İçerikler
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
İnsan sinir sistemi, anatomik olarak merkezi sinir sistemi (İng: "central nervous system") ve çevresel sinir sistemi (İng: "peripheral nervous system") olmak üzere iki ana bölgeye ayrılan bir iletişim ve kontrol ağıdır.[1] Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşmaktadır.[1] Çevresel sinir sistemi ise beyin ve omuriliğin dışında kalan tüm sinir sistemi yapılarını kapsamaktadır.[1] Her iki bölgedeki sinir dokusu nöronlar ile glia hücrelerinden oluşmaktadır. İki bölge, duyusal bilgiyi alma, bütünleştirme ve yanıt oluşturma görevlerini birlikte yürütmektedir.[1]
Sinir sisteminin kaça ayrıldığı sorusunun yanıtı hangi sınıflandırmanın kastedildiğine bağlıdır, çünkü anatomik ve işlevsel bölünmeler farklıdır.[1][8] Ayrıca süngerlerden böceklere, ahtapotlardan omurgalılara uzanan hayvan gruplarına baktığımızda sinirsel yapıların dağınık ağlardan kordonlara ve ganglionlara kadar çeşitlendiğini de görebilmekteyiz.[2] Bu yazımızda insan sinir sisteminin genel mimarisini ve hayvanlardaki yapısal karşılıklarını adım adım çözümlemekteyiz.[1][2]
Hava olayları, atmosferin belirli bir andaki sıcaklık, rüzgar, nem ve yağış gibi fiziksel koşullarının oluşturduğu anlık durum ve değişimlerdir.[1][3] Yeryüzünü saran hava tabakası durağan bir örtü değildir.[3] Güneş'in yeri ısıtması, suyun sıvı ile gaz halleri arasında sürekli geçiş yapması ve farklı bölgeler arasındaki basınç farkları atmosferi her an yeniden biçimlendirmektedir.[2][3][5] Sabah yaprakların üzerinde beliren küçük çiy damlacıklarından yatay görüşü 1 kilometrenin altına indiren sise, bulutlardan boşalan sağanaklardan yere uzanan dar ve dönen hortum sütunlarına kadar tanık olduğumuz bütün bu süreçler aynı atmosferik dengenin ürünleridir.
Gökyüzündeki bu hareketlilik, çoğu zaman fark edilmeyen devasa ölçeklerde işlemektedir.[2] Örneğin sadece 1 akrelik (yaklaşık 4.000 m²) tek bir arazi parçası üzerine düşen 1 inçlik (yaklaşık 2,5 cm) yağmur bile yüzeyde 27.154 galon (yaklaşık 103.000 litre) su biriktirmektedir.[2] Üstelik hızla akan 6 inç derinliğindeki bir sel suyu yetişkin bir insanı devirebilmekte, yerden yaklaşık 80 kilometre yükseklikte, fırtına bulutlarının çok üzerinde ise birkaç milisaniye sürebilen kırmızımsı elektriksel parlamalar belirebilmektedir.[11][12][13] Öte yandan gündelik yaşamda bir yıllık aşırı yağışı hızlı bir iklim değişimi sanmak veya "%40 yağış olasılığı" ifadesini günün %40'ında yağmur yağacağı biçiminde okumak gibi yanılgılar sıkça karşımıza çıkmaktadır.[1][9] Biz de bu yazımızda havadaki suyun ve rüzgarın temel fiziğinden başlayarak fırtınaları, hortumları, kızıl cinleri ve tahmin modellerini inceleyeceğiz.
Varlık felsefesi, var olanı belirli bir türüyle sınırlamadan, sadece var olması bakımından inceleyen felsefe dalıdır ve bu dalın yerleşik adı olan ontoloji (İng: "ontology"), var olana ilişkin en genel araştırmayı karşılamaktadır.[1] Aristoteles Metafizik'inde (Kitap IV, Bölüm 1) bu araştırmayı, varlığı varlık olarak ve varlığa bu bakımdan ait özelliklerle birlikte inceleyen bir bilim diye tanımlamıştır.[2] Böylece araştırmanın konusu, tek tek nesnelerin özelliklerini sıralamakla sınırlı kalmamakta ve bu nesnelerin var olmasının ne anlama geldiğine kadar uzanmaktadır.[2] Bu yazıda iki soruyu birlikte izliyoruz: birincisi bir şeyin gerçekten var olup olmadığı, ikincisi ise var olan şeyin ne olduğudur.
Bu sorular ilk bakışta soyut görünebilir. Fakat bir masanın, bir sayının, bir ejderhanın ve bir banknotun aynı anlamda var olup olmadığını düşünmek, meseleyi hemen somutlaştırmaktadır. Felsefe tarihinde masanın varlığı görme ve dokunmayla, sayılar arasındaki bağıntılar salt düşünmeyle ilişkilendirilmiştir.[7][8] Paranın varlığı ise toplumsal ontolojinin sorusudur.[12] Hatta var olmayan ejderhalardan nasıl söz edebildiğimiz bile başlı başına bir tartışma konusudur.[10] Biz bu yazıda Yunan filozoflarından 20. yüzyıl analitik felsefesine uzanan tartışmaları izlerken Hint, Çin ve Afrika ontoloji geleneklerini kapsamın dışında bırakmaktayız (her biri ayrı bir makalenin konusu olabilecek genişlikte).
Stokiyometri (İng: "stoichiometry"), kimyasal bir tepkimede tüketilen maddeler ile üretilen maddelerin miktarları arasındaki nicel ilişkilerdir.[5] Kimyasal süreçler atomların ve moleküllerin yeniden düzenlenmesiyle gerçekleşmektedir. Ancak bu tanecikler tek tek sayılamayacak kadar küçüktür.[2][4] Bu nedenle kimyada, tartılabilen makroskobik kütle ile tanecik sayıları arasında bağ kuran mol (İng: "mole") birimi kullanılmaktadır.[1][2] Denkleştirilmiş bir kimyasal denklemdeki katsayılar da mol oranları olarak okunmaktadır.[4] Dolayısıyla bilinen bir madde miktarından yola çıkılarak tepkimede harcanacak veya oluşacak diğer bütün maddelerin miktarları hesaplanabilmektedir.[4][5]
Bu hesapların gündelik bir karşılığı da bulunmaktadır. Örneğin bir otomobilin hava yastığı, çarpışma anında katı sodyum azür (NaN₃) hızla ayrışarak saniyenin çok küçük bir kesrinde azot gazı (N₂) üretmekte ve yastık bu gazla şişmektedir.[5] Yastığa ne kadar katı madde konulacağı ise tepkime oranlarına ve mol hesabına dayanmaktadır.[5] Biz de bu yazımızda önce sayma birimimiz olan molü ve kütle dönüşümlerini ele alacak, ardından kimyasal denklemler üzerinden stokiyometrik oranları, sınırlayıcı tepkenleri ve sık düşülen yanılgıları çözümlü örneklerle inceleyeceğiz.[1][5][6][7]
Hayvanlar dünyasında eş cinsel davranışların oldukça yaygın olduğunu biliyoruz ancak farklı türler arasında böylesi yakınlaşmaların gerçekleştiğine son derece nadir rastlıyoruz. Etiyopya'da kaydedilen yeni bir vaka, bir boğa ile erkek eşek arasında gelişen sıra dışı bağı belgeleyerek türler arası sosyal ilişkilerin doğasına dair önemli veriler sunuyor.
İtalya'daki Pisa Üniversitesinden araştırmacılar Etiyopya'da gerçekleştirdikleri saha gözlemlerinde Achille adı verilen bir boğanın, Patroclo adlı erkek bir eşeğe mart ayı boyunca yalnızca iki haftalık bir sürede 51 kez biniş yaptığını kaydetti. İkili, bu eylemlerin ardından araştırmacıların biniş sonrası temas olarak adlandırdığı yalanma ve sürtünme gibi davranışlar sergiledi.
/content/79c92079-7015-41ab-93e9-52f5a29d35a3.jpeg)
/content/ac7e78a4-5eba-4903-9d6a-e2857bd5b091.jpeg)
/content/678bbd81-ce50-413c-ad43-fc89f961cfb4.jpeg)
/content/cc304bdd-83dc-4b2a-bbe9-f7b0266ee410.jpeg)
/content/b7e55dac-170b-46bc-ae8b-b7c827801db5.jpeg)