Görümce, Elti, Bacanak: Türkçede Akrabalık Terimlerinin Kültürel Hafızası
Çünkü bazı insanlar yalnızca akraba değildir; başlı başına bir tecrübedir. Türkçenin akrabalık kelimeleri de tam olarak bu tecrübeyi anlatır.
Görümce, Elti, Bacanak: Türkçede Akrabalık Terimlerinin Kültürel Hafızası
- Blog Yazısı
Bacanağınız var mı?
Ya da enişteniz, eltiniz, kayınçonuz?
Onlara bu sıfatla seslenmek size de garip gelmiyor mu? Misal siz de merak ettiniz mi hiç ilk kim kime görümce dedi diye?
Açıkçası; üç farklı dilde üstelik de dil ve edebiyat eğitimi almış birisi olarak bu kelimelerin karşılığını başka dillerde birebir kurmanın neredeyse imkânsız olduğunu söyleyebilirim.
Biz Türk Milleti olarak akrabalık bağlarını sadece kan bağıyla değil, kelimelerle de örmüşüz, çok belli. Öyle ki Dünya’nın birçok dilinde birkaç kelimeyle ancak geçiştirilen ilişkiler, bizim dilimizde ayrı bir sınıf olarak ete, kemiğe, hatta ayrı bir karaktere, mizaca, yani kader ortaklığına dönüşmüş durumda. Belli ki bu yüzden Anadolu Kadını hiç sözlük yazmamış. Tecrübelerini atasözüne, gözlemlerini deyimlere, kırgınlığını maniye, öfkesini nükteli cümlelere dönüştürmüş.
Sosyal medyada “görümce; görmeyeyim ömrümce” yakıştırmasını denk gelmişsinizdir. Her evin “enayisi işte” misali enişte güzellemeleri de oldukça popüler… Bence “eleştirel laf iade naziresi” olarak elti sıfatı da kısaltılarak normalleşmiş olabilir, hatta eşin şirin kız kardeşi bal kız olmuş belli ki baldız, e biraz da yağcı, babacı; olmuş o yüzden bacı… Dahası o bacıyı alacak insan da olmuş bacanak…
Dünürler mi; galiba onlar Dünya’daki nispet üstü rakipler…
Kaynana; belki de krizi ateşleyen nankör ana…
Elbette dilbilimciler bu kelimelerin kökenlerini çok daha farklı açıklıyor; ben burada biraz da aile sofralarının mizahıyla konuşuyorum. Yani bunların hiçbiri bilimsel bir tanım değil.
Yüzyıllardır aynı sofraya oturup aynı hayatı paylaşan insanların, birbirlerini anlamaya çalışırken geliştirdikleri küçük savunma mekanizmaları. Kimisini bu metni yazarken şimdi uydurdum ama kabul edelim ki mizah, söylenemeyeni söylemenin en zarif ve en zeki yolu.
İşte biraz da bu yüzden Türk ailesinin gerçek tarihini arşivlerde değil; mutfaklarda, düğünlerde, kahve fincanlarının dibinde ve kadınların birbirine fısıldadığı o yarı şaka yarı ciddi iğneli cümlelerde buluruz. Sanırım insan, en çok da birlikte yaşamaya mecbur olduğu insanları tarif ederken bu denli yaratıcı oluyor. Düşünseniz ya elti ya da bacanak dediğimizin karşılığı yok Dünya literatüründe.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Elbette bütün bu kelimeler üzerine kurduğumuz mizah, yalnızca bugünün aile sofralarından, düğün salonlarından ya da sosyal medya şakalarından doğmuş değil. Bu sözcüklerin her birinin arkasında çok daha eski bir toplumsal hafıza, göçebe hayattan yerleşik düzene uzanan bir aile örgütlenmesi ve yüzyıllar içinde değişerek bugüne ulaşmış bir dil mirası var. Yani görümceye yalnızca “görümce”, eltiye yalnızca “elti”, bacanağa yalnızca “bacanak” dediğimizde aslında farkında olmadan çok eski bir kültürel sözlüğün sayfalarını da çevirmiş oluyoruz.
Bu yüzden mesele yalnızca bu kelimelerin bugün bizde uyandırdığı mizahi çağrışımlar değil; aynı zamanda nereden geldikleri, nasıl oluştukları ve Türkçe’nin aileyi nasıl ince ince sınıflandırdığı meselesi.
Türkçede her ilişkinin kendine ait bir adı, sınırı ve toplumsal rolü varken; Batı dillerinin büyük bölümünde bu ayrıntılar birkaç genel ifadenin içine alelade sığdırılmıştır.
Örneğin İngilizce’de görümce, baldız ve hatta kimi durumlarda elti için aynı kelime kullanılır: sister-in-law. Kayınbirader, enişte ve bacanak gibi birbirinden oldukça farklı ilişkiler ise çoğunlukla brother-in-law olarak ifade edilir. Oysa Türkçe konuşan biri için görümce ile baldızın, elti ile bacanağın aynı şey olmadığını ayrıca açıklamaya gerek yoktur. İngilizcede “eltimle tartıştım” demek istediğinizde, “kocamın erkek kardeşinin karısıyla tartıştım” anlamına gelen uzun bir açıklama yapmak zorunda kalırsınız. Dünür kavramının ise İngilizcede günlük hayatta kullanılan yerleşik bir karşılığı dahi yoktur; “çocuğumun eşinin anne ve babası” gibi açıklayıcı ifadeler tercih edilir.
Fransızca ve Almanca da bu konuda İngilizceye benzer bir yapı sergiler. Buna karşılık Hintçe gibi bazı Asya dilleri, Türkçe’ye daha yakın bir ayrıntı düzeyine sahiptir. Kocanın ağabeyi, küçük erkek kardeşi, kız kardeşi ya da kardeş eşleri arasındaki ilişkiler için farklı kelimeler kullanılır. Bu durum, geniş aile yapısının dil üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.
Antropologlara göre bunun temel nedeni, toplumların aile örgütlenme biçimlerindeki farklılıktır. Batı Avrupa toplumlarında çekirdek aile modeli daha baskın hâle geldikçe, akrabalık terimleri sadeleşmiş ve ayrıntılarını kaybetmiştir. Türkler, Orta Asya toplulukları ve bazı Asya kültürlerinde ise geniş aile yüzyıllar boyunca toplumsal hayatın merkezinde kalmış; aynı avluyu paylaşan, aynı sofraya oturan ve birbirlerinin hayatına doğrudan temas eden insanların her biri için ayrı bir isim zamanla kendiliğinden doğmuştur.
Belki de bu yüzden Türkçe, akrabalığı yalnızca hukuki bir bağ olarak tanımlamaz; onu karaktere, deneyime ve gündelik yaşama dönüştürür. Çünkü bu kelimeler sadece akrabalık derecesini değil; aynı zamanda aile içindeki yeri, beklentileri, mesafeyi, yakınlığı ve bazen de yüzyılların biriktirdiği mizahı içinde taşır.
Demem o ki; Türkçe’nin akrabalık sözlüğü, aslında toplumun hafızasıdır; kimlerle aynı kaderi, aynı evi ve bazen de aynı dedikoduyu paylaştığımızın hem dildeki hem de literatürdeki kaydıdır. Bu zenginlik, eski Türk toplumunda aile bağlarının, evlilik ilişkilerinin ve toplumsal rollerin ne kadar önemli görüldüğünün dildeki en canlı yansımalarından biridir.
Ya da belki de Türkçe’de akrabalık terimlerinin bu kadar ayrıntılı olmasının sebebi, atalarımızın insanı çok sevmesinden değil; insanı fazla iyi tanımasındandır. Çünkü aynı dili konuşmak kolaydır; asıl maharet, aynı sofraya oturabilmektir.
Bu yüzden biz, dünyanın geri kalanının tek kelimeyle geçiştirdiği insanlara ayrı ayrı isimler vermişiz. Kimi zaman görümce olmuş, kimi zaman elti, kimi zaman bacanak…
Yani, bazı insanlar akraba değildir sadece; başlı başına bir tecrübedir. Ve galiba Türk ailesinin özeti de burada saklıdır. Birbirimizi sevmesek, seçemesek de bir şekilde kabul eder, mutlaka bir sıfatla anlamlandırırız.
Demek ki atalarımız aynı insanlarla uzun süre yaşamanın ayrı bir uzmanlık alanı olduğunu yüzyıllar önce çoktan fark etmiş.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/06/2026 01:37:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23191
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.