Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ece Müker
Ece Müker
592.1K UP
2 gün önce
Yaklaşık 407 milyon yıl önce, Devoniyen Dönem’de karalarda yaşayan en büyük ve baskın canlılar, ne bitki ne de mantar olan Prototaxites adlı gizemli organizmalardı. Yakın zamanda Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu fosillerin yaşam ağacında bilinen hiçbir modern gruba ait olmadığını ortaya koydu. İskoçya’daki Rhynie çörtünde olağanüstü iyi korunmuş Prototaxites taiti örnekleri üzerinde yapılan analizler, bu canlıların hücre duvarlarında mantarlara özgü kitin, kitosan ve beta-glukan gibi yapısal polimerlerin bulunmadığını gösterdi. Aynı ortamda korunmuş gerçek mantar fosillerinde bu moleküllerin tespit edilebilmesi, Prototaxites’teki yokluğun fosilleşme sürecinden kaynaklanmadığını ortaya koyuyor.

Araştırmacılar ayrıca mantarlara özgü bir biyobelirteç olan perilenin de Prototaxites örneklerinde bulunmadığını saptadı. Bu bulgular, Prototaxites’in mantar olmadığı gibi bitki, hayvan, alg veya prokaryotlarla da uyumlu olmadığını gösteriyor. Bilim insanlarına göre bu canlılar, günümüze ulaşan hiçbir torunu olmayan, tamamen yok olmuş bir evrimsel dala aitti. Bir zamanlar 8 metreye varan boyutlarıyla ilk “ormanları” oluşturan Prototaxites, daha sonra hızla yayılan kara bitkileriyle rekabet edememiş veya gezegen ölçeğinde çevresel değişimlerin kurbanı olmuş olabilir. Bu çalışma, Dünya’daki erken kara ekosistemlerinin sandığımızdan çok daha sıra dışı ve deneysel olduğunu gösteriyor.

176 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
143.4K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Ben iki erkek çocuk ananesi olarak ve yıllardır edindiğim deneyimlere dayanarak cevap vermek istedim.Hep koşulsuz bir sevgi olduğunu düşünürüz bu duyguyu tanımlamak isteriz .Aslında gerçek anlamda bunun altında yatan en önemli etken ''Emek ' denilen kavramdır .Aklıma ''Selvi Boylum Al Yazmalım '' filmi geldi :))) o nasıl güzel bir filmdi.

Bir anne evladını neden sever?” sorusu çok basit gibi durur ama insan biraz durup düşününce, senin söylediğin gibi, gerçekten zihni kurcalayan bir soruya dönüşür. Çünkü bu sevgi çoğu zaman koşulsuz diye tanımlanır ama bilim bize şunu söyler: Bu sevgi nedensiz değil; çok katmanlı ve çok eski.Önce şunu dürüstçe söyleyelim: Bilim, “koşulsuz sevgi” kavramını romantik bir tanım olarak görür. Ama bu, anne sevgisini küçültmez. Aksine, onu anlaşılır ve insani kılar.

Evrim açısından bakıldığında anne sevgisi, türün devamı için hayati bir mekanizmadır. İnsan yavrusu uzun yıllar boyunca bakıma muhtaçtır. Eğer anne, çocuğuna güçlü bir bağla bağlanmasaydı, insan türü bugüne kadar gelemezdi. Bu yüzden doğa, anneliği sadece “görev” olarak değil, derin bir duygusal bağ olarak şekillendirdi. Bu bağ, hormonlar üzerinden kurulur. Özellikle oksitosin, doğumda, emzirmede ve temas sırasında artar ve “bağlanma hormonu” olarak bilinir. Ama önemli olan şu, Oksitosin sadece biyolojiyle sınırlı değildir; bakım verme davranışıyla tetiklenir. Yani bir anne, doğurmasa bile, bakım verdikçe bağlanır.

Hrdy bunu çok sade ifade eder, “Bağlanma, genetikten çok bakımın sürekliliğiyle güçlenir.”(Hrdy, 2009)

Psikolojiye geldiğimizde, anne sevgisi “kendini genişletme” (self-extension) ile ilgilidir. Anne, çocuğu sadece ayrı bir birey olarak değil, kendi varlığının devamı gibi hisseder. Bu biyolojik çocukta daha hızlı oluşabilir ama evlat edinilmiş ya da öz olmayan bir çocukta da zamanla aynı derinlikte gelişebilir. Burada kritik nokta ise beyin, “kime bakım veriyorum?” sorusuna bakar; “kimin genleri?” sorusuna değil.Bakım verdikçe bağlanırsın. Sarıldıkça, uyandıkça, korktuğunda yanında oldukça… sevgi kök salar. Bowlby’nin bağlanma kuramına göre “Bağlanma, süreklilik gösteren bakım ilişkisi içinde gelişir”(Bowlby, 1969).

Sosyolojik açıdan bakıldığında toplumlar anneliği sadece biyolojik bir olgu olarak değil, ahlaki ve duygusal bir rol olarak inşa eder. “Anne olmak” çoğu kültürde fedakârlık, sorumluluk ve koruyuculukla tanımlanır. Bu rol içselleştirildiğinde, sevgi de onunla birlikte gelir. Bu yüzden bir anne, öz evladı olmayan bir çocuğu da “kendi evladı gibi” sevebilir. Çünkü toplum ona şunu öğretir; Anne olmak, doğurmak değil; sahip çıkmaktır. Peki koşulsuz mu? Belki şöyle demek daha doğru olabilir Anne sevgisi koşulsuz değildir ama çok dayanıklıdır. Kırılır, yorulur, kızar… ama tamamen kopması zordur. Çünkü bu sevgi, sadece duygu değil; beden, zihin ve toplum tarafından birlikte örülmüş bir bağdır.

Benim bu sorudan çıkardığım en sade cevap şu ''Bir anne evladını sevmez; ona bağlanır.'' Bağlanma, genlerden başlayabilir ama bakım, emek ve birlikte yaşanan zamanla gerçek anlamını bulur. Hatta öyle bir zaman gelir çocuğun yokken mutlu olursun onlar doğar büyür 'sen mutlu köle olursun ' :))) bu ne demek diye sorarsanız ''onlar mutluysa sen de mutlu olursun ,onlar üzgünse sende üzgün olursun ''

Sonuçta her şey gelir ve verdiğin ''Emeğe'' dayanır. :))[1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Deneyimlerim.
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 4 dk.

Teleskop, uzaydan gelen elektromanyetik ışınımı toplayıp odaklayarak bu cisimleri daha parlak, daha ayrıntılı ve ölçülebilir hale getiren bilimsel bir gözlem aracıdır. Genellikle teleskop denilince akla ilk gelen üç ayak üzerinde duran, arkasından gözümüzle baktığımız uzun ince bir tüp ya da gözlemevlerinde yer alan etrafında ne olduğuna anlam veremediğimiz bir sürü ekipmanla donatılmış aygıtlar geliyor. Hâlbuki teleskopların birçok türü bulunmaktadır. Seçeceğiniz türü belirleyen esas faktör nasıl bir amaç için teleskop kullanmak istediğinizdir.

Uzaydan gelen elektromanyetik ışınımı toplayan teleskop; gözlemlenen cisimlerin daha parlak, ayrıntılı ve ölçülebilir hale gelmesini sağlayan gözlem araçlarıdır. Teleskobun en temel iki amacı vardır: Yakınlaştırma yapmak ve daha fazla ışık toplayarak görünmeyen gök cisimlerini görünür hale getirmek.

14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 5 gün önce 5 dk.

Çoban Yıldızı, gökyüzüne bakan muhakkak herkesin hayatının bir döneminde duyduğu, oldukça parlak bir gök cismidir. O kadar parlaktır ki mutlaka dikkat çeker. Bu nedenle büyük bir çoğunluk bunun kutup yıldızı olduğunu düşünür. Lakin Çoban Yıldızı olarak adlandırdığımız bu gök cismi aslında bir yıldız bile değildir. Güneş sisteminin ikinci gezegeni olan Venüs'tür.

Çoğunlukla gökyüzüne gün batımında baktığımız için özellikle bu zamanlarda fark edilse de gün doğumları sırasında da görünür. Fakat gecenin ilerleyen saatlerde görme şansınız yoktur. Bunun ardında aslında oldukça basit bir prensip yatar.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 7 Ağustos 2018 12 dk.

Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi ve Kuantum Teorisi, Evren’in nasıl işlediğini açıklayan iki temel kuramdır. Büyük ölçekli Evren’i açıklayan Genel Görelilik Kuramı’nda Einstein, uzay-zamanı bir kumaşa benzetir. Nasıl ki dört tarafından tutularak gerilmiş bir kumaşın ya da bir örtünün üzerine ağır bir cisim bırakırsanız kumaş ağırlıktan dolayı eğilir, işte kütle de uzay-zaman dokusunu benzer şekilde eğer. Buna “kütleçekimi” denir. Daha doğrusu, cisimlerin bu bükülmüş uzay-zaman dokusu içerisinden geçerken birbirlerine doğru hareket etme meyline "kütleçekim" denir. Yani, Evren’deki her şeyin kütleçekimi sebebiyle bir diğerinin üzerine düştüğünü söyler. Örneğin, topu bıraktığınızda, Dünya’nın yerçekiminden (kütleçekiminden) dolayı onun yere düşeceğini bilirsiniz. Ve bu size hiç de garip gelmez. 

Diğer taraftan, atomun ve atom altı parçacıklarının davranışlarını açıklayan Kuantum Teorisi’nde olaylar böyle işlemez. Daha açıklayıcı olmak için, örneğimizdeki topun atom altı bir parçacık olan bir elektron olduğunu düşünün. Atom altı dünyada bu topun konumu için “burada” veya “şurada” diyemezsiniz çünkü o “aynı anda” “her yerde”dir. Gelin bu durumu, atom altı dünyasından çıkarıp kendi dünyamıza taşıyalım. Diyelim ki şu anda, evinizdesiniz. Eğer atom altı bir parçacık olsaydınız aynı anda evde, işyerinizde, Everest’in tepesinde, kısacası her yerde, olabilirdiniz.

220
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 25 Ekim 2016 5 dk.

İşte tüm bu diş aşınmalarıyla mücadele etmek adına diş fırçalamak, birçok insan için tırnak kesmek veya tuvalet yapmak kadar "doğal" bir davranıştır. Çoğumuz dişlerimizi günde en az 1, muhtemelen 2 defa fırçalarız; fakat bunun mantığı ne, hiç düşündünüz mü? Sonuçta savanalarda yaşayan atalarımızın diş macununa ve diş fırçasına erişimi yoktu. Biz neden dişlerimizi fırçalamak zorundayız ki?

Öncelikle, dişlerimizi ne sıklıkla fırçalamamız gerektiği sorusunu cevaplayalım ve ardında yatan mantığı izah edelim: Hem Türk Dişhekimleri Birliği hem de Amerikan Diş Birliği, günde 2 defa, flüorürlü diş macunlarıyla, her biri en az 2 dakika sürmek kaydıyla dişlerinizi fırçalamayı önermektedir.[1][2] Dişlerinizi fırçalamanızın nedeni, dişlerimiz arasına sıkışan yemek parçacıklarını ve dişlerimiz üzerinde biriken beyaz renkli, yapışkan ve içi bakteri dolu plakları temizlemektir. Özellikle de yemek yedikten veya yüksek şeker içerikli içecekler tükettikten sonra, bu plaklar içerisindeki bakteriler asitler üreterek diş minesine saldırır. Nihayetinde bu asit, mine tabakasının parçalanmasına neden olur ve çürük dediğimiz yapıları oluşturur. Temizlenmeyen plaklar ise sertleşerek tartar adı verilen daha kalın tabakalar üretirler; bunların temizlenmesi çok daha zordur. Diş etinizde biriken tartar, nihayetinde iltihaplanmaya ve diş eti hastalıklarına yol açar.

177
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hakan Orhan
Hakan Orhan
81.0K UP
Yazar 30 Eylül 2021 23 dk.

Karl Raimund Popper, 28 Temmuz 1902’de Viyana’da Yahudilikten Lutheryenliğe geçen bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 1918-1928 yılları arasında Viyana Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Üniversite öğrenimi sırasında matematik, fizik ve felsefe okudu. 1928’de Viyana Üniversitesi’nden doktorasını aldı. Naziler’in Avusturya’yı işgalinden önce, 1937 yılında Yeni Zelanda’ya göçtü. Burada, Centerbury University College’de doçent oldu ve 1945 yılı sonuna dek felsefe dersleri verdi. 1945’te İngiliz vatandaşlığına geçti. 1946’da İngiltere’ye giderek, London School of Economics and Political Science’ta mantık ve bilimsel yöntem profesörü olarak çalıştı. Aldığı onlarla ödülün yanı sıra 1965’te Kraliçe II. Elizabeth tarafından "Sir" unvanıyla onurlandırıldı. 1994 yılında 92 yaşındayken İngiltere’de vefat eden Popper’ın külleri Avusturya’da defnedilmiştir.

Karl Popper, kimi bilim insanlarına göre yaşamış en büyük bilim felsefecisidir. 1960 Nobel Tıp ödülü sahibi Sir Peter Medawar, Karl Popper için, "hiçbir bilim felsefecisiyle karşılaştıralamayacak kadar büyük" demiştir. 1963 Nobel Tıp ödülü sahibi Sir John Eccles, kendi bilimsel yaşantısını Popper’a borçlu olduğunu beyan etmiştir. Eccles aydınlara Popper’ın bilim felsefesini yaşamlarının temeli haline getirmelerini öğütlemiştir. Başarılı matematikçi Sir Hermann Bondi, "Bilim bilimsel yöntemden, bilimsel yöntem de Popper’ın dediklerinden ibarettir." yorumunda bulunmuştur.[2]

27
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Nevzat Keskin
Seslendiren 6 gün önce 7:44
Eminiz ki okurlarımız arasında hatırı sayılır bir çoğunluk merakla Breaking Bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur....
8
Burak Albayrak
Burak Albayrak
355.9K UP
Ekleyen 10 Eylül 2022 1 sa.

Uyuşturucu Bağımlılığı olarak da anılan Madde Kullanım Bozukluğu, hastaların kullanımıyla ilgili önemli sorunlar yaşamasına rağmen bir maddeyi kullanmaya devam ettiği patolojik bir davranış kalıbını içeren maddeye bağlı bir bozukluk türüdür. Madde Kullanım Bozuklukları, sosyal, akademik ve mesleki bozulmaya yol açan nikotin, alkol ve diğer yasa dışı maddelerin kullanımını içerir. Görülen en yaygın yasa dışı maddeler arasında kenevir, opioidler, sedatifler (yatıştırıcılar, depresanlar), hipnotikler (uyku ilaçları), inhalanlar (tiner gibi uçucu maddeler), halüsinojenler (LSD, mantar) ve uyarıcılar bulunur.

Maddeler, merkezi sinir sistemi üzerindeki etkilerine göre farklı şekilde sınıflandırılabilir. Bu etkiler maddeye göre değişir ve artan enerji ile öforiden, derin sedasyona ve halüsinasyonlara kadar çok çeşitli etkiler üretebilir. Genel olarak, etkiler önemli ölçüde farklılık gösterse de, Madde Kullanım Bozukluklarının ilk aşamaları, bireylerin kullanımla birlikte bir esenlik duygusu veya öfori yaşadığı, olumlu pekiştirme ile karakterize edilir. Fizyolojik ve psikolojik bağımlılık ilerledikçe, birey, maddelerin öncelikle disforiyi ve hoş olmayan yoksunluk semptomlarını giderdiği olumsuz pekiştirme yaşar.

83
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Şevval Yürek
Şevval Yürek
26.4K UP
İnceleyen10 29 Temmuz 2023
Sizi bir ağlatıp bir güldüren ,duygu karmaşası yaşatıp şoka sokan bir film.Zamanlar arasındaki geçiş, filmi anlamayı biraz zorlaştırsa da sıkılmadan izlemenizi ve filmin olay akışı içinde kaybolmanızı sağlıyor .
Oppenheımer hakkında düşünceleriniz o kadar hızlı değişiyor ki onu bir an kahraman, bir an canavar olarak görüyorsunuz .Filmin etkisinden pek çıkamadım ve o dönemde var olmuş biri gibi bazen de Oppenheımer'ın kendisi gibi hissettim.Efektler ve gerçek bomba patlatılan sahne vurucu etkiyi yaratıyor ve pek aklınızdan çıkmıyor.Filme gitmeden önce kuantum ve atom hakkında biraz bilgi edinmenizi tavsiye edebilirim biraz terim içeriyor ama sizi sıkmıyor bu anlamda.Kısaca EFSANE
9.7/10
(636 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
15
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Ocak 2021 22 dk.

Çok sayıda evrenden birinin içinde yaşıyor olabilir miyiz? Bilim insanları, içinde bulunduğumuz Evren'imizi daha iyi tanımlamaya başladığından beri filozoflar, hayalperestler ve bilimkurgu yazarları paralel evrenler üzerinde kafa yormaktalar. "Evren" dediğimiz yapı, bildiğimiz her şeyi; gezegenleri, yıldızları ve galaksileri, uzayı ve zamanın kendisini içerir - hiçbir şeyi dışlamaz. Astronomların ölçümlerine göre bizim Evren'imiz yaklaşık 93 milyar ışık yılı genişliğindedir.

Peki ya evrenimiz tek değilse? Ya Evren'imizin etrafı, bizim fark etmediğimiz alternatif evrenlerle kaynıyorsa? Çünkü "evren" dediğimiz şey, aynı zamanda, içerisinde bulunduğumuz spesifik yasalara sahip, kendi içinde tutarlı ve kapalı bir sistemi tarif etmekte de kullanılabilir. Yani farklı yasaları, farklı özellikleri ve farklı görünümü olan evrenlerden de söz edebiliriz. Tanımsal bir ayrım yaratmak için, Sicim Teorisi'ndeki "brane" veya "membran" gibi sözcükleri ödünç alıp, "Çoklu Evrenler üstü yapıyı" tanımlamakta kullanabiliriz. Bu durumda çok sayıda, belki de sonsuz miktarda evren, kendilerini içerisinde barındıran bir tabakanın içerisinde yan yana, üst üste, iç içe bulunuyor olabilir. Tıpkı sabun köpükleri gibi...

256
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
143.4K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merhaba .
Bu kitabı yıllar önce Antropoloji ve arkeolojiye merak sardığım sıralarda okumuştum ,bu kitabı okurken sanki Jack London karşına oturmuş, alçak sesle ama çok emin bir tonla şunu söylüyor gibi “İnsan sandığın kadar yeni bir varlık değil.”
Âdem’den Önce, bir macera romanından çok daha fazlası; insanın hafızasına, korkularına ve hayatta kalma içgüdüsüne doğru yapılan tuhaf ama etkileyici bir yolculuk.

Roman, modern bir insanın rüyaları üzerinden Paleolitik Çağ’a uzanıyor. London burada bilinci değil, içgüdüyü konuşturuyor. Kahraman konuşmuyor; hissediyor, kaçıyor, korkuyor, saklanıyor ve bu sessizlik insanı sarsıyor. Çünkü bir noktada fark ediyorsun ki, o ilkel korkular hâlâ bizde.

Kitabın en çarpıcı yanlarından biri, insanın doğa karşısındaki kırılganlığını çok yalın bir şekilde göstermesi. London bunu açıkça söylüyor. ''O zamanlar dünya insana ait değildi; insan dünyaya aitti.”
Bu cümle, kitabın ruhunu özetliyor. İnsan merkezli bir evren yok; doğa var, tehlike var, hayatta kalma var. Güçlü olan değil, uyum sağlayan yaşıyor.

Bir başka yerde ise korkunun ne kadar temel bir miras olduğunu hissettiriyor .“Korku, düşünceden önce vardı.”

Bugün bile bazı seslerden, karanlıktan ya da bilinmeyenden irkilmemiz tesadüf değil. London, evrim fikrini edebi bir sezgiyle anlatıyor; bilimsel terimler kullanmadan, ama çok ikna edici bir şekilde.

Benim için Âdem’den Önce, insanın ne kadar “medenî” olduğuna dair kibri biraz törpüleyen bir kitap. Okurken şunu düşünüyorsun. Biz çok değiştik sanıyoruz ama aslında sadece üstüne katmanlar ekledik. Altında hâlâ aynı korkular, aynı refleksler, aynı hayatta kalma arzusu var.

Jack London bu romanla şunu fısıldıyor, İnsanlık hikâyesi cennette başlamadı; soğukta, açlıkta ve korkuda başladı ve belki de bizi insan yapan şey, tam olarak buydu.
Şöyle hissediyorum .
Ne kadar ilerlediğimizi konuşuyoruz ama içimizde hâlâ karanlıktan ürken, hayatta kalmak için tetikte bekleyen o ilk insan yaşıyor :))
Eseri paylaşan arkadaşımıza ve yazdığım incelmeyi okuyacak herkese teşekkür ederim.
9.7/10
(20 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Before Adam
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hüseyin Avcı
Hüseyin Avcı
155.2K UP
Yazar 26 Haziran 2024 7 dk.

Gözlemlenebilir evren, gözlemcinin merkezinde bulunan küresel bir bölgedir. Bir bütün olarak evrenin büyük ölçekli özelliklerinin bilimsel olarak incelenmesi olan kozmoloji; evrenin kökenini, evrimini ve nihai kaderini anlamaya çalışır. Astronomi, fizik ve matematik gibi çeşitli bilimsel disiplinlerden yararlanarak evrenin doğası hakkında temel soruları ele alır.

Teorik modellerin geliştirilmesi ve gözlemsel verilerin analizi yoluyla kozmologlar, Büyük Patlama'dan şu andaki durumuna kadar evrenin tarihine ilişkin tutarlı bir anlatı oluşturmayı başardılar. Bu anlatının merkezinde; tüm evrenin gözlemleyebildiğimiz ve ölçebildiğimiz, ışık hızıyla ve evrenin sonlu yaşıyla sınırlı olan kısmı olan "gözlemlenebilir evren" kavramı yer almaktadır. Bu gözlemlenebilir evren, kozmik olayları inceleyebileceğimiz ve evrenin temelindeki yapı ve dinamiklere ilişkin içgörüler elde edebileceğimiz pratik bir çerçeve sağlar.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Anonim
Anonim Üye 2 gün önce Henüz cevap yok.
Arkadaşlar lütfen ulaşın
109 görüntülenme
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
592.1K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Eleanor the Great
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Hakan Orhan
Hakan Orhan
81.0K UP
Çeviren 4 gün önce 4 dk.

Hayatımızın bir döneminde hepimiz bunu hissetmişizdir. Şairler onun hakkında yazar, şarkıcılar onun hakkında şarkılar söyler ve onu bulmak, ifade etmek ve sürdürmek üzerine koca bir endüstri oluşmuştur. Peki aşk nedir? Nerede bulunur? Onu tetikleyen nedir? "Delicesine" aşık olduğumuzda zihnimizde ve bedenimizde gerçekten neler oluyor?

Romantik aşk, tanımlanması genellikle zor olsa da "bağlanma" olarak bilinen güçlü bir duygusal bağın gelişimini, cinsel çekimi ve bakım vermeyi (şefkati) içerir. "Aşık olanlar"; saplantılı düşünceler, duygusal bağımlılık ve artan enerji gibi bir dizi yoğun duygu yaşarlar fakat bu duygular ilişkinin ilk aşamalarıyla sınırlı olabilir.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ali Gazi Kavak
Ali Gazi Kavak
76.8K UP
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, Hatay
Hatay/Antakya'da yaklaşık 15 yıllık bir üzüm ağacının nemli gövdesinde tarafımca gözlenmiştir. Ortam yaklaşık 4 gündür aralıksız yağış almaktadır.Mantarın görüntüsünden hangi mantar olduğunu bilemediğimden türü net söyleyemiyorum ancak sanırım ağaç kulağı mantarı olabilir.Ortam sıcaklığı yaklaşık 5 derecedir. Kakaolu pudink gibi bir yapısı vardır. Kulak memesi gibi esnektir.
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 11 Mart 2021
Gökyüzündeki en parlak galaksilerden biri, boyut olarak Samanyolu galaksimize benzeyen güzel Messier 81’dir. NGC 3031 olarak veya 18. yüzyıldaki kaşifinin adıyla (Bode’ın galaksisi) da bilinen bu büyük sarmal, Büyük Ayı takımyıldızı yönüne bakılarak görülebilir. Paylaşılan bu keskin ve ayrıntılı teleskop görüntüsü, M81 galaksisinin parlak sarı çekirdeğini, mavi sarmal kollarını, pembemsi yıldız oluşum bölgelerini ve geniş kozmik toz şeritlerini göstermektedir. Bazı toz şeritleri, diğer belirgin sarmal özelliklerden farklı olarak, galaktik diskten (merkezin solundan) geçmektedir. Bu toz şeritleri, M81 ile bu çerçevenin dışında gizlenen yakındaki M82 galaksisinin yakın karşılaşmasının kalıcı bir sonucu olabilir. M81’in sönük, cüce düzensiz uydu galaksisi Holmberg IX, büyük sarmalın hemen altında görülebilir. M81’deki değişen yıldızların incelenmesi, bir dış galaksi için 11.8 milyon ışıkyılı gibi iyi belirlenmiş bir mesafeyi ortaya koydu.
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Mert Karagözoğlu
Çeviren 6 Nisan 2022 11 dk.

Trichoplax adhaerens adlı basit bir hayvan, hiçbir nöron ya da kas demetinden faydalanmaksızın çevre uyaranlara çeviklikle, neredeyse amaçlı bir edayla yanıt veriyor ve hareket ediyor. Yeni bir araştırma, bu hayvanın kamçılarında gerçekleşen biyomekanik etkileşimlerin bu hareketleri açıklamakta yeterli olduğunu gösteriyor. Biyofizikçi Manu Prakash, on yıl önce bir çalışma arkadaşının laboratuarında bu hayvanla tanıştığı anı çok net bir biçimde hatırlıyor:

Placozoa sınıfına tabi bu tuhaf deniz canlısının Prakash'ın ilgisini bu denli çekmesinin sebebi ne evrim ağacının bir dalını kendi başına kapsaması, ne de hayvanlar aleminde bilinen en küçük genoma sahip olmasıydı. Prakash'ın ilgisini çeken şey, bunlardan öte Trichoplax'ın barındırdığı milyonlarca hücrenin nasıl bu denli çevik ve verimli bir şekilde hareket ettiğiydi. Nihayetinde bir organizmanın bu kadar çevik ve verimli hareket edebilmesi için nöronlara ve kaslara sahip olması gerekirdi. Ancak Trichoplax'ta ne nöron vardı, ne de kas.

29
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 1 gün önce
Kınkanatlı böcek cinsidir. 10-15 mm boyutlarındadır ve genellikle göğüs, kanat örtüsü ve karın bölgesinde beyaz noktalar veya çizgiler bulunan siyah renktedir. her türün kendine özgü bir deseni vardır. Genellikle çiçekler üzerinde beslenirken bulunur.
1
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close