Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
750 ATP Ödüllü Soru: Matematiksel yasalar evrenin keşfedilmeyi bekleyen bir parçası mı, yoksa bizce kurgulanmış bir dil mi, Evren bu denklemlerle mi örüldü, yoksa bu sadece zihnimizin bir yansıması mı? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Tamamen kendinize ait ve kendinizin keşfettiği çalışma teknikleriniz var mı? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat

İçimizdeki Canavar

Korkunun bedende başlayan, mitlerde şekillenen ve insanın kendisine dönen hikâyesi

6 dakika
4
İçimizdeki Canavar İçimizdeki Canavar
  • Blog Yazısı
Created by AI
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Çocukluğumdan beri korkularımla aram hiçbir zaman normal olmadı.

Çok küçükken sürüngenlerden korkardım, en çok da solucanlardan. Belki de sebebi onların hayatımın içinde gerçekten var olmalarıydı hatta kuzenlerim tarafından tehdit olarak hep üzerime fırlatılması ya da kulağıma fısıldanması bile olabilir. Televizyonda gördüğüm bir uzaylı yaratık ya da belgesellerde izlediğim bir yılan o kadar çok da korkutmazdı. Çünkü bir solucan gerçekti, hayatımın çokça içerisindeydi, dahası toprağı kazdığımda ya da hafif bir su birikintisinin içerisinde her an karşıma çıkabilirdi.

Yenemedim bu korkumu uzun süre, şimdilerde ise birbirimizin yaşam alanını ya da hakkını kısıtlamadan birlikte yol almayı öğrendim.

Tüm Reklamları Kapat

Bir ara da tenyalar, parazitler korkulu rüyam olmuştu; çocukluk travmam işte, düşürdüğüm tek bir parazit hikayesini yıllarca yük ettim kendime. Sanki basit bir parazit değil de içime girmiş, bedenimde yaşayan küçük bir yılan gibi hissettim belki de. Dehşet bir deneyimdi.

Bugün dönüp geriye baktığımda bunun yalnızca bir parazit korkusu değil de bedenimin yalnızca bana ait olmadığını fark etmiş olmanın yükü imiş o günler.

Artık büyüdüm ve biliyorum ki vücudumda benim için çalışan ama benim kontrolümden bağımsız trilyonlarca farklı mikroorganizma mevcut. Kimisi asalak, kimisi faydalı, kimisi mantar kimisi ise hala daha ne işe yaradığını henüz keşfedemediğim sayısız türde…

40’lı yaşlarıma kadar evde yalnız hatta karanlıkta kalmayı da hiç sevemedim. Karanlığın kendisinden çok içinde ne olabileceğine dair varsayımlarım, yalnız kaldığımda dikkatimi dağıtacak ya da korkularımı dönüştürebilecek çözümlerimin kıtlığı ve nesilden nesile, dillerden dillere aktarılan o hikayeler; ufacık bir rüzgâr tıkırtısında bile paranoya olmama sebep oluyordu. Bedenim harap olana kadar kendimi işime vermem, en çok da bu sebepliydi.

Tüm Reklamları Kapat

Sorularım çok olsa da inançlıydım o zamanlar. Sabah ezanını nişan yapmıştım kendime. Güya cinler, karabasanlar, hayaletler gün ışığında insana görünmezmiş diye. Ezan sesiyle yatağa girmeyi sevişim de bu sebeple; güvende olduğum hissi ile içselleşmişti o ses benliğimde.

Tüm bunların içerisinde en çok deneyimlediğim ya da deneyimlendiğimi düşündüğümse karabasandı… Bazen peş peşe tek gecede, bazense her ama her gece. Bugün bu kötü deneyimime bilim insanlarının uyku felci dediğini biliyorum. Yine de bunu yaşayan birisi için durum “beynin uyanıp bedenin uykuda kalmasından” daha farklı bir deneyimmiş gibi hissediyorum.

En azından benim deneyimlerimde olay sadece hareketsiz kalıp ayağa kalkamamak değil, aynı zamanda sesin de çıkmaması, odada, başında ya da boğazını sıkan birisi ile göz göze gelmiş olmanın verdiği bir ağır yetkisizlik, yeteneksizlik hali de mevcut. Bir varlık seni boğmaya çalışıyor, benimkisi hep kadındı, biliyorsun bir hayal ürünü büyük ihtimalle ya da o karabasan dedikleri şey, birazdan uyanacaksın ama o birazdan için zaman, hiç de akıp gitmiyor. Öyle zor ki o hissin tarifi; o an ayağa kalkıp bir bardak su ile ferahlayabilmek ya da bir nefes sigara için verdiğim zihinsel mi içgüdüsel mi mücadeleyi bir ben bilirim bir de benimle bir o karabasanın rüya ya da hayal olduğuna ikna etmeye çalıştığım, karabasanın ağırlığında ezilen bedenim.

İnsanlar korkularının yalnızca zihinde olduğunu söylerler ya bence karabasan yaşayan biri için korku; son derece somut ve fizikseldir de.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Dahası; bir süre sonra bedenin de uyandığında terlemişsindir, verdiğin mücadelenin mi sonucu korkunun mu bilemem; kalbin hızlanır, kasların gerilir, nefesin tıkanır. Yani korku yalnızca zihinde değildir, bedende de yaşanır. Uzun yıllar yalnız uyumayı, en çok da bu yüzden sevmedim.

Birine sarılarak uyuduğumda içselleştirdiğim güven, başka bir tenin kokusu ile benliğimi saran huzur beynime Dünya’da yalnız olmadığımı hatırlattığından; kabuslarım ancak bu durumda rüya olarak sakinleşirdi. Bu huzurun adı bazen bir sevgili olurdu. Bazen kızım. Bazen köpeğim.

Nörobilimciler de bugün, insan sinir sisteminin milyonlarca yıllık evrim boyunca sosyal bağlara göre şekillendiğini söylüyorlar. Dokunmak güvenlik hissi üretirmiş, sarılmak ise stres hormonlarını, yakınlık hissi beynin alarm sistemlerini sakinleştirirmiş. Belli ki bu yüzden bazı geceler tek ihtiyacımız olan şey, bir açıklamadan ziyade, güven duyulan bir omuzun ta kendisidir.

Yakın zaman önce internette dolaşan bir görselle karşılaştım. Birisi, sizin de belki denk geldiğiniz o insan sinir sisteminin bana göre korkunç olan görüntüsünü paylaşmıştı.

“Tüm korkularınızı bir kenara bırakın ve bu görsele bakın; içinizde böyle bir canavarla yaşadığınızı biliyor muydunuz?” başlığıyla…

Şok oldum, çünkü; gerçekten de tüm korkularımın sembolleri kadar korkunç görünüyordu. Bir bilim kurgu filminin distopik canavarı gibi. Kök misali boydan boya uzayan sinirler, dallanan lifler, iki patlak göz, bir kafa ve bedenin her tarafını adeta esir almış tuhaf bir ağ sistemi… İnanın bu görseli birisi düşünüp de bir korku filminde fantastik bir canavar olarak seyretmemiz için karakterize etse, hepimiz korkardık.

Tüm Reklamları Kapat

Gerçi; bunu daha önce merak edip de hiç araştırmamış olmam da ayrı bir garip hissettirdi. Sonra fark ettim ki insanlık tarihindeki pek çok canavar, aslında bedenimizin içinden ya da içselleştirdiğimiz halüsinasyonlarımızdan ibaretti. Ağaç köklerine benzeyen sinir sistemimiz, karabasanlar, korku dolu rüyalarımız, uzaylılar, cinler, hayaletler, sürüngenler ve daha niceleri…

Belli ki canavarları ya da korkularımızı yaratırken hep kendimizden ilham aldık, hayal gücümüz yönetmeyi ya da dönüştürmeyi bilmediğimiz iç sesimizle birlikte beynimizde halüsinasyonlara sebep oldu belki de, kim bilir.

Mitolojilere baktığımızda da aslında durum pek farklı değil. Türklerin Alkarısı’sı / Albastı’sı, Araplar’ın Cin’i, İskandinavların Fenrir’i, Japonların Oni’leri, Mezopotamya’nın Pazuzu’su, popüler kültürün hayaletleri, uzaylı tasvirleri… Hepsi farklı görünse de aynı şeyleri temsil ediyorlar; ölüm, hastalık, yalnızlık, karanlık, kontrol kaybı ya da bilinmeyen…

İşte tam da bu yüzden insanoğlunun en büyük korkusunun ölüm olmadığını düşünüyorum. Gerçi insanoğlu bence Tanrı’dan da korkmuyor ama bu başka bir yazının konusu.

İnsanlığın en büyük konusu da korkusu da anlam arayışı bence… Anlam veremediğini ya kutsallaştırıyor ya da şeytanlaştırıyor çünkü. Zaten bile, isteye işlediğimiz tüm suçlarımızın vicdan azabından öylece sıyrılmak için “Şeytan’a uydum” diye savunma yapıp, Şeytan’ı mesul tutmadık mı sizce de?

Her neyse…

İçimde yaşayan sinir ağını ilk kez gördüğümde, yıllar boyunca korkuları ile mücadele etmeye çalışan birisi olarak, istemsizce bir kez daha ürperdim. Yıllarca dua ettim, muskalardan koruma bekledim, Ayet’el Kürs-i ile kendimi kutsadığım halde kazadan beladan niye korunamadığımı bilemedim. Dogmaları sorguladım, mantığımı kullandım, günümü aydınlattım, kendimi alkışladım, tetikleyenlerimi sıraladım… Ve fakat nafile; korkularımdan yine de kurtulamadım.

Tüm Reklamları Kapat

Şimdi mi?

Agora Bilim Pazarı
Wixon Vega 15x70 El Dürbünü
Wixon Vega 15x70, 15x büyütme gücü ve 70 mm objektif çapına sahip bir el dürbünüdür. Porro prizma yapısı ve BAK4 cam ile FMC (tam çok katmanlı) kaplamalı mercekler kullanır, optik sistemi 4 grupta 6 mercekten oluşur. 1000 metrede 70 metrelik görüş alanı sunan dürbünün görüş açısı 4 derece, çıkış göz bebeği 4,6 mm'dir. Merkezi odaklama sistemi, ±5 diyoptri ayarı ve 8 metre en yakın odaklama mesafesi bulunur. Gövdesi suya ve darbeye dayanıklı yapıdadır. Paket içeriğinde objektif koruma kapakları, taşıma kayışı, kayışlı taşıma çantası ve tripod adaptörü yer alır.
Devamını Göster
₺5.969,00
Wixon Vega 15x70 El Dürbünü

Şimdi daha iyiler. Oldukça da hafiflediler. En azından dönüştüler; birlikte düşe kalka, ağlaya sızlaya, güle oynaya ve ancak 40 yıl sonra nihayet bugünlere geldik.

Şimdilerde, hayatımı çok da etkilemeyen misafirlerim gibiler.

Yine karabasanlarım var, kabuslarım hala rüyalarımı etkiliyor ama artık o anların tüm günümü zehretmesine izin vermiyorum. Halüsinasyonlarım ya da hayallerim her neyse; beni yönetsin diye korkularıma benliği teslim etmiyorum. O an her ne yaşıyor, ne hissediyor, neye tanıklık ediyorsam; onu yok saymadan, inkâr etmeden, varlığını ya da ihtimalini bastırmadan, olduğu hâliyle deneyimlemeyi öğrendim. Ve her anın, kendi ağırlığını tüketip sona erdiğinde bünyemde bıraktığı o hafiflikle birlikte, yeniden yola devam edebilmeyi…

Belki de büyümek tam olarak budur. Korkularına esir olmadan yaşamayı öğrenmek…

İronik olan da bu ya zaten; korktuğumuz şeylerin çoğunu yaratan da onlarla baş etmemizi sağlayan da aynı biyolojik ya da bilişsel sistem; yani benliğimiz. Sizce de öyle değil mi?

Okundu Olarak İşaretle
1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 1
  • Muhteşem! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 27/06/2026 06:49:08 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23296

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bilim harika bir oyundur. İlham vericidir ve tazeleyicidir. Oyun alanıysa Evren'in ta kendisidir."
Isidor Isaac Rabi
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)