Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Depresyon, üzüntü, karamsarlık, suçluluk duygusu, çaresizlik adını ne koyarsanız koyun hayatın her köşesinden bize sırıtıyor. Baştan açıkça söyleyelim, depresyon kendinizi kötü hissettiğiniz bir halet-i ruhiye'den fazlasıdır, amansız bir rahatsızlıktır.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre her sene ortalama üç yüz milyon kişinin şikayetçi olduğu bir illet... Hatta öyle bir illet ki, klinik depresyon her yıl sekiz yüz bin insan canına kıyıyor (WHO, 2018). Avrupa Birliği’nin verilerine göre depresyondan şikayetçi hastaların %50'den fazlası tedavi bile aramıyor (Eurostat, 2018). Peki neden? Şöyle demişti Nazım Hikmet:

Bu dünyada bir şey yaşıyor, eşi emsali görülmedik bir şey ve benden başka kimse farkında değil onun.

İşte o yüzden. Bu meret öyle bir şekle giriyor ki, sanıyoruz sadece bizim başımıza geliyor. Biraz da bizim suçumuz. Ne zaman üzgün birini görünce hemen başlıyoruz: "Üzülme! Mutlu Ol! Takma kafana! Geçer bunlar!" Aynı cevapları tekrar tekrar dinleyerek, derdimizi başkalarına anlatmamayı öğreniyoruz ve öğretiyoruz. O yüzden bizden başka kimse farkında değil çoğu zaman.

The American Institute of Stress

Depresyon Nedir?

En basit tanımıyla bir mizaç (İng: "mood") bozukluğu. Amerikan Psikoloji Cemiyeti yayınladığı Tanısal ve İstatistiki Mental Rahatsızlıklar El Kitabı (DSM) 5. versiyonu, mizaç bozuklukları altında birden fazla tanıya yer verse de bütün tanıların merkezinde depresif nöbet bulunuyor.

Depresif nöbet, en az iki haftalık bir zaman dilimi içerisinde üzgün mizaç, ilgi kaybı ya da hayattan keyif alamama durumu tanımlanıyor. Bu genel şarta ek olarak, neredeyse her gün ve her saat üzgün mizaç, hayattan ve keyif verici durumlara olan ilginin kaybolması, herhangi bir neden olmadan (diyet ya da ilaç tedavisi gibi) kilo kaybı, kilo alınması, iştahın bozukluğu, düşünce ve hareketlerin yavaşlaması (yataktan çıkmayıp bütün gün uyuma vb.), değersizlik, suçluluk hissi, karar verememe, odaklanamama, ölüm veya intihar hakkında sık sık düşünme, intihara teşebbüs veya intihar planı yapmak listeleniyor (APA, 2013)

Buna ek olarak, en azından bir kere depresif nöbet geçirmeniz durumunda ikincisini geçirme olasılığınız yüzde elli, ikincisini atlatır iseniz, üçüncüsünü geçirme olasılığınız yüzde seksenlere varıyor (Burcusa & Lacono, 2007). Ayrıca, travma, diğer medikal rahatsızlıklar, anksiyete ve genetik yatkınlıklarda cabası (APA, 2013).

Geçtiğimiz üç ay içerisinde hala devam eden en az bir depresif nöbet geçirmeniz durumunda, majör depresif bozukluk tanısı konuluyor. Majör depresif bozukluk en fazla tedavi edilen mizaç bozukluğu. Bazen depresif nöbet hafif dışarıdan belli olmayacak şekilde uzun zamana yayılarak hayattan keyif alınmasını engeller bir duruma geliyor, bu tür durumlarda Distimi, eski adıyla kronik depresyon tanısı konulabiliyor.

Harvard University

Depresyon tanımı bununla kalmıyor. Zamanla depresif kişilerin davranışları gözlemlenerek farklı farklı alt kategorilere de ayrılmıştır. Akademik kaygıları bir yana bırakıp, rahat okunabilir olmak adına bu kategorilerden sadece birkaçından bahsedeceğiz.

  • Melankolik ağırlıklı depresyon: Aslına bakarsanız filmlerde gördüğümüz gibi... Devamlı uyuyan, hiçbir şeyden zevk almayan, yerinden hareket etmekte zorlanan. Hızlı düşünüp, hareket edemeyen bir yapısı var. Hatta, melankolik depresyonun ayrı bir tanı olması gerektiğini tartışması hala devam ediyor (Parker et al., 2010).
  • Peripartum (Gebelik) kökenli depresyon: Yapılan araştırmalara göre her yüz kadından on üçü doğum sırasında yada sonrasında klinik depresyon geçiriyor (Gale & Harlow, 2003).
  • Mevsimsel depresyon: Mevsimsel değişikliklerin özellikle güneş ışığının mizacımıza olan etkisi düşündüğümüzden daha fazla. Bu tip depresyon her sene aynı mevsimde mükerreri depresyon genelde aynı mevsimde nüksediyor. Avusturya’da yapılan bir araştırmaya göre ülke nüfusunun yüzde iki buçuğunun mevsimsel depresyona yakalandığından bahsediyor (Pjrek et al., 2016).

Nasıl Tedavi Edilir?

Depresyonun tedavisi var! Aslına bakarsanız, gerçek anlamda tedavi edebildiğimiz nadir mental rahatsızlıklardan birisi. 

Akut depresyon tedavisinde hekimlerin en çok sevdiği tedavi yöntemi ilaçlar, sık kullanılan adıyla antidepresanlar. Depresyonun sadece psikolojik bir olgu olmadığını tıp sayesinde artık biliyoruz. Depresyon sırasında beynimizin hormonsal yapısı değişiyor. O yüzden farmakolojik çözümler olarak genel olarak SSRI (İng: "Selective serotonin reuptake inhibitors", Tr: "Seçici Serotonin geri alım engelleyicisi") ve SNRI (İng: "Serotonin and noradrenaline reuptake inhibitors", Tr: "Serotonin ve noradrenalin geri alım engelleyicisi") kategorisinde ilaçlar ile Serotonin ve Noradrenalin salınımları düzenleniyor.

KQED

Peki, ilaçlar işe yarıyor mu? Evet! Ancak antidepresanların beyinin hormonal yapısını düzenlemesi için hekim tarafından belirtilen şekilde kullanılması gerekiyor. Bir iki hafta kullanılıp bırakılması durumunda tedavi pek etkili olmuyor. Dahası ilaçlar, psikoterapi ve diğer çözümlerden daha hızlı olarak işe yarıyor.

Ancak, uzun vadede depresyonun geri dönmesine ve kişinin duygu ve düşüncelerinden kaynaklı sorunlarını çözme konusunda yetersiz kalıyor. Araştırmalar gösteriyor ki, farmakolojik tedavilerin terapi ile desteklenmesi en etkili depresyon tedavi şekli olarak gösteriliyor (Kamenov, Twomey, Cabello, Prina, & Ayuso-Mateos, 2017). 

Terapi Ne İşe Yarar?

Depresyon bulgularından bahsederken, üzüntü, çaresizlik, hayattan keyif almamaktan bahsettik. Bu negatif duyguların hayatımıza ağır bir etki ettiği kesin. Bu şekilde hissetmenin çoğu zaman geçerli bir nedeni olması da olası. İşten kovulmuş, sınıfta kalmış, sevdiğiniz birini kaybetmiş, reddedilmiş, sağlığınızı kaybetmiş olabilir, birden fazla kötü olay zincirleme şekilde olmuş olabilir. Bu durumlar karşısında üzülmeniz, sinirlenmeniz ve kendinizi çaresiz hissetmeniz çok normal. Kim bu tür problemlerle hiç karşılaşmadan yaşayabilmiş ki? Psikoterapi kendinizi kötü hissetmenizi engellemek yerine, bu duygu, düşünce ve olaylarla nasıl başa çıkmanız konusunda size yardımcı olmayı amaçlar.

Bilişsel Yaklaşımlar

Farklı terapi ekolleri ve psikoloji teorileri, depresyonun ortaya çıkma nedenlerini farklı şekilde yorumlamaktadır; ancak önemli bir çoğunluğunun anlaştığı önemli bir konu var: Depresyon, başınıza gelen olaylara, sahip olduğunuz düşüncelere ve duygulara cevap olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumda terapiyi, beyninizin içine bakabildiğiniz bir ayna olarak görebilirsiniz. Örneğin, Davranışçı Bilişsel Terapi'yi örnek alalım.

Depresyon tedavisi için geliştirilip sonradan büyüyüp genişleyen bu terapi şekli; duygu, davranış ve düşüncelerimizin öldükten sonra bile sevgilisini rahat bırakmayan hayalet gibi bize ve hayatımıza şekil verdiğini söylüyor. Üstüne üstlük bu negatif duygu ve düşünceler zaman içerisinde hayatla ilgili uyumu zorlaştıran varsayımlara dönüşebiliyor (Beck, Rush, Shaw, & Emery, 1979). Örneğin işinden kovulan birisi, hayatın zorlu şartlarının ağır beklentisi altında kendisini kötü hissedebilir. Peki, ya bu kişi bütün iş verenlerin acımasız olduğuna ve bir daha iş bulamayacağına inanırsa, iş aramayı bırakıp klinik bir depresyonun içerisine düşmesi olası hale gelmez mi?

Bu tür durumlarda terapi farklı olasılıkların ve seçeneklerin farkına varıldığı, verimli stratejilerin ortaya çıktığı bir mecra olarak insanların hayatlarını pozitif noktaya doğru değiştirip, bir açıdan benzeri bir kriz durumunda kişinin kendi terapisti haline gelmesini amaçlıyor. 

Aubrey Marcus

Davranışçı Yaklaşımlar

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, yeni nesil davranışçı yaklaşımların en az bilişsel yaklaşımlar kadar etkili hale geldiğini gösteriyor, bunların bir tanesi ise Davranış Etkinleştirme Terapisi (Ekers et al., 2014). Davranışçı teorisyenler depresyonu dış uyarıcılara tepkinin azalması olarak tanımlıyorlar (Ferster, 1973). Lewinsohn tanımı daha da genişleterek depresyonun dışarıdan gelen olumlu uyarıcıların azalması olarak belirtmiş ve uyarıcıları üç ana kategoriye ayırmış. Çevresel etkenler, yetersiz sosyal beceriler, ve zaten var olan pozitif uyarıcıları görmezden gelme olarak tanımlanıyor (Coyne, 1986).

Örnek olarak, Davranış Etkileşimci bir terapist anlaşmazsızlık sonucu boşanmış bir kişinin ailesini ve çocuklarını daha az görmeye başlamış (çevresel), olayların neden bu hale geldiğini anlamaya çalışırken eşinin neden ayrılmak istediğine anlam verememiş (yetersiz sosyal beceri), ve çocuklarını her görmeye gittiğinde olayların neden bu hale geldiğini hatırladığı için gittikçe daha az ziyaret eden (pozitif uyarıcıları görmezden gelme) olarak formüle edecektir. Tedavi olarak, hayattan keyif aldığı durum ve olayların bir listesini çıkarıp, davranışsal deneyler ile kişinin dışarıdaki olumlu uyaranlara tekrar açılmasını sağlar.

Son olarak, terapi sadece depresyon anksiyete gibi rahatsızlıkların düzeltilmesi için gidilmesi gereken bir yer olmadığını hatırlatmak isteriz. Terapi hayatını daha iyiye doğru değiştirmek isteyen herkes gidebilir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 17
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 2
  • Umut Verici! 4
  • Merak Uyandırıcı! 5
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 1
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • APA. (2013). Diagnostic And Statistical Manual Of Mental Disorders V (5Th Ed). ISBN: 9780890425558. Yayın Evi: American Psychiatric Publishing.
  • A. T. Beck. (1979). Cognitive Therapy Of Depression. ISBN: 0898620007, 9780898620009. Yayın Evi: Guilford Publications.
  • S. L. Burcusa. Risk For Recurrence In Depression. Clinical psychology review, sf: 959-985.
  • J. Coyne. (1986). Essential Papers On Depression. ISBN: 978-0-8147-1399-0. Yayın Evi: NYU Press.
  • D. Ekers. (2019). Behavioural Activation For Depression; An Update Of Meta-Analysis Of Effectiveness And Sub Group Analysis. PLOS One.
  • EuroStat. Mental Health And Related Issues Statistics - Statistics Explained. Alındığı Tarih: 30 Kasım 2019. Alındığı Yer: Eurostat
  • C. Ferster. (1973). A Functional Analysis Of Depression. American Psychologist, sf: 857-870.
  • S. Gale. Postpartum Mood Disorders: A Review Of Clinical And Epidemiological Factors. Journal of Psychosomatic Obstetrics and Gynecology; Utrecht, sf: 257-66.
  • K. Kamenov . The Efficacy Of Psychotherapy, Pharmacotherapy And Their Combination On Functioning And Quality Of Life In Depression: A Meta-Analysis. Psychological Medicine, sf: 414-425.
  • G. Parket. Issues For Dsm-5: Whither Melancholia? The Case For Its Classification As A Distinct Mood Disorder. The American journal of psychiatry, sf: 745-747.
  • E. Pjrek. (2019). Epidemiology And Socioeconomic Impact Of Seasonal Affective Disorder In Austria. European Psychiatry: The Journal of the Association of European Psychiatrists, sf: 28-33.
  • WHO. Depression. (2019, Aralık 04). Alındığı Tarih: 15 Aralık 2019. Alındığı Yer: World Health Organization

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/01/2020 23:42:23 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8127

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Okunmayan bir hikaye, hikaye değildir; odun artığı üzerindeki ufak siyah çiziktirmelerden ibarettir. Bir hikayeyi hikaye yapan okurudur, okunmasıdır.”
Ursula K. Le Guin
Geri Bildirim Gönder