Tarihteki Küresel Salgınlar: Koronavirüs İlk Değil, Son da Olmayacak!

COVID-19 Salgını, Tarihteki Diğer Salgınların Boyutunu ve Etkisini Görmek Açısından Öğretici Bir Model Olabilir!

Gece Modu

Bu yazı, Visual Capitalist isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

İnsanoğlu yeryüzünde çoğaldıkça bulaşıcı hastalıklar da baş göstermiştir. Günümüzün modern dünyasında bile salgınlar neredeyse hep vardır fakat her salgın yeni Coronavirüs (COVID-9) gibi küresel salgın seviyesine gelmemektedir.

Aşağıdaki görsel Antonine Vebasından şu anda tüm dünyayı kasıp kavuran COVID-19 salgınına kadar olan tarihin en ölümcül bazı pandemik hastalıklarını göstermektedir.

Tarihe Damgasını Vurmuş Küresel Salgınların Zaman Tablosu

Tarihe Damgasını Vurmuş Küresel Salgınların Zaman Tablosu
Tarihe Damgasını Vurmuş Küresel Salgınların Zaman Tablosu
Visual Capitalist

Hastalıklar ve rahatsızlıklar en erken çağlardan beri insanın başına musallat olmuş fani bir kusurumuzdur. Ancak tarım toplumlarına olan bariz geçişimizden sonradır ki bu hastalıkların büyüklüğü ve yayılması önemli boyutlara ulaşmıştır. Yaygın ticaret ağı sayesinde insan ve hayvan etkileşimleri için yeni fırsatlar doğmuş, bu da bu tür salgınları hızlandırmıştır. Sıtma, tüberküloz, cüzzam, influenza (grip), çiçek hastalığı ve diğerleri ilk olarak bu erken dönemlerde ortaya çıkmıştır.

Daha büyük şehirlerle, daha egzotik ticaret yollarıyla ve artan sayıda farklı insan ve hayvan topluluklarıyla ve ekosistemlerle olan temas sayesinde insanlar daha medeni hale geldikçe pandemik hastalıkların da belireceği aşikardı.

Zaman içerisinde baş göstermiş bazı önemli küresel salgınları aşağıda bulabilirsiniz:

Bazı önemli küresel salgınlar: tarihleri, tipleri ve yol açtığı ölü sayısı.
Bazı önemli küresel salgınlar: tarihleri, tipleri ve yol açtığı ölü sayısı.
Visual Capitalist

Not: Yukarıda verilen listedeki ölü sayılarının çoğu mevcut veriler bazında hazırlanmış en iyi tahmini rakamlardır. Jüstinyen Vebası gibi bazı hastalıkların ölü sayısı yeni kanıtlarla birlikte tartışmalı durumunu sürdürmektedir.

Tarih boyunca devamlı görülen hastalıklara ve salgınlara rağmen, zaman içerisinde kendini hissettiren istikrarlı bir eğilim görmekteyiz: ölüm oranındaki kademeli düşüş. Sağlık hizmetlerindeki iyileşmeler ve küresel salgınları oluşturan etmenleri kavrayışımız, bu hastalıkların etkilerini azaltma konusunda güçlü birer araç olmuşlardır.

Tanrıların Gazabı

Pek çok eski toplumda insanlar, ruhların ve tanrıların, öfkelerini hak eden kişilere hastalık ve felaket gönderdiklerine inanırlardı. Bu bilim dışı izan sıklıkla, milyonlarca değilse de binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan korkunç sonuçlar doğurmuştur.

Jüstinyen Vebası örneğinde, Bizanslı tarihçi Kayseryalı Prokopius vebanın izini (vibonik veba bakterisi) Çin’e ve kuzeydoğu Hindistan’a kadar sürmüş, oradan hastalığın kara ve deniz ticareti yollarıyla Mısır’a girdiğini, Mısır’dan da Akdeniz limanları aracılığıyla Bizans İmparatorluğu’na ulaştığını aktarmıştır. Coğrafyanın ve ticaretin hastalığın yayılmasındaki rolünü çok iyi bilmesine rağmen Prokopius, salgının patlak vermesinin nedenini İmparator Jüstinyen’e bağlamış, onun ya bir şeytan olduğunu ya da kötü amellerinden ötürü Tanrı’nın cezasını üzerine çektiğini ilan etmiştir. Kimi tarihçi bu vebanın, İmparator Jüstinyen’in Roma İmparatorluğu’nun doğu ve batı kalıntılarını yeniden birleştirme çabalarını baltalamış olabileceğini ve Karanlık Çağ’ı başlatmış olabileceğini bulmuştur.

Neyse ki insanlığın hastalık yapıcı etmenleri kavrayışı ilerlemiş, yavaş ve eksik dahi olsa modern pandemilere karşı önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Hastalığın Taşınması

Karantina uygulaması 14.yy’da veba salgınına karşı kıyı şehirlerini koruma altına almak amacıyla başladı. İhtiyat sahibi liman görevlileri Venedik’in hastalıkla enfekte olmuş limanlarından gelen gemilerin 40 gün boyunca demir atmış halde beklemesini zorunlu tutmuş, ondan sonra gemidekilerin karaya geçişine izin vermiştir. Karantina sözcüğü İtalyanca “quaranta giorni” kelimesinden gelmiştir ve 40 gün demektir.

Coğrafyaya ve istatistiksel analize olan bağlılığın ilk örneklerinden biri, 19.yy ortalarında bir kolera salgını esnasında Londra’da yaşandı. 1854’te Dr. John Snow koleranın kirli suyla bulaştığı sonucuna vardı ve ölüm verilerini bölge bölge bir haritada gösterdi. Bu yöntem, halkın sularını çektiği belli bir su pompası etrafındaki vaka kümesini gösteriyordu.

Ticaret ve kent yaşamı arasında ortaya çıkan etkileşimler kilit bir rol oynamasına rağmen belli hastalıkların güçlü bulaşıcılık doğası da salgının seyrini etkilemektedir.

Bulaşıcılığın Takibi

Bilim insanları bir hastalığın bulaşıcılığını takip etmek için “üreme sayısı” adında temel bir ölçüm/sayı kullanır. R0 ya da “R sıfır” adıyla da bilinen bu sayı, bize, hasta bir kişinin ortalama olarak risk altındaki kaç kişiye hastalık bulaştırabileceğini söyler.

R0 ya da “R sıfır” adıyla da bilinen temel üreme sayısı, hasta bir kişinin ortalama olarak kaç kişiye hastalık bulaştırabileceği hakkında bir fikir verir.
R0 ya da “R sıfır” adıyla da bilinen temel üreme sayısı, hasta bir kişinin ortalama olarak kaç kişiye hastalık bulaştırabileceği hakkında bir fikir verir.
Visual Capitalist

Yukarıdaki görselde, R0 sayısı 12-18 aralığında olan kızamık en bulaşıcı hastalık olarak başı çekmektedir. Bu, aşılanmamış bir populasyonda, tek bir kişinin ortalamada 12 ila 18 insanı enfekte edebileceği anlamına gelir.

Kızamık bir hayli bulaşıcı olsa da aşılama kampanyaları ve sürü bağışıklığı hastalığın bulaşını dizginleyebilmektedir. Bir hastalığa ne kadar fazla sayıda insan bağışık olursa, hastalık da o denli çoğalmamaya meyilli olmaktadır. Bu durum, bilinen ve tedavi edilebilir hastalıkların yeniden ortaya çıkışını önlemek adına aşıları elzem kılar.

COVID-19 salgınının halen devam etmesi ve araştırmacıların bu yeni tip koronavirüs hakkında sürekli bilgi edinmesi sebebiyle hastalığın gerçek etkilerinin ne olacağını hesaplamak ve tahmin etmek zor olmaktadır.

Kentselleşme ve Hastalıkların Yayılması

Salgınların ardındaki itici güç olan yükselen küresel bağlantılar ve etkileşimlerle beraber başladığımız yere geri döndük. Ufak avcı ve toplayıcı kabilelerden metropollere insanlığın birbirine olan bağlılığı hastalıkların da yayılmasının önünü açtı.

Gelişmekte olan ülkelerdeki kentleşme giderek artan sayıda kırsal yerleşimciyi daha kalabalık olan bölgelere getirirken nüfus artışları da çevre üzerine daha büyük baskı yapmaktadır. Aynı zamanda, yolcu hava trafiği son on yılda neredeyse iki katına çıkmıştır. Bu iki makro eğilim, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını derinden etkilemektedir.

Dünya çapındaki örgütler ve hükümetler, bulaşma hızını düşürmek için vatandaşlarını “sosyal mesafelendirme” yapmaya teşvik ederken dijital dünya da daha önce hiç görülmedik bir şekilde insanların birbiriyle bağlantı kurmasını ve ticaret yapmasını mümkün kılmaktadır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 3
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 2
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/04/2020 18:27:22 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8397

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Maymun soyundan gelen atalarım olduğu için değil, elindeki zenginlikleri gerçeği karartmak için kullanan bir insanla akraba olduğum için utanıyorum.”
Thomas Huxley
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder