Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
10,000 ATP Ödüllü Soru: Geçmişi hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Siz spini nasıl hayal ediyorsunuz? Hemen cevapla!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Barbaros Ali Arslan
2 gün önce
Bizim izlediğimiz sinemaların müziğini orkestrasıyla yapan ve birçoğumuzun tanımadığı o insan: HANS ZİMMER 

Benim Sevdiğim Bazı Şsrkıları:

No Time For Caution

Day One 

Time

Who's They

Mountain

...

Youtube Kanalı
9.8/10
(6 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
217.7K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhaba
Kitabı paylaşıp okumama neden olan arkadaşımıza teşekkür ederim. Giordano Bruno (1548–1600), İtalyan filozof, düşünür, eski bir Dominiken rahibidir.

Dominican Order (Dominiken Tarikatı), 13. yüzyılda İspanyol rahip Saint Dominic tarafından kurulan Katolik bir dini tarikattır. Resmi adı “Vaizler Tarikatı”dır (Order of Preachers). Temel amaçları Hristiyanlığı öğretmek, vaaz vermek, eğitim faaliyetleri yürütmek ve dönemin “yanlış inanç” olarak görülen fikirlerine karşı dini savunmaktı. Dominikenler özellikle eğitimli rahipleriyle tanınırdı; üniversitelerde ders verir, felsefe ve teolojiyle ilgilenirlerdi. Bu yüzden birçok düşünür ve akademisyen bu tarikattan çıkmıştır. En bilinen isimlerden biri de Thomas Aquinas’tır. Ancak Dominiken Tarikatı’nın tarihindeki tartışmalı yönlerden biri, bazı üyelerinin Orta Çağ’daki Engizisyon mahkemelerinde görev almasıdır. Bu yüzden tarikat bazen dini otorite ve sorgulamalarla da anılır.

Yazar astronomiyle ilgilenen bir entelektüel ve Rönesans döneminin en sıra dışı isimlerinden biridir. En çok, dönemin kabul gören düşüncelerine karşı çıkması ve düşünce özgürlüğünü savunmasıyla tanınır. Ancak onu yalnızca “yakılarak öldürülen filozof” olarak görmek eksik olur; Bruno aynı zamanda evren, insan zihni, din, hafıza ve sonsuzluk üzerine oldukça cesur fikirler geliştiren bir düşünürdü.

Küllerin Şöleni, ilk bakışta sadece felsefi bir tartışma kitabı gibi görünse de aslında bir düşünce cesareti metni. Giordano Bruno burada yalnızca evreni değil, insanın düşünme biçimini de sorguluyor. Kitap, Kopernik’in Güneş merkezli evren anlayışını savunurken dönemin dar kalıplarına, dogmalarına ve düşünce korkusuna da sert bir eleştiri getiriyor. Ama bunu kuru bir bilim diliyle değil; zaman zaman alaycı, zaman zaman öfkeli, bazen de şaşırtıcı derecede insani bir anlatımla yapıyor.

Kitabı okurken insan şunu hissediyor. Bruno’nun derdi sadece “Dünya dönüyor mu?” sorusu değil. Onun asıl meselesi, insanların neden düşünmekten korktuğu. Çünkü Bruno’ya göre evren sandığımızdan çok daha büyük, insan bilgisi ise çoğu zaman kendi korkularının içine sıkışmış durumda. Özellikle kitabın diyaloglar üzerinden ilerlemesi, metni klasik bir felsefe kitabından daha canlı kılıyor; sanki bir masada oturmuş, dönemin insanlarının tartışmalarını dinliyormuşsunuz gibi.

Kendi adıma bu kitabı okurken en çok etkileyen şey, Bruno’nun yalnızlığı oldu. Çünkü bazen haklı olduğunu düşündüğünüz bir şeyi savunmak, çoğunluğun içinde tek başına kalmayı göze almak demektir. Bruno’nun satırlarında bir bilginin heyecanı kadar, anlaşılmamanın yorgunluğu da var gibi hissettim. Özellikle bugün bile farklı düşüncelerin kolayca dışlanabildiği bir dünyada, onun sözleri insanı ister istemez düşündürüyor.

Elbette kitabın zorlayıcı tarafları da var. Dil zaman zaman ağırlaşabiliyor; çünkü eser hem Rönesans dönemi tartışmalarını hem de dönemin bilimsel ve dinsel polemiklerini taşıyor. Eğer “akıp giden roman” beklentisiyle okunursa yorabilir. Ama biraz sabırla ilerleyince, metnin altında çok daha büyük bir soru beliriyor: İnsan gerçekten bildiğini mi savunur, yoksa alıştığını mı?

Sonunda bana kalan his şu oldu. Küllerin Şöleni, sadece astronomi veya felsefe kitabı değil; düşünce özgürlüğünün bedeli üzerine yazılmış bir metin gibi. Bruno sanki bize şunu anlatır “Evrenin büyüklüğünden korkmayın; asıl korkmanız gereken, zihninizi küçültmektir.” belki de bu yüzden kitap, yüzyıllar geçse bile hala güncel hissettiriyor. Bazen insan, geçmişte yaşamış bazı insanların bugünden daha cesur olduğunu düşünmeden edemiyor.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : La Cena De Le Ceneri
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
NOAA Okyanus ve Atmosfer
2 gün önce
1940'lı yıllara ait bu dalgıç kaskı aslında su geçirmez değildi. İçine bir hortumla hava pompalanarak kaskın içinde bir hava cebi oluşturulurdu. Bu yüzden dalgıcın kaskın suyla dolmaması için sürekli dik durması büyük önem taşıyordu.

NOAA'nın geçmişinden kalma en eski dalış fotoğrafı olarak bilinen bu kare, 1940 civarında çekilmiş. Fotoğrafta, NOAA'nın öncülü olan U.S. Coast & Geodetic Survey'den bir dalgıç, Survey Gemisi Lydonia'nın pervanesine dolanan bir kabloyu kesmek için hazırlanıyor. Sahil araştırma gemisi Lydonia'nın yanındaki filika dalış platformu olarak kullanılıyor. Filikadaki bir başçavuş (solda) ve bir mürettebat, kaskı dalgıcın başına indiriyor.

Bu sığ su dalgıç kaskları, üzerlerindeki kurşun ağırlıklar sayesinde (kaskın yakasındaki dikdörtgen ağırlıklara dikkat) dalgıcın omuzlarında sabit duruyordu. Derin deniz dalışlarında kullanılan özel ekipmanlara ve dalış tulumlarına gerek duyulmuyordu. Geminin güvertesindeki bir kompresör, kaskın sağ tarafına bağlı bir hortum aracılığıyla dalgıca sürekli hava sağlıyordu. Dalgıcın filikaya inip çıkmasını kolaylaştırmak için sol tarafında bir halat merdiven (Jacob's merdiveni) bulunuyordu.

Bu basit dalış ekipmanı, pervaneleri ve dümenleri temizlemek, gemi gövdelerini hasara karşı incelemek gibi işler için 18 metreye kadar olan sığ sularda oldukça elverişliydi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra SCUBA dalış ekipmanlarının yaygınlaşmasıyla bu tür sığ su kaskları yavaş yavaş kullanımdan kalktı.

(Görsel kredisi: Yüzbaşı David M. Whipp'in Ailesi, U.S. Coast & Geodetic Survey)
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Kutsal Kazar
Üye 1 gün önce
11. sınıf öğrencisiyim ve üniversitede tıp okumak istiyorum. Okumak istedikleri bölüm profesörlerine cold mail atıp, lisede olmalarına rağmen üniversitede staja giden kişiler gördüm. Fakat nasıl bir mail yazmalıyım veya böyle bir şey mümkün mü bilmiyorum, bu konuda da pek bilgim yok. Yardımcı olursanız sevinirim.
1 Cevap
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Rasul Nurullazade
Alıntıyı Ekleyen 2 gün önce
Yürüyebileceğin her yol çok önceden senin için yaratılmışsa ölüm ve hayat anlamsızlaşır. Peki şimdi görüyor musun? Stanley'in daha başla tuşuna bastığı ilk andan itibaren zaten ölü olduğunu görüyor musun?
Kaynak: The Stanley Parable (2013) - Kadın Anlatıcı
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 5 gün önce 6:15
Bin bir badire atlatarak uzaya gönderilmeyi başaran James Webb Uzay Teleskobu, ilk renkli derin uzay fotoğrafını gönderdi. Aşağıdaki fotoğrafın kenarında...
5
Alev Kıratlı
Alev Kıratlı
20.5K UP
Çeviren 1 gün önce 4 dk.

Sidney'in batısında yer alan Blue Mountains bölgesinin temiz havası, pitoresk manzaraları ve bozulmamış çalılık alanları, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendine çekiyor. Ne yazık ki bu bölge, aynı zamanda PFAS olarak da bilinen "sonsuz kimyasallar" ile su kirliliğine yönelik tartışmalı bir soruşturmanın merkezinde yer alıyor.

Araştırma ekibi tarafından yürütülen yeni bir çalışmada, her ikisi de petrol tankeri kazaları ve yangınlarını içeren iki farklı olaydan kaynaklanan uzun vadeli PFAS kirliliği incelendi. Her iki kaza da içme suyu havzalarında meydana gelmişti ve araştırmacılar, kirliliğin sırasıyla 24 ve 33 yıl boyunca mevcut olmasına rağmen tespit edilmediğini buldular. Araştırma ekibi, uluslararası literatürde yaptıkları taramalarda benzer örneklere rastlamadıklarını belirtiyor.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 11 Ocak 2003
Bir meteorit Ay’a çarptığında, çarpmanın enerjisi etrafa saçılan kayaların bir kısmını eritir. Bu erimiş malzemenin küçük bir bölümü soğuyup minicik cam boncuklara dönüşebilir. Bu cam boncukların pek çoğu, Ay toprağı örnekleri içinde bulunuyordu. Bu örnekler Apollo görevleri ile Dünya’ya getirildi. Yukarıdaki görüntüde, çapı yalnızca milimetrenin dörtte biri kadar olan böyle bir cam kürecik görülüyor. Bu kürecik özellikle ilginç; çünkü kendisi de daha da küçük bir çarpmanın hedefi olmuş. Sol üstte minyatür bir krater seçiliyor. Kraterin çevresindeki parçalanmış bölge ise küçük çarpmanın oluşturduğu şok dalgalarının izi. Bu tür çarpmaların birçoğunu tarihlendirerek, bazı astronomlar Ay’daki kraterleşmenin yaklaşık 500 milyon yıl önce arttığını ve günümüzde de sürdüğünü tahmin ediyor.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Fazilet Toros
Fazilet Toros
112.7K UP
Alıntıyı Ekleyen 30 Aralık 2023
Kendilerini normal sanıyorlar, çünkü hepsi hep aynı şeyleri yapıyorlar.
Kaynak: Veronika Ölmek İstiyor
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
146.0K UP
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, Çankırı
Yapraklı ilçe merkezinde kaydedilmiştir.
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
217.7K UP
İnceleyen 8 saat önce
Merhaba
Çocuklar Hastahanesi …'' Beklemesini onlar kadar bilen yoktur.''

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa’nın 1930 yılında yayımlanan sekizinci romanıdır. İlk baskısı 1930 olmasına rağmen aslında 1937 yılında yayımlanan baskısı ile daha çok dilden dile dolaştığını görürüz romanın.
Tür olarak otobiyografik izler taşıyan romandaki karakter Peyami Safa’nın çocukluk zamanlarından derin izler taşıyan ve bir o kadar da düşünsel ögelere yer veren bir yapıtıdır. Türk klasikleri açısından ilk psikolojik eserleri arasında yer alır. Romandaki karakterin ruhu ve bedeni arasındaki sıkışmışlık hissini ve onun hayatından derin izleri taşıdığını görürüz.
Bu kitabı okurken insan sanki bir roman değil de bir insanın içine sakladığı acıyı okuyormuş gibi hissediyor. Çünkü eser, yalnızca hasta bir çocuğun hikayesi değil; korkunun, yalnızlığın ve büyümeye çalışan bir ruhun hikayesi aslında. Romanın merkezinde bacağındaki ciddi hastalık nedeniyle sürekli hastaneler ve doktorlarla mücadele eden genç bir çocuk vardır. Ancak asıl mesele bedenindeki ağrıdan çok, ruhunda taşıdığı yük gibidir. Birde Nüzhet'e olan tutkusu var tabi...

Kitabı samimi yapan şey, anlatıcının iç sesi. Öyle büyük olaylar olmaz belki ama küçük korkular çok büyüktür. Bir ameliyat korkusu, sakat kalma endişesi, kendini eksik hissetme duygusu özellikle genç yaşta hastalık yaşayan ya da hayatında uzun süre belirsizlik taşımış insanlar bu kitabı daha derinden hissedebilir. Çünkü bazen insanın canını en çok bedenindeki yara değil, kimsenin anlamadığını düşündüğü iç kırgınlıklar acıtır.

Sevgili okur en nihayetinde hepimiz ''Hayaller güzel olsa da hayatımızda her zaman gerçekleri yaşamıyor muyuz? '' Birde TRT de dizisi vardı sanırım, oda güzeldi.
9.0/10
(9 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Funda Başak
Seslendiren 28 Nisan 2020 7:13
Dünya Sağlık Örgütü, COVID-19'un dünya genelinde; virüsün gerçek veya algılanan tehdidine maruz kalan insanlarda endişe ve panik uyandıran bir pandemi...
24
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Al elmaya taş atan çok olur."
Türk Atasözü
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)