Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Contagion: Koronavirüs Salgını Sırasında Yeniden Popüler Olan Film Ne Kadar Gerçekçi? Ve Neden?

Contagion: Koronavirüs Salgını Sırasında Yeniden Popüler Olan Film Ne Kadar Gerçekçi? Ve Neden?
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Masum bir öksürük, tüm Dünya'ya diz çöktüren bir salgına dönüşebilir mi? Özellikle de koronavirüs salgını sonrasında hızla popülerliği artan 2011 yapımı Contagion filminin iddiası bu.

Açık konuşmak gerekirse, her bir insanı ve her bir virüsü an an takip edebiliyor olsaydık, solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıkları o "ilk öksürüğe/hapşırığa" dek takip etmek mümkün olabilirdi. Bu açıdan, tüm Dünya'ya diz çöktüren COVID-19 salgını da muhtemelen Çin'in Wuhan bölgesindeki masum bir öksürük veya hapşırık ile ilk hastadan ikinci hastaya bulaştı.

Peki Contagion filmi ile COVID-19 salgını (ve genel olarak pandemik diğer salgınlar) arasında ne kadar benzerlik var? Contagion, "bilimsel" sayılabilecek bir film mi? Yoksa bilimden bol bol fikir ödünç alıp, Hollywood'un abartılarıyla süslenen sıradan bir diğer kurgu mu? Gelin tıpkı Interstellar, Gravity, Transcendence, Lucy, Limitless gibi bilimle ilişkili olma iddiasındaki filmleri analiz ettiğimiz gibi, Contagion filmini de bilimsel olarak masaya yatıralım.

Söylemeye gerek yok, yazıda "spoiler"lar olacak.

Contagion: Bir Salgın Filmi

Öncelikle şunu söyleyerek başlayalım: Contagion, bir kurgu olması bakımından, sıradan bir Hollywood yapıtının ötesine geçerek bilim dersine çalışmış bir film. Bu açıdan takdire şayan olduğunu söylemek gerekiyor; zaten detayları aşağıda göreceksiniz. Ancak filmde gösterilen bazı kısımlar bilimsel değil ve gerçek hayattan kopuk - ki bu da, en nihayetinde bir film olduğu gerçeğini hatırlatıyor.

Filmde gerçek hayatta giderek popülerleşen bir sahtebilim savunucusu ve yayıcısı olan Gwyneth Platrow isimli oyuncu, ABD'nin Minnesota eyaletindeki bir yönetici olan Beth Emhoff isimli bir karakteri canlandırıyor. Hong Kong'a yaptığı bir iş gezisi sırasında hastalanıyor ve bunun sonucunda, iki ayrı kıtadaki talihsiz insanlara da hastalığı bulaştırıyor. Buradan başlayan salgın, Güney Afrika'daki Durbin kentinden tutun da ABD'nin San Francisco kentine kadar her yere yayılıyor. Sonrasındaysa olaylar gelişiyor.

MEV-1 Virüsü: Filmdeki Salgının Ana Kaynağı

Filmdeki hastalığa ve salgına neden olan virüs, Paramyxoviridae isimli virüs ailesinden bir virüs olarak tanımlanıyor ve MEV-1 adıyla anılıyor.

Neden COVID-19 Salgınına Bu Kadar Benziyor?

Bu, Contagion ile ilgili olarak bize en sık gelen soru. Ve cevabı çok basit: Çünkü film, gerçek bir virüs olan Nipah virüsü üzerine araştırma yapılarak hazırlandı! Ve sonrasında da Nipah virüsünden daha bulaşıcı olan diğer virüslerden ve tarihte yaşanmış salgınlara yönelik epidemiyolojik (salgın bilimsel) çalışmalardan ilham alarak dramatize edildi!

Filmin senaristi olan Scott Z. Burns, daha önceden Pu-239 (hem yazar, hem yönetmen) ve Side Effects (yazar ve yapımcı) gibi tıbbi teması ağır olan filmlerde çalışmış bir senarist ve filmlerinin gerçekçiliğini arttırmak için bilime çalışması gerektiğini biliyor. Ölümcül bir hızda yayılan bir salgından söz ediyorsak, solunum yoluyla bulaşan virüslere odaklanmak doğru bir tercih. Contagion'u bu kadar inanılır yapan da bu. NPR'a şöyle diyor:

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bu filmde "olası" bir salgının nasıl gözükeceğini yansıtmaya çalıştık, bir "Hollywood abartmasının" nasıl gözükeceğini değil. Bilimsel anlayışın sınırlarında kalan bir hikaye anlatmayı hedefledik ama aynı zamanda dünyanın buna nasıl tepki vereceğini göstermek istedik. Bu nedenle filmin kapağında "Hiçbir şey korku kadar hızlı yayılmaz." yazıyor.

Haklı.

Filmin amacı, "gerçekçi olarak germek" idi. Öyle ki, oyunculardan Matt Damon, filmi daha da ürkütücü kılmak için "birkaç zombi eklemeyi" şakayla karışık bir şekilde önerdiğinde, Burns ona filmin asıl korkutucu olma sebebinin gerçekçiliği olduğunu hatırlattı.

Burns'ün dersine iyi çalışma isteğini, oyuncu ekibiyle birlikte gerçek laboratuvarları ziyaret ederek bilgi almasından görebiliriz. Örneğin Burns, Kate Winslet ve Jennifer Ehle, Columbia Üniversitesi epidemiyoloji (salgın bilim) profesörü Dr. Ian Lipkin'in laboratuvarına giderek buralardaki görünüm ve seslerin (örneğin uğultuların) nasıl olması gerektiğini çalıştılar ve hatta Lipkin, filmde gösterilen virüsün 3 boyutlu modelinin gerçekçiliği konusunda onlara yardımcı oldu.

Contagion film afişi
Contagion film afişi

Zaten film ilk yayınlandığında, ABD Hastalık Kontrol Merkezi şöyle demişti:

Bu film bir belgesel değil, ancak viral salgınlarla ilgili olarak kimi zaman doğru olan, kimi zamansa hatalı olan bilimsel verilere yer verilmiş.

Virüsün İnsana Bulaşması İnanılmaz Gerçekçi!

Filmde (son 2 dakika civarında) virüsün insanlara geçişi oldukça dramatik ve net bir şekilde sunulmaktadır: İnsanlar, yarasaların da yaşadığı bölgelerde ağaç ve habitat yıkımını sürdürdükçe, insanlar ile yarasalar daha iç içe geçmektedir. Buldozerle ağaç yıkımı yapan insanların amacı, domuzları için evler inşa etmektir. Bu sırada bir yarasa uçarak bir domuzun üzerinden geçer ve bu sırada domuzun yediği muz üzerine dışkısını bırakır. Domuz bunu yer ve virüs, domuza geçer. Domuz içinde evrimleşen virüs, bir şef tarafından yemek olarak hazırlanır ama bu sırada şef, ellerini yıkamaz. Bir parçasını ağzına attığı anda, virüsü de kendisine bulaştırır ve sonrasında Paltrow'un karakteri ile el sıkışarak virüsü ona bulaştırır.

Bu, inanılmaz gerçekçi bir anlatım! Öyle gerçekçi ki, Georgetown Üniversitesi Küresel Sağlık Bilimi ve Güvenliği Merkezi müdürü Rebecca Katz, filmin bu sahnesini öğrencilerine dersler sırasında izlettiğini söylüyor:

Eğer ağaçları keserseniz, yarasaların davranışını değiştirirsiniz. Yarasalar, domuzlarla etkileşime geçer - ki biz bu domuzları yemek için yetiştiriyoruz. İnsanlar, enfekte olmuş domuzlarla etkileşir ve bu, insanlara yeni bulaşan virüslerin ana kaynaklarından birisidir.

Virüsler Arası Benzerlikler

Paramyxoviridae virüsleri, doğal konakları insanlar, balıklar, kuşlar gibi omurgalı hayvanlar olan RNA virüsleridir. İnsanlara bulaşan Morbilivirus, Respirovirus ve Rubulavirus gibi üyelerinin tamamı havadaki parçacıklar yoluyla bulaşır; kimi zamansa Rubulavirus örneğinde olduğu gibi doğrudan tükürük yoluyla da bulaşabilir.

Tanıdık geldi mi? COVID-19'a neden olan SARS-CoV-2 virüsü de aynen bu şekilde bulaşmaktadır.

Bir diğer Paramyxoviridae virüsü olan Nipah virüsü ya da bilimsel adıyla Henipavirus ise yukarıda saydığımız kuzenlerinden "birazcık" daha tehlikelidir: Kimi zaman hiçbir semptom göstermeyen (asemptomatik olarak geçirilen) Nipah virüsü enfeksiyonu hastalığı, hastalarda genellikle şu belirtilerle görülür:

  • ateş
  • öksürük
  • baş ağrısı
  • nefes darlığı
  • kafa karışıklığı

Tanıdık geldi mi? COVID-19'a neden olan SARS-CoV-2 virüsü belirtileri de aynen bunlardır.

Nipah virüsü de tıpkı SARS-CoV-2 gibi bir RNA virüsüdür. Her ikisinin de doğrudan bir tedavisi yoktur; sadece semptomlar tedavi edilir.

Nipah virüslerinin doğal rezervuarı yarasalardır (özellikle de meyve yarasalarıdır). SARS-CoV-2 için de ana rezervuarın yarasalar (veya bir ihtimal, pangolinler) olduğu düşünülmektedir. Ancak filmdeki MEV-1 hayali virüsü, yarasa-domuz virüslerinin bir karışımı olarak sunulmaktadır. Bu açıdan benzerlik pek de çarpıcı değildir; çünkü SARS-CoV-2 için domuzlar aday rezervuar değildir.

Benzerlik Çok da Şaşırtıcı Değil

Ayrıca yukarıda saydığımız benzerlikler ilk etapta şaşırtıcı gelse de, solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan hastalıklar için neredeyse hepsi ortaktır. Bu bakımdan, çok geniş bir hastalık kategorisi olan "solunum yolu enfeksiyonları" üzerine bir film yapıldığında, hele ki bu enfeksiyonların nasıl semptomlara yol açtığı incelenerek metin yazımı yapılmışsa, bu benzerlikler kaçınılmaz olacaktır.

Benzer şekilde, zaten insanlara bulaşan virüslerin %75 civarı diğer hayvanlardan gelmektedir. Dolayısıyla filmin bunu göstermesi de oldukça beklendiktir; bir başka yolu göstermesi "sıra dışı" olurdu.

İki Virüs Arasındaki Farkları Atlamayın!

Karma Virüs

MEV-1 hayali virüsü sadece Nipah virüsünü değil, aynı zamanda Hantavirus ve Parainfluenza virüslerinden de ilham almaktadır. Yani onların bir karışımı gibidir. Bu nedenle bu virüsün yayılma dinamikleri, gerçekte bildiğimiz virüslerden epey farklıdır. Tıpkı Jurassic World filminde yaratılan Indominus rex isimli dinozorun bildiğimiz dinozorların bir karması olması ve bu nedenle gerçekçiliğini yitirmesi gibi...

Öte yandan SARS-CoV-2, halihazırda tanıdığımız SARS-CoV'un birazcık evrimleşmiş hali gibidir. Bu açıdan pek bir karma tarafı yoktur.

Öldürücülük Oranı

MEV-1 hayali virüsü ile SARS-CoV-2 gibi gerçek virüsler arasındaki en büyük fark, öldürücülük oranında (yani bulaştığı kişilerin yüzde kaçını öldürdüğünde) yatmaktadır: Nipah virüsünün öldürücülük oranı %50-75 arası, filmdeki MEV-1 hayali virüsünün öldürücülük oranı %20 civarı, SARS-CoV-2'nin öldürücülük oranı ise %2.4 civarındadır.

Semptomlar

Eğer tedavi edilmezse veya bağışıklık sistemi zayıfsa, Nipah virüsü birkaç gün içinde komaya ve ölüme neden olabilir; çünkü beyin iltihabına neden olabilmektedir. Hatta virüsten kurtulsanız bile beyin iltihaplanması (ensefalit) ve nöbetler gibi komplikasyonlar sonradan devam edebilmektedir.

Filmin de ilk 15 dakikası içinde Paltrow'un karakteri ensefalit nedeniyle ölmekte ve doktorlar kafatasını açıp incelediklerinde beyninde gördükleri hasar nedeniyle şaşkına uğramaktadır. Biri, diğerine "Birilerine söylemeli miyiz?" diye sorduğunda, diğer doktorun cevabı ürperticidir: "Herkese söylemeliyiz."

Bu açıdan SARS-CoV-2 ile pek bir benzerlik göstermediği söylenebilir. COVID-19 salgını hastalarında beyinle ilgili herhangi bir problem belirtilmemektedir. Daha ziyade, COVID-19 hastalarında, hastalık sırasında geçirdikleri zatürreye bağlı olarak, iyileşme sonrasında da akciğer problemleri devam edebilmektedir. Ancak beyinle ilgili doğrudan bir problem tanımlanmamıştır.

Aşı Üretimi Gerçekçi Değil!

Bir diğer fark, aşı konusunda ortaya çıkmaktadır: Filmde MEV-1 olarak isimlendirilen virüsün aşısı yaklaşık 6 ay içinde geliştirilmiştir ve bu sayede salgın dizginlenmiştir (nihayetinde filmin bir noktada ya mutlak felaketle ya da mutlak zaferle bitmesi gerekmekteydi ve senaristler, neredeyse her zaman olduğu gibi, "iyilerin kazanması" tercihini seçtiler).

Gerçek hayatta ise Nipah virüsünün aşısı henüz bulunmamaktadır. SARS-CoV-2'nin de aşısı henüz bulunmasa da, onun yakın kuzeni olan SARS-CoV için aşı geliştirebildiğimiz ve birçok firmanın potansiyel olarak çalışabilecek aşılar geliştirme sürecinde olduğu gerçeğinden yola çıkarak, muhtemelen SARS-CoV-2 için de aşı bulabileceğiz.

Dahası, 6 ay içinde bir aşının geliştirilmesi çok da gerçekçi değildir; çünkü aşı üretimi aşırı uzun süren ve çok dikkatli kontrol edilmesi gereken bir süreçtir. Virüsün genomunun dizilenmesini, yüzey proteinlerinin belirlenmesini, hangi yollarla konağa bulaştığının tespit edilmesini, bu proteinleri taklit eden antijen adaylarının üretilmesini, bunların çoğaltılmasını, sonrasında hayvan dokularında ve gerekirse canlı hayvanlarda test edilmesini, eğer beklenen düzeyde ve hızda antikor üretilmezse başa dönülmesini, hayvan deneylerinin olumlu sonuçlanması halinde Faz 0, Faz 1, Faz 2, Faz 3 ve Faz 4 klinik deneylerden geçilmesini, her bir basamakta düzgün raporlama ve analizler yapılmasını, sonrasında seri üretim ve dağıtımının yapılmasını, halka uygun bir şekilde dağıtılıp uygulanmasını ve insanların vücudunda antikor üretimi için yeterli sürenin geçmesini gerektirir. Her şey kusursuz gitse bile 6 ay içinde sıfırdan bir aşı üretmek pek olası değildir. Örneğin COVID-19 hastalığı için aşının üretilmesinin 10-24 ay sürmesi beklenmektedir - ki bu da olağanüstü şartlar altında, olağanüstü bir başarı sergilenebilirse mümkün olacaktır.

Filmde ise ilk hastada görülen ve hiç bilinmeyen bir virüsün kültürü sadece 12 gün içinde yapılmakta ve ondan 4-5 ay kadar sonra da aşısı üretilmektedir. Bu, gerçekçi değildir ve bu kadar hızlı bir aşı üretimi, muhtemelen başarısızlık ve hatta affedilmez hatalarla sonuçlanabilecektir.

Bilim insanları 40 yıldır Nipah virüsü gibi paramyxovirüsler üzerinde çalışmaktadır ve halen bir aşı üretilebilmiş değildir. Böylesine hızlı bir aşı üretimi, ancak ve ancak öyle bir virüsün yayılması önceden bekleniyorsa ve benzer virüs soy hatları tanınıyorsa mümkün olabilir - ki bu da, filmin ana iddiasıyla çelişmektedir.

Tedavi

Bir diğer fark, her ne kadar yukarıda Nipah virüsünün ve SARS-CoV-2'nin tedavisi yok demişsek de aslında SARS-CoV-2'yi tedavi etme potansiyeli olan ilaçlar bulunmakta ve geliştirilmektedir. Bunların başında remdesivir isimli ilaç gelmektedir.

Mutasyon ve Evrim

Filmin ortalarında MEV-1 virüsü evrimleşerek daha da ölümcül bir hal almaktadır. Bu, her zaman bir olasılık olsa da, yukarıda izah ettiğimiz bulaşıcılık ile öldürücülük arasındaki takas hatırlanmalıdır. Ayrıca SARS-CoV-2'nin bu yönde evrimleştiğine dair şu anda herhangi bir bulgu bulunmamaktadır.

Filmle İlgili Ana Problem: Öldürücülük ve Bulaşıcılık Dengesi(zliği)

Filmle ilgili en büyük problem, aşırı ölümcül bir virüsün aşırı hızlı yayılmasıyla epidemiyolojinin aşırı bir şekilde dramatize edilmesidir.

Bir virüs ne kadar ölümcül ise, yayılması o kadar zor olur. Çünkü eğer ki insanlar bu virüsle mücadele ediyor, testler ve karantinalar uyguluyorsa; çok ölümcül bir virüs ile karşı karşıyaysanız, hastalıktan ölüme doğru hızla yol alan hastaları tespit etmek o kadar kolay olmaktadır. Bu nedenle o kişiler hemen izolasyon (yalıtım) altına alınabilmekte ve hastalık yayılımı durdurulabilmektedir.

Ancak bir virüs ne kadar yavaş hasta ediyorsa (ve ne kadar az ölümcül ise), o kadar hızlı ve kolay yayılacaktır; çünkü onunla mücadele etmemiz o kadar zor olacaktır. Bu nedenle grip salgınları ile pek baş edemiyoruz çünkü oransal olarak çok az kişiyi (%0.1'in altında) öldürüyor ve belirtileri de oldukça yavaş ortaya çıkıyor.

Bunu kırabilecek en olası yöntem, hem aşırı ölümcül hem de aşırı bulaşıcı bir virüs olmasıdır. Ancak bu, evrimsel takas ilkesinin sınırlarını birazcık fazla zorlamayı gerektirmektedir. Çünkü bir virüs, en nihayetinde bir kişiyi aşırı hızlı öldürebilmek için aşırı hızlı çoğalmalıdır. Buna bağlı olarak hasta aşırı hızlı zayıflayacaktır ve virüs ne kadar bulaşıcı olursa olsun, hasta yatağa düşeceği veya öleceği için pek fazla kişiye bulaşamayacaktır.

Bir diğer olası çözüm, uzun kuluçka süresidir. Eğer kuluçka süresi çok uzunsa, yani virüsün vücuda girmesinden sonra hastalığın belirtilerinin başlaması çok uzun bir süre alıyorsa ve virüs bu sırada bulaşmayı sürdürebiliyorsa, o zaman uzunca bir süre popülasyon içinde yayıldıktan sonra, kuluçka süresi dolduğu anda insanlar "pıtır pıtır" diyebileceğimiz bir şekilde ölmeye başlayacaktır.

Ama bu son çözüm de "aşırı ölümcül ve aşırı bulaşıcı" kriterlerini tek başına sağlamaya yetmez; çünkü kuluçka süresi uzun (örneğin 2 hafta) olsa bile hastalık 2 hafta boyunca yayıldıktan sonra küresel olarak birden ölümler başlayacaktır ve o anda karantinalar uygulanacağı ve insanlar hızla hasta olmaya başlayacağı için yine yukarıdaki duruma dönüyor olacağız. Tabii bu sırada asemptomatik vakalar hastalığı yaymaya devam edebilir; ancak uygun karantinalarla bu salgını durdurmak mümkün olacaktır.

Nipah virüsünün kuluçka süresi 5-14 gün arasıdır. SARS-CoV-2 içinse kuluçka süresi 2-14 gün olarak belirtilmektedir ve çoğu zaman 5 gün içinde semptomlar ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan da iki virüsün benzer olduğu ve dolayısıyla filmdeki ana problemi çözmekte kullanılamayacağı görülebilir.

Dolayısıyla filmde ima edilen, virüsün bir anda aşırı öldürücü ve aşırı bulaşıcı olması ve aynı zamanda da hemen bulaşmaya hazır hale gelişi gerçekçi değildir. En azından şu anda elde bulunan gerçek virüslere bakacak olursak...

Gerçek Hayattan Örnekler

Gerçek hayattan örnekleyelim: Nipah virüsünün öldürücülük oranı %45-90 arasıdır (kimi kaynaklara göre %50-75 arasıdır)! Bu nedenle Nipah virüsü salgınları pek uzağa gidemez; çünkü bulaştığı kişiler neredeyse her zaman ölürler. Örneğin Hindistan'ın Kerala kentinde Mayıs 2018'de başlayan bir Nipah virüsü salgını, sadece 17 kişiyi öldürdükten sonra durdurulmuştur.

Benzer şekilde, 2003 yılında çıkan H5N1 (Kuş Gribi) salgını pek uzağa gidememiştir; çünkü H5N1'in öldürücülük oranı %50-70 civarındadır. Resmi istatistiklere göre o günden beri kuş gribi dolayısıyla tüm Dünya'da 330 kişi ölmüştür.

Benzer şekilde, 2012 yılında yaşanan MERS salgını pek uzağa gidememiştir; çünkü MERS-CoV'un öldürücülük oranı %37 civarındadır. 2012 yılından beri tüm Dünya'da 858 kişi ölmüştür.

Benzer şekilde, 2002-2004 yılları arasında SARS salgını da pek uzağa gidememiştir; çünkü öldürücülük oranı %10 civarındadır. 2003'ten bu yana tüm Dünya'da sadece 800 civarında insanın ölümüne yol açmıştır. SARS'ın durdurulabilmesini mümkün kılan bir diğer durum ise, hastaların semptomlar gözükmeye başlamadan önce (kuluçka süresinde) virüsü başkalarına bulaştıramıyor olmalarıydı; dolayısıyla o zamana kadar zaten hastaneye sevk edilebiliyorlardı.

Öte yandan 2019 yılında başlayan COVID-19 salgını hızla yayılmaktadır; çünkü SARS-CoV-2'nin öldürücülük oranı %2.4 civarındadır. Salgın devam ettiği için toplam ölüm sayısını henüz bilemiyoruz; ancak en azından binlerle, belki on binlerle, potansiyel olarak yüz binlerle, eğer ilaç/aşı yeterince hızlı geliştirilemez ve karantinalar düzgün uygulanmazsa, bir ihtimal milyonlarla ifade edilebileceğini söylemek mümkün.

Benzer şekilde, grip salgını her yıl yaşanmaktadır; çünkü influenza virüslerinin öldürücülük oranı %0.1 civarındadır. Bu salgınlarda her yıl yaklaşık 400.000-900.000 kişi hayatını kaybetmektedir.

Kısmen benzer olan bir şekilde, 2009 yılında yayılan H1N1 (Domuz Gribi) salgını yüz binlerce insanı öldürmüştür; çünkü öldürücülük oranı %0.02 civarındadır. Ancak bu virüsü daha yakından tanıdığımız için aşı ve ilaç geliştirme süreci çok daha hızlı yaşanmıştır ve bu da kısmen düşük sayılara katkı sağlamaktadır.

Contagion filminde gösterilen MEV-1 hayali virüsü ise yaklaşık %20'lik bir öldürücülük oranına sahiptir; dolayısıyla kabaca SARS ile MERS salgınları arasında olmasını beklerdik. Bir virüsün hem grip ya da COVID-19 gibi yayılıp, hem de SARS veya MERS düzeyinde öldürmesi pek olası bir durum değil.

Filmdeki Diğer Sahnelerin Analizleri

Epidemik İstihbarat Servisi

Filmde bir salgından şüphelenildiğinde, CDC tarafından da eğitilmiş Epidemik İstihbarat Servisi isimli bir oluşumun altındaki askerler, salgının yayıldığı bölgelere giderek bu yeni bulaşıcı hastalığa sahip kişileri tanımlamaya çalışıyor.

EIS gerçek bir organizasyondur ve filmin bu organizasyonun çalışanlarının nasıl davrandığını gösterme biçimi son derece gerçekçidir. Filmde de gösterilen halk sağlığı yetkilileri, benzer semptomları olan kişilerin olası vakalarını ve kümelerini tanımlar, bu insanların nereye gittiğini takip eder, enfekte kişilerle temas halinde olan insanları izler ve hasta ve maruz kalanları izole eder.

Salgının Yayılma Dinamikleri

Filmin takdir edilmesi gereken bir diğer isabetli noktası, fomit kavramından söz etmesi. Fomitler, hastalığı taşıyan bir kişinin dokunması (veya üzerine hapşırması/öksürmesi) sonrası virüsü taşımaya başlayan cansız yüzeyler ve parçacıklardır. Bu parçacıklara sonradan sağlıklı kişiler de dokunacak olursa, onlara da hastalık bulaşır.

Film boyunca birçok fomit doğru bir şekilde tanımlanmaktadır. Örneğin bir restorandaki sipariş girişi yapılan bilgisayarlar, yaygın fomitlerdir. Filmde, Paltrow'un kredi kartına dokunacak olan garson, aynı zamanda fomit bilgisayara dokunmaktadır. Benzer şekilde filmde, bir ortaokulun kapı kolu da fomit olarak gösterilmektedir.

Sık dokunulan alanların ve yüzeylerin tamamı fomit olma potansiyeline sahiptir. Virüsler çoğu zaman bu şekilde, hastalar arasında doğrudan bir temas olmasa bile insandan insana yayılmayı sürdürebilir. Bu nedenle salgınlarda bu yüzeylerin dezenfekte edilmesi büyük öneme sahiptir.

Ancak filmde fomitlerin oluşma hızı abartılarak anlatılmaktadır: Örneğin filmin bir noktasında Paltrow'un karakteri, virüsün bulaştığı gün gittiği bir kumarhanede zarlara üfleyerek veya fıstık kasesine dokunarak bu yüzeyleri fomit haline getirmektedir. Ama virüsün bu kadar hızlı bir şekilde (1 günden kısa bir süre içinde) fomit yüzeyler oluşturabilecek kadar hızlı çoğalması neredeyse hiçbir zaman mümkün değildir.

Bu olay, çoğu zaman en azından birkaç gün sürmektedir; çünkü virüsün konak hücrelere girip, çoğalıp, organlar ve dokular boyunca yayılıp, sayıca milyonları ve milyarları bulması için yeterince süre geçmesi gerekmektedir. Bu süre zarfında henüz savunma sistemimiz aktive olmaz ve bu nedenle de öksürme ve hapşırma gibi davranışları sergilemeyiz. Ayrıca vücudumuzda da nefes yoluyla saçabileceğimiz kadar virüs henüz bulunmaz.

Sağlık Çalışanlarının Kıyafetleri

Film, koruyucu ekipmanlar konusunda da dersine çalışmakla kalmamış, aynı zamanda bu süreçte yaşanabilecek aksaklıkları da doğru tespit etmiştir. Örneğin ideal bir durumda, salgın sırasında bütün sağlık personelinin koruyucu ekipmanlar giymesi, özellikle de maskeler, gözlükler ve eldivenlerle kendilerini korumaları beklenmektedir. Ancak ne yazık ki gerek ekipman yetersizlikleri, gerek salgına hazırlıklı olmamak, gerek salgın eğitiminin yeterli olmaması, gerekse de bireysel hatalardan ötürü tüm sağlık personelinin %100 doğruluk ve hızda bu ekipmanları kullanması mümkün olmaz. Bu kişiler ne yazık ki hastalıklara yakalanabilir ve hatta onları hastalar arasında yayabilir.

Filmde bu tarz bir yayılımdan doğrudan söz edilmese de, bir sahnede hasta bakan bir rahibenin sadece eldiven taktığı ve maske kullanmadığı görülmektedir. Bu, muhtemelen filmin göstermeye çalıştığı "hatalı uygulamalardan" birisidir ve doğru şekilde yansıtılmaktadır.

Salgınlar sırasında maske kullanımıyla ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Ölü Gömme

Film, salgın sırasında bazı virüs kurbanlarının toplu mezarlara gömüldüğünü de göstermektedir. Montefiore Sağlık Merkezi'nden epidemiyolog Theresa Madaline şöyle diyor:

Bu tür toplu mezarlar, büyük salgınlar sırasında ölenleri derhal gömme ihtiyacı, morg ve cenaze evlerinin kapasitelerini aştığında veya mezarlıkların kendisi hastalık iletimi için yüksek risk arz ettiğinde kullanılabilmektedir

Gerçekten de, 2014-2015 Batı Afrika'daki Ebola salgını sırasında ve Kongo'da halen devam etmekte olan Ebola salgını sırasında gömme uygulamaları değişti; çünkü Ebolavirüsler cesetlerden insanlara da bulaşabilmektedir ve bu nedenle her bir ölü için ayrı cenaze düzenlenmesi tehlike arz etmektedir.

Yüzünüze Dokunmayın!

Filmin en can alıcı sahnelerinden birisini de burada vermekte fayda var; çünkü gerçek hayatta da aynen geçerli.

  • "Eşim garajda kıyafetlerimi çıkarmamı istiyor ve bana yıkanmam için bir kap ılık su ve sabun bırakıyor. Sonra ben gittikten sonra tüm kıyafetlerimi el dezenfektanına boğarak temizliyor. Şey... Abartıyor, değil mi?"
  • "Pek sayılmaz. Ve yüzüne dokunmayı bırak!"

Hollywood, Bu Salgını "Öngördü" Denebilir mi?

Filmdeki benzerlikler çarpıcı olsa bile, bunu bir "öngörü" olarak değerlendirmek ne kadar mümkün, bu biraz tartışmalıdır. Çünkü bu filmin öngörüleri, Hollywood'un öngörüleri değil, akademik çalışmaların öngörüleridir. Ve uzmanlar, bizleri 2000'li yılların başından beri SARS-benzeri salgınlar için tekrar tekrar uyarmaktaydı ancak hiçbirine kulak verilmedi. Dolayısıyla 2011 yapımı bir filmin bu uyarıları filme dönüştürmesi pek de büyük bir "öngörü" sayılamaz.

Ayrıca popüler kültür o kadar farklı "alternatif senaryolar" üretir ki, bunların bir kısmının tutması işten bile değildir; ancak tutmayan binlerce tahmin algıda seçicilik yoluyla görmezden gelinir (tıpkı "sahte deprem kâhinciliğinde" olduğu gibi). Kimi zaman The Simpsons, South Park, Family Guy gibi yüzlerce bölümdür devam eden popüler kültür dizilerinde "geleceğin tahmin edildiği" yanılgısı da bundandır.

Benzer şekilde, Contagion ve Venom gibi filmlerde gösterilen salgınların, bu salgın ile benzeşmesi tesadüf değildir. Çünkü SARS-CoV-2 salgını, Dünya'nın karşılaştığı ilk salgın değildir. Salgınlar genelde kalabalık olan ve hijyenik olmayan coğrafyalarda çıkar ve Dünya'ya yayılır. Gerçekçi olmayı hedefleyen filmler de bu tarz gerçekler üzerine senaryolarını inşa ederler. Dolayısıyla Venom gibi bir filmde Çin'de yılan balığı (yılan değil!) yenmesi sonucu salgın çıkması (kaldı ki, yukarıda da izah ettiğimiz gibi yılanlar muhtemelen bu salgından sorumlu değiller), Contagion'da benzer salgın senaryolarının işlenmesi tesadüf değildir; ama komplo da değildir.

Hem senarist deyip geçmeyin, mesela sadece Contagion ve Venom gibi iki filmin senaristlerinden söz etmeye başladığınızda bile karşınıza önceden de söylediğimiz gibi Side Effects, Pu-239 gibi başka tıbbi senaryolar üzerinde çalışmış Scott Burns ile Fringe, Jumanji, Origin, Lost, Dark Tower gibi alternatif kurgu ve fanteziler üzerinde çalışmış Jeff Pinkner ve Scott Rosenberg gibi senaristler karşımıza çıkıyor. Bu kişilerin ürünlerinin, yani senaryoların bu kadar popüler olabilmesi, gerçek olanla olmayanı harika bir şekilde harmanlayabilmeleri ve size sunabilmeleri. Bu bir komplo değil, senaristlerde olması gereken bir yetenek.

Sonuç

Sonuç olarak Contagion filminin bilimsel anlamda dersine çalışma miktarı kesinlikle takdire şayandır. Ancak bu filmin sanat jargonunda açıklayıcı drama kategorisinde olduğu ve nihayetinde bir film olduğu unutulmamalıdır. Koronavirüs salgını gibi salgınlar ürkütücü olduğundan, insanlar "işlerin daha ne kadar kötüye gidebileceğini görmek" için, felaket senaryolarına ilgi göstermektedir. Tabii salgınlar sırasında komplo teorisyenlerinin saçtığı yalanlar da bu filmlere olan ilgiyi tetiklemektedir.

Ancak sağduyumuzu ve bilimsel akılcılığımızı yitirmememiz gerekmektedir. Gerçekte olmasını beklediğimiz şeyler için kaynağımız bir Hollywood filmi olmamalıdır. O film, her ne kadar dersine iyi çalışmış olsa bile...

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 16
  • Muhteşem! 3
  • Bilim Budur! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • İnanılmaz 1
  • Güldürdü 0
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • F. Kritz. Fact-Checking 'Contagion' — In Wake Of Coronavirus, The 2011 Movie Is Trending. (2020, Şubat 16). Alındığı Tarih: 19 Mart 2020. Alındığı Yer: NPR | Arşiv Bağlantısı
  • W. Morris. For Me, Rewatching ‘Contagion’ Was Fun, Until It Wasn’t. (2020, Mart 10). Alındığı Tarih: 19 Mart 2020. Alındığı Yer: The New York Times | Arşiv Bağlantısı
  • S. Karlamangla. I’ve Seen ‘Contagion’ Four Times. No, The Coronavirus Outbreak Isn’t The Same. (2020, Mart 19). Alındığı Tarih: 19 Mart 2020. Alındığı Yer: Los Angeles Times | Arşiv Bağlantısı
  • S. Karlamanga. How The Makers Of ‘Contagion’ Saw An Outbreak Like Coronavirus Coming. (2020, Mart 11). Alındığı Tarih: 19 Mart 2020. Alındığı Yer: Los Angeles Times | Arşiv Bağlantısı
  • C. Parkinson. Contagion: Could It Really Happen?. (2011, Ekim 22). Alındığı Tarih: 19 Mart 2020. Alındığı Yer: BBC | Arşiv Bağlantısı
  • T. Ghose. Contagion: Science Fact?. (2011, Kasım 16). Alındığı Tarih: 19 Mart 2020. Alındığı Yer: The Scientist | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/07/2020 07:53:14 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8359

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Paleontoloji
2019-Ncov
Epidemik
Bilgisayar
Farmakoloji
Okyanus
Korku
Uyku
Hormon
Kimyasal Evrim
İlaç
Canlılık Ve Cansızlık Arasındaki Farklar
Galaksi
Mantar
Sağlık
Ortak Ata
Evrimsel Antropoloji
Alkol
Uzay
Molekül
İhtiyoloji
Yaşam
Fotosentez
Göz
Zaman
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Cep telefonumun hafızası 1969 senesindeki Apollo 11 uzay aracının bilgisayarının hafızasından 2 milyon kat daha fazla... Onlar Ay'a gitti. Bense domuz evlerine kuşlar fırlatıyorum...”
Bill Murray
Geri Bildirim Gönder