mikropla boğuşmamak adına önceden hazırlık yapabilmesini sağlar.
  • "Aşıların bazı hastalıkların kökünü kurutmuş olması, aşıların artık gereksiz olduğu anlamına geldiği" iddiası tamamen hatalıdır. Sürü bağışıklığı sürdürülmezse, tek bir vakadan yeniden salgınlar başlayabilir - ki bunun örneklerine rastlıyoruz.
  • "Aşılanan insanlar, aşılanmayanlardan daha fazla hasta olur." iddiası tamamen hatalıdır. Yapılan çalışmalar aşılandıktan sonra hastalanan kişilerin sayısının, aşılanmadan hastalananlara göre kat kat düşük olduğunu göstermektedir.
  • "Hijyene dikkat edilir ve sağlıklı beslenilirse aşılara gerek kalmaz." iddiası tamamen hatalıdır. Bunlar önemlidir; ancak aşıların verdiğini tek başına size veremezler! Bu, mümkün değildir!
  • "Doğal bağışıklık, aşı bağışıklığından daha iyidir." iddiası tamamen hatalıdır. Doğal kazanılan bağışıklığın bazı vakalarda aşı ile kazanılan bağışıklıktan daha uzun sürdüğü doğrudur; ancak doğal enfeksiyonun riskleri aşı kullanımının yarattığı risklerden fazladır.

Bu yaygın hatalı inançlar hakkında çok daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Çocuk Felci hastalarına uygulanması gereken tedavi.
Çocuk Felci hastalarına uygulanması gereken tedavi.

Çocuklarınızı Aşılayın!

Her şeyden önemlisi, ebeveynlere sesleniyoruz: Lütfen çocuklarınıza, hekimlerin önerdiği aşıları eksiksiz olarak yaptırınız. Ülkemizin sorunlarına bir de antik salgın hastalıkları eklemeyelim. Unutmayın: Bizim ileri gitmemiz gerekiyor, geri değil. Çocuklarımız = Geleceğimiz.

Çocuklarımızın, çocuklarınızın aşılarını takip etmeyi ve zamanında yaptırmayı unutmayın. Onlar bizlerin gelecekleri ve onları ölümcül hastalıklardan korumanın en önemli yollarından birisi zamanında ve doğru bir şekilde aşılamak. Sadece ve sadece aşılar ve düzgün aşılanma sayesinde:

  • Çocuk felci ve çiçek hastalığı %100 başarıyla; 
  • Difteri, H. influenzae (5 yaşından küçüklerde), kızamık, kabakulak, kızamıkçık %99'dan fazla başarıyla; 
  • Hepatit A ve kalıtsal rubella sendromu %98'den fazla başarıyla; 
  • Tetanoz ve su çiçeği %96'dan fazla başarıyla;
  • Meningokok, boğmaca, pnömokoksis (5 yaşından küçüklerde) ve rotavirüs %80'den fazla başarıyla,
  • Akut hepatit B ise %70'ten fazla başarıyla önlenebilmektedir.

Sadece aşılanmayla!

Olmanız ve çocuklarınıza yaptırmanız gereken aşıları hekiminizden veya T.C. Sağlık Bakanlığı Aşı Portalı'ndan öğrenebilirsiniz. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 9
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 1
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • CDC. Vaccines Work!. (2018, Ocak 01). Alındığı Tarih: 13 Mart 2019. Alındığı Yer: CDC
  • S. W. Roush, et al. (2007). Historical Comparisons Of Morbidity And Mortality For Vaccine-Preventable Diseases In The United States. JAMA, sf: 2155-2163.
  • CDC. Possible Side Effects From Vaccines. (2019, Aralık 20). Alındığı Tarih: 20 Aralık 2019. Alındığı Yer: CDC
  • B. M. Galindo-Santana, et al. (2012). Vaccine-Related Adverse Events In Cuban Children, 1999–2008. Medicc Review.
  • M. Wood. Measles Is Still A Very Dangerous Disease. (2019, Şubat 11). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2019. Alındığı Yer: University of Chicago
  • I. Rizvi, et al. (2019). Teaching Video Neuroimages: An Unusual Case Of Fulminant Subacute Sclerosing Panencephalitis. Neurology.
  • R. Y. Moon, et al. (2016). Sids And Other Sleep-Related Infant Deaths: Evidence Base For 2016 Updated Recommendations For A Safe Infant Sleeping Environment. Pediatrics.
  • P. L. Moro, et al. (2015). Deaths Reported To The Vaccine Adverse Event Reporting System, United States, 1997–2013 . Clinical Infectious Diseases, sf: 980-987.
  • E. Eriksen, et al. (2004). Lack Of Association Between Hepatitis B Birth Immunization And Neonatal Death: A Population-Based Study From The Vaccine Safety Datalink Project. The Pediatric Infectious Disease Journal, sf: 656-662.
  • Consensus Study Report. (2003). Immunization Safety Review: Vaccinations And Sudden Unexpected Death In Infancy. ISBN: 978-0-309-08886-2. Yayın Evi: The National Academies Press.
  • L. E. Silvers, et al. (2001). The Epidemiology Of Fatalities Reported To The Vaccine Adverse Event Reporting System 1990–1997. Pharmacoepidemiology & Drug Safety, sf: 279-285.
  • M. R. Griffin, et al. (1988). Risk Of Sudden Infant Death Syndrome After Immunization With The Diphtheria–Tetanus–Pertussis Vaccine. The New England Journal of Medicine, sf: 618-623.
  • P. L. Moro, et al. (2018). Safety Surveillance Of Diphtheria And Tetanus Toxoids And Acellular Pertussis (Dtap) Vaccines. Pediatrics.
  • N. Bakalar. The Alternative Medical Bill: $30.2 Billion. (2016, Haziran 27). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2019. Alındığı Yer: The New York Times
  • R. K. Garg. (2002). Subacute Sclerosing Panencephalitis. British Medical Journal, sf: 63-70.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/01/2020 09:48:49 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5349

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Okuyan biri ölmeden önce binlerce hayat yaşayabilir... Okumayan biri tek bir hayat yaşar.”
George R. R. Martin
Geri Bildirim Gönder