Otizm Nedir? Otizm, İnsan Zihninin Evrimi Olabilir mi?

Ezbere Dünya Haritaları ve Şehir Silüetlerini Çizebilen Dehaların Otizm ile İlişkisi Nedir?

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Otizmdeki şok artış, beraberinde ortalama seviyenin üstündeki bir zeka seviyesini de getirdi.

2008'de dünyada her 130 bebekten birinde görülen otizm, 2012 yılında açıklanan sayılara göre 88'de 1 düzeyine yükseldi. Sadece Türkiye’de 550.000 otizmli çocuk olduğu düşünülüyor. ABD’de 1966 yılında popülasyonun %0.05’i otizmli olarak tanımlanırken, günümüzde bu oran %2’ye ulaşmış vaziyette! Kanada’nın Quebec bölgesinde 2000 yılından beri otizmli kişi sayısı her yıl ortalama %24 oranında arttı. Son 10 yıla bakıldığında, otizmin katlanarak arttığına şahit oluyoruz. Neler oluyor?

Normalde bu yazıya otizmin tanımıyla giriş yapmamız gerekir; ancak bunu yapmakta zorlanıyoruz. Herkes zorlanıyor. Çünkü otizmin tam olarak ne olduğunu bilemiyoruz. Akademide kesin ve net çizgilerle belirlenmiş bir otizm tanımı bulunmuyor. 21 Ağustos 2019’da JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan bir makale, zihinsel hastalıkların kataloglanmasını sağlayan DSM el kitabının farklı sürümlerinde bile bu konuda çok ciddi uyumsuzluklar olduğuna dikkat çekiyor.

Araştırmalar, beyazlarda ve erkek bebeklerde sayının çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ama daha da dikkat çekici bir sonuç var ki, bu otizme bakış açımızı tamamen değiştirebilir. Uzun yıllardır yapılan incelemeler değerlendirildiğinde, otizm spektrumundaki hızlı artışın beraberinde, ortalama seviyenin üstündeki bir zeka seviyesini de getirdiği görüldü. Bu oran 2012 yılında %30 civarındayken artık %50'ye dayandı.

Otizmi Nasıl Tanımlarız?

Otizm genellikle sosyal ilişki kuramama, sözlü iletişim kullanamama, aşırı hareketlilik değişimleri tolore edememe gibi belirtiler üzerinden anlaşılıyor. Ancak araştırmacılar anlaşılmasının giderek zorlaştığı görüşünde birleşiyorlar. Çünkü bu çocuklar artık birçoğumuzdan daha zekiler ve bilişsel kabiliyetleri de oldukça yüksek.

Otizmle ilgili güncel çalışmalar, otizmli bireylerin “genel popülasyon”a nazaran şu 7 başlıkta farklılık gösterdiğini ortaya koyuyor:

  • Duyguları tanıma,
  • Zihin teorisi (diğer insanların kendi niyetleri olduğunu anlayabilme yetisi),
  • Bilişsel esneklik (bir işten diğerine geçiş yapabilme yetisi),
  • Aktivite planlama,
  • Davranışları baskılama,
  • Tepki uyarımı (sinir sisteminin duyu organlarından gelen uyarılara yanıt verebilmesi),
  • Beyin hacmi.

Halk arasındaysa yaygın olarak sosyal etkileşim ve iletişim sorunları çekme ve kısıtlandırılmış, kendi kendini tekrar eden davranışlarla tanımlanıyor.

Otizm günümüzde “kategorik bir hastalık” olarak görülmüyor; daha ziyade “spektrum hastalığı” olarak görülüyor. Yani “ya otizmlisiniz, ya değilsiniz” gibi bir durum söz konusu değil. Yukarıdaki 7 kategorinin her birinde ne durumda olduğunuza bağlı olarak, otizmli olmak ile olmamak arasındaki yelpazede herhangi bir noktada bulunuyor olabilirsiniz. İşte bu durum da, otizm tanısını ve teşhisini zorlaştırıyor, bu alandaki istatistiklerin anlamını muğlaklaştırıyor.

Önceden çeşitli kategorilerde incelenen bu durum CDC'nin (Amerika Hastalık Kontrol Merkezi) 2012 yılındaki raporunda DSM-5 adı altında tek bir kategoriye indirilmişti. Asperger Sendromu olarak bilinen, sosyal iletişimde zorluklar ve duygusuz semptonik yaklaşım olarak özetlenebilecek olan bozukluk da bu kategoriye dahil edildi. Fakat yeni bulgular, tekrar gruplandırma yapılmasını kaçınılmaz kılıyor. DSM-5 kriterleri tüm otizm vakalarında hakim olsa da, zeka seviyesinin yükselmesi, kriterlerin gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Otizm Tanısı Neden Önemlidir?

Otizmin tanımına yönelik muğlaklık sadece tanı ve istatistikleri etkilemiyor; aynı zamanda otizm araştırmalarının nasıl yapılacağını da doğrudan etkiliyor. Otizmin tanımı muğlaklaşıp, otizmli olarak tanımlanan popülasyonun sayısı arttıkça, otizm araştırmaları yapabilmek için gereken en küçük popülasyon sayısı da hızla genişliyor. Bu durum, hem eski araştırmaların sonuçlarına gölge düşmesine neden oluyor hem de yeni çalışmaların daha fazla katılımcıya ihtiyaç duymasıyla sonuçlanıyor. Buna bağlı olarak da uzmanların otizme nasıl yaklaşacağı da kökünden değişiyor. Doğal olarak bu da, eğer otizmli bir akrabanız varsa, sizi doğrudan etkiliyor.

Bir çalışmada uzmanlar, yapılan otizm tanımına bağlı olarak genel popülasyon ile otizmli insanlar arasındaki farkların yıldan yıla ne kadar azaldığını incelediler. Az önce bahsettiğimiz 7 kategoriden 5 tanesinde, genel popülasyon ile otizmli insanlar arasındaki farkın son yıllarda %45 ila %80 arasında bir oranda azaldığını buldular. Bu, otizm tanımımız genişledikçe, otizmli bireyleri popülasyonun geri kalanından ayırt etmekte zorlanmaya başlayacağımız anlamına geliyor.

Otizm, normalleştirme konusunda en örneklerden birisi... Örneğin araştırmacılar şizofreni tanımımızın yıldan yıla değişimini de incelediler, ancak istatistiki olarak anlamlı herhangi bir farklılık bulamadılar. Montreal Üniversitesi’nin basın bildirisinde araştırmacılar şöyle diyor:

Otizm tanısında kullanılan kriterlerden 3 tanesi sosyalleşme ile ilgilidir. Bundan 50 sene önce otizm işaretlerinden birisi, diğer insanlara ilgi duymamaktı. Günümüzde ise bunun yerini ‘diğer insanlardan daha az arkadaş sahibi olmak’ aldı.

Her ne kadar otizmli bireylerin “anormal” olmadığı, daha ziyade “insan popülasyonu içi bir çeşitlilik” oldukları düşüncesi genel olarak kabul görse de, otizmin getirdiği problemlerin gereğinden fazla “sıradanlaştırılmasının” otizmlilere faydadan çok zarar getirmesi de mümkün. Örneğin son dönemde bazı araştırmacılar, otizmin tıbbi bir durum olmadığını, dolayısıyla tıbbi tedavinin gerekli olup olmadığını sorgulamaya başladılar. Bu durum, otizmin tedavi edilebilir bir durum olduğunu düşünen diğer hekimler tarafından problemli ve kısıtlandırıcı bulunuyor.

Eğer tanımı fazla sıradanlaştırır, bir problem olarak görmekten çıkarırsak, otizm araştırmaları bu kişilere yapılması gereken yardımları tespit etmekte zorluk çekebilir. Son 10 yılda otizm araştırmalarında dikkate değer bir atılım yapılamamış olmasının sebeplerinden birisi de bu olabilir.

Otizmin Tarihi

Yirminci yüzyılın ortalarına kadar bir adı bile olmayan otizm, ilk kez 1943'te Dr. Leo Kanner tarafından tanımlanmıştı. Hakkında bilinçlenmemiz ve onu anlayabilmemiz için çok daha uzun yıllar geçmesi gerekti. Aslında hala tam olarak çözebilmiş değiliz. Nedenleri bilinmiyor. hatta bir hastalık olup olmadığı bile belli değil. Günümüzde birçok farklı ülkede otizmin bir hastalık olmadığı kabul edilerek, otizmli bireylere tedavi sunulacağına saygı gösterilmesi için kitlesel hareketler başlatıldı.

Otizmin tam olarak ne olduğu ve bir "gelişim bozukluğu" olup olmadığı konusunda farklı görüşler mevcut. Bilim insanlarının çoğu, otizmin bir gelişim bozukluğu olduğunda hemfikir gibi: Örneğin CDC, otizm spektrum bozukluğunu gelişimsel bir engel olarak tanımlıyor. Benzer şekilde, Ulusal Sağlık Enstitüsü de böyle görüyor.

Ancak tüm otizmli bireylerin aynı derecede öğrenme zorluğu çekmemesi ve farklı şekillerde yaklaşıldığında birçok otizmli bireyin öğrenme konusundaki güçlükleri kolaylıkla aşabilmesinden ötürü bunun bir bozukluk olarak tanımlanmaması gerektiğini savunanlar da var. Örneğin Exeter Üniversitesi'nden Ginny Russell ve arkadaşları, 100.000 otizmli bireye odaklanan 301 akademik çalışmayı kullanarak yaptıkları bir meta-analizde, otizmlilerin %94'ünde entelektüel bir engel olmadığını gösterdiler.

Otizmli bireyler, otizmli olmayan diğer bireylerle olan ilişkilerinde sorunlar yaşıyorlar; ancak evcil hayvanlarla veya diğer otizmli bireylerle bir araya geldiklerinde bu sorunlar ortadan kalkıyor gibi gözüküyor. Sonuçta doğru yaklaşım ve iyi bir eğitimle muhteşem kabiliyetler sergileyebilen bireylere dönüşüyorlar. Görünen o ki otizmle ilgili en büyük sorun bizim onu algılayış şeklimizde olabilir. Zaten yukarıda anlattığımız tanımsal problemler de birazcık bundan kaynaklanıyor.

Kendi içinde bile çeşitli varyasyonları olan otizm, doğum öncesinden başlayan fakat bebekliğin ilk 3 yılında ortaya çıkan bir durum. DCD yöneticilerinden Coleen Boyle, "Otizm algısı değişiyor" diyor. Ama değişen tek şey algı değil. Araştırmaların odağı da değişmeye başladı.

Otizmle ilgili yaklaşık 800 farklı mutasyon var ve araştırmalar otizmli bireylerde beynin farklı çalıştığını gösteriyor. Bu noktada tüm gözler kök hücre araştırmalarına çevrilmiş durumda. Çünkü sıradan bir dokuyu yeniden programlayarak kök hücre üretebildiğimiz bu devirde (Shinya Yamanaka, 2012 Nobel Ödülü), otizmli bir çocuktan deri hücreleri alıp, onları sinir hücrelerine çevirmek mümkün. Bu sayede tam olarak ne tür bi otizme sahip olduğu ve bunun tedavi gerektiren bir durum mu, yoksa zihinsel bir gelişimin farklı bir aşaması mı olduğu anlaşılabilir.

Ayrıca otizmli bireylerde görülen yüksek ateş etkisi gibi durumlar da, bu ilginç zihinsel durumu tam olarak anlamadığımızı gösteriyor. Yani daha çok araştırmaya ihtiyaç var diyebiliriz.

Otizm Riskini Arttıran Genler Zekayı da Arttırıyor Olabilir!

Edinburgh ve Queensland Üniversiteleri tarafından yapılan bir araştırmada, İskoçya popülasyonundan seçilen 10.000 kişinin bilişsel becerileri test edildi ve DNA’ları analiz edildi. Bu çalışma sonucunda, bireyler arasında otizm ile ilişkilendirilen genleri taşıyan bireylerin bilişsel beceri testlerinde daha başarılı olduğu gösterildi. Aralarındaki ilişki tam olarak bilinmese de, otizmli insanların bir kısmının daha yüksek sözsüz zeka sahibi olduğu düşünülüyor.

Her ne kadar otizmli bireylerin %70’i entelektüel bozukluklara sahip olsa da bozukluğa sahip bireylerin bir kısmı iyi korunmuş ya da ortalamanın üstünde sözsüz zekaya sahipler.

Otizm, önemli seviyelerde dil ve konuşma bozukluklarına sebep olabilecek bir bozukluk. Sözsüz zeka, hemen hemen hiç dil kullanılmayan, görsel ve pratik zeka gerektiren kompleks problemlerin çözümünde kullanılıyor.

Sözsüz zeka tipinde daha iyi sonuçlar almak için otizm bozukluğu sahibi olmaya gerek yok.

Otizmin Ezber Gücüne Etkisi Var mı?

New York şehri üzerinde sadece 20 dakika süren bir helikopter turu sonrasında, otizmli sanatçı Stephen Wiltshire, sadece bir kalem ve hafızasını kullanarak şehrin siluetini çizebildi. Bu, Wiltshire'ı özel kılan bir yetenek. Muhteşem bir görsel hafızaya sahip ve bu hafızası sayesinde harika işler başarabiliyor.

Wiltshire'ın sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kendisinin İstanbul'a geldiğinde yaptığı muhteşem çizimleri yapması sırasında çekilen fotoğraflar ise şöyle:

Wiltshire bunu yapabilen tek kişi değil! Reddit kullanıcısı "bobitis" lakaplı kişinin kızının sınıfında ağırlanan 11 yaşındaki otizmli bir erkek çocuğu tahtaya ezberinden bir Dünya haritası çizdi. Ortaya böyle bir tablo çıktı. Aşağıdan da bu çizme işlemi sırasında çekilen bir diğer fotoğrafı görebilirsiniz:

Reddit
Reddit

Otizmli insanların hafıza konusunda sıradan insanlardan çok daha üstün olması mümkün. Tabii ki belirtmek gerekiyor ki her otizm herkeste aynı şekilde ortaya çıkmamaktadır. Bu şekilde aşırı gelişmiş bir hafızaya sahip olanlar, genellikle otizm skalasında Asperger Sendromu olarak bilinen duruma sahiptir. Dolayısıyla tanıdığınız bazı diğer otizmliler bu şekilde üstün yeteneklere sahip değilse, bu normaldir. Bu tarz deha durumlarıyla ilgili olan savantlık ile ilgili daha fazla bilgi almak için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 2
  • Tebrikler! 9
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 3
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • University of Edinburgh. Autism Risk Genes Also Linked To Higher Intelligence. (2015, Mart 10). Alındığı Tarih: 24 Ekim 2019. Alındığı Yer: Science Daily
  • Ç. M. Bakırcı. Dünyada Otizm Teşhisi Konulan Kişi Sayısı Artıyor!. (2019, Ağustos 25). Alındığı Tarih: 24 Ekim 2019. Alındığı Yer: BirGün
  • G. Russell, et al. (2019). Selection Bias On Intellectual Ability In Autism Research: A Cross-Sectional Review And Meta-Analysis. Molecular Autism.
  • E. Rødgaard, et al. (2019). Temporal Changes In Effect Sizes Of Studies Comparing Individuals With And Without Autism: A Meta-Analysis. JAMA Psychiatry, sf: 1124-1132.
  • T. Clarke, et al. (2015). Common Polygenic Risk For Autism Spectrum Disorder (Asd) Is Associated With Cognitive Ability In The General Population. Nature Psychiatry, sf: 419-425.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/12/2019 07:00:00 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2263

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Her şeyin nasıl başladığı sorusu çözülmüş değildir. Dolayısıyla, şahsım adına konuşmam gerekirse, bu konuda agnostik olduğumu söylemek durumundayım.”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder