8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Kadın ve Erkek Eşitliğini Yeniden Düşünmek
Yüzyıllardır erkekler tarafından yazılan tarihin içinde kadınların sesi, korkusu ve direnişi… 8 Mart’ın gerçek anlamı üzerine bir eşitlik manifestosu.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Kadın ve Erkek Eşitliğini Yeniden Düşünmek
- Blog Yazısı
“Tarih, sessiz kalmış kadınların mürekkebiyle yazılmamış bir kitaptır.”
Bir sabah uyandığınızı düşünün.
Dünya yüzyıllardır erkekler tarafından yazılmış bir hikâyeden ibaret olsun. Kanunları, tarihi, Tanrı’yı erkekler yazmış olsun. Ahlakı erkekler belirlemiş olsun.
Ve siz… O hikâyenin içinde yaşayan bir kadın olun.
Bedeniniz hakkında kararlar alınsın. Arzularınız hakkında kurallar yazılsın. Sessizliğiniz erdem sayılıp itirazınız günah ilan edilsin ve sair…
Sonra bir gün biri size şöyle desin: “Kadın ve erkek eşittir.”
İşte bugün, bu cümleyi gerçekten konuşabilmek için sana sesleniyorum.
Hey sen…
Orada olan erkek.
Babam.
Ağabeyim.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Sevgilim.
Arkadaşım.
Kahramanım.
Ve bazen…
“Hayır”ımı duymayanım.
Bugün sana kadın sıfatımla sesleniyorum.
Çünkü hayat dediğimiz döngünün başlangıcında kadın vardı.
Doğuran…
Doğurma yetisine sahip olan…
Bebeğine ilk yuva olan…
Evet, biliyorum.
Sizin tohumlarınız olmasa biz nasıl doğururduk?
İşte tam da bu yüzden eşitiz.
Ama tarih bunu hiç böyle yazmadı.
Misal; insanoğlunun yaklaşık 200 bin yıllık tarihi olduğunu biliyor musun? Ve bu tarihin büyük bölümünde kadın yalnızca doğuran değil; toplumu, zamanı ve bilgeliği taşıyan bir varlıktı.
Hatta kadim kültürlerde dişi ilke kutsaldı.
Göktürklerde, Hunlarda, Uygurlarda hatunlar yalnızca kağanların eşleri değildi. Devlet yönetiminde söz sahibi, karar süreçlerinde etkili figürlerdi.
Tarihin mitolojik hafızasında da aynı iz mevcut: Tomris Hatun, Kleopatra, Artemis, Tiamat…
Demem o ki, bir zamanlar kadın zamanın ritmini tutan o merkezin paydaşlarından biri, belki de ta kendisiydi.
Sonra bir şey oldu. Sihirli bir el… Böylece insanlık, anaerkil dengeyi ataerkil düzene teslim etti.
Neden?
Galiba birkaç kült…
Belki tin?
Belki sosyolojik devrimler…
Belki de gücün “bugün hatırlanmasa da” kan, vahşet ve göz yaşı ile el değiştirmesi…
De; bir şey çok açık… Tarihi yazanlar erkek olunca hikâyenin kahramanının da erkek olduğu gerçekliği.
Sayfalarca eril hikâye yazıldı… Akabinde dillerde efsaneleşen o öğretilmiş / uydurulmuş diğer hikayeler…
Önce kutsadılar kadını… Güya yücelttiler… Sonra da ötekileştirip, unutturup yavaş yavaş tükettiler…
Çünkü erk olan kadın, kontrol edilemezdi… Bu yüzden günahlara bürüdüler! Ve böylece; sindire sindire ahlakın bütün yükü, kadının omuzlarına bırakıldı.
Yine de yetinmediniz!
Daha da susturdunuz… Baskıladınız… Öğrettiniz… Korkuttunuz…
Biz ne yaptık?
Biz de bu fenomen dogmayı ama söylene söylene ama göz göre göre kabul edip içselleştirdik! Öyle ki bir yerden sonra kendi sesimizi bile duyamaz hale geldik. Zamanla değil konuşmak, hayal kurmayı dahi unuttuk. Sevmenin ne olduğunu… Yaşamdan zevk almayı…
Hatta Tanrı’dan değil de erkten, erkekten korkmayı öğrendik. Galiba en büyük paradoksu da insanoğlunun dişili olarak burada biz, o günkü seçimlerimizle başlattık.
İnanabiliyor musunuz; Tanrı’dan korkmadık sizden korktuğumuz kadar.
Çünkü bir adım kadar yakındınız bize, göklerdeki görünmeyen o yüce ve fakat bağışlayıcı Tanrı’nın aksine… Acıyı taze taze yaşatabilecek kadar yakın… Bu yüzden boyun eğdik galiba hükmünüze…
Nihayet o paslanmış dogmalarınız da erkiniz de bugünlerde sarsılıyor. Çok şükür. Hem de sanılanın aksine 9.0 şiddetinde Richter ölçeği ile…
Kadınlar yeniden ayağa kalkıyor… Yanlış anlaşılmasın sakın; erkek gibi olmak için değil, eşit olmak için.
“Coğrafya kaderdir” diyenlere inat o coğrafyalarda da hayat bulmak için. Özgürce nefes alıp, kendi seçimlerinde mutlu olmak için.
Şimdi sana dürüstçe sormak istiyorum; bunca yüzyıllık süren egemenliğinin sonunda daha kusursuz, eşit veya mutlu bir Dünya mı kurdun? Kadınların aksine daha adil bir düzenin olduğunu mu söyleyebilirsin? Peki erk sende de ailen daha mı huzurlu şimdi?
Elbette hayır.
Dürüst olmam gerekirse gücü kadın devraldığında da her şey çok güzel olmayacak. Çünkü; savaşlar, şiddet, baskı ve sevgisizliğin olduğu bir Dünya’da emeller halis olmayınca ameller de halis olmaz. Bu bir zihniyet meselesi…
Belki de artık yeni bir Dünya inşa etme zamanı gelmiştir.
Ne kadının kutsal olduğu ne de erkeğin üstün olduğu… İkisi de insan çünkü. Ve, eril de olsa dişil de olsa insan ancak ve ancak eşit olduğunda gerçekten özgürdür.
Özgürlükse benim için; etik değerler sınırında kimsenin bir başkasının yaşam hakkını gasp etmeden, olabildiğinin en iyi haline gelişip doyasıya ve acısıyla tatlısıyla hayatını yaşadığı anların bütünüdür. Bu bütünlük “bir kere yaşamak için geldiğimiz bu Dünya’da” son derece değerlidir.
Ve aile… O kutsal diye tanımladığımız en öncelikli mabedimiz, ancak eşitliğin olduğu yerde yaşamın filiziyle özgürce köklenir. Kadının kimseye kul olmadığı… Bireylerinin sevgi dolu kucaklarda dinlendiği… Merhametle sözlerin ve tercihlerin değer verilerek büyütüldüğü o yerde.
Eğer aileniz özgürlüğü taşımıyorsa zaten bırakın bozulsun… Vedalara da değer verin ki; daha iyisi, belli ki yenisi, adaletle, özgürce, sevgiyle sizi bulsun. “Ayrılık da sevdaya dair” diye boşuna demiş olamaz şair…
Son bir hakikat daha; bitirmeden önce bir gerçeği daha itiraf etmek zorundayım… Bugün şikâyet ettiğimiz, eleştirdiğimiz, hatta kimi zaman nefret ettiğimiz o erkekleri biz yetiştiriyoruz.
Evet, biz kadınlar ve siz erkekler.
Oğullarımız şehzade, kızlarımızı ya prenses ya da kül kedisi… Birine her zaman her şey mübah, diğerine ise her şey yasak… Oğluna “aslanım” derken kızına “sus” diyen her anne, yarın bir kadının sessizliğinden sorumlu olan o adamı elleriyle yoğuruyor.
Sonra o çocuklarımız etik kuralları umarsızca çiğniyor; bizse kimi zaman gülerek, kimi zaman döverek, kimi zaman görmezden gelerek onu yine de ahlakla tanıştırmadan, olduğu haliyle “çocuk işte” diyerek büyütmeye devam ediyoruz.
İşte o mutsuz evlerde büyüyen çocuklar; şiddeti, yalanı, rol yapmayı, susmayı öğrenir. Dahası; soru sormamayı, hayal kurmamayı içselleştirir. Ama en kötüsü de anne babasından nefret etmeyi öğrenir.
Bu demekti ki; aynı döngü yeniden kurulacak…
İşte tam da bu yüzden artık cesur olmamız gerekiyor. Önce biz kadınların…
“Hayır” diyebilmeliyiz.
Sevebilmeliyiz.
Ama sevilmiyorsak, vedayı da bilebilmeliyiz.
En başta bizi sevmeyeni, değer vermeyeni kendimize layık görmemeyi öğrenmeliyiz.
Ayrı yolları seçsek bile saygıyla, onurumuzla yaşayabilmeliyiz.
Mirasımız etik duruşumuz olabilir.
Burada erkeğe de büyük sorumluluk düşüyor; yineliyorum kötü erkekleri de kötü kadınları da bizler elbirliği ile yetiştiriyoruz. Artık bu kötülüğü büyütmeye son vermeliyiz.
Kendimiz için.
Çocuklarımız için.
Toplum için.
Hatta vatan için, eşit, aydın, özgür ve mutlu yarınlar için.
Ve bugün… Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.
Aslında bir kutlama değil; emeği için direnen, hakları için ayağa kalkan ve bu uğurda katledilen kadınların hatırasından doğmuş bir günün yıl dönümünü anıyoruz. Belki de bu yüzden her 8 Mart’ta biraz buruk, biraz da umutla konuşuyoruz. Çünkü mesele yalnızca kadınların günü değil; insanlığın vicdanını hatırlama günüdür.
Kadın üstün değildir.
Erkek de değildir.
Ama insan… Ancak eşit olduğunda gerçekten insan olur.
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/03/2026 04:30:13 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22524
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.