Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Devasa buzulların nasıl oluştuğunu ve nasıl hareket ettiğini hiç düşündünüz mü? Grönland'da, Antarktika'da veya yüksek bir dağın zirvesinde oluşan buzulların hareketlerini ve bu hareket sonucu oluşan şekillerin neler olduğunu hiç merak ettiniz mi? İşte bu yazımızda buzul topoğrafyasını anlatacağız.

Buzul topoğrafyası, diğer morfojenetik bölgelerde olduğu gibi, kendisine has yeryüzü şekilleri meydana getirir. (Morfojenetik veya morfoklimatik bölgeler, kendisine has iklim bölgelerine ve yer şekillerine ait alanlardır.) Çöller ve yeryüzü şekilleri ile ilgili yazımızda morfojenetik bölgelerin ne olduğu ile ilgili açıklama yapmıştık. Buradan okuyabilirsiniz.  

Yaklaşık 10.000 yıl önce sona eren buzul çağı boyunca dünyamızın %32 gibi devasa bir bölümü buzulların kontrolü altındaydı. Ancak son 10.000 yıldan itibaren dünyamızın günümüzdeki ikliminin hâkim olmasıyla şu anda buzullar, karalarımızın %10’unu kaplamış bulunuyor. Yine de bu oran küçük sayılmaz. Tam olarak bu oran, 15 milyon km2 gibi bir alana tekabül etmektedir. 

Buzullar ile ilgili yeryüzü şekillerini açıklamadan önce konunun daha iyi anlaşılması için, buzun nasıl oluştuğunu, özellikle de buzul (glasiyal) buzulunun diğerlerinden farkını anlatıp sonrada buzulların hareketi ve topoğrafyada meydana getirdiği şekiller açıklanacaktır.

1. Buzullar Nasıl Oluşur?

Buzullar ile ilgilenen araştırmacılar için buz da bir kayaç türüdür. Hepimizin bildiği üzere su, katı, sıvı ve gaz halinde bulunabilir. Kimyasal formülü (H2O) yani 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan oluşur. Kar ve buzun oluşabilmesi için su vazgeçilmezdir. Buzun oluşabilmesi için oda koşullarında 0 (sıfır) santigrat derecede veya altında bulunması gerekir. Ancak buradaki buz ifadesi sizi yanıltmasın çünkü havanın 0 dereceye veya altına düşmesiyle buz hemen oluşmaz. Bunun belirli kriterleri vardır.

Buzul çeşitleri
Buzul çeşitleri
SlidePlayer

Yukarıdaki görselde de görüldüğü gibi kar (snow) içerisinde %90 oranında boşluk bulundurur. Buza göre hem hafiftir hem de sertliği çok düşüktür. Kar yere ilk düştüğünde ilk günkü durumu bu şekildedir. Ancak aradan yaklaşık 15 gün geçince karın içerisindeki boşluklar %50’ye düşmektedir. Peki bu durum nasıl olmaktadır? Bu durumun sebebi yeryüzündeki karın eriyip tekrar donmasıyla oluşur. Bu döngü sonucu karın içerisindeki boşluklar küçüldükçe buz oluşumu gerçekleşir. Bu olaya rekristalizasyon denmektedir. Yine sorulması gereken bir soru ise 0 (sıfır) santigrat derecede veya altındaki bir bölgede karın nasıl eridiğidir. Bu sorunun cevabı şöyledir: Karlar, yer çekiminin etkisiyle üst üste birikirler. Kar zaman içerisinde biriktikçe içerisinde sıkışma meydana gelir. Daha net bir ifadeyle her yeni gelen kar alttakini sıkıştırarak basıncı arttırır ve yoğunlaşmasını sağlar. Bunun sonucu basınçtan dolayı içeride eriyen karlar, tekrar eriyip donma (rekristalizasyon) sonucu çimento gibi sertleşirler. Her eriyip donma sonucu boşluklar azalır ve bunun sonucunda glasiyal (ya da buzul) buzu meydana gelir.

Örnek olaral, kar yağışından 2 gün sonra yollarda buzlanma meydana gelmektedir. Hava sıcaklığı 0 derecede veya altında olsa bile yollarda oluşan buzda bir miktar erime gözlenebilir. Bu durumun sebebi, araçların buza uyguladığı basınçtır. Bu sebeple buzda erime gerçekleşir. Tekrar donmasıyla birlikte boşluk azalır ve sertliği de artar.

Neve buzulunun ise glasyal buzulundan farkı gözeneklerin %20-30 civarında olmasıdır. Bu sebeple neve buzunun yoğunluğu 0,72- 0,81 civarındadır. 1 metreküp neve buzulunun ağırlığı, ortalama 800 kg civarındadır. Buzul (glasiyal) buzunda ise yoğunluk 0,9 ve üstündedir.

1.1. Glasiyal (buzul) Buzu

Glasiyal ya da buzul buzunun yoğunluğu 0,9 ve üstündedir. Neve buzulundan daha ağır ve serttir. Bu durumu örnekle açıklayalım. 5.000 m yüksekliğinde ve 60 km uzunluğunda bir glasyal buz kütlesi düşünelim. Bu kütlenin içerisinde meydana gelen sıkışma ve onun bulunduğu zemine yapacağı baskı muazzam derecededir. Öyle ki Antarktika büyüklüğünde indlansis (kıta buzulları) olarak bildiğimiz üstelik hareket eden bu buzulların ne kadar güçlü ve etkili olduğunu daha iyi kavrayabiliriz. Yukarıda buzulun bir kayaç olduğunu belirtmiştik. Doğada görmüş olduğumuz kayaçlarda çeşitli döngüler sonucu oluşurlar. Buzullar oluşum bakımdan metamorfizma (başkalaşım) kayaçlarına benzer. Genel olarak metamorfizma (başkalaşım), yoğun olarak üstte bulunan tabakanın altta bulunan kayacı sıkıştırması ve bunun yoğun olan sıcaklık sonucu volkanik (püskürük) kayaçlarda ve tortul kayaçlarda değişim meydana getirmesi olayıdır. Bunu bir örnekle açıklayalım: 

Tortul bir kayaç olan kalker, yüksek sıcaklık ve basınç sonucu metamorfik bir kayaç olan mermere dönüşür. Bu örneği vermemizin sebebi de buzulun, basınç sonucu değişimi yani tekrar kristalleşmesi, metamorfik bir kayaca benzemesidir. Tabakalar halinde birikmesini ise tortul kayaca benzetebiliriz.

Bir glasiyal buzulun oluşması için geçen süre bizim için çok uzun olsa da doğa için çok kısa bir süredir. Bu süre, 10 ila20 senedir. Yüzlerce veya binlerce metre uzunluğundaki buz kütlelerini düşündüğümüzde bu süre çok da uzun sayılmamalıdır. Ayrıca glasiyal buzulunun oluşabilmesi için belirli bir birikime ihtiyacı vardır.

1.2. Buzul Erime ve Birikme Oluşumu

Buzulların oluşabilmesi için birikmenin erimeden fazla olması gerekir. Akümülasyon terimi birikimi ifade ederken ablasyon erimeyi ifade eder. Süblimasyon ise buzun gaza dönüşmesidir. Buzul topoğrafyasında yukarıda açıklanan terimlerin büyük önemi olmaktadır. Çünkü erime ve birikme arasındaki oransal farklılık, buzun büyümesini ya da küçülmesini ifade etmektedir.

Erime ve birikme zonları
Erime ve birikme zonları
Department of Geography and Environmental Science, Hunter College

Görselin sol tarafında akümülasyon yani birikim hattı görülmektedir. Reference equilibrium (denge hattı) ise erime ve birikmenin olmadığı nötr alanı ifade eder. Ablasyon ise deniz seviyesine daha yakın olan bir alanda buzulun erimesini ifade eder. Erime akışı ise (meltwater stream) ise yukarıda ifade edilen basınç sonucu tabanda erime sonucu akış gerçekleşmesi demektir. Vadi buzulunun tabanında eriyen sular, aşağı çığıra akmaktadır. Bu sular, buzulaltı drenajını meydana getirirler.

1.3. Buzullar Nasıl Hareket Eder? 

İlk bakışta devasa buz kütlelerinin hareket etmediğini düşünebiliriz. Bir benzetme yapmak gerekirse buzullar, levha tektoniği sonucu kıtalar ve dağlar gibi hareket etmektedirler. Ancak bu hareket, levha tektoniğin de olduğu gibi enerjisini yerin içerisinden almayıp bizzat buzun kendisinden almaktadır.

Bir buzulun hareketine başlayabilmesi için yüzlerce metre kalınlığa ulaşması gerekir. Bu sayede buz, kendisine engel olan yer çekimini ve sürtünmeyi yenerek harekete geçer. Ancak bu hareket birkaç nedenle olmaktadır:

  • Buzulun kendi içerisinde oluşan hareket (plastik akış)
  • Buzulun zeminden kayması (temelden kayma)

Plastik Akış: Buzul kendi içerisinde var olan basınçtan dolayı, buz kristallerini harekete geçirir. Ancak bu hareketler çok küçük olup aynı zamanda bireyseldir. Her bir buz kristali bireysel olarak harekete geçerek, önemli bir oranda buzu hareket ettirirler. İşte bu akışa plastik akış (plastic flow) denmektedir. Kristallerin hızı milimetrenin on milyonda biri olduğu ifade edilse de burada unutulmaması gereken husus, farklı kriterlerin varlığıdır. Plastik akış için şiddetli soğumanın olması gerekir.

Buzullarda  plastik akış ve temelden kayma hareketi.
Buzullarda plastik akış ve temelden kayma hareketi.
Chegg Study

Yukarıdaki görselde, plastik akış hızının temelden daha fazla olduğu siyah oklarla gösterilmiştir. Üstteki siyah okun uzunluğu (distance of internal flow), temelden daha hızlı hareket ettiğini belirtir. (Melting: erime, refreezing: yeniden donma, distance of basal slip: kayma mesafesi, brittle zone: kırılgan bölge) 

Şekilde ifade edilen crevasses ya da krevas, buzul yarığıdır. Bu yarık, buzulun ilk 50 metresinde gerçekleşir çünkü buzul burada kırılgan özellik gösterir. Ayrıca buzulun farklı hızlardaki hareketi örneğin temelden kayma ve plastik akış arasındaki farklılık sonucu da oluşabilmektedir. 50 metreden sonra buzun kırılganlığı daha da azalır.

Temelden Kayma: Yukarıda daha önce belirttiğimiz gibi buzulun alt kısımlarında basınç çok fazla olduğu için buzulun tabanında erime meydana gelir. Ayrıca tabandaki sıcaklık, basınç sebebiyle 0 derecenin üstünde bile seyredebilir. Artan basınç sonucu tabanda eriyen bu buz kütlesi, temelden hareket eder. Bunu bir örnekle açıklayalım. Bu açıklayacağımız örnek hem plastik akış hem de temelden kayma için geçerlidir. Yukarıdaki görselde, melting (erime) bölgesi görülmektedir. 

Buzulların hareketi genel olarak, milimetrenin on milyonda biri olarak ifade edilse de buzulun toplam kütlesi, yatağın eğimi, zeminin özelliği, sıcaklık ve basınç gibi sebepler sonucu hızda farklılık olabilmektedir. İşte bu farklılık sonucu buzul türleri farklı hızlarda hareket eder. Örneğin, vadi buzulunun hareketi ile kıtasal buzulun hareketi farklı olmaktadır.

Vadi ve Kıta buzulunun hareketi.
Vadi ve Kıta buzulunun hareketi.
SlidePlayer

Sol taraftaki vadi buzulunun hareketi ve hızı oklarla gösterilmiştir. Vadi buzulunda hareket görüldüğü gibi üst ve orta kısımda olmaktadır çünkü temeldeki ve yanlardaki sürtünmeden dolayı buzul, en yavaş hareketini bu kısımda yapmaktadır. Ancak orta ve üst kısımlarda bu etki azaldığı için hız artmaktadır. Sol görselde, Arrow length proportional to ice velocity (buzun hızıyla orantılı ok uzunluğu) yazısının olduğu yerde siyah oklar, buzulun ortalara geldikçe hızın arttığını, yan tarafta ise azaldığını gösterir.

Sağ tarafta ise bir kıtasal buzulun hareketi görülmektedir. Kubbe alanının merkezinde (center of ice dome) buzul, en kalın haldedir. Kıtasal buzulun hareketi, merkezden çevreye doğrudur. Oklar, buzulun hareketini göstermektedir. Eğim sebebiyle merkezden çevreye doğru hız artabilmektedir.

2. Buzulların Dünyada Yayılışı

Dünyamızın kutup ve yüksek dağlık bölgeleri, adeta donmuş bir su deposu gibidir. Sıcaklığın 0 derece ve altındaki yerlerde, suyun katı bir hali olan buz, donmuş halde bulunur. Dünya haritasında buzulların dağılışına baktığımızda buzulların, kutup bölgelerinde arttığını görürüz. Elbette bunun temel nedeni iklimdir. Kutuplardan ekvatora doğru ise kalıcı kar seviyesi yükselmektedir. Örneğin Tanzanya’nın kuzeydoğusunda yer alan Klimanjaro dağında kalıcı kar sınırı 5.500 metreden başlar. Ancak burada unutulmaması gereken husus, kalıcı kar ile asıl buzulların farkıdır. Klimanjaro dağında asıl buzullar, 5.500 metrenin de üzerindedir. Ancak kar sınırı, 5.500 metredir. Himalaya dağlarında ise kalıcı kar sınırı, 4.500 metreden başlamaktadır. 30 derece enlemi ve civarlarında ortalama 4.500 m ve üstü kalıcı karlar başlarken 50 derece enlem ve üstünde bu sınır, 2.500 metreye kadar düşmektedir. Ekvatordan kutuplara gittikçe enleme bağlı olarak kalıcı kar sınırı deniz seviyesine yaklaşır. 

Buzulların dağılış haritası.
Buzulların dağılış haritası.
ResearchGate

Yukarıdaki haritada buzulların dağılışına baktığımızda en fazla %84,16 oran ile Antarktika ilk sıradadır. Ardından Grönland, %13,9 ile ikinci sıradadır. Dünyanın en yüksek dağlarını oluşturan Himalayalar %0,77 oran ile kıtasal buzullara göre küçük olsa da üçüncü sırayı oluşturmaktadır. Avrupa’da bu oran, %0,62 civarındadır. 

3. Buzul Tipleri Nelerdir?

Sirk Buzulu: Yamaçların üstlerinde çukur kısımları dolduran kar, zamanla büyüyerek glasiye buzuna dönüşür. Buzul, belirli büyüklüğe ulaştıktan sonra yamaç aşağı hareket ederek ilerler. Bu ilerleme sonucu yamaçta çukur giderek büyür. Sirklerin, vadi buzullarında olduğu gibi dil kısımları belirli değildir. Ya da hiç yoktur. Sirk buzulunun çukurlarından taşması sonucu vadi buzulları meydana gelir.

Sirk buzulunun oluşum aşamaları.
Sirk buzulunun oluşum aşamaları.
Lithosphere Glaciation

Görselin en sol tarafında küçük çukurluğu dolduran karlar, zaman içerisinde çukuru büyüterek çukuru geliştirir. Ortadaki görsel ise bir sirk buzuludur. Ortadaki görselde en alt tabanında kayaçları kopararak yapmış olduğu hareket sonucu buzul, bu taşları yamacın sonuna doğru taşır. Bu sebeple moren birikimi gerçekleşir.

Sağdaki görsel ise buzulun çekildiği veya eridiği zamanda sirk gölü oluşumunun meydana gelmesini göstermektedir. Buzul kendi ağırlığı ve hareketi sonucu koparıp kendisine katmış olduğu kayaç parçalarını bir zımpara gibi kullanır. Buzulların tek başına zemini aşındırma gücü düşüktür, özellikle de zemin sert kayalardan oluşuyorsa. Ancak koparıp bünyesinde topladığı kayaçlar yardımıyla zemini daha iyi aşındırırlar.

Diğer bir ayrıntı ise ortadaki buzulun sol yamacından kopan kaya parçaları (freeze thaw above glacier) buzul tabanında birikir ve hareket sonucu buzul bunları yamaç önünde biriktirir. Bunlar da morenlerdir. Sağ görselin sol yamacında ise göl oluşumu sonucu ilerleyemeyen kaya parçaları, eğimden dolayı sol yamaçta toplanır. Görselde her ne kadar çizilmese de sirklerin kenarı veya ortadaki fotoğrafın en sol yamacında buzul ile yamaç arasında bir ayrım vardır. İşte bu ayrım veya yarığa rimaye ismi de verilir. Sirk buzulları, yamaçlara bitişik değildir. İşte rimaye denilen bu yarık, buzul ile yamacı ayırmaktadır.

İsveç Abisko Ulusal Parkından, sirk buzulunun görünümü. Fotoğraftaki yazılar Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
İsveç Abisko Ulusal Parkından, sirk buzulunun görünümü. Fotoğraftaki yazılar Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Wikipedia

Vadi Buzulu: Bu buzul türü, tıpkı akarsu vadisinde olduğu gibi bir vadi içerisinde hareket etmektedir. Sirk buzulunun ilerlemiş hali de diyebiliriz. Şöyle ki sirk buzulun sürekli birikmesi (akümülasyon) sonucu yatağından taşan buzullar, eğimin aşağısına doğru hareket etmektedir. Aşağıdaki doğal yatağa hareket eden buzul, zamanla vadi buzulunu meydana getirir. Daha net bir ifade ile yüksek bir bölgeden aşağıya yani alçak bölgeye doğru hareket ederek vadi buzulu oluşur.

Sirk havzasından (cirgue basin) taşan buzulun aşağı çığırlara olan hareketi sonucu, gelişen ana vadi buzulu. Açıklamalar: Meltwater Streams(erime akışı). Terminal Moraine (cephe, ön moren). Ground Moraine (zemin, taban moren). Ablation Zone (erime zonu). Proglacial Lake (buzulatı drenajı sonucu oluşan göl). Medial Moraine (orta moren). Crevasses (buzul yarığı). Arete (aret). Cirque Basin (sirk havzası). Accumulation Zone (birikme zonu). Horn (premidal zirvede denir). Lateral Moraine (yan moren). U Shaped Valley (u şekilli vadi). Bedrock Drumlin (yerli kaya drumlin). Talus Slope (talus/kayşat yamacı). Drumlin Field (drumlin/balıksırtı alanı). Outwash Plain (sandur ovası).
Sirk havzasından (cirgue basin) taşan buzulun aşağı çığırlara olan hareketi sonucu, gelişen ana vadi buzulu. Açıklamalar: Meltwater Streams(erime akışı). Terminal Moraine (cephe, ön moren). Ground Moraine (zemin, taban moren). Ablation Zone (erime zonu). Proglacial Lake (buzulatı drenajı sonucu oluşan göl). Medial Moraine (orta moren). Crevasses (buzul yarığı). Arete (aret). Cirque Basin (sirk havzası). Accumulation Zone (birikme zonu). Horn (premidal zirvede denir). Lateral Moraine (yan moren). U Shaped Valley (u şekilli vadi). Bedrock Drumlin (yerli kaya drumlin). Talus Slope (talus/kayşat yamacı). Drumlin Field (drumlin/balıksırtı alanı). Outwash Plain (sandur ovası).
HD Wallpapers
Yatağından taşan sirk buzulu, zamanla yatağını kazarak vadi buzuluna dönüşür. Fotoğraf, 24 ağustos 1964 tarihinde çekilmiştir. Araştırmacılar, eski buzul fotoğrafları ile aynı bölgedeki günümüz buzullarını karşılaştırarak, buzulların erimesi hakkında fikirler edinmektedirler. Fotoğraftaki yazılar, Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Yatağından taşan sirk buzulu, zamanla yatağını kazarak vadi buzuluna dönüşür. Fotoğraf, 24 ağustos 1964 tarihinde çekilmiştir. Araştırmacılar, eski buzul fotoğrafları ile aynı bölgedeki günümüz buzullarını karşılaştırarak, buzulların erimesi hakkında fikirler edinmektedirler. Fotoğraftaki yazılar, Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Washington University
Eğim boyunca akan vadi buzulu. Yazılar, Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Eğim boyunca akan vadi buzulu. Yazılar, Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
MMN

Piedmont (Dağeteği): Piedmont, İtalyanca bir kelime olmakla birlikte ‘dağın ayağı’ anlamına da gelir. Vadi buzullarının, dağın yamacından aşağı çığıra inmesi sonucu ortaya çıkar. Dağın eteklerinde birleşen buzullar, buzul ovası meydana getirirler. Vadi buzulunun çeşitlerinden bir tanesini oluştururlar.

Dağın eteklerinden aşağıya hareket eden vadi buzulları, aşağı çığırda buluşarak birleşirler. Bu birleşme sonucu dağın eteğinde buzdan oluşan bir ova meydana gelir.
Dağın eteklerinden aşağıya hareket eden vadi buzulları, aşağı çığırda buluşarak birleşirler. Bu birleşme sonucu dağın eteğinde buzdan oluşan bir ova meydana gelir.
DK Findout
Dağların eteklerinde buzullar birleşiyor. Fotoğraf, Kanada’nın Axel Heiberg adasına ait. J. Alean tarafından 1977 yılında çekilmiştir.
Dağların eteklerinde buzullar birleşiyor. Fotoğraf, Kanada’nın Axel Heiberg adasına ait. J. Alean tarafından 1977 yılında çekilmiştir.
Swisseduc.ch

Zirve Buzulu: Tıpkı bir külaha konulan dondurmanın, külahının üst kısımlarını kaplamasını düşünebiliriz. Zirve buzulları da adından anlaşılacağı üzere kalıcı kar sınırının üstlerinde dağların zirvelerini kaplayan bir külaha benzer. 

Büyük Ağrı dağının zirvelerinden eteklerine doğru külah şeklinde zirve buzulu.
Büyük Ağrı dağının zirvelerinden eteklerine doğru külah şeklinde zirve buzulu.
Private Tour

İnlandsisler (Kıtasal Buzullar): Büyük alanları hatta kıta büyüklüğündeki yerleri de kapsayan buzullara verilen isimdir. Grönland ve Antarktika buna iyi bir örnektir. 

Bir kıta buzulu olan Grönland’ın yüzölçümü, Türkiye’nin iki katından da fazladır. Yaklaşık 2 milyon km2 gibi bir yüzölçümüne sahiptir. Kıtanın %75 ve üstünde buzullar tek parçadan oluşur. Grönland, sadece kuzey ve kuzeydoğusundaki yerlerde örtülmemiştir. Hatırlarsanız yukarıdaki görselde kıta buzulunun hareketini göstermiştik. Grönland’da merkezi kısımlardan, yani dom adı verilen buzulun en kalın kısımlarından çevreye gidildikçe eğim azalmaktadır. Yine hareket, buzulun en kalın merkezi kısmından çevresine doğrudur. Grönland’da yükseklik değeri en fazla doğu kıyısında bulunur. 3.000 metre gibi muazzam bir yüksekliğe sahiptir. Özellikle 1940’lı yıllardan sonra burası ile ilgili daha fazla bilgi elde etme imkânı yakalanmıştır. Fransız ve İngiliz araştırmacılar, Grönland’ın zemininin veya temelinin iç bükey bir özellik gösterdiğini tespit etmişlerdir. Yine yapılan araştırmalara göre buzulun maksimum kalınlığı 3.000 metre, hacmi ise 2,6 milyon km2 kadardır. Yapılan tahminlere göre Grönland’ın %15 ve üstü ablasyon, yani erime sahasıdır. Ayrıca küresel ısınmanın da bu erimeyi artırmış olduğu üzerinde araştırmacıların çoğunluğu hemfikirdir. 

Gerek kıta buzulları gerekse plato buzulları topoğrafyanın sınırlandırmadığı buzul çeşitleridir. Genellikle 50.000 kmve üstünde alan kaplarlar. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz vadi buzulu, piedmont (dağeteği) buzulu vb. hepsi, topoğrafya tarafından sınırlandırılmıştır. Ancak kıta, plato, takke ve dağlık alandaki buzulları sınırlandıracak bir engel yoktur. Bu sebeple bunlara topoğrafyanın sınırlandırmadığı buzullar da denir.

Grönland’ın örtü buzulundan bir görünüm. Buzulun tipik tortul kayaçlar gibi yatay tabakalar oluşturduğu görülmektedir. Buzul bilimciler, buzulun yaşını ölçebildiği gibi buzuldan karot örneği alarak geçmiş döneme ait atmosferin gaz oranları hakkında ölçüm yapabilir. Bu sayede geçmiş iklim hakkında en doğru tahminlere ulaşmaya çalışır.
Grönland’ın örtü buzulundan bir görünüm. Buzulun tipik tortul kayaçlar gibi yatay tabakalar oluşturduğu görülmektedir. Buzul bilimciler, buzulun yaşını ölçebildiği gibi buzuldan karot örneği alarak geçmiş döneme ait atmosferin gaz oranları hakkında ölçüm yapabilir. Bu sayede geçmiş iklim hakkında en doğru tahminlere ulaşmaya çalışır.
Dartmouth University

Buzdağı (Aysberg): Dağların yüksek kesimlerinden hareket eden buzullar, zamanla kıyıya ulaşırlar. Kıyı kesimindeki buzdağlarının uçları zamanla çatlama ve dalga aşındırması sonucu büyük bir gürültüyle kopup harekete geçer. Buzdağları muazzam büyüklüktedir. 200 metreden çok daha yüksek ve kilometrelerce uzunlukta olabilirler. Sadece Grönland’dan her yıl 10.000’den fazla buzdağı denize ulaşmaktadır. Titanik’in çarptığı buzdağı da Grönland’ın güneyinden kopup yüzlerce kilometre mesafe katederek gelmişti. Her ne kadar Titanik’in ağırlığı 60 bin ton olsa da buzdağlarının ağırlığı milyonlarca tonu bulabilmektedir.

Ayrıca su sıkıntısı çeken ülkelerin tatlı sudan oluşan buzdağlarını ülkelerine getirip, su elde etmek için çeşitli çalışmalar da yaptığı bilinmektedir. Buzdağları karasal kökenli olduklarından suları tatlıdır.

Buzulun denize doğru hareketi sonucu gerek sıcaklık gerekse çatlama ve dalga aşındırması sebebiyle buzulun kopuşu görülmektedir.
Buzulun denize doğru hareketi sonucu gerek sıcaklık gerekse çatlama ve dalga aşındırması sebebiyle buzulun kopuşu görülmektedir.
Antarctic Glaciers
Antarktika'da yer alan bir aysberg buzulu ve sualtı görünümü. Fotoğrafın sağ tarafındaki 3.000 tonluk geminin ne kadar küçük göründüğüne dikkat ediniz. Ancak bu fotoğraf sadece bir photoshop. Bir kimyager olan ve aynı zamanda fotoğrafçılık yapan Rick Do Boisson, gemi kameradan 600 metre uzaktayken, 6 metre uzunluğundaki buzdağını birleştirerek bu fotoğrafı elde etti. Fotoğraf gerçek olmasa da buzdağları, devasa büyüklüktedir.
Antarktika'da yer alan bir aysberg buzulu ve sualtı görünümü. Fotoğrafın sağ tarafındaki 3.000 tonluk geminin ne kadar küçük göründüğüne dikkat ediniz. Ancak bu fotoğraf sadece bir photoshop. Bir kimyager olan ve aynı zamanda fotoğrafçılık yapan Rick Do Boisson, gemi kameradan 600 metre uzaktayken, 6 metre uzunluğundaki buzdağını birleştirerek bu fotoğrafı elde etti. Fotoğraf gerçek olmasa da buzdağları, devasa büyüklüktedir.
Time

Buzdağının denizin içerisindeki kısmı, yüzeydekinden 10 kat ve daha fazla olabilir. Buzdağları, şelf buzulu ve denizde oluşan buz tabakaları gibi deniz buzullarıdır. Biz bu yazımızda şelf buzulu ve buz tabakalarını belirtmedik.

4. Buzulların Aşındırma Şekilleri

Çizikler, Oluklar ve Çentikler: Bu şekiller küçük aşınım şekilleri grubundadır. Buzulların zeminde ilerlerken yaptığı hareketlere karşılık gelirler. Buzulun tabanına yapışan taneler, âdeta zımpara görevi görürler. Bu sayede buzulun hareket ettiği yöne doğru buzul çizgileri meydana gelir. Araştırmacılar bu çizgilere bakarak buzulun hangi yöne hareket ettiğini belirleyebilirler.

Oluklar, çiziklerin zamanla daha da büyümesini ifade eder. Çizikler büyüdükçe karşılıklı oluk şekillerini alırlar.

Çentikler, kayacın çatlaklarına giren buzulun ilerlemesi sonucu kayacı parçalarlar. Buzulun daha önceleri koparıp temelinde hapsettiği parçalar da koparmaya yardımcı olurlar. Örneğin, bir buldozerin çatlaklı yoldan geçerken paletinde olan tırtıkların, çatlakların arasına girerek parçalaması gibi buzullar da buna benzer bir koparma hareketi yapar.

Birbirine paralel olarak uzanan çizgiler, buzul çizgileridir. İlerlemesi, olukları meydana getirir. Daha derin yarıklar ise çentiklere karşılık gelirler. Buzulların oluşturduğu oluklar için hemen aşağıdaki görsele bakınız. Fotoğraf, Kelley Adası, Ohio'da çekilmiştir.
Birbirine paralel olarak uzanan çizgiler, buzul çizgileridir. İlerlemesi, olukları meydana getirir. Daha derin yarıklar ise çentiklere karşılık gelirler. Buzulların oluşturduğu oluklar için hemen aşağıdaki görsele bakınız. Fotoğraf, Kelley Adası, Ohio'da çekilmiştir.
Case Western Reserve University
Buzul olukları (Kelley Adası, Ohio)
Buzul olukları (Kelley Adası, Ohio)
Case Western Reserve University

Hörgüçkayalar: Adından da anlaşılacağı üzere hörgüce benzeyen şekli vardır. Buzul aşındırma şekillerinden bir tanesidir. Hareket eden buzulun önüne çıkan bir yerli kayanın, üzerinden geçmesi sonucu oluşur. Buzulun geldiği tarafa bakan yamacı az eğimlidir. Ayrıca buzulun geldiği tarafta çizikler buzulun yönünü belirtir. 

Oklar buzulun hareket yönünü göstermektedir. Buzulun geldiği yön daha az eğimli olup diğer (sol) tarafta eğim daha fazladır. Buzul hareket ettikçe, buzul tabanından koparıp taşıdığı kaya parçalarının da yardımıyla, sol tarafta görüldüğü gibi yerli kayadan koparmalar gerçekleştirir.
Oklar buzulun hareket yönünü göstermektedir. Buzulun geldiği yön daha az eğimli olup diğer (sol) tarafta eğim daha fazladır. Buzul hareket ettikçe, buzul tabanından koparıp taşıdığı kaya parçalarının da yardımıyla, sol tarafta görüldüğü gibi yerli kayadan koparmalar gerçekleştirir.
Quizlet
Fotoğraf,  David Baird tarafından çekilmiştir. İskoçya'nın Castle Loch yakınlarında çekilen bu fotoğraf, bu yerli kayadan daha önceleri buzul geçtiğinin kanıtlarından bir tanesidir. Ok, buzulun yönünü göstermektedir.
Fotoğraf, David Baird tarafından çekilmiştir. İskoçya'nın Castle Loch yakınlarında çekilen bu fotoğraf, bu yerli kayadan daha önceleri buzul geçtiğinin kanıtlarından bir tanesidir. Ok, buzulun yönünü göstermektedir.
Antarctic Glaciers

Asılı Vadiler: Ana vadideki buzulun zemin ya da taban kısmı, üst çığırlardaki vadilerin tabanından daha aşağıda kalır. Bunun sebebi ana vadideki aşındırma süreçlerinin daha güçlü olmasıdır. 

Asılı vadiler ve ana buzul vadisi
Asılı vadiler ve ana buzul vadisi
Plymouth State University

Üstteki görselde asılı vadi (hanging valley) üstte kalmıştır. Aynı şekilde görselin sol tarafındaki bölge de bir asılı vadidir. Ana vadinin aşındırma gücü fazla olduğundan dolayı yatağını daha çok kazmasıyla bu görüntüler oluşur. Asılı vadiler, akarsu topoğrafyasında görüldüğü gibi, kıyı topoğrafyasında falez gerilemesi sonucu oluşurlar. 

Fotoğrafın en sağ üst kısmında yazan Arete ya da Aret, Fransızca bir kelime olup keskin dişli anlamına gelmektedir. Özellikle komşu sirkleri birbirinden ayıran testere dişine benzer oluşumlardır. Aret de buzul aşınım şekillerindendir.

Yüksekte kalmış bir asılı vadi (hanging valley) ve şelale. Aşağı çığırda, ana buzul vadisi (main glacial valley) görülmektedir.
Yüksekte kalmış bir asılı vadi (hanging valley) ve şelale. Aşağı çığırda, ana buzul vadisi (main glacial valley) görülmektedir.
Officers IAS Academy

Fiyord: Daha önceki dönemlerde buzulun aşındırması sonucu oluşan vadiler, buzulun erimesiyle, deniz ilerlemesine (transgresyon) yol açar. Deniz suları bu sayede vadiyi suyla doldurduğu gibi karaların içine de girer. Kıyı şekillerinden bir tanesi olan fiyordların uzunlukları değişebilmektedir. Daha önceleri hâkim kuvvet buzulken, sonraları bu durum denizlere geçmiştir.

Grönland’ın batısında Ilulissat buz fiyordunun evrimini gösteren bir görsel.
Grönland’ın batısında Ilulissat buz fiyordunun evrimini gösteren bir görsel.
Oocities

Yukarıdaki görsel, Grönland’ın batısında Ilulissat Icefjord adlı fiyord oluşumunu göstermektedir. En üst görselde bölgenin, 70 milyon yıl önceki durumu gösterilmiştir. Bu bölge, 70 milyon yıl önce yeşilliklerle kaplı ılıman bir iklime sahipti.

İkinci görselde, buz çağında buzullarla kaplanan bölgenin durumu görülmektedir. Bu süreçte tamamen buzul aşındırma süreçlerinin hâkim olduğu topoğrafyada buzul ağırlığı sebebiyle topoğrafyanın magmaya gömülmesi gerçekleşir. Tabakaların karşılıklı durumlarını bozmadan magmaya batıp yükselmesine epirojenik hareketler denmektedir. Bu durumu teknenin bir kısmı suya batınca diğer kısmının havaya doğru kalkmasına benzetebiliriz. Bu hareketler ritmik olarak gerçekleşmektedir. Bunun sonucunda topoğrafya deniz seviyesine daha da yaklaşır.

Üçüncü görsel ise yaklaşık 10.000 sene öncesinde iklimin günümüz iklimine benzer özellikte olması sebebiyle buzulların erime (ablasyon) sonucu geri çekilmesini göstermektedir.

Son görsel ise günümüz iklimsel özellikleri altında oluşan topoğrafyayı temsil etmektedir. Erime sonucu geri çekilen buzullar, deniz ilerlemesine sebep olurlar. Daha önceleri buzulun açmış olduğu vadileri denizin basmasıyla fiyordlu kıyılar meydana gelmiştir. (Not: Buzul aşındırma şekillerinden olan buzul vadisi ve areti yukarıda belirmiştik.)

5. Buzul Birikim Şekilleri

Morenler

Buzul birikim şekillerinden en önemlileri morenlerdir. Buzullar, hareket ederken zeminden kopardıkları kaya parçalarını sürükler ve birikim bu şekilde gerçekleşir. Ayrıca vadi yamaçlarından kopup buzulun üstüne düşen kayalar da zamanla kar yağması veya çığlarla sürüklenerek, buzulun içerisinde hapsolurlar. Morenler, 5 çeşit olarak sınıflandırılırlar:

Taban Morenleri: Buzulun zemininde bulunan kaya parçalarını uygun yerlere bırakmasıdır.

Yan Morenleri: Vadi yamaçlarından kopup düşen kaya parçalarının buzulun kenar kısımlarında birikmesiyle oluştuğu gibi buzulun yamaçlardan ve zeminden koparması sonucu da oluşurlar.

Orta Morenleri: İki buzulun tek bir noktada birleşmesi sonucu oluşurlar. Aslında her iki buzulun yan morenlerine karşılık gelmekle birlikte, birleşince orta kısma denk gelirler.

Cephe morenleri: Buzulların ön kısımlarında ya da dil kısımlarında oluşurlar. Aşağıdaki görselde görüldüğü gibi yan taraflardan yan morenleriyle, alt kısımlarından ise taban morenleriyle birleşirler.

Açıklamalar: Terminus of glacial (buzul sonu). Recessional moraines (gerileme morenleri). Ground moraines (zemin, taban morenleri). Terminal moraines (cephe, ön morenleri). Lateral moraine (yan moren). Medial moraines (orta moren). End moraines (buzulönü morenleri)
Açıklamalar: Terminus of glacial (buzul sonu). Recessional moraines (gerileme morenleri). Ground moraines (zemin, taban morenleri). Terminal moraines (cephe, ön morenleri). Lateral moraine (yan moren). Medial moraines (orta moren). End moraines (buzulönü morenleri)
All You Need To Know About Glaciers
Orta ve yan morenleri gösteren fotoğraf. Yazılar Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Orta ve yan morenleri gösteren fotoğraf. Yazılar Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Time For Geography

Drumlin: İrlandaca olan bu isim küçük tepelik anlamına gelir. Buzulun hareketi sonucu oluşurlar. Kaşığın ters şeklinde veya bir balina sırtına da benzetilebilirler. Uzun eksen kısımları, buzulun hareket ettiği yöne paralel bir halde bulunurlar. Bu şekiller sıklıkla yukarıda bahsettiğimiz örtü (indlansis) buzullarının hareketi sonucu oluşan taban morenlerinde gelişme gösterirler. Hörgüç kayalarda buzulun geldiği yer daha az eğimliyken, ön cepheler daha fazla eğime sahiptir. Ancak drumlinler’de bu durum tam tersidir. Buzulun geldiği yer daha fazla eğimli olabildiği gibi ön tarafı daha az eğimlidir. Ayrıca uzunlukları, genişliklerinin üç veya daha fazlası olabilirler. Yükseklikleri ise 50 metre ve üstü bir yüksekliğe de ulaşabilir.

Buzulun tabanında bırakmış olduğu malzemeleri biriktirmesi sonucu, ters kaşık veya balina sırtı şeklinde oluşurlar. Drumlinler de tıpkı tortul kayaçlarda olduğu gibi bulunan katmanlar, çekirdek olarak bulunan katmanların üstlerine art arda gelip biriktiğini ifade eder. Bu çekirdek olarak ifade edilen çıkıntı ise zeminde bulunan bir anakaya olabilir. Bu sayede buzul içindeki kırıntılar bu anakayanın üstlerinde aşama aşama birikirler. Görselde ki yazılar, Evrim Ağacı tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
Buzulun tabanında bırakmış olduğu malzemeleri biriktirmesi sonucu, ters kaşık veya balina sırtı şeklinde oluşurlar. Drumlinler de tıpkı tortul kayaçlarda olduğu gibi bulunan katmanlar, çekirdek olarak bulunan katmanların üstlerine art arda gelip biriktiğini ifade eder. Bu çekirdek olarak ifade edilen çıkıntı ise zeminde bulunan bir anakaya olabilir. Bu sayede buzul içindeki kırıntılar bu anakayanın üstlerinde aşama aşama birikirler. Görselde ki yazılar, Evrim Ağacı tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
Gill Education
Drumlin’ler, geçmiş dönemlerde yaşanan buzullaşma hakkında önemli bir kanıttır. Bu şekiller, topoğrafyada art arda bulunabilirler. Görseldeki yazı Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Drumlin’ler, geçmiş dönemlerde yaşanan buzullaşma hakkında önemli bir kanıttır. Bu şekiller, topoğrafyada art arda bulunabilirler. Görseldeki yazı Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.
Phys.org

Esker (Osar): Yılan gibi kıvrımlı bir şekilde uzanan buzul birikim şeklidir. Uzunluğu değişmekle birlikte, birkaç kilometrenin üzerinde olabilir. Yerden yükseklikleri ise 10 metrenin ve üzerindedir. Uzanış yönü buzulun hareket yönüne paralel bir şekildedir. Buzulun altında eriyen suların, buzulaltı drenajını meydana getirdiğinden bahsettiğimizi hatırlayınız. Böylece eriyen sular, buzulun altında yılan gibi kıvrık bir tünel oluşturur ve çeşitli boyutlardaki kaya parçalarını biriktirirler.

Buzulaltı drenajı ve esker oluşumu. Görseldeki yazılar Evrim Ağacı tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
Buzulaltı drenajı ve esker oluşumu. Görseldeki yazılar Evrim Ağacı tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
Geocachıng
Eskerler.
Eskerler.
4bp.blogspot.com

Sandur: Buzulaltı drenajı sebebiyle oluşan akarsular, kum, kilt, silt vb. malzemeleri biriktirirler. Bu sebeple, önce birikinti konileri oluşur. Daha ileri aşamalarda birikinti konilerinin birleşmesi sonucu geniş ovalar meydana gelir. Bu tür oluşumlar, sıklıkla örtü buzulu (inlandsis) önlerinde gelişim gösterirler. Büyük buzul kütlelerinin taşıdığı malzeme ve oluşan akarsu ağı çok daha güçlü ve etkilidir.

Sandurların yan taraflarından birleşmesi sonucu dalgalı görünen bir ova meydana gelir. Görselde görülen kamesler, masa şekline benzer buzul birikim şeklidir. Buzulun içerisinde var olan çatlaklarda bulunan malzeme, daha sonra buzulun erimesiyle ortaya çıkarak masa veya tepe şeklinde görünür. Kettle veya söl ise daire veya ona benzer çanaklardır. Buzulun erimesi sonucu küçük göller meydana gelir. Görseldeki yazılar Evrim Ağacı tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
Sandurların yan taraflarından birleşmesi sonucu dalgalı görünen bir ova meydana gelir. Görselde görülen kamesler, masa şekline benzer buzul birikim şeklidir. Buzulun içerisinde var olan çatlaklarda bulunan malzeme, daha sonra buzulun erimesiyle ortaya çıkarak masa veya tepe şeklinde görünür. Kettle veya söl ise daire veya ona benzer çanaklardır. Buzulun erimesi sonucu küçük göller meydana gelir. Görseldeki yazılar Evrim Ağacı tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
Cramahe Township Public Library

Sonuç

Bu yazımızda buzul topoğrafyası ile ilgili temel bilgiler vermeye gayret ettik.

Buzul topoğrafyası ile ilgili son 50 yılda önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu sebeple sadece buzul ile ilgili uzmanlıklar ortaya çıkmıştır. Elbette buzullar ile ilgili her şey gün yüzüne çıkmamıştır. Bazı konularda buzul bilimciler arasında tartışmalar devam etmekle birlikte teknolojinin de yardımıyla her geçen gün buzullar ile ilgili bilgimiz daha da artmaktadır.

Küresel iklim değişmesi sonucu bilim insanları, buzulların hızla eridiğini belirtmektedir. Bu durum insanlar için tehdit olduğu gibi o bölgeye has evrimleşen canlılar içinde büyük sorun teşkil etmektedir. Buzulların tamamı erirse dünyada ne kadar su seviyesinin yükseleceği ile ilgili çeşitli bilgisayar modellemeleri yapılmıştır. Ortalama 65 metre olarak ifade edilen bu rakam sonucunda birçok kıyı şehrinin sular altında kalacağı anlaşılmaktadır. Buzulların tamamının ne zaman eriyeceği ile ilgili olarak buzul bilimciler, yaklaşık 5.000 yıl içerisinde eriyeceğini söylemektedirler. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 2
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • K. Rutledge , et al. Piedmont. (2011, Ocak 21). Alındığı Tarih: 28 Temmuz 2019. Alındığı Yer: National Geographic
  • K. Rutledge , et al. Crevasse. (2011, Şubat 17). Alındığı Tarih: 29 Temmuz 2019. Alındığı Yer: National Geographic
  • J. Mueller, et al. (2016). Rock Glaciers On The Run - Understanding Rock Glacier Landform Evolution And Recent Changes From Numerical Flow Modeling. The Cryosphere Journal, sf: 2865-2886.
  • Department of Geography and Environmental Science, Hunter College, CUNY. Glacial Landsform. (2019, Temmuz 27). Alındığı Tarih: 27 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Geo Hunter
  • M. Ritter. Landforms Of Alpine Glaciation. (2019, Temmuz 26). Alındığı Tarih: 26 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Earth Online Media
  • J. Worland. This 'Giant' Iceberg Is Actually Shorter Than This Ship. (2016, Şubat 25). Alındığı Tarih: 26 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Time
  • Geography and You. Glacial Landsforms In Relation To The Himalayas . (2018, Nisan 20). Alındığı Tarih: 28 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Geography and You
  • A. Tikkanen. Piedmont. (2019, Temmuz 28). Alındığı Tarih: 28 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Encyclopaedia Britannica
  • North Carolina Science Olympiad. Glacial Landforms. (2019, Temmuz 28). Alındığı Tarih: 28 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Science NC
  • The Earth Institute Columbia University. Ocean Currents Speed Melting Of Antarctic Ice. (2013, Şubat 06). Alındığı Tarih: 27 Temmuz 2019. Alındığı Yer: The Earth Institute Columbia University
  • K. Krajick. No Longer Anchored, Antarctic Ice Stream Surges To Sea. (2010, Haziran 21). Alındığı Tarih: 27 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Doherty Earth Observatory, The Earth Institute Columbia University
  • S. Erinç. (2015). Jeomorfoloji Ii. ISBN: 978-975-353-394-2. Yayın Evi: Der.
  • National Park Services. Geology Of Glacier Bay National Park. (2018, Mart 12). Alındığı Tarih: 30 Temmuz 2019. Alındığı Yer: National Park Services
  • B. Davies. Ice Shelves, Icebergs And Sea Ice. (2018, Kasım 05). Alındığı Tarih: 30 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Antarctic Glaciers
  • Science Clarified. Glacial Landforms And Features. (2019, Temmuz 29). Alındığı Tarih: 29 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Science Clarified
  • National Snow and Ice Data Center. Glacier Landforms: Moraines. (2019, Temmuz 29). Alındığı Tarih: 29 Temmuz 2019. Alındığı Yer: National Snow and Ice Data Center
  • J. Bendle . Subglacial Erosion. (2018, Aralık 10). Alındığı Tarih: 28 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Antarctic Glaciers
  • M. Y. Hoşgören. (2015). Jeomorfolojinin Ana Çizgileri. ISBN: 978-975-7206-35-4. Yayın Evi: Çantay.
  • K. Dirik. Buzullar/Glaciers. (2019, Temmuz 26). Alındığı Tarih: 26 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Hacettepe Üniversitesi
  • K. Dirik. Buzullar Ve İşlevleri. (2006, Kasım 20). Alındığı Tarih: 31 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Hacettepe Üniversitesi
  • M. Y. Hoşgören. (2014). Jeomorfoloji Terimler Sözlüğü. ISBN: 978-975-9060-85-5. Yayın Evi: Çantay.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/11/2019 01:00:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7888

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilmediğim şeyler konusunda cahil olduğumu itiraf etmekten hiçbir utanç duymuyorum.”
Marcus Tullius Cicero
Geri Bildirim Gönder