Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, National Geographıc isimli kaynaktan çevrilerek dilimize uyarlanmıştır; ancak "çeviri" içeriklerimizden farklı olarak, bu içerikte orijinal metin birebir korunmamıştır. Anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazar(lar)ı ve/veya editörler tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş; içeriği ve anlatımı zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Metnin omurgasını oluşturan kaynağı, orijinal dilinde okumak için lütfen yukarıdaki bağlantıya tıklayınız. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Çok üzücü bir şekilde Türkiye’de coğrafya dersleri giderek önemsiz hale gelmekte ve ikincil planda kalmaktadır. Günümüzün en önemli sorunu olan insanın yarattığı tahrifat hakkında en detaylı perspektif sunacak ve eleştirel düşünce ile mekân okumasını yapabilecek olan bu disiplinin, dağ, ova ve nehirleri bilmek gibi algılanması son derece hatalıdır. MEB’in bu konuda coğrafyayı güçlendirmek yerine seçmeli ders haline getirebilecek kadar ileriye gitmesi kabul edilebilir değildir.

17 Aralık 2019 tarihinde “Uygulamalı Bilim Eğitimi Eğitici Eğitimi Başvuruları” başlıklı yazısında MEB: Biyoloji, Fizik, Kimya, Matematik, Fen Bilgisi Teknolojileri, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatını uygulamalı bilimler kapsamına almıştır. Türk Dili ve Edebiyatı’nın uygulamalı bilimler kapsamına girip, coğrafyanın girmemesi nasıl izah edilebilir? Uygulamalı coğrafya eğitimi, coğrafya biliminin içerisinde vardır. Türkiye ortaöğretimin de coğrafyanın önce ders sayısının azaltılması, seçmeli ders konumuna getirilmesi ve uygulamalı bilimler kapsamından çıkarılması dünyada yaşanan en önemli sorunlara gözleri kapamakla eşdeğerdir. Batıda önemi giderek artan coğrafya bilimine, ülkemizde tam tersi bir şekilde önemsizleşmesi hata olacaktır.

Ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrenciler, sosyal bilim derslerini önemsememesi ve bunun toplumdaki karşılığı da hatırlatılmalıdır. Bilimin bir bütün olduğu, bilim dallarında önemsiz diye bir kavramın olmadığı ve en önemlisi bilimin dünyamızı daha iyi ve sürdürülebilir bir yere dönüştürmek olduğu konusunda bilinç kazandırılmalıdır. Tıp, hukuk ve mühendislik alanlarının önemli olduğu kadar coğrafyanın da önemi ancak MEB, YÖK, üniversiteler ve medyanın çalışmalarıyla topluma anlatılabilir.

Ortaöğretim kurumlarında coğrafyanın diğer bir avantajı, jeoloji konularının öğrencilere bu ders sayesinde verilebilmesidir. Bu ders verilirken önce iç ve dış kuvvetlerin dünyamızda oluşturduğu etkiyi anlatırken, bir ajan olarak insanın ayak izlerini coğrafya sayesinde anlatmak mümkündür. Özellikle Antropojenik Jeomorfoloji bu konuda öğrencilerin doğaya ve onu dönüştüren fail olarak insana bakışını önemli hale getirecektir. 

Türkiye’de son yıllarda coğrafya eğitim ve öğretimi sürekli bir düşüş yaşamaktadır. MEB tarafından yapılan düzenlemeler sonucu giderek değeri azalan coğrafya dersleri bu durumu güçlendirmektedir. Bu yazıda coğrafyanın ne olduğu, çalışma alanları, uygulamalı coğrafya ve öğrenenlere sunacağı hayati bilgilerle yaşam kalitesinde oynayacağı rol üzerinde durulacaktır.

National Geographic, coğrafya bilimini şu şekilde tanımlamaktadır:

Coğrafya, insanlar ve çevreleri arasındaki yerlerin ve ilişkilerin incelenmesidir. Coğrafyacı, hem Dünya yüzeyinin fiziksel özelliklerini hem de onun üzerine yayılmış insan topluluklarını araştırır. Ayrıca insan kültürünün doğal çevre ile nasıl etkileşime girdiğini ve yerlerin insanlar üzerinde nasıl bir etki yaratabileceğini inceler. Coğrafya, şeylerin nerede bulunduğunu, neden orada bulunduklarını ve zaman içinde nasıl gelişip değiştiklerini anlamaya çalışır.

Geçmiş Coğrafyacılar

Coğrafya terimi, yaşadıkları dünyayı anlamlandırmalarına yardımcı olan yazıları ve haritaları tanımlamak için bir kelimeye ihtiyaç duyan eski Yunanlılardan gelmektedir. Antik Yunan 'da, gaiga “yeryüzü” ve- grafi “yazmak, tasvir” etmek demektir. Kelimeleri birleştirdiğimizde yeryüzü tasviri, yer çizimi, anlamlarına gelmektedir. Coğrafyayı kullanarak Yunanlılar ana vatanlarının diğer yerlere göre nerede bulunduğunu, kendi yerlerinin ve diğer yerlerin neye benzediğini, insanların ve çevrelerin nasıl dağıldığını anlamaya çalıştılar. Bu kaygılar o zamandan beri coğrafyanın merkezinde yer aldı.

Tabii ki, coğrafya ile ilgilenen tek toplum Yunanlılar değildi. İnsanlık tarihi boyunca, çoğu toplum dünyadaki yerleri, çevrelerindeki insanlar ve onların yaşadıkları çevreleri hakkında bir şeyler anlamaya çalışmıştır.

Aslında, harita yapımının yazıdan önce yapıldığı bilinmektedir. Fakat bu haritalar küçük yerlerin belirlenmesi hakkında çizilmiştir. Ancak eski Yunan coğrafyacıları özellikle harita yapımı konusunda kendilerinden öncekilere nazaran çok daha önde olmuşlardır. Avrupa, Afrika ve Asya'nın bir kısmı dahil olmak üzere Yunanistan ve çevresindeki alanların çok ayrıntılı haritalarını geliştirdiler. Antik Yunan coğrafyacıları sadece harita yapmakla kalmamışlardır. Dünya yüzeyinde farklı insan ve doğal yeryüzü şekilleri arasındaki ilişki, nasıl ve neden kültürlerinin farklı olduğu, kültür ve çevre ilişkisi, bir yerden farklı bir lokasyona geçilince mekân arasında ciddi farklılıkların sebepleri üzerine sorular sormuşlardır. Bu ve benzeri sorulara aranan cevaplar sayesinde farklılıkların sebebi ve insan karakterleri hakkındaki bu soruları cevaplama çabası, dünyanın yuvarlak olduğunu anlamaya, Dünya'nın çevresini hesaplamaya  ve mevsimsel selden her şeyin açıklamalarını geliştirmelerine yol açtı. Nil Nehri'nin bir yerden başka bir yere nüfus yoğunluklarında ki farklılıklara kadar getirilmeye çalışılan cevaplar içerisinde en nesnel olanları matematik coğrafyadır.

Tabula Puetingeriana (Peutinger Tablosu, Peutinger Haritası) Roma yol ağının bir güzergahıdır. Burada gösterilen bölüm Roma'dan (en solda) İtalya'nın ucuna (en sağda). Afrika en altta, Avrupa'nın geri kalanı en üstte ve su kütlesi Akdeniz'dir. Bu, Roma yollarının doğrusal yollarına dayanan pratik bir haritanın mükemmel bir örneğidir, ancak Akdeniz bölgesinin doğru kartografik izdüşümü gibi görünmemektedir. Ancak, yakından bakıldığında, İtalya'nın 'botu' ve sağdaki Sicilya adası gibi bazı tanıdık coğrafi özellikler görülebilir.
Tabula Puetingeriana (Peutinger Tablosu, Peutinger Haritası) Roma yol ağının bir güzergahıdır. Burada gösterilen bölüm Roma'dan (en solda) İtalya'nın ucuna (en sağda). Afrika en altta, Avrupa'nın geri kalanı en üstte ve su kütlesi Akdeniz'dir. Bu, Roma yollarının doğrusal yollarına dayanan pratik bir haritanın mükemmel bir örneğidir, ancak Akdeniz bölgesinin doğru kartografik izdüşümü gibi görünmemektedir. Ancak, yakından bakıldığında, İtalya'nın 'botu' ve sağdaki Sicilya adası gibi bazı tanıdık coğrafi özellikler görülebilir.
NASA

Ortaçağ boyunca, coğrafya Avrupa'da büyük bir akademik arayış olmaktan çıktı. Roma İmparatorluğu tarafından azda olsa coğrafi çalışmalar bulunmaktadır. Roma’daki coğrafya çalışmaları Antik Yunan’dan farklı olarak daha çok devletin faydası amacıyla yapılmıştı. Antik Yunan’daki coğrafi çalışmaları tekrar eden Romalılar, coğrafyayı güç ilişkilerinde pragmatik açıdan ele almıştır.

Coğrafyadaki asıl ilerlemeler başlıca Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika merkezli Müslüman dünyasının bilim insanları tarafından yapıldı. Bu İslam Altın Çağı coğrafyacıları, bugün hala tanıdık olan bir harita sistemi olan bir ızgaraya dayalı olarak dünyanın ilk dikdörtgen haritasını oluşturdular.  İslam alimleri de insanlar ve yerler hakkındaki çalışmalarını tarıma uyguladılar. Yaşadıkları coğrafya için hangi mahsul ve hayvanların en uygun olduğunu belirlediler Orta Doğu'daki gelişmelere ek olarak,  Asya'daki Çin imparatorluğu da coğrafyaya büyük katkıda bulunmuştur. 1500'e kadar Çin, Dünya'daki  en müreffeh uygarlıktı. Çinliler, özellikle astronomi alanında bilimsel olarak gelişmişlerdi. Yaklaşık 1000’li yıllar aynı zamanda coğrafya tarihinin en önemli gelişmelerinden yaşandığı zamanı oluşturmaktadır. Pusulayı ilk kullanan medeniyet Çinli coğrafyacılardır. Yaklaşık 1400 yıında kâşif Zheng He yolculuğa çıkarak Çin Denizi ve Hint Okyanusu sınırında, Çin'in Güneydoğu Asya'da hakimiyet kurmasına büyük katkıları olmuştur.

1482'de yeniden inşa edilen Ptolemy'nin Dünya haritası, zamanın mappaemundi ile karşılaştırıldığında dünya hakkında çok daha doğru bir görüş ortaya koydu . Avrupa kıtası ve Akdeniz kıyıları açıkça tanınabilir.
1482'de yeniden inşa edilen Ptolemy'nin Dünya haritası, zamanın mappaemundi ile karşılaştırıldığında dünya hakkında çok daha doğru bir görüş ortaya koydu . Avrupa kıtası ve Akdeniz kıyıları açıkça tanınabilir.
NASA

Keşifler Çağı

İtalyan kâşif Marco Polo'nun 13. yüzyıl seyahatleri boyunca Avrupalılar Çin'in zenginliklerini öğrendiler. Bu gezi büyük merak uyandırdı; zengin Asya kültürleriyle ticaret yapma arzusu, dünyayı keşfetmeye olan ilginin artmasına neden oldu. 15. ve 17. yüzyıllar arasındaki süre, Batı'da Keşifler Çağı olarak bilinir .

Keşif Çağının başlangıcıyla birlikte, coğrafya çalışması Avrupa'da popülerliği yeniden kazandı.  1400'lerin ortalarında matbaanın icadı, haritalar ve grafik yaygın olarak kullanıldı. Gemi yapımı ve navigasyondaki iyileştirmeler, haritaların ve coğrafi bilgilerin doğruluğunu büyük ölçüde artırarak daha fazla araştırmayı kolaylaştırırmıştır. Daha fazla coğrafi gelişme Avrupalı ​​güçlerin küresel etkilerini  genişletmelerine olanak tanımıştır. Keşifler Çağı boyunca, Avrupa ülkeleri dünya çapında koloniler kurdular. İyileştirilmiş ulaşım , iletişim ve navigasyon teknolojisi , İngiltere gibi ülkelerin Amerika, Asya, Avustralya ve Afrika gibi kolonileri başarılı bir şekilde sömürgeleştirilmesini sağladı . Kraliyet Coğrafya Topluluğu (The Royal Geographical Society) kurumu 1830 yılında kurulmuş olup coğrafya için Dünya’nın merkezi konumundadır. Coğrafya derslerinde sıklıkla duyduğunuz başlangıç meridyeni de Londra’nın güneydoğusunda yer alan Greenwich semtidir. Coğrafya biliminin gücünü erken fark eden İngilizler, refahlarını bu duruma borçludur. Artık coğrafyanın amacı sömürgeleştirmek değil, geçmişte açılan yaraları kapatmaktır. Bu konu ile bağlantılı yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Ancak coğrafya sadece sömürgeciliği mümkün kılan bir konu değil. Ayrıca insanların yaşadıkları gezegeni anlamalarına yardımcı bir rolde üstlenmiştir. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, coğrafya okullarda ve üniversitelerde önemli bir çalışma odağı haline geldi. Maalesef bu önem daha çok Avrupa, ABD ve Doğu Asya’nın bazı ülkeleri için geçerli.

Coğrafya aynı zamanda kimya, ekonomi ve felsefe gibi diğer akademik disiplinlerin de önemli bir parçası konumundadır. Aslında her akademik konunun coğrafi bir bağlantısı vardır. Kimyagerler,  altın veya gümüş gibi bazı kimyasal elementlerin bulunabileceği yerlerde çalışmaktadır. Ekonomistler hangi ulusların diğer uluslarla ticaret yaptıklarını ve hangi kaynakların değiş tokuş ettiklerini coğrafya sayesinde bilmektedirler. Filozoflar insanların Dünya ile ilgilenmeleri gereken sorumluluğu analiz  ederler. Tüm bunlara ilaveten jeoloji, fizik, kimya, biyoloji, botanik, sosyoloji, antropoloji, ekonomi, psikoloji, siyaset gibi disiplinlerle yakın ilişki içerisinde olan bir bilimdir.

"General Wolfe'un Ölümü”, Benjamin West, 1771. (Kanada Ulusal Galerisi)
The Washington Post

Modern Coğrafyanın Ortaya Çıkışı

Bazı insanlar coğrafya disiplininin tüm kapsamını anlamakta zorluk çekerler, çünkü diğer disiplinlerin çoğundan farklı olarak coğrafya belirli bir konu ile tanımlanmaz . Bunun yerine, coğrafya insanlar, kültür, siyaset, yerleşimler, bitkiler, yeryüzü şekilleri ve çok daha fazlası gibi birçok farklı konu ile ilgilenir. Bu geniş doğası onu sınırlamayı mümkün kılmamaktadır.

Coğrafyayı ayıran şey, farklı konuların incelenmesine belirli bir şekilde yani geniş bir perspektiften  yaklaşmasıdır. Coğrafya mekânsal sorular sorar.  Şeylerin Dünya yüzeyinde nasıl ve neden belirli yollarla dağıtıldığı veya düzenlendiğini anlamaya çalışır. Farklı ölçeklerdeki bu farklı dağılımlara ve düzenlemelere bakar. Ayrıca, farklı insan ve doğal aktivitelerin Dünya'nın yüzeyi üzerindeki etkileşiminin, içinde yaşadığımız dünyanın karakteristik özelliklerini nasıl şekillendirdiği hakkında sorular sorar. İnsanın doğada büyüyen ayak izini buradaki yazımızda okuyabilirsiniz.

Coğrafya, olguların nerede bulunduğunu ve bu yerlerde neden bulunduklarını anlamaya çalışır; yakın veya uzak yerlerde bulunan olguların zaman içinde birbirini nasıl etkilediğini; ve içinde yaşayan yerler ve insanların neden belirli şekillerde gelişip değiştiği sorularını sormak (coğrafi perspektif ) bu durumun mihenk taşıdır. Keşif, coğrafyanın önemli bir parçası olmuştur. Ancak keşif artık daha önce ziyaret edilmemiş yerlere gitmek anlamına gelmemektedir. Bunun anlamı bölgeleri ve Dünya'nın yüzeyi boyunca mevcut varyasyonları açıklamaya çalışırken, bunun yanı sıra bu varyasyonlar gelecek için ne anlama geldiğini sorusu öncelikli olmaktadır.

Eski harita uygulaması, bu tür araştırmalarda hala önemli bir rol oynamaktadır, ancak araştırma, uydulardan görüntüler kullanılarak veya görüşmelerden bilgi toplayarak da yapılabilir. Diğer bir ifadeyle uzaktan algılama, coğrafi bilgi sistemleri gibi teknolojilerden büyük oranda yararlanır. Ancak yaygın kanının aksine bu teknolojilerden yararlanmanın amacı sadece doğa ile ilgili olmayıp insan araştırmaları içinde geçerlidir. Coğrafyada artık keşif, coğrafi uzaydaki olgular arasındaki ilişkiyi haritalamak ve analiz etmek için bilgisayarları kullanarak veya bireysel yerlerin gelişim şeklini belirleyen yakın ve uzak çok farklı varyantları bir araya getirerek araştırılır.

Coğrafi bir perspektif uygulamak, coğrafyanın sadece nerede olduğuyla değil, “nerede ve neden?” sorusunu kapsar. Coğrafyanın merkezi odağının konusu insan- mekan olduğu için soruların çok kapsamlı olmasında sosyal ve doğa bilimlerine göre perspektif yaklaşımının olmasıdır.

Coğrafi araştırmalardan elde edilen bilgiler, “nerede neden” sorusunun sorulmasının önemini göstermektedir. Örneğin, Atlantik Okyanusu'nun her iki tarafında kıtaların fiziksel özelliklerini karşılaştıran jeoloji ağırlıklı coğrafi çalışmalar, Dünya yüzeyinin parçalı, yavaş hareket eden plakalar olduğunu gösterdi. Buradan buradan ve buradan levha tektoniği ile ilgili yazımızı okuyabilirsiniz.

İnsan yerleşimlerinin coğrafi dağılımıyla ilgili çalışmalar, ekonomik güçlerin ve ulaşım biçimlerinin kasaba ve şehirlerin yerlerini nasıl etkilediğini göstermiştir. Örneğin, coğrafi perspektif, ABD Eyaletler Arası Otoyol Sistemi bir patlama yaratarak otomobil sahipliğini arttırmış, banliyölerin büyümesinde otoyol ilişkisinin etkileri ortaya çıkarılmıştır. Bu büyüme İkinci Dünya Savaşı sonrası, Amerikalıların nereye taşındıklarını, neden oraya taşındıklarını ve yeni yaşam alanlarının hayatlarını, başkalarıyla ilişkilerini ve çevre ile etkileşimlerini nasıl etkilediğini göstermeye yardımcı olmuştur.

Hastalıkların yayılmasının coğrafi analizleri, belirli hastalıkların gelişmesine ve yayılmasına izin veren koşullara işaret etmiştir. John Snow'un kolera haritası klasik bir örnek olarak öne çıkıyor. Kolera 1854'te Londra, İngiltere'de patlak verdiğinde, sokak haritasında hane başına düşen ölümleri temsil ediyordu. Haritayı kullanarak salgının kaynağı izlenebilmiştir. Coğrafi perspektif, sorunun kaynağınının bir pompadan gelen su olduğunu tanımlamaya yardımcı oldu ve insanların hastalıktan kurtulmasına öncülük etti.

John Snow'un hastalıkların yayılmasını tespit eden haritası. Ortadaki su pompasınından çevreye yayılan hastalık.
John Snow'un hastalıkların yayılmasını tespit eden haritası. Ortadaki su pompasınından çevreye yayılan hastalık.
Robin's Blog

İnsan faaliyetlerinin coğrafi etkisinin araştırılması, insanların Dünya yüzeyini dönüştürmedeki rolünün, insan yapımı atıkların su kirliliği gibi tehditlerin mekânsal boyutunu ortaya koyduğunu ileri düzeyde kavramıştır. Örneğin, coğrafi araştırmalar şu anda Pasifik Okyanusunda yüzen büyük miktarda plastik parçacığın yaklaşık Teksas büyüklüğünde olduğunu göstermiştir. Uydu görüntüleri ve diğer coğrafi teknoloji “ Büyük Pasifik Çöp Yaması ” olarak isimlendirilir. Bu durum bile insanın mekana olası büyük zararlarını göstermektedir.

Fiziki Coğrafya

Doğal çevre, fiziki coğrafyacıların temel konusudur. Ancak fiziki coğrafya da insanların doğal sistemleri nasıl değiştirdiğin artık incelemektedir. Doğanın kendi döngüsünden çok insan kaynaklı sorunların fazlalığı fiziki coğrafyacıları bu yöne çekmiştir. Fiziksel coğrafyacılar, Dünya'nın mevsimlerini, iklimini, atmosferini, toprağını, akarsuları, yeryüzü şekilleri ve okyanusları incelerler. Fiziki coğrafya içindeki bazı disiplinler şunlardır:  jeomorfoloji, buzul coğrafyası,  pedoloji,  hidroloji,  klimatoloji,  biyocoğrafya ve oşinografi.

Jeomorfoloji, yeryüzü şekillerinin ve onları şekillendiren süreçlerin incelenmesidir.  Jeomorfologlar rüzgar, buz, nehirler, erozyon, depremler , volkanlar , canlılar ve Dünya yüzeyini şekillendiren ve değiştiren diğer kuvvetlerin doğasını ve etkisini araştırır. ABD’de jeomorfoloji, jeolojinin alt dalıyken Avrupa’da coğrafya kapsamında değerlendirilmekledir. Jeomorfolojinin konusuna giren morfojenetik bölgeler ile ilgili yazımızı buradan buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

Buzul bilimciler (glasiyoloji) Dünya'nın buz alanlarına ve bunların gezegenin iklimi üzerindeki etkilerine odaklanırlar. Buzul bilimciler buzulların ve buz dağlarının özelliklerini ve dağılımını belgelemektedir. Buzul bilimciler tarafından toplanan veriler geçtiğimiz yüzyılda Arktik ve Antarktika buzunun geri çekildiğini gösterdi. Buradan küçük bir hatırlatma yapalım: Buzul bilimi ayrı bir disiplin alanı olup, fiziki coğrafyacılar bu bilimden yararlanırlar. Buzulların oluşturduğu yeryüzü şekilleri ile ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Şili Patagonya
Şili Patagonya
Pixabay

Pedologlar toprağı ve nasıl oluşturulduğunu, değiştirildiğini ve sınıflandırıldığını inceler. Nüfusun artmasıyla birlikte giderek artan tarım alanları, küçülen ormanlar ve toprağın yoğun kullanımı sebebiyle ortaya çıkan sorunlar, pedalogların inceleme konularıdır.

Hidroloji, Dünyadaki su kaynaklarının incelenmesidir. Özellikleri, dağılımı ve etkileri başlıca konulardır. Hidrologlar özellikle okyanustan atmosfere, daha sonra Dünya'nın yüzeyine geri döndüğü için suyun hareketiyle ilgilenirler. Hidrologlar, su döngüsü akımları içinde yağmur ile göl toprak ve yer altı su döngüsünü çalışırlar.  Hidroloji giderek artan su sorununa karşı hayati derecede önemlidir. Barajlar, sulama sistemleri, izleme su kalitesi, kuraklık koşulları ve sel riski üzerine tahminlerde bulunurlar. Barajların çevreye olası zararları ile ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Klimatologlar, Dünya'nın iklim sistemini ve bunun Dünya yüzeyine etkisini inceler. Örneğin, klimatologlar Pasifik Okyanusu'ndaki ılık yüzey sıcaklığının sebebinin, döngüsel bir hava olayı olan El Nino hakkında tahminlerde bulunur. Peru'da sel, Avustralya'da kuraklık ve ABD'de şiddetli Teksas yağmurlarının tuhaflıkları veya makul olmayan derecede ılık bir Minnesota kışı gibi El Nino'nun neden olduğunu araştırarak dünya iklim değişikliklerini analiz eder. 

Biyocoğrafyacılar çevrenin bitki ve hayvanların dağılımı üzerindeki etkisini inceler. Örneğin, bir biyocoğrafyacı, dünyadaki belirli bir örümcek türünün yaşadığı tüm yerleri ve bu yerlerin ortak yönlerini araştırabilir.

Fiziksel coğrafyanın ilgili bir disiplini olan oşinografi, dünya okyanuslarına ve ortamlarına odaklanır. Okyanus akıntıları ve dalgaların gözlemlenmesi, ilk oşinografik incelemelerin bir kısmını oluşturmuştur. Örneğin, 18. yüzyıl denizcileri Atlantik Okyanusu boyunca bir nehir gibi akan devasa bir akım olan Körfez Deresi'nin coğrafyasını inceleyerek sorunları tanımlamışlardır. Körfez Deresi'nin keşfi ve takibi, Avrupa ve Amerika arasındaki iletişimi ve seyahati bu sayede kolaylaştırmıştır.

Bugün, oşinograflar su kirliliğinin etkileri üzerine araştırmalar yapıyor, tsunami izlerini takip ediyor, açık deniz petrol teçhizatlarını tasarlıyor, lav ve toksik alglerden dost yunuslara kadar her türlü deniz canlılarını inceliyorlar.

Pixabay

Beşerî Coğrafya

Beşeri coğrafya, yeryüzündeki insanların ve kültürlerin dağılımı, doğa ile ilişkisi ve çevrenin giderek bozulmasındaki rollerini inceler. Bir beşeri coğrafyacı, dünya nüfusunun yüzde 37'sini temsil eden yükselen ekonomik güçlerin Çin ve Hindistan'ın yerel, bölgesel ve küresel etkisini araştırabilir. Ayrıca Çin ve Hindistan'daki tüketicilerin yeni teknoloji ve pazarlara nasıl uyum sağladıklarına ve pazarların bu kadar büyük bir tüketici tabanına nasıl tepki verdiğine bakabilirler.

Beşeri coğrafyacılar ayrıca insanların çevrelerini nasıl kullandıklarını ve değiştirdiklerini de incelerler. Örneğin, insanlar hayvanlarının bir bölgeyi aşırı otlatmasına izin verdiğinde, toprak aşınır ve otlak çöle dönüşür. Aşırı otlatmanın etkisi tarımsal üretimin yanı sıra peyzaj üzerinde de beşeri coğrafyacıları için bir çalışma alanıdır. Coğrafyanın en önemli konularından olan mekan yazısını buradan okuyabilirsiniz.

Son olarak, beşeri coğrafyacılar coğrafi, siyasal, sosyal, ve ekonomik sistemlerin coğrafi alanda nasıl örgütlendiğini incelerler. Bunlar arasında hükümetler, dini organizasyonlar ve ticari ortaklıklar yer alıyor. Bu grupların sınırları sürekli değişir. Bu kompleks yapılar araştırılırken, kültür, doğa, tarihsellik, küreselleşme ve ekonomik ilişkileri araştırırlar. Coğrafyanın bütüncül doğası ile ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Beşeri coğrafyadaki ana bölünmeler, farklı insan faaliyetleri veya yaşam biçimleriyle ilgili bir endişeyi yansıtmaktadır. Beşeri coğrafyaya örnek olarak kent coğrafyası, ekonomik coğrafya, kültürel coğrafya, siyasi coğrafya, sosyal coğrafya ve nüfus coğrafyası verilebilir. Geçmiş dönemlerde coğrafi kalıpları ve süreçleri inceleyen beşeri coğrafyacılar, alt disiplinin bir parçasıdır. İnsanların haritaları ve coğrafi alanı nasıl anladıklarını inceleyenler, davranışsal coğrafya olarak bilinen bir alt disipline aittir.

Kültür coğrafyacıları, doğal çevrenin, iklimin bir bölgenin tarımsal uygulamalarını gibi insan kültürünün gelişimini nasıl etkilediğini inceler. Siyasi coğrafyacılar, siyasi koşulların insanlar ve çevreleri arasındaki etkileşimlerin yanı sıra su hakları konusundaki anlaşmazlıklar gibi çevresel çatışmalar üzerindeki etkisine odaklanabilirler.

Bazı beşeri coğrafyacılar, insan sağlığı ve coğrafya arasındaki bağlantıya odaklanır. Örneğin, sağlık coğrafyacıları belirli hastalıkların yerini ve yayılmasını izleyen haritalar oluştururlar. Sağlık hizmetlerine erişimin coğrafi farklılıklarını analiz ederler. Çevrenin insan sağlığı üzerindeki etkisi, özellikle radyasyon,  kurşun, su kirlenmesi vd. gibi çevresel tehlikelerin etkileri hakkında araştırma yaparlar.

Deniz kaplumbağaları genellikle denizanası zannederek plastik poşetleri yerler.
Deniz kaplumbağaları genellikle denizanası zannederek plastik poşetleri yerler.
Outdoor Media

Uygulamalı Coğrafya

Uygulamalı coğrafya, coğrafi süreçlerin farklı yöntem ve teknolojiler kullanılarak analiz edilme ve temsil edilme yöntemlerini inceler. Harita yapımı veya haritacılık, bunların en temelidir. Haritacılık çağlar boyunca coğrafya içinde etkili olmuştur.

MÖ 1500 kadar erken bir tarihte, Pasifik Okyanusu'ndaki Polinezya gezginleri, yolculuklarında karşılaşacakları adaları ve okyanus akıntılarını temsil eden küçük çubuklardan ve kabuklardan oluşan karmaşık haritalar kullandılar. Bugün, ABD Savunma Bakanlığı tarafından yörüngeye yerleştirilen uydular, yeryüzündeki kesin konumları anında belirlemek için yerdeki küresel konumlandırma sistemi (GPS) birimleri olarak adlandırılan alıcılarla iletişim kurar.

Bugün, Dünya'nın neredeyse tüm yüzeyi dikkate değer bir doğrulukla haritalanmıştır ve bu bilgilerin çoğu internette anında bulunabilir. Bu web sitelerinden en dikkat çekici olanlarından biri, “uzayda gökadalardan okyanus kanyonlarına kadar uydu görüntülerini, haritaları, araziyi, 3D binaları  görüntülemek için Dünya üzerinde herhangi bir yere uçmanıza olanak tanımaktadır. 

Son 100 yıldaki teknolojik gelişmeler, coğrafi teknikleri inceleyen bilim adamları için bir dizi başka uzmanlığa yol açmıştır. Uçaklar, araziyi yukarıdan fotoğraflamayı mümkün kıldı. Şimdi, coğrafyacıların gezegenin yüzeyinin neye benzediğini ve nasıl değiştiğini anlamalarına yardımcı olan birçok uydu ve araçlar var.

Yer üstü kameraların ve sensörlerin ortaya çıkan sonuçlarına bakan coğrafyacılar, uzaktan algılama konusunda uzmandır. Uzaydan çekilen fotoğraflar, harita yapmak, buz erimesini izlemek, sel hasarını değerlendirmek, petrol döküntülerini izlemek, hava durumunu tahmin etmek veya başka işlevler gerçekleştirmek için kullanılır. Örneğin, ABD Jeoloji Araştırması'ndan (USGS) 1955'ten 2007'ye çekilen uydu fotoğraflarını karşılaştırarak Alaska'nın Beaufort Denizi boyunca kıyı erozyonu oranının iki katına çıktığını keşfetti. Her yıl 2002'den 2007'ye kadar, çoğunlukla buzlu permafrost sahilinde yılda yaklaşık 45 feet buz erimiştir.

İşlerin nasıl dağıtıldığı ve birbiriyle nasıl ilişkili olduğunun kesin olarak hesaplanmasına izin veren bilgisayarlı sistemler, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) çalışmasını coğrafyada giderek daha önemli bir uzmanlık haline getirmiştir. Coğrafi bilgi sistemleri, her türlü bilgiyi (haritalar, raporlar, istatistikler, uydu görüntüleri, anketler, demografik veriler ve daha fazlası) toplayan ve her veri parçasını coğrafi koordinatlar gibi bir coğrafi referans noktasına bağlayan güçlü veritabanlarıdır. Jeo-uzamsal bilgi adı verilen bu veriler, CBS bilgisayar teknolojisi var olmadan önce mümkün olmayan yollarla saklanabilir, analiz edilebilir, modellenebilir ve değiştirilebilir.

CBS'nin popülaritesi ve önemi, coğrafi bilgi bilimi (GIS) olarak bilinen yeni bir bilime yol açmıştır. Coğrafi bilgi yoluyla bilim adamları doğanın yanı sıra insani gelişmeyi de incelerler. 2008'de Los Angeles, California'ya çarpan bir yangın gibi doğal tehlikeleri inceleyebilirler. İnternette yayınlanan bir harita sayesinde yangının gerçek zamanlı yayılmasını ve insanların hızlı bir şekilde nasıl  tahliye  edileceğine karar vermelerine yardımcı olacak bilgileri göstermiştir. CBS ayrıca, Mayıs 2009'da New York Times tarafından yayınlanan ve New York şehri çevresindeki çeşitli bölgelerde bina haciz  oranlarını gösteren etkileşimli çevrimiçi harita gibi insan mücadelelerini coğrafi bir perspektiften göstermiştir.

Çevresel ve sosyal sorunları anlamamıza yardımcı olabilecek bilgisayarlı haritalar ve diyagramlar üretmenin muazzam olanakları, coğrafi görselleştirmeyi coğrafyada giderek daha önemli bir uzmanlık haline getirmiştir. Bu jeo-uzamsal bilgi, su kalitesini izleyen devlet kurumlarından yeni işletmelerin nerede bulunacağına karar veren girişimcilere kadar hemen hemen her kurum tarafından yüksek talep görmektedir.

Bölgesel Coğrafya

Bölgesel coğrafyacılar, dikkatlerini bir bölgenin genel coğrafi özelliklerine yönlendirerek, uzmanlaşma konusunda biraz farklı bir yaklaşım benimsemektedir. Bölgesel bir coğrafyacı, Afrika çalışmalarında uzmanlaşabilir, insanları, ulusları, nehirleri, dağları, çölleri, hava durumunu, ticareti ve kıtanın diğer özelliklerini gözlemleyebilir ve belgeleyebilir. Bir bölgeyi tanımlamanın farklı yolları vardır. İklim bölgelerine, kültürel bölgelere veya siyasi bölgelere bakılabilir. Çoğu zaman bölgesel coğrafyacılar, bölgesel bir uzmanlığın yanı sıra fiziksel veya beşerî bir coğrafya uzmanlığına sahiptir.

Bölgesel coğrafyacılar, kentsel alanlar gibi daha küçük bölgeleri de inceleyebilir. Bölgesel bir coğrafyacı, Şangay gibi bir şehrin büyümesiyle ilgilenebilir. Huangpu Nehri gibi ulaşım, göç, barınma ve dil kullanımının yanı sıra insanın doğal çevrenin unsurları üzerindeki etkisini incelelerler.

Şangay'da apartmandan bir görünüm.
Şangay'da apartmandan bir görünüm.
pixabay

Burada anlatılan bölgesel coğrafya, 1950’li yıllardaki fiziki ağırlıklı bölgesel coğrafyayı tanımlamamaktadır. Bölgesel coğrafya yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Coğrafya, ister bir disiplin, ister dünyamızın temel bir özelliği olarak düşünülsün, konunun anlaşılması önemlidir. İnsanlar dünyayı anlamlandırmaya ve dünyadaki yerlerini anlamaya çalıştıkça, coğrafya bu konuda en önemli disiplindir. Coğrafi olarak düşünmek insanların mekanlar arasındaki bağlantıların farkında olmalarına ve olayların gerçekleştikleri yere göre nasıl önemli bir şekil aldıklarını görmelerine yardımcı olur. Ancak bu yapılırken geçmişte olduğu gibi coğrafyayı fiziki coğrafyaya hapsederek yapmak olanaklı olmamaktadır. Son olarak, coğrafya hakkında bir şeyler bilmek insanların hayatlarını zenginleştirir- diğer insanlar ve yerler hakkında merak uyandırmak ve üzerinde yaşadığımız sonsuz büyüleyici, çeşitli gezegeni oluşturan örüntüleri, mekanlar ve toplumları bilmek size entelektüel bir bakış açısı sunacaktır.

Sonuç

Bilgi olağanca hızıyla değişmektedir. Coğrafyacılar ise sürekli değişen bu bilgi karşısında hazırlıklı olmalı ve kendilerini sürekli araştırmaya teşvik etmelidirler. 

Maalesef coğrafya öğretiminde yaşanan sorunlardan dolayı öğrenciler, coğrafyanın güncel paradigmalarını bilmemekte ve klasik coğrafya öğretimi dünyada yaşanan hızlı değişimlere ayak uyduramamaktadır. Coğrafya öğretmenlerimize de bu konuda büyük görevler düşmekte, gelecek nesillerin güncel coğrafi bilgiyi nitelikli bir şekilde öğrenmelerinde sorumlulukları bulunmaktadır. Bunu gerçekleştirmenin en önemli ayağı ise öğretmenlerin kendilerini sürekli geliştirme zorunluluklarıdır. İlhan Kaya, Eleştirel Düşünce, Sosyal Teori ve Coğrafya Öğretimi adlı çalışmasında şu şekilde bir değerlendirme yapmaktadır:

David Harvey, Derek Gregory, Neil Smith ve John Agnew gibi coğrafyacıların Türk coğrafyacılar tarafından yeterince bilinmemesi büyük bir şansızlıktır. Örneğin eserleri coğrafyacılar dışındaki Türk sosyal bilimcilerce Türkçeye çevrilen David Harvey’in çalışmalarından haberdar olmayan beşerî coğrafyacılarımız vardır. Sosyal teori gibi disipline entelektüel bir derinlik kazandıracak olan bir alanın dışında kalmanın ve eleştirel düşünce gibi bir kanalın yeterince açık olmaması, Türk coğrafyacılar için büyük bir kayıptır.

Evrim Ağacı olarak, coğrafyanın, gelecek nesillerin sorgulayan ve genel kültürü üst düzey öğrenciler yetiştirilmesinde önemini hatırlatarak, coğrafya derslerinin hak ettiği değeri almasını arzu ediyoruz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Türev İçerik Kaynağı: National Geographıc
  • Robin. John Snow’s Cholera Data In More Formats. (2012, Mart 13). Alındığı Tarih: 18 Aralık 2019. Alındığı Yer: Robin's Blog
  • Open Geography. Environmental Geography. (2019, Aralık 18). Alındığı Tarih: 18 Aralık 2019. Alındığı Yer: Open Geography
  • İ. Kaya. Eleştirel Düşünce, Sosyal Teori Ve Coğrafya Eğitimi. (2019, Aralık 19). Alındığı Tarih: 19 Aralık 2019. Alındığı Yer: Researchgate
  • M. Bilgili. (2012). Fransa'da Coğrafya Ders Kitaplarında Fiziki Coğrafya Konularının İşlenişi, Uygulanan Araştırmalar, Etkinlikler Ve Özellikleri . Marmara Coğrafya Dergisi, sf: 256-273.
  • NASA. Geographia: From Antiquity To The Space Age. (2019, Aralık 21). Alındığı Tarih: 21 Aralık 2019. Alındığı Yer: Landsat Sciense
  • Adopt A Beach. The Impact Of Marine Litter. (2019, Mart 19). Alındığı Tarih: 22 Aralık 2019. Alındığı Yer: Adopt A Beach

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/01/2020 23:46:37 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8143

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir zamanlar çok bilge, az bilgiliydik. Şimdi devasa bilgiye sahibiz; ancak bunca bilgiyle baş edecek bilgeliğe sahip miyiz?”
Jonas Salk
Geri Bildirim Gönder