Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Dyson Lin Gibi Kişiler, Depremleri Nasıl Önceden Tahmin Edebiliyorlar?

Halkın Korkularından Prim Yapanlarla İlgili Gerçekler...

Dyson Lin Gibi Kişiler, Depremleri Nasıl Önceden Tahmin Edebiliyorlar?
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Özet

Dyson Lin'in deprem tahmin yöntemlerinin bilimsel veya işlevsel olduğunu söylemek mümkün değildir. Dyson Lin'in kullandığı yöntemin bilimsel hiçbir tarafı olmadığı gibi, satışını yaptığı (veya üretilmesini önerdiği) cihazların da iddia ettiği şekilde çalışması mümkün değildir. Dahası, Dyson Lin'in ileri sürdüğü deprem tahminleri aşırı genel ve kullanışsızdır; çünkü gerçek bir tahminde bulunmamaktadır, rastgele depremler tahmin etmekte ve tahmininin tutmasını ummaktadır. Tutmayan sayısız tahmini unutulup gitmekte, "tuttuğu" sanılan birkaç tanesi popüler olarak şahsa ün getirmektedir. 

Dyson Lin'in yaptığı, belirsiz sonuçlar ve sinyal gürültüsü üreten kaynaklardan (Air-2 gibi) veya çok sayıda nedenden ötürü veri alınamayabilen ve bu hataların belli düzeyde rastgeleliği olan IRIS sensörleri gibi kaynaklardan aldığı muğlak verileri farklı şekillerde ve geniş coğrafyalarda yorumlamaktadır. Bu belirsizlikleri deprem gerçekleşme ihtimali ile ilişkilendirmektedir. Bu, rastgele ve muğlak şekilde dağılan kahve artıklarından fal bakmaktan tamamen farksızdır. Lin, sonuçları beklediği gibi çıkmayınca coğrafyayı ve/veya deprem büyüklüğünü ve/veya deprem zamanını değiştirmekte, genişletmekte ve böylece isabet ihtimalini arttırmaktadır. Ancak bu tarz bir tahmin, bilimsel bir öngörü değil, basit istatistiğin manipüle edilmesi yoluyla halkın aldatılmasıdır.

Bilim, bu değildir. Bu tarz fırsatçılara geçit vermeyiniz.

Giriş

Ülkemizin ne düzeyde deprem tehdidi altında olduğunu Beklenen Büyük İstanbul Depremi ile ilgili yazımızda tüm detaylarıyla anlatmıştık. Bu konuda yapılan önlem çağrıları ortada. Ancak söz konusu depremler olduğunda, ülkemizin baş etmek zorunda olduğu diğer bir tehdit var: Sahtekarlık.

Depremler konusunda sahtekarlık iki şekilde karşımıza çıkıyor: İlki, HAARP gibi tekrar tekrar çürütülmüş komplo teorileri (bu komplo teorisinin farklı açılardan analizler için Doğruluk Payı ve Yalansavar'ın analizleri okunabilir). İkincisi ise, insanların depreme yönelik korkularından çıkar elde etmek isteyen ve prim yapmak isteyen kişiler. İlki artık net bir şekilde çürütüldüğü için, bu yazıda yeni yeni yükselişe geçen ikinci tip sahtekarlığa, yani sahte deprem kâhinlerine odaklanacağız.

Başlamadan önce, şu bilimsel gerçeği net bir şekilde hatırlatmak ve başlığı net bir şekilde cevaplandırmak istiyoruz: Depremler önceden tahmin edilemez! Depremlerin uzun zaman dilimlerinde (10, 20, 30 yıl gibi) geniş coğrafi bölgeler ve fay hatları üzerinde yaşanma olasılığını çeşitli istatistiki yöntemlerle hesaplayabilirsiniz: Örneğin, tüm Marmara'yı, özellikle de İstanbul'u etkilemesi beklenen "Büyük İstanbul Depremi" ile ilgili 2000'li yıllarda yapılan hesaplar, 2030 yılından önce burada büyük (7 civarında) bir deprem gerçekleşme ihtimalinin %70 civarında olduğunu göstermekteydi. Ancak depremlerin birkaç gün veya 1-2 hafta gibi kısa zaman dilimleri içerisinde meydana gelme ihtimaline yönelik herhangi bir yöntem bulunmuyor. Eğer olsaydı, depremler yaşanmadan önce halk uyarılabilir ve depremlerin etkisi büyük oranda durdurulabilirdi.

Şu anda "deprem tahmini"ne en yakın yöntem, depremin asıl hasarı veren S dalgaları (yüzey dalgaları) yüzeye ulaşmadan birkaç saniye önce yüzeye ulaşan P dalgaları (gövde dalgaları) tespit edildiği anda uyarı sistemini devreye sokmaktır. P dalgaları saniyede 1-14 kilometre hızla, S dalgaları ise saniyede 1-8 kilometre hızla ilerler; dolayısıyla depremin derinliğine bağlı olarak iki dalga türü arasında ortalamada 3-5 saniye kadar fark olabilir; bu fark kimi zaman 10 saniyeye kadar çıkabilir. Bu da, kimi zaman insanların hayatlarını kurtarmak için gereken süreyi tanır. Ama bunun ötesinde, depremleri bundan daha erken tahmin etmenin hiçbir bilimsel yolu yoktur.

Bu durumda her depremden sonra popüler olan bazı isimler depremleri nasıl "tahmin ediyorlar"? Nasıl bu kadar popüler olabiliyorlar? Gelin bunun cevabını hep birlikte arayalım.

Dyson Lin, Depremleri Nasıl Tahmin Ediyor?

Öncelikle bu sorunun cevabını yeniden net bir şekilde verelim: Dyson Lin, depremleri tahmin etmiyor; çok sayıda ve yaygın miktarda iddiada bulunuyor ve sadece tutanlar popüler oluyor/ediliyor. Yani bir çeşit algıda seçicilik yöntemine başvuruyor. Bunu "Depremler Önceden Tahmin Edilebilir mi?" başlıklı yazımızda detaylıca anlatmıştık ve eğer gerçekten tahmin ediliyor olsaydı ne tür tahminler görmeyi bekleyeceğimizi söylemiştik. Dyson Lin'in tahminleri oradaki kriterlere uymuyor; tam tersine, o parametreleri manipüle ederek halkı kandırmayı hedefliyor.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Biraz daha derine inecek olursak, Lin'in uyguladığı yönteme ve halkın verdiği tepki, mantık felsefesinde farklı safsata tiplerine karşılık geliyor:

  • Örneğin Keskin Nişancı Safsatası (İng: "Texas Sharpshooter Fallacy") isimli bir safsataya düşenler, çok sayıda veri içinden benzer olanlara odaklanıp, farklı olanlar görmezden geliyorlar. Lin de çok sayıda tahminde bulunup, sadece tutanlar sosyal medyanın geri bildirim döngüleri sayesinde popüler edildikçe, sanki "gerçekten de isabetli tahminleri varmış gibi" algılanıyor.
  • Dyson Lin'in "doğru tahmin ve zafer" ilan ettiği tahminlerinde yaptığı ise Cımbızlama Safsatası (İng: "Cherry Picking Fallacy"). Yani sadece ilgi çekici olan tahminlere odaklanıp, tutmayanları görmezden gelmek... Hatta yakından takip edenler, hatalı tahminlerini geriye dönük olarak sildiğini ve durmaksızın yeni tahminlerle rastgele tutturma olasılığını arttırdığını vurguluyorlar.
  • Bunların her ikisi de algıda seçiciliğin farklı formları. Bunun ne kadar yanıltıcı olabileceğini buradaki yazımızda farklı bir bağlamda detaylıca işlemiştik. Algıda seçicilik, astroloji ve evrim karşıtlığı gibi sahtebilim akımları arasında halkı aldatmak ve algıları manipüle etmek için sıklıkla kullanılan bir silah.

Ancak sadece bu gerçekleri görmek yetmez, bunun gerçekten de böyle olduğunu göstermek ve bu tarz bir sahtekarlığın tam olarak nasıl yapıldığını izah etmek gerekir. Böylece "sihir" bozulacak, gerçekler gün yüzüne çıkacaktır. Bu nedenle Dyson Lin'in iddialarına biraz daha yakından bakalım:

Dyson'ın Deprem Tahminleri Gerçekten Tutuyor mu?

Dyson Lin'in Keskin Nişancı Safsatası yöntemini ortaya çıkarmanın en kolay yolu, geriye dönük tahminlerini inceleyip ne kadarının tuttuğunu ve ne kadarının tutmadığını tespit etmektir. Bunları toplam tahmin sayısına bölerek, isabetlilik yüzdesini tespit edebiliriz. Eğer dikkate değer bir yüzdeye ulaşılabilirse, iddialarında bilimsel bir temel aranabilir.

Manisa ve Elazığ Depremleri'ne kadar olan tahminlerinden bazılarını inceleyen Teyit ve Lagaribey gibi kişi ve kurumlardan (ve doğrudan doğruya Dyson Lin'in hesabından) derlediğimiz veriler şu şekilde:

  • 29 Temmuz 2019'da Güney Japonya, Filipinler, Doğu Tayvan, Güney Amerika veya Güney California’da 4 gün içinde 7-8 büyüklüğünde deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 28 Ağustos 2019’da 7 gün içinde Tokyo, Japonya, Yılan bölgesi veya Güney Pasifik’te 7-8 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 19 Eylül 2019'da Güney Japonya, Hindistan, Nepal, California, Doğu Tayvan ve Güney Pasifik’te 7 ila 8 büyüklüğünde deprem olacağını tahmin etti. Tutmadı.
  • 7 Ekim 2019'da İstanbul yakınlarında %90 ihtimalle 6-7 civarında deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 22 Ekim 2019'da Alaska, Rusya, Japonya, Doğu Tayvan, Kanada, Kaliforniya veya Meksika'da 6 gün içinde 7-8 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 28 Ekim 2019'da İran, Alaka, Rusya, Japonya, Doğu Tayvan, Kanada, Kaliforniya veya Meksika'da 3 gün içinde 7-8 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 5 Kasım 2019'da İran, Alaka, Rusya, Japonya, Doğu Tayvan, Kanada, Kaliforniya veya Meksika'da 7 gün içinde 7-8 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 6 Kasım 2019'da Japonya veya San Francisco yakınlarında 7 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 15 Kasım 2019'da Japonya veya San Francisco yakınlarında 3 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 21 Kasım 2019'da Japonya veya San Francisco yakınlarında 5 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 26 Kasım 2019'da Japonya veya San Francisco yakınlarında 6 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 30 Kasım 2019'da Japonya, Güney Kaliforniya, Meksika, Filipinler veya Endonezya'da 10 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 8 Aralık 2019'da Japonya, Güney Kaliforniya, Meksika, Filipinler veya Endonezya'da 7 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 26 Aralık 2019'da Japonya, Güney Kaliforniya, Meksika, Filipinler veya Endonezya'da 4 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 30 Aralık 2019'da Japonya, Güney Kaliforniya, Meksika, Filipinler veya Endonezya'da 4 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 1 Ocak 2020'de Japonya, Güney Kaliforniya, Meksika, Filipinler veya Endonezya'da 4 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 4 Ocak 2020'de Japonya'da 13 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 14 Ocak 2020'de Japonya'da 10 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 14 Ocak 2020'de Japonya'da (Kyoto, Tokyo veya Hiroshima yakınlarında) 9 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 15 Ocak 2020'de Hokkaido veya Rusya'da 5 gün içinde 5-6 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 15 Ocak 2020'de İstanbul'da 1 gün içinde 3-4 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 16 Ocak 2020'de Japonya'da (Kyoto, Tokyo veya Hiroshima yakınlarında) 9 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 18 Ocak 2020'de İstanbul'da 8 gün içinde 5-6 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 18 Ocak 2020'de San Francisco'da 2 gün içinde 2-3 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 19 Ocak 2020'de İstanbul'da 7 gün içinde 5-6 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 19 Ocak 2020'de Japonya'da 5 gün içinde 8-9 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. Tutmadı.
  • 21 Ocak 2020'de Batı Türkiye'de veya Yunanistan'da 5-6 büyüklüğünde bir deprem tahmin etti. 22 Ocak 2020'de Manisa'da 5.6 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Tuttu.

Bu veriler, gerçek deprem istatistikleriyle bir arada incelenebilir. Dünya'da ortalamada her yıl:

  • 2-2.9 büyüklüğünde 1.3 milyon deprem,
  • 3-3.9 büyüklüğünde 130.000 deprem,
  • 4-4.9 büyüklüğünde 13.000 deprem,
  • 5-5.9 büyüklüğünde 1400 civarında deprem,
  • 6-6.9 büyüklüğünde 130'dan fazla deprem,
  • 7-7.9 büyüklüğünde 20 civarında deprem,
  • 8 ve üzeri büyüklükte 1 deprem,
  • Toplamda milyonlarca deprem meydana gelmektedir.

Bu verilerden şu sonuçları çıkarmak mümkün:

  • Görülebileceği gibi Dyson Lin'in tahminlerinin ezici çoğunluğu tutmuyor.
  • O kadar çok sayıda tahminde bulunuyor ki ve bu tahminlerin bir kısmının tutması ve popüler olması çok normal! Çünkü istatistikler bu tahminlerden bazılarının tutmasını garanti ediyor. Yeterince boş zamanı olan herkes, hiçbir bilimsel arka plana veya ekipmana sahip olmaksızın bir "deprem tahmincisi" olabilir! Sonuçta yapılan, iddia uydurmaktan ibarettir.
  • Eğer bunu kendiniz görmek isterseniz, Dyson Lin'in tahminlerini sürekli olarak takip edip, doğru ve yanlış çıkanları not edebilirsiniz. Böylece anlık olarak kontrol edebilirsiniz:
  • 25 Ocak 2020'de Ankara'da, Manisa'da, Elazığ'da veya İstanbul'da (spesifik olarak Küçükçekmece veya Silivri'de) 6-7 büyüklüğünde bir deprem olacağını tahmin etti. Tutmadı. Zaten bu tahmininde, pratik olarak Türkiye'de herhangi bir yerde deprem olacağını söylemiş oluyor; tahmin ettiği coğrafya o kadar geniş ki...
  • Sonrasında bu tahminlerine, birkaç gün içinde Ankara'da 5-6 büyüklüğünde olacak şekilde ekleme yaptı (böylece ihtimal de artıyor). Tutmadı. Ki bu çok mantıklı: Ankara'da en son 6 veya 7'den büyük bir deprem ne zaman yaşandı? Evet, yakın tarihte hiçbir zaman! Bunu fark etmiş olacak ki, absürt olan orijinal tahminini güncelledi.
  • 27 Ocak 2020'de Ankara'da yaşanan 3.9 büyüklüğündeki bir depremi, bu tahmininin tuttuğuna yönelik bir zafer olarak duyurdu. Halbuki 26 Ocak'ta Elazığ'da 3.8 büyüklüğünde de bir deprem yaşandı. Aynı gün, Manisa'da da 3.7 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Aynı gün, Malatya'da da 3.7 büyüklüğünde bir diğer deprem yaşandı; Malatya, Elazığ'a 101 kilometre uzakta.
  • Lin, eğer ki Ankara tahminini "zafer" ilan ediyorsa, bunların herhangi birini de zafer ilan edebilirdi. Sonuçta Kars ile Elazığ'ı bir görüyor. Ama etmedi, çünkü beklemek avantajlı: Elbette bir noktada Ankara veya civarında ufak bir deprem yaşanacak, veriler zaten bunu gösteriyor. Daha 4 gün önce (23 Ocak 2020'de) Akyurt/Ankara'da 4.4 büyüklüğünde bir deprem yaşandı! Ankara'da olmasa, 500 kilometre civarında herhangi bir yerde elbet yaşanacak; sonuçta onlar da Kars-Elazığ ile ilgili örnekte olduğu gibi "doğru tahmin" sayılacak.
  • Görülebileceği gibi bu tahminler elbette tutacaktır; çünkü bunlar "tahmin" değildir, rastgele yapılan kör atışlardır. Rastgele sayılar ve lokasyonlar söyleyip, civarda zaten durmaksızın olan depremlerden tutanları "zafer" olarak ilan etmekten ibarettir.

Dyson Lin'in Tahmin Tutturma Yöntemi Ne?

Dyson Lin, Tahminlerinin isabetliliğini arttırmak için abartılı bir yakınsama yöntemi kullanıyor. Hem zamansal, hem mekansal olasılıkları aşırı geniş tutuyor. Tahminde bulunduğu coğrafi bölgelerin çok genel bir şekilde yorumlanması gerektiğini söylüyor. Bunu savunmak için de her şehirde Air-2 gibi cihazları olmadığını, dolayısıyla en yakın cihazdan gelen veriden yola çıktığını söylüyor. Ancak sözü edilen mesafeler yüzlerce, kimi zaman binlerce kilometre!

Örneğin "6 gün içinde, Japonya'da 7-8 büyüklüğünde bir deprem olacak" dedikten sonra, aradan 1 hafta geçip de deprem olmayınca, yeni bir tahmin yayınlıyor. Aynı ülkeler ve bölgeler için yeni deprem uyarısı yapıyor; ancak garanti olması için ek birkaç ülke (örneğin İran) ekliyor. Bu durumda bir deprem "Japonya'da da olabilir, İran'da da..." Hem de 3 gün içinde... Bu, bilimsel olarak kabul edilebilir bir hata payı değil!

Yeni tahmini de tutmayınca, yeni bir tahmin daha yapıyor. Yine aynı bölgelerde 7-8 büyüklüğünde deprem olacak diyor ama tabii ki yine tutmuyor. Bu kez Japonya ya da San Francisco yakınlarında, 8-9 büyüklüğünde bir deprem olacak diyor, üstelik 7 gün içinde... Süre doluyor, bu defa 3 gün içinde olacak diyor, olmuyor. 5 gün? Yine mi olmadı? Bir daha deneyelim ve 6 diyelim? Tutmadı. Tamam, deprem bölgesini genişletelim, Filipinler'i, Endonezya'yı vs. de katalım. Buralar zaten deprem bölgesi, illa ki bir deprem olacaktır; yukarıdaki istatistikler bunu gösteriyor.

Yeni tahmin: Japonya, Kaliforniya, Meksika, Filipinler ya da Endonezya’da 10 gün içinde büyük deprem olacak! Olmadı... 7 gün sonra olacak! Olmadı... 4 gün sonra olacak! Olmadı... 4 gün sonra olacak! Olmadı... 15 gün sonra olacak! Olmadı...

Yeni taktik hep aynı: Geniş bir coğrafya için tahmin yapıyor, tahmini tutmayınca süreyi değiştiriyor, yine tutmayınca yeni süre veriyor, o da olmayınca bir daha değiştiriyor. Oralarda deprem olmayınca, bu defa lokasyonu değiştirip aynı şeye yeniden başlıyor. Üstelik Kocaeli’deki istasyondan aldığı ölçüm değerlerini, Japonya’da deprem olacak diye yayınlıyor. Arada bir bu bölgelerden birine denk gelen küçük bir deprem olunca, ben demiştim, deyip, binlerce tahmin arasından birini gösteriyor.

Mekansal olarak ne kadar geniş tahminlerde bulunduğuna örneği Türkiye'den (Elazığ Depremi'nden) verebiliriz: 21 Ocak 2020'de Kars'taki cihazın okuduğu verilerden yola çıkarak Türkiye'nin doğusunda bir deprem olacağını iddia etmişti. 24 Ocak 2020'de Elazığ'da 6.7 büyüklüğünde bir deprem oldu. Bunu Dyson Lin ve hayranları "tahminin tutması" olarak yorumladı; ancak Kars ile Elazığ arasında 500 kilometre mesafe bulunuyor. Bu, İstanbul'da bir deprem olacağını tahmin edip, Ankara'da deprem olması ile benzer bir durum. Bunun bilimsel hiçbir tarafı bulunmuyor.

Ayrıca şuna da dikkat edilmeli: Dyson Lin, tahminlerinde 1 tam moment magnitüd aralığı vermektedir; yani "3.8 büyüklüğünde" demek yerine "3-4 arası büyüklükte", hatta daha da tuhaf bir şekilde "3+ - 4+ büyüklükte" demektedir. Bu, deprem spektrumunun çoğunu kapsamaktadır! Yani eğer "3+ - 4+ düzeyinde deprem olacak." dediğinde, 3, 4, 5, 6, 7 büyüklüğündeki ve üzerindeki ve bunlar arasındaki her depremi "başarılı tahmin" olarak ilan edecektir. Halbuki, örneğin 4 büyüklüğünde bir deprem, 3.8 büyüklüğünde bir depreme çok yakınmış gibi gelse de, aralarında 2 kat büyüklük farkı bulunmaktadır; çünkü deprem ölçeği lineer değil, logaritmiktir (yani ölçekteki ardışık iki sayı çifti arası büyüklük eşit değildir, giderek artmaktadır). Bunu Richter Ölçeği ile ilgili bu yazımızda daha detaylı bir şekilde anlatmıştık. Bu açıdan bakılırsa, bu tarz "geniş tahminler"in hiçbir işlevi olmadığı ve nihayetinde elbette bazı noktalarda tutacağı aşikardır.

Dyson Lin, Depremleri Hangi Dış Verilere Dayandırıyor?

Yapacağınız kısa bir inceleme, aşağıda inceleyeceğimiz Air-2 isimli sahte cihaz ile toplandığı iddia edilenler haricindeki verilerin büyük bir kısmının Birleşik Sismoloji Araştırma Enstitüleri (IRIS) isimli, 120 Amerikan üniversitesi ve/veya bilimsel araştırma merkezi tarafından kurulan bir sismografi ve deprem konsorsiyumundan geldiği görülmektedir. IRIS, kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur; verileri halka açık ve ücretsizdir.

IRIS gerçekten harika bir deprem/sismografi kaynağıdır ve İngilizce bilen herkesin siteyi incelemesini önemle tavsiye ederiz. Dünya'nın dört bir yanında süregelen tektonik olayları anlık (veya anlığa yakın) düzeyde takip etmek ve geçmiş tektonik faaliyet verilerine ulaşmak mümkündür. Ayrıca site, eğitici amaçlarla da inşa edildiği için, verilerin ne anlama geldiğine dair bolca bilgi bulmak mümkündür.

Dyson Lin, bu kaynağı takip ederek, IRIS'in Dünya çapında bulunan yüzlerce sensör ve cihazının "veri alamadığı" zamanların "depreme işaret ettiğini" söylemektedir. Dolayısıyla tahminlerine bakacak olursanız, "IRIS'in X lokasyonundaki cihazı çöktü; demek ki burada deprem olacak." şeklinde bir ilişkilendirme yapılmaktadır.

Halbuki her teknolojik cihaz gibi, deprem sensör verileri de sayısız nedene bağlı olarak (iletişim problemleri, bağlantı hataları, teknik aksaklıklar, bakım ve onarım ve daha nicesi!) veri aktarımını geçici veya kalıcı olarak kesebilir. Bu, NASA'nın Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan yaptığı canlı yayınların aralıklarla, geçici olarak kesilmesi ile benzer bir durumdur. Bu basit teknik aksaklıkların da bolca komplo teorisyenine malzeme edildiği bilinmektedir.

IRIS'in Dünya'nın dört bir yanına yayılan sensör ağı. Her bir daire içindeki sayı, o bölgedeki sensör sayısına işaret etmektedir.
IRIS'in Dünya'nın dört bir yanına yayılan sensör ağı. Her bir daire içindeki sayı, o bölgedeki sensör sayısına işaret etmektedir.

Daha fenası ise şudur: IRIS'in aynı anda çok sayıda sensörünün geçici veya kalıcı olarak erişime kapalı olduğu görülmektedir. Bunlar, Dünya'nın dört bir yanına dağılmış halde bulunduğu için, Dyson Lin gibi kişiler bunların her biriyle ilgili öngörülerde bulunarak, tahminlerini bu cihazların çalışmamasına dayandırabilirler. Ve bu cihazlar, Dünya'nın yeterince çok bölgesine (ve özellikle de aktif deprem bölgelerine) yayılmış olmasından ötürü elbette bazılarının olduğu bölgelerde depremler yaşanacaktır. Yine bir veri cımbızlama ve keskin nişancı safsatası örneği görüyoruz.

Sözde Deprem Öngörü Cihazı: Air-2 (Devre ve Kod Analizi)

Lin'in neredeyse tüm iddiaları Air-2 isimli bir aletten elde ettiğini söylediği verilere dayanmaktadır. Bu aleti alıp, üzerinde kendi çalıştırdığı kodları çalıştırıp, yaşanılan yer civarında deprem tahmini yapmanın mümkün olduğunu iddia etmektedir. Air-2 alan herhangi biri, verileri Dyson Lin'e göndererek tahminlerine katkı sağlayabilmektedir.

Ancak şu iyi anlaşılmalıdır: Dyson Lin, fay hatlarından veya yer altından veri toplamamaktadır. Sismografların deprem konumu belirlenmesinde kullanıldığı gibi üçgenleme (İng: "triangulation") yöntemi gibi bilimsel yöntemler kullanmamaktadır. Dyson Lin, ofis ortamında, havadaki elektriği ölçtüğünü ve bundan yola çıkarak deprem tahmini yapabildiğini iddia etmektedir!

Atmosferik elektrik depremin habercisi olabilir mi? Bu soruya evet demek, dünyanın dört bir yanında bu alanda çalışan bilim insanlarına hakaret olur. Çünkü Güneş’teki güçlü patlamalardan tutun da, yıldırımlara kadar pek çok olay, atmosferdeki elektonların sayısını değiştirir. Üstelik, atmosferdeki elektronların akışını ya da elektrik yoğunluğunu ölçebilmek için Dyson’ın geliştirdiğini söylediği ilkel cihazlara gerek yok. Çünkü derin uzaydaki manyetik alanı, Güneş’teki patlamaları ve diğer fiziksel büyüklükleri sürekli ölçen ve verileri paylaşan gözlem evleri var.

Siz de cep telefonunuza kurabileceğiniz basit bir uygulamayla bile, özellikle Güneş kaynaklı elektron akışını yani elektrik değişimini görebilirsiniz. Üstelik bu veriler daha güvenilir ve daha sağlıklı olacaktır. Eğer depremler ile bu parametreler arasında herhangi bir ilişki olsaydı, bunu o verilere ömrünü adayan yüz binlerce bilim insanından biri veya birkaçı çoktan fark ederdi. Fark etmese, Dyson Lin gibi kişilerin iddiaları sonrası gündeme geldiğinde inceleyip, işlevsel olduğunu görüp, kullanmaya başlardı. Ancak bunların hiçbiri yaşanmıyor; çünkü depremleri bu tarz fiziksel özelliklerle ilişkilendirmek mümkün değil.

Şimdi, gelelim Dyson Lin'in kodlarına ve devresine... Böylece neden böyle dediğimizi kendi gözlerinizle göreceksiniz:

Dyson Lin (Github)
Dyson Lin (Github)
Github

Dyson Lin'in Air 2 cihazında kullanılmak üzere yayınladığı Github hesabındaki kodları inceledik. Deprem tahmini yaptığı kodların ekran görüntüsünü buraya kolaylıkla ekleyebiliyoruz, çünkü tüm kod ekran görüntüsü alınabilecek kadar kısa:

Air 2 cihazının kullandığı kodlar
Air 2 cihazının kullandığı kodlar

"Deprem sinyalleri" (quake_signals.csv) adında bir dosyadan veri okuyup, basit bir lineer regresyon modeli üretiyor. Bu, böyle bir iş için fazla basit bir yaklaşım; çünkü depremler lineer olarak gerçekleşen doğa olayları değiller. Bir depremin yaşanma ihtimaline etki eden çok sayıda faktör var. Sadece geçmişteki depremleri alıp, o verilere uyan en iyi doğrusal çizgiyi çizip, bir sonraki depremi buna göre tahmin etmemiz mümkün değil.

Ancak bunu yapabilecek olsaydık bile, inanılmaz büyük veri setlerine ihtiyacımız olurdu. İçinde binlerce, on binlerce, belki milyonlarca deprem verisi olan dosyalardan söz ediyoruz! Belki de deprem sinyalleri dosyası şimdiye kadar toplanmış çok detaylı veriler içeriyordur diyerek, onu da inceledik. Aşağıda görebileceğiniz gibi, içinde sekiz (sayıyla 8) adet deprem içeren bir tarihçe dosyası... Yani tüm tahminlerini (eğer bizim elimizde olmayan yeni bir kod ya da veri yoksa) 8 adet deprem üzerinden yapıyor diyebiliriz. Bu veri seti, lise düzeyindeki bir proje için bile kabul görmezdi.

Dyson Lin, milyonlarca veri yerine sadece 8 adet depremden tüm tahminlerini yaptığını iddia ediyor.
Dyson Lin, milyonlarca veri yerine sadece 8 adet depremden tüm tahminlerini yaptığını iddia ediyor.

Bunu, bir Yapay Zeka algoritması (örneğin kendi kendini süren araba) üretmek için 8 araçtan alınan 1'er adet veriyi kullanmaya benzetebilirsiniz. Böyle bir sistem elbette herhangi bir anlamlı sonuç üretmeyecektir. Günümüzde yüz binlerce aracın her birinden gelen milyonlarca veri, bundan çok daha karmaşık Yapay Zeka algoritmaları kullanılmasına rağmen kimi zaman yeterli olamamaktadır. Örneğin Yapay Zeka'nın sahte yüzler yaratmak için kullanıldığı örneklerin ("Deep Fake") nasıl çalıştığını buradan okuyabilirsiniz.

Pekala, bu verilerden yola çıkarak tahminlerini nasıl yapıyor dersiniz? Depremin gerçekleşeceği yeri, zamanı ve depremin büyüklüğünü tahmin ettiği kodlar ve modellere bir bakalım:

Deprem yerini tahmin etmek için kullandığı kodlar.
Deprem yerini tahmin etmek için kullandığı kodlar.
Deprem zamanını tahmin etmek için kullandığı kodlar.
Deprem zamanını tahmin etmek için kullandığı kodlar.
Deprem büyüklüğünü tahmin etmek için kullandığı kodlar.
Deprem büyüklüğünü tahmin etmek için kullandığı kodlar.

Bu kodlar, yine, şüphe çekecek kadar basit görünüyorlar. Sadece birkaç veri üzerine dümdüz çizgi oturtarak geleceği öngörmeye çalışıyor. Lise düzeyinde bile olmayan bu analizin herhangi bir bilimsel tarafı bulunmuyor. Her veriye lineer model oturtmak mümkün; ancak o olayın o lineer modeli takip ettiği ve sizin bundan yola çıkarak herhangi bir şeyi tahmin edebileceğiniz anlamına gelmiyor.

İşin yazılım tarafı hiçbir bilimsel standartta kabul edilebilir gibi değil; ancak donanım tarafında daha da büyük tuhaflıklar söz konusu: Dyson Lin'in yazdığı kod (veya geliştirdiği model) kendi icat ettiği Air-2 adlı cihazdan bir şekilde veri okumalı. Aksi halde Air-2 hiçbir işe yaramazdı. Bu veriyi okuyup nerede kullandığını anlamak mümkün değil. Veri setinde "Height" ("Yükseklik") isimli bir özellik olduğu görülüyor. Bu, muhtemelen ABD Jeoloji Cemiyeti'nin paylaştığı verilerde yer derinliği bilgisi (ama bir ihtimalle bu, okunan sinyalin büyüklüğü de olabilir).

Bu durumda, Air-2'nin nasıl çalıştığını anlamak gerekiyor. Eğer bunu yapabilirsek, bu verinin nasıl anlamlandırıldığını ve gerçek bir bilimsel veri olup olmadığını da daha net tartışabiliriz. Bu nedenle, kendisinin de yapılmasını önerdiği gibi, Air-2'yi kendimiz hazırlamaya çalıştık. Kendi modelinin fotoğrafını şu şekilde paylaşmıştı:

Dyson Lin tarafından yayınlanan Air-2 devre fotoğrafı
Dyson Lin tarafından yayınlanan Air-2 devre fotoğrafı
Twitter

Devrenin tasarımını Dyson Lin'in kendi sitesinde bulamadık, ancak elimizde devre şemasına yönelik bir görsel var:

İtalyanca bir sitede bu devre çizimini bulduk.
İtalyanca bir sitede bu devre çizimini bulduk.
Faenza Shiatsu

Arduino devrelerinden ve elektronik parçalardan anlayan birinin hemen fark edeceği üzere, bu fotoğraftaki tasarım eksiktir. Yani ortada bir devre olsa da kullanılan parçaların çalışma prensipleri düşünüldüğünde, bu devre hiçbir bir iş yapmıyor gibi gözükmektedir!

Dyson Lin'in deprem tahminlerini yaptığı Air-2 isimli alet, 19 liraya satılan bir Arduino Uno ve 1.40 liraya satılan bir opamp içeriyor. Arduino Uno, çok basit bir elektronik devre platformudur. Opamp ise, üzerine gönderilen sinyalleri katlayarak arttıran bir devre elemanıdır. Bu devrenin toplam maliyeti 21 TL. Malzemeleri herhangi bir elektronik dükkanından alabilirsiniz. Aleti yapmanız 15 dakikadan fazla sürmez.

İtalyanca sitedeki şematik ile Dyson Lin'in koyduğu görsel arasında ufak tefek farklar tespit ettik. Bu nedenle devreyi kendimiz çizerek ne yaptığını anlamaya çalıştık. Dikkatli bakılacak olursa, gerilim izleyici bir devreye benzediği görülecektir:

Bunu, sözünü ettiğimiz opamp elemanına ait veri dosyasına (İng: "datasheet") bakarak doğrulayabiliriz. TL081 model numarasına sahip opampın veri dosyasında voltaj takip (İng: "voltage follower") devresi örneği gösterilmektedir:

Yani Dyson Lin'in yaptığı şu: Devrenin opamp'ın + girdi ucuna düşen gerilimi ölçmek. Kurduğu devrenin yaptığı tek iş bu. Ancak "ufacık" bir sorun var: Dyson Lin tarafından üretilen bu cihazda, sinyal girişinin olması gereken eleman bacağına hiçbir şey bağlı değil.

Normalde veri okumak için bu bacağa veri girişi olmalıdır. Ancak Dyson Lin'in devresinde bu bacağa hiçbir dış eleman bağlanmamaktadır.
Normalde veri okumak için bu bacağa veri girişi olmalıdır. Ancak Dyson Lin'in devresinde bu bacağa hiçbir dış eleman bağlanmamaktadır.

Bunu, yine TL081'in bacak şemasında net bir şekilde görebiliyoruz (yukarıda kırmızıyla işaretlediğimiz, 3. bacak olan "girdi bacağı" boşta!):

TL081 bacak şemasında 3. bacağın Input (girdi) olduğunu; ancak Dyson Lin'in devresinde bunun boş bırakıldığını görebiliyoruz. Normal ve gerçek bir devrede, bu bacağa bir sensör bağlanır ve o sensörden gelen veriler işlenir. Dyson Lin'in düzeneğinde ise boş sinyal gürültüsü okunuyor!
TL081 bacak şemasında 3. bacağın Input (girdi) olduğunu; ancak Dyson Lin'in devresinde bunun boş bırakıldığını görebiliyoruz. Normal ve gerçek bir devrede, bu bacağa bir sensör bağlanır ve o sensörden gelen veriler işlenir. Dyson Lin'in düzeneğinde ise boş sinyal gürültüsü okunuyor!

Air-2'nin bu boş girdiyi okuduğu kod parçasını Github'da bulabiliyoruz:

Görüldüğü üzere, analog değeri okuyup 0 ile 5000 milivolt arasında bir değere dönüştürüyor. Yani Dyson Lin'in 2.000 Tayvan dolarına (400 TL'ye) sattığı cihaz, "hiçbir şeyin" değerini okuyup bunu 0 ile 5000 arasında bir değere dönüştürüp "deprem tahmini" yapıyor. Bu değerdeki değişiklikleri, salınımları "deprem olacak" şeklinde yorumluyor. Bunun bilimsel hiçbir geçerliliği olmadığı, hatta mantıklı hiçbir açıklaması olmadığı aşikardır.

Boştaki bir girdi bacağının değerlerini her şey etkileyebilir. Örneğin kullanılan devre elemanının kalitesi, yakında cep telefonu, mikrodalga fırın olup olmaması, hatta yakınında insan varlığı bile salınımlara yol açabilir. Dahası, devrenin kendi içinde süregelen elektrik akışı bile bu veride gürültüye neden olacaktır! Nitekim Arduino'nun veri dosyasında da benzer bir uyarıda bulunulmaktadır. Örneğin aşağıdaki grafikte yatay eksende tarihler, düşey eksende ise boş girdi bacağından okuyup milivolta çevirdiği değerler var. Bu değerlere dünyada olan depremlere denk getirip, "bakın dediğim çıktı" demiş olabilir.

Bir bilim insanı bunu nasıl yapardı? Böyle bir analizi bir bilim insanı yapıyor olsa, örneğin opamp'ın o girişini boş bırakmak yerine, havadaki sinyali toplayan bir anten veya özellikleri çok iyi bilinen bir plaka koyardı ki, ölçtüğü değerler bir anlam ifade edebilsin. Devreden uzağa yerleştirirdi ki, sinyal toplayıcı ile devre arasında etkileşim olmasın. Aradaki bağlantıyı kalkanlar, hatta koruma hattı ile korurdu.

Bir bilim insanı bu ölçümleri yapacak olsa, havadaki elektriği dümdüz okumaya çalışmak yerine, havanın elektriğinin yere veya bir diğer referans noktasına göre değerini okurdu. Bu nedenle de diferansiyel yükseltici gibi bir devre elemanı kullanırdı. En azından ters girdinin ("inverted input") topraklandığından emin olurdu.

Bu açılardan bakacak olursak, Dyson Lin'in kullandığı devrenin lise seviyesinde bir hobi devresi ayarında olduğunu söyleyebiliriz - ki o haliyle bile hatalı! Öte yandan, bunlardan anlamayan halkın kanması için yeterince karmaşık tabii ki... Yaptığı işin sonsuz enerji topladığını iddia edenlerden hiçbir farkı yok.

Uzun lafın kısası şu: Dyson Lin'in deprem tahmini yapmakta kullandığını iddia ettiği devre veya yazılan kod, deprem tahmini yapmaya (ya da herhangi bir şey tahmini yapmaya) hiçbir şekilde yeterli değildir. Bunun yerine yaptığı, genel amaçlarla üretilmiş bir devre elemanında doğal olarak görülecek sinyal gürültüsünün verdiği muğlak ve tamamen rastgele sinyalleri depremlere yormak... Bunu yeterince sık ve dağınık bir şekilde yaparsanız, bazılarının tutması işten bile değildir!

Şunu net bir şekilde söyleyelim: Keşke Dyson Lin veya bir başka kişi böyle bir cihazı icat etmiş olsa. Maalesef bu cihaz o cihaz değil, bu kod o kod değil. Eğer başka bir cihaz-kod-model varsa, onu da inceleriz. Sadece bizler değil, dünyadaki saygın bilim insanları da inceler. Keşke olsa... Deprem gibi devasa doğa olayları karşısında erkenden uyarılma şansımız olsa... Ancak şu anda böyle bir yöntem yok. Bunu yapabilecek olanlar, bu şekilde korkuları prime dönüştüren kişiler değil, bugünün ve geleceğin bilim insanları!

Dyson Lin Tehlikesi: Sahte Umutlar, Sahtebilim ve Yalanlar

Dikkat ederseniz Dyson Lin'in kimliğinden, alandaki deneyiminden ve kişiliğinden bahsetmedik bile; çünkü bir kişinin iddialarına değil de kişiliğine, karakterine, vb. özelliklerine saldırmaya mantık felsefesinde Ad Hominem (Kişiliğe Saldırı) Safsatası deniyor. Üstelik Dyson Lin'in halkı nasıl kandırdığını göstermek için illâ kişiliğine veya geçmişine bakmaya gerek yok; yukarıdaki analizler yeterli olmalıdır.

Ancak eğer ki incelediğimiz bilimsel iddialarsa, o zaman bilimsel arka plan ve deneyim de önem kazanmaya başlıyor; çünkü spesifik bir uzmanlık alanındaki spesifik argümanlardan söz ediyoruz demektir. Sonuçta kanser tanınızı sıradan insanların görüşlerine göre değil, hekimlerin uzman görüşüne göre koymak istersiniz, öyle değil mi?

Dyson Lin, kendini "Tayvan Deprem Tahmin Enstitüsü" diye bir kurumun kurucusu ve CEO'su olarak tanıtıyor; ancak böyle bir enstitü bulunmuyor. İddialarının hemen hepsi gibi, bu kurum da uydurma. Teyit.org'un konu hakkındaki detaylı bir incelemesine buradan ulaşabilirsiniz. Dyson Lin'in deprem hakkında hiçbir uzmanlığı, arka planı veya deneyimi bulunmuyor. Akademik arama motorlarında ismine dair herhangi bir sonuç alınamıyor.

Dahası, Dyson Lin bu işe "depremden önce domateslerden aldığı sinyalleri fark etmesi" ile başladığını söylüyor. Domateslerden bu sinyali aldıktan sonra, yukarıda analiz ettiğimiz ve hiçbir işe yaramadığını gösterdiğimiz Arduino devreleri geliştirmeye başlamış ve domatesler yerine havadan voltaj ölçümü yapmaya başlamış. Ancak depremler ile domateslerden edineceğiniz sinyaller arasında herhangi bir bilimsel ilişki bulunmadığını söylemeye gerek yoktur diye tahmin ediyoruz. En azından bunu gösteren hiçbir akademik çalışma bulunmuyor.

Dyson Lin ile ilgili büyük bir problem, tuhaf kişiliği ile insanları yanlış yönlendiriyor, hatalı bilgiler veriyor ve boş yere umutlandırıyor olması. Örneğin bazı paylaşımlarını birebir çevirecek olursak, neden bunun tehlikeli olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz (köşeli parantez içindekiler bizlerin eklemeleridir):

Görülebileceği gibi Dyson Lin'in üstünlük kompleksi olmasının ve bunu tehditkar bir şekilde sunmasının yanı sıra, aynı zamanda bilimsel gerçekleri ve bu işin uzmanlarını görmezden gelmektedir.

Zaten şahıs, iddiasına göre Türkiye Cumhuriyeti'nin talebi üzerine halkı yanlış yönlendirmek dolayısıyla Hava Durumu Yasası uyarınca 200.000 NTD (6.600 Amerikan doları) cezaya çarptırılmış; ancak bu, onu daha da motive etmişe ve avantaja çevirmişe benziyor. Cezaların yeterince caydırıcı olmadığında ne tür problemlerle karşılaşıldığına güzel bir örnek diyebiliriz.

Sonuç

Tüm bunlar ışığında, Dyson Lin'in deprem tahmin yöntemlerinin bilimsel veya işlevsel olduğunu söylemek mümkün değildir. Dyson Lin'in kullandığı yöntemin bilimsel hiçbir tarafı olmadığı gibi, satışını yaptığı (veya üretilmesini önerdiği) cihazların da iddia ettiği şekilde çalışması mümkün değildir. Dahası, Dyson Lin'in ileri sürdüğü deprem tahminleri aşırı genel ve kullanışsızdır; çünkü gerçek bir tahminde bulunmamaktadır, rastgele depremler tahmin etmekte ve tahmininin tutmasını ummaktadır. Tutmayan sayısız tahmini unutulup gitmekte, "tuttuğu" sanılan birkaç tanesi popüler olarak şahsa ün getirmektedir.

Dyson Lin'in yaptığı, belirsiz sonuçlar ve sinyal gürültüsü üreten kaynaklardan (Air-2 gibi) veya çok sayıda nedenden ötürü veri alınamayabilen ve bu hataların belli düzeyde rastgeleliği olan IRIS sensörleri gibi kaynaklardan aldığı muğlak verileri farklı şekillerde ve geniş coğrafyalarda yorumlamaktadır. Bu belirsizlikleri deprem gerçekleşme ihtimali ile ilişkilendirmektedir. Bu, rastgele ve muğlak şekilde dağılan kahve artıklarından fal bakmaktan tamamen farksızdır. Lin, sonuçları beklediği gibi çıkmayınca coğrafyayı ve/veya deprem büyüklüğünü ve/veya deprem zamanını değiştirmekte, genişletmekte ve böylece isabet ihtimalini arttırmaktadır. Ancak bu tarz bir tahmin, bilimsel bir öngörü değil, basit istatistiğin manipüle edilmesi yoluyla halkın aldatılmasıdır.

Bilim, bu değildir. Bu tarz fırsatçılara geçit vermeyiniz.

Teşekkür: Konu hakkında teknik katkıda bulunan Berkin Kılıç ve Alpaslan Yıldız'a teşekkür ederiz. Ayrıca Dyson Lin'in yöntemini detaylı bir şekilde izah eden Lagari'ye de teşekkürler.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 10
  • Muhteşem! 5
  • Bilim Budur! 3
  • Güldürdü 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • İnanılmaz 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • Korkutucu! 1
  • Umut Verici! 0
  • İğrenç! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/09/2020 19:28:51 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8226

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Besin
Doğum
Cinsiyet Araştırmaları
Enfeksiyon
Lipit
Zooloji
Zehirli Mantar
Kimya
Elektrik
Mistisizm
Kafatası
Matematik
Canlılık Ve Cansızlık Arasındaki Farklar
Beslenme Bilimi
Film
İspat
İnsanlar
Homo Sapiens
Uzay Görevleri
Bilim
Maske
Dağılım
Radyasyon
Tardigrad
Galaksi
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Hukukta bir insan, bir diğerinin hakkını gasp ettiğinde suçludur. Etikte ise, bunu yapmayı düşündüğü anda...”
Immanuel Kant
Geri Bildirim Gönder