Tavukların Son 60 Yıllık Evrimi: Gözlerimizin Önünde Değişiyorlar!

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Tavuklar, gözlerimizin önünde evrimleşiyorlar ve son 60 yıldaki değişimleri, bunun en net ispatı! 2014 yılı içerisinde Poultry Science dergisinde yayımlanan bir araştırmada, son 60 sene içerisindeki 3 ayrı yılda, aynı çiftlikte üretilen, aynı tavuk soy hattından, tamamen aynı yemlerle beslenmiş ve tamamen aynı yaştaki 3 tavuk soy hattı incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda, tavukların birçok farklı fiziksel özellik bakımından insanlar tarafından seçildiği ve bu seçilim baskısı altında tavukların fiziksel özelliklerinin giderek farklılaştığı gösterilmiştir.

Tavukların Evrimi

Araştırma sonuçlarına göre 1957-2005 yılları arasında genç tavukların (piliçlerin) aldıkları besini ete dönüştürme verimliliği %50 oranında azalırken, vücut büyüklükleri %400 oranında arttı. Hayvanlardaki pectoralis major kas büyüme potansiyeli erkeklerde %79, dişilerde %85 oranında artarken, uygulanan genetik seçilim baskısı nedeniyle karın yağ oranı azaldı. Aynı zaman zarfında, yine seçilim baskısı nedeniyle pectoralis minor kasları erkeklerde %30, dişilerde %37 oranında irileşti.

Makale içerisinde kullanılan fotoğraflardan bir diğeri... 3 ayrı sene içerisinde, aynı tavuğun yumurtadan çıktığı gün (0. gün), 28 günlükken ve 56 günlükken fotoğrafları çekilmiştir. 3 ayrı nesilden (ki bu nesiller arasında yüzlerce nesillik fark vardır) örneklenen fotoğraflardaki farklılıklar çarpıcıdır.
Makale içerisinde kullanılan fotoğraflardan bir diğeri... 3 ayrı sene içerisinde, aynı tavuğun yumurtadan çıktığı gün (0. gün), 28 günlükken ve 56 günlükken fotoğrafları çekilmiştir. 3 ayrı nesilden (ki bu nesiller arasında yüzlerce nesillik fark vardır) örneklenen fotoğraflardaki farklılıklar çarpıcıdır.

Fotoğraf, tavuklar üzerine uyguladığımız Yapay Seçilim yoluyla evrimin son 60 yılda nasıl etkileri olduğunu bariz bir şekilde gözler önüne seriyor. Yani gerçekten de, tam da evrimsel biyoloji tarafından öngörülen bir şekilde, seçilen özellikler nesiller içerisinde hayvanların belli bir yöne evrimleşmesini ve atalarından tamamen farklı görünmelerini sağlayacak şekilde canlıları farklılaştırıyor. Bu, bugüne kadar sayısız canlı üzerinde gösterilerek evrimi doğruladığı gibi, tavuklar üzerinde de uzun dönem bir çalışma sonucunda gösterilmiş oldu. Makalenin özet kısmının son cümleleri şöyle söylüyor:

(...) 50 yılı aşkın süredir yapılan ticari niteliksel genetik seçilim baskısı sayesinde arzulanan faydalı değişimlere ulaşılabildi. Aslen arzulanmayan, dişi-erkek arası görünüm farklılığındaki (cinsel çiftbiçimlilikteki) artışın da muhtemelen olumsuz bir sonucu olmadı. Buna rağmen, gelecekteki seçilim programlarında kas-iskelet sistemi, savunma sistemi fonksiyonu ve ebeveyn stok yönetimi gibi konulara daha dikkatle yaklaşmak gerekebilir.
Tavukların farklı yıl ve yaşlardaki büyüklüklerinin kıyası.
Tavukların farklı yıl ve yaşlardaki büyüklüklerinin kıyası.
University of Alberta

1957 yılındaki 56 günlük bir tavuk ile, 2005 yılındakini kıyaslayacak olursak, fiziksel farklılıkların sadece 60 yıl içinde ne kadar fazla miktarda birikebileceğini görmekteyiz. Buradan yola çıkarak şu sorulabilir: Bu fiziksel farklılıklar durmaksızın seçilmeye devam edilirse ve yeni tercihler veya seçilim baskıları da işin içine katılırsa, bundan birkaç asır sonra elde edeceğimiz tuhaf kuşları halen günümüzdeki "tavuklar" ile aynı kategoride değerlendirir miydik? Muhtemelen hayır.

İşte evrim, bu şekilde çalışır: Gözümüzün önünde bile olsa, hiç değişmiyormuş gibi gözüken özellikler, kademeli bir şekilde ve çok yavaş bir biçimde değişir. Bu kademeli değişim, uzun yıllar içinde birikerek türe bambaşka nitelikler kazandırır. Bir süre sonra bu değişimler o kadar fazla miktarda birikmiş olur ki, yeni torun türü, atasal tür ile aynı tür altında değerlendirmek mümkün olmaz. Hatta bu iki canlı bir araya getirildiğinde çiftleşmekten bile uzak durabilir; hatta deneseler bile fiziksel farklılıkların yeterince birikmiş olmasından ötürü çiftleşmeleri mümkün olmaz. İşte bu noktada artık canlıların ayrı türler olduğu söylenir. Bir türden, yepyeni bir tür evrimleşmiştir!

Bu, özellikle üreme bariyerleri ve izolasyonlar altında çok daha seri ve etkili bir şekilde yaşanır. Vahşi doğada türün popülasyonları birbirinden izole oldukça ırklar meydana gelir ve bu ırkların birbirleri arasında gen aktarımı olmaması sonucunda, bulundukları bölgelerin seçilim baskıları altında farklılaşarak apayrı canlılara dönüşürler. Bu, mikroevrimin makroevrime dönüşümüdür. Yani ufak değişimler, dev farklılıklara dönüşür. Bir diğer deyişle, "damlaya damlaya göl olur."

Bu Evrim mi? GDO veya Hormon Olmasın?

Araştırma sonuçlarının güvenli olması için Alberta Üniversitesi Et Kontrol Birimi'nde bulunan tavuk soy hatları kullanılmıştır. Böylece her türlü dış unsurun (GDO veya hormonlar gibi) etkisi tamamen ortadan kaldırılmıştır. Her bir sene, her bir soy hattından 8 kuş örneklenmiş, fotoğraflanmış, disekte edilmiş ve incelenmiştir. Böylece kıyaslama tek bir kuş örneğine dayandırılmamıştır.

Tavukların her biri birebir aynı yemlerle beslendiği için, GDO'nun etkisi ortadan kaldırılmıştır. Kaldı ki, bu tavukların "aynı yemler" ile beslenmesi bize bu bilgiyi bir diğer açıdan da göstermektedir: 1950'li yıllarda GDO teknolojisi henüz bulunmuyordu ve tüm yemler "doğal yem" olarak tabir edilen yemlerdi. Deneyde, sonraki senelerde de aynı yemler kullanılmaya devam etmiştir.

Tavuk besicilerinin de bileceği üzere, günümüzdeki tüm kümes hayvanı yemleri GDO'lu değildir. GDO'suz yemler de kolaylıkla bulunup satın alınabilmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın GDO, hormon, vb. unsurlar ve bunların canlılar üzerindeki etkisi ile ilgisi yoktur. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 6
  • 1
  • 2
  • 0
  • 1
  • 1
  • 2
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • M. J. Zuidhof. (2014). Growth, Efficiency, And Yield Of Commercial Broilers From 1957, 1978, And 2005. Poultry Science, sf: 2970-2982.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/08/2019 19:43:59 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2952

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Primatlar üzerinde çalıştıkça göreceksiniz ki, kendimizde değerli bulduğumuz her ne varsa -ki buna ahlak da dahildir- primat davranışları ile doğrudan ilişkilidir.”
Frans de Waal
Geri Bildirim Gönder