Günaydın!
Gözlerini açıyorsun, uykunu almış, güzel dinlenmişsin. Ancak bir anda afallıyorsun, çünkü bu yatak, sana ait değil. Ne iki kişilik bu yatağı, ne de odadaki eşyaları tanıyorsun. Hâlâ rüyada olduğunu düşünüp yataktan kalkıyorsun.
Günaydın!
Gözlerini açıyorsun, uykunu almış, güzel dinlenmişsin. Ancak bir anda afallıyorsun, çünkü bu yatak, sana ait değil. Ne iki kişilik bu yatağı, ne de odadaki eşyaları tanıyorsun. Hâlâ rüyada olduğunu düşünüp yataktan kalkıyorsun.
Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.
Obsesyonlar (takıntılı düşünceler) ve bu düşüncelerden kurtulmak için yapılan kompulsiyonlar (zorlantılar) dan oluşur. Düşünceleri hafifletmek için sürekli tekrar eden kompulsiyonlar tekrarlanan hareketlerden oluşabildiği gibi düşünce şeklinde de olabilir. Bu takıntılı hareketler ve düşünceler bu durumdan muzdarip insanlara da saçma gelir ama hissetikleri endişe yüzünden bunları tekrarlamaya devam ederler. Örnek verecek olursak kontrol takıntısı olan bir kişi evden çıkarken her şeyi defalarca kontrol etmesine rağmen ya kapıyı kilitlemeyi unuttuysam ya ütünün fişini çekmediysem şeklinde düşüncelerle yarı yolda tekrardan kontrol etmeye gidebilir.
Belirtileri arasında aşırı kuşku ve sürekli güven ihtiyacı, simetri, düzen ve kusursuzluk dürtüsü, kirlenme korkusu ,sürekli duş alma isteği ,uzun süre el yıkama, bir şeyleri sayma, sevdiklerine veya kendine zarar gelmesinden yada birilerine zarar vermekten korkma vb. korku ve anksiyete temelli durumlar vardır. Bazı durumlarda OKB hastalarında Tourette sendromu yani tiklerin de oluştuğu gözlenmiştir. Tourette sendromu yaşayan insanların yaklaşık %40-60'ında OKB belirtileri bulunur. Bu durum her OKB hastasında bu tarz tiklerin oluşacağı anlamına gelmez.
Nöronların aktivitesini dışarıdan kontrol etmek, modern nörobilimin en temel hedeflerinden biridir. Beynin hangi devrelerinin hangi davranışları ürettiğini anlayabilmek, yalnızca nöronların doğal aktivitesini gözlemlemekle değil, bu aktiviteye nedensel biçimde müdahale edebilmekle mümkündür. Bu nedenle nöron kodlama yaklaşımları, günümüzde nörobilim araştırmalarının merkezinde yer almaktadır.
Nöron kontrolünde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Çoğunluğu ışık temelli yaklaşımlar olsa da bu teknikler her deneysel koşul için ideal değildir. Beyne fiber optik yerleştirilmesi, ışığın biyolojik dokuda sınırlı yayılımı, uzun süreli ve sürekli modülasyon gereksinimi gibi durumlar; farklı kontrol mekanizmalarına duyulan ihtiyacı artırmıştır. Özellikle davranışsal deneylerde veya saatler süren devre manipülasyonlarının gerekli olduğu çalışmalarda ışık temelli yöntemler pratik sınırlamalarla karşılaşabilir.
İnsanların evriminin devam edip etmediği, evrimin mekanizmalarının insanlar üzerinde halen işleyip işlemediği, işliyorsa insanın ne çeşit bir evrimsel süreçten geçtiği, bu sürecin diğer hayvanlarla benzer mi yoksa farklı mı olduğu gibi sorular, evrimsel biyolojiye ilgi duyan insanların en sık sordukları sorular arasındadır. Bu makalemizde, konuya etraflıca bir bakış atacak ve insan evriminin günümüzdeki süreçlerine dair bilimin elindeki verileri sizlere aktarmaya çalışacağız.
İlk olarak, böyle bir sorunun neden akıllarımıza geldiğine dair temel bir gerçeği irdeleyerek başlayalım: Evrim tarihinde şimdiye kadar, bildiğimiz kadarıyla, evrimin kurallarını ve vahşi doğadaki normal işleyişini bozan veya en azından aksatan, ona çeşitli şekillerde bilinçli veya bilinçsiz olarak müdahale etmeyi başaran ve bunu yaparken kendi evrim hızına etki edebilen tek bir canlı evrimleşmiştir: İnsan (Homo sapiens). İnsanın bu sıradışı becerisinin temel kaynağında ise, yine evrimsel sürecin son derece kıymetli ve ilgi çekici ürünlerinden birisi olan beyin ve bir organ olarak beynin evrimleşmesi süreci sırasında birer yan ürün olarak ortaya çıkan algı, zeka, düşünce, bilinç, farkındalık gibi olgular yatmaktadır. Beynin evriminin detaylarını diğer makalelerimizde detaylıca işlemiştik; dolayısıyla burada tekrar değinmeyeceğiz. Lakin bilinmelidir ki, beynin yapısal özellikleri karmaşıklaşıp özelleştikçe, bizim genel olarak "zeka" diye tabir ettiğimiz üst düzey bilişsel fonksiyonların doğası da karmaşıklaşmakta ve özelleşmektedir. Bu bakımdan insanın (ve insan beyninin) evrimi son derece ilgi çekici olsa da, pek de "inanılmaz", "olağanüstü" ya da "akıl almaz" değildir.
İnsanın kendi icadı olan paraya köle olması yanlış.
Eskiden Çoklu Kişilik Bozukluğu olarak da bilinen Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, en az iki farklı ve nispeten kalıcı kişilik durumunun sürdürülmesi ile karakterize edilen zihinsel bir bozukluktur. Bozukluğa, sıradan bellek sorunlarıyla açıklanamayan bellek boşlukları eşlik eder. Kişilik durumları dönüşümlü olarak kişinin davranışında kendini gösterir; ancak bozukluğun sunumları değişir.
Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu olan kişilerde sıklıkla görülen diğer durumlar arasında travma sonrası stres bozukluğu, kişilik bozuklukları (özellikle borderline ve kaçınma), depresyon, madde bağımlılığı, konversiyon bozukluğu, somatik semptom bozukluğu, yeme bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk ve uyku bozuklukları yer alır.
Bu zaten olan bir şey Ph değeri ve Poh değeri bu şekilde ortaya çıkar. Bazı ağır izotopların ömürleri çok uzundur.
Mesela atom bombalarında kullanılan uranyum-235'in yarı ömrü 704 milyar yıldır tam ömrü ise yaklşık milyar yıldır ortalama bu yüzdende atom bombalarında bu izatop kullanılır
Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Tıp konusunda geliştirebilirsin.
Gözlediğimiz Evren değil, Evren'in bizim sorgulama yöntemimiz sonucunda ortaya döktükleridir.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.