Deri renkleri neden birbirinden farklı olacak şekilde evrimleşmiştir?

Yazdır

İnsan türünün en geniş ve belirgin çeşitlilik unsurlarından biri kuşkusuz deri rengidir. 

Deri rengi konusundaki çeşitliliği (varyasyonu) inceleyen biyologlar, bu rengin melanin adı verilen bir renk pigmenti ile ilgili olduğunu kısa sürede fark edebilimişlerdir.

Halk arasında sanılanın aksine, deri renginin güneş ışınları ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Güneş ışınları ile deri rengi arasındaki ilişki dolaylıdır. Şöyle ki: Güneş ışınları, özellikle de mor ötesi (UV) ışınlar, melanosit hücrelerini uyararak daha fazla melanin üretilmesine neden olmaktadır. Bunun sebebi, UV ışınlarının türümüzün derisinde 3 temel etkiye neden olmasıdır. Bunlar:

  • Aşırı UV ışınları hücrelere ve kimyasal süreçlere hasar vermektedir.
  • UV ışını arttıkça, yani güneş ışınları dik geldikçe Vitamin B folat kimyasalının parçalanma tepkimesi hızlanır. Vitamin B folat, DNA üretiminde kullanılmaktadır; bu yüzden vücutta yeterince Vitamin B folat her zaman bulunmalıdır.
  • 7-dehidrokolesterol kimyasalının Vitamin D'ye dönüşmesine neden olan tepkime hızlanır. 7-dehidrokolesterol vücutta bolca üretilir; ancak Vitamin D sadece gerektiği kadar bulunmalıdır.

Güneş ışınları gerekenden fazla oldukça, bu tepkimeler ve etkiler aşırı sonuçlar doğurabilir. Örneğin aşırı UV ışınları hücre yapısını ve döngülerini bozarak kansere ve ölüme neden olabilir. Vitamin B folat eksikliği, DNA üretimini etkileyerek hücre bölünme döngülerini bozar. Aşırı Vitamin D bulunması ise Vitamin D zehirlenmesi olarak bilinen ve kusma, susuzluk, hassaslık, yorgunluk, kabızlık ve kas ağrıları ile kendisini gösteren bir hastalığa neden olur. Ancak Vitamin D eksikliği de tehlikelidir; bu durum da kemik oluşumunu olumsuz etkilemekte, ayrıca diyabet, kanser, kalp hastalıkları ve zihinsel hastalıklara neden olabilmektedir. Dolayısıyla vücudun aldığı UV ışını miktarı en uygun (optimum) seviyede tutulmalıdır. 

Bu optimizasyon, melanosit hücrelerinin ürettiği melanin pigmenti ile sağlanır. Melanin arttıkça, vücuda giren UV ışınları daha fazla engellenmiş olur. Melanin artışının bir yan etkisi olarak deri rengi koyulaşır. Daha fazla Vitamin D üretimi, dolayısıyla daha fazla UV ışını gerektiğinde ise melanosit hücreleri melanin üretimini keserek UV ışınlarını engellemeyi durdurur ve melanin az üretildiğinden deri rengi açık olur. 

İşte evrimsel süreçte, Afrika'da ve genel olarak ekvator hattında bulunan coğrafyalarda yaşayan atalarımız ve günümüz insanlarının deri rengi, dik güneş ışınlarından kaynaklı aşırı UV alımına, dolayısıyla aşırı Vitamin D üretimine engel olmak için döllenmeden ve deri dokusunun oluşumundan itibaren genetik olarak fazla melanin üreten melanosit hücrelerine sahiptir. Bu yüzden siyahi renktedirler. Daha kuzey enlemlerdeyse güneş ışınları eğik ve dolayısıyla UV ışınları az olduğundan, bu ışınlardan daha fazla faydalanabilmek için melanosit hücreleri az melanin üretirler ve bireyler beyaz tenli olur. Bu iki bölge arasında kalan enlemlerde ise, bu iki uç rengin arasında kalan tonlarda renk görülmektedir.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. İnsanlarda Deri Renginin Evrimi ve Kılların Seyrelmesi Üzerine...
  2. Muehlenbein, Micheal (2010). Human Evolutionary Biology. Cambridge University Press. pp. 192–213.
  3. Jablonski, N.G. (2006). Skin: a Natural History. Berkeley: University of California Press.
  4. Richard A Sturm (2009). Human Molecular Genetics 18: 9–17. doi:10.1093/hmg/ddp003
0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler