Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
2,500 ATP Ödüllü Soru: “Tüylü hayvanlar neden tek ayak üzerinde durmayı tercih eder"? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat

Ortadoğu’da Özgürlük ve Güç Arasında Sıkışan Gerçek

İran’daki molla rejimi, ABD–İsrail müdahalesi, Hürmüz Boğazı krizi ve küresel ekonomik etkiler… Bu yazı bir taraf tutma değil; ahlaki çelişkinin, jeopolitik gerçeğin ve özgürlük arayışının kaydıdır.

9 dakika
5
Ortadoğu’da Özgürlük ve Güç Arasında Sıkışan Gerçek Ortadoğu’da Özgürlük ve Güç Arasında Sıkışan Gerçek
  • Blog Yazısı
Created by AI
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Kimilerinin “Üçüncü Dünya Savaşı” olarak nitelendirdiği; ABD ve İsrail’in İran topraklarına yönelik ortak saldırılarıyla başlayan, İran’ın ise İsrail içindeki füze atışları, Körfez’deki Amerikan üsleri ve müttefik bölgeleri hedef alan hamleleriyle karşılık verdiği bu tırmanış üzerine birkaç satır yazma ihtiyacı duydum.

Bu satırlar bir taraf tutma refleksi değil; içimdeki ahlaki gerilimin, çelişkilerimin ve gelecek kaygımın kaydıdır. Çünkü mesele yalnızca askeri hareketlilik değil; güç, petrol, inanç, özgürlük ve insan hayatının aynı denklemde sıkışıp kalmasıdır.

Rejimlere itiraz edebilirim, emperyal hesaplara karşı çıkabilirim, dini dogmaların birey üzerindeki tahakkümünü sorgulayabilirim. Ama aynı anda hiçbir bombanın, hiçbir füzenin, hiçbir stratejik hamlenin masum olmadığını da bilirim. Bu yüzden yazacaklarım stratejik bir duruş ya da etkili bir slogan değil; eğri oturup doğru konuşma çabamdır.

Tüm Reklamları Kapat

Belki kelimelerim biraz kusurlu olacak. Ama niyetim nettir; “tarafların değil, gerçeğin yanında durmak.”

Molla Rejimi, Emperyal Müdahale ve Vicdanın Ortasında

Molla rejimine tartışmasız karşıyım. Çünkü kadınların katledilmesini, gençlerin susturulmasını, şeriatın beden ve zihin üzerinde tahakküm kurmasını asla kabul edemiyorum.

Bugün sokaklarda dans eden o genç kızların tarafındayım. Saçını açmak için canını riske atan kadınlarla aynı ruhani savaştayım. Umutla özgürlük isteyenlerin, ama en çok da hayalleri çalınan gençlerin, tin kisvesi ile önce kutsanıp sonra prangalanan insanların tarafı, her daim hassasiyetim olmuştur.

Tüm Reklamları Kapat

Kabul ediyorum; ABD ve İsrail masum değil. Ortadoğu’ya her girişlerinin ardında petrol, jeopolitik çıkar, askeri strateji ve güç dengesi var. 1953’te Musaddık petrolü millileştirdiğinde de İran yönetimi CIA destekli darbeyle devrildi. O gün mesele demokrasi değildi; enerji kontrolüydü. Ve fakat; bugün de büyük güçlerin motivasyonunun ahlaki değil stratejik olduğunu herkes gibi ben de görebiliyorum.

Bu yüzden içimdeki çatışma şu; hem rejim yıkılsın istiyorum ama hem de yıkan el kirliyse alkışlamak istemiyorum. Dahası; bu duygunun esasında bir çatışma değil “araç ile amacı ayırabilme” sancısı olduğunu düşünüyorum.

Dış Müdahale Olmadan İran Değişebilir miydi?

Gerçekçi olalım.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

İran’da 1979’dan beri kurumsallaşmış bir ideolojik devlet yapısı var. Devrim Muhafızları, yargı, dinî otorite ve ekonomi birbirine kilitli. Böyle bir yapının sandıkla çözülmesini beklemek neredeyse en saf hali ile imkânsızdır.

Çünkü sistem her daim kendini yeniden üretir.

Kaldı ki zamanında iç muhalefet bunu defalarca denedi. Yeşil Hareket bastırıldı. Kadın protestolarının tamamı bastırıldı. Gençler idam edildi… Canlı ve kanlı o süreçleri hep birlikte sessizce izledik.

Tarihsel olarak çoğu zaman mümkün olmasa da otoriter ve ideolojik bir devlet dış baskı olmadan çöker mi?

Bilmiyorum. Ve fakat her şeye rağmen küllerinden yine, yeniden doğan iç devrimlere yürekten inanmak istiyorum.

Ama…

Tüm Reklamları Kapat

Dış müdahale demek, otomatik olarak demokrasi demek değildir, bunu da biliyorum. Irak örneği ortada. Libya ortada. Afganistan ortada. Rejimler devrildi ama kaos hala ortada. Demem o ki; fütursuz güç önce boşluğu sonra da radikal başka yapıları öyle ya da böyle doğurdu.

Coğrafya mı Kader, Kurumlar mı?

“Coğrafya kader mi?” suali bu coğrafyada her gün kendini buz gibi soğukluğu ile hatırlatan en net cümle sanırım.

Tüm Reklamları Kapat

Coğrafya enerji kaynağıysa, jeopolitik boğazdaysa, büyük güçlerin satranç tahtasındaysa evet kader biraz daha ağırlaşır. Tüm diğer tinlerin ve kültlerin üzerine, bir de sömürgecilerin orantısı ve ezici gücü eklenir, kabul…

Ama kader sabit değildir. Kurumlar kaderi değiştirebilir.

Ben bu paradoksta sorunun tek başına İslam olduğunu düşünmüyorum. Sorun esasında; kurumsallaşmamış demokrasi, güçler ayrılığının yokluğu, eğitimin ideolojikleşmesi, ekonominin askeri ya da dini yapıya bağımlılığıdır, bence yani…

Teokrasi Nedir ve Neden Tehlikelidir?

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Kimse Bakmazken Duygular Ne Yapar?

Farklı farklı duygular, az veya çok hepimizde varlar. Peki acaba bu tuhaf yaratıklar bizim onları hissetmediğimiz mesai saatleri dışında ne yapıyorlar?

Hangi duygu yükseklere tırmanıyor, hangisi yerin altına saklanıyor, hangisi bir baloncuğun içinde yaşıyor ve hangisi salyangozlara yardım ediyor? Kaygı, tam olarak neden çekiniyor? Güvenin kurduğu köprüden kimler kimler geçiyor?

25 dile çevrilen bu şairane kitap, içimizdeki duygulara bakmak, onları tanımak ve ailecek onlar hakkında sohbet etmek için harika bir davet.

Duygularımıza dair hem tatlı hem manidar gerçekler Oziewicz’nin şairane dili, Zając’ın muzip çizimleriyle birleşiyor; hoş detayları ve düşündüren metaforlarıyla her yaştan bizleri kendi içimizde yolculuğa çıkarıyor. Cevapları ararken çocukları kendi duygularıyla tanıştırıyor, hissetme ilhamı veriyor; duyguları yargılamadan sunarak onlar hakkında konuşmaya teşvik ediyor.

Devamını Göster
₺258.00
Kimse Bakmazken Duygular Ne Yapar?

İran’da devrim 1920’ler Türkiye’sinin yaptığı gibi laikleşmedi, teokrasiyi kurdu.

Teokrasi nedir? Siyasi iktidarın ilahi bir kaynağa dayandırıldığı ve devlet yönetiminin dini otorite tarafından yürütüldüğü yönetim biçimi.

Bir sandık hatası mıydı?

Evet. Ama tek sebep sandık değildi. Toplumsal bilinç, örgütlü din, dış müdahale ve Soğuk Savaş tüm dengeleri birleşti.

Peki, Gençler 50 Yıl Önceki Ebeveynlerinin Seçimlerinin Bedelini Neden Şimdi Ödesin?

Ödememeli.

Asla ve kat’a hatta…

Ama tarih maalesef böyle işliyor. Birileri mutlu olacak diye diğerlerini göz yaşlarına mahkum ediyor.

Buradan ders almamız gereken; demokrasinin tek bir seçim değil, sürekli korunması gereken bir rejim olduğudur. Bir kere kaybedildiğinde geri almak çok ama çok da zordur.

Bu adaletsizlik, kabul. Ama tarih çoğu zaman adil değildir.

Tüm Reklamları Kapat

Asıl çatışmam tam da burada başlıyor sanırım. Dogmatik dindarlık beni nefessiz bırakıyor, inancın sorgulanamaz bir disipline dönüşmesi ruhumu daraltıyor. Ama öte yandan hedonist, yüzeysel ve düşüncesiz bir sekülerlik de bana fazlasıyla boş geliyor. Sadece “özgürlük” diyerek derinliği, ahlakı ve anlamı terk eden bir hayat anlayışı da içime sinmiyor.

Bu yüzden belki de kendi hayat felsefemi, kendi ahlaki çerçevem içinde kaleme alıp paylaşma ihtiyacı duyuyorum. Çünkü hazır ideolojiler, hazır kalıplar ve hazır sloganlar beni tam olarak temsil etmiyor. Bu bir kimlik bunalımı değil; aksine bilinçli bir ideolojik bağımsızlık arayışı… Ne körü körüne biat etmek ne de düşüncesizce savrulmak… Sadece kendi vicdanımın ve aklımın terazisinde dengede durabilmek istiyorum.

Sert ve Objektif Gerçekler

Büyük güçler hiçbir zaman ahlak için müdahale etmez. Çıkar için eder.

Tüm Reklamları Kapat

Otoriter rejimler içeriden devrilmediği sürece genelde dış şokla kırılır.

Dış şok sonrası demokrasi garantili değildir.

İran’daki özgürlük talebi gerçek ve meşrudur.

Müdahale eden aktörlerin sicili kirli olduğu için ahlaki üstünlükleri yoktur.

Tüm Reklamları Kapat

Dolayısıyla molla rejimi kötü, müdahale edenler kirli ve masum, halk her zaman olduğu gibi yine risk altındadır.

Bu nedenle ne teokrasiyi savunuyorum ne de emperyal müdahaleyi kutsayabiliyorum. Ancak; halkın özgürlüğünü savunmak zorundayım, müdahalenin niyetini değil.

Zor ve fakat sloganı olmayan ama en tutarlı duruş bu gibi hissediyorum.

Müslüman mı Muhafazakâr mı Miadını Doldurdu?

Tüm Reklamları Kapat

Sorun dinin kendisi değil; dinin devlet gücüyle birleşmesi bence.

Ateizm ya da deizm de bir çözüm değil tek başına. Sekülerlik de ahlaksızlık değildir ama ahlakı garanti etmez.

Asıl mesele eleştirel düşünce, hukuk devleti ve bireyin haklarının korunabilmesi… Bunlar olmadan ister dini ister seküler olsun her ideoloji mutlaka ama mutlaka yozlaşır.

Nihayetinde; İran’daki gençler özgür olsun, hayaller kursun… Kadınlar saçları, kahkahaları, kıyafetleri yüzünden ölmesin. Ancak bu özgürlük başka bir hegemonik gücün oyuncağı da olmasın. Ne molla rejimi ne petrol emperyalizmi, daha fazla masum halkı prangaları ile acıtmasın istiyorum.

Tüm Reklamları Kapat

Demem o ki; Ortadoğu’da demokrasi ne yalnızca sandıkla ne yalnızca bombayla gelir. Kurum inşa edilmeden hiçbir rejim kalıcı özgürlük üretmez. Ve en acı gerçek; büyük güçler özgürlük değil, istikrar ister. Halk özgürlük ister evet ama örgütsüzse; istikrarı olan güçlü aktör her daim kazanır.

İşte zihnim tam da bu yüzden yarılıyor; savaş sadece bombanın düştüğü yere düşmüyor, ekonomik dalgası Dünya’nın tamamına yayılıyor.

Hürmüz Boğazı: Küresel Ekonominin Ana Musluğu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği dar bir kapı. Basitçe tabir etmem gerekirse küresel enerjinin ana musluklarından biri.

Tüm Reklamları Kapat

İran burada askeri gerilim yaratırsa ya da fiilen kapatma tehdidi oluşursa; petrol arzı azalır veya azalacak korkusu oluşur. Piyasalar arz şoku fiyatlaması yapar, bunun sonucu olarak da petrol fiyatı yükselir. Ve petrol fiyatı yükseldiğinde sadece benzin pahalanmaz. Ulaşım, üretim, lojistik, tarım, sanayi, plastik, gübre, elektrik… Hepsi zincirleme etkilenir.

Savaşın Ekonomik Zincirleme Etkisi

Türkiye Gibi Ülkeler Neden Etkilenir?

Ülkemiz enerji ithalatçısıdır. Yani petrol ve doğalgazı dışarıdan alır.

Tüm Reklamları Kapat

Petrol pahalanırsa; cari açık artar. Buna bağlı olarak döviz ihtiyacı yükselir. Kur baskısı oluşur ve enflasyon artar. Zaten kırılgan bir ekonomide bu, yangına benzin dökmektir. Biz savaşın tarafı değiliz ama enerji bağımlısıysak, küresel sisteme entegreysek, borsamız yabancı sermayeye açıksa dolaylı olarak taraf olduğumuz manasındadır bu.

Borsalar Neden Düşer?

Savaş belirsizlik demektir. Finans piyasaları ise belirsizliği sevmez. Yatırımcı doğal olarak riskten kaçar. Sonucunda ise; borsalar düşer. Riskli piyasalardan para çıkar. Gelişmekte olan ülkelerden sermaye kaçışı olur.

Türkiye gibi ülkelerde bu, kur artışı ve borsa düşüşü anlamına gelir.

Tüm Reklamları Kapat

Altın Neden Yükselir?

Altın her zaman güvenli limandır.

Savaş, jeopolitik risk, enerji krizi olduğunda yatırımcı hisseyi bırakır. Kriptoyu bırakır. Riskli varlığı bırakır. Ve tüm gücüyle altın yatırımına gider. Bu yüzden savaş dönemlerinde altın genelde yükselir.

Ama burada da bir paradoks var; petrol artışı enflasyonu yükseltir. Enflasyon merkez bankalarını faiz artırmaya zorlar. Faiz artışı ise altını baskılayabilir.

Tüm Reklamları Kapat

Yani denklem düz bir doğruda değil, geri beslemeli ve çok katmanlı bir paradoks üzerine kuruludur.

Velhasıl kelam; Hürmüz kapanırsa ya da risk artarsa: petrol yükselir, enflasyon yükselir, faizler yükselir, büyüme düşüşe geçer ve nihayetinde küresel ticaret yavaşlar.

Bu, resesyon riskini doğurur.

Yani savaş sadece İran ya da İsrail’i değil, Almanya’daki sanayiciyi, Türkiye’deki esnafı, Hindistan’daki fabrikayı, Afrika’daki gıda fiyatlarını da etkiler.

Tüm Reklamları Kapat

Acı Gerçek

Jeopolitik savaşların faturası çoğu zaman ne liderler ne generaller ne petrol şirketleri tarafından ödenir.

Faturayı; orta sınıf, asgari ücretli, genç işsiz ve enflasyonla boğuşan ülkeler öder. Daha da acısı; petrol yüzünden çıkan savaşın bedelini, petrol ithal eden halkların kendisi öder.

Piyasalar bazen “gerçek olaydan” çok “olasılık korkusunu” bile fiyatlar. Tehdit dahi fiyatları yükseltmeye yeter.

Tüm Reklamları Kapat

En Tehlikeli Kaybımız: Alışarak Yitirmek

Savaşın ahlaki tartışması ayrı, ekonomik etkisi ayrı bir gerçekliktir.

Jeopolitik krizler bize şunu hatırlatır; enerji bağımsızlığı olmayan ülkelerin kaderi, başkalarının krizine bağlıdır. Ve bu, belki de “coğrafya kaderdir” sözünün ekonomik versiyonudur.

ABD’nin Ortadoğu’ya dair sicili temiz değildir. Demokrasi vaadiyle girip, geride parçalanmış devletler, mezhep savaşları, milis yapılar ve çökmüş ekonomiler bıraktığı dosyaları malum, ortadadır. Irak, Libya, Afganistan… Hatırlayın; müdahale söylemi hep özgürlük oldu… Sonuç ise çoğu zaman kaynak kontrolü, enerji güvenliği ve jeopolitik üstünlük. Velhasıl kelam; madenler ve petrol taşındı, geriye travma, yoksulluk ve göç kaldı.

Tüm Reklamları Kapat

O göç dalgasının en ağır yükünü ise sınır komşuları ve Avrupa taşıdı. Türkiye ise bu jeopolitik kırılmanın en ön cephesinde…

Kontrolsüz göç yalnızca ekonomik değil; demografik, kültürel ve siyasal bir basınç da oluşturuyor. Bu, benim açımdan insani trajediyi inkâr etmek değil; devletlerin aklının zayıflamasının bedelini görmek demektir… Ama benim korkum yalnızca dış müdahale değil. Asıl gerilim, içeride adım adım yaşanan dönüşümde. Laik bir cumhuriyetin reflekslerinin törpülenmesi, dinin siyasal meşruiyet üretme aracına dönüştürülmesi ve manevi değerler adı altında hukuk devletinin geri plana itilmesi…

Tarih, bunun nasıl başladığını ve nereye evrilebildiğini İran örneğinde gösterdi.

Büyük kırılmalar bir gecede olmaz; yavaş, sabırlı ve sistemli ilerler.

Tüm Reklamları Kapat

Bir toplum okumazsa, sorgulamazsa, biat kültürünü erdem sanarsa; iktidarların sınırlarını da kendi elleriyle siler. Cehalet ve konfor alanı, özgürlüğün en sessiz düşmanıdır. Demokrasi sandıkla gelir ama yalnız sandıkla korunmaz; kurum, hukuk ve bilinç olmadan kalıcı değildir.

En ağır cümleyi ise burada kurmak istiyorum; özgürlük sadece bireysel bir hak değil, ülkenin egemenliğinin de teminatıdır. İçeride hukuk zayıfladığında, dışarıdan müdahale riski artar. Devletin direnci ideolojik değil kurumsal olmak zorundadır.

Ben ne emperyal müdahaleyi kutsarım ne de dini tahakkümü meşrulaştırırım.

Ama şunu bilirim; bir ülke özgürlüğünü yitirirse, toprağını da koruyamaz.

Ve en tehlikeli kayıp, bombayla değil; alışarak gerçekleşir.

Okundu Olarak İşaretle
0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/03/2026 04:30:13 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22522

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Evrim, güneşin ısısı kadar gerçektir."
Richard Dawkins
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)