Tavukların Son 60 Yıllık Evrimi

Yazdır
  • Bu yazıyı 2 dakika 43 saniyede okuyabilirsiniz.
Tavukların Son 60 Yıllık Evrimi

Görselde, 2014 yılı içerisinde Poultry Science dergisinde yayımlanan bir araştırma için son 60 sene içerisindeki 3 ayrı yılda, aynı çiftlikte (Bkz: Not 1) üretilen, aynı tavuk soy hattından, tamamen aynı yemlerle beslenmiş (Bkz: Not-2) ve tamamen aynı yaştaki 3 tavuğun fotoğrafları görülüyor. Fotoğraf, tavuklar üzerine uyguladığımız Yapay Seçilim yoluyla evrimin son 60 yılda nasıl etkileri olduğunu bariz bir şekilde gözler önüne seriyor. 

Araştırma sonuçlarına göre 1957-2005 yılları arasında genç tavukların (piliçlerin) aldıkları besini ete dönüştürme verimliliği %50 oranında azalırken, vücut büyüklükleri %400 oranında arttı. Hayvanlardaki pectoralis major kas büyüme potansiyeli erkeklerde %79, dişilerde %85 oranında artarken, uygulanan genetik seçilim baskısı nedeniyle karın yağ oranı azaldı. Aynı zaman zarfında, yine seçilim baskısı nedeniyle pectoralis minor kasları erkeklerde %30, dişilerde %37 oranında irileşti.

 

Makale içerisinde kullanılan fotoğraflardan bir diğeri... 3 ayrı sene içerisinde, aynı tavuğun yumurtadan çıktığı gün (0. gün), 28 günlükken ve 56 günlükken fotoğrafları çekilmiştir. 3 ayrı nesilden (ki bu nesiller arasında yüzlerce nesillik fark vardır) örneklenen fotoğraflardaki farklılıklar çarpıcıdır.

 

Yani gerçekten de, tam da evrimsel biyoloji tarafından öngörülen bir şekilde, seçilen özellikler nesiller içerisinde hayvanların belli bir yöne evrimleşmesini ve atalarından tamamen farklı görünmelerini sağlayacak şekilde canlıları farklılaştırıyor. Bu, bugüne kadar sayısız canlı üzerinde gösterilerek evrimi doğruladığı gibi, tavuklar üzerinde de uzun dönem bir çalışma sonucunda gösterilmiş oldu. Makalenin özet kısmının son cümleleri şöyle söylüyor:

"(...) 50 yılı aşkın süredir yapılan ticari niteliksel genetik seçilim baskısı sayesinde arzulanan faydalı değişimlere ulaşılabildi. Aslen arzulanmayan, dişi-erkek arası görünüm farklılığındaki (cinsel çiftbiçimlilikteki) artışın da muhtemelen olumsuz bir sonucu olmadı. Buna rağmen, gelecekteki seçilim programlarında kas-iskelet sistemi, savunma sistemi fonksiyonu ve ebeveyn stok yönetimi gibi konulara daha dikkatle yaklaşmak gerekebilir."

Not-1: Araştırma sonuçlarının güvenli olması için Alberta Üniversitesi Et Kontrol Birimi'nde bulunan soy hatları kullanılmıştır. Böylece her türlü dış unsurun (GDO gibi) etkisi ortadan kaldırılmıştır. Her bir sene, her bir soy hattından 8 kuş örneklenmiş, fotoğraflanmış, disekte edilmiş ve incelenmiştir. Böylece kıyaslama tek bir kuş örneğine dayanmamaktadır.

Not-2: Tavukların her biri aynı yemlerle beslendiği için, GDO'nun etkisi dikkate değer değildir. Kaldı ki, "aynı yemler" ile beslendiklerine göre, GDO'lu yemlerin  bulunmadığı 1950'li yıllardaki doğal yemler, sonraki senelerde de aynen kullanılmıştır. Günümüzdeki tüm kümes hayvanı yemleri GDO'lu değildir, GDO'suz yemler de kolaylıkla bulunup satın alınabilmektedir. Her ne kadar yem türü spesifik olarak belirtilmediyse de, hepsinin aynı yem tipiyle beslendiği makalede belirtilmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın GDO, hormon, vb. unsurlar ve bunların canlılar üzerindeki etkisi ile ilgisi yoktur. 

Kaynak: Poultry Science

0 Yorum
Çağrı Mert Bakırcı
Çağrı Mert Bakırcı
Kurucu, Baş Editör
Profil