Gece Modu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

“Irk” sözcüğü üzerinden dönen tartışmalar sadece Türkiye’de değil, Dünya’nın birçok ülkesinde, farklı zaman dilimlerinde kavgalara, tartışmalara ve anlaşmazlıklara neden olmuş, çoğu zaman üzücü sonuçlar doğurmuş bir sorundur. Bu soruna bilimin gözlerinden baktığımızda, oldukça anlamsız ve yersiz bir sürtüşmeden söz ettiğimiz görülecektir. Çünkü evrimsel biyoloji, ırklarla ilgili oldukça net bir tanım yapmaktadır ve temel bilimlerin dilindeki ırklar bunlardır. Bu tanıma göre, bugüne kadar süregelen kavgaların hiçbirinin biyolojik ve bilimsel olarak bir aslı olmadığı; ancak siyasi/politik kavga ve çıkarların ürünü olduğunu görebilmekteyiz.

Evrimsel biyoloji için “ırk”, bir türün izole olmuş ve olmayı sürdüren alt popülasyonlarıdır. Örneğin bir arı türünün Torosların güneyinde kalan bireyleriyle, Torosların kuzeyinde kalan bireyleri eğer ki birbirlerine artık hiçbir şekilde ulaşamıyor ve çiftleşemiyorsa, ayrı biyolojik ırklar olarak tanımlanırlar. Irk, evrimsel süreçte yeni türlere dönüşmenin (türleşmenin) ilk adımıdır. Irklar, ilk etapta ayrı türler değildirler; ancak aralarında bir izolasyon (bariyer) olduğu için, farklı seçilim baskıları altında kalırlar ve bu nedenle “türleşme potansiyeline sahip popülasyonlar” olarak görülürler. Ola ki bu izolasyon devam edecek olursa ve söz konusu popülasyonlar ayrı birer ırk olarak varlıklarını sürdürmeye devam ederlerse, binlerce ve milyonlarca yıl sonunda ayrı birer tür (veya kimi durumda farklı yönlere evrimleşme miktarına göre “alt tür”) evrimleşir. Kimi zamansa söz konusu bariyerler ortadan kalkar ve artık o gruplar ayrı birer “ırk” olmaktan çıkarlar; tekrar tek bir türün tek bir ırkı olarak görülürler. Dolayısıyla “ırk” sözcüğü artık gereksiz kalır ve o popülasyon için kullanılmaz. 

"Sağduyumuza dayanarak elde ettiğimiz kanıtlara ek olarak bilim insanları, tüm insanların tek bir halka ait olduğunu ispatladılar. Atalarımızın deri rengi ve nihayetinde benim deri rengim ve sizin deriniz mor ötesi ışınların, enlemin ve iklimin bir ürünüdür. Amerika Birleşik Devletleri’nde yakın zamana kadar yaşadığımız üzücü çatışmalar bir yana dursun, ırk diye bir şey yoktur. Hepimiz tek bir türüz. Her birimiz, farklılıklardan çok ama çok daha fazla benzerlik taşıyoruz. Hepimiz Afrika’dan geliyoruz. Hepimiz aynı yıldızın tozlarıyız. Evrenin uçsuz bucaksızlığında, soluk mavi bir nokta olan bu gezegenin üzerinde yaşayacak ve öleceğiz. Beraber çalışmak zorundayız!" - Bill Nye
Science Alert

Peki bu söz konusu izolasyonlar nelerdir? Çoğu zaman bunlar, coğrafi izolasyonlardır. Örneğin yukarıdaki arılar ve Toros Dağları örneği böyledir. Canlı türünün doğal hareketleri veya göçleri sırasında araya coğrafi bariyerler girer ve farklı gruplar oluşur. İşte bunlar farklı ırklardır. Benzer şekilde, mekanik izolasyonlardan söz edebiliriz. Bunlar, aynı türe veya alt türe ait canlıların üreme organlarının birbirine uymaması nedeniyle oluşan izolasyonlardır. Örneğin bütün köpek çeşitleri Canis lupus familiaris alttürüne aittir; ancak bir Danua’nın penisi, bir Chihuahua (Çivava) vajinasıyla uyumlu değildir. Bu nedenle bunları ayrı ırklar olarak görmeye başlayabiliriz. Bir diğer izolasyon tipi davranışsal izolasyondur. Örneğin aynı türe ait olan kuşların bazıları, diğerlerine göre farklı öter. Bazı dişiler, bu farklı öten kuşları daha fazla seçerler; ancak diğer türlü öten kuşlar da yeterince eş bulabilir. İşte aynı tür içerisindeki farklı davranış tiplerinin çiftleşme konusunda birbirinden bağımsız olarak öbeklenmesi de izolasyondur. Bir diğer izolasyon, zamansal izolasyondur. Burada da aynı türün farklı grupları, yılın farklı zamanlarında çiftleşmeyi tercih ederler. Aynı türe ait bazı böcekler, üzerlerinde yaşadıkları bitkilerin yılın farklı aylarında meyve vermeye başlaması nedeniyle (küresel ısınma gibi faktörler bu değişimlere neden olmaktadır), o aylarda çiftleşebilerek ırklaşırlar. Son bir izolasyon tipi ise gametik izolasyondur. Bunda da üreme organları yerine, aynı türe ait bireylerin üreme hücreleri (sperm ve yumurta) birbiriyle uyumsuz hale gelir. Bu daha nadir görülen bir izolasyondur; ancak deniz kestaneleri ve bitkilerde kimi zaman görülür. Uzun lafın kısası, üreme (yani genlerin karışması olayı) konusunda bir ayrışmaya neden olan her unsur, izole edici bir bariyer olarak görülebilir. 

İzolasyonlar ile ırk arasındaki ilişki hakkında öğrenilmesi gereken en kritik nokta, izolasyonların hemen hemen her zaman tersine dönebilir olmasıdır. İzolasyon ortadan kalktığı anda, söz konusu ırk tanımları da geçersiz hale gelir. Bir diğer deyişle, anlamamız gereken biyolojide “ırk” dediğimiz olgunun son derece dinamik olduğu gerçeğidir. Örneğin 10 sene önce 2-3 farklı ırktan (izole gruptan) oluşan bir tür, 10 sene sonra aradaki izole edici bariyerlerin ortadan kalkması sonucu artık tek bir türe ait tek bir popülasyon haline dönüşebilir. Bunun en güzel örneği, coğrafi olarak izole olmuş ırkların yeni göç yolları bulması sayesinde tekrar bir araya gelerek üremeye başlamasıdır. Bu noktada artık onlar ayrı ırklar değildirler. Irklar, siyasi olarak yapılan tanımlamaların aksine, biyolojide statik ve kalıcı damgalar değildir. Sadece canlı popülasyonlarının nasıl izolasyona uğrayıp ayrıştıklarına bağlı olarak yapılan geçici bir tanımdır.

Bu açıdan bakıldığında, günümüz koşullarında Dünya üzerinde neredeyse hiçbir biyolojik ırkın bulunmadığını görürüz. Çünkü bazı izole kabileler hariç, artık hiçbir insan grubu (popülasyonu) birbirinden coğrafi izolasyonla ayrılmamıştır. Bu durumda Alman, İtalyan, Kürt, Türk, Fransız, Ermeni, Japon, vb. biyolojik açıdan birer ırk değildir. Bunlar, belli bir kültürel tarihi paylaşan, belli siyasi sınırlara bağlı olarak bir arada yaşamayı tercih etmiş (veya buna muhtaç kalmış) insanlardır. Buna işaret etmek için “etnisite” ya da “ulus” gibi politik kavramlar bulunmaktadır. Bu kavramların sosyoloji açısından işlevi bulunuyorsa da, biyoloji açısından herhangi bir anlamı veya geçerliliği yoktur. Dolayısıyla teknik terimleri bilim dalları arasında kontrolsüz bir şekilde transfer edip, sonra bu sözcüklere çeşitli anlamlar yüklemek, sadece bilimi zedeleyici değil, toplumsal düzeni de bozan bir davranıştır.

İnsanlar her zaman ırksız değildi. İlk olarak evrimleştiğimiz bölge olan Afrika’yı terk ederek Dünya’ya yayıldığımız son 100.000 yıllık zaman diliminde, birçok defa izole olduk ve bu izolasyonlar farklı ırklarda farklı özelliklerin evrimleşmesine neden oldu: farklı göz yapıları, farklı ten renkleri, farklı fiziksel özellikler, farklı davranışlar ve hatta kültürler bile bu izolasyonların ürünüdür. Ancak bu yüzeysel farklılıklar, günümüzde halen ırklardan oluşan bir tür olduğumuz anlamına gelmemektedir! Son 12.000 yıldır süregelen yerleşik yaşam ve tarımımız, son birkaç asırdır süregelen küresel ulaşım (ve dolayısıyla göçler), insanlığın tarihinde var olan tüm ırkları silip atmıştır. Bu durum, günümüzde de devam etmektedir. Zaten “melez bireyler” dediğimiz, antik ırkların izlerinin karışımı sonucu ortaya çıkan bireyler, bunun en güzel göstergesidir. Şakacı bir açıdan bakacak olursak, Rihanna’nın varlığı, ırkların artık var olmadığının en güzel kanıtlarından birisidir.

Yani önümüzde iki tercih var: kavramların siyasi tanımları üzerinden giderek ayrışmaya devam edeceğiz veya kavramların bilimsel (biyolojik) tanımları üzerinden giderek, Evrimsel Biyoloji’nin bütünleştirici ışığı altında el ele, omuz omuza vereceğiz.

Tercih sizin.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 4
  • Tebrikler! 2
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/12/2019 18:11:12 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/683

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bazı insanlar, özellikle de erkekler, bilimin kadınlar için iyi bir kariyer tercihi olmadığını söylediler. Bu, beni başarılı olmak konusunda daha da azimli kıldı.”
Francoise Barre
Geri Bildirim Gönder