Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: Kendimi Fransızca'da nasıl geliştirebilirim (lütfen açıklamayı okuyun)? Hemen cevapla!
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Betül Parlak
Seslendiren 4 gün önce 4:49
Bir bal arısı sizi soktuğu zaman neler olduğunu birçoğumuz bilecektir. Öncelikle iğnenin acısı, sonrasında ise neden olduğu tepkimelerden ötürü sokulan...
2
EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 4 hafta önce İzmir₺20.500,0021 Ağustos
Ege Felsefe Turu
21 Ağustos 2026 08:00 tarihinden 23 Ağustos 2026 19:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Bilim Turlarına devam ediyor! 

Antik dünyanın felsefesini takip edip aynı zamanda deniz ve güneş ile dinleneceğimiz bilim ve keşif dolu gezimize tüm bilimseverleri bekliyoruz! 

Antik dünyanın felsefe başkenti Miletos ve Priene gibi kentleri görüp, Roma döneminin metropolisi olan Ephesos antik kentini gezeceği. 

Rehberlerimiz Babür Erdem ve Timuçin Alp Aslan'ın anlatımları ile Ege coğrafyasını derinlemesine keşfedeceğiz. 

Dilek Yarımadası gibi doğal koruma alanlarında mitoloji, biyoloji ve doğanın nasıl bilimsel düşünceye evrildiğini beraber deneyimleyeceğiz! 

Devamını Göster
3
0 Yorum
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cansu Aktaş
Cansu Aktaş
56.5K UP
Çeviren 3 saat önce 2 dk.

İnsan sağlığını, çevresel sürdürülebilirliği ve uygun fiyatlılığı ölçen bilimsel bir puanlama sistemine göre, tofu proteinin prensi ilan edildi.

Cambridge Üniversitesinde davranış bilimci ve Daha İyi Protein Enstitüsünün (İng: "Better Protein Institute") yöneticisi olan Dr. Chris MacDonald, 20 yüksek proteinli ürünü gezegenimize ve insanlara olan etkilerini göz önünde bulundurarak sıraladı.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Esra Polat
Esra Polat
56.5K UP
Çeviren 5 gün önce 2 dk.

Cilt görünümünün yaş, sağlık ve çekicilik algısında önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Elbette cilt görünümü, cildin gerçek durumundan da etkileniyor. Ancak geçmişteki araştırmalar; cildin kaşlar, gözler ve dudaklar gibi bitişik yüzeylerden de etkilendiğini ortaya koymuştu.

Perception dergisinde yayımlanan yeni bir makale, bu etkinin yüz cildi ile yüzü çevreleyen yüzeyler arasındaki zıtlığa uzanıp uzanmadığını incelemeyi amaçladı. İlk deneyde yüzler, ciltle yüksek veya düşük zıtlığa sahip bir arka plan rengi olan bir ovalla çevrelendi.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağan Yetkin Seyit
5 gün önce
İyi ki varsın Eren! Hiç unutulmayacaksın...
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Altay Kenger
Seslendiren 26 Aralık 2019 10:30
Depresyon, üzüntü, karamsarlık, suçluluk duygusu, çaresizlik adını ne koyarsanız koyun hayatın her köşesinden bize sırıtıyor. Baştan açıkça söyleyelim,...
35
Umut Öner İnce
Umut Öner İnce
33.0K UP
1 gün önce
📜 Bin Yıl Öteden Geleceği Aydınlatan Deha: İbn-i Sina Haftamız Kutlu Olsun! 🌿✨
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Dılbaz Yenisoy
Dılbaz Yenisoy
205.1K UP
İnceleyen10 29 Ekim 2023
Çeşitli canlıların anatomisini inceleyen eğitici bir YouTube kanalı.
Youtube Kanalı
10.0/10
(16 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
17
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Aynur Aliyeva
Aynur Aliyeva
34.7K UP
İnceleyen 20 Mayıs 2022
📕Robert Sapolsky 'nin diğer kitapları gibi bu kitabı da öneririm.Ek olarak Youtube linklerındekı görüşlerini de dinlemeyi öneriyorum
📌 Yeterince uzun süren şiddetli stres sonucunda,ağrı ve acıya körleşilir,duyarsızlaşılır.Bilişsel işlevler keskinleşir.
✅ https://youtu.be/ORthzIOEf30 -TeDx
✅ https://youtube.com/playlist?list=PLD7E21BF91F3F9683 - Lectures
✅ https://youtu.be/TlAlTilm5XQ
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
139.6K UP
İnceleyen9 5 gün önce
Bir insan neden kendisine iyi davranan birinden uzaklaşır? Neden bazı insanlar tehlike ortadan kalktıktan yıllar sonra bile hâlâ tehlikedeymiş gibi yaşar? Neden bazı acılar anlatılamaz, hatta hatırlanamaz?

Bu kitap, travma konusunda oldukça güçlü bir kaynak. Van der Kolk, travmayı yalnızca zihinde olup biten bir şey olarak değil bedenin, beynin, ilişkilerin ve kişinin dünyayı algılama biçiminin tamamını değiştiren bir deneyim olarak anlatıyor.

Kitabın ilk kısmında travmanın ne olduğuna ve insan beyninde neleri değiştirdiğine bakıyoruz. Burada beni en çok etkileyen şeylerden biri, travma yaşayan insanların davranışlarını dışarıdan değerlendirmenin ne kadar kolay, anlamanın ise ne kadar zor olduğuydu. Oltaya yakalanmış bir balığın çırpınışlarını gören arkadaşları onun çıldırdığını düşünür ama balık aslında hayatını kurtarmaya çalışmaktadır.

Travma da öyle. Travma geçirmiş bir insanın öfkesi, kaçışı, donup kalması ya da kendisini sabote etmesi de bazen dışarıdan anlamsız görünebilir. Oysa beden hâlâ geçmişteki tehlikeye cevap veriyor olabilir. İnsan kendisine “Artık geçti” diyebilir ama beden buna her zaman inanmayabilir.

İkinci kısım, “Travma Altındaki Beyin” başlığını taşıyor. Nörobilimin ve modern görüntüleme teknolojilerinin sunduğu veriler ile yazar, beynimizin alt merkezleri olan amigdala ile mantıksal kararlar alan prefrontal korteks arasındaki iletişimin travma anında nasıl koptuğunu beyin görüntüleriyle aktarıyor.

Beyin taramaları gösteriyor ki dehşet anında beynin konuşma merkezi adeta felç oluyor. Geçmiş ile bugün arasındaki köprü yıkıldığında kişi, olay kırk yıl önce de yaşansa sanki şu anda oluyormuş gibi tehlike alarmı vermeye devam ediyor. Travma zamansız ve sözsüz bir deneyim. İyileşme ise geçmişle bugün arasında yeniden bir köprü kurmayı gerektiriyor.

Kitap ilaçları bütünüyle reddetmiyor ama iyileşmenin yalnızca belirtileri gidermek olarak görülmesine itiraz ediyor. Çünkü mesele yalnızca kaygıyı, uykusuzluğu ya da öfkeyi azaltmak değil, kişinin kendisiyle yeniden ilişki kurabilmesi.

Kitabın üçüncü kısmı ise erken çocukluk döneminde güvenli bağlanma kuramlarına ve gelişimsel travmaya ayrılmış. Yazarın bu kısımdaki tespitleri içimde derin bir sızı bıraktı. Çünkü mutlu bir çocukluk geçirip daha sonra travmatik bir olay yaşayan yetişkin bir birey eski mutlu anılarına tutunabilirken, istismar deneyimi olan çocukların iyileşmesi daha zor. Çünkü ne güvendikleri biri olabilmiş ne de mutlu anıları.

Çocuklukta güvenli bir liman bulamayan, ihmal veya istismara uğrayan bireylerin öz farkındalık yetilerini nasıl kaybettiklerini sarsılarak okudum.

“Kronik çocukluk dönemi travması yaşayan bireylerdeki öz farkındalık eksikliği bazen öyle şiddetli olmaktadır ki aynaya baktıklarında kendilerini tanıyamazlar.”

Büyüdüğümüz ev, güvenliğimizi inşa ettiğimiz ilk yer. Fakat o ev kâbusun kaynağına dönüştüğünde beden de zihin de savunma mekanizması olarak kapatıyor kendini.

Dördüncü kısım olan “Travmanın Etkisi”, belleğin doğasını ve travmatik anıların normal anılardan nasıl ayrıştığını inceliyor. Normal bir anı zamanla silikleşip bir hikâyeye dönüşebilirken, travmatik bellek zamansızdır, beden o anı hiç bitmemiş gibi taşır. İnsan yaşadığı o tarifsiz dehşetten sonra dünyayı güvenli bir yer olarak görmeyi bırakıyor.

Kitabın en dürüst ve cesur yanlarından biri de yazarın travmanın sosyo-politik boyutlarına değinmesidir. Van der Kolk, travmayı siyasetten veya toplumsal adaletsizlikten ayıramayacağımızı net bir dille ifade eder: “Günümüz dünyasında posta kodunuz, genetik kodunuzdan daha fazla bir şekilde güvenli ve sağlıklı bir hayat sürüp süremeyeceğinizi belirliyor.”

Yoksulluk, güvensizlik ve sosyal izolasyon travmayı çoğaltır çünkü incinen insanlar, kendi acılarıyla yüzleşemedikçe diğer insanları incitmeye devam ederler.

Son kısım olan "İyileşmeye Giden Yollar" ise tüm bu karanlık tablonun ardından derin bir nefes aldırıyor ve umudun kapısını aralıyor.

Van der Kolk, sadece klasik konuşma terapilerinin veya ilaç tedavisinin travmayı iyileştirmede yetersiz kaldığını dile getiriyor. Zira ilaç sektörü devasa bir kâr kapısı olduğu için tıp dünyası ilaca dayanmayan yöntemleri çoğunlukla “alternatif” diyerek kenara itmektedir.

Oysa travma bedene kazındığı için, iyileşme de beden üzerinden gerçekleşmelidir. EMDR, yoga, tiyatro, nefes egzersizleri ve neurofeedback gibi yöntemlerin beyni ve bedeni nasıl yeniden yapılandırdığını gerçek vaka örnekleriyle anlatıyor. İyileşmenin özü, kişinin kendi bedeninde yeniden güvende hissetmesidir.

Xhosa dilindeki o muazzam kelimeyle, Ubuntu anlayışıyla bitiriyor sözünü yazar: “Benim insanlığım senin insanlığına ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.”

İnsan tek başına değil ancak ortak kaderi, güveni ve paylaşımı hissettiğinde iyileşir.

Kitabı okuma nedenim, bir roman yazarı olarak, karakterlerimi daha iyi anlamak, özellikle onların geçmişte yaşadıkları şeylerin bugünkü davranışlarına nasıl sızdığını görebilmekti. Bitirdiğimde ise sadece kurgusal karakterlerime değil, sokakta yanımdan geçen insanlara ve en çok da kendime bambaşka gözlerle bakmaya başladım. Kitap boyunca yazarın ne kadar sade, yargısız ve insan sıcaklığıyla dolu bir dille vakalarına yaklaştığını görmek beni etkiledi.

Gerçekten de “çektiğimiz ıstırabın en önemli kaynağı kendimize söylediğimiz yalanlar” ve kendimize söylediğimiz yalanları bırakıp bedenimizin tuttuğu kayıtlarla yüzleşmek büyük bir cesaret gerektiriyor. İnsanı, insanın acısını ve o acının bedendeki sessiz yankılarını anlamak isteyenler için uzun süre akılda kalacak bir kitap.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
251.7K UP
Türü Ekleyen 6 Nisan
Sauria, sürüngenlerin büyük ve evrimsel açıdan son derece çeşitli bir grubunu temsil eden geniş bir taksondur. Bu grup; kertenkeleler, yılanlar, timsahlar, kaplumbağalar ve bazı soyu tükenmiş sürüngen hatlarını kapsayarak, karasal omurgalılar arasında en geniş adaptif çeşitliliklerden birini oluşturur. Türler arasındaki morfolojik ve fizyolojik farklılıklar oldukça belirgindir; küçük kertenkeleler birkaç santimetre uzunluğa sahipken, bazı timsah türleri birkaç metreyi aşabilir ve tonlarca kütleye ulaşabilir.

Bu taksonun en belirgin özelliklerinden biri, keratinize pullarla kaplı deri yapısıdır. Bu yapı, su kaybını minimize eden ve dış etkenlere karşı koruma sağlayan evrimsel bir adaptasyondur. Bununla birlikte bazı türlerde kabuk (kaplumbağalar) veya sertleşmiş deri yapıları gibi farklılaşmış koruyucu sistemler de görülür. Sinir sistemi, diğer omurgalılarda olduğu gibi merkezi ve periferik bileşenlerden oluşur; ancak çevresel uyaranlara verilen tepkiler, türlerin yaşam biçimlerine göre önemli ölçüde farklılık gösterebilir.

Sauria üyelerinde üreme sistemleri türlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazı gruplarda belirgin cinsel dimorfizm gözlenirken (renk, boyut veya davranış farkları), üreme organları ve çiftleşme stratejileri de geniş bir çeşitlilik sunar. Özellikle bazı kertenkelelerde çift taraflı üreme organları bulunurken, davranışsal düzeyde karmaşık kur yapma ve rekabet stratejileri gelişmiştir.

Evrimsel açıdan Sauria, kökeni yaklaşık 250–300 milyon yıl öncesine uzanan, uzun ve karmaşık bir filogenetik geçmişe sahiptir. Triyas döneminde büyük bir çeşitlenme gösteren bu grup, farklı ekolojik nişlere uyum sağlayarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Yakın akraba gruplar arasında Squamata (kertenkeleler ve yılanlar) ve Archosauria (timsahlar ve kuşların ataları) bulunur. Fosil kayıtları, bu grubun geçmişte çok daha geniş bir morfolojik çeşitliliğe sahip olduğunu göstermektedir.

Ekolojik açıdan Sauria üyeleri, çöllerden tropikal ormanlara, sulak alanlardan dağlık bölgelere kadar geniş bir habitat aralığında bulunur. Bu türler hem karasal hem yarı sucul hem de tamamen sucul ortamlara uyum sağlamıştır. Beslenme stratejileri de oldukça çeşitlidir: etçil, otçul ve omnivor türler bulunur. Yılanlar ve timsahlar aktif avcılar olarak öne çıkarken, bazı kertenkeleler hem bitkisel hem hayvansal kaynakları tüketebilir.

Davranışsal olarak bu grup, avlanma, savunma ve sosyal etkileşim açısından yüksek çeşitlilik gösterir. Kuyruk ototomisi (tehlike anında kuyruğun bırakılması), kamuflaj, zehir üretimi ve tehdit davranışları gibi savunma mekanizmaları yaygındır. Avlanma stratejileri ise aktif takipten pusuya kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Bazı türlerde sosyal davranışlar ve yavru bakımı gibi gelişmiş etolojik özellikler de gözlenebilir.

Sauria aynı zamanda insanlarla güçlü bir etkileşim içindedir. Bilimsel araştırmalarda önemli model organizmalar olarak kullanılırken, bazı türler estetik ve ticari değer taşır. Bununla birlikte habitat tahribatı, yasadışı ticaret ve iklim değişikliği gibi faktörler, bu grubun birçok üyesi için tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, takson içindeki türlerin korunması ekolojik denge açısından kritik öneme sahiptir.

Etimolojik olarak “Sauria” terimi, Yunanca “sauros” (kertenkele) kelimesinden türemiştir ve bu grup içindeki temel morfolojik özelliklere atıfta bulunur.

Sonuç olarak Sauria, yalnızca bir sürüngen grubu değil;
evrimsel çeşitlilik, morfolojik adaptasyon, ekolojik esneklik ve davranışsal stratejilerin birleştiği geniş kapsamlı bir omurgalı model sistemidir.
5
Burcu Bulut
Burcu Bulut
50.5K UP
Klinik Viroloji Uzmanı 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Herkesin duymak istediği komplo teorisini peşinen çöpe atarak başlayalım: Hayır, kalp krizlerindeki artışın sebebi o dilinize doladığınız aşılar değil. Bıkmadan usanmadan aynı saçmalığı kurgulayanlara klinik verilerle cevap vermekten cidden yorulduk. Asıl suçlu, yıllardır aramızda dolaşan ve damar yüzeylerini (endotel) savaş alanına çeviren SARS-CoV-2 virüsünün bizzat kendisidir.

COVID-19 sadece basit bir solunum yolu enfeksiyonu değil, sistemik bir hastalıktır. Virüs, damarların iç yüzeyini döşeyen hücrelere tutunarak pıhtılaşma mekanizmalarını altüst eder ve mikrotrombüslere (küçük kan pıhtıları) yol açar. Virüsü hafif atlatmış olsanız bile, enfeksiyonu takip eden aylar boyunca kalp krizi, inme ve kalp yetmezliği riskiniz, enfekte olmayanlara kıyasla ciddi oranda artar. Yani o çok korktuğunuz miyokardit ve kalp krizinin asıl mimarı aşılar değil, aşısızken yakalandığınız veya defalarca geçirdiğiniz enfeksiyonun ta kendisidir.

Bunun üzerine bir de pandemi döneminde ertelenen rutin kardiyoloji kontrollerini, eve kapanmayla artan obeziteyi, hareketsiz yaşam tarzını ve pandeminin yarattığı kronik stresi koyun. Karşımızda kusursuz bir kardiyovasküler kriz fırtınası var. İlla bir suçlu arıyorsanız sahte bilimcilerin aşı karşıtı hezeyanların�� bırakıp virüsün uzun vadeli sistemik etkilerine odaklanın. Veriler ortada, gerisi sadece cehaletten beslenen gürültü.

Kaynaklar

  1. Xie, Y. et al. (Nature Medicine). Long-Term Cardiovascular Outcomes Of Covid-19. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
  2. Barda, N. et al. (New England Journal of Medicine). Safety Of The Bnt162B2 Mrna Covid-19 Vaccine In A Nationwide Setting. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Cihan Ayhan
Cihan Ayhan
56.6K UP
Çeviren 6 gün önce

Kötü bir haberimiz var. Michigan Üniversitesi tarafından 2021 yılında yapılan bir araştırma, bir sosisli sandviç yemenin, ömrünüzden 36 dakika kaybetmeye eşdeğer bir sağlık yükü getirdiğini ortaya koydu.

Ancak bu çalışmada aslında Sakatlığa Uyarlanmış Yaşam Yılı veya kısaca DALY olarak bilinen bir ölçüt kullanılıyordu. Bu ölçüt, kötü sağlık koşullarında yaşadığınız yılları hesaba katarak bu yılları sağlıklı olduğunuz yıllardan daha az değerli kabul etmektedir.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bilgi, bir şeyleri parçalarına ayırıp, analiz etmekle gelir. Bilgelik ise parçaları birleştirmekle..."
John A. Morrison
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)