Günümüzde küresel hareketliliği ve göç olgusunu hukuki açıdan incelediğimizde uluslararası düzenin temelinde yatan derin bir çelişkiyle karşılaşıyoruz. International Journal of Migration and Border Studies dergisinde yayımlanan yeni bir hukuki analiz, uluslararası insan hakları hukukunun göçmenleri bir devletin yargı yetkisi ve sınırları içine girdikten sonra koruma altına aldığını ancak bir başka ülkeye giriş yapma hakkını tanımaktan kaçındığını gösteriyor. Hukuk kuramcısı Frédéric Mégret tarafından kaleme alınan bu çalışma, söz konusu durumun küresel insan hakları sistemini eksik ve işlevsiz bıraktığını savunuyor.
Mevcut yasal çerçeveyi değerlendirdiğimizde araştırmacı, göçmenlerin yolculukları sırasında haklarının korunması ile göç olgusunun bizzat kendisinin bir insan hakkı olarak tanınması arasında temel bir ayrım yapıyor. Yürürlükteki uluslararası hukuk kurallarına göre devletler, yabancı ülke vatandaşlarının kendi topraklarına girişini ve ülkede kalış süresini denetleme yetkisini neredeyse mutlak bir egemenlik hakkı olarak ellerinde tutuyor. Bu yaklaşım, sınır hattında bireyin hak arayışını devletin takdir yetkisine bağımlı kılıyor.