Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Bilimin Temel Varsayımları Nelerdir? Bilimin Sınırları Var mı?

Bilim, Hangi Temel Varsayımlar Üzerine Kuruludur?

Bilimin Temel Varsayımları Nelerdir? Bilimin Sınırları Var mı? Science
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Gerçek, anlaması son derece zor olan; halen eksiksiz bir tanımına sahip olmadığımız, baş döndürücü bir olgudur. İnsanlık, kendini bildi bileli "gerçek olanı" anlamaya ve anlatmaya çalışmıştır. Fakat gerçek öylesine karmaşık ve girift yapılıdır ki, bugüne kadar ona yaklaşmanın birçok yolu geliştirildi: felsefe, bilim, din, sanat, edebiyat bunlardan sadece birkaçı... Her biri, bu yolda kendince bazı varsayımlar ileri sürdü ve bunlarla gerçeğe (ya da gerçeğin insanlar üzerindeki izdüşümüne) erişebileceğimizi, ona erişemesek bile belirli açılarını, belirli bir kapsamda izah ve ifade edebileceğimizi iddia ettiler.

Bilim, Evren'in ilk anından şu anına (ve hatta geleceğine) kadar olan tüm var oluş basamaklarını tutmayı başarmıştır. Bilim, fizikle (hatta daha spesifik olarak kuantum mekaniği ile) başlar. Fizikten kimyanın doğabilmesi, fizikokimyasal süreçlerle mümkün olmuştur. Bunların doğurduğu kimya ve elementler, Evren'deki birçok astrofiziksel ve jeolojik sürecin kalbinde yer almaktadır. Jeoloji ve kimya, en azından Dünya üzerinde yaşamı başlatabilmiştir; yani biyoloji, biyokimya ve jeokimya gibi ara basamaklardan geçerek başlamıştır. Bu biyolojik varlıklar, evrim yasasının etkisi altında çeşitlenmiştir ve günümüzde o çeşitlerden biri, psikoloji ve sosyoloji gibi daha üst katmandan olan bilimlerin araştırdığı bir zekaya ve toplum yapısına ulaşmıştır. Bu süreçte teknoloji, tıp ve mühendislik doğmuş, bu spesifik canlı türünün bugününü ve geleceğini şekillendirmiştir ve şekillendirmektedir. Tüm bu basamaklarda bilim, yüzlerce alt dala ayrılmış ve her bir basamağın küçük bir kısmını detaylıca inceleme yoluna gitmiştir. Bu süreçte biriktirdiği bilgiyi hatalarından ayıklayıp, (en azından geçici olarak) doğru olduğunu tespit ettiği bilgileri üst üste ekleyerek, olabilecek en gerçekçi "gerçek" modellerinden birini üretmiştir. Bu, devam eden bir yolculuktur.

Medium

Burada anlaşılması gereken kritik bir nokta (birazdan da adını koyacağımız gibi), gerçeğin bilim öyle söylüyor diye öyle olmadığıdır. Gerçek vardır; bilim ise o gerçeği tanımlamaya ve anlamaya çalışır. Bilimin bu çabasını sadece "ne" noktasına indirgemek mümkün değildir. Bilim, aynı zamanda "neden" ve "nasıl" sorularıyla da uğraşır; çünkü bilim sadece gözlemden ibaret değildir, aynı zamanda süreçleri ve olguları birbirine bağlayarak gerçeklik modelleri inşa etmekle ilgilenir. Yani bilim, motomot bir şekilde gözlemden ibaret değildir. Bu konuda kapsamlı bir tartışmayı buradaki yazımızda bulabilirsiniz.

Varsayımlardan, Gerçeğe...

Var olan bütün alternatifler arasında bilim, her ne kadar muhteşem açıklama gücü nedeniyle sanki varsayımsız bir düşünce sistemi gibi gelse de, elbette insanın tüm entelektüel uğraşları gibi bilim de bazı temel varsayımlara dayalı olarak sürdürülür. Bu varsayımlar altında yola çıkan bilim, bugüne kadar Evren'in birçok farklı açısını açıklamayı, sayısız neden-sonuç ilişkisini ortaya dökmeyi, daha önceden hatalı şekilde izah edilen binlerce soruyu doğru, test/tekrar edilebilir ve tutarlı bir şekilde yanıtlandırmayı başarmıştır.

Bu süreçte doğanın karmaşık yapısı, bilimin de dallanıp budaklanmasına neden olmuştur: fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, arkeoloji, psikoloji gibi yüzlerce bilim dalının var olma nedeni, gerçeğin farklı boyutlarının aynı varsayımlardan temel alan farklı sistemler çerçevesinde izah edilebiliyor olmasıdır. Bu sahalar her ne kadar birbirinden bağımsızmış gibi gözükse de bu, aşırı özelleşmişliğin yarattığı bir illüzyondur. Aslında bütün bilim dalları benzer temellere sahiptir ve birçok noktada fazlasıyla örtüşürler. Örneğin kimyasal süreçleri anlamaksızın biyolojiyi izah etmek, fizik alanında çalışmaksızın kimyayı anlamak mümkün değildir.

Tanım gereği, bilimin dayandığı temel varsayımlar ispatlanmış gerçekler değildirler; sadece gerçek oldukları varsayılır veya bu varsayımlar üzerinden hareket edilir. Eğer bu varsayımlar yeni açıklamaların ortaya konmasına ve yeni keşiflerin yapılmasına izin vermezse, yeni varsayımlar geliştirilir veya var olan varsayımlar terk edilebilir. Bilim, geride bıraktığımız birkaç milenyumluk felsefi tarihi ve birkaç asırlık modern tarihinde birçok paradigma değişiminden geçmiştir. Bu süreçte bazı varsayımlarından sıyrılmış, bazı yeni varsayımları benimsemiştir.

Medium

Yani bilimin varsayımları statik değildir; doğaya yönelik gözlemlerin derinleştirilmesinin bir yan ürünü olarak, ilerlemeyi ve daha fazla detayı açıklamayı hedef alan bir seçilim mekanizmasının sonucu olarak seçilmiş bir kümedir. Bu bakımdan bilim, bilim tarihinden ayrı düşünülemez.

Bilimdeki varsayımları, matematikteki aksiyomlara benzetebiliriz. Aksiyomların hiçbiri kendi başlarına ispatlanmış değildir; ancak bütün modern matematik, 1-2 sayfaya sığacak kadar az sayıda aksiyom üzerine inşa edilmiştir ve harika bir şekilde çalışmaktadır.

Bilim de, ispatlanmadığı gibi henüz çürütülememiş olan bu varsayımlardan yola çıkarak gerçek olanı tanımlamaya, anlamaya ve hatta mümkünse onun üzerinde belli bir kontrol sağlamaya (hüküm kurmaya) çalışır.

Bu varsayımlar öylesine kabul edilmiş varsayımlar değildir; her birinin tarihsel bir arka planı, derin felsefi kökenleri vardır. Bir kısmı, pratik birtakım beklentiden doğarlar. Ancak nedenleri ne olursa olsun, bu varsayımlar bir araya gelerek, birbirinden bağımsız gibi gözüken yüzlerce bilim dalının ortak bir temelde çalışıp, harmoni içinde gerçek olanı tespit etme çabasını mümkün kılar. Bir diğer deyişle bu varsayımlar, işlevsel bir metodolojik temel sağlar ve hem eski, hem de yeni bilimler bu aynı temel üzerine inşa edilebilir, birbiriyle işbirliği kurabilir ve birbirinin verilerinden faydalanabilir.

Science

Bu bakımdan, bu temel varsayımları adeta bir iletişim protokolü olarak görmek mümkündür. IEEE gibi profesyonel mühendislik kurumları belirli protokoller belirlemeseydi, farklı teknolojik cihazlar bir arada çalışamazdı. Bilim de bu varsayımlar olmaksızın, herkesin (en azından belli bir düzeyde) hemfikir olduğu bir objetif ve ortak zemin sağlayamazdı.

Gelin bilimin çalışmasını mümkün kılan temel varsayımlara bir bakış atalım.

Bilimin Temel Varsayımları

1. Evren/Doğa, gerçektir.

Evren'in (doğanın) gerçekliği sadece bir yanılsama değildir. Bizim fiziksel algılarımızın ötesinde bir gerçeklik vardır. Gerçeğe yönelik tespit girişimlerimiz duyu organlarımızdan etkilense bile, Evren'in gerçek olduğunu varsayarız. Bilim, bu gerçeğe ulaşmaya, anlamaya, anlamlandırmaya çalışır. Bunu rasyonel realizm olarak adlandırabiliriz. Bunu sorgulayan bilimsel teorilerden biri olarak Simülasyon Teorisi'yle ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

2. İnsanlar olarak Evren'in gerçeklerini anlayabiliriz.

Türümüzün zihinsel kapasitesi, Evren'e yönelik gerçekleri tespit edecek ve anlayabilecek kadar gelişmiştir. Metotlarımız ve yorumlarımız kusurlu olsa bile, doğru yöntemleri kullanarak bu gerçekleri anlamlandırabiliriz.

New Scientist

3. Doğada kendini tekrar eden örüntüler (bir düzen) vardır. Doğa yasaları, bu desenleri/düzeni tanımlayabilir.

Doğadaki düzenden kasıt, atom altı parçacıklardan bir bizon sürüsünün davranışlarına ve galaksilerin oluşumuna kadar doğadaki her şeyin belirli kuralları ve örüntüleri takip etmesidir; keyfî veya üst bir bilincin şahsi istek ve kararlarına bağlı olmamasıdır. Anlamsız ve öngörülmez bir şekilde, "öylesine" değişmiyor olmasıdır.

Örneğin bizonların bir sefer şu şekilde çiftleşip, ertesi sefer tamamen rastgele bir davranış sergilemediğini varsayarız. Bir yılan bugün yerde sürünürken, yarın kanatlanıp uçmasını, ertesi gün kediye dönüşmesini, sonraki gün yok olmasını beklemeyiz. Elektronların bakır bir telde bugün bir şekilde, yarın bambaşka bir şekilde akmadığını varsayarız. Örneğin Simülasyon Teorisi doğru ise, simülatörü kontrol eden bilinç, tamamen keyfî istekleri doğrultusunda kuralları ve örüntüleri değiştirebilirdi. Dolayısıyla bilimde bu tarz bir keyfiyete ve rastgeleliğe yer olmadığını varsayarız.

Bir diğer deyişle, doğada "düzen" olarak algıladığımız doğal örüntülerin ve süreçleri ezeli ve ebedi olarak, daha doğrusu en azından Evren'in ömrüyle eşit veya ona yakınsayan bir süre boyunca var olduğunu varsayarız. Bu, bilimin kalbindeki üniformitaryanizm ilkesinin de bir yansımasıdır.

Bu varsayımı meşrulaştıran gözlem, söz konusu desen ve örüntüleri tespit ettikten sonra onları tekrar tekrar çalıştığımızda hep aynı sonuçlara varmamızdır. Örneğin doğadaki türlerin zamanla çeşitlenmesine yönelik gözlem ve tespitlerimiz, 150 sene önce de aynıydı, bugün de aynı şekilde çalışmaktadır. Bizim onlara yönelik anlayışımız değişmiş olsa da, canlı çeşitliliği tamamen rastgele ve kaotik bir yapıda değildir.

Benzer şekilde kütleçekimi, 16. yüzyılda neydi ise, şimdi de aynıdır. Bizim ona yönelik algı ve kavrayışımız köklü bir şekilde değişmiş olsa da, kütleçekimine yönelik temel gözlemlerimiz ve cisimlerin birbirlerine doğru hareket etme yönündeki eğilimi (bu örüntü) değişmemiştir.

İşte bu sayede doğa yasalarını (veya ilkeleri, prensipleri, kanunları) tespit edebiliriz. Kanunlar, doğadaki örüntülerin "ne" olduğuna yönelik tespitlerimizdir. Bu konuda detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz; evrim özelindeki bir açıklamayı ise buradan okuyabilirsiniz.

4. Doğayı bilebiliriz ve açıklayabiliriz.

Doğa yasalarını inceleme nedenimiz, onları açıklayabileceğimize yönelik varsayımımızdır. Bu, ilk etapta bariz bir çıkarım gibi gelse de, yanılmamak gerekir: Bir şeyi gözlediğimiz zaman onun hakkında bilgi alabileceğimiz varsayımı, en nihayetinde bir varsayımdır. Eğer doğa, gözlem yoluyla bilinemeyecek veya açıklanamayacak yapıda olsaydı, bilim yapmamız da mümkün olmazdı.

Örneğin bizonların çiftleşmesini incelediğimizde, bizon çiftleşmesine dair bilgi alabileceğimizden emin miyiz? Antik bir şehrin kalıntılarından yola çıkarak, antik şehir yaşantısını öğrenebileceğimizden emin miyiz? Doğada böyle bir bilgi (enformasyon) akışı var mı?

Var olduğunu varsayıyoruz ve bugüne kadar bu konuda doğa bizi şaşırtmadı. Bizonların çiftleşmesi veya antik şehirler, sınanabilir sonuçlar verdi ve buradan öğrendiklerimizi başka açılardan uyguladığımızda aynı sonuçları aldık. Dolayısıyla varsayımımız en kötü ihtimalle işlevsel, daha iyi bir ihtimalle iç tutarlılığa sahip, en iyi ihtimalle ise gerçek diyebiliriz.

Magic Holo

5. Doğadaki her şeyin doğal nedenleri vardır.

Bilimin kalbinde yatan metodoloji, natüralizmdir. Natüralizm (ve yakın sayılabilecek kardeşi materyalizm), doğadaki her şeyin natürel (doğal) nedenlerden kaynaklandığını ve maddeci (materyal) olgusuna dayandığını varsayar. En karmaşık inanç sistemlerimizden en basit tenis topuna kadar, en derin korkularımızdan en karmaşık otomobilimize, en derin duygulara dayanan aşktan en karmaşık hayvan davranışlarına, en küçük atom altı parçacıktan en büyük galaktik ağlara kadar her şeyin doğal ve maddeci olduğunu varsayar. Yani eğer Evren içinde bulunuyorsa, doğaldır anlayışı geçerlidir.

PixFeeds

Bunun en büyük çıkarımı, doğadaki her şeyin belirli yasalara uymasıdır. Eğer doğa üstü olgular varsa, bunlar önceki varsayımlarımızla örtüşmeyen bir şekilde yasalardan üstün olabilirdi; bu durumda onları makul bir şekilde çalışmamız imkansız olurdu. Bu nedenle birçokları tarafından şahsi inançlardan doğan perspektiflerin (örneğin dini görüşlerin) bilimin alanı dışında olduğu ileri sürülür; ancak bu tarz doğa üstü ve metafiziksel argümanların önemli bir bölümü natüralist ve materyalist bilimin açıklama sahası ile örtüştüğü için, herkesçe aşina olunan birçok tartışma ortaya çıkmaktadır.

Ne olursa olsun, doğanın "doğal" olduğu ve "doğal bir şekilde" açıklanabileceği varsayımı da bugüne kadar işlevsel bir şekilde doğada olan biteni izah edebilmemizi sağlamıştır.

6. Doğadaki hiçbir şey bariz değildir.

Bu varsayım, bilimin deneyci doğasını (ampirizm) yansıtmaktadır. "Yıldırımlar sütün bozulmasının nedenidir." diyen birinin argümanını teste tutmaksızın doğru kabul edemeyiz. Hatta bilimsel olan tutum, yıldırımların sütü bozmadığını varsaymak ve sonrasında bu varsayımı çürütmeye çalışmaktır. Bilimde buna boş hipotez denmektedir. Bu konuda kapsamlı bir tartışmayı buradaki yazımızda bulabilirsiniz.

Sonuç

Bu varsayımların ne kadarı doğru? Gerçeğe bir bütün olarak ulaşmadan bunu cevaplamak mümkün mü? Bilim, gerçekten objektif mi? Bilim felsefesi, epistemoloji ve metafizik gibi alanlarda çalışan filozoflar bunlar gibi yüzlerce soruya yanıt aramaktadır. Örneğin bilimin nesnelliği (objektifliği) ile ilgili kapsamlı bir tartışmayı burada bulabilirsiniz. Benzer şekilde, bilimin veri karşısında fikir değiştirme pratiğinin onun güvenilirliği üzerindeki etkisine yönelik bir tartışmayı buradan okuyabilirsiniz.

Elbette ki bilimin bu varsayımların mutlak olmayışından doğan bazı sınırları vardır. Örneğin duyu organlarımız sınırlı özelliktedir. Benzer şekilde, zihinsel süreçlerimiz kusursuz bir şekilde çalışamamaktadır. Dolayısıyla varsayımların bazıları konusunda sorunlar oluşabilmektedir. Bu sorunları gidermek için, objektif olduğuna inandığımız ve duyu organlarımızdan daha başarılı olan teknolojik ölçüm aletleri icat ederiz. Bilgiye ve epistemolojiye yönelik kapsamlı bir tartışmayı burada bulabilirsiniz.

Benzer şekilde, Evren'e veya bir parçasına yönelik olası açıklamaların her birini değerlendirmeye alıp, seçme/eleme sürecinden geçirdiğimizi asla bilemeyiz. Elimizde bir dizi bilgi üretme yöntemi mevcut (bilim, felsefe, din, vs.); ancak bunlardan farklı sistemler geliştirip geliştiremeyeceğimizi şu anda bilemiyoruz. Dahası bunu geliştirseydik bile, Evren'e veya spesifik bir özelliğine yönelik dar kapsamlı bir açıklamanın tüm alternatiflerini değerlendirmeye alıp almadığımızı da asla bilemezdik.

Unutmamak gerekiyor ki bilim, gerçeklik için sadece bir modeldir; bir yakınsamadır. Bilimsel teorilerimiz, gerçekte olanı en tutarlı şekilde izah etmek için geliştirdiğimiz yakınsak izahlardır. Bunların zaman içinde gelişmesi ve güçlenmesinin nedeni, onları gerçeği daha da fazla yansıtacak şekilde, veri ve gözlem ışığında biçimlendirmemizdir.

Evren'in tümüne, bir bütün olarak bakmanın hiçbir yolunu bilmediğimiz için, mecburen parçalardan yola çıkarak bütüne dair bir kavrayışa erişmeye çalışmaktayız. Bu süreçte, hatalı varsayımlarımızı elemek için deneyler ve testler kullanmaktayız. Sonuçlarımızı ve o sonuçlara nasıl ulaştığımızı izah eden metodolojimizi, akranlarımıza ilan ederek onların da eleştirisine açık hale getiririz.

Bilim, kusursuz bir yöntem değildir. İdeal bir yöntem, gerçeğe dolambaçsız bir şekilde ulaşabilirdi ve ulaştığı sonuçta herkes, tartışmasız bir şekilde hemfikir olurdu. Ancak bunu yapabilen bir yöntem yok. Daha da kötüsü, gerçeğe ulaşmak (veya ulaşılan gerçek yakınsamasının genel geçer bir kitleye kabul ettirmek) konusunda bilimden daha tutarlı ve güçlü bir metodoloji geliştirebilen de olmadı.

Bu demek değildir ki bilimi bilgiye ulaşmanın yegane aracı olarak görmeliyiz. Elbette farklı açılardan düşünüp, edebiyat, felsefe, din, vb. alanlardan gelen argüman ve perspektifleri istek ve arzularımızdan olabildiğince arınmış şekilde değerlendirebilmeliyiz.

Ancak gerçekliğin belli bir parçasına yönelik belirsizlik olduğunda, birbiriyle yarışan açıklamalar arasından bilimsel olanı tercih etmek muhtemelen rasyonel olan olacaktır; çünkü tüm kusurlarına rağmen metodolojisi gereği gerçeğe en tarafsız olarak yaklaşabilen bilimdir.

Dahası, bilimsel açıklamaları nihai olarak görmüyor olsanız bile, bilimin söylediklerini temel aldıktan sonra hayat görüşünüzü bu temel üzerine inşa etmek, bilimi tamamen görmezden gelmeye nazaran çok daha tutarlı ve ayakları yere basan bir yaklaşım olacaktır.

Uzun lafın kısası, bilimden daha iyisine ulaşana kadar, ilerleyişimizdeki en büyük yol gösterici bilim gibi gözükmektedir. Bu, onu kutsal veya yüce bir amaç haline getirmek olarak değil, gerçeğe ulaşmak veya yaklaşmak konusunda ne kadar kıymetli bir araç olduğunun takdir edilmesi olarak görülmelidir.

Gerçeğe ulaşma çabalarımız sürecinde bilimi ve felsefeyi dürüst bir sorgulama perspektifinden ele almaktan geri durmamalı, bilimde olduğunu düşündüğümüz önyargıları arındırmaya çalışarak kendi önyargılarımızı bilime dikte etmeye çalışmadığımızdan emin olmalıyız.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Bilim Budur! 13
  • Tebrikler! 11
  • Muhteşem! 7
  • Umut Verici! 5
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 4
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • Üzücü! 3
  • Grrr... *@$# 2
  • İğrenç! 2
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 1
  • Korkutucu! 1
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/09/2020 09:07:11 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8122

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Savunma
Zihin
Lipit
Türleşme
Dağılım
Endokrin Sistemi
İhtiyoloji
Psikiyatri
Hafıza
Covıd-19
Köpekler
Mitler
Diş
Kalıtım
Yaşam
Moleküler Biyoloji Ve Genetik
Kadın
Abd
Tehlike
Gelişim
Bitki
Nöron
Ornitoloji
Bilim İnsanı
Fare
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Hayır, bilimimiz bir illüzyon değildir. İllüzyon olan, bize bilimin veremeyeceğini bir başka yerde bulabileceğimizi sanmaktır.”
Sigmund Freud
Geri Bildirim Gönder