Belki de Sorun Ağustos Böceğinde Değil, Bizim Hikâyeleri Dinleme Biçimimizdeydi
Ağustos Böceğinin yıllarca tembel sanılan yaşamının aslında doğanın en stratejik hayatta kalma örneklerinden biri olduğunu biliyor muydunuz?
Belki de Sorun Ağustos Böceğinde Değil, Bizim Hikâyeleri Dinleme Biçimimizdeydi
- Blog Yazısı
Ağustos böceği ile karıncanın hikayesini bilirsiniz…
Yaz boyunca şarkı söyleyen, eğlenen, sorumsuz bir ağustos böceği ve onun karşısında, durmadan çalışan, biriktiren, geleceği düşünen karınca…. Kış gelir, yaz boyu çalışan ve gıda stoklayan karınca kazanır, şarkı söyleyip dans eden ağustos böceği kapı kapı dolaşsa da yiyecek bulamaz ve açlıktan ölür.
Hikâyenin temennisi ise bizim de karınca misali çok çalışmamız gerektiği… Ki; soğuk kış günlerinde ya da zora düşünce biriktirdiklerimizden tüketebilelim. Bir nevi stokçuluk ya da var - yemezlik gibi… Çok çalış, biriktir, boş konuşma ve sair… Şarkı söyleyip dans edenin değil, robot misali sorgulamadan çalışıp, komşusu şarkı söyledi diye aşını paylaşmayanın haklı olduğu…
Neyse ki birileri büyüdükçe bazı masalların içini kurcalamaya başlıyor da “bir sosyal medya kullanıcısının paylaşımı sayesinde” ağustos böceğinin yıllarca günahını aldığımız bilgisini, tesadüfen de olsa öğrenebiliyorum.
Diyeceksiniz ki mesele onun çalışmaması değil, bizim çalışmayı benliğimizden de gereksinimlerimizden de öte bir yere konumlandırmamız. Haklısınız ve fakat eksik. Hiçbirimiz ağustos böceği nasıldır, doğaya katkısı nedir, cırcır ötmesi nedendir, merak edip de araştırmadık. Pardon; biyologlar, veterinerler veya birkaç meraklı insan hariç. Galiba hepimiz biraz tembeliz.
Yaz sıcağında titreşen hava, ağaçların arasından yükselen o kesintisiz ses ve güneşin altında da toprağın altında da yaşayan bir canlı… O masalda anlatılandan çok daha derin, çok daha sessiz ve çok daha uzun bir gerçeklik var cırcır böceğinin hikayesinde.
Öncelikle soğuk kış koşullarında toprak yüzeyinde yaşamıyor, yaşayamıyor ağustos böceği… Yıllarca toprağın altında kalıyor.
Bu süre bazı türlere göre 2 ila 5 yıl bazı türlere göre ise 13 veya 17 yıl sürüyormuş. Araştırırken öğrendim; tesadüf gibi görünen bu sayılar aslında doğanın matematikle kurduğu derin bir ilişkinin parçasıymış. Evrimin, zamanı bir savunma mekanizmasına dönüştürdüğü nadir örneklerden birisi de bu galiba, en azından benim karşılaştığım.
Asal sayılar sayesinde bu canlılar, doğadaki diğer ritimlerle çakışmayı minimize edermiş. Örneğin birçok kuş türü 2 - 4 yıllık döngülerle çoğalırken, 13 ya da 17 yıllık periyotlarla ortaya çıkan ağustos böcekleri bu döngülerle neredeyse hiç kesişmezmiş. Böylece avcı kuşlar hazırlıksız yakalanır, üstelik aynı anda milyonlarca bireyin yüzeye çıkmasıyla oluşan fazlalık, hayatta kalma şansını daha da artırırmış. Hayatta kalmanın hızla değil, doğru zamanda ortaya çıkmakla alakalı olduğuna dair muazzam bir örnek niteliğinde…
Yeryüzüne çıkışı ise bir takvime göre değil, toprak belli bir ısınma eşiğine ulaştığında, yaklaşık 18 derecelik bir ritme kavuştuğunda gerçekleşiyormuş. Neredeyse görünmez bir işaretle toprak yarılır, ağustos böcekleri de yüzeye doğru hareket edermiş. Bu yüzden bazıları Mayıs ayında bazıları Haziran’da bazıları Temmuz’da bazıları ise Ağustos’ta çıkarmış.
Her ne kadar isimleri ağustos böceği olsa da aslında güneşe göre hareket ettikleri aşikâr. Milyonlarcasının aynı anda yüzeye varışı bireysel değil kollektif bir yükseliş örneği… Tek başına kırılgan ve savunmasız olan ağustos böceği, birlikte hareket ederek neredeyse dokunulmaz hale geliyor. Sesleri belki de bu nedenle bu kadar güçlü; “buradayız” ve “birlikte çok güçlüyüz” malumunun ilanı gibi.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Uzun bir hayatın ve sessizliğin ardından yükselen o malum ses, hiç görünmeyen bir yaşamın dışarıya yansıyan birkaç anısı gibi... Belki de bu yüzden ağustos böceğini sadece yazla sınırlamak, tembellikle sınıflandırıyor olmak “bana” onun hikâyesini yarım bırakmak gibi hissettirmiştir. Kimse, pardon… Büyük çoğunluğumuz, onun toprak altında verdiği mücadeleyi nedense önemsememiş gibi…
Bu satırları ona üzülelim ya da yıllarca haksızlık ettik, günahını aldık, şimdi de vicdanımız biraz sızlasın ve rahatlasın diye kaleme almadım. Sadece biz değil, kabul, doğa da ona biraz haksızlık etmiş gibi ve fakat “yerin altının üstünden daha iyi olmadığını nereden biliyoruz” diyesi geliyor insanın. Belki de mesele bizim hayatı nasıl tanımladığımızdır… Yine de yüzeyde sadece birkaç haftalık ömrü olmasın isterdim.
Gerçi biz yaşamı genellikle görebildiklerimizle ölçüyoruz, bazen sesle, hareketle, duyularla falan; oysa ağustos böceği hayatının büyük bir kısmını bizim hiç tanık olmadığımız bir yerde, toprağın altında geçiriyor. Karanlık, sessiz bir yerde… Öldüğümüzde ancak toprağa emanet edilen bizim bedenlerimizin aksine, onun bedeni toprak altında yıllarca yüzeye hiç çıkmadan yaşayabiliyor. Kim bilir belki de en mutlu, en doya doya yaşadığı yer orası…
Belli ki dönüşüm sadece sahnede değil; toprağın altında, köklerin arasında, kimsenin görmediği ve alkışlamadığı yerde başlıyor… Ana rahmi gibi.
Belki de bizimle birlikte sahne aldığı ve son derece yüksek sesle şarkılarını paylaştığı o son iki haftasında, ona daha fazla saygısızlık etmek yerine geçmişine de dönüp nazikçe bir şapka çıkarmalıyız. Yorulmadan, gocunmadan yıllarca mücadele etti de bize neşesini bahşetti diye…
Hikayeleri uzun süredir son sayfasından itibaren okumayı bıraktığımı zannediyordum, yine yanılmışım.
Her neyse…
Galiba hayat ne kadar sürdüğü ile alakalı değil, hangi derinlikte yaşandığı ile ilgilidir. Kimin yolculuğu ne kadar uzun, kimin yolculuğu ne kadar derin, yaşamadan bilemeyiz.
Sana da aşk olsun Ezop, koca bir hayatı bize eksik dinlettin.
- 1
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 05/04/2026 04:41:12 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22551
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.