Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız… Sabah şerifleriniz hayırlı olsun.

Bu Türkçe sözler, biri bizden 21.7 milyar, diğeri 18 milyar kilometre uzakta olan iki NASA uzay sondasının gövdesine eklenmiş altın birer plak üzerine kazınmış halde bulunuyor. Ola ki ileride bir gün, gramafonu icat etmiş zeki bir uzaylı türün eline geçerse, onlara çoktan eskimiş bir şekilde, ama yine de Türkçe olarak günaydın diyebileceğiz. Tabii eğer gezegenlerinde gün ayıyorsa anlamlı olacaktır…

Plak, görevin azimli hedefleri gereği oldukça aceleyle hazırlandığı için az önceki Türkçe cümleyi kaydedecek bir Türk bulamamışlar. Onun yerine, Türkçe bilen, veya en azından Türkçeyi telaffuz edebilen Peter Ian Kuniholm isimli, ödüllü bir Cornell Üniversitesi arkeoloğu bu sözleri 1970’lerde kaydetti. 1977 yılında gönderilen 2 Voyager sondası ile uzaya, Türkçemizle birlikte 55 ayrı dilde selam gönderdik. Bu tüm kültürleri kapsayamıyor; ancak Dünya’nın %65’ini temsil ediyor. Bunlar arasında Sümerce, Antik Yunanca, çeşitli Afrika yerli dilleri, Ermenice, Persçe ve insanlığın ortak dil denemelerinden birisi olan Esperanto bile bulunuyor! Birçok dilde “merhaba”, “selam”, “barış” gibi kelimelerle iyi dilekler kaydedilmiş olsa da, örneğin İsveççe kaydı yapan Gunnel Schaar “Dünya gezegenindeki Ithaca kentindeki ufak bir üniversitesindeki bir bilgisayar yazılımcısından selamlar.” Demeyi seçti. Mandarin Çincesiyle kayıt yapan Liang Ku, uzaylıların eğer müsaitlerse gelip bizi ziyaret etmelerini istediklerini söyledi. Bizim favorimiz ise Arapça kaydı yapan Amahl Shakh’ın söyledikleri: “Yıldızlardaki dostlarımıza selamlar. Umarız zaman bizi birbirimize yaklaştırır.”

Cornell Üniversitesi aynı zamanda söz konusu altın plağın içeriğinin belirlenmesinden sorumlu ismin üniversitesi: Carl Sagan’ın. Sagan, üniversitenin Gezegensel Araştırmalar Laboratuvarı’nın başkanıyken, bir yandan NASA’da çalışıyordu ve insanlığın uzaya resmî olarak göndereceği ilk mesajın detaylarını planlamıştı. Sagan, selamlardan hemen sonra Dünya’dan çeşitli ses kayıtlarını derledi. Örneğin videonun başında duyduğunuz Mors kodu, NASA’nın sloganıydı ve plakta yerini aldı. Bunun haricinde volkanlar, depremler, gök gürültüsü, rüzgar, yağmur, köpekler, atlar, kurbağalar, çekirgeler, şempanzeler, kuşlar, sırtlanlar, filler, balinalar seslerini uzaya göndermeyi başarmış oldu. Ayrıca kalp atışlarımız, ayak seslerimiz, Carl Sagan’ın kahkahası, bir öpücüğün ve çocuğun sesi, gökteki bir Pulsar’ın atımları, Saturn 5 aracının kalkışı, traktörler, demirciler ve testereler, sesleri uzaya gidenler arasında. Hatta Sagan’ın sonradan eşi olacak Ann Druyan’ın 1 saat boyunca kaydedilmiş beyin dalgaları bile kayda eklendi. 1 milyar yıl sonra birileri tarafından bulunursa, belki işe yarar diye…

Ve tabii Sagan tarafından yapılan bir fotoğraflar seçkisi de plakta yerini aldı.

İşte NASA’nın uzaylıların görmesini istediği o fotoğraflar! Videoya buyrun:

Etik Endişeler

Videoda sözünü etmediğimiz bir konu, potansiyel olarak uzaylı yaşama insanlıkla ilgili bu kadar fazla bilginin açık edilmesinin etiğiyle ilgiliydi. Twitter kullanıcılarımıza bu konuda ne düşündüklerini sorduğumuzda, oldukça ilginç yanıtlar aldık:

4700 kişinin yanıt verdiği anketimizde, katılımcıların %39'u bu bilgilerin türümüzü tehdit etmeyeceğini söylerken, %29'u türümüzü tehdit edebileceğini söyledi. %26'sı tehditle ilgili bir durum oluşmamasının nedeni olarak plağın asla uzaylıların eline geçmemesi olduğunu söyledi. Katılımcıların %6'sı ise Dünya dışında yaşam olduğunu düşünmüyor.

Konunun etiğiyle ilgili bir diğer endişe, NASA'nın bu kararı dünya halklarına sormaksızın, kendi başına almış olması. Bu, diğer insanlara söz hakkı tanımama gibi bir durum yarattığı gibi, potansiyel olarak kötücül bir uzaylı türün eline geçmesi halinde belki bizim değil ama, torunlarımızın baş etmesi gereken zorlu bir problem yaratmak anlamına geliyor. Ancak bu problem, torunlara danışılmaksızın yaratılmış oluyor. Bunlarla ilgili düşüncelerini Twitter takipçilerimize sorduğumuzda, şöyle yanıtlar aldık:

Yanıt veren 3093 katılımcının %69'u, NASA'nın kararının etik olmadığını düşünüyor. %31'i ise alınan kararın etik olduğu kanaatinde.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder