Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Homeopati Nedir? Saf Su mu, Safsata mı?

Homeopatinin Gerçekten Ne Olduğunu ve Tarihini Bilseydiniz, Bu Yönteme Başvurmazdınız!

Homeopati Nedir? Saf Su mu, Safsata mı? CBS News
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Skeptoid isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bugün, özel olarak "yüklenmiş" su damlatılan küçük bir şeker tableti alıp alışılmadık bir şekilde hastalıklarımızı iyileştireceğiz. Çünkü bugünkü başlığımız, favorim olan birçok popüler alternatif tıp sisteminden biri: homeopati.

Homeopatinin geniş bir takipçi kitlesi var, ancak çoğu müşterisinin yöntemin ne olduğunu aslında anlamadığından şüpheleniyorum. Örneğin homeopati kullanıcısı olan, birbirinden farklı iki arkadaşımın bana yöntemi anlatmasını istedim. Tesadüfen ikisi de baş ağrılarını tedavi etmeye çalışıyorlardı. İki arkadaşım da homeopati hakkında aynı genel fikri paylaşıyordu: İkisi de yöntemin temelde bitkisel bir tedavi olduğunu ve aldıkları küçük hapların bir çeşit bitkisel özüt içerdiğini söylediler. Daha fazla yanılamazlardı. Homeopatinin gerçekte ne olduğunu bilselerdi, tedaviye devam edip etmeyeceklerini merak ediyorum.

Homeopati Nasıl Doğdu?

Samuel Hahnemann, Alman bir hekimdi. 1700’lerin sonlarında bütün tıbbi rahatsızlıklara dört temel bedensel sıvıdaki dengesizliğin yol açtığı düşünülmekteydi: kan, balgam, kara safra ve sarı safra. Geleneksel tıp; kan akıtma, müshil vererek bağırsakları boşaltma veya sülük kullanarak kan emdirme gibi uygulamalarla bu sıvıları dengelemeye çalışıyordu. Hahnemann bu uygulamaların çözdüğünden daha çok soruna neden olduğunu gözlemledi ve böylece dört sıvıyı dengelemek için daha iyi ve güvenli bir yol geliştirme çalışmalarına başladı. Dengesizliğe neden olduğu düşünülen zehir veya toksinden küçük bir doz verme şeklindeki bir çeşit “teşvik”le vücudun kendi sıvılarını dengeleyebileceği sonucuna vardı. Buna Benzerler Yasası adını koydu.

Hemen dikkati çeken sorun, zehir ve toksin vermenin hastayı öldürebileceğiydi. Bu nedenle su kullanarak içeriği büyük ölçekte seyreltecek bir sistem tasarladı. Hahnemann, daha çok seyreltmenin vücut sıvılarını daha fazla dengelediğini ileri sürdü ve buna Sonsuz Küçükler Yasası adını verdi. Seyreltileri 1030’da 1’e kadar çıkabiliyordu! Bu oran, bir kum taneciğinin Dünya’nın bütün çöllerindeki ve bütün kumsalları ve okyanuslarındaki kumlara oranından bir hayli büyüktür. Hahnemann teorisini 1807’de yayınladı, böylece homeopati doğmuş oldu.

Homeopati, "Alopati"ye Karşı!

Ve sonra Hahnemann çok ustaca, çok zekice, küçücük bir şey yaptı. Bir sözcük yarattı. Bulduğu sözcük alopati idi. Alopati, Hahnemann’ın kanıta dayalı tıp bilimlerinin tümü için kullandığı isimdi. Aynen öyle: Şimdiye kadar duyduğunuz tüm tıp bilim dallarının -dahiliye, onkoloji, nöroloji, kardiyoloji, psikiyatri, patoloji, hariciye (cerrahi), bulaşıcı hastalıklar, hematoloji, geriatri (yaşlılık bilimi), gastroenteroloji, oftalmoloji (göz bilimi), radyoloji, ortopedi, nefroloji (böbrek bilimi), üroloji, farmakoloji (eczacılık bilimi), acil tıp ve yoğun bakım dahil- bütün hepsi için, sadece "alopati" sözcüğünü kullanmayı seçti.

Alopati sadece bir sözcüktür, yani homeopatiden daha matah değildir. Birbirlerine denktirler. Bir tarafta 200 yıl önceki bir adamın derin derin daldığı düşünceler, diğer tarafta ise tıp biliminin o zamandan beri yüz binlerce araştırmacıya öğrettiği her şey var. Homeopatiye karşı alopati... Bu kadar çok şeyi sadece bir sözcükle bu kadar rahatça baştan savabilmek de güzel şey hani, kabul edelim.

Bu durum, masum hastalara A Kapısı veya B Kapısı diye iki seçenek sunmayı mümkün kılar. Seçenekler hakkında tek sözcüklük ismi dışında bir şey bilmeyen saf kurban, muhtemelen uygulayıcının önerdiğini seçecektir.

Homeopati "Gerçekten" Nedir?

Homeopati, birçok alternatif tıp sistemiyle çok önemli bir öğe paylaşır. Uzun bir süre önce, tek bir kişi tarafından, tıp hakkında yararlı veya doğru bir şeyin neredeyse bilinmediği bir zamanda geliştirilmiş olması; ve bu ilk ve artık eskimiş bakış açısıyla kesinlikle o zamanda donup kalmalıydı. İnsan vücudu hakkında öğrendiklerimiz arttığı halde diğer alternatif tıp sistemleri gibi homeopati de gelişmemiştir, zaten gelişemezdi, gelişmemelidir de. Yeni bilgilere uyum sağlasaydı o zaman adı homeopati olmaz, tamamen farklı bir şey (muhtemelen "tıp") olurdu.

Yeni bilgilere uyum sağlama ve bünyesinde bu bilgilere yer verme, çağdaş tıbbın esas gücüdür. İnsan vücudu hakkında yeni bir şey öğrendiğimizde, bir hastalığı tedavi etmenin daha iyi bir yolunu bulduğumuzda bunlara uyum sağlarız. Sonuçları yayınlar, doktorları yeni teknikler konusunda eğitiriz. Çağdaş tıbbın dayalı olduğu bilgi temeli her gün büyümektedir. Araştırmacıların ve doktorların ortak deneyimleri büyümektedir.

Fakat homeopatinin, diğer alternatif tıp sistemleri gibi, bilgi temeli 1807 yılında donup kalmıştır. Örneğin AIDS ilaçları sadece on yıl öncekilere göre şimdi çok daha iyidir, bundan on yıl sonra daha da iyi olacaktır (hatta AIDS’e çare bile bulunabilir!). Homeopatide ise AIDS, bilinmeyen bir hastalığın 1807’de tedavi edildiği yöntemin aynısıyla tedavi edilir: Bedensel sıvı dengesini sağlayacağı umut edilen bir bileşiğin muhtemelen birkaç molekülünü içeren küçük bir şişe suyla...

Günümüzde satılan homeopatik ürünlerin seyreltileri 6X’ten 30X’e kadar değişir. Bu, homeopatinin seyreltiyi ölçme sistemidir ve 6’da 1 veya 30’da 1 anlamına gelmez. X, Roma rakamı ile 10’u temsil eder. 6X seyrelti, 106'da bir veya milyonda bir demektir. 30X seyrelti, 1030'da bir veya 1'i izleyen 30 sıfır demektir. Hatta bazı ürünler, Roma rakamıyla 100 olan C ölçeğiyle satılır. 30C, 10030'dur. İnsanı sersemleten bu sayı, 1’i izleyen 60 sıfır demektir, bu da neredeyse galaksimizdeki atomların sayısına eşittir.

1807’de tıp alanına göre matematik ve kimya alanlarında daha çok şey biliniyordu ve olanaklı en yüksek geçerli seyreltinin var olduğu da kimyaca biliniyordu. Birkaç on yıl sonra, bu oranın Avogadro sabitiyle, yaklaşık 6 x 1023, ilişkili olduğu öğrenildi. Bu limitin ötesi -ki Hahnemann’ın çoğu seyreltisi limiti aşıyordu- artık seyrelti değildi; kimyasal olarak "saf su" sayılırdı.

Bunun üzerine Hahnemann geçici bir çözüm buldu. Çözelti yeterince çalkalanırsa suyun, özgün maddenin "spiritüel izini" muhafaza edeceğini ve o zaman da çözeltinin sınırsız seyreltilebileceğini düşündü. Hap şeklinde alınması tasarlanan ilaçlarda su, çoğunlukla şeker tabletlerine damlatılır. Yani günümüzde satılan homeopatik hapları aldığınızda aslında şeker, su veya alkol -ki daha iyi bir terim olmadığından, belli bazı maddelere “kanal yolu görme” görevi taşıdığı söylenir- alırsınız. Maddenin "kendisi", en düşük seyreltilerde birkaç milyonda bir molekül dışında, artık yoktur; kalmamıştır!

Tekrar Avogadro sayısına dönelim: 6 x 1023 atom, her kimya öğrencisinin iyi bildiği gibi, bir mol olarak adlandırılır. Bu sayı ne kadar büyüktür? Pekâlâ, 500 sayfa kâğıdınız olsaydı bu yaklaşık 6,5 cm yüksekliğinde bir yığın oluştururdu, yani kırtasiyeden aldığınız bir top kâğıt kadar. 6 x 1023 sayfa kâğıdınız olsaydı yığınınız Dünya’dan ta Güneş’e kadar uzanırdı. O kadarla da kalmazdı: O mesafeyi dört yüz milyon kere kat ederdi. Bir an için düşünün: Dünya’dan Güneş’e olan uzaklığın 400.000.000 katı kadar bir yığının içinde tek bir sayfa kâğıt. İşte tipik bir homeopatik seyrelti budur. Ne de etkili, değil mi!

Homeopati İşlevsizdir!

Bazı homeopatların yaptığı açıklama, homeopatinin aşı ile aynı şekilde çalıştığı yönündedir: Hastalığa neden olan maddeden küçük bir miktarın vücuda verilmesi... Hastalığa neden olacak kadar değil, ancak vücudun doğal savunmasını o hastalıkla mücadele etmeye teşvik edecek kadar...

Evet, aşının çalışma yöntemi gerçekten budur; fakat Hahnemann’ın tanımladığı homeopati yöntemiyle bunun hiçbir alakası yoktur. Aşı, önleyici antikorların üretimini tetikleyerek henüz vücutta bulunmayan bir hastalığı önlemek üzere yapılır; homeopati ise hâlihazırda vücutta olan bir hastalıkla mücadele etmek için uygulanır, o durumda antikorlar zaten üretiliyordur.

Aşı tarafından tetiklenen antikorların sayısı, kan dolaşımında ölçülebilir, ancak homeopatinin herhangi bir ölçülebilir reaksiyon üretmesi beklenmez, zaten üretmez de.

Aşı, hastalığa neden olan maddelerin tembel hâllerini vücuda verir, homeopatik madde ise hastalığa neden olan maddenin aynısıdır.

Son ve en bariz olarak da aşı, büyük ve ölçülebilir miktarda etkin içerik ihtiva eder, homeopatik ilaç ise ölçülebilir etkin içerik ihtiva etmez. Yani homeopatinin, aşının "spiritüel bir izi"nden ibaret ve tamamen işlevsiz olduğu söylenebilir.

Neden Homeopati Bu Kadar Popüler?

Öyleyse neden bu kadar insan homeopatinin işe yaradığını iddia etmekte ve ona çok inanmaktadır? Homeopati tekrar tekrar testlerden geçirilmiştir ve çoğu çalışma, etkilerini plasebo etkisiyle uyumlu bulduysa da, şaşırtıcı sayıda olan birçok çalışma da homeopatinin plasebodan daha üstün sonuçlar verdiğini göstermektedir. Ancak bu vakaların her birinde, çalışmadaki kanıt kalitesi hakkında şüpheler oluşmuştur. Ulusal Sağlık Enstitüleri şöyle açıklıyor:

Tasarım ve/veya raporlamada zayıflıklar, ölçüm yöntemlerinin seçimi, katılım sayısının azlığı ve sonuçların tekrarlanmasındaki güçlük gibi sorunlarla karşılaşılmıştır.

25 yıllık süredeki 107 kontrollü testin 1991’de British Medical Journal'da yayımlanan toplu analizi, homeopatların çok kullandıkları bir çalışmadır. Çalışmaların çoğu olumlu sonuçlar göstermiştir ve homeopatlar tam da bunu söyleyip, gerisine bakmazlar. Derginin nihai sonucunu halka duyurmazlar:

Şu anda klinik testlerin bulguları olumludur ancak kesin sonuçlar çıkarmaya yeterli değildir; çünkü çoğu testin yöntemsel kalitesi düşüktür ve yayın yanlılığının rolü netleşmemiştir.

“Yayın yanlılığı” teriminin çevirisi, olumlu sonuçları veren çalışmaların homeopati endüstrisince yürütülmüş ve/veya yayınlanmış olmasıdır. British Medical Journal şöyle devam eder:

Bu göstermiştir ki homeopatinin daha fazla değerlendirilmesi için ortada meşru bir durum vardır; fakat sadece iyi uygulanan testler aracılığıyla...

Oldu, size iyi şanslar... Birleşik Krallık Homeopatlar Derneği “tesadüfi kontrollü testin homeopatiyi test etmekte uygun araştırma aracı olmadığının kesinkes tespit edildiğini” belirtmiştir. Diğer bir deyişle homeopati kendi kendine Kodesten Hemen Kurtul kartı vermiştir. Testler, homeopatiyi test etmek için yeterli değildir. Klinik bir test uygulayıp homeopatinin plasebodan hiç de etkili olmadığını bulursanız başarısızlığın nedeni homeopatinin test edilmemesi gerektiğidir. Bilimsel incelemeden muaf olma iddiası, kocaman bir isyan bayrağı gibi dikkat çekmelidir. Etkisinin test yoluyla tespit edilemeyeceğini belirterek iddiasını savunduğunu duyduğunuz birinden şüphelenin.

Sonuç

Homeopatinin iyi yönü, ölçülebilir etkin hiçbir içeriği olmadığından, hiç kimseye zarar vermemesidir. Baş ağrısı veya yorgunluk gibi hayati tehlikesi olmayan rahatsızlıkların tedavisinde zararı yoktur. Ciddi bir hastalık söz konusu olduğunda uygulayıcı veya dükkân sahibi gerçek tıp tedavisinin yerine homeopatiyi önerirse çok büyük zararı olur.

İhtiyatlı olun ve ailenizin, arkadaşlarınızın ve kendinizin sağlığını koruyun.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 6
  • Bilim Budur! 6
  • Muhteşem! 3
  • Umut Verici! 3
  • İnanılmaz 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Korkutucu! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Skeptoid | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 29/10/2020 12:07:34 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1429

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Bilim İnsanı
Uterus
Habercilik
Su Ayısı
Sars Virüsü
Müzik
Yaşlılık
Robot
Bakteri
Biliş
Maskeler
Mars
Korku
Atom
Diyet
Zihin
Kalp
Mers
Evrimsel Süreç
Savunma
Kedi
Gezegen
Oyun Teorisi
Bilim Felsefesi
Müfredat
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Aslen mühendis olacaktım. Ancak pratik gündelik yaşamı, sırf açgözlü bir maddi kazanç amacıyla daha da geliştirmek için yaratıcı zekamı harcama düşüncesi bana katlanılamaz geldi.”
Albert Einstein
Geri Bildirim Gönder