Günlük hayatımızda "alışkanlık" sözcüğünü oldukça rahat kullanırız. Doktorunuz günde beş porsiyon meyve ve sebze tüketerek "iyi bir alışkanlık" edinmenizi tavsiye eder, bir arkadaşınız gece uyumadan önce sosyal medyayı kontrol etme şeklindeki "kötü alışkanlığından" yakınır, belki de bir müzik öğretmeniniz etütlerinizi "alışkanlık hâline gelene kadar" tekrarlamanız için üzerinizde baskı kurmuştur. Hatta haftada iki gün spor salonuna gitmeyi bir alışkanlığa dönüştürmek istediğinizi kendi kendinize defalarca söylemiş olabilirsiniz.
Gündelik konuşma dilinde bu tür ifadeler oldukça makul görünse de psikologlar bu kavramı tanımlarken çok daha titiz davranır. Gerçekte sıkça veya düzenli olarak yaptığımız ya da yapmayı arzuladığımız her davranış teknik anlamda bir alışkanlık değildir.