Vahşi Kurtları Nasıl Evcilleştirirerek Köpekleri Evrimleştirdik?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Meraklıları için: Elbette onları okşayarak köpekleri evrimleştirmedik. Ancak vahşi kurt popülasyonu içerisindeki bazı bireyler fotoğraftaki gibi daha uysal ve cana yakınken, bazı diğerleri bu tür bir fotoğrafın çekilmesinden önce oradaki herkesi parçalayacak kadar vahşi ve serttir. Bu hayvanların sert yapısı, insanlara kıllık olsun diye değildir. Bu sayede hayatta kalırlar, bu sayede zorlu şartları atlatabilirler. Dolayısıyla aslında uysallık ve ağırbaşlılık tehlikeli bir davranışsal varyasyondur ve bu farklılığı yaratan bazı genler ve o genlerdeki bazı mutasyonlar bulunur. 

Ancak günümüzden on binlerce sene önce (muhtemelen yaklaşık 25.000 yıl kadar önce), atalarımız ilk defa yerleşik yaşama geçmeye başladığında, sıradışı bir şey yaşandı: uysal olanlar insanların kamplarına daha kolay yanaştı, onların tüketmediği etleri tüketerek kolay bir besin kaynağı buldu. Böylece türleşme mekanizmalarından birisi olan davranışsal izolasyon, saldırgan ve uysal kurtlar arasında bir bariyer yaratmış oldu. Aynı canlı türü, iki ayrı gruba bölündü. Bunlardan vahşi ve saldırgan olanlar normal şekilde yollarına devam ettiler. Ancak uysal ve ağırbaşlı olanlar (ve onlar arasında da *en* uysal ve ağırbaşlı olanları), insan kamplarında tutuldu, beslendi, korundu. Çünkü atalarımız, bu güçlü ve keskin duyulara sahip hayvanların kara kaşından gözünden ziyade, kampı korumak, -varsa- sürüleri gütmek, tehlikeleri erkenden uyarmak gibi birçok konuda ne kadar işlevsel olabileceğini fark etti. 

Böylece aynı ortak atadan başlayan grup, iki dala ayrılmış oldu. Bir tarafta sürekli uysallaşan, emirlere boyun eğebilen, insanlarla arasındaki bağı daha güçlü olanlar daha kolay hayatta kalıp, daha fazla beslenip, daha fazla el üstünde tutulup, daha fazla ürerken; diğer tarafta vahşi olan kurtlar, insan kamplarından uzak yaşantılarını sürdürdüler. Böylece nesiller içerisinde, vahşi kurtlar içerisinden ayrılan dal, ilk "evcil" diyebileceğimiz, köpek-benzeri hayvanları evrimleşmesini mümkün kıldı. 

Sonrasındaki envai çeşitlilik ise, Yapay Seçilim'in bir ürünü... İnsanlar farklı coğrafyalarda yaşayıp, farklı kültürler geliştirmeye başladıkça ve doğayı biraz daha iyi tanıdıkça, köpeklerin de farklı çiftleştirme yolaklarını takip ederek ne kadar hızlı bir şekilde yeni çeşitlere evrimleşebileceğini fark ettiler. Böylece, birçok hayvan hakları savunucusu tarafından lanetlenen "köpek besiciliği/yetiştiriciliği" akımı doğmuş oldu. Yüzlerce ve hatta binlerce yıldır devam eden bu titiz ve Doğal Seçilim'in genellikle çalışabildiğinden çok daha hızlı olan Yapay Seçilim sayesinde, bugün bilinen ve resmi olarak tanınan 340 civarında köpek çeşidi evrimleşti. 

İşte en yakın dostlarımızın evriminin küçük bir özeti...

Köpekgillerin kökenlerini araştıran bilim insanları her konuda kavgalıdırlar: köpekler nerede evrimleşti, bu ne zaman oldu ve hatta bu soruların cevaplarını bulmanın en iyi yolu nedir? Ancak hepsinin tartışmaya yer olmaksızın, ortaklaşa kabul ettikleri bir gerçek vardır: köpeklerin nasıl evcilleştirildiği... Yine de, bu genel geçer anlaşmaya ulaşmamız 1 asır zaman aldı ve detaylar halen yeni yeni ortaya çıkıyor.

1907 senesinde İngiliz bilim insanı Francis Galton köpeklerin ilk olarak hayatlarımıza, atalarımızın yavru kurtları alıp, kamplarına getirip, evcil hayvanlar olarak yetiştirmeleriyle girdiğini söyledi. Eğer büyük gözleri ve aşırı uzun kulaklarıyla yavru bir kurt gördüyseniz (örneğin fotoğraftaki gibi), bu fikrin hiç de uçuk olmadığını görebilirsiniz. Gerçekten de, Galton'un bu hipotezi yıllarca kabul gördü. Ancak nihayetinde bilim insanları evcilleştirmenin yüzlerce, hatta binlerce yıl alabilecek kadar uzun ve zorlu bir süreç olduğunu anladılar. İnsan atalarımız sevimli bir kurt yavrusuyla işe başlamış olabilirler; ancak o yavru büyüdüğünde vahşi bir hayvana dönüşecektir.

E o zaman ne oldu? Nasıl oldu da kurtlar köpeklere dönüştü? Birçok uzman köpeklerin kendilerini evcilleştirdiklerini düşünüyor. Muhtemelen erken insan atalarımız kamplarının kenarlarında bol miktarda kullanılmayan et bırakıyorlardı. Bu da, kurtların insan kamplarına yanaşması için bir neden yaratıyordu. Bu kurtlar, diğerlerine göre daha uzun hayatta kalabiliyor ve daha fazla yavru üretebiliyordu. Nesiller bu şekilde akıp gittikçe, giderek daha cömert hayvanlar evrimleşmeye başladı ve nihayetinde bir kurt, bir insanın elinden yiyebilecek kadar uysallaştı. Atalarımız bu hayvanların ne kadar işlevsel olabileceğini fark ettiklerinde, daha aktif bir evcilleştirme süreci olacak olan ikinci bir evcilleştirme dönemi başladı. Daha iyi avcı, sürü bekçisi, koruyucu olan köpekgil atalarını seçtiler.

Köpeklerin nerede ve ne zaman ortaya çıktıklarını keşfetmeye çalışan devasa bir bilim insanı ekibi, köpek evcilleştirmedeki sözünü ettiğimiz ikinci aşama hakkında ilgi çekici noktaları araştırdı. Binlerce antik köpek ve kurt iskeleti üzerinde yapılan bir karşılaştırmalı analiz, antik köpeklerin omurgasındaki sırt uçlarının yassılaştığını gösterdi. Bu durum, onların sırtlarnda ağır yükler taşıdıklarını gösteriyor. Ekip aynı zamanda antik köpeklerin çenelerinin arka kısmındaki ezici dişlerin çift olarak eksildiğini de ortaya koydu. Bu durum da, kızakları çekmek için bir çeşit ağızlık taktıklarını gösteriyor. Köpeklerin avlanma yetenekleri bir yana tüm bu hizmetler, insanların hayatta kalması için kritik öneme sahip olmuştur. Hatta bu durum, potansiyel olarak modern insanların Neandertal rakiplerine üstün gelmelerine ve yerleşik yaşama geçerek çiftçiler haline gelmelerine bile neden olmuş olabilir.

Nisan 2015'te Science dergisinde yayınlanan bir araştırma, insanlar ve köpeklerin en yakın dostlar olmak yolunda bir sonraki adımı nasıl attıklarını ortaya koyuyor. Japonya'daki Azabu Üniversitesi'nden hayvan davranış bilimcisi Takefumi Kikusui ve ekip arkadaşları, köpekler ve insanların birbirlerinin gözlerine baktıklarında, ikisinin de oksitosin salgıladığını gösterdi. Oksitosin, güven ve ana-yavru bağıyla ilişkilendirilen hormondur. Örneğin anneler ve yavruları birbirlerinin gözlerine baktıklarında da oksitosin salgılarlar. Bu durum, erken köpeklerin, yeni insan aileleriyle daha kolay kaynaşabilmek için ana-yavru ilişkisinden çalmış olabileceklerini düşündürmektedir.

Oxford Üniversitesi'nden evrimsel biyolog Greger Larson'a göre oksitosin araştırması ve iskelet verileri evcil hayvanlarımızın kökenlerini netleştirmekle kalmıyor. Köpeklerin insanlarla nasıl ilişkilendiği sürecini daha iyi anlamamız, medeniyetimizin kökenlerini de anlamamızı kolaylaştırıyor.

Evrim Ağacı Eklemesi: Konu içerisindeki bir noktayı açıklığa kavuşturmakta fayda görüyoruz. Metin içerisinde köpeklerin diş ve omurga yapılarının kızak çekmeyle ilgisi olduğu belirtiliyor. Ancak Science gibi üst düzey bir derginin okurlarının, evrimsel sürecin nasıl işlediğini tamamen biliyor olduğu varsayılıyor. Bu varsayımın çoğu zaman hatalı olmasından ötürü, bu noktayı netleştirelim: köpekler, kızak çekmekle uğraştıkları için dişlerini yitirmediler veya omurga yapıları değişmedi. Yani bir sporcunun ağırlık kaldırması sonucu kaslanması gibi bir durumdan söz edilmiyor. Diş yapısı kızak çekmeye daha uyumlu olanlar (örneğin arka dişleri genetik bir nedenle bulunmayan erken köpekler), atalarımız tarafından daha fazla seçildiler, beslendiler, korundular. Benzer şekilde, omurga yapısı kızak çekmeye daha uygun olanlar, daha uzun süre hayatta kaldılar ve ürediler. Bunun sonucunda, kendilerindeki diş ve omurga yapısını belirleyen ve o şekilde "uygun" kılan genleri gelecek nesillere daha fazla aktardılar. Böylece nesiller içerisinde kurtların yapısı giderek, kademeli olarak farklılaştı. Yoksa bir köpek uzun süre kızak çekti diye evrimsel bir değişim yaşanmaz. Ömür içerisindeki fiziksel faaliyetlerin evrimsel süreçle doğrudan bir alakası yoktur. Ancak o fiziksel süreçleri nasıl ve ne kadar beceriyle yaptığınız, hayatta kalıp kalmadığınızı etkiliyorsa ve o özelliği nasıl yaptığınızı belirleyen genler varsa, bu genlerin daha sık veya daha seyrek olarak gelecek nesillere aktarılması, evrimin ta kendisidir. Kurtların köpeklere evrimleşmesi sürecinde olan sayısız değişimden sadece 1-2 tanesi de, bu yazıda anlatılanlardır.

Kaynak: Science

Beyin Yiyici Amip...

Ters Dönmüş Buzul!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim