Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: Hızın belli bir yönünün olması zorunlu mudur? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat

Karasinek: Kirlenmenin Eşiği

Bazen tiksinti yalnızca biyolojik bir refleks değildir; insanın sınırlarına, mahremiyetine ve onuruna dokunan daha derin bir hafızadır.

7 dakika
794
Karasinek: Kirlenmenin Eşiği Karasinek: Kirlenmenin Eşiği
  • Blog Yazısı
https://www.facebook.com/100064683759739/photos/kara-sine%C4%9Fin-mikroskop-alt%C4%B1ndaki-g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCs%C3%BC/3111201685654694/
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Karasineklerden tiksinirim.

Bunu süsleyerek söylemenin daha zarif bir yolu var mı, bilmiyorum. Belki vardır ama benim tiksintim zarif bir şey değil. İnce ince tarif edilecek, makul bir sebebe bağlanacak, çocukluk anısıyla yumuşatılacak bir duygu da değil. Çok daha ilkel bir yerden, doğrudan bedenin savunma mekanizmasından geliyor. Çünkü zihnim rasyonel bir analiz yapana kadar, vücudum benden önce kararını veriyor.

O ince, kirli, ısrarcı vızıltı bana ait olana dokunduğu anda benliğimde bir şey yerinden oynuyor. Yüzüm, omuzlarım, ellerim, hatta bulunduğum mekânla kurduğum bütün ilişki bile saniyeler içinde değişiyor. Az önce tamamen bana ait olan her neyse, birden dokunmak istemediğim yabancı ve tekinsiz bir şeye dönüşüyor.

Tüm Reklamları Kapat

İnsan bazı şeylerden korkmaz da onlara tahammül edemez ya, karasinek bende tam olarak böyle bir yere denk düşüyor. Korku değil bu, panik de değil. Daha çok, bedenimin bütün hücreleriyle “bunu istemiyorum” diye bağırması. Anlamadan, açıklamadan, gerekçe sunmadan, ikna edilmeyi beklemeden…

Benim karasineklerle meselem de tam burada başlıyor.

Küçük, siyah, ısrarcı bir varlığın odada dönüp durması; cama çarpıp geri gelmesi, o susturulamaz kanat sesiyle havayı adeta akustik bir kirliliğe boğması... Sanki yalnızca etrafımda değil de içimde de dolaşması ya da pat diye yediğime, içtiğime, hatta tenime dokunması… Bana hep bir şeylerin çürüdüğünü, fark etmediğim karanlık bir köşeden pis kokular geldiğini ve dahası; kurduğum düzenin bozulmaya başladığını düşündürüyor.

Bunun büyük bir hikâyesi var mı diye çok düşündüm. Çocukluğumdan kalma bir sahne, bastırılmış bir travma, kokuşmuş bir ev, yaz günü açık kalmış bir yemek mi?

Tüm Reklamları Kapat

Hayır, hatırlamıyorum.

Üstelik bu rahatsızlık, bütün küçük canlılara duyduğum genel bir ürpertiyle benzer de değil. Bunu en çok oradan anlıyorum. Daha önce mikroskop altında karıncaları, sivrisinekleri, arıları gördüğümde o karmaşık anatomileri beni ürkütmüştü mesela. O büyütülmüş görüntülerde eklemler, tüycükler, iğneler, gözler ve zırhlar adeta özel üretim mini robotlara, bambaşka bir dünyaya ait kusursuz makinelere benziyordu. İnsan o görüntülere bakınca, küçüklükleri sayesinde sıradan bulduğu canlıların aslında ne kadar keskin ve başka bir mühendisliğe sahip olduğunu hissedebiliyor.

Fakat tuhaf olan şu ki; gerçek hayatta ne karıncalardan tiksinirim ne sivrisineklerden ne de arılardan. Karınca, kendi yolunda yürüyen telaşlı bir sistemin işçisi. Sivrisinek rahatsız eder, ısırır, uykuyu böler ama bende karasineğin uyandırdığı o "kirlenme" hissini asla yaratmaz. Arı ise bambaşkadır; yaklaşınca temkinli olurum ama varlığında neredeyse saygı duyulacak bir düzen, matematiksel bir amaç, bir zarafet olduğunu bilirim. Demek ki meselem küçüklükle, kanatla, böcekle ya da canlı anatomisinin tuhaflığıyla ilgili değil.

Karasineği ayıran temel bir fark var. O, yalnızca canlı olduğu için değil; nereden geldiği, nereye konduğu, ne taşıdığı ve evimin içine ya da bedenime hangi görünmez ihtimali soktuğu için rahatsız ediyor beni. Bedenimin verdiği bu istemsiz tepki karşısında kendimi çıplak hissediyorum.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Nedense zihnim onu "küçük" göremiyor. Diğer böcekler gibi salt bir biyolojik varlık olarak algılayamıyor. Çünkü karasineğin temsil ettiği kaos, kütlesinden çok daha büyük.

Mesele yalnızca bir böceğin tenime değmesi değil. Ten dediğimiz şey, sanıldığı kadar basit bir yüzey, alelade bir deri tabakası değil; o bir sınırdır. Bize ait olanla dışarıdan gelenin arasına çekilmiş, benliğimizin son güvenlik hattı. İnsan çoğu zaman o çizginin farkına bile varmaz... Ta ki bir şey onu izinsiz ve pervasızca geçene kadar.

Karasinek tam da bunu yapıyor.

O anda aklım, böceğin kendisinden çok geçmişine takılıyor. Az önce neredeydi? Neye değdi? Hangi çürümüş yüzeyden, hangi çöpten, hangi görünmez kirden kalkıp geldi? Şimdi benden ne aldı ya da o görünmez bacaklarıyla bana ne bıraktı? Belki mikroskobik ölçekte bile kayda değer, somut bir tehlike yok. Ama tiksintim zaten gerçeğin istatistikleriyle çalışmıyor; ihtimallerle ve çağrışımlarla çalışıyor. Bedenim aklımın kanıt toplamasını beklemeden peşinen hükmünü veriyor; “kirli!”

Çünkü bu varlık, derinde çok daha temel bir yeri tetikliyor... Temizlik duygumu, mahremiyet algımı, en çok da kontrol ihtiyacımı. İnsan, Dünya’yı tamamen kontrol edemeyeceğini bildiği için kendi küçük alanını, o yalıtılmış ekosistemini düzenlemeye çalışır. İşte o alan benim evimdir, mabedimdir. Ev, yalnızca kapalı bir mekân değil; dışarıdaki kaosa karşı kurduğumuz küçük ve kırılgan bir düzendir. Karasinek, o düzenin tam ortasına fırlatılmış bir anomali gibi, davetsizce içeri girer.

İtiraf etmeliyim; yaş aldıkça insana tuhaf bir şey oluyor, tiksindiği şeyleri bile sistemin bir parçası olarak okumaya, anlamaya çalışıyor. Doğa bizim estetik beğenimize göre kurulmuş, steril bir laboratuvar değil sonuçta. Bizim "pislik" dediğimiz şey, doğa için çoğu zaman muazzam bir dönüşümün başlangıcı. Çürüyen meyve, ölen canlı, atık... İnsanın hayatta kalmak için uzak durduğu her şeyi, doğa parçalar ve geri dönüştürür. Karasineklerin de bu organik maddelerin çözülmesinde, doğanın sessiz ve sevimsiz çöpçüleri olarak rol oynadığını biliyorum. Gerekli olan her zaman güzel görünmüyor.

Tüm Reklamları Kapat

Biz sadece gülleri, denizi, kuşları, yıldızları konuşmak istiyoruz. Oysa çürüme de var. Atık, mikrop, ölüm ve dönüşüm de aynı büyük metnin alelade kelimeleri. Belki de karasinek bana en çok bunu, temiz tutmaya çalıştığım hayatımın dışındaki o kirli gerçeği kaba bir dürüstlükle hatırlattığı için bu kadar rahatsızlık veriyor.

Fakat şimdi yazarken fark ediyorum ki, onları asıl sevmeme nedenim biyolojik işlevleri değil; arsızlıkları.

Tıpkı bazı insanlar gibi.

Hani şu her konuda fikri olanlar var ya... Bilmeden konuşanlar, duymadan hüküm verenler, anlamadan yorum yapanlar. Hayatında hiçbir şeyi derinlemesine öğrenmemiş, tek bir konuya gerçek bir mesai harcamamış ama her masada, her cemiyette uzman kesilenler.

Karasinek de tam olarak öyle değil mi zaten?

Her şeye bulaşır. Nerede durması gerektiğini bilmez. Kirliyle temiz, değerliyle değersiz arasındaki farkı gözetmez. Sofraya da aynı rahatlıkla gelir, leşe de. Isırdığın meyvenin üstüne de konar, pisliğin üstüne de. Siz yalnızca küçük bir böcek görüyor olabilirsiniz ama ben onda tahammül edilemez bir huy görüyorum; arsızlık, yüzsüzlük, bulaşıklık…

Sınır bilmeyenleri, haddini bilmeyenleri, her masada kendine bir makam açanları. İçinde hiçbir gerçek emek, hiçbir liyakat taşımadığı hâlde kendini her düzenin merkezine yerleştirenleri hatırlatıyor bana.

Tüm Reklamları Kapat

Bu yüzden karasinek sesi bana sadece bir kanat vızıltısı gibi gelmiyor. Bir çeşit insan sesi gibi geliyor. Bitmeyen, susmayan, anlamadan konuşan, konduğu yeri kirleten o tanıdık ve yorucu ses...

Agora Bilim Pazarı
Kabil'in Çocukluğu
“Ama hiçbirimiz istediğimiz kişi olamayacaksak ne anlamı var tüm bunların?”Hayatının belirlenmiş, çoktan yazılmış olmasına inanamıyor. Nehirler arasında yer ala…
Devamını Göster
₺362,96
Kabil'in Çocukluğu

Demek ki insanın bazı tiksintileri yalnızca biyolojik kalmıyor; yaşadıklarından, hayal kırıklıklarından tortu da topluyor. Bir böcek olmaktan çıkıp, hayatım boyunca karşıma çıkan o arsız kalabalığın, o liyakatsizliğin sembolüne dönüşüyor. Siyasetin bile bu çağrışımın içinde bir yere oturması tesadüf değil. İdealde "düzen kurma sanatı" olması gereken şey, tam tersine düzeni bozanların, sınır ihlal edenlerin şovuna dönüştüğünde de aynı tiksintiyi hissediyorum.

Dahası, insan bazen düşmanını affedebiliyor da dost bildiğinden, akraba saydığından yediği kazığı hazmedemiyor. Menfaatleri uğruna en temel etik kuralları çiğneyebilenleri gördükçe yalnızca güvenim değil, insan doğasına dair iyimserliğim de defalarca yıkıldı. Karasinek bende yalnızca doğanın kirini değil; "insanın kirlisini" de hatırlattığı için bu kadar ilkel bir itiraz yaratıyor.

Tıpkı bir sinek bardağıma konduğunda bir daha o sütü içemediğim gibi; bazı insanlar da hayatıma dokunduğunda bıraktıkları iz, benliğimi aynı derecede tiksindiriyor.

Çünkü biliyorum ki asıl mesele o temasın küçüklüğü ya da büyüklüğü değil; mesele, sınırımın ihlal edilmiş olması. Karasinek, o bardağa konarak bana Dünya’nın izole ve kusursuz bir yer olmadığını gösterir. O arsız vızıltıyı tamamen susturamam, o kirliliği yeryüzünden silemem. Çürümenin ve arsızlığın bu ekosistemin, bu toplumsal düzenin bir parçası olduğunu değiştiremem.

Ama bir dönüm noktası vardır; o sinek bardağa konduktan sonra, o sütün mülkiyeti benden çıkar.

İşte insanın aklını, sınırlarını ve onurunu koruyabilmesi tam olarak burada başlar. İhanetle, hadsizlikle, arsızlıkla kirlenmiş o masada oturmaya devam etmemek… O bardağı olduğu gibi bırakıp o sofradan kalkabilmek.

Çünkü asıl kirlenme, sineğin bardağa konması değil; insanın o sütü midesi bulana bulana içmeye devam etmesi bence.

Okundu Olarak İşaretle
2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/08/2026 16:24:26 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23427

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Tüm büyük gerçekler, ilk ortaya çıkarıldıklarında kutsallara hakaret olarak algılanır."
George Bernard Shaw
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)