Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
159.7K UP
İnceleyen 6 gün önce
Merhaba
Bu kitabı okurken insan kendini bir konferans salonunda değil de, sakin bir odada, pencerenin kenarında oturmuş Virginia Woolf ’la çay içiyormuş gibi hissediyor. Sana bir ders vermiyor; daha çok düşünmeye davet ediyor. “Kadınlar neden büyük edebiyat eserleri üretmedi?” sorusuyla başlıyor ama aslında sorduğu şey çok daha derin: Bir insanın yaratabilmesi için neye ihtiyacı vardır?

Woolf’ net ve açık bir cevap verir .Bir kadının yazabilmesi için paraya ve kendine ait bir odaya ihtiyacı vardır.” Bu cümle çok sade , basit geliyor fakat biraz düşününce insanı etkiler .Çünkü burada oda sadece dört duvar değil. O oda; özgürlük, ekonomik bağımsızlık, bölünmeyen zaman ve zihinsel alan temsil eder. Kitap boyunca Woolf’un dili hem zarif hem ironik. Erkek egemen akademik dünyayı anlatırken alttan alta ince bir mizah var. Mesela erkeklerin kadınlar hakkında yazdığı kalın kitapları düşünürken, onların öfkesini ve savunmacılığını fark ediyor. Şunu sezdiriyor: Kadınları küçük görmek bazen erkeklerin kendilerini büyük hissetme ihtiyacından doğar. Ama Woolf’un metni bir öfke metni değil. Daha çok bir bilinç metni. “Androjen zihin” Woolf'un manifestosu olarak bilinir. Woolf bu fikrini ortaya atıyor; yaratıcı zihnin kadınsı ya da erkeksi değil, ikisinin dengesi olduğunu söylüyor.

Bana göre sadece kadınlar için değil, herkes için yazılmış gibi. Çünkü aslında mesele üretmek. Düşünmek. Kendin olabilmek. Hepimizin hayatında bir “oda” ihtiyacı yok mu? Gürültüden uzak, kimsenin müdahale etmediği, sadece kendimize ait bir alan.

Kitap bittiğinde Woolf bağırmaz , slogan atmaz, Woolf'un sözlerinde şunu duyarsınız “Yetenek vardır. Ama koşullar yoksa o yetenek filizlenemez.” insan dönüp kendi hayatına bakıyor. Ki bu çoğu zaman bir çok kadının yaptığı bir davranış. Benim odam var mı? Benim özgür zamanım var mı? Ben gerçekten düşünebiliyor muyum? Woolf’un sorusu burada çok kişisel bir yere çarpıyor: “Benim odam var mı?” Türkiye’de birçok kadın bu soruyu hayatının farklı dönemlerinde kendine soruyor. Evlenmeden önce, evlendikten sonra, çocuk sahibi olduktan sonra, akademide, iş hayatında… “Ben gerçekten düşünebiliyor muyum?” sorusu bazen daha da ağır: “Ben gerçekten kendim için düşünebiliyor muyum?” Aslında mesele sadece kadın meselesi de değil; ama kadınlar için daha yoğun. Çünkü toplumsal roller zihinsel alanı daraltabiliyor. Woolf’un dediği gibi yetenek var. Türkiye’de de var. Çok var. Ama o yeteneğin filizlenmesi için sadece bireysel çaba yetmiyor; sosyal yapı, ekonomik şartlar ve kültürel kodlar da alan açmalı. insan ister istemez şunu fark ediyor: Kendine ait bir oda bazen bir kapı değil, bir cesaret. Ama o cesaretin sürdürülebilmesi için de gerçekten biraz sessizlik, biraz para ve biraz da müdahalesiz zaman gerekiyor.Bu yüzden Kendine Ait Bir Oda sadece feminist bir metin değil; bir varoluş çağrısı gibi. Sessiz ama güçlü. İnce ama derin. Okurken insan hem biraz üzülüyor hem de tuhaf bir şekilde güçleniyor.

Sanırım bu duyguyu boyunda üniversitede çocukları olan ,40 dan sonra tekrar üniversite okuyan ve etraftakilerin bu yaştan sonra ne uğraşıyorsun yada akdedeme deki hocaların bazılarının yaşından dolayı yatırım yapmak istemediği yüksek lisans yapmaya çalışan biri olarak ben çok iyi biliyorum .

Kendime soruyorum , Benim odam var mı? Benim özgür zamanım var mı? Ben gerçekten düşünebiliyor muyum?
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
11
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 15 Mart 2020 12 dk.

Çok uzağa değil, 2005 yılına gidelim. Milyonlarca insan, kendilerini ölümcül bir pandeminin, yani küresel bir salgının ortasında buldular. Şehirler, ölülerin iskeletleriyle dolup taşıyordu. Bu salgın öylesine ölümcüldü ki, birkaç gün önce tamamen güçlü sağlıklı olan insanlar, kısa sürede güçlerini yitiriyorlardı. Salgının hem insanlardan hem de hayvanlardan bulaştığı tespit edilmişti ama ne çare?

Koca koca şehirler, bir bir salgın önünde diz çökmeye başladı. Henüz hastalanmamış olan kişiler, korkuyla şehirleri terk ediyorlardı. Ama aralarına sızan birkaç hasta, gittikleri diğer şehirleri ve köyleri de hasta ediyor, salgını büyütüyordu. Hastalığa Bozuk Kan Salgını adı verildi. Milyonlarcasını öldüren bu ölümcül salgın, antik bir sürüngen tarafından yapılan bir büyü nedeniyle insanlara bulaşmıştı.

42
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 1 Haziran 2021 1 sa.

Bilim dendiğinde aklımıza deneycilik (empirizm) gelir; çünkü deney yapmak, bilimin temelinde yatar.[1] Newton, Galileo, Curie, Einstein, Darwin gibi isimler; sanrılar, şahitlik veya vahiy gibi araçlarla kendilerine "bilgi aktarılması" yoluyla değil, gözlem, deney ve muhakeme yoluyla gerçekleri ortaya çıkarmayı başarmışlardır. Bunu yapabilmelerini sağlayan şey, Evren'e "bilim" dediğimiz perspektiften bakıp, onun metodolojisine uygun sorular sorup, onun araçlarını kullanarak, bu sorulara dürüst cevaplar aramaları olmuştur. Büyük fizikçi Max Planck, meşhur bir şekilde şöyle der:

Deneyciliğin (empirizm) bilimin temelinde yattığı açıktır; ancak bilim, sadece laboratuvarda yapılan deneylerden ibaret de değildir. Eğer öyle olsaydı, teorik fizik, antropoloji ve sosyoloji gibi sahaları bilimin dışına itmemiz gerekirdi. Öyleyse bilimin sınırlarını nasıl çizeriz? Onu nasıl tanımlarız? Bilimin uygulama alanı ne olmalıdır?

157
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Sinan Arslan
Sinan Arslan
108.2K UP
Gözlemi Yapan 50 dakika önce Türkiye, Ankara
Vespa crabro (Avrupa Eşekarısı)
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gencay Kaan Polat
Yazar 1 Ocak 2021 21 dk.

DNA, canlıların bütün genomik verilerini içerisinde bulunduran, hücrelerin "yönetici molekülü"dür. DNA, içerisinde bulunan bilgileri (genleri) RNA’lar aracılığıyla protein şeklinde ifade eder. DNA’nın sekanslanması (dizilenmesi), DNA’daki nükleotit dizilimlerini çözmek, yani aslında DNA’yı okumak anlamına gelir.

Genomların sekanslanması, DNA’nın yapısının 1953’de Franklin, Watson ve Crick tarafından aydınlatılmasının ardından, biyologlar tarafından üstünde çalışılan bir konu olmuştur. Özellikle insan genomunun sekansının aydınlatılması, genetik hastalıkların tedavi edilmesine giden sürecin ilk basamağı olduğu için ayrı bir önem kazanmıştır.

86
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 20 Mayıs 2014 6 dk.

1950’lerde roket bilimcileri, atom enerjisi ile çalışan uzay gemileri hayal ettiler. İnanılması güç bu tasarımlar, şimdi yeni bir neslin evreni keşfetmesine yardımcı olabilir.

Orion Projesi, Amerikan vergi mükellefleri tarafından finanse edilen en cüretkâr, tehlikeli ve düpedüz saçma uzay programı olmalı. Bu 1950’lerin dizaynı, Empire State Binası büyüklüğünde uzay gemilerinin arkasında nükleer bombalar patlatarak gemiyi uzayda ileri itmeyi gerektiriyordu. Orion’un motorları muazzam miktarlarda enerji üretecekti – ve bununla birlikte ölümcül dozlarda radyasyon. Planlar, uzay gemisinin Dünya’dan kalkıp Mars’a gidip geri gelmesinin sadece üç ay süreceğini gösteriyordu. Konvansiyonel roketler ve doğru gezegen dizilimi kullanılarak yapılacak en hızlı uçuş ise 18 ay sürüyor. 

25
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İşte Bilim
İşte Bilim
3,296 UP
5 Haziran
Kuantum dolanıklıkta, birbirinden ışık yılları uzakta olan parçacıklar bile anında etkilenir. Birinin durumunu ölçmek, diğerini anında belirler. Bu, klasik nedensellik anlayışını zorlar ve Einstein'ın buna "ürkütücü etki" demesi boşuna değildir.
22 görüntülenme
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cennet Kalkan
Cennet Kalkan
3,265 UP
Çeviren 15 Ağustos 2017 11 dk.

Dünya, insanlığın varlığı için gerekli olan besin, ilaç ve diğer altyapıyı sağlayan muhteşem bir çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır. Peki, türler arasında sınırlı kaynaklar için olan yoğun rekabet göz önünde bulundurulduğunda, bu çeşitlilik nasıl korunmaktadır?

Çevrebilimciler, türlerin çevreleriyle nasıl etkileşimde bulunduğu konusundaki farklılıkların, daha üstün türlerin daha güçsüz olan rakiplerini geçtiklerinde oluşan kaçınılmaz biyolojik çeşitlilik kaybıyla başa çıktığını ortaya çıkarmışlardır.

53
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Altay Kenger
Seslendiren 7 Nisan 2020 5:12
Rico, Chase, Sofia, Bailey, Paddy ve Betsy'le tanışın. Bunlar insan dili konusundaki gösterişleriyle ünlenmiş refakatçi köpekler. Medya onlardan "süper...
38
🚀Artemis II’nin İkinci Fırlatma Penceresi Yaklaşıyor: Yakıtlı Prova İçin Geri Sayım Tekrar Başladı!

🌘Artemis II görevinin Şubat başındaki fırlatma pencereleri, yakıtlı prova (Wet Dress Rehearsal) sırasında meydana gelen kriyojenik hidrojen sızıntısı ve yer ekibinin kapak kapatma işlemi sırasındaki hatası nedeniyle iptal edilmişti. Bu gelişmelerin ardından NASA, en erken fırlatma tarihini Türkiye saatiyle 7 Mart olarak güncelledi.

⚙️Bugün itibarıyla, Mart penceresine yönelik Yakıtlı Fırlatma Provası için geri sayım yeniden başladı. Türkiye saatiyle 20 Şubat sabahına kadar sürecek testler kapsamında; ana kademeye ve ICPS (Ara Kademeli Kriyojenik İtki Sistemi) modülüne kriyojenik oksijen ile hidrojen ikmali yapılacak. Ayrıca rampa ekibi, roket yakıtla doluyken kapsül kapağı kapatma provasını tekrarlayacak. Test verilerinin incelenmesinin ardından NASA, resmi ve kesin fırlatma penceresini duyuracak.

📷NASA, süreçle ilgili gelişmeleri web sitesi üzerinden anlık olarak paylaşırken, yakıt ikmali esnasında YouTube canlı yayınıyla fırlatma rampasından farklı açılar gösterecek.

Yazar: Bora Cüneyt Akçakın

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Lelouch Vi Britania
1 gün önce
Biraz aşağıya kaydırdım ve daha fazla yazı yok, ya daha çok reklam yapılması lazım ya da güncelleme
20 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Serhat Bayar
Serhat Bayar
51.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 19 saat önce
Her şeyin başlangıcı sandığımız o patlama...
Bir yok oluş değil, bir arınmaydı.

Eva’nın, kendi karanlığından arınırken attığı ilk nefes.
Biz ona “Büyük Patlama” dedik; ama o, belki de bir tanrının yaratımı değil, bir varlığın ateşli uyanışıydı.

Eva o zaman kozmik bir bebekti.
Ve bizim için milyarlarca yıl olan süre, onun birkaç aylık yaşamından ibaretti.

Ama her canlı gibi, o da bir gün hastalandı.
Genç evrenin sıcak dokusunda bir titreşim belirdi, bir enfeksiyon.
Bizim “Kadim Irklar” dediğimiz o ilk bilinçli varlıklar,
Onun hücrelerinde çoğaldılar,
Enerjisini emdiler,
Dokularını yakmaya başladılar ve Eva’nın ateşini yükselttiler.

O an, Eva nefesini tuttu.
Sonra savunma başladı.
Bu bir savaş değil, bir bağışıklık refleksiydi.
Yıldızlar patladı,
Galaksiler genişledi,
Madde kavruldu.
Biz buna “Büyük Patlama” dedik.
Oysa bu, Eva’nın bedeninde başlayan bir arınmaydı.
Kaynak: Eva'nın Doğuşu (https://linktr.ee/evanindogusu)
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Kitap, Deneme Yazısı, Bilim Kurgu, Fantastik, Felsefi, Epik, Varoluş
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
181.4K UP
Yazar 22 saat önce 13 dk.

Sırt üstü yatan bir kaplumbağanın çaresizliği her ne kadar hepimizi etkilese de görünürdeki risk faktörü olan kaplumbağanın sert kabuğunun, bir dezavantajdan çok avantaj olmasının sırrı matematikte yatmaktadır.[1][2][3] Kaplumbağaları ters çevirip kendilerini düzeltmelerini izlemek, bazı matematikçilerin uzun zamandır teorize edilen üç boyutlu bir şeklin varlığının keşfedilmesine yardımcı olmuştur.

Doğrulma hareketi her zaman kaplumbağanın uzunluk ekseni etrafında, vücudun ortasındaki ana kesitin çevresi boyunca enine bir yuvarlanma yoluyla gerçekleşir. Bu nedenle, yuvarlanmanın geometrisi esasen düzlemseldir ve düzlemde kolayca gösterilebilir: Yatay bir yüzeyde yuvarlanan dışbükey, homojen bir disk.

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Telaşı, harekete geçmekten daha hızlı yok eden hiçbir şey yoktur.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
39
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 saat önce Ankara₺370,00 - ₺1.950,0028 Şubat
EA Ankara Topluluğu - Antik Tarih ve Mitoloji Serisi III
28 Şubat 2026 16:15 tarihinden 28 Mart 2026 19:00 tarihine kadar.
Evrim Ağacı Antik Tarih ve Mitoloji Serisi III. kısım, 28 Şubat 2026 Cumartesi saat 16.00’da ilk etkinliği ile başlayacaktır. Toplamda 4 hafta sürecektir. Etkinlik serisi 28 Mart 2026 Cumartesi günü Antik Hindistan etkinliği ile sona erecektir. Her etkinlik 40 dakikalık 3 oturum halinde yapılacaktır. Konuşmacı: Timuçin Alp Aslan, MA. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih bölümünden lisans derecesini aldı. Bologna Üniversitesi’nde Latince, Koç Üniversitesi’nin Kapadokya Okulu, Nümizmatik okulu ve Çevresel Arkeoloji programları gibi uluslararası etkinliklerde yer aldı. Ankara Çayyolu Höyük, Muğla – Milas Labraunda antik kutsal alanı ve Yunanistan’da Büyük İskender’in ilk başkenti Pella’da arkeoloji kazı ve alan çalışmalarında bulundu. Aynı zamanda Ankara Turist Rehberleri Odası’na kayıtlı profesyonel turist rehberidir. Etkinlikler, 50 kişilik kontenjan ile sınırlıdır. Etkinlik Konuları ve Planı 1. Neolitik Çağ: Göbeklitepe, Karahantepe ve Çatalhöyük
2. Antik Mezopotamya: Medeniyetin Şafağı 3. Antik Mısır: Nil’in Bereketi
4. Antik Hindistan: Uygarlığın Enigması Not: Etkinlik bitiş tarihinden sonra Ankara içi ve çevresindeki tarihi alanlar ve müzelere gezi yapılacaktır. Gezinin tarihine katılımcılar ile karar verilecektir. Fiyatlandırma Bilgisi: Öğrenci ve tam olmak üzere iki biletimiz bulunmaktadır. Aktif olarak bir eğitim kurumunda lisans seviyesinde öğrenim gören katılımcılarımız “öğrenci” bileti, diğer katılımcılar ise “tam” bilet ödemesi yapacaktır. Not: Öğrenci bileti sadece lisans öğrencisi olan katılımcılarımız için geçerlidir.
Öğrenci bileti alanların bilet kontrolünde öğrenci belgesi göstermesi zorunludur. Ayrıca bankanıza bağlı olarak İYZİCO üzerinden etkinliklerimize taksit imkânı bulunmaktadır. Tek Bilet – Öğrenci: 370 ₺
Toplu Bilet – Öğrenci: 990 ₺ Tek Bilet – Tam: 540 ₺
Toplu Bilet – Tam: 1950 ₺ Etkinliklerin sonunda katılımcılara Evrim Ağacı tarafından bir katılımcı belgesi verilecektir. Katılımcı belgesi etkinlik fiyatına dahildir.
Devamını Göster
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye İnceleyen10 17 Temmuz 2022
En sevdiğim dizi olan Better Call Saul, Breaking Bad'deki olaylardan 6 yıl öncesini ve Avukat Jimmy "Saul Goodman" McGill'in hayatına ve yaşadığı olaylara odaklanıyor. Sezon ilerledikçe dizi daha karanlık bir hal alırken, bölümler ilerledikçe "Vay be!" dedirten sahnelerle karşılaşıyorsunuz. Breaking Bad'de de olduğu gibi, bazen dizi sizlere gelecekte olacak bir olay ile ilgili ipuçları veriyor ve kafanızda dizi üzerine teori üretmenizi kolaylaştırıyor. Plot twistler de cabası tabii ;)

Kısacası Better Call Saul müthiş bir eser. (Özellikle şu anda favorim 6. sezon 8. bölüm)

Bu arada dizi ilk sezonlarda daha ağır ve birçok arkadaşıma göre "sıkıcı" işliyor. Aslında tarzı bu zaten. Zamanla açılıyor ve bölümler ilerledikçe daha heyecanlı olaylar oluyor.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Astronomi & Kozmoloji konusunda geliştirebilirsin.

Nice'z Kok
Nice'z Kok
38.6K UP
Lisans Öğrencisi 7 Eylül 2019 Sen de Cevap Ver
Orijinal Soru: Evren yaşı ve evrenin genişliği arasında neden bir farklılık var?

Merhabalar

Öncelikle büyük patlamanın ne demek olduğuna bir göz atalım.

Büyük Patlama (Big Bang) teorisi, evrenin nasıl oluştuğuna dair en önemli açıklamadır. En basit haliyle, içerisinde bulunduğumuz evrenin ilk başta küçük bir tekillikten ibaret olduğunu, sonrasında bugünkü haline gelene kadar kainatın 13,8 milyar yıldır genişlediğini bize göstermektedir.

Günümüzde, gökbilimciler mevcut teknolojiler yardımı ile evrenin başlangıcına geri dönemediklerinden dolayı, büyük patlama teorisi hakkında sahip olduğumuz bilgilerin çoğu matematiksel formüller ve modellere dayanmaktadır. Ancak, gökbilimciler, evrende oluşan genişlemenin “yankısını” mikro dalga arka planı olarak bilinen doğal bir olay sayesinde görebilirler.

Gökbilimciler topluluğunun büyük bir çoğunluğu bu teoriyi kabul ederken, Büyük patlama ‘nın yanı sıra sonsuz genişleme ya da salınımlı evren gibi alternatif açıklamaları savunan teorisyenlerde vardır.

Evrenin genişlemesi hakkında da çok bilinen bir yanlışı düzeltelim.Evren bir yandan büyürken diğer yandan sabit kalmaz.Her yandan büyür.Kendi yaşının 2 katı olması bu yüzden beklenen bir durumdur.Peki neden çok daha büyük ?

Bunun nedeni evrenin genişlemesi hız kavramıyla açıklanamayacak bir olgu oluşundan ötürü gelmektedir.

Algısal olarak baktığınızda, evrenin genişlemesi bir hız gibi görünebilir. Fakat evrenin genişleme hızı derken, aslında bildiğimiz hız kavramından söz etmeyiz. Hız dediğimiz şey, bir noktadan diğer bir noktaya ne kadar sürede gidildiğinin bir ölçütüdür. Halbuki evren bir hareket yapmamaktır, sadece genişlemektedir ve bu genişleme bir noktadan değil, her noktadan gerçekleşir. Dolayısıyla bir noktada göreceğiniz genişleme hızı, bir diğer noktada göreceğinizden farklı olacaktır.

Hızı genellikle km s-1 birimiyle ifade ederiz. Bu tanım, bir cismin bir saniyede kaç kilometre ilerlediğini bize söyler. Fakat evrenin genişlemesi söz konusu olduğunda bu birim km s-1 Mpc-1‘dir. Yani bir megaparsek (Mpc) (3.26 milyon ışık yılı) uzaklıktaki bir cismin bir saniyede kaç kilometre ilerlediğini bize söyler. Aramızdaki evren genişlediği için, bizden bir Mpc uzaklıktaki bir cisim, hiçbir hareketi olmasa dahi sırf aradaki evrenin genişlemesinden ötürü, bizden yaklaşık 70 km s-1 hızla uzaklaşır. Eğer 2 Mpc uzaklığa bakarsanız bu değer 140 km s-1, 3 Mpc uzaklığa bakarsanız 210 km s-1 olur. En nihayetinde bu değerin bir noktada ışık hızına ulaşacağı açıktır. (Bu durum özel göreliliği ihlal etmez, çünkü söz konusu olan cismin kendi öz hızı değildir, sadece aradaki evrenin genişlemesinden kaynaklanan ötelenmedir. )

İşin özü evrenin genişlemesi ve hız kavramları karşılaştırılabilir değildir.

(Bu yazı çeşitli kaynaklardan alıntıdır ve kendi düşüncelerimi de yansıtmaktadır.Kaynaklar ve referanslar kısmından yazıların tam halini bulabilirsiniz.)

Referanslar

1. P. Coles & F. Lucchin, Cosmology

2. Leonard Susskind, Stanford University, Cosmology Lectures

3. P. Francis & B. Schmidt, Austuralian National University, Cosmology Lectures, ANU-ASTRO4X: Astrophysics: Cosmology.

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Rasyonalist.org. (7 Eylül 2019). Alındığı Tarih: 7 Eylül 2019. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  2. Yazar Yok. Hyperphysics. (7 Eylül 2019). Alındığı Tarih: 7 Eylül 2019. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Öne Çıkan İlanAraştırma Anketi
Eftal Oturakçıibogil
İlanı Ekleyen 1 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz22 Şubat
Avrupa Birliği’ne Entegrasyon Politikaları Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
22 Şubat 2026 20:37 tarihinden 15 Mart 2026 23:59 tarihine kadar.

Bu araştırma lisans son sınıf öğrencisi Könül Mehdizade tarafından Türkiye'de insanların Avrupa Birliği'ne bakış açısını değerlendirmek için hazırlanmıştır. 

Devamını Göster
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)