Çocuklar tarihte hiç olmadığı kadar uzun süre okulda kalıyor, ama OECD ülkelerinde 15 yaşındakilerin başarısı PISA tarihinin en düşük seviyesinde. Okulda geçen zaman artarken öğrenme neden geriliyor?
20. yüzyılda eğitimdeki ilerlemeyi ölçmek kolaydı: Kaç çocuk okula gidiyor, kaç yıl kalıyor, kaç diploma alıyor? Eğitimin kitlelere yayıldığı bir dönemde bu mantıklıydı. Bugün okula erişim neredeyse evrensel, asıl mesele okulda gerçekten ne öğrenildiği. Ekonomistler Claude Diebolt ve Nadir Altınok da tam olarak bunu ölçmeye çalışıyor: okulda geçen süreyi değil, fiilen kazanılan beceriyi.
PISA 2025 sonuçlarına göre 2015'ten bu yana OECD ortalaması matematikte 22, okumada 28 puan düştü. Üç alanın üçünde de düşük başarı gösteren gençlerin oranı 2022'de %16 iken şimdi %20. Araştırmacıların uzun vadeli verileri ise ülkelerin 1990'a kadar birbirine yaklaştığını, sonra yollarının ayrıldığını ve 2000'den beri öğrenme kalitesini istikrarlı biçimde artırabilen ülkelerin çok az olduğunu gösteriyor.
Sorun sadece para da değil. PISA bulgularına göre kaynakların nasıl dağıtıldığı, öğrenci başına harcanan miktardan daha belirleyici. Bedeli de büyük olabilir: Fransa için yapılan simülasyonlar, 1970'lerin sonundan beri eğitim eşitsizliğini azaltan politikalar uygulansaydı ekonominin yılda yaklaşık %0,5 daha hızlı büyüyebileceğini öne sürüyor.
Yapay zeka saniyeler içinde özet sunarken bu becerilerin önemsizleştiğini düşünmek kolay. Oysa gerileyen okuma becerisi, tam da bilgiyi tartmak ve kaynakları kıyaslamak demek. Tablo tamamen karanlık değil; Türkiye ve Birleşik Krallık fen bilimlerinde ilerledi. Asıl soru, okulda geçen zamanın gerçekten öğrenmeye dönüşüp dönüşmediği.
✏️ Çeviren: Ece Çetin · Editör: Damla Şahin Uçar
2 görüntülenme