Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kuşkusuz Jurassic Park sayesinde adımız gibi bilmeye başladığımız, evrimsel sürecin var edebildiği en yırtıcı avcılarından biri olan, jeolojik ve evrimsel açıdan çok kısa bir süreliğine (67-66 milyon yıl öncesinde yaklaşık 1 milyon yıl) de olsa Dünya'ya hükmedebilmiş dinozorlardan bir tanesi Tyrannosaurus rex. Yani "zalim kertenkele kralı". 

T. rex, 12.3 metre uzunluğa erişebilen, 4 metre burun-kuyruk mesafesine sahip olan, 6.8 ton ağırlığındaki bir "canavar" idi. Yaşadığı dönemde bilindiği kadarıyla var olmuş en büyük etçildi. Neredeyse önüne gelen her dinozoru avlayabilirdi.

Günümüzde türe ait 50'den fazla ayrı bireyin fosili bulunmuştur ve bunların bazıları tek başına tüm kemikleri korunmuş haldedir.

Jurassic Park'ın meşhur başrolü dev theropod T. rex, gelmiş geçmiş en büyük kara etoburlarından biridir. Şimdiye kadar bulunan en büyük dişi 30 cm'dir. Yetişkin bir T. rex 12 metrelik uzunluğu ile hızlı koşmak istediğinde 32 km/h hıza ulaşabilir. Henüz Elasmosaurus veya Archaeopteryx gibi iyi korunabilmiş dokusu bulunamadığı için derisinin nasıl olduğu sadece speküle edilebilir. Şimdiye kadarki bulunan en bütün fosili Sue adındaki numunedir. Bu örnekte T. rex iskeletinin %85'i tamdır. Ardından 1997'de 7.6 milyon dolara Chicago'daki doğal tarih müzesine satılmıştır. Aynı zamanda tarihteki en pahalı dinozor fosili olarak kayıtlara geçmiştir.
Jurassic Park'ın meşhur başrolü dev theropod T. rex, gelmiş geçmiş en büyük kara etoburlarından biridir. Şimdiye kadar bulunan en büyük dişi 30 cm'dir. Yetişkin bir T. rex 12 metrelik uzunluğu ile hızlı koşmak istediğinde 32 km/h hıza ulaşabilir. Henüz Elasmosaurus veya Archaeopteryx gibi iyi korunabilmiş dokusu bulunamadığı için derisinin nasıl olduğu sadece speküle edilebilir. Şimdiye kadarki bulunan en bütün fosili Sue adındaki numunedir. Bu örnekte T. rex iskeletinin %85'i tamdır. Ardından 1997'de 7.6 milyon dolara Chicago'daki doğal tarih müzesine satılmıştır. Aynı zamanda tarihteki en pahalı dinozor fosili olarak kayıtlara geçmiştir.

T. rex'in Sesi Nasıldı?

Eğer hoparlörleriniz varsa sesi sonuna kadar açın, tam ekran yapın ve Vlad Konstantinov ile Alexander Kyshtymov tarafından hazırlanan bu kısacık animasyonda bir anlığında T-rex ile yan yana olduğunuzu hayal edin!

Bu canavarların seslerini; kemik yapılarından, akustikten faydalanarak ve karşılaştırmalı anatomi kullanarak tespit edebiliyoruz. Kemiklerin ve bu kemiklerle sınırlandırılan ses kutusunun çıkarabileceği seslerin belli bir sınırı var ve canlının boyutları bu sesin biçimini büyük oranda belirlemektedir.

Yapılan daha güncel çalışmalar, T. rex'in bu şekilde gür bir sesi değil de, daha pes ve ürkütücü bir sesi olabileceğini düşündürüyor. DangerVille kanalının yayınladığı bir analiz, T. rex'in gerçek sesini aşağıdaki gibi göstermektedir:

T. rex'in Sesi Gerçekte Nasıldı?
DangerVille

Görebileceğiniz gibi, T. rex kükreme davranışını hiç sergilememiş olabilir; çünkü muhtemelen böyle zor ve masraflı bir vokalizasyona hiç ihtiyacı yoktu. Sadece kapalı-ağız vokalizasyonu ile çıkardığı homurtular; T. rex'in sinyallemek istediği mesajı vermeye fazlasıyla yeterdi.

T. rex Yeniden Yaratılabilir mi?

Peki ya bu dev canavarları Jurassic Park'ta olduğu gibi tekrar yaratmamız mümkün mü? Evrimsel biyoloji ve popülasyon genetiği sayesinde teorik olarak bu mümkün. Kolay bir iş olduğunu asla söylemiyoruz; ancak evrimi ve genetiği daha iyi tanıdıkça bunları yapmamız giderek kolaylaşacak. Hatta çok uzak bir gelecekte kendi istediğimiz formlarda canlılar yaratmamız da mümkün olabilir. 

Ne yazık ki, Jurassic Park'ın temel iddiası hatalı. Keşke olmasaydı, o zaman her şey çok kolay olurdu. Ancak reçine içerisinde de olsa hiçbir DNA molekülü ortalama 450.000 yıldan fazla korunamıyor (çok çok nadiren 700.000 yıl civarına çıkabiliyor bu süre). Fakat bizim dinozorlardan bahsederken sözünü ettiğimiz zaman, en az 65 milyon yıl öncesi... Bu tarihlerden korunmuş DNA molekülü bulmak teorik olarak bile imkansıza yakın, bırakın pratik olarak bu kadar şanslı olabilmemizi... 

Peki o zaman neden mümkün diyoruz? Çünkü dinozorlar tamamen yok olmadılar. 2 büyük torunları, timsahlar ve kuşlar halen yaşıyorlar! Bu canlılar, özellikle de kuşlar, dinozorların doğrudan soyundan geliyor. Bir diğer deyişle, dinozorlar ile kuşlar kuzen değiller; aralarında doğrudan ata-torun ilişkisi var! Bu da, teorik olarak, elimizde dinozorlara ait DNA olduğu anlamına geliyor.

En önemli sorun, bu DNA'nın son 150 milyon yıldır sürekli evrimleşmiş olması. Fakat eğer ki genlere ve DNA'ya çok daha üstün bir şekilde hakim olabilirsek, bu evrimsel değişiklikleri geriye doğru takip ederek, dinozorları yeniden üretmemiz mümkün olabilir!

Şu anda oldukça uzak gözüken bir hedeften bahsediyoruz; ancak bundan 30 sene önce bir canlının bütün genomunu birkaç saatte dizileyebileceğimiz iddiası bile komik derecede hayaldi. Şimdi ise, birkaç saatte birden fazla canlının genomunu paralel olarak dizilememiz mümkün.

Aynı şey, soyu tükenmiş canlıları yeniden yaratmakta da olacak. Şu anda, mamutlar üzerinde çalışılıyor bile! Bir canlıda başarabilirsek, diğerleri de gelecektir.

Tabii bunun ürkütücü tarafları yok değil. Sadece bizleri avlamalarından ziyade, Neandertaller gibi modern insan haricindeki "insan" türlerini yeniden yaratabiliriz. Hatta Homo erectus gibi kendi atalarımızı veya yakın kuzenlerimizi bile yaratabiliriz. Bunların getireceği etik problemlerden bahsetmeye başlamıyoruz bile!

Gelecek, ürkütücü olduğu kadar heyecan verici de!

T. rex ve Ön Kolları

Dinozorların en meşhuru olan Tyrannosaurus rex türünün en meşhur özelliklerinden birisi, vücuduyla orantısız küçüklükteki ön kollarıdır. Bu kollar, büyük oranda işlevini yitirmiş ön bacaklardır. Ancak vücuduna göre fazlasıyla orantısız olan o kolların hiç şakası yoktu: Her biri, 195 kilogram kütleyi rahatlıkla kaldırabilecek kadar güçlüydü!

T. rex, büyük oranda saf çene gücüne dayalı bir avcıydı. Bu nedenle ön kollarına pek ihtiyaç duymuyordu. Ancak bu durumda ön kolları neden tamamen yok olmadı?

Bunun bir sebebi, evrimsel süreçte bir organın birdenbire yok olamayışıdır. Körelme süreci oldukça zorlu ve uzun bir süreçtir ve on binlerce neslin geçmesi gerekebilir. Buna karşılık T. rex, sanılanın aksine sadece 2 milyon yılcık hüküm sürebilmiş bir dinozordur. Bu sürenin sonunda çarpan göktaşı, tüm dinozorların soyunu tüketmiştir. Eğer ki meşhur Kretase-Tersiyer yok oluşu yaşanmasaydı, belki de T. rex kollarını tamamen yitirecekti.

Ne var ki evrimsel süreçte körelen organların bir diğer özelliği, eğer ki bu süreç içerisinde yeni işlevler kazanacak olurlarsa, o yöne doğru evrimleşebilecek ya da körelmeleri durma noktasına kadar yavaşlayabilecek olmasıdır. Yapılan incelemeler, T. rex'in ön kollarını çiftleşme sırasında dişileri tutmak, yere düştüğü zaman ayağa kalkarken destek olarak kullanmak ve avını parçalarken sabit tutmak gibi amaçlarla kullandığını düşündürmektedir. Görselde de izah ettiğimiz gibi, T. rex'in ön kolları göreli olarak zayıf ve küçük olsa da, mutlak değerlerde düşünüldüğünde halen çok güçlü ve kullanışlıdır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 14
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 5
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 4
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • B. Strauss. Why Did Tyrannosaurus Rex Have Tiny Arms?. (2019, Mayıs 04). Alındığı Tarih: 27 Şubat 2020. Alındığı Yer: ThoughtCo. | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/04/2020 23:44:55 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7656

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Kitap yakmaktan daha büyük suçlar vardır. Biri, onları okumamaktır.”
Joseph Brodsky
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder