Vücudumuzdaki Kıllar, Tırnaklar ve Bunların Evrimi Üzerine

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İlk olarak, vücudumuzdaki kıllar ve tırnakların ne işe yaradığını izah edelim. Hemen yeri gelmişken, altını kalın çizgilerle çizmek gerekir ki, kuşlar harici hayvanlarda "tüy" bulunmaz ve "tüy", "kıl"ın küçüğü değildir! Şimdi, devam edelim:

Hayvanlarda kılların evrimi ile ilgili pek çok düşünce mevcuttur. Bunların çoğu olası olduğu için, genel ve tüm düşünceleri kapsayacak bir kuramda birleştirmek gerekir. Kıllar, derimizin "dermis" tabakasında üretilirler. Çoğunlukla da bir protein olabn keratin içeriklidirler. Kıllar genellikle yaygın olarak memelilerde bulunur ve aslında memelileri ayırt eden özelliklerden biridir. Bazı başka canlılarda, örneğin protistalarda "sil" (cilia) veya böceklerde "kılsı uzantılar" olarak karşımıza çıkmaktadır. Bitkilerde ise trikom (trichomes) denen kılsı uzantılar bulunabilir. 

Kılların evrimi ile ilgili olarak, şu bilgiyi vermekte fayda vardır: Viyana Tıp Okulu'nun 2008'de yaptığı bir araştırma kılların evriminin memelilerin, kuşların ve sürüngenlerin atası olan ve yaklaşık 310 milyon yıl önce yaşamış olan bir türden itibaren başladığını göstermektedir. Bu şekilde, ortak atada evrimleşen ve torun türlerde gözlenen özelliklere sinapomorfi (synapomorphy)  denir. Yapılan bu araştırma göstermiştir ki, tavuklar, kertenkeleler ve insanlarda alfa keratin, yani kılın ana maddesini üreten genler tamamen aynıdır. İnsanlarda, ataları ve yakın kuzenlerindeki gibi yoğun kıl bulunmaması, ayrı bir yazının konusu olabilecekken, pek çoğumuzun bildiği ve bilimsel olarak net açıklamalarının yapılabildiği gibi, vücudumuzun gösterdiği bazı diğer adaptasyonlardan dolayı kıllarımızı kaybettiğimizi bilmemiz gerekir. 

Tırnaklara gelecek olursak... Tırnaklar, insan olmayan primatlarda (insaymunlarda) ve bazı diğer memelilerde görülen pençe benzeri uzantılardır. Tıpkı saçlar gibi keratin tabanlıdırlar. Günümüzde yapılan araştırmalar, tırnaklarımızın sürüngenlerin pençelerinden evrimleştiğini göstermektedir. Bu araştırmalar, genetik kanıtlarla desteklenmektedir. Pençeler genellikle kıvrık ve keskin yapıdayken, tırnaklarımız düz ve kör yapıdadır. Kedigiller, hayvanlar alemindeki en keskin pençelere sahiptir. Tırnaklar, genel olarak insanlarda estetik olmayan bir uzantı olarak karşılansa da, evrim, estetikle cinsel seçilim harici pek fazla ilgilenmediği için, tırnakların evrimsel önemini göz ardı etmemiz mümkün değildir. Çünkü tırnaklarımız, genel olarak parmaklarımızı darbelere karşı korur. Ayrıca parmağımızla bir cisme dokunacağımız zaman, tırnaklar sert yapılarıyla geri-kuvvet oluştururlar ve darbeyi emerler. Tırnakları çok dibinden kesilmiş veya sökülmüş insanlar, cisimleri kavramakta zorlanırlar. Ayrıca tırnakların en önemli görevlerinden biri, parmak uçlarımızdaki zengin damar ve sinir ağını korumaktır; çünkü bu ağ, tırnak köklerinden geçer. Bu sebeple, siz siz olun, tırnaklarınıza çok dikkat edin çünkü tırnaklarınıza gelecek bir zarar, bu ağı doğrudan etkileyeceğinden dayanılmaz acılara sebep olabilir.

Peki neden kıllarımızı düzenli olarak kesmekteyiz? Diğer hayvanlar bunu neden yapmamaktadır? Benzer şekilde, tırnak kesme alışkanlığımız nereden gelmektedir? Gerçekten de kesilmeyen tırnaklar, yaşam kalitesini düşürür mü?

Öncelikle, bu noktada, az önceki "estetik" kavramı ve doğrudan "cinsel seçilim" devreye giriyor. Sorunuzun aslında cevabı kısa: Vücudumuzdaki kılları kesiyoruz, çünkü genellikle karşı cins, bu şekilde, kılsız seviyor. 

Şu noktayı anlamakta fayda vardır ki, vücut kıllarının doğuştan itibaren kesilmemesi, insanın "modern" yaşam kalitesini düşürecek olmakla birlikte, "doğal" yaşam kalitesi üzerinde etkide bulunmayacaktır. Zira belli bir uzunluğa ulaşan kıllar, daha sonra dökülmeye başlayacak ve bu, bu şekilde bir döngü halinde, sabit bir kıl uzunluğunda kalacaktır. Ancak bu, genellikle karşı cins tarafından kesinlikle seçilmeyeceği için, bu şekilde eğilimleri olanlar veya bu tip tercihleri olanlar doğal olarak elenecek, daha doğrusu üreyemeyeceklerdir. Milyonlarca yıldır süregelen cinsel seçilim, sonuç olark vücudumuzdaki kılları azaltmış (ayrıca diğer ısısal adaptasyonların da etkisi olmuştur) ve günümüzde kılların kesilmesine yönelik bir eğilime sebep olmuştur.

Öte yandan tırnaklar için, benzer bir açıklama yapılabilirken, daha fazlası da eklenebilir: İnsanoğlu, doğal evrimi sırasında iki ayağı üzerine kalkmış, teknolojik evrimi sayesinde ise ayakkabı gibi dış kaynaklar kullanarak doğal ortamından kendisini soyutlamıştır. Bunun sonucunda, diğer hayvanlarda sürekli yer ile temas halinde bulunan el-ayak tırnaklarının "doğal törpülenmesi" durdurulmuştur. Dolayısıyla, diğer hayvanlar da belli bir uzunluktaki tırnaklarını törpülerler veya günlük yaşamları sırasında sürtünme nedeniyle kendiliğinden törpülenir ve sabit bir uzunlukta kalır. Özellikle kedigillerde tırnak törpüleme davranışı sıklıkla gözlenebilir. İnsanlardaysa, eller ve ayaklar tamamen doğadan yalıtılıldığı için doğal törpülenme olayı sıfıra inmiştir. Bu da, dış yollarla tırnaklarımızı kesmemeiz gereğini doğurmuştur.

Kullanılmayan ya da gereksizleşen organların köreldiği doğrudur; ancak bu körelme "trade-off" değeri ile ölçülür. Daha önceki notlarımızda bunu açıklamıştık. Kıllarımızı ve tırnaklarımızı sürekli kesiyor olsak bile, açıklanan sebeplerden ötürü, bu ikili insan için halen önemini korumaktadır. Dolayısıyla, kaybedilmeleri için bir gerek olmadığı gibi, insan üzerinde bunların kaybedilmesine yönelik çevresel bir baskı da bulunmamaktadır. Zira bu organların varlığı, insan için bir dezavantaj sağlamamakta ve insan üzerinde bir baskı yaratmamaktadır. Fakat gelecekte evrimin ne yöne gideceğini bilmemiz mümkün değildir.


Teşekkür: Gökberk Erses

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. http://scienceray.com/biology/claws-and-nails-evolution-and-function/
  2. http://en.wikipedia.org/wiki/Nail_(anatomy)
  3. http://en.wikipedia.org/wiki/Hair#Evolution
  4. Ana Görsel: Pixabay

İnsan Burnunun Evrimi

Dollo ''Yasası'' (Hipotezi) Nedir?

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim