İslam tarihinde ‘zındıklık’ kavramı, ilk bakışta dinî inanç alanındaki sapmaları ifade eden bir kategori gibi görünmektedir. Ancak kavramın farklı dönemlerdeki kullanımına bakıldığında, teolojik sapkınlık iddiasının çoğu zaman siyasal otorite, toplumsal düzen ve meşruiyet tartışmalarıyla iç içe geçtiği görülmektedir.
Tarihte devletler hangi düşüncenin kendilerince meşru bir zeminde, hangisinin ise oldukça tehlikeli bir yerde olduğuna karar vererek kendi siyasal düzenlerini korumaya çalışmışlardır. Bu süreçte dinî kavramlar çoğu zaman yalnızca inanç alanına dahil olmaktan çıkarak siyasal otoritenin kullandığı araçlardan biri hâline gelmiştir. İslamiyet tarihinde önemli bir yere sahip olan zındıklık kavramı da bunun dikkat çekici örneklerinden biridir. İlk bakışta dinî sapkınlığı ifade eden suçlayıcı bir ifade gibi görünse de, tarihî örnekler kavramın bazı dönemlerde devletin benimsediği dinî anlayışa, toplumsal düzene veya siyasal otoriteye meydan okuyan kişi ve hareketleri tanımlamak için de kullanıldığını göstermektedir. Bu çalışmada zındıklık kavramının tarihsel gelişimi ele alınacak; Hurûfîlik, Kalenderîlik ve Şeyh Bedreddin örnekleri üzerinden Osmanlı'da din, siyaset ve meşruiyet arasındaki ilişkinin nasıl şekillendiği incelenecektir.