evet, yatkınlıklar artar. bir şeye olan doğal eğiliminiz, çevrenizle ve maruz kaldığınız sistemlerle etkileşime girdikçe sürekli güncellenir ve güçlenir. bunu bir algoritmanın kendi kendini eğittiği bir geri bildirim döngüsüne benzetebiliriz.
işin biyolojik altyapısında nöroplastisite yatıyor. beynimiz sık tekrarlanan davranışlara ve düşünce kalıplarına göre nöral ağlarını sürekli refactor eder. eğer genetik veya psikolojik bir yatkınlığınız varsa ve çevreniz bunu destekleyecek veriyi size sürekli feed ediyorsa, o sinir yolları beyninizde daha sağlam kurulur. altyapıda var olan ufak bir eğilim, çevresel faktörlerle tetiklendikçe adeta scale olur ve büyür.
bugün maruz kaldığımız dijital sistemler tam olarak bu yatkınlıkları artırmak üzerine tasarlandı. algoritmalar sizin zihinsel zaaflarınızı yani sistemdeki küçük bir zafiyeti tespit edip sürekli o noktaya deploy çıkıyor. yankı fanusları içinde kendi bias'larınızla baş başa kaldıkça başlangıçta masum olan bir eğilim zamanla manipüle edilebilir bir hale geliyor. zihninizin mimarisindeki ufak bir yatkınlık, dışarıdan gelen sürekli input'larla kontrolden çıkan devasa bir bug haline dönüşüyor.
kısacası yatkınlıklar statik değildir. kullanıldıkça artar ve beslendikçe pekişir. dışarıdan çevresel bir trigger bulamayan eğilimler ise zamanla sistemden drop edilir ve körelir.
Kaynaklar
-
Donald O. Hebb. The Organization Of Behavior: A Neuropsychological Theory. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Eli Pariser. The Filter Bubble: What The Internet Is Hiding From You. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı