Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ardil Yıldırım
6 gün önce
İnsan için en zorlayıcı duygulardan biri de "ayrılık" hissiyatıdır.
İnsan tam bir "x" amacına bağlanmışken ondan kopukluk yaşaması "x" amacının ona olan bağlılığı esasında çok zorlayıcı olabiliyor.
İnsan unutmuyor ve hatırlıyor!

49 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 16 Eylül 2011 10 dk.

Günümüzde halen evrimin bilim insanları tarafından "şüpheyle yaklaşılan" ve "kabul edilmemiş", sadece bir "teori" olan, dolayısıyla "ispatlanamamış" bir "düşünce" olduğuna dair söylentiler halk arasında dolaşıyor, dolaştırılıyor. Bu işteki ilk tuhaf taraf, biyoloji ve ilgili dallarda çalışmalar yapan tüm bilim insanlarının %95'inden fazlası (kimi kaynağa göre %99 civarı) evrimi kabul etmektedir (buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan ve benzerlerinden bilgi alabilirsiniz). Diğer gülünç taraf, bir doğa yasasını, bir bilim insanının bilimsel bir temelde reddedebileceğini iddia etmekten kaynaklanıyor. Tabii şu anda bilimin içinde olmayan toplumlarda evrimin neden yasa olduğu bilinmediği, Evrim Teorisi'nin ne olduğunun anlaşılmadığı ve "evrim" ile "Evrim Teorisi"nin birbirinden farklı şeyler olduğu algılanamadığı için, bu tür sanrılar da kısmen anlayışla karşılanabilmektedir. Ancak sözü edilen bu konularda bir miktar bilgi edinen kişiler, evrimin bilimsel düzlemde reddedilebilir bir kavram olmadığını kolayca göreceklerdir. Yani birilerinin evrimi reddetmesi, kütleçekimini reddetmesi kadar absürttür. İkisi de benzer şekillerde gözlenmiş, test edilmiş, algılanmıştır. İki konuyla ilgili de teoriler bulunmaktadır; ancak bir doğa yasası ile, o yasaya yönelik bilimsel teori birbirine karıştırılmamalıdır. Evrimin doğada gerçekleştiği tartışılabilir bir konu değildir. Tıpkı bıraktığımız topların yere düşüp düşmediği gibi... Ancak bu yasaların neden ve nasıl işlediği elbette tartışılabilir; zaten gözlem ile bilim arasındaki fark da buradadır diyebiliriz. Herkes gözlem yapar; ancak sadece "neden" ve "nasıl" diye sorabilenler bilim üretebilirler. Teoriler de, bu sorulara aranan cevaplardan doğarlar. Tüm bunları öğrenmek için, 3 yazıdan oluşan Bilimsel Yöntem yazı dizimiz okunabilir.

Bu makalemizde ise halk arasında evrimle ilgili yanlış anlaşılmalardan ziyade, bilim düşmanlarının kendilerini haklı çıkarmak için bilimsel cemiyeti de sahtekar bir şekilde yanlarına çekme çabalarına değinmek istiyoruz. Halk üzerinde, sanki evrim bilim camiasında kabul edilmiyormuş, büyük bir ret varmış, bilim insanları evrimi umursamıyormuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu elbette saçmalıktır. Ancak kimi zaman, bu tür iddiaların saçmalıklarını görmek için, çarpıcı verilerden söz etmek faydalı olmaktadır. Biz de burada, tüm Dünya'daki bilim insanlarını çatısı altında toplayan bir bildiriyi ve bu bildiriye imza atan kurumları inceleyeceğiz.

124
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

İnceleme
Alperen Karaçor
İnceleyen 6 gün önce
1984 ,Okyanusya adlı totaliter bir rejimde geçer.
Gözetimin, doğruyu manipüle etmenin ve bireysel özgürlüğü kısıtlanması kitabın ana temasıdır.
George Orwell bu kitabı yazarken "Gelecek böyle olacak." değil "Böyle gidersek bu şekilde olabilir." demek istemiştir.
Kitapta Büyük Birader adlı bir İktidar Sembolu vardır, gerçek bir kişi mi yoksa propaganda yüzü mü olduğu bile belirsizdir.
Onun dışında aynı anda iki çelişkili düşünceyi doğru kabul edebilme yetisinin olduğu , dilin düşünmeyi azaltmak için bilinçli olarak kısıtlandığı ve düşünmenin bile suç kabul edildiği bir dünyadır burası.
Kitap
9.6/10
(453 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Özge Çolak
Özge Çolak
20.3K UP
3 gün önce
Zihnimiz milyonlarca yıllık evrimsel sürecin ürünüdür ancak modern dünyanın karmaşıklığı bazen bu eski donanımı zorlayabilir. Terapiyi sadece iyileşme değil bilişsel mekanizmaları tanıma rehberi olarak görmek mümkün. Nöroplastisite sayesinde beynimizdeki bağlantıları şekillendirip otomatik tepki kalıplarımızı fark ederek daha sağlıklı bir yaşam kurgulayabiliriz.
22 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 24 Aralık 2021
21 Aralık’ta teleskoptan çekilen bu üç derecelik geniş görüş alanında, Namibya semalarında bir kuyruklu yıldızın kuyruğu görülüyor. Sadece birkaç gün önce aniden parlaklığı artan ve çıplak gözle görünebilmeye başlayan Leonard kuyruklu yıldızı (C/2021 A1) bu yılın en parlak kuyruklu yıldızı oldu. Dürbün ise, gün batımından sonra batı ufkuna yakın konumdaki dağınık kuruklu yıldızın fark edilmesini kolaylaştırır. Keskin görseldeki ayrıntılar, kuyruklu yıldızın komasını yeşilimsi renkte gösteriyor. Kuyruklu yıldızın, Güneş rüzgarındaki manyetik alanlarla etkileşim halinde olan iyon kuyruğu görülüyor. 12 Aralık’ta Dünya‘ya ve 18 Aralık’ta Venüs‘e en yakın geçişini yapan Leonard Kuyruklu Yıldızı, 3 Ocak’ta gerçekleşecek olan Güneş’e en yakın yaklaşımı olan günberiye doğru ilerliyor. Aralık ayının sonlarında, akşamları gökyüzünde güzel görünen Leonard, 2021 yılının Noel Kuyruklu Yıldızı olarak bilinir hale geldi.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 4 dk.

3D yazıcı, bilgisayar ortamında oluşturulan tasarım dosyalarını alıp elle tutulur gerçek nesnelere çeviren bir tür makinedir. Çok çeşitli tipleri bulunsa da günümüzde en yaygın olarak kullanılanı Fused Deposition Modeling (FDM) tipi yazıcıdır. Bu tür yazıcılar basit bir şekilde, verilen plastik materyali alır ve sıcak bir uçta eriterek arzu ettiğiniz nesneyi katman katman yazarak bir bütün haline getirir. Bu yazıda yazıcılardan bahsederken FDM tipi olanları kast ediyor olacağız.

Öncelikle yapılması gereken, elde bir tasarım dosyasının bulunmasıdır. Bunu SolidWorks gibi CAD programları kullanarak kendiniz tasarlayabileceğiniz gibi, 3D tarayıcı kullanarak bir nesneyi taratarak da elde edebilirsiniz. Yani ya gerçek bir nesneyi taratmanız ya da sanal bir nesneyi kendiniz bilgisayarda oluşturmalısınız. Buna bir diğer alternatif ise başkalarının yaptığı tasarımları ilgili platformlarda (GrabCad, Thingiverse gibi) aratarak indirmektir. Özetle, elinizde bir tasarım dosyası bulunmalıdır. Dosyanın formatı ise STLolmalıdır.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Kuzey Kılıç
Kuzey Kılıç
18.8K UP
Yazar 22 Ekim 2019 5 dk.

Wolfgang Amadeus Mozart, yalnızca 35 yıl süren kısacık ömrüne 626 eser sığdırmayı başarmıştı. Elizabeth Aschiem, röntgen ışınları üzerinde çalışma yaparken kansere yakalanmıştı. 411 yıl önce bugünlerde dünyaya gelen Evangelista Torricelli ise hem günlük hayatta çok yararlandığımız ama etkisinden bihaber olduğumuz bir icadın sahibi hem de 39 yıllık ömrüne değerli fikirler sığdıran birisidir. 

Tarih 15 Ekim 1608... Papalık Devleti’ne bağlı olan Faenza’da, Rönesans’ın etkileri devam ediyor. Reform ise uzakta, duvarların ardında bekliyor. Kentin “fayans” ve “majolika” adını verdiği sırlanmış resimler ve süslerle çevrili Özgürlük Meydanı’nda güneşli bir gün. Meydan çevresindeki evlerden birinde bir hareketlilik var; zira Gaspare ve Caterina Torricelli çifti erkek çocuklarının dünyaya gelişini kutluyor. Tabii anne ev hanımı baba ise tekstil işçisi; ailenin durumu o dönemin genelinde olduğu gibi berbat.

57
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🧠 Sinir hücreleri (nöronlar), elektriksel ve kimyasal sinyallerle iletişim kuran karmaşık yapılar olarak bilinir. Son yıllarda geliştirilen “kemogenetik” yaklaşımlar, bu hücrelerin davranışlarını genetik olarak belirlenmiş kimyasal anahtarlarla kontrol etmeyi amaçlayan deneysel yöntemleri ifade ediyor.

🔬 Kemogenetikte belirli moleküller nöronlara duyarlı hâle getirilir, bu da araştırmacıların kimyasal bir bileşiğe yanıt veren nöron alt kümelerini seçici olarak aktive etmelerini ya da baskılamalarını mümkün kılabilir. Bu yöntem, nöronların devre düzeyindeki işlevlerini daha hassas şekilde çözümlemek için kullanılan güçlü bir araç olarak değerlendiriliyor.

🧪 Örneğin bazı çalışmalar, kemogenetik anahtarların belirli nöron gruplarını hedefleyerek davranışsal tepkileri değiştirebildiğini gösteriyor. Bu tür yaklaşımlar, beynin hangi parçalarının belirli işlevlerden sorumlu olduğunu ortaya koymada optogenetik gibi tekniklere alternatif ya da tamamlayıcı rol oynayabilir.

🧬 Ayrıca kemogenetik yöntemler, sinir sistemindeki bozuklukları ve hastalık süreçlerini anlamak, potansiyel tedavi stratejileri geliştirmek gibi uygulama alanlarında da bir araç olarak değerlendiriliyor. Ancak bu alan hâlâ yeni ve deneysel kabul ediliyor; etik ve teknik sınırlamalar da hâlen tartışma konusu.

Yazar: Zişan Işık
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Mart 2014 13 dk.

Evrimden söz ederken aklımızda bulundurmamız gereken en önemli şey, bireylerin değil popülasyonların evrimleştiği gerçeğidir. Dolayısıyla evrimsel bir analizin ilk adımı, popülasyonları anlamak ve analiz etmekten geçer. İşte bu yazımızda, popülasyonları anlamak adına ufak bazı adımlar atacağız. Umuyoruz ki faydalı olacaktır.

İlk olarak bazı soru işaretlerini giderip, bazı gerçeklerden bahsedelim: hiçbir türün tekil birey evrimleşmez. Yani siz ya da ben asla evrimleşmeyeceğiz. Biz neysek, oyuz. Ömrümüz boyunca değiştik ve değişiyoruz, değişeceğiz de... Ancak bunların hiçbiri evrimsel değişimler değildir. Bunlar, ömrümüz içerisinde geçirdiğimiz gelişimsel değişimlerdir. Bu değişimlerin doğrudan evrimsel bir anlamı yoktur. Elbette dolaylı yoldan evrimsel gidişatı etkileyebilir; örneğin kas yapıyor olmanız, vahşi doğada hayatta kalma şansınızı kısmen arttırabilirdi. Ancak bu kaslı yapınız, evrimsel bir anlam taşımaz; çünkü neredeyse hiç kalıtsal değildir (epigenetik faktörleri şimdilik göz ardı ediyoruz). Dolayısıyla sizin kaslı olmanız, yavrularınızın da kaslı olacağı anlamına gelmez. İşte bireyin ömrü içerisinde geçici olarak edindiği bu değişimlere modifikasyon, bu modifikasyonların toplamında meydana gelen değişime ise gelişim denir. Modifikasyon, genellikle sonradan kazanılan ve geçici olan özellikler için kullanılır: kas yapma bir örnektir, diğer tipik örneği ise ten renginin güneş altında bronzlaşmasıdır. Bunlar, bu değişimlere neden olan faktörler ortadan kalkarsa zaman içerisinde yok olurlar: eğer ki güneş altında durmazsanız, teniniz eski rengine dönecektir. Kas yapmayı bırakırsanız, kaslarınız eski haline dönecektir. Ancak gelişimsel her değişim geri dönmez: ömrünüz boyunca boyunuz uzar, bilgileriniz artar, dişleriniz değişir, vs. Bunların hiçbiri zaman içerisinde geri dönmez. Fakat yine de bu değişimler evrimsel anlam ifade etmez, çünkü bu değişimler kalıtsal değildirler.

88
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Moderatör Uyarısı
Yetersiz Kaynak 1 moderatör tarafından eklendi
İçeriğe yönelik akademik veya güvenilir kaynaklar sunulmamıştır.
0
Söz
Miray Eyüpoğlu
Miray Eyüpoğlu
57.5K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 Haziran 2023
Bilim gerçeği bilmektir.
Kaynak: Şehit İlhan Varank Fen Lisesi (Kaynak Bağlantısı)
21
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Işın Altınkaya
Yazar 17 Mayıs 2017 9 dk.

Bizden en çok talep edilen konu, belgesel tavsiyesinde bulunmamız. Ne yazık ki evrimi anlamak için izlemeniz gereken belgesellerin birçoğunun Türkçesi bulunmuyor.

Ama yine de "yaşayan" bir liste oluşturmanın ve zamanla güncellemenin faydalı olacağı kanısındayız. Bu listede iki alt başlık olarak hem İngilizce, hem Türkçe belgeseller yer alıyor. Türkçe belgeselleri ise dublajlı olanlar ve altyazısı mevcut olanlar olarak ikiye ayırdık. 

219
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Deha Kaykı
Deha Kaykı
199.4K UP
Blog Yazarı 4 dk.

O meşhur T.Rex kükremesini duymuşsunuzdur değil mi? Nerdeyse tüm popüler kültür kaynaklarında T.Rex başta olmak üzere pek çok etoburun ihtişamlı bir kükreyişi vardır. Buna bağlı olarak bugün günlük hayattaki pek çok kişinin de kafasına dinozorların genel olarak kükrediği fikri yerleşmiştir. Dinozor kelimesi akıllara geldiğinde o meşhur kükreme sesi ile aklımızda canlanmaktadır. Aslında yapılan çalışmalar, durumun pek de öyle olmadığını gösterdi. Hatta dinozorların kükreyemediğini bile söyleyebiliriz.

Dinozorların kükreyememesi pek çok kişi tarafından oldukça garip karşılanacaktır. Devamında ise şu soru akıllara gelecektir. Peki, bu canlılar nasıl sesler çıkarıyordu? Bu sorunun cevabı için Teksas Ünivetsitesinin bir grup araştırmacısı tarafından dinozorların sesleri üzerine bir araştırma yapıldı. Araştırmada materyal olarak günümüzde yaşayan dinozorlar olan kuşları ve onların en yakın akrabaları olarak düşünülen "crocodilianları" kullandılar. Crocodilianlar incelendiğinde tıslama ve homurtular dışında pek de ses çıkarmadıkları görülmüştür. Ancak evrimsel süreçte yaklaşık olarak bundan 250 milyon yıl kadar önce dinozorlardan ayrıldılar. Bu sebeple araştırmacılar, dinozorların direkt olarak kendileri olan kuşlara bakmaya karar verdiler. 66 - 68 milyon yıl önce Antarktika'da Vegavis iaai isimli antik bir kuş bulundu. 2013 yılına geldiğimizde Teksas Üniversitesinden Dr. Clarke, fosili yeninden analiz etti ve bu canlıda kuşlarda ötüşü sağladığı bilinen syrinx isimli yapının bulunduğuna dair kanıtlara rastladı. Syrinx yapısı, Avian dinozorlara bugünkü modern kuşlarda duyduğumuz biçimde ötüşler kazandırdı. Avian dinozorlarda syrinxi görebiliyoruz. Peki, bu durum non avian (kuş olmayan) dinozorlarda nasıldı? Non avian dinozorlarda syrinx yapısına henüz rastlamış durumda değiliz. Bu yüzden onların, mevcut ötücü kuşlar kadar çeşitli yapıda sesler çıkarmadıkları düşünülüyor. Kuşlar, ağzı açık ve yüksek perdeli melodisel ötümler yapmaktadır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, dinozorlar ise ağzı açık kükremeler yerine, ağzı kapalı seslendirmeler yaptılar. Hayvanlar ağzı kapalı sesleri yemek borularını ya da trakeal keselerini (nefes borularındaki keseleri) şişirerek çıkarır. Bu sesler, düşük perdelidir; ıslık sesi veya hırıltı ile karıştırılabilir. Günümüzdeki modern timsahların hırıltıları bu seslere örnek olarak verilebilir. Bu yönleriyle non avian dinozorların sesleri kuşlardan ayrılmaktadır. Sonuç olarak birçok dinozorun ağzı açık kükremeler yapamadıklarını bunun yerine ağzı kapalı homurtu ve tıslama benzeri sesler çıkardıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

21
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.5K UP
İnceleyen 19 Ağustos 2024
Bu filmi henüz izlemedim ancak kitabını okudum. Açıkçası filme karşı biraz ön yargılıydım. Yazar, kitapta duyguları çok güzel anlatmış ancak filmde bu şekilde olacağını düşünmüyorum. Fragmandan gördüğüm kadarıyla oyuncular biraz soğuk kalmış. Ayrıca ben oyuncuların kitaptaki karakterlerle eşleştiğini düşünmüyorum fizikken. Benim kitabı okurken aklımda canlanan karakterlerle alakası yok.
Filmi izlemediğim için kitapla eşleşiyor ya da eşleşmiyor konusunda daha fazla bir şey söyleyemiyorum. Ön yargılarımı rağmen filmi izlemek istiyorum çünkü kitap gerçekten beni çok mutlu etmişti. Kitabından çok etkilenip defalarca kez dönüp okudum.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 2 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Stresi Azalt: Sınav ve Performans Stresi Çeken Gençler İçin

Hayat bazen fazla hızlı, fazla gürültülü… Peki ya sen? Sınavlar, arkadaşlıklar, sosyal medya, flörtler, aile baskısı… Genç olmak kolay değil. Kaygılı, tükenmiş, gergin mi hissediyorsun? Yalnız değilsin. Ve evet, çözüm mümkün! Stresi Azalt, gençler için yazılmış bir stresle başa çıkma rehberi. Ünlü psikolog Dr. Michael A. Tompkins, seni strese sokan olayları tanımayı, bedenini ve zihnini sakinleştirebilmeyi ve zorluklarla sağlıklı yollarla baş etmeyi adım adım
öğretiyor.

• Gerçek hikâyeleri okuyarak yalnız olmadığını göreceksin
• İçsel ve dışsal başa çıkma becerilerini keşfedeceksin
• Zaman yönetimi, nefes egzersizleri, düşünce yönetimi gibi pratik teknikleri uygulayacaksın
• Sosyal medya, sınavlar, flört, aile sorunları… Hepsine özel çözümler geliştireceksin.

Bu kitap sana sadece “daha az stres” değil, daha güçlü bir benlik, daha sağlam ilişkiler ve daha huzurlu bir yaşam sunuyor.

Hadi, derin bir nefes al. Şimdi başlıyoruz.

Devamını Göster
₺280.00
Stresi Azalt: Sınav ve Performans Stresi Çeken Gençler İçin
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close