Büyük Patlama Nedir? Büyük Patlama Sırasında Neler Yaşandı?

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Büyük Patlama, hepimizin mutlaka duyduğu ancak birçoğumuzun detaylarıyla ilgili çok az bilgiye sahip olduğu, çoğu zaman hatalı bilgiler arasında kaybolduğumuz bir konudur. Bu yazımızda, Büyük Patlama ile ilgili bilmeniz gereken her şeyi bir arada ve anlaşılır bir dille aktarmaya çalışacağız.

Büyük Patlama Nedir?

Büyük Patlama, modern kozmolojik teoriler ışığında, maddenin aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan genişlemesi sonucu Evren'imizin oluşmasını mümkün kılan âna verilen isimdir. Yani tıpkı kara deliklerin merkezinde bulunan tekillik gibi, Evren'in başlangıcında da bir tekillik bulunmaktadır. Evren, bu tekil noktadan başlamış ve bugünkü haline doğru evrimleşmiştir. Evren'in şu andaki büyüklüğünü tam olarak bilemiyoruz; ancak Evren'in gözleyebildiğimiz kadarının 93 milyar ışık yılı çapa sahip bir küre olduğunu biliyoruz. Evren'in büyüklüğüyle ilgili detayları buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz.

"Büyük Patlama" İsmi Nereden Geliyor?

Aslında bu terim, Büyük Patlama Teorisi'nin bugün anlattığını bildiğimiz içeriğini eleştirmek ve yermek amacıyla Fred Hoyle tarafından bir radyo programında ilk defa kullanılmış ve sonradan dilde yer etmiştir.

Büyük Patlama Teorisi'nden önce bilim insanları arasında Evren'in başlangıcına ve varlığına yönelik farklı teori, hipotez ve görüşler görülüyordu. Bunlardan en yaygın olarak kabul göreni, Fred Hoyle'un Dengeli Durum Teorisi idi. Bu teori, Einstein'dan Hubble'a kadar herkesçe kabul görmekteydi. Bu teoriye göre Evren içindeki maddenin yoğunluğu zaman içinde hep sabitti; çünkü yaratılış olayı durmaksızın devam etmekteydi. Kendisini ateist olarak tanımlasa da, oldukça mistik ve bilimsel gerçeklerle uyumsuz bir dünya görüşüne sahip olan ve birçok konuda tartışmalı pozisyonları savunan Hoyle için bu yaklaşım, bir nevi inanç ile bilimi bütünleştirmekteyi başarmaktaydı.

Ancak 1920'lerden itibaren keşfedilen yeni bulgular, o zamana kadar geliştirilen hipotez ve teorilerin altını oymaya başlamıştı. Hoyle'un teorisi de bundan nasibini almaktaydı.

Hoyle, 20 Mart 1949'da BBC'nin canlı yayın radyo programına katıldı ve programda kendisininkine alternatif olan teorileri eleştirdi. Örneğin, dönemin Katolik papazı Georges Lemaitre tarafından ileri sürülmüş oldukça yaygın bir görüş olan İlkel Atom Hipotezi'ni eleştirdi. Ancak konu Evren'in sürekli bir yaratım halinde değil de, tekil bir başlangıçtan geliyor olabileceğini söyleyen, dolayısıyla kendi inanç biçimini ve teorisini tehdit eden yeni teoriyi anlatırken, teoriyi küçümsemek için ondan "bu büyük patlama fikri" diyerek bahsetmişti.

Terim, ilk etapta kulağa hoş gelse ve dile kolayca yerleşebilecek gibi gelse de, 1970'lere kadar akademik literatürde hiç bu şekilde kullanımladı. Bunun yerine birkaç defa Science News Letter ve Popular Science gibi popüler bilim dergilerinde terime yer verildi. Yayınlanan bir akademik çalışmada, 1965 senesinden önce terimin geçtiği 34 kaynak tespit edildi ve bunlardan 23 tanesi genel popüler bilim dergileri, 7 tanesi bilimsel katkı yapan çalışmalar, 4 tanesi ise felsefe literatüründe geçmekteydi. Terimin halk arasına yayılması, 21 Mayıs 1965 tarihli The New York Times gazetesi manşetinin "Sinyaller Büyük Patlama Evreni'ne İşaret Ediyor!" şeklinde atılmasıyla oldu.

The New York Times Gazetesi (21 Mayıs 1965)
The New York Times Gazetesi (21 Mayıs 1965)
The New York Times

Times'ın sözünü ettiği sinyaller, bugün Kozmik Mikrodalga Artalan Işıması olarak bildiğimiz radyasyon ile ilişkilidir. Buna az sonra döneceğiz. Burası için önemli olan şu: Bu manşetten sonra, ilk olarak halk arasında yayılan, sonrasındaysa yavaş yavaş akademik literatüre makale başlıkları yoluyla giren terim, sonrasında ders kitaplarında da kendine yer bularak bilim camiasında yer etmiş oldu. 1960-1970 yılları arasında 11 makalenin, 1970-1980 yılları arasında ise 23 makalenin başlığında Büyük Patlama terimine yer verilmekteydi. 1959'da Evren'in bu modelini kabul eden Amerikalı astronomların oranı %33 iken, 1980'lerde bu oran %69'a fırlamıştı.

Bilim insanlarının birçoğu terimden zaten hoşlanmamıştı, çünkü Büyük Patlama terimi, sanki Evren'imiz bir "kozmik bomba" imiş de, patlamış gibi bir izlenim vermektedir. Halbuki Büyük Patlama'nın gerçekte bir "patlama" ile hiçbir alakası yoktur ve benzetim tamamen hatalıdır.

Büyük Patlama Bir Patlama Değil, Bir Genişleme!

Bir bomba patladığında, merkezden dışarıya doğru çok miktarda şarapnel gibi metal parçaları ve patlamanın kendisinden yayılan enerji saçılır. Her ne kadar Büyük Patlama sırasında da yüksek sıcaklıktaki madde bir merkezden dışarıya doğru saçıldıysa da, bu olayın bir bombanın patlamasında olan gibi kimyasal bir doğası bulunmamaktaydı. Çünkü Büyük Patlama sırasında etrafa herhangi bir şey saçılmadı; zaten "etraf" olarak adlandıracağımız uzay-zaman düzlemi oluşmaya başladı.

Yani Büyük Patlama bir yerdeki var oluş olayı değildir. Büyük Patlama, mekan olarak tanımlayabileceğimiz uzay-zaman dokusunun oluşmaya başladığı andır. Büyük Patlama bir yer değildir; bir ândır. Zamansal bir olaydır.

Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Büyük Patlama, uzay içinde yaşanmadı. Zaten Büyük Patlama olayı sırasında üretilmeye başlanan şey uzayın kendisiydi. Dolayısıyla Evren, uzay içinde genişlemeye de başlamadı. Uzay tüm yönlerde genişleyerek oluşmaya başladı ve bizler, şu anda da o genişleyen dokunun içinde bulunan ürünleriz.

Balon Analojisi ve Sorunları

Örneğin Büyük Patlama'yı anlatmak için genellikle balon analojisi kullanılır. Bu analojide, içine hava üflenen bir balonun her yönde genişlemesi örnek verilir. Gerçekten de Evren durmaksızın genişlemektedir ve Evren'in içindeki galaksi kümeleri de bu genişlemeye bağlı olarak birbirinden uzaklaşmaktadır. Öyle ki, on milyarlarca yıl sonra ne yöne bakarsak bakalım, kendi kümemizdeki galaksiler haricinde hiçbir galaksiyi göremeyeceğiz; çünkü hepsi Gözlenebilir Evren'imizin dışında kalacak.

Balon analojisi, genel olarak genişlemenin her yönde olduğunu ve uzay-zaman dokusu içindeki galaksi kümelerinin nasıl birbirinden uzaklaştığını anlamak için faydalı bir benzetim olsa da, belli başlı hataları bulunmaktadır. Bu hataları bilmek, Büyük Patlama ile ilgili benzetimlerin neden gerçeği yansıtmakta güçlük çektiğini anlamanızı sağlayacaktır:

  1. Evren içine üflenen herhangi bir şey yoktur. Balona üflediğinizde ona madde (hava molekülleri) katarsınız; genişleme de, balonun geçirgen olmayan dokusu içinde birikerek basıncı artan gaza bağlı olarak olur. Halbuki Evren'in genişlemesi için içine ek bir madde katılmamaktadır.
  2. Benzer şekilde balon, etrafını saran havanın içinde genişlemektedir. Evren'in dışını saran hava gibi bir madde ise bulunmamaktadır. Şu anda Evren'in dışında ne olduğunu bilmiyoruz; ancak bildiğimiz anlamıyla madde olmadığından neredeyse eminiz.
  3. Balonun yüzeyi 2 boyutludur; dolayısıyla balon yüzeyine çizeceğiniz noktaların birbirinden uzaklaşması 2 boyutlu bir olaydır. Halbuki Evren'in kendisi uzamsal olarak üç boyutludur; genişleme de bu üç boyutta da olmaktadır.

Evren'in Merkezi Nerede?

İnsanlar asırlar boyunca kendilerini Evren'in merkezinde sanmışlardır. Halbuki Evren'in merkezi diye bir lokasyondan söz etmemiz mümkün değildir. Bunu anlayabilmek için, konuya tersten yaklaşmamız gerekiyor: Evren'in merkezinde olsaydık, ne olurdu?

Bizden uzakta bulunup, Evren'in genişlemesi nedeniyle bizden uzaklaşan galaksilere baktığımızda, bizden daha uzakta olan galaksilerin, daha hızlı uzaklaştığını görmekteyiz. Yani bir galaksi, diğerine göre bizden 2 kat uzaktaysa, bizden uzaklaşma hızı da 2 kat olmaktadır. Buraya kadar sıkıntı yok; ancak bu durumda bir problem doğmaktadır: Eğer biz Evren'in merkezindeysek, bizden yeterince uzaktaki galaksilerin bizden ışık hızından daha hızlı uzaklaşması gerekirdi. Halbuki Einstein'ın Görelilik Teorisi, hiçbir şeyin ışıktan daha hızlı hareket edemeyeceğini göstermektedir.

Bu sorunu çözmenin bilinen tek bir yolu bulunmaktadır: Evren, her noktada, eşit miktarda genişlemektedir. Yani uzay-zamanın Dünya civarındaki genişleme miktarıyla, Andromeda Galaksisi'ndeki bir gezegendeki genişleme miktarı eştir. Dolayısıyla Dünya veya herhangi bir nokta Evren'in merkezi olamaz. Evren tek bir merkezden dışa doğru değil; her noktada eşit miktarda genişlemektedir. Bu da, hangi noktadan bakarsanız bakın, Evren'in merkezindeymişsiniz gibi zannetmenize neden olmaktadır. Aşağıdaki grafikle bunu açıklayalım:

Evren'in her noktada eşit genişlemesini gösteren bir grafik
Evren'in her noktada eşit genişlemesini gösteren bir grafik
University of Virginia

Grafikte A karesi, Evren'in belli bir zamandaki durumunu göstermektedir. B karesi ise, bundan sonraki bir durumunu göstermektedir. C kardesinde, x ile işaretlenmiş bir galaksiden etrafı gözleyen bir gözlemcinin kendisini Evren'in merkezinde sanmasına sebep olacak konumlanma gösterilmektedir. Aynı his, D karesinde x ile işaretlenmiş bambaşka bir galakside bulunan gözlemci için de aynı olacaktır. Çünkü C veya D karesindeki gözlemciyi "özel" kılan bir durum yoktur. Evren, her noktada, eşit miktarda genişlemektedir.

Bu durum, Evren'de genel olarak gördüğümüz eşdağılım (üniformite) özelliğini de izah edebilmektedir: Evren'in neresine bakarsak bakalım benzer yoğunluğu, benzer sıcaklığı, benzer galaksi sayılarını görmekteyiz. Bir bölge, diğer bir bölgeye göre daha "özel" ya da "öncül" değil. Büyük Patlama, bugün "Evren" dediğimiz yapının her noktasında, aynı anda meydana geldi ve o noktaların her biri birbirinden uzaklaşarak genişledi. Bu nedenle şu veya bu nokta Evren'in merkezidir diyemiyoruz. Evren'in gerçekten bir merkezi varsa da, şu anda elimizdeki bilgilerden buna ulaşmamız mümkün gözükmüyor.

Büyük Patlama'dan "Öncesi" Diye Bir Şey Yok!

Bu, anlaması en güç gerçeklerden birisi: Büyük Patlama, uzay-zamanın var olmaya başladığı bir ân olduğu için, Büyük Patlama'dan öncesi diye bir kavramdan söz etmemiz de mümkün değil.

Bizler, akan bir zaman algısına sahip olduğumuz için, zamanın bir noktada başlaması ve öncesinden söz edememek zihnimizi fazlasıyla zorlamaktadır. Ancak Görelilik Teorisi çerçevesinde, zamanın bizim alışageldiğimiz gibi düzenli akan bir olgu olmadığını anladığımız zaman, Büyük Patlama ânına yaklaştıkça zamanın anlamını neden yitirdiğini anlamamız da mümkün olabilir.

Bir cismin kütlesi ve hızı, onun deneyimlediği zaman algısını etkilemektedir. Örneğin Dünya etrafında dönen uyduların düzenli olarak iç saatlerini düzenlemeleri gerekir, çünkü bu yüksek irtifada dönen uyduların deneyimlediği zaman algısı, Dünya'da bizlerin deneyimlediği zaman algısından farklıdır. Bu fark, Dünya'nın kütleçekiminin gezegenin yüzeyi ile uyduların döndüğü yükseklikte farklı olmasıdır. Bizim için zaman, uydularınkine göre daha yavaştır. Bu fark çok küçüktür; ancak yeterince uzun süre geçince bu fark birikerek anlamlı bir boyuta ulaşmaktadır. Benzer şekilde, devasa kara deliklerin olay ufkuna yaklaşan bir gözlemcinin zaman algısı değişecektir.

Bu durumda, Evren'deki bütün malzemenin tekil bir noktaya sıkıştırıldığı Büyük Patlama ânında, bildiğimiz anlamıyla zamandan söz etmemiz imkansızlaşmaktadır. Öyle ki, bu ân içerisinde bildiğimiz fizik kuvvetleri de anlamını tamamiyle yitirmektedir. Hatta temel fizik kuvvetlerinin ne zaman birbirinden ayrışıp, anlamlı birer doğa yasası haline geldiklerini bile tespit edebilmekteyiz. Yani fizik kuralları, Büyük Patlama ânına yaklaştıkça değişmektedir.

Bu nedenle Büyük Patlama ânından önce ne olduğunu sormak, kuzey kutbunun daha kuzeyinde (veya güney kutbunun daha güneyinde) ne olduğunu veya doğmadan önce ne/nerede olduğunuzu sormaya benzer. Kutup noktaları, gezegenimizin yapısal varlığının noktalarıdır; kuzey-güney kavramları bu varlığın yapısına göre belirlenir. Sizin varlığınız, babanızın spermi ve annenizin yumurtasının birleşmesi ile başlar, onunla tanımlanır. Bundan önce "siz" diye bir kavram bulunmuyordu. Benzer şekilde, Büyük Patlama ânından önce de Evren veya zaman gibi kavramlar bulunmuyordu. Dolayısıyla olmayan bir şeyin "öncesini" sormak anlamsız olmaktadır.

Büyük Patlama Teorisi'nin Birçok Kanıtı Bulunuyor!

Büyük Patlama da, bilimin diğer tüm güçlü açıklamaları gibi bir teori ve birçok diğer güçlü teori gibi çok sayıda bilimsel veri ve bulguyla besleniyor ve bu sayede bünyesindeki doğa yasalarının neden ve nasıl o şekilde olduğunu açıklamayı başarıyor. Büyük Patlama Teorisi'ni besleyen gözlemsel verileri şu şekilde sıralamak mümkün:

  • Evren çok karanlık bir yer. Geceleri, gezegenler de karanlığa gömülüyor. Evren sonsuz olsaydı, sonsuz sayıda yıldız ve sonsuz miktarda ışık olması gerekirdi; Evren karanlık olamazdı. Dolayısıyla Evren sonlu olmalıdır. Sonluysa, başlangıcı olmalıdır.
  • Evren'in daha uzak noktalarından Dünya'ya ulaşan ışığın spektrumu kırmızıya daha yakın frekanslara kayar. Buna kırmızıya kayma denir.
  • Evren'in "özel" olduğunu gösteren hiçbir niteliği yoktur. Dahası, Evren'in herhangi bir noktasının "özel" olduğunu gösteren hiçbir nitelik yoktur. Evren, her noktada homojen ve eş gibi gözükmektedir.
  • Evren'in ne tarafına bakarsanız bakın, birbirine benzer nitelikler görürsünüz. Yani Evren izotropiktir.

Bu gözlemler, Evren'in ya Büyük Patlama ile tek bir ânda başlayıp genişlediğini, ya da Sabit Denge Modeli'nde olduğu gibi ezelden beri bu şekilde olduğunu göstermektedir. Bugüne kadar geliştirilen diğer bütün modelleri (örneğin Sonsuz Evren Modeli gibi) elemektedir. Peki bu iki teoriden Büyük Patlama Teorisi'nin daha geçerli olduğunu nereden biliyoruz?

Aşağıdaki ek gözlemler, Büyük Patlama Teorisi ile açıklanabilir; ancak Sabit Denge Modeli ile açıklanamaz:

  • Uzayın derinliklerinden gelen radyo dalgaları ile kuasarların atım sayılarını, bu kaynakların akısına kıyasladığımızda Evren'in zaman içinde evrimleştiğini görüyoruz. Evren sabit değildir.
  • Evren'in her köşesini dolduran Kozmik Mikrodalga Artalan Işıması, Evren'in çok daha yoğun ve izotermal bir durumdan bugünlere evrimleştiğini göstermektedir.
  • Aynı ışımaya yönelik gözlemlerimizdeki sıcaklık dağılımlarının kırmızıya kayma ile uyumlu olması, Evren'in zaman içinde değiştiğini doğrulamaktadır.
  • Döteryum, 3HE, 4He ve 7Li gibi hafif izotopların Evren'de bol miktarda bulunması, Büyük Patlama Teorisi'nin öngördüğü ilk üç dakikada yaşanan olaylarla uyumludur.

Buna ek olarak, Kozmik Mikrodalga Artalan Işıması'nın açısal güç spektrumunun milyonda birkaç parçacık seviyesinde olması, "karanlık madde ile dolu Evren modeli"ni öngören ve Büyük Patlama Teorisi'nin bir uzantısı olan Enflasyon Teorisi ile uyumludur.

Evren Sonsuz mu, Yoksa Sonlu ama Çok Büyük mü?

Evren'in sonlu mu yoksa sonsuz mu olduğunu tespit edebilmek için, şeklini bilebilmemiz gerekiyor. Evren'in şekline yönelik en güçlü tahminler, Evren'in bir küre şeklinde olduğunu düşündürüyor; her ne kadar simit şeklinde olduğunu gösteren modeller olsa da... Bu konuyu buradaki yazımızda daha detaylıca işlemiştik. Küresel bir cisimle ilgili en büyük problem, gözlemciler kürenin kendisinden çok ama çok küçükse, kürenin küreselliğini tespit etmenin oldukça güç olabilmesidir. Hatta bu nedenle günümüzde halen Dünya'nın küreselliğini görmekte zorlandığı için Dünya'nın düz olduğuna inanan komplocular bulunmaktadır. Ancak bir şeyi tespit etmenin güç olması; aklımıza gelen ilk açıklamanın gerçek olduğu anlamına gelmemektedir.

Evren'in kıvrımlarına yönelik hesaplar, kıvrım yarıçapının 70 milyar ışık yılından daha büyük olduğunu göstermektedir. Bu kıvrımın pozitif veya negatif yönde olduğuna yönelik herhangi bir tespit henüz bulunmamaktadır. Dahası, bu hesaplama yöntemiyle kıvrım yarıçapının üst limitini tespit edemediğimiz için, Evren'in düz olması (kıvrım yarıçapının sonsuz olması) da ihtimaller dahilindedir. Evren'in tamamının hacminin, Gözlenebilir Evren'den en az 20 kat daha büyük olduğu hesaplanmaktadır. Dolayısıyla bu kadar devasa bir yapının ufak bir kısmına bakarak düz olduğunu sanmamız olasıdır.

Evren, Gözlenebilir Evren'den Çok ama Çok Daha Büyüktür!

Gözlenebilir Evren, bu yazıda daha önce de sözünü ettiğimiz gibi, bir gözlemcinin bulunduğu noktadan her bir yöne doğru bakarak tespit edebildiği Evren parçalarının tamamıdır. Ancak bir gözlemcinin görebildiği mesafe, Evren'in kendi toplam boyutu değildir; hatta ondan çok daha ufak olması olasıdır. Çünkü Evren durmaksızın genişleyen bir yapı olduğu için ve ışığın hızı da sonlu olduğu için, gözleyebildiğimiz Evren, ışığın bugüne kadar kat etmeyi başardığı yol ile kısıtlı olmaktadır. Bu durumda Evren'in kendisi, bir gözlemcinin Gözlenebilir Evren'inden çok daha büyük olmalıdır.

Gerçekten de olan budur. Az önce de söylediğimiz gibi, Evren'in tamamı, Gözlenebilir Evren'den en az 20 kat büyük olmalıdır. Ancak yapılan diğer hesaplamalar, 20 sayısından çok daha büyük oranları ortaya koymaktadır. Bir analize göre Evren, Gözlenebilir Evren'den 3×10233\times{10^{23}} kat büyüktür. Başka hesaplamalar, Evren'in toplam büyüklüğünü Gözlenebilir Evren'in 10101012210^{10^{10^{122}}} katı gibi büyüklüklerde hesaplamaktadır. Bu konudaki detaylı bir incelememizi buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz.

Bunlardan hangisinin doğru olduğunu bilmek mümkün değil; ancak Evren, muhtemelen sandığımızdan bile çok ama çok daha büyük bir yapı.

Büyük Patlama Sırasında Neler Oldu?

Bunu, modern kozmoloji çerçevesinde bildiklerimiz ışığında şöyle yanıtlamamız mümkün:

  1. Büyük Patlama'dan sonraki 1 Planck Zamanı sürede, yani 10-43 saniyede, kütleçekimi kuvvetinin etkisi altında, kuantum mekaniğinin kuralları çerçevesinde parçacıklar ve alanlar evrimleşmeye başlar. Bu an içinde Evren, sadece 10-33 santimetre boyundadır, homojendir ve izotropiktir. Bu anda sıcaklığı 1032 Kelvin civarındadır.
  2. Bu noktada enflasyon (hızlı genişleme) başlar. Linde'nin kaotik enflasyon modelinde bu genişleme Planck zamanında başlar; ancak Büyük Birleşik Kuram çerçevesinde bu genişlemenin başlayabilmesi için sıcaklığın Büyük Patlama'dan sonraki 10-35 saniyede 1027 ila 1028 Kelvin dolaylarına kadar düşmesi gerekmektedir.
  3. Büyük Patlama'dan sonraki 10-33 saniyede enflasyon dönemi biter. Sıcaklık bu noktada yeniden 1027 ila 1028 Kelvin dolaylarındadır; çünkü enflasyona neden olan vakum enerjisi yoğunluğu ısıya dönüşür. Enflasyon evresi o kadar hızlı yaşanmıştır ki, bu evre sonunda Evren'in görünen yaşı sadece 10-35 saniyedir. Bu genişleme dolayısıyla Evren'in Planck zamanındaki homojen kısımları 100 santimetre genişliğe ulaşmıştır ve büyüme faktörü 1035 civarındadır. Ancak bu dönemde kuantum dalgalanmalar nedeniyle homojen olmayan kısımlar belirmeye başlamıştır. Bunlar, rastgele bir şekilde Evren'in dokusuna dahil olmaktadır ve her ölçekte eşit güce sahiptirler.
  4. Baryogenez olayı, yani baryon isimli parçacıkların oluşması dönemi başlar. Antimadde ile madde arasındaki reaksiyon sürelerinde bir kırılma yaşanır. Her 1.000.000 antiproton için 1.000.001 proton ve 100.000.000 foton oluşmaya başlar.
  5. Evren, bundan sonraki 0.0001 saniye boyunca 1013 Kelvin dolaylarına kadar soğur. Antiprotonlar, protonlarla birleşerek enerjiye dönüşür; ancak daha çok sayıda proton olduğu için geriye sadece protonlar kalır. Ve çok miktarda foton...
  6. Evren, ömrünün 1. saniyesine kadar 1010 Kelvin'e soğur. Zayıf kuvvet dolayısıyla proton/nötron oranı 6 dolaylarına sabitlenir. Bu sırada Evren'in homojen kısmı 1019.5 santimetre genişliğe ulaşmıştır.
  7. Evren, ömrünün 100. saniyesinde 1 milyar Kelvin'e soğur. Elektronlar ve pozitronlar birbirlerini yok ederek daha fazla foton üretirler. Protonlarla nötronlar birleşerek dötronları üretirler. Bunlar bir araya gelerek helyumu üretirler. Bu süreçler sonucunda %75 hidrojen, %25 helyum kütlesine sahip bir Evren oluşur. Dötron/proton oranı milyonda 30 parçaya ulaşır. Proton veya nötron başına 2 milyar foton vardır.
  8. Büyük Patlama'dan 1 ay kadar sonra, Mikrodalga Art Alan Işıması'nın (CMB) bilgi taşıyabildiği sınıra ulaşırız.
  9. Büyük Patlama'dan 56.000 yıl sonra madde yoğunluğu radyasyon yoğunluğuna eşit hale gelir. Sıcaklık 9000 Kelvin civarındadır. Karanlık madde heterojenlikleri çökmeye başlar.
  10. Protonlar ve elektronlar bir araya gelerek nötral hidrojen oluşturmaya başlar. Evren bu noktada transparan hale gelir. Sıcaklık 3000 Kelvin civarına düşmüştür ve aradan 380.000 yıl geçmiştir. Normal madde artık karanlık madde kümeleri oluşturmaya başlar. Artık bu noktada, CMB'den Evren'in neye benzediğine dair bir görüntü almaya başlamak mümkün olur.
  11. Büyük Patlama'dan 100-200 milyon yıl sonra ilk yıldızlar oluşmaya başlar ve Evren yeniden iyonlanmaya başlar.
  12. İlk süpernova patlaması sonucu karbon, nitrojen, oksijen, silikon, magnezyum, demir gibi elementler uzaya saçılır.
  13. Karanlık madde kümeleri galaksileri oluşturmaya başlar, yıldızlar ve gaz bir araya gelmeye başlar.
  14. Galaksi kümeleri oluşmaya başlar.
  15. Günümüzden 4.6 milyar yıl önce, Büyük Patlama'dan 9.22 milyar yıl sonra Güneş Sistemi ve Güneş oluşmaya başlar.
  16. Evren'in ömrünün 9.28 milyarıncı yılı içinde Dünya oluşur. Sıcaklık artık 2.725 Kelvin'e düşmüştür. Evren'in homojen kısımları 1029 santimetreye kadar genişlemiştir. Bu, Gözlenebilir Evren'den daha büyüktür.
Bu muhteşem animasyonda, birkaç sene öncesinin verilerine göre 13.7 milyar yaşındaki Evren'imizin (günümüzde 13.82 milyar yaşında olduğunu biliyoruz) başlangıcından bugününe kadar yaşanan bazı olayları izleyeceğiz.

Evren Bir Kara Delik mi?

Hayır, tam olarak böyle düşünmek doğru olmaz. Büyük Patlama, tüm uzay boyunca uzanan, tek bir andır. Bir kara delik ise tek bir uzay noktası içinde tüm zamanlar boyunca uzanan bir tekilliktir.

Evren'imizin uzak geleceği buharlaşma gibi bir mekanizma içermezken, kara delikler Hawking Işıması yoluyla ile, katrilyonlarca kere katrilyonlarca yıl boyunca, yavaş yavaş buharlaşmaktadırlar. Bu, yukarıda gösterilmektedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 6
  • 5
  • 3
  • 3
  • 0
  • 5
  • 0
  • 5
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • H. Kragh. (2013). Big Bang: The Etymology Of A Name. Astronomy & Geophysics, sf: 2.28–2.30.
  • NASA. What Is The Big Bang?. (2016, Ekim 12). Alındığı Tarih: 19 Nisan 2019. Alındığı Yer: NASA
  • E. Siegel. Is There A Center Of The Universe?. (2017, Şubat 18). Alındığı Tarih: 19 Nisan 2019. Alındığı Yer: Medium
  • A. T. Interesting. The Most Important Things You Should Know About The Big Bang. (2017, Eylül 01). Alındığı Tarih: 19 Nisan 2019. Alındığı Yer: All That's Interesting

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/06/2019 21:46:36 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7758

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder