Güney Afrika’nın ovalarında, 1700’lerin başında bir Hollandalı denizci tüfeğini alıp ava çıktığında karşısına çıkan antilop ona ilk bakışta tanıdık gelmiş olmalıydı. Güçlü sırtı, geriye doğru kıvrılan halkalı boynuzları ve zarif antilop silüetiyle sıradan bir Afrika antilobunu andırıyordu. Ancak daha dikkatli bakıldığında onu farklı kılan bir şey vardı, öyle ki kılları gümüşe çalan, neredeyse arduvaz mavisi bir tona sahipti. Bu renk bugün Bluebuck (Hippotragus leucophaeus) adıyla bildiğimiz mavi antilopun hem ayırt edici özelliği hem de kaderi oldu. Bilimsel adını 1766’da alan bu tür, yalnızca birkaç on yıl sonra, 1800 dolaylarında yeryüzünden silindi. Böylece modern insanlık tarihinde insanlık tarafında nesli tüketilen ilk büyük Afrika memelilerinden biri olarak kayıtlara geçti.[1]
30 Nisan 2026’da Dallas merkezli türdiriltimi şirketi Colossal Biosciences, bu yok oluşa bilimsel bir karşılık verme niyetini duyurdu. Şirket, mavi antilobu türdiriltimi çalışmalarına dahil ettiğini açıkladı.[2] Böylece; yünlü mamut, dodo, tazmanya kaplanı, moa ve ulukurdun ardından Colossal’ın resmi türdiriltimi portföyüne giren altıncı tür oldu.