Cehalet Safsatası: Antik Medeniyetler ve Uzaylılar

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

“Antik medeniyetlerin bir şeyi nasıl inşa ettiğini bilmiyor olman, o medeniyetlere uzaylıların yardım ettiği anlamına gelmez!”

Neil deGrasse Tyson

 

"Cehalet safsatası", birçok bilimsel tartışmanın altını oyan ve sayısız karmakarışık felsefenin temelinde yer alması bakımından o fikir zincirlerini otomatik olarak çürüten, çok tehlikeli bir mantık hatasıdır. Genel haliyle cehalet safsatası, henüz aksi ispatlanmamış bir şeyin doğru olduğunu kabul etme yanılgısıdır. Örneğin tek boynuzlu görünmez kanatlı atların yokluğunun henüz ispatlanmamış olmasından ötürü, var olabileceklerini iddia etmek, cehalet safsatasıdır. Bu tür örnekler haricinde, günlük yaşantımızda da çok sıklıkla karşımıza çıkar. Örneğin, birçok tartışmada, bir şeyin ya doğru, ya da yanlış olması gerektiği iddiasında bulunulur. Halbuki açıklanmaya çalışılan sistemler her zaman birbirini dışlayacak şekilde doğru veya yanlış olmak zorunda değildir. İkisi arasında başka bir açıklama da bulunabilir; hatta bazı felsefeler açısından ele alınacak olursa, bilinmeyecek bir şey bile olabilir! Bu açıdan cehalet safsatası, aynı zamanda bir çeşit "hatalı ikilem safsatası" olarak da düşünülebilir. Bir şeyin ya öyle, ya böyle olması gerektiğini ileri sürer ve başka hiçbir olasılık yokmuş gibi davranır.

Bu tür bir safsataya dayanan iddiaların daha büyük bir hatası da, bilimin (ve felsefelerin çoğunun) kalbinde yatan ispat yükünü hiçe saymasıdır. Bilimsel yöntemlerle ispatlanmadan ileri sürülen bir iddianın karşıtları, o iddianın geçersizliğini ispatlamakla yükümlü değildirler. Bilimde, eğer ki bir iddianın sahibiyseniz, onu ispatlamak zorundasınızdır. Bu ispatın yolu, bilimsel yöntemlerle belirlenmiştir. Eğer ki bunu başaramıyorsanız, iddialarınızda tamamen iyi niyetli olsanız bile, bunları geçerli varsayamazsınız. 

Uzaylı mevzusu, bunun en hoş örneklerinden birisidir. Bugüne kadar daire ve diğer bilimum şekildeki uçan gemilerle Dünya'yı ziyaret ederek gidişata herhangi bir şekilde müdahale edebilen Dünya dışı canlıların varlığı hiçbir şekilde ispatlanmamıştır; ispat olarak ileri sürülen her unsur ya çürütülmüştür ya da çürütülemeyecek (ve iddiayı destekleyemeyecek) kadar düşük kalitededir. Dolayısıyla uzaylıların var olduğunun ispatı yapılmamıştır. Bu, uzaylılar yok mu demektir? Elbette hayır, var olabilirler. Hatta bilimsel perspektiften bakacak olursak, muhtemelen Evren'in içi henüz keşfetmediğimiz yaşam formlarıyla kaynıyor. Ancak şu anda bırakın uçan gemilerle bize seyahat edenleri, bakteriler düzeyinde canlılığa bile rastlamadık. Ancak pek uzağı aradığımız da söylenemez, henüz yolun çok başındayız. Unutmayınız ki uzayda yaşam iddiası ile, Dünya'ya gelerek insanlara yardım eden, onları kaçıran, onlara yol gösteren ve benzeri ezoterik iddiaların hiçbir alakası yoktur. Biri bilimsel bir olasılıktır, diğeri saf bir spekülasyon ve hatta, neredeyse her zaman, yalan.

İşte bu nedenle bilim çok önemlidir. Bilimin felsefi yapısı, bize doğru düşünmeyi öğretir. Kendi şahsi eğilimlerimizden bağımsız olarak, objektif yargılara ulaşabilmemizi sağlar. Atıp tutarak yaptığımız varsayımları ve iddiaları dizginler, bizi adeta "hizaya sokar". İnsan gibi kandırılmaya, aldanmaya, gerçeklikten kopmaya son derece açık bir tür için, bilimsel düşünme becerilerinin önemini anlatmakla bitiremeyiz. 

Dolayısıyla sadece, her zaman yaptığımız tavsiyeyi yineleyebiliriz: 

Bilimle kalın.

 

Not: Örneğin, piramitlerin nasıl yapılmış olabileceği ile ilgili muhteşem bir açıklama için evrimagaci.org/index.php/video/27/166">buradaki videomuzu izleyebilir ve buradaki ve buradaki yazılarımızı okuyabilir, Güneş Sistemi'miz dışındaki uzaylıların ışık hızında gitseler bile neden bize ulaşamayacaklarıyla (dolayısıyla bu "uçan daireyle seyahat" iddiasının neden bilimsel olarak geçersiz olduğuyla) ilgili olarak buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Zürafalar

Villarrica Yanardağı 30 Sene Sonra Yine Patladı!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim