Işığın Güneş'ten sonraki en yakın yıldız olan Proxima Centauri'ye ulaşması 4 yıl, en yakın büyük galaksi Andromeda'ya ulaşması ise 2,5 milyon yıl sürüyor. Bu yüzden uzak mesafelere makul sürelerde ulaşmamızın imkansız olduğu ve insanlığın Güneş Sistemi'nden asla çıkamayacağı sıkça söylense de, bu iddia neredeyse tamamen hatalı.
Albert Einstein'ın 1905 yılında ortaya koyduğu Özel Görelilik Teorisi'ne göre, bir cisim hızlandıkça zaman kendi açısından yavaşlıyor ve hareket yönündeki bütün mesafeler kısalıyor. Yani 2,5 milyon ışık yılı, sadece Dünya'daki durgun bir gözlemcinin ölçtüğü mesafe. Işık hızına yeterince yaklaşıldığında bu uzaklık yolcular için 58 dakikaya, 16 milyar ışık yılı ötedeki kozmolojik olay ufku ise sadece 266 güne iniyor. İşin içine evrenin genişlemesi ile Dünya'daki yer çekimi ivmesinin 1,5 katıyla hızlanıp yavaşlama süreci katıldığında bile, erişilebilir evrenin sınırına yolculuk bir insan ömrü içinde kalarak 34 yıl sürüyor.
Ancak teorik olarak mümkün olan bu yolculuğun önünde ciddi pratik engeller var. Öncelikle bir uzay aracını yakıt yakarak bu hızlara çıkarmanın bir yolunu henüz bilmiyoruz. Üstelik ışık hızına yakın hızlarda uzay boşluğundaki 10 mikronluk tek bir toz zerresiyle çarpışmak bile Hiroşima'ya atılan atom bombasından 50 tanesinin aynı anda patlaması kadar enerji saçıyor; Büyük Patlama'dan kalan kozmik mikrodalga artalan ışıması ise geminin burnunda olağanüstü bir radyasyon ve ısı yükü yaratıyor.
Evrenin istediğimiz her yerine nasıl ulaşabileceğimizi ve bu yolculuğun önündeki engelleri yeni videomuzda anlatıyoruz. 🚀
https://www.youtube.com/watch?v=sgDe-ruggGE
3 görüntülenme