On beş yıl önce bir kediye sosyal medya hesabı açmak tuhaf karşılanırken, bugün kediler bebek arabalarında geziyor, özel diyetlerle besleniyor, sağlık sigortasıyla korunuyor ve davranış uzmanlarına götürülüyor. Tarım yerleşimlerindeki kemirgenler için yanımıza yerleşen bu avcılar nasıl evin çocuğuna dönüştü?
Evcilleştirme sonu olan bir süreç değil. 2020'de Glasgow Üniversitesinden Kevin Parsons ve ekibi, Londra'daki kızıl tilkilerin kırsaldakilere göre daha kısa, geniş burunlara ve beyni saran yuvarlak yapı olan daha küçük beyin kutularına sahip olduğunu buldu. İnsandan az korkan şehir tilkileri avantaj sağlamış olabilir. 2022'de Dublin'de de insanlardan yemek bekleyen cesur dişi alageyiklerin daha iri yavrular doğurduğu görüldü.
Köpekler gibi görev için seçilerek üretilmeyen kediler ise kendi kendini evcilleştirdi ve çevreye göre esneyebiliyor. Besin kıtken yalnız yaşayıp bölgelerini savunuyor, besinin bol olduğu insan çevresinde ise birbirlerine katlanıp sosyal gruplar kuruyorlar. İki ila yedi haftalık kritik dönemde insanla olumlu temas kuran yavrular da dost canlısı yetişkinlere dönüşüyor. Yani kediler uzun süredir var olan kapasitelerini açığa çıkarıyor olabilir.
Bu kapasiteyi görünür kılan ise değişen yaşam tarzımız. 1950'de kadın başına neredeyse beş çocuk düşerken bugün bu sayı ikinin biraz üzerinde; insanlar ebeveynliği erteliyor ve daha uzun süre yalnız yaşıyor. 2023'te Finlandiya'da 857 hayvan sahibiyle yapılan ankette çocuksuzların kendilerinden anne veya baba diye söz etme ve hayvanlarıyla güçlü bağ kurma eğilimi daha yüksek çıktı. Uysal Ragdoll ırkına ilgi de bununla örtüşüyor. İnsanla yaşamak kedileri değiştirmeye devam edebilir, fakat veriler asıl dönüşümün onlara yüklediğimiz anlamda yaşandığını gösteriyor. 😊
✏️ Çeviren: Alev Kıratlı · Editör: Damla Şahin Uçar
2 görüntülenme