Evrim Ağacı

COVID-19 Koronavirüs Salgını Önlemlerinin 2024 Yılının Sonuna kadar Devam Etmesi Gerekebilir!

COVID-19 Salgınında "Erkenden Normale Dönme" Planları, Sıkılma ve Gevşemenin Başladığını Gösteriyor. Sıkılmayın ve Gevşemeyin; Muhtemelen Daha Yeni Başlıyoruz ve İşleri "O Kadar da Kötü Olmadığı" Sanrısı, Virüsün Tam da İhtiyacı Olan Düşünce!

COVID-19 Koronavirüs Salgını Önlemlerinin 2024 Yılının Sonuna kadar Devam Etmesi Gerekebilir!
Tavsiye Makale

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Sanıyoruz başından beri korktuğumuz "gevşeme" ve "sıkılma" yavaş yavaş küresel ölçekte kendini hissettiriyor. Ülkeler normale dönme planlarına başladılar. İyi ama... Ne değişti?

  1. Virüse karşı aşımız var mı? Yok.
  2. İlacımız var mı? Yok.
  3. Virüs kendiliğinden durdu mu? Hayır.

O zaman her şeyi geri açtığımızda, zaten her şey birkaç ay önce açıkken olandan farklı ne olacak? Hiçbir şey.

Ülkeler, en başında da olduğu gibi, ekonomik zorluğu sağlık etiğiyle dengelemeye çalışıyorlar. Tabii sosyal izolasyonun psikososyal etkileri de bir risk unsuru. Ne var ki virüs, bizim psikolojimizi, ekonomimizi, sosyolojimizi umursamıyor.

Helin Özdemir

Aslında hiçbir şeyi "umursamıyor", çünkü virüsler cansızdır ve sinir sistemleri yoktur. Dolayısıyla "umursama" davranışı sergileyecek bir zihne ve bilince sahip değillerdir. Ama virüse dışarıdan bakan biz insanlar, viroloji ve epidemiyoloji sayesinde virüsü ve salgını tanımaya çalışıyoruz ve gidişatı "insanmış gibi" (antropomorfik) bir dille anlatıyoruz. Ve anladığımız şu: Virüsün tek "derdi"; "umursadığı" tek şey üremek, kendi kopyalarını daha çok üretmek, yayılmak.

Bunu yapabilmek için de konak hücrelere ihtiyaç duyuyor. Hücreye giriyor, kendi RNA'sını enjekte ediyor, konak hücrenin (bu durumda insanın) proteinlerini kullanarak kendi RNA'sını okutuyor, kendi proteinlerini üretiyor, bu sayede kendinden milyonlarca kopya yaratıyor. Bunun için ne kadar çok konak hücre bulursa o kadar iyi. Bir insanda o hücrelerden trilyonlarca var. Ama trilyonlarca hücreden daha iyisi nedir, biliyor musunuz? Katrilyon kere katrilyonlarca konak hücre! Ve insan popülasyonu virüse işte tam da bunu veriyor!

Grafikte, COVID-19'a sebep olan SARS-CoV-2 virüsünün kuzeni olan HCoV-HKU1 (üst panel) ve HCoV-OC43 (alt panel) virüslerinin efektif üreme sayılarına etki eden faktörler gösteriliyor: Hastalığın görülme oranı (üst panelde kırmızı, alt panelde mavi) ve mevsimsel değişimler (altın). Siyah nokta, mevsim başlangıcında 2014-2015 HCoV-HKU1 sezonuna kıyasla hastalığın tahmini üreme katsayısını gösteriyor. Bu grafiklerden, diğer koronavirüslerin mevsimlik bir doğası olduğu görülüyor.
Grafikte, COVID-19'a sebep olan SARS-CoV-2 virüsünün kuzeni olan HCoV-HKU1 (üst panel) ve HCoV-OC43 (alt panel) virüslerinin efektif üreme sayılarına etki eden faktörler gösteriliyor: Hastalığın görülme oranı (üst panelde kırmızı, alt panelde mavi) ve mevsimsel değişimler (altın). Siyah nokta, mevsim başlangıcında 2014-2015 HCoV-HKU1 sezonuna kıyasla hastalığın tahmini üreme katsayısını gösteriyor. Bu grafiklerden, diğer koronavirüslerin mevsimlik bir doğası olduğu görülüyor.
Science

Bir insan diğerine ne kadar yakınsa veya ortak yüzeylere ne sıklıkla dokunursa, öksürük ve hapşırık yoluyla virüsün yeni konaklara bulaşması da o kadar kolay oluyor. Ve döngü böyle devam ediyor. Ya aşı/ilaç üretilene, ya popülasyonun en az %40-70 civarı enfekte olana dek...

İşte bu nedenle ya baskılama uygulayıp aşı ve ilacı bekleyeceğiz, ya kontrollü bir şekilde insanları hasta edip sürü bağışıklığı (popülasyonun en az %40-70 civarının hastalığı geçirmesini) umacağız. Aşılar da özünde toplumu bu şekilde koruyor.

Henüz Aşı Yokken Normale Dönebilir miyiz?

Ama aşı ve ilaç halen yokken sürü bağışıklığı gütme konusunda birkaç sıkıntı var:

İlki, bu virüs en iyi ihtimalle bile gripten 10 kat kadar ölümcül. Bir ihtimal 50 kata kadar ölümcül. Her yıl gripten yüz binlerce insan ölüyor, bundan milyonlarcası ölecek demektir.

İkincisi, koronavirüs bağışıklığı çok muğlak. Birkaç ay içinde yitirilebildiğine dair bulgular var. En iyi ihtimalle bile sadece 1-3 yıl bağışıklık kazanılıyor. Hatta bağışıklık ilk enfeksiyon sonrası hemen oluşmayabiliyor ve oluşana kadar tekrar enfekte olma ihtimaliniz var.

Dolayısıyla lamı cimi yok, aşı ve ilaç şart. Yoksa düzenli olarak milyonlarca insan bu hastalık nedeniyle ölecek. E o zaman neden sosyal mesafelendirme ve karantina uyguluyoruz ki? Nasılsa olacak...

Madem Virüsü Durduramıyoruz, Ekonomiyi Neden Durduralım ki?

Çünkü hastane kapasitesi kısıtlı.

Eğer ilk dalgayı öyle veya böyle atlattık, şimdi her şeyi açıverelim dersek, birden yüz binlerce kişi hasta olup hastanelere yığılacak. "Her şeyi geri açsak bile dikkatli oluruz, maske takarız, valla bak söz." desek bile böyle olacak. Çünkü insanları biliyoruz...

Hastane ve sağlık personeli kapasitesi aşılınca, sadece virüs değil, aynı zamanda sağlık personelinin yetişememesi dolayısıyla da çok sayıda ek ölümler yaşanacak. COVID-19 harici hastaların ihtiyaçları da yeterince karşılanamayacak. Başından beri korkulan bu.

"Bir açarız, bakarız ne oluyor, sonra kötü olursa hemen hop geri kapatırız." denebilir. Evet, yapabilirsiniz. Ama ne olacağı zaten çok bariz değil mi? Aşı yok. İlaç yok. Virüs değişmedi. Her şey ilk baştaki ile aynı. Tek değişen şu: İnsanlar "sıkıldı" (ve tabii ki ülkelerin yola devam edebilmesi için para lazım).

(A) ABD'de 5 Temmuz 2014 ile 29 Haziran 2019 tarihleri arasındaki HCoV-OC43 (mavi) ve HCoV-HKU1 (kırmızı) betakoronavirüslerinin pozitif laboratuvar test sonuçları gösteriliyor. Kesintisiz çizgi gerçek verileri, kesintili çizgi SEIRS Modeli çerçevesindeki simülasyon sonuçlarını gösteriyor. (B ve C) Wallinga-Teunis metodu (noktalar) ve SEIRS Modeli kullanılarak (çizgi) HCoVs OC43 ve HKU1 virüslerinin efektif üreme katsayıları tahmin ediliyor. Her noktanın saydamlık düzeyi, göreli ILI yüzdesi ile o hafta pozitif gelen laboratuvar test yüzdesinin araştırma süresi boyunca maksimum pozitif laboratuvar yüzdesine oranının çarpılmasıyla elde ediliyor. Bu yöntem, efektif üreme katsayısı üzerindeki belirsizliği yansıtıyor. Daha net bilinen noktalar daha koyu (opak) gözüküyor.
(A) ABD'de 5 Temmuz 2014 ile 29 Haziran 2019 tarihleri arasındaki HCoV-OC43 (mavi) ve HCoV-HKU1 (kırmızı) betakoronavirüslerinin pozitif laboratuvar test sonuçları gösteriliyor. Kesintisiz çizgi gerçek verileri, kesintili çizgi SEIRS Modeli çerçevesindeki simülasyon sonuçlarını gösteriyor. (B ve C) Wallinga-Teunis metodu (noktalar) ve SEIRS Modeli kullanılarak (çizgi) HCoVs OC43 ve HKU1 virüslerinin efektif üreme katsayıları tahmin ediliyor. Her noktanın saydamlık düzeyi, göreli ILI yüzdesi ile o hafta pozitif gelen laboratuvar test yüzdesinin araştırma süresi boyunca maksimum pozitif laboratuvar yüzdesine oranının çarpılmasıyla elde ediliyor. Bu yöntem, efektif üreme katsayısı üzerindeki belirsizliği yansıtıyor. Daha net bilinen noktalar daha koyu (opak) gözüküyor.
Science

Tabii bir olasılık da, insanların nihayetinde bu virüsü "normal bir ölüm kaynağı" olarak kabulleneceğiz, insanlık bunu daha önceden çok kere yaptı (diyabet, kalp, nadir hastalıklar, vs.). Her yıl bu "alıştığımız" hastalıklara kaybettiğimiz yüz binlerce, hatta toplamda milyonlarca insana pek kulak asmıyoruz. Ancak ateş ocağa düşünce aklımıza geliyor. Kim bilir, belki COVID-19 da böyle bir hastalığa dönüşecek.

En Tehlikeli Düşünce: "Artık gevşeyebiliriz!"

Buradaki en tehlikeli düşünce, alınan önlemlerin bilimsel olarak beklendiği gibi işe yarıyor olması... Yani sosyal mesafelendirme elbette işe yarayacak, sonuçta insanlar birbiriyle etkileşmiyorsa, virüs de yayılamaz. Dolayısıyla salgın kontrol altına alınabilir. Ancak bu, gevşemek için bir işaret değildir!

Çünkü sosyal mesafelendirmenin olmadığı durumda salgın, en baştakiyle birebir aynı olacaktır. Ancak insanlar, sosyal mesafelendirme etkisi alında yavaşlayan ve etkisi azalan virüsün "o kadar da kötü olmadığı" sanrısına kapılabilirler. Bu nedenle önlemleri erken gevşetip, gardlarını dayanaksız bir şekilde indirebilirler. Bu, virüsün yayılmak için tam da ihtiyacı olan şeydir!

Bu konudaki insan psikolojisini, aşı karşıtlarının psikolojisine benzetebiliriz. Aşılar gerçekten de işe yaradığı için, birçok hastalığı artık görmüyoruz. Ancak bu hastalıkları görmeden büyüyen nesiller, "Aman canım o kadar da kötü olamaz ya!" diye düşünüyorlar ve aşı karşıtlığı bu tür bir ortamda rahatlıkla yayılabiliyor. Yani bilimin gerçekten çalışıyor olması, halkın bilimin olmadığı zamanlardaki durumları küçümsemesine neden oluyor; çünkü o durumları ya deneyimlemediler ya da unuttular. Bu da, aşıların bize verdiği müthiş gücü küçümsemelerine neden olabiliyor.

Aynı hataya sosyal mesafelendirme konusunda düşecek olursak, salgının hızla geri dönmesi veya halihazırda devam ettiği yolunda hızlanarak ilerlemesi de kaçınılmaz olacak. Bu nedenle tehlikeli düşüncelerden uzak durmalı, bilimsel gerçeklere ve uzman epidemiyologlara kulak vermeliyiz.

Peki tamamen geri açmak yerine, kontrollü bir aç-kapat yöntemi (İng: "intermittent social distancing") denememiz mümkün mü?

Helin Özdemir

Kontrollü Aç-Kapat Yöntemi

Kontrollü bir şekilde parça parça aç-kapat uygulaması muhtemelen denenecek. Sonuçları hep birlikte göreceğiz; çünkü yöntemin başarısı, uygulamanın detaylarına ve insanların kuralları ne kadar takip edebildiğine çok bağlı. Disiplinli ülkeler bu yöntemi muhtemelen etkili bir şekilde uygulayabilecek; ancak disiplinli olma ve kurallara uyma konusunda sıkıntı çeken ülkelerde sonuçlar umulandan çok daha kötü olabilir.

Harvard Üniversitesi'nden araştırmacıların Science dergisinde yayınlanan makalesine göre sosyal mesafelendirme önlemleri en az 2022'ye kadar, belki 2024'ün sonuna kadar devam etmeli.

Grafiklerde, SARS-CoV-2 virüsünün (siyah renkle gösteriliyor ve 1.000 kişideki vaka sayısını yansıtıyor) prevalansı, HCoV-OC43 (mavi, % pozitif, %ILI ile çarpılmış) ve HCoV-HKU1 (kırmızı, % pozitif %ILI ile çarpılmış) virüsleriyle birlikte gösteriliyor. Bu, olası pandemi ve pandemi-sonrası senaryoları görmemizi sağlıyor. (A) grafiğinde kısa vadeli (40 haftalık) SARS-CoV-2 direncinin yıllık SARS-CoV-2 salgınlarına neden olabileceği görülüyor. (B) grafiğinde daha uzun vadeli (104 haftalık) SARS-CoV-2 direncinin 2 yılda 1 SARS-CoV-2 salgınlarına neden olabileceği görülüyor. Ara yıllarda da daha ufak salgınların görülebileceği anlaşılıyor. (C) grafiğinde, daha yüksek mevsimsel bulaş değişimlerinin hücum tepe noktasını düşürebileceğini ama kış zamanı (B) grafiğine göre daha kötü salgınların yaşanabileceği görülüyor. (D) grafiğinde kalıcı (sonsuz haftalık) SARS-CoV-2 direncinin SARS-CoV-2 virüsünü tamamen yok edeceği görülüyor. (E) grafiğindeyse, bir süre durdurulması mümkün olmuş gibi gözüken SARS-CoV-2'nin, aslen kaybolmamış olmasından ötürü, 2024'ün sonları kadar geç bir dönemde bile geri dönebileceği gösteriliyor. Bu nedenle önlemlerin 2024'ün sonuna kadar sürmesi gerekebileceği üzerinde duruluyor.
Grafiklerde, SARS-CoV-2 virüsünün (siyah renkle gösteriliyor ve 1.000 kişideki vaka sayısını yansıtıyor) prevalansı, HCoV-OC43 (mavi, % pozitif, %ILI ile çarpılmış) ve HCoV-HKU1 (kırmızı, % pozitif %ILI ile çarpılmış) virüsleriyle birlikte gösteriliyor. Bu, olası pandemi ve pandemi-sonrası senaryoları görmemizi sağlıyor. (A) grafiğinde kısa vadeli (40 haftalık) SARS-CoV-2 direncinin yıllık SARS-CoV-2 salgınlarına neden olabileceği görülüyor. (B) grafiğinde daha uzun vadeli (104 haftalık) SARS-CoV-2 direncinin 2 yılda 1 SARS-CoV-2 salgınlarına neden olabileceği görülüyor. Ara yıllarda da daha ufak salgınların görülebileceği anlaşılıyor. (C) grafiğinde, daha yüksek mevsimsel bulaş değişimlerinin hücum tepe noktasını düşürebileceğini ama kış zamanı (B) grafiğine göre daha kötü salgınların yaşanabileceği görülüyor. (D) grafiğinde kalıcı (sonsuz haftalık) SARS-CoV-2 direncinin SARS-CoV-2 virüsünü tamamen yok edeceği görülüyor. (E) grafiğindeyse, bir süre durdurulması mümkün olmuş gibi gözüken SARS-CoV-2'nin, aslen kaybolmamış olmasından ötürü, 2024'ün sonları kadar geç bir dönemde bile geri dönebileceği gösteriliyor. Bu nedenle önlemlerin 2024'ün sonuna kadar sürmesi gerekebileceği üzerinde duruluyor.
Science

Araştırmacıların kullandıkları model, yukarıdaki grafiklerde de yer verdiğimiz ve bizim de daha önceden ihtimal olarak anlattığımız "sezonluk virüs" haline dönmesi ihtimali üzerine duruyor. Bu ihtimal, SARS-CoV-2'nin yakın kuzenlerinin sezonluk doğasından ilham alıyor. Ve bulgular, tek seferlik karantina ve önlemlerin yeterli olmayacağını gösteriyor. İlaçlar ve aşı geldikten sonra kademeli olarak geri açılmalar başlayabilir.

Makalede, o zamana kadar aralıklı aç-kapa yapmanın sürü bağışıklığına giden yolda kullanılabileceği söyleniyor. Bu nedenle de ülkelerin bunu deneyeceğini düşünüyoruz. Ama bu işin "bir kere yaptık, oldu bitti" olmadığını hatırlamak gerekiyor.

Aşırı sosyal mesafelendirme de tehlikeli. O durumda da hiçbir bağışıklık kazanmama ihtimali doğuyor. Bir miktar virüs yayılımı kötü bir şey değil; ama eksponansiyel trendlere dikkat etmek gerekiyor.

Sonuç olarak, bu virüsün kuzeni SARS gibi kısa sürede unutulmasını beklemeyin.

Bu mücadele bir kısa koşu değil, bir maraton.

Ve en erken yorulanlar, salgından en çok etkilenecekler.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 3
  • Tebrikler! 22
  • Bilim Budur! 5
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Üzücü! 10
  • Grrr... *@$# 3
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 10
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • S. M. Kissler. (2020). Projecting The Transmission Dynamics Of Sars-Cov-2 Through The Postpandemic Period. Science | Arşiv Bağlantısı.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/06/2020 03:21:15 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8585

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Deri
Balıklar
Lgbt
İlaç
Mit
Maymun
Ay Ve Dünya
Ara Geçiş Türleri
Böcekler
Ölüm
Oyun Teorisi
Yaşlılık
Farmakoloji
Genel Görelilik
Bilim Tarihi
Sağlık Personeli
Jinekoloji
Balıkçılık
Yapay Seçilim
Sağlık Bilimleri
Etimoloji
Önlem
Doğa Yasaları
Kozmik Mikrodalga Arkaplan Işıması (Cmb)
Zehirli Mantar
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Biyolojide amaca yer yoktur.”
George Kubler
Geri Bildirim Gönder