Thor Hanson’un Yanı Başımızdaki Doğa adlı kitabı, doğayı yalnızca uzak coğrafyalarda, el değmemiş ormanlarda ya da belgesellerde aranan bir olgu olmaktan çıkararak, insanın gündelik yaşamının tam ortasına yerleştiren incelikli bir doğa anlatısıdır. Hanson, bu eserinde doğayı “keşfedilecek” bir alan değil, zaten içinde yaşadığımız bir ilişki ağı olarak ele alır. Kitabın temel iddiası, doğanın kaybolmadığı; aksine bizim onu görme ve duyma yetimizi büyük ölçüde yitirdiğimizdir.
Hanson, anlatısını büyük ekolojik felaketlerden ya da dramatik çevre söylemlerinden çok, küçük ama anlamlı gözlemler üzerine kurar. Bir kuşun uçuş biçimi, bir böceğin gündelik ritmi ya da bir ağacın mevsimlere verdiği tepkiler, kitabın sayfalarında bilimsel bilgiyle edebi bir duyarlılığın birleştiği sahnelere dönüşür. Bu yaklaşım, doğayı romantize etmeden, ama onu sıradanlaştırmadan anlatma başarısını getirir. Doğa, burada ne yüceltilmiş bir mit ne de yalnızca korunması gereken bir kaynak olarak görünür; yaşanan, paylaşılan ve sürekli dönüşen bir varlık alanıdır.
Yanı Başımızdaki Doğa, modern insanın doğayla ilişkisini sorgularken özellikle dikkat kavramı üzerinde durur. Hanson’a göre doğayla bağımızı koparan asıl unsur mesafe değil, dikkatsizliktir. Beton, asfalt ya da kent yaşamı doğayı tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca onu görmemizi zorlaştırır. Bu nedenle kitap, okuru doğaya doğru uzun yolculuklara değil, pencere kenarına, apartman bahçesine ya da yürüdüğü sokağa bakmaya çağırır.
Kitabın bilimsel yönü, Hanson’un bir biyolog olarak sahip olduğu derin bilgi birikiminden beslenir; ancak bu bilgi didaktik bir dille sunulmaz. Bilim, anlatının arkasında duran sessiz bir zemin gibidir. Okur, öğrenirken farkında olmadan düşünmeye başlar. Bu yönüyle eser, doğa yazını ile popüler bilimi ustalıkla birleştirir.
Yanı Başımızdaki Doğa aynı zamanda dolaylı bir modern yaşam eleştirisi sunar. Sürekli hız, üretkenlik ve verimlilik üzerine kurulu bir dünyada, doğanın ritmiyle bağ kurmak giderek zorlaşmıştır. Hanson, bu kopuşun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda insani bir kayıp olduğunu ima eder. Doğadan uzaklaşmak, insanın kendi bedeninden, zaman duygusundan ve sınırlarından da uzaklaşması anlamına gelir.
Sonuç olarak Yanı Başımızdaki Doğa, doğayı yeniden sevdirmekten çok, onu yeniden fark ettirmeyi amaçlayan bir kitaptır. Thor Hanson, okuru doğaya hayranlık duyan bir izleyici olmaktan çıkarıp, onunla aynı mekânı ve zamanı paylaşan bir tanığa dönüştürür. Bu kitap, doğanın hâlâ yanı başımızda olduğunu; asıl mesafenin bakışlarımızda olduğunu hatırlatan sakin, düşünceli ve kalıcı bir anlatıdır.