Nietzsche gerçekten de okuyucuyu rahatsız etmeyi amaçlıyor.
Özellikle sürü psikolojisi, dogma, kör inanç ve ahlaki otomatik pilot üzerine saldırıyor.
Hristiyanlık eleştirisini de yalnızca “din kötü” şeklinde değil, insanların güçsüzlüğü erdem gibi sunmasına yönelik yapıyor.
Nietzsche'nin "Böyle Söyledi Zerdüşt" kitabının ilk sayfasını analiz ettim ve şunu fark ettim: Nietzsche aslında her şeyin farkında gibi hissettiriyor. Hristiyanlıkla yalnızca dalga geçmiyor, aynı zamanda rahatsız edici gerçekleri insanlığın yüzüne vuruyor. Bunu da cümlelerinde kurduğu bilinçli dil kırılmalarıyla, ironiyle, kendi anlatımındaki sertliğiyle yapıyor. Bu da insanların çoğunun, yani o "hazır düşünce kalıplarıyla yaşayan" insanların kitabı anlamamasına, mantıksal hata olduğunu zannetmesine ve böylece kitabın yanlış anlaşılmasına sebep oluyor.
Ama ben ve benim gibi insanların onu anladığını düşünüyorum, belki hiçbir şey anlamadım bu kitaptan ve kendimi kandırıyorum, bilmiyorum ama anlamış da olabilirim, neden olmasın? Böyle zannetsem ne olur ki? Cesaret zafere götürmez mi?
Zaten cesaret sayesinde yeni icatlar, yeni insan eserleri ortaya çıkmıyor mu? Cesaret sayesinde. Nietzsche aslında retorik ve psikolojik etki konusunda olağanüstü güçlü bir yazar çünkü dili, okuyucunun zihinsel savunmalarını zorlayan hipnotik bir etki yaratıyor. Kendi yazdığı bir kitapla 100 yıldan fazladır insanları "savaş ya da kaç" moduna sokuyor sanki, evrim mekanizmasıyla nasıl bağdaştırdım? Bilmiyorum sayın okuyucular, bir şeyler var bu kitapta hala...
Ya bu adama bir deli dahi dersiniz ve düşünceleriniz sarsılmaya, zihniniz huzursuz olmaya başlar
(savaş modu)
Ya da bu adam saçmalıyor der ve çeker gidersiniz, "düz" hayatınıza devam edersiniz
(kaç modu)