Hayat sana yalan söyledi ise ne yaparsın?
Hayat adil olmak zorunda değil. Ama sen kendine yabancılaşmadan bu oyunda kalabilirsin. İşte o zihinsel kırılma anı.
Hayat sana yalan söyledi ise ne yaparsın?
- Blog Yazısı
Önce fark edersin.
Buz gibi bir gerçeklikle çaresizce yüzleşirsin.
Senden geriye birazcık güç kaldıysa durup sakince beynini ve kalbini dinlersin. Mantığın ve vicdanın sana doğru bir yol çizsin istersin. Belki birkaç damla yaş, belki birkaç iğdeli / iğneli söz, belki bir öfke patlaması… Bazı günler, belki çok geç bir gün, dönüp geçmişe bakar, sorgular, Tanrı’dan bir cevap dahi arzu edebilirsin: “Neden ben? Ne yaptım da bunu hak ettim?”
Ve fakat nafile… İşte o anlarda şüphe tohumlarını ekersin yüreğine, fütursuzca sorgularsın Tanrı’nın varlığını da adalet kurallarının asılsızlığını da…
Kırılma anı dedikleri budur. Benim için böyle başladı en azından.
Diyorlar ki efendim; “Herkes doğmadan önce yazgısını kendisi seçiyor, çok da şikâyet etme, kabul et, itaat et, affet, bu kaderi sen kendin seçtin.”
Yalan!
Kocaman bir yalan!
Çünkü insan, hayatla aslında hiçbir zaman açık bir sözleşme imzalamaz. Hatta doğuşta seçeneklerimiz bile yoktur bizim; coğrafyayı, ebeveynleri, dinimizi, dilimizi ve daha nicelerini asla seçemeyiz. Anlayacağınız hayat söz vermez…
Ama biz ona gereksiz sözler asılsız manalar yükleriz. “Çok çalışırsam karşılığını alırım.” “İyi olursam korunurum.” “Doğruysam yalnız kalmam.” “Seversem sevilirim.” “Paylaşırsam bereketim artar.”
Hoş; bunlar da hayatın vaatleri değildir. Bunlar bizim öğretilmiş çaresizliğimizde hayattan beklentilerimizdir. Dahası belki de dualar hayata karşı bu çaresizlikten icat edilmiştir. Eninde sonunda hayat bu beklentileri boşa çıkardığında, yaşanan şey ise çoğu zaman bir yalan gibi hissedilir. Oysa belki de yalan yoktur. Belki de hayat adil değil, sadece gerçektir. Adil yaşamak için değil de gerçekliğe daha çok mana katmak için var edilmişizdir. Belki de hayat zannettiğimiz şey zamanın gerçeğin peşindeki çabasına karşı en büyük sınavıdır, kim bilir?
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Bu fark edişten sonra insan iki yola sapar. Ya sertleşir ya da kendini kapatır… Güvenmemeyi, hissetmemeyi, umursamamayı seçer, ki; bu bir öyle ya da böyle hayatta kalma refleksidir. Ve fakat uzun vadede insanı korumaz; sadece küçültür ya da aydınlatır. Küçülenlerin hayalleri de hayattan beklentileri de sabittir, fazlasını yük zannettiğinden düşünmez, denemeye bile cesaret etmez. Evrenin işleyişini inkâr etmeden, kendi yerini ve varoluşunun manasını yeniden düşünmeye başlayanlar içinse bu yol daha acılıdır, yine de bireyi özgürleştirir.
Nihayetinde hayat sana da yalan söylediyse yapılacak en zor ama en doğru şey, hayatla kavga etmek değildir. Hayatı kutsamak, yok yere anlam yüklemek hiç değildir. Yapılması gereken şey, kendi beklenti sözleşmeni, hak ettiğini düşündüğün hayatı yeniden yazmaktır. Ve tabii kendi değerlerinle dünyanın işleyişini birbirinden ayırmak… Bu şunu kabul etmektir: Ben iyi olmayı ve çabalamayı sonuç için değil, şahsi kimliğim için seçiyorum.
Bu noktada iyilik bir pazarlık olmaktan çıkar. Bir karşılık beklentisi olmaktan vazgeçer. Bir karakter tercihi hâline gelir. “Bunun sana ne getirdiği” değil, “seni kim yaptığı” önem kazanır. “Omurga” denilen o dik duruşun düsturu işte tam da bu farkındalık halidir.
Eğer bu soruyu sen de yıllardır sorguluyorsan, büyük ihtimalle bir yerlerde çok saf bir kalple sen de inandın. Bir bedel ödedin. Ve o bedelin ardından açık kalan birçok soru oldu… Ama en önemlisi: “Buna değdi mi?” Belki de cevap şudur: “Evet, değdi.” Çünkü o inanış seni bugünkü sen yaptı. Tıpkı ben gibi… Ve dahası bu; bir daha aynı şekilde inanmak zorunda olduğun anlamına gelmezdi.
Demem o ki; inancı öldürmeden saf olmayı bırakmak mümkün… Kendini inkâr etmeden korunmak da mümkün.
Hayat yalan söylediyse, insanın yapabileceği en kolay ve dürüst şey; “Bu oyunda nasıl daha gerçek kalabilirim?” Çünkü sonunda insanı ayakta tutan şey mutluluk değil, para değil, adalet değil, kazanmak hiç değil. İnsan, kendisine yabancılaşmadığı sürece bence ayakta kalır.
Galiba asıl mesele şu: hayat sana da bana da hiçbir zaman yalan söylemedi, hep böyleydi. Sadece ben, onun hiçbir zaman vermediği sözleri duymayı seçmiştim.
Acı… Ama gerçek.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 05/04/2026 06:46:00 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22514
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.