TARİH ÖNCESİ CANAVARLARIN DİYARI: SENOZOİK ÇAĞ
Paleontoloji: 101
Senozoik çağ, Fenozoyik devrin 3. Aşaması ve ayrıca dünyamızın son 66 milyon yılını kapsayan dönemdir. Dinozorların yok oluşu olan Kreatas yok oluşu ile başlayıp günümüzde hala devam eden uzun bir paleontolojik zaman aralığıdır. Kreatas yok oluşu ile birlikte dünyada büyük değişiklikler olmuştur. Asteroit çarpması sonrası Dünya uzun bir süre sessizliğe gömüldü. Canlı yaşamının %75’inden fazlası yok oldu, hava ve denizler kirlendi, uzun süre canlı popülasyonu (bitkiler dahil) kendini toparlayamadı.
Bu yok oluşla ile birlikte aves dinozorları hariç bütün dinozorlar yok oldu. Aves dinozorları ise günümüz “kuş” dediğimiz kladı oluşturmaktadır. Memeliler ise bu çağda büyümeye başlamıştır ve neredeyse bütün ekosistemlerin başına geçtiler. Memeliler neredeyse son 215 milyon yıldır dünya üzerindedir. Yani yeni evrimleşmemiştir, hatta Kreates yok oluşundan önce neredeyse 150 milyon yıldır gezegende var olan bir kladdı. Ama boyları çok küçüktü, günlerinin büyük çoğunu dinozorlardan kaçarak ya da saklanarak yaşıyorlardı. Kreates yok oluşu ile birlikte yer altına çekildiler ve uzun süre boyunca buradan hayatta kalabildiler. Dinozorların enkazı ile birlikte dünya yeni canlı türlerinin yaşamasına olanak sağlayacak verimli araziler geride bırakmıştı. Büyük yırtıcılar olmadan memeliler hızlı şekilde büyüdüler, irileştiler ve “türleşti”.
İklimden bahsetmek gerekirse bu dönem Jurassik Çağa göre daha soğuk ve kuru bir iklimi vardır. Mezozoik Çağda daha fazla tropikal orman ve daha verimli araziler vardı. Bu sayede bitkilerin meyve ve yapraklarında Senozoik Çağa göre daha fazla besin bulunduruyordu. Senozoik çağa göre mezozoik çağ daha fazla sahil ve nemli alan olmasını sağlarken, senozoik çağ soğuk ve kurak bir iklimi olması sebebiyle deniz seviyesi daha düşüktür yani yaşanabilir toprak miktarı daha fazladır. Yani soğuk iklim demek büyük buzul oluşumu demek ve denizin yükselmesini önlemek demektir.
Memelilerin diğer hayvanlardan ne gibi bir avantajı oldu da diğerlerinin yakalayamadığı evrimsel avantajları yakalayarak üstün konuma geçtiler? En büyük avantajları zekaları daha yüksek olması, yavru bakımının olması ve sosyal yapılarının gelişmiş olması. Bu sayede diğer hayvan gruplarına karşı her zaman daha avantajlı oldular. Bunu ilerleyen bölümlerde daha detaylı inceleyeceğiz.
Senozoik üç döneme ayrılır: Paleojen , Neojen ve Kuaterner.
1. BÖLÜM: Paloejoen
Senozoik Zaman'ın üç alt döneminden ilki olup 65 milyon yıl önce başlayıp 23,3 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir. Kreates yok oluşu ile başlar Neojen devri ile biter. 23,3 milyon yıl önce ne oldu da farklı bir dönem olarak ele alınıyor? Çünkü 42 milyon yıl sonra kıtalar arasındaki tektonik hareketler sonrası yeryüzü şekilleri büyük oranda değişti. Bunun sonucunda iklim büyük oranda değişti ve hayvan habitatları tepetaklak oldu. Detaylarını 2. Bölümde anlatacağım. Palojoen çağı, Oligosen, Eosen, Paleosen olarak üçe ayrılır ki çok detaya girmemesi için detaya girmeyeceğim.
Haritada gördüğünüz gibi 4 büyük toprak parçası var ve sular yavaş yavaş alçalmaya buzullar ise aynı şekilde yavaş yavaş büyümeye başlamış bir iklim var. İlk yıllarda kitlesel yok oluştan ilk çoğalmaya başlayan canlı bitkiler olmuştur. Kozalaklı bitkiler ve ginkgo bitkileri yüksek rakıma sahip bölgelerde hızla yayılmaya başlamışlardır. Uzun bir süre daha memeliler küçük olarak kaldılar. Pantolambda isimli küçük memeliler yok oluş sonrası küçük sığınaklardan çıkıp hızla dünyaya yayılmışlardır. Memelilerin hızlıca dünyanın her yanına yayılması ve doğal avcılarının azlığı onların çok çeşitli bir şekilde basit bir türden koskoca klada dönüşmesini sağlamıştır. Uzun süre boyunca hayvanlar küçük boyutlarda kalmıştır (Özellikle memeliler). İlk başlarda evet memeliler hem çok küçüktü ve hâkimiyetten çok uzaktılar. İlk başlarda kuşlar ve sürüngenlerin üstünlüğü hala sürüyordu. Yaklaşık olarak ilk 25 milyon yıl boyunca büyük kütleli memelileri ortada görememekteyiz.
Geç Oesen dönemine kadar büyük kütleli hayvanlar yok denecek kadar azdı. Kısaca 2 hayvanı tanıtmak isterim: ilki “Gastornis parisiensis”. Bu kuş türü 55 – 40 MYÖ kuzey Amerika’da yaşamış dönemin en büyük karasal hayvanlarından biridir. 2 metre boyunda ve neredeyse 200 kg ağırlığa ulaşıyordu. Bu o bölge için devasa denilebilecek bir kütle idi. Bu hayvan uzun yıllar etobur bir kuş türü olarak tanımlansa da kemiklerinde yapılan bazı izotop analizleri ve pençelerinin olmaması gibi özellikler bakımından yeni yeni anlaşılıyor ki aslında otobur bir kuş türüydü. Zaten yerini Terrör kuşuna bırakacaktı. Bir diğer önemli hayvanımız ise “Ambulocetus” bu hayvan yaklaşık 45 milyon yıl önce yaşamış bir memeli türü idi. Latince karşılığı “yürüyen balina” demektir ve evet bu hayvan kaarada yürüyebilen balinaların atası idi. Vaktinin çoğunu suda geçiren ve diyetinin büyük bir çoğunluğunu balıklardan oluşturan küçük bir memeli idi. İlerleyen yıllarda arka bacakları güçsüzleşecek ve kısalacak, ilerleyen yıllarda akciğerli ve denizden çıkmayan balina ve yunuslara evrimleşecektir.
2. BÖLÜM: Neojen
23.3 milyon yıl önce dünya üzerindeki kıta konumları önemli ölçüde değişmekti. Tabiki bu birden bire olmadı ama en nihayetinde kıta değişiklikleri tamamlanmış ve yeni bir coğrafya ve iklim tüm dünyaya hakim olmuştu. Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika arasındaki bağlantılar sağlandı. İç denizler ve su kaynakları azaldı ve dünya daha kurak bir hale geldi. Sıcaklı da aynı şekilde sürekli düşmekteydi. Kıyaslamak açısından Jurasik Çağ’da ortalama Dünya sıcaklığı 21 derece iken, Neojen’de dünya 17 derece idi. Hindistan ile Asya kıtası çarpıştı ve birleşti. Ondan öncesinde Afrika’nın altında küçük bir ada iken artık Asya’nın bir parçası oldu. Bu tarz büyük değişikler ile hayvanların göç yolları değişti. Afrika, Avrupa ve Asya tam olarak birleşmesiyle hayvan habitatları birleşti. Yeni yırtıcılar, yeni rekabetler ve yeni diyarların kapısının açılması ile çeşitlilik arttı.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Bu tarz değişimler ile Paleojen ile Neojen bariz şekilde farklı periyotlar olarak ayrıldılar. Bu değişimler en fazla Paraceratherium adı verilen hayvanı etkiledi. Bu hayvan gelmiş geçmiş en büyük karasal memeli hayvandır. Büyükten kast ettiğimiz şey ağırlıktır tabi ki de. Bu hayvan neredeyse 7.5 metre uzunluğunda, 15-20 ton ağırlığa kadar ulaşabiliyor. Hani karşılaştırmak amacıyla söyliyim, T-rex’ten 2 kat daha büyüktü. Günümüz gergedanlarla akrabadır ve boynuzsuzdur. Günümüz Pakistan’ında yaşayan bu canlı, Hindistan ile Asya kıtası birleşince iklim değişti ve yemek kaynakları azaldı ve üstüne üstlük aynı besini alması gereken yeni memeliler Hindistan üzerinden Asya’ya gelmişti. Gomphothere isimli ilkel hortumlular Asya’ya gelmesiyle birlikte rekabette üstünlük kurdular. Çünkü paraceratherium çok ağırdı ve günlük çok fazla besine ihtiyaç duyuyordu ama Gomphothere hem hortumu sayesinden onlardan daha hızlı besine ulaşabiliyor ve aç bırakıyorlardı. Paraceratherium’un uzak akrabaları 11MYÖ’sine kadar hayatta kaldılarsa da bu tarz rekabet ve iklim değişikliğine dayanamadılar.
En sevdiğim hayvanlardan birine de değinmezsem geçemem: Daeodon shoshonensis. Kuzey Amerika’da, 16MYÖ yaşamış olan bu hayvan torunlarının aksine çok ilginç bir özelliğe sahipti. Bu hayvan günümüz su aygırları ve domuzlarla akraba olmasına rağmen diyeti tamamen kırmızı etten oluşuyordu! Yaklaşık 2 metre yükseklikte, 3 metre uzunlukta ve 1 tona kadar erişebilen devasa bir kütleye sahipti. Çift toynaklıydı ve çene kasları o kadar kuvvetliydi ki büyük memelilerin kemiklerini dahi kırabilirdi. Son zamanlarda ortaya atılan bir iddia onun etçilden ziyade fırsatçı omnivorlar olduklarını ortaya atmıştır. Yani kafatasının çok büyük ve ağır olması sebebiyle koşmak ve avlanma konusunda yetersiz olması çok muhtemel. Leş yemek veya yağma yapmak gibi diğer hayvanların yemeğini çalarak hayatta kaldığı ihtimallerden biridir. Onun dışında meyve ve bitki yediği de ihtimallerden biridir. Peki bu hayvanın neslinin tükenmesine sebep olan şey neydi? Güney Amerika ile kuzey Amerika’nın birleşmesi ile Güneydeki hayvanların kuzeye gitmesi idi. Kuzeye çıkan hayvanların yemeğini çalamayacak kadar güçlüydü ve rekabette yavaş yavaş sözü geçmeyen taraf oldu. İklimin değişmesiyle birlikte yediği diğer besinler de yavaş yavaş ortadan kayboldu. Yaklaşık 16MYÖ nesli tükendi ve günümüzde yaşayan hiçbir hayvanın doğrudan atası değildir.
Amerika kıtasının tam olarak birleşmesi 3MYÖ’ye dayanmasına rağmen ilk karasal köprüler neredeyse 23MYÖ geriye kadar gidiyordu. Karasal köprülerin sağlanmasıyla uzun yılar boyunca yavaş yavaş habitatlar birleşmeye başladı. Güney Amerika’nın hâkimleri o dönemler Smilodon yani kılıç dişli kaplanlar idi. Bu hayvanların ağırlığı 400KG’a kadar artabiliyordu, yani kıyaslama bakımından söylemek gerekirse günümüz aslanlarından 2 kat daha büyüklerdi. Sürü halinde hareket eder, sivri dişleriyle hakkından gelemeyecekleri tür yok gibi bir şeydi. En büyük rekabet ettiği hayvanlardan biri olan Doedicurus’lardı. Bu hayvanlar nerdeyse 1.5 ton ağırlığa sahip ve vücudu zırhla kaplıydı. Ayrıca kuyruğunda dikenli topuz bulunuyordu. Onu sallamasıyla kolaylıkla kılıç dişli kaplanları sakatlayabiliyordu.
Yaklaşık 3 milyon yıl önce kuzey Amerika ile Güney Amerika kıtaları tamamen birleşmesiyle Atlas okyanusuyla Hint okyanusu arasında doğrudan kanalların hepsi kapanmış oldu. Bu da suda yaşayan büyük deniz canlılarının göç yollarının değişmesine ve su ekosistemlerine büyük bir darbe vurmuştu. Denizde şuana kadar yaşamış en büyük köpekbalıkları olan megalodon besinsiz kalmaya başladı. Ayrıca suların sürekli soğuması da hem metabolizmalarına da zarar veriyordu, hem de avladığı balıkların ve balinaların ortamdan uzaklaşmasını sağlıyordu. Böylece panama kanalının kapanması ile denizlerin en büyük avcısı yavaş yavaş sayısının azalmasıyla birlikte balinalar inanılmaz büyüklüklere de ulaştılar. Günümüzde yaşayan mavi balinalar şu ana kadar yaşamış en büyük hayvandır ve onunla aynı çağda yaşamamızın en büyük sebebi zamanında büyük yırtıcıların sayısındaki azalmalardır.
3. BÖLÜM: KUATERNER
Yaklaşık son 2.58MYÖ ile günümüze kadar gelmiş olan süreci kapsamaktadır. Bu çağın Neojen’den ayrılma sebebi ise büyük Buzul Çağ’dır. Buzul Çağ’da dünyanın ortalama sıcaklığı 9 dereceye kadar düştü. Kıtaların kütlesi aşırı derecede arttı. Büyük yok oluşları olduğu gibi yeni hayvanların yükselmesine olanak sağladı. Bu soğuk ortama adapte olamayan bütün hayvanların nesli tükendi. Aşağıdaki haritadan da görüleceği gibi denizler o kadar çekilmişti ki Karadeniz artık deniz olmaktan çıkmış bir göle dönüşmüştü. Buzul çağın sona ermesiyle deniz seviyesi yükselmiş ve Türkiye’nin boğazı açılmasıyla birlikte tuzlu deniz haline bu günlere gelmiştir. Yani oldukça genç bir deniz olduğunu söylesek yanlış olmaz.
Terör kuşları dediğimiz belki de en tuhaf görünümlü dinozorların sonunu bu çağ getirmişler. Phorusrhacidae yaklaşık 50 milyon yıldır dünyada olan ve kuzey Amerika’nın en büyük domine yırtıcısı olmuştu. Yaklaşık 3 metre uzunluğa erişebilen bu yırtıcı uçamayan kuşlar kuzey Amerika’nın toynaklı memelileriyle çoğunlukla beslenen bölgeci hayvanlardı. Kuzey ve güney Amerika’nın birleşmesiyle birlikte sayıları git gide azalmaya başlamış kılıç dişli kaplanlara karşı bölgelerini koruyamamışlardır. Buzul çağa girmesiyle birlikte yiyecek ve rekabete yenik düşmüş ve yaklaşık 100.000 yıl önce nesilleri tükenmiştir.
Megalonyx güney Amerika’da yaşayan devasa kütleli tembel hayvanlardı. Bu hayvanlar tembel denilmesine rağmen en az ayılar kadar büyük cüsseli hayvanlardı ve kılıç dişli kaplanlarla rekabet ederlerdi. Otobur olmasına rağmen uzun sivri dişleri ve pençeleri vardı. Buzul Çağ sırasında hayatta kalmayı başarmış olsa da Buzul Çağ sona ermesiyle birlikte yok olmuştur. Buzul Çağ’ın başlangıcıyla beraber nasıl birçok hayvanın nesli tükenmişse, Buzul Çağ’ın sona ermesiyle ve havaların ısınmasıyla da tekrar bir kitlesel yok oluş yaşanmıştır. Bu hayvan yiyecek için Bison antiquus antik bizonlarla rekabet ederdi. Yeni iklim yeni bitkisel alanlar oluşturur. Yeni bitkisel alanlar eski hayvanların yeniliğe ayak uydurmaya zorlar ve ayak uyduramayanlar da haliyle yok olur ki bunda da bunu görmekteyiz. Peki, Megalonyx’in neslinin tükenmesinde başka neler etkili olmuştur? Yabancı bir hayvan olan insanlar da aynı şekilde neslinin tükenmesinde baya etkili olmuştur, tıpkı mamut, kürklü gergedan ve daha sayamadığım tonla hayvanın yok olmasına sebep olması gibi.
SONUÇ:
Sonuç olarak büyük kuvvetli ve çetin sayısız hayvan geldi geçti bu dünyada. Sayısız hayvanın neslinin tükenmesine sebep oldu bu yaşam ağacı. Bir dönemin bitmesi hem yeni bir hayat yarattı hem bir hayatı öldürdü. Biz insan olarak bu devasa zincirin küçük bir halkasıyız sadece. Bakın iklim değişiyor, tıpkı geçmişte binlerce kere değiştiği gibi. Eğer ki bu şekilde doğayı kirletmeye deva edersek bir yok oluş yaşamamız çok olası. Sizi korkutmak için söylemiyorum ama bi 50 yıl kadar sonra ölüm sebebimizin açlıktan, susuzluktan, kuraklıklardan ya da aşırı sıcaklıklardan olması çok olası.
Bizim nesli tükenen devasa dedelerimizin aksine muazzam bir aklımız ve teknolojimiz var. Bu da doğa ananın bize diğer geçmiş akrabalarımızın sahip olmadığı bir fırsatı bize verdiği anlamına geliyor. Dünya bizim çevremizde dönmüyor ve biz de ölümsüz değiliz. O sebeple risk faktörümüzün bu kadar yüksek olduğu zamanlarda yapmamız gerekenler siyasilere çevre dostu olması konusunda baskı yapmamız ve bireysel çevremizi olabildiğince temiz ve tasarruflu kullanmamızdır. Bu dünya hepimizin ve lütfen bu güzel doğayı ve insan hayatını sonsuza kadar koruyalım, sahip çıkalım.
- 2
- 2
- 1
- 1
- 1
- 1
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/01/2025 03:44:53 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/16665
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.