Evrim Ağacı

Panik Atak, Anksiyete ve Kaygı Bozuklukları Nelerdir? Tedavilerinde Hangi Yöntemler Kullanılır?

Panik Atak, Anksiyete ve Kaygı Bozuklukları Nelerdir? Tedavilerinde Hangi Yöntemler Kullanılır?
Panic Attack.
Flickr Public Domain
Tavsiye Makale

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu içerik tıp ve sağlık ile ilişkilidir. Sadece bilgi amaçlı olarak hazırlanmıştır. Bireysel bir tıbbi tavsiye olarak görülmemelidir. Evrim Ağacı'ndaki hiçbir içerik, profesyonel bir hekim tarafından verilen tıbbi tavsiyelerin, konulan bir teşhisin veya önerilen bir tedavinin yerini alacak biçimde kullanılmamalıdır. Daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

Türk Dil Kurumu, "kaygı" sözcüğünü "üzüntü, endişe duyulan düşünce" olarak tanımlıyor. Kulağa oldukça olumsuz geliyor, öyle değil mi?

Peki kaygı, gerçekten de "olumsuz" bir his mi? Kaygı, aslında hayatta kalma mekanizmasının evrimsel bir uzantısıdır. Daha basit olarak anlatmamız gerekirse kaygı, bir nevi "gelecek korkusu" olarak görülebilir. Mesela iş yerinde terfi alabilmemiz için bir sınavdan geçmemiz gerektiğini varsayalım. Haberi aldığımız anda aklımıza büyük ihtimalle “Ya sınavı geçemezsem?” sorusu gelecektir, yani kaygının ta kendisi!

Kaygıya nasıl cevap verebilirsiniz? Sınavda çıkacak soruları öğrenip ders çalışmaya başlayabilir ya da hiç ders çalışmayabilirsiniz. Hiç ders çalışmazsanız kafanızdaki gelecekle ilgili sorular daha da ağırlaşabilir. Zaman geçtikçe ve siz bu sınava hazırlanmamaya devam ettikçe kaygılarınız büyük ihtimalle artacaktır. Neden? Çünkü kaygı, gelecekle ilgili beklentilerinizin başarılı olabilmesi için evrimleşmiş bir stres mekanizmasıdır.

Panik Atak Nedir?

Şimdi geçmişe gidelim ve yaşamış ama bugün artık var olmayan en yakın kuzenlerimiz olan Neandertaller'e bir bakalım. Bir Neandertal'in gelecek beklentileri ne olabilir? Sınav ya da terfi beklentisi olmayacağı kesin. Aslında durum, düşündüğünüzden daha vahim. Bir Neandertal'in gelecekle ilgili tek bir derdi var: O da hayatta kalmak.

Diyelim ki avlanmaya çıkan Neandertal, vahşi bir hayvan ile karşı karşıya geldi. Tehlikenin farkına vardığı anda önce sempatik sinir sistemi, parasempatik sinir sisteminden kontrolü ele alıp bir dizi reaksiyon silsilesini aktive eder. Adrenalin ve noradrenalin salgılanır. Bu hormonlar bir çeşit yakıt gibi tehlike sistemini aktif tutar. Neandertal'in o anda iki seçeneği vardır: savaşmak veya kaçmak (bazı durumlarda donup kalmak da mümkündür).

İki seçenek de yüksek enerji gerektirdiği için kalp atışları hızlanmaya başlar, kaslar gerilip aksiyona hazırlanır, enerjinin yakılabilmesi için dışarıdan oksijen girişi artırılır, hızlı ve derin nefes alınmaya başlar. Vücut, sindirim ve boşaltım gibi o anda gereksiz olan sistemleri kapatarak bütün dikkatini karşıdaki tehlikeli duruma yöneltir. Bütün bu reaksiyona “savaş ya da kaç” tepkisi denir.

Savaş ya da kaç tepkisi tanıdık geliyor değil mi? Çünkü, panik atak semptomları ile aynı. Panik atak, savaş ya da kaç tepkisinin kaygı, düşünce ve olaylar karşısında yersiz yere çalışmaya başlaması sonucu oluşur.

Panic Attacked on ITV News Meridian West
Panic Attacked on ITV News Meridian West
Flickr Public Domain

Tanısal ve İstatistiki Mental Rahatsızlıklar El Kitabı panik atak semptomlarını şöyle tanımlıyor:

  • Kalp çarpıntısı, kalp sıkışması ya da nabzın hızlanması
  • Terleme
  • Titreme
  • Boğulma hissi ya da nefes darlığı
  • Kalp ağrısı
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Baş dönmesi, denge kaybı, ya da bayılma
  • Üşüme ya da terleme
  • Uyuşma veya karıncalanma
  • Kontrolü kaybedip delirdiğini düşünme
  • Ölüm korkusu

Panik ataklar bütün anksiyete bozukluklarında görülebiliyor. Etiyolojik çalışmalar, panik atakların psikiyatrik nedenler haricinde de görülebileceğinden bahsediyor. Bu sebepten ötürü, sadece bir kere panik atak geçirmiş olmanız, psikiyatrik bir rahatsızlığınız olduğunuz anlamına gelmiyor.

Birçok tıbbi rahatsızlık da panik atak semptomlarını taklit edebiliyor. Yukarıda bahsettiğimiz semptomlardan şikayetçiyseniz, öncelikle bir hekime danışmalı ve tıbbi bir rahatsızlığınızın olmadığına emin olmalısınız.

Neredeyse bütün panik ataklar hiperventilasyon ile başlar. Otomatik olarak hızlı ve derin nefesler alınır. Üretilen enerji hızlanan kalp atışları ile kaslara iletilir. Bu noktaya kadar anlattıklarımızı özetleyelim.

  1. Panik atak, evrimsel hayatta kalma mekanizmasının aşırı hassas şekilde çalışması sonucu deneyimlenir.
  2. Panik atak, kalp krizi değildir.
  3. Panik atak, nefes darlığı değildir. Aksine yüksek miktarda oksijenin tüketildiği bir durumdur. Bayılma (senkop) beyne yeterli oksijen gitmemesi durumunda oluşur. Panik atak nedeni ile bayılmanız mümkün değildir (komorbid medikal bir rahatsızlığınızın olmadığını varsayarsak).
  4. Panik atak, o an ölmekte olduğunuz manasına gelmez.
  5. Korku, kaygı ve anksiyete panik atakları tetikleyebilir. O an öldüğünüzü düşünmeniz atak şiddetini artıracaktır. Bazı durumlarda herhangi bir neden (korku, kaygı, anksiyete) olmadan da panik atak yaşanabilir.
  6. Kaslara gönderilen oksijen ve aşırı enerji; kasılma, gerilme ve titremeye neden olabilir.
  7. Panik atak sinir sistemi tarafından organize edilip hormonlar tarafından yönetilir. Vücudunuz, uyarılmış savaş ya da kaç tepkisini sonsuza kadar devam ettiremez. Panik ataklar ortalama 10 dakika sürerler. Çok nadir durumlarda 20-30 dakikaya ulaşabilirler.

Panik Atak Geçiriyorum, Ne Yapmalıyım?

Panik atak geçirdiğinizi düşünüyor iseniz, öncelikle bir hekime başvurmalısınız. Hekim denetiminde SSRI (İngilizce: "Selective serotonin reuptake inhibitors") ve SNRI (İngilizce: "Serotonin norepinephrine reuptake inhibitors") gibi farmakolojik ilaçlar almanız istenebilir. Bunlar, akut anksiyete ve panik atak tedavisinde etkili olarak kullanılır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), panik atak, panik bozukluğu ve anksiyete bozuklukları tedavilerinde bilinen en etkili tedavi şekillerinden biridir. Araştırmalar, farmakolojik çözüm ile BDT karışımı tedavinin uzun vadeli olarak etkili olduğunu tespit etmiştir.

Panik atak sırasında nefesinizi kontrol altına almanız, reaksiyon silsilesini kıracaktır. Amaç, diyaframı kullanarak nefes alma hızınızı düşürmektir. Nefese odaklanarak rahatlama, yüzyıllardır kullanılan bir tekniktir. Günümüzde farkındalık meditasyonu olarak kullanılan egzersiz, Budizm'de aydınlanmanın adımlarından biri olarak görülür. Farkındalık meditasyonun etkinliği de birçok araştırma tarafından onaylanmıştır. Dr. Chen ve çalışma arkadaşları tarafından yürütülen, 200'den fazla araştırmanın karşılaştırıldığı sistematik incelemeye göre, düzenli meditasyonun anksiyete semptomlarının tedavisinde etkili bir şekilde kullanılabileceği saptanmıştır.

Panik atak sırasında çok kullanılan tekniklerden birisi de koşu gibi fiziksel bir aktivitede bulunmaktır. Üretilen fazla enerjinin anlık olarak tüketilmesi stres azaltmak için kullanılabilir. Düzenli spor, aerobik gibi yoğun fiziksel aktiviteler panik atağın hem tedavisinde hem de önlenmesinde aktif olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca tükettiğiniz ürünlere de dikkat etmeniz önem arz ediyor: Yüksek miktarda ya da düzenli olarak tüketilen şeker, kafein, alkol, kenevir gibi keyif verici maddeler uyku bozukluklarına ve panik ataklara yol açabilmektedir.

D vitamini, B vitamini, magnezyum, kalsiyum, çinko, yeşil çayda bulunan L-teanin ve balıkta bolca bulunan Omega-3 yağ asitleri panik atak ve anksiyete tedavisi süresince destekleyici olarak kullanılmaktadır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 6
  • Tebrikler! 10
  • Bilim Budur! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 4
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 31/05/2020 08:01:46 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8483

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Kozmoloji
Darwin
Gerçek
Avcı
Beyin
Sanat
Bitki
Primat
Evrimsel Biyoloji
Ses Kaydı
Tutarlılık
Kedigiller
Bakteri
Genom
Doğa Yasaları
Bilgi Felsefesi
Canlı
Evren
Uçma
Astrobiyoloji
Mitler Ve Gerçekler
Göğüs
Erkek
Enfeksiyon
Kadın Doğum
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Asıl soru şu: Torunlarımızın filleri, resimli kitaplar haricinde hiçbir şekilde göremeyecekleri gerçeğinden ötürü mutlu muyuz?”
David Attenborough
Geri Bildirim Gönder