Stres, organizmanın çevresel tehditlere karşı hayatta kalma tepkilerini düzenleyen temel bir fizyolojik mekanizma olarak evrimleşmiştir. Ancak modern yaşam koşullarında stres tepkisi sürekli aktive hâle geldiğinde kardiyovasküler sistem, bağışıklık yanıtları ve sindirim sistemi üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratmakta, böylece organizmanın sağlığı üzerinde ciddi yük oluşturmaktadır.
Bu yazıda, Robert M. Sapolsky’nin Zebralar Neden Ülser Olmaz? (İng: "why zebras don’t get ulcers") adlı çalışmasından hareketle stresin kısa süreli ve adaptif işlevleri ile kronikleştiğinde yol açtığı zararlar arasındaki fark ele alınacaktır. Sapolsky, doğadaki zebraların karşılaştıkları gerçek ve geçici tehditlere verdikleri stres yanıtlarının hızlı ve sınırlı olduğunu, bu sayede uzun vadeli organ hasarının önlendiğini ifade eder. Buna karşın insanlarda stres, sürekli psikolojik ve sosyal faktörlerle tetiklenerek kronikleşmekte, kalp-damar sistemi, bağışıklık yanıtları ve sindirim sistemi üzerinde yıkıcı etkiler oluşturmakta ve birçok sağlık sorununun temelinde yer almaktadır. Bu perspektif, stresin evrimsel kökenlerini anlamak ve modern yaşamda etkilerini yönetmek için kritik bir çerçeve sunmaktadır.