Erkek Uçunca Süper Kahraman, Kadın Uçunca Cadı Oluyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Güç Algısı Üzerine Bir Analiz…
Erkek Uçunca Süper Kahraman, Kadın Uçunca Cadı Oluyor.
- Blog Yazısı
“Neden erkek uçunca süper kahraman kadın uçunca cadı oluyor?” düşündünüz mü hiç? Açıkçası dün bu cümleyi sosyal medyada okuyana kadar ben de hiç düşünmemiştim.
Nasıl da yüzyıllardır görünmez bir toplumsal kuralmış gibi işlenmiş beynimize… Aslında aynı eylem, aynı risk, aynı gökyüzü… Sadece ama sadece farklı bedenler. Erkek uçtuğunda ona kahraman deniyor, hatta cesaret gösterisi olarak alkışlanıyor; kadın yükseldiğinde ise bir anda düzeni bozan, anlaşılması güç, hatta korkulması gereken tehlikeli bir varlığa dönüşüyor.
Çünkü “sanırım” mesele uçmak değil; kimin uçmasına dogmalar tarafından izin verildiği… Demem o ki toplum için bir fikrin doğru olması gerekmez; sadece uzun süre tekrar edilmesi ve otorite tarafından onaylanması yeterlidir.
Açıkçası bu yazıyı kaleme almadan önce de iş yerimde çalışma arkadaşlarıma erkeklerin uçtuğunda süper kahraman, kadınların cadı oluşu meselesini sordum. Kimse net bir cevap veremedi. Herkes bir an için durdu, çok kısa düşündü ve sadece “aaa, gerçekten çok ilginç…” demekle yetindi. Diyaloğumuz orada öylece kaldı. Düşündüm de bazı dogmaları o kadar sindirmiş, öyle içselleştirmişiz ki varlıklarını fark ediyoruz ama kökenlerini açıklayamıyoruz. Sanki hep öyleymiş, hep öyle olması gerekiyormuş gibi…
Arkadaşlarımın o sessizliği aslında çok şey anlatıyordu. Sorduğum sorunun ilginç ya da yanlış olduğunu hissetseler bile, yerine ne koyacaklarını bilemediklerinden gülüp geçerek, o düşünceyi olduğu gibi taşımayı tercih ettiler. Kollektif hafızanın yazılı olmayan anayasası gibi… Çünkü bazı fikirler bize öğretilir; biz de onları düşünmeden yaşarız, der gibi.
Velhasıl kelam; kimse de diyemedi; toplum erkeğin sınır aşmasını ilerleme olarak okur. Erkek bilinmeyene gittiğinde keşif yapmış sayılır, risk aldığında lider, gücünü gösterdiğinde koruyucu olur. Kadın aynı şeyi yaptığında ise hikâye değişir. Gücü kontrol edilmesi gereken bir şeye, cesareti tehditkâr bir enerjiye, özgürlüğü ise düzeni sarsan bir sapmaya dönüşür, diye…
Aynı göğün altında iki farklı bedene biçilen iki farklı anlam budur işte.
Bu yüzden erkek uçtuğunda süper kahraman olur. Çünkü onun gücü sistemin devamını sağlar; düzeni kurtaran, toplumu koruyan, sınırları genişleten bir figürdür. Erk’in teminatı erkek diye diye.
Kadın uçtuğunda ise cadı olur. Çünkü onun gücü, var olan sınırların neden var olduğunu sorgulatır. Kontrol edilmemiş bir güç, tarih boyunca en çok korkulan şeylerden biri olduğundan bu korkunun en kolay hedefi çoğu zaman kadınlar olmuştur.
Cadı tanımı da zaten tesadüf değildir. Orta Çağ’da “cadı” diye damgalanan kadınların çoğu, bilgisi olan, yalnız yaşayan, kendi kararlarını veren ya da toplumun biçtiği role sığmayan kişilerdi. Demem o ki, büyü yapıyorlar diye değil bağımsız takılıyor diye yaftalandı o kadınlar. Uçmak esasında basit bir metafordu; sınırın dışına çıkmak, kendine ait bir alan yaratmak, izin almadan var olmak.
Sizin de bu yazıyı okurken aklınıza geldi mi, misal; Gargamel ya da Ortaçağ metinlerindeki o simyacı, büyücü erkek figürler?
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
O zaman sorum şu; tarihsel olarak cadı avlarında asılanların büyük çoğunluğu kadındı. Peki neden?
Bence basit, çünkü mesele büyü değildi. Güç ve kontrol edememe yetisizliği bu kıyımlara refere edildi.
Daha da detaylandırmak isterim; erkek “büyücü” figürü çoğu kültürde bilgili, tehlikeli ama saygı duyulan bir karakter olarak kurgulandı. Simyacı, bilge, rahip, mistik… Erkek doğaüstü güçle ilişkilendirildiğinde bu çoğu zaman bilgiye erişim ya da otorite anlamına geliyordu. Tehlikeliyse bile bir şekilde sistemin içinde yer bulabiliyordu.
Kadın içinse durum farklıydı; özellikle şifacılığa, bitkilere, doğuma, bedene dair bilgiye sahip olması, kontrol dışı bir yaşam alanı yaratıyordu. Bağımsız yaşayan, belki evlenmeyen, bir erkeğin ya da kocasının kontrol edeceği mirası olmayan, otoriteye bağlı kalmayan kadınlar… Cadı olarak damgalanan… Yani; büyü suçtan çok, egemenliği devam etsin isteyen erkin alelade bir bahanesiydi.
Biraz da erkek büyücüler çoğu zaman bireysel kötücül figürler olarak topluma lanse edildi, Gargamel gibi… Ancak cadı, kolektif bir korkunun vücut bulmuş nesnesiydi, toplumsal düzen için tehdit olarak kodlandı. Yani dogmalar, erkek büyücüyü sistem dışı bir karakter olarak tanımlarken, kadın büyücüye ise cadı sıfatıyla sistem için potansiyel bir sapma olarak tanımladı.
Özetle erkeğin gücü bireysel tehdit sayıldı, kadının gücü yapısal tehdit. Ve tarih boyunca yapısal tehditler hep daha sert bastırıldı.
Erkek öfkelendiğinde kararlı, kadın öfkelendiğinde histerik oldu. Erkek yalnız kaldığında özgür, kadın yalnız kaldığında sorunlu sayıldı. Erkek risk aldığında cesur, kadın risk aldığında sorumsuz görüldü.
Oysa uçmak, fark etmese de her insanın doğasında vardı. Merak etmek, sınırları zorlamak, bilinmeyene adım atmak… Bunlar cinsiyetsiz dürtülerdi.
Ama toplum, bu dürtüleri yorumlarken taraf tuttu. Çünkü güç dağılımını sadece fiziksel olarak değil, sembolik olarak da tanımlamıştı. Kimin kahraman olacağına ya da kimin tehlike sayılacağına karar veren hikayeler yazdı. Nesilden nesile sorgulamadan aktarılan, nedense gerçekliğine her nesil inanılan travmatik, ütopik hatta trajikomik hikayeler.
Ne mutlu bize ki, son yıllarda bu anlatı biraz da olsa kırılmaya başladı. Uçan kadınlar artık sadece cadı değil; bilim insanı, lider, kahraman, öncü olarak da toplumda yer buluyor. Yine de eski kalıplar hâlâ bilinçaltımızda yaşamaya devam ediyor. Çünkü çözüm sadece yeni karakterler yaratmak değil, esasen güce yüklenen anlamı değiştirmekti ve ne yazık ki henüz bunu başaramadık.
Bu yüzden belki de mesele artık kimin uçtuğu değil, kimin uçmasına alışık olduğumuzdur. Belki de asıl devrim, kadının göğe yükselmesi değil; o yükselişi sıradanlaştırabilmesidir. Hatta alkışlamadan, korkmadan, isim takmadan. Çünkü bir kadının uçması doğaüstü değildir. Doğa dışı da değildir. Sadece uzun süre bastırılmış bir potansiyelin sahibince görünür kılınmasıdır.
Ve belki de artık şunu sormalıyız: Neden hâlâ bir kadının uçması bizi şaşırtıyor?
Gökyüzü kimsenin mülkü değil ki uçmak da kimsenin ayrıcalığı olsun.
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/03/2026 06:11:11 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22520
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.