Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bize en çok sorulan sorular, "Şu evrime örnek midir?", "Şu yapılırsa evrim olur mu?", "Şunun olması evrim sayılır mı?" şeklindeki hipotetik veya evrimin doğadan (ve özellikle de insan yaşantısından) örneklendirilmesine dayanan sorular.

Tüm bu soruların yanıtı ortak olduğu için ve okurlarımıza "ne düşünmeleri gerektiğini" değil, "nasıl düşünmeleri gerektiğini" öğretmenin değerini bildiğimiz için, doğada gördüğümüz bir olayın veya sürecin evrimsel bir değişim olup olmadığını anlamak için kendimize sormamız gereken soruları derlemek istedik.

Aslında burada yapacağımız, buradaki yazımızda anlattığımız evrim tanımını örneklere genellemek olacaktır. Buraya sadece temel evrim tanımını taşıyacağız; ancak evrimin tanımına yönelik detaylı açıklamalara tekrar girmeyeceğiz. Dolayısıyla öncelikle o yazımızı okuduğunuzdan emin olmalısınız. Evrimin en temel tanımı şu şekildedir:

Evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimidir. 

Evrimden Söz Edebilmemiz İçin Gerekenler

1. Popülasyon Var mı?

Evrimin yaşanabilmesi için, tek bir varlıktan değil, birbirine benzeyen varlıklardan oluşan bir popülasyon gerekmektedir. Çünkü tekil bir bireyde yaşanan değişimler hiçbir zaman evrim değildir; gelişimdir.

Örneğin bir insanın ömrü boyunca (doğumundan ölümüne kadar) yaşanan hiçbir değişim evrim değildir. Buna saç veya deri renginizin değişmesi, herhangi bir organınızda meydana gelen değişimler (örneğin böbreğinizi aldırmak, dişinizi sökmek, fazladan bacak eklemek veya penis derinizi kesmek), büyümeniz, kilonuzun değişmesi, hastalanmanız ve iyileşmeniz, vb. tüm değişimler dahildir.

Öte yandan insan popülasyonlarının her nesilde saç rengi veya deri rengi dağılımının değişmesi, organların büyüklüğü ve yapısı konusundaki popülasyon içi dağılımda her yeni nesilde meydana gelen değişimler (örneğin 20 yaş dişlerinin görülme oranlarının azalması), insanların ortalama fiziksel özelliklerinin (ortalama boy, ortalama doğum kilosu, vb.) her nesilde değişmesi, belirli hastalıkların popülasyonun her yeni neslinde görülme oranları, vb. evrimdir. Yani evrimden söz edebilmek için popülasyon bulunması şarttır.

İnsan Popülasyonu
İnsan Popülasyonu

2. Çeşitlilik Var mı?

Popülasyona ek olarak, bu popülasyonu oluşturan bireylerin birbirlerinin birebir kopyası olmaması gerekmektedir (eğer kopyası olacaksa da, bu kopyaların üretiminde ufak tefek bile olsa farklılıklar oluşabilmelidir). Çünkü bir popülasyondaki bireylerin tamamı birbirlerinin kopyası ise, popülasyonun her bir özelliğinin ortalaması, her bir bireyin mutlak nitelikleriyle birebir aynı olacaktır (her birey, popülasyon ortalamasının tıpkısı olacaktır). Bu durumda (eğer ki kopyalama hataları da yoksa), popülasyonlar nesil atladıkça özellik ortalamalarının değişmesi imkansız olacaktır. Bu durumda evrimden söz edemeyiz.

Tavşan Popülasyonunda Çeşitlilik (Varyasyon)
Tavşan Popülasyonunda Çeşitlilik (Varyasyon)

3. Çeşitlilik Kalıtsal mı? (Süreğen Nesiller Var mı ve Zamanla Nesil Atlanıyor mu?)

Popülasyon içinde çeşitlilik varsa ancak bu çeşitlilik kalıtsal değilse, yani bir sonraki nesle aktarılmıyorsa, bu durumda da evrimden söz edemeyiz. Bu, birazcık da 1. soruda ele aldığımız konuyla ilgilidir: Saçınızı boyamanız size çeşitlilik katar; ancak bu çeşitlilik kalıtsal değildir, dolayısıyla evrimsel olamaz. Evrimsel süreçten söz edebilmemiz için, popülasyon içindeki çeşitliliğin gelecek nesillere aktarılması gerekir. Bir diğer deyişle, popülasyonun nesil atlaması gerekir ve bu nesil atlaması, bir önceki nesilden bağımsız olmamalıdır; niteliklerini önceki neslin niteliklerine borçlu olmalıdır.

Tek Karede 5 İnsan Nesli
Tek Karede 5 İnsan Nesli

***

Bu noktaya kadar olan 3 soru, evrimin olmazsa olmazlarıdır. Yani bu 3 sorudan birinin cevabı "hayır" ise, evrimden söz etmeniz mümkün değildir. Gelişimden söz edebilirsiniz, başka tür değişimlerden söz edebilirsiniz; ancak evrimsel değişimden söz edemezsiniz. Evrimsel bir özellik değişimi için mutlaka:

  1. Popülasyon olmalıdır (bireyler evrimleşmez!)
  2. Çeşitlilik olmalıdır (tıpkıbasımlar evrimleşmez!)
  3. Kalıtsallık olmalıdır (nesilsiz evrim yaşanamaz!)

Yukarıdaki 3 maddede, evrimle çok yakından ilişkilendirilen bir faktörün dışlandığını görmektesiniz: seçilim. Bunun nedeni, teknik olarak evrim için seçilimin şart olmamasıdır. Seçilim olmaksızın da evrim yaşanabilir; ancak bu evrim çok daha rastlantısal ve düzensiz olacaktır. Ama yine de yaşanabilecektir! Bu tarz seçilimsiz evrimsel değişimler genellikle genetik sürüklenme başlığı altında incelenmektedir.

Buraya kadar olan kısımlar, evrimin çok daha rastlantısal olan kısımlarıdır. Bu rastlantısallığı kıran, yukarıdaki 3 maddeden doğan "popülasyon içi kalıtsal çeşitlilik" ile "çevre" kavramlarını bağlayan köprüdür: Seçilim!

4. Seçilim Var mı? (Popülasyondaki Bireyler Kalıtsal Çeşitliliklerine Göre "Seçiliyor" mu?)

Seçilim, popülasyon içindeki bireylerin kalıtsal çeşitliliklerinden doğan uyum başarısı (İng: fitness) kavramına bağlı olan bir kavramdır. Biyolojik evrimde seçilim, en temelde, hayatta kalma (Doğal Seçilim) ve üreme başarısı (Cinsel Seçilim) üzerinden tanımlanır.

Yani evrimleşip evrimleşmediğini merak ettiğiniz bir özelliğin (veya "Şunu yapsam evrimleşir miyiz?" gibi sorduğunuz sorulardaki özelliklerin) mutlaka hayatta kalma veya üreme başarısına etki etmesi gerekmektedir.

Doğal Seçilim
Doğal Seçilim

Seçilim, çoğu zaman evrime geçici de olsa bir yön vermektedir; bir nevi öngörülebilirlik sağlamaktadır. Bu yön, popülasyon içi çeşitliliğin, o anda içinde bulunulan çevreye bağlı olarak avantajlı ve dezavantajlı bireyler oluşturmasıdır. Kalıtsal çeşitlilikleri dolayısıyla içinde bulunulan çevrede daha avantajlı olan bireyler daha kolay hayatta kalır ve daha çok ürerler; bu nedenle kendilerini avantajlı kılan özellikleri gelecek nesillere daha çok aktarırlar. Böylece bir sonraki neslin genetik dağılımı, ataları arasından avantajlı olanlardan yana değişmiş olur. İşte bu nesiller boyu olan popülasyon içi kalıtsal çeşitlilik değişimi, evrimdir.

Benzer şekilde, kalıtsal çeşitlilikleri dolayısıyla içinde bulunulan çevrede daha dezavantajlı olan bireyler daha zor hayatta kalır (veya hiç hayatta kalamazlar) ve daha az ürerler (veya hiç üreyemezler); bu nedenle kendilerini dezavantajlı kılan özellikleri gelecek nesillere daha az aktarırlar (veya hiç aktaramazlar). Böylece, yine, bir sonraki neslin genetik dağılımı, ataları arasından avantajlı olanlardan yana değişmiş olur (dezavantajlılar daha az temsil edilir veya hiç edilmez). İşte bu nesiller boyu olan popülasyon içi kalıtsal çeşitlilik değişimi, evrimdir.

Seçilim evrim için olmazsa olmaz değildir; ancak seçilimin varlığında evrim çok daha öngörülebilir ve barizdir.

Şimdi, bazı sık sorulan örnekler üzerinden bu bilgilerimizi pekiştirelim:

Sık Sorulan Örnekler

1. Ömrüm Boyunca "Şunu Yapsam" (Örneğin Zıplasam) Evrimleşir miyim?

Sorularımızı sırayla soralım:

  1. Popülasyon var mı? Hayır! Bireysel bir zıplamadan söz edilmektedir.

Tek bir sorunun cevabının bile hayır olması dolayısıyla, evrimden söz edemeyiz. Devam etmeye gerek yoktur.

Bu soruda, daha en başından semantik bir hata vardır. Evrimleşir "miyim" diye sorduğunuzda, bireysel bir değişimden söz etmektesiniz. Evrim, birinci tekil şahısta yaşanamaz; bu, gelişimdir. Gerçi zıplamanın bireysel gelişiminize de (sanılanın aksine) etkisi yoktur. Dolayısıyla soruyu doğru soralım:

2. Ömrümüz Boyunca "Şunu Yapsak" (Örneğin Zıplasak) Evrimleşir miyiz?

Sorularımızı sırayla soralım:

  1. Popülasyon var mı? Zıplayan ve zıplamayan bireylerden oluşan bir popülasyon vardır.
  2. Çeşitlilik var mı? Zıplama konusunda bir çeşitlilik vardır.
  3. Çeşitlilik kalıtsal mı? Hayır! Zıplayan insanların genleri değişmemektedir.

Tek bir sorunun cevabının bile hayır olması dolayısıyla, evrimden söz edemeyiz.

Olduğunuz yerde zıplamak veya ömrünüz boyunca başka bir şey yapmak bizi evrimleştirmez, çünkü yaptığınız faaliyetin hayatta kalma veya üreme başarımıza etkisi yoktur.

3. Biyosilahlar Bizi Evrimleştirir mi?

Diyelim li belli bir genin (örneğin BRCA geni) veya fiziksel özelliğin (örneğin 20 yaş dişlerinin) varlığına bağlı olarak insanları öldüren bir biyosilah geliştirdik. Bu, evrime yol açar mıydı?

Sorularımızı sırayla soralım:

  1. Popülasyon var mı? Evet, silahın etki edeceği bir popülasyon var.
  2. Çeşitlilik var mı? Evet, silahın hedef aldığı genlerin varlığı/yokluğuna ve varsa da nükeotit dizilimine bağlı bir çeşitlilik var.
  3. Çeşitlilik kalıtsal mı? Evet, bu genler (veya silahın hedef aldığı özellikleri veren genler) gelecek nesle aktarılabiliyor.

Her sorunun cevabı "Evet!" olduğu için, evrim yaşanacaktır diyebiliriz. Ancak sadece bu da değil, 4. sorumuzu da şimdi sorabiliriz:

4. Seçilim var mı? Evet, belirli genlerin varlığına bağlı olarak silah sizi öldürüyor veya öldürmüyor.

Yani bu örnekte sadece evrim yaşanmakla kalmaz; aynı zamanda öngörülebilir bir yöne de sahip olacaktır.

Biyosilah
Biyosilah

Bu durumda, böyle bir silah bizi evrimleştirecektir; çünkü o genlere veya özelliklere (dolayısıyla o özellikleri kazandıran genlere) sahip olanlar dezavantajlı konuma geçecek, genetik nedenlerle sahip olmayan kişiler avantajlı konuma geçecektir; daha çok üreyeceklerdir ve bir sonraki nesilde de o genlerin görülme sıklığı azalacaktır.

4. Her Nesilde Sünnet Oluyoruz, Neden Sünnetli Doğmuyoruz?

Sorularımızı sırayla soralım:

  1. Popülasyon var mı? Evet, sünnet kavramı tek bir kişiye etki etmiyor; popülasyon var.
  2. Çeşitlilik var mı? Evet, sünnet olan veya olmayan bireyler var.
  3. Çeşitlilik kalıtsal mı? Hayır! Sünnet, genlerde herhangi bir değişim yaratmıyor ve kalıtsal değil.

Tek bir sorunun cevabının bile hayır olması dolayısıyla, evrimden söz edemeyiz.

Sünnet derisinin sürekli kesilmesi bizi bu yönde evrimleştirmez; çünkü hayatta kalma ve üreme başarımıza etki etmemektedir (zaten kalıtsal bir değişim de değildir).

Sünnet
Sünnet

5. Fillerin Giderek Daha Kısa Dişli veya Tamamen Dişsiz Doğması Evrim mi?

Fillerin son asırda, her yeni nesilde daha kısa yapılı dişlerle doğması konusu birçoklarının kafasını karıştırmaktadır; çünkü avlanmanın dişleri evrimleştirebileceğini düşünmekte zorluk çekerler. Hemen sorularımızı sırayla soralım:

  1. Popülasyon var mı? Evet, fil popülasyonu var.
  2. Çeşitlilik var mı? Evet, diş uzunluğu konusunda filler arasında çeşitlilik var.
  3. Çeşitlilik kalıtsal mı? Evet, diş uzunluğu genetik olarak belirleniyor ve kalıtsal nitelikte.

Her sorunun cevabı "Evet!" olduğu için, evrim yaşanacaktır diyebiliriz. Bu evrimin öngörülebilir olup olmadığı ile ilgili olarak 4. sorumuzu soralım:

4. Seçilim var mı? Evet, yasa dışı avcılıkla uğraşanlar, her seferinde en uzun dişlere sahip olan filleri hedef almaktadırlar; çünkü filler silahlı korumalarla korunmaktadır ve kısa sürede en büyük dişlere ulaşmak avcılar için avantajlıdır. Buna bağlı olarak, genetik nedenlerle daha kısa dişlere sahip olmak avantajlıdır; çünkü hayatta kalma başarısını doğrudan etkilemektedir. Bu daha kısa dişleri üreten genlere sahip bireyler daha kolay hayatta kalır, daha çok ürer ve gelecek nesildeki filler de ortalamada daha kısa dişli olur.

Filler her nesilde daha kısa dişlerle doğmaktadır.
Filler her nesilde daha kısa dişlerle doğmaktadır.

Yani yasa dışı fildişi avcılığı sonucunda fillerin sadece evrimleşmesini beklemeyiz; ayrıca bu evrimin her nesilde giderek küçülen dişler yönünde olmasını bekleriz. Gördüğümüz tam da budur!

Yani fil popülasyonu içinde diş uzunluğuna bağlı olarak bir çeşitlilik vardır, dişin uzunluğu genetik temellerde belirlenmektedir (yani kalıtsaldır). Bu çeşitlilik üzerine hayatta kalma başarısını etkileyen bir seçilim baskısı (yasa dışı fildişi avcılarının yarattığı baskı) uygulanmaktadır. Bu durumda filler, her nesilde daha kısa dişli olacak biçimde evrimleşmektedir.

Sık Yapılan Hatalar

1. "Evrim, canlılarla ilgili olmak zorundadır!" Yanılgısı

Aslında yukarıdaki 3 soruyu hazırlarken, canlılıktan pek bahsetmediğimize dikkat etmiş olabilirsiniz. Kalıtsallık çoğu zaman canlılıkla ilişkilendirilse de, kimi zaman moleküler düzeyde yaşanan kopyalamada da genler olmaksızın kalıtsallık görebilmekteyiz. Daha astronomik skalada, bir nebuladan oluşacak yıldız sistemlerini, o nebulanın malzeme kompozisyonunun belirlediğini ve bunun süreğen olduğunu, dolayısıyla bir nevi kalıtsallık olabildiğini görmekteyiz. Daha dijital ortamda, hiçbir canlı varlık olmamasına rağmen evrimsel algoritmalara tabi tutulan sanal popülasyonların kalıtsallığı olabildiğini, dolayısıyla evrimleşebildiğini görmekteyiz.

Buna bağlı olarak kimyasal evrim, jeolojik evrim, kozmolojik evrim, robotik evrim gibi evrimsel değişimlerden söz etmek mümkündür. Ancak çoğu zaman evrim dendiğinde akla gelen biyolojik evrim kavramıdır.

Primer

Evrimin biyoloji-ötesi bir algoritma/yasa olmasıyla ilgili olarak Evrenin Karanlığında Evrimin Işığı kitabımızı okuyabilirsiniz.

2. "Her türlü genetik değişim ve gen müdahalesi evrimdir." Yanılgısı

Bu da çok sık yapılan bir hata: Bir canlının genlerinde doğal veya yapay yollarla meydana gelen her değişim evrimsel etkiye sahip değildir!

Örneğin kolunuzdaki hücreleri iyonize radyasyona maruz tutarak mutasyona uğratabilirsiniz. Ancak bu genetik değişim, genler kalıtsal elementler olmalarına rağmen, evrimsel bir değişim yaratamaz. Çünkü kol hücrelerinizin değişmiş genleri asla gelecek nesle aktarılmayacaktır.

Gelecek nesle aktarılacak genleri belirleyenler gametler (sperm ve yumurtalar) ve bu gametleri üreten dokulardır. Yalnızca bu genlerde meydana gelen mutasyonlar evrimsel niteliğe sahiptir. Yoksa beyin, karaciğer, dalak, akciğer, vs. hücrelerinizin genetik yapısının değişmesi evrimsel bir değişim değildir.

Bunlara ek olarak, zigotta ve zigottan meydana gelen ilk birkaç yüz hücrede meydana gelecek değişimler de evrimsel anlama sahiptir; çünkü o bireyin diğer tüm hücreleri, bu ilk birkaç hücrenin kopyalanmasıyla üretilecektir.

3. "Kurşun kalemler pilot kalem, tekneler gemi olmuyor." Yanılgısı

İnsan yapımı nesnelerin (veya genel olarak cansız nesnelerin) evrimleşmediği iddiası da çok yaygın bir yanılgıdır. Evren içindeki her madde evrimleşmez; çünkü yukarıda verilen 3 soruyu takip eden nitelikte değildir (örneğin popülasyonları yoktur, çeşitlilikleri yoktur veya kalıtsallıkları yoktur). Dahası, organik kimya ile inorganik kimya bambaşka mekanizmalara sahiptir. Demir temelli bir çeliğin değişme potansiyeli, karbon temelli bir biyomolekülün değişme potansiyelinden çok daha düşüktür. Bu, element kimyasının bir sonucudur; evrimsel sürecin kendisiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.

4. "Canlılarda meydana gelen değişimler adaptasyondur, evrim değil." Yanılgısı

Adaptasyon, tanımı gereği, doğal seçilim yoluyla meydana gelen evrimsel değişim demektir. Bütün adaptasyonlar evrimsel değişim olmak zorundadır; ancak tüm evrimsel değişimler adaptasyon değildir.

Örneğin Cinsel Seçilim yoluyla meydana gelen değişimlere genelde adaptasyon demeyiz. Benzer şekilde, yukarıdaki ilk 3 soruyu tatmin eden sistemler üzerine seçilim baskısı uygulanmazken, sürüklenme yoluyla meydana gelen evrimsel değişimler de adaptasyon değildir. Ama bu değişimler, evrimsel değişilerdir. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 3
  • Bilim Budur! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/11/2019 14:58:09 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1477

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar kitabımın 10 sene içinde unutulacağını söylüyor. Belki de... Ancak destek olan prestijli bilim insanlarına bakarak söyleyebilirim ki, konunun kendisi unutulmayacaktır.”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder